Bahçeli, Nevşehir’den Muhalefete Yüklendi

Nevşehir’de halka seslenen MHP Lideri Bahçeli, “Bölücü terör örgütü PKK Kılıçdaroğlu’nun destekçisidir. FETÖ’cüler, Türk düşmanları, emperyalizmin piyonları CHP’nin adayları olarak gösterilmiştir” dedi ve ekledi:

“Kılıçdaroğlu eroinmanlardan temiz para alacağını iddia ediyor. HDP’nin kayyum partisi Yeşil Sol Parti, Kılıçdaroğlu’nun arkasında duruyor.”

Bahçeli, ”Türkiye eskisinden çok daha muktedir bir seviyeye ulaştı. Yeni yüzyılın eşiğinde yeni yol haritası belirlendi. Hamd olsun dev uyandı ağaya kalktı” ifadelerini kullandı.

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Nevşehir’de partisinin seçim mitinginde konuştu. Bahçeli’nin açıklamalarından satırbaşları şöyle:

“14 Mayıs’ta yapılacak olan cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği genel seçimlerine 19 gün kala Nevşehir’deyiz. Hepinizi sevgi ve selamlarımla selamlıyorum, en iyi dileklerimi paylaşıyorum.

Nitekim sosyal siyasal ve ekonomik krizler yakamızı bırakmadı. Koalisyon kavgaları ülkemizin tarihini makus bir tarihe yöneltti. 15 Temmuz 2016’daki FETÖ darbe girişimi yönetim sisteminde reform yapılmasını gerekli kıldı. Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi geçmişten kopuş değil medeniyet mirasımızı çok daha güçlü bir şekilde sahiplenmeyi sağladı.

Türkiye eskisinden çok daha muktedir bir seviyeye ulaştı. Yeni yüzyılın eşiğinde yeni yol haritası belirlendi. Hamd olsun dev uyandı ağaya kalktı. Bu başarı Cumhur İttifakı’nın başarısıdır. Bilinmelidir ki Türkiye geriye sarkmayacaktır. Türkiye gelişmeleri yedek kulübesinden takip etmeyecektir.

Türkiye sözü geçen bir ülke mevkiindedir. Ulaştığımız sonuç zor ve zahmetli olsa da kazanan Türk milleti olmuştur. Yepyeni bir Türkiye zaferine hazır mısınız? 14 Mayıs’ta sandığa gidip geleceğinize sahip çıkacak mısınız? Sana söz baharlar gelecek diyen vaat edenlerin kaos hazırlıklarını aynen iade edecek misiniz?

Aziz milletim istiklalimizi müdafaa etmek için sıra sizde. Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine sahip çıkmak için sıra sizde. Türk ve Türkiye Yüzyılı’na destek vermek için sıra sizde. Zillet İttifakı’nı sandığa gömmek için sıra sizde. Milli bekamıza, milli haklarımıza sahip çıkmak için sıra sizde.

CHP’den İYİ Parti’ye HDP’sinde bölücü partilere kadar alayının gayesi parlamenter sisteme geçmek. Ortaklık kuran partiler arasında çekişmeler ile koalisyon hükümetlerini övmek akılsızlıktır. Böylesi zihniyetlerin aklı koltuktadır.

Başbakan olacağım propagandası ile FETÖ projesi olanlar kendi partisinde ne ülkücü bırakmış ne de milletçi bırakmıştır. Devletin hafızası canlıdır. Devlet nedir bilmeyenler, millete yürekten bağlılık hissetmeyenler, siyasi hayatını çıkarcılıkla bağdaştıranlar Nevşehir’in yüzüne bakamaz. Biz doğruları söylemekten korkmayacağız.

Masadan kaldıran ve geri oturan milleti kandıran İYİ Parti Başkanı iyice çuvallamıştır.

Bölücü terör örgütü PKK Kılıçdaroğlu’nun destekçisidir. FETÖ’cüler, Türk düşmanları, emperyalizmin piyonları CHP’nin adayları olarak gösterilmiştir. Kılıçdaroğlu eroinmanlardan temiz para alacağını iddia ediyor. HDP’nin kayyum partisi Yeşil Sol Parti, Kılıçdaroğlu’nun arkasında duruyor.”

Paylaşın

AYM Başkanı Arslan’dan “Yargı Bağımsızlığı” Vurgusu

AYM’nin 61. Kuruluş Yıldönümü Töreni’nde konuşan AYM Başkanı Arslan, konuşmasında mahkemelerin bağımsızlığının önemine vurgu yaparak yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığının hâkimin çekinmeden ve endişe duymadan, herhangi bir dış etki altında kalmadan, tarafsız tutumla ve özgürce karar verebilmesini gerektirdiğini belirtti.

Haber Merkezi / Adaletin olmadığı yerde devletin payesi veya gücü arşa çıksa bile bir gün yok olacağını dile getiren Başkan Arslan adaletin sağlanmasının birinci şartının yargı bağımsızlığı ve hâkim teminatı olduğunu vurguladı.

Zühdü Arslan, anayasal kimliğimizi oluşturan tüm ilke ve değerlerin en büyük güvencelerinden birinin bağımsız ve tarafsız yargı olduğunun altını çizerek “Demokratik hukuk devleti olarak Cumhuriyet bizden yargı alanında da Mustafa Kemal Atatürk’ün ifadesiyle “fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür” yargı mensupları ister.” ifadelerini kullandı.

