Merkez Bankası’ndan Dört Yıl Sonra Bir İlk: 1,1 Milyar Dolarlık Satış

Merkez Bankası (TCMB), dört yıl sonra ilk kez piyasaya doğrudan satış yaptı. Banka, 24 ve 28 Mart tarihlerinde toplam 1,13 milyar dolarlık döviz satışı gerçekleştirdi.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun 19 Mart’ta gözaltına alınmasının ardından döviz piyasalarında yaşanan sert dalgalanmaya müdahalede bulundu.

Yaklaşık dört yıl aradan sonra ilk kez doğrudan satış yapan Merkez Bankası (TCMB), 24 ve 28 Mart tarihlerinde toplam 1 milyar 134 milyon dolarlık döviz satışı gerçekleştirdi.

Merkez Bankası’nın (TCMB) yayımladığı verilere göre, 24 Mart’taki ilk müdahalede 295 milyon dolar, 28 Mart’ta ise 839 milyon dolar satıldı. Bu iki işlem, Merkez Bankası’nın son yıllarda piyasaya yaptığı en büyük müdahaleler arasında yer aldı.

Ekonomim’in haberine göre, dalgalı kur rejimi çerçevesinde belirli dönemlerde doğrudan alım veya satım işlemleriyle piyasaya müdahale eden Merkez Bankası (TCMB), mart ayı öncesindeki son müdahalesini 17 Aralık 2021 tarihinde gerçekleştirmişti. Alım yönlü en son müdahale ise 15 Şubat 2006’da yapılmıştı.

Merkez Bankası (TCMB), doğrudan müdahale bilgilerini, müdahalenin gerçekleştiği tarihten itibaren üç ay sonra, ilgili ayın ilk iş gününde kamuoyuna açıklıyor. Mart ayı müdahaleleri de bu kapsamda temmuz ayı itibarıyla resmi kayıtlara yansıdı.

Bu gelişme, siyasi belirsizliklerin finansal piyasalarda yarattığı tedirginliğin Merkez Bankası nezdinde önemli bir karşılık bulduğuna işaret ederken, Merkez Bankası’nın (TCMB) kur istikrarını sağlama yönündeki reflekslerini de bir kez daha gözler önüne serdi.

Paylaşın

CHP’li Adana, Antalya Ve Adıyaman Belediye Başkanlarına Gözaltı

Cumhuriyet Halk Partili (CHP) Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar, Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek ile Adıyaman Belediye Başkanı Abdurrahman Tutdere gözaltına alındı.

Haber Merkezi / Erdoğan, 26 Haziran’da yaptığı açıklamada, CHP’li belediyelere yönelik operasyonlarla ilgili “Belgelerin hepsi ortada. Sadece İstanbul değil, başka illerde de ne yazık ki durum felaket” demişti.

Cumhuriyet Halk Partili (CHP) belediyelere yönelik devam eden operasyonlar kapsamında, sabah saatlerinde Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar ile Adıyaman Belediye Başkanı Abdurrahman Tutdere gözaltına alındı.

Zeydan Karalar ve Abdurrahman Tutdere, Aziz İhsan Aktaş’ın elebaşı olduğu öne sürülen suç örgütünün, belediye başkanları ile belediyelerin üst düzey yöneticilerine rüşvet vererek ihaleleri organize ettiği iddiasıyla yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alındı.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Karalar ve Tutdere’nin, soruşturma kapsamında etkin pişmanlık ifadesi vermesinin ardından tahliye edilen Aktaş’a ait firmalarda çalışan tanıklar ve tutuklu bulunan bazı şüphelilerin ifadeleri ve sundukları evrakların incelenmesi sonucunda gözaltına alındığını duyurdu.

Aktaş, suç örgütü kurmak ve yönetmek, rüşvet vermek suçlarından tutukluyken “pişmanlık” gösterip ayrıntılı beyanda bulunması üzerine geçen ay serbest bırakılmıştı.

Adana Büyükşehir Belediye Başkanı ve Türkiye Belediyeler Birliği Başkanvekili Zeydan Karalar, sosyal medya hesabından “Bu sabah Gebze’de gözaltına alındım. Bu bir süreç, gönlünüz rahat olsun. Mücadeleye devam edeceğiz” notuyla paylaştığı videoda, şunları kaydetti:

“Sevgili kardeşlerim, ben bugün Gebze’deyim, ablamdayım. İstanbul’un bir soruşturmasıyla ilgili beni almaya geldiler. Benim dünya bilir ki parayla, pulla, üçkağıtla işim yok. Ama bu bir süreç. Bunlarla mücadele edeceğiz. Gönlünüz rahat olsun. Allah büyüktür. Allah haksızlık yapanlardan mutlaka hesap soracaktır.”

CHP’li Adıyaman Belediye Başkanı Abdurrahman Tutdere, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, “Sabah Ankara’da evimden gözaltına alındım. İstanbul’a götürülüyorum” dedi.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Burhanettin Bulut, Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek’in de gözaltına alındığı bilgisini paylaştı. Bulut, sosyal medya hesabından, “Siyasi intikam amacıyla yargıyı sopa yapanların derdi hukuk değil, kendi iktidarlarını korumak. Millet iradesine darbe vuran bu kirli düzene asla boyun eğmeyeceğiz” dedi.

Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı ise Muhittin Böcek’in gözaltına alınması ile ilgili olarak şu açıklamada bulundu:  “Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2025/60355 nolu soruşturma evrakı kapsamında; Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek, Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek‘in oğlu olan Mustafa Gökhan böcek (firar yurt dışı), Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek’in eski gelini olan Zeynep kerimoğlu isimli üç şüpheli hakkında iki farklı eylemden rüşvet suçu kapsamında yürütülen soruşturma arama elkoyma ve gözaltı işlemi ifa edilmiştir.”

Süreç İstanbul ile başlamıştı

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 26 Haziran’da yaptığı açıklamada, CHP’li belediyelere yönelik operasyonlarla ilgili “Belgelerin hepsi ortada. Sadece İstanbul değil, başka illerde de ne yazık ki durum felaket,” demişti.

Bu sözler sonrası 1 Temmuz’da İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik olarak yolsuzluk ve usulsüzlük iddiasıyla bir soruşturma başlatıldı. Soruşturma kapsamında eski İzmir Belediye Başkanı Tunç Soyer ve CHP İzmir İl Başkanı Şenol Aslanoğlu’nun da aralarında bulunduğu 138 kişi gözaltına alındı.

4 Temmuz Cuma günü soruşturma çerçevesinde, tutuklanmaları talep edilen 99 kişiden 35’i mahkeme tarafından tutuklandı. Tutuklananlar arasında, eski İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, CHP İzmir İl Başkanı Şenol Aslanoğlu ve İZBETON Genel Müdürü Heval Savaş Kaya da yer aldı.

Aynı gün CHP’li Antalya Manavgat Belediyesi’ne yönelik de soruşturma başlatıldı. Manavgat Belediye Başkanı Niyazi Nefi Kara’nın da aralarında bulunduğu 36 kişi hakkında gözaltı kararı verildi.

CHP’li belediyelere yönelik bu süreç, İstanbul’la başlamıştı. İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, 18 Mart’ta İstanbul Üniversitesi’nden aldığı diplomanın iptal edilmesinden bir gün sonra gözaltına alınmış daha sonra da 23 Mart’ta ‘yolsuzluk’ soruşturmasından tutuklanmıştı. Tüm bu süreç, İBB Başkanı’na son haftalarda açılan soruşturmaların ardından ve CHP’nin cumhurbaşkanı adaylığı ön seçiminin öncesinde geldi. Bu soruşturmaların başlangıcında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da “Onlar da çok iyi biliyorlar ki daha turpların büyükleri heybede. Telaşlarının sebebi bu,” demişti.

Ancak İmamoğlu tutuklanmasıyla aynı gün 15 milyona yakın oyla CHP’nin cumhurbaşkanı adayı olarak ilan edildi. Ardından İçişleri Bakanlığı kararıyla İBB Başkanlığı görevinden uzaklaştırıldı. İmamoğlu’nun yerine CHP’li Belediye Meclis Üyesi Nuri Aslan İBB Başkanvekili olarak seçildi.

İmamoğlu’nun gözaltına alınması ve sonrasında tutuklanmasıyla tetiklenen kitlesel protestolar, Türkiye’de on yıldan uzun süredir görülen en büyük gösterilere dönüştü. Polis, protestolara karşı biber gazı, göz yaşartıcı gaz ve tazyikli su ile karşılık verdi. İstanbul başta olmak üzere ülkenin birçok büyük şehrinde güvenlik güçleri göstericilere sert müdahalelerde bulunuyor.

Yetkililer aralarında gazetecilerin de olduğu 2 binden fazla kişiyi gözaltına aldı. Gözaltılar sonrası 300’ü aşkın kişi tutuklandı. Daha sonra ise bunların bir kısmı itirazlarla serbest bırakıldı.

İmamoğlu’nun tutuklu bulunduğu soruşturmayla ilgili ise henüz bir iddianame hazırlanmış değil. İBB Başkanı’nın tutukluluğu sırasında kendisine hakimlik sorgusu nedeniyle bir dava daha açıldı.

“Patron çıldırdı”

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, “Siyasi yoruma gerek yok; patron çıldırdı” ifadelerini kullandı.

DEM Parti Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan, gözaltılara tepki gösterdi. Hatimoğulları, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, şunları kaydetti: “Seçilmişlere, Türkiye halklarına yapılan bu eziyetten vazgeçilmelidir. Adıyaman Belediye Başkanı Abdurrahman Tutdere, Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar ve Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek’in gözaltına alınmasını kabul etmiyoruz.

Halkın sandıkta verdiği kararlara saygı gösterilmemesi, halkın iradesinin tanınmaması toplumda derin yarılmalara neden oldu/oluyor. Bu operasyonlar çözüm değil, demokratik Türkiye’ye giden yolu tıkamaktır. Bir kez daha demokratik siyasetin önünün açılması çağrısı yapıyoruz.”

Tuncer Bakırhan, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, şu ifadeleri kullandı: “CHP’li Adana, Antalya ve Adıyaman Büyükşehir Belediye başkanlarına yönelik bu sabah gerçekleştirilen gözaltı operasyonları, halkın iradesine ve demokratik siyasetin temel ilkelerine yönelik kabul edilemez müdahalelerdir. Bu uygulamaları kınıyor ve reddediyorum.

Yerel yönetimlere yönelik sürdürülen bu saldırı ve gözaltı dalgası, hukuksuzlukları derinleştirerek en büyük zararı toplumsal barış umuduna vermektedir. Türkiye’nin bugün ihtiyacı olan şey, artan baskı ve antidemokratik uygulamalar değil, aksine demokratikleşme adımlarının kararlılıkla atılmasıdır. Gerçek toplumsal barış, ancak diyalogun güçlendirilmesi ve hukukun üstünlüğü ilkesinin her alanda egemen kılınmasıyla sağlanabilir.

