EUobserver’dan 14 Mayıs Analizi: Ya Daha Fazla Baskı Ya Demokrasi

14 Mayıs’ta yapılacak olan cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimlerine günler kala, uluslararası basın da seçimlere ve olası sonuçlarına ilişkin değerlendirmelere yer vermeye devam ediyor.

Son olarak Brüksel merkezli haber kuruluşu EUobserver, seçimlere ilişkin “Türkiye yol ayrımında: demokrasiye dönüş ya da daha fazla baskı” başlıklı bir makale yayınladı.

Selçuk Gültaşlı imzalı makalede önümüdeki seçimler için “kader” ifadesi kullanılırken, “Erdoğan giderek daha otoriter ve popülist bir İslamcı akımı temsil ederken, Kılıçdaroğlu Batı odaklı, modernist ve çoğulcu demokratik bir parlamenter sistemi temsil ediyor” denildi.

Erdoğan’ın şimdiye kadarki en zorlu mücadelesiyle karşı karşıya olduğuna vurgu yapılan makalede şu ifadeler yer aldı: “20 yıldır ilk kez Erdoğan savunmasız görünüyor. Tüm güvenilir kamuoyu yoklamalarına göre, Kılıçdaroğlu önde ve bir zamanların yenilmez Erdoğan’ı geride kalmış gibi görünüyor.”

Seçimleri kaybetmesi durumunda Erdoğan’ın “yetkilerini devretmemek için ayak direyebileceğine dair bazı işaretler var” iddiasının bulunduğu makalenin devamında, “Seçimlerin güvenli bir şekilde yapılıp yapılmayacağı ve 20 yılı aşkın bir süredir görevde olan Erdoğan’ın Kılıçdaroğlu’na barışçıl bir şekilde iktidarı devredip etmeyeceği konusunda şimdiden endişeler var. Erdoğan’ın müttefikleri, olumsuz seçim sonucuna yönelik bir saldırı için şimdiden sahneyi hazırlıyor” iddiasında bulunuldu.

“Ya daha fazla baskı ya demokrasi”

Erdoğan’ın 2017’den bu yana başkanlık sistemi altında “muazzam yetkiler” kullandığı ve “giderek bölücü ve otoriter” hale geldiği belirtilen makalede, “14 Mayıs’ta Türkiye, ya Erdoğan’ın popülist-İslamcı otoriter yönetimi altında daha fazla baskıyı seçecek ya da demokrasiyi” denildi.

Avrupa Birliği (AB), Avrupa Konseyi ve Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) gibi kuruluşlara çağrı yapılan makalenin devamı şöyle:

“Avrupa kurumları, özgür ve adil bir seçim için ellerinden gelenin en iyisini yapmalı. Sandıklara hile karıştırılması ve seçimlerin meşruiyetinin sorgulanmasının ciddi sonuçları olacağı konusunda Erdoğan’ı uyarmalıdır. Aksi takdirde Avrupa, muhtemelen eskisinden daha baskıcı, bölücü ve otoriter olacak Erdoğan’ın iktidarında bir beş yıl daha beklemeli.”

(Kaynak: Bianet)

Paylaşın

İran, Dini Değerlere Hakaret Gerekçesiyle 2 Kişiyi Daha İdam Etti

İran’da dini değerlere hakaret ettikleri gerekçesiyle Sadrullah Fazıli Zari ve Yusuf Mihrdad hakkında verilen idam cezaları bu sabah infaz edildi. İran’da 2021’de infaz sayısının yüzde 28 artarak 314’e yükseldiği aktarılmıştı.

Norveç merkezli sivil toplum kuruluşu İran İnsan Hakları (IHR), geçen yıl yayınladığı bir raporda 2022 yılında 1 Ocak-30 Haziran tarihleri arasında İran’da 251 kişinin asıldığı belirtilerek, bu rakamın geçen yılın ilk yarısında 117 olduğu bildirilmişti.

İran’da dini değerlere hakaret ettikleri gerekçesiyle 2 kişi idam edildi.

İranlı Öğrenciler Haber Ajansı’na (ISNA) göre, Yargı Erki tarafından yapılan yazılı açıklamada, Sadrullah Fazıli Zari ve Yusuf Mihrdad hakkında verilen idam cezaları ve infazına ilişkin detaylar paylaşıldı.

Açıklamada, Zari ve Mihrdad’ın, Hazreti Muhammed’e ve kutsal değerlere hakaret ettikleri, ateizmi savundukları bu konuda onlarca sosyal medya hesabı üzerinden faaliyet yürüttükleri belirtildi.

Ayrıca Zari’nin Kur’an-ı Kerim’i ateşe verdiğine dair görüntüleri de sosyal medyadan paylaştığı kaydedildi.

Söz konusu 2 kişi hakkında verilen idam cezalarının bu sabah infaz edildiği aktarıldı.

Norveç merkezli sivil toplum kuruluşu İran İnsan Hakları (IHR), geçen yıl yayınladığı bir raporda 2022 yılında 1 Ocak-30 Haziran tarihleri arasında İran’da 251 kişinin asıldığı belirtilerek, bu rakamın geçen yılın ilk yarısında 117 olduğu bildirilmişti.

Uluslararası Af Örgütü’nün ölüm cezasına ilişkin yıllık raporunda, İran’da 2021’de infaz sayısının yüzde 28 artarak 314’e yükseldiği aktarılmıştı.

