İmamoğlu: Sorunların Hepsini Sen Yarattın Nasıl Çözeceksin?

Amasya’nın Merzifon ilçesinde konuşan İBB Başkanı İmamoğlu, “Bu memleketi ekonomik olarak çökerttiler. Bu sorunları yaratan, büyüten, memleketimizin her insanına adaletsizliği ve hukuksuzluğu yaşatan, partizanlığı devletimizin her kurumuna tabiri caizse sokan bu akıl diyor ki ‘ben çözeceğim’, sen sorunların hepsini yarattın nasıl çözeceksin?” dedi ve ekledi:

“İnanmayın bunlara. İnanacağınız tek şey var; milletin ittifakı. Bizi güçlü yapan farklılıklarımız. Bugün ortaya gelen Millet İttifakı da zenginliğin ittifakıdır. Cumhurbaşkanı adayımız, 13’üncü Cumhurbaşkanımız Kemal Kılıçdaroğlu ile İYİ Parti’nin Genel Başkanı Meral Akşener’in birlikte neler başarabileceğini ben çok iyi biliyorum. İstanbul’daki başarımızdan biliyorum.”

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, Amasya’nın Merzifon ilçesinde Halk Buluşması programına katıldı. İmamoğlu, konuşmasında şunları söyledi:

“Zaman hızla akıyor önümüzde çok az zaman var, çok az zamanda çok büyük işler başarmak zorundayız. Memleketimiz, milletimiz için başarmak zorundayız. 86 milyon insanımız için başaracağız. Türkiye’de siyasete ahlak, dinamizm gelsin; siyasetten bencillik, kibir gitsin, partizanlık devletimizin bütün kurumlarından uzaklaşsın diye yola çıktık. Millet İttifakı, aynı şu meydanda olduğu gibi herkesi kapsayacak. Biz herkesin elin sıkmaya geliyoruz, herkesle konuşacağız; ‘benden değilsen yoksun’ asla demeyeceğiz, ‘derdin ne’ diyeceğiz.

Memleketimizi yöneten akıl, şahıslar, cumhurbaşkanı İstanbul’a gelip İstanbul Belediye Başkanı’na laf atmaz. Gerek yok, milletin oyu ile seçilmiş bir kişi cumhurbaşkanı olduktan sonra 86 milyonun cumhurbaşkanı olmalı. Her şehre gittiğinde çözüm aramalı. Neymiş ‘çivi bile çakmamış’ diyor bana; bak bak bak… Ben de diyorum ki bir gün beni davet et anlatayım.

Sorun yok anlatırım ama bir gün bile yetmez hizmetlerimi anlatmaya. Sorun şurada; 25 yıl yönettiler doğru, özellikle son 15 yılında çok sıkıntılı işler yaptılar İstanbul’da. 25 yıl yöneten anlayış şöyle bir psikolojiye bürünmüş; biz seçimi kazanınca zannettiler ki malını mülkünü aldık. İstanbul’u kendi malı mülkü zanneden bir yönetici grubu var. İstanbul bizim malımız mülkümüz değil 16 milyon insanın. Bu akıldan vazgeçmedikleri sürece bunlardan bize fayda yok. 14 Mayıs’ta 86 milyon insan onlara güle güle, bay bay diyecek, hadi evinize dinlenmeye…

“Memleketi ekonomik olarak çökerttiler”

86 milyon insanımızla bu ülkenin sahibi olduğunu hissettirdiği bir dönemi başlatacağız. Gençler iyi ki varsınız o kadar güveniyorum ki size. Bu memlekette çaba, emek gösteren, çalışan herkes, ‘hakkımı alacağım’ duygusunu her gence vereceğiz. O zaman hiçbir gencimiz hayallerinden, memleketinden vazgeçmeyecek. Sevgili hanımefendiler, doya doya çocuklarınıza, evinizdeki insanlarınıza bayramlık hediyelerinizi alabilecek durumda mısınız?

Bu memleketi ekonomik olarak çökerttiler. Bu sorunları yaratan, büyüten, memleketimizin her insanına adaletsizliği ve hukuksuzluğu yaşatan, partizanlığı devletimizin her kurumuna tabiri caizse sokan bu akıl diyor ki ‘ben çözeceğim’, sen sorunların hepsini yarattın nasıl çözeceksin? İnanmayın bunlara. İnanacağınız tek şey var; milletin ittifakı. Bizi güçlü yapan farklılıklarımız. Bugün ortaya gelen Millet İttifakı da zenginliğin ittifakıdır.

Cumhurbaşkanı adayımız, 13’üncü Cumhurbaşkanımız Kemal Kılıçdaroğlu ile İYİ Parti’nin Genel Başkanı Meral Akşener’in birlikte neler başarabileceğini ben çok iyi biliyorum. İstanbul’daki başarımızdan biliyorum. Bütün ekonomik sorunlarınızı çözecek büyük bir kadroya dönüştü 6 siyasi partilerin liderleri, ekipleri.