Barış ve demokratik toplumu inşa etme sürecinin bu hukuksuzluklarla tartışılır hale getirilmesi kabul edilemez. Bu hassas süreç, tüm toplumsal kesimlerin katılımı ve ortak akıl ile yürütülmelidir. Demokratik değerlerin korunması ve toplumsal barışın tesisi için, seçilmiş iradeye yönelik her türlü saldırının derhal son bulmasını talep ediyoruz.”

Paylaşın

2040’da Türkiye’de Her Altı Kişiden Biri Yaşlı Olacak

Türkiye’de 2040 yılında her altı kişiden biri 65 yaş ve üzeri olacak. Öngörüler, Türkiye’de yaşlı nüfusun sadece sayıca değil, yapısal olarak da değişeceğine işaret ediyor. Özellikle 75 yaş üstü bireylerin toplam yaşlı nüfus içindeki payının artması bekleniyor.

Türk Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (TÜSİAD), PwC Türkiye iş birliğiyle hazırlanan “Yaşlılık Politikaları Araştırması: Demografik Dönüşüm ve İhtiyaçlar” başlıklı kapsamlı raporunu kamuoyuyla paylaştı. Sağlık, bakım, sosyal hizmet, sosyal güvenlik ve işgücü boyutlarıyla yaşlanan nüfusa dikkat çeken rapor, Türkiye’nin demografik yapısında yaşanacak hızlı dönüşüme karşı kapsamlı ve sürdürülebilir politikalara acil ihtiyaç duyulduğunu vurguladı.

Rapora göre, Türkiye’de 2040 yılında her altı kişiden biri 65 yaş ve üzeri olacak. Bu tarih, dünya ortalamasına kıyasla on yıl daha erken. Öngörüler, Türkiye’de yaşlı nüfusun sadece sayıca değil, yapısal olarak da değişeceğine işaret ediyor. Özellikle 75 yaş üstü bireylerin toplam yaşlı nüfus içindeki payının artması bekleniyor.

Ekonomim’in haberine göre, TÜSİAD raporu, ekonomik büyüklüğüne rağmen Türkiye’de yaşlıların mutluluk düzeyinde düşüş yaşandığını da ortaya koydu. 2018’de kendisini mutlu hisseden 65 yaş üstü bireylerin oranı yüzde 61,2 iken bu oran 2023’te yüzde 56’ya geriledi. Dünya Mutluluk Raporu’na göre Türkiye, yaşlı mutluluğunda 143 ülke arasında 92. sırada yer alıyor.

Türkiye’de kadınların doğuştaki ortalama yaşam süresi 76, erkeklerin ise 70,8 yıl olarak hesaplanıyor. Ancak sağlıklı yaşam süresi düşüşte. 65 yaşında bir bireyin sağlıklı yaşama süresi 2016-2018 döneminde 6,6 yıl iken 2020-2022 döneminde 6,3 yıla geriledi. Yaşlı bireylerin yüzde 79’u kronik hastalıkla yaşarken, yalnızca yüzde 2,5’i evde bakım hizmeti alabiliyor.

TÜSİAD Sosyal Kalkınma Yuvarlak Masası Başkanı Yılmaz Yılmaz, Türkiye’nin demografik avantajını hızla yitirdiğini belirterek, “Çalışma çağındaki nüfusun en yüksek oranda olduğu dönemin sonuna geldik. Bu fırsatı iyi değerlendiremezsek, sürdürülebilir büyüme ve toplumsal refah hedefleri riske girer” dedi. Yılmaz, sosyal güvenlik sistemlerinin güçlendirilmesi, yaşlı bireylerin üretkenliğini sürdürmesi ve yaşlılık politikalarının çok boyutlu ele alınması gerektiğini ifade etti.

Raporda öne çıkan politika önerileri:

Bütüncül politika yaklaşımı: Yaşlanmaya ilişkin tüm stratejiler, sağlık, bakım, sosyal hizmetler ve işgücü gibi alanları kapsamalı; kamu-özel iş birliğiyle hayata geçirilmeli.

Bakım hizmetlerinde dönüşüm: Kurumsal bakım kapasitesi artırılmalı, evde bakım ve uzun süreli bakım hizmetleri daha erişilebilir hale getirilmelidir.

Sosyal güvenlik ve gelir desteği: Yaşlı yoksulluğunu önleyici sosyal destek mekanizmaları genişletilmeli, sistem sürdürülebilirlik çerçevesinde yeniden yapılandırılmalı.

Yaş dostu şehirler: Erişilebilir ulaşım, sosyal alanlar ve konutlar ile yaşlı bireylerin kent yaşamına katılımı desteklenmeli.

Toplumsal dayanışma: Kuşaklar arası dayanışmayı artıracak kültürel ve sosyal ortamlar teşvik edilmeli, yaşlı bireylerin toplumsal üretkenliğe katkıları desteklenmelidir.

Paylaşın

İzmir Soruşturması: Tunç Soyer Dahil 35 Tutuklama

İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik yolsuzluk iddiasıyla yürütülen soruşturmada, eski İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer’in de aralarında bulunduğu 35 kişi tutuklandı.

Haber Merkezi / Tunç Soyer, karar sonrası sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklamada, “‘Hiç bir iyilik cezasız kalmaz’ bilirdim. Ama cezaya rağmen iyilikten vazgeçmeyeceğim, cesaretimi yine iyilikten alacağım. Bu da geçer… Geçmiş olsun değil gelecek olsun.!” dedi.

