Zam Furyası Başladı: Akaryakıt, Sigara Ve Alkol

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) enflasyon açıklaması sonrası akaryakıt, alkol ve sigara ürünlerinin Özel Tüketim Vergisi (ÖTV) maktu tutarlarına yaklaşık yüzde 15,71 oranında otomatik zam geldi.

Haber Merkezi / AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, erteleme yetkisini kullanmaması halinde, akaryakıt, alkol ve sigara ürünlerine otomatik zam bu gece yürürlüğe girecek.

Enflasyon, ENAG’a göre yüzde 68,68, TÜİK’e göre yüzde 35,05

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), haziran ayı enflasyon verilerini açıkladı. Verilere göre haziran ayında yıllık enflasyon yüzde 35,05, aylık enflasyon yüzde 1,37 olarak hesaplandı. Bağımsız akademisyenlerin oluşturduğu Enflasyon Araştırma Grubu (ENAG) ise aylık enflasyonu yüzde 3,05, yıllık enflasyonu yüzde 68,68 olarak hesaplamıştı.

AA Finans enflasyon beklenti anketine göre ekonomistler, haziran ayında tüketici fiyat endeksinin (TÜFE) yüzde 1,53 artacağını tahmin ediyordu. 24 ekonomistin katılımıyla sonuçlanan ankette haziran ayı enflasyon beklentilerinin ortalamasına göre (yüzde 1,53), bir önceki ay yüzde 35,41 olan yıllık enflasyonun yüzde 35,26’ya ineceği öngörülmüştü.

TÜİK verilerinin yayımlanmasıyla birlikte milyonlarca memur ve memur emeklisi enflasyonun altında zamma mahkum edildi. Enflasyon farkı dahil zam oranı yüzde 15,57 olarak gerçekleşti. Buna göre 4,5 milyon memur ile 3,5 milyon memur emeklisi enflasyon altında zam alacak. Kök emekli aylığı 14 bin 469 TL’ye ulaşamayan kişilerse hiç zam almamış olacak.

TÜİK, mayıs enflasyonunu aylık yüzde 1,53, yıllıksa yüzde 35,41 olarak açıklamıştı.

Paylaşın

Tütün, Alkol Ve Şekerli İçeceklere Yüzde 50 Zam Çağrısı

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), kronik hastalıkları azaltmak için 2035 yılına kadar şekerli içecekler, tütün ve alkole yüzde 50 oranında vergi artışı çağrısında bulundu.

DSÖ Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, konferansta yaptığı konuşmada, bu vergilerin hükümetlerin “yeni gerçekliğe uyum sağlamasına” ve elde edilen gelirle sağlık sistemlerini güçlendirmelerine yardımcı olabileceğini söyledi.

Birleşmiş Milletler’e (BM) bağlı Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), gelecek 10 yıl içinde şekerli içecekler, alkol ve tütün ürünlerinin fiyatlarının vergilendirme yoluyla yüzde 50 oranında artırılması için ülkelere çağrıda bulundu.

Söz konusu adım, DSÖ’nün kronik halk sağlığı sorunlarıyla mücadele etmek ve hükümetlerin sağlık bütçelerini güçlendirmek amacıyla uygulanan “günah vergilerine” şimdiye kadar verdiği en güçlü destek olma özelliğini taşıyor.

Uzun süredir tütün ürünlerine yönelik vergileri ve fiyat artışlarını destekleyen DSÖ, son yıllarda ise alkol ve şekerli içecekler konusunda da benzer çağrılarda bulunuyordu. Ancak kuruluş, üç ürün için birden fiyat artış hedefini ilk kez önerdi.

DSÖ, söz konusu adımın, diyabet ve bazı kanser türleri gibi hastalıklara neden olan ürünlerin tüketimini azaltmanın yanı sıra gelişmekte olan ülkelerde azalan kalkınma yardımları ile artan kamu borçları karşısında sağlık bütçelerini güçlendirmeye yardımcı olacağını belirtti.

DSÖ’nün Sağlığı Geliştirme ve Hastalıkların Önlenmesinden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Jeremy Farrar, “Sağlık vergileri elimizdeki en etkili araçlardan biri. Artık harekete geçme zamanı” diye konuştu.

Kuruluşun “35’e kadar 3” sloganını yakıştırdığı girişim, 2035 yılına kadar 3 üründe fiyat artışlarını öngörüyor. Söz konusu girişim, İspanya’nın Sevilla kentinde düzenlenen BM Kalkınma için Finansman Konferansı’nda başlatıldı. Kolombiya ve Güney Afrika gibi ülkelerdeki sağlık vergileri örneklerine atıfta bulunan DSÖ, bu vergi girişiminin 2035’e kadar 1 trilyon dolar gelir sağlayabileceği görüşünde.