Esas kadromuz hepinizin evlatları, şu enerjisi yüksek, kalbi temiz gençlerimiz. Gençlerimizi biz oy deposu olarak görmüyoruz. Ben onlardan çok besleniyorum. Gençler bana ne diyor biliyor musunuz? ‘Başkanım adalet istiyoruz…’ Gençler, bana adil ol gerisini ben hallederim, diyor. Bölünmeyeceğiz, birliğini gücünü milletçe milletimize göstereceğiz. 14 Mayıs’a az kaldı.

Bu işi hep birlikte başaracağız, herkesin gönlünü kazanacağız, konuşacağız, derdini dinleyeceğiz vatandaşımızın. Bu memleketin kurtuluşa bir araya gelmeye ekonomide, eğitimde, sağlıkta iyileşmeye, adalete, gençlerin geleceğe umutla bakmaya ihtiyacı var.

Fırça atar gibi konuşan siyasetçilerden bıktık deyin, suratı asık değil yüzü güleç insanlar istiyoruz deyin. Milleti işaretle bile bölen değil birleştiren, bu sürece ihtiyacımız var diye yola çıktık, bunları anlatın. Hazırız biz, bu milleti ayağa kaldıracağız hep beraber. Kimsenin kalbini kırmayacağız. Biz bu seçimi sadece bize oy verenler için değil bütün bir millet için kazanacağız. 15 Mayıs’ta her şey çok güzel olacak.”

Paylaşın

“Şirketler, Pandemiyi ve Ukrayna’daki Savaşı ‘Vurgun’ İçin Kullandı”

Ekonomist Albert Edwards, şirketlerin pandemiyi ve Ukrayna’daki savaşı kendi kârlarını artırmak için kullandığına dikkat çekerek, “ABD’de son açıklanan kâr verileri, kapitalist sistemin olması gerektiği gibi işlediğine dair azalan güvenime büyük bir darbe daha vurdu. Şirketler önce pandemiyi, ardından da Ukrayna’daki savaşı ‘vurgun yapmak’ için kullandı” dedi.

Albert Edwards, dünya çapında yaşanan ekonomik sıkıntılara ve bununla bağlı toplumsal olaylara da işaret ederek, özellikle şirketlerin “enflasyon fırsatçılığıyla” karlarını yükseltmesinin, uzun vadede kamu düzenine de zarar vereceğini belirtti.

Fransa’nın en köklü bankalarından Societe Generale’den ekonomist Albert Edwards, kapitalizmin sonunun gelmiş olabileceğini söyledi.

Bankanın küresel stratejisti Edwards, haftalık yayımladığı piyasa analizinin 4 Nisan’daki sayısında şu ifadeleri kullandı: 40 yılı aşkın süre finans sektöründe çalıştıktan sonra artık beni şaşırtabilecek pek bir şey kalmadığını düşünmüştüm. Ancak bu ekonomik döngüde daha önce görülmemiş düzeydeki kurumsal açgözlülüğü hayret verici buluyorum.

Edwards, şirketlerin pandemiyi ve Rusya – Ukrayna savaşını kendi kârlarını artırmak için kullandığına dikkat çekerek, şöyle devam etti: ABD’de son açıklanan kâr verileri, kapitalist sistemin olması gerektiği gibi işlediğine dair azalan güvenime büyük bir darbe daha vurdu. Şirketler önce pandemiyi, ardından da Ukrayna’daki savaşı ‘vurgun yapmak’ için kullandı.

Deneyimli ekonomist, dünya çapında yaşanan ekonomik sıkıntılara ve bununla bağlı toplumsal olaylara da işaret ederek, özellikle şirketlerin “enflasyon fırsatçılığıyla” karlarını yükseltmesinin, uzun vadede kamu düzenine de zarar vereceğini belirtti.

Edwards, yazısında söz konusu durumun sürmesi halinde bilinen anlamda kapitalizmin çökebileceğini savunarak, şu ifadeleri kullandı: Enflasyon fırsatçılığı mutlaka bitmeli. Aksi takdirde kapitalizmin sonuyla karşı karşıya kalabiliriz. Bu, milletvekilleri için artık göz ardı edilemeyecek kadar büyük bir mesele.

ABD Başkanı Joe Biden da kasımdaki açıklamasında, ülkesinin ekonomik zorluklardan geçtiği bir dönemde büyük petrol şirketlerinin yüksek kâr elde etmesini eleştirmişti. Petrol devlerini hedef alan Biden, “Ben bir kapitalistim, şirketlerin adil karlarıyla ilgili bir sorunum yok ama bu kadarı da yeter” demişti.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın

14 Mayıs Seçimleri: Erdoğan, Kılıçdaroğlu Ve İnce’nin Oy Oranı Kaç?

14 Mayıs’ta yapılacak cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimlerine haftalar kaldı. Cumhur İttifakı adayı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Millet İttifakı’nın adayı CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun gerisinde kaldı.

Ancak Memleket Partisi Genel Başkanı cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce faktörünün seçimleri büyük olasılıkla ikinci tura bırakacağı beklentisi hakim.

Peki, Erdoğan, Kılıçdaroğlu ve İnce’nin oy oranı kaç?