Soyer’in avukatı Murat Aydın, “Tunç Başkan, tamamen haksız, hukuk dışı ve siyasi bir kararla tutuklandı. Kendisi onurlu bir şekilde cezaevine girecek ve onurlu bir şekilde çıkacak. Fakat bu kararı alanlar ve aldıranlar, bu kararın yükünü ömür boyu taşıyacaklar” ifadelerini kullandı.

İzmir Büyükşehir Belediyesi iştiraki İZBETON AŞ’de, taşeron şirketler eliyle yolsuzluk yapıldığı iddiası üzerine başlatılan soruşturma kapsamında 157 kişi hakkında gözaltı kararı verilmişti. Gözaltına alınan 139 kişiden 20’si Emniyet’teki, 1’i savcılıktaki ifadesinin ardından serbest bırakılmış, 99 zanlı tutuklama talebiyle, 19 şüpheli ise adli kontrol talebiyle Sulh Ceza Hakimliğine sevk edilmişti. Tutuklanması talep edilen isimler arasında Soyer, CHP İzmir İl Başkanı Şenol Aslanoğlu ve eski İZBETON Genel Müdürü Heval Savaş Kaya da vardı.

Tunç Soyer’in Emniyet’teki ifadesi

Eski Başkan Tunç Soyer Emniyet’teki ifadesinde, İzBETON A.Ş. aracılığıyla yürütülen kentsel dönüşüm projelerinde uygulanan kooperatif modelinin hukuka uygun olduğunu, kooperatiflerin alt taşeronlarla yapılan sözleşmelerle ilişiğinin olmadığını söyledi.

Amaçlarının müteahhit kârını minimize ederek vatandaşa düşük maliyetli konut sağlamak olduğunu belirten Soyer’in ifadesinde, “Bu durumda vatandaşın daha düşük bedeller ile inşaat yapabilmesi için kooperatifleşme çözümünü ürettik. Bu durum, vatandaşın kat malikliğinden feragat ederek arsa hissedarı olması sonucu doğurmuştur ve Belediye şirketi olan İZBETON A.Ş.’nin tek tek kat malikleri ile yapamayacağı müteahhitlik hizmetleri anlaşmasını kooperatif aracılığıyla yapabilmesini sağlamıştır. Bu model, yüzde 1 KDV oranı ile düşük maliyetli konut yapımının önünü açtı” dediği aktarıldı.

Kentsel dönüşüm projelerinde kamu zararına neden olduğu iddia edilen kira yardımlarına ilişkin sorulara da yanıt veren Soyer’in, söz konusu yardımların mevzuata uygun şekilde yapıldığını ve Sayıştay denetimine tabi olduğunu ifade ettiği bildirildi.

“Hiçbir kardeşimi satmam”

2 Temmuz’da İzmir’de konuşan CHP Genel Başkanı Özgür Özel, operasyonun “niyetinin dikkatlerini dağıtmak” olduğunu söyledi. Operasyona hazırlık görüntülerini de eleştiren Özel, “Bu görüntülerde, İzmir emniyetinin bahçesindeki onlarca resmi araç, park halindeyken harekete geçiyor. Görüntülerin drone’la kaydedildiği anlaşılıyor” dedi.

İzmir il başkanlığı önünde konuşan Özel, İzmir Cumhuriyet Başsavcısı’na seslendi ve “Eğer İstanbul gibi davranmaya devam ederse, İstanbul Cumhuriyet Başsavcısına gelecekte nasıl muamele edeceksek, buna ortak olur” ifadelerini kullandı.

CHP lideri Özel, soruşturma konusu “kooperatif sürecinin” CHP aleyhine dönüştürülmesine izin vermeyeceklerini söyledi ve Tunç Soyer’e destek verdi. Özel, “Bizde rekabet olur, tartışma olur. Kardeşlik hukukuna zeval getirmek olmaz. Hiçbir kardeşimi satmadım, Tunç kardeşimi de satmam” dedi.

Tunç Soyer kimdir?

Tunç Soyer’in kişisel internet sitesinde yer alan bilgilere göre 1959’da Ankara’da dünyaya geldi. Çocukluğundan itibaren İzmir’de yaşayan Soyer, Bornova Anadolu Lisesi ve Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden mezun oldu. Bu süreçte Türk Haberler Ajansı’nda muhabirlik yaptı.

Soyer daha sonra İsviçre’deki Webster College’da Uluslararası İlişkiler ve Dokuz Eylül Üniversitesi’nde Avrupa Birliği alanlarında yüksek lisans yaptı. Soyer 2009’da Seferihisar Belediye Başkanı seçildi ve iki dönem bu görevi yürüttü.

O dönem Citta Slow (Sakin Şehir) hareketinin önce Seferihisar’da ardından Türkiye ve Kuzey Kıbrıs’ta uygulanması için çalışmalar yürüttü. Soyer, 2013’te İtalya merkezli Dünya Sakin Şehirler Birliği’nin Genel Başkan Yardımcılığı görevine getirildi.

2019’da oyların yüzde 58’ini alarak İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı seçildi. CHP’li siyasetçi bu görevini bir dönem sürdürdü. Evli ve iki çocuk sahibi olan eski İzmir belediye başkanı, 2023’te Avrupa Konseyi Bölgeler Meclisi Başkanı seçildi.

Paylaşın

6 Ayda 2 Bin 776 Şirket Konkordato Başvurusu Yaptı

2025 yılının ilk altı ayında konkordato başvuru sayısı 2 bin 776’ya yükseldi. Konkordato, iflasa sürüklenen bir şirketin, alacaklıları ile anlaşarak mali yapısını düzenlemeye yönelik bir hukuki süreçtir.

