Ekonomik Kriz: 2,5 Milyon Çocuk Eğitimine Yardımla Devam Ediyor

Derinleşen yoksulluk ve ekonomik kriz, çocukların eğitim hayatlarını da doğrudan etkiledi. Şartlı yardım ile okula gidebilen çocukların sayısı Eylül 2022 itibarıyla 2 milyon 438 bin 865 oldu.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre ne eğitimde ne istihdamda olan 15-24 yaş grubundaki genç sayısı 2 milyon 736 bine ulaşırken, milyonlarca öğrencinin de ancak sosyal yardım ile eğitime ulaşabildiği ortaya çıktı.

Türkiye’deki yoksulluğun yarattığı çarpıcı tabloyu ortaya koyan veri, 2023 Yılı Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programı ile ortaya konuldu. Programın, “Çocuk” başlıklı bölümünde Şartlı Eğitim Yardımı’na yönelik veriler paylaşıldı.

Programda, maddi imkânları kısıtlı ailelerin çocuklarına yönelik, “Fırsat eşitliğini artırmaya, yaşam kalitelerini yükseltmeye ve potansiyel riskleri azaltmaya” yönelik yardımlar yapıldığı belirtildi.

2,5 milyon çocuğa yardım

BirGün Mustafa Bildircin’in haberine göre bu kapsamda Eylül 2022 itibarıyla 2 milyon 438 bin 865 çocuğun Şartlı Eğitim Yardımı’ndan yararlandırıldığı kaydedildi.

Eğitim hayatını sürdürebilmek için sosyal yardıma muhtaç çocuk sayısının hemen her yıl 2,5 milyonun üzerinde olması da dikkati çekti. Buna göre, 2018 yılında 2 milyon 517 bin 680 çocuk şartlı eğitim yardımı alırken 2019, 2020 ve 2021 yıllarında bu sayı sırasıyla 2 milyon 603 bin 680, 2 milyon 607 bin 26 ve 2 milyon 128 bin 750 olarak gerçekleşti.

Aile ve Sosyal Bakanlığı’nın 2021 yılına yönelik verilerine göre, ailesinin yanında temel ihtiyaçları karşılanamayan çocuk sayısı 150 bine dayandı. 2020 yılında 129 bin 422 olan ailesinin yanında bakımı sağlanamayan çocuk sayısı 2021 yılında 141 bin 275’e yükseldi.

Şartlı eğitim yardımı nedir?

Şartlı Eğitim Yardımı, ekonomik güçlükler nedeniyle temel eğitim hizmetlerinden yararlanamayan, herhangi bir sosyal güvenlik kurumuna tabi olmayan ve 3294 sayılı kanun kapsamında muhtaçlığı onaylanmış hanelere yapılıyor.

Şartlı eğitim yardımı, bu grup içerisinde yer alanlar arasında örgün eğitime katılan çocuklara eğitimin başlangıcından, lise öğrenimini bitirene kadar, öncelikli olarak çocuğun annesi olmak üzere, çocuğun babası veya çocukla aynı hanede yaşayan ve çocuğun bakımını üstlenen reşit bireylere veriliyor.

Paylaşın

AK Partili Çelik’ten Kılıçdaroğlu’nun ‘Metamfetamin’ Açıklamasına Tepki

Kılıçdaroğlu’nun Türkiye’de bir metamfetamin salgını olduğu ve buna göz yumulduğu iddialarına tepki gösteren AK Partili Çelik, “Polis ve jandarma teşkilatımıza dönük olarak bu onurlu teşkilatlarımızın uyuşturucu ticareti yaptığından ya da göz yumduğundan bahsetmek başlı başına utanç verici bir iftiradır” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Söyleyen kişinin alnına bu ifitira ömrü boyunca yapışacaktır. Biz, uyuşturucu ile ve diğer suçlarla mücadele edildiğinde hedef alınan örgütlerden duyduğumuz sözlerin ana muhalefet liderinde ortaya çıkmasından ibret alıyoruz”

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, parti genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun Türkiye’de bir metamfetamin salgını olduğu ve buna göz yumulduğu iddialarına tepki gösterdi.

Çelik şöyle konuştu:

“Sayın Kılıçdaroğlu’nun Türkiye’de cari açığın kapatılması için uyuşturucu ticareti yapıldığı gibisinden belki de Türk siyasi hayatının en vahim ve utanç verici açıklamalarından birine imza attığını görüyoruz.

Polis ve jandarma teşkilatımıza dönük olarak bu onurlu teşkilatlarımızın uyuşturucu ticareti yaptığından ya da göz yumduğundan bahsetmek başlı başına utanç verici bir ifitiradır. Söyleyen kişinin alnına bu ifitira ömrü boyunca yapışacaktır.

Biz, uyuşturucu ile ve diğer suçlarla mücadele edildiğinde hedef alınan örgütlerden duyduğumuz sözlerin ana muhalefet liderinde ortaya çıkmasından ibret alıyoruz.