Mart ayında araştırma yapan Avrasya, MAK, Türkiye Raporu, AR-G, Aksoy, PİAR, ORC, Saros ve Yöneylem anket firmalarının kamuoyu yoklamalarının sonuçlarına göre;

MAK Danışmanlık Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Ali Kulat Habertürk yayınında yaptığı açıklamada son yaptıkları araştırmanın sonucunu paylaştı. Buna göre Kılıçdaroğlu yüzde 47; Erdoğan ise yüzde 42 oy alıyor. Arasında Muharrem İnce’nin de olduğu “diğerleri”nin oyu yüzde 3. Kararsız seçmenin oranı ise yüzde 8. Kulat kararsızların büyük oranda HDP seçmeni olduğunu bildirdi.

Mart ortasında anket çalışmasını yayınlayan Türkiye Raporu’nun araştırmasına göre Kılıçdaroğlu ile Erdoğan arasında 9 puanlık bir fark dikkat çekiyor. Ankette kararsızlar dağıtıldığında Kılıçdaroğlu’nun oyu yüzde 54,5 olurken, Erdoğan’ın oyu yüzde 45,5 oldu.

AR-G Araştırma’nın 14 Mart’ta açıkladığı son ankete göre seçim ikinci tura kalıyor. Ankete göre Kılıçdaroğlu yüzde 46,2; Erdoğan ise yüzde 43,1 oy alıyor. AR-G’nin anketine göre Muharrem İnce yüzde 7,6; Sinan Oğan ise yüzde 3,1 oy alıyor.

Aksoy’un 8 Mart’ta yaptığı ankete göre Millet İttifakı adayı Kılıçdaroğlu yüzde 55,6 oy aldı. Cumhur İttifakı adayı Erdoğan’ın oyu ise yüzde 44,4 oldu.

PİAR’ın 10 Mart’ta açıkladığı sonuçlara göre Millet İttifakı adayı Kılıçdaroğlu yüzde 57,1 oy alırken Cumhur İttifakı adayı Erdoğan yüzde 42,9’da kalıyor. PİAR’ın anketi 12 ilde bin 460 kişinin katılımıyla bilgisayar destekli telefon görüşmesi (CATI) yoluyla gerçekleştirildi.

İYİ Parti lideri Meral Akşener’in Altı Masa müzakerelerinde yaşadığı kriz döneminde ilk anket ORC’den gelmişti. Buna göre ankette Kemal Kılıçdaroğlu için yüzde 56,8 oy oranı çıkarken Recep Tayyip Erdoğan yüzde 43,2 oy aldı. Anket 28 ilde bin 850 kişi ile CATI yoluyla gerçekleştirildi.

ALF’nin anketi 6-7 Mart tarihlerinde 26 ilde CATI yöntemi ile bin 770 kişinin katılımı ile gerçekleşti. Kılıçdaroğlu’nun adaylığı 6 Mart akşamı ilan edildiğinden anketin bir kısmının bu açıklamadan önce yapıldığı anlaşılıyor.

Kemal Kılıçdaroğlu’nun adaylığının resmen açıklanmasının ardından ilk anket ise Alfa Araştırma (ALF) tarafından yapıldı.Ankette Millet İttifakı adayı Kılıçdaroğlu yüzde 55,1 oy alırken Cumhur İttifakı adayı Erdoğan yüzde 44,9’da kaldı.

24 Haziran 2018 cumhurbaşkanlığı seçiminde adaylar kaç oy almıştı?

24 Haziran 2018 cumhurbaşkanlığı seçiminde Cumhur İttifakı adayı Recep Tayyip Erdoğan ilk turda oyların yüzde 52,4’ünü alarak cumhurbaşkanı seçilmişti. Diğer adaylardan Muharrem İnce yüzde 30,8; Selahattin Demirtaş yüzde 8,3; Meral Akşener yüzde 7,4 ve Temel Karamollaoğlu yüzde 0,9 oy almıştı.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

Merkez Bankası Açıkladı: Cari Açık 10 Yılın En Yüksek Seviyesinde

Şubat ayında cari açık, beklentileri aşarak 8,783 milyar dolara çıktı. 12 aylık cari açık ise 55,4 milyar dolar oldu. Böylelikle 12 aylık cari açık 2012 yılı Ağustos ayından bu yana en yüksek seviyeye çıktı.

Haber Merkezi / Ödemeler dengesi tanımlı dış ticaret açığı şubatta 10 milyar 401 milyon dolar oldu.

Reuters haber ajansının ekonomistlerle yaptığı ankette tahminler cari açığın 8,5 milyar dolar olarak açıklanması yönündeydi. Ankete katılan 10 ekonomist 2023 açığının 45 milyar dolar olacağını öngördü.

Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası (TCMB) Türkiye’nin Ödemeler Dengesi İstatistikleri Şubat ayı sonuçlarını açıkladı. Merkez Bankası’ndan yapılan açıklamada şu ifadeler kullanıldı:

Cari İşlemler Hesabı

Şubat ayında cari işlemler hesabı 8.783 milyon ABD doları açık kaydetmiştir. Altın ve enerji hariç cari işlemler hesabı ise 834 milyon ABD doları fazla vermiştir.

