Suriye’de Kadınlara “Kamu Ahlakı” Gerekçesiyle Tesettür Mayo Zorunluluğu

Suriye’de kadınlara yüzerken, “kamu güvenliğinin standartlarını iyileştirmek ve kamu ahlakını korumak” gerekçesiyle, vücudu örten tesettür mayo giymesi zorunluluğu getirildi. 

Aralık 2024’te Ahmed Şara liderliğindeki İslamcı isyancı güçler Beşar Esad rejimini devirerek yıllardır süren iç savaşı sona erdirmişti. Bunun ardından ülkenin geçiş hükümetinin başına geçen Şara, ülkeyi kapsayıcı bir şekilde yöneteceği sözünü yinelemişti.

Suriye’de geçiş hükümeti, kadınların halka açık plajlarda ve yüzme havuzlarında yüz, eller ve ayaklar dışında vücudu örten tesettür mayo veya diğer “uygun” kıyafetleri giymesi gerektiğini duyurdu.

Suriye devletine ait haber kanalı El-İhbariye el-Suriye’nin haberine göre, Turizm Bakanlığı tarafından çıkarılan düzenlemelerin amacı “kamu güvenliğinin standartlarını iyileştirmek ve kamu ahlakını korumak”.

Yönergede, özel plajlar, kulüpler ve havuzlar ile dört yıldızın üzerindeki otellerin düzenlemeden muaf tutulduğu belirtildi. Kadınlar Suriye’deki halka açık plajlarda genellikle muhafazakar giyiniyor ancak bazı kadınlar Batılı mayo stillerini tercih edebiliyor.

Yeni yönetmeliğe göre, plaj ve halka açık havuzlara gidenlerin “daha muhafazakar mayolar” giymesi gerekiyor. Düzenlemede “vücudun daha fazla kısmını kapatan burkini veya mayolar” ifadesine yer veriliyor.

Kararnamede, kadınların yüzme alanları arasında hareket ederken de mayolarının üzerine kapalı veya bol giysiler giymeleri gerektiği belirtildi. Kararnamede, “Plaj dışında uygun şekilde örtünmeden mayo ile dolaşmak yasaktır” denildi.

Karara göre erkeklerin de yüzmedikleri zamanlarda gömlek giymeleri ve yüzme alanları dışında çıplak göğüsle gezmemesi gerekiyor. Açıklamada muafiyet tanınan yerlerde “normal Batı mayolarının” genel olarak serbest olduğu belirtildi ancak bunların “kamu zevki sınırları içinde” kalması gerektiği belirtildi.

Kararda, genel olarak omuz ve dizleri kapatan bol giysiler giyilmesi ve “şeffaf ve dar giysilerden kaçınılması” gerektiği ifade edildi. Yönergede kurallara uymayanların cezalandırılıp cezalandırılmayacağı veya kuralların nasıl uygulanacağı belirtilmedi. Ancak plajlarda uyumu izlemek için cankurtaranlar ve denetçiler atanacağı belirtildi.

Aralık 2024’te Ahmed Şara liderliğindeki İslamcı isyancı güçler Beşar Esad rejimini devirerek yıllardır süren iç savaşı sona erdirmişti. Bunun ardından ülkenin geçiş hükümetinin başına geçen Şara, ülkeyi kapsayıcı bir şekilde yöneteceği sözünü yinelemişti.

Mart ayında Şara, beş yıllık geçiş dönemini kapsayan bir anayasa bildirgesi imzalamıştı. Belgede, önceki anayasada olduğu gibi cumhurbaşkanının dininin İslam olduğu belirtiliyor. Buna ek olarak İslam hukukunun yasamanın “kaynaklarından biri” değil “ana kaynağı” olduğu söyleniyor. Bildirgede ayrıca kadın hakları, ifade özgürlüğü ve medya özgürlüğü de güvence altına alınıyor.

(Kaynak: BBC Türkçe)

Paylaşın

Patronlar Kulübü TÜSİAD’dan Enflasyon Çıkışı: En Önemli Sorun

TÜSİAD YİK Başkanı Ömer Aras, “Enflasyon en kısa sürede düşük hanelere indirmeliyiz, sıkılaştırma politikaları enflasyonu bir yere kadara düşürdü. Çıkış yolu, kalıcı düşük enflasyondur. Enflasyonla özel sektör ve kamu olarak birlikte mücadele etmeliyiz” dedi.

Türk Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (TÜSİAD) Yüksek İstişare Konseyi (YİK) toplantısı gerçekleşti. Toplantıda konuşan YİK Başkanı Ömer Aras, ülkenin en önemli sorunun yüksek enflasyon olduğunu söyledi. Uygulanan ekonomi politikaları ile enflasyonun bir yere indirildiğine dikkat çeken Arası, “Ekonomik programı güçlendirerek devam ettirmeliyiz” dedi.