(Kaynak: Eurnews Türkçe)

Paylaşın

MP Milletvekili Adayı Çağrı Ünsal İstifa Etti: Kılıçdaroğlu’nu Destekleyeceğim

Memleket Partisi’nden ve milletvekili adaylığından çekilen Çağrı Ünsal, “Gelinen noktada 20 yıllık AKP karanlığına karşı siyasi mücadele gösteren tüm muhalif kesimin iç tartışmaları bir kenara koyarak bu mücadeleyi birlikte sürdürmesi kaçınılmaz bir zorunluluk arz etmektedir” dedi ve ekledi:

“Bu nedenlerle, 14 Mayıs seçimlerinde Cumhurbaşkanı adayı sayın Kemal Kılıçdaroğlu ve Millet İttifakını destekleyeceğimi bildiriyor; kuruluşundan bu yana bir neferi olduğum Memleket Partisi’nin politikası ile fikir ayrılığına düşmüş olduğumdan, Ankara milletvekili adaylığından, Genel Disiplin Kurulu üyeliğinden ve parti üyeliğinden derin bir üzüntüyle istifa ediyorum.”

Memleket Partisi Genel Disiplin Kurulu üyesi ve Ankara Milletvekili adayı Çağrı Ünsal, Millet İttifakı’nın Cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu’na destek vereceğini belirterek adaylıktan çekildi.

Duvar’da yer alan haber göre Erzurum’da, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun mitingine yönelik saldırıyı hatırlatan Ünsal, “Mücadeleyi birlikte sürdürmek kaçınılmaz bir zorunluluk arz etmektedir” dedi.

“Kılıçdaroğlu ve Millet İttifakı’nı destekleyeceğim”

Memleket Partisi’nden ve milletvekili adaylığından çekilen Ünsal, partisi ile fikir ayrılığına düştüğünü belirttiği açıklamasında şu ifadelere yer verdi:

“Gelinen noktada 20 yıllık AKP karanlığına karşı siyasi mücadele gösteren tüm muhalif kesimin iç tartışmaları bir kenara koyarak bu mücadeleyi birlikte sürdürmesi kaçınılmaz bir zorunluluk arz etmektedir.

Bu nedenlerle, 14 Mayıs seçimlerinde Cumhurbaşkanı adayı sayın Kemal Kılıçdaroğlu ve Millet İttifakını destekleyeceğimi bildiriyor; kuruluşundan bu yana bir neferi olduğum Memleket Partisi’nin politikası ile fikir ayrılığına düşmüş olduğumdan, Ankara milletvekili adaylığından, Genel Disiplin Kurulu üyeliğinden ve parti üyeliğinden derin bir üzüntüyle istifa ediyorum.”

Paylaşın

Doğu Ve Güneydoğu’daki 15 Barodan Provokasyonlara Karşı Tedbir Alınması Çağrısı

14 Mayıs’ta yapılacak cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimlerine günler kala, aralarında Diyarbakır, Mardin ve Van barosunun da olduğu 15 baro provokasyonlara karşı tedbir alınması çağrısı yaptı.

15 baro tarafından yapılan açıklamada, “Seçim sürecinin güvenilirliğini ve kamuoyunun sürece duyduğu güveni artırmak için tüm yetkilileri, Anayasa ve yasalarla tanımlanan sınırlar çerçevesinde görevlerinin gereklerini yerine getirmeye davet ediyor; tüm siyasetçileri, toplumsal gerginliğe sebep olacak propaganda dilinden uzak durmaya davet ediyoruz.

Seçimin bir demokrasi şöleni olduğunu hatırlatıyor; tüm yurttaşların, hiçbir ayrımcılığa uğramadan, seçme ve seçilme hakkını daha etkin ve daha eşit kullanabilmesi için ilgili kamu görevlilerinden gerekli önlemleri almasını talep ediyoruz.” ifadelerine yer verildi.

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun Erzurum’da yaptığı konuşma sırasında taşlı saldırıya uğramasının ardından Doğu ve Güneydoğu’daki 15 baro provokasyonlara karşı tedbir alınması çağrısı yaptı.

Ağrı, Adıyaman, Batman, Bingöl, Bitlis, Diyarbakır, Hakkari, Kars, Mardin, Muş, Siirt, Şanlıurfa, Şırnak, Tunceli ve Van Baroları adına yapılan ortak yazılı açıklamada, seçim propagandalarının yoğunlaştığı bir dönemde; dün Erzurum’da yaşananların seçim süreci ve güvenliği açısından endişelere yol açtığı belirtildi.

VOA Türkçe’den Mahmut Bozarslan’ın aktardığına göre, provokasyonlara karşı gerekli önlemlerin alınması çağrısı yapılan açıklamada, şu görüşlere yer verildi:

“Seçim sürecinin güvenilirliğini ve kamuoyunun sürece duyduğu güveni artırmak için tüm yetkilileri, Anayasa ve yasalarla tanımlanan sınırlar çerçevesinde görevlerinin gereklerini yerine getirmeye davet ediyor; tüm siyasetçileri, toplumsal gerginliğe sebep olacak propaganda dilinden uzak durmaya davet ediyoruz.

Seçimin bir demokrasi şöleni olduğunu hatırlatıyor; tüm yurttaşların, hiçbir ayrımcılığa uğramadan, seçme ve seçilme hakkını daha etkin ve daha eşit kullanabilmesi için ilgili kamu görevlilerinden gerekli önlemleri almasını talep ediyoruz.”

Paylaşın

HDP Eş Genel Başkanı Buldan: Kaybettikçe Saldırıyorlar

Kars’ta halka seslenen HDP Eş Genel Başkanı Buldan, “Bunlar kaybettikçe saldırmaya başlıyorlar ve saldırdıkça kaybedeceklerini ne yazık ki bilmiyorlar. 4 gün sonra gideceklerinin farkında değiller bunlar. Bunların düşmanlıkları, Kürde karşı düşmanlıkları, demokrasiye karşı düşmanlıkları, kadınlara ve muhalefete karşı düşmanlıkları artık çok gizlemiyorlar. Açık açık söylüyorlar” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Televizyon programlarında mitinglerde, meydanlarda söylüyorlar. Biz bu düşmanlığa asla izin vermeyeceğiz. Türkiye halklarının bir arada yaşamasının, kardeşliğin huzurun refahın ve barışın, geleciğimizin teminatı artık Yeşil Sol Parti’dir. Biz bu ülkenin güvencesiyiz. Biz bu ülkenin teminatıyız. Onların kendi içlerinde düşmanlıkları ile baş başa bırakıyoruz.”

Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti), Kars Cumhuriyet Meydanı’nda miting düzenledi. Mitinge, HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan ve DBP Eş Genel Başkanı Keskin Bayındır katıldı.

MA’nın aktardığına göre, mitingde konuşan HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan şunları söyledi:

“Burada yaşayan bütün halklarımıza Türküne, Kürdüne, Terekeme’sine Azeri’sine bütün değerli halkına, hepinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Bugün Kars önemli bir miting yapıyor, arkadaşlarım Kars tarihinin en kalabalık mitingi olduğunu söylüyorlar. Emeği geçen bütün arkadaşlarıma sonsuz teşekkür ediyorum, sizlere de saygılar sunuyorum.

İlk olarak İstanbul Kadıköy’de bir ırkçı saldırı sonucu yaşamını yitiren Cihan Aymaz’ı saygıyla ve minnetle anıyorum. Bu ırkçı saldırılara sebep olanları, bu saldırıları teşvik edenleri bir kez daha kınıyorum. Onların bu ırkçı saldırılarına da kutuplaşma ve insanları birbirinden ayırma politikalarına artık son vereceğimiz tarih 14 Mayıs tarihidir. Şimdi meydanlarda hakaret edenler, parmak sallayanlar, tehdit edenler, ırkçı söylemlerde bulunanlar son 5 gün içinde yaşanacaklardan sorumludurlar.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin iki gün önce yaptığı açıklamayı nefretle ve şiddetle kınıyorum. ‘Kılıçdaroğlu’nun ortaklarına ya müebbet ya da bedenlerine birer kurşun’ dedi. Bu çok talihsiz bir açıklama. Arkasında ne oldu? Dün Erzurum’da Ekrem İmamoğlu’na taşlı saldırı gerçekleşti.

Yeşil Sol Parti’nin Tarsus’ta aracı taşlandı. Bugün Trabzon’da CHP milletvekillerine saldırı gerçekleştirdi. İşte bütün bu ırkçı söylemlerin arkasında gerçekleşen saldırıların bunları söyleyenlere ait olduğunu belirtmek isterim. Bunun sorumlusu sizlersiniz. Bu saatten sonra insanlarımızın ayağına taş değse kılına zarar gelse bütün bunların sorumlusu bu söylemlerdir bunu söyleyenlerdir, söyletenlerdir.

“Biz bu düşmanlığa asla izin vermeyeceğiz”

Bunlar kaybettikçe saldırmaya başlıyorlar ve saldırdıkça kaybedeceklerini ne yazık ki bilmiyorlar. 4 gün sonra gideceklerinin farkında değiller bunlar. Bunların düşmanlıkları, Kürde karşı düşmanlıkları, demokrasiye karşı düşmanlıkları, kadınlara ve muhalefete karşı düşmanlıkları artık çok gizlemiyorlar. Açık açık söylüyorlar. Televizyon programlarında mitinglerde, meydanlarda söylüyorlar. Biz bu düşmanlığa asla izin vermeyeceğiz.

Türkiye halklarının bir arada yaşamasının, kardeşliğin huzurun refahın ve barışın, geleciğimizin teminatı artık Yeşil Sol Parti’dir. Biz bu ülkenin güvencesiyiz. Biz bu ülkenin teminatıyız. Onların kendi içlerinde düşmanlıkları ile baş başa bırakıyoruz. Biz Türkiye halklarıyla kendi içimizde Türküyle Kürdüyse Azeri Terekemesiyle yerli halkıyla barış içinde, refah ve huzur içinde yaşayacağız. Kars buna en güzel cevaptır. Kars halkı yüzyıllardır barış içinde bir arada yaşamış ve bundan sonra da böyle yaşamaya devam edecek.

Sevgili Karslılar, gittiğimiz her yerde aynı coşku var, aynı kararlılık var. Dün Manisa’da, ondan önceki gün Erzurum’daydık. Bugün Kars’tayız, yarın Iğdır’da olacağız. Görüyoruz ki Yeşil Sol Parti bayrakları sloganları ve verdiği mesajlarla Türkiye’nin yerinde dalgalanıyor, Türkiye’nin her yerinde aynı hava var. Elbette Selo’ya da, Figen’e de, Gültan’a da, Ayla’ya da özgürlük. Bu ülkede düşüncelerinden dolayı cezaevlerinde olan arkadaşlarımızın özgürlük talebi 14 Mayıs’tan sonra gerçekleşecek.

AKP Genel Başkanı Erdoğan’ın söylediklerini her gün TV’lerde izliyorsunuz. Son olarak dediği şey şudur, ‘Ben Allah’tan talimat alıyorum.’ Kendisini peygamber zannediyor. Dini siyasete alet etmekten ne yüzü kızarıyor ne de utanıyor. Dini istismar edenler 14 Mayıs’ta bu halktan cevabını alacaklar. Peki Erdoğan diyor ki, ‘bana bir iktidarlık süre tanıyın bir iktidarlık daha yol açın.’ Niye istiyor sevgili arkadaşlar bir daha iktidar olmayı.

Yolsuzluk yapmak için, hırsızlık yapmak, usulsüzlük, hukuksuzluk yapmak için istiyorlar. 21 yıldır bu ülkede hırsızlığı, yolsuzluğu, açlığı, yolsuzluğu, sefaleti Türkiye halklarına reva görenler bir kez daha iktidara gelme peşindeler. Gelip Kars halkıyla bir gün konuştular mı, Kars halkının derdini dinlediler mi? Kars esnafının, işçisinin, gençlerin, kadınların ne derdi var? Geçim sıkıntısı var mı? Bütün bunları dinlemediler.