Borçlu, konkordato talebiyle mahkemeye başvurur ve mahkeme tarafından verilecek kararla konkordato süreci başlar. Konkordato süreci 23 ay içinde tamamlanır ve bu süreç boyunca borçlar için faiz işlemez.

Ekonomik kriz ve finansman sorunları, şirketlerin konkordato başvurularını zirveye taşıdı. Prof. Dr. Şenol Babuşcu’nun sosyal medya hesabından aktardığı verilere göre, sadece Haziran 2025’te konkordatoya başvuran firma sayısı 541 oldu. Böylece yılın ilk 6 ayında toplam başvuru sayısı 2 bin 776’ya yükseldi.

Babuşcu, bu artışın önemine şu sözlerle dikkat çekti: “Konkordato son hız devam ediyor. Haziran 2025’te konkordatoya başvuran firma sayısı 541.” Bu sayı, aylık bazda son dönemlerin en yüksek seviyelerinden biri olarak kaydedildi.

Babuşcu’nun paylaşımına göre, “2025’in ilk 6 ayında konkordato talep eden firma sayısı 2024 yılının toplamının yüzde 79,4’ü seviyesinde.” 2024 yılında toplam 3 bin 497 firma konkordato başvurusunda bulunmuştu. Mevcut trendin yıl sonuna dek devam etmesi halinde, başvuru sayısının 2019’daki rekor olan 3 bin 691’e yaklaşması bekleniyor.

Prof. Dr. Babuşcu, konkordato süreçlerinin uzunluğuna da dikkat çekerek şu değerlendirmeyi yaptı: “Konkordato süreleri özellikle alacaklı konumdaki firmalar için çok ciddi sorunlara yol açıyor.” Aktardığı verilere göre, iflas kararının ortalama sonuçlanma süresi 406 gün, red kararında bu süre 459 gün, tasdik kararında ise 696 güne kadar uzuyor.

Paylaşın

İmamoğlu Hakkında “Sahte Diploma” İddianamesi: 8 Yıl 9 Ay Hapis Talebi

Marmara Cezaevi’nde tutuklu bulunan Ekrem İmamoğlu hakkında, yatay geçişle usulsüz diploma aldığı iddiasıyla açılan davada 8 yıl 9 aya kadar hapis ve siyasi yasak talep edildi.

Silivri’deki Marmara Cezaevi’nde tutuklu bulunan İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı ve Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu hakkında, “usulsüz yatay geçişle diploma temin ettiği” iddiasına ilişkin yürütülen soruşturmada savcılık iddianamesini tamamladı.

Hazırlanan iddianamede İmamoğlu’nun, “resmi belgede sahtecilik suçuna iştirak ettiği” öne sürüldü. Savcılık, İmamoğlu’nun hileyle diploma aldığını belirterek, 8 yıl 9 aya kadar hapis ve siyasi yasak uygulanmasını talep etti.

İddianamede, İmamoğlu’nun öğrenim sürecine dair belgelerin gerçeği yansıtmadığı, yatay geçiş sürecinin mevzuata aykırı yürütüldüğü savunuldu. Belgelerin incelenmesinin ardından, dosya ilgili mahkemeye gönderildi.

Ne olmuştu?

Ekrem İmamoğlu’nun İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi’nden aldığı 35 yıllık diplomasına ilişkin ‘usulsüzlük’ iddiasıyla soruşturma başlatılmıştı.

Ekrem İmamoğlu, Girne Amerikan Üniversitesi’nden İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi’ne yatay geçiş yapmış, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, geçişin usulsüz olduğunu ve diplomasının geçersiz olduğunu savunmuştu.

18 Mart’ta İstanbul Üniversitesi yönetimi, İmamoğlu ile birlikte 28 kişinin diplomasını ‘yokluk’ ve ‘açık hata’ gerekçeleriyle iptal ettiğini duyurmuştu.

İmamoğlu’nun avukatı Mehmet Pehlivan 6 Mayıs’ta yaptığı açıklama ile iptal edilen diploma için karşı dava açtıklarını bildirmiş, aynı gün İstanbul Üniversitesi, İmamoğlu’nun diploma bilgisini üniversitenin veri tabanından silmişti.

Karara ilişkin tebligat ise 55 gün sonra iletildi.

Paylaşın

Türkiye’de 6 Ayda 3 Binden Fazla Yangın Çıktı

Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, “Bu yılın 6 ayında bin 305’i ormanlık alanda, bin 739’u da orman dışında olmak üzere toplam 3 bin 44 adet yangın çıktı. Yaklaşık yangınların 624’ü sadece son bir haftada çıktı. 624 yangının 621 tanesini kontrol altına aldık” dedi.

Bakan Yumaklı, perşembe günü itibarıyla dokuz büyük yangınla mücadele ettiklerini belirterek, altısının kontrol altına alındığını söyledi. İbrahim Yumaklı,”Antalya, Mersin, Kırklareli, İstanbul-Silivri, Adana-Ceyhan, Uşak-Eşme bu yangınlar kontrol altına alınmıştır” dedi.

Bakan Yumaklı, İzmir Çeşme’de çarşamba akşama doğru başlayan yangının enerjisinin düşürüldüğünü belirtti.

Çeşme’de devam eden yangın dün öğleden sonra Urla’nın Zeytineli Mahallesi’ne ilerledi. Zeytineli Mahallesi, tedbiren tahliye edildi. Bölgede daha önce de üç mahalle boşaltılmıştı.