Ödemeler dengesi tanımlı dış ticaret açığı 10.401 milyon ABD doları olarak gerçekleşmiştir.

Hizmetler dengesi kaynaklı girişler 2.334 milyon ABD doları seviyesinde gerçekleşmiştir. Bu kalem altında seyahat kaleminden kaynaklanan net gelirler 1.652 milyon ABD doları olmuştur.

Birincil gelir dengesi kalemi 815 milyon ABD doları net çıkış, ikincil gelir dengesi kalemi de 99 milyon ABD doları net giriş kaydetmiştir.

Finans Hesabı

Doğrudan yatırımlardan kaynaklanan net girişler 505 milyon ABD doları olarak kaydedilmiştir.

Portföy yatırımları 240 milyon ABD doları tutarında net giriş kaydetmiştir. Alt kalemler itibarıyla incelendiğinde, yurt dışı yerleşiklerin hisse senedi piyasasında 185 milyon ABD doları net satış ve devlet iç borçlanma senetleri piyasasında 14 milyon ABD doları net alış yaptığı görülmektedir.

Yurt dışındaki tahvil ihraçlarıyla ilgili olarak, bankalar 1.158 milyon ABD doları net kullanım yapmıştır.

Diğer yatırımlar altında, yurt içi bankaların yurt dışı muhabirlerindeki efektif ve mevduat varlıkları 80 milyon ABD doları net azalış kaydetmiştir.

Yurt dışı bankaların yurt içindeki mevduatları, yabancı para cinsinden 109 milyon ABD doları net azalış ve Türk lirası cinsinden 381 milyon ABD doları net artış olmak üzere toplam 272 milyon ABD doları net artış kaydetmiştir.

Yurt dışından sağlanan kredilerle ilgili olarak, Genel Hükümet 222 milyon ABD doları net geri ödeme, bankalar ve diğer sektörler ise sırasıyla 1.124 milyon ABD doları ve 338 milyon ABD doları net kullanım gerçekleştirmiştir.

Resmi rezervlerde bu ay 4.677 milyon ABD doları net azalış olmuştur.”

Paylaşın

Karamollaoğlu’ndan Muharrem İnce’ye Tepki: AK Parti’ye Destek Veriyorsan Çık Söyle

Cumhurbaşkanı adayı olan Memleket Partisi Lideri Muharrem İnce’ye tepki gösteren Saadet Partisi Lideri Temel Karamollaoğlu, “AK Parti’ye destek veriyorsan çık söyle. Bu AKP’nin işine yarayan bir adım. Aklım almıyor” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan için “İsrail ile iç içe. Erdoğan şu anda İsrail’in Orta Doğu’daki tek dostudur.” diyen Karamollaoğlu, “ABD’ye gidip geldikten sonra ‘Ben Büyük Orta Doğu Projesi’nin eş başkanıyım’ dedi. Ama ne olduğunu anlatmadı, sonradan biz öğreniyoruz ki BOP’un esas adı Büyük İsrail Projesi. İsrail Nil’den Fırat’a kadar olan toprakların kendilerine vaat edildiğine inanıyor. Orada şu anda iskan edilen bizler dahil herkesi kendi topraklarında olmakla suçluyor. Tayyip bey BOP’un hala eşbaşkanı.” ifadelerini kullandı.

Daha önce Millet İttiafı’na “ittifak içinde ittifak” önerisini sunan Karamollaoğlu bu planın neden gerçekleşmediği konusunda da şunları anlattı:

“Saadet Partisi 20 yıllık bir parti. Seçim ve sandık kurullarında temsil edilme hakkımız var. ‘Bu hakları ziyan etmemeliyiz bunun için de Saadet Partisi amblemi altında seçime girmek uygun’ diye düşündük. Ancak arkadaşlardan bazıları buna yanaşmadılar, ‘Bizim amblemimiz olsun’ deyince de gerçekleşmedi.”

Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, Cumhuriyet’ten İklim Öngel’in sorularını yanıtladı. Karamollaoğlu’nun açıklamalarından öne çıkan bölümler şöyle:

İttifak içinde ittifak öneriniz neden olmadı?

Saadet Partisi 20 yıllık bir parti. Seçim ve sandık kurullarında temsil edilme hakkımız var. ‘Bu hakları ziyan etmemeliyiz bunun için de Saadet Partisi amblemi altında seçime girmek uygun’ diye düşündük. Ancak arkadaşlardan bazıları buna yanaşmadılar, ‘Bizim amblemimiz olsun’ deyince de gerçekleşmedi.

HDP’nin çekilmesi de SP için bir avantajdı aslında…

Her sandık kurulunda temsil edilmiyoruz ama onlar çekilince biz hemen hemen tüm sandık kurullarında temsil edilme hakkını kazanıyoruz. O çok önemliydi ama gerçekleşmedi. Böyle olunca da üçlü ittifak olmadı.