Onlara sarayın pencerelerinden Karsa bakmak daha kolay geliyor. Çünkü sarayın penceresinden Kars halkının ne yaşadığı ne yediği ne içtiği soğan alabiliyor mu, patates alabiliyor mu, esnaf siftah yapabiliyor mu, işçisi, çiftçisi üretim yapabiliyor mu? Ürettiğini satabilir mi? Bunları görmezler göremezler çünkü o pencereden Türkiye toz pembe görünüyor. Ama biz o perdeyi 14 Mayıs tarihinde ampulleriyle birlikte söküp atacağız.

Bunların içinde insan sevgisi yok bunlarda sadece kötülük var zalimlik var zulüm var. Sadece korktukları şey koltuklarından olmak ve seçim sandıkları. Ama artık korkunun ecele faydası yok Kars halkı onları gönderecek. Şimdi Yeşil Solu parlamentoya en güçlü şekilde göndermenin zamanı. Biz 100 vekil hedefledik, bu 100 vekilin 3’ü zaten Kars’tan gelecek. Gülistan vekilimiz iki arkadaşımızla birlikte parlamentoya gidecek ve Kars halkının 3 temsilcisi olacak. Bu 3 temsilci sizin sesiniz, sözünüz olacak iradeniz olacak sizin kararlarınızı her yerde ifade edecek. Ama şimdi esas söz sizde.

Kars halkı 3 vekilimizi parlamentoya göndermeye söz veriyor musunuz? O zaman ben de diyorum ki Kars’ta demokrasi 3, faşizm sıfır. Kars halkı iradesine sahip çıkacak ancak Karslıların mevsimlik işçi olarak, inşaat işçisi olarak batıda metropollerde çalıştıklarını biliyoruz. Bir duyarlılık ve bir irade istiyoruz. Kars halkı dışarıda yaşayan bütün akrabalarınızı, yakınlarınızı, çocuklarınızı oy kullanmak için mutlaka Kars’a gelmelerini sağlayın. Partimizle irtibata geçin. Arkadaşlarımız bunun hazırlığını yapıyorlar. Her bir gencimizi çalışanımızı oy kullanmak için Kars’a davet ediyoruz.

“Kazanacağımıza yürekten inanıyorum”

Gelin mührünüzü Yeşil Sol’un altına basın. Yeşil Sol Türkiye’nin umududur. Yeşil sol demokrasinin teminatıdır, bu ülkede güvencedir. Yeşil Sol parlamentoda büyük bir güçle temsiliyet sağlayacak. Bir oy Yeşil Sol’a bir oy faşizmi göndermeye gidiyoruz. Yani diğer oyumuz Kemal Kılıçdaroğlu’na. Şimdi kazanma zamanı, başarma zamanı, bu kazanma ve başarmanın sizlerin elinde olduğunu biliyoruz.

Gece gündüz çalışın 4-5 gün uyumasak da bir şey olmaz. Gitmedik ev, tutmadık el, dokunmadık yürek bırakmayın. Herkesin kapısını çalın, herkesten oy isteyin, herkese Yeşil Sol’u mutlaka tanıtın. Sizlere 14 Mayıs darbe tarihidir diyenlere bir demokrasi dersini sandıkta hep birlikte verelim. Çünkü 14 Mayıs’a darbe diyenler var, çünkü kafaları sadece darbeye çalışan bir iktidar var.

Onlar darbeleri iyi bilirler, Kars halkına nasıl darbe yapıldığını iyi bilirler, Kars halkının belediye eş başkanlarını görevden alıp yerine kayyum atamasını iyi bilirler. Onlar eğer Kenan Evren yaşamış olsaydı, Evren’i cumhurbaşkanı adayı yaparlardı, çünkü zihniyetleri, anlayışları, bakış açıları aynı. Ama biz darbelere de faşizme de kötülüklere de zulme de hukuksuzluklara da 14 Mayıs tarihinde hep birlikte son vereceğiz. Hepinize çalışmalarınızda başarılar diliyorum. Kazanacağımıza yürekten inanıyorum.”

Paylaşın

Erzurum Olayları; AK Parti Sözcüsü Çelik: Prensip Olarak Şiddete Karşıyız

Erzurum’da İBB Başkanı İmamoğlu’na yönelik saldırıyla ilgili olarak konuşan AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, “Prensip olarak biz siyasete dönük her türlü şiddete karşıyız. Siyasetin özgürce yapılabilmesi parti olarak dikkat ettiğimiz bir konu” dedi.

İBB Başkanı İmamoğlu’nun Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın hedef alan sözlerini de “Yakışıksız bir beyan.” olarak nitelendiren Sözcü Çelik, şiddeti maruz görmeyeceklerini de belirtti.

Ömer Çelik, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun Erzurum mitingi sırasında bir grup tarafından taşlı saldırıya uğraması olayında kapsamlı bir soruşturma açılacağını belirtti.

NTV’de Funda Görey’in sorularını yanıtlayan Çelik’in açıklamaları şöyle:

“Dikkatli bir şekilde takip ettik. Prensip olarak biz siyasete dönük her türlü şiddete karşıyız. Siyasetin özgürce yapılabilmesi parti olarak dikkat ettiğimiz bir konu. Siyasete ve siyasetçiye dönük herhangi bir şiddetin maruz görülmesi söz konusu olamaz. Bu olaydan önce uyarılar yapılıyor. Burası miting alanı değil, miting alanı öbür taraf diye yönlendiriliyor. Erzurum bir barış şehri. Kapsamlı bir soruşturma yapılacaktır.

İBB Başkanı en ufak bir olayda Cumhurbaşkanımızı hedef alan açıklamalar yapıyor. Yakışıksız bir beyan. Fiziki şiddete karşı olduğumuz gibi sözel manipülasyona ve provakatif söyleme de karşı olmak zorundayız. Miting alanının güvenlik tedbiriyle esnaf ziyaretisinin güvenlik tedbiri bunlar birbirinden farklı şeyler. Kurallı siyaset yapacağız. Türkiye’nin her yerinde herkes miting yapıyor. Güvenlik tedbiri alınıyor. Tabiki de alınacak. Hiçbir şekilde şiddeti maruz göremeyiz. Topyekün reddederiz.”

