Erdoğan, İmamoğlu’nu Hedef Aldı: Utanmadan Metro Yaptım Diyor

İstanbul’da halka seslenen Erdoğan, “CHP demek, çöp çukur çamur. Bu Ekrem denilen arkadaş burada göreve başladıktan sonra ne değişti? Yine çöp, çukur. Yarı zamanlı mesai. Şimdi de bakıyorsunuz israftan bahsediyor ya israf sende, sen israf olarak her şeyi zaten yaptın. Nerede akıllı belediyecilik? Akılsız belediyecilik! Şu İstanbul’da neler çekmedik ya! Sıkılmadan, utanmadan metro yaptım diyor. İstanbul’daki mevcut metroların tamamı bize aittir bize!” dedi.

Erdoğan, konuşmasının devamında, Balya balya bavul bavul paralar bir yerlerden geliyor bir yerlere gidiyor. Kimse bu görüntülerin makul tutarlı izahını yapamadı. Partiye bina alınmasından vergi kaçırmaya pek çok şey söylendi. Hala vicdanı tatmin eden bir açıklama duyamadık. İş dalbudak salıyor. Tüm bu rezilliklerle siyaset kirlendi. Namuslarına emanet ettikleri oyları kirlettiler” ifadelerini kullandı.

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, yerel seçimler kapsamında partisinin İstanbul’da düzenlediği mitingde konuştu. Erdoğan’ın açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

“Bu şehri CHP zulmünden 31 Mart’ta kurtarmamız gerekiyor. Bu İstanbul ki şairlerin bir taşına dünyaları değişmediği şehirdir. Bugün burada 31 Mart’ta şehrine sahip çıkmaya hazırlanan İstanbullu kardeşlerimi görüyorum. İstanbul iki kıtanın iki denizin iki cihanın şehri İstanbul. Senin için ne söylesek ne desek eksik kalır. Biz de sana hizmete talibiz. İnşallah sizlerle birlikte 31 Mart’ı milli irade bayramı haline getireceğiz. Büyükşehirleriyle, ilçeleriyle İstanbul’un belediyecilik hizmetlerinde yeni bir dönemin kapılarını beraberce açacağız. Murat Kurum’la İstanbul’da yeni bir dönemi başlatacağız. Bunun için bir hafta çok çalışacağız.

Akıllı belediyecilik diyor ama akılsız belediyecilik yapıyorlar. Haliç neydi rezillik. Burayı çamur deryasından kurtardık. Şimdi orada oyun parkları var. Haliç’te balık tutuluyor, yüzülüyor. Bu durup dururken olmadı kardeşinizle oldu. Oradan beni başbakanlığa, Cumhurbaşkanlığı’na gönderdiniz. Yeni dönemin kapısını açacağız. Buraya ancak hizmet ederek layık olabilirsiniz. Kendini İstanbul’un sahibi zanneden, ne bu şehri ne bu şehrin insanlarını hiç anlamamış demektir.

Sıkılmadan utanmadan metro yaptım diyor. İstanbul’daki mevcut metroların tamamı bize aittir. İstanbul, son 5 senedir yeniden 1989-1994 dönemine dönme emareleri göstermeye başladı. Eser ve hizmet namına zaten ortada elle tutulur hiçbir eser yok. Bu şehir 30 yıl geriye gitti. İstanbul’un temel sorunu imkan ve kaynak kıtlığı değil, vizyon ve beceri eksikliğidir. Mevcut başkan ‘engelleniyoruz’ yalanına sarılıyor. Son 5 yılda 5 katına çıkartılan belediye borçlarıyla, gelen kaynak şahsi ihtiraslara hizmet ederse oradan hizmet çıkmaz. Yarısı kayakta, yarısı tatilde, yarısı seçim kampanyalarında genel başkanını devirmek için geçen bir dönemden geriye elbette bir şey kalmadı, kalmıyor.

“Yeniden İstanbul diyerek yolumuza devam edeceğiz”

Balya balya, bavul bavul paralar bir yerlerden geliyor. Bir yerlere gidiyor. Ama hala tatmin eden bir açıklama duymadık. Bunlarla siyaset kirlendi. Bunlar namuslarına emanet oyları kirlettiler. Bakınız, bugün İstanbul bir yol ayrımında bulunuyor. Bir tarafta sadece ben diyenler var, diğer tarafta sadece İstanbul diyenler var. Bir taraftan yaklaşan deprem tehlikesini umursamayanlar var, diğer tarafta İstanbul’u depreme hazırlamak için projesi olanlar var. Yeniden İstanbul diyerek yolumuza devam edeceğiz.

Milletimize kulak veriyor sizden gelen geri dönüşlere göre kendimizi sürekli yeniliyor, ufkumuzu genişletiyoruz. Her seçim öncesinde insanımızı korkutmak için bizimle ilgili ortaya yalan ve iftira attılar ama bir kez olsun haklı çıkmadılar.

Şu anda karşımda 650 bin kişi var. Biz bu meydanda 1,5 milyona alıştık. Geçtiğimiz 21 yılda İstanbul’a 1 trilyon 650 milyar lira tutarında kamu yatırımı yaptık. Sağlıkta, 18 bin 417 yatak kapasiteli hastaneleriyle birlikte 178 adet sağlık tesisini şehrimize ve dünyaya kazandırdık. Şehircilikte, TOKİ vasıtasıyla 228 bin konutu tamamlayıp hak sahiplerine teslim ettik, 23 bin 866 konutun yapımına devam ediyoruz. Amacımız İstanbul için hazırladığımız bin 100 km’lik raylı sistem tamamını hayata geçirmek. Metro için bir çivi dahi çakmayanlar inşaat safhasında devraldıkları hatların çoğunu da hala bitiremediler.”

Paylaşın

Halkın Yüzde 85’i “En Önemli Sorun Nedir?” Sorusuna “Ekonomi” Dedi

Ipsos’un anketine katılanların yüzde 85’i “Türkiye’nin en önemli sorunu nedir?” sorusuna “ekonomi” yanıtını verdi. Aynı soruda yer alan “göçmen sorunu” yüzde 2-3 oranında kaldı.

Halkın yüzde 65’i enflasyonu açıklanandan daha yüksek hissettiğini belirtti. Enflasyonu TÜİK’in açıkladığı seviyede hissedenlerin oranı yüzde 13 oldu. Katılımcıların yüzde 5’i ise enflasyonu açıklanandan daha düşük hissettiğini söyledi.

“Ülkenizde sizin en çok endişe duyduğunuz üç konuyu belirtir misiniz?” sorusuna katılımcıların yüzde 34’ü “enflasyon” cevabını verdi. Yüzde 30 ise “suç”, yüzde 30 “yolsuzluk ve sosyal eşitsizlik”, yüzde 26 “işsizlik” dedi.

Uluslararası araştırma kuruluşu Ipsos, ekonomi odaklı 2024 anketini yayınladı. Şubat 2024’te her hafta 400 kişinin katılımıyla gerçekleştirdiği toplam bin 600 kişilik örneklemden oluşuyor.

“Türkiye’nin en önemli sorunu nedir?” sorusuna katılımcıların yüzde 85’i “ekonomi” yanıtını verdi. Ankette göçmen sorununun yüzde 2-3 civarında olması dikkat çekti.

Ankette “TÜİK Ocak 2004 için yıllık enflasyon oranını % 64,86 olarak açıkladı. Sizin bir vatandaş olarak hissettiğiniz enflasyon yüzde 64,86 mıdır?” sorusu yöneltildi. Katılımcıların yüzde 65’i “hayır, daha yüksek hissediliyor” yanıtı verdi.

Enflasyonu TÜİK’in açıkladığı seviyede hissedenlerin oranı yüzde 13 oldu. Katılımcıların yüzde 5’i ise enflasyonu daha düşük hissettiğini savundu. Ankete katılan 4 kişiden üçü (yüzde 75) Türkiye’nin genel durumundan memnun olmadığını bildirdi. Memnun olanların oranı yüzde 18 çıktı.

