Moody’s, Türkiye’nin Kredi Notunu 10 Yıl Sonra İlk Kez Yükseltti

Kredi derecelendirme kuruluşu Moody’s, ortodoks ekonomi politikalara geri dönüş yapan Türkiye’nin kredi notunu 10 yılı aşkın bir aradan sonra ilk kez yükseltti.

Haber Merkezi / Kredi notu B3’ten B1’e iki kademe yükseltilen Türkiye’nin notu hala yatırım yapılabilir seviyenin dört kademe altında. Türkiye, Ürdün ve Bangladeş ile aynı seviyede.

Moody’s Ocak ayında Türkiye’nin kredi görünümünü, Mehmet Şimşek’in Hazine ve Maliye Bakanı olarak atanması sonrası uygulanan ekonomik politikalara atıfta bulunarak, durağandan olumluya revize etmişti.

ABD merkezli kredi derecelendirme kuruluşu Moody’s, Türkiye’nin notunu iki basamak artırarak B3’ten B1’e yükselttiğini ve kredi notu görünümünü “pozitif” olarak koruduğunu belirtti. Kararın gerekçesi olarak Türkiye’nin ortodoks para politikasına dönüşü gösterildi.

Moody’s raporunda ayrıca, “Enflasyon ve iç talepte ılımlılaşma başlamasıyla beraber, önümüzdeki aylarda ve 2025’te enflasyonist baskıların azalacağına dair güvenimiz artmakta” ifadeleri kullanıldı.

Moody’s Ocak ayında Türkiye’nin kredi görünümünü, Mehmet Şimşek’in Hazine ve Maliye Bakanı olarak atanması sonrası uygulanan ekonomik politikalara atıfta bulunarak, durağandan olumluya revize etmişti.

S&P Global Ratings ve Fitch Ratings, Türkiye’nin notunu B’den B+’ya bir kademe yükselterek olumlu bir görünüme kavuşturmuştu.

Mehmet Şimşek’ten açıklama

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, sosyal medya hesabından, Moody’s’in Türkiye ekonomisine yönelik değerlendirmesine ilişkin paylaşım yaptı. Şimşek, paylaşımında şu ifadeleri kullandı:

“Moody’s kredi notumuzu ilk defa iki kademe artırdı! Uyguladığımız program sayesinde ülke kredi notumuzu 11 yıl sonra yükselten Moody’s görünümü pozitif olarak korudu.

Ekonomideki dengelenme, azalan dış finansman ihtiyacı, artan uluslararası rezervler ve dezenflasyon süreci not artışında etkili oldu. Görünümün pozitif olarak korunması programımıza duyulan güveni yansıtırken potansiyel not artışlarına işaret ediyor.

Ekonomimizin dayanıklılığını artıran kurala dayalı ve öngörülebilir politikalarımızı uygulamaya kararlılıkla devam edeceğiz.”

Paylaşın

Kıymanın Kilosu, Londra’da 282, İstanbul’da 420 Lira

Kıymanın kilosu, Londra’da 282, İstanbul’da 420 liraya satılırken, Londra’da yaşayan bir asgari ücretli maaşıyla 296 kilo kıyma alırken İstanbul’da yaşayan bir asgari ücretli maaşıyla sadece 40 kilo kıyma alabiliyor.

Londra’da yaşayan bir asgari ücretli maaşıyla 994 kilo tavuk kanat, 3 bin 93 litre süt, 2 bin 896 paket makarna alırken, İstanbul’da yaşayan bir asgari ücretli sadece 57 kilo tavuk kanat, 425 litre süt, 871 paket makarna alabiliyor.

İstanbul Planlama Ajansı Başkanı Buğra Gökce, İstanbul ve Londra kentlerindeki market araştırmalarını yayımladı. 20 temel ürünü esas aldıklarını açıklayan Buğra Gökce, araştırma sonucu, Londra’da 2 bin 972 lira, İstanbul’da ise 3 bin 297 lira harcandığını belirtti.

Ardından bir paylaşım daha yapan Gökce, “Londra’da yaşayan bir asgari ücretli ile İstanbul’da yaşayan asgari ücretli arasındaki fark ne?” sorusunun yanıtını açıkladı.

Gökce paylaşımında şu ifadelere yer verdi: “Londra’da yaşayan bir asgari ücreti bu 20 ürünü maaşının sadece yüzde 3’ü ile alırken, İstanbul’da yaşayan bir asgari ücretli aynı ürünler için maaşının yüzde 19’unu harcamak zorunda.

Londra’da yaşayan bir asgari ücretli maaşıyla 296 kilo kıyma alırken İstanbul’da yaşayan bir asgari ücretli maaşıyla sadece 40 kilo kıyma alabiliyor.

Londra’da yaşayan bir asgari ücretli maaşıyla 994 kilo tavuk kanat, 1070 yumurta, 3093 litre süt, 2896 paket makarna alırken, İstanbul’da yaşayan bir asgari ücretli sadece 57 kilo tavuk kanat, 425 litre süt, 871 paket makarna alabiliyor.

Türkiye’de çok ciddi bir gıda sorunu var. Bu sorun yalnızca yüksek enflasyondan kaynaklanmıyor. Üretim de yeterli değil. Yıllarca uygulanan tarım ve hayvancılık politikalarının ağır bedelini halkımız ödüyor.”

Paylaşın

Demirtaş’tan Hakime Tepki: Hikaye Gibi Mi Geldi Size?

Selahattin Demirtaş, “cumhurbaşkanlığına hakaret” ve “hükümet ve devlet organlarını alenen aşağılama” suçlamalarıyla açılan davada savunmasını yaptığı esnada, mahkeme hâkimi “Kitabın ismini verin, okumak isteyen okusun. Buradan kitabı başından sonuna kadar okuyamazsınız” dedi. Demirtaş, söz konusu söyleme karşı, “Ne kitabı, savunma okuyorum savunma. Hikaye gibi mi geldi size?” diye sordu.

Edirne F Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutuklu bulunan eski Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş hakkında 2015-2017 yılları arasında Diyarbakır, Mardin, Ankara ve Mersin’de yaptığı konuşmalar nedeniyle pek çok soruşturma açıldı.

Buna göre Demirtaş, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve dönemin Başbakanı Ahmet Davutoğlu’nu El-Nusra, IŞID, Ahrar ul Şam gibi örgütlere maddi ve manevi yardım yapmak, lojistik destek, silah ve para yardımında bulunmak ve Türkiye’de 2014-2016 yılları arasında meydana gelen olaylardan sorumlu tutmakla itham etti.

