Erdoğan: Ekonomi Hesap Kitap İşidir

Kütahya’da halka seslenen Erdoğan, Hayat pahalılığıyla da mücadele ettik. Emekli maaşlarını bizler önceki dönemkilerle kıyas edilemeyecek seviyeye çıkarsak da gönlümüz vatandaşlarımızın daha iyi şartlarda yaşamasını istiyor. Ekonomi hesap kitap işidir” dedi ve ekledi:

“Gelir-gider dengesini tutturamazsanız 1970’ler ve 1990’lardaki gibi siyasi, sosyal çalkantıların pençesine düşmeniz kaçınılmazdır. Biz harcadığımız her kuruşu devleti ve milletiyle çalışıp kazanmak mecburiyetindeyiz. En düşüğü 10 bin lira olan emekli maaşı, vatandaşlarımız için yeterli değil. Emekli maaşlarını arzu ettiğimiz düzeye nasıl yükselteceğiz?”

Erdoğan açıklamasının devamında, “Daha fazla çalışacak, daha çok gelir elde edecek ve kazançtan emeklilerimize hak ettiği kazancı vereceğiz. Birileri çıkıyor emekli maaşlarına 7 bin lira 10 bin lira ekleyelim diyerek emeklileri tahrik ediyor. 16 milyon emeklimiz var. 7 bin lira eklemek demek bütçeden 1,4 trilyon lira eklemek demek” ifadelerini kullandı.

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, yerel seçim çalışmaları kapsamında, partisinin Kütahya Mitingi’nde halka seslendi. Erdoğan’ın konuşmasının satırbaşları şöyle:

“Bugün de milli iradeye olan bağlılığınla Türkiye’nin beylerbeyiliğini hak ediyorsun Kütahya. Geçtiğimiz mayıs ayındaki seçim sonuçları için teşekkür borcumuz var. Milletvekilliğinde yüzde 68 ve Cumhurbaşkanlığında yüzde 70 oranında destek için şükranlarımı sunuyorum.

Türkiye Yüzyılı belediyeciliği için destek istiyoruz. Kütahya’da 31 Mart seçimleri için adaylarımızı Cumhur İttifakı olarak ortak göstermedik. Eser ve hizmet siyasetinde yarışmak için ayrı adaylarla seçime girdik. Hangi partiye mensup olursa olsun bu ülkenin her bireyinin bizim gönlümüzde ayrı bir yeri var.

Seçimler gelip geçer ama muhabbet baki kalır. Bu millet tarihine, kültürüne, inancına saldırarak sırtını terör örgütüne dayayanlara en güzel dersi sandıklarda verdi. Şimdi beraber yol yürüyerek iktidar hülyalarına kapılanları, rüyalarından uyandırmaya var mıyız?

Şehirlerimizin bir kısmında yapılan kirli ittifakları görüyoruz. Aday isimleri sabahtan akşama değişiyor. Milletimiz kapalı kapılar ardındaki pazarlıkları, alicengiz oyunlarını çok iyi görüyor. Meydanı kirli ittifakların karanlık hesaplarına bırakmayacağız.

Önümüz Ramazan. Bu mübarek günlerin gecesi ve gündüzüyle her anını en güzel şekilde değerlendirmeliyiz. Bayramı da milli iradenin de bayram günü haline dönüştürmeliyiz.

Kütahya yaklaşık 160 bin emeklimizin yaşadığı şehrimiz. Ülkemiz Gezi olaylarından bu yana süren, 2018’den itibaren iyice alenileşen sıkıntılı süreçten geçiyor. Önümüze hangi badire çıkarsa çıksın, ülkemizi demokrasi ve kalkınma rotasından çıkarmadan hedeflerine doğru götürmekten geri kalmadık.

Hayat pahalılığıyla da mücadele ettik. Emekli maaşlarını bizler önceki dönemkilerle kıyas edilemeyecek seviyeye çıkarsak da gönlümüz vatandaşlarımızın daha iyi şartlarda yaşamasını istiyor. Ekonomi hesap kitap işidir. Gelir-gider dengesini tutturamazsanız 1970’ler ve 1990’lardaki gibi siyasi, sosyal çalkantıların pençesine düşmeniz kaçınılmazdır. Biz harcadığımız her kuruşu devleti ve milletiyle çalışıp kazanmak mecburiyetindeyiz.

En düşüğü 10 bin lira olan emekli maaşı, vatandaşlarımız için yeterli değil. Emekli maaşlarını arzu ettiğimiz düzeye nasıl yükselteceğiz? Daha fazla çalışacak, daha çok gelir elde edecek ve kazançtan emeklilerimize hak ettiği kazancı vereceğiz. Birileri çıkıyor emekli maaşlarına 7 bin lira 10 bin lira ekleyelim diyerek emeklileri tahrik ediyor. 16 milyon emeklimiz var. 7 bin lira eklemek demek bütçeden 1,4 trilyon lira eklemek demek.

