AK Parti Seçim Hazırlıklarına Hız Verdi

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın talebi üzerine geçtiğimiz günlerde seçim bildirgesi ile ilgili hazırlıkların başlatılmasının ardından, dünkü AK Parti Merkez Yönetim Kurulu (MYK)  toplantısında da, seçimlere dönük yol haritası ele alındı.  

BBC Türkçe’den Ayşe Sayın’ın edindiği bilgiye göre Erdoğan, milletvekili listelerinin titizlikle hazırlanacağını vurguladı, “yıpranmış” isimlerin listelerde yer almayacağı mesajını verdi.

Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Erdoğan’ın başkanlığında yapılan MYK toplantısındaki  sürpriz gelişme, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, organize suç örgütü lideri Sedat Peker’in iş insanı Mine Tozlu Sineren’den rüşvet istediğini iddia ettiği danışmanı Serkan Taranoğlu ile rüşvet iddialarında adı geçen Cumhurbaşkanlığı Ekonomi Politikaları Kurulu üyesi Korkmaz Karaca’nın görevlerinin sona erdiğini duyurması oldu.

Erdoğan ayrıca Karaca’nın AKP üyeliğinden de ayrıldığı bilgisini paylaştı. Bazı AKP kaynakları, Erdoğan’ın bu iki isimden uzun süredir rahatsız olduğunu, hatta Taranoğlu ile yakın bir diyaloğunun da bulunmadığını savunuyorlar.

İkinci şölen Ankara’da

MYK toplantısında ayrıca, seçim hazırlıkları da ele alındı. Bu kapsamda, Gençlik Kolları Başkanı Eyyüp Kadir İnan bir sunum yaptı.

Edinilen bilgiye göre bu yıl  mayıs ayında Adana’da gerçekleştirilen “Gençlik Şöleni”nin ikincisinin Ekim ayında Ankara’da yapılması kararı alındı ve bununla ilgili yapılacak hazırlıklar değerlendirildi.

Ayrıca, yaklaşık 6 milyon dolayında gencin oy kullanacağının değerlendirildiği toplantıda, gençleri partiye çekmeye dönük afiş, slogan ve etkinlikler üzerinde çalışılması kararı alındı.

Milletvekili listeleri: Yıpranmış isimlere yer yok

Toplantıda ayrıca, 2023 seçimlerine dönük milletvekili aday listelerine ilişkin de de değerlendirmeler yapıldığı öğrenildi.

Edilen bilgiye göre Erdoğan,  aday listelerinin kamuoyu araştırmaları da dikkate alınarak titizlikle hazırlanacağını ifade ederken, “yıpranmış isimlere” listelerde yer verilmeyeceğinin de işaretini verdi.

Aday listelerinin hazırlanması için 6 aylık sürecin çok iyi değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Erdoğan’ın, isimler üzerinde çok iyi çalışılması gerektiğini vurguladığı belirtildi.

‘Nefes aldıracak zam’ vaadi

Son 1 yılda ekonomide yaşanan sıkıntıların da değerlendirildiği toplantıda, alınan önlemlerin yurttaşlara olumlu yansımalarının yılbaşından itibaren görüşmeye başlanacağı beklentisi dile getirildi.

Bu çerçevede, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yılbaşında ücretli kesimlere “nefes aldıracak” zam yapılacağını belirterek, seçimleri de partisinin kazanacağı görüşünü dile getirdiği belirtildi.

Paylaşın

Afganistan’da Camiye İntihar Saldırısı: 18 Ölü

Afganistan’ın Herat kentinde cuma namazı sırasında bir camiyi hedef alan intihar saldırısında en az 18 kişi hayatını kaybetti, 23 kişi de yaralandı. Görgü tanıkları, saldırıda ölen ve yaralananların çoğunun siviller olduğunu aktardı. 

Haber Merkezi / Hastane kaynakları da yaralılardan bazılarının durumlarının ağır olması nedeniyle ölü sayısının artabileceğini dile getirdi.

Saldırının sorumluluğunu henüz üstlenen olmadı. Ancak Taliban’ın geçen yıl kontrolü yeniden ele geçirmesinden bu yana şiddet azalmış olsa da, son aylarda düzenlenen kanlı saldırıların çoğunu IŞİD’in Afganistan kolu olan IŞİD-Horasan üstlendi.

IŞİD’in üstlendiği ve ağırlıklı olarak azınlık toplumlarını hedef alan bombalı saldırılarda yüzlerce sivil hayatını kaybetti ya da yaralandı.

Bu arada Taliban Sözcüsü Zabihullah Mücahid, Twitter hesabından yaptığı paylaşımda, Ensari’nin ölümünden dolayı derin üzüntü duyduklarını ifade ederek, faillerin yakalanıp cezalandırılacağını aktardı.

Afganistan’da yeniden Taliban dönemi

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) öncülüğündeki NATO güçlerinin Afganistan’dan çekilmesi 31 Ağustos 2021’de tamamlandı.

Afganistan eski Cumhurbaşkanı Eşref Gani hükümetini deviren Taliban, 11 Eylül 2001 sonrası dönemde ABD ve koalisyon güçlerinin işgal ettiği ülkeye yirmi yıl sonra yeniden egemen oldu.