Öte yandan dumandan dolayı görüş mesafesi düşmesi nedeniyle dün çevre yolunun bir bölümü kapatıldı. Urla’dan Çeşme’ye giden trafik akışı Zeytinler gişelerden itibaren, Çeşme’den Urla’ya giden trafik akışı ise Alaçatı gişelerden itibaren kapatıldı.

İzmir Ödemiş’te Çarşamba gecesi başlayan yangına müdahale sürüyor. Rüzgarın yangında olumsuz etkisine işaret eden Bakan Yumaklı, Ödemiş’te rüzgarın saatte 100 kilometreye ulaştığını, şiddetli rüzgarın hız kesmediğini söyledi.

Ödemiş’in Tosunlar Mahallesi Manastır mevkisinde çıkan yangında alevlerin tehdit ettiği Yeniköy Mahallesinde oturanların da tahliyesine karar verildi. Şiddetli rüzgarın etkisiyle yayılımını sürdüren yangınla ilgili daha önce de Demirciyanığı mevkisi, Ortaköy ve Karadoğan mahalleleri tahliye edilmişti. Böylece bölgede tedbir amacıyla boşaltılan mahalle sayısı dörde ulaştı.

Ödemiş’teki yangında 81 yaşında bir vatandaş ile yangına müdahale ekibinden bir görevli hayatını kaybetti, bir personel ise yaralandı.

İzmir’in Buca ilçesinde dün saat 16.00 sıralarında Zafer Mahallesi yakınlarında çıkıp, Gaziemir ilçesinin Kısık Mahallesi’ne de sıçrayan ve gece boyunca karadan müdahale edilen yangın sürüyor. Yangında bölgede gökyüzünü duman sararken, alevlerin yerleşim yerlerine yaklaştığı öğrenildi. Havanın kararmasıyla ara verilen havadan müdahaleye ise sabahın erken saatlerinde tekrar başlandı.

Bakan Yumaklı, Buca’da çıkan yangının fabrikadaki kaynak işleminden kaynaklandığı belirterek, “Buca’da sanki biz hiç uyarmamışız, ne kadar tehlikeli olduğunu anlatmamışız gibi bir fabrikadaki kaynak makinesinden çıkan kıvılcım çöplere, çöplerden de ormana sıçradı” dedi.

Yangınlar elektrik hatlarından çıkmadı”

İzmir Valisi Süleyman Elban, Çeşme, Seferihisar, Ödemiş ve Foça’daki yangınların elektrik hatlarından kaynaklı olduğunu açıklamıştı. Bölgenin elektrik dağıtım altyapı işletmecisi GDZ Elektrik Dağıtım ise Vali Elban’ın açıklamasını reddetti. GDZ Elektrik dün yaptığı açıklamada, “Sahada gerçekleştirilen ilk değerlendirmelere göre bölgemizdeki yangınların elektrik hatlarından çıktığına dair somut bir bulgu bulunmamaktadır” dedi.

GDZ Elektrik tarafından yapılan yazılı açıklamada, yaz aylarında yüksek sıcaklık, düşük nem ve şiddetli rüzgar gibi faktörlerin yangın riskini artırdığına dikkat çekilerek, bu durumun son yıllarda küresel ölçekte artış gösteren hava koşullarındaki ciddi değişimin bir sonucu olduğu belirtildi.

GDZ Elektrik yangınların sebebine ilişkin olarak “Son bir haftada ülkemizde ve komşu ülkelerde havanın aşırı ısınması ve nem oranının aşırı düşmesi nedeniyle yüzlerce orman yangını çıkmıştır” ifadesini kullandı.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

Özgür Özel Neden İktidarın Hedefinde?

CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in iktidarın hedefinde olmasının temel nedenlerini, Özel’in sert muhalefet tarzı, iktidarı rahatsız eden açıklamaları ve CHP’nin son dönemde artan siyasi etkisiyle açıklayabiliriz.

Haber Merkezi / Özgür Özel, 2023’te CHP genel başkanı olduktan sonra, özellikle 2024 yerel seçimlerinde partisinin elde ettiği başarıyla (AK Parti’yi geride bırakarak birinci parti olması) muhalefet tonunu sertleştirdi.

Örneğin, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı ve CHP’nin cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun 2025’te gözaltına alınması ve tutuklanması sürecinde, Özel bu durumu “sivil darbe” olarak nitelendirerek Erdoğan’a “cunta başkanı” dedi ve ekonomik boykot çağrısı yaptı.

İktidara meydan okuması

Özel, bir çok açıklamasında, geleneksel salon siyasetinden çıkarak sokaklara ve meydanlara yönelinmesi gerektiğini vurguladı. İmamoğlu’nun gözaltına alınması sonrası Saraçhane’de düzenlenen protestolarda “Bundan sonra kimse CHP’den salonlarda siyaset beklemesin, sokaklardayız” diyerek iktidara meydan okudu. Bu, iktidarın Özel’i “toplumsal huzursuzluk yaratmaya çalışmakla” suçlamasına yol açtı.

CHP’li belediye başkanlarına yönelik soruşturmalar ve kayyum atamalarını (örneğin, Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer’in tutuklanması) sert bir dille eleştiren Özgür Özel, İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Akın Gürlek’e yönelik “Akın, sert kayaya çarptın!” gibi ifadeleri, hakkında soruşturma başlatılmasına neden oldu.