Yine 4 kişiden üçü (yüzde 74) enflasyonun çok veya biraz artacağını düşünüyor. Katılımcıların yüzde 71’i döviz kurunun yükseleceğine inanıyor. Yüzde 72’si son bir ayda alım gücünün azaldığını hissettiğini bildirdi. 14-28 Mayıs seçimlerinin gerçekleştiği Mayıs 2023’te dolar kuru 19.7 lira iken Mart 2024’te 31.9 liraya yükseldi.

Ipsos’un 26 Ocak -9 Şubat tarihleri arasında Türkiye’den 500 kişinin katılımıyla gerçekleştirdiği Dünyanın Endişeleri araştırmasında halkın yarısının en büyük endişesinin enflasyon olduğu ortaya çıktı. “Ülkenizde sizin en çok endişe duyduğunuz 3 konuyu belirtir misiniz?” sorusuna katılımcıların yüzde 50’si “enflasyon” cevabını verdi.

Halkın doğrudan etkileyen fiyatların başında akaryakıt ücretleri geliyor. Benzinin litresi Mayıs 2023’te 19,8 lira iken Mart 2024’te 43,4 lira yükseldi. Motorin fiyatı ise 18,6 liradan 42 liraya ulaştı.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

Erbakan’dan Erdoğan’a Yanıt: Birileri Yolunu Kaybetmiş…

Erbakan, Erdoğan’ın Suat Pamukçu’ya rozet takmasına tepki göstererek, “Birileri yolunu kaybetmiş bazı şahıslara roket takıyor. Siz bir tane yolunu kaybetmişe rozet taktınız, biz 6 ayın içerisinde 260 bin memleket evladına rozet taktık” dedi.

Erbakan, hükümetin İsrail ile ticari ilişkileri eleştirerek, “Bu ticareti yapmak bize yakışıyor mu? Yazıklar olsun. İsrail, çimento ihtiyacının yüzde 95’ini Türkiye’den karşılıyor. O dikenli teller Mescid-i Aksa’nın etrafınık örüyorlar. Bu vebalden de dünyada ve ahirette kurtulamazsınız. Size biz kaybettirmiyoruz. Size İsrail ile ticaretiniz kaybettiriyor” ifadelerini kullandı.

31 Mart’ta yapılacak yerel seçimlere günlere kala, Yeniden Refah Partisi (YRP) ile Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) arasında çatışma sürüyor. İki partinin de aynı gün İstanbul mitingi yapması dikkat çekti.

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ‘Yeniden Büyük İstanbul’ mitingine başlamadan önce kürsüye bir ay önce YRP’den ‘kuruluş inanç ve felsefeden uzaklaşılması’ gerekçesi ile istifa eden İstanbul Milletvekili Suat Pamukçu’yu çağırarak AK Parti rozeti taktı ve partiye katıldığını açıkladı.

Aynı gün yine İstanbul’da partisinin mitinginde konuşan Yeniden Refah Partisi (YRP) Genel Başkanı Fatih Erbakan, Erdoğan’ın Pamukçu’ya rozet takmasına tepki göstererek, “Birileri yolunu kaybetmiş bazı şahıslara roket takıyor. Siz bir tane yolunu kaybetmişe rozet taktınız, biz 6 ayın içerisinde 260 bin memleket evladına rozet taktık” dedi.

Fatih Erbakan ardından hükümetin İsrail ile ticari ilişkileri eleştirerek, “Bu ticareti yapmak bize yakışıyor mu? Yazıklar olsun. İsrail, çimento ihtiyacının yüzde 95’ini Türkiye’den karşılıyor. O dikenli teller Mescid-i Aksa’nın etrafını örüyorlar. Bu vebalden de dünyada ve ahirette kurtulamazsınız. Size biz kaybettirmiyoruz. Size İsrail ile ticaretiniz kaybettiriyor” ifadelerini kullandı.

“İsrail’le Ticareti Durdur” pankartı

Yeniden Refah Partisi’nin İstanbul’daki mitinginde “İsrail’le Ticareti Durdur” pankartı, polis ekipleri müdahale etmesin diye protokolün hemen arkasında partililerce koruma altına alındı. Daha önce Erdoğan’ın Ankara mitinginde bir grup “İsrail ile ticareti kes” pankartı açmıştı. Pankartı açanlara fiili gözaltı işlemi uygulanmıştı.

Paylaşın

Cumhurbaşkanı Aday Olacak Mı? İmamoğlu Açıkladı

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, “Bir dahaki cumhurbaşkanlığı seçiminde aday mısınız?” sorusuna, “Benim İstanbul’a dair öyle güçlü öyle büyük hayallerim var ki onları gerçekleştirme rüyasından başka rüya görmüyorum. Planlama önemlidir ama planı yapan sadece insanlar değildir. Hayatın da kendi planları vardır. 4 yıl sonraki bir olay için bugünden yorum yapmak bana anlamlı gelmez” diye yanıt verdi.

Bir kez daha adaylığını koyarak yarışa katılan İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, vatandaşa “Riski görmeniz gerek. İstanbul kaybedilirse bu tüm Türkiye’nin direncinin çökmesi anlamına gelecek” diye seslendi. İmamoğlu, “Bir dahaki cumhurbaşkanlığı seçiminde aday mısınız?” sorusuna da yanıt verdi.

Cumhuriyet’ten İklim Öngel’e konuşan İBB Başkanı İmamoğlu, İstanbul’daki seçim sürecine dikkati çektiği açıklamasında, bakanların ilçelerde gerçekleştirdiği mitinglere işaret ederek, “Cumhurbaşkanı yardımcısı İstanbul’da propaganda yapıyor. Seçimin son 2-3 günü de cumhurbaşkanı gelir” dedi.

İmamoğlu, “İstanbul seçiminin sonucu Türkiye’nin siyasi geleceğini nasıl etkileyeceğine” ilişkin öngörülerini şöyle aktardı: “Bu seçimlerde, ışıl ışıl, güler yüzlü, akılcı bir İstanbul, ne yaptığını bilen, halkına yalan söylemeyen, bir avuç insanı değil, 16 milyonu gözeten bir yönetim için oy kullanacağız. İşte bu İstanbul ittifakının gerçekleşmesi için çok önemli bir aşama. Ama İstanbul ittifakının asıl kendini göstereceği dönem seçimden sonra olacak.

Seçimden sonra bu meydan büyümeye devam edecek. Mutlu, eşit, müreffeh Türkiye için İstanbul ittifakı ulusal bir ittifaka dönüşecek. Türkiye’nin geleceğini hepimiz beraberce oluşturacağız. İstanbul ittifakı geleceğimizi beraberce oluşturmanın, hayallerimizi gerçekleştirmenin ittifakıdır. Büyük hayallerimiz var. Kalkınmış, mutlu, eşit bir İstanbul ve Türkiye. Doğası mis gibi kokan, sokakları tertemiz, insanları güler yüzlü, neşeli…”

En büyük hedeflerinin belediye meclisinde çoğunluğu sağlamak olduğunu söyleyen İmamoğlu, şunları kaydetti: “Biliyorsunuz yüzde 10 barajını aşamayan partilerin adayları meclis üyesi olamıyor. İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisi’nde çoğunluğu sağlamamız için hem ilçe belediye sayımızı artırmamız hem de CHP’nin İstanbul genelinde alacağı oyun artması gerekiyor. İstanbul ittifakı dediğimiz kavram, meclis çoğunluğunu sağlamayı başarırsa, bu taçlanmış bir başarı olacak. Ben bunu yapacağımıza yürekten inanıyorum.”

Bir dahaki cumhurbaşkanlığı seçiminde aday olacak mı?

İmamoğlu, Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “son seçimim” ifadesi için de “doğru demiş” dedi. İmamoğlu, “Bir dahaki cumhurbaşkanlığı seçiminde aday mısınız?” sorusuna, “Benim İstanbul’a dair öyle güçlü öyle büyük hayallerim var ki onları gerçekleştirme rüyasından başka rüya görmüyorum. Planlama önemlidir ama planı yapan sadece insanlar değildir. Hayatın da kendi planları vardır. 4 yıl sonraki bir olay için bugünden yorum yapmak bana anlamlı gelmez” diye yanıt verdi.