Gazete Duvar’ın haberine göre, Demirtaş hakkında TCK 301 kapsamında “cumhurbaşkanlığına hakaret” ve “hükümet ve devlet organlarını alenen aşağılama” suçlamalarıyla açılan 10 dosya birleştirildi. Davanın karar duruşması, Mersin 14’ncü Asliye Ceza Mahkemesinde görülmeye başlandı.

Duruşma salonu tıka basa dolarken, salon dışında pek çok kişi de duruşmayı kapıdan izledi. Duruşmaya Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile katılan Demirtaş, burada savunma yaptı. “Devleti aşağılama” suçlamasıyla yargılanan Demirtaş, “Türkiye Cumhuriyeti dahil dünyanın bütün devletleri katildir, kan üzerine kurulur, kutsal değildir. Devletler toplumun özgürlüklerini kısıtlayarak var olmuşlardır. Devlet rıza üzerine kurulmamıştır, devlet kutsal değildir, Türk devleti niye kutsal olsun? Ben bunu söylediğim için hangi devletin neresi incindi. Devlet tüzel kişiliktir, tüzel kişiliğe hakaret mi olur?” diye sordu.

Konuşmasının başında Demirtaş, “Bugün cezaevinde konuşuyorum, yarın bakarsınız iktidardan konuşurum. İddialıyım. Bir gün Selahattin Demirtaş olarak bu ülkeyi halkın desteğiyle ben yöneteceğim” ifadelerini kullandı.

Söz konusu iddialara dikkat çeken Demirtaş, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu ülkede cumhurbaşkanı, başbakandan başka eleştirilerimizi kime söyleyeceğiz, söyleyince hakaret oluyor. Ben bu konuşmaları yaptığım sırada, Cizreli Cemile Çakır’ın cenazesi buzdolabı içinde bekletildi. Cenazesinin gömülmesine izin verilmedi. Cemile Çakır günlerce bu buzdolabında, ailesinin gözü önünde defnedilmeyi bekledi, cenazesi kokmasın diye dolaba konuldu. Bu fotoğraf bir kadını öldürdükten sonraki çıplak fotoğrafı. Twitter’da yayınlandı. Bunlar devlet mi, bunlar devlet görevlisi mi?

Ben bunları eleştirirken ne diyeyim, ‘3-5 polis’ mi diyeyim, ‘ayıp etmişsiniz çocuklar böyle şeyler paylaşmayın’ mı diyeyim, ne diyeyim? Hangi ahlak, hangi hukuka göre bunu yaptılar, neden sessiz kalayım. Çünkü ben Kürdüm, burada duranlar Türklük sözleşmesini imzalamış olanlardır, farkımız budur. Taybet İnan, 65 yaşında kendi evinin önünde 7 gün cenazesi sokakta kaldı. Ben o konuşmayı yaptığımda 7 gün boyunca Taybet İnan’ın cenazesini almaya çalıştık. Ben bu insanın hakkını savunan Selahattin Demirtaş’ım, budur farkımız. İnsanlık onuru burada 7 gün yattı.

Bana 6 yıl değil 60 yıl verin, yine bu insanların haklarını savunacağım. İnsanlık onurunu ben korudum, bin defa karşıma gelse yine korurum, cezadan çekinmem. O konuşmaları durup dururken mi yaptım, insan durup dururken devleti neden eleştirsin. Bakın neler yaşamışız: Bir özel harekatçı bir yatak odasına gitti, spermlerini bir kadının iç çamaşırına sildi fotoğrafını çekip Twitter’da paylaştı. Duvara ‘katliam yaptık, emri senden aldık uzun adam’ yazmışlar. Evlerin duvarına yazmışlar bunu. Kürdün duvarına ‘Türksen övün değilsen itaat et’ yazmışlar. Kim yazmış, devlet yazmış. Ben bu devleti eleştirdim. Ben yargılamaya konu konuşmaları yaparken bunlar yaşanıyordu.”

Konuşmalarına konu söylemleri gerçekleştirilen görevlilerin tamamının FETÖ’den tutuklandığını belirten Demirtaş, “Devlet yapar mıymış böyle bir şey? 15 Temmuz’da gördünüz, Meclis’i bombaladılar. Cizre’de bir sivile işkence yapacağına inanmadığın devletin 15 Temmuz’da Meclis’i bombaladığına inandınız. Ben bunların hepsini söyledim, az bile söyledim. Bu Fetullahçılar bunu yaparken başbakan ‘Taş üstende taş, baş üstünde baş bırakmayın’ diyordu. Onlar da durdurmaya çalışmadı. Devlet dediğin böyle mi olur?”

“Hikaye gibi mi geldi size?”

Demirtaş savunmasını yaptığı esnada, mahkeme hâkimi “Kitabın ismini verin, okumak isteyen okusun. Buradan kitabı başından sonuna kadar okuyamazsınız” dedi. Demirtaş, söz konusu söyleme karşı, “Ne kitabı, savunma okuyorum savunma. Hikaye gibi mi geldi size?” diye sordu.

Demirtaş’ın savunmasını alkışlayan bir izleyici ise salondan çıkarıldı. Demirtaş’ın savunmasını kitap olarak nitelendiren mahkeme hakimi, Demirtaş’ın savunmasına devam etmesini talep etti. Demirtaş, “Okumuyorum, savunmamı da yapmıyorum. Sözümü kestiniz, hakim benim savunmamı kesti bitiriyorum” dedi.

Savunmasını yarıda kestiğini ve son sözlerini söylediğini belirten Demirtaş, “Biz tutuklandığımızda dolar kuru 3.13’dü, bugün 30’larda. Hukukun katledilmesinin faturasını insanlar dolar kuru ve enflasyon ile ödedi. Hukukun üstünlüğü ekonomi ile ilişkilidir. Emekliler her ay Demirtaş ve Kavala’yı içerde tutabilmek için cebinden 3 bin lira ödüyor. Siz bir maaşınızı veriyorsunuz, öğretmenler bir maaşını Demirtaş ve Kavala içeride tutulabilsin diye veriyor. Bedelli hapis yatıyoruz, parasını da siz ödüyorsunuz. Neden? Bu iktidar orada kalabilsin diye, mafya cirit atabilsin diye, tarikatlar parayla, devleti soyarak, talanla semirebilsin diye. Halk da bedelini ödüyor. Bugüne kadar verdiğiniz kararlar, sadece buna yaradı. Daha söylenecek çok şey vardı ama sizin rahatsız olmanız beni de rahatsız etti” diyerek sözlerini sonlandırdı.

