Oyun Platformu Roblox’a Erişim Engeli

Özellikle gençler ve çocuklar arasında yaygın olan çevrim içi oyun platformu Roblox’a erişim engeli getirildi. Sosyal medya platformu Instagram’a da erişim engeli getirilmişti.

Haber Merkezi / Roblox, Amerika Birleşik Devletleri (ABD) menşeli bir çevrimiçi deneyim platformu. Platformda kullanıcılar kendi oyunlarını oluşturabiliyor ve diğer oyuncuların yarattığı oyunları deneyimleyebiliyor.

Roblox, kullanıcılarına oyun oynamanın yanı sıra kendi geliştirdikleri oyunları diğerleriyle paylaşma imkanı da sunuyor. Platformun 2020 yılı itibarıyla dünya çapında aylık 164 milyon kişi tarafından aktif olarak kullanıldığı belirtiliyor.

Türkiye, Esports.net verilerine göre Roblox oynayan kişi sayısında dünya beşincisi konumunda. 2024 verilerine göre tüm Roblox oyuncularının yüzde 4,43’ü Türk. Esports.net verileri ayrıca platformun Türkiye’de 9 milyondan fazla oyuncusu bulunduğunu gösteriyor.

Roblox, hikaye yazma platformu Wattpad ve sosyal medya platformu Instagram’ın ardından Türkiye’de son bir ayda erişim engeli getirilen üçüncü platform oldu.

Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu’nun (BTK) web sitesinde yer alan bilgide, İngiltere merkezli www.roblox.com sitesinin “07/08/2024 tarihli ve 2024/5282 D. İş sayılı Adana 6. Sulh Ceza Hakimliği kararıyla erişime engellendiği” bildirildi.

Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı, çevrim içi oyun platformu Roblox.com’un Türkiye’de erişime kapatılmasının, Adana Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yapılan soruşturma sonucunda Adana 6. Sulh Ceza Mahkemesi’nin kararıyla yapıldığını belirtti.

Açıklamada, “Çevrimiçi oyun platformu Roblox’un ülkemizde erişime kapatılması kararı, Adana Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yapılan soruşturma sonucunda Adana 6. Sulh Ceza Mahkemesi’nin kararı iledir. Karar UYAP’ta yayınlanması sonucunda Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu tarafından uygulanmıştır” ifadesi kullanıldı.

Paylaşın

DEM Parti’den İktidara “Kürtçe” Tepkisi

DEM Partili Mehmet Rüştü Tiryaki, “Bu ülkede iki kelime Kürtçeden rahatsız olan iktidarlar var. İki kelime Kürtçeden rahatsız olan bir yönetim var. Önce yaya ve yanına peşi peya yazılmasından rahatsız olan bir siyasi iktidar var. Bu bakış açısını reddetmek ancak bir zenginlik olarak görmekle olur” dedi.

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti), Mersin Akdeniz Belediyesi’nde stratejik plan çalışmaları sürüyor. Artı Gerçek’ten Abidin Yağmur’un haberine göre; Mahalle toplantılarıyla halkın görüşüne başvuran Belediye Eş Başkanlar Nuriye Arslan ve Hoşyar Sarıyıldız, son olarak sivil toplum örgütleri temsilcileriyle bir araya gelerek Akdeniz’in beş yıllık hedeflerini konuştu.

Toplantıya DEM Parti Yerel Yönetimlerden Sorumlu Eş Genel Başkanı Mehmet Rüştü Tiryaki de katılarak açılış konuşmasını yaptı. Türkiye’de belediyeciliğin tarihinin 150 yıl öncesine, batıda ise 900 yıl öncesine uzandığını kaydeden Tiryaki, “Batı’daki belediyeciliğin geçmişi, merkezi yönetime muhalefetle eş değer. Belediyeler merkezle mücadele ederek belediye hizmetlerini verecek yerel yönetimleri güçlendirmişler. Yani belediyecilik tarihi aslında muhalefet tarihi” dedi.