Kılıçdaroğlu’nun polis ve jandarma teşkilatımızdan açık şekilde özür dilemesi gerekir. Bu provokasyon TSK’ya kimyasal silah iddiasının devamıdır.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, sosyal medya hesabı üzerinden yayımladığı videoda, iktidara “kara para” ve “uyuşturucu” suçlamasında bulundu. CHP Lideri açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

“Her şey bu iktidarın ekonomiyi bitirmesiyle başladı. O kadar müsrifçe harcadılar ki beytülmale el atacak el uzatacak hale geldiler. Hazineyi boşalttılar. Ekonomiyi çökerttiler. Tüm kaynaklar tükenince de iktidarda kalmak için çok kirli bir oyuna girdiler. Bu oyun neydi sevgili halkım? Her türlü kara paranın ülkeye girmesine göz yumdular. Getir, nereden getirirsen getir, kaynağını sormayacağım dediler. Ve bu kirli parayı yani milyar dolarları, yani uyuşturucu paralarını Türkiye’nin cari açığının finansmanını da kullandılar. Kirli paraya, yani uyuşturucu baronlarının parasına göz yumarsan, onları Türkiye’ye davet edersen, onları her türlü imkanı sağlarsan, doğal olarak sahipleri de o parayla birlikte Türkiye’ye gelir.

Sonuç dünyanın her köşesinden ne kadar uyuşturucu baronu, uyuşturucu çetesi varsa paralarıyla birlikte İstanbul’a geldiler ve yerleştiler. Sonra kafelerde, AVM’lerde birbirleriyle çatışmaya başladılar. İstanbul’u dünya suç örgütlerinin, uluslararası mafyanın, uyuşturucu baronlarının, çatışma alanına döndürdüler. Bu yüzden çocuklarımız özellikle çaresiz ve arayış içindeki çocuklarımız bu tepeden aşağıya yayılan pisliğin hedefi oldu.

Sonuç, kaynağı belirsiz kara para, kirli para, böylece sokaklara, uyuşturucu olarak indi. Bugün Türkiye’nin sokaklarında her gelir grubuna göre uyuşturucu satılıyor. Ama ben ‘meth’e odaklanmak istiyorum. Metamfetamin sokaklarda çok hızlı yayılıyor. Sıvı olarak Türkiye’ye getiriliyor. Türkiye’deki laboratuvarlarda özellikle İstanbul’daki laboratuvarlarda kristale çevriliyor. Dünyada uyuşturucu ile mücadele eden tüm kurumların ortaklaştığı bir nokta var.

Metamfetamin dünyanın kabusu olacak. Çünkü bağımlılık yapma potansiyeli çok yüksek olan sentetik bir uyuşturucu. Kimyasallar karıştırılarak küçük laboratuvarlarda üretiliyor. Ve çok ucuz olduğu için çok hızlı yayılıyor. Uyuşturucunun her türüyle ama özellikle de met ile savaşmamız lazım. Bu ailelerimizi, gençlerimizi, sokaklarımızı savunmak için vereceğimiz çok önemli bir savaş.

Gelelim okul önünde yakaladığınız uyuşturucu satıcısının bacağını kırın diyen namı diğer fotoroman Süleyman’a. O da fotoromancı ya. Saray da çok iyi biliyor ki bu uyuşturucuları kendileri davet ettiler bu ülkeye. Paralarınızı getirin. Her şeye göz yumacağız dediler. Ve göz yumdular. Bunlar onunla bununla poz veren gençlerin diliyle söyleyeyim. ‘Breaking Bad’ Süleyman ülkenin çocuklarının zehirlenmesine göz yummuştur. Yazıklar olsun onlara. Belediye başkanlarımızla da konuştuk. Bu sokaklarda çocuklarımız için gencecik evlatlarımız için mücadele vereceğiz. Bu çetelere, bu rezil adamlara ne ülkemizi ne de sokaklarımızı asla teslim etmeyeceğiz.”

“Yakanı bırakmayacağız”

Öte yandan İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, sosyal medya hesabından Kılıçdaroğlu’na yanıt olarak, “Yakanı bırakmayacağız! Yalanlarını yanına bırakmayacağız! İftiralarını yanına bırakmayacağız!” notuyla bir video yayımladı.

Soylu videoda şu ifadeleri kullandı:

“Eşkıya takımının Yalova Mahkemesi baskınını, ortalığa dökülen MLKP, PKK, FETÖ ve DHKPC ittifakının kayıp 8  saatini, belediyelerinin yolsuzluklarını örtmek için Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne, polisine, jandarmasına, askerine, uyuşturucu parasıyla cari açığı kapatıyorlar iftirasını atması elbette ki Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin bir vatandaşına yakışmıyor. Bırakın genel başkan olmasını, bir hakkında suç duyurusunda bulunuyoruz. İki, tazminat davası açıyoruz. Hem şahsımız, hem de kurumlarımız.

Üç, eğer bu attığın iftiranın bir kuruşunu ispat etmezsen, namertsin diyoruz. Tabii namertliğin elbette ki kendisi açısından bir değeri varsa. Anlaşılan o ki Kılıçdaroğlu Türkiye’ye yüzyılını, anlaşılan o ki Türkiye’nin arabası Togg’u, anlaşılan o ki Türkiye’nin başarılarını herhalde bu yıllardır uluslararası istihbarat örgütlerinin hemen hemen her dönem attığı iftiraları, bu bayatlamış iftiraları ve yalanları tekrar Türkiye’ye atarak gündemi değiştireceğini zannediyor. Ama yakanı bırakmayacağız, yalanlarının yanına bırakmayacağız iftiralarını da yanına bırakmayacağız.”

Paylaşın

10 Ayda Yurt Dışına Gitmek İçin Başvuran Hekim Sayısı 2 Bini Aştı

2022 yılının 10 aylık sürecinde ‘İyi Hal Belgesi’ alarak yurtdışına gitmeye hazırlanan hekim sayısı 2 bin 153 oldu. ‘İyi Hal Belgesi‘ alanların bin 106’sı uzman hekim, bin 47’si ise pratisyen hekimlerden oluştu.