Duruşma, Demirtaş’ın avukatlarının savunmaları ile devam etti. Demirtaş’ın avukatlarından Özgür Özbek, yargılamaya konu konuşmaların ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini, konuşmaların yapıldığı dönemde mevcut koşulların değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekti. Demirtaş’ın bu konuşmaları, milletvekili olduğu dönemde yaptığına işaret eden Özbek, bu kapsamda yargılamanın hukuka aykırı olduğunu belirterek ara karar kurulmasını talep etti. Mahkeme heyeti, tefsi tahkikat talebinin reddine karar verdi.

Savunmaların ardından mahkeme heyeti kararını açıkladı. Buna göre Demirtaş’a TCK 301’den 1 yıl 6 ay, TCK 62’den 1 yıl 3 ay, TCK 216’den 1 yıl 6 ay, TCK 62’den 1 yıl 3 ay olmak üzere toplam 5,5 yıl hapis cezası verildi.

Paylaşın

CHP Ve Dem Parti’den TÜİK Hakkında Suç Duyurusu: Halkın Parasını Çalıyor

CHP ve DEM Parti, TÜİK Başkanı ve yöneticileri hakkında, görevi kötüye kullandıkları, halkı yanılttıkları ve maaşların düşük belirlenmesine neden oldukları gerekçesiyle suç duyurusunda bulundu.

Haber Merkezi / DEM Parti, suç duyurusuna ilişkin yaptığı başvuruda, “TÜİK, siyasi iktidarı zora sokmamak adına milyonlarca insanın enflasyon koşullarında daha da fakirleşmesine sebebiyet verecek veriler açıklayarak açıkça suç işlemektedir” ifadelerini kullandı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) ve Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti), Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Başkanı ve yöneticileri hakkında, görevi kötüye kullandıkları, halkı yanılttıkları ve emekçilerin maaşlarının düşük belirlenmesine neden oldukları gerekçesiyle Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulundu.

DEM Parti avukatları tarafından yapılan başvuruda şu ifadelere yer verildi: “TÜİK’in verileri, emeğiyle geçinen milyonlarca insanın hayatını olumsuz etkilemektedir. TÜİK, siyasi iktidarı zora sokmamak adına milyonlarca insanın enflasyon koşullarında daha da fakirleşmesine sebebiyet verecek veriler açıklayarak açıkça suç işlemektedir.

Madde düzeyinde yayınlanmayan fiyatlar ve yanıltıcı biçimde belirlenen sözde enflasyon rakamları aynı zamanda halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma suçunu teşkil etmektedir. Kurum başkan ve yöneticileri görevlerini kötüye kullanmakta ve halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayarak suç işlemektedirler.” ifadeleri kullanıldı

Başvuruda, başkan ve yöneticilerin TCK.’nın 217. ve 257. maddeleri ve resen tespit edilecek suçlar uyarınca cezalandırılmaları istendi.

“Halkın cebinden parasını biner biner çalıyor”

CHP Ankara Milletvekilli Gamze Taşcıer, partisinin hukuk komisyonu üyeleri ile beraber, TÜİK hakkındaki suç duyurusu dilekçesini Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na teslim etti. Taşcıer, suç duyurusu dilekçesini teslim etmeden önce Ankara Adliyesi önünde açıklama yaptı.

Gamze Taşcıer, açıklamasında şu ifadeleri kullandı: “TÜİK’in fiyatıyla gerçek fiyat farklı. TÜİK milyonlarca çalışanın refah düzeyini belirleyecek enflasyon sepetini oluştururken hangi maddeleri, ürün ve hizmetleri temel aldığını, sepetteki hangi maddenin nasıl bir fiyat değişikliğine uğradığını 2022’den beri açıklamıyor.

Oysa verilerin ayrıntılı açıklanması kamu düzeni açısından vazgeçilmezken; TÜİK yıllardır veri karartarak deyim yerindeyse ‘tırnakçılık’ yaparak, halkın cebinden parasını biner biner çalıyor. Bu aleni biçimde yapılan bir hırsızlıktır.”

Paylaşın

İktidar, Derin Yoksulluğu Sosyal Yardımlarla Örtmeye Çalışıyor

İktidarın Türkiye’deki derin yoksulluğu sosyal yardımlarla örtmeye çalıştığını ortaya koyan mali verilere göre, 2024 yılının mayıs ayında maddi destek alan hane sayısı 3,5 milyona dayandı.

Kişi başına düşen gelirin 1.883 TL’den az olduğu hanelere yapılan sosyal yardım tutarı, Mayıs sonu itibarıyla 20 milyar 46 milyon 70 bin TL’ye yükseldi.

Birgün’den Mustafa Bildirci‘nin haberine göre; Haziran 2022’de Recep Tayyip Erdoğan tarafından tanıtılan Aile Desteği Programı’na yönelik veriler, Türkiye’deki yoksulluğun ulaştığı boyutu bir kez daha gözler önüne serdi. Program kapsamında Haziran 2024 itibarıyla maddi yardım yapılan hane sayısı 3,5 milyona dayandı.

Türkiye Aile Desteği Programı, Haziran 2022’de uygulamaya konuldu. Program kapsamında yoksul hanelere gelirlerine göre 850 TL ile 1.250 TL arasında destek verileceği bildirildi. Programın uygulamaya konulduğu Haziran 2022’de, 2,5 milyon hanenin desteklerden yararlandığı belirtildi.

Türkiye Aile Destek Programı kapsamına alınan haneler için yapılan toplam ödeme de hesaplandı. İktidarın Türkiye’deki derin yoksulluğu sosyal yardımlarla örtmeye çalıştığını ortaya koyan mali verilere göre, 2024’ün Ocak ayında yoksul hanelere 3 milyar 998 milyon 147 bin TL aktarıldı. Kişi başına düşen gelirin 1.883 TL’den az olduğu hanelere yapılan sosyal yardım tutarı, Mayıs sonu itibarıyla 20 milyar 46 milyon 70 bin TL’ye yükseldi.

Aile Destek Programı kapsamında ihtiyaç sahibi haneler, hane içindeki kişi başına düşen gelir tutarına göre en fazla 12 aylık süre boyunca maddi olarak destekleniyor. Kişi başına düşen aylık gelirin 450 TL ve altı olduğu hanelerde yardımlar, hane başına 1.250 TL olarak yapılıyor. Kişi başına gelirin 450 TL ve üzeri olduğu hanelere ise 911 TL tutarında maddi destek sağlanıyor.

İktidar eliyle yaratılan ve önlenemez hale gelen ekonomik kriz, program kapsamına alınan hane sayısında da çarpıcı artışa yol açtı. Haziran 2022’de 2,5 milyon olan programdan yararlanan hane sayısı, Aralık 2022’de 3 milyon oldu.