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun ‘seçim gecesi sokağa çıkmayın’ açıklamasını da değerlendiren Çelik şu ifadeleri kullandı:

“Bunlar bir tecrübesizlik ve sorumsuzluk. Vatandaşımız kaybetmez, herkes kazanır. Sandığın iktidarı belirleme gücü kazanıyor. “O gece çıkmayın, bir takım provakasyonlar olacak” demek başlı başına provakatif söylem. Her zamanki gibi seçimlerde kaybedenler ve kazananlar olacak. Biz birinci turda bu işi bitireceğiz. Hiçbir vatandaşımız kaybetmeyecek. Ondan sonra önümüze bakacağız.”

Ne olmuştu?

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun Erzurum’da yaptığı mitingde, otobüs üzerinde konuştuğu sırada bir grubun taşlı saldırısına uğramıştı. İmamoğlu, saldırının ‘tertipli’ bir olay olduğunu söylemişti.

Olay sonrası otobüsün içinden mikrofonla bir süre konuşan İmamoğlu, polis ekiplerine tepki göstermiş ve “Bunu seyreden polisler, biz de sizi seyrediyoruz. Bu şehrin valisi, emniyet müdürü biz de sizi seyrediyoruz. Hiç sorun yok. Aldatılmış gençler olabilir. Aldatılmış yöneticiler olabilir. Burada yaralanan vatandaşlar var, siz seyrediyorsunuz polisler. Erzurum Valisi, Erzurum Belediye Başkanı… Hakkınızda suç duyurusunda bulunacağım. İnsanları tahrik ediyorsunuz” demişti.

Ekrem İmamoğlu daha sonra paylaştığı bir video ile de yaşananlara tepkisini ortaya koydu. İktidar mensuplarına seslenen İmamoğlu, “Yanlış yoldasınız, millete zarar veriyorsunuz” diye uyarmıştı.

Atılan taşlar nedeniyle bazı katılımcılar yaralanmıştı. İmamoğlu ve beraberindeki heyeti taşıyan otobüste hasar meydana geldi. İmamoğlu’nun otobüsü alandan ayrılırken polis de kalabalığa TOMA’larla su sıkmıştı.

 

Paylaşın

TÜİK Açıkladı: Sürekli Yoksulluk Oranı Yüzde 14

2022 yılı anket sonuçlarına göre sürekli yoksulluk oranı bir önceki yıla göre 0,2 puan artarak yüzde 14,0 oldu. Sürekli yoksulluk oranı, eşdeğer hanehalkı kullanılabilir fert medyan gelirinin yüzde 60’ına göre son yılda ve aynı zamanda önceki üç yıldan en az ikisinde de yoksul olan fertleri kapsamaktadır.

Haber Merkezi / Yoksulluk oranının en yüksek olduğu bölgeler; yüzde 15 ile Adana, Mersin, yüzde 14.6 ile Ağrı, Kars, Iğdır, Ardahan ve yüzde 14.3 ile İzmir olarak açıklandı

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) 2022 Yoksulluk ve Yaşam Koşulları İstatistiklerini açıkladı.

Eşdeğer hanehalkı kullanılabilir fert medyan gelirinin yüzde 50’si dikkate alınarak belirlenen yoksulluk sınırına göre, yoksulluk oranı 2022 yılında aynı düzeyde kalarak yüzde 14,4 oldu. Medyan gelirin yüzde 60’ı dikkate alınarak belirlenen yoksulluk sınırına göre hesaplanan yoksulluk oranı ise son yılda 0,3 puan artarak yüzde 21,6 olarak gerçekleşti.

Eşdeğer hanehalkı kullanılabilir fert medyan gelirinin yüzde 40’ı dikkate alınarak belirlenen yoksulluk sınırına göre, yoksulluk oranı bir önceki yıla göre 0,9 puanlık azalış ile yüzde 7,6 olarak gerçekleşti. Medyan gelirin yüzde 70’i dikkate alınarak belirlenen yoksulluk sınırına göre hesaplanan yoksulluk oranı ise bir önceki yıla göre 0,6 puanlık artış ile yüzde 29,3 oldu.

Yoksulluk oranı en düşük haneler tek kişilik haneler

Hanehalkı tipine göre eşdeğer hanehalkı kullanılabilir fert medyan gelirinin yüzde 50’si dikkate alınarak hesaplanan yoksulluk oranlarına bakıldığında; tek kişilik hanehalklarında yoksulluk oranı bir önceki yıla göre 1,0 puan artarak yüzde 7,5, çekirdek aile bulunmayan birden fazla kişiden oluşan hanehalklarında ise 2,6 puan artarak yüzde 11,7 olmuştur. En az bir çekirdek aile ve diğer kişilerden oluşan hanehalklarının yoksulluk oranı 1,1 puan artarak yüzde 19,6, tek çekirdek aileden oluşan hanehalklarının yoksulluk oranı ise 0,3 puan azalarak yüzde 13,9 oldu.

Eşdeğer hanehalkı kullanılabilir fert medyan gelirinin yüzde 50’si dikkate alınarak hesaplanan yoksulluk oranına göre; okur-yazar olmayan fertlerin yüzde 27,7’si, bir okul bitirmeyenlerin yüzde 24,4’ü, lise altı eğitimlilerin yüzde 13,8’i, lise ve dengi okul mezunlarının ise yüzde 7,8’i yoksul olarak hesaplandı. Yükseköğretim mezunları ise yüzde 2,6 ile en düşük yoksulluk oranına sahip grup oldu.

Maddi ve sosyal yoksunluk oranı yüzde 16,6

Geçen yıllarda yayımlanan maddi yoksunluk tanımı Eurostat tarafından revize edilerek tanımın içine sosyal yoksunluk kriterleri de dahil edilmiştir.

