Demirtaş, Erdoğan’a Seslendi: Halkın İradesine Saygı Duymak Bu Şekilde Olmaz

Abdullah Zeydan’ın mazbatasının Abdulahat Arvas’a verilmesine ilişkin açıklama yapan Demirtaş, Erdoğan’a seslenerek, “Seçim gecesi halkın iradesine saygı duyacağınızı ve mesajı aldığınızı belirtmiştiniz. Van’da yaşananlar sizin bu mesajlarınızla uyumlu değil maalesef. Halkın iradesine saygı duymak bu şekilde olmaz” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Bunu halk da Hak da kabul etmez. Bu gidişata daha en başından dur demenizi bekliyoruz. Tüm sorunların diyalog ve karşılıklı güven çerçevesinde çözümüne dönük iradeyi boşa çıkaran bu hukuksuz girişime, ülkenin Cumhurbaşkanı olarak dur demenizi bekliyoruz.”

Eski Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, Abdullah Zeydan’ın memnu hakkının (seçilme hakkı) geri alınması ve mazbatasının Abdulahat Arvas’a verilmesine ilişkin açıklamada bulundu. Demirtaş’ın mesajı şöyle:

“Saygıdeğer halkımız, değerli kardeşlerim,

Hepinizi hasretle kucaklıyor, yürek dolusu selam, sevgilerimi gönderiyorum. Van başta olmak üzere, irademize en güçlü şekilde sahip çıkarak seçimlerde gösterdiğiniz başarı nedeniyle sizleri canı gönülden kutluyorum. Bizleri onurlandırdığınız, gururlandırdığınız için binlerce kez teşekkür ediyorum. Bu başarıda emeği olan tüm halkımıza, parti emekçilerimize ve Eş Başkanlarımız Abdullah Zeydan ve Neslihan Şedal’a şükranlarımı sunuyor, başarılar diliyorum.

Halkımız bu tutumuyla hücrelerimizi aydınlatmış, özgürlükteki ısrarıyla yakın geleceğin siyasi yol haritasını da çizmiştir. Ancak belli ki halkın kararlı iradesine halen saygı duymayanlar, geçen on yıldan ders almayanlar da var. Biz tüm hukuksuzluklara rağmen diyaloğun, barışın önünü açmaya çalışırken birileri ısrarla provokasyon peşinde koşmaktadır.

Buradan sizler aracılığıyla Sayın Cumhurbaşkanı’na seslenmek istiyorum. Seçim gecesi halkın iradesine saygı duyacağınızı ve mesajı aldığınızı belirtmiştiniz. Van’da yaşananlar sizin bu mesajlarınızla uyumlu değil maalesef. Halkın iradesine saygı duymak bu şekilde olmaz. Bunu halk da Hak da kabul etmez. Bu gidişata daha en başından dur demenizi bekliyoruz. Tüm sorunların diyalog ve karşılıklı güven çerçevesinde çözümüne dönük iradeyi boşa çıkaran bu hukuksuz girişime, ülkenin Cumhurbaşkanı olarak dur demenizi bekliyoruz

Van halkı başta olmak üzere tüm halkımızı, demokrasi yanlısı tüm güçleri, siyasi partileri bu hukuksuzluğa karşı durmaya çağırıyoruz. Zaman gerilim, çatışma zamanı değil, barışı inşa etme zamanıdır. Tüm siyasetçiler ve ülkeyi yönetenler Kürt halkının bu sesini duymalıdır. Halkımız, baskılara karşı sonuna kadar iradesine sahip çıkacaktır.

Van halkımız başta olmak üzere tüm halkımıza dayanışma dileklerimizi, sıcak selam, sevgilerimizi gönderiyor, özgür yarınlarda görüşebilmeyi diliyoruz.

An serkeftin an serkeftin.”

Paylaşın

AK Parti Sözcüsü Çelik: Halkın Mesajını Bütün Boyutlarıyla Ele Alacağız

Seçimlere ilişkin açıklamada bulunan AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, “31 Mart seçimleri önümüzdeki dönem izleyeceğimiz siyaset ve izleyeceğimizi yol açısından bir dönüm noktası olacaktır” dedi ve ekledi:

“Bu çerçevede 31 Mart seçimlerinin partimize dönük mesajlarını en net, en derinlemesine şekilde okuyacağımızı, ele alacağımızı ifade ediyoruz. Bu seçimde yüksek teveccüh gösterilen yerlerde daha iyisini yapmak için elimizden gelen gayreti göstereceğiz. Tabii arzu etmediğimiz sonuçların olduğu, arzu ettiğimiz sonuçları ulaşamadığımız yerler var. Bu yerlerle ilgili olarak da verilen mesajı bütün boyutlarıyla ele alacağız.”

Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) Sözcüsü Ömer Çelik, partisinin Merkez Yürütme Kurulu (MYK) sonrasında basın toplantısı düzenledi.

Gazete Duvar’ın aktardığına göre; MYK toplantısında 31 Mart yerel seçim sonuçlarının ele alındığını aktaran Ömer Çelik, “Milli iradeye sahip çıkan tüm vatandaşlarımıza teşekkür ediyoruz. Bu süreçte Cumhur İttifakı teşkilatları son derece iyi bir iş birliği içerisinde yan yana çalıştılar, çok güçlü bir dayanışma sergilediler. İttifak içerisindeki tüm teşkilat mensuplarımıza teşekkür ediyoruz” diye konuştu.

“Seçilen herkesi, hangi partiden olursa olsun, belediye başkanlarını, belediye meclis üyelerini, il genel meclisi üyelerini, muhtarları ve azaları tebrik ediyoruz” diyen Çelik, “Her seçim demokrasi şölenidir. Demokrasi bu seçimle daha da kökleşmiştir ve kazanan demokrasinin gerçek sahibi olan vatandaşlarımız olmuştur. Siyasetim sicil amiri vatandaşlarımızdır. Vatandaşlarımız siyaset kurumuna dönük takdir ve uyarılarını sandık yoluyla gerçekleştirirler” ifadelerini kullandı.

Halkın mesajını net şekilde ele alacakların söyleyen Çelik, “31 Mart seçimleri önümüzdeki dönem izleyeceğimiz siyaset ve izleyeceğimizi yol açısından bir dönüm noktası olacaktır. Bu çerçevede 31 Mart seçimlerinin partimize dönük mesajlarını en net, en derinlemesine şekilde okuyacağımızı, ele alacağımızı ifade ediyoruz. Bu seçimde yüksek teveccüh gösterilen yerlerde daha iyisini yapmak için elimizden gelen gayreti göstereceğiz. Tabii arzu etmediğimiz sonuçların olduğu, arzu ettiğimiz sonuçları ulaşamadığımız yerler var. Bu yerlerle ilgili olarak da verilen mesajı bütün boyutlarıyla ele alacağız” dedi.

Halkın iradesine itirazın söz konusu olamayacağını belirten Çelik, “Milletimiz arzu ettiğimizi sonuçları alamadığımız yerlerde uyarıları, eleştirileri vardır. Bunların hepsi başımızın gözümüzün üstündedir. Bu mesajı bütün boyutlarıyla değerlendirmek boynumuzun borcudur. İlk sonuçlar geldiği andan itibaren bunu değerlendirmeye başladık.