DSÖ Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, konferansta yaptığı konuşmada, bu vergilerin hükümetlerin “yeni gerçekliğe uyum sağlamasına” ve elde edilen gelirle sağlık sistemlerini güçlendirmelerine yardımcı olabileceğini söyledi.

DSÖ’de ekonomist olarak görev yapan Guillermo Sandoval, orta gelirli bir ülkede hükümetin vergileri artırarak bir ürünün fiyatını 2035’e kadar 4 dolardan 10 dolara çıkarabileceğini söyledi. DSÖ’nün önümüzdeki aylarda ultra işlenmiş gıdaların tanımını netleştirdikten sonra bu ürünlere yönelik daha kapsamlı vergilendirme önerilerini de değerlendireceklerini kaydeden Sandoval, bu konuda ilgili sektörlerden ciddi bir direnç beklediklerini de sözlerine ekledi.

DSÖ yetkilileri ayrıca, 2012 ila 2022 yılları arasında 140’a yakın ülkede tütün fiyatlarının ortalama yüzde 50’den fazla arttığını belirtti.

DSÖ’nün söz konusu girişimi, Dünya Bankası ve Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) tarafından da destekleniyor. Program, bu alanda adım atmak isteyen ülkelere destek sağlamayı amaçlıyor.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

KİT’lerin Toplam Borcu 1 Trilyon Lirayı Aştı

Aralarında ÇAYKUR, BOTAŞ, EÜAŞ ve TMO gibi kuruluşların yer aldığı Kamu İktisadi Teşebbüslerinin (KİT) borçları ilk çeyrekte 1 trilyon 85,8 milyar lira olarak hesaplandı.

BirGün’den Havva Gümüşkaya‘nın aktardığı KİT’lere ilişkin Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın raporuna göre, 2024 yılının son çeyreğinde 932 milyar 675 milyon lira olan borçları, yılın ilk çeyreğinde 1 trilyon 85,8 milyar lira olarak hesaplandı.

Özellikle 2020 sonrasında hızla artan borçlanma, sistematik kamu zararı yarattı. 2020’de 124,8 milyar lira olan borç, yaklaşık 9 kat artışla bugünkü seviyeye ulaştı. Kuruluşların 844,8 milyar liralık iç borçlarının 338,8 milyar lirasını resmi dairelere olan, 268,9 milyar lirasını ticari bankalara, 69,7 milyar lirasını ise kamu işletmelerine olan borçlar oluşturdu.

KİT’lerin 2020’de 32 milyar 657 milyon lira olan dış borçları ise 241 milyar 85,6 milyon liraya çıktı. Bu dış borçların 125 milyar 926,8 milyon lirası Hazine garantili borçlardan kaynaklandı.

Bakanlığın raporu, enflasyonu gölgeleme görevlerinden kaynaklanan görev zararının faturasını da  ortaya koydu. Görev zararı ilk çeyrekte 402 milyar 305,1 milyon liraya ulaştı. İlk çeyrekte TMO 318,8 milyon lira, TKİ 203,3 milyon lira, EÜAŞ ise 52,7 milyar liralık görev zararı tahakkuk etti.

İktidarın politikalarıyla mali dengeleri bozulan kuruluşlar arasında bir sonraki döneme devreden en büyük görevlendirme gideri, 345,6 milyar lira ile BOTAŞ’ın oldu.

Paylaşın

Erdoğan’dan CHP’yi Hedef Aldı: Batı’ya Hoş Görünmek İçin Şekilden Şekle Giriyorlar

Katıldığı bir etkinlikte konuşan Erdoğan, CHP’ye ilişkin, “Kuvâ-yi Milliye’ciz deyip Batı’ya hoş görünmek için şekilden şekle giriyorlar. Güç odaklarına bel bağlayanlar bizim dirayetli duruşumuzu anlayamaz” dedi.

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin Kadın Kolları Genel Merkez AR-GE Başkanlığı Teşkilat Akademisi Liderlik Okulu Kamp Programı’nda konuştu. Erdoğan, konuşmasında şunları söyledi:

“Teşkilat akademilerini sıradan bir eğitim olarak görmüyoruz. Türkiye’yi asırlık hayalleriyle buluşturacak azimli, kararlı, özgüvenli kadroların yetiştiği akademi bizim için hayati önemdedir. Mevla bizleri millete hizmet yolundan ayırmasın. AK Parti davası yıllarca kendi öz yurdunda ötelenenlerin yok sayılanların davasıdır.

Hedefimiz büyük ve güçlü Türkiye’dir. Misyonumuz Türkiye Yüzyılının ihtişamıyla inşasıdır. Pusulamız bizi biz yapan kadim değerlerimizdir. Güç ve ilham kaynağımız ise siyasi parti fark etmeksizin 86 milyonun tamamıdır. Bunun için siyaset yapıyoruz. Sizler de sağlam bir temel üzerinde yükselen erdemliler hareketinin mensuplarısınız. Biz partimizi böyle kurduk; erdemliler hareketi dedik.