Sizin bu önerinizle daha fazla milletvekili çıkarma imkanı mı olacaktı?

Tabii. Üçlü ittifak gerçekleşmiş olsa o zaman yapılan kamuoyu yoklamalarına göre biz çok ciddi bir hamle yapmış olacaktık. Bizim oylarımız o günkü anketlerde yüzde 2, 2.5,3, 3.5 gibi rakamlar çıkıyordu. Üç partininkini toplasak 7,8 civarında oy alabiliyorduk. Üçümüzün bir araya gelmesinden dolayı bir sinerji oluştuğunda 6,7 puan artıyordu oylarımız. Ama olmadı.

Parlamenter sisteme geçişte ne kadar süre olacak?

Anayasa değişikliğine ihtiyaç var, 360’ın üzerinde oy lazım. 400’ün üzerinde olursa Meclis’te değiştiriliyor ama 360’tan fazla ise referanduma gitmek gerekiyor. 360 altında ise anayasa değişikliğini yapmak mümkün değil. Meclis’te çoğunluğu kazandığımızda Millet İttifakı olarak, 360’ı ilk gün yakalayamasak bile zaman içinde onlar da bu değişikliğe razı olacaklardır. AKP muhalefete düşünce ‘Değiştirelim’ diyecek. O zaman referanduma gerek kalmadan değişiklik yapılabilecek.

Erdoğan’ın üçüncü kez adaylığı netleşti. Bu ısrarın nedeni sizce nedir?

Bir insan bir makamda çok fazla kalınca oraya ısınıyor, o makamı terk etmek istemiyor. 20 yıl boyunca dediği dedik birine ‘Süren doldu, ayrıl’ deyince o da ‘Ben nasıl ayrılayım, bir yere giderken en az 100 konvoyluk arabayla gidiyorum. Normal bir hayata nasıl dönerim’ diyor. Onun için Tayyip Bey bırakmak istemiyor. Kendisine bunu yakıştırıyor.

Yargılanma korkusu var mıdır?

Ondan da korkar. ‘Minareyi çalan kılıfını hazırlar’ derler. Tedbir alınıyordur. Ama bu tedbirler her şeyin üzerini örtmeye yetmez. Ama bu kin, nefret, öç alma duygusuyla olursa insanı yanlışa götürebilir. İktidara gelindiğinde tüm çalışmalar gözden geçirilir, yanlış varsa hesabı sorulur. Yaptığı bir yanlış varsa bundan da endişe duyuyor olabilir. Örneğin 100’e yapılacak iş 500’e yapılıyor. Bunun üzerini örtmek mümkün olmaz ki. Yarın hesaplar ortaya döküldüğünde net biçimde görülür.

Neden böyle bir başkaldırı oldu?

Batı, özellikle siyonist çevreler Erbakan hocamızı içselleştiremedi. Erbakan hocamız bir; ‘Mutlaka güçlü bir ülke haline gelmeliyiz, sanayileşmeliyiz. Uçağımız, topumuz ne varsa her şeyi yapabilecek bir yapıya kavuşmalıyız’ diyordu. Bu İsrail’i de ABD’yi de rahatsız etti. İki; biz, İsrail’in genişleme politikalarına karşı koyabilmek için geçmişi bizim gibi olan İslam ülkeleriyle birlik oluşturmalıyız’ dedik. O zaman ABD, kendisine adam aradı. Tayyip Bey nasıl razı oldu bilmem.

ABD’nin desteğini alıyor’ iddiasıyla Kemal Beyin eleştirilmesine ne dersiniz?

Kılıçdaroğlu’nun ABD başkanı ile bir tane pozu yok. Ama Tayyip Beyin siyaseten yasaklıyken Beyaz Saray’da fotoğrafı var. Bu ABD’nin kendisini desteklediğinin en açık delili. Sonra da gitti ‘Milli görüş gömleğini çıkardım’ dedim. Siyonist lobisi Erdoğan’a cesaret madalyası verdi. Neden? Erbakan hocaya koyduğu tavır ve Türkiye‘yi hangi noktaya götüreceği konusunda yaptığı vaatlerden dolayı.

Hala ABD’nin etkisi altında mı?

ABD politikalarına karşı bir tavır sergilemiyor ve İsrail ile iç içe. Erdoğan şu anda İsrail’in Orta Doğu’daki tek dostudur.

BOP eş başkanı olduğunu söylemişti…

ABD’ye gidip geldikten sonra ‘Ben Büyük Orta Doğu Projesi’nin eş başkanıyım’ dedi. Ama ne olduğunu anlatmadı, sonradan biz öğreniyoruz ki BOP’un esas adı Büyük İsrail Projesi. İsrail Nil’den Fırat’a kadar olan toprakların kendilerine vaat edildiğine inanıyor. Orada şu anda iskan edilen bizler dahil herkesi kendi topraklarında olmakla suçluyor. Tayyip bey BOP’un hala eşbaşkanı.

‘Muharrem İnce zarar veriyor’

Muharrem Bey’in aday olmasının seçime etkisi ne olur?