Haber Merkezi / Türk Tabipleri Birliği (TTB) verilerine göre ekim ayında 215 hekim, yurtdışında çalışma vizesi anlamına gelen ‘İyi Hal Belgesi’ aldı.

2022’nin 10 aylık sürecinde bu belgeyi alarak yurtdışına gitmeye hazırlanan hekim sayısı 2 bini aştı ve 2 bin 153 oldu. 2022 yılında ‘İyi Hal Belgesi‘ alanların bin 106’sı uzman hekim, bin 47’si ise pratisyen hekimlerden oluştu.

TTB tarafından yapılan açıklamada ise, “TTB; hekimlik değerleri ve toplumun sağlık hakkı için, hekim göçünü oluşturan nedenlere karşı mücadelesine kararlılık ile devam edecektir ifadelerine yer verildi.

2021 yılında toplam bin 405 hekim yurt dışına gitmek için bu belgeyi almıştı. 2022 yılının on ayında bu rakamın üzerine çıkıldı.

2022’nin sonunda yaklaşık 3 bin doktorun iyi hal belgesini alması bekleniyor, bu da Türkiye’den ayrılan doktor sayısında 2012’ye göre 50 kat artış anlamına geliyor.

Özellikle anestezi, acil bakım, kulak burun boğaz ve jinekoloji alanlarında Türkiye’den ayrılma yönünde büyük bir trend olduğu gözleniyor.

Konuya ilişkin yapılan açıklamalarda, bu gün pek hissedilmezse de yurt dışı hareketliliğinin böyle devam etmesi halinde önümüzdeki 10 yıl içinde sağlık sisteminin ciddi sıkıntılarla karşı karşıya kalacağına dikkat çekiliyor.

Sağlık Bakanlığı’nın yıllık faaliyet raporlarına göre; Beyaz Kod’un başlatıldığı 2012’den bu yana bu kodu kullanan toplam sağlık çalışanı sayısında çarpıcı bir artış var.

2017’de 7 bin 751 sağlık çalışanı Beyaz Kod verirken, bu sayı 2020 yılında 72 bin 158’e yükseldi. Savcılar olayların yaklaşık 7 binini araştırdı. Sözlü şiddet vakaları bunun altı katı arttı.

Şiddet bir faktör olsa da asıl sorunun ekonomik zorluklar. Türkiye’de doktorların çalışmalarının ucuz iş gücü olarak görüldüğü, satın alma gücü açısından, doktor maaşının 2003’tekinin üçte biri olduğu belirtiliyor.

Paylaşın

Kılıçdaroğlu Ve Soylu Arasında ‘Metamfetamin’ Polemiği

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve İçişleri Bakanı Süleyman Soylu arasında ‘metamfetamin’ polemiği yaşandı. Kılıçdaroğlu, Soylu’ya “kara para” ve “uyuşturucu” suçlamasında bulunurken, Soylu’da yanıt olarak, “İftiralarını yanına bırakmayacağız!” dedi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, sosyal medya hesabı üzerinden yayımladığı videoda, iktidara ve İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’ya “kara para” ve “uyuşturucu” suçlamasında bulundu.

Kılıçdaroğlu video açıklamasını, “Türkiye’de bir metamfetamin salgını var. Sarayın düzeni bu salgını besliyor. Bugün size Sarayın kara para ile bu zehiri nasıl sokaklarımıza davet ettiğini anlatacağım. Kirli paranın sonucudur bu” mesajıyla paylaştı.

Kılıçdaroğlu, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu için şu ifadeleri kullandı:

“Gelelim ‘Okul önünde yakaladığınız uyuşturucu satıcısının bacağını kırın’ diyen namıdiğer Fotoroman Süleyman’a. (…) Bu uyuşturucuları kendileri davet ettiler bu ülkeye. ‘Paralarınızı getirin, her şeye göz yumacağız’ dediler ve göz yumdular. Bunlar onunla bununla poz veren, gençlerin diliyle söyleyeyim ‘Breaking Bad Süleyman’ ülkenin çocuklarının zehirlenmesine göz yummuştur. Yazıklar olsun onlara.”

CHP Lideri açıklamasının tamamında ise şu ifadeleri kullandı:

“Her şey bu iktidarın ekonomiyi bitirmesiyle başladı. O kadar müsrifçe harcadılar ki beytülmale el atacak el uzatacak hale geldiler. Hazineyi boşalttılar. Ekonomiyi çökerttiler. Tüm kaynaklar tükenince de iktidarda kalmak için çok kirli bir oyuna girdiler. Bu oyun neydi sevgili halkım? Her türlü kara paranın ülkeye girmesine göz yumdular. Getir, nereden getirirsen getir, kaynağını sormayacağım dediler. Ve bu kirli parayı yani milyar dolarları, yani uyuşturucu paralarını Türkiye’nin cari açığının finansmanını da kullandılar. Kirli paraya, yani uyuşturucu baronlarının parasına göz yumarsan, onları Türkiye’ye davet edersen, onları her türlü imkanı sağlarsan, doğal olarak sahipleri de o parayla birlikte Türkiye’ye gelir.