Vatandaşımız irade gösterdiği zaman buna teslim oluruz, büyük bir hürmetle karşılarız, buna dönük herhangi bir itirazımı ya da eleştirimiz olamaz. İtiraz hakkı millete aittir. En iyi şekilde, kapsamlı şekilde kılcal damarlarına kadar değerlendirilecektir. İller, ilçeler, mahalleler… Vatandaşlarımızın talepleri AK Parti siyasetine yön vermeye devam edecektir. Milletin desteğine de eleştirisine de müteşekkiriz” şeklinde konuştu.

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kendilerine bir mesaj verdiğini söyleyen Ömer Çelik, şöyle devam etti: “Bu MYK’da genel başkanımızın, cumhurbaşkanımızın verdiği mesaj, milletin talebi doğrultusunda, millet eksenli siyaseti yeni dönemde daha da güçlendirmek için yapılması gerekenlerin hepsinin ele alınması, özeleştiriden başlayarak bütün bu mesajların doğru bir şekilde değerlendirilmesi şeklindedir.

Türkiye seçim sürecini tamamladı. 4.5 yıldan fazla önümüzde seçim yok. Bu süreyi değerlendirmek için gayret göstereceğiz. Demokratik reformalar her zaman gündemimizde olacak. Sistemde aksayan yerlerin düzeltilmesi için bu reformlar yapılacak. Yeni anayasa gelecek nesillere borcumuzdur. Bununla ilgili çalışmalar yapılacak.”

Van açıklaması: Yasal mevzuatla ilgili bir konu

Van Büyükşehir Belediyesi seçimini kazanan DEM Partili Abdullah Zeydan’ın başkanlığının düşürülmesine değinen Çelik, “Bu konu il seçim kurulunun takdirinde olan bir konu yani yasal mevzuatla ilgili bir konu. Memnu hakların iadesi konusunda gereken şartların yerine gelmemesi sebebiyle il seçim kurulu böyle bir karar almış. Bu hükümetin müdahale edebileceği bir alan değil. Onlar böyle bir şey ifade ediyorlar ama doğrudan memnu hakların iadesiyle ilgili şartların yerine gelmemesi konusu.

Burada il seçim kurulu daha sonra da Yüksek Seçim Kurulu yetkili. Konu, hukuki bir konu. İtiraz edeceklerse, itiraz mekanizmaları bellidir. Hukuken haklılarsa zaten sonuç onların istediği gibi olacaktır. ‘Demokratik tepkimizi gösteriyoruz’ deniyor ama sokaklar yakılıp yıkılıyor, polise saldırı oluyor. Demokratik tepkiyi göstermek herkesin hakkıdır. Ama bunu şiddet olaylarına dönüştürmenin demokrasiyle bir bağı yoktur. Herkes itirazını yapar son kararı da YSK verir” dedi.

Paylaşın

‘Kongre’ Kararı Alan İYİ Parti’de Neler Oluyor?

31 Mart Pazar günü yapılan yerel seçimlere “hür ve müstakil girme” kararı alan İYİ Parti, seçimlerde hedeflediği sonucu alamayınca, “olağanüstü seçimli kongre” toplama kararı aldı.

İYİ Parti Genel Başkan Meral Akşener, seçimler sonrası yaptığı açıklamada, kongrede aday olup olmayacağına dair net bir mesaj vermedi. Pazartesi günü gerçekleşecek Başkanlık Divanı toplantısında hem kongre süreci hem de Akşener’in adaylığı ele alınacak.

14 Mayıs 2023’te gerçekleşen milletvekilliği genel seçimlerinde yaklaşık 5 milyon 200 bin oy alan İYİ Parti, 31 Mart yerel seçimlerinde belediye meclisleri oyu dikkate alındığında 1 milyon 900 bin oya geriledi. İYİ Parti il olarak sadece Nevşehir’i kazanabildi. Ayrıca 23 ilçe ve 7 beldede İYİ Parti kazandı.

Ancak iddialı olduğu Ordu, Balıkesir gibi yerlerde başarı sağlayamadı. İstanbul ve Ankara’da yüzde 1’i dahi bulamayan İYİ Parti, İzmir’de yüzde 4’e yakın oy alabildi. İYİ Parti bu sonuçlarla beşinci parti konumuna geriledi.

DW Türkçe’den Kıvanç El‘in edindiği bilgiye göre, olağanüstü kongrenin Mayıs ayı içerisinde toplanması planlanıyor. Önümüzdeki hafta gerçekleşecek Başkanlık Divanı toplantısında kongreye dair tüm seçenekler ele alınacak. Seçim sonuçları da bu toplantıda analiz edilecek.

Kamuoyu araştırmacı şirketi Panorama TR Araştırma Direktörü Osman Sert’e göre, yerel seçim değil genel seçime de gidilse İYİ Parti’nin alacağı sonuç değişmeyecekti.

Sert, “Daha önce ittifakla seçim kazanabilmişken elitlerin kararı ile seçim öncesine döndüler. İttifak ile sonuç alındıktan sonra ertesi gün, ‘ittifak bitti, unutuyoruz yaşananları’ denilemez. Burası siyasi bir parti, cemaat değil. Kişilerin bireysel beklentileri var” yorumu yapıyor.

Meral Akşener’in başkanlığı bırakıp bırakmayacağı kamuoyunun yanı sıra parti içinde de merak ediliyor. Osman Sert ise Akşener’in bırakma kararı almasının zor olduğunu söylüyor:

“İYİ Parti kimlik ve kadro partisi değil, Meral Akşener partisidir. Elbette iyi kadrolar var. Ancak taşıyıcı Akşener. Onu geri çekince geriye kalanın siyasal varlığını sürdürmesi zor olacak. Bırakırsa ayrı sorun, bırakmazsa ayrı sorun.”

Parti içerisinde de farklı görüşler var. Akşener’e yakın bir üst düzey parti kurmayı, Akşener’in bırakmasının henüz erken olduğunu savunuyor ve “2023 yılında Meral Akşener’in talepleri dikkate alınsa bugün Cumhurbaşkanlığı kazanılmış olacaktı. Sağlıklı değerlendirme yapmak lazım” yorumu yapıyor.

Başka bir üst düzey İYİ Partili ise Akşener’in görevi bırakması gerektiği görüşünde. Partili, “Genel başkan artık yıprandı. Partinin nereye gittiği konusunda netlik yok. Merkez partisi mi olacağız yoksa, Milliyetçi-Türkçü kimliği ağır olan bir parti olarak mı devam edeceğiz. Seçmen bu netliği görmeyince cezayı kesiyor. Biz merkezden uzaklaştık. Sert ve saldırgan bir dil kullandık” ifadelerini kullanıyor.

İYİ Parti’de saha çalışmaları yapan milletvekilleri ekonomideki sıkıntılardan sonra en fazla duydukları eleştirilerin “Masadan kalkarak yanlış yaptınız” olduğunu kaydediyor. İYİ Partili üst düzey kurmaya göre altılı masa aktörlerinden, CHP hariç, diğerleri 2023’te olmadı ancak yerel seçimlerde cezalandırıldı.