AK Parti olarak eserlerimizle, icraatlarımızla Türkiye’ye tarihinin en büyük başarılarını yaşattık. Adımızı şanla şerefle milletin gönlüne yazdırdık. Hak ve özgürlüklerin geliştirilmesinden, aile ve sosyal politikalara Türkiye’yi çok yüksek bir seviyeye çıkardık. Yasakları kaldırdık, vesayet odaklarını dağıttık, kendilerini milletten üstün gören kibir abidelerine hep birlikte hadlerini bildirdik. Bu mücadele kolay olmadı. Dikensiz gül bahçesinde yürümedik. Gazete kupürleriyle partimizi kapamaya çalıştılar. Sokak terörüyle milli iradeyi esir almak istediler. Ama hiçbirinde muvaffak olamadılar.

Baskılara boyun eğmedik. Dik durduk ama hiçbir zaman diklenmedik. Milli iradeyi egemen kılmak için ter döktük, mücadele ettik. Her günümüzü milletimize hizmet yolunda geçirmeye gayret ettik. Her türlü sabotaja, çelmeye rağmen ülkemiz için tarihi kazanımlar elde ettik. Bu başarıda en büyük pay hiç şüphesiz kadınların oldu. Metropollerden en ücra köylere, tüm hanelere, tüm gönüllere kadınların sayesinde girdik. Bu ülkenin kadınlarını birilerinin aksine asla dolgu malzemesi olarak görmedik. Hayatın her alanında kadınların aktif bir şekilde rol almasını sağladık.

Üniversitelerimizdeki kız öğrenci oranını yüzde 13’ten yüzde 53’ün üzerine taşıdık. Kadınların işgücüne katılım oranını 27,9’dan yüzde 36,5’e yükselttik. Kadın milletvekili oranını yüzde 4,4’ten yüzde 20 seviyelerine biz çıkardık. Maşallah bu coşkuyla 2028 bir başka olacak. Her zaman ne dedim; kale içeriden fethedilir. Kalenin içinde kim var? Kadınlar var. Sıfır tolerans ilkesiyle kadına şiddetle mücadele ettik. Kapsamlı reformlarla etkin caydırıcı önlemleri hayata geçirdik. KADES ve elektronik kelepçe gibi uygulamalarla kadınların yanında biz olduk.

“Batı’ya hoş görünmek için şekilden şekle giriyorlar”

Türkiye’nin onurunu, milletimizin itibarını korumakta zafiyet göstermeyeceğiz. Bu kadro kendi ülkesini süklüm büklüm halde ülkesini yabancı kuruluşlara şikayet eden bir kadro değildir. Özgür neredeydi, Almanya’da. Ülkemizi şikayet etmeye gitti. Şunu da üzülerek söylemek zorundayım. Kuvâ-yi Milliye’ciz deyip Batı’ya hoş görünmek için şekilden şekle giriyorlar. Güç odaklarına bel bağlayanlar bizim dirayetli duruşumuzu anlayamaz.

Elhamdülillah Müslümanız. Muhammed ümmetindeniz. Bin yıldır İlahi Kerimetullah’ın sancaktarlığını yapan Türk milletindeniz. CHP Genel Başkanı Özel’e sözde karikatür üzerinden Peygamber Efendimize saygısızlık eden müptezellerin avukatlığını üstlenmeden önce bahsettiğim telgrafı tekrar tekrar okumasını tavsiye ediyorum. Utanmadan, sıkılmadan gerçekleri çarpıtmak için 40 dereden su getiriyor.

Özel, milyonların gördüğü hakareti, rezilliği, provokasyonu göremiyorsan sorunu başkasında değil, kendinde ara. Özgür, git bir göz doktoruna görün. Hadi yolsuzlukları, sahtekarları savunuyorsun. Peki bu küstahlığı niçin savunuyorsun? Haramilere canlı kalkan oluyorsun da hadsizlere niçin sahip çıkıyorsun? Böyle hassas bir konuda hiç mi ben ne yapıyorum diye sormuyorsun. Aslında bu akıl tutulmasının sebebi bellidir. Siyasete milletin baktığı yerden bakmıyor. CHP’nin çok ciddi bir siyasi kıble sorunu var.

CHP sadece belediye soyguncularının değil milletten kopuk marjinaller, yüzü maskeli provokatörler, ağzı bozuk sokak eşkıyalarının oyuncağı haline gelmiştir. CHP tek başına karar alma ehliyeti olmayan şahıs ve şürekasının elinde marjinalleşmekte Türk siyasetini enfekte eden söylemlerin merkez üssüne dönüşmektedir. Türkiye’nin anamuhalefet partisi şu an yönetilmiyor, dümeni kilitlenmiş gemi misali sürükleniyor.