Sonuç dünyanın her köşesinden ne kadar uyuşturucu baronu, uyuşturucu çetesi varsa paralarıyla birlikte İstanbul’a geldiler ve yerleştiler. Sonra kafelerde, AVM’lerde birbirleriyle çatışmaya başladılar. İstanbul’u dünya suç örgütlerinin, uluslararası mafyanın, uyuşturucu baronlarının, çatışma alanına döndürdüler. Bu yüzden çocuklarımız özellikle çaresiz ve arayış içindeki çocuklarımız bu tepeden aşağıya yayılan pisliğin hedefi oldu. Sonuç, kaynağı belirsiz kara para, kirli para, böylece sokaklara, uyuşturucu olarak indi. Bugün Türkiye’nin sokaklarında her gelir grubuna göre uyuşturucu satılıyor. Ama ben ‘meth’e odaklanmak istiyorum. Metamfetamin sokaklarda çok hızlı yayılıyor. Sıvı olarak Türkiye’ye getiriliyor. Türkiye’deki laboratuvarlarda özellikle İstanbul’daki laboratuvarlarda kristale çevriliyor. Dünyada uyuşturucu ile mücadele eden tüm kurumların ortaklaştığı bir nokta var.

Metamfetamin dünyanın kabusu olacak. Çünkü bağımlılık yapma potansiyeli çok yüksek olan sentetik bir uyuşturucu. Kimyasallar karıştırılarak küçük laboratuvarlarda üretiliyor. Ve çok ucuz olduğu için çok hızlı yayılıyor. Uyuşturucunun her türüyle ama özellikle de met ile savaşmamız lazım. Bu ailelerimizi, gençlerimizi, sokaklarımızı savunmak için vereceğimiz çok önemli bir savaş. Gelelim okul önünde yakaladığınız uyuşturucu satıcısının bacağını kırın diyen namı diğer fotoroman Süleyman’a. O da fotoromancı ya. Saray da çok iyi biliyor ki bu uyuşturucuları kendileri davet ettiler bu ülkeye. Paralarınızı getirin. Her şeye göz yumacağız dediler. Ve göz yumdular. Bunlar onunla bununla poz veren gençlerin diliyle söyleyeyim. ‘Breaking Bad’ Süleyman ülkenin çocuklarının zehirlenmesine göz yummuştur. Yazıklar olsun onlara. Belediye başkanlarımızla da konuştuk. Bu sokaklarda çocuklarımız için gencecik evlatlarımız için mücadele vereceğiz. Bu çetelere, bu rezil adamlara ne ülkemizi ne de sokaklarımızı asla teslim etmeyeceğiz.”

CHP Lideri Kılıçdaroğlu’na, CHP Yoksulluk Dayanışma Ofisi kurucusu Hacer Foggo da eşlik etti.

Foggo: 11-12 yaşlarına kadar inmiş

CHP liderinin videosunda açıklama yapan Derin Yoksulluk Ağı kurucusu Hacer Foggo ise metamfetamin kullanımının bazı mahallelerde 11-12 yaşına kadar indiğini belirtti.

Foggo, uyuşturucu madde kullanımıyla ilgili şu bilgileri verdi:

“‘Metin amca’ diyorlar. İnanılmaz derecede çok yaygın. 11-12 yaşlarına kadar inmiş. Ziyaret ettiğim ailelerin ortak özelliği, sürekli çocuklarının peşindeler. Yani okul önlerinde, hastane kapılarında…

“Yüzde 45.3 oranında bu uyuşturucuyu evlerde kullanıyorlar ama anne babaların kaygısı, çocukları yeter ki evde olsun. Sokakta düşüp ölmesin diye evlerinde çocuklarını kitleyenler var.”

Soylu’nun yanıtı: Yakanı bırakmayacağız

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, sosyal medya hesabından Kılıçdaroğlu’na yanıt olarak, “Yakanı bırakmayacağız! Yalanlarını yanına bırakmayacağız! İftiralarını yanına bırakmayacağız!” notuyla bir video yayımladı.

Soylu videoda, Kılıçdaroğlu’nun eski CHP lideri Deniz Baykal’ın kızı Aslı Baykal’ın istifasını hazmedemediğini iddia etti.

Soylu videoda şu ifadeleri kullandı:

“Türkiye Cumhuriyeti Devletine, polisine, jandarmasına, askerine ‘uyuşturucu parası ile cari açığı kapatıyorlar’ iftirasını atması elbette ki Türkiye Cumhuriyeti Devletinin bir vatandaşına yakışmıyor, bırakın genel başkan olmasını.

“Hakkında suç duyurusunda bulunuyoruz. Tazminat davası açıyoruz, hem şahsımız hem de kurullarımız. Eğer bu attığın iftiranın bir kuruşunu ispat etmezsen namertsin diyoruz.”

Bakan Soylu, konuşmasının tamamında şunları söyledi:

“Eşkıya takımının Yalova Mahkemesi baskınını, ortalığa dökülen MLKP, PKK, FETÖ ve DHKPC ittifakının kayıp 8  saatini, belediyelerinin yolsuzluklarını örtmek için Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne, polisine, jandarmasına, askerine, uyuşturucu parasıyla cari açığı kapatıyorlar iftirasını atması elbette ki Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin bir vatandaşına yakışmıyor. Bırakın genel başkan olmasını, bir hakkında suç duyurusunda bulunuyoruz. İki, tazminat davası açıyoruz. Hem şahsımız, hem de kurumlarımız.