İYİ Parti içinde CHP’nin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ve Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’a karşı kullanılan dilin yanlış olduğunu düşünenler de var. İmamoğlu ve Yavaş’a karşı ağır bir söylem kullanılmasının yanı sıra “AK Parti gibi popülist davranılarak DEM Parti üzerinden milliyetçilik yapılmasının” hata olduğu ifade ediliyor.

Osman Sert’e göre de masadan kalkmayı seçmen unutmadı ve yerel seçimlerde bunun cezasını kesti.

İYİ Parti ve AK Parti anlaşır mı?

Kamuoyunda “İYİ Parti seçimsiz 4 yıllık süreçte AK Parti ile anlaşacak” yorumları da yapılıyor. Panorama TR’den Osman Sert’e göre bu öngörüye şu aşamada katılmıyor:

“Önümüzdeki 1,5 yıl ağır bir ekonomik kriz var. Sorumlusu olmadığı bu krizi, İYİ Partililer neden taşıyıcısı olacak, bedelini ödeyecek. Velev ki; Erdoğan ve AK Parti 360 vekili buldu. Erdoğan’ın istediği bir referandumun bu pazar görülen sonuçlarla geçme ihtimali yok.”

İYİ Parti kurmaylarına göre de AK Parti ile de CHP ile de anlaşmadan, ülkücülüğe sapmadan, partinin merkezde bir yol çizmesi, doğru bir muhalefet dili geliştirmesi gerekiyor.

Paylaşın

Van’da DEM Partili Zeydan’ın Mazbatası AK Partili Arvas’a Verildi

Van’da yüzde 55 oyla büyükşehir belediye başkanı seçilen DEM Partili Abdullah Zeydan’ın mazbatası AK Parti büyükşehir belediye başkan adayı Abdulahat Arvas’a verildi.

Haber Merkezi / Mazbatanın Abdulahat Arvas’a verilmesinin gerekçesi olarak Abdullah Zeydan’ın “memnu (yasaklı) haklarının geri alınması” gösterildi.

Van İl Seçim Kurulu, 31 Mart seçimlerinde Van Büyükşehir Belediye Başkanı seçilen Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) adayı Abdullah Zeydan’ın memnu hakkının (seçilme hakkı) geri alınması üzerine başlattığı inlemeyi tamamladı.

İl Seçim Kurulu, AK Parti adayı Abdulahat Arvas’ın şikayeti üzerine yaptığı inceleme üzerine Zeydan’ın seçilme yeterliliği olmadığına hükmetti. Kurul, mazbatanın en çok oy alan ikinci sıradaki AK Parti adayı  Abdulahat Arvas’a verilmesine karar verdi.

DEM Parti Merkez Yürütme Kurulu (MYK), Adalet Bakanlığı’nın başvurusu üzerine, yerel seçimlerde Van Büyükşehir Belediye Başkanı seçilen Abdullah Zeydan’ın memnu (yasaklı) haklarının geri alındığını açıkladı. Açıklamada, partinin Van’da büyükşehir dahil, 14 belediyenin tümünü kazandığı anımsatıldı.

Açıklamada, “Van halkı iradesini net ve en güçlü şekilde sandığa yansıtmıştır. Bu güçlü irade, aynı zamanda kayyım rejimine verilen bir cevaptır” denildi. Ayrıca Adalet Bakanlığı’nın itirazı üzerine, Abdullah Zeydan’ın memnu hakkının iadesi kararının hiçe sayıldığı vurgulandı:

“Van Büyükşehir Belediye Eş Başkanımız Abdullah Zeydan, tüm hukuki prosedürlerini tamamlayarak Yüksek Seçim Kurulu’na başvurmuş, adaylığı yapılan incelemeler sonucu YSK tarafından kabul edilmiştir. Zeydan, Van’da halkın büyük çoğunluğunun desteğini alarak seçilmiştir.

“Ancak 29 Mart 2024 Cuma günü mesai bitimine 5 dakika, seçime 2 gün kala Adalet Bakanlığı idari bir karar ve yazıyla, 2022 yılında memnu haklarını alan ve tüm yasal denetimlerden geçen Zeydan’ın memnu haklarına itiraz etmiştir. Yetkili savcılık, talimat niteliğindeki bu idari itiraz yazısı üzerine kesinleşmiş memnu hak kararını veren mahkemeye yeniden başvurmuştur. Mahkeme aynı gün kesinleşmiş memnu hak kararını geri almış ve memnu hak talebini reddetmiştir. Karar henüz kesinleşmeden, yani itiraz ve temyiz hakkı kullanılmadan hemen YSK’ye bildirimde bulunmuştur.”

DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan, halkın ortaya koyduğu iradeye saygı duyulması gerektiğini söyledi. Doğan, “Bu hukukun gereğidir, bu bir lütuf değildir. Alınan bu yanlış karardan derhal geri dönülsün” dedi.

“Van halkının 245 bin oyuyla Van Belediye Eşbaşkanı seçildim”

Abdullah Zeydan ise partisinin il örgütünde yaptığı açıklamada şunları kaydetti: “Biliyorsunuz bir seçim süreci başladı ve bu süreçte bizler adaylar olarak yüksek seçim kurulundan başvurduk. Bir yıl önce mahkemenin bana verdiği memnu hakların iadesi yani yasaklanmış hakların iadesi kararı kesinleştikten sonra biz bu evraklarla yüksek seçim kuruluna başvurduk. Bir yıl önce mahkeme bana yasaklanmış haklarımın iadesini verdi ve bu karar kesinleşti.

Zaten YSK’nin istediği evrak da bu kararın kesinleşme evrakıdır. Adli sicilime de mahkeme tarafından yazı yazılarak işlendi. Ve YSK seçilme yeterliliğim önünde hiçbir engelin olmadığını ve aday olabileceğimi ilan etti. YSK benim adaylığımı ilan etti. Ve ben Neslihan eşbaşkanımızla birlikte halkın özgür iradesiyle Van halkının 245 bin oyuyla Van Belediye Eşbaşkanı seçildim.

Yüksek iradesiyle partisini sahiplenmesi 14 belediyenin, 14’ünü alması bu AKP’ni hukuksuzlara harekete geçirmiş. Cuma gecesi hiçbir yetkisi olmamasına rağmen karunsuzluk yapıyorlar biliyoruz ama kesinleşmiş bir kararı hiçbir yetkisi olmamasına rağmen mahkeme iki gün önce gece bu kesinleşmiş kararı başsavcılığın talimatıyla ortadan kaldırmış ve bu bahaneyle AKP koşarak gitmiş Van il kuruluna itiraz dilekçesi vermiş.

Peki ben adaylık başvurusu yaptığım zaman siz neden itiraz etmediniz? Peki benim adaylığımı YSK kabul ettiğinde ilana çıkardığında seçilebilme şartlarının oluştuğunu dünyaya ilan ettiğinde neden itiraz etmediniz? Bu açık ve seçik Van halkına karşı, Kürt halkına karşı, bu ülkede yaşayan 85 milyonun iradesine karşı yapılan bir darbedir. Bunun benim şahsımla, ülkenin ismimle bir alakası yok. Biraz hukuka inanan, halkın iradesine inanan, vicdan sahibi herkes bu hükümsüzlüğün karşısında durmalı. Biz halkımızın özgür iradesiyle seçildik.