Aras, “Enflasyonist olmayan adil vergilendirme yapılmalı, ekonomik dalgalanma yaratmamalıyız” diyerek, “Şirketler karmaşık ortamda ekonomik olduğu kadar jeopolitik zekaya da ihtiyaç duyuyor. Artık güvenilir üretici olmak düşük maliyetli üretici olmak kadar önemli” değerlendirmesinde bulundu.

Aras’ın konuşmasında dikkat çeken noktalar özetle şöyle: “Enflasyon en kısa sürede düşük hanelere indirmeliyiz, sıkılaştırma politikaları enflasyonu bir yere kadara düşürdü. Son dönemde yaşanan döviz dalgalanmasına Merkez Bankası döviz satarak dengeledi. Çıkış yolu, kalıcı düşük enflasyondur. Enflasyonla özel sektör ve kamu olarak birlikte mücadele etmeliyiz.”

Mümkün olan en kısa zamanda enflasyonun tek haneye indirilmesi gerektiğini dile getiren Aras, “Yükselen reel faiz ekonomik büyümeyi etkilerken enflasyonu olumlu etkileyebilir. Türkiye’nin dış borç sürdürülebililirlik sorunu yok. Kaynakların verimli kullanılması, harcamaların kontrol altına alınması sağlanmalı” şeklinde konuştu.

“Bankalar, kaynakları verimli şirketlere kullanırsa fiyatlamalar daha sağlıklı olacaktır” yorumunu yapan Aras, “Önümüzdeki dönemde enflasyonu indirmek için büyük fırsat var. İstikrarlı bir ortam için alan yaratılmalı. Şirketler karmaşık ortamda ekonomik olduğu kadar jeopolitik zekaya da ihtiyaç duyuyor” dedi.

Bölgesel istikrarsızlıkların küresel güvenliği etkilediğini söyleyen Aras, “Türkiye uygun kapasitesi olan ülkelerle enerji ve güvenlik alanlanıda çalışabilir” ifadelerini kullandı.

“Türkiye gibi bir ülkenin sanayisiz büyümesi düşünülemez”

Türkiye gibi bir ülkenin sanayisiz büyümesinin düşünülemeyeceğini belirten TÜSİAD Başkanı Orhan Turan, “Sanayide performans zayıflığı sadece son çeyrek meselesi değil, büyümeyi sanayi dışında sektörler sürüklüyor” dedi.

AB’nin güvenlik ve savunma politikalarında değişikliğe gittiğini söyleyen Turan, ABD’de yaşanan gelişmelerin tüm dünyayı etkilediğini vurguladı. Turan “Bildiğimiz dünya kökten değişiyor” derken “Hiçbir ülke bu değişimin dışında kalmayacak” diye konşutu.

Büyüme rakamlarına da değinen Turan “Büyüme rakamları ile ekonomideki yavaşlama teyit edildi. Türkiye gibi bir ülke için sanayisiz büyüme elbette düşünülmemeli” diye konuştu. Turan ayrıca “Ekonomimizi rekabetçi kılacak yapısal dönüşümleri hayata geçirmeliyiz” dedi.

YİK Başkanı Aras’ın da konuşmasında vurguladığı Gümrük Birliği’ne değinen Turan “30 yaşında gelmiş olan Gümrük Birliği kesinlikle güncellenmeli. Gümrük Birliği’nin güncellenmesi ihmal edilmemesi gereken bir başlık” diye konuştu. Turan “Türkiye’nin AB’ye tam üyelik süreci yeniden canlandırılmalı” ifadelerini kullandı.

Ukrayna ve Suriye’nin yeniden yapılanması konusu hakkında konuşan Turan “Ukrayna ve Suriye’nin yeniden yapılanması için Türkiye’nin bu sürece entegre edilmesi gerekir” dedi. Turan konuşmasının sonunda “Terör sorununun kalıcı olarak ortadan kalkması en büyük dileğimiz. Sağduyu ortak akıl güven ve dayanışma her zamankinden daha önemli” diye konuştu.

(Kaynak: BloombergHT)

Paylaşın

Hindistan’da Uçak Düştü: En Az 294 Ölü

Hindistan’ın batısında bulunan Ahmedabad kentindeki Sardar Vallabhbhai Patel Havaalanı’ndan Londra Gatwick Havaalanı’na gitmek üzere havalanan bir yolcu uçağı kalkıştan kısa süre sonra düştü.

Haber Merkezi / Polis yetkilisi Vidhi Chaudhary, yolcu uçağının doktorlar ve tıp öğrencilerinin kaldığı binaların üzerine düştüğü olayda en az 294 kişinin hayatını kaybettiğini açıkladı.