Üç, eğer bu attığın iftiranın bir kuruşunu ispat etmezsen, namertsin diyoruz. Tabii namertliğin elbette ki kendisi açısından bir değeri varsa. Anlaşılan o ki Kılıçdaroğlu Türkiye’ye yüzyılını, anlaşılan o ki Türkiye’nin arabası Togg’u, anlaşılan o ki Türkiye’nin başarılarını herhalde bu yıllardır uluslararası istihbarat örgütlerinin hemen hemen her dönem attığı iftiraları, bu bayatlamış iftiraları ve yalanları tekrar Türkiye’ye atarak gündemi değiştireceğini zannediyor. Ama yakanı bırakmayacağız, yalanlarının yanına bırakmayacağız iftiralarını da yanına bırakmayacağız.”

Paylaşın

Mahsa Amini Protestoları: Tahran’da 1000’e Yakın ‘Sabotaj’ İddianamesi

İran’da ‘tesettüre uygun olmayan’ giyimi gerekçesiyle gözaltına alındıktan sonra hayatını kaybeden 22 yaşındaki Mahsa Amini’nin ölümü sonrası başlayan protestolar devam ederken, Tahran Başsavcısı, hükümet karşıtı gösterilerle bağlantılı olarak 1000 dolayında kişiye suçlama yöneltildiğini açıkladı.

Haber Merkezi / Aralarında güvenlik güçlerini öldürmek ve kundakçılığın da bulunduğu “Sabotaj eylemleriyle” suçlanan zanlıların bu hafta başlayacak kitlesel duruşmalarda yargılanacağı belirtildi. Yetkililer, ülke genelinde kaç kişinin tutuklandığını açıklamadı, ancak insan hakları savunucuları toplam tutuklu sayısının 14 bin olduğunu söylüyor.

Eylül ayında Amini’nin ölümü sonrası başlayan ve toplumun tüm kesimlerinden vatandaşların katıldığı bir halk isyanına dönüşen protestolar, 1979 İslam Derimi’nden bu yana ruhani liderliğe karşı en sert tepki ve meydan okumalardan biri olarak öne çıkıyor.

İnsan hakları örgütleri, altıncı haftasına giren eylemlerde İran genelinde şu ana kadar en az 250 protestocunun öldürüldüğünü ve binlerce kişinin tutuklandığını belirtiyor.

Öte yandan, İran yönetimi, ülkede Eylül ayında ahlak polisi tarafından gözaltına alınmasının ardından hayatını kaybeden 22 yaşındaki Jina Mahsa Amini’nin ölümünün ardından başlayan ve rejim karşıtı eylemlere dönüşen protestolar hakkında açıklama yaptı.

Resmi basın organlarında yayınlanan açıklamada, ülkedeki protestolardan Amerikan Merkezi Haberalma Teşkilatı (CIA), İngiltere Elektronik İstihbarat Servisi (GCHQ) ile İsrail dış istihbarat servisi (Mossad) sorumlu tutuldu. İran yönetimi açıklamasında Facebook, Instagram, Whatsapp, Twitter gibi sosyal medya platformlarının da İran’a yönelik “komplonun parçası” olduğunu savundu.

İran yönetimi geçen haftalarda da Batı ve Batılı medya organlarının ülkedeki protestolardan sorumlu olduğunu açıklamış ve protestoları “kışkırttığı” suçlamasında bulunmuştu. Söz konusu suçlamalara göstericilere yönelik müdahalenin sertleştirileceği tehditleri de eklenmişti.

İran’da kadınlara nasıl muamele yapılıyor?

İran, Afganistan’daki Taliban rejimi dışında kamusal alanda başörtüsü takmayı zorlayan tek ülke.

İranlı kadınların eğitime tam erişimi var, ev dışında çalışıyor ve kamu görevlerinde bulunuyorlar. Ancak, başörtüsü takmanın yanı sıra uzun, bol elbiseler de dahil olmak üzere halka açık yerlerde “mütevazı” giyinmeleri gerekiyor. Evli olmayan erkek ve kadınların birbirine yakın durması ve teması yasak.

1979 İslam Devrimi’nden sonraki günlere dayanan kurallar, “devletin her kademesinde yolsuzluk ve rüşvet gibi durumların aleniyet kazandığı ülkede” ahlak polisi tarafından uygulanıyor.

Resmi olarak Rehberlik Devriyesi olarak bilinen bu birimler, halka açık alanlarda geziyor ve hem erkeklerden hem de kadınlardan oluşuyor.

Uygulama, bir noktada ahlak polisini aşırı saldırgan olmakla suçlayan ve nispeten ılımlı olan eski Cumhurbaşkanı Hassan Ruhani döneminde yumuşatıldı. 2017 yılında kadınların kıyafet kurallarını ihlal ettikleri için tutuklanmayacağı sadece uyarılacağı açıklandı.

Ancak geçen yıl seçilen sert görüşlü Reisi yönetiminde, ahlak polisinin ajanları farklı bir uygulamaya geçti.

BM insan hakları ofisi, son aylarda genç kadınların yüzlerine tokat atıldığını, coplarla dövüldüklerini ve polis araçlarına alındıklarını söylüyor.

Ne olmuştu?

İran’ın Sakız kentinden başkent Tahran’a akrabalarını ziyarete gelen Mahsa Amini erkek kardeşinin kullandığı aracı durduran ahlak polisince gözaltına alınmıştı. Kardeşine, nasihat edilip serbest bırakılacağı söylenerek götürülen genç kadının, gözaltına alındıktan iki saat sonra komaya girdiği ve kaldırıldığı hastanede öldüğü ortaya çıktı.

Devlet televizyonu Amini’nin dövüldüğü iddialarını yalanlayarak, polisin genç kadını “nasihat etmek ve eğitmek” üzere karakola götürdüğünü ve orada kalp krizi geçirdiğini söyledi. Akrabaları, kadının herhangi bir kalp rahatsızlığı olduğunu yalanladı.

