Dikkat Çeken Gelişme: NATO’dan Türkiye’ye Finlandiya Ve İsveç Baskısı

Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO) Genel Sekreteri Stoltenberg’den NATO Dışişleri Bakanları toplantısı öncesi, Türkiye’ye İsveç ve Finlandiya’nın NATO’ya katılımı konusunda, “ne kadar erken olursa o kadar iyi olur” hatırlatması geldi.

Finlandiya’nın tam üyeliği konusunda engel görmeyen Türkiye, İsveç’in katılımı konusunda yaşanan tıkanıklığı aşmak için, İsveç’ten “PKK, YPG ve FETÖ örgütü üyelerinin iadesi” konusunda taahhüt bekliyor.

NATO Genel Sekreteri Stoltenberg, 29-30 Kasım’da, NATO’nun doğu kanadının önemli güçlerinden Romanya’nın başkenti Bükreş’te yapılacak NATO Dışişleri Bakanları toplantısı öncesi Brüksel’de bir basın toplantısı düzenledi.

VOA Türkçe’den Arzu Çakır’ın aktardığına göre, toplantıda, İsveç ve Finlandiya’nın NATO’ya katılım süreciyle ilgili bir soru üzerine Stoltenberg, “NATO üyesi 28 üye Katılım Protokolleri’ni kendi ulusal parlamentolarında onayladı. İki ülkenin katılım süreci, NATO yakın tarihinin en hızlı süreci. Artık İsveç ve Finlandiya’nın katılımlarını onaylamanın vakti geldi. Geriye kalan ülkelere, en kısa zamanda onaylamaları konusunda uyarılarımı yaptım. Macaristan’ın yakında onaylayacağı açıklamasını memnuniyetle karşılıyorum. Türkiye’nin onaylaması konusunda da İstanbul’da Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ile görüşmelerimde gereken mesajları ilettim” dedi.

“Müttefiklerin tümünün onaylayacağına inanıyorum”

NATO Genel Sekreteri, İsveç ve Finlandiya’nın Haziran ayında Tükiye ile bir muhtıra imzaladığını ve bu çerçevede İsveç’in yasal düzenlemelerini güçlendirmek için Anayasası’nda değişikliği yaptığının, Türkiye’ye uyguladığı silah ambargosunu kaldırdığının ve her iki ülkenin de uzun vadede, Türkiye ile terörle mücadele konusunda işbirliği yapmayı kabul ettiğinin altını çizdi.

Stoltenberg, “Ben müttefiklerin tümünün bu protokolleri onaylayacağından eminim. Ama tam olarak ne zaman olacağını söyleyemiyorum. Elbette en erken, en iyisi olur. Çünkü bu iki ülkenin NATO’ya katılması, ittifakımızı güçlendirecek, transatlantik güvenliği arttıracak. İsveç ve Finlandiya, NATO’nun askeri ve sivil operasyonlarının tümüne katıldı, tam bir işbirliği sürüyor. Bu iki ülkeye bir saldırı olursa, NATO’nun yanıt vermemesi düşünülemez. Ama bir an evvel katılım sürecinin tamamlanmasını arzu ediyoruz” diye konuştu.

Türk heyeti İsveç’te

Finlandiya’nın tam üyeliği konusunda engel görmeyen Ankara hükümeti, İsveç’in katılımı konusunda yaşanan tıkanıklığı aşmak için, İsveç’ten “PKK, YPG ve FETÖ örgütü üyelerinin iadesi” konusunda taahhüt bekliyor.

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın ve Dışişleri Bakan Yardımcısı Sedat Önal’ın yer aldığı Türk heyeti, dün akşam konuyu görüşmek üzere Stockholm’e gitti.

Heyetler, İsveç ve Finlandiya’nın, Madrid Muhtırası çerçevesinde attıkları ve atmayı taahhüt ettikleri adımları gözden geçirecek. Toplantıda, AB tarafından “terör örgütü olarak kabul edilen” PKK’nın yanısıra, PYD ve FETÖ gibi Ankara hükümetinin “terör örgütü” olarak tanıdığı yapılara mensup kişilerin faaliyetlerinin sınırlandırılması konusu da ele alınacak.

İsveç’te de önemli bir gündem olan NATO Katılım Protokolleri ve Türkiye’nin vetosu konusunda, Başbakan Ulf Kristersson parlamentoda soruları yanıtladı.

İsveç Başbakanı muhalefetten Türkiye’nin Suriye’nin kuzeyinde başlattığı askeri operasyona ilişkin sorulara, “Suriye’nin kuzeyindeki durum çok karmaşık. Bir yandan terör örgütü DAEŞ’a karşı mücadele var. Ancak diğer taraftan Türkiye’nin terör saldırılarına maruz kalan bir ülke olduğu da kabul edilmeli. Türkiye’nin kendisini terör saldırılarına karşı koruma hakkına sahip olduğunu kabul etmek gerekir. Diğer ülkelerin Türkiye’nin bu güvenlik kaygılarını anlaması gerekir. Terör saldırıları diğer ülkeleri vurduğunda nasıl güvenlik kaygısı duyuluyorsa, Türkiye’nin de kendisini vuran saldırılarla ilgili aynı kaygıları duyduğunu anlamamız gerekir. Çeşitli şekillerde teröre veya terörle ilgili faaliyetlere katılanlar, İsveç’i değil, Türkiye’yi hedef alıyor. İsveç’in onlar için güvenli bir sığınak olmaması gerekiyor” yanıtını verdi.

Macaristan 2023 başına erteledi

Ukrayna savaşıyla stratejik önemi artan iki İskandinav ülkesinin NATO’ya katılımı için Aralık ayını gösteren Macaristan, dün, katılım protokollerini onaylama tarihini bir kez daha ertelediğini açıkladı.

Başbakan Victor Orban, İsveç ve Finlandiya’nın katılım protokollerini, Macaristan Parlamentosu’nun 2023’teki ilk toplantısında onaylayacağını duyurdu.

Rusya’ya karşı AB yaptırımlarının kaldırılmasını isteyen ve AB ile 13 milyar Euro’luk yardım konusunda bilek güreşini sürdüren Orban, AB üyesi olup NATO üyesi olmayan Finlandiya ve İsveç’e karşı “veto kartını” kullanmaya devam ediyor.