Van halkının 340 bin insanın, onların şerefini kurtarmak bizim namuslu şeref borcumuzdur. Bu halkın iradesini ezerek o koltuğa oturmayı düşünenlere söylüyorum, eğer benim canıma mal olsa da ben bunu kabul edersem ben şerefsizim. Vicdanı olan, haysiyeti olan herkesin bu tuzağa, bu kumpasa karşı çıkması gerekiyor.

Biz halkımızın iradesini her yerde savunacağız. Sokakta savunacağız, parklarda savunacağız ve halkımıza çağrı yapıyoruz. İradenize sahip çıkın. İradenizle oynayan bu insanlara fırsat vermeyin. Biz sokak sokak karşınıza çıkacağız. Biz sizin iradeniz hukuki olarak da tecelli edene kadar bu yanlış karar YSK’den dönene kadar biz hakkımızı arayacağız. Asla boyun eğmeyeceğiz.”

Memnu hak nedir?

Memnu, men edilmiş ya da yasaklanmış anlamına geliyor. Türk Ceza Kanunu’nun 53’üncü maddesi kişinin belli haklardan yoksun bırakılmasını düzenliyor. İşlenen suçun kasıtlı olması, hapis cezasına hükmedilmesi, failin 18 yaşını doldurmuş olması durumunda kişi işlemiş olduğu suç dolayısıyla mahkum olduğu hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar bazı haklardan yoksun bırakılabiliyor.

Kişi bu çerçevede “sürekli, süreli veya geçici bir kamu görevinin üstlenilmesinden; bu kapsamda, Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeliğinden veya Devlet, il, belediye, köy veya bunların denetim ve gözetimi altında bulunan kurum ve kuruluşlarca verilen, atamaya veya seçime tabi bütün memuriyet ve hizmetlerde istihdam edilmekten”, “seçme ve seçilme ehliyetinden”, “velayet hakkından; vesayet veya kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan”, “vakıf, dernek, sendika, şirket, kooperatif ve siyasi parti tüzel kişiliklerinin yöneticisi veya denetçisi olmaktan”, “bir kamu kurumunun veya kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşunun iznine tabi bir meslek veya sanatı, kendi sorumluluğu altında serbest meslek erbabı veya tacir olarak icra etmekten” yoksun bırakılabiliyor.

Öte yandan Van halkı, Abdullah Zeydan’ın memnu hakkının (seçilme hakkı) geri alınmasını ve mazbatanın Abdulahat Arvas’a verilmesini protesto ediyor. Halk, DEM Parti Van İl Örgütü önünde ‘Direne direne kazanacağız’, ‘Van halkı uyuma iradene sahip çık’, ‘Baskılar bizi yıldıramaz’, ‘AKP halka hesap verecek’ sloganlarıyla toplandı.

Yürüyüşe başlayan kitleye polis, biber gazı, plastik mermi ve tazyikli suyla müdahale etti. Ayrıca kentin birçok noktasında esnaflar kepenk kapattı. Ana caddeler başta olmak üzere sokaklarda protesto eylemleri başladı.

Abdullah Zeydan kimdir?

Van Büyükşehir Belediye Eş Başkanı seçilen Abdullah Zeydan, 13 Mart 1972’de Hakkâri’nin Yüksekova ilçesinde doğdu. İlk, orta ve lise eğitimini Yüksekova’da tamamladı. Uluslararası Amerikan Üniversitesi Mimarlık Fakültesi mezunu Zeydan, farklı şirketlerde mimarlık yaptı.

7 Haziran ve 1 Kasım 2015’de yapılan genel seçimlerde Halkların Demokratik Partisi’nden (HDP) Hakkari Milletvekili seçildi. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) Anayasa’ya eklenen bir madde sonucu geriye dönük dosyalarla ilgili olarak dokunulmazlıkları kaldırılan HDP milletvekilleri ile beraber 4 Kasım 2016 da gözaltına alınıp aynı gün tutuklanarak Edirne F Tipi Kapalı Cezaevi’ne gönderildi.

Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesi, Zeydan’a, “PKK sizi tükürüğünde boğar” sözlerinden dolayı ve katıldığı bir eylemden ötürü “örgüte yardımdan” 5 yıl, “örgüt propagandası yapmaktan” ise 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası verdi.

Zeydan, 6 Ocak 2022’ye dek Edirne F Tipi Cezaevi’nde tutuldu. Zeydan, eski Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ile aynı koğuştaydı.

Hakkında verilen hapis cezası Yargıtay tarafından bozulan Zeydan yeniden yargılanmış, cezası 3 yıla indirilmiş, yattığı süre göz önünde bulundurularak 6 Ocak 2023’te verilen kararla tahliye edilmişti.

Adalet Bakanlığı, 29 Mart Cuma günü idari bir karar ve yazıyla, mesai bitimine 5 dakika kala Zeydan’ın 2022 yılında aldığı memnu haklarına itiraz etmişti. Abdullah Zeydan’ın babası Mustafa Zeydan ve kardeşi Rüstem Zeydan da eski Hakkari milletvekilleri.

Paylaşın

AK Parti’de Seçim Yenilgisi Nasıl Yorumlanıyor?

31 Mart günü yapılan yerel seçimlerde Adalet ve Kalkınma Partisi’nin (AKP) oy oranı yüzde 35,49 oldu. AK Parti 12 büyükşehir belediyesi, 12 il belediyesi kazandı. İktidar partisi, toplamda 24 kenti alabildi.

AK Parti, 2019’daki yerel seçimlerde 15’i büyükşehir olmak üzere 39 kent, 535 ilçe, 202 belde belediyesini kazanmıştı. İktidar partisi, 2014 yerel seçimlerinde ise 18’i büyükşehir olmak üzere 48 yerde belediye başkanlığını almıştı.

Parti içinde seçimde alınan sonucu etkileyen faktörler de 31 Mart gecesinden itibaren tartışılmaya başlandı.

Millyet’ten Ayşegül Kahvecioğlu‘nun haberine göre, AK Parti kulislerinde öncelikle emeklilerin maaş artışı beklentisinin seçim öncesinde karşılanamamış olmasının sonuçlara doğrudan etkisi olduğu düşünülse de, partili seçmeninin sandığa gitmekte isteksiz kalması, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve AK Parti’nin iktidar gücünü koruduğu düşüncesiyle tabanın Yeniden Refah Partisi’ne oyunu kaydırmakta sakınca görmemesi de diğer nedenler olarak sayılıyor.

Yeniden Refah Partisi: Mayıs 2023 seçimlerine Cumhur İttifakı ortağı olarak giren YRP, 31 Mart seçimlerinde “müstakil aday” formülü ile oylarını yüzde 6’nın üzerine taşıdı. AK Parti’nin, henüz ilk yerel seçim deneyimini yaşayan YRP’ye iki önemli kalesi olan Şanlıurfa ve Yozgat’ı kaptırdığı, muhafazakâr seçmenin yoğun olarak yaşadığı Konya’da YRP’nin AKP’den yüzde 23, Elazığ’da 21, Kayseri’de yüzde 19 oranında oy kopardığı değerlendiriliyor.