Devlet televizyonu bir polis karakolunda Amini olduğu söylenen bir kadının oturduğu koltuktan bir yetkiliyle konuşmak üzere kalktıktan sonra yere düştüğünü gösteren güvenlik kamerası kayıtları yayınladı. Ancak görüntülerden kadının Amini olduğu doğrulanamadı.

Amini’nin dövülerek öldürüldüğü yolunda sosyal medyada yayılan iddialarını reddeden Tahran emniyeti açıklamasında, “Ayrıntılı araştırmalara göre, Amini’nin araca alınması sonrasında ve tutulduğu karakolda fiziksel bir temas olduğunu” reddetti.

Ancak, İran’ın yarı resmi Fars haber ajansı, Mahsa Amini’nin ahlak polisince dövülmesi nedeniyle komaya girdiğini duyurdu.

Şu ana kadar Tahran, Senendec, Kerec, Tebriz, Meşhed, Kiş, Kirman, Yezd, Reşt, Bender Abbas, Abadan, Kirmanşah, Erdebil, İsfahan, Urumiye, Kazvin, Zencan, İlam, Mazenderan, Hemedan başta olmak üzere birçok şehirde gösteriler düzenlendi. Birçok noktada eylemciler ile güvenlik güçleri arasında şiddetli arbede yaşandı.

Paylaşın

ILO Açıkladı: Küresel İstihdam Artışı Önemli Ölçüde Gerileyecek

Merkezi İsviçre’nin Cenevre kentinde bulunan ve Birleşmiş Milletler’e bağlı Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO), Ukrayna savaşının neden olduğu ekonomik çalkantı ve sıkı para politikasının tüketim üzerindeki etkisinin de katkısıyla küresel istihdam artışının bu çeyrekte önemli ölçüde gerileyeceğini açıkladı.

ILO, 2022’nin başlarında görülen küresel çalışma saatlerindeki toparlanmanın ikinci ve üçüncü çeyreklerde tersine döndüğüne dair şimdiden işaretler olduğunu söyledi.

Açıklamada, Temmuz-Eylül arasında, Kovid pandemisi öncesi karşılaştırma düzeyi olarak kullanılan 2019’un dördüncü çeyreğine göre 40 milyon daha az tam zamanlı iş olduğu belirtildi.

ILO İş Dünyası raporunda, “Mevcut eğilimlere göre, küresel istihdam artışı 2022’nin dördüncü çeyreğinde önemli ölçüde gerileyecek” denildi.

ILO, 2022’nin ortalarında çalışılan saat düzeyindeki gerilemeyi, halk sağlığı kısıtlamalarının yeniden getirilmesine ve Çin’deki işgücü piyasası aksaklıklarının yanı sıra Ukrayna savaşına ve bunun sonucunda enerji ve gıda ihracatındaki kesintilerden kaynaklanan enflasyon baskılarına bağladı.

Raporda ayrıca, aşırı politika sıkılaştırmasının “hem gelişmiş hem de gelişmekte olan ülkelerde iş ve gelirlerde aşırı hasara” yol açabileceği belirtildi.

ILO, yılın son aylarında azalan iş ilanları ve artan işsizlik konusunda da uyarıda bulundu. Rapora göre, boş kontenjan artışındaki keskin düşüşlerle birlikte gelişmiş ekonomilerde işgücü piyasasının önemli ölçüde sakinleştiğine dair şimdiden işaretler var.

ILO Başkanı Gilbert Houngbo, en savunmasız kişileri ve işletmeleri desteklemeyi amaçlayan bir dizi politika çağrısında bulundu. Bunlar arasında, beklenmedik şirket karlarının istihdama veya gelir desteğine yönlendirilmesi de yer alıyor.

Houngbo, Cenevre’de düzenlediği basın toplantısında, “Sosyal paketlere duyulan ihtiyaç ve enflasyonla mücadele için, parasal sıkılaştırmanın gerçekten sosyal önlemlerle iç içe geçmesinin sağlanması gerektiği konusunda yeterince ısrar edemeyiz” dedi.

(Kaynak: VOA Türkçe)

Paylaşın

Gizemli Bir Gök Cismi, Dünya’yı Radyasyon Yağmuruna Tutuyor

Proceedings of the Royal Society A adlı hakemli bilimsel dergide yayımlanan yeni bir çalışmaya göre, ne olduğu bir türlü anlaşılmayan bir gök cismi, Dünya’yı yaklaşık her 1000 bin yılda bir radyasyon yağmuruna tutuyor.

Bilim insanları eskiden, Dünya’nın yüzeyine ulaşan radyasyon seviyesindeki tarihsel artışların Güneş rüzgarlarından kaynaklandığını düşünüyordu. Yayımlanan çalışmaya göre, bu radyasyon akışı çok daha güçlü ve gizemli bir kaynaktan geliyor olabilir.

Avustralya’daki Queensland Üniversitesi’nden astrofizikçi Benjamin Pope, “Anlamadığımız bir tür aşırı astrofiziksel olgu var ve bu aslında bizim için bir tehdit olabilir” diye konuştu.

Çalışmanın arkasındaki bilim insanları, ağaç halkalarındaki “karbon 14” diye bilinen radyoaktif izotopları inceledi. Bu elementler, gezegene tarih boyunca ulaşan radyasyon seviyelerindeki artışı gözler önüne seriyor.