“Ukrayna’ya destekte geri adım atmayacağız”

NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, basın toplantısında, Bükreş toplantısında ele alınacak Ukrayna’ya destek konusunda da detaylı bilgiler verdi.

Stoltenberg “NATO, Ukrayna’nın ihtiyacı olduğu ve gerektiği süre boyunca Ukrayna’ya destek vermeye devam edecek. Geri adım atmayacağız. Eğer savaşı Rusya kazanırsa, barış söz konusu olamaz” mesajı verdi.

Stoltenberg, Çin’le ilgili sorulara yanıtında da Pekin’in NATO’nun “düşmanı olmadığının; ancak askeri varlıklarını arttırdıklarını da gözlemlediklerinin” altını çizdi.

“Ukrayna’ya Patriot verilmesi ulusal karar”

Stoltenberg, gazetecilerin, Almanya’dan gelen Patriot füze savunma sistemlerinin Ukrayna sınırına konuşlandırması yönündeki önerisine ilişkin de konuştu.

Genel Sekreter, Patriot hava savunma birimlerini Ukrayna sınırına yerleştirip yerleştirmeme kararının “ülkelerin ulusal kararları” olduğunu, ancak, “son kullanıcı anlaşmaları ve diğer düzenlemelerin bazen diğer müttefiklerle istişareleri gerektirdiğini” söyledi.

Berlin hükümeti, geçen hafta Polonya’ya bir füzenin düşmesinin ardından hava sahasının güvenliğini sağlamaya yardımcı olması için Varşova’ya Patriot füze savunma sistemi teklif etti.

Polonya Savunma Bakanı Mariusz Blaszczak Çarşamba günü, “Almanya’nın, Ukrayna sınırına konuşlandırılması için Patriot füze rampaları verme” önerisine sıcak baktıklarını duyurdu.

Blaszczak, Twitter hesabından da, “Rusya’nın füze saldırılarının ardından, Almanya’dan Polonya’ya sunulan Patriot bataryalarının Ukrayna’ya nakledilmesini ve batı sınırına konuşlandırılmasını istedim. Bu, Ukrayna’yı daha fazla ölüm ve elektrik kesintisinden koruyacak ve doğu sınırımızdaki güvenliği arttıracak” mesajını paylaştı.

NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, Polonya’yı vuran ve 2 kişinin ölümüne neden olan füzenin, Rusya’nın değil, ilk belirlemelere göre Ukrayna’nın hava savunması tarafından yanlışlıkla ateşlenmiş olduğunu düşündüklerini açıklamıştı.

Paylaşın

Fitch’ten 2023 Seçim Tahmini: Erdoğan 3 Senaryodan 2’sinde Kazanıyor

Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Fitch Ratings’in 2023 seçimlerine yönelik tahminlerine göre, 3 senaryonun 2’sinde AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan yeniden seçilirken, muhalefet adayının kazanmasına ise yüzde 22,5 olasılık verildi.

Fitch, 2023 seçimlerine yönelik hazırladığı raporunu yayınladı. Üç senaryoyu değerlendiren Fitch, raporunda seçim sonuçlarına göre olası enflasyon, faiz ve dolar kuru beklentilerini de paylaştı.

Kurumun ilk senaryosuna göre, Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı seçimini yüzde 55 ihtimalle yeniden kazanacak, parlamentoda ise çoğunluğu kaybedecek.

Bu senaryoda muhalefet, hükümeti etkileyebilirse daha geleneksel ekonomik politikalara dönülebilir. Enflasyonla mücadele en önemli konu olacak, lira ise zayıf bir çizgide dengelenecek ve Erdoğan, Cumhurbaşkanı olduğu için yatırımcı güveni az olacak.

İlk senaryoda enflasyonun 2023 yılında yüzde 26,1’e, 2024 yılında 17,2’ye, 2025 yılında ise 16,1’e gerilemesi öngörülüyor.

Aynı senaryoda dolar kurunun 2023 yılında 23,2 lira , 2024 yılında 24,6 lira, 2025 yılında ise 24,5 lira seviyesinde olacağı tahmin ediliyor.

Para politikası faizinin ise 2023 yılında yüzde 15,5, 2024 yılında yüzde 21, 2025 yılında ise yüzde 17,5 olması bekleniyor.

Kurum diğer iki senaryoya da yüzde 22,5 olasılık veriyor.

Bu senaryolardan birinde Erdoğan, Cumhurbaşkanı olurken Cumhur İttifakı da TBMM’de çoğunluğunu koruyor.

Bu senaryonun “politik istikrar” anlamına gelse bile Türkiye ekonomisi için en olumsuz senaryo olacağını vurgulayan Fitch’e göre, böyle bir durumda seçimlerde hile olduğu şüphesiyle protestolar başlayacak ve ilk yıllar hükümete güvensizlikle geçecek. Hükümet 2020 öncesi faiz politikalarına ve ekonomilerine kısa bir dönüş yaparak ekonomiyi rahatlatmayı ve liraya güveni artırmayı planlayacak ama sonra yine faiz düşürme politikalarına dönecek; liranın değeri düşecek ve enflasyon artacak.

Fitch, bu durumda enflasyonun 2023 yılında yüzde 32’ye, 2024 yılında 25,7’ye, 2025 yılında ise 22,4’e düşeceğini öngörüyor.

Dolar kurunun da 2023 yılında 28 lira, 2024 yılında 39,9 lira, 2025 yılında 39,7 lirayı bulacağı tahmin ediliyor.

Bu durumda para politikası faizinin ise 2023 yılında yüzde 9,3, 2024 yılında yüzde 9,5, 2025 yılında ise yüzde 12 olarak belirlenmesi bekleniyor.

Kurumun üçüncü senaryosunda ise yüzde 22,5 olasılıkla muhalefet hem cumhurbaşkanlığını hem parlamento çoğunluğunu kazanıyor.

Ülkede doğabilecek olası karışıklıklardan sonra, yeni hükümet geleneksel faiz politikalarına ve Merkez Bankası’nın bağımsızlığına odaklanacak. Pazarlar önce rejim değişikliğinden endişe duyacaklar fakat sonra güven tekrardan sağlanacak. Başta parasal sıkıntılardan kısa süreli bir gerileme olsa da ekonomi güçlü bir büyüme açısına sahip olacak, doların değeri artacak ama kriz öncesi dönemine geri dönemeyecek.