Askeriyle, polisiyle, eğitimcisiyle, sağlıkçısıyla, tüm memuru ve işçisiyle devletin çalışanlarının yarısından fazlasına maaşlarını vermesek bu ilave gideri karşılayabiliriz. Emeklilerimizin maaşlarının maliyeti değil, ilave artışların tutarıdır. Sırtında yumurta küfesi taşımayanlar istemedikleri gibi atıp tutabilirler. Yaptığımız her işin hesabını 85 milyona vermekle mükellefiz.

Küresel ekonomik kriz çalışanlar ve emeklilerin refah kaybına uğramasına yol açtı. Türkiye de bu dalgadan etkilendi. 6 Şubat depremlerinin maliyeti 104 milyar dolar. Hayat pahalılığı başta olmak üzere ekonomik dengeleri oturtmak için güçlü bir program uyguluyoruz. Bu yıl sonu itibariyle olumlu sonuçları görmüş olacağız.

Siz atıp tutanlara bakmayın. Onlar istismar ve bozgunculuk peşinde koşuyor. Bu ülkenin ve bu milletin asırlık meselelerini nasıl biz. çözdüysek bugünkü sıkıntıların üstesinden gelecek olan yine biziz. Sabır ve metanet istiyoruz.”

Paylaşın

Ali Yerlikaya Duyurdu: Kilolarca Kaçak Külçe Altın Ele Geçirildi

Sosyal medya hesabından açıklama yapan İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, Hakkari’de düzenlenen operasyonda 221 kilogram yabancı ülke menşeli kaçak külçe altının ele geçirildiğini söyledi.

Haber Merkezi / Yerlikaya açıklamasının devamında, piyasa değerinin yaklaşık 450 milyon lira olan kaçak külçe altınlara el konulduğunu ve 3 şüphelinin yakalandığını ifade etti.

İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, sosyal medya hesabından açıklamalarda bulundu. Yerlikaya, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

“Hakkâri’de düzenlenen Altın Kaçakçılığı operasyonunda bir aracın çeşitli bölgelerine gizlenmiş halde bulunan 221 Kg Yabancı Ülke Menşeli Kaçak Külçe Altın ele geçirildi

Operasyon sonucu piyasa değeri yaklaşık 450 Milyon TL olan kaçak külçe altınlara el konuldu

Aziz Milletimizin Bilmesini İsterim ki; Kaçakçıların ve sahteciliğe bulaşanların enselerindeyiz. Milletimizin destek ve dualarıyla onlara göz açtırmayacağız

Hakkâri İl Emniyet Müdürlüğü KOM Şube Müdürlüğünce yapılan çalışmalar sonucu, Yüksekova ilçesinde yakalanan bir aracın çeşitli bölgelerinde zula yapılarak gizlenmiş halde bulunan; 221 adet her biri 1 Kg ağırlığında toplamda 221 Kg yabancı ülke menşeli altın ele geçirildi.

Operasyonda 3 şüpheli yakalandı. Operasyonu koordine eden Valimizi, operasyonu gerçekleştiren Kahraman Polislerimizi tebrik ediyorum. Milletimizin duası sizinle.”

Paylaşın

Türkiye’de 24 Saatte 8 Kadın Cinayeti

Dünyada kadın cinayeti sıralamasında ilk sıralarda yer alan Türkiye’de 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’ne sayılı günler kala 8 kadın eşleri ya da boşandıkları kişiler tarafından katledildi.

Haber Merkezi / Türkiye’de basına yansıyan haberlere göre önceki gün en az 8 kadın cinayeti işlendi. Denizli’nin Pamukkale ilçesinde, Afganistanlı Nasim Gol Karımı adlı kadın evli olduğu Muhammet Esmail Habibi tarafından boğazından bıçaklanarak öldürüldü.

İzmir’in Aliağa ilçesinde Özlem Çankaya adlı kadın evli olduğu ve bir süredir ayrı yaşadığı Ahmet Çankaya tarafından iş görüşmesi çıkışında bıçaklanarak öldürüldü.

İstanbul Çekmeköy’de Emine Ülkü Araz adlı kadın kendisini rehin alan evli olduğu erkek tarafından vurularak öldürüldü.

Sakarya’nın Akyazı ilçesinde Hatun Ekrem Aslan adlı kadın boşanma aşamasında olduğu Ali Rıza Aslan, tarafından tabancayla vurarak öldürüldü. Ali Rıza Aslan cinayet sonrası intihar etti.

İstanbul Pendik’te yaşayan Sevilay Karlı, 5 ay önce boşandığı Ümit Karlı tarafından bıçaklanarak öldürüldü. Ümit Karlı gözaltına alındı.

Adıyaman Samsat’ta Kasım A., evli olduğu Tuğba A.’yı, bacanağı Abidin A. ve 9 yaşındaki Mustafa A.’yı tabancayla vurarak öldürdü.

Adana’da Nurseli K. adlı kadın çalıştığı iş yerini basan ayrıldığı erkek Oktay D. tarafından tüfekle dizinden vuruldu. Ağır yaralanan Nurseli K. hastanede tedaviye alınırken, Oktay D. tutuklandı.