Radyasyon seviyelerinde dönem dönem meydana gelen uzun erimli artışları ilk kez Japon fizikçi Fusa Miyake keşfetmişti. O yüzden bu artışlar “Miyake olayları” diye biliniyor.

Pope’a göre, son 10 bin yılda 6 Miyake olayı oldu. Bunlardan sonuncusu MS 993’te gerçekleşti.

Şimdiye kadar, bu artışların Güneş’teki aktivitenin arttığı “solar maksimum evrelerinde” meydana geldiğine inanılıyordu. Ancak ağaç halkaları, artışların maksimum evrenin dışında da meydana geldiğini ortaya koydu.

Bunun yanı sıra bazı ani artışların çok uzun sürmesi de soru işaretleri yarattı.

ABC News’e konuşan Pope, “Bu olaylardan en az ikisi ve belki de üçü, bir yıldan uzun sürmüş” dedi: Şaşırtıcı bir durum. Zira bu bir Güneş patlamasıysa artış bu kadar uzun süremez.

Güneş rüzgarlarından 100 kat güçlü

Güneş patlamalarının uzaya savurduğu radyoaktif parçacıklara Güneş rüzgarı adı veriliyor. Bu rüzgarlar bazen Dünya’ya ulaşıyor ve telekomünikasyonda aksamalara neden oluyor.

Gezegene ulaşan son son güçlü Güneş rüzgarı olayı 1859’da meydana gelmişti. Carrington Olayı diye bilinen hadise, iletişim altyapısına ciddi zarar vermişti.

Öte yandan, bilim insanları Miyake olaylarına yol açan kozmik olayın Carrington’dan 100 kat daha güçlü olduğunu ifade ediyor.

Gizemli kaynak ne olabilir?

Daha önce bu gizemli olayların gama ışını patlamaları, süpernovalar ve gezegenin yakınındaki nötron yıldızlarından kaynaklanabileceği öne sürülmüştü.

Pope, “Bu sorunu çözmemiz gerçekten önemli. Zira Carrington Olayı bile bu Miyake olaylarından 100 kat küçüktü” ifadelerini kullandı.

Öte yandan Pope, Güneş seçeneğinin yine de ihtimal dışı olmadığını söylüyor. Hatta Güneş, bu radyasyon yağmurları açısından halen en olası kaynak.

Bilim insanına göre Güneş’te hızla art arda meydana gelen patlamalar bir çeşit yaylım ateşi yaratıyor olabilir.

Araştırma ekibinden fizikçi Andrew Smith, “Bu olayların ciddiyetini gerçekten anlamamız gerekiyor” dedi: Kısa ölçekte bile böyle bir olay yaşarsak kaosa sürükleniriz.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın

BDDK Açıkladı: Bankaların Net Karı Yüzde 402 Arttı

Bankacılık sektörü, eylül ayında 33,96 milyar lira net kar elde etti. Yılın ilk 9 aylık döneminde ise sektörün karı 286 milyar 170 milyon lira oldu. Bankacılık sektörü, geçen yılın aynı döneminde 56 milyar 941 milyon TL kar etmişti.

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK), “Türk Bankacılık Sektörünün Konsolide Olmayan Ana Göstergeleri”nin eylül ayına ilişkin verilerini bugün açıkladı.

Buna göre, bankacılık sektörü, eylül ayında 33,96 milyar lira net kar elde etti. Yılın ilk 9 aylık döneminde ise sektörün karı 286 milyar 170 milyon lira oldu. Bankacılık sektörü, geçen yılın aynı döneminde 56 milyar 941 milyon TL kar etmişti.

BDDK raporundan öne çıkan veriler şöyle:

  • Eylül sonu itibarıyla bankacılık sektörünün aktif büyüklüğü 13 trilyon 99 milyar 876 milyon lira olarak oldu. 2021 yılı sonuna göre sektörün aktif toplamı 3 trilyon 884 milyar 413 milyon lira arttı
  • Eylülde en büyük aktif kalem olan krediler 6 trilyon 835 milyar 941 milyon lira, menkul değerler 2 trilyon 129 milyar 777 milyon lira oldu

  • 2021 yılsonuna göre sektörün toplam aktifi yüzde 42,2, krediler toplamı 39,5 ve menkul değerler toplamı yüzde 44,2 oranında artış gösterdi
  • 2021 yıl sonuna göre kredilerin takibe dönüşüm oranı yüzde 2,28 oldu. Bu oran önceki dönemde yüzde 2,38 seviyesindeydi.
  • Bankaların kaynakları içinde, en büyük fon kaynağı durumunda olan mevduat 2021 yılı sonuna göre yüzde 51,8 artışla 8 trilyon 52 milyar 541 milyon liraya yükseldi.
  • 2021 yılsonuna göre özkaynak toplamı yüzde 66,5 artışla 1 trilyon 188 milyar 813 milyon lira, sermaye yeterliliği standart oranı ise yüzde 18,83 oldu.
Paylaşın

Euro Bölgesi’nde Enflasyon Rekor Tazeledi: Yüzde 10,7

Enerji krizi yaşayan Euro Bölgesi’nde enflasyon rekor tazeleyerek Ekim ayında yüzde 10,7’ye yükseldi. Euro Bölgesi’nde tüketici enflasyonu eylülde yüzde 9,9 ile rekor kırmıştı. Enerji fiyatlarındaki artış ise Ekim ayında yüzde 41,9 olarak kaydedildi.