IŞİD’in Afganistan’daki kolu IŞİD-Horasan

IŞİD-Horasan, 2014 yılında Taliban’dan ayrılan ve son IŞİD lideri Ebu Bekir el-Bağdadi’ye bağlılık sözü veren Afganistanlı militanlar tarafından kuruldu.

IŞİD-Horasan’ın Afganistan’ın kuzeydoğusunda güçlü kökleri var, ancak başta başkent Kabil olmak üzere diğer illerde uyuyan hücreleri bulunmakta. IŞİD-K, farklı Sünni inanç öğretileriyle Taliban’ı düşman olarak kabul eder.

Kuruluşundan sonra IŞİD-Horasan militanlarının bazılarının, IŞİD’le savaşmak ve IŞİD’e yardım etmek ve Batılı hedeflere saldırı planlamak için Afganistan’dan Irak ve Suriye’ye geçtiği bilinmekte.

IŞİD-Horasan’ın silahlı militan sayısı tam olarak bilinmese de, örgüt son yıllarda Afganistan ve Pakistan’da düzenlenen bir çok kanlı saldırının sorumlusu.

IŞİD-Horasan, yabancı birlikleri geri çekme anlaşmaları da dahil olmak üzere, Taliban ile ABD arasındaki her türlü işbirliğini sert şekilde eleştirmişti. IŞİD-Horasan, Irak ve Suriye’deki IŞİD’e çok benziyor.

Paylaşın

İklim Krizi Bal Arılarının Ömrünü Kısaltıyor

Kahverengi ve kırmızımsı renkte bir parazit türü olan varroa akarı, arılarda aynı adı taşıyan bir hastalığa neden oluyor. Türkiye’de arıcılığı tehdit eden hastalıklar arasında yer alan varroa, arıların sağlığını etkilediği gibi arıcılık sektörüne de büyük zarar veriyor.

Arılarda verim düşüklüğüne ve sektörde ekonomik zararlara neden olan varroa hastalığı, son olarak 2022 Haziranı’nda Avustralya’da çok sayıda kolonide tespit edildi. Hastalık nedeniyle ülkede biyogüvenlik önlemleri alındı.

Varroa akarlarının arılar üzerindeki etkisi hakkında Anadolu Ajansı’na konuşan Dr. Öğretim Üyesi Devrim Oskay, dünya üzerinde arı koloni varlığı ve genetik çeşitlilik açısından Türkiye’nin önemli bir kaynak olduğunu belirtti.

Türkiye’de görülmesi

Dünya genelinde 30 bal arısı ırkı bulunduğu ve bunların beşinin Türkiye’de yaşadığını söyleyen Oskay, “Ülkemiz yaklaşık sekiz milyon bal arısı kolonisine ev sahipliği yapıyor. Dünyada koloni başına düşen bal verimi ortalaması 24 kilogram. Bal arısı koloni varlığı ve genetik çeşitlilik bakımından ülkemiz dünyada ön sıralardayken, koloni başına ortalama 15 kilogram bal verimi nedeniyle alt sıralara düşüyoruz,” dedi.

Olumsuz iklim koşulları, hastalık ve zararlılar nedeniyle Türkiye’de yaklaşık her yıl yüzde 10-40 koloni kaybı yaşandığını ifade eden Oskay, varroanın ilk olarak 1963’te Avrupa’daki bal arılarında tespit edildiğini, Türkiye’de ise 1970’li yılların başından itibaren görüldüğünü söyledi.

Hastalıkla mücadele

Varroanın, bugün dünyanın her ülkesinde bal arılarını tehdit ettiğini aktaran Oskay şöyle devam etti:

“Varroa akarları yetişkin bal arıları üzerinde beslenip yaşayabildikleri gibi gelişmekte olan kuluçkadaki larva ve pupalar üzerinde beslenip çoğalarak bal arılarının zayıf düşmesine, yaşam sürelerinin azalmasına, arı kolonisinde deforme kanat gibi virüslerin yayılmasına ve belli bir süre sonra kolonilerin çökmesine neden olabiliyor. Bugün varroa, dünyada arıcılık sektörünün en büyük problemi olarak görülüyor.”

Hastalıkla mücadelede karantina veya koloni imhasına başvurulamayacağını söyleyen Oskay, “Varroa ile mücadelede doğa dostu telli dip tahtası, pudra şekeri, organik asitler, aromatik, tıbbi bitki özleri ve yağları, kuluçkaya yüksek sıcaklık uygulaması, ıslah ve bunun gibi uygulamalar sentetik kimyasal kalıntı sorununun çözümü olarak görülüyor,” dedi.

Varroa nedir?

Kahverengi ve kırmızımsı renkteki bir parazit türü olan varroa akarı, arılarda aynı adı taşıyan bir hastalığa yol açıyor. Varroa, dünya arıcılık sisteminin en önemli problemleri arasında görülüyor.

Araştırmalar, iklim krizinin bal arısı kolonileri üzerinde stres yarattığını ve buna bağlı olarak da varroa akarının etkisini yükselttiğini ortaya koyuyor.