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın verilerine göre, Türkiye Aile Desteği Programı kapsamında yardım edilen hane sayısı, Haziran 2024 itibarıyla 3,5 milyona dayandı. Kişi başına düşen gelirin 1883 TL’den az olduğu hanelerin dahil edildiği program kapsamındaki hane sayısı, Mayıs 2024’te 480 bine yaklaştı.

Türkiye Aile Desteği Programı kapsamında yardım edilen hane sayısı:

Ocak: 3 milyon 264 bin 227
Şubat: 3 milyon 338 bin 294
Mart: 3 milyon 402 bin 305
Nisan: 3 milyon 449 bin 864
Mayıs: 3 milyon 479 bin 832

Paylaşın

İktidar Emeklilik Sistemini Değiştirmeye Hazırlanıyor!

AK Parti’nin ekonomi kurmaylarının, emeklilik sistemini tamamen değiştirmek için çalışmalara başlayacağı öne sürüldü. İddialara göre, emeklilik yaşının yükseltilmesi ve prim gün sayısına göre maaş formülü tartışılıyor.

Milyonlarca emekli haziran ayı verilerinin ve en düşük emekli maaşlarının açıklanmasının ardından zamlı maaş hesaplara geçecek. Zam döneminde emeklilik sistemine dair çok sayıda eleştiri gündeme geldi. Hükümet emeklilik sistemi için düğmeye bastı, çalışmalar başladı. Emeklilik yaşı kadınlarda 60, erkeklerde 65 olarak sabitlenecek ve herkes ödediği prim gün sayısına göre maaş alacak. Emekli maaşı düşük olanlara da desteklerle yardımcı olunması formülü masada.

Ekonomim’de yer alan habere göre, emekli yaşı, sigorta süreleri yeniden belirlenecek. Prim gün sayısı yeniden formüle edilecek. Herkes ödediği prim gün sayısına göre maaş alacak. Teknik olarak kök maaş, en düşük emekli maaşına eşitlenemediği için, 6 ayda bir bu alanda yasa çıkarmak yerine başka bir formül uygulanacak.

Düşük emekli maaşı alanlar ve geçimini sadece emekli maaşı ile sağlayanlara sosyal destekler sağlanacak. Yol-gıda, ulaşım, yakıt ve kira yardımı verilecek. Yapılan çalışmaya göre hâlen 58 ve 60 olan emeklilik yaşı kadınlarda 60, erkeklerde 65’e yükseltilecek. Ancak bu durum, EYT ile getirilen hakları etkilemeyecek. Hazine ve Maliye Bakanlığı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ile AK Parti’nin ekonomi kurmayları, emeklilik sistemini değiştirmek için çalışmalara başlıyor.

En düşük emekli aylığı belli bir limite getirilecek. Artık en düşük emekli maaşına hazine destek vermeyecek. Hane bazlı emekli maaşlarına destek sağlanacak. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı tarafından geçinemeyen ve emekli maaşı düşük olan dar gelirlilere yol-yakıt- gıda ulaşım gibi destekler sağlanacak. Kira yardımı nakit olarak verilecek.

AK Parti kaynakları konuya ilişkin olarak, “Emekliliği; sosyal güvenlik sistemimizi çok adil bir formülle belirleyip, bütün emeklilerin emekli olacakları tarih itibarıyla ne kadar maaş alabileceklerinin netleştirileceği, dönem dönem bunlar için uyarı geleceği, prim artırdığında daha fazla maaş alabilme noktasında kıstasların kullanılacağı bir sisteme taşımamız lazım. Bizim en büyük zorluğumuz şu; maaş ödediğimiz emekli sayısı 16 milyon 180 bin. Ama prim ödeyen, beyanname ile birlikte kayıt altına alınan 7 milyon 500 bin. Bizim kayıt dışıyla iyi mücadele etmemiz lazım” değerlendirmesini yaptı.

En düşük emekli aylığının arttırılmasını da içinde barındıran vergi paketi Meclis Plan ve Bütçe Komisyonu’nda kabul edildi. En düşük emekli aylığını 10 bin liradan 12 bin 500 liraya çıkaran düzenlemeden 3,7 milyon kişi yararlanacak. Zamlı maaşlar ise Ağustos ayında hesaplara yatacak.

Paylaşın

Kamuda Tasarruf Tedbirleri TBMM’de Kabul Edildi: 1 Ocak’ta Yürürlüğe Girecek

“Kamuda tasarruf” tedbirlerine ilişkin düzenlemeler içeren yasa teklifi TBMM Genel Kurulu’nda kabul edildi. Yürürlüğe girme tarihi ise 1 Eylül 2024 yerine 1 Ocak 2025 olarak değiştirildi.

Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulu’nda, “kamuda tasarruf” tedbirlerine ilişkin düzenlemeler içeren kanun teklifinin ikinci bölümünün tümü üzerindeki görüşmeler tamamlandı.

TBMM’de kabul edilen yasanın yürürlüğe girme tarihi ise 1 Eylül 2024 yerine 1 Ocak 2025 olarak değiştirildi.

Yasayla birlikte kamuda birden fazla maaş alma dönemi sona erecek. Yasayla, her statüdeki kamu görevlileri sadece bir görevi için maaş alacak. O maaş en yüksek devlet memuru maaşını yani 98 bin lirayı geçemeyecek.

Huzur hakkı ikramiye gibi ödemelere de üst sınır getirilecek. Kamuda birden fazla maaş alınmasını engelleyen maddenin yürürlük tarihi ise ertelendi. 1 Eylül 2024’te yürürlüğe girmesi beklenen maddeni yürürlük tarihi verilen önergeyle 1 Ocak 2025 olarak belirlendi.

Yasa, kamuda tasarruf tedbirlerine uymayan kamu görevlilerine yönelik yaptırım da getiriyor. Buna göre, Tasarruf tedbirlerine uymayan bürokratlara maaş kesintisi ya da işten çıkarma gibi pek çok idari ceza verilebilecek. Tasarruf tedbirlerine uyumla ilgili denetimi Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından yapılacak.

Yasayla ayrıca, kamuda ihtiyaç fazlası olan araçların satışı gerçekleştirilecek. Araç dışından şarj edilebilen 70 kilometrenin üzerinde menzile sahip hibrit araçlara Özel Tüketim Vergisi teşviği sağlanacak. Sokak ve caddelerin aydınlatma giderlerinde belediye ve il özel idarelerinin genel bütçe vergi gelirleri payından yapılan kesinti oranı yüzde 20’den, yüzde 30’a çıkartılacak.