Maddi ve sosyal yoksunluk oranı hesabında hane düzeyinde sorgulanan değişkenler; otomobil sahipliği, ekonomik olarak beklenmedik harcamaları yapabilme, evden uzakta bir haftalık tatil masrafını karşılayabilme, kira, konut kredisi ve faizli borçları ödeyebilme, iki günde bir et, tavuk, balık içeren yemek yiyebilme, evin ısınma ihtiyacını karşılayabilme ve yeni eklenen mobilyaları eskidiğinde değiştirebilme durumudur. Geçen yıllarda maddi yoksunluk tanımına dahil olan çamaşır makinesi, renkli televizyon ve telefon sahipliği yeni tanımdan çıkarılmıştır.

Bu oran için fert düzeyinde yeni eklenen değişkenler ise; eskimiş giysileri yerine yenisini alabilme, düzgün iki çift ayakkabıya sahip olabilme, ayda en az bir kez tanıdıkları ile toplanabilme, ücretli boş zaman faaliyetlerine katılabilme, kendini iyi hissetmek için bir miktar para harcayabilme ve kişisel amaçlı kullanım için internet sahipliği olarak belirlenmiştir.

Yukarıda belirtilen on üç maddenin en az yedisini karşılayamayanların oranı olarak tanımlanan maddi ve sosyal yoksunluk oranı; 2021 yılında yüzde 18,1 iken 2022 yılı anket sonuçlarında 1,5 puan azalarak yüzde 16,6 olarak tahmin edildi.

Sürekli yoksulluk oranı yüzde 14

Dört yıllık panel veri kullanılarak hesaplanan sürekli yoksulluk oranı, eşdeğer hanehalkı kullanılabilir fert medyan gelirinin yüzde 60’ına göre son yılda ve aynı zamanda önceki üç yıldan en az ikisinde de yoksul olan fertleri kapsamaktadır. Buna göre, 2022 yılı anket sonuçlarına göre sürekli yoksulluk oranı bir önceki yıla göre 0,2 puan artarak yüzde 14,0 oldu.

İBBS 2. Düzey bölgelerinin her biri için eşdeğer hanehalkı kullanılabilir fert medyan gelirinin yüzde 50’sine göre hesaplanan yoksulluk sınırına göre, gelire dayalı göreli yoksulluk oranının en yüksek olduğu bölgeler; yüzde 15,0 ile TR62 (Adana, Mersin), yüzde 14,6 ile TRA2 (Ağrı, Kars, Iğdır, Ardahan) ve yüzde 14,3 ile TR31 (İzmir) oldu.

Göreli yoksulluk oranı en düşük olan İBBS 2. Düzey bölgeleri ise yüzde 3,7 ile TRC1 (Gaziantep, Adıyaman, Kilis), %6,3 ile TRB1 (Malatya, Elazığ, Bingöl, Tunceli) ve yüzde 7,5 ile TRA1 (Erzurum, Erzincan, Bayburt) oldu.

Göreli yoksulluk, maddi ve sosyal yoksunluk ve düşük iş yoğunluğu göstergelerinin en az birinden yoksun olma durumu olarak açıklanan yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altında olanların oranı ilk kez bu yıl hesaplandı.

2022 yılı sonuçlarına göre fertlerin yüzde 32,6’sı yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altında kaldı. Bu oran yaş gruplarına göre incelendiğinde; 0-17 yaş grubunda yüzde 42,7, 18-64 yaş grubunda yüzde 30,2, 65+ yaş grubunda ise yüzde 20,5 olarak tahmin edildi.

Kendilerine ait bir konutta yaşayanların oranı yüzde 56,7

Oturulan konuta sahip olanların oranı geçen yıla göre 0,8 puan azalarak 2022 yılında yüzde 56,7 olarak hesaplanırken, kirada oturanların oranı yüzde 27,2, lojmanda oturanların oranı yüzde 1,1, kendi konutunda oturmayıp kira ödemeyenlerin oranı ise yüzde 15,1 oldu.

Kurumsal olmayan nüfusun yüzde 33,6’sı konutunda izolasyondan dolayı ısınma sorunu ile sızdıran çatı, nemli duvarlar, çürümüş pencere çerçeveleri vb. problemleri yaşarken, yüzde 21,7’si trafik veya endüstrinin neden olduğu hava kirliliği, çevre kirliliği veya diğer çevresel sorunlarla karşılaştı.

Geçen yıla göre konut alımı ve konut masrafları dışında borç veya taksit ödemesi olanların oranı 4,3 puan azalarak yüzde 59,4 oldu. Nüfusun yüzde 6,2’sine bu ödemeler yük getirmezken yüzde 17,7’sine çok yük getirdi. Hanelerin yüzde 59,6’sı evden uzakta bir haftalık tatil masraflarını, yüzde 41,5’i iki günde bir et, tavuk ya da balık içeren yemek masrafını, yüzde 31,1’i beklenmedik harcamaları, yüzde 20,4’ü evin ısınma ihtiyacını, yüzde 65,4’ü eskimiş mobilyaların yenilenmesini ekonomik olarak karşılayamadığını beyan etti.

Yoksulluk ve Yaşam Koşulları İstatistiklerinin hesaplandığı Gelir ve Yaşam Koşulları Araştırması 2022 yılı sonuçlarına ilişkin gelir bilgileri, bir önceki takvim yılı olan 2021 yılını referans almaktadır. Gelir ve yoksulluk hesaplamalarında; hanehalkı gelirleri, hanehalkı büyüklüğü ve kompozisyonu dikkate alınarak eşdeğer hanehalkı kullanılabilir fert gelirine dönüştürülmektedir.

Toplumun genel düzeyine göre belirli bir sınırın altında gelire sahip olan bireyler göreli anlamda yoksul sayılmaktadır.