İklim krizine bağlı olarak bitki türlerinin yok olması, bitkilerin nektar ve polen salgılamalarının azalması, bal arılarının açlıkla veya yetersiz beslenmeyle karşı karşıya kalabileceğini gösteriyor.

(Kaynak: Bianet)

Paylaşın

Cumhur İttifakı İle Millet İttifakı’nın Oyları Birbirine Yakın, HDP Belirleyici

AK Parti’nin oy oranı yüzde 33.3, CHP’nin yüzde 23.2, İYİ Parti’nin yüzde 13.7, HDP’nin oy orası ise 13.4. MHP’nin oy oranı yüzde 7.1, Zafer Partisi’nin oy oranı yüzde 2.2, DEVA Partisi’nin oy oranı yüzde 2.7.

Haber Merkezi / MetroPoll Araştırma Şirketi, ağustos ayında yaptığı anketin sonuçlarını yayımladı.

Özer Sencar’ın Twitter hesabından paylaştığı ankete göre bu pazar seçim olsa, kararsızlar dağıtılmadan önce MHP’nin oy oranı yüzde 7 barajına ulaşmıyor. MHP’nin oy oranı yüzde 6.1’de kalıyor. Kararsızlar dağıtıldıktan sonra ise ancak yüzde 7.1’e ulaşabiliyor.

AK Parti’nin oy oranı kararsızlar dağıtıldığında yüzde 33.3, CHP’nin yüzde 23.2, İYİ Parti’nin yüzde 13.7 çıkıyor. HDP’nin oy orası ise 13.4.

Zafer Partisi’nin oy oranının yüzde 2.2 olduğu görülürken DEVA Partisi’nin oy oranı yüzde 2.7 olarak açıklandı. Bununla beraber Gelecek Partisi’nin listede yer almaması da dikkat çekti.

Ankete göre kararsızlar dağıtılmadan çıkan oy oranları şöyle:

AK Parti yüzde 28,7
CHP yüzde 20
İYİ Parti yüzde 11,9
HDP yüzde 11,5
MHP yüzde 6,1.

Kararsızlar, protesto oylar ve cevapsızlar oransal olarak dağıtıldığı zaman ise oy oranları şöyle:

AK Parti yüzde 33,3
CHP yüzde 23,2
İYİ Parti yüzde 13,7
HDP yüzde 13,4
MHP yüzde 7,1
DEVA Partisi yüzde 3,1
Zafer Partisi yüzde 2,6
Saadet Partisi yüzde 1,3
Yeniden Refah Partisi yüzde 1.

“Bu pazar bir milletvekili seçimi olsa hangi siyasi partiye oy verirsiniz?” sorusunun yöneltildiği anket, 13-17 Ağustos tarihleri arasında, 28 kentte yapıldı. 1717 kişi ile yapılan araştırmada hata payı +/-2,32 olarak açıklandı.

Paylaşın

CHP Lideri Kılıçdaroğlu: Türkiye’ye Demokrasiyi Mutlaka Getirmeliyiz

Katıldığı bir televizyon programında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulunan CHP Lideri Kılıçdaroğlu, “6 siyasi lider hep beraber demokrasi konusunda uzlaştık. Sorun parti sorunu olmaktan çıktı, sorun Türkiye sorunu. Türkiye’ye demokrasiyi mutlaka getirmeliyiz” dedi.

Organize suç örgütü kurmakla suçlanan Sedat Peker’in iddialarına ilişkin de konuşan Kılıçdaroğlu, “Şu an tam bir talan ekonomisi var, talan ülkesi adeta. Her gelen bir şeyleri çalmaya, götürmeye çalışıyor. Ve götürüyorlar da. Sedat Peker bunu aydınlığa çıkardı, yer, zaman, saat veriyor” dedi ve ekledi:

“Talan o kadar yaygınlaştı ve kirlenme o kadar önemli boyutlara ulaştı ki bu yargıya da sıçradı. Zaten devleti yönetenler baştan aşağı zaten kirli, içlerindeki bir kaç düzgün insan ya ayrıldı ya bir kenarda bekliyor. Ancak en tepede oturan hiç rahatsız olmuyor, keyfi yerinde.

Sedat Peker konuşmasın diye önlem almaya çalışıyor. Kendi çevresindeki adamlar zaten malı götürüyor, neden istifa ediyorlar, korkudan. İstifanın sebebini biliyorum, ucu saraya dayanıyor.”

TELE 1 canlı yayınında Enver Aysever’in konuğu olan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. CHP lideri Kılıçdaroğlu’nun konuşmasından öne çıkanlar şöyle:

“Erdoğan’ın başkanlığındaki iktidar, Türkiye’de demokrasiyi askıya almış durumda. Biz demokratik yollarla demokrasiyi güçlendirerek hayata geçireceğiz.

Altı siyasi lider hep beraber demokrasi konusunda uzlaştık. Sorun parti sorunu olmaktan çıktı, sorun Türkiye sorunu. Türkiye’ye demokrasiyi mutlaka getirmeliyiz. İnsanların özgürce yazabildikleri, hızla kalkınan bir Türkiye. Millet masası bu ülkeye demokrasiyi mutlaka getirecektir. Türkiye’ye huzur gelmesi lazım. Türkiye’yi yeniden inşa edeceğiz.