Uçakta 232’si yolcu, ikisi pilot, 10’u kabin görevlisi olmak üzere toplam 242 kişinin bulunduğu bildirildi. Uçakta 169 Hindistan, 53 İngiltere, yedi Portekiz ve bir Kanada vatandaşı bulunduğunu açıkladı.

Hindistan Başbakanı Narendra Modi, kazanın ardından “Ahmedabad’daki elim kaza hepimizi sarstı ve derinden üzdü. Bu kelimelerle tarif edilemeyecek kadar acı bir olay” dedi. Sosyal medya hesabından bir paylaşım yapan Modi, bakanlarla ve yardım çalışmalarını sürdüren yetkililerle temas halinde olduğunu söyledi.

Hindistan İçişleri Bakanı Amit Shah, kazayla ilgili olarak Gucerat eyaleti yetkilileriyle görüştü ve Yeni Delhi hükümetinin desteğini açıkladı. Hindistan Sivil Havacılık Genel Müdürü Faiz Ahmed Kidwai, Gucerat eyaletindeki uçak kazasının, kalkıştan 5 dakika sonra meydana geldiğini açıkladı. Kidwai, düşen yolcu uçağının 244 kişiyi taşıdığını açıkladı.

Hindistan Havacılık Bakanlığı da yaptığı açıklamada, “Şok içindeyiz. En yüksek alarm durumundayız, kurtarma ekipleri sevk edildi” dedi. Havayolu şirketi, kazayla ilgili yaptığı açıklamada, “Ahmedabad-Londra Gatwick seferini yapan AI171 sefer sayılı uçak kaza yaptı. Şu an detayları tespit ediyoruz. Güncellemeyi en kısa zamanda paylaşacağız” dedi.

Hindistan medyasında kazaya ilişkin ilk görüntüler yayınlandı. Videolarda düşen Boeing 787 Dreamliner tipi uçağa ait enkaz parçalarının yandığı, bölgede yoğun duman bulunduğu görülüyor. Kazanın nedeni henüz netlik kazanmazken, ölü ve yaralı sayısına ilişkin resmi bir açıklama yapılmadı.

Boeing 787’nin bu şekilde düştüğü ilk olay

Düşen uçağı, Boeing 787 modelinin bu şekilde yere çakıldığı ilk vaka olarak kayıtlara geçti. Dreamliner olarak da bilinen bu model 14 yıl önce piyasaya sürülmüştü.

Altı hafta önce ise üretici firma, bu modelin 1 milyar yolcu taşıma eşiğine ulaştığını duyurmuş, bunu önemli bir dönüm noktası olarak ifade etmişti. O dönemde yapılan açıklamada, dünya genelinde faaliyette olan 1.175’ten fazla Boeing 787’nin yaklaşık beş milyon uçuş gerçekleştirdiği ve toplamda 30 milyon uçuş saatini aştığı belirtilmişti.

Bugünkü kaza, özellikle 737 programlarında yaşanan ölümlü kazalar ve teknik sorunlarla mücadele eden şirket için büyük bir darbe anlamına geliyor.

Paylaşın

Kadına Şiddet En Yakınlardan Geliyor

Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu’nun (TKDF) raporuna göre; Kadına yönelik şiddet, büyük çoğunlukla “güvenli” kabul edilen ev ortamında ve mağdurun en yakınındaki erkek tarafından uygulanıyor.

TKDF’nin Ev İçi Şiddet Acil Yardım Hattı’na, 1–31 Mayıs 2025 tarihleri arasında Türkiye genelinde 286 başvuru yapıldı. İstanbul 34 çağrıyla listenin başında yer alırken, onu 8 çağrıyla Kocaeli, 6 çağrıyla Ankara izledi. Hattın verilerine göre, Mayıs ayında 24 farklı ilden ihbar geldi.

İstanbul’daki başvurular en çok Avcılar, Kartal ve Fatih gibi ilçelerden gelirken; Eyüpsultan, Gaziosmanpaşa, Küçükçekmece, Esenyurt ve Şişli gibi farklı bölgelerden de tekil başvurular yapıldığı kaydedildi.

Rapor kapsamında Mayıs ayı boyunca 65 yeni vaka kayda geçti. Bu vakaların 42’si ev içi şiddet, 30’u ise kadınların resmî nikahlı eşleri tarafından uygulanan şiddet olarak belgelendi. TKDF, çağrıların 16’sının sığınak talebi içerdiğini, birinin ise acil müdahale gerektiren bir durum olduğunu belirtti. 51 çağrıya hukuki bilgilendirme yapılırken, 23 kişi karakollara, 15 kişi ise barolara yönlendirildi.

Şiddet ihbarlarında mağdur profili ağırlıklı olarak 15–60 yaş aralığındaki kadınlardan oluştu. Şiddet mağdurlarının yüzde 96,4’ü kadın, yüzde 1,9’u ise kız çocuklarından oluştu.