Paylaşın

Leyla Zana: Kürtler Onurundan Vazgeçmeyecek

Şanlıurfa Siverek’te halk buluşmasında konuşan Leyla Zana, “Şimdiye kadar kardeşler arasında birliktelik yoktu. Ancak bu Kürtlerin suçu değildi. O nedenle birlikteliği inşa etmek gerekiyor. Şu anda tüm partiler reklamlarını Kürtçe yapıyor” dedi ve ekledi:

“Allah o kadar kavim yarattı ki herkes birbirinden farklı. Kültürleri, dilleri, yaşamları farklıdır. Kürtlere kimlik, dil, tarih gerekmiyor diyorlar. Biz onurumuzdan vazgeçmeyeceğiz. Kürtlere ‘Bizim gibi davranacaksınız’ diyorlar. Ancak Kürtler bunu kabul etmiyor.”

Halkların Eşitlik ve Demokratik Partisi (DEM Parti) Urfa’nın Siverek ilçesinde halk buluşması gerçekleştirdi. Buluşmada konuşan Leyla Zana, ulusal birliğe işaret ederek, “Bu sadece bir seçim oluşumu değildir. Bu dilini, kültürünü yaşayabileceğimiz bir oluşumdur. Bu bir halk oluşumudur. Ve sizin emeklerinizle bu aşamaya geldi. DEM geldi ve dem birliğimizi inşa etme demidir” dedi.

“Siverek halkı, sizinle ilk defa bu şekilde bir araya geliyoruz. Siverek siyasetin, sanatın, bilimin beşiğidir. Çocuklar bu toprakların nasıl büyük şahsiyetler doğurduğunu bilsinler” diyerek şunları söyledi:

“Bunlardan bazıları Faik Bucak’tır, Necmettin Büyükkaya’dır. Yılmaz Güney sinemada bize örnek oldu. Bir diğeri Kürt edebiyatını okullarda okutan Mehmet Uzun’dur. Hürmetle, minnetle kıymetli emekleriyle onları anıyoruz. Toplumu aydınlatan sizler de aydınlıkta olun. Bir diğeri de siyaset yürüten İbrahim Ayhan’dı. Bazı ölümler vardır ki çok zamansızdır. Takdir-i Allah onu bizden erken aldı. Bu büyük emeklerle buraya kadar gelindi. Bunları iyi korumak gerekiyor.”

İnsanlığın başlangıcından bu yana 5 bin yıldır yaşamın kadın emeğiyle örüldüğünü ifade eden Zana, “Bir yandan tarımla uğraşıyor kadınlar, bir yandan hayvancılık. Bir yandan çocuk bakıyor, bir yandan da yemek yapıyor. O nedenle ‘jin, jiyan, azadî’ diyoruz. Büyük hedefimiz yeni bir yaşam inşa etmek. Modern ve çağa uygun yeni bir yaşam inşa etmek istiyoruz” ifadelerini kullandı.

“Kürtler bunu kabul etmiyor”

Mezopotamya Ajansı’nda yer alan habere göre; Zana, sözleri şöyle sürdürdü: “Şimdiye kadar kardeşler arasında birliktelik yoktu. Ancak bu Kürtlerin suçu değildi. O nedenle birlikteliği inşa etmek gerekiyor. Şu anda tüm partiler reklamlarını Kürtçe yapıyor. Allah o kadar kavim yarattı ki herkes birbirinden farklı. Kültürleri, dilleri, yaşamları farklıdır. Kürtlere kimlik, dil, tarih gerekmiyor diyorlar. Biz onurumuzdan vazgeçmeyeceğiz. Kürtlere ‘Bizim gibi davranacaksınız’ diyorlar. Ancak Kürtler bunu kabul etmiyor” diye belirtti.

Paylaşın

CHP Lideri Özel: Erdoğan, İzmir’e Kayyum Atamak İstiyor

İzmir Foça’da halka seslenen CHP Lideri Özgür Özel, AK Parti’nin İzmir adayı Hamza Dağ’ın “bağımsız aday” gibi seçim kampanyası yapmasına tepki göstererek, “İzmir’de rozeti çıkararak, bıyığı incelterek, genel başkanlarının fotoğrafını asmayarak bir yarışa girişenler var” dedi ve ekledi:

“İzmir’in bütün gençlerini bu tehlikeye dikkat çekmek istiyorum. Getirdikleri aday geçmişte alkol yasası görüşülürken gece 22.00’den sonra alkol satılmamasını ‘20.00’den önce satılsa ne olur, hiç satılmasa ne olur’ diyen aday, gelmiş şimdi içkili mekanları geziyor, gelirsek karışmayız diye.”

CHP Lideri Özel, “Boğaziçi’ndeki rektörü kim atadıysa Hamza Dağ’ı da o atadı arkadaşlar. İzmir’e kayyum atamaya çalışıyor. Buna İzmir geçit vermeyecek” vurgusunu yaptı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, İzmir’in Foça, Aliağa ve Menemen ilçelerinde halka seslendi. Foça’da 31 Mart yerel seçimlerine ilişkin mesaj veren bulunan Özel, “14-28 Mayıs seçimlerinde çok istediğimiz, hep birlikte çok çalıştığımız, sonuca çok üzüldüğümüz birini yüzyılın son seçimini kaybettik. Ama bizim hepimizin bir tek görevi var; yılmamak, üzülmemek, tükenmemek ve vazgeçmemek…” diye konuştu.

“İkinci yüzyıla partimiz büyük bir değişimle, dönüşümle girdi” diyen Özel, “İkinci yüzyılın ilk sandığı, haftay bu saatlerde sandığın içine atılacak oylarla şekilleniyor olacak” ifadelerini kullandı.

CHP Genel Başkanı Özel, şunları söyledi: “Bu yerel seçimden çıkacak sonuç, geneldeki iktidarı dengeleyen, ezilenlere, yoksullara, emeklilere, emekçilere, çiftçilere, esnaflara sahip çıkacak bir sosyal demokrat iktidar için, güçlü bir ana muhalefet partisi ve Cumhuriyet’in ikinci yüzyılının ilk genel seçimlerinde iktidara Atatürk’ün partisini yeniden iktidara getirecek kadrolara ve partiye güç vermek sizlerin elindedir.”

“Gelecek seçimde 15 tane erkek aday olacaksa 15 tane de kadın aday olacak” ifadesini kullanan Özel, şunları kaydetti: “Ve yine adayların yarısı 40 yaş altıysa yarısı 40 yaş üstü olacak. Tecrübeyle deneyimi gençliğin enerjisiyle; erkeklerin enerjilerini, güçlerini ve ısrarlarını kadınların zekasıyla, çözüm odaklı olmalarıyla, cesaretleriyle, enerjileriyle birleştireceğiz. Türkiye’de bıyıklı, erkek partilerden her yaştan gençlerimizle ve yarı yarıya kadınların söz sahibi olduğu bir partiyle ayrışacağız.”

Emeklilerin sorunlarına değinen Özgür Özel, “Geçen sene 5 liraydı, 7 bin 500 lira 1500 simit alırdı. Bu sene gevrek 10 lira oldu, 10 bin liraya bin tane alıyorsun. Hesap bin 500 gevrek alandan bin gevrek alana gerilemiş. Bu kaybın adı birilerinin eliyle hepimizin cebinden zenginlere servet transferidir” ifadelerini kullandı.

Özel, şunları ifade etti: “31 Mart günü sandıklar dile gelip konuştuğunda AK Parti, Cumhur İttifakı ‘belki Foça’yı kaybettik, belki İzmir’i kaybettik, biz yine emekliden oy alıyoruz, biz yine köylerden oy alıyoruz, kimse maaşa, zamlara bakmıyor’ denirse, mayısta Erdoğan’a oy verenler yine oy verirse hayat pahalılığının siyasette bir maliyeti yok diye düşünecekler, zamların bir maliyeti yok diye düşünecekler. Onun için emekliler, köylüler, çiftçiler; bu seçimde AK Parti’ye sarı kartı göstermenin zamanıdır, bu seçimde zaten

Yerel seçim mesajı veren Özel, “Bu seçim sağ-sol seçimi değil; bu seçim iyi hizmet edecek bir yöneticiyi başa geçirme seçimi. Bu seçim, pahalılıktan bıkmış, yoksullaştırılmış milyonların hükümete isyan seçimi” ifadelerini kullandı.