HDP’ye şeytan muamelesi yapılıyor. Biz arka kapı diplomasisi değiliz diyorlar. Helalleşme sürecinde siz Meral Hanıma deseniz, Meral Hanım işte HDP burada. Gelin helalleşmeye buradan başlayalım. Meral Hanımın da buna hayır diyeceğiniz sanmıyorum. Kucaklaşan bir Türkiye için bu radikal bir adım olmaz mı?

Daha önce defalarca söyledim, KHK ile barış akademisyenleri atıldı, onları geri getireceğiz. KHK ile atılan bir kişi soruşturma izni verilmediyse, savcı bir şey yok diyorsa, onu işe geri alacağız.

Gerçekten akıl yok bunlarda. Acaba Kılıçdaroğlu’nu nasıl sıkıştırabiliriz diye düşünüyorlar. Ya, FETÖ ile kucak kucağa yatan sizdiniz, aynı tel üzerinde cambazlık yapan sizdiniz, her türlü rezaleti yapan sizdiniz, suçlanan Kılıçdaroğlu oluyor.

Şu an tam bir talan ekonomisi var, talan ülkesi adeta. Her gelen bir şeyleri çalmaya, götürmeye çalışıyor. Ve götürüyorlar da. Sedat Peker bunu aydınlığa çıkardı, yer, zaman, saat veriyor.

Talan o kadar yaygınlaştı ve kirlenme o kadar önemli boyutlara ulaştı ki bu yargıya da sıçradı. Zaten devleti yönetenler baştan aşağı zaten kirli, içlerindeki bir kaç düzgün insan ya ayrıldı ya bir kenarda bekliyor. Ancak en tepede oturan hiç rahatsız olmuyor, keyfi yerinde.

Sedat Peker konuşmasın diye önlem almaya çalışıyor. Kendi çevresindeki adamlar zaten malı götürüyor, neden istifa ediyorlar, korkudan. İstifanın sebebini biliyorum, ucu saraya dayanıyor.

“Siyasi davalardan haksızlığa uğrayan her kişi için adalet tecelli edecek. Selahattin Demirtaş çıkacak, Osman Kavala’nın da çıkması lazım. AİHM kararı var.”

Paylaşın

Türkiye’nin S-400’ü Test Ettiği Neden Gündemde Tutuluyor?

TASS haber ajansı, Türkiye’nin Rusya’dan satın aldığı S-400 savunma sistemlerini F-16 savaş uçaklarına karşı 2019 yılı kasım ayında düzenlenen bir askeri tatbikatta test ettiği iddiasını yine gündeme getirdi.

İsrail’de yayımlanan The Jerusalem Post gazetesi ise ilk kez 2020 yılında gündeme getirilen bu konuyu yeni unsurlar içermesine rağmen TASS’ın yine gündeme taşımasının anlamlı olduğunu yazdı.

Rusya’nın bu konuyu iki yıl aradan sonra yeniden gündeme getirmesi sorgulanan haberde, Putin yönetimi için en önemli konulardan birinin Türkiye ve ABD’nin daha yakın çalışma imkanını “suya düşürmek” olduğu yorumu yapıldı.

The Jerusalem Post, Rusya için S-400 savunma sistemlerinin ABD’nin ürettiği F-16 savaş uçaklarına karşı göstereceği performansı anlamının önemli olduğu yorumunu yaparak, bu savunma sistemlerinin eski modellerinin geçmişteki hatalarına ve Suriye ve İran’da yaşanan kazalardan örnek verdi.

Eski savunma sistemlerinin, “yaptığı hatalar nedeniyle ciddi bir şekilde sorgulandığını” aktarırken, Rusya için özellikle Amerikan üretimi F-16 savaş uçaklarına karşı bu savunma sisteminin nasıl performans göstereceği konusunun önemli olduğunu vurguladı.

Türkiye’nin satın aldığı ‘’S-400 savunma sistemini kendi F-16 savaş uçağı karşısında neden denemek isteyeceği ve bundan ne yarar sağlayacağı, Rusya’nın bunun için Türkiye’den talepte bulunup bulunmadığı’’ sorgulanan The Jerusalem Post haberinde, geçen yıl Türkiye’nin kendi jetlerini düşürmemek için yalnızca platformlar arasındaki iletişimi test etmek amacıyla bunu denediğini gerekçe gösterdiğini yazdı.

TASS’ın haberinde, S-400 savunma sistemlerinin F-16 savaş uçakları üzerinde denendiği haberini Türk savunma sanayinde çalışan bir kaynaktan doğrulattığı aktarılmıştı.

İsrail gazetesi, Rusya’nın 2019 yılındaki denemeyi tekrar gündeme getirmesinin nedeninin de “açık olmadığı” görüşünü dile getirerek, Türkiye’nin S-400’leri 2019 yılı temmuz ayında teslim almaya başladığını, denemelerin kasım ayında başlamasına rağmen sistemin 2020 nisan ayında hizmete sokulmasının öngörüldüğü, ancak şu anda hala bunun gerçekleşmediğini yazdı.