Vakalarda en sık rastlanan şiddet türleri psikolojik (%39,69) ve fiziksel (%39,68) şiddet oldu. Bunları sosyal (%6,35), cinsel (%3,17) ve ekonomik şiddet (%0,11) takip etti. TKDF raporunda, pek çok başvuruda birden fazla şiddet türünün birlikte yaşandığı, ancak bazı türlerin mağdurlar üzerinde daha kalıcı etkiler bıraktığı vurgulandı.

Raporun en çarpıcı bulgularından biri, şiddetin büyük çoğunlukla “güvenli” kabul edilen ev ortamında ve mağdurun en yakınındaki erkekler tarafından uygulanması oldu. Resmî nikahlı eşler, şiddet vakalarının yüzde 44,6’sında saldırgan konumunda yer aldı. Babalar ve erkek çocuklar da saldırganlar arasında dikkat çeken diğer aile bireyleri oldu.

97 binden fazla yardım çağrısı

TKDF’nin verilerine göre, 15 Ekim 2007’den bu yana Acil Yardım Hattı’na toplam 97.706 çağrı ulaştı. Bu çağrılar yalnızca Türkiye’nin 81 ilinden değil, aynı zamanda ABD, Almanya, Fransa, Azerbaycan ve Suudi Arabistan gibi 35 farklı ülkeden geldi.

Kadına yönelik şiddetin boyutlarını bir kez daha ortaya koyan rapor, ev içi güvenliğin görünenden çok daha kırılgan olduğunu ve kadınların en çok güvendikleri erkekler tarafından mağdur edildiğini gösteriyor. TKDF, şiddetle mücadelenin yalnızca kolluk güçleriyle değil, toplumsal bilinç ve koruyucu sosyal politikalarla yürütülmesi gerektiğine dikkat çekiyor.

(Kaynak: Karar)

Paylaşın

İnşaat Maliyetleri Yüzde 22,69 Arttı

İnşaat maliyetleri nisan ayında bir önceki aya göre yüzde 1,67, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 22,69 arttı. İnşaat malzeme maliyetleri nisan ayında bir önceki aya göre yüzde 2,01, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 18 arttı.

Haber Merkezi / İnşaat işçilik maliyetleri nisan ayında bir önceki aya göre yüzde 1,07, bir önceki yılın aynı ayına göre işçilik maliyetleri yüzde 31,82 arttı.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), İnşaat Maliyet Endeksi Nisan 2025 verilerini açıkladı.

İnşaat maliyet endeksi, nisan ayında bir önceki aya göre yüzde 1,67, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 22,69 arttı. Bir önceki aya göre malzeme endeksi yüzde 2,01, işçilik endeksi yüzde 1,07 arttı. Ayrıca bir önceki yılın aynı ayına göre malzeme endeksi yüzde 18,00, işçilik endeksi yüzde 31,82 arttı.

Bina inşaatı maliyet endeksi, bir önceki aya göre yüzde 1,76, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 23,14 arttı. Bir önceki aya göre malzeme endeksi yüzde 2,15, işçilik endeksi yüzde 1,11 arttı. Ayrıca bir önceki yılın aynı ayına göre malzeme endeksi yüzde 18,96, işçilik endeksi yüzde 30,93 arttı.

Bina dışı yapılar için inşaat maliyet endeksi, bir önceki aya göre yüzde 1,36, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 21,22 arttı. Bir önceki aya göre malzeme endeksi yüzde 1,58, işçilik endeksi yüzde 0,92 arttı. Ayrıca bir önceki yılın aynı ayına göre malzeme endeksi yüzde 15,08, işçilik endeksi yüzde 35,10 arttı.

Paylaşın

Geçtiğimiz Ay, Kayıtlara Geçen En Sıcak İkinci Mayıs Ayıydı

Avrupa Birliği’nin iklim izleme servisine göre, geçen ay karada ve okyanuslarda kayıtlara geçen en sıcak ikinci mayıs ayı oldu. Bu, geçen yıl mayıs ayında kırılan rekorun hemen altında.

İklim izleme servisine göre, gezegenin ortalama yüzey sıcaklığı, sanayi öncesi seviyelerin 1,5 santigrat derece üzerindeki eşiğin altına düştü. Haziran 2024’ten Mayıs 2025’e kadar geçen 12 aylık dönemde ısınma, 1850 – 1900 referansına göre ortalama 1,57 C olarak gerçekleşti.

2025 Mayıs’ı, Avrupa Birliği’nin Copernicus İklim Değişikliği Servisi’ne (C3S) göre, şimdiye kadar kaydedilen en sıcak ikinci mayıs ayı oldu. İlk sırada ise rekor sıcaklıkların yaşandığı 2024 Mayıs yer alıyor. Kuzeybatı Avrupa’da olağandışı kuraklık yaşanmasına neden olan bu sıcaklık artışı, küresel çapta dikkat çekti.