Anayasa Mahkemesinin 61. kuruluş yıldönümü dolayısıyla Yüce Divan Salonu’nda tören düzenlendi.

Törene, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan,  Yargıtay Başkanı Mehmet Akarca, Danıştay Başkanı Zeki Yiğit, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile yüksek yargı organlarının üyeleri katıldı.

AYM Başkanı Zühdü Arslan törende yaptığı konuşmada, düzenlenen sempozyumun konusunu  Cumhuriyet’imizin yüzüncü yılı dolayısıyla “Yüzüncü Yılında Cumhuriyet ve Anayasa Yargısı” olarak belirlediklerini ifade ederek Cumhuriyet’in anayasal kimliği üzerine bazı değerlendirmelerde bulundu.

Her anayasanın zaman ve mekân içinde oluşan, gelişen ve yaşayan bir kimliğinin olduğunu belirten Arslan, “Türk anayasa kimliğinin en belirleyici niteliği hukuk devletidir.” dedi.

Zühdü Arslan, Türkiye Cumhuriyeti’nin aynı zamanda sosyal bir hukuk devleti olduğunu belirterek “Anayasa Mahkemesine göre kişilerin refah ve mutluluğunu sağlamaya yönelik olarak sosyal devletin herkes için insan haysiyetine yaraşır asgari bir hayat düzeyini gerçekleştirmesi gerekmektedir.” ifadelerini kullandı.

2010 anayasa değişikliğiyle hukuk sistemimize giren bireysel başvurunun insan haklarına dayalı hukuk devletinin daha etkili şekilde hayata geçirilmesine hizmet ettiğini vurgulayan Arslan,  bireysel başvurunun Cumhuriyet’in niteliklerinin hak eksenli bir yaklaşımla yorumlanmasına çok önemli katkılar sağladığını dile getirdi.

Demokratik anayasanın temeli özgürlüktür.

Zühdü Arslan, Anayasa Mahkemesinin sıklıkla demokratik hukuk devleti terkibini kullanarak günümüzün geçerli demokrasi anlayışı olan anayasal demokrasiye vurgu yaptığını ifade ederek hürriyetçi demokrasinin gereklerinden en önemlisinin temel hak ve hürriyetlerin güvence altına alınması olduğunu söyledi.

Konuşmasında kuvvetler ayrılığı ilkesine de vurgu yapan Arslan egemenliği kullanan güçlerin ayrılması ve sınırlandırılmasının önemine değinerek sözlerine şöyle devam etti:

“Bilindiği üzere demokratik anayasalar esas olarak özgürlükleri korumak amacıyla, egemenliği kullanan güçlerin ayrılmasına ve sınırlandırılmasına yönelik anayasal ilke ve kurallara yer vermişlerdir. Nitekim Anayasa Mahkemesi kararlarında vurgulandığı gibi Anayasa’da yer verilen kuvvetler ayrılığı ilkesinin gayesi yetki aşımlarının ortaya çıkmasını ve temel hakların ihlal edilmesini engellemektir.”

AYM Başkanı Arslan Cumhuriyet’in herkesin eşit ve özgür bireyler hâlinde kendilerini ait hissettikleri demokratik bir hukuk devleti olarak yoluna devam etmesinin hepimizin ortak hedefi olduğunu belirterek  bu hedefin gerçekleşmesinin biri toplumsal, diğeri de hukuksal ve siyasal düzlemde olmak üzere iki temel şarta bağlı olduğunu ifade etti.

Toplumsal düzeyde bizim gibi olmayanlarla, bizden farklı düşünen ve yaşayanlarla sağlıklı bir ilişki kurmamız gerektiğinin altını çizen Arslan “Öteki olarak gördüklerimizin ontolojik varlığını kabul etmedikçe bu sağlıklı ilişkiyi kurma imkânı da yoktur. Kendimize hak gördüğümüzü “öteki”ne de hak görerek, adaleti ve özgürlüğü sadece kendimiz için değil başkaları için de isteyerek, farklılıklarımızla birarada yaşamanın iklimini hep birlikte oluşturmak zorundayız.” dedi.

“Adaletin sağlanmasının birinci şartı yargı bağımsızlığı ve hâkim teminatıdır”

Zühdü Arslan konuşmasında mahkemelerin bağımsızlığının önemine vurgu yaparak yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığının hâkimin çekinmeden ve endişe duymadan, herhangi bir dış etki altında kalmadan, tarafsız tutumla ve özgürce karar verebilmesini gerektirdiğini belirtti.

Adaletin olmadığı yerde devletin payesi veya gücü arşa çıksa bile bir gün yok olacağını dile getiren Arslan adaletin sağlanmasının birinci şartının yargı bağımsızlığı ve hâkim teminatı olduğunu vurguladı.

AYM Başkanı Arslan, anayasal kimliğimizi oluşturan tüm ilke ve değerlerin en büyük güvencelerinden birinin bağımsız ve tarafsız yargı olduğunun altını çizerek “Demokratik hukuk devleti olarak Cumhuriyet bizden yargı alanında da Mustafa Kemal Atatürk’ün ifadesiyle “fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür” yargı mensupları ister.” ifadelerini kullandı.