İsrail gazetesi haberin sonunda S-400 satışında Rusya’nın en büyük çıkarının Türkiye’yi ABD’de uzaklaştırmak olduğu yorumunu yaptı. ABD, Rusya’dan S-400 satın alan Türkiye’yi F-35 savaş uçağı programından çıkarmıştı.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

James Webb, ‘Hayalet Galaksi’nin Detaylarını Ortaya Çıkardı

32 milyon ışıkyılı uzaklıktaki göz kamaştırıcı ‘Hayalet Galaksi’nin (Phantom Galaxy) James Webb tarafından çekilmiş yeni görüntüsü daha önce hiç olmadığı kadar net. Fotoğraf, evrendeki yıldız oluşumunun en erken evreleri hakkında daha fazla bilgi edinilmesine yardımcı olacak.

NASA ve Avrupa Uzay Ajansı (ESA) tarafından yayınlanan fotoğraf kozmosun yeni detaylarını ortaya çıkardı.

ABD Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi NASA ve ESA’dan yapılan açıklamada, “Webb’in keskin vizyonu, bu görüntünün merkezinden dışarı doğru sarkan görkemli sarmal kollardaki hassas gaz ve toz ipliklerini ortaya çıkardı. Nükleer bölgedeki gaz eksikliği, galaksinin merkezindeki nükleer yıldız kümesinin belirsiz bir görünümünü de sağlıyor” denildi.

Bilimsel ismi ‘M74’ olan galaksiye görüntüsünden ötürü ‘Hayalet Galaksi’ denilmekte. Hayalet Galaksi, Dünya’dan 32 milyon ışık yılı uzaklıkta ve Balık takımyıldızında yer almakta.

James Webb’in çektiği yeni görüntü, galaksinin parlak beyaz, kırmızı, pembe ve açık mavi toz uzantılarını ve parlak mavi bir merkezin etrafında dönen yıldızları gösteriyor.

M74 daha önce, galaksinin sarmal halindeki mavi ve pembe kollarını yakalayan, ancak bunun yerine parlak merkezini yumuşak bir sarı olarak gösteren Hubble teleskobu tarafından fotoğraflanmıştı.

Bazı gizemlerin çözülmesine yardımcı olabilir

NASA ve ESA, M74’ün “galaktik spirallerin kökenini ve yapısını inceleyen gökbilimciler için favori bir hedef” olduğunu belirtti.

Çekilen yeni fotoğraf, evrendeki yıldız oluşumunun en erken evreleri hakkında daha fazla bilgi edinmelerine yardımcı olacak.

Araştırmacılar bu fotoğrafı ayrıca “galaksilerdeki yıldız oluşum bölgelerini saptamak, yıldız kümelerinin kütlelerini ve yaşlarını doğru bir şekilde ölçmek ve yıldızlararası uzayda sürüklenen küçük toz taneciklerinin doğası hakkında fikir edinmek” için kullanacaklar.

Paylaşın

Doğalgaz Ve Elektrik Zammı Enflasyonu Nasıl Etkileyecek?

Türkiye Eylül ayına zamlarla başlarken, elektrik ve doğalgazda yapılan fiyat artışlarının enflasyonu etkileyip etkilemeyeceği merak ediliyor. Tüketici fiyatları sepetinde elektrik fiyatlarının yüzde 2.32, doğalgaz fiyatının ise yüzde 1.55 ağırlığı bulunuyor.

Reuters tarafından yapılan hesaplamaya göre 1 Eylül’den itibaren geçerli elektrik ve gaz artışının tüketici enflasyonuna doğrudan yaklaşık 0.8 puan artırıcı etki yapması bekleniyor.

Ekonomistler sanayiye yapılan zammın doğrudan olmayan yansımaları da dahil edildiğinde enflasyonu yükseltici etkinin 2 puanı bulabileceğini belirttiler.

Tera Yatırım Başekonomisti Enver Erkan yayımladığı raporda, “Sanayi maliyetlerinin etkisi fiyat geçişkenliği, kur geçişkenliği, nihai ürün fiyatı üzerindeki markup etkisi, tüketici davranışları gibi etmenlerle yayılım etkisini gösterecektir. Bu nedenle toplamdaki etki 2–2.5 puan civarlarında olabilir… enflasyon beklentileri üzerinde de revizyonlar oluşturabilir” dedi.

Gaziantep Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Adnan Unverdi de zamların enflasyona etkileri hakkında endişe belirterek, “Sanayicimizin dış pazarlarda rekabet gücünü zorlayan, üretim ve tedarikte sıkıntılara neden olan bu zamların gözden geçirilmesini talep ediyoruz” dedi.

Yıl başından bu yana konutlar için doğalgaz fiyatları yüzde 174, küçük sanayi için yüzde 277, büyük ölçekli sanayi için yüzde 379 arttı.

Elektrik fiyatları ise sene başından bu yana konutlar için yüzde 109 ile yüzde 212 arasında, ticarethaneler için yüzde 177 ile yüzde 269 arasında, sanayi için yüzde 408 oranında arttı.