Bu senaryoda enflasyon 2023 yılında yüzde 23,1’e, 2024 yılında 12,2’ye, 2025 yılında ise tek hanelere inerek 9,3’e kadar düşecek.

Dolar kuru 2023’te 24,2 lira, 2024’te 22,5 lira, 2025’te 18,2 lira seviyesinde olacak.

Politika faizinin ise 2023’te yüzde 19,6, 2024’te yüzde 27,3, 2025’te yüzde 20 olması öngörülüyor.

(Kaynak: Gazete Duvar)

Paylaşın

HDP, Ek Savunmasını Anayasa Mahkemesi’ne Teslim Etti

Halkların Demokratik Partisi (HDP), Anayasa Mahkemesi’nde (AYM) görülen kapatma davasına dair ek savunmasını tamamladı ve tanınan süreden bir gün önce AYM’ye teslim etti. Ek savunmada, bir flaş bellek üzerinden PKK ile HDP arasında kurulan ilişkiye karşı çıkılıyor.

BBC Türkçe’den Hatice Kamer’in aktardığına göre, söz konusu kayıtların HDP’nin kuruluşundan önceye uzandığı savunuluyor.

Anayasa Mahkemesi, HDP’nin kapatılması davası kapsamında yapılan başvuruda yer alan ve delil olarak değerlendirilen beş klasördeki Kürtçe metinlerin Türkçe’ye çevrilmiş halini 27 Eylül’de HDP’ye göndermişti.

Delil olduğu iddia edilen metinler, bir PKK’lı üzerinden çıkan flaş belleğe dayanıyor.

Mahkeme, HDP’den içeriğe dair itirazlarını 26 Kasım tarihine kadar bildirmelerini istemişti.

HDP Hukuk Komisyonu’ndan Avukat Serhat Eren, bu metinlerin ses kayıtlarından metne geçirildiğini ve çevirilerin doğru olup olmadığını tespit etmeleri için ek süreye ihtiyaçlarının olduğunu, 11 Ekim tarihinde mahkemeye başvurarak ek süre talebinde bulunduklarını söyledi.

BBC Türkçe’ye konuşan Eren, HDP’nin kapatılması için delil olarak Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı’nın Anayasa Mahkemesine gönderdiği belgelerin yer, zaman, kişi, fiil olarak partilerinin kapatılma davası ile ilişkili olmadığını savundu:

“Kürtçe’ye çevrilerek kaydedilen bu ses notları 1996-97 yıllarına ait. O dönemde HDP bile yoktu ve partimizin kapatılması için delil olarak değerlendirilecek bir yönünün olmadığını ifade ederek itirazımızı sunduk. Bundan sonraki süreç Anayasa Mahkemesi’nin takvimine göre işleyecek. Anayasa Mahkemesi, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısını, sözlü mütalaasını sunmak üzere ne zaman davet edecek, bizi ne zaman davet edecek bu tamamen mahkemenin insiyatifine kalmış’’

Eren, bu sürecin seçimlerden önce de olabileceğini ama seçim sathı mailine girilen bu zamanda, seçim sonuçlarına doğrudan etki edebilecek bir kararı vermek için mahkemenin acele etmeyeceğine inanmak istediklerini ifade etti.

Beş klasörden oluşan Kürtçe belgelerde neler var?

Avukat Serhat Eren, Kürtçe metinlerin 1996 – 97 yıllarında, PKK lideri Abdullah Öcalan’ın eğitimler sırasında verdiği ders notlarının ses kayıtlarının Kürtçe metinler halinde kaydedilmiş hallerinden oluştuğunu söyledi.

Bu eğitim çalışmalarının, Türkçe yapıldığı ancak daha sonra Kürtçe’ye çevrilerek, PKK üyelerinin eğitim çalışmalarında materyal olarak kullanıldığı belirtiliyor.

Eğitim notları olarak tanımlanan bu Kürtçe metinlerin, 2017 yılında Adıyaman bölgesinde bir çatışmada öldürülen bir PKK militanının üzerinde bulunan flaş bellekten çıktığı kaydediliyor.

Bu PKK’lı, HDP Diyarbakır milletvekili Semra Güzel’in sözlüsü olarak adını duyduğu Volkan Bora.

Avukat Serhat Eren, PKK’lı Bora’nın üzerinde çıkan flaş bellekteki bu notların, Semra Güzel’in dosyasına eklendiğini belirtti:

“Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı da o notları HDP ile ilişkilendirmek için o notları alıp Anayasa Mahkemesine gönderdi. Anayasa Mahkemesi de bu notların davayla ilişkisi var mı, yok mu diye tercümesini yaptırmış. 1996-97 tarihli bu belgeler, PKK’nin kendi eğitim çalışmalarında kullandığı notlarmış.

İçinde tek bir kelime HDP ya da Semra Güzel geçmiyor ama Semra Güzel’in sözlüsü üzerinden PKK-HDP ilişkisi kurmak gibi bir çabaya girdikleri anlaşılıyor ve bunun da kamuoyunda bir algı oluşturmaya dönük bir hamle olduğu anlaşılıyor”

Paylaşın

Suriye’den “Türkiye’nin Operasyon Açıklamalarına” Tepki

Türkiye’nin Suriye’nin kuzeyine askeri operasyon açıklamalarını değerlendiren Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’ın üst düzey danışmanlarından Buseyna Şaban, “Hiçbir ülkenin kendi güvenliğini başka ülkenin sınırları içinde koruma hakkı yoktur” dedi ve ekledi:

“Türk işgalinin Suriye’nin kuzeydoğusunda kendi şemsiyesi altında faaliyet gösteren teröristlerin varlığını meşrulaştırmak için dayanaksız bahaneler kullandığını’ iddia eden Şaban, Türkiye’nin ‘Rusya’ya verdiği taahhütlerine bağlı kalmadığını.”

Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) tarafından Suriye ve Kuzey Irak’ın kuzey bölgelerine yönelik gerçekleştirdiği hava harekâtı devam ediyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ise harekâtın karada da süreceğini sık sık dile getiriyor. Ne var ki, Erdoğan’ın U dönüşü planı bu operasyonla sekteye uğradı. Rusya ve ABD’nin açıklamalarının yanı sıra Suriye ve Mısır’ın tavrı dikkat çekti.