Bireysel başvurunun etkili bir hak arama yolu olarak varlığını devam ettirmesinde ve bu suretle temel hak ve özgürlüklerin daha iyi korunabilmesinde kurumsal iş birliğinin önemine değinen Arslan, bireysel başvuruyu başarılı şekilde uygulamanın en etkili yolunun ihlallerin kaynağını kurutmak olduğunu söyledi.

Zühdü Arslan konuşmasında Anayasa Mahkemesinin hem norm denetiminde hem de bireysel başvuruda kendisine verilen görevleri yerine getirirken Anayasa ile çizilen yetki haritasının dışına çıkmamaya özen gösterdiğini vurgulayarak “Bu anlamda Mahkememiz ne yargısal aktivizme tevessül etmekte ne de anayasal ve yasal yetkilerini kullanmaktan imtina ederek kendini sınırlamaktadır.” dedi.

Arslan konuşmasının sonunda her türlü olumsuzluğa ve zorluğa rağmen büyük bir fedakârlıkla görev yapan başkanvekillerine üyelere, raportörlere ve tüm çalışanlara teşekkür etti.

Paylaşın

Fahiş Kira Artışı Yapanlara Hapis Cezası Yolda

Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, “Fahiş kira artışı yapanlara hapis cezası gündemde. Fahiş kira artışını önlemek için 3 alternatif hazırladık. Hapis cezası olabilir. Adli para cezası olabilir. İdari para cezası öngörülebilir. İdari para cezası olursa kabahat olur” dedi ve ekledi:

“O ayrı bir kanun da düzenlenmesi gerekir ama diğerleri Türk Ceza Kanunu’nda. Şimdi bizim öngörümüz Türk Ceza Kanunu’nda bu alanda bir değişikliğin yapılması yönündedir. Bu konuda bir adım atacağımızı aziz milletimizin bilinmesinde fayda var”

Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, NTV canlı yayınında Gökhan Gerçek’in sorularını yanıtladı. Adalet Bakanı Bozdağ, seçim güvenliği tartışmalarına ilişkin açıklama yaptı.

Bir kişinin yerine başka birinin oy kullanmasının mümkün olmadığını söyleyen Bozdağ ”Kimse kimsenin yerine Türkiye’de oy kullanamaz. Türkiye’nin seçimleri dünyanın en güvenilir seçimleridir. Kimse Türkiye’de seçime gölge düşüremez” diye konuştu.

Millet İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayı ve CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ”Alevi” başlıklı bir video yayınladı. Kılıçdaroğlu’nun böyle bir video yayınlamasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Alevilerle ilgili en somut adımları AK Parti atmıştır. Seçime giderken kimse kimsenin etnik kökenini bakmıyor. Bayram seyran değil birinin böyle bir değerlendirme yapınca herkes soruyor; Ne yapıyor? Milletin etnik kökeni inançları üzerinden yapılan durumu doğru görmedik. Seçime giderken bu tür değerlendirmeler doğru değildir.

Osman Kavala’nın serbest bırakılacağını söyledi Sayın Kılıçdaroğlu. Adalet Bakanı sıfatıyla yorumunuz nedir?

Hiç kimse yargı görevi yapanlar emir talimat veremez. Hukuk devletinde siyasetçi kimi serbest bırakabilir? Sayın Kılıçdaroğlu biz gelince adil davranacağız şunları serbest bırakacağız diyor. Hani Türkiye hukuk devletiydi? Hani yargı bağımsızdı? Kılıçdaroğlu’na soruyorum siz hakim misiniz? Siz nasıl kimi serbest bırakacaksınız?

Kira artışlardaki sınır düzenlemesi

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ”Kiraların büyükşehirlerde ciddi manada yükseltildiğini görüyoruz. Bu ahlaki, insani değil. Bu fırsatçılığa yasal düzenlemelerle izin vermeyeceğiz.” açıklaması yapmıştı. Nasıl bir yasal düzenleme yapılacak? Kira artışlardaki sınır düzenlemesi temmuz ayında sona erecek.

Bu süre uzatılacak. Ayrıca bir yaptırım getirme durumu söz konusu. Siz bir şeye şunun üstüne çıkamazsınız dediniz. Eğer ona bir müeyyide koymazsanız çıktığı zaman işte sadece hukuk davasının dava konusu ederseniz o dava sizin lehinize sonuçlanabilir. Ama bir müeyyidesi olmazsa onu göze alabilir insanlar. Fakat müeyyide olursa neyi kastediyorum?

Hapis cezası ya da adli para cezası ya da idari para cezası gibi bir müeyyideyle, müeyyidelendirildiği takdirde o zaman insanlar bu yasağa, bu kurala uyma konusunda daha özenli davranırlar. Şimdi burada bir yandan sürenin uzatılması, bir yandan da fahiş kira artışlarını yani haklı bir neden olmadan, piyasadaki, piyasa koşullarına aykırı bir biçimde sırf fahiş kazanç elde etmek sebebiyle daha doğrusu haksız kazanç elde etmek maksadıyla buna girişiyorsa bunu kanun, bir yaptırıma bağlayabilir.

Fiyatları etkileme maddesi var. Fahiş fiyat 237’nci madde Türk Ceza Kanunu. Biz orada bir 237/a diye bir yeni madde ihdas ederek burada bu gibi konular sadece kirada değil, bunun içinde başka da özellikle tüketim maddeleriyle ilgili de bazı değerlendirmelerimiz var.