Erzurum’da cezaevinden firar eden boşanmak istediği Şafak Saydam’ın tabancayla vurduğu Elif Saydam bir haftalık yaşam savaşını kaybetti. Elif Saydam toprağa verildi.

Bursa’da, Tuba Ateşci adlı kadın bir yıl önce boşandığı Murat Demir tarafından kıskançlık bahanesiyle vurularak öldürüldü. Demir cinayet sonrası intihar etti.

“İşte AKP Türkiyesi, Türkiye Yüzyılı…”

Kadın Dayanışma Komiteleri (KDK) “İşte AKP Türkiyesi, Türkiye Yüzyılı…” başlığıyla konuya ilişkin yaptığı açıklamada öldürülen kadınların biri hariç hepsinin boşanma aşamasında olduğu veya boşandığı kişi tarafından öldürüldüğüne dikkat çekti.

Yapılan açıklamada devletin tüm olanaklarına sahip olan AKP’nin bu gücü kadın cinayetlerini önlemek için değil, kadınları daha da karanlığa boğmak için kullandığı vurgulanarak emekçi kadınlara “bu karanlıkta birbirimizin yoluna ışık olalım” çağrısı yapıldı.

KDK’nin açıklamasında şu ifadelere yer verildi: AKP ile daha da kararan bu sömürü düzeninde bizler Medeni Kanun’daki boşanma hakkımızı bile kullanamıyoruz. Hukuken boşansak bile gerçek hayatta bunun karşılığı olmuyor.

Bu da yetmiyor, devletin tüm olanaklarına sahip olan AKP bu gücü kadın cinayetlerini önlemek için değil, kadınları daha da karanlığa boğmak için kullanıyor. Aile hukukuna arabuluculuk getirmenin, nafaka hakkımızı tırpanlamanın tasarıları üzerinde çalışıyorlar.

Bu ülkede AKP cenahından biz kadınların haklarına dair açılan her tartışma, dinci gericilik uğruna atılan her bir adım, kadınlara dair söylenen her bir söz kadın cinayetlerinin artmasına sebep oluyor. Bu yüzden KDK olarak laik, eşitlikçi ve emekçilerin çıkarlarına işleyen bir ülkenin kurulması gerektiğini savunuyoruz. Böyle bir ülke de ancak biz işçilerin, emekçilerin iktidarıyla kurulur.

Mücadelemiz ve çağrımız tüm emekçi kadınlaradır. Gelin hem bu karanlık günlerde birbirimizin yoluna ışık olalım, hem de insanca yaşayacağımız bir ülke için birlikte mücadele edelim.

Paylaşın

Akşener’den Vatandaşa: Sizin İçin Mi Parti Kurduk Biz!

İYİ Parti Lideri Meral Akşener, “Niye döndünüz?” diye soran yurttaşa, “Sizin için mi parti kurduk biz! Vermeyin kardeşim bize oy, gidin CHP’yi destekleyin, seçtirin. DEM’e teşekkür ediyorsunuz, bize küfrediyorsunuz. Hadi be!” diyerek çıkıştı.

31 Mart’ta yapılması planlanan yerel seçimlere sayılı günler kala, partilerde seçim çalışmalarına hız verdi. Bu kapsamda İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Ankara Mamak’ta ziyaretlerde bulundu.

Ziyareti sırasında bir yurttaşın ‘seçime ayrı girme’ eleştirisine tepki gösteren İYİ Parti Lideri Meral Akşener, “Ayrı giriyoruz kardeşim, oy vermeyin sizde” ifadelerini kullandı.

Meral Akşener, “Niye döndünüz?” diye soran yurttaşa, “Sizin için mi parti kurduk biz! Vermeyin kardeşim bize oy, gidin CHP’yi destekleyin, seçtirin. DEM’e teşekkür ediyorsunuz, bize küfrediyorsunuz. Hadi be!” diyerek çıkıştı.

Akşener’in çıkıştığı yurttaş, Medyascope’a konuştu. “Bayındır CHP’deydi, seviyorduk. Şimdi kazanamayacak, AK Parti’ye yarayacak. Olan da bize olacak. Onların zaten maaşı iyi, ekmeği iyi. Bizler perişan. Eşim vefat etti. Keşke evim yakın olsa da evimi çekseniz” ifadelerini kullandı.

Paylaşın

Erdoğan: Kirli İttifakların Farkındayız

Yerel seçimler kapsamında partisinin Manisa Mitingi’nde konuşan Erdoğan, “Her işlerini gizli saklı yapmayı adet edindiler. İstanbul ve Mersin gibi illerde kurulan kirli ittifakların farkındayız” dedi.

Konuşmasının devamında CHP Lideri Özgür Özel’i hedef alan Erdoğan, “Kendi partisine sözünü geçiremediği halde borusunu burada öttürmek isteyenler var. Kılıçdaroğlu 13 kez girdiği seçimlerden nasıl bir netice alamadan gittiyse bunun da akıbeti aynı olacak” ifadelerini kullandı.