Zarar veriyor. Muharrem Beyin böyle bir adımı neden attığını anlamıyorum. Bu mantıklı değil. AKP’ye destek veriyorsan çık söyle. Bu AKP’nin işine yarayan bir adım. Aklım almıyor. Böyle bir mantık doğru değil. Buna rağmen milletin sağ duyusunun hakim olacağını, birinci turda bu işin biteceğini ümit ediyorum.

Partilerin il binalarının kurşunlanmasına ilişkin hükümetten gelen açıklamalar tatmin edici mi?

Ben bunu göz dağı olarak görüyorum. Siyasette bu olmamalı. Sayın Erdoğan güya ‘Elimizde bir şey yok, kendiliğinden meydana geliyor’ diyor ama kendilerinin ifadeleri olmasa, bunu kınayabilseler çok daha farklı olur. 200 metre uzaktan İYİ Parti’nin il binasının camları kırılıyor. Binde bir olur, binde 999 ne olacak? Bu siyasetin çirkin yüzü, herkes tepki göstermeli, ihtimal gündeme bile gelmemeli. Bunlar AKP’ye fayda değil zarar veriyor. Bu tehdit anlamındadır ve insanlar tehditten ne olursa olsun hoşlanmazlar.

Söyleşinin tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın

TÜİK Duyurdu: İşsizlik Yüzde 10’a Çıktı

Şubat ayında 5 ve daha yukarı yaştaki kişilerde işsiz sayısı, bir önceki aya göre 65 bin kişi artarak 3 milyon 514 bin kişi oldu. İşsizlik oranı ise 0,2 puan artarak yüzde 10 seviyesinde gerçekleşti.

Haber Merkezi / İşsizlik oranı erkeklerde yüzde 8,7 iken kadınlarda yüzde 12,6 olarak tahmin edildi.

İstihdam edilenlerin sayısı Şubat ayında bir önceki aya göre 361 bin kişi azalarak 31 milyon 460 bin kişi, istihdam oranı ise 0,6 puan azalarak yüzde 48,2 oldu. Bu oran erkeklerde yüzde 65 iken kadınlarda yüzde 31,8 olarak gerçekleşti.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), İşgücü İstatistikleri Şubat 2023 verilerini açıkladı.

Buna göre, Hanehalkı İşgücü Araştırması sonuçlarına göre; 15 ve daha yukarı yaştaki kişilerde işsiz sayısı 2023 yılı Şubat ayında bir önceki aya göre 65 bin kişi artarak 3 milyon 514 bin kişi oldu. İşsizlik oranı ise 0,2 puan artarak yüzde 10 seviyesinde gerçekleşti.

İşsizlik oranı erkeklerde yüzde 8,7 iken kadınlarda yüzde 12,6 olarak tahmin edildi.

TÜİK, hesaplamalara deprem felaketi nedeniyle Adıyaman, Gaziantep, Hatay, Kahramanmaraş, Kilis, Malatya ve Osmaniye illerinin dahil edilemediğini açıkladı. Bu illerdeki örnek hane sayısının örneklem içerisindeki payı yüzde 7,8. TÜİK, “Şubat ayı bülteninde yer alan sonuçlar anket uygulaması gerçekleştirilebilen iller üzerinden Türkiye bazında tahmin verecek şekilde ağırlıklandırma yapılarak hesaplanmıştır.” açıklamasında bulundu.

Buna göre istihdam edilenlerin sayısı Şubat ayında bir önceki aya göre 361 bin kişi azalarak 31 milyon 460 bin kişi, istihdam oranı ise 0,6 puan azalarak yüzde 48,2 oldu. Bu oran erkeklerde yüzde 65 iken kadınlarda yüzde 31,8 olarak gerçekleşti.

İstihdam edilenlerden işbaşında olanların, mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış haftalık ortalama fiili çalışma süresi 2023 yılı Şubat ayında bir önceki aya göre 0,1 saat azalarak 44,7 saat olarak gerçekleşti

Zamana bağlı eksik istihdam, potansiyel işgücü ve işsizlerden oluşan atıl işgücü oranı 2023 yılı Şubat ayında bir önceki aya göre 1,5 puanlık artış ile yüzde 23,4 oldu.

Hanehalkı İşgücü Araştırması Şubat ayı anket uygulaması, ülkemizde yaşanan deprem felaketi nedeniyle Adıyaman, Gaziantep, Hatay, Kahramanmaraş, Kilis, Malatya ve Osmaniye illerinde yapılamamıştır. Bu illerdeki örnek hane sayısının örneklem içerisindeki payı yüzde 7,8’dir.

Şubat ayı bülteninde yer alan sonuçlar anket uygulaması gerçekleştirilebilen iller üzerinden Türkiye bazında tahmin verecek şekilde ağırlıklandırma yapılarak hesaplanmıştır. Yapılan geçici yöntemsel değişiklik ile ilgili açıklamalar metaveri bölümünde sunulmuştur.