Gerilim, nefret, kutuplaştırma siyasetiyle Türkiye’de varılacak yer yoktur. Bu millet basiret sahibi bir millettir. Aile kurumunu korumak, gelecek nesillere güçlü miras bırakmak en temel vazifemizdir. LGBT gibi sapkınlıklardan sanal bahis tuzaklarına, cinsiyetsizleştirme politikalarından kültür emperyalizmine her gün yeni bir cephede mücadele veriyoruz.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın

Türkiye’de “Hukuk” Askıda: 22 Yılda 3 Bin 363 AİHM İhlal Kararı

AİHM, 2002 ile 2024 yılları arasında Türkiye hakkında toplam 3 bin 363 ihlal kararı verdi. Bu süreçte en fazla ihlal kararı 2009 yılında 341 dosyada alındı. Bu yıl, Türkiye açısından AİHM kararlarında bir zirve yılı olarak kayıtlara geçti.

Dünya Adalet Projesi’nin 2024 verilerine göre Türkiye, hukukun üstünlüğü endeksinde 142 ülke arasında 117. sıraya gerileyerek listenin son çeyreğinde yer aldı. Uzmanlar, yargıya güveni sarsan gelişmelerin başında, kamuoyunda geniş yankı uyandıran siyasi nitelikli yargılamaların geldiğini vurguluyor. Bu kapsamda, İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun 19 Mart 2024’te gözaltına alınıp tutuklanması ile başlayan sürecin, yargı bağımsızlığı tartışmalarını yeniden alevlendirdiği belirtiliyor.

Yargıya güvenin zayıfladığına işaret eden bir diğer veri ise Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) yapılan başvuruların dağılımı. BirGün’ün haberine göre, 2024 yılı sonu itibarıyla AİHM’e 47 Avrupa ülkesinden yapılan toplam başvuru sayısı 60 bin 350’ye ulaştı. Bu başvuruların yüzde 36’sını oluşturan 21 bin 600 başvuru Türkiye’ye yönelikti. Bu oranla Türkiye, AİHM’e en fazla şikayet edilen ülke konumunda bulunuyor.

AİHM’in Türkiye hakkında verdiği kararlar da tabloyu net biçimde ortaya koyuyor. 2002 ile 2024 yılları arasında Türkiye hakkında toplam 3 bin 363 ihlal kararı verildi. Bu süreçte en fazla ihlal kararı 2009 yılında 341 dosyada alındı. Bu yıl, Türkiye açısından AİHM kararlarında bir zirve yılı olarak kayıtlara geçti.

Paylaşın

Konkordato Başvuruları Yüzde 108 Arttı

2025 yılının ilk altı ayında konkordato talebi kabul edilen firma sayısı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 108 artarak 1.259’a çıktı. Aynı dönemde mahkemelerce kesin mühlet verilen şirket sayısı yüzde 236’lık sıçramayla 822’ye ulaştı.

Konkordato talebi reddedilen firma sayısı ise 333 oldu; bu rakam, önceki yıla göre yüzde 95’lik bir artışa işaret ediyor.

Türkiye’de ekonomideki daralma, finansman koşullarının zorlaşması ve iç talepteki zayıflama, şirketleri konkordato ve iflas başvurusuna yöneltti. Yılın ilk yarısında konkordato talepleri ve iflas kararlarında dikkat çeken artışlar yaşandı.

Konkordato Takip platformunun verilerine göre, 2025’in ilk altı ayında geçici mühlet kararı verilen firma sayısı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 108 artarak 1.259’a çıktı. Aynı dönemde mahkemelerce kesin mühlet verilen şirket sayısı yüzde 236’lık sıçramayla 822’ye ulaştı. Konkordato talepleri reddedilen firma sayısı ise 333 oldu; bu rakam, önceki yıla göre yüzde 95’lik bir artışa işaret ediyor.

Nefes’in haberine göre, iflas kararlarında da ciddi bir artış gözlendi. 2024’ün ilk yarısında 275 olan iflas kararı sayısı, bu yılın aynı döneminde yüzde 101 artarak 553’e çıktı. Yalnızca Haziran ayında 292 şirkete geçici mühlet, 132 şirkete kesin mühlet verilirken, 19 şirketin iflasına karar verildi.

Ekonomik sıkıntılar sadece şirketleri değil, bireyleri de etkiliyor. Adalet Bakanlığı Ulusal Yargı Ağı Projesi (UYAP) verilerine göre, 1 Temmuz 2025 itibarıyla mahkemelerdeki icra ve iflas dosyası sayısı 23 milyon 854 bine ulaştı. Yıl başından bu yana yaklaşık 5 milyon yeni dosya açılırken, sadece 1 Temmuz günü dosya sayısına 30 bin yeni başvuru eklendi.

Finansal darboğaza giren şirketler arasında Türkiye’nin önde gelen sanayi kuruluşları da yer alıyor. “İSO 500” listesinde 304. sırada bulunan ve 7,2 milyar TL ciroya sahip Sıddık Kardeşler Haddecilik, 3,6 milyar TL’yi bulan borç yükü nedeniyle İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’ne konkordato başvurusunda bulundu. Mahkeme, şirket ve ortakları için üç aylık geçici mühlet kararı verdi.