Mısır Dışişleri Bakanlığı’ndan önceki akşam yapılan açıklamada operasyonlardan duyulan endişe dile getirildi. Açıklamada, “Mısır, iki kardeş Arap ülkesi Suriye ve Irak’ın son günlerde İran ve Türkiye’den gördüğü ve her iki ülkenin de kendi topraklarındaki egemenliğini ihlal eden saldırıları büyük bir endişeyle takip etmektedir” denildi.

Suriye’den gelen açıklama ise daha sert oldu. Bu tür operasyonların kesinlikle kabul edilmediği bildirildi. 19’uncu Astana görüşmesinin ardından konuşan Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’ın üst düzey danışmanlarından Buseyna Şaban, “Hiçbir ülkenin kendi güvenliğini başka ülkenin sınırları içinde koruma hakkı yoktur” dedi. Suriye Arap Haber Ajansı SANA’nın aktardığına göre, “Türk işgalinin Suriye’nin kuzeydoğusunda kendi şemsiyesi altında faaliyet gösteren teröristlerin varlığını meşrulaştırmak için dayanaksız bahaneler kullandığını’ iddia eden Şaban, Türkiye’nin ‘Rusya’ya verdiği taahhütlerine bağlı kalmadığını’ dile getirdi.

ABD tepkisini yineledi

Pentagon’un “Harekat Amerikan personelinin güvenliğini doğrudan tehlikeye atmıştır” açıklaması sonrası ABD’den bir uyarı daha geldi. ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) Sözcüsü Albay Joe Buccino, ABD’nin ‘Suriye’deki durumu istikrarsızlaştıracak her türlü askeri eyleme karşı olduğunu’ bildirdi.

VOA Türkçe’nin aktardığına göre Albay Buccino sınır ötesi operasyonlarla ilgili olarak “Bu eylemler, IŞİD’in yeniden ortaya çıkmasına ve bölgeyi tehdit etmesine asla izin vermemek için devam ettirdiğimiz mücadele dâhil, ortak amaçlarımızı tehdit etmekte” ifadelerini kullandı.

Müzakere çağrısı

Rusya kanadı ise Türkiye’nin Suriye’ye yönelik hava harekâtı için temkinli olunması gerektiği belirttiği açıklamasının ardından bu kez müzakere çağrısı geldi. Putin’in Suriye Özel Temsilcisi Aleksandr Lavrentyev, RIA (Rusya Devlet Ajansı)na verdiği demeçte Moskova’nın Ankara-Şam arasındaki müzakerelerin düzenlenmesinde arabuluculuk desteği vermeye hazır olduğunu söyledi.

Gerilimin tırmanmasına rağmen iki ülke istihbarat şeflerinin temaslarını sürdürmesi gerektiğini vurgulayan Lavrentyev, Türkiye-Suriye yakınlaşmasının Putin’in önceliği olduğuna dikkat çekildi.

Türkiye’den, bir kara harekâtı yapılmayacağına dair güvence almadıklarını aktaran Lavrentyev, “Bununla birlikte, bu operasyonları gerçekleştirmekten kaçınacakları yönünde bir izlenim var” ifadelerini kullandı.

Suriye’ye sınır ötesi için anlaşıldı iddiası

ABD tarafından operasyon karşıtı söylemler üst üste gelirken Türkiye ile ABD’nin ‘sınırlı bir operasyon konusunda’ anlaştığı ileri sürüldü. AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın partisinin grup toplantısında kara harekâtı mesajından sonra TSK, Özgür Suriye Ordusu’na (ÖSO) kara operasyonu için acil toplantı çağrısında bulunduğu iddia edildi.

ÖSO komutanlarından Muhammed Yusuf operasyona iddiasına yönelik yaptığı açıklamada “Pençe-Kılıç Harekâtı için hazırlıklarımızı tamamladık. Fırat’ın batısında ve doğusunda bir harekât için tüm kuvvetlerimizle hazırız” dedi.

İngiltere merkezli Şarku’l Avsat gazetesinin ÖSO gruplarından birinin liderine dayandırdığı habere göre, TSK’nin önceki gün ÖSO’dan üç kolordu komutanını ‘sahadaki son gelişmelerini tartışmak, taarruz askeri planları geliştirmek ve Halep’in kuzey ve kuzeydoğusunda DSG’ye karşı operasyonunun başlatılması için eksenleri belirlemek üzere Kilis’te önemli bir askeri toplantıya katılmaya çağırdığını’ ileri sürdü. Gazete’nin bir başka iddiasına göre ise ABD’nin Türkiye’ye ‘sınırlı bir operasyon’ için onay verdiği ifade edildi.

(Kaynak: Birgün)

Paylaşın

“Türkiye Ve ABD, SDG’ye Operasyon Konusunda Anlaştı” İddiası

ABD’li ve Türk askeri yetkililer arasında Kilis bölgesinde bir görüşme gerçekleştirildiği, burada Türkiye’nin talepleri, SDG’ye yönelik askeri operasyon ve ABD’nin bu konudaki tutumu tartışıldığı iddia edildi: ABD ile Türkiye tarihi belirtmeyen sınırlı bir operasyon konusunda anlaştılar.

Washington yönetimi ile Ankara’nın, Suriye Demokratik Güçleri’ne (SDG) düzenlenecek ‘sınırlı bir saldırı’ konusunda anlaşmaya vardığı iddia edildi. Suudi gazetesi Şarkul Avsat’ta yer alan haberde, Türkiye’den ve ABD’den askeri yetkililerin Kilis’te bir araya geldiği belirtildi.

Gazeteye konuşan Türkiye destekli Suriye Milli Ordusu (SMO) kaynağı, “Geçtiğimiz birkaç saat içinde, ABD’li askeri yetkililer ve Türk mevkidaşları arasında Kilis bölgesinde bir görüşme gerçekleşti. Burada Türkiye’nin talepleri, SDG’ye yönelik askeri operasyon ve ABD’nin bu konudaki tutumu tartışıldı. İki taraf arasında uzun bir diyalogun ardından ABD’lilerle henüz tarihini belirtmeyen sınırlı bir operasyon konusunda anlaştılar” ifadelerini kullandı.