Dünya örneklerini de biz inceleyerek, Türkiye’de de bakarak bu piyasada girdilerde hiçbir artış olmadığı halde, maliyette hiçbir artış olmadığı halde yani makul olanın piyasanın o günkü cereyan eden cari şartlarının dışında ve üstünde fahiş bir artış yaptığı takdirde sadece yasak değil aynı zamanda bunun bir yaptırıma bağlanması son derece önemli. Yeni dönemde bunu yaptırıma bağlayarak bu konudaki kararı etkin bir şekilde uygulayacağız.

“Fahiş kira artışını önlemek için 3 alternatif hazırladık”

Fahiş kira artışı yapanlara hapis cezası gündemde. Fahiş kira artışını önlemek için 3 alternatif hazırladık. Hapis cezası olabilir. Adli para cezası olabilir. İdari para cezası öngörülebilir. İdari para cezası olursa kabahat olur. O ayrı bir kanun da düzenlenmesi gerekir ama diğerleri Türk Ceza Kanunu’nda. Şimdi bizim öngörümüz Türk Ceza Kanunu’nda bu alanda bir değişikliğin yapılması yönündedir. Bu konuda bir adım atacağımızı aziz milletimizin bilinmesinde fayda var”

Paylaşın

Kart Sayısı 355 Milyona Dayandı

Bankalararası Kart Merkezi’nin (BKM) 2023 Yılı verilerine göre, Mart ayı sonunda Türkiye’de 104,1 milyon adet kredi kartı, 174,4 milyon adet banka kartı ve 75,9 milyon adet ön ödemeli kart kullanılıyor.

2022 yılının Mart ayı ile kıyaslandığında kredi kartı adedinde yüzde 18’lik, banka kartı adedinde yüzde 13’lük, ön ödemeli kart adedinde ise yüzde 27’lik artış yaşandı. Toplam kart sayısı ise 354,4 milyon adede ulaşarak geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 17 oranında artış gösterdi.

Kredi kartları, banka kartları ve ön ödemeli kartlar ile Mart ayında yapılan toplam ödeme tutarı bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 117 artarak 523 milyar TL oldu. Kartlı ödemelerin 416,8 milyar TL’si kredi kartlarıyla yapılırken 97,9 milyar TL’sinde banka kartları, 8,5 milyar TL’sinde ise ön ödemeli kartlar kullanıldı.

Kredi kartı ile ödemelerde önceki yılın aynı dönemine göre büyüme oranı yüzde 114, banka kartı ile ödemelerde yüzde 132 olurken ön ödemeli kartlar ile yapılan ödemelerde ise bu oran yüzde 113 olarak gerçekleşti.

Geçen yılın aynı dönemine göre ödemelerde depremin etkisiyle en fazla büyümenin yüzde 191 artış ve 2,2 milyar TL’lik ödeme tutarı ile Dernek ve Sosyal Hizmetler sektöründe olduğu görüldü.

Bu sektörü sırasıyla, yüzde 188 artış ve 23,2 milyar TL’lik ödeme tutarı ile Araç Kiralama-Satış/Servis/Yedek Parça, yüzde 184 artış ve 22,8 milyar TL’lik ödeme tutarı ile Sigorta sektörü, yüzde 154 artış ve 11,8 milyar TL’lik ödeme tutarı ile Eğitim/Kırtasiye/Ofis Malzemeleri, yüzde 149 artış ve 41,5 milyar TL’lik ödeme tutarı ile de Elektrik-Elektronik Eşya, Bilgisayar sektörleri takip etti.

Kart sayısı 354,4 milyona ulaştı

Bankalararası Kart Merkezi’nin (BKM) 2023 Yılı verilerine göre, Mart ayı sonunda Türkiye’de 104,1 milyon adet kredi kartı, 174,4 milyon adet banka kartı ve 75,9 milyon adet ön ödemeli kart kullanılıyor.

2022 yılının Mart ayı ile kıyaslandığında kredi kartı adedinde yüzde 18’lik, banka kartı adedinde yüzde 13’lük, ön ödemeli kart adedinde ise yüzde 27’lik artış yaşandı. Toplam kart sayısı ise 354,4 milyon adede ulaşarak geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 17 oranında artış gösterdi.

Temassız ödeme adedi Mart ayında, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 40 artarak, 662 milyon adede ulaştı.

Mart ayında mağaza içi yapılan ödemelerin yüzde 70’inin yani her 10 kartlı ödemeden 7’sinin temassız olarak yapıldığı gözlemlenirken günlük temassız ödeme adedi ise 21 milyon adedi geçti.

İşyeri tarafında da temassız dönüşüm hızla devam ederken bugün her 5 terminalden 4’ünde temassız ödeme yapılabiliyor.