“Bütün gençleri bu tehlikeye dikkat çekmek istiyorum”

AK Parti’nin İzmir adayı Hamza Dağ’ın “bağımsız aday” gibi seçim kampanyası yapmasına tepki gösteren Özel, şunları söyledi: “İzmir’de rozeti çıkararak, bıyığı incelterek, genel başkanlarının fotoğrafını asmayarak bir yarışa girişenler var. İzmir’in bütün gençlerini bu tehlikeye dikkat çekmek istiyorum. Getirdikleri aday geçmişte alkol yasası görüşülürken gece 22.00’den sonra alkol satılmamasını ‘20.00’den önce satılsa ne olur, hiç satılmasa ne olur’ diyen aday, gelmiş şimdi içkili mekanları geziyor, gelirsek karışmayız diye.”

Özel, “Boğaziçi’ndeki rektörü kim atadıysa Hamza Dağ’ı da o atadı arkadaşlar. İzmir’e kayyum atamaya çalışıyor. Buna İzmir geçit vermeyecek” vurgusunu yaptı.

Özgür Özel, Foça’nın ardından Aliağa’daki mitingde de yurttaşlara seslendi. Aliağa seçimine dair mesaj veren Özel, “14 Mayıs günü CHP’ye oy otanlar, oy attığında Aliağa Belediye Başkanı zaten Çağatay Güç… Hele hele 28 Mayıs günü Erdoğan ile sayın Kemal Kılıçdaroğlu arasına bakarsanız bizim buradaki gücümüz yüzde 63” diye konuştu.

Çağatay Güç’ten destek isteyen Özel, “Bütün Cumhuriyet Halk Partilileri eksiksiz, firesiz, artarak, çoğalarak sandığa bekliyorum, Çağatay’a destek vermeye bekliyorum” dedi. Emeklilerin her ay 5,5 çeyrek altın kaybı yaşadığını belirten Özel, “Emekli 5,5 çeyrek altını bir seçim sandığında kaybetti. Onu arayacaksanız haftaya bugün sandık başında arayacaksınız, sandık başında bulacaksınız” ifadelerini kullandı.

Gençlere seslenen Özel, “Sakın enseyi karartmayın. Bu güzel ülkeden ümidinizi kesmeyin. 31 Mart’ta hep birlikte sandığa koşalım. Oylarımızla ülkemize, partimize, geleceğimize sahip çıkalım” çağrısını yaptı.

İzmir’de de belediyenin öğrenci yurdu yapacağını belirten Özel, şunları ifade etti: “Bundan önce birileri her şeyi yapmak için TOKİ’ye talimat veriyor. Zengine villa da yaptırıyor, cami de yaptırıyor, okul da yaptırıyor. Aklına bir tek yurt yaptırmak gelmiyor. Neden? Çünkü istiyor ki barınma sorunu olsun, cemaatler, tarikatlar gençlerin ensesine konsun. Alsın onları cemaat, tarikat yurtlarında kendine devşirsin. Biz CHP olarak bu cemaat ve tarikat yurtlarına kimse çocuklarını kaptırmasın diye CHP belediyeleri yurt yapmaya devam edecek.”

“Partide herkese yer var”

Özgür Özel, Aliağa’dan sonra Menemen’deki halk buluşmasında konuştu. CHP’lilere seslenen Özel, “Bu partide herkese yer var. Ne görev biter, ne seçim biter, ne hizmet etmek isteyenin aşkına karşı kimsenin gücü yeter. Kırgınlık, küskünlük yerine böyle günlerde birlik ve beraberlik gerçek vatanseverliktir. Böyle davrananları yürekten alkışlıyorum, davranmayanları da hepinize bırakıyorum” diye konuştu. 31 Mart yerel seçimlerine dair konuşan Özel, “Partisini seven, Cumhuriyet’i seven, Atatürk’ü seven sandığa koşsun!” dedi.

(Kaynak: Birgün)

Paylaşın

Erdoğan’dan ‘İstanbul’ Mesajı: 5 Yıl Daha Bekleyemeyiz

İstanbul’daki Haliç Kongre Merkezi’nde düzenlenen iftar programında konuşan Erdoğan, “Ankara’da, hamdolsun bugün, Murat kardeşimin görevi zamanında yaptığı millet bahçesinde mitingimizi yaptık. Katılım 200 bin civarındaydı. Yarın da inşallah inanıyorum ki, 1,5 milyonu yakalayacak bir mitingi İstanbul’umuzda yapacağız. Zira İstanbul aç. İstanbul, şu anda hizmete aç. Bunu yakalamak için evet, 5 yılı kaybettik ama biz bir 5 yıl daha bekleyemeyiz” dedi.

Haber Merkezi / İstanbul’da belediye başkanlığına geldiği dönemi hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu kardeşiniz İstanbul’da görevi kimden almıştı? CHP’den almıştı. O zaman İstanbul, çöp, çukur, çamurdu. İşte, şu anda çatısı altında bulunduğumuz Haliç Kongre Merkezi, hemen sırtımı dönük olduğum yer, malum mezbahanelerin olduğu yerdi. Buralarda işkembeciler vardı. İstanbul’u iyi bilenler buralarda nelerin olduğunu da gayet iyi bilirdi” ifadesini kullandı.

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul’daki Haliç Kongre Merkezi’nde düzenlenen iftar programında konuştu.

Konuşmasının büyük bir bölümünü ekonomideki gelişmelere ve İstanbul’a ayıran Erdoğan, Türkiye’nin bulunduğu bölgede patlak veren her krizin, ekonomi başta olmak üzere her alanda güçlü olmaları gerektiğine işaret ettiğini vurgulayarak, “Bu topraklardaki 1000 yıllık mevcudiyetimiz boyunca ne zaman güçlü olduysak, kendi insanımızın yanı sıra mazlum ve mağdurlara da cesaret aşıladık, güven verdik, huzurun ve barışın teminatı olduk. Ne zaman ülke ve millet olarak zayıf düşüp kan kaybettiysek, işte o zaman kendi vatanımızda bile beka tehdidiyle karşı karşıya kaldık” diye konuştu.

Yakın tarihlerinde özellikle yaşanan ekonomik, siyasi ve sosyal krizleri çok iyi hatırladıklarını anlatan Erdoğan, darbeden sosyal kaosa, terörden siyasi istikrarsızlıklara kadar başlarına gelen her hadisenin Türkiye’ye ağır faturaları olduğunu, aynı dönemde ve benzer şartlarda yarışa başladıkları ülkeler kısa sürede ciddi mesafeler alırken, geriye düştüklerini, enerji ve vakit kaybı yaşadıklarını kaydetti.

Erdoğan, Türkiye’nin uzun yıllar boyunca bu kriz sarmalından çıkamadığına işaret ederek, “Hükûmetlerin ortalama ömrünün 1,5 yılı bile bulmadığı bir tablodan zaten başka bir sonuç beklenemezdi. Türkiye’yi içine düştüğü istikrarsızlık ve kriz girdabından biz kurtardık. Siyasi istikrar ve güven ortamının tahkimiyle birlikte ülkemiz kalkınma yolculuğunda önemli bir avantaj elde etti. Son 21 yıldır bu avantajın yansımalarını ekonomi ve sağlık başta olmak üzere her alanda görüyoruz” değerlendirmesinde bulundu.

Zaman zaman kasislerle karşılaşsalar da hedeflerine doğru sabırla ama emin adımlarla ilerlediklerine vurgu yapan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Çevremizde yaşanan onca sıkıntıya, gerilime, çatışmaya, hatta 2 yıldan fazladır süren savaşa rağmen hamdolsun rotamızdan sapmadık. Bizim için oldukça zorlu geçen 2023 yılına dair açıklanan her veri, doğru yolda olduğumuzu ispat ediyor.

Sadece deprem sebebiyle 104 milyar dolarlık ilave yükle karşılaşmış olsak da yüzde 4,5 gibi çok iyi bir oranla ekonomimiz büyümesini sürdürdü. Millî gelirimiz ilk kez 1,1 trilyon doların üzerine çıktı. Aynı şekilde, kişi başına millî gelirimiz ilk kez 13 bin doları aştı. Bunu ekonomiyi konuşanlar, anlatanlar, ‘Kişi başına millî gelir 13 bin doları yakaladı.’ diye hiçbir zaman söylemiyorlar. İşsizlik oranı yüzde 9,4 ile son 10 yılın en düşük seviyesini gördü.”