Verilere göre, geçen ay küresel ortalama yüzey hava sıcaklığı 15,79°C olarak ölçüldü. Bu, 1991-2020 ortalamasının 0,53°C üzerinde. Ayrıca geçen ay, sanayi öncesi dönem olarak kabul edilen 1850-1900 ortalamasından yaklaşık 1,4°C daha sıcaktı. Bu durum, son 22 ayın 21’inde 1,5°C eşiğinin aşılmasıyla süregelen sıcak dönem serisini kesintiye uğrattı. Ancak AB’li bilim insanları, bu durumun uzun sürmeyeceğini söylüyor.

C3S Direktörü Carlo Buontempo, “Mayıs 2025 1,5°C eşiğinin üzerinde geçen benzeri görülmemiş uzunluktaki aylar dizisini kesiyor” dedi.

Paris Anlaşması’nın hedefi olan küresel ısınmayı 1,5°C altında tutma hedefi ise tekil aylarla değil, on yıllık ortalamalarla değerlendiriliyor. Yani teknik olarak bu eşik henüz aşılmış değil.

Buontempo şöyle ekliyor: “Bu durum gezegen için kısa süreli bir soluklanma sağlayabilir, ancak iklim sistemindeki ısınma devam ettiği için yakın gelecekte 1,5°C eşiğinin tekrar aşılmasını bekliyoruz.”

Son aylarda dünya genelinde yüksek sıcaklıklar, kurak havayla birlikte seyretti. Avrupa’da geçen ay Kuzey ve Orta Avrupa’nın büyük bölümüne, ayrıca Rusya’nın güneyi, Ukrayna ve Türkiye’ye ortalamanın altında yağış getirdi.

Bu bahar, kuzey ve batıda normallerin altında, güney ve kuzeybatı Rusya’da ise normallerin üzerinde yağışlarla geçti. Kuzeybatı Avrupa’nın bazı bölgeleri, 1979’dan bu yana en düşük yağış ve toprak nemi seviyelerini gördü. Süregelen kuraklık, 1992’den bu yana kaydedilen en düşük ilkbahar akarsu debilerine yol açtı.

Avrupa Kuraklık Gözlemevi’ne göre, 11-20 Mayıs tarihleri arasında Avrupa ve Akdeniz havzasındaki kara alanlarının yarısından fazlası kuraklık riski altındaydı. Bu oran, gözlemlerin başladığı 2012’den bu yana yılın o dönemindeki en yüksek seviye oldu.

Kuzey Avrupa’daki çiftçiler, bu olağanüstü kurak havanın buğday ve mısır gibi ürünlerin filizlenmesini geciktirmesinden endişeli. İngiltere Ulusal Çiftçiler Birliği, mayıs başında yaptığı açıklamada, ülkenin son yüzyıldaki en kurak ilkbaharı nedeniyle bazı mahsullerin şimdiden başarısız olduğunu duyurdu.

Avrupa Merkez Bankası (ECB) da Mayıs sonunda, su kıtlığının euro bölgesi ekonomik üretiminin yaklaşık yüzde 15’ini tehdit ettiğini açıkladı. Oxford Üniversitesi uzmanlarıyla birlikte yürütülen yeni bir araştırma, su kıtlığının euro bölgesi ekonomisi için doğayla ilgili en büyük risk olduğunu ortaya koydu.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

İcradaki Dosya Sayısı Son Bir Yılda 1,5 Milyon Arttı

Ekonomik kriz vatandaşın belini bükmeye devam ediyor. Vatandaşın borcu 4.8 trilyona yaklaşırken, İcra dairelerinde işlem gören dosya sayısı son bir yılda 1.5 milyon arttı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) TBMM Grubu’nun hazırladığı güncel ekonomi raporuna göre, KOBİ’lerin bankalara olan toplam borcu nisan ayı itibarıyla 5 trilyon lirayı aşarken, tarım sektörünün borçları da ilk kez 1 trilyon lira sınırını geçti. Bireysel borçlar da 4.8 trilyon liraya yaklaşmış durumda. Artan borçların yargıya yansıması ise icra dosyalarındaki patlamayla kendini gösteriyor.

Cumhuriyet’in haberine göre, küçük ve orta ölçekli işletmelerin bankacılık sektörüne olan kredi borçları, nisan ayında bir önceki aya göre 201 milyar lira artışla 5 trilyon 33 milyar liraya yükseldi. Bu borçların 115.9 milyar liralık kısmı zamanında ödenemediği için takibe alınmış durumda. Yılın ilk dört ayında KOBİ borçlarındaki toplam artış 660 milyar lirayı buldu.