Avrupa İstatistik Ofisi Eurostat verilerine göre, euro kullanan on ülkede tüketici fiyatlarındaki artış Ekim ayında yüzde 10,7’ye ulaştı. Enerji krizi yaşayan Euro Bölgesi’nde tüketici enflasyonu eylülde yüzde 9,9 ile rekor kırmıştı. Enerji fiyatlarındaki artış ise Ekim ayında yüzde 41,9 olarak kaydedildi.

Enerji fiyatları enflasyonu artırmaya devam ederken, gıda ve ithal ürünler de fiyatları büyük oranda yukarıya çekti, hizmet sektörünün payı ise bu ay küçük kaldı. İşleme tabi tutulmamış gıda ve enerji fiyatlarındaki artış yüzde 6’dan yüzde 6,4’e yükseldi. Alkol ve tütün ürünlerini hesaba katmadan hesaplanan enflasyon ise yüzde 5 civarında.

Enflasyon, ekim ayında Estonya’da yüzde 22.4, Litvanya’da yüzde 22, Letonya’da yüzde 21.8, Hollanda’da yüzde 16.8, Slovakya’da yüzde 14.5, Belçika’da yüzde 13.1, İtalya’da yüzde 12.8, Almanya’da yüzde 11.6, Avusturya’da yüzde 11.5, Portekiz’de yüzde 10.6, Slovenya’da yüzde 10.3, Yunanistan’da yüzde 9.8, İrlanda’da yüzde 9.6, Lüksemburg’da yüzde 8.8, Güney Kıbrıs’ta yüzde 8.6, Finlandiya’da yüzde 8.3, Malta’da yüzde 7.5, İspanya’da yüzde 7.3 ve Fransa’da yüzde 7.1 seviyesinde belirlendi.

Avrupa Merkez Bankası (AMB), geçtiğimiz üç ay içerisinde faiz oranını 200 baz puan artırdı. AMB, ekonomide resesyon endişelerine rağmen geçtiğimiz hafta politika faizini 75 baz puan daha artırmıştı. Banka, enflasyonla mücadele için artışların süreceği sinyali vermişti.

Üç temel politika faizinden en önemlisi olarak görülen ve bankaların AMB’den çektikleri kredilere uygulanan ana refinansman oranı yüzde 2’ye, mevduat faiz oranı yüzde 1,50’ye ve marjinal fonlama faizi yüzde 2,25’e yükseltilmişti.

Ekonomistler, 2023’ün ilk çeyreğinin sonuna kadar ekonomik durgunluğun devam etmesini bekliyor. Hâlâ yüksek seviyelerde seyreden gaz fiyatlarının yaz aylarında görülen seviyelerin altına inmesi, Avrupa’nn Rus gazının kesilmesinin etkilerini sanılandan daha iyi baş edeceği konusunda umutları artırdı. AMB’nin bir sonraki toplantısı 15 Aralık’ta gerçekleştirilecek.

Paylaşın

Kılıçdaroğlu’ndan ‘SPK’ Çıkışı: Görevden Almalar Yetmez

Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) Başkan Vekili ile bir kurul üyesinin görevden alınmasıyla ilgili açıklama yapan CHP Lideri Kılıçdaroğlu, görevden almaların borsa manipülasyonu ile ilişkili olduğunu işaret etti ve bunun yeterli olmayacağını söyledi.

Haber Merkezi / Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) Başkan Vekili Mutalip Ünal ile SPK Üyesi Ali Akay görevden alınması ilgili sosyal medya hesabında bir paylaşım yaptı.

Görevden almaların borsa manipülasyonu ile ilişkili olduğunu işaret eden CHP Lideri Kılıçdaroğlu, paylaşımlarında şu ifadeleri kullandı:

“SPK’da görevden almalar yetmez. Tespit komisyonu bu süreçte borsada milletten ne çalındığını derhal belirlemeli, manipülatif operasyonlarla haksız zenginleşenlerin mal varlıklarına el konulmalı ve küçük yatırımcının zararı tazmin edilmelidir. Bunun altında hiçbir şeyi kabul etmem!”

CHP Lideri Kılıçdaroğlu, eylül ayında Sermaye Piyasası Kurulu’nu (SPK) uyararak şu ifadeleri kullanmıştı:

“Türkiye tarihinin en büyük borsa manipülasyonlarına şahit oluyoruz. Küçük yatırımcıyı göz göre göre soyuyorlar. Piyasada küçük yatırımcılardan toplamda 5-5,5 milyar dolar çaldılar. SPK yetkilisi Bloomberg’e ‘sistemik risk’ yok diyor. Yalan söylüyorlar, sistematik risk var. Uyarmıştım, izliyorum demiştim.

Tek tek not alıyorum derken blöf yapmıyordum. Soyguncuları uyarıyorum. Fitil fitil burunlarından getireceğim. Milletin parası onların boğazına dizilecek! Buradan SPK’ya son kez sesleniyorum. Aklınızı başınıza toplayın ve görevinizi yapın. Manipülatör grupları hemen temizleyin. Tekrar ediyorum, son kez…”

Borsa’da manipülasyon soruşturması kapsamında daha önce beş kişi tutuklanmıştı. Bugün Resmi Gazete’de yer alan kararla Sermaye Piyasası Kurulu Başkan Vekili Mutalip Ünal ve Sermaye Piyasası Kurulu Üyesi Ali Akay görevden alındı. Yerlerine Sermaye Piyasası Kurulu Başkan Vekili olarak Enver Usca, Sermaye Piyasası Kurulu Üyesi olarak da Bülent Murat Haholu getirildi.

Paylaşın