Küskün seçmen: Enflasyon, kira ve gıda fiyatlarındaki artışlar ve hayat pahalılığı gibi başlıkların da seçmenin AKP’ye oy verme eğilimini olumsuz etkilediği yorumları yapılıyor.

Aday stratejisi: AK Parti’nin bazı illerde anketler, temayül ve saha yoklamalarına rağmen mevcut başkanlarda ısrar ettiği, bazı sevilen isimlerin ise Genel Merkez tarafından uygun bulunmadığı için aday gösterilmediği; bunun da seçim sonuçlarını etkilediği ifade ediliyor.

Bu stratejinin parti içinde bir küskünler grubu oluşturduğu ve bu grubun başka partilere geçerek oyların bölünmesine neden olduğu belirtiliyor.

Paylaşın

CHP Lideri Özgür Özel: Erken Seçim Talebimiz Yok

Seçim sonuçlarına ilişkin değerlendirmelerde bulunan CHP Lideri Özgür Özel, “Erken seçim olacaksa buna yine halk karar verecek. Ben bir erken seçim çağrısı yapmıyorum. Erdoğan’ın telaşla ‘Dört yıl seçim yok demesi’ bahsettiğiniz kaygıdan. Çünkü güvensizlik oyu olarak görüyorlar. Ben fırsatçılık yapacak değilim” dedi ve ekledi:

“Her an yapılacak seçime hazırız. ‘Ama bunu talep edecek olan biz değiliz.’ Biz değiliz. Halkın kendisidir. Bana güvenip oy veren AK Parti ve MHP’li emekliler var. Onlar genel seçim olsaydı belki oy vermeyeceklerdi. Onlara şu teminatı verdim: Bu bir yerel seçim. ‘Yerel yönetici seçiyorsunuz ve iktidara yerelden denge kurun’ dedim. Ertesi gün ‘Gördünüz mü bak, hükümet değişmeli’ dersek o seçmeni kandırmış olurum. Dürüst davranmak lazım.”

Özgür Özel, değerlendirmesinin devamında, “Bundan 10 ay önce altı parti yüzde 25 oy aldık. ‘Tek başına yüzde 38 benim oyum’ dersek bu kibir olur. Bu çağrımıza uyan Türkiye İttifakı’nın oyu içinde AK Partilisi de var, MHP’lisi de var. DEM’lisi de var. Buradan bir fırsatçılık yapmayacağız ama önümüzdeki günlerde emekliler, atanmayan öğretmenler, emekli astsubaylar,  4/6 mağdurları, çiftçiler ve öğrencilerle ilgili mitingler yapacağız. Sahadan çekilmeyeceğiz ve vatandaşın gerçek sorunlarıyla mücadele edeceğiz” ifadelerini kullandı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, Sözcü yazarı İsmail Saymaz’a konuştu. Özel’in İsmail Saymaz’a yanıtlarının bir kısmı şöyle:

Sizce AK Parti neden kaybetti?

Bir kere biz hatalarımızdan ders aldık. Onlar geçen seçimi kıl payı kazanmış olmayı bir zafer olarak gördüler. Tehlike çanlarını görmediler. Çok yanlış yaptılar. Emekli maaşını önce 7 bin 500, sonra 10 bin lira yaptılar. Ben genel merkezin 600 kişilik salonuna emekli derneklerini çağırdım. İlk emekli konuşmamı yaptım. ‘Bugün hiçbir şey konuşmayacağım emekliden gayrı’ dedim. Salon ayağa kalktı. Dedim ki: ‘Tayyip Bey kavga etmek istiyor. Ben onunla kavga edeceğim ama emekliler için edeceğim.’ 106 mitingin tamamında emeklinin sesini duyurmadan konuşmadım.

(…)

İYİ Parti ve diğer Altılı Masa partileri çöküş yaşadı. Nasıl yorumluyorsunuz?

Yorumlamaktan özellikle kaçınıyorum. Çünkü yapacağım her tespit birilerini incitebilir. ‘Bana ablam demeyin’ dediklerinde ben ‘Kavga etmem, ablamdır’ dedim. Şu kadarını söyleyeyim: Aldığımız her oyun CHP değil, Türkiye İttifakı oyu olduğunun farkındayım. CHP’yi Türkiye İttifakı’nın partisi olarak tutmaya ve bu ittifakı büyütmeye ve güçlendirmeye devam edeceğiz. Siyasilerin kurmadığı ittifakı sandıkta seçmenle kurmayı başardık. Bu çok önemli. Çünkü siyasiler siyasi hesap yaptılar. Oysa seçmen kendisini ve ülkesini düşündü. Bir de devletle millet ne zaman yarışırsa hep millet kazanır. CHP bazen yanlış tarafta durdu. Bu sefer devletle millet yarışırken, milletin tarafındaydık.

Ben şöyle bir yorumda bulundum: Parlamenter sistemde olsaydık iktidarın güven oyu kaybı yaşadığını değerlendirirdik. Ne dersiniz?

Ben erken seçim ve güvensizlik oyu söyleminden kaçıyorum. Sebebi de şu: Meydanlarda bir söz verdim. ‘AK Partili ve MHP’li seçmen; sizden iktidara sarı kart göstermenizi istiyorum’ dedim. Oradan bana bağırdılar; ‘Kırmızı kart’ diye. Ben de döndüm, dedim ki: ‘Kırmızı kart genel seçimde olur, bu bir yerel seçim.’ İnsanlar hükümeti uyarmak istiyor. Seçimi kazandıktan sonra ‘Bu güvensizlik oyudur, erken seçime gir’ dersem bana itimat eden AK Partili ve MHP’lilere haksızlık yapmış olurum.

Erken seçim talebiniz yok.

Erken seçim olacaksa buna yine halk karar verecek. Ben bir erken seçim çağrısı yapmıyorum. Erdoğan’ın telaşla ‘Dört yıl seçim yok demesi’ bahsettiğiniz kaygıdan. Çünkü güvensizlik oyu olarak görüyorlar. Ben fırsatçılık yapacak değilim. Her an yapılacak seçime hazırız. ‘Ama bunu talep edecek olan biz değiliz.’ Biz değiliz. Halkın kendisidir. Bana güvenip oy veren AK Parti ve MHP’li emekliler var. Onlar genel seçim olsaydı belki oy vermeyeceklerdi. Onlara şu teminatı verdim: Bu bir yerel seçim. ‘Yerel yönetici seçiyorsunuz ve iktidara yerelden denge kurun’ dedim. Ertesi gün ‘Gördünüz mü bak, hükümet değişmeli’ dersek o seçmeni kandırmış olurum. Dürüst davranmak lazım. Bundan 10 ay önce altı parti yüzde 25 oy aldık. ‘Tek başına yüzde 38 benim oyum’ dersek bu kibir olur. Bu çağrımıza uyan Türkiye İttifakı’nın oyu içinde AK Partilisi de var, MHP’lisi de var. DEM’lisi de var. Buradan bir fırsatçılık yapmayacağız ama önümüzdeki günlerde emekliler, atanmayan öğretmenler, emekli astsubaylar,  4/6 mağdurları, çiftçiler ve öğrencilerle ilgili mitingler yapacağız. Sahadan çekilmeyeceğiz ve vatandaşın gerçek sorunlarıyla mücadele edeceğiz.