Erdoğan, ihracatta yakaladıkları ivmenin artarak devam ettiğine dikkati çekerek, şu bilgileri paylaştı: “Şubat ayında 21,1 milyar dolarla en yüksek ihracat rakamına ulaştık. Turizmde geçen seneyi 57 milyon turist ve 54,5 milyar dolar gelirle kapadık. Türkiye’nin sağlık turizminden aldığı pay da günden güne artıyor. Geçen sene bu kapsamda hastanelerimize 1,2 milyon başvuru yapıldı. Bunları niye konuşmuyoruz? Yapımı süren şehir hastanelerimizin de devreye girmesiyle bu sayının daha da yükseleceği kanaatindeyiz. Bu sene mal ve hizmet ihracatında hedefimiz 375 milyar dolar, turizmde hedefimiz ise 60 milyar dolardır. İş dünyamızın çabalarıyla daha öncekiler gibi bu hedeflerimize de ulaşacağımızdan şüphe duymuyorum.”

Erdoğan, tüm dünya gibi kendilerinin de en büyük sıkıntı kaynaklarının enflasyon olduğunu, enflasyona ilave olarak bir de tamahkârlıkla mücadele ettiklerini söyledi. Hiçbir ekonomik temeli olmayan saiklerle milletin aşına, ekmeğine kan doğramaya çalışan fırsatçılara göz açtırmamakta kararlı olduklarının altını çizen Erdoğan, ilgili bakanlıklar vasıtasıyla bu tür gayriahlaki yollara tevessül edenleri takip ettiklerini aktardı.

Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti: “Hem aldığımız tedbirlerin hem de uyguladığımız ekonomi programının etkisiyle yılın ikinci yarısında enflasyonda hızlı bir düşüşe şahit olacağız. Enflasyonun düşüşe geçmesiyle birlikte inşallah sağlık çalışanlarımızdan emeklilerimize, işçilerimizden çiftçilerimize kadar toplumumuzun tüm kesimlerinin refahı da artacaktır. Son günlerde tekrar arzı endam eden felaket tellallarının hevesleri yine kursaklarında kalacaktır. Hatırlarsanız 14-28 Mayıs seçimleri öncesinde de milleti panikletmek için her yolu denediler ama muvaffak olamadılar.

Biz ekonomi programımıza ve ekibimize güveniyoruz. Bu konudaki sağlam duruşumuzu açıkça ortaya koyduk. Hiçbir karşılığı olmayan afaki vaatlerin havada uçuştuğu bir dönemde seçim ekonomisi uygulamadık. Popülizme asla tevessül etmedik. Eleştirileri göğüsleme pahasına ülkemize ve milletimize ileride çok ağır bedeller ödetecek yollara girmiyoruz. Şunu çok iyi bilmenizi isterim, biz sadece günü kurtarmanın değil, Türkiye ve Türk ekonomisi için en doğrusunu, en hayırlısını yapmanın çabasındayız. Karşımızdakilerin böyle bir dertlerinin olmadığını en iyi sizler biliyorsunuz. İnşallah bundan sonra da yolumuza bu şekilde devam edeceğiz.”

“5 yılı kaybettik ama biz bir 5 yıl daha bekleyemeyiz”

Erdoğan, programa Ankara’dan geldiğini belirterek, “Ankara’da, hamdolsun bugün, Murat kardeşimin görevi zamanında yaptığı millet bahçesinde mitingimizi yaptık. Katılım 200 bin civarındaydı. Yarın da inşallah inanıyorum ki, 1,5 milyonu yakalayacak bir mitingi İstanbul’umuzda yapacağız. Zira İstanbul aç. İstanbul, şu anda hizmete aç. Bunu yakalamak için evet, 5 yılı kaybettik ama biz bir 5 yıl daha bekleyemeyiz” dedi.

İstanbul’da belediye başkanlığına geldiği dönemi hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu kardeşiniz İstanbul’da görevi kimden almıştı? CHP’den almıştı. O zaman İstanbul, çöp, çukur, çamurdu. İşte, şu anda çatısı altında bulunduğumuz Haliç Kongre Merkezi, hemen sırtımı dönük olduğum yer, malum mezbahanelerin olduğu yerdi. Buralarda işkembeciler vardı. İstanbul’u iyi bilenler buralarda nelerin olduğunu da gayet iyi bilirdi” ifadesini kullandı.

Erdoğan, Haliç’in o dönemde kokudan geçilmediğini anımsatarak şöyle devam etti: “Ben Kasımpaşa’da doğmuş, Kasımpaşa’da büyümüş bir İstanbul çocuğu olarak aslen ne kadar Rizeli olsam da buraların durumunu çok çok iyi bilirdim. Ve Haliç doluydu, pislikten geçilmiyordu. Ama biz Haliç’i bu şekilde aldık, önce temizledik. Buradan çıkardığımız bütün pislikleri 9,5 kilometre ötede Alibeyköy’deki bir taş ocağına, pompaj kabiliyetiyle aktardık. Ama bunu bugünün gençleri bilmez. Sizler büyük ihtimalle bilirsiniz. Ve o yaklaşık 600 bin metrekarelik bir taş ocağını biz güllük gülistanlık hâle getirdik. Şimdi orada çocuklar için oyun parklarının olduğu bir yer var. Oradan çıkan, bütün o temizlenmiş olan suyu tekrar pompajla Haliç’e aktardık.”

Şu anda Haliç kokmuyorsa, bunun sayelerinde olduğuna işaret eden Erdoğan, “Ama hemen şurada, birkaç kilometre ötede şu andaki mevcut başkan temelsiz temel atma törenine gitti. Çünkü bunlar bu işlerden anlamaz. Değerli kardeşlerim, bunlara bir sorun, soruşturun. ‘Yahu geldin gidiyorsun acaba kaç tane metro yaptın? Kaç tane İstanbul’a hizmetkâr olacak adım attın?’ Hiçbir şey yok. Sancaktepe’de metronun açılmış olan kuyusunu doldurdun. Yapmazlar, yapamazlar. Bunların geçmişinden bugüne attıkları bu tür adımlar yok. Hiçbir zaman da olmayacak. Çünkü bunlarda böyle bir aşk yok, heyecan yok, coşku yok. Bizde ise yatırım, istihdam, üretim, cari fazla yolu ile ülkeyi kalkındırmak var” diye konuştu.

Erdoğan, İstanbul’a âşık olduklarını vurgulayarak, “İşte şimdi de Cumhurbaşkanınız olarak şahsım, kabinem ve yerel yönetimlerden gelecek olan arkadaşlarımla başta İstanbul olmak üzere Ankara, Allah’ın izniyle İzmir’i de, biz İzmirli kardeşlerimden istedik. Buraları da bu heyete katmak suretiyle Türkiye’ye yeni bir heyecan getirmek istiyoruz. Ve bunu başaracağız. Rabbim yolumuzu, bahtımızı açık etsin diyorum” dedi.

Ülkenin gelişmesine, kalkınmasına, büyümesine, istihdamına yaptıkları katkılar için tüm iş insanlarına şükranlarını sunan Erdoğan, insanlara kaliteli sağlık hizmeti sunmak için fedakarca çalışan tüm sağlık personeline teşekkür etti. Erdoğan, Türkiye Yüzyılı’nın inşasına çok güçlü destek beklediğini belirterek, “Bunun yolu da İstanbul’un 5 yıllık fetret devrine son vermekten geçiyor. İstanbul’u Murad’ına kavuşturarak, Türk ekonomisinin lokomotifi olan bu şehri belediyecilik hizmetlerinde de tekrar zirveye taşıyacağız” şeklinde konuştu.

Paylaşın

Erbakan, Ekonomik Kriz Üzerinden İktidara Yüklendi

Şanlıurfa’da halka seslenen Yeniden Refah Partisi Fatih Erbakan, “Asgari ücretliyi ve emekliyi açlık grevine mahkum ettiniz. Açlık grevinde bile şeker ve su takviyesi oluyor. Bu ücretler ancak açlık grevine yeter” dedi.