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin Manisa Mitingi’nde konuştu. Erdoğan’ın açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

“Kendi partisine sözünü geçiremediği halde borusunu burada öttürmeye heveslenen birileri var. Boynuna vurulan prangalardan 31 Mart’ta kurtulacak. 31 Mart’ta onu da özgürleştireceğiz. 13 kez girdiği seçimlerden nasıl bir netice alamadıysa bunun da akıbeti aynı olacak. Ortaya konacak hiçbir projesi olmayanlar sadece bağırıp gider.

İçeride ve dışarıda birileri milletimizin canını sıkmak için her yolu deniyor. Muhalefetin ilkesiz ve sorumsuz tutumu yaşanan sıkıntıların üzerine adeta tuz biber ekti. Milleti kendilerine mahkum etmek isteyenlerin heveslerini kursaklarından bırakmak boynumuzun borcudur.

Türkiye Yüzyılı başlıyor. Yeter ki milletimiz birliğine sahip çıksın. Türkiye’nin sıkıntıları elbette var ama sıkıntıları çözecek irade ve tecrübe bizdedir. Sorunları çözecek olan yine biziz. Çalışanın, emeklinin, esnafın sorununu çözeceğiz. Ekonomideki sıkıntıların yıl sonundan itibaren hızla hafiflediğini, önümüzdeki yıl yükselişe geçişi hepimiz göreceğiz.

Değerli arkadaşlarım şimdi emniyete sordum. Alanda ne kadar Manisalı var diye sordum. Verdikleri cevap 45 bin.

Her işlerini gizli saklı yapmayı adet edindiler. İstanbul ve Mersin gibi illerde kurulan kirli ittifakların farkındayız. Karanlığa öyle kapıldılar ki Manisa Saruhanlı’da aday listelerini zamanında veremediler. Şehirlerimizin geleceği kirli pazarlıkların mezesi yapılamaz.

Şimdiki CHP Genel Başkanı’nı kimsenin taktığı yok. Nerede kimlerle DEM’lendiği belli değil. Yalan ve iftira ile kafaları karıştırıp kendi menfaatlerini korumaya çalışıyorlar.

Bırakın dünyada ve Türkiye’de ne olup bittiğini, kendi memleketleriyle bile ilgilenme gereği duymuyorlar. Böyle siyaset olmaz. Kadınlarımızın, gençlerimizin, çalışanlarımızın, emeklilerimizin beklentileri, hakları bu kifayetsiz muhterislerin insafına bırakılamaz.”

Paylaşın

Kuzey Kore’nin Silah Fabrikaları Rusya’ya Çalışıyor

Kuzey Kore Devlet Başkanı Kim Jong-un ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in görüşmesinin ardından, Kuzey Kore’nin Rusya’ya 6 bin 700 konteyner dolusu mühimmat gönderdiği öne sürüldü.

Seul ve Washington, Pyongyang ve Moskova’yı silah ticareti yapmakla suçluyor ve Kuzey’i Ukrayna’ya karşı kullanmak üzere Rusya’ya silah tedarik ettiği için kınıyor. Askeri işbirliğini güçlendirme sözü veren Pyongyang ve Moskova ise suçlamaları reddediyor.

Euronews Türkçe’nin aktardığına göre; Güney Kore Savunma Bakanı Shin Won-sik, gazetecilere yaptığı açıklamada Kuzey Kore’nin temmuz ayından bu yana Rusya’ya 6 bin 700 konteyner dolusu mühimmat gönderdiğini belirtti.

Konteynerlerin üç milyondan fazla 152 milimetrelik top mermisi veya 500 bin adet 122 milimetrelik mermi taşıyabileceğini belirten Shin “Muhtemelen ikisinin karışımı olabilir ve en az birkaç milyon merminin gönderildiğini söyleyebilirsiniz.” dedi.

Kuzey Kore’deki mühimmat fabrikasının hammadde ve elektrik eksikliği nedeniyle kapasitelerinin yaklaşık yüzde 30’unda çalıştığına dikkat çeken Shin, Rusya için top mermisi üreten fabrikaların ise “tam kapasite” çalıştığının altını çizdi.

Sunduğu bilgilerin kaynağını açıklamayan Shin, Kuzey Kore’nin mühimmat karşılığında çoğu gıda malzemesi içeren dokuz bin konteyner ürün aldığını bunun ülkedeki fiyatların dengelenmesine yardımcı olduğunu söyledi.

Güney Kore resmi haber ajansı Yonhap’ın aktardığına göre Shin, “Rusya’nın ne kadar vereceği belli değil, ancak Rusya Kuzey Kore top mermilerine ne kadar bağımlı hale gelirse, Rus teknoloji transferlerinin derecesi de o kadar artacaktır.” diye konuştu.

Güney Koreli bakan, bu bağlamda Moskova’nın teknik yardım sağlamaya devam etmesi halinde Kuzey Kore’nin önümüzdeki ayın başlarında bir uydu daha ateşleyebileceğini ve Pyongyang’ın uçak ve yer hareket kabiliyeti ekipman teknolojisi konusunda da yardım istediğini de sözlerine ekledi.