‘Tel Rıfat ve Kobane ile sınırlı kalacak’

SMO gruplarından birinin liderine dayandırılan haberde, TSK’nin çarşamba günü SMO’daki üç kolordu komutanını ‘sahadaki son gelişmelerini tartışmak, taarruz askeri planları geliştirmek ve Halep’in kuzey ve kuzeydoğusunda SDG’ye karşı operasyonunun başlatılması için eksenleri belirlemek üzere Kilis’te önemli bir askeri toplantıya katılmaya çağırdığını’ ileri sürdü. Gazeteye göre SMO’nun olası operasyona katılımı Tel Rıfat ve Kobane ile sınırlı kalacak.

SMO, ‘hareket için hazırız’ dedi

Geçtiğimiz günlerde Reuters ajansına konuşan Ankara’nın desteklediği Suriye Milli Ordusu’ndan (SMO) bir kaynak da, ‘harekatın genişletilmesi ihtimaline karşı hazırlıklı olmalarının istendiğini’ iddia etmişti. Söz konusu isim, henüz bir takvim belirlenmediğini söylemişti.

Rudaw da, SMO bünyesindeki grupların olası bir kara harekatına hazırlandığını aktardı. SMO komutanlarından Muhammed Yusuf, “Pençe-Kılıç Harekâtı için hazırlıklarımızı tamamladık. Fırat’ın batısında ve doğusunda bir harekat için tüm kuvvetlerimizle hazırız” dedi.

(Kaynak: Gazete Duvar)

Paylaşın

Altılı Masa, Parlamenter Sisteme Dönüşü 28 Kasım’da Açıklayacak

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), İYİ Parti, Demokrasi ve Atılım Partisi (DEVA), Demokrat Parti, Saadet Partisi ve Gelecek Partisi’nden oluşan altılı masa, 28 Kasım’da parlamenter sisteme dönüş için anayasa değişiklik önerisini açıklayacak.

Güçlendirilmiş Parlamenter Sistemi hedefleyen altı partinin ortak anayasa değişik teklifi 28 Kasım’da Ankara Bilkent Otel’de gerçekleşecek toplantı ile kamuoyuna açıklanacak. Genel başkanlar tarafından görevlendirilen komisyonun gerçekleştirdiği çalışma sonucu ortaya çıkan metin altı partinin ortak anayasa değişiklik teklifi olacak. Altı partinin adayının kazanması ve altılı masanın mecliste çoğunluğu alması durumunda bu anayasa değişiklik teklifi kanunlaştırılacak.

Sputnik’ten Osman Nuri Cerit’in aktardığına göre, çalışmalarda yer alan komisyon üyelerinden elde edilen bilgiye göre 28 Kasım’da hazırlanacak metin, daha önce açıklanan güçlendirilmiş parlamenter sistem ortak metnin anayasa değişik teklifine dönüştürülmesi şekli olacak.

Cumhurbaşkanı’nın yetkileri düzenlenecek

Altılı partinin Anayasa değişiklik teklifinden cumhurbaşkanının görev ve yetkileri ele alınıyor. 28 Kasım’da açıklanacak teklif metnine göre;

  • Cumhurbaşkanının görev süresi 7 yıl olacak.
  • Cumhurbaşkanı bir sefer seçilebilecek.
  • Cumhurbaşkanı sadece temsil yetkisine sahip olacak.
  • Yasalar konusunda Cumhurbaşkanı uyarı anlamında yasayı tek sefer geri gönderebilecek.
  • Cumhurbaşkanının parti üyesi olması da yeniden düzenlenecek.
  • Cumhurbaşkanının hukuki ve cezai sorumluluğu, yargılama makamı ve usulü de belirlenecek.

Başbakan ve Bakanlar Kurulu Anayasa’ya eklenecek

Parlamenter sisteme dönüşün Anayasa teklifi olacak metinde, cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi ile Anayasa’dan çıkartılan başbakan ibaresi yeniden eklenecek.

Başbakan ve bakanların yetki ve sorumluluk alanlarına ilişkin düzenleme de 28 Kasım’da açıklanacak metinde yer alacak.

Metinde; “Başbakan, Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri arasından parlamenter sistem gelenek ve ilkelerine uygun olarak belirlenecek. Bakanlar, Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri veya ihtiyaç halinde milletvekili seçilme yeterliliğine sahip olanlar arasından Başbakan tarafından atanacak. Başbakan ve Bakanlar Kurulu Meclis’e karşı sorumlu olacak. Hükümetin kurulmasını kolaylaştırmak amacıyla hükümetin kurulmasında basit çoğunluk, düşürülmesinde ise Türkiye Büyük Millet Meclisi üye tamsayısının salt çoğunluğu esas alınacak” ifadeleri yer alıyor.

Yargı yeniden yapılandırılacak

  • Altılı masanın ortak Anayasa değişiklik metnin bir diğer başlığı ise yargı olacak. Metinde öngörülen Anayasa değişikliğine göre
  • Hakimler ve Savcılar Kurulu kaldırılacak.
  • Hakimler Kurulu ve Savcılar Kurulu olmak üzere iki kurul oluşturulacak.
  • Adalet Bakanı ve Adalet Bakanlığı Müsteşarı’nın Hakimler Kurulu’nda yer almayacak.
  • Çoklu baro uygulaması sona erecek.
Paylaşın

İYİ Parti Lideri Akşener, Siyasette ‘Kadın’ Olmanın Zorluklarını Anlattı

Katıldığı bir programda kadın politikacı olmanın nasıl bir duygu olduğu sorulan İYİ Parti Lideri Akşener, kadın olmanın başlı başına zor olduğunu ifade etti. Cumhuriyet’in en büyük başarısının, eğitim yoluyla hem kadınlara hem de erkeklere fırsat eşitliği sağlamasının olduğunu vurgulayan Akşener, kadınlara karşı ön yargılara değindi.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, “Cam tavanlar, çeşitli engeller var. Mesela, siz çok güzel bir kadınsınız ama zeki bir kadınsınız. Sırf güzel olarak anılmak sizi sinir ediyordur. Sadece güzellikle anılmak, buranın çok az görülüp bu tarafın görülmesi bile başlı başına bir tacizdir. Başarılarımız hep birilerinin üzerinden alkışlanır.” şeklinde konuştu.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, FOX TV’de yayınlanan “Çağla ile Yeni Bir Gün” programının canlı yayın konuğu oldu. Akşener, canlı yayında ailesi ve evlilik hayatı ile siyasette kadın olmanın zorluklarını anlattı.