Fatih Erbakan, Sağlık Bakanlığının açıkladığı diyet listesinin maliyetinin 32 bin lira olduğunu anımsatarak, “Yani Sağlık Bakanlığı kendi ağzıyla iktidarın milyonlarca insanı açlığa mahkum ettiğini ilan etmiş oluyor” diye konuştu.

Yeniden Refah Partisi (YRP) Genel Başkanı Fatih Erbakan, yerel seçimler kapsamında partisinin Şanlıurfa mitinginde konuştu.

Independent Türkçe’nin aktardığına göre; Mehmet Kasım Gürpınar ile Şanlıurfa’nın yeniden milli görüş belediyeciliği ile buluşacağını söyleyen Erbakan, “Bütün engellemelere, ambargolara, çarpıtmalara, çamur atmalarına ve algı operasyonlarına rağmen, Cenabı Allah doğru ve haklı olanların kazanmasını istiyor. İşte haklının zaferini 3 Mart’ta yaşayacağız” dedi.

“Partimiz büyük bir rüzgarla büyüyor. Bugün itibarıyla üye sayımız 500 bine dayandı” diyen Erbakan, partisinin 31 Mart seçimlerinin parlayan yıldızı olacağını ifade ederek “Genel seçimlerde de iktidara taşıyacağız” dedi. Erbakan şunları söyledi:

Milletimiz neden Yeniden Refah’a koşuyor? Çünkü bu millet rantçı belediyeden bıktı artık. Değişim istiyor, samimi, dürüst, tevazu sahibi belediye başkanları istiyor. Milletin derdi ile dertleneceğine kendi makam aracı ile dertlenen, millet ile arasına mesafe koymuş belediyeleri istemiyor.

“Asgari ücretliyi ve emekliyi açlık grevine mahkum ettiniz”

Emeklilerin sorunlarına dikkat çeken Erbakan, “10 bin lira emekli maaşını elinizi vicdanınıza koyun düşünün. 10 tane hurma 150 lira emekliye 10 bin lira… 6 kilo pastırma parasını reva göreceksin. Emekliler bayram gelecek diye korkuyor. ‘Torunum gelirse nasıl harçlık vereceğim diye. Bu hale gelmiş bu insanlar” ifadelerini kullandı.

Çay ve simi hesabı ile iktidar olanlara hurma hesabı yaptığını anımsatan Erbakan, “5 kişilik bir aile 3 tek hurma, çeyrek pide, sahurda yine aynısını yapacak. 5 kişilik ailenin aylık masrafı 11 bin liraya geliyor. Gerçekten de söylerken utanıyorum” dedi.

“Asgari ücretliyi ve emekliyi açlık grevine mahkum ettiniz. Açlık grevinde bile şeker ve su takviyesi oluyor. Bu ücretler ancak açlık grevine yeter” diyen Erbakan Sağlık Bakanlığının açıkladığı diyet listesinin maliyetinin 32 bin lira olduğunu anımsatarak “Yani Sağlık Bakanlığı kendi ağzıyla iktidarın milyonlarca insanı açlığa mahkum ettiğini ilan etmiş oluyor” diye konuştu.

Paylaşın

Faizin Faturasını Vatandaş Ödüyor

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) para­sal sıkılaştırmanın dozunu giderek artırırken, faturası ise düşen alım gücü karşısında borçlanarak ge­çinmeye çalışan vatandaşa çıkıyor.

TCMB’den daha yüksek maliyetle borçlanan bankalar ihtiyaç kredisi faizinde geçen hafta 13 puanlık artışa imza attı. TCMB verilerine göre ortalama İhtiyaç kredisi faizi geçen hafta yüzde 76’ya yükselerek son 22 yılın zirvesine ulaştı. İhtiyaç kredi faizleri aylık yüzde 7’ye dayanırken; örneğin 10 bin liralık 12 ay vadeli bir ihtiyaç kredisinin geri ödemesi 16.832 li­raya, yıllık bileşik maliyeti de yüzde 187.58’e kadar çıkıyor.

Sözcü’den Mehtap Özcan Ertürk’ün haberine göre, iktidarın tutarsız faiz politikası 2019’dan bu ya­na sık sık Merkez Bankası başkanlarının görevden alınmasına neden olurken, Türkiye’yi de derin bir kri­ze sürükledi. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın “faize rıza” gösterdiği için ya da “nas ne diyorsa o” sözleriyle değişen faiz politikası her seferinde Merkez Bankası Başkanı’nın da gö­revden alınmasına neden oldu.

Son 8 yılda 6 Merkez Bankası Başkanı göreve gelirken, 5 başkan da görevden alındı. Her başkan; ya düşük faiz ısrarının bir sonucu olan yüksek enflasyonun sorumlusu gös­terilerek ya da enflasyonu kontrol altına almak için devreye alınan yüksek faiz politikasının ardından faiz lobileri işaret edilerek görevden alındı.

Yasal olarak görevi enflasyon hedeflemesi yapmak olan Merkez Bankası başkanlarını görevden alan Erdoğan bu süreçte ne söylediyse tersi yaşandı. “Ben ekonomistim” diyen Erdoğan’ın ‘faiz sebep, enf­lasyon neticedir’ iddiası Türkiye’yi Cumhuriyet tarihinin en derin krizi ile baş başa bıraktı. Son olarak Ma­yıs 2023’teki seçimlerinin ardından keskin bir ‘U dönüşü’ ile şimdilik faiz tartışması sona erdi. Yaşanan süre­cin bedelini ise vatandaşlar ödüyor. Türkiye yüzde 50 faiz oranı ile dün­yada 4’üncü, yüzde 67.07 enflasyon oranı ile dünyada 5’inci ülke oldu.

İktidarın U dönüşünden önceki Mart 2021-Haziran 2023 tarihleri aralı­ğında TCMB’nin kaptan koltuğunda oturan Şahap Kavcıoğlu, enflasyon yüzde 16 iken görevi devraldı, yüzde 85.51’i görerek yüzde 39.59’a gerile­diğinde ise görevi devretti. Kavcıoğ­lu’nun görevde kaldığı 26 ayda faiz yüzde 19’dan yüzde 8.5’e indi ama döviz kurları kontrol edilemez hale geldi, enflasyon 22 yıllık AKP iktidar­larının zirvesine ulaştı.

Merkez Bankası (TCMB) para­sal sıkılaştırmanın dozunu giderek artırırken, faturası ise düşen alım gücü karşısında borçlanarak ge­çinmeye çalışan vatandaşa çıkıyor. TCMB’den daha yüksek maliyetle borçlanan bankalar ihtiyaç kredisi faizinde geçen hafta 13 puanlık artışa imza attı. TCMB verilerine göre ortalama İhtiyaç kredisi faizi geçen hafta yüzde 76’ya yükselerek son 22 yılın zirvesine ulaştı. İhtiyaç kredi faizleri aylık yüzde 7’ye dayanırken; örneğin 10 bin liralık 12 ay vadeli bir ihtiyaç kredisinin geri ödemesi 16.832 li­raya, yıllık bileşik maliyeti de yüzde 187.58’e kadar çıkıyor.

Erdoğan ne demişti?

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın, 21 Nisan 2023’te İstanbul’da Gaziosmanpaşa Meydanı’ndaki mitingde “Bu kardeşiniz iktidarda olduğu sürece, faiz yükselemez, faiz devamlı düşecektir. Amerika’da faiz yükselebilir, Avrupa’da yükselebilir ama Türkiye’de faiz düşecek. Ve göreceksiniz enflasyon da faizle beraber düşecek. Ni­tekim, milletim 21 yıldır bize güvendi, inandı, hep arkamız­da durdu” demişti. Erdoğan, bu konuşmayı yaptığı sırada enflasyon yüzde 43.68, TCM­B’nin politika faizi ise yüzde 8.5’ti. Bugün enflasyon yüzde 67.07, faiz ise yüzde 50 düzeyinde bulunuyor.