(Kaynak: Sol Haber)

Paylaşın

HDP’den Operasyonlara Tepki: Açık Bir Gözdağı Ve Tehdit

Diyarbakır merkezli 21 ilde yapılan operasyonlara tepki gösteren HDP, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, “AKP iktidarı ve güdümündeki yargının gerçekleştirdiği bu saldırının nedenini toplum da biz de gayet iyi biliyoruz. 2015’ten bu yana siyasi darbeler, katliamlar, kara propaganda, özel savaş yöntemleri, tehdit, şantaj ve her türlü saldırıyla ömrünü uzatmaya çalışan iktidar, bu sabah gerçekleştirdiği gözaltı furyasıyla da 14 Mayıs seçimlerine yönelik yeni bir darbe sürecini başlatmıştır” ifadelerine yer verdi:

Haber Merkezi / “Bu operasyon sandıkları ve halkın iradesini çalma operasyonudur. Bu operasyon topluma ve onun siyasi tercihlerine açık bir gözdağı ve tehdittir. Seçim sandıklarını koruyacak, hukuksuzluklarla mücadele edecek olan avukatların, kamuoyunu bilgilendirecek gazetecilerin, AKP ile sahada mücadele eden siyasetçilerimizin eş zamanlı olarak hedeflenmiş olması tesadüf değildir.”

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Merkez Yürütme Kurulu, bu sabah Diyarbakır merkezli 21 ilde yapılan ve HDP üye ve yöneticilerinin yanı sıra aralarında gazeteci, avukat, sanatçıların da olduğu 110 kişinin gözaltına alındığı operasyonlara sert tepki gösterdi. HDP’den konuya ilişkin yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:

“Tarihinin en büyük seçim yenilgisinin arifesinde olan AKP-MHP iktidarı, yaşadığı panik ve korkuyla partimize, sivil toplum örgütlerine, toplumsal dinamiklere ve muhalefete saldırmaya devam ediyor. Sabah saatlerinde Diyarbakır merkezli 21 ilde yargı eliyle gerçekleştirilen saldırıda aralarında Eş Genel Başkan Yardımcımız Özlem Gündüz, MYK üyemiz Mahfuz Güleryüz, üyelerimiz, gazeteciler, hukukçular ve sanatçıların da bulunduğu 100’den fazla kişi gözaltına alındı.

“Açık bir gözdağı ve tehdit”

AKP iktidarı ve güdümündeki yargının gerçekleştirdiği bu saldırının nedenini toplum da biz de gayet iyi biliyoruz. 2015’ten bu yana siyasi darbeler, katliamlar, kara propaganda, özel savaş yöntemleri, tehdit, şantaj ve her türlü saldırıyla ömrünü uzatmaya çalışan iktidar, bu sabah gerçekleştirdiği gözaltı furyasıyla da 14 Mayıs seçimlerine yönelik yeni bir darbe sürecini başlatmıştır. Bu operasyon sandıkları ve halkın iradesini çalma operasyonudur. Bu operasyon topluma ve onun siyasi tercihlerine açık bir gözdağı ve tehdittir.

Seçim sandıklarını koruyacak, hukuksuzluklarla mücadele edecek olan avukatların, kamuoyunu bilgilendirecek gazetecilerin, AKP ile sahada mücadele eden siyasetçilerimizin eş zamanlı olarak hedeflenmiş olması tesadüf değildir. İktidar ilk önce besleyip büyüttüğü çeteleri ve mafyayı sahaya sürerek onlara IŞİD diliyle toplumu tehdit ettirdi, şimdi de polis ve yargı marifetiyle doğrudan seçimlere müdahale ediyor. Sokaklarda açık açık “kafa kesme” tehditleri savuran, seçmenlerimizi çocuklarıyla tehdit eden çetelere dokunmayan yargı ve kolluk AKPve MHP seçim kampanyasına dahil olmuştur.

Kaybettikçe saldırganlaşan, saldırganlaştıkça kaybeden AKP-MHP iktidarı asla kendisini bekleyen akıbetten kurtulamayacaktır. Bu saldırılar AKP’nin son çırpınışlarıdır ve asla sonuç vermeyecek beyhude çabalardır. Bu saldırılara en büyük cevabı da halkımız ve iradesi tehdit edilen toplumsal kesimlerin tamamı sandıklarda verecektir. AKP, Diyarbakır merkezli operasyon ile tarihin akışını tersine çeviremeyecektir, aksine Diyarbakır merkezli halk iradesiyle bir daha geri gelmemek üzere siyasi sahneden silinecektir.

“Biz buradayız ve mutlaka kazanacağız!”

Bu tehdit ve şantaj düzeninin sona ermesini isteyen, yıllardır uygulanan hukuksuzluklarla hesaplaşma iradesi gösteren herkesi bu saldırılara karşı açık tutum almaya çağırıyoruz. Gözaltına alınan her bir kişinin yerine binleri, on binleri sorumluluk üstlenerek seçim çalışmalarına katılmaya, sandıklara sahip çıkmaya ve darbeye karşı aktif mücadeleye çağırıyoruz. Biz buradayız ve mutlaka kazanacağız!”

Paylaşın

CHP, Göç Etmek Zorunda Kalan Depremzedeleri Sandığa Taşıyacak

14 Mayıs cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimlerine günler kaldı. Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), deprem nedeniyle göç eden, ancak bulunduğu ile seçmen kaydını aldırmamış yurttaşları sandığa taşıyacak.

CHP Parti İçi Eğitim Sorumlusu Aytuğ Atıcı, partisinin deprem bölgesinden göç etmek zorunda kalan ancak kaydını gittiği bölgelere aldırmayan seçmenleri kayıtlı oldukları illere taşıyacağını açıkladı.

Atıcı deprem bölgesinden kaydını aldırmayan seçmen sayısının 1,5 milyon kişi olduğu tahminini dile getirdi ve bu kişilerin taşınması için 40 bin otobüs seferine ihtiyaç olduğunu belirtti.