24 Kasım Öğretmenler Günü kapsamında ilkokul öğretmenlerinin Akşener’le ilgili videosunun yayınlandığı programda stüdyoya gelen bir sanatçı, saz çalarak Akşener’in sevdiği türküleri seslendirdi.
Ailesinden söz eden Akşener, anne ve babasının çocuk yaşta mübadeleyle Türkiye’ye geldiğini belirterek, okumayı çok sevdiğini anlattı.

Eşi ve çocuklarından bahseden Akşener, gençliğinin başındayken hayalinde evlilik olmadığını, ancak ailesiyle gittiği Kocaeli’de 18 yaşında tanıştığı eşiyle 24 yaşında evlenmeye karar verdiğini dile getirdi.

Akşener, 42 yıldır evli olduğunu belirterek, şunları anlattı:

“Eşimle birbirimize karşı bir çekinmemiz yok, bu benim siyasi hayatım için müthiş bir şey. Mesela, politik bir fırsat doğdu. Benim çok istediğim bir şeydi, büyükşehir belediye başkanlığı adaylığı üzerinden. Sonra çok iyi performans gösterdim ama kazanamadım. Kaybederken kazanan bir seçim oldu. Ankara’ya çağırdılar, Ankara’da bir yolculuk başlayacak. Biz birbirimize bir söz verdik, hayatımızda ne olursa paylaşacağız diye. Mesele benim eşime, onun da bana söylemediği hiçbir şey yoktur. Bakın insanlar yalan konuşur, elbette konuşur. Bizim birbirimize dair konuşmadığımız, söylemediğimiz hiçbir şey yoktur. Muhtemelen bu evliliğimizde çok önemli bir etken oldu.”

Eşiyle yan yana bir fotoğrafı gösterilen Akşener, “Ben siyaset yapıyorum, erkek-kadın fark etmez binlerce insanla fotoğrafım var. Buradan eşimi kaldırmışlar, bu fotoğrafın yanına FETÖ’yü koymuşlar. O kadar hakarete, iftiraya uğradım bu süreç içerisinde. Hepsinde beni sakinleştiren kocam oldu. Diyor ki; ‘Bir kadının yanından kocası kaldırılmaz.'” diye konuştu.

Kadın politikacı olmanın nasıl bir duygu olduğu sorulan Akşener, kadın olmanın başlı başına zor olduğunu ifade etti.
Cumhuriyet’in en büyük başarısının, eğitim yoluyla hem kadınlara hem de erkeklere fırsat eşitliği sağlamasının olduğunu vurgulayan Akşener, kadınlara karşı ön yargılara değindi.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, “Cam tavanlar, çeşitli engeller var. Mesela, siz çok güzel bir kadınsınız ama zeki bir kadınsınız. Sırf güzel olarak anılmak sizi sinir ediyordur. Sadece güzellikle anılmak, buranın çok az görülüp bu tarafın görülmesi bile başlı başına bir tacizdir. Başarılarımız hep birilerinin üzerinden alkışlanır.” şeklinde konuştu.

Akşener’e, programda yapılan bir kase de hediye edildi.

Paylaşın

Dikkat Çeken İddia: Katar’dan Türkiye’ye 10 Milyar Dolar Kaynak

Türkiye ve Katar arasında 10 milyar dolarlık finansal kaynak konusundaki görüşmelerin son aşamasına gelindiği iddia edildi. 10 milyar dolarlık kaynağın, merkez bankaları arasında swap, Eurobond ya da diğer bazı finansal metodlar yöntemiyle sağlanabileceği belirtiliyor.

Reuters haber ajansı ismi açıklanmayan iki üst düzey yöneticiye dayandırdığı haberinde Türkiye ve Katar arasında 10 milyar dolarlık finansal kaynak konusundaki görüşmelerin son aşamasına gelindiğini iddia etti.

Haberde, Katar’ın Türkiye’ye sağlayacağı 10 milyar dolarlık kaynağın, merkez bankaları arasında swap, Eurobond ya da diğer bazı finansal metodlar yöntemiyle sağlanabileceği belirtiliyor.

Reuters haber ajansı Katar’ın da Türkiye Maliye Bakanlığı yetkililerinin de konuya ilişkin soruları şu aşamada yanıtsız bıraktıklarını ifade etti.

Reuters haber ajansı, batılı ülkelerin Türkiye’ye son dönemde yatırım yapmak konusunda çekingen davranmaya başlaması üzerine Ankara’nın ekonomiyi desteklemek, liranin değerinin korunması amacıyla kendisine yakın ülkelerden destek alma yoluna gittiğini belirtiyor.

Türkiye daha önce de toplam da 15 milyar dolarlık bir swap anlaşması gerçekleştirmiş durumda.

Ajansa konuşan ismi açıklanmayan kaynaklar, görüşmelerin en az 8 milyar dolarlık bir kaynak için yapıldığını söz konusu kaynağın 10 milyar dolara kadar yükselebileceğini belirtiyorlar.

Kaynağın 2 ila 3 milyar dolarlık kısmının bu yıl sonuna kadar geri kalan bölümünün de önümüzdeki yıl içerisinde sağlanabileceği iddia ediliyor.

Bu yıl içerisinde sağlanacak 2-3 milyar dolarlık kısmın Eurobond şeklinde olabileceği belirtiliyor.

Ankara, hali hazırda Birleşik Arap Emirlikleri, Çin, Katar ve Güney Kore’yle toplamda 28 milyar dolarlık swap anlaşması yapmıs durumda.

Türkiye son olarak Suudi Arabistan’la Türkiye Merkez Bankası’nda 5 milyar dolarlık mevduat hesabı açması konusunda görüşmeler yapıyor. TCMB konuya ilişkin henüz bir yorum ya da açıklamada bulunmadı.

Merkez Bankası’nın son dönemde swap anlaşmaları yerine mevduat hesap yöntemini tercih ettiği belirtiliyor.

Paylaşın

Altılı Masa, Erken Seçime Destek Olmayacak Mı?

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), İYİ Parti, Demokrasi ve Atılım Partisi (DEVA), Demokrat Parti, Saadet Partisi ve Gelecek Partisi’nden oluşan altılı masa, bir taraftan seçime yönelik hazırlıklarını sürdürürken, diğer yandan seçimin ne zaman yapılacağı ve takvime göre çeşitli olasılıklar da masaya yatırılmış durumda.