Osmanlı’da ve Türkiye’de ise belediyeciliğin merkezi kamu idaresinin yereldeki yansıması biçiminde olduğunu ifade eden Tiryaki, “Cumhuriyet’ten sonra da belediyeler demokratik ve yerel hizmeti sunan kuruluşlar olmamış. Bugüne kadar, her zaman devletin vesayet yetkisi yerel yönetimlerin üzerinde olmaya devam etmiş. 1980 öncesinde birkaç örneği saymazsak, Fatsa’da Terzi Fikri’nin, Batman’da Edip Solmazlar’ın yarattığı geleneği saymazsak bu topraklarda belki de ilk demokratik belediyeciliği, ilk muhalif belediyeciliği, ilk halkın belediyeciliğini savunan parti bizim mirasını devraldığımız partiler oldu ve 1999’dan sonra biz ilk kez kamu otoritesinin yerel yansıması olan değil halkın olan belediyecilik hizmetlerini savunmaya başladık” dedi.

21. yüzyılın yerel yönetimler açısından altın çağ olacağını ifade eden Tiryaki, “Çünkü dünyanın dört bir yanında belediyeler artık geleneksel belediye hizmetlerini sunmakla yetinmiyorlar. Gerçekten çok karmaşık hizmetleri sunan kuruluşlar olmaya başladılar. Belediyeler neredeyse kentin tüm hizmetlerini, her ihtiyacını karşılar hale geldi” şeklinde konuştu.

Stratejik planın kapalı kapılar ardında değil, halkla birlikte yapılmasının önemine işaret eden Tiryaki, “Halkın katılımı olmadan, demokratik kitle örgütlerinin katılımı olmadan, o kentte yaşayanların katılımı olmadan düzenlenecek bir stratejik planın gerçek anlamda o kentte birlikte yaşayan insanların sorunlarını çözme olanağı yoktur” ifadelerini kullandı.

Akdeniz Belediyesinin “Akdeniz bütün renkleriyle güzel” sloganını çok beğendiğini ifade eden Tiryaki sözlerini şöyle sürdürdü: “Gerçekten bu ülke bütün renkleriyle güzel olan bir ülke. Fakat birileri Akdeniz’in bütün renkleriyle güzel olmasını değil mermer olmasını istiyor. Türkiye’nin bütün renkleriyle güzel olmasını değil mermer olmasını istiyor. Tek renkli, tek sesli ve tek yapılı bir belediye olmasını istiyor. Biz bunu reddediyoruz. Bunu hiçbir şekilde kabul etmiyoruz. Bu kentte ve bu ülkede yaşayan her inancın, her etnik kökenden insanın, her mezhebin, her yaşam biçimin kendisine yer bulacağı bir ülke olmasını istiyoruz.

Her din, her dil, her inanç, her yönelim bu ülkede bölücü değil bu ülkenin zenginliği olarak kabul edilmesi gerekir. Akdeniz’de eğer bunu yaratabilirsek emin olun bütün ülkeye yayılacak bir vaha olarak yaşatabiliriz. Bu çok önemli. Çünkü bu ülkede iki kelime Kürtçeden rahatsız olan iktidarlar var. İki kelime Kürtçeden rahatsız olan bir yönetim var. Önce yaya ve yanına peşi peya yazılmasından rahatsız olan bir siyasi iktidar var. Bu bakış açısını reddetmek ancak bir zenginlik olarak görmekle olur. Akdeniz Belediyesi bunu yapıyor. Akdeniz tüm renkleriyle güzel demesi peşi paya yazısını inkar edenlere verilmiş en güzel yanıt olacaktır. Bu sloganın bu döneme denk düştüğünü söylemek isterim.”

“Kendimizi de kentimizi de kendimiz yönetiyoruz””

Akdeniz Belediyesi Eş Başkanı Nuriye Arslan da, “Bizim yönetim anlayışımızda toplumun bütününün dahil olacağı karar süreçleri esastır. Bu nedenle önce mahalle toplantılarıyla halkımızın görüşlerini aldık. Bugün de sivil toplum örgütlerinin görüşlerini alıyoruz. Akdeniz’in ciddi sorunları var. Bunları çözmek için kentin dinamiklerine ihtiyacımız var. Mersin’de çok etkili bir kadın yapılanması var. Akdeniz’in gelecek 5 yılını planlarken kadın bakış açısıyla planlamak istiyoruz. Akdeniz’in can yakıcı sorunlarından biri de uyuşturucu