Dünya Meteoroloji Örgütü: 2023 Yılında Sıcaklık Rekoru Kırıldı

Dünya Meteoroloji Örgütü’nün (WMO) Genel Sekreteri Celeste Saulo, “2023’te yaşadıklarımız, özellikle de okyanuslardaki eşi görülmemiş ısınma, buzulların erimesi ve Antartika deniz buzunun kaybı çok endişe verici” dedi.

İnsanlık için mücadele edilmesi gereken en önemli sorunun gıda güvenliği ve biyolojik çeşitliliğin kaybı ile bağlantılı olan iklim krizi olduğunu vurgulayan Celeste Saulo, iklim değişikliğinden kaynaklanan tehlikelerin 2023 yılında da çok sayıda insanı göçe zorladığını da dile getirdi.

DW Türkçe’nin aktardığına göre; Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres, iklim değişikliği konusunda gerek sıcaklıklardaki artış gerekse etkilerinde tüm alarm zillerinin çaldığını dile getirdi.

BM’ye bağlı Dünya Meteoroloji Örgütü’nün (WMO) 2023 İklim Raporu’nu değerlendiren Guterres, bulguların geçen yıl Ocak ile Aralık ayları arasındaki dönemin hava sıcaklıklarının kayıt altına alınmasından bu yana dünya üzerinde en sıcak dönem olduğunu ortaya koyduğunu aktardı. Guterres, sanayi öncesi döneme kıyasla 2023 yılında ısı artışının küresel çapta 0,12’lik artı ya da eksi yanılma payı ile 1,45 arttığının tespit edildiğini dile belirtti.

2015 yılında uluslararası toplumun üzerinde mutabık kaldığı Paris İklim Anlaşması, küresel ısınmanın sanayi öncesi döneme göre 1,5 dereceyi aşmamasını öngörüyordu.

WMO raporuna göre sadece 2023 yılı bugüne dek kaydedilen en sıcak sene olmakla kalmadı, aynı zamanda son on yıllık dönem de yine bugüne dek görülen en sıcak on yıllık dönem olarak tarihe geçti.

WMO raporunda okyanuslarla ilgili de endişe verici durum aktarılıyor. Sıcak hava dalgalarının okyanuslardaki ekosisteme ve besin sistemine zarar verdiğine işaret edilen raporda, 2023 yılında okyanusların yüzde 90’ından fazla bir bölümünün yılın belli bir döneminde aşırı sıcak hava dalgası etkisine girdiği belirtildi.

Buzullarda yaşanan erime de yine tarihi boyutlara ulaşmış durumda. Raporda yer alan bu konuyla ilgili ilk veriler, 1950’lerden bu yana en büyük buzul kaybına işaret ediyor. Özellikle Kuzey Amerika’nın batısında ve Avrupa’daki buzullarda yaşanan büyük oranlı erime, söz konusu veride etkili olmuş durumda.

Deniz suyunun donması sonucu ortaya çıkan deniz buzunun Antartika’daki mevsimsel yayılımı da 2023 yılında yine hava sıcaklığı kayıtlarına başlandığı günden bu yana en düşük seviyede kaldı. Geçen sene oluşan deniz buzu, 2022’ye oranla yaklaşık bir milyon kilometrekare daha az bir alana yayılabildi.

“2023’te yaşadıklarımız, özellikle de okyanuslardaki eşi görülmemiş ısınma, buzulların erimesi ve Antartika deniz buzunun kaybı çok endişe verici” diyen WMO Genel Sekreteri Celeste Saulo, insanlık için mücadele edilmesi gereken en önemli sorunun gıda güvenliği ve biyolojik çeşitliliğin kaybı ile bağlantılı olan iklim krizi olduğunu vurguladı.

Saulo, iklim değişikliğinden kaynaklanan tehlikelerin 2023 yılında da çok sayıda insanı göçe zorladığını da dile getirdi.

Paylaşın

“Merkez Bankası Dört Haftada 20 Milyar Döviz Sattı” İddiası

Merkez Bankası’nın (TCMB) kurlara müdahalesinin devam ettiğini gösteren bir grafik hazırlayan Prof. Dr. Hakan Kara, bankanın son dört haftada kuru dizginlemek için yaklaşık 20 milyar döviz sattığını öne sürdü.

Bilkent Üniversitesi öğretim üyesi ve eski Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başekonomisti Prof. Dr. Hakan Kara, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, seçim öncesi Merkez Bankası’nın kurlara müdahalesinin devam ettiğini gösteren bir grafik hazırladı.

Prof. Dr. Kara, mesajında, “Son dört haftada kuru dizginlemek için nette yaklaşık 20 milyar dolar döviz satılmış görünüyor” dedi.

Hakan Kara, kur baskısının ve rezerv kaybının durdurulması için ise TL mevduat faizinin daha yukarda tutulması gerektiğini, küçük yatırımcının da kazanç sağlamasının önemli olduğunu aktardı. Kara mesajında şu ifadeleri kullandı:

“Mevcut durumda TCMB’nin likidite sıkılaştırması sonrası gecelik piyasa faizleri (fiili politika faizi) üç haftadır yüzde 46,5 düzeyinde seyrediyor. Yıllık bileşiği yüzde 58,9’a denk geliyor. Mevduat faizinin (1-3 ay vadeli) yıllık bileşiği ise yüzde 53,6 düzeyinde.

Muhtemelen KKM ve büyük tutarlı mevduatı dışladığınızda sıradan TL mevduata verilen faiz bunun çok daha altındadır. Kur baskısının ve rezerv kaybının durulması için TL mevduat faizinin daha yukarı ittirilmesi ve sadece KKM’ye ve büyük mevduata değil küçük yatırımcıya da tatminkar getiri sağlanması gerekiyor.”

Paylaşın

Özel’den Erdoğan’a “Yeniden Refah” Göndermesi

CHP Lideri Özgür Özel, Erdoğan’ın Yeniden Refah Partisi hakkında söylediklerini ilişkin, “Erdoğan, Erbakan’ın oğluna ‘dolandırıcı’ ve ‘zübük’ diyor. Dün methettiğine bugün hakaret edenden, dün yol yürüdüğüne bugün iftira atandan bir şey olmaz” dedi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, yerel seçimler kapsamında partisinin Artvin ve Rize mitinglerinde halka seslendi. Özel’in konuşmasından öne çıkan bölümler şöyle:

“Artvin’de eğitimde büyük sorunlar. Bu konuda yerel yönetimlerin yapacağının daha ötesinde şeyler yapacak. Eğitim ile ilgili neler yapılması gerekiyorsa o projeler gerçekleştirecek. Hocanın sağ omzunda Mansur Yavaş’ın, sol omzunda ise Ekrem İmamoğlu olacak ben de tam arakasındayım.