Bursa merkezli ihracatçı yatak üreticisi Astin Yatak, ülke genelinde şubeleri bulunan döner zinciri Ekrem Coşkun ve 38 yıllık deri firması Aspells de konkordato başvurusu yapan şirketler arasında yer aldı. Ekonomistler, şirketlerin ayakta kalabilmesi için mali disiplinin yanı sıra sürdürülebilir finansmana erişimin önemine dikkat çekerken, mevcut başvuru sayılarının yılın ikinci yarısında daha da artabileceği uyarısında bulunuyor.

Paylaşın

Babacan, Erdoğan’a Seslendi: Hangi Bedeli Ödediğini Bir Söyle Ya

Erdoğan’ın “Ekonomide kendimiz bedel ödedik ama milletimize bedel ödetmedik” sözlerine tepki gösteren DEVA Partisi Lideri Ali Babacan, “Sayın Erdoğan, kendiniz bedel ödedik diyorsunuz da hangi bedeli ödediğinizi bir söyleyin ya… Hayat standardınızdan ne kaybettiniz?” dedi.

Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Yeni Yol Grubu toplantısında konuştu. Babacan, Meclis’teki Yeni Yol Grubu’nun haftalık toplantısında yaptığı konuşmada hem güncel ekonomik sorunlara hem de Türkiye’nin afet yönetimine ilişkin çarpıcı eleştirilerde bulundu.

DEVA Partisi Lideri Ali Babacan, hükümeti “toplumun kanını emen sanal kumarı yaygınlaştırmakla” suçlarken, 2 Temmuz Madımak ve 5 Temmuz Başbağlar katliamlarını da anarak toplumsal birlik çağrısı yaptı.

Konuşmasının başında hem Saadet Partili Mesut Doğan’ın annesi için taziye mesajı paylaşan hem de Madımak ve Başbağlar katliamlarını hatırlatan Babacan, “Madımak yakın tarihimizin karanlık sayfalarından biridir… Hatırlayacağız, hatırlatacağız ki bir daha Madımaklar yaşanmasın” dedi. Başbağlar için de aynı uyarıyı yapan Babacan, “Bugün hâlâ toplumumuzu kutuplaştıranlar… Madımak’ı da Başbağlar’ı da unutmasınlar” ifadelerini kullandı.

Yaz aylarında artan orman yangınları üzerinden hükümetin afet politikalarını eleştiren Babacan, “Her doğal afeti izleyen iktidar bunu da sadece izlemekle yetiniyor” diyerek şu eleştiride bulundu: “Cumhurbaşkanından talimat gelmeden kimsenin kılı kıpırdamadı, kıpırdayamadı… Böylesine merkezileşmiş bir yönetim anlayışıyla Türkiye’de afetle mücadele edilmez.”

Babacan, iktidarın itibar masraflarını hatırlatarak, “Ben diyorum ki ‘itibardan tasarruf olmaz’ diyeceğinize, ‘doğal afetlerde tedbirden tasarruf olmaz’ deyin” ifadelerini kullandı.

Konuşmasının en sert bölümlerinden biri sanal kumar ve sanal bahis üzerineydi. Babacan, Diyanet’in ve Yeşilay’ın uyarılarına rağmen hükümetin bu alanda sessiz kaldığını söyledi. “Yeşilay Başkanı uyarıyor. Diyanet cuma hutbeleri uyarıyor. Fakat iktidardakiler kulaklarının üstüne yatıyor” diyen Babacan, lisans verilen firmaları kast ederek, “Sanal ortamda altı firmaya bahis oynatma ve bir firmaya da kumar oynatma iznini veren bizzat bu hükümet” ifadelerini kullandı.

Babacan, kumarın internet reklamlarıyla yaygınlaştırıldığına dikkat çekti: “Bir arkadaşını getir diyor. O arkadaşına 200 lira avans açacağım diyor… Bu reklam bugün Türkiye Cumhuriyeti’nde muhafazakâr kimliğiyle siyaset sahnesinde bulunan bir cumhurbaşkanının yönettiği bir ülkede oluyor.”

Sanal kumarın “uyuşturucu bağımlılığı gibi” bir tehdit olduğunu söyleyen Babacan, 550 farklı reklam türüyle gençlerin hedeflendiğini ifade etti: “Sanal ortamda altı firmaya bahis oynatma ve bir firmaya da kumar oynatma iznini veren bizzat bu hükümet arkadaşlar. Bizzat Sayın Erdoğan’ın tercihleriyle ve onun talimatıyla verilmiş izinler bunlar ya. Haberim yok falan demesin sakın ha.