Belirtilen illerde uygulama gerçekleştirilemediği için, depremin etkisi göstergelere yansıtılamamış olup ilerleyen dönemde alan uygulamasına başlanabilmesi ile birlikte geçmiş dönemlere ait deprem etkisinin ölçülmesi ile ilgili çalışmaların yapılması planlanmaktadır.

Paylaşın

Vatandaşın İhtiyaç Kredisi Borcu 815.8 Milyar Liraya Yükseldi

Vatandaşın ihtiyaç kredisi borcu toplamda ise 815.8 milyar liraya ulaştı. Toplam tüketici kredileri borcu 1.3 trilyon liraya dayanırken buna bireysel kredi kartı borçları eklendiğinde ise vatandaşın toplam borcu 1.8 trilyon lirayı aştı.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) ihtiyaç kredisi için belirlediği faiz sınırı tüketicinin borçlanmasında hızı kesmedi.

Düşen alım gücü karşısında borçlanarak geçinmeye çalışan tüketicinin 31 Mart haftasında ihtiyaç kredi borcu bir haftada 9.7 milyar lira artarak 815 milyar lirayı aştı.

Sözcü gazetesinden Deniz Bilici Göçmen’in haberine göre TCMB’nin 10 Mart tarihinde ihtiyaç kredisinde yüzde 18.56 olarak belirlediği örtülü faiz sınırı bankalarda oluşan ortalama faizin bir haftada 3.8 puan artışla yüzde 30.35’e yükselmesine yol açmış, bu faiz oranı ihtiyaç kredisi kullanımını ise durma noktasına getirmişti.

Ancak takip eden haftalarda faizler yükselmeye devam ederek 31 Mart haftasında yüzde 32.26’ya ulaşsa da ihtiyaç kredisi kullanımında artış sürdü.

Alım gücü düşen vatandaş yüksek faize rağmen kredi kullanımına devam etti. TCMB’nin örtülü faiz sınırının devreye girdiği hafta 2 milyar lira ihtiyaç kredisi kullanılırken takip eden 24 Mart haftasında 10.9 milyar lira ihtiyaç kredisi kullanıldı.

31 Mart haftasında 9.7 milyar liralık ihtiyaç kredisi kullanımı gerçekleşti. Vatandaşın ihtiyaç kredisi borcu toplamda ise 815.8 milyar liraya ulaştı.

Toplam tüketici kredileri borcu 1.3 trilyon liraya dayanırken buna bireysel kredi kartı borçları eklendiğinde ise vatandaşın toplam borcu 1.8 trilyon lirayı aştı.

Paylaşın

Erdoğan, AK Parti Listelerini Kazanacağı Kaybedeceği Senaryoya Göre Oluşturdu

14 Mayıs’ta yapılacak olan cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimlerine haftalar kaldı. AK Parti, milletvekili aday listesini YSK’ya sundu. Karar gazetesi yazarı Mustafa Karaalioğlu Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın AKP listelerini kazanacağı veya kaybedeceği senaryoya göre oluşturduğunu yazdı.

Karaalioğlu, Yüksek Seçim Kurulu’na teslim edilen milletvekili aday listelerinde, AKP’nin meclis grubunun büyük kısmını yeni ve daha sadık isimlerle değiştirdiğini belirterek, “Erdoğan bunu daha önce hiç yapmamıştı… Erdoğan kendisinin kazanacağı ve kaybedeceği senaryoları ince çalışmış görünüyor.

Verimli verimsiz, başarılı başarısız bütün bakanları aynı kefeye koyup, muhtemel seçim galibiyetinde dahi icranın dışında bırakmayı göze alacak kadar sıkı bir tedbir AK Parti’de daha önce hiç görülmemişti” diye yazdı.

CHP ve Millet İttifakı’nın milletvekili listelerini, cumhurbaşkanlığı seçimi galibiyetine göre dizayn ettiğini kaydeden Karaalioğlu, “Milletvekili listeleri ve liste stratejileri Millet İttifakı partilerinin yeni dönemde Meclis’te ittifak çatısını koruma niyetini yansıtıyor.

Kılıçdaroğlu, Gelecek, DEVA, Saadet ve DP’ye çok sayıda garantili sıra açarak bunu gözetmiş görünüyor. Gayet tabii bu strateji Kılıçdaroğlu’nun tamamen Cumhurbaşkanlığı’nı kazanmaya odaklı olmasının bir sonucudur. Bu da CHP’de daha önce görülmüş bir şey değildir” ifadelerini kullandı.

Yazının tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın

Kılıçdaroğlu’ndan “Soğan” Paylaşımı: Vatandaşın Asıl Gündemi Bu

Elinde bir soğan ile yurttaşlara seslenen Kılıçdaroğlu, “Vatandaşın asıl gündemi bu. Çünkü biliyorlar ki ben geldiğimde demokrasi gelecek, para akacak, yatırımlar akacak, dövizler düşecek, alım gücünüz artacak, bolluk, bereket gelecek” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Bunların hepsi mutlaka olacak. O kalırsa bu elimdeki kuru soğan olacak 100 lira. Şu an bile kilosu 30 lira. Soğan bu ya soğan, soğan soğan. Utanmıyorlar. Yiğidi muhtaç ettiler kuru soğana.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı ve Millet İttifakı’nın Cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu, sosyal medya hesabından, evinin mutfağından bir video daha paylaştı. Kılıçdaroğlu videoda şöyle konuştu:

“Sevgili halkım, geçen seçimde ustalık devri diye sattıkları şey ülkemizi her anlamda çöküşe sürükledi. Artık inandırıcı olmadıklarının da hayli farkındalar bundan dolayı da korkunç bir iftira, yalan, dolan propagandasına başladılar.