Gökhan Zan olayı

(…)

Üzüldüğünüz yer…

Malatya’da Veli Ağbaba’nın emeklerine üzüldüm. Yüzde 18’lik partiye yüzde 38 oy aldırdı. Hak etmişti ama iktidar son anda konsolide oldu. Çok büyük bir iş başardı.

Hatay?

Hatay’da halen çekişiyoruz. Ümidimi kesmiş değilim.

Burada Gökhan Zan’ın aldığı 15 bin oy var.

Maalesef kendini de şehrini de tüketti.

Tunç Soyer hayal kırıklığı

En büyük hayal kırıklığınız nedir?

Tunç Soyer’dir en büyük hayalkırıklığım. Çağırdım, anlattım. Cemil Tugay’ın ankette en yüksek oyu alan iki isimden biri olduğunu kendisi de gördü. Yurt dışı görev teklif ettim. Memnun oldu. Akşam yemeğe çıktık birlikte. ‘Kıbrıs, Amerika ve Brüksel’deki temsilcilikle birlikte Pekin ve Moskova’da şube açalım. Yurt dışı ilişkilerde iyisiniz’ dedim. ‘Onore oldum, çok sevindim’ dedi. Gitti, birkaç gün sonra çok kötü açıklamalar yaptı. En büyük hayal kırıklığım… Kimseye küskün değilim ama İzmir’de kazanmamız için hiçbir şey yapmadı. İzmir’de tehlike çanlarının çaldığı günler oldu. İzmir’i değil, kendisini düşündü. O yüzden çok kızıyorum ona.

Şükrü Genç?

Şükrü Bey’in yaşına veriyorum. Uyardık, keşke dinleseydi.

Bir de Soner Çetin var…

O terbiye sınırlarını aştığı için cevap vermeyeceğim.”

Söyleşinin tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın

Avrupa Birliği: Seçimler Demokrasiye Olan Bağlılığı Gösteriyor

Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, 31 Mart Pazar günü yapılan ve muhalefet partilerinin zaferle çıktığı yerel seçimlere ilişkin açıklama yaptı.

Haber Merkezi / Josep Borrell, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklamada, seçimlerin sakin ve profesyonelce yapılmasının Türkiye’yi onurlandırdığını ve vatandaşlarının yerel demokrasiye bağlılığını gösterdiğini belirtti.

Josep Borrell, “Temel haklar ve demokrasi, ilişkilerimizin merkezinde yer alıyor. Reformlar üzerinde birlikte çalışarak, Türkiye’yi AB’ye daha da yakınlaştırmak için sabırsızlanıyorum” ifadelerini kullandı.

Avrupa Konseyi gözlemci heyeti de, Türkiye’de Pazar günü yapılan yerel seçimlerin rekabetçi olduğunu ve seçmenlere birçok seçenek sunduğunu söyledi. Ancak gözlemciler, seçimin “keskin şekilde kutuplaşmış bir ortamda” gerçekleştiği tespitinde de bulundu.

Türkiye 1999 yılında Avrupa Birliği’ne aday ülke statüsü almıştı ancak Türkiye’nin AB’ye katılım müzakereleri 2018 yılında fiilen durmuştu. Brüksel Ankara ile göç, enerji ve ticaret gibi konularda daha iyi işbirliği için diyalog arayışını ise sürdürüyor.

Yerel seçimlerde Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Türkiye genelinde oyların yüzde 37,77’sini alırken Adalet ve Kalkınma Partisi’nin (AK Parti) oy oranı yüzde 35,49, Yeniden Refah Partisi’nin (YRP) oy oranı yüzde 6,19, DEM Parti’nin oy oranı yüzde 5,70, Milliyetçi Hareket Partisi’nin (MHP) oy oranı yüzde 4,99, İYİ Parti’nin oy oranı yüzde 3,77 oldu.

Seçimlere katılım oranı yüzde 78,55 olurken CHP resmi olmayan sonuçlara göre büyükşehir sayısını 11’den 14’e, il sayısını ise 10’dan 21’e çıkardı. CHP toplamda 35 il belediyesi kazandı.

AK Parti, 2019’daki yerel seçimlerde 15’i büyükşehir olmak üzere 39 kent, 535 ilçe, 202 belde belediyesini kazanmıştı. İktidar partisi, 2014 yerel seçimlerinde ise 18’i büyükşehir olmak üzere 48 yerde belediye başkanlığını almıştı.

AK Parti’deki düşüş 31 Mart yerel seçimlerinde de sürdü. 31 Mart’ta AK Parti’nin kazandığı büyükşehir belediye sayısı 12’ye, il belediye sayısı da 12’ye düştü. İktidar partisi, toplamda 24 kenti alabildi.

Yerel seçim sonuçları Avrupa basınında da geniş yer almıştı. Alman basınında “Erdoğan’ın siyasi kariyerinde bugüne kadarki en ciddi yenilgiyi yaşadığı” yorumları yapılmış, sonucun üzerinde Türkiye’deki yüksek enflasyonun etkisi olduğuna da dikkat çekilmişti.

Fransız basınında ise sonuçlar, “Erdoğan ve AK Parti’nin son 20 yılda elde ettiği en büyük yenilgi” olarak yorumlanmış ve muhalefetin başarısı vurgulanmıştı.

Reuters, Associated Press ve Agence France Presse gibi uluslararası haber ajansları da yerel seçimlerin, “AK Parti iktidarının aldığı en büyük yenilgi olduğu ve İstanbul Büyükşehir Belediye başkanlığını ikinci kez kazanan Ekrem İmamoğlu’nun Erdoğan’ın en büyük rakibi haline geldiği” tespitleriyle haberlerini yayınlamıştı.

Paylaşın

İsrail, İran’ın Şam’daki Konsolosluk Binasını Vurdu: 8 Ölü

İsrail, İran’ın Suriye’nin başkenti Şam’daki konsolosluk binasını vurdu. Konsolosluk binası yerle bir olurken, İran Devrim Muhafızları’nın bir üst düzey yetkilisinin de bulunduğu en az sekiz kişi hayatını kaybetti.

Haber Merkezi / Gazze’de 6 aydır devam eden savaş sırasında İran hedeflerini defalarca vuran İsrail, her zamanki tutumunu sürdürdü ve olayla ilgili yorum yapmayı reddetti. İsrailli bir askeri sözcüsü ise, “Yabancı medyada yer alan haberler hakkında yorum yapmıyoruz” dedi.

Suriye Savunma Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada ise binanın tamamen yerle bir olduğu, ölü ve yaralıları çıkarmak için enkaz kaldırma çalışmalarının sürdüğü bildirildi.

Beyaz Saray Sözcüsü Karine Jean Pierre, Başkan Joe Biden’ın İsrail’in Şam’daki bir İran konsolosluğunu vurduğu yönündeki haberler konusunda bilgisi olduğunu ve “ekibin konuyu incelediğini” söyledi.