Paylaşın

Sırrı Süreyya Önder’den Dikkat Çeken ‘Kılıçdaroğlu’ Açıklaması

Eski Halkların Demokratik Partisi (HDP) Milletvekili Sırrı Süreyya Önder, altılı masa için, “Muhtemelen kendi içlerinden sabote edileceklerini düşünüyorum” dedi. Önder, CHP lideri Kılıçdaroğlu hakkında ise, “Bu siyasi tablo içerisinde çok yüksek ve kıymetli bir yerde görüyorum” diye övgüyle bahsetti.

Sırrı Süreyya Önder, Ayşegül Doğan’ın Yıldırım Türker ve Hâle Şerif’le birlikte hazırladığı “İtirazım Var”da Dolmabahçe Mutabakatı, altılı masa ve güncel siyasete dair soruları yanıtladı.

Çözüm Süreci’nde yaşananlara değinen Sırrı Süreyya Önder, hala tartışılan hendeklerin kazılmasına da değindi. Önder, şunları kaydetti:

“Bu ‘hendek’ meselelerinin yaklaşımında sivil siyasetin yeterince inisiyatif alamadığı kocaman bir yalandır mesela. Siyaset can telef etti. Aktörlerin tümü can telef ettiler. Fakat önüne geçemedik. Dolayısıyla benim, bir özeleştiriden bahsettiğimizde, savaştan kendini besleyen, savaşla varılabilen, bunun dışında bir logaritmaya ne aklı eren, ne bunun oluşturucusu olmaya gücü, kapasitesi yetmeyen insanların ağzında iki, üç tane sakız var. Bunları kastediyorum. Ama benim nazarımda bu yaratıcı yol ve yöntemleri bulamamak, bunun için daha fazla çaba gösterememiş olmak, kendi adıma, mahkûm edilmesi gereken bir şey olarak görüyorum.”

Dolmabahçe mutabakatı

Çözüm sürecinde hükümet ile HDP heyetinin açıkladığı Dolmabahçe Mutabakatı ile ilgili yaşananları aktaran Sırrı Süreyya Önder, şunları söyledi:

“Önce Dolmabahçe Mutabakatı neydi? Onu konuşmak lazım. Dolmabahçe Mutabakatı bu ülkenin tarihinde, ilk ve tek bu barış konusunda bir ortak yaklaşımın imza ve zabıt altına alınma biçimiydi.

Tam da işte çatışan tarafları, yani devletle PKK arasında süren bu meselenin demokratik bir zeminde çözülmesine dair bir yol haritasıydı. Ve baktığımız zaman, bugün muhalefetin gadrettiği gibi Dolmabahçe Mutabakatı’nı bir metin olarak okuduğunuzda tüm taleplerin demokratikleşme eksenli olduğu görülecektir. Yani, toprak talebi yoktur, özerklik talebi yoktur, aklınıza gelebilecek, böyle bir süreçte şerh edilmesi gereken şeylerin hiçbirisi yoktur. Bütün mesele demokratikleşme zeminine oturtulmuştur. Niye? Demokrasi ve çatışmasızlık bir araya gelince, demokratik bir zemin ve çatışmasızlık, ondan sonra bu meselenin diğer boyutlarını tartışmak, geliştirmek, yol almak daha kolay bir noktaya gelecektir. Dolayısıyla, tarihte ilk defa Türkiye Cumhuriyeti devleti bir konuda, o güne kadar çatıştığı bir kesimle oturup bir deklarasyonu dile getirdi.

Bu resim statükoyu çok rahatsız etti. Yani, Türkiye’nin yaklaşık işte 100 yıllık tecrübesinde, daha da geriye götürmek mümkün, pek alışıldık bir şey değildi. Ve süratle kriminalize edilmeye başlandı, bir. İki, flash-forward dediğimiz mekanizma çalışmaya başladı. Yani “siz bugün bunu yaparsanız yarın şunu da isterler, yarın bunu da isterler.” Haldeki durumu tartışmaktan çok muhayyel tehlikeler ve tehditlere odaklanan bir, böyle hücum şeklinde bir itibarsızlaştırma bu yaklaşımı mahkum etme anlayışı, pratiği gelişti. Buna karşı bu mutabakatın iki tarafı vardı. Birisi iktidar. İktidar bizim savunduğumuz cesaretle, kararlılıkla bu mutabakata sahip çıkmadı. Daha birkaç saat geçmeden, tevil yoluna gitmeye başladı.”

Sırrı Süreyya Önder, Erdoğan’ın tavrına ilişkin ise şunları aktardı:

“Başlangıçta rahatsızlık ifade etmedi, hatta şunu söyledi, “biz biraz daha fazlasını bekliyorduk” dedi. Çünkü Öcalan’dan silahsızlanma kongresi için tarih vermesini bekliyorlardı. Öcalan da bunu, o güne kadarki deneyimlerinden yola çıkarak, “bundan sonrası üçüncü bir gözün nezaretinde yürüsün ve o üçüncü göz dediğimiz insanlar ilk geldiklerinde ben bunu, bu tarihi deklare edeceğim” yaklaşımı gösterdim. “Daha fazla bekliyorduk” dediği oydu. Daha sonra bu salvolar başlayınca, “ben o resmi de doğru bulmuyorum, ne üçüncü gözü” falan noktasına geldi. Başlangıçta ilk demeci, “biz biraz daha fazlasını bekliyorduk” şeklinde, olumlayan bir yerden.