Gerçekleri örtbas etmek için PKK iftiraları, seccade üzerinden din istismarı, marteniçkayı urgana benzetme gibi türlü türlü tuhaf, yapay gündemlerle sizleri kandırmaya çalışıyorlar. Aslında aklınızla alay ediyorlar. Kendi vatandaşlarına saygı duymuyorlar. Diyecekleri hiçbir şey kalmadı.

Vatandaşın asıl gündemi bu. Çünkü biliyorlar ki ben geldiğimde demokrasi gelecek, para akacak, yatırımlar akacak, dövizler düşecek, alım gücünüz artacak, bolluk, bereket gelecek. Bunların hepsi mutlaka olacak.

O kalırsa bu elimdeki kuru soğan olacak 100 lira. Şu an bile kilosu 30 lira. Soğan bu ya soğan, soğan soğan. Utanmıyorlar. Yiğidi muhtaç ettiler kuru soğana.

“Bu arada ne söyleyeyim her türlü terörün Allah bin belasını versin. Dinimizin arkasına saklanıp da her türlü alavereye bulaşanların da Allah bin belasını versin.

Ben yoluma dürüst ve samimi ister dindar, ister inançsız, ister Türk, ister Kürt, ister Sünni, ister Alevi olsun insan gibi insanlarla devam edeceğim. Benim tek kriterim budur.”

Paylaşın

2022 Yılında ÖSYM, 1 Milyar 483 Milyon Lira Başvuru Ücreti Topladı

Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi’nin (ÖSYM) 2022 yılında sınavlardan topladığı başvuru ücretinin 1 milyar 483 milyon 193  bin 384 TL olduğu hesaplandı. Başkanlık, yıl içinde 260 milyon TL’lik de Hazine yardımı aldı.

Bütçesinin tamamına yakını sınav gelirlerinden oluşan başkanlığın giderleri ise 1 milyar 556 milyon 433 bin TL oldu. Gider fazlasının, şaibe nedeniyle iptal edilen KPSS’nin yeniden gerçekleştirilmesi nedeniyle gerçekleştiği öğrenildi.

ÖSYM’nin 2022 yılına yönelik mali tabloları, “Türkiye sınav ülkesi oldu” eleştirilerinin haklılığını da ortaya koydu. Başkanlığın merkezi sınavlara başvuran yurttaşlardan topladığı başvuru ücreti, 2022 yılında 2021 yılına oranla yüzde 94 arttı.

BirGün’den Mustafa Bildircin’in haberine göre; 2021 yılında 8 milyon 763 bin 532 olan sınavlara başvuran aday sayısı, 2022 yılında 12 milyon 620 bin 149’a yükseldi. Merkezi sınavlara başvuran yurttaşların da yakındığı yüksek sınav başvuru ücretleri nedeniyle ÖSYM’nin geliri, 1,5 milyar TL’ye dayandı.

2022 yılında Türkiye’deki her 100 yurttaştan 15’i merkezi sınavlara girdi. ÖSYM, sınavlardan topladığı başvuru ücreti 1 milyar 483 milyon 193 bin 384 TL olarak hesaplandı. Başkanlık, yıl içinde 260 milyon TL’lik de Hazine yardımı aldı. Bütçesinin tamamına yakını sınav gelirlerinden oluşan başkanlığın giderleri ise 1 milyar 556 milyon 433 bin TL oldu. Gider fazlasının, şaibe nedeniyle iptal edilen KPSS’nin yeniden gerçekleştirilmesi nedeniyle gerçekleştiği öğrenildi.

ÖSYM’nin toplam 490 milyon 314 bin TL ile ifade edilen 2022 yılındaki gelir kalemleri şöyle sıralandı:

Sınav, Kayıt ve Bunlara İlişkin Diğer Hizmet Gelirleri: 1 milyar 483 milyon TL
Kitap ve Yayın Satış Gelirleri: 3 milyon 701 bin TL
Diğer Hizmet Gelirleri: 275 bin 287 TL
Kişilerden Alacaklar: 265 bin 295 TL

Çarpıcı artış

Hemen her yıl katlanarak artan sınava giren aday sayısı nedeniyle ÖSYM’nin gelirinde yıllar itibarıyla yaşanan artış ise şöyle kaydedildi:

2018: 528 milyon 32 bin TL
2019: 546 milyon 25 bin TL
2020: 860 milyon 512 bin TL
2021: 767 milyon 630 bin TL
2022: 1 milyar 490 milyon 314 bin TL

Paylaşın