Milliyet gazetesine konuşan Aytun Atıcı, depremzedelere seslenerek, “Hangi şehirde yaşıyorsanız, o şehrin CHP il başkanlığına başvurun. Son güne kalmamak kaydıyla taşıyabileceğimiz bütün seçmenleri taşıyacağız” dedi.

Atıcı şu ifadeleri kullandı:

“Son güne kalmamak kaydıyla taşıyabileceğimiz bütün seçmenleri taşımayı hedefliyoruz. Biz orada çadır, konteyner hazırlamaya çalışıyoruz. Hangi şehirde yaşıyorsanız, o şehrin CHP başkanlığına başvuruda bulunun.

CHP’li belediyeler, parti örgütleri imkanları ölçüsünde başvuranları taşıyacak. Ama bize güvenip, ‘nasıl olsa CHP bizi taşıyacak’ deyip kimse bu işi son güne bırakmasın.

Çünkü bir otobüs 40 yolcu alıyor. 1,5 milyon seçmenden bahsediyoruz. Bu yaklaşık 40 bin otobüs demek.

Seçimden en geç bir hafta öncesine kadar başvurularını il başkanlıklarımıza yapsınlar. Herkesi taşımaya çalışacağız. Ama bu iş son güne kalırsa, devlet dahi kimse bu kadar insanı taşıyamaz.”

Paylaşın

EMEP Lideri Akdeniz: En Geniş Halk İttifakına İhtiyaç Vardı Olmadı

EMEP Lideri Ercüment Akdeniz, Sosyalist Güç Birliği adıyla ittifak oluşturan diğer sol cephedeki partilerle “en geniş halk ittifakı” oluşturulması gerektiğini ancak bunun “halen bagajlar var” olduğu için gerçekleşmediğini söyledi.

Ercüment Akdeniz, Kemal Kılıçdaroğlu’na ise parlamenter sisteme geçiş süreciyle ilgili soruları olduğunu belirterek, ancak sorularına yanıt aldıktan sonra açıkça Cumhurbaşkanlığı seçimi için destek verebileceklerini açıkladı.

Türkiye’de 14 Mayıs günü Cumhurbaşkanlığı seçimi ve 28. Dönem TBMM genel seçimi için geri sayım sürerken, Cumhur İttifakı ile Millet İttifakı’nın yanı sıra parlamento temsilinde Emek ve Özgürlük İttifakı iddialı.

Ancak Anayasa Mahkemesi’nde kapatılması talepli dava devam ettiği için HDP’nin Yeşiller ve Sol Partisi kısa adıyla Yeşil Sol Parti’den seçime girme kararı almasına karşın ittifak içerisinde tek, ortak milletvekili aday listesinde uzlaşılmaması gündemdeki yerini koruyor.

Türkiye İşçi Partisi’nin (TİP), 81 il 87 seçim bölgesinden 53’ünde milletvekili aday çıkarmasıyla birlikte Hatay, Muğla, İstanbul gibi pek çok noktada sol cephedeki oylarda bölünme olacağı tartışılıyor. İktidarca yapılan seçim yasası değişikliği nedeniyle ittifak içerisinde “artık oy” ile vekil çıkarılması mümkün olmadığından Yeşil Sol Parti ile TİP’in adayları arasındaki yarış nedeniyle TBMM’de daha az sayıda vekil temsili olacağı konuşuluyor. Son günlerde HDP’li Selahattin Demirtaş gibi isimlerce TİP’e yönelik eleştirilerde bulunması gündemde.

Emek Partisi (EMEP) Genel Başkanı Ercüment Akdeniz, Emek ve Özgürlük İttifakı’nın çatısı altında olmaları için diğer sol partiler ile uzlaşma sağlanamamasından dolayı rahatsız ancak gelecekte ön yargılar aşılabilirse geniş halk ittifakı olabileceğini söylüyor.

VOA Türkçe’den Yıldız Yazıcıoğlu ve Murat Karabulut’un sorularını yanıtlayan Ercüment Akdeniz ise, Yüksek Seçim Kurulu’na (YSK) Emek ve Özgürlük İttifakı’nın sunduğu ilk protokol itibariyle ortak, tek listede anlaşılamadığı için EMEP’in de kendi logosuyla seçime girme kararı aldığını anımsattı.

TİP’in kararına yönelik eleştirileri ise haksızlık olarak gördüğünü belirten Akdeniz, en başta EMEP olarak listelerde karşılıklı alan boşaltılmasını önerdiklerini ancak HDP’nin de kapatma davasıyla birlikte tutumunu anlaşılabilir bulduğunu söyledi.

Ancak anlaşılabilir olsa da doğru bulmadığını da belirten Akdeniz, “Kötü senaryoya göre, 10 ile 13 arasında bir milletvekili kaybı yaşanırsa bunun sonuçları iyi olmaz. Çünkü biz bir yandan tek adam yönetimi, Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi gitsin diyoruz ama bir yandan da o sistemi savunan partilere ve bloka (Cumhur İttifakı) tek milletvekili gitmemesi gerekiyor” ifadesini kullandı.

Akdeniz, Sosyalist Güç Birliği adıyla ittifak oluşturan diğer sol cephedeki partilerle “en geniş halk ittifakı” oluşturulması gerektiğini ancak bunun “halen bagajlar var” olduğu için gerçekleşmediğini aktardı.