Altılı masayı oluşturan iki farklı partinin üst düzey yetkililerinden edinilen bilgiye göre muhalefet normalde 18 Haziran’da yapılması gereken ancak çeşitli nedenlerle bahara çekileceği konuşulan seçim için TBMM’de karar alınmasına destek olmamayı da değerlendiriyor.

Haziran’da yapılması gereken seçimin Mayıs ya da Nisan’a çekilmesini desteklememeleri gerektiğini çünkü bunun gerçek anlamda bir erken seçim olmayacağını belirten bir parti yetkilisi, “Bizler ısrarla dedik ki 2022’de gelin erken seçim kararı alın, biz de destekleyelim. Ama şimdi 2023 baharında yapılacak bir seçimin neresi erken olacak?” ifadesini kullandı.

Altılı Masa’nın bir yandan 2023 seçimleri sonrası “Güçlendirilmiş Parlamenter Sisteme” geçiş süreci için hazırladığı anayasa çalışmasını açıklamaya ve 9. buluşmasını yapmaya hazırlanırken, diğer yandan bahar aylarına çekilmesi olası, geciktirilmiş bir erken seçime destek vermemeyi kendi içinde görüştüğü belirtiliyor.

CHP, İYİ Parti, Saadet Partisi, Demokrat Parti, DEVA Partisi ve Gelecek Partisi liderleri 28 Kasım Pazartesi günü iki kez bir araya gelecek. Sabah saatlerinde Bilkent Otel’de yapılacak ilk toplantıda Anayasal ve Yasal Reformlar Komisyonu tarafından tamamlanan 2023 seçimleri sonrası “Güçlendirilmiş Parlamenter Sisteme” geçiş sürecinin anayasa çalışması kamuoyuna açıklanacak.

DW Türkçe’den Gülsen Solaker’in altılı masayı oluşturan partilerin kulislerinden edindiği bilgilere göre, genel başkanların daha önce imzaladığı güçlendirilmiş parlamenter sisteme geçişi öngören mutabakat metni temel alınarak hazırlanan çalışma ile mevcut anayasanın yaklaşık 89 maddesinde değişiklik yapılıyor. Bu çalışma içinde yeni sistemde cumhurbaşkanını kimin seçeceği ya da baş örtüsü gibi konularla ilgili değişiklik önerilerinin bulunmayacağı öğrenildi.

Anayasa toplantısının ardından, öğleden sonra ise genel başkanlar Demokrat Parti ev sahipliğinde yeniden bir araya gelecek. Edinilen bilgilere göre bu buluşmada geçiş sürecinin yol haritasının kamuoyuna sunulması tarihi kararlaştırılabilir. Bu sürecin yol haritası ile bir çeşit seçim beyannamesi ve hükümet programı niteliğinde olacak olan “ortak söylem belgesinin” açıklanmasının da yıl sonuna kadar yapılabileceği konuşuluyor.

Her partinin önce kendi mutfağında hazırladığı, ardından altılı masanın ilgili komisyonu tarafından bir süredir ortaklaştırılan söylem belgesinin şu ana kadar yaklaşık yüzde 60’ı tamamlanmış durumda.

Muhalefet erken seçime destek olmayacak mı?

Altılı masa bir taraftan seçime yönelik hazırlıklarını sürdürürken, diğer yandan seçimin ne zaman yapılacağı ve takvime göre çeşitli olasılıklar da masaya yatırılmış durumda.

Altılı masayı oluşturan iki farklı partinin üst düzey yetkililerinden edinilen bilgiye göre muhalefet normalde 18 Haziran’da yapılması gereken ancak çeşitli nedenlerle bahara çekileceği konuşulan seçim için TBMM’de karar alınmasına destek olmamayı da değerlendiriyor.

Haziran’da yapılması gereken seçimin Mayıs ya da Nisan’a çekilmesini desteklememeleri gerektiğini çünkü bunun gerçek anlamda bir erken seçim olmayacağını belirten bir parti yetkilisi, “Bizler ısrarla dedik ki 2022’de gelin erken seçim kararı alın, biz de destekleyelim. Ama şimdi 2023 baharında yapılacak bir seçimin neresi erken olacak?” ifadesini kullandı.

Seçim yasasının muhalefet partilerinin kazanamaması için çok ince hesaplarla tasarlanarak değiştirildiğini, bu nedenle iktidarın yeni seçim yasasını mutlaka kullanmak isteyeceğini söyleyen yetkili, Cumhur İttifakı”nın bahar aylarında bir seçimi Erdoğan’ın adaylığının tartışmaya açılmaması için istediğini belirterek, muhalefet olarak buna destek olunmaması gerektiğini söylüyor.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yeniden aday olup olamayacağı ile ilgili tartışmalar bir süredir yapılıyordu. Bazı anayasa hukukçuları ve muhalefet üyeleri Erdoğan’ın üçüncü kez aday olamayacağını belirtirken, iktidar Erdoğan’ın 2014’te eski sistemle, 2018’de ise yeni sistemle cumhurbaşkanı seçildiğini ve dolayısıyla 2023 seçiminin Erdoğan’ın ikinci adaylığı olduğunu belirterek ortada bir anayasaya aykırılık olmadığını söylüyor.

Bununla birlikte iktidarın yine de herhangi bir meşruiyet sorunu yaratmamak ve Erdoğan’ın durumunu tartıştırmamak için seçimi zamanında yapmayarak, TBMM kararıyla bir çeşit “geciktirilmiş erken seçim” yapmak isteyebileceği bir süredir belirtiliyordu.

“256 hafta bekliyorsak, bekleriz bir dört hafta daha”

Muhalefetin şimdiye kadar Meclis’ten böyle bir geciktirilmiş erken seçim kararı çıkmasına çok itiraz etmeyebileceği, çünkü Erdoğan ve çevresinin yeniden bir “mağduriyet” algısı yaratmasına izin vermek istemediği konuşuluyordu.

Altılı masa kulislerinden edinilen bilgiler ise şimdi bu eğilimin biraz tersine dönmekte olduğu ve Meclis’te Cumhur İttifakı’na destek olunması konusuna eskisi kadar sıcak bakılmadığı yönünde.

Bir parti yetkilisi konuyla ilgili olarak “Bir seçim dönemi toplam 260 haftadır, yani beş yıl. 256 hafta bekliyorsak, bekleriz bir dört hafta daha. Mayıs’ta erken seçim mi olur?” diyor.