Paylaşın

TFF’nin Yeni Başkanı Belli Oldu: İbrahim Hacıosmanoğlu

Mehmet Büyükekşi ve İbrahim Hacıosmanoğlu’nun başkan adayı olarak yarıştığı Türkiye Futbol Federasyonu’nun (TFF) Olağan Mali ve Seçimli Genel Kurul Toplantısı Ankara’da yapıldı.

Haber Merkezi / Başkanlık yarışını İbrahim Hacıosmanoğlu kazandı. Hacıosmanoğlu, bu görevi 2027 yılının Haziran ayına kadar sürdürecek.

Seçimde 321 TFF delegesinin oy kullanma hakkı bulunuyordu ancak 274 delege kongreye katıldı ve oy kullandı. İbrahim Hacıosmanoğlu 134, Mehmet Büyükekşi 129 oy alırken 18 oy geçersiz sayıldı.

İbrahim Hacıosmanoğlu’nun listesinde yer alan isimler şunlar: Mecnun Otyakmaz, Bayram Saral, Zehra Neşe Kavak, Lale Cender, Fuat Gökdaş, Cengiz Gökay, Zafer Bahadır Saraç, Mevlüt Aktan, Bayram Akgül, Hasan Surözü, Ceyhun Kazancı, Mustafa Temel Bozbağ, Ural Aküzüm, Bilal Aslan

Yedekler: Murat Şahin, Hüseyin Yangın, Seymen Gençtürk, Adem Doğru, Gürkan Uğur, Fazlı Çilingir, Ediz Giray, İbrahim Özbay, Metin Akyüz, Kazım Şengöçgel, Muhammet Akçay, Esma Esin, Bilal Tuğrul, Burak Akkan.

Seçim günü ne oldu?

Türkiye Futbol Federasyonu’nun (TFF) Olağan Mali ve Seçimli Genel Kurul Toplantısı perşembe günü Ankara’da gerçekleştirdi. Mehmet Büyükekşi ve İbrahim Hacıosmanoğlu arasında geçen başkanlık yarışını, Hacıosmanoğlu kazandı.

TFF Başkanlığı’na aday olan isimlerden Servet Yardımcı, geçen hafta yaptığı ve büyük tartışmalar yaratan yazılı açıklaması ile adaylıktan çekildiğini kamuoyuna duyurmuştu. Yardımcı, UEFA’da yürüttüğü İcra Kurulu Üyeliği ve Avrupa Ulusal Federasyonlar Komitesi Başkanlığı görevlerinden de çekildiğini bildirmişti.

Fenerbahçe Başkanı Ali Koç ve Galatasaray Başkanı Dursun Özbek, Beşiktaş Kulübü Başkanı Hasan Arat, Trabzonspor Kulübü Başkanı Ertuğrul Doğan da kongrede yer aldı.

2022 yılında olağanüstü genel kurulda başkanlığa seçilen Mehmet Büyükekşi, 2023 yılında da tek aday olarak girdiği olağan genel kurulda 325 delegeden 169’unun oyunu alarak üç yıllığına başkan seçilmişti.

Hacıosmanoğlu teşekkür konuşmasında “Kraldan çok kralcı olanlar, her zaman Türk futbolunu yönetmeye çalıştı ama iradesizliklerinden, basiretsizliklerinden, iyi iş olduğunda kendilerine yazdılar, kötü olduğu zaman da bu ülkeye çığır açan Sayın Cumhurbaşkanımıza yazdılar. Biz Türk futbolunu adil yöneteceğiz. Bundan herkes kendine düşen payı alır” dedi.

“Sayın Cumhurbaşkanımızla dost olmanın şerefini yaşıyorum. Sayın Cumhurbaşkanımız, bugün iktidarda, yarın iktidardan düşse bile benim ağabeyim olarak her zaman yanımda olacak” ifadelerini kullanan Hacıosmanoğlu, “Cumhurbaşkanımızın hakkını teslim edelim. Onu kullananları, zor durumda bırakanları futbol ailesinden attığımız için bu konuda bize destek veren sağduyulu üyelerimize şükranlarımızı sunuyorum” diye ekledi.

Seçimi kaybeden başkan Mehmet Büyükekşi ise genel kuruldan ayrılırken tek cümlelik bir açıklama yaptı. Büyükekşi “Bizden bu kadar, herkes hakkını helal etsin” dedi.

İbrahim Hacıosmanoğlu, toplantı öncesi de açıklamalarda bulundu. Türk futboluna barışı getirmeye aday olduğunu söyleyen Hacıosmanoğlu şu ifadeleri kullandı: “Uzun zamandan beri yarışın olmadığı genel kurullar oldu. Türk milletine yakışır şekilde seçimin tamamlanmasını istiyoruz. Türk futbolunda kaosun bitmesini, barışın ve kardeşliğin gelmesini istiyoruz.

Sayın Büyükekşi aday olmadan önce önemli kulüpler bir toplantıda başkan olmamı istedi. Hasan Arat da zamanında beni istedi. Ancak ben o dönem aday olmayı düşünmedim. Gelişmeler üzerine futbol ailesi yine aday olmamı istedi. Bu çarpık düzeni, kirli olan futbolu düzeltecek bir başkan adayı var. Büyükekşi’yi seçerlerse, gönülden bu işi yapan başkanlar artık bu işle uğraşmamalı. Bunu tüm başkanlara söyledim.’

Servet Yardımcı’nın çekilmesi ve yaptığı açıklama, dünya futbol kamuoyunda bizi çok zor durumda bıraktı. Herhalde UEFA ve FIFA ilk kez başkan yardımcılarını genel kurula gözlemci olarak gönderdi. Büyükekşi’ye aziz milletimize yakışır bir şekilde kongre olmasını söyledim. UEFA ve FIFA’ya demokratik seçim olduğunu göstermemiz gerektiğini ilettim. Kazanacağımı düşünüyorum, bunu görüyorum. Tek adaylı seçim olsaydı, UEFA ve FIFA devreye girerdi. Bu anlamda Türk futboluna hizmet ettiğimi düşünüyorum.”

Ali Koç: Boş oy kullanacağız

Fenerbahçe Başkanı Ali Koç açıklamalarda bulundu: “Bugün burada birini seçtirmek için delegelere baskı yapılmaktadır. Bugün özelinde değil ama imza toplama sürecinde ne yazık ki siyasetçi olsun, devlet olsun kulüplere tenkillerde bulunmuştur. Dolayısıyla bu bir seçim değil, ‘seçin’dir. Biz kimseyi desteklemiyoruz. Boş oy kullanacağız.”