Akdeniz, Millet İttifakı’nın Cumhurbaşkanı adayı CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu’na ise parlamenter sisteme geçiş süreciyle ilgili soruları olduğunu belirterek, ancak sorularına yanıt aldıktan sonra açıkça Cumhurbaşkanlığı seçimi için destek verebileceklerini açıkladı.

Röportajın tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın

Sabah Uyandığınızda Bu Belirtiler Varsa Dikkat!

Kanser, dünya genelinde kalp hastalıklarından sonra ikinci önde gelen ölüm nedenidir. Kanser Türkiye’de de kalp hastalıklarından sonra önde gelen ölüm nedenleri arasında yer almaktadır.

Haber Merkezi / En sık görülen 10 kanser arasında yer alan akciğer kanseri, erkeklerde en sık görülen kanser türlerinden biridir.

Akciğer kanserinin belirtileri başlangıçta çok belirgin olmadığı için sessiz katil olarak da adlandırılır.

Akciğer kanserinin semptomları tanımak da teşhiste çok önemlidir. Aşağıda sıralanan belirtiler, akciğer kanseri olanların uyandığında yaşadıkları dört semptomdur.

1. Ateş

ABD Ulusal Sağlık Enstitüleri’nde çalışan uzmanlara göre, akciğer kanseri olan bir hastanın sabah uyandığında vücut ısısı daha yüksektir. Ateş, kanser hücrelerinin neden olduğu enfeksiyondan kaynaklanır.

2. Terli uyanma

Uykuda aşırı terleme ve sabahları terleyerek uyanma akciğer kanserinin belirtileri arasındadır. Uykuda aşırı terleme ve sabahları terleyerek uyanmanın nedeni kanserden kaynaklanan yüksek ateştir.

3. Sürekli kuru öksürük

Arka arkaya üç haftadan fazla kuru öksürük de akciğer kanserine işaret eder. Sabah uyanıldığında balgam çıkarılmayan kuru bir öksürük oluşur.

İstatistikler, akciğer kanseri hastalarının yüzde 65’inin teşhis anından önceki döneminde kalıcı bir öksürük fark ettiğini gösteriyor.

4. Balgamda kan

Kanser ilerledikçe hastanın balgamında kan gibi daha belirgin belirtiler ortaya çıkar. Balgamda kan oluşması da bu belirtiler arasındadır.

Not: Sunulan bilgilerin amacı herhangi bir hastalığı teşhis veya tedavi etmek, iyileştirmek veya önlemek değildir.

Tüm bilgiler yalnızca genel bilginize yöneliktir, tıbbi tavsiye veya belirli tıbbi durumların tedavisinin yerine geçmez. Bu bilgileri doktorunuzla görüşün.

Paylaşın

Diyarbakır, Mardin, Şanlıurfa ve Batman’da Operasyonlar

Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü bir soruşturma kapsamında Diyarbakır, Batman, Mardin ve Şanlıurfa’da operasyonlar düzenlendi. Operasyonlarda aralarında gazeteci, siyasetçi ve avukatın da bulunduğu çok sayıda kişi hakkında gözaltı kararı verildi.

Haber Merkezi / Dosyaya gizlilik kararı getirilirken, gözaltına alınanlar hakkında 24 saat avukatlarıyla görüşme yasağı getirildi.

Gözaltına alınanlar arasında, 2017 yılı Nevruz kutlamaları esnasında polis tarafından öldürülen Kemal Kurkut’un vurulma anını fotoğraflayan gazeteci Abdurrahman Gök, Mezopotamya Haber Ajansı çalışanları, Yeni Yaşam Gazatesi Yazı İşleri Müdürü Osman Akın, Özgürlük için Hukukçular Derneği (ÖHD) Diyarbakır Şube Eş Başkanı Avukat Halise Dakalı, Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanı Saliha Aydeniz’in basın danışmanı Sezen Mercan, Amed Şehir Tiyatrosu sanatçıları ve bazı HDP’li siyasetçiler olduğu öğrenildi.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Tayyip Temel sosyal medya hesabı üzerinden bir ”seçim arifesinde” yapılan operasyonla ilgili yaptığı paylaşımda ”Kaybetmekten kurtulamayacaksınız” ifadesini kullandı ve gözaltına alınanlar arasında HDP’nin MYK üyeleri ile başkan yardımcılarının da yer aldığını belirtti.

Diyarbakır Barosu, operasyonu kınayan bir açıklama yaptı. Temel hak ve özgürlüklere s keyfî bir biçimde müdahale edildiğini savunan baro, avukatlar, hak savunucuları ve bağlı olunan meslek örgütleri ile sivil toplum örgütlerinin yargı eliyle hedef alındığını ceza tehditlerine maruz bırakılan bir süreç yaşandığını vurguladı.

Baro açıklamasında şu ifadeler yer aldı:

”Yakalama, gözaltı, tutuklama gibi koruma tedbirleri, hak savunucuları üzerinde yersiz, gereksiz ve ölçüsüz şekilde kötüye kullanıldığı gözlenmekte, avukat görüş yasağı ile soruşturma dosyasında gizlilik kararı alınmıştır.