Seul ve Washington, Pyongyang ve Moskova’yı silah ticareti yapmakla suçluyor ve Kuzey’i Ukrayna’ya karşı kullanmak üzere Rusya’ya silah tedarik ettiği için kınıyor. Askeri işbirliğini güçlendirme sözü veren Pyongyang ve Moskova ise suçlamaları reddediyor.

ABD Dışişleri Bakanlığı, cuma günü yayınladığı bir bilgi notunda, Kuzey Kore’nin eylül ayından bu yana Rusya’ya 10 binden fazla konteyner dolusu mühimmat ya da ilgili malzeme teslim ettiğini bildirmişti.

Paylaşın

İmamoğlu’ndan Erdoğan’a: Kendi Kazanırsa Milli İrade; Başkası Kazanırsa Yanlışlık

Güngören’de halka seslenen İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, “Kendi seçimi kazandığı zaman milli irade, ben seçim kazandığımda ne hikmetse birden adı yanlışlık oldu. Erdoğan’ın demokrasi anlayışı tam da bu. Kendi kazanırsa demokrasi, milli irade; başkası kazanırsa yanlışlık” dedi ve ekledi:

“6 Mayıs 2019 akşamı İstanbul’a adı konmamış bir darbe yapılmıştır. İstanbul’da seçimi iptal ettiler. Sandıklarda 700 tane terörist vardı dediler. Sonuçta ne oldu, kimse ceza almadı. Sırf bir seçimi başkası kazandılar diye seçimi iptal ettiler. ‘Oy çaldılar’ dediler, dava bitti ve oy çalan kimse yok.

Bize demokrasi nutukları atan o beyefendi ‘Sen 13 bin oyla İstanbul seçimini kazanacağını mı zannettin’ dedi. ‘Çaldılar ifadesi hukuki değil, siyasi ifade’ dedi. 6 Mayıs 2019’da güle oynaya milli iradeye darbe yaptılar. Ne oldu, millet 23 Haziran’da da 803 bin oyla fark atarak demokrasiye sahip çıktı.”

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, Güngören’de halka seslendi. İmamoğlu’nun açıklamalarından satır başları şöyle:

“İstanbul’da bir süredir ilginç bir seçim süreci yaşıyoruz. Bir bölümüyle bizi şaşırtıyor, bir bölümüyle şaşırtmıyor. ‘Polemikten uzak’ duracağım dedi. Ben ona ‘acemi aday’ diyorum, kusura bakmasın. Acemi aday bazen yüzümüzde acı da olsa bir tebessüm bırakmıyor değil.

Ben de sevindim proje konuşacağız diye. Acemi aday sevincimi yarıda bıraktı, biraz su kaynattı. Polemikleriyle gündeme geldi. Gitti proje, geldi polemik. 40 kere tekrarlanmış 5 yıldır bana yapıştırılmaya çalışılan laflarla polemik üzerinden bana sataşmaya gayret etti.

Bir daveti var ortada. Davet aşağı, davet yukarı. Vay efendim davet edilmedin, aslında not gönderildi. Ortada bir davetiye var, bir ateş topuna döndü. Dokunan yanıyor. Kim etti, ortada davet eden yok. Bu acemi adaya, İstanbul adaylığı birkaç beden büyük geldi.

Yapamayacağı işleri vaadetmek konusunda bir maharet gösteriyor o ayrı ama iki konuda doğruyu söyledi. Bir tanesi ‘yüzde 87 Ekrem İmamoğlu projelerini yaptı’ dedi. Bir de dedi ki ‘Depremde İstanbul koştu, deprem bölgesine yetişti’ dedi.

Kendi seçimi kazandığı zaman milli irade, ben seçim kazandığımda ne hikmetse birden adı yanlışlık oldu. Erdoğan’ın demokrasi anlayışı tam da bu. Kendi kazanırsa demokrasi, milli irade; başkası kazanırsa yanlışlık.

6 Mayıs 2019 akşamı İstanbul’a adı konmamış bir darbe yapılmıştır. İstanbul’da seçimi iptal ettiler. Sandıklarda 700 tane terörist vardı dediler. Sonuçta ne oldu, kimse ceza almadı. Sırf bir seçimi başkası kazandılar diye seçimi iptal ettiler. ‘Oy çaldılar’ dediler, dava bitti ve oy çalan kimse yok.

Bize demokrasi nutukları atan o beyefendi ‘Sen 13 bin oyla İstanbul seçimini kazanacağını mı zannettin’ dedi. ‘Çaldılar ifadesi hukuki değil, siyasi ifade’ dedi. 6 Mayıs 2019’da güle oynaya milli iradeye darbe yaptılar. Ne oldu, millet 23 Haziran’da da 803 bin oyla fark atarak demokrasiye sahip çıktı.

Niye tehdit ediyor biliyor musunuz? Sizden korkuyor. En çok korkuttuğu şey, milleti. Ey milletimiz, gücünüzün farkına varır. İstanbul 2019 yılında bizi tercih etti.”