Bakın eğer CHP’nin ve çevrecilerin tutumu olmasaydı Cerrattepe’de altın madeni çıkarılırken açık liç uygulaması olacaktı aynı İliç’teki gibi. Şu anda kapalı madencilik var, aşağıda emekçiler çalışıyor, yukarıda nakliyeciler içinde cevher olan toprağı ulaştırıyorlar ve şu anda burada siyanür yoksa bu mücadelenin sonucunda yok. Ama bu para bu maden bambaşka bir niyet içinde. Bu maden açık ocağa dönüştürülmek istiyor.

Açık ocak olunca ne olur söyleyeyim: Madende iki asgari ücretli istihdam kapalı ocakta var açık ocakta yok.  Açık ocakta zaten madenci yok dozerci var. Nakliye yok, oluşan yığının üstüne siyanürü döküyorlar. Aşağıdan altını toplayıp gidiyorlar, siyanürle arsenikle sizi baş başa bırakıyorlar.

Şimdi AK Parti Belediye Başkanı Adayı arıyor, Artvin’de yaşayanların şansı yok, Ankara’da kriter koymuşlar, Artvin’de kökü Artvinli birini koyun ama Artvin’de soyu, sopu, evladı, torunu dedesi ninesi olmasın. Niye, Artvin’e ihanet edecek birisi Artvin’de yaşıyor olamaz. Açık ocağa dönüştürmeye onay verecek, set çekmeyecek birinin evrak üstünde Artvinli ama çocuklarının başka bir yerde olması lazım.

Bugün AK Parti’nin Artvin’e koyduğu belediye başkanını ve koymadığı aday adaylarını bir de böyle düşünsün Artvinliler. Birileri Artvin’e Artvinlilerin ipini çekmeye geliyor… Peki Hoca olursa ne olur. Biz olursak kimse işsiz kalmaz, kimse aşsız kalmaz, kimsenin düzeni bozulmaz ama kimsenin de gelip Artvin’e siyanürlü su içirmesine, Artvin’i perişan etmesine, asit yağmurlu yağmasına asla izin vermeyiz.

Artvin’in geleceğini düşünen Bilgehan Hoca’nın arkasında duracak. Kâğıtta Artvinli olup, dışardan ithal adaylarla Artvin’in başına bela getirmeye ya da öyle bir belanın gelmesi için oyları bölmeye, Artvin’e ihanet etmeye kimsenin hakkı yoktur. Tabi bir Faruk Çelik gerçeği var. Artvinli mi , Şanlıurfalı mı, her taraflı. O da geldi dışardan burada, adayları geldi dışarda burada. Vali gibi geliyorlar her şeyi biliyorlar.

Emekliler bayram ikramiyesi alıyor değil mi? Kimin sayesinde? Kemal Kılıçdaroğlu sayesinde. 2015 7 Haziran’da Kemal Bey dedi ki; ‘Ben her emekliye 2 bayramda birer ikramiye vereceğim’. Dediler ‘veremezsin’. 7 Haziran’da seçimi kaybettiler. 1 Kasım gelirken ‘biz de vereceğiz’ dediler. Sonra 3 yıl kulaklarının üstüne yatıp 6 ikramiyenizi söz verdikleri halde ödemediler. 2018’de biz 1 maaş diyorduk, bin lira verdiler. Biz beğenmedik, itiraz ettik.

O beğenmediğimiz bin lira o gün kıyma 42 lira 24 kilo kıyma alınıyordu. Şimdi 2 Nisan – 4 Nisan arası emekli ikramiyeleri yatacak, 3’er bin lira. 5 bekleniyordu 3. Al 3 bin lirayı git kasaba 6 kilo dana kıyma. 24 kilo nerede 6 kilo nerede? 30 iftar, 30 sahur, sonra bayram sofrası. 18 kilo kıyma iftarınızdan, sahurunuzdan, bayram sofranızdan, evladınızın kursağından, sizin lokmanızdan eksik edilmiştir. İnsanlar maddi durumları nedeniyle birbirilerini iftara çağırmaya çekiniyorlar.

Toplumda kimin derdi varsa, 1 Nisan’dan sonra CHP ezilenin yanında olacaktır. Birbirine tutunan, ayakta kalmaya çalışan, korkuyu örgütleyen, güzel söz söylemeyen, depremzedeleri tehdit eden bir korku ittifakı var. Bu ittifakın adı Cumhur İttifakı. Oradan ayrılan bir parti oldu. Bizden de ayrılan oldu ve ‘Canınız sağ olsun’ dedik. Şimdi Erdoğan, Fatih Erbakan’ın oğluna ‘dolandırıcı’ ve ‘zübük’ diyor. Dün methettiğinin bugün hakaret edenden, dün yol yürüdüğüne bugün iftira atandan bir şey olmaz.”

Rize’de ÇAYKUR vurgusu

CHP Lideri Özgür Özel, Artvin’den sonra Rize’ye geçti. Pazar Meydanı’nda yurttaşlara seslenen Özel, şunları söyledi: “ÇAYKUR’u Varlık Fonu’na devrettiler. Adeta özelleştirmek ve büyük kartellerin eline vererek çay üreticisini büyük sermaye şirketlerinin çalışanı haline getirmeye çalıştılar. ÇAYKUR emekçileri 6 ay çalışıyor. Defalarca kadro sözü verildi ama tutulmadı. ÇAYKUR işçisi 12 ay çalışmak istiyor. ÇAYKUR işçisine kadro istiyoruz.”

Paylaşın

CHP: Türkiye İttifakı Söylemimiz Halkta Karşılık Buldu

Yerel seçimlere ilişkin konuşan CHP’li kurmaylar, “Türkiye ittifakı söylemimiz halkta karşılık buluyor. İnsanların da ilgisini çekiyoruz. Bunu da adaylarımız sağlıyor. Bu adaylarla CHP topluma ‘Ben geniş bir yelpazenin siyasi partisiyim’ mesajını veriyor” değerlendirmesini yaptı.