Paylaşın

Erzurum Olayları; Bakan Bozdağ: Gözaltılar Var

Erzurum’da İBB Başkanı İmamoğlu’na yönelik saldırıyla ilgili olarak konuşan Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, “Erzurum’daki olayla ilgili tahkikat başlatıldı, gözaltına alınanlar var” dedi.

Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun Erzurum mitinginde yaşadığı taşlı saldırıyla ilgili konuştu.

A Haber’de konuşan Bekir Bozdağ, “Olaydan dolayı üzüntümü ifade etmek isterim. Demokratik bir rekabetin devam etmesi bizim arzumuzdur. Yaralanan hemşerilerime geçmiş olsun diyorum. Olayda sorumluluğu olduğu değerlendirilen kişilerle ilgili gözaltı kararları verilmiş durumda.

Süreç takip ediliyor. Hukuk işleyecektir, yargı hukuk çerçevesinde kararını verecektir. Şu an gözaltında olanlar var. Kanunun suç olarak tanımladığı eylem varsa hukuk harekete geçer ve gereğini yapar.” değerlendirmesinde bulundu.

Miting yapılacak alanların her zaman belli olduğunu belirten Bozdağ, “Sayın İmamoğlu’nun bu konuda farklı bir alana çıktığını görüyoruz. Esnaf ziyareti yapmak istediğinizde istediğiniz gibi yaparsınız ama mitinge dönüşünce zafiyetler oluşabilir. Sizin yaptığınız işe göre güvenlik güçleri tedbir alırlar. Bu olayların üzücü olduğu gibi sayın İmamoğlu’nun valiyle konuşması da üzücüdür.

Bir hakaret dili yok ama üslupta sıkıntı var. Devletin valilerine üstten bakan, onları aşağılayan bir biçimde davranmayı doğru görmem. Taş atma olayı nasıl yanlışsa bu da aynı derecede yanlıştır. İkisini de kabul etmem. Allah vermesin bunlara bir güç geçtiğinde neler yapacağına dair bir fikir de veriyor insanlara.” diye konuştu.

Ne olmuştu?

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun Erzurum’da yaptığı mitingde, otobüs üzerinde konuştuğu sırada bir grubun taşlı saldırısına uğramıştı. İmamoğlu, saldırının ‘tertipli’ bir olay olduğunu söylemişti.

Olay sonrası otobüsün içinden mikrofonla bir süre konuşan İmamoğlu, polis ekiplerine tepki göstermiş ve “Bunu seyreden polisler, biz de sizi seyrediyoruz. Bu şehrin valisi, emniyet müdürü biz de sizi seyrediyoruz. Hiç sorun yok. Aldatılmış gençler olabilir. Aldatılmış yöneticiler olabilir. Burada yaralanan vatandaşlar var, siz seyrediyorsunuz polisler. Erzurum Valisi, Erzurum Belediye Başkanı… Hakkınızda suç duyurusunda bulunacağım. İnsanları tahrik ediyorsunuz” demişti.

Ekrem İmamoğlu daha sonra paylaştığı bir video ile de yaşananlara tepkisini ortaya koydu. İktidar mensuplarına seslenen İmamoğlu, “Yanlış yoldasınız, millete zarar veriyorsunuz” diye uyarmıştı.

Atılan taşlar nedeniyle bazı katılımcılar yaralanmıştı. İmamoğlu ve beraberindeki heyeti taşıyan otobüste hasar meydana geldi. İmamoğlu’nun otobüsü alandan ayrılırken polis de kalabalığa TOMA’larla su sıkmıştı.

Paylaşın

ABD Hazine Bakanı’ndan “Ekonomik Ve Finansal Felaket” Uyarısı

ABC News Televizyonu’nun sorularını yanıtlayan Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Hazine Bakanı Janet Yellen, Kongre’nin borç tavanının yükseltilmesi konusunda uzlaşamaması halinde ağır sonuçlarla karşı karşıya kalabilecekleri uyarısında bulundu.

ABD Hazine Bakanı Yellen, borç tavanı müzakerelerinin “Amerikan halkının başına silah dayayarak yapılmaması gerektiğini” söyledi ve “Ama uzlaşma için zaman daralıyor” dedi.

ABD Başkanı Joe Biden yarın bir araya geleceği Cumhuriyetçi liderlerden şu anda 31,4 trilyon dolar olan borç tavanının yükseltilmesini kabul etmelerini isteyecek.

Janet Yellen, federal hükümetin borçlanma miktarını artıramaması durumunda ABD’nin Haziran başında nakitsiz kalabileceğini söyledi.

Yellen böyle bir durumda hükümetin maaşlar ve sosyal yardımları ödeyemeyeceğini ve diğer kalemlere ödeme yapamacağını belirterek “Bunu yapmak Kongre’nin işi. Başaramazlarsa kendi elimizle bir ekonomik ve finansal felaket yaşayacağız” dedi.

Borç tavanı ya da borç limiti, ABD hükümetinin borçlanabileceği para miktarının üst sınırı anlamına geliyor.

Yellen, borç tavanı müzakerelerinin “Amerikan halkının başına silah dayayarak yapılmaması gerektiğini” söyledi ve “Ama uzlaşma için zaman daralıyor” dedi.

ABD Başkanı Joe Biden yarın bir araya geleceği Cumhuriyetçi liderlerden şu anda 31,4 trilyon dolar olan borç tavanının yükseltilmesini kabul etmelerini isteyecek.

Kongre, genel olarak borçlanma tavanını yükseltirken bütçe ve kamu harcamaları için belirli şartlar getiriyor.

Geçen ay ABD Temsilciler Meclisi, borçlanma limitinin artırılmasına ilişkin bir yasa teklifini kabul etmişti.

Temsilciler Meclisi’nde çoğunluğu elinde bulunduran Cumhuriyetçiler tarafından sunulan yasa teklifi, önümüzdeki 10 yıl içinde kamu harcamalarında önemli kesintiler de içeriyor.