Beşiktaş Başkanı Hasan Arat açıklamalarda bulundu: ”Sonuçların sandıkta belirleneceği bir seçim olması en büyük dileğimizdir. Camiaya hayırlı olsun. UEFA İcra Kurulu’nda görev almış bir üyenin adaylıktan sonra çekilmesi tarihe geçecek bir şeydir. Üzücü bir durumdur. Keşke adaylığa devam etseydi. Adaylar kendi programlarını tanıttıktan sonra bir araya gelip kararımızı vereceğiz. Kararımız, delegelerin fikirleri doğrultusunda olacaktır. Her zaman demokratik seçimler istiyoruz. Uzun zaman sonra iki adaylı seçim var… Adayların çokluğu, projeleri tetikler. İki adaylı seçimin hayırlı olmasını diliyorum.”

Mehmet Büyükekşi, seçimli genel kurul esnasında açıklamalarda bulundu. Büyükekşi, şu ifadeleri kullandı: “TFF seçimleri üzerinden yaklaşık 25 ay geçti. O gün, Türk futbolun en önemli şeyinin güven olduğunu ve marka değeri için çalışmalar yapacağımı açıklamıştım. İlk gün bir başka hedefimiz ise Ay-Yıldızlı forma ile başarılı olmaktı. Bizim hedefimiz EURO2024’e katılmak değil, başarılı futbolla bu turnuvaya damga vurmaktı.

Uzun bir aradan milli coşkuyu, hep birlikte milletimize yeniden yaşatmanın haklı gururu içerisindeyiz. Otoriteler, Milli Takım’ın en etkileyici performansa imza attığını dile getirdiler. FIFA’da 26. sıraya yükseldik. İnşallah bundan sonra aynı hızla devam edeceğiz. Erkek ve kadın futbolunda C klasmanından, B klasmanına yükseldik. İnşallah bu başarılarımız devam edecek.

İnşallah Türk takımları Avrupa kupalarında başarılı olur. Ve inşallah o kupaları Türk takımları alır. Ülke puanına çok önemli katkılar sağladılar. UEFA’da 22. sıradan, 9. sıraya yükseldik. Bir sezonda en yüksek puan toplama rekorunu kulüplerimiz egale etti. Bu sene 5 takımla kupalara katılacağız ve inşallah ileriye gideceğiz.

Hakem geliştirmek için ‘Hakem Akademisi’ni kurduk. Hakem atamalarında dijital hakem atama sitemini getirdik. Mevcut sistemdeki adamcılığın önüne geçmeyi başardık. Avrupa’da İtalya’dan sonra ilk kez yarı otomatik ofsayt sistemini kullanan ülke olduk. İspanya’dan sonra Avrupa’da ilk kez VAR kayıtlarını açıklayan federasyon olduk. Yabancı VAR hakemlerinin ligde görev almasını sağladık.

Kulüplerimize gelir anlamında son 3 yılın en büyük katkısını sağladık. Yayıncı haklarını beIN Media Grup ile yaptığımız anlaşma sonucu 84 milyon dolardan 214 milyon dolara taşıdık. Süper Lig sponsorluk gelirlerini 786,9 milyon TL’ye ulaştırdık ve rekor kırdık.

Trendyol’u isim sponsoru yaptık, hakem formalarına sponsor aldık. Bu da bir ilk. Deplasman yasağını kaldırdık. 2025-26’dan sonra kulüplere kendi biletlerini satma hakkı tanıdık. Türkiye Kupası’na yeni format getirdik ve geliri 3 kat arttırdık. Kadınlar Ligi’nin canlı yayımlanması için TRT ile anlaştık ve tarihte ilk defa maçlar düzenli yayımlanmaya başladı.

Galatasaray Başkanı Dursun Özbek, TFF Genel Kurulu’nda seçim öncesinde açıklamalarda bulundu. Mehmet Büyükekşi yönetiminde gerekli değişimi göremediklerini ifade eden Özbek, “Büyükekşi’nin tekrar aday olması, Servet Beyin adaylıktan çekilmesi durumu karmakarışık hale getirdi. Biz gerekli yenilenmeyi göremediğimiz için Büyükekşi yönetimine destek vermedik” dedi.

Habertürk’e yaptığı açıklamada, mevcut Başkan Mehmet Büyükekşi’nin tekrar aday olması ve Servet Yardımcı’nın adaylıktan çekilmesiyle kaos oluştuğunun altını çizen Özbek, “Büyükekşi’nin listesinde Galatasaray’ın desteği olan bir yönetim kurulu üyesi yoktur” ifadelerini kullandı.

Dursun Özbek, yönetimin ilk senesinde seçim kararı almasını ‘İşler iyi gitmiyor’ diyerek yorumladı ve “Bu olağanüstü bir seçim. Öyle değil mi? Bu yönetimin daha 3 senesi vardı. Birinci senesini doldurdu, seçime gidiyor. Demek ki işler iyi gitmiyor. Olağanüstü seçimde olağanüstü şeyler yaşanıyor. Bir aday çıkıyor, çekiliyor. Bekleyip görmek lazım. İnşallah hayırlısı olur. Seçime giren adaylar herhalde Türk futbolunun halini görüp nasıl tedavi edeceklerini biliyorlardır” şeklinde konuştu.

Özbek, sözlerini şöyle tamamladı; “Yönetime kimseyi önermedik, vermedik çünkü çok önceden beri söylediğimiz şey şuydu: Yeni bir yönetim veyahut daha istişareyle kurulabilecek bir yönetim arzumuz… Fakat o da olmadı. Gerçekten kaotik bir dönem geçirdik. Bunun devam etmemesi lazımdı. Biz gerekli yenilenmeyi görmediğimiz için destek vermedik. Geldik, adayları dinleyeceğiz, projelerini dinleyeceğiz ona göre karar vereceğiz”

Büyükekşi ve Koç tartıştı

Genel kurulunda konuşan Fenerbahçe Başkanı Ali Koç, yeniden aday olan Mehmet Büyükekşi’yi eleştirdi. “Burada 300 delege var ama kimsenin konuşmaya niyeti yok, heyecanı yok! Demek ki dertleri yok. Ben 15 dakika konuşacağım” diyerek sözlerine başlayan Ali Koç, “Hazır UEFA ve FIFA yetkilileri buradayken, altyapımızdan yetişen Merih Demiral’a verilen haksız cezayla ilgili konuşmak istiyorum. Türk devletlerinin tamamında sadece kendimizi ilgilendiren, hiçbir hakaret barındırmayan bir sembol yüzünden verilen ceza haksızdır” ifadelerini kullandı.