İran devlet televizyonu, ölen üst düzey yetkilinin Devrim Muhafızları’nın ülke dışındaki operasyonlarını yürüten Kudüs Gücünün komutanlarından Tuğgeneral Muhammed Reza Zahedi olduğunu bildirdi. 63 yaşındaki Zahedi kırk yılı aşkın bir süredir Devrim Muhafızları’nda görev yapıyordu.

İran Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan, saldırının tüm uluslararası yükümlülük ve sözleşmelerin bir ihlali olduğunu belirterek uluslararası toplumu İsrail’in saldırısına tepki göstermeye ve harekete geçmeye çağırdı.

Abdullahiyan, İsrail Başbakanı’na işaret ederek “Netanyahu, İsrail rejiminin Gazze’de art arda gelen başarısızlıkları ve Siyonistlerin iddialı hedeflerini yerine getirememesi nedeniyle ruhsal dengesini tamamen kaybetmiş durumda” ifadelerini kullandı.

İran Dışişlerinden yapılan açıklamada Abdullahiyan’ın Suriyeli mevkidaşı Faysal Mikdad ile bir telefon görüşmesi gerçekleştirdiği ve “bu eylemin sonuçlarından Siyonist rejimin sorumlu olduğunu ve uluslararası toplumun bu tür suç eylemlerine ciddi yanıt vermesi gerektiğini” kaydettiği bildirildi.

Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Nasır Kenani de yaptığı ayrı açıklamada saldırıyı en güçlü şekilde kınadıklarını belirterek “İran yanıt hakkını saklı tutmaktadır. Yanıtın türü ve saldırgana yönelik ceza konusunda kararını verecektir” ifadelerini kullandı.

İran’ın Şam Büyükelçisi Hüseyin Ekberi de daha önce yaptığı açıklamada, beş katlı konsolosluk binasının İsrail’e ait F-35 savaş uçakları tarafından altı füze ile vurulduğunu bildirmişti. Ekberi, saldırıda “üçü ordu mensubu olmak üzere en az beş kişinin öldüğünü” kaydetmişti.

Sekiz gün içinde beşinci saldırı

Bu saldırı, Devlet Başkanı Beşar Esad’ın İran ve müttefikleri tarafından geniş ölçüde desteklendiği Suriye’yi sekiz gün içinde vuran beşinci saldırı oldu. İran’ın Nour haber ajansı “İran İslam Cumhuriyeti’nin Şam Büyükelçisi Hüseyin Akbari ve ailesi İsrail saldırısında zarar görmedi” dedi.

İsrail’in Gazze’de savaştığı Hamas ve Lübnan’da hedeflerini vurduğu Hizbullah’ın İran tarafından desteklendiği biliniyor. İngiltere merkezli Suriye İnsan Hakları Gözlemevi, geçtiğimiz cuma günü İsrail’in Halep’teki saldırısında 38’i asker, yedisi Hizbullah üyesi olmak üzere 53 kişinin öldüğünü bildirmişti.

Yakın Doğu ve Körfez Askeri Analiz Enstitüsü Başkanı Riad Kahwaji, bu olayla ilgili AFP’ye “İsrail açısından Suriye ve Lübnan geniş bir savaş alanına dönüştü. İsrail savaş uçakları Hizbullah’ın askeri altyapısını yok etmek ve örgütün imajını zedelemek için neredeyse her gün iki ülkedeki hedefleri vuruyor” demişti.

İsrail son yıllarda Suriye’nin hükümet kontrolündeki bölgelerinde yüzlerce hedefe saldırı düzenledi. Tel Aviv, Lübnan’daki Hizbullah gibi İran müttefiki militan grupların üslerini hedef aldığını savunuyor.

Paylaşın

Goldman Sachs Ve Deutsche Bank’tan Dikkat Çeken “Türk Lirası” Yorumu

ABD merkezli çok uluslu yatırım bankası Goldman Sachs ve Almanya’nın en büyük bankası Deutsche Bank, seçim sonrası yayımladıkları ilk değerlendirmelerde Türk Lirası için olumlu bir performans beklediklerini ifade ettiler.

BloombergHT’nin aktardığına göre; Goldman Sachs ekonomistleri seçimin geride kalmasıyla artan sermaye akımlarıyla Türk lirasının geçtiğimiz aylara kıyasla daha iyi performans sergilemesini bekliyor.

Aralarında Clemens Grafe’in de olduğu Goldman Sachs ekonomistleri, Türkiye’deki yerel seçimlerin büyük ölçüde tartışmasız geçmesi ve mevcut ekonomi politikalarına devam edileceği mesajının piyasalar tarafından memnuniyetle karşılanacağını öngördü.

Raporda, yıl başından bu yana gerçekleşen sermaye çıkışları ve seçim belirsizliği ile Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) rezervlerinde ciddi kayıp olduğu hatırlatıldı.

Bununla birlikte sadece mevcut politikalara devam edilmesiyle önümüzdeki haftalarda sermaye girişinin tekrar başlayacağı öngörüldü. Cari dengedeki hızlı düzelmenin de etkisiyle TL’nin önceki aylara göre çok daha iyi bir performans göstereceği tahmin edildi.

Deutsche Bank, seçimlerin ardından yerel ve Döviz cinsinden Türk varlıklarının performans göstermesi için daha fazla alan gördüğünü ve sonuçların enflasyonu kontrol altına almak için mevcut ekonomik politika setinin sürdürülmesinin önemini vurguladığını belirtti.

Ekonomist Yiğit Onay ve Stratejist Christian Wietoska yayınladıkları bir raporda, “Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın seçimlerin ardından yaptığı ilk açıklamalar, mevcut ekonomik programı desteklemeye devam ettiğini gösterdi. Yerel seçimlerin sonuçlanmasıyla birlikte dikkatler artık politika çerçevesine ve geçen yılki genel seçimlerden bu yana uygulanmakta olan ortodoks ekonomi politikalarının gidişatına çevrildi” değerlendirmesini yaptı.

Deutsche Bank: Mevcut ekonomi politikalar devam edecek

Deutsche Bank iktidar partisi Ak Parti için olumsuz seçim sonuçlarının sıkılaştırıcı ekonomi politikalarında bir geri dönüşe yol açmasının olası olmadığını Türkiye’nin mevcut ortodoks ekonomik çerçevesinin büyük olasılıkla devam edeceğini öngördüğünü söyledi.

Deutsche Bank ekonomi politikalarında bu sürekliliğin ekonominin gerekli yeniden dengelenmesini kolaylaştırmak, dezenflasyonu teşvik etmek ve Türk ekonomisini daha sürdürülebilir bir yörüngeye yönlendirmek için çok önemli olduğunu vurguladı.

Deutsche Bank’ın raporunda “Mevcut politika faizi olan %50’nin, özellikle TL mevduat faizlerine etkin bir şekilde yansıtılabildiği takdirde, ekonomide arzu edilen yeniden dengelenmeyi kolaylaştırmak için yeterince yüksek olduğuna inanıyoruz” değerlendirmeleri yer aldı.