Kendini en çok destekleyen medya kuruluşuna bunun iznini veriyor. Al sen oynat buradan biraz para kazan diyor. 1 Ocak’ta vergiyi düşürdüler vergiyi. Sanal kumar, sanal bahsin vergisini düşürdü bunlar utanmadan ya. Kumara ulaşmayı son derece kolay bir hale getirdiler. Herkesin cep telefonunda kumarhane açtılar. Yüzlerce kumar makinesini herkesin cep telefonuna yerleştirdi bunlar.”

Sanal kumarın reklamına izin verilirken, sigara ve içki reklamlarının yasak olduğuna dikkat çeken Babacan, “Kumar kötü bir alışkanlık mı? Evet. Peki bunun reklamı niye serbest? Niye izin veriyorsun buna ya? Cevap yok. Tık yok” dedi.

“Hangi bedeli ödediğinizi bir söyleyin ya”

Babacan, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Ekonomide kendimiz bedel ödedik ama milletimize bedel ödetmedik” sözlerine de sert tepki gösterdi: “Sayın Erdoğan, kendiniz bedel ödedik diyorsunuz da hangi bedeli ödediğinizi bir söyleyin ya… Hayat standardınızdan ne kaybettiniz?”

Asgari ücretin açlık sınırının altında kaldığını vurgulayan Babacan, “Haziran sonunda açlık sınırı 26 bin oldu, yoksulluk sınırı 85 bin. Siz asgari ücreti artırmıyorsunuz” dedi. Zamların Ocak ve Temmuz’a yığıldığını belirten Babacan, “Enflasyonu üretmek en büyük hırsızlıktır. Sebep olduğu yoksulluğu telafi etmemek katmerli hırsızlıktır” ifadelerini kullandı.

Babacan, İmralı’dan gelen çağrılara değinerek, “Sıra artık terör örgütünün silah bırakmasına gelmiş durumda” dedi. Sürecin çok karmaşık olduğunu ve özellikle Suriye sahasındaki gelişmelerin kritik önemde olduğunu belirten Babacan, “Suriye’de bu işi bozabilecek en önemli aktör İsrail’dir” diyerek uyarıda bulundu.

Konuşmasının son bölümünde Gazze’ye değinen Babacan, “Sadece Haziran ayında öldürülen Gazzeli sayısı 2113. Bunların çoğu ekmek kuyruğunda beklerken öldürüldü” dedi. İsrail askerlerinin ifadelerine dikkat çeken Babacan, “Komutanlar yardım noktalarında ateş etme emri veriyor” şeklindeki itirafları aktardı. İsrail hükümetini savaş suçları nedeniyle uyararak, “Tarih sizi Milosevic’lerle, Karadziç’lerle, SS subaylarıyla yazacak” ifadelerini kullandı.

Babacan konuşmasını demokrasi vurgusuyla tamamladı: “Bugünlerde artan sayıda kişi soruyor, bir daha seçim olur mu diye? Ben de onlara diyorum ki: Yok, o kadar da değil. Yapamazlar. Çünkü haksızlar. Biz haklıyız. Haklı olan güçlüdür.”

Paylaşın

Doğalgaza Çift Haneli Zam!

2 Temmuz’dan itibaren geçerli olmak üzere, konutlarda kullanılan doğalgaza yüzde 24,6, sanayide kullanılan doğalgaza ise yüzde 7,86 oranında zam yapıldığı açıklandı.

Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK), doğalgaz tarifelerinde yeni bir fiyat güncellemesine gitti. Yapılan açıklamaya göre, konut ve sanayi abonelerini kapsayan zamlı tarife belli oldu.

Konutlarda kullanılan doğalgaz yüzde 24,6 oranında zamlandı. Sanayide kullanılan doğalgaz ise yüzde 7,86 oranında zamlandı. Zamlı tarife yarından itibaren geçerli olacak.

EPDK’dan konuya ilişkin yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi: “Doğal gaz toptan satış fiyatlarında bütçe hedefleri doğrultusunda değişikliğe gidilmiştir.

BOTAŞ’ın internet sitesinde ilan ettiği BOTAŞ doğal gaz toptan satış fiyatları ışığında, nihai doğal gaz satış fiyatlarında sanayi tüketicileri için ortalama yüzde 7,86 konut tüketicileri için ise ortalama yüzde 24,6 oranında artış söz konusudur.”

Paylaşın

Bahçeli, Muhalefeti Hedef Aldı: Kütük Gibi Görünenlerden…

Partisinin grup toplantısında konuşan MHP Lideri Devlet Bahçeli, “Güneş tutulması yaşayan muhalefetin siyasi ahlak ve vicdan bağlamında şiddetli bir yıkıma maruz kaldığı ortadadır” dedi ve ekledi:

“Filiz verip yapraklanması imkansız kütük gibi görünenlerden ne ülkemize ne de milletimize bir yararı dokunmayacaktır. Kuşku bulutlarının altında, tedirgin fısıltıların boyunduruğunda, şaibeli ilişkilerin merkezinde yer alanların dört başı mamur siyasi karakter ve ahlaki duruş göstermeleri boşuna bir hevestir.”