Paylaşın

Anayasa Mahkemesi’nden İlk Cumhurbaşkanlığı Kararnamesine 37 İptal

10 Temmuz 2018 tarihinde yayımlanan 1 Numaralı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin bazı maddelerinin iptali istemiyle açılan davayı görüşen Anayasa Mahkemesi, kararnamede yer alan 37 düzenleme için iptal kararı verdi.

Anayasa Mahkemesi, iptal kararlarının Resmi Gazete’de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine hükmetti. Bu süre dolana kadar iktidarın, kararname maddelerinde iptal edile hükümlerle ilgili yasa çıkarması gerekecek.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) ve Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, 10 Temmuz 2018 tarihinde yayımlanan 1 Numaralı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin bazı maddelerinin iptali istemiyle dava açmıştı.

DW Türkçe’den Alican Uludağ’ın aktardığına göre; İptal kararlarının gerekçesinde Cumhurbaşkanı’nın Anayasa’da güvence altına alınan temel haklara ilişkin düzenleme yapma yetkisinin olmadığı, bu konuda kararname çıkarılamayacağı ve düzenlemelerin ancak kanunla yapılabileceği vurgulandı.

İptal edilen ve iktidara dokuz ay süre verilen düzenlemeler arasında Cumhurbaşkanlığına personel ataması, maaşlarının düzenlenmesi, hakim ve savcıların Cumhurbaşkanlığınca görevlendirilmesi, üst kademe yöneticileri hakkında bilgi toplanması ile Çevre ve Şehirçilik Bakanlığına belediyelere ait yetkiler verilmesi gibi yetkiler öne çıktı.

Cumhurbaşkanının “istisnai” yetkisine iptal

İptal kararının gerekçesi bugün Resmi Gazete’de yayımladı. Buna göre, kararnameyle Cumhurbaşkanlığı Personel ve Prensipler Genel Müdürlüğünün “devletin sevk ve idaresinde görevli üst kademe yöneticileri hakkında bilgi toplamak, sicil özetlerini ve biyografilerini tutmak” görevinde yer alan “bilgi toplamak” ifadesi iptal edildi. İptal kararının gerekçesinde kişisel verilerin korunmasını isteme hakkının anayasal güvence altına alındığı ve bunun Cumhurbaşkanlığı Kararnamesiyle düzenlenmeyecek konular arasında yer aldığı ifade edildi.

Benzer bir iptal kararı, Cumhurbaşkanlığı politika kurulllarına verilen “görevleriyle ilgili gerekli olan bilgileri” kamu kurum ve kuruluşlarından isteme yetkisine ilişkin oldu. Kararnameyle Cumhurbaşkanı İdari İşler Başkanı’na Cumhurbaşkanlığına personel atama yetkisi verilmişti. AYM, bu yetkiyi “Kararnameyle değil kanunla düzenlenmesi gereken bir konu” olduğu gerekçesiyle iptal etti. Ayrıca İdari işler Başkanlığı’nda 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu hükümlerine bağlı kalınmaksızın sözleşmeli personel istihdam edilmesine izin veren hüküm de Anayasa’ya aykırı buldu.

Cumhurbaşkanlığı Kararnamesiyle herhangi bir sosyal güvenlik kurumundan emeklilik veya yaşlılık aylığı alanların Cumhurbaşkanlığında kadrolu olarak atanamayacakları düzenleniyordu. Ancak bu atamalara “Cumhurbaşkanı tarafından atananlar hariç olmak üzere…” şeklinde bir istisna getirilmişti. Böylece Cumhurbaşkanlığı merkez teşkilatında kadrolu olarak görev yapacak olan ve cumhurbaşkanı tarafından atanan idari işler başkanı, Cumhurbaşkanlığı özel kalem müdürü, başdanışmanlar, danışmanlar ve genel müdürlerin herhangi bir sosyal güvenlik kurumundan emeklilik ve yaşlılık aylığı almaları, atanmalarına engel değildi.

AYM, cumhurbaşkanı tarafından atanacaklara getirilen bu istisnai düzenlemeyi Anayasa’ya aykırı bularak iptal etti. Mahkeme ayrıca cumhurbaşkanınca atananların sosyal güvenlik kurumlarından bağlanmış aylıklarının kesilemeyeceği hükmünün de iptaline karar verdi.

“Hakim ve savcı görevlendirmesi kanunla yapılmalı”

Kararnameyle adli ve idari yargıda görevlihakim ve savcılar da İdari İşler Başkanı’nın talebi üzerine üç yıl süreyle Cumhurbaşkanlığı’nda görevlendirilebiliyordu. Yüksek Mahkeme, buna ilikşin kararname hükmünü de Anayasa’ya aykırı buldu. İptal gerekçesinde, “Adli ve idari yargı mensuplarının -yürüttükleri görevler idari nitelikte olsa bile- resmî ve özel görev almalarının, atanmalarının, hakları ve ödevlerinin, meslekte ilerlemelerinin, görevlerinin ve görev yerlerinin geçici veya sürekli olarak değiştirilmesi ile diğer özlük işlerinin kanunla düzenlenmesi gerekir” denildi.