CHP Lideri Özel, 2024 yerel seçimleri sonrası iktidarla “yumuşama” ya da “normalleşme” politikası izlemeye çalışsa da, CHP’li belediye başkanlarına yönelik soruşturmalar ve İmamoğlu’nun tutuklanmasıyla bu politikasından vazgeçti. Erdoğan, bir çok açıklamasında, Özel’in tekrar “yumuşama” ya da “normalleşme” dönemine dönmesi çağrısında bulundu.

Özel’in halkı mobilize etme gücü

Özgür Özel’in, iktidara yakın şirketlere ve markalara yönelik ekonomik boykot çağrıları, iktidar çevrelerinde büyük rahatsızlık yarattı. Bu çağrılar, Özel’in halkı mobilize etme gücünü göstermesi açısından iktidar için tam bir tehdit olarak algılandı.

Yüksek enflasyon, işsizlik gibi ekonomik sorunlar ve iktidarın tartışmalı politikaları (kayyum atamaları, yargı süreçleri), Özgür Özel liderliğindeki CHP’nin “halkçı” söylemlerini güçlendirirken, Özel’de, iktidar açısından bir tehdit olarak algılanıyor.

Öte yandan Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) ile ilgili seçim anketleri, özellikle 2025 Haziran ayı verilerine dayanarak, partinin oy oranlarında dikkat çekici bir yükseliş gösterdiğini ortaya koyuyor. CHP’nin güçlü bir muhalefet momentumu yakaladığını ve iktidarın yıpranmasından faydalandığını işaret ediyor.

Paylaşın

Artan Maliyetler Turizm Sektörünü Zorluyor!

Maliyet artışlarının ve jeopolitik risklerin turizm sektörde ciddi bir kırılmaya yol açtığı belirtiliyor. Türkiye’nin turizmde “alternatifsiz ülke” imajının zedelendiği, 2026’nın dahi kaybedilebileceği uyarıları yapılıyor.

Türkiye’de yaz turizmi sezonu beklenen canlılığı yakalayamadı. Geçtiğimiz kış aylarında yaşanan durgunluk yaz dönemine de yansırken, otellerdeki doluluk oranları ve konaklama sürelerinde dikkat çekici düşüşler yaşanıyor. Turizm profesyonelleri, ülkedeki maliyet artışları ve jeopolitik risklerin sektörde ciddi bir kırılmaya yol açtığını belirtiyor. Türkiye’nin turizmde “alternatifsiz ülke” imajının zedelendiği, 2026’nın dahi kaybedilebileceği uyarıları yapılıyor.

Ekonomim’in haberine göre, Türkiye genelinde otellerin doluluk oranlarında yaklaşık yüzde 5’lik gerileme yaşanırken, konaklama süreleri de ortalama yüzde 10 azaldı. Akdeniz Turistik Otelciler ve İşletmeciler Birliği (AKTOB) Başkanı Kaan Kavaloğlu, sadece Antalya özelinde konaklama süresinin 8 güne düştüğünü belirtti. Temmuz ve ağustos ayları için 2 milyon turist hedeflendiğini dile getiren Kavaloğlu, bu rakamın altına düşmemek için yoğun çaba harcadıklarını söyledi.

Alanya Turistik İşletmeciler Derneği (ALTİD) Başkanı Burhan Sili’ye göre, sektördeki sorunlar çok boyutlu. Savaşlar nedeniyle uçuş kapasitesinde azalma olduğunu, kaynak pazarlardan gelen talebin fiyatlara duyarlı hale geldiğini ifade eden Sili, “Küçük ve orta ölçekli işletmeler bu yılı zarar etmeden tamamlamaya çalışıyor ancak gelecek yıl için risk büyüyor” dedi. Sili ayrıca personel maliyetlerinin yüzde 50’yi aştığını da vurguladı.

İstanbul’da turizmin kalbi sayılan tarihi yarımadada da endişe hâkim. Armada Otelcilik Yönetim Kurulu Başkanı Kasım Zoto, temmuz ve ağustos aylarına dair rezervasyonların zayıf olduğunu belirtti. Siyasi ve jeopolitik gelişmelerin Batı’dan gelen turistleri de tedirgin ettiğini söyleyen Zoto, iptallerin arttığını dile getirdi.

“Türkiye’nin tanıtım stratejilerini gözden geçirmesi gerekiyor”

Profesyonel Otel Yöneticileri Derneği (POYD) Başkanı Hakan Saatçioğlu, Türkiye’nin turizmde ciddi bir algı problemi yaşadığını ve dışarıdan giderek daha pahalı bir destinasyon olarak görüldüğünü belirtti. Döviz kurundaki oynaklık ve enflasyonist ortamın maliyetleri artırdığını ifade eden Saatçioğlu, Türkiye’nin tanıtım stratejilerini gözden geçirmesi gerektiğini söyledi.

TÜRSAB Yönetim Kurulu Üyesi Hamit Kuk, Türkiye’nin turizmde artık rakiplerine göre daha az tercih edilir hale geldiğini, fiyatların yerli ve yabancı turistin bütçesini aştığını söyledi. “Yurt dışında kahve 1,5 euro iken Türkiye’de 4 euro’ya çıkmış durumda. Turist bunu sorguluyor” diyen Kuk, sadece otel fiyatlarının değil, restoran ve eğlence sektöründeki fiyatların da Türkiye’nin turizm imajını olumsuz etkilediğini kaydetti. Kuk, Türkiye’nin 40 yıllık turizm stratejisinin artık işlemediğini ve rekabet gücünü yitirmemek için köklü bir dönüşüm gerektiğini vurguladı.