Mehmet Büyükekşi’nin yeniden aday olmasına tepki gösteren Koç şu ifadeleri kullandı: Yönetim şekli toplumun hiçbir kesiminde kabul görmeyen, tarihin hiçbir sezonunda görüşmemiş skandalları tek sezonda yaşatan, hiçbir sorumluluk almayan, Fenerbahçe ve Beşiktaş stadyumlarına gelemeyen bir başkan olmanıza rağmen yine aday olarak çıkmanızı tebrik ederim! Helal olsun. 100 yıllık futbol tarihimizin en kötü başkanı olmanıza rağmen bugün karşımıza aday olarak çıkmanız olağanüstü bir başarıdır. Tebrik ediyorum, helal olsun. Bravo size.

TFF Başkanı’nın bu seçimi 3-5 kişinin istemesi diye dillendirmesi de sizlere saygısızlıktır. Büyükekşi aday olmayacak diye imzalarını geri çeken kulüplere sesleniyorum: Kendinizi kandırılmış hissediyor musunuz? Çünkü biz, sizlere bu durumu anlatmıştık.

Türkiye’yi UEFA’da temsil eden Servet Yardımcı, kendisine yapılan baskılara boyun eğerek adaylıktan çekildi. Servet Yardımcı, “malum kirli yapı, mevcut sistemin devamı” derken neyi kastetmektedir? Bunu bilmek bizim hakkımızdır. Servet Yardımcı, UEFA’da yönetim kurulunda aday oldu. Buradaki arkadaşlar kolay zannediyorlar. Servet bey seneye olmayacak, inşallah Türkiye’den birini seçtirebiliriz.

Bize bakış açıları hiç hoş değil. Servet bey bir açıklama yaptı. Şantaj, iftira dedi. Kim bunlar? Bize haksız yere Türklüğün simgesi olan bozkurt hareketinden dolayı bir oyuncumuza ceza veren UEFA, bu seçim sürecine kadar yaşananları bilse acaba nasıl davranır? İtibarsızlaştırma kimin tipik taktikleridir? Kısacası aday olma sürecinde muhtemel başkan adaylarının önünü kesme hamlelerinde klasik FETÖ modellemesi ve yöntemlerine üzülerek tanık olduk

Mehmet Büyükekşi, Fenerbahçe Başkanı Koç’un, “Sayın Büyükekşi, seçildiğiniz taktirde bu şekilde seçilmek sizin vicdanınızı rahatsız etmiyor mu? Onurlu, şerefli bir insan bu şekilde aday olmaz” sözlerine “Koskoca Fenerbahçe Başkanı böyle konuşamaz” diyerek karşılık verdi. Bu tartışmanın ardından Divan Başkanı Mehmet Baykan araya girdi ve Ali Koç, “Son sözümü geri alıyorum. Ancak siz koskoca Fenerbahçe Başkanı ile ilgili devlet nezdinde yalan söylediniz” dedi. Bu ifadelerin ardından tartışma son buldu.

Mehmet Büyükekşi ibra edildi

TFF Başkanı Mehmet Büyükekşi, yönetim kurulu ile denetleme kurulunun 1 Haziran 2023 ile 31 Mayıs 2024 dönemini kapsayan hesap ve faaliyetleri ibra oylamasına sunuldu. Mehmet Büyükekşi ile kurulları oy çokluğuyla ibra edildi.

Bu arada Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu (PFDK) tarafından verilen ve Tahkim Kurulunca onaylanan para ve hak mahrumiyeti cezalarının kaldırılmasına yönelik bir önerge sunuldu. Divan Kurulu Başkanı Mehmet Baykan’ın yaptığı oylamada, çoğunluk önergenin genel kurul maddesi olarak eklenmesini kabul etti. Bu önerge gündemin son maddesi olarak görüşülecek. Maddenin kabul edilmesi için üçte iki kabul oyu gerekli olacak.

Mehmet Büyükekşi ve İbrahim Hacıosmanoğlu

Mehmet Büyükekşi, 2023-2024 futbol sezonunda yaşanan skandallar nedeniyle de pek çok kulüp tarafından sıkça istifaya davet edilen bir isim oldu.

Türkiye’nin son olarak EURO 2024’te de görev yapan ünlü hakemlerinden Halil Umut Meler’in bir maç sonunda Ankaragücü Başkanı Faruk Koca tarafından yumruklanması, Fenerbahçe ile Galatasaray arasında Suudi Arabistan’da oynanması gereken Süper Kupa karşılaşmasının iptal edilmesi, Trabzonspor – Fenerbahçe lig maçında karşılaşmanın ardından seyircilerin sahaya girmesi ve büyük şiddet olaylarının yaşanması, Büyükekşi’nin hakem toplantılarına katılmadığını dile getirmesinin ardından böyle bir toplantıda yer aldığının görüntülü bir şekilde ispat edilmesi, TFF Başkanı’nı eleştiri oklarının hedefi haline getirdi.

Trabzonspor’un eski başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu ise futbol dünyasında sert mizacı ile tanınan bir isim. 2013-2015 yılları arasında bordo-mavili ekibin başkanlığını yapan Hacıosmanoğlu, 28 Ekim 2015’te oynanan ve 2-2 berabere biten Trabzonspor-Gaziantepspor karşılaşmasının ardından maçın hakem heyetini zorla, Trabzon Avni Aker Stadyumu’nda 4 buçuk saat alıkoymuş ve kendi ifadesiyle o süre zarfında hiçbir yetkilinin telefonuna çıkmamış, son olarak Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kendini araması ve kendi ifadesiyle, hakemlerle ilgili olarak “bunların hesabı sorulacak” demesi üzerine hakemleri serbest bırakmıştı.

Olayda rehin tutulan yardımcı hakemlerden Adil Sinem’in konuyla ilgili Hacıosmanoğlu ile birlikte 11 Tranzonspor yöneticisi aleyhine açtığı davada ilgili mahkeme, 2021 yılının Ocak ayında 11 yöneticiyi toplam 47 bin 500 TL tazminat ödemeye ve 8 ay 10’ar gün hapis cezasına çarptırmış ancak bu cezaları ertelemişti.

Paylaşın

Reuters’tan Türkiye Ekonomisi Analizi: Karanlık Günler Bekliyor

Birleşik Krallık merkezli haber ajansı Reuters, çalışan kesimin ve emekli olanların büyük bölümünün açlık sınırı altında yaşadığı Türkiye’ye ilişkin dikkat çeken bir analiz yayınladı:

“Erdoğan sabır çağrısında bulundu ancak 2024, 2018’den beri yaşanan bir dizi döviz krizinden bu yana ekonomik talihleri hızla kötüleşen Türkler için bir neslin en zorlu dönemine dönüştü.”