AYM, Cumhurbaşkanlığı’na bağlı politika kurullarının üyelerine yapılacak ödemeleri düzenleyen kararname maddesinin iptaline de hükmetti. Kararda, kurul üyelerine her ay yapılacak ek ödemeyi ve buna ilişkin usul ve esasları düzenleyen kuralın mülkiyet hakkına ilişkin bir düzenleme niteliğinde olduğu, bunun da kararname ile düzenlenemeyeceği vurgulandı.

Kararnameyle Adalet Bakanlığına bağlı Teftiş Kurulu ve müfettişlerin görev, yetki ve sorumlulukları ile çalışma usullerinin yönetmelikle düzenleneceğine ilişkin maddesi de Anayasa’ya aykırı bulundu. Bakanlık tarafından yurt dışı kadrolara atanan hakim ve savcılara yapılan ödemelere ilişkin kararname hükmü de iptal edildi.

Çevre Bakanlığının belediye yetkileri iptal edildi

Kararnamede Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın görevleri de düzenlenmişti. Bu kapsamda bakanlığa imar ve yapılaşmaya ilişkin yetkiler verildi. Bunlar arasında “gecekondu, kıyı alanları ve tesisleri ile niteliğinin bozulması nedeniyle orman ve mera dışına çıkarılan alanlar dâhil kentsel ve kırsal alan ve yerleşmelerde yapılacak iyileştirme, yenileme ve dönüşüm uygulamalarında idarelerce uyulacak usul ve esasları belirlemek” gibi belediyelerde olan bazı yetkiler de yer aldı.

AYM, Anayasa’da güvence altına alınan mülkiyet hakkıyla ilgili düzenlemenin kararnameyle yapılamayacağını belirterek iptal kararına imza attı. Kararda, “Bu alanlarda yapılacak iş ve işlemler, kişilerin maliki bulundukları arsa, arazi ve yapılar üzerindeki kullanım ve tasarruf biçimlerini kısmen veya tamamen değiştirme, yeniden düzenleme veya sona erdirme gibi mülkiyet hakkına müdahale teşkil edebilecek niteliktedir” uyarısı yapıldı.

Çevre Bakanlığına çevre, imar ve yapılaşmaya ilişkin olarak etüt, harita, her tür ve ölçekteki çevre düzeni, nazım ve uygulama imar planları, parselasyon planları, yapı ruhsatı, yapı kullanma izni ile işyeri açma ve çalışma ruhsatıyla ilgili verilen düzenleme yetkisinin de iptaline karar verildi.

Ayrıca bakanlığın mahallî idarelerin ve bunların merkezî idare ile olan ilişkilerini düzenleyen kararname de iptal edildi. Yerel yönetimlere tanınan özerkliğin Anayasa’da güvence altına alındığı belirtilen kararda, buna ilişkin düzenlemenin de kanunla yapılması gerektiği belirtildi. Bakanlığa bağlı Mekânsal Planlama Genel Müdürlüğü’ne verilen bazı yetkiler de iptal edildi.

İptal edilen yetkiler arasında cumhurbaşkanınca belirlenen proje kapsamı içerisinde kalmak kaydıyla kamuya ait tescilli araziler ile tescil dışı araziler ve muvafakatleri alınmak koşuluyla özel kişi veya kuruluşlara ait arazilerin yeniden fonksiyon kazandırılıp geliştirilmesine yönelik olarak her tür ve ölçekte etüt, harita, plan, parselasyon planı, kamulaştırma, arazi ve arsa düzenlemesi yapmak, yaptırmak ve onaylamak da yer aldı. Bu konuda kanun çıkarılması istendi.

Meslek odalarının denetimi ve İçişleri’nin iptal edilen yetkileri

Kararnameyle mimarlık ve mühendislik meslek kuruluşlarına ilişkin mevzuatı hazırlamak ve anılan konularla ilgili olarak mimarlık ve mühendislik meslek kuruluşlarını denetlemek görev ve yetkisi Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığına verilmişti. Meslek kuruluşlarının özerk yapısına işaret edilen iptal kararında, buna ilişkin düzenlemenin ancak kanunla çıkarılabileceği belirtildi.

Kararnamede teşkilat yapısı oluşturulan İçişleri Bakanlığına verilen “ülkenin idari bölümlere ayrılması, il ve ilçelerin genel idarelerini düzenlemek” görevi, kanunla çıkarılmadığı gerekçesiyle iptal edildi. İçişleri Bakanlığına bağlı mülkiye müfettişlerinin görev, yetki ve sorumlulukları ile çalışma usullerinin yönetmelikle düzenleneceği hükmü de Anayasa’ya aykırı bulundu.

Sağlık Bakanlığının hastanelere başvuran hastaların verdikleri kişisel verilerini işleyebilmesi ile Dışişleri Bakanlığındaki meslek memurları ile konsolosluk ve ihtisas memurlarına ilişkin sınavların kararnameyle düzenlenmesinin de Anayasa’ya aykırı olduğu vurgulandı.