Tarım sektörünün bankalara olan kredi borcu da nisan ayında 38.4 milyar lira artışla 1 trilyon 9 milyar liraya çıkarak tarihî bir eşiği geçti. Sektörde yılbaşından bu yana toplamda 140 milyar liralık borç artışı yaşandı. Takibe düşen tarım kredilerindeki artış ise yüzde 75’e yaklaşarak 6.3 milyar liraya ulaştı.

Tüketici kredileri ve kredi kartı harcamaları da hızla artıyor. Vatandaşların bankalara ve finans kuruluşlarına olan bireysel borcu, yalnızca 23-30 Mayıs haftasında 114.8 milyar lira artarak 4 trilyon 684 milyar liraya yükseldi.

Ekonomik tablo yargı sistemine de yansıdı. 1 Ocak – 6 Haziran tarihleri arasında icra dairelerine UYAP sistemi üzerinden gelen yeni dosya sayısı 4 milyon 336 bine ulaştı. Bu sayı, geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 5.9’luk bir artışa karşılık geliyor. Aynı dönemde işlem gören toplam dosya sayısı 23 milyon 630 bine yükselirken, son bir yılda net dosya artışı 1 milyon 519 bin olarak kaydedildi.

Paylaşın

ABD Savunma Bakanlığı F-35 Talebini Yarıya İndirdi

ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon), ABD’nin en büyük savunma şirketi Lockheed Martin tarafından geliştirilen F-35 talebini 48’den 24’e düşürdü. Karar, Lockheed Martin’e ciddi bir darbe anlamına geliyor.

ABD Savunma Bakanlığı’nın (Pentagon), Lockheed Martin üretimi F-35 savaş uçaklarıyla ilgili olarak Kongre’den talebini yarı yarıya azalttığı bildirildi. Bloomberg’in haberine göre, Bakanlık bu hafta Kongre’ye gönderilen tedarik talep belgesinde Hava Kuvvetleri için geçen yıl öngörülen 48 uçağa karşılık, yalnızca 24 adet savaş uçağının alınmasını istedi.

Haberde, Hava Kuvvetleri’nin artık F-35 uçakları için 3,5 milyar dolar, bu uçaklar için önceden malzeme tedariki amacıyla ise 531 milyon dolar talep etmeyi planladığı belirtildi.

Pentagon’un ayrıca bu mali yıl için Kongre tarafından onaylanan 17 uçak yerine donanmanın F-35’in uçak gemisine uyumlu versiyonundan 12 adet talep ettiği, Deniz Piyadeleri’nin ise bu yılki bütçeye kıyasla iki uçak daha az alacağı ifade edildi.

Bllomberg’in haberinde talebin azaltılmasının, Hava Kuvvetleri’nin 2026 mali yılı bütçesini güncelleme yollarından biri olma ihtimaline dikkat çekildi. Revizyonun, Savunma Bakanı Pete Hegseth’in, önümüzdeki beş yıl içinde ABD’nin askeri harcamalarını yüzde 8 oranında düşürme planına uyum sağlama amacı taşıyor olabileceği belirtildi.

Diğer yandan Bakan’ın geçen Şubat ayında kesintilerden muaf tuttuğu 17 alandan biri Hava Kuvvetleri’nin yeni insansız hava aracı (İHA) programı olmuştu.

ABD Başkanı Donald Trump’ın sosyal medya üzerindenkarşılıklı ithamlarla köprüleri attığı milyarder Elon Musk’ın da aralarında olduğu bazı Cumhuriyetçiler F-35’lerin üretimini sert biçimde eleştirerek, “İHA çağına” vurgu yapmıştı.

Karar, ABD’nin en büyük savunma sanayi şirketi olan Lockheed Martin’e ciddi bir darbe anlamına geliyor. Söz konusu kesinti, Hava Kuvvetleri’nin dünyanın en büyük silah programı F-35’in en büyük müşterisi konumunda olması nedeniyle oldukça kritik.

Lockheed Martin’in mali biriminin yöneticisi, Mayıs ayında teknik modernizasyona bağlı gecikmelerle boğuşan F-35 jetleri için şirkete nihai sözleşmenin verilmesini beklediklerini söylemişti.

Lockheed Martin, 2024 yılında ABD ve müttefiklerine toplam 110 adet F-35 savaş uçağı teslim etti. F-35 programı, şirketin gelirlerinin yaklaşık yüzde 30’unu oluşturuyor.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

Gaziosmanpaşa Belediyesi AK Parti’ye Geçti

AK Partili Eray Karadeniz, yolsuzluk soruşturması kapsamında görevinden uzaklaştırılan ve tutuklanan Gaziosmanpaşa Belediye Başkanı Hakan Bahçetepe’nin yerine belediye başkanvekilliğine seçildi.