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu.

Leman Dergisi’ne yönelik başlatılan soruşturmaya ilişkin konuşan Bahçeli, “Yabancı benzerlerini aratmayacak ilkellikte yayın yapan, sözde bir mizah dergisinde efendimiz Resulullah’a yapılan iğrenç saldırıyı nefretle lanetliyor, İslamofobi tehdidinin ülke içine sızmasına karşı siyasi, stratejik, hukuki bir eylem planı hazırlanmasını önemli görüyorum” ifadelerini kullandı.

Açıklamasında muhalefeti hedef alan Bahçeli, “Güneş tutulması yaşayan muhalefetin siyasi ahlak ve vicdan bağlamında şiddetli bir yıkıma maruz kaldığı ortadadır. Filiz verip yapraklanması imkansız kütük gibi görünenlerden ne ülkemize ne de milletimize bir yararı dokunmayacaktır. Kuşku bulutlarının altında, tedirgin fısıltıların boyundurluğunda, şaibeli ilişkilerin merkezinde yer alanların dört başı mamur siyasi karakter ve ahlaki duruş göstermeleri boşuna bir hevestir” dedi.

“Belediyeleri saran yolsuzluk tufanından tutun da parti kongrelerinin gölgelenmesine kadar her çarpık ve gayri meşru vakanın ortaya çıkması en başta milletimize büyük bir hakarettir” diyen Bahçeli, şunları söyledi: “CHP’nin mahkemelik olması, günden güne ağırlaşan hastalıklı bünyesinin bir sonucudur. Öyle ki CHP, sebebi meçhul bir acının pençesindeki ne yapacağını, ne isteyeceğini, ne söyleyeceğini bilemez haldedir.”

8 Eylül tarihine ertelenen CHP kurultay davası hakkında da konuşan Bahçeli, şunları ifade etti: “Elbette CHP’nin 38. Kurultayı ile ilgili görünen mutlak butlan davasının ve bu dava duruşmasının 8 Eylül 2025’e ertelenmesinin bizim nazarımızda herhangi bir değeri ve gündemi yoktur. Fakat CHP’nin kendi içinde birlik ve dirlik halinde olması, iç huzur ve dengeyi yakalamasının Türk demokrasisinin hayrına olacağı kanaatindeyim.

Sosyalist Enternasyonal’in yörüngesinde sorgusuz sualsiz dönerek değil, Atatürk’ün izinden yürüyerek istikrarsızlıktan ve sonu meçhul kargaşalardan kurtulacaklarının düşüncesindeyim. 8 Eylül’den bir gün sonra tarihi bir gün olan 9 Eylül’e bir ve bütün halinde ulaşması, CHP için demokratik bir fırsattır.”

CHP Genel Başkanı Özgür Özel’i hedef alan Bahçeli, “CHP Genel Başkanı’nın Avrupa’da Türkiye’nin aleyhine konuşması karanlık üslubun, kararmış ve katılaşmış mensubiyetin bilincinin somut yansımasından başka bir şey değildir” dedi. Bahçeli, “Yabancıların karşısında nabza göre şerbet veren bir siyasetçinin ülkesini ve milletini tartışması, hatta kötüleme yarışına girmesi utanç duyulacak bir ilkesizlik ve itibarsızlıktır” diye konuştu.

“Terörsüz Türkiye hedefi doğru zamanda atılan doğru adımdır”

PKK’nin fesih ve silah bırakma kararını açıkladığı yeni süreç ile ilgili konuşan Bahçeli, “Terörsüz Türkiye hedefi doğru zamanda atılan doğru adımdır. Milli vicdanın tereddütsüz harekete geçmesidir. Süreklilik içeren barış ve refah ortamına duyulan özlemdir” dedi.

Bahçeli, şöyle devam etti: “27 Şubat İmralı açıklamasına müzahir şekilde PKK örgütsel varlığını feshettiğini ve silahları bıraktığını 12 Mayıs’ta açıklamıştır. DEM Parti’nin sorumlu ve sonuç odaklı temasları ise kayda değerdir. Kanlı süreç bütünüyle sonlanmalıdır. Kara bir dönem açılmamak üzere kapanmalıdır. Barış havası hakim olmalıdır. Bundan geriye dönüş yoktur, aksi halde doğacak sonuçların bedeli vahim ötesidir.”

Türkiye’nin yeni bir döneme geçtiğini belirten Bahçeli, “Bu nedenle PKK’nın silah bırakma sürecini tamamlaması bir an evvel sağlanmalı, provokasyon mahiyetli ve hiç kimsenin altından kalkamayacağı çatışmalara yol açacak sivri tahriklere karşı azami derecede dikkat edilmelidir.”