Bu arada muhalefet partileri arasında erken seçim tarihi ile ilgili konuşulan bir başka senaryo ise iktidarın Ocak ayı başında maaşlara ve asgari ücrete yapacağı zamların ardından çok uzun süre beklemek istemeyebileceği, zamların yarattığı olumlu hava dağılmadan ve enflasyonist etkisini görmeden baharın ilk aylarında seçimi yapmak isteyebileceği.

Öte yandan Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM) Başkanlığı’nın 2023 sınav takviminde YKS tarihini 17-18 Haziran 2023 olarak belirlemesi de erken seçim tartışmalarını alevlendirdi.

AKP Sözcüsü Ömer Çelik “Prensip olarak seçim takvimiyle sınav takvimi üst üste gelmez. Öğrencilerimizin hiçbir sınavını seçim takvimine denk getirmeyiz. Bununla ilgili ÖSYM bir çalışma yapıyor, yakın zamanda kamuoyuyla paylaşır” açıklamasında bulundu.

Meclis’teki sandalye dağılımının etkisi ne olur?

Mevcut sistemle erken seçim kararı alınabilmesi için ya Cumhurbaşkanı’nın kararı olması ya da TBMM’nin beşte üç çoğunluk oyuyla yani en az 360 milletvekili tarafından “kabul” oyu verilmesi gerekiyor. Ancak iktidarın bunun için muhalefetin desteğine ihtiyacı var. Çünkü AKP ile MHP’nin sandalye sayısı şu an için toplam 334.

TBMM’de halen CHP’nin 134, HDP’nin 57, İYİ Parti’nin 37, Türkiye İşçi Partisi’nin (TİP) 4, Memleket Partisi’nin 2, Demokrat Parti’nin ise 2 milletvekili bulunuyor. Zafer Partisi, DEVA Partisi, Demokratik Bölgeler Partisi, Saadet Partisi ve Yenilik Partisi’nin birer milletvekili var. Toplam 580 milletvekilinden oluşan TBMM’de bağımsız milletvekili sayısı ise dört.

Paylaşın

Şebnem Korur Fincancı Hakkında İddianame: 7 Yıl 6 Aya Kadar Hapis Talebi

27 Ekim’de ‘örgüt propagandası’ suçlamasıyla sevk edildiği mahkeme tarafından tutuklanan Türk Tabipleri Birliği (TTB) Başkanı Şebnem Korur Fincancı hakkında, “örgüt propagandası yapmak” iddiasıyla 7 yıl 6 aya kadar hapis istemiyle iddianame hazırlandı.

Haber Merkezi / Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, “PKK’ya yönelik yürütülen askeri operasyonlarda kimyasal silah kullanıldığı iddialarının tarafsız heyetlerce soruşturulması gerektiğini ifade eden Şebnem Korur Fincancı hakkında ‘örgüt propagandası yapmak’ ve ‘Türk milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni, devletin kurum ve organlarını aşağılama’ iddiasıyla soruşturma başlatmıştı.

Ne olmuştu?

Medya Haber’e konuşan Adli Tıp Uzmanı Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı, TSK’nın askeri operasyonlarda kimyasal silah kullandığı iddialarına ilişkin görüntüleri incelediğini belirtti: Belli ki sinir sistemini doğrudan tutan toksik-zehirli kimyasal gazlardan biri kullanılmış durumda. Her ne kadar kullanılması yasak olsa da çatışmalarda kullanıldığını görüyoruz.

Bağımsız heyetlerin bölgede inceleme yapmasının uluslararası sözleşmeler gereği zorunlu olduğunu belirten Şebnem Korur Fincancı, “Uluslararası sözleşmelerin uygulanması ve kimyasal silahların kullanımını yasaklayan Cenevre Sözleşmesi kapsamında böyle bir iddia ortaya çıktığında nasıl bir araştırma yapılacağı da Minnesota Protokolü’nün ilkelerinin ele alınması gerekiyor,” dedi.

Fincancı açıklamalarının ardından Yeni Şafak gazetesi, “TTB Başkanı Şebnem Korur Fincancı’dan ihanet dolu sözler: PKK kanalında TSK’ya iftira attı” şeklinde bir haber yayınladı. Sabah gazetesi de “Emekli komutanlar PKK’nın ‘Kimyasal Silah’ iftirasına ateş püskürdü: Şebnem Korur Fincancı hukuk önünde hesap versin!” haberinde emekli generallerin açıklamalarına yer verdi.

Erdoğan ve Bahçeli’nin ağır eleştirileri

TTB Başkanı Korur Fincancı, Türk ordusunun Irak’ın kuzeyindeki operasyonlarında kimyasal silah kullandığına dair iddialar olduğunu ve bunların araştırılması gerektiğini ifade etmişti. Bunun üzerine Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Türk Tabipleri Birliği Başkanı ile ilgili yargı harekete geçmiştir. Hem bu kişiyle, hem bu kurumla ilgili adımlar atılacak. Bakanlarımıza, Tabipler Birliği başta olmak üzere meslek örgütlerinde yeni yapıya geçilmesine yönelik mevzuat çalışmalarının hızlandırılması talimatı verdik. Gerekirse yasal düzenlemeyle bu ismin değişmesini sağlayacağız” açıklamasında bulunmuş; Salı günü meclis grup toplantısında konuşan MHP Genel Başkanı Bahçeli de, TTB’nin kapatılmasını ve Şebnem Korur Fincancı’nın vatandaşlıktan çıkarılmasını talep etmişti.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı hakkında soruşturma başlattığını açıkladı: 20.10.2022 tarihinde PKK/YPG silahlı terör örgütünün sözde yayın organına yaptığı açıklamalar nedeniyle Türk Tabipler Birliği Başkanı Şebnem Korur Fincancı hakkında, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun 7/2 maddesi kapsamında Terör Örgütü Propagandası Yapmak ve 5237 yılı Türk Ceza Kanununun 301/2. maddesi kapsamında Türk Milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devletini, Devletin kurum ve organlarını aşağılama suçlarından, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığımızca soruşturma başlatılmıştır.

Fincancı, “terör örgütü propagandası yapmak” ve “Türk milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devletini, devletin kurum ve organlarını aşağılama” suçundan sevk edildiği mahkemece tutuklanmıştı.

Paylaşın