Paylaşın

Bakırhan: Kürtler, Coğrafyasından Asla Vazgeçmeyecek

Şanlıurfa Newroz kutlamalarında konuşan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, “Türkiye’nin geleceği operasyonlarda değil, savaşta değil, Kürdistan’ın dört bir yanında sivil Kürt insanlarını öldürmekte değil; Türkiye’nin geleceği 31 milyon Kürt’ün iradesiyle, Kürt sorununun demokratik ve barışçıl çözümündedir. Bunun için sizleri tekrar diyaloğa ve müzakereye çağırıyoruz” dedi ve ekledi:

“Ama ne yapıyorlar değerli halkımız? Kürtlerin yaşadığı her yere ‘teröristan’ diyorlar. Milletvekilleriniz Meclis’te iki kelime Kürtçe konuştuğunda seslerini kısıyorlar, ‘bilinmeyen dil’ diyorlar. Teröristan dedikleri yer Kürdistan’dır, bilinmeyen dil dedikleri Kürtçedir. Kürtler var olduğu sürece coğrafyasından, dilinden, toprağından ve özgürlüğünden asla vazgeçmeyecektir. Bir an önce teröristan kavramından, bilinmeyen dil tarifinden vazgeçin.”

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, Şanlıurfa Newroz kutlamalarında konuştu. Tuncer Bakırhan, konuşmasında şunları söyledi:

“Kürtlerin, Arapların, Türkmenlerin, Êzidîlerin, farklı etnik ve inanç grubunda bulunan bütün Urfa halkımızın Newroz’u kutlu olsun. Newroza we pîroz be. Urfa deyip geçmemek lazım. Güneşin doğduğu kadim bir kenttir. Urfa Kürtlere, Türkiye’ye ve Ortadoğu’ya siyaseti ve devrimciliği öğreten; duruşu, dili, kimliği ve onurlu bir mücadeleyi öğreten bir kenttir. Bugün Urfa’da sizlerle birlikte olmaktan onur duydum, gurur duydum. Her Bijî Urfa.

Urfa bize öğretti, Urfa üretti; Urfa, Kürt halkının bugünkü onurlu direnişini ve duruşunu meydana çıkarttı. Onun için ne kadar kendinizle övünseniz yeridir. Urfa’dan Hewlêr’e, Urmiye’ye, Mehabad’a, Qamişlo’ya selam gönderiyoruz. Kürt halkının, Kürdistan halkının Newroz Bayramını kutluyorum. Şu an Ankara’da adalet nöbeti tutan Emine Şenyaşar’a selamlarımızı gönderiyoruz. Bir gün muhakkak Kürtlerin kanına giren bu eli kanlı insanlardan demokratik bir yargı önünde hesap soracağız.

Şenyaşar Davası sadece Şenyaşar ailesinin değil Kürtlerin davasıdır; Urfalıların, devrimcilerin, demokratların, onurlu bütün insanların davasıdır. Bu davayı takip etmeye devam edeceğiz. Viranşehir Belediye Başkanlığımızı ve milletvekilliğimizi yapmış olan, şu an cezaevinde bulunan Leyla Güven şahsında Selahattin Demirtaşların, Gültan Kışanakların, Sabahat Tuncellerin, Ayşe Gökkanların ve binlerce yoldaşımızın Newroz Bayramını kutluyorum.

Feridun Yazar, Muhsin Melik ve İbrahim Ayhan şahsında HEP’ten bugüne kadar partimize emek vermiş, bedel ödemiş bütün arkadaşlarımızı da rahmetle ve minnetle anıyorum. Bir kez daha Urfa’dan, bu meydandan şunu söylemek istiyorum. Zalimlere, Dehaqlara karşı nasıl Kawalar direndiyse; Urfalılar da darbelere, faşizme ve zulme karşı direndi, direnmeye devam edecek. Urfa demek, mazlumların direnişi demektir; Rahşanların, Zekiyelerin direnişi demektir. Siz var olun, hûn her hebin hûn her bijîn.

Televizyonları açıyorsunuz iktidar partisi ve onun küçücük ortakları sabah akşam DEM Parti diyorlar, Kürtler diyorlar. Sabahtan akşama bizlere iftira atıyorlar. “Hani gençler nerede?” diyorlardı. Gençler Urfa’da Newroz alanında. İktidar partisinin başkanı, “Bunların kuvveti, kudreti kalmadı” diyordu. Al sana kuvvet, al sana kudret, al sana birlik, direniş, mücadele! Eğer genç görmek istiyorsan, direniş görmek istiyorsan, kuvvet görmek istiyorsan, kudret görmek istiyorsan al sana Urfa, al Newroz alanı.

Newroz’dan sonra delirmeye başladılar. Şirazeleri bozuldu. İstanbul’da bir milyonun üzerinde kitleyi topladığımızda şaşkına döndüler. Amed’de bir milyon insanımız bir araya geldi. Van’da yüz binler. Batman’da, Siirt’te, Türkiye ve Kürdistan’ın birçok yerinde on binler, yüz binler, milyonlar hep bir ağızdan “Newroz pîroz be!” dedi. Halkımız hep bir ağızdan, bize sabah akşam terör diyenlere Newroz alanlarında, “biz varız, vardık, var olmaya devam edeceğiz” dedi. Onlar sabah akşam kin kusuyor, sabah akşam savaş diyorlar, operasyon diyorlar.

Biz onlara diyoruz ki aklınızı başınıza toplayın. Milyonlarca Kürt barış diyor, özgürlük diyor, demokrasi diyor. Milyonlarca Kürt savaş politikalarınıza karşı meydanda ve ayaktadır. Değerli Urfa halkı, bu savaş politikalarına geçit verecek miyiz? 31 Mart’ta dilimizi yok sayan, bizi yoksullaştıran, belediyelerimize kayyım atayan bu haramzadelere, bu kayyımcı anlayışa sandıkta ders verecek mi Urfa? Urfa, siz Nemrut’a karşı İbrahimi bir duruş ortaya koyuyorsunuz. Her bijî Urfa!

Dünya’nın dört bir yanında Kürt karşıtı diplomasi yapmanıza, yurt dışına gitmenize gerek yok. Kürt sorununun çözümü bir ada mesafesindedir. Buyurun İmralı’ya. Sayın Öcalan üzerindeki tecridi kaldırın, Kürt meselesini diyalogla ve müzakereyle çözelim. Bu vesileyle bilge insanın, hemşeriniz ve yoldaşınız Sayın Öcalan’ın Newroz’unu hep birlikte kutluyoruz. Newroza te pîroz be!

Değerli halkımız, Araplar, Türkmenler, Kürtler; Türkiye 2 yıl çok iyi bir süreç geçirdi Çözüm Sürecinde. Her yerde esnaf rahattı, ticaret yapabiliyordu. Enflasyon bu kadar yüksek değildi. İnsanlar geleceğe umutla bakıyordu. Hepimiz rahattık, huzurluyduk. Kürt ve Türk gençlerinin cenazeleri gelmiyordu. Türkiye 100 yıllık tarihinde en rahat ve huzurlu iki yılı geçirdi. Ne yaptılar? Çözüm Sürecini buzdolabına kaldırdılar ve sürecin mimarı olan, Türkiye halklarının insanca yaşaması için bir çözüm deklarasyonu ortaya koyan Sayın Öcalan üzerinde görülmemiş bir tecrit uyguladılar.

O iki yıl mı daha iyiydi; yoksa şimdi emekçinin ve emeklinin perişan olduğu, esnafın siftah yapamadığı, her gün gençlerin cenazesinin geldiği, insanların terk ettiği uçurumun kenarındaki bu Türkiye mi daha iyi? Bizler devleti, devlet aklını, AKP iktidarını bir kez daha uyarmak istiyoruz. Türkiye’nin geleceği operasyonlarda değil, savaşta değil, Kürdistan’ın dört bir yanında sivil Kürt insanlarını öldürmekte değil; Türkiye’nin geleceği 31 milyon Kürt’ün iradesiyle, Kürt sorununun demokratik ve barışçıl çözümündedir. Bunun için sizleri tekrar diyaloğa ve müzakereye çağırıyoruz.