CHP’li kurmaylar, Bahçeli’nin Erdoğan’a “Ayrılamazsın” demesine ilişkin ise “Tekleşmiş bir parti gibiler. Bu birliktelikte Bahçeli biraz daha başat bir rol izliyor ve AKP’yi biraz kendisine benzetiyor. Bundan kaynaklı da AKP’deki oy erimesi devam ediyor. Bunların bir kısmını MHP, bir kısmını YRP alıyor” dediler.

31 Mart’ta yapılacak yerel seçimlere kısa süre kalmışken, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) kurmayları Cumhuriyet’ten Sarp Sağkal‘a değerlendirmede bulundu.

Partililer, “AKP ve MHP önceki seçimde 30 yerde işbirliği yapıyorlardı. Şimdi 59 ilde ortak adayla çıkıyorlar. Bunların hepsi de CHP’nin önceki dönem kazandığı ya da yeni dönemde kazanma ihtimalinin yüksek olduğu iller” dedi.

Buna karşın CHP’nin daha fazla il kazanma ihtimali olduğunu söyleyen kurmaylar, “Bizim Türkiye ittifakı söylemimiz de halkta karşılık buluyor. İnsanların da ilgisini çekiyoruz. Bunu da adaylarımız sağlıyor. Bu adaylarla CHP topluma ‘Ben geniş bir yelpazenin siyasi partisiyim’ mesajını veriyor” değerlendirmesini yaptı.

Bahçeli’nin “ayrılamazsın” çağrısı

MHP lideri Devlet Bahçeli’nin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a “ayrılamazsın” demesini de yorumlayan CHP’liler, “Tekleşmiş bir parti gibiler. Bu birliktelikte Bahçeli biraz daha başat bir rol izliyor ve AKP’yi biraz kendisine benzetiyor. Bundan kaynaklı da AKP’deki oy erimesi devam ediyor. Bunların bir kısmını MHP, bir kısmını YRP alıyor” dedi.

“Artık AKP ve MHP birbirlerine tutunarak siyasette bir güç oluşturabiliyor” diyen kurmaylar, “Bu nedenle Bahçeli, Erdoğan’ın devam etmesini istiyor. Erdoğan da Bahçeli’nin genel başkanlığını sürdürmesini sağlıyor” ifadelerini kullandı.

Gökhan Zan’ın adaylığı

Öte yandan Hatay’da TİP’in Gökhan Zan’ın adaylığını çekmesinin seçimleri etkileyeceğini söyleyen kurmaylar, “Lütfü Savaş’a sahada bir ilgi var. Seçimi kazanma ihtimali aday olduğu güne göre yükseldi” dedi.

Paylaşın

BTI Endeksi: Türkiye ‘Ilımlı Otokrasi’ Kategorisinde

2024 Dönüşüm Endeksi’ne (BTI) göre, kötü yönetilen ve demokrasinin gerilediği ülkeler arasında Türkiye de yer alıyor. Raporda, Belarus ve Rusya ile birlikte “otokrasinin kök saldığı” ülke olarak tanımlanan Türkiye’nin “Kutuplaştırıcı ve otoriter bir liderlik tarzına sahip aktör tarafından yönetilmekte olduğu” aktarılıyor.

Türkiye, 10 üzerinden 4,23 puanla “Ilımlı otokrasi” kategorisinde, Singapur, El Salvador, Papua Yeni Gine, Tunus, Tanzanya, Togo, Gabon, Cezayir, Uganda, Angola ve Irak gibi ülkelerin de gerisinde yer alıyor. Raporda, El Salvador, Guatemala, Mozambik, Nikaragua, Tayland ve Uganda’da olduğu gibi Türkiye’de de en önemli demokratik kurumların erozyona uğramasının otokratik yönetimlerin inşasını kolaylaştırdığı kaydediliyor.

Bertelsmann Vakfı’nın bugün yayımladığı 2024 Dönüşüm Endeksi (BTI), demokrasinin dünya genelinde zemin kaybetmeye devam ettiğini, kötü yönetilen devletlerin sayısında da daha önce görülmemiş bir artış olduğunu ortaya koydu. “Ilımlı otokrasi” olarak sınıflandırılan Türkiye’nin de kötü yönetilen ülkeler arasında yer aldığına işaret edilen raporda, dikkat çekici saptamalara yer verildi.

137 gelişmekte olan ülkede demokrasinin durumunu, ekonomik kalkınma ve yönetişim performansını mercek altına alan BTI Endeksi, karamsar bir tablo ortaya koydu. Rapora göre son iki yılda demokratik olarak nitelendirilebilecek ülkelerin sayısı azaldı, otokrasiler ise zemin kazandı. 63 ülkenin demokratik ilkelere bağlı kaldığı, buna karşın 74 ülkenin otoriter bir yönetimin pençesi altında olduğu belirtildi.

“Daha az demokrasi, daha az başarı” ifadelerine yer verilen raporda devletlerin yönetişim performansının da “dip seviyeye” gerilediğine, bu gelişmelerin “kasvetli bir küresel tablo ortaya koyduğuna” vurgu yapıldı.

Kötü yönetişimin demokratik kurumlara güvenin erozyona uğramasına yol açtığına, demokratik ve piyasa odaklı reformları savunanların artan oranda dışlandığına, yürütmenin hesap verebilirliğinin zayıfladığına, hükümet politikalarının eleştirilmesinin de giderek zorlaştığına dikkat çekildi.

“Görevi kötüye kullanma, yolsuzluk ve kötü yönetim vakaları çoğu zaman cezalandırılmayarak cezasızlık kültürü sürekli kılınıyor” tespitine yer verilen raporda, hükümetlerin uzun vadede sürdürülebilir ve sosyal açıdan kapsayıcı ekonomi politikaları benimsemek yerine “yozlaşmış bir patronaj sistemini sürdürmeye yöneldikleri,” kayırmacılık ve yolsuzluğun güçlendiği aktarıldı.

Türkiye, otokrasinin kök saldığı ülkelerden biri

BTI Endeksi’ne göre kötü yönetilen ve demokrasinin gerilediği ülkeler arasında Türkiye de yer alıyor. Raporda Belarus ve Rusya ile birlikte “otokrasinin kök saldığı” ülke olarak tanımlanan Türkiye’nin “Kutuplaştırıcı ve otoriter bir liderlik tarzına sahip aktör tarafından yönetilmekte olduğu” aktarılıyor.