(Metinden kendisi de haberdardı öyle değil mi, yani o mutabakat metninden?) Elbette ki. Yani bu işler ciddi işlerdir, oturup benim, senin ötekinin yazacağı bir şey değildir. Bu, yaklaşık bir buçuk aylık bir tartışma ve çalışmanın ürünüdür o metin.”

‘Hiçbir yönetici bağrınıza niye taş bastınız’ diye sormadı’

Önder, muhalefetin tutumunu eleştirirken, yerel seçimlerde HDP’nin tavrını da hatırlatarak şöyle konuştu:

“Bu HDP’nin bağrına taş basması sonucu yerel iktidarı kazanan hiç ama hiçbir yönetici, seçimden sonra ‘Yav niye bağrınıza taş bastınız verdiniz sağ olun ama bağrınıza niye taş bastınız biz size ne yaptık ki’ sorusunu sormadı. Bundan daha büyük bir aymazlık olamaz. Herkes tatlı su kurnazı. Aldık tamam işimiz bitti. İcap ederse yine böyle alicengiz seçeneksiz bırakma numaralarıyla bir daha alırız zannediyor. Oysa bana benim doğal tabanım olmayan bir kitle bana bağrımıza taş basıp sana oy vereceğiz dese günlerce uykuyu yitirirdim ben. Niye böyle hissettiler. Ve bir dahakinde bağırlarına taş basmamaları için yapabileceğim şeylerin imkân zeminini arardım. Bunların imkân zemini önce bu soruyu sormak. Bunu söyleyene hiç kimse gidip sordu mu kamusal alanda ya da özel alanda, ya Selahattin bey sağ olasın, var olasın ama niye bağrınıza taş, seçmeninizin bağrına taş basmasını istediniz. Zannediyorlar ki işte haksız tutukludurlar siyasi tutukludurlar, demekle bu iş bitecek. Bu iş onunla bitmez. Yapısal tarihsel sosyokültürel siyasal birçok arka plan şeyi var. Onun için…

Arkadaşlar yeni bir sürece giriyoruz, geçen sefer bağrınıza taş basmıştınız. Ne yerde taş kaldı, ne bağrınızda yer kaldı, bağrınız Karacaahmet mezarlığını geçti taş dike dike. Ne yapabiliriz? Bu soruyu sordukları zaman o imkan zemini ortaya çıkar. Yani falanca adayda ortaklaşalım meselesinin yeteceğini düşünmüyorum. Bunca süreç geçirmiş birisi olarak. Kim ki buna dayanarak bir hesap yapar seçimin ertesi günü şapkasını koyacağı bir masa arasın şimdiden.”

Altılı masa

Muhalefetin oluşturduğu Altılı Masa’yla ilgili değerlendirmelerde bulunan Sırrı Süreyya Önder, partilerin HDP’yle yan yana gözükmekten çekinmesini eleştirdi:

“(HDP’yle de açık diyalog kurmak durumundadır diyorsunuz?) Evet, neyimiz var bizim? Bu ülkenin en şerefli insanlarıyız. Ne, bizim yanımızda durmayacak ne var? Demokrasi mücadelesi, demokrasi mücadelesi diyorsun. Partisinin 3’te ikisini cezaevine vermiş bir sürü insanını toprağın altına vermiş bir yapı. Sen ne yapmışsın? Bir bardak çayından vazgeçen üç tane adam söyle üç tane kadın söyle. Cezaevindeki mevcudunuzu söyle diye sorarlar adama. Sen oradan kalkacaksın bana demokrasi donu biçeceksin öyle mi? Ve sonra da ufak kurnazlıklarla beni sevk ve idare edeceğini sanacaksın. Geçti Bor’un pazarı eşeği sürecek Niğde’yi bile bulamazlar. Ciddi olacaklar, dürüst olacaklar, kararlı olacaklar. Cesur olacaklar. Olunacaksa ha şimdi tam zamanı. Öyle hele durun daha biz kendi aramızdaki işi çözelim. Size de Allah kerim geldiğimizde biz hiç onlar gibi davranır mıyız’a karnı tok bu kitlenin.

“Altılı masanın akıbetini nasıl görüyorsunuz?” sorusuna yanıt veren Önder, masanın sabote edileceğini söyledi. Masayla ilgili fikirlerini bir hikayeyle anlatan Önder, şunları söyledi:

“Siyasi zekalarına ve yaklaşımlarına bağlı. Ama muhtemelen kendi içlerinden sabote edileceklerini düşünüyorum. Yani bu şeyde bu görünümde seçimlere kadar taşıyamayacaklarını düşünüyorum ve bunda da temel sıkıntının kendi bileşen yapılarından kaynaklanacağını düşünüyorum.