Paylaşın

Tunç Soyer: İmamoğlu’na Yapılan Bana Da Yapılmak İsteniyor

Gözaltına alınan eski İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, “Dün İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanımız ve CHP’nin Cumhurbaşkanı Adayı Ekrem İmamoğlu’na yapılan bugün bana ve arkadaşlarıma yapılmak isteniyor” dedi.

Haber Merkezi / İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik açılan soruşturma kapsamında 1 Temmuz’da sabah saatlerinde gerçekleştirilen operasyonla gözaltına alınan eski İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, sosyal medya hesabından bir mesaj paylaştı.

Tunç Soyer mesajında şu ifadelere yer verdi: “Değerli İzmirliler, sevgili yol arkadaşlarım; Göreve geldiğimde İzmir’in en büyük sorunu olarak gördüğümüz kentsel dönüşüm projeleri ekonomik nedenlerle durmak üzereydi. Müteahhitler ihalelere girmiyor, dosya alanlar teklif vermiyordu. Biz İzmirlileri modern, sağlam konutlara kavuşturmak için çaba harcarken bu zor şartlarda Uzundere’de 817, Örnekköy’de 333 bağımsız birimi hak sahiplerine teslim ettik.

Uzlaşı ile yerinde dönüşüm ilkemizle hareket ederken İzmir depremini yaşadık. Biranda ortaya çıkan konut talebi, sorunu daha da can yakıcı hale getirdi. Bu sorunu aşmak için yerinde dönüşüm, yüzde yüz uzlaşı şartı, İzmir Büyükşehir Belediyesi garantörlüğü, İzbeton şirketimiz aracılığıyla Türkiye’ye örnek olacak Halk Konut sistemini oluşturduk. Bu proje ile depremde evleri yıkılan vatandaşlarımıza apartman ve site bazında kooperatifler kurdurup kendi evlerinin müteahhiti olmalarını sağladık.

Nitekim Bayraklı’da çok sayıda hemşehrimiz bu evlerde güvenle oturuyor. Müteahhitlerin teklif dahi vermediği kentsel dönüşüm alanlarında ise başka bir yöntem uyguladık. Burada da konut sahibi olmak isteyenler kooperatif kurarak inşaatları üstlendi. Kooperatif üyelerinin bir daireyi kendilerine, bir daireyi de gecekondu sahiplerine yaptığı bu sistem büyük ilgi gördü ve kentsel dönüşüme büyük hız kazandırdı.

Ancak kent deyince beton, bina deyince gökdelen, inşaat deyince rant anlayanları Halk Konut sistemi çok rahatsız etti.

Özünde, İzmir’i depreme dirençli hale getirmek, doğamızla uyumlu bir yaşam inşaa ederken, kentsel dönüşümün rantını halkımız arasında paylaştırmayı hedefleyen Halk Konut’u büyümeden boğmak için elleriden geleni yaptılar.
Sosyal ve ekonomik gereksinimleri gözeten, yeşil alanları geniş, dayanışma ve komşuluk ilişkilerini güçlendiren Halk Konut, genelde ve yereldeki iktidar temsilcilerinin hedefi oldu.

Sosyal demokrasinin en iyi örneklerinden biri olacak projenin Türkiye’ye yayılmasından korktukları için şikayet üzerine şikayette bulundular. Yetmedi Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nı siyasi baskılarla devreye sokup inşaatları durdurdular. Bu nedenle hem aidat ödeyerek konut sahibi olmak isteyenleri, hem gecekondusu yerine çağdaş bir yaşama kavuşmayı hayal edenleri mağdur ettiler.

Emin olun bu mağduriyette sistemden kaynaklanan hiçbir sıkıntı yoktur. Sistem son derece sağlam ve tüm ayrıntıları iyi düşünülmüş, tasarlanmış ve hukuka uygun bir model haline getirilmiştir. Yeniden aday gösterilmemem nedeniyle de proje ne yazık ki birçok projemiz gibi takipsiz, hatta sahipsiz kaldı.

“Beşli çetelere, inşaat baronlarına teslim olmadım”

Ben beşli çetelere, inşaat baronlarına teslim olmadım. Ben ne yaptıysam halkım için, partimin ilkeleri doğrultusunda sosyal demokrat halkçı politikalara uygun olarak yaptım. Bu model kentsel dönüşümde müteahhit karını, rantı ortadan kaldırdı ve dünyanın bir çok yerinde örnek olarak gösterildi.

Görev süremde akıl almaz saldırılara, iftiralara maruz kaldım, yılmadım, yıkılmadım, geri adım atmadım. Tekrar ediyorum, Halk Konut bir rant değil halk projesidir. O nedenle ‘ekonomik demokrasinin’ uygulama örneklerinden biridir. Kimsenin cebine bir kuruşun girmediği şeffaf bir sistemdir. Dün yılmadım bugün de yılmam. Beşli çetelere, rant peşinde koşan muktedirlerin genel ve yerel uzantılarına dün eyvallah etmedim bugün de etmem.

Dün İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanımız ve CHP’nin Cumhurbaşkanı Adayı Ekrem İmamoğlu’na yapılan bugün bana ve arkadaşlarıma yapılmak isteniyor. Mesajları, iyi dilekleri ile yanımızda olan tüm kardeşlerime, İzmir’e gelerek güçlü desteğini gösteren Genel Başkanımız Sn. Özgür Özel’e, parti yöneticileri ve milletvekillerimize teşekkür ediyorum. Bu da geçer…”

Paylaşın