Haber Merkezi / Oylamanın ardından tepki gösteren Bahçetepe, “Tarih sizi affetmeyecek..” ifadelerini kullandı. Hakan Bahçetepe, 31 Mart’ta halkın büyük bir demokrasi başarısıyla göreve getirdiği bir belediye başkanının hukuki dayanağı olmayan, siyasi içerikli bir süreçle görevinden alındığını ifade etti.

Gaziosmanpaşa Belediye meclisi, yolsuzluk soruşturması kapsamında tutuklanarak görevinden uzaklaştırılan belediye başkanı Hakan Bahçetepe’nin yerine geçici olarak görevi devralacak ismi belirlemek üzere Meclis 1. Başkanvekili Erdoğan Yıldırım Özçelik’in başkanlığında Gaziosmanpaşa Belediye binasında olağanüstü toplandı.

AK Parti, mevcut Meclis Grup Başkanvekili Eray Karadeniz’i aday gösterirken, CHP’nin adayı Murat Topaloğlu oldu. İlk iki turda hiçbir aday yeterli çoğunluğa ulaşamazken, son turda dengeler AK Parti lehine değişti. Üçüncü tur oylamada Karadeniz 21 oy alarak başkanvekili seçildi. CHP’nin adayı Topaloğlu ise 16 oyda kaldı.

Bu sonuçla birlikte, Gaziosmanpaşa Belediyesi’nin başkanlık görevini soruşturma süreci sonuçlanana kadar AK Parti’li Karadeniz yürütecek.

“Milli irade gaspı”

CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, yaptığı ilk açıklamada “Bu tam anlamıyla bir milli irade gaspıdır” dedi. Çelik, açıklamasında şu ifadeleri kullandı: “Büyük bir hukuksuzluk gerçekleşti. İstanbul’dan 3, Adana’dan 2 belediye başkanımız, parti meclis üyemiz, bürokratlarımız gözaltına alındılar. İnsanlık dışı muamelelerle bir gözaltı süreci yaşandı.

Ve arkasından tutuklanarak cezaevine gönderildiler. Bugün İstanbul’un 3 ilçesinde Belediye meclislerinde başkanvekilliği seçimi gerçekleşti. Avcılar’da ve Büyükçekmece’de başkanvekilliği seçimi, birlik beraberlik içerisinde, demokrasiye uygun bir biçimde, millet iradesine uygun bir biçimde devam ediyor. Burada Gaziosmanpaşa’da tam anlamıyla bir irade gaspı yaşandı.”

“Tarih sizi affetmeyecek”

Oylamanın ardından sosyal medya hesabı üzerinden açıklama yapan Bahçetepe, “Tarih sizi affetmeyecek…” dedi.  Bahçetepe, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

“Bugün, yalnızca şahsım adına değil, Gaziosmanpaşa halkının iradesi adına büyük bir haksızlıkla karşı karşıyayız. 31 Mart’ta sizlerin oylarıyla, büyük bir demokrasi başarısıyla göreve geldik. Görevimin başında geçirdiğim kısa sürede; adil, şeffaf ve halkçı bir belediyecilik anlayışını hayata geçirdik. İhtiyaç sahibi komşularımıza ulaştık, israfı önledik, hizmette adaleti esas aldık. İnsana değer veren bir anlayışı hakim kıldık.

Ben bu göreve sizin güveninizle, sizin dualarınızla geldim. Her adımımı şeffaf attım, her kuruşun hesabını verdim. Yetimin hakkını korumayı, alın terine saygıyı, adaleti ve vicdanı pusulam bildim.

Şimdi ise ne yazık ki bu çabalar, bu emekler; hukuki temele dayanmayan, siyasi içerikli bir sürecin gölgesinde kaldı. Belediyemiz, halkın iradesine rağmen, masa başında alınmış bir kararla el değiştirdi. Bu sadece şahsıma yönelik bir müdahale değil, aynı zamanda demokrasiye ve siz Gaziosmanpaşalı komşularımın tercihlerine yönelik büyük bir saygısızlıktır.

Sokağa çıktığınızda, bu halkın yüzüne nasıl bakacaksınız? Mahallenin annelerine, gençlerine, çocuklarına ne söyleyeceksiniz? Onların alın teriyle kurulan bu iradeyi hiçe sayarken, vicdanınıza ne diyeceksiniz? Ancak herkes bilsin ki tarih sizi affetmeyecek!

Gaziosmanpaşa halkı neyin doğru, neyin adil, neyin vicdanlı olduğunu çok iyi bilir. Bugün fiziken yanınızda olmayabilirim ama sizin gönlünüzde, kalbinizde yerim olduğuna yürekten inanıyorum. Ben milletime güveniyorum. Desteğiniz, dualarınız ve inancınızla, hep birlikte, yine omuz omuza olacağız. Çünkü biz gücümüzü makamdan değil, halktan alıyoruz. Çünkü hak yerini bulur, adalet eninde sonunda kazanır.”