“Yargılananların haklarındaki suçlamaların niteliği ve sebeplerinden en kısa sürede haberdar edilmesi adil bir yargılamanın gereğidir. Meslektaşımıza ilişkin soruşturma dosyası hakkında kısıtlama kararı ve avukat görüş yasağı bulunmakta olup, avukatlarının soruşturma dosyasına erişimi ve bilgi sahibi olması engellenmektedir. Meslektaşlarımıza, gazetecilere ve hak savunucularına yönelik hukuka aykırı, özgürlük ve güvenlik hakkını ihlal edici uygulamaya son verilmeli, derhal serbest bırakılmalıdır.”

Paylaşın

Kur Korumalı Mevduatta Vergi Düzenlemesi

İktidarın Türk Lirası’ndaki birikimleri kurdaki değişimlere karşı korumak için uyguladığı Kur Korumalı Mevduat’ta (KKM) yeni düzenlemeye gidildi. Düzenlemeye ilişkin karar Resmi Gazete’de yayımlandı.

Haber Merkezi / Resmi Gazete‘de yayımlanan Cumhurbaşkanı kararına göre kurumlar vergisi istisnası, yabancı paralar için de uygulanacak. Söz konusu istisna, şirketlerin 31 Mart tarihli bilançolarında yer alan yabancı paralar itibarıyla hayata geçirilecek.

Kurumlar vergisi kanunu geçici 14. maddesiyle getirilen düzenleme, şirketlerin en az 3 ay vadeli KKM’den elde edilen kazançları, kur farkı kazançları ile faiz ve kâr payı kazançlarının kurumlar vergisinden muaf tutulmasına yönelik hükümler içeriyor.

Madde hükmü gereğince Cumhurbaşkanı’nın bu istisnayı 31 Aralık tarihine kadar her bir geçici vergi veya yıllık hesap dönemleri sonu itibarıyla kurumların bilançolarında yer alan yabancı paralar için ayrı ayrı veya birlikte uygulatmaya yetkisi bulunuyor.

Kur korumalı mevduat büyüyor

Toplam mevduat 10,3 trilyon liraya yükselirken bu kapsamda KKM hesaplarının büyüklüğü ise 1,9 trilyon lira oldu. Bunda faiz tavan sınırının da kaldırılması da etkili oldu. Bu sayede yük de kamudan bankalara kaydı.

Vazgeçilen vergilerle birlikte KKM’nin kamuya toplam maliyeti geçtiğimiz yıl 200 milyar lirayı aşmıştı.

KKM sonrası mevduat faizleri nasıl değişti?

2021 yılının son çeyreği dolar kurunda büyük iniş çıkışlara sahne oldu. 1 Kasım 2021’de 9,5 TL olan dolar satış kuru 21 Aralık 2021’de 17,5 liraya kadar çıktı. Erdoğan’ın açıkladığı KKM sistemi sonrasında 28 Aralık 2021’de dolar kuru 11,41 lirayı gördü.

Ancak bu tarihten sonra 15-18 lira bandında seyreden dolar kuru Nisan 2023’te 19 lirayı aşmış durumda. Türk lirasını dövize karşı korumak için çıkarılan KKM’nin maliyeti 2022 yılında toplam 92,5 milyar lira oldu. Uzmanlar bunun Türkiye için faiz gideri olduğunu savunuyor.

Türk lirasının döviz karşısında hızla değer kaybetmesi sonrası 20 Aralık 2021’de Kur Korumalı Mevduat (KKM) sistemi uygulamaya konuldu. Düzenleme sonrası döviz kuru Türk lirası karşısında düştü. Ancak bu durum uzun sürmedi.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) KKM sonrası politika faizini düşürmeye devam etti. KKM sonrası mevduat faizleri de kademeli şekilde yükseldi.

TCMB politika faizi ile 1-3 ay vadeli mevduat faizine 2020 yılının başından itibaren bakıldığında birbirlerine yakın seyrettiği görülüyor. Ocak 2020’de politika faizi yüzde 11,25 iken mevduat faizinin aylık ortalaması yüzde 10,2’ydi. 2021 başında politika faizi yüzde 17 iken mevduat faizi de yüzde 17,53’tü.

Ekim 2021’de politika faizi yüzde 16 olurken bu ayın mevduat faizi ortalaması yüzde 17,8 gerçekleşti.

Ancak bu durum Türkiye’nin yeni ekonomi modeline geçtiği Kasım 2021 ve 20 Aralık 2021’de açıklanan KKM sistemi sonrası hızla değişmeye başladı. Birbirine yakın seyreden faiz oranları arasında fark olmaya başladı. Politika faizi düşerken mevduat faizi de yükseldi.

Ağustos 2022’de politika faizi yüzde 13’e inerken mevduat faizi yüzde 19,21 oldu. 2022 sonunda fark iyice açıldı. Politika faizi yüzde 9 iken mevduat faizi yüzde 23’e kadar çıktı. 15 Nisan 2023 itibariyle politika faizi yüzde 8,5’de seyrederken 1-3 ay vadeli mevduat faizi yüzde 28,96’ya yükseldi.

Bilkent Üniversitesi öğretim üyesi ve TCMB eski baş ekonomisti Hakan Kara sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada “Biri size ‘KKM sayesinde faizler artmadı’ derse bu grafiği gösterin” yorumunda bulundu.

Öte yandan Kara’nın bu paylaşımına bazı takipçileri KKM’nin ana sebep olmadığını iddia ederek itirazda bulundu.

Paylaşın