Şimdi dövmeden korkup dövme yaptırmaya çalışan insanın hikayesine benziyor. Yani gitmiş adam, heves etmiş ben de bir dövme yaptıracağım demiş. Figürleri göstermişler aslan figürünü beğenmiş. İlk iğneyi yiyince zıplamış neresini yapıyon demiş kuyruğunu demiş. Boşver kuyruksuz olsun. İkinci iğne neresini yelesini yapıyom, boşver yelesi de olmasın. Tam böyle bir akıbet yaşamaya aday gibi gözüküyor. Sen önemli meseleleri önce konuşursun, bir mutabakat sağlarsın. Ya da sağlayamayacağın sınırlar ortaya çıkar ve bir yaklaşım, yeni bir yaklaşım geliştirebilmenin imkanlarını araştırırsın. E bunlar ne kadar yapısal mesele varsa bunların tümünü erteleyerek, kundağa saçak meselelerle uğraşıyor.”

Kılıçdaroğlu yanıtı

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, son dönemde “helalleşme” çağrısının ardından Doğu illerine ziyaretler düzenlemiş, önemli mesajlar vermişti. Kılıçdaroğlu’nun çıkışlarını ve politik mesajlarını değerlendiren Önder, şöyle konuştu:

“Kemal Bey’i tüm bu siyasi tablo içerisinde çok yüksek ve kıymetli bir yerde görüyorum. Çabalarını, efendime söyleyeyim yaklaşımlarını fazlasıyla, benim durduğum yerden fazlasıyla kıymetli ve soylu bir çabanın içerisinde. Önce bunu söylemeliyim. Fakat “bu yeter mi”nin cevabı kocaman bir “hayır.” Malum, cehenneme giden yolun şeyi iyi niyet taşlarıyla bezelidir. Onun için öncelikle bizim oyumuzla yerel iktidara gelmiş olan yöneticiler, partiler, yapılar işe bu bağıra taş basma meselesinden başlamakla mükellefler.”

Paylaşın

Tüm Sağlık Hizmetlerine Yüzde 40 Zam Yapıldı

Sağlıkta düzenleme beklenirken Resmi Gazete’nin 25 Ağustos’taki mükerrer sayısında yayımlanan Sağlık Uygulama Tebliği’nde (SUT) yapılan değişikliğe göre; Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) anlaşmalı kurumlardan satın aldığı operasyon ve özellikli işlemlerde yaklaşık yüzde 40 oranında artış yaptı.

Cumhuriyet’ten Yusuf Körükmez’in haberine göre, yapılan değişikliği ayrıntılarını anlatan İzmir Tabip Odası Üyesi Dr. Ergün Demir, “Vatandaşın parası varsa ya da borç para bulduysa özel hastanelere yöneliyor. Özel hastaneye gittiğinde SGK’nin belirlediği fiyatın iki katını ilave ödemek zorunda kalıyor. Burada iki sorun karşımıza çıkıyor. Birincisi; özel sağlık kuruluşları yüzde 200’ün üzerinde ilave ücreti alıyorlar. Daha çok cerrahi işlemlerde olmak üzere kayıt dışı olarak elden ödeme şeklinde uygulamalar çok hızlı bir şekilde artmaya başlamıştır. Denetim yok. Yanı 100 TL’lik işlem için 200 TL’lik işlem ücreti alması gerekiyor ancak 500-600 TL isteye hastaneler var. İkinci bir olay ise, ilave ücret alınmaması gereken hastalıklar vardır. Kanser gibi, yoğun bakım gibi… Bunlardan da ilave ücret alınıyor. Böyle olunca da hasta sahipleri çok büyük sıkıntı yaşıyorlar” dedi.

Yapılan yüzde 40’lık zammın doğuracak sorunları da aktaran Dr. Demir, “Tanıya dayalı işlemlere yüzde 40 zam yapıldı. Yanı SGK, özel sağlık kuruluşlarından aldığı sağlık işlemi için ödediği ücrete yüzde 40 zam yaptı. Yani özel sağlık kuruluşların SGK’ya kestiği fatura yüzde 40 artış oldu. Bunda sorun yok. Ancak özel hastaneye gitmek zorunda kalan vatandaşlar bu ücret artığı için yüzde 200’ün üzerine yüzde 40 daha ödeyecekler. Şöyle ki; safra kesesi ameliyatı 1500 TL iken özel hastane vatandaştan 3 bin TL alıyordu. Şimdi zamla 2100 liraya yükseldi. Yurttaşlar özel sağlık kuruluşlarında bu işlem için 4300 TL ödeyecek” diye konuştu.

‘Özel hastaneler kazanacak’

Bu bedellerin arttırılmasının özellikle kamu üniversite ve devlet hastanelerinin yaşadığı finansal sıkıntıyı atlatabilme ve borçlarını ödeyebilme imkanı sağlayabileceği ifade eden Dr. Ergün Demir, “Ancak asıl kazanan; hem doğrudan SGK’den kaynak aktarımı hem de ‘sağlanan hasta-müşteri’den alacakları ilave ücretin artması ile özel hastaneler olacağı aşikardır” ifadelerini kullandı.

Paylaşın