Türkiye, 10 üzerinden 4,23 puanla “Ilımlı otokrasi” kategorisinde, Singapur, El Salvador, Papua Yeni Gine, Tunus, Tanzanya, Togo, Gabon, Cezayir, Uganda, Angola ve Irak gibi ülkelerin de gerisinde yer alıyor. Raporda, El Salvador, Guatemala, Mozambik, Nikaragua, Tayland ve Uganda’da olduğu gibi Türkiye’de de en önemli demokratik kurumların erozyona uğramasının otokratik yönetimlerin inşasını kolaylaştırdığı kaydediliyor.

Türkiye’nin de aralarında bulunduğu bu ülkelerde reformları önceliklendirme ve hayata geçirme yetkinliği ve iradesinin azaldığı, hükümetlerin ders çıkarma kapasitesinin de gerilediği belirtilirken, “Bu örnekler, politikalar tartışılmadığında, siyasi karar alma süreçlerinin daha az bilgiye dayandığını, daha az verimli olduğunu, nihayetinde de yön vermekten yoksun hale geldiğini göstermekte” görüşü aktarılıyor.

BTI Endeksi’ne göre hukuk devleti alanındaki en sert gerileme Türkiye ve Macaristan’da yaşandı. Raporda, Anayasa değişiklikleri ile Türkiye’yi parlamenter sistemden “cumhurbaşkanlığı cumhuriyetine” dönüştüren Erdoğan’ın bu yolla otoritesini daha da sağlamlaştırdığına vurgu yapılıyor.

Erdoğan’ın yasama, yargı, ordu ve medyayı kontrol ettiğinin altı çizilirken, Türkiye’de yolsuzluğun yaygın olduğuna işaret edilerek, “Hükümet, özellikle de kendi saflarından veya ilişkili iş çevrelerinden kişiler bu işe bulaşmışsa, ihtiyatlı davranmakta” gözlemi aktarılıyor.

BTI Endeksi’nin ekonomik dönüşüm verileri de Türkiye’nin son iki yılda bu alanda gerilediğine işaret ediyor. Türkiye’nin iki yıl önceki raporda 6,1 olan puanı, 5,68’e geriledi.

Raporda, ülkelerin ekonomide Covid-19 salgını ve Rusya’nın Ukrayna savaşı nedeniyle karşı karşıya kaldıkları sınamalara nasıl yanıt verdikleri de mercek altına alındı. Sınamalara verilen yanıtlarda hükümetlerin sergilediği esnekliğin ve öğrenme kabiliyetinin büyük önem taşıdığına vurgu yapıldı. İncelenen 137 ülkeden 88’inde sıkı para politikası izlendiği ve ülkelerin büyük bir bölümünün de enflasyonist eğilimlere karşı esnek ve uyum gösterecek hamlelerle yanıt verdiği aktarılırken, “Olumsuz istisnalar arasında ise Laos, Lübnan ve Türkiye yer aldı” denildi.

Türkiye’de enflasyon oranlarının üç haneli rakamlara kadar çıktığına dikkat çekilen raporda, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın karar alıcılarının Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından atandıklarına ve onun talimatlarını uyguladıklarına dikkat çekilerek şunlar kaydedildi:

“Hatta Erdoğan’ın talimatları uygulayan Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, enflasyonist eğilimlere rağmen yatırımları teşvik etmek için 2021 yılında faiz oranını düşürdü. Bunun ulusal para biriminde yol açtığı hızlı değer kaybı 2022 yılında yüksek enflasyon oranlarını beraberinde getirdi. Bu da ülkede ağır sosyal maliyetlere yol açarken, uluslararası alanda da Türkiye’ye duyulan güvenin önemli ölçüde kaybedilmesine yol açtı.”

BTI Endeksi’ne göre Türkiye’nin de aralarında bulunduğu 53 ülke iyi yönetişimden yoksun ve bu ülkelerde oydaşma erozyona uğradı. 10 üzerinden 3,75 puan ile Türkiye iyi yönetilmeyen ülkeler arasında yer aldı.

Oydaşma sağlama kapasitesindeki eksikliğin, yönetişim performansında gerilemeye yol açan etkenler arasında yer aldığına dikkat çekilen raporda, “Özellikle ülke içindeki gerilimleri azaltma ve uluslararası alanda iş birliği yapma konusundaki isteksizlik alarm verici” ifadelerine yer verildi.

Raporda ayrıca Türkiye örneğinin, “kişiye bağlı, dar yönetim anlayışının, sistemik sorunlara ve yanlış ekonomi politikalarına yol açabileceğini gösterdiği” de vurgulandı.

Almanya’nın saygın düşünce kuruluşlarından Bertelsmann Vakfı, Dönüşüm Endeksi’ni 2006 yılından bu yana, iki yılda bir yayımlıyor. Rapor, gelişmekte olan 137 ülke hakkında 5 bin sayfayı aşan kapsamlı ülke raporları ışığında, 120’den fazla ülkeden yaklaşık 300 uzmanın katkısıyla kaleme alınıyor. 2024 BTI raporu, 1 Şubat 2021 ile 31 Ocak 2023 tarihleri arasındaki dönemde yaşanan gelişmeleri kapsıyor.

Paylaşın

Asgari Ücret 54 Dolar Eridi

27 Aralık’ta 17 bin 2 TL’lik asgari ücretle yaklaşık 580 dolar alınabilirken bugün 526 dolar alınabiliyor. Bu durum, asgari ücretin 27 Aralık kuruna göre 54 dolar az olduğuna işaret ediyor.

Geçen yılın ikinci yarısında 11 bin 402 lira 32 kuruş olan asgari ücret ise o dönemki ortalama kurla (27,66 TL) 412 dolara denk geliyordu. Asgari ücrete sene başında yapılan zam dolar bazında erirken diğer ücretlerde de durum farklı değil.

Yerel seçim öncesi dolar ve euroda yükseliş devam ediyor. Dolar kuru haftaya 32,30, euro kuru ise 35,17 seviyesinden başladı. Dolar kurunda yılbaşından bu yana gerçekleşen artış yüzde 10’a yaklaşırken euro kuru aynı dönemde yaklaşık yüzde 8 arttı. Uzmanlara göre kurlardaki yükseliş devam edecek.