Paylaşın

“AK Parti’de Emekli Ve Yaşlı Seçmen Yüzde 30 Azaldı” İddiası

31 Mart’ta yapılması planlanan yerel seçimlere sayılı günler kala, Gazete Pencere yazarı Nuray Babacan, AK Parti’de emekli ve yaşlı seçmen yüzde 30 oranında eridiğini öne sürdü.

Nuray Babacan, emeklilerin yaşadığı hayat pahalılığı, emekli aylığında yaşanan sorunlar ve 3 bin lirayla sınırlı kalan bayram ikramiyesinin bu çözülmede etkili olduğunun konuşulduğunu belirtti.

Gazete Pencere yazarı Nuray Babacan, “AKP’lileri telaşlandıran durum: Emekli seçmen eriyor…” başlıklı yazısından aktardığı kulis bilgisine göre, AKP’de emekli ve yaşlı seçmen yüzde 30 oranında eridi.

Babacan’ın yazısına göre, emeklilerin yaşadığı hayat pahalılığı, emekli aylığında yaşanan sorunlar ve 3 bin lirayla sınırlı kalan bayram ikramiyesinin bu çözülmede etkili olduğu konuşuluyor.

Babacan’ın yazısının ilgili bölümü şu şekilde: “Yerel seçimlerden avantajlı çıkma planı yapan iktidar partisi, sıkıntılı alanları belirlemek ve buna yönelik pozisyon almak için çabalıyor. Yapılan son araştırmalar gösterdi ki, AKP’nin en güvendiği yaşlı ve emekli tabanda ciddi çözülme var. Ekonomik krizden en çok etkilenen kitlenin, partiden uzaklaştığı ortaya çıktı.

Parti yönetimi, tabanlarının halen kendileriyle hareket edip etmediğini araştırırken, ilginç sonuçlara ulaştılar. AKP’nin seçmen tabanında, 65 yaş üstü önemli bir yer tutuyor. Ancak, son dönemdeki ekonomik kriz ve bir türlü dizginlenemeyen enflasyonun sonuçları seçmen tabanının uzaklaşmasına neden oldu. AKP’den uzaklaşan bu grupta, yüzde 30 oranında erime olduğu ortaya çıktı. Gençlerin oyları konusunda sıkıntı yaşayan parti, orta yaş seçmenine kıyasla emekli ve yaşlı seçmeninde çözülme saptadı.

Emeklilerin ekonomik durumu, son yıllarda katlanarak artan hayat pahalılığı, emekli maaş artışında son dönemde yaşanan sorunlar ve son olarak Çalışma Bakanı tarafından 5 bin lira planlandığı açıklanmış olmasına rağmen 3 bin lirayla sınırlı kalan bayram ikramiyesinin bu olumsuz sonucun nedeni olduğu konuşuluyor.”

Paylaşın

Şimşek’ten ‘Kredi Kartı’ Açıklaması: Hiçbir Habere İtibar Etmeyiniz

Kredi kartlarına taksit sınırlaması getirildiğine dair haberlerle ilgili açıklama yapan Mehmet Şimşek, “Piyasalarda tedirginlik ve güvensizlik oluşturmaya yönelik kasıtlı haberler dolaşıma sokulmaktadır” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Orta Vadeli Programımızda uygulayacağımız politikaları net bir şekilde ortaya koyduk. Kurala dayalı ve öngörülebilir politikalarımız seçim sonrası dönemde de aynen devam edecektir. Bu çerçevede vatandaşlarımızdan istirham ediyorum; lütfen bizden duymadığınız hiçbir habere itibar etmeyiniz.”

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, kredi kartlarına taksit sınırlaması getirildiğine dair haberlerle ilgili sosyal medya hesabından açıklamalarda bulundu. Şimşek, şu ifadeleri kullandı:

“Piyasalarda tedirginlik ve güvensizlik oluşturmaya yönelik kasıtlı haberler dolaşıma sokulmaktadır. Orta Vadeli Programımızda uygulayacağımız politikaları net bir şekilde ortaya koyduk. Kurala dayalı ve öngörülebilir politikalarımız seçim sonrası dönemde de aynen devam edecektir. Bu çerçevede vatandaşlarımızdan istirham ediyorum; lütfen bizden duymadığınız hiçbir habere itibar etmeyiniz.”

Öte yandan Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Dezenformasyonla Mücadele Merkezi, kredi kartı kullanımlarında taksit uygulamasının kaldırılmasına ilişkin hayata geçirilmiş herhangi bir düzenleme bulunmadığını bildirdi. Açıklamada, şunlar kaydedildi:

“Hazine ve Maliye Bakanlığı veya ilgili kuruluşlar tarafından, kredi kartı kullanımlarında taksit uygulamasının kaldırılmasına ilişkin hayata geçirilmiş herhangi bir düzenleme bulunmamaktadır. Kredi kartları konusunda doğru olmayan bilgiler üzerinden, piyasanın işleyişini bozabilecek mesnetsiz ve spekülatif açıklamalar yapıldığı tespit edilmiştir. Resmi kurum ve yetkililerin dışında yapılan açıklamalara itibar etmeyiniz.”

Paylaşın