Bu düzenlemenin Demokratların kontrolündeki Senato’dan geçmesine ihtimal verilmiyor.

Borç tavanı halihazırda ülkenin gayri safı hasılasının yaklaşık yüzde 120 seviyesinde.

Başkan Joe Biden ise borç tavanının hiçbir koşul getirilmeden yükseltilmesini talep ediyor.

Biden, tavanın yükseltilmesi konusunda pazarlık yapmayacağını, kamu harcamalarındaki olası kesintilerin ise bu konu çözüldükten sonra görüşülebileceğini söylüyor.

Biden yönetimi, anayasanın borç tavanının Kongre’nin onayına ihtiyaç duymadan yükseltilmesine izin verip vermediğini inceliyor.

Yellen, Cumhuriyetçiler ve Demokratlar arasında bir anlaşma olmamasının ‘anayasal krizle sonuçlanabileceğine’ dikkat çekti

Yellen, “Başkanın borç tavanını kendisinin yükselteceği bir noktaya gelmemeliyiz” dedi.

ABD’nin borç tavanı 1960’tan bu yana 78 kez yükseltildi ya da değiştirildi.

Her seferinde ABD’nin temerrüde düşme olasılığı tarafları uzlaştırdı.

ABD şimdiye kadar hiç temerrüde düşmedi. Böyle bir gelişmenin küresel finansal piyasaları altüst edeceği ve çok derin ekonomik etkileri olacağı belirtiliyor.

Yellen geçen hafta Kongre’ye gönderdiği mektupta kararın son dakikaya bırakılmasının da olumsuz etkileri olacağını belirterek tüketici güveninin sarsılabileceği, vergi mükelleflerinin kısa vadeli borçlanma maliyetlerinin artabileceği ve ABD’nin kredi notunun etkilenebileceği uyarısında bulunmuştu.

(Kaynak: BBC Türkçe)

Paylaşın

Yurt Dışında Oy Kullanma İşlemi Devam Ediyor; YSK Son Durumu Açıkladı

Yüksek Seçim Kurulu’nun (YSK) verilerine göre, 7 Mayıs itibarıyla yurt dışındaki temsilciliklerde 1 milyon 490 bin 727, gümrük kapılarında da 108 bin 425 kişi oy kullandı. Dış temsilciliklerde oy kullanma işlemi 9 Mayıs’ta sona erecek. Gümrüklerde ise 14 Mayıs, saat 17.00’a kadar oy verilebilecek.

Cumhurbaşkanlığı Seçimi’nin ikinci tura kalması halinde, yurt dışındaki temsilciliklerde sandıklar 20 Mayıs’ta oy kullanımına açılacak ve en geç 24 Mayıs’ta oy verme işlemi sona erecek.

Türkiye’de 13’üncü Cumhurbaşkanı ile 28’nci Dönem Milletvekillerinin belirleneceği genel seçim için Pazar akşamına kadar  yurt dışında toplam 1 milyon 599 bin 152 kişi oy kullandı.

Yüksek Seçim Kurulu’nun (YSK) verilerine göre, 7 Mayıs itibarıyla yurt dışındaki temsilciliklerde 1 milyon 490 bin 727, gümrük kapılarında da 108 bin 425 kişi oy kullandı.

YSK’ya göre yurt dışında kayıtlı 3 milyon 416 bin 98 seçmen bulunuyor.

Seçmenler, yurt dışı temsilciliklerde 9 Mayıs’a, gümrüklerde ise 14 Mayıs saat 17.00’a dek oylarını verebilecek.

Ancak Belçika Anvers Başkonsolosluğu bünyesindeki Hasselt, Amerika Birleşik Devletleri (ABD) New York Başkonsolosluğu Long Island ya da İngiltere Manchester Başkonsolosluğu Leicester gibi merkezlerde sandıklar 1 Mayıs’ta kapatıldı.

Aralarında Cezayir, Lübnan, Çin, Sırbistan, Türkmenistan gibi çok sayıda ülkede bulunan yurt dışı temsilciliklerde ise oy verme işlemi 7 Mayıs Pazar günü sona erdi. Almanya, Avusturya, Fransa, Danimarka gibi ülkelerdeki birçok seçim merkezinde oy verme işlemi 9 Mayıs’ta tamamlanacak.

Cumhurbaşkanlığı Seçimi’nin ikinci tura kalması halinde, yurt dışındaki temsilciliklerde sandıklar 20 Mayıs’ta oy kullanımına açılacak ve en geç 24 Mayıs’ta oy verme işlemi sona erecek.

Yaklaşık 5 milyon seçmen ilk kez oy kullanıyor

YSK, seçimler için yurt içi ve yurt dışında toplam 196 bin 924 sandık kurulacağını ve bu sandıklarda 64 milyon 113 bin 941 seçmenin oy kullanabileceğini bildirdi.

4 milyon 904 bin 672 seçmen yurt içinde ilk kez oy verecek.

Seçimin ikinci tura kalması durumunda, iki hafta sonra yapılacak seçimde de 47 bin 523 seçmen daha ilk kez sandık başına gitme deneyimi yaşayacak.

Cezaevinde tutuklu bulunan seçmen sayısının 53 bin 172 bin olduğunu aktaran YSK, 14 Mayıs’ta ülke genelinde oy verme işleminin saat 08.00’da başlayacağını ve 17.00’da son bulacağını bildirdi.

Cumhurbaşkanlığı için, mevcut Cumhurbaşkanı ve Cumhur İttifakı’nın adayı Recep Tayyip Erdoğan’ın yanı sıra, Millet İttifakı Adayı ve Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Memleket Partisi Genel Başkanı Muharrem İnce ve Ata İttifakı Adayı Sinan Oğan yarışıyor. Milletvekili Genel Seçimi’ne ise 24 siyasi parti ve Türkiye genelinde 151 bağımsız milletvekili katılıyor.

Paylaşın