Türkiye gibi dış finansmana bağımlı ülkelerde dövizdeki yükseliş her vatandaşı yakından ilgilendiriyor. Kur artışları, maliyetler üzerinden enflasyonu tırmandırırken, asgari ücret ve diğer ücretler reel anlamda eriyor.

Türkiye’de çalışanların yarıdan fazlasını ilgilendiren asgari ücret, bu yıl başında yüzde 49 zamla 17 bin 2 TL’ye yükseltilmişti. Asgari ücret görüşmelerinin yapıldığı Aralık 2023’te doların satış değeri ortalama olarak 29,09 liraydı. Asgari ücretin açıklandığı 27 Aralık 2023’te ise dolar kuru 29,32 seviyesindeydi. Dolar o tarihten bu yana yaklaşık 3 TL yükseldi.

Buna göre 27 Aralık’ta 17 bin 2 TL’lik asgari ücretle yaklaşık 580 dolar alınabilirken bugün 526 dolar alınabiliyor. Bu durum, asgari ücretin 27 Aralık kuruna göre 54 dolar az olduğuna işaret ediyor. Geçen yılın ikinci yarısında 11 bin 402 lira 32 kuruş olan asgari ücret ise o dönemki ortalama kurla (27,66 TL) 412 dolara denk geliyordu. Asgari ücrete sene başında yapılan zam dolar bazında erirken diğer ücretlerde de durum farklı değil.

Sene başında aile yardımı ödeneği dahil en düşük memur maaşı 22 bin 17 liradan 32 bin 861 liraya, en düşük memur emekli aylığı da 9 bin 876 liradan 14 bin 741 liraya yükseldi. Ancak yıl başında 32 bin 861 liralık en düşük memur maaşı yaklaşık 1114 dolara denk gelirken, bugün 1017 dolar ediyor. Kayıp 97 doları buluyor. En düşük memur emekli aylığı da aynı şekilde dolar bazında yaklaşık 500 dolardan 456 dolara geriledi.

İşçi ve Bağkur emeklilerinin aylığı da AKP’nin son yıllarda uygulamaya soktuğu maaş tamamlama politikasına paralel yapılan seyyanen zamla en az 10 bin TL’ye çıkarılmıştı. Ancak 10 bin TL aylık alan bir emekli sene başında 339 dolar alabilirken bugün 309 dolar alabiliyor.

Haziran 2023’ten Ocak ayına dek 8 kez faiz artırımına giden Merkez Bankası (TCMB), politika faizini en son Ocak ayında 250 baz puan artışla yüzde 45’e çıkarmıştı.

Politika faizindeki artışlar mevduat faizlerinde de yükselişe yol açarken kurlar gibi enflasyonu da dizginleyemedi. Resmi verilere göre Şubat ayında tüketici fiyatları endeksi yüzde 67’nin üzerine çıktı. TCMB enflasyon tahminleri ise yıllık enflasyonun yıl ortasına doğru yüzde 70-75 bandına çıktıktan sonra 2024 yılını yüzde 36 seviyesinde tamamlayacağı yönünde.

Kurlardaki ve enflasyondaki yükseliş düşük, orta ve alt gelir grubundaki vatandaşların reel gelirlerinin erimesine yol açarken, bu dönemin kazananı milyonerler oldu.

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’nun (BDDK) verilerine göre hesabında 1 milyon TL ve üzeri mevduat olan mudi sayısı 31 Aralık 2023’ten Ocak ayı sonuna dek geçen bir aylık süreçte 1 milyon 446 bin 354 kişiden 1 milyon 470 bin 861 kişiye çıktı. Buna göre bir ayda 24 bin 507 kişi daha milyoner oldu.

Hesabında 1 milyon TL ve üzeri mevduat olanların serveti ise Aralık 2023’teki 11 trilyon 280 milyar 447 milyon TL’den 11 trilyon 337 milyar 137 milyon TL’ye çıktı. Buna göre bir ayda milyonerlerin serveti 56 milyar 690 milyon TL arttı. Milyonerlerin serveti Kasım sonuna göre (iki ayda) 701,5, Ekim sonuna göre (üç ayda) 942,8 milyar lira yükseldi. Hesabında 1 milyon ve üzeri mevduatı olan mudi sayısı da iki ayda 93 bin 63, üç ayda 153 bin 267 kişi arttı.

Ocak 2024 verilerine göre milyonerlerin 1 milyon 321 bin 400’ünü yurt içi yerleşikler, 149 bin 461’ini yurt dışı yerleşikler oluşturdu. Bir milyon ve üzeri mevduatların yaklaşık 6,9 trilyon lirası yerel para cinsi, 4,1 trilyon 1 lirası döviz tevdiat hesabı, 344,5 milyar lirası da kıymetli maden depo hesaplarından oluştu.

Kurlardaki yükselişin nedeni ne?

DW Türkçe’den Pelin Ünker‘e konuşan uzmanlara göre kurlardaki yükselişin altında Merkez Bankası’nın uyguladığı sıkı para politikasının yerel seçim sonrasında terse dönebileceği ve dövizdeki baskının ortadan kalkabileceği yönündeki beklentiler yatıyor.

Uluslararası kurumların bu beklentiye yol açan değerlendirmelerine işaret eden uzmanlar, diğer yandan Ocak ayı itibariyle mevduat faizlerinde düşüşün başlaması ve yabancı sermaye girişlerinde istenilen seviyenin yakalanmamasının da kur artışında etkili olduğu görüşünde.

Kırklareli Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sinan Alçın, çeşitli kurumların yayımladığı raporlarda dolar değerinin 40’a doğru ulaşabileceği yönünde bir beklenti olduğuna işaret ederek, “Bu da bir anlamda piyasada şu an satın alınıyor. Yani aslında yurttaşlar, kendini güvence altına almak için yerel seçim sonrasında tekrar ortaya çıkabilecek döviz hareketi karşısında biraz daha güvenli limana doğru hareket ediyor. Güvenli liman da dolar, diğer döviz cinsi birikim ve altın” diyor.

Döviz ve altına talep artarken bankalardan nakit avans ve tüketici kredisi kullanmak isteyenlere altın ve döviz almamaları yönünde bir uyarı geldi.