Ama ne yapıyorlar değerli halkımız? Kürtlerin yaşadığı her yere “teröristan” diyorlar. Milletvekilleriniz Meclis’te iki kelime Kürtçe konuştuğunda seslerini kısıyorlar, “bilinmeyen dil” diyorlar. Teröristan dedikleri yer Kürdistan’dır, bilinmeyen dil dedikleri Kürtçedir. Kürtler var olduğu sürece coğrafyasından, dilinden, toprağından ve özgürlüğünden asla vazgeçmeyecektir. Bir an önce teröristan kavramından, bilinmeyen dil tarifinden vazgeçin.

Türkiye’yi batırdınız, bitirdiniz, emeklileri 10 bin lirayla geçinmek zorunda bıraktınız. Ramazan ayındayız. İnsanlar aç, hurmayı taneyle alıyor. İnsanlar evinde iftar sofrası kuramıyor. Hayvancılıkla ve tarımla uğraşan insanlar, çocuklarına ayda bir defa et yedirmek için bir gün ucuz et kuyruğunda bekliyor. Sorsanız Türkiye mutlu mesut, çünkü onlar başını Saray’dan çıkarmıyor. Onlar Urfa’daki bu meydanı görmüyorlar, İstanbul’daki milyonları görmüyorlar. Daha güçlü, daha diri, daha büyük bir şekilde bu haramzadelere, bu Türkiye’yi batırıp bitirenlere 31 Mart’ta gerekli cevabı verecek mi Urfa?

“Faiz 22 yıl önce geldiklerinden daha yüksek”

Bu iki yüzlüler Filistin halkı diyor, Gazze diyor ama İsrail’le en büyük ticareti yapan ülke Türkiye. Gazze’nin, Ramallah’ın etrafını çeviren o betonların çimento ve demirleri nereden gidiyor? Türkiye. Bunlar sadece Kürt düşmanı değil; ezilen, sömürülen halkların, emekçilerin, emeklilerin, kadınların da düşmanıdırlar.

31 Mart, Türkiye halklarının onlardan sandıkta hesap soracağı büyük bir gündür. Sizin sayenizde, bizi yok sayan bu savaş çığırtkanlarına en büyük cevabı sandıkta vereceğiz. Erdoğan faizin haram olduğunu söylüyordu. Faiz yüzde 50’lere çıktı. Erdoğan Nas’ı örnek gösteriyordu. Nas’ı faize yedirdiler, faize! Şu anda Türkiye’deki faiz 22 yıl önce geldiklerinden daha yüksektir. Bunlara inanmayın. Bunlar gerçekten ülkeyi batırıp bitirdiler. Sen 22 yıldır batırdın, bitirdin, hizmet etmedin. Şimdi son bir haftada mı hizmet edeceksin? Urfa halkı bu yalana kanar mı? Kanmaz.

Erdoğan dün diyor ki DEM Parti seçmenin iradesi yok. Hele bize bunu diyene bakar mısınız Allah aşkına? Newroz’daki milyonları görsün baksın, DEM Parti seçmeninin iradesi var mı yok mu? Newroz bunların şirazesini bozdu, bunların aklını başından aldı. Bizim seçmenimiz onurludur. Bizim seçmenimiz yiğittir, fedakardır. Bizim seçmenimizi en iyi Erdoğan tanır. 22 yıldır seçmenimiz üzerinde estirdiği zulüm, faşizm, baskı, ölüm ve yıkımın sonuç vermediğini en iyi kendisi biliyor. Türkiye’nin, dünyanın en iradeli seçmeni DEM Parti’nin seçmenidir. Bizim seçmenimiz öyle bir seçmendir ki yeri geldiğinde iple partisinin yerini pusulada bulur, mührünü altına basar. İple partisinin yerini bulan bu seçmene iradesiz demek kimsenin haddi de değil hakkı da değil!

“İradesini Bahçeli’ye veren biri seçmenimize laf söyleyemez”

Değerli halkımız, huzurunuzda Erdoğan’a bir çağrı yapmak istiyorum. O ampul rozetli vali ve kaymakamların zorla, tehditle miting alanlarına topladığı kitleyi bir günlüğüne Erdoğan bıraksın da bakalım kimin seçmeni var, kimin seçmeni iradeli, kimin seçmeni kudretli? Erdoğan gittiği gün yüz tane insanı etrafında bulamaz. Kırk yıldır baş eğmeyen bu onurlu halkın iradesi de kudreti de partisine bağlılığı da partisindeki sözü de kıymetlidir. Erdoğan adayları nerede belirledi?

Ankara’daki sarayından. Bizim adaylarımızı kim belirledi? Ön seçimle halkımız. Kimin seçmeninin iradesi varmış, kimin yokmuş ön seçime bakarak Türkiye halkı karar versin. Bizim seçmenimiz çeliktendir, leblebi değil! Yılmayan, yorulmayan, karanlığı aydınlatan, onurlu bir seçmenimiz var. Bunun için bile sizlere binlerce kez teşekkürler. Partinize sahip çıktığınız, yalnız bırakmadığınız, sizi yok sayan bu sisteme en iyi cevabı verdiğiniz için binlerce kez teşekkürler, önünüzde saygıyla eğiliyoruz.

Beyefendi seçmenin iradesini soracağına kendisine baksın. Erdoğan’ın iradesi nerede sizce? İradesini Bahçeli’ye vermiş biri bizim seçmenimize laf söyleyemez. İradesini JİTEM’cilere, Çillerlere, Ergenekonculara veren biri irademize laf edemez. İrade burada, Urfa’da. İrade ayaktadır, güçlüdür, vardır, var olmaya devam edecektir.

22 yıldır kim iktidar? AKP. Riha Belediyesi kimde? AKP’nin ve diğer partilerin. Sizlere soruyorum. Gerçekten temiz, eşit, hakkaniyetli bir hizmet aldınız mı? Bu utanmazlar altyapı yapmadığı için, sel ve toprak kaymasının olduğu yerlere imar izinleri verdiği için selde 17 vatandaşımız bir yıl önce yaşamını yitirdi. 17 vatandaşımızı rahmetle anıyorum. Altyapı, temizlik, iş, Kürt’e hizmet yok ama ayrımcılık var. Kürt genci işe girmiyor, Kürt gencini eşit saymıyorlar. Çalıyorlar, çırpıyorlar, rantçılık yapıyorlar.

Onlara bir de bizim 25 yıllık belediyecilik pratiğimize baksın. Bizim belediyelerimiz halkın yanındadır. Bizim belediyelerimiz çok dilli belediyecilik hizmeti veriyor. Bizim belediyelerimizde kadın müdürlükleri var, kadın kooperatifleri var. Bizim belediyelerimiz gençlerin iş ve aş bulmalarını sağlıyor. Bizim belediyelerimiz çalmaz çırpmaz. Bu 25 yılda tek bir DEM Parti geleneğinden belediye başkanı yolsuzluktan ceza aldı mı? Ancak AKP belediyelerinin, kayyımlarının yolsuzluğunu anlatsak buradan İstanbul’a yol olur.

Bu tarihi kenti, bu Kürtlerin yüreğindeki büyük kenti, peygamberler diyarını DEM Parti belediyecilik anlayışı ile buluşturacak mıyız? Bizim belediyemiz burada yaşayan her halktan insanın evi olacaktır. Belediyemiz ayrımcılık ve hırsızlık yapmayacak, kaynaklarını Urfa halkı için harcayacaktır. Urfa, bizim olanı, sizin olanı almaya var mısın? Hiç şüphemiz yok, size güveniyoruz. Osman Baydemir’in kapısını araladığı belediyeyi Celalettin ve Gülşen Başkanla yeniden alacağımıza eminim.

Seçime 9-10 gün kaldı. Urfalı emekçiler, mevsimlik işçi olarak diğer kentlere çalışmaya gidiyorlar. Oyu burada olup çeşitli sebeplerden dolayı Urfa dışında olan kardeşlerimizi oy vermeleri için Urfa’ya davet edeceğiz. Farz edelim ki bir arkadaşımız Tekirdağ’da, Mersin’de ulaşım imkanı yok. Ne yapacak? Bulunduğu yerdeki il ve ilçe örgütümüze gidecek, iftar sofrasında kaçak demli bir çayını içecek ve otobüs biletini alıp oy kullanmaya gelecek.”

Paylaşın