Paylaşın

Erdoğan, CHP’yi Hedef Aldı: Pusulası Bozulmuş

Erdoğan, “Mahkemeler üzerinde baskı kurmak kimsenin haddi de değildir. Ne yaparsak yapalım hukuka riayet etmek mecburiyetindeyiz. CHP’nin pusulası bozulmuş, siyasi kıblesi şaşmıştır” dedi.

“SAK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı’nda konuştu. Erdoğan’ın açıklamalarından öne çıkan bölümler şöyle:

“AK Parti olarak istişare geleneğimizi istikrarlı şekilde sürdürüyoruz. Özel gündemli toplantılarla tehditlere çözüm yolları geliştiriyoruz. Her meseleyi açık yüreklilikle konuşuyor ve bu doğrultuda kararlar alıyoruz. İstişare geleneğimizi sürdürüyoruz. 11 Temmuz’da Kızılcahamam kampını yapacağız. AK Parti’nin yeni dönem yol haritasını hazırlayacağız.

Biz kavga edenlerden değil, kardeşlik hukukunu yüceltenlerdeniz. Bizi çıkarlarımız bir araya getirmedi. Makam, unvan için aday olmadık. Halka hizmet için buradayız. 86 milyonun birliğini, dirliğini, kardeşliğini güçlendirmek için mücadele ediyoruz.

Ortak gaye için mücadele ediyoruz. Bu kadroya durmak, rehavete kapılmak yakışmaz. Milletimizle aramıza mesafe koymak duvar örmek yakışmaz. Biz elitlerin, seçkinlerin değil, her zaman kimsesizlerin, ihtiyaç sahiplerinin yoldaşı olduk.

Bu yaz mevsimi bizim için mevsimlerden bir mevsim olmayacak. Çok çalışacağız. Kapı kapı dolaşacağız. Geçen sene yaptığımız Türkiye Buluşmaları’nı Türkiye Yüzyılı Buluşmaları olarak inşallah devam ettiriyoruz. 81 ilde halkın çeşitli kesimleriyle buluşacağız.

Yaz aylarını fırsata çevireceğiz. Yaz boyunca partimizin olmazsa olmazı danışma meclislerimizi de ara vermeden gerçekleştireceğiz. Yaz döneminde kadın ve gençlik kollarımız sahaya inecek ve önemli çalışmalara imza atacaklar.

Yaz dönemini muhalefetle aramızdaki farkı açmak için fırsat olarak kullanacağız. Tam kadro sahada olacağız. Biz millet için varız. Millet ne istiyorsa onu hayata geçireceğiz.

Birçok alanda Türkiye’ye çağ atlattık. Muhalefet hizmet yarışında bizim elimize su bile dökemez. AK Parti ve Cumhur İttifakı belediyelerinde icraat var, 7/24 çalışma var. Bizim belediyelerimizde şikayet etmek değil çözüm üretmek var. Rantın değil hizmetin izini süren yüce bir ahlak var. Söz namustur deyip canla başla çalışan heyecanlı gayretli liyakatli kadrolar var. Gerçek belediyecilik denilince son 30 yıldır akla ilk gelen bu hareket olmuştur. Belediyeciliğin kitabını yazmaya devam edeceğiz.

Muhalefetin halini sizler de takip ediyorsunuz. Parti için kavgadan didişmeden başlarını dahi kaldıramıyorlar. CHP’de süregiden iç savaş tabii ki CHP’nin iç meselesidir. Kurultay tartışmaları da yine CHP’nin iç sorunudur. Şikayet eden de mağdur olduk diyen de onlar. Bu kavganın hiçbir yerinde biz yokuz. Aynı durum diğer soruşturma ve kovuşturmalar için de geçerlidir. Biz bugüne kadar bu kavganın bu meydan muhaberesinin tarafı olmadık olmayacağız.

“CHP’nin pusulası bozulmuş”

Hepimiz tüm siyasi partiler anayasa ve yasalarla mukayyetiz. Mahkemeler üzerinde baskı kurmak kimsenin haddi de değildir. Ne yaparsak yapalım hukuka riayet etmek mecburiyetindeyiz. CHP’nin pusulası bozulmuş, siyasi kıblesi şaşmıştır.

Peygamberimizi her şeyden herkesten çok sevmeyi inancımızın bir gereği olarak görüyoruz. Mizah kisvesiyle yapılan açık bir kışkırtmadır, provokasyondur. Bu milletin değerlerinden yoksun ahlaksızların, peygamberimize yaptıkları hürmetsizlik asla kabul edilemez. Yargımız hemen harekete geçmiştir. Hukuk önünde hesap verecekler, takipçisiyiz.

Kimse kutsallarımıza hakaret edemez. Öfkenin aklı perdelemesine hiçbir genç kardeşim izin vermemelidir. Peygamberimizin aziz hatırasına sahip çıkmak bizim asli görevimizdir.”

Paylaşın