Paylaşın

DEM Parti’den Üç Bakanlığa “Şüpheli Kadın Ölümleri” Araştırılsın Önergesi

DEM Parti Milletvekili Kamuran Tanhan, şüpheli kadın ölümlerine dikkat çekerek Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya ve Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş’ın yanıtlaması talebiyle üç ayrı soru önergesi verdi.

Kamuran Tanhan, şüpheli kadın ölümlerinde etkin soruşturma yürütülmediği, bazı vakaların otopsi yapılmadan “intihar” olarak kayda geçtiği yönündeki iddiaların ciddi kamuoyu endişesine neden olduğunu belirtti. Tarhan ayrıca, yargının kadın cinayetlerinde uyguladığı “iyi hâl” ve “haksız tahrik” indirimlerinin cezasızlığı körüklediğini ve caydırıcılığı zayıflattığını söyledi.

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Mardin Milletvekili Kamuran Tanhan, Türkiye’de artan kadın cinayetleri ve şüpheli kadın ölümlerine dikkat çekerek Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya ve Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş’ın yanıtlaması talebiyle üç ayrı soru önergesi verdi.

Kamuran Tanhan, Türkiye’de kadına yönelik şiddetin her geçen yıl artarak toplumsal bir krize dönüştüğünü belirtti. Özellikle İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılmasının ardından kadınların yaşam hakkı üzerindeki tehdidin daha da belirginleştiğini vurgulayan Tanhan, devletin koruma ve önleme mekanizmalarının yetersiz kaldığını dile getirdi.

Tanhan, şüpheli kadın ölümlerinde etkin soruşturma yürütülmediği, bazı vakaların otopsi yapılmadan “intihar” olarak kayda geçtiği yönündeki iddiaların ciddi kamuoyu endişesine neden olduğunu belirtti. Kamuran Tanhan ayrıca, yargının kadın cinayetlerinde uyguladığı “iyi hâl” ve “haksız tahrik” indirimlerinin cezasızlığı körüklediğini ve caydırıcılığı zayıflattığını söyledi.

Bakanlıklara yöneltilen sorular

Kamuran Tanhan, hem kadın cinayetlerinin hem de şüpheli ölümlerin münferit değil, yapısal bir adaletsizlik düzeninin sonucu olduğunu belirterek ilgili bakanlıklardan şu sorulara yanıt verilmesini istedi:

Adalet Bakanlığı’na:

2020–2025 arasında kadın cinayetleriyle ilgili kaç fail hakkında işlem yapılmıştır? Kaçı tutuklanmış, kaçı serbest bırakılmıştır?
Aynı dönemde şüpheli kadın ölümleriyle ilgili kaç soruşturma başlatılmış, kaçı tamamlanmış, kaçı takipsizlikle sonuçlanmıştır?
Otopsi yapılmadan intihar kaydıyla kapatılan vakalar bulunmakta mıdır? Bu durumun önüne geçilmesi için standart bir adli prosedür geliştirilmiş midir?
“İyi hâl” ve “haksız tahrik” indirimleriyle ilgili bir reform çalışması yürütülmekte midir?
6284 sayılı Kanun kapsamında kaç kadına koruma kararı verilmiştir, bu kararlar ne oranda ihlal edilmiştir?

İçişleri Bakanlığı’na:

2020–2025 yılları arasında kadın cinayeti ve şüpheli kadın ölümü sayısı kaçtır? Bu vakaların yaş gruplarına ve illere göre dağılımı nedir?
Kadın cinayetlerinde alınan vatandaş şikâyetlerinin kaçı dikkate alınmış, şikâyet sonrası koruma tedbiri sağlanmış mıdır?
Şüpheli kadın ölümleriyle ilgili kaç dosyada otopsi yapılmıştır, kaç vaka intihar olarak kaydedilmiştir?

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’na:

İstanbul Sözleşmesi’nden çıkış sonrası kadına yönelik şiddet konusunda bir etki analizi yapılmış mıdır?
Şüpheli kadın ölümlerinde etkin soruşturma yapılmakta mıdır? Bu süreçler nasıl takip edilmektedir?
2024 ve 2025’te koruma talep etmesine rağmen öldürülen kadın sayısı kaçtır?
Şüpheli kadın ölümlerinin özel olarak izlendiği bir sistem mevcut mudur?
2025 yılı için kadına yönelik şiddetle mücadeleye ayrılan bütçe ne kadardır ve nasıl kullanılmaktadır?

Tanhan açıklamada, “Kadın cinayetleri münferit olaylar değil, kadınları koruyamayan sistematik bir adaletsizlik düzeninin sonucudur. Devlet, failleri değil kadınları suçlayan yaklaşımdan vazgeçmeli; koruma ve adalet mekanizmalarını işler hale getirmelidir” dedi.

(Kaynak: Bianet)

Paylaşın