Reuters, Türkiye’nin ekonomi politikalarıyla ilgili bir analiz yayımladı. Reuters muhabiri Birsen Altaylı’nın kaleme aldığı “Erdoğan ekonomik hatalarını telafi ederken Türkleri karanlık günler bekliyor” başlıklı analizde, hükümetin son dönemdeki para politikalarının iyileşme sinyali verdiği fakat halkın yaşam maliyeti sorununu bir süre daha yaşayacağı değerlendirmesi yapıldı.

Haberde, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 5 Temmuz’da yaptığı açıklamada “Biraz sabra ihtiyacımız var. Enflasyonda düşüş daha yeni başladı” sözleri hatırlatılarak şu yorumlar paylaşıldı: Erdoğan sabır çağrısında bulundu ancak 2024, 2018’den beri yaşanan bir dizi döviz krizinden bu yana ekonomik talihleri hızla kötüleşen Türkler için bir neslin en zorlu dönemine dönüştü.

Analizde, Adalet ve Kalkınma Partisi’nin (AK Parti) marttaki yerel seçimde aldığı yenilgide, para politikalarından memnun olmayan emekli kesimin de rol oynadığı değerlendirmesi paylaşıldı. Erdoğan’ın Mehmet Şimşek’i Hazine ve Maliye Bakanı olarak atadıktan sonra ekonomiyi canlandırmak için yeni bir programı devreye soktuğu ve önümüzdeki dönemde bunun sınanacağı da belirtildi.

Merkez Bankası’nın bir süre faiz artırımına gittikten sonra oranı yüzde 50’de sabitlediğine dikkat çekilerek şu yorumlar paylaşıldı: Bu durum, kendisini faizin ‘düşmanı’ diye tanımlayan Erdoğan’ın, yükselen fiyatlara rağmen ekonomik büyümeyi artırmak için kolay para politikası uyguladığı ve 5 Merkez Bankası başkanını görevden aldığı 5 yıllık sürecin şoke edici şekilde tersine dönmesi anlamına geliyor.

Derecelendirme kuruluşlarının Türk varlıklarının notunu yükselttiğine ve birçok yabancı yatırımcının geri döndüğüne işaret edilirken, para politikalarının sokağa henüz olumlu yansımadığı savunuldu. Erdoğan, salı günkü açıklamasında enflasyonun düştüğüne dikkat çekerek “Bazı kesimlerin hayat pahalılığı sebebiyle yaşadığı zorlukların bilincindeyiz” demişti.

Reuters, 73 yaşındaki emekli Fettah Deniz’in “Halen yürüyorum ama gerçekten yaşamıyorum” sözlerine de yer verdi. Ajansın görüştüğü 28 yaşındaki özel sektör çalışanı Silan ise 50 bin TL’yle İstanbul’da rahat yaşayamadığını söyledi.

Analizde, ev fiyatlarının neredeyse yüzde 50’i arttığı ve “İstanbul’daki restoran fiyatlarının Londra ve Dubai’dekilere yaklaştığı” belirtildi.

Bir finans firmasında çalıştığını söyleyen 58 yaşındaki Aynur, yaşam maliyeti sıkıntısını şöyle anlattı: Dışarıda yemek yemek ve tatil yapmak artık sözkonusu değil. İnsanların evinize gelmesini de istemiyorsunuz çünkü onları ağırlamaya gücünüz yetmiyor. Sosyal hayatım sona erdi.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın

Altı Ayda Vekillerin Sağlığına 52,6 Milyon Lira Harcandı

Vatandaş tedavi ve ilaç masraflarını karşılamakta zorlanırken, 2024 yılının ilk altı aylık döneminde milletvekillerinin sağlık harcamaları için bütçeden 52 milyon 567 bin lira harcama yapıldı.

Temmuz’da enflasyon rakamlarının açıklanması ile birlikte milletvekillerinin maaşları da arttı. Milletvekili maaşı 141 bin liradan 169 bin liraya çıktı. Hem bakan hem milletvekili emeklisi olanların aylık geliri 241 bin liradan 288 bin liraya, hem milletvekili olup hem de milletvekili emeklisi aylığı alanların geliri 239 bin liradan 285 bin liraya çıktı.

Vatandaş için sağlığa erişim her geçen gün daha da zorlaşırken Hazine’nin kasasından milletvekillerinin sağlık masrafları için milyonlar çıktı.

Birgün’den Havva Gümüşkaya’nın haberine göre; Ocak – Haziran döneminde milletvekillerinin sağlık harcamaları için bütçeden 52 milyon 567 bin TL harcama yapıldı. AKP dönemiyle birlikte sağlığın her kademesi paralı hale geldi. Sağlıkta kamu payının düşmesi, yurttaşın özel sağlık kurumlarına mahkûm hale gelmesine ve harcamalarının artmasına neden oldu.

TÜİK’e göre sağlık harcamalarındaki fiyat artışı yüzde 71,6 ölçülen resmi enflasyon oranının da üzerinde çıkarak yüzde 78,51 olarak hesaplandı. Yurttaş, Genel Sağlık Sigortası primi, muayene ücreti, reçete ücreti, ilaç başı para ödemelerinin altında eziliyor. Ancak milletvekillerinin sağlık harcamaları için kesenin ağzı açıldı. Emekli ve asgari ücret zammına bütçede kaynak olmadığı gerekçesiyle kapıları kapatan iktidar, aldıkları maaşlarla sık sık gündem olan milletvekillerinin sağlık harcamalarını da karşılıyor. Yurttaş tedavi ve ilaç masraflarını karşılamakta zorlanırken milletvekillerinin tedavi, sağlık malzemesi ve ilaç giderleri için bütçeden 52 milyon 567 bin TL harcandı.

Sadece Haziran’da 7,8 milyon TL milletvekillerinin tedavi ve sağlık malzemesi için, 580 bin lira ise ilaç masrafları için ödendi. Geçen yılın Ocak-Haziran döneminde 27 milyon 615 bin TL tutarında olan milletvekili sağlık harcamaları bu yıl yüzde 90,4 oranında arttı.

Asgari ücrete ara zammın yapılmadığı Temmuz’da enflasyon rakamlarının açıklanması ile birlikte milletvekillerinin maaşları da arttı. Milletvekili maaşı 141 bin liradan 169 bin liraya çıktı. Hem bakan hem milletvekili emeklisi olanların aylık geliri 241 bin liradan 288 bin liraya, hem milletvekili olup hem de milletvekili emeklisi aylığı alanların geliri 239 bin liradan 285 bin liraya çıktı.

Paylaşın