Raporda en kötünün geride kaldığı ve yerel seçimler sonrasında yurt içinde dolarizasyonun tersine dönmesi, yabancı yatırımcıların ılımlı girişleri ve cari işlemler dengesinin daha olumlu bir görünüme kavuşmasıyla rezerv pozisyonu üzerindeki baskının hafifleyeceği öngörüldü.

Genel olarak, yerel seçimlerin ekonomi politikalarının belirlenmesinde bir oyun değiştirici olmayacağına ve mevcut ekonomik programda kısmi ya da tam bir ‘U’ dönüşüne yol açmayacağına inandığını söyleyen Deutsche Bank 2024 yerel seçim sonuçlarının yüksek enflasyonu kontrol altına alma çabalarının kararlılıkla devam etmesi sonucunu yaratmasının muhtemel olduğunu belirtti.

Paylaşın

Yeniden Refah Partisi: Erken Seçim Kaçınılmaz

Seçim sonuçlarını değerlendiren Yeniden Refah Partisi İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı Mehmet Altınöz, “Türkiye’nin erken seçim mecburiyeti vardır. Çünkü mutfakta yangın var. İnsanların cebinde para kalmamış, esnaf iş yerini kapatıyor. Sonuç itibarıyla erken seçim kaçınılmaz” dedi.

Mehmet Altınöz, İstanbul’da aldığı yüzde 2,61’lik oyla seçimi CHP ve AKP adaylarının ardından üçüncü sırada tamamladı. Yeniden Refah Partisi, ülke genelinde yüzde 6,19 oyla üçüncü büyük parti oldu.

Yeniden Refah Partisi (YRP) İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı Mehmet Altınöz, YRP İstanbul İl Başkanlığı binasında basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. Gazete Duvar’ın aktardığına göre; Mehmet Altınöz’ün açıklamalarından öne çıkanlar şöyle oldu:

Bütün ambargolara tehditlere, şantajlara, yalan haberlere rağmen bizimle birlikte yol yürüyen, bize inanan tüm İstanbullu hemşerilerimize teşekkürü bir borç bilirim. Bu süreçte bize çok ağır hakaretler eden, 14 Mayıs seçimlerinde ittifak yaptığımız ama bu süreçte her partinin kendi adayları ile girmiş olduğu yerel seçimde bizim kesinlikle layık olmadığımız hakaretleri yapan AK Parti yöneticilerine de seslenmek istiyorum; lütfen gelin bizimle helalleşin, bizimle helalleşmeniz gerekiyor.

Bu helalleşmeyi yapmadan lütfen Türkiye’de siyaset yapmaya devam etmeyin. Sizin yapmış olduğunuz bu yanlış yöntemle, aynı zamanda bizim içimizden 3-5 kendini bilmezi sizin yandaş televizyon kanallarınıza çıkartma suretiyle bizlere söylenmedik hakaret bırakmadınız. Kaldı ki siz 16 milyon İstanbullunun ve 85 milyonun ferasetine güvenmediniz. Her şeyi bildiğinizi zannettiniz. Yapılacak ilk erken seçimde de Genel Başkanımız sayın Fatih Erbakan Bey’i inşallah Cumhurbaşkanı yapacağız.

Sivil anayasa konusunda elbette genel merkezimizin yapmış olduğu çalışmalar mevcuttur. Bunları kamuoyuyla ve gerekse hükümetimizin temsilcileriyle paylaşmaya hazırız. Erken seçim konusunu dün akşam katılmış olduğum bir programda dile getirdim. Çünkü bu sonuç bir erken seçim sonucudur. Diyeceksiniz ki 14 Mayıs’ta seçim yapıldı bu kadar hızlı da erken seçim olur mu? Olur.

Çünkü sahada yapmış olduğumuz seçim kampanyasında karşılaştığımız husus, insanların geçinememesiydi. Açlık sınırının altında yaşayan yüzde 56, yoksulluk sınırının altında yaşan yüzde 90’ı bulunan bir memlekette yaşıyoruz. İnsanlarımız şu anda maalesef geçinemez durumda. 10 bin lira emekli maaşıyla yaşayan 10 milyonun üstünde emeklimiz var.

İnanın bu süreçte en çok emeklilerin geçim sıkıntısını görmüş olduk. İnsanlar dediler ki ‘Ben köye yerleşeceğim, ben gideceğim. Köydeki evime gitmek zorundayım çünkü geçinemiyorum. Bu yaşta oğluma, kızıma avucumu açtım, elimi açtım. Kendi evimden çıkıp onlarla birlikte yaşamak zorunda kaldım’ diyen emekliler var. Türkiye’nin şartlarını örnek olarak vermek gerekirse özellikle de 2009 yılında tedavüle giren 200 liradan yola çıkmak durumundayız. Bakın şu 200 lira, şu anda Türkiye Cumhuriyeti devletinin basmış olduğu en büyük para birimi.

“Ekonomi yönetilemiyor”

2009 yılında piyasaya sürüldüğü zaman bu para 135 dolar alıyordu. Şu anda kaç dolar alıyor? 6 dolar. 129 dolar buharlaşmış. Türkiye’nin beka meselesi budur değerli arkadaşlar. Türkiye’de hükümetimiz devamlı vatandaşımızın önüne çeşitli beka meseleleri sürüyor, bunların bir kısmı doğru olabilir ama esas beka meselesi budur. Erken seçim neden olacak? Erken seçim işte bu 200 liradan dolayı olacak. Çünkü ekonomi yönetilemiyor.

Türkiye şu anda Bangladeş şartlarında yaşıyor. Hatta bazı yerlerde de Somali şartlarında yaşıyor. Bunları bilerek anlatıyoruz. Türkiye’nin erken seçim mecburiyeti vardır. Erken seçime giderken de elbette halkımız bizi şu anda üçüncü parti konumuna getirdi. Biz de üçüncü parti konumuna gelmiş bir partinin yöneticileri ve bu partinin sorumluluk sahibi olan insanları olarak bu iradeyi ortaya koymak zorundayız.

Vatandaşımızın bize vermiş olduğu oyların karşılığını, bize gösterilen teveccühü onların bize vermiş olduğu yetkiyi parlamentoda kullanmak durumundayız. Erken seçim olacağı an itibariyle en hızlı bir şekilde bunu isteyen parti biz olacağız. Çünkü mutfakta yangın var. İnsanların cebinde para kalmamış esnaf iş yerini kapatıyor. Sonuç itibariyle erken seçim kaçınılmaz.

Biz Gazze’nin bu şartlarında ne yapıyoruz? Hamas’la İsrail’i buluşturup onları barıştırmaya çalışıyoruz. Türkiye’nin işi bitti, buna kaldı. Ben burada size soruyorum. Eğer genel başkanımız Sayın Fatih Erbakan Bey iktidarda olsaydı İsrail Gazze’ye bu saldırıyı yapabilir miydi? Yapamaz mıydı? Soruyorum size. Aklından bile geçiremezdi. Acaba biz böyle bir operasyon yapabilir miydik diye aklından geçiremez. İşte milli görüş farkı bu. Derhal bizim iktidara gelmemiz lazım. Saniye geçirmeden. Erken seçim ne zaman, yarın. Yarın erken seçim istiyoruz.”

Paylaşın