“Bilindiği üzere tüketici kredileri; gerçek kişi tüketicilerin eğitim, sağlık, seyahat, taşınma, evlilik, alışveriş vb. kişisel ihtiyaçların karşılanması amacıyla bir defada sağlanan finansal destek kredileridir” hatırlatması yapılan uyarıda müşterilerden tüketici kredisi ve bu nitelikte olan nakit avansı amacına uygun kullanacaklarına dair taahhüt isteniyor.

Merkez Bankası’nın Mart ayına ilişkin Piyasa Katılımcıları Anketi’ne göre, piyasanın yıl sonu dolar beklentisi 40,02 TL’den 40,53 TL’ye, 12 ay sonrası için dolar/TL beklentisi de 41,15’ten 42,79 TL’ye yükseldi. Eylül 2023’te açıklanan Orta Vadeli Program’a (OVP) göre ise dolar/TL kurunun yıllık ortalama değerleri 2024’te 36,8 TL, 2025’te 43,9 TL, 2026’da ise 47,8 TL olarak tahmin ediliyor.

Paylaşın

Karamollaoğlu’ndan Erdoğan’a İsrail Çağrısı: Tweet Atma, Ticareti Kes

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, sosyal medya hesabından, 29 Ocak 2009 tarihinde İsviçre’nin Davos kentinde düzenlenen Dünya Ekonomik Forumu’ndaki ‘one minute (bir dakika)’ çıkışını da hatırlan bir mesaj paylaştı.

Haber Merkezi / Erdoğan, mesajında şu ifadeleri kullandı: “Ülkemizde kimileri Filistin, Gazze, Ramallah diye yerlerin varlığından ilk kez 7 Ekim’de haberdar olmuş olabilir. Bazı çevreler Filistin halkının hak ve adalet mücadelesini ilk kez 7 Ekim’de duymuş da olabilir. Ama biz bu mücadeleye ömrümüzü adadık.

Türkiye, Irak-İran savaşında nasıl komşularına kucak açtıysa… Suriye’deki zulümden kaçan muhacirlere nasıl ensar olduysa… Kafkasya’dan Kırım’a nasıl hiçbir kardeşine sırtını dönmediyse… Bugün de tüm imkânlarıyla Gazzeli kardeşlerine sahip çıkmaktadır. Bu gerçeği hiçbir iftira değiştiremez; yalanlar, çarpıtmalar bu hakikatin üstünü asla örtemez. Filistinli yiğitlere terörist iftirası atanların listesinden Meclise girenler ile bu zihniyetle aynı çizgide buluşanların bize söyleyecek sözü olamaz.

Dünyada hiçbir siyasetçinin yapmaya cesaret edemeyeceği dik duruşu, bundan 15 sene önce one minute diyerek açıkça ortaya koyduk. Dün nasıl zalimlerin karşısında, mazlumların yanında yer aldıysak bugün de aynı yerdeyiz, aynı vakur tavrımızı muhafaza ediyoruz. İnşallah bundan sonra da bu duruşumuzdan geri adım atmayacağız.”

“Tweet atma, ticareti kes”

Erdoğan’ın bu uzun mesajını alıntılayan Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, 4 kelimelik yanıt verdi: “Tweet atma, ticareti kes.”

Gazze’de can kaybı 31 bin 726’ya yükseldi

Öte yandan Gazze’de İsrail saldırılarında can kaybı son 24 saatte 81 artarak 31 bin 726’ya yükseldi. İsrail saldırılarında yaralı sayısı ise 73 bin 792’ye ulaştı.

Gazze’de İsrail saldırılarında ölenlerin yüzde 70’ini çocuklar ve kadınların oluşturduğu aktarılırken, saldırılar sonucu oluşan yıkımdan dolayı çok sayıda kişinin hala enkaz altında olduğu vurgulandı. Sivil savunma ve acil sağlık ekiplerinin bu kişilere ulaşmakta zorluk yaşadığı kaydedildi.

Paylaşın

Birleşmiş Milletler’den Gazze İçin Kıtlık Uyarısı

Hamas’ın başlattığı Filistin – İsrail savaşının 164. günü geride kalırken, Birleşmiş Milletler (BM) Dünya Gıda Programı (WFP), Kuzey Gazze’de çok yakında kıtlık yaşanacağını açıkladı.

WFP’den yapılan açıklamada, açlık krizlerinin ölçeğini tahmin etmeye yönelik uluslararası bir süreç olan Entegre Gıda Güvenliği Aşama Sınıflandırması (IPC) analizinin son bulgularını yayınladı.

Buna göre, Gazze’de neredeyse herkesin yeterli gıda bulmakta zorlandığı sonucuna varılırken, Gazze’nin kuzeyinde bulunan yaklaşık 210 bin kişinin açlık durumunun en yüksek noktası olan 5. aşamada olduğu kaydedildi.

Yapılan açıklamada İsrail’in saldırılarını Refah kentine doğru genişletmesi halinde, çatışmaların Gazze’nin 2,3 milyonluk toplam nüfusunun yaklaşık yarısını felaket boyutunda açlığa sürükleyebileceği uyarısında bulunuldu.

IPC Aralık ayında Gazze’nin toplam nüfusunun dörtte birinin açlık çektiğini yönünde tahminini açıklamıştı.

Yardım kuruluşları Gazze’ye, özellikle de Gazze’nin kuzeyine insani yardımların ulaştırılması ve dağıtılmasının İsrail’in kısıtlamaları, çatışmalar ve toplum düzeninin bozulması nedeniyle neredeyse imkansız olduğunu belirtiyor.

Öte yandan Gazze’de İsrail saldırılarında can kaybı son 24 saatte 81 artarak 31 bin 726’ya yükseldi. İsrail saldırılarında yaralı sayısı ise 73 bin 792’ye ulaştı.

Gazze’de İsrail saldırılarında ölenlerin yüzde 70’ini çocuklar ve kadınların oluşturduğu aktarılırken, saldırılar sonucu oluşan yıkımdan dolayı çok sayıda kişinin hala enkaz altında olduğu vurgulandı. Sivil savunma ve acil sağlık ekiplerinin bu kişilere ulaşmakta zorluk yaşadığı kaydedildi.

Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF), Gazze’de 13 binden fazla çocuğun hayatını kaybettiğini açıkladı. UNICEF’in açıklamasında birçok bebeğin dengesiz beslenmeyle karşı karşıya olduğu hatta ağlayacak enerjilerinin bile olmadığı kaydedildi.

UNICEF İcra Direktörü Catherine Russell Amerikan CBS televizyonuna yaptığı açıklamada, “Binlercesi de yaralandı ya da nerede olduklarını belirleyemiyoruz. Enkaz altında da olabilirler. Bu kadar fazla çocuk ölümünü dünyada diğer çatışmalarda görmedik” dedi.

Bebeklerin ağlayacak enerjilerinin bile olmadığını vurgulayan UNICEF İcra Direktörü Russell, yardım için kamyonların Gazze’ye girişiyle ilgili olarak çok büyük bürokratik zorluklar olduğunu da kaydetti.

Uluslararası toplumdan İsrail’e, Gazze’deki can kaybı, açlık krizi ve yardımların bölgeye girişinin engellenmesi konusunda tepkiler artıyor. Bir Birleşmiş Milletler uzmanı bu ay başında İsrail’in “açlık kampanyası” çerçevesinde Gazze’nin gıda sistemini yok etmekte olduğunu belirtmiş, İsrail bunu reddetmişti.

Avrupa Birliği Dış Politika Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, İsrail’i Gazze’de kıtlığı kışkırtmakla ve açlığı bir savaş silahı olarak kullandığını söyledi.

Borrell, “Gazze’de artık kıtlığın eşiğinde değiliz, binlerce insanı etkileyen bir kıtlık halindeyiz. Bu kabul edilemez. Açlık bir savaş silahı olarak kullanılıyor. İsrail kıtlığı kışkırtıyor.” dedi.

Borrell geçtiğimiz hafta Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde yaptığı konuşmada açlığın silah olarak kullanılması konusunda “Biz Ukrayna’da yaşananları kınarken, Gazze’de yaşananlar için de aynı kelimeleri kullanmak zorundayız.” sözleriyle tepkisini ortaya koymuştu.

Gazze’deki kıtlığa karşı deniz yoluyla insani yardım gönderilmesi için Kıbrıs üzerinden yardım koridoru açılması girişimleri kapsamında ilk geminin gönderilmesinin ardından ikinci sevkiyatı da yola çıkmak için hazır bekliyor.

İsrail de geçtiğimiz günlerde Dünya Gıda Örgütü’nden gelen malzemeleri taşıyan yardım kamyonlarının Gazze Şeridi’nin kuzey kesiminden giriş yaptığını duyurdu ve İsrailli üst düzey askeri bir yetkili ülkesinin, Gazze Şeridi’ni çeşitli giriş noktalarından insani “yardım seline” tutmak için çalışacağını ifade etti.

Paylaşın

İmamoğlu, Metro Hattı Açılışında Konuştu: Çıldırıyorlar

Ataköy – İkitelli metro hattı açılışında konuşan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, “2015 yılında bu hattın ihalesini yapan bizden önceki İBB yönetimine de teşekkür ediyorum. Ataköy – İkitelli metro hattını bizden önce başlatan insanların yaptığını da önemsiyorum ancak süreci doğru yönetemediler” dedi ve ekledi:

“Bu hattaki çalışmalar kısmen durduruldu. 2019 göreve geldiğimizde 10 metro hattın da çalışmalar durdurulmuştu. Bunlar finansman, mühendislik ve tasarım sorunları çözülmeden alelacele başlanmış projeler olduğu için yürütülemedi. Kimilerinin aylarca yıllarca durdurulmuş olması dünya tarihine geçecek bir skandaldır. Bizden önce 25 yılda yapılan 122 km metro hattının yarısından fazlasını 5 yılda yaptık. 5 yılda 25 yıla bedel iş yaptık, bunun için çıldırıyorlar.”

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı ve CHP’nin başkan adayı Ekrem İmamoğlu, Ataköy – İkitelli metro hattı açılışında konuştu. İmamoğlu’nun konuşmasından önce çıkan başlıklar şu şekilde:

“18 Mart Çanakkale Zaferi gününde Gazi Mustafa Kemal Atatürk başta olmak üzere aziz şehit ve gazilerimizi saygı ve rahmetle anıyorum. Kurtuluş Savaşı’nın üzerinde yükselen Cumhuriyetimizin hedeflerinden birisi de çok çalışmak ve hep birlikte ülkeyi demir ağlarla örmekti. 10. Yıl Marşı’nda hep beraber söyleriz.

Demiryollarının gelişimi cumhuriyetin kuruluşunda bize büyük güç katmıştır. Bugün de yeraltını demir ağlarla örmek hedefiyle çalışıyoruz. Bu hedef doğrultusunda önemli bir sınavı çok başarıyla tamamladık. 5 yılda 65 kilometre metroyu 62 istasyonu bütün çalışma arkadaşlarımla birlikte kazandırdık. Bu tarihi rekoru Cumhuriyetimize ve Atatürk’e layık yöneticiler olabilmemizin bir yolu olarak görüyorum.

Tekrar ifade edeyim emeği geçen herkese çalışma arkadaşlarıma mühendislerimize, yüklenici firmamıza, müşavirlerimize, yer altında günlerce aylarca emek saf eden binlerce emekçi dostuma teşekkür ediyorum. 2015 yılında bu hattın ihalesini yapan bizden önceki İBB yönetimine de teşekkür ediyorum. Ataköy – İkitelli metro hattını bizden önce başlatan insanların yaptığını da önemsiyorum ancak süreci doğru yönetemediler.

Bu hattaki çalışmalar kısmen durduruldu. 2019 göreve geldiğimizde 10 metro hattın da çalışmalar durdurulmuştu. Bunlar finansman, mühendislik ve tasarım sorunları çözülmeden alelacele başlanmış projeler olduğu için yürütülemedi. Kimilerinin aylarca yıllarca durdurulmuş olması dünya tarihine geçecek bir skandaldır. Bizden önce 25 yılda yapılan 122 km metro hattının yarısından fazlasını 5 yılda yaptık. 5 yılda 25 yıla bedel iş yaptık, bunun için çıldırıyorlar.

“Bu siyaset anlayışı 31 Mart’ta tarihe gömülecek”

8 kilometre yalanını atanlar hadlerini bilecek özür dileyecekler. 65 kilometre metroyu inşa etmek için yeraltında yer üstünde ter döken emekçilerden, yüklenicilerinden onlardan özür dileyecekler. Yeni açtığımız 62 istasyonu kullanan bu şehrin İnsanlarından İstanbullulardan özür dileyecekler. Ama bakın söyleyeyim.

Bunlar özür dilemez, yalanları iftiraları açığa çıkınca şöyle diyorlar “Siyaseten söylenmiş sözler” derler geçerler. Hatırlıyorsunuz, İstanbul seçimini iptal ettiler demedikleri lafı bırakmadılar, Yalancı dediler, hırsız dediler terörist dediler. Ondan sonra da “siyaseten söyledik” dediler. Allah aşkına birine siyaseten yalancı, hırsız, terörist denir mi? İstanbul bu siyaset anlayışını ne yapacak biliyor musunuz, 31 Mart’ta tarihe gömecek.”

Paylaşın

Yeniden Refah’tan Erdoğan’a Yanıt: Eleştiriyi Üzerimize Almıyoruz

YRP Genel Başkan Yardımcısı Suat Kılıç, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın isim vermeden YRP’yi eleştirmesine ilişkin, “Biz bunları üzerimize alınmadık. Ve dedik ki; öznesi doğrudan belirtilmemiş herhangi bir cümleyi ya da sert eleştiriyi üzerimize almıyoruz” dedi ve ekledi:

“Biz yolumuza bakacağız. Sonuçta adaylarımız kamuoyundan teveccüh görürlerse kazanırlar, görmezlerse kazanamazlar. Şanlıurfa’da, Elazığ’da ya da başka illerde ya da ilçelerde Yeniden Refah Partili adaylar toplumdan teveccüh görürse bu diğer partilerin doğru aday tespiti yapamadıklarının da göstergesi olarak görülecektir. Herhangi bir il ya da ilçedeki adayımız teveccüh görüyor diye, kazanma potasına girdi diye, potansiyel oluşturdu diye bundan rahatsızlık duyacak halimiz yok. Ama temelde iktidarla kavgalı olalım, didişelim, itişelim, kakışalım, siyasetin dilini sertleştirelim gibi bir yaklaşım içinde de değiliz.”

Yeniden Refah Partisi (YRP) Genel Başkan Yardımcısı ve YRP’nin Ankara Büyükşehir Belediye Başkan adayı Suat Kılıç, T24’ten Cansu Çamlıbel’in sorularını yanıtladı.

Suat Kılıç, Cumhurbaşkanlığı Hükumet Sistemi’ne ilişkin yaptığı değerlendirmede yüzde 50+1 modelinin sürdürülmesinin zorluğuna dikkat çekerek “İktidar tarafında da konuşulduğu gibi bu model ‘40+1’ şeklinde de uygulanabilir. Bu takdirde her siyasi partinin kendi başına ‘40+1’e ulaşma olasılığı daha kuvvetli olur. Böylece de partiler diğer partilerin içinde erimemiş olur. Zorunlu ittifaklar ortadan kalkmış olur. Tabii başkanlık modelini ilkesel olarak benimsiyor olmakla birlikte kuvvetler ayrılığının da takviye edilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Denge ve denetim mekanizmalarının bugün olduğundan daha etkili çalışması gerektiğini düşünüyoruz. Yargının bağımsızlığını hiçbir şekilde yitirmemesi lazım” ifadelerini kullandı.

Kılıç, iktidarın gündeminde olan yeni anayasa çalışmalarına ilişkin ise net bir açıklamada bulunmadı. “Anayasa Mahkemesi ile Yargıtay arasındaki çatışma, bir yetki çatışmasına dönüşmek üzere” diyen Kılıç, “Bu çatışmanın gitmesi, yoruma mahal bırakılmaması için bir anayasa değişikliği yapılması gerekiyor. Bu anayasa değişikliğinin ivedi yapılması lazım” ifadelerini kullandı.

Kılıç, şunları söyledi: “Bir anayasa değişikliği teklifi var mı ortada? Varsa bilelim. Görmediğin anayasa değişikliği teklifine ‘evet’ ya da ‘hayır’ nasıl diyebilirsiniz? CHP’den gelecek bir anayasa değişikliği teklifine de ‘evet’ denilebilir. AK Parti’den gelecek bir anayasa değişikliği teklifine de ‘evet’ denilebilir. Önemli olan içinde ne olduğu.”

Kılıç, Erdoğan’ın dördüncü kez seçilmesinin önünü açacak bir düzenlemeye ilişkin sorulan bir soruya ise “Böyle bir teklife hiçbir muhalefet partisi ‘evet’ demeyecektir” yanıtını verdi.

Kılıç, “Mecliste belli bir çoğunlukları var ama anayasa değiştirecek çoğunlukları yok. Sistematik bir sorun varsa bununla ilgili bir anayasa değişikliği teklifine dahil oluruz. Yoksa Cumhurbaşkanı’na bir dönem daha seçilme hakkı getirecek bir anayasa değişikliği teklifi AK Parti’nin gündeminde yok ki bizim gündemimizde olsun. AK Parti böyle bir değişiklik teklifi getireceğini söyledi de ben mi duymadım acaba? Hiç gündemde olmayan bir şey. Bekir Bozdağ’ınki sadece bir yorum; meclis erken seçim kararı alırsa Cumhurbaşkanı da yeniden seçilme hakkına sahip olur. Bu bir yorum” ifadelerini kullandı.

“Eleştiriyi üzerimize almıyoruz”

YRP’li Suat Kılıç, AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın isim vermeden YRP’yi eleştirmesine ilişkin ise “Biz bunları üzerimize alınmadık. Ve dedik ki; öznesi doğrudan belirtilmemiş herhangi bir cümleyi ya da sert eleştiriyi üzerimize almıyoruz” yanıtını verdi.

Kılıç şunları söyledi: “Biz yolumuza bakacağız. Sonuçta adaylarımız kamuoyundan teveccüh görürlerse kazanırlar, görmezlerse kazanamazlar. Şanlıurfa’da, Elazığ’da ya da başka illerde ya da ilçelerde Yeniden Refah Partili adaylar toplumdan teveccüh görürse bu diğer partilerin doğru aday tespiti yapamadıklarının da göstergesi olarak görülecektir. Herhangi bir il ya da ilçedeki adayımız teveccüh görüyor diye, kazanma potasına girdi diye, potansiyel oluşturdu diye bundan rahatsızlık duyacak halimiz yok. Ama temelde iktidarla kavgalı olalım, didişelim, itişelim, kakışalım, siyasetin dilini sertleştirelim gibi bir yaklaşım içinde de değiliz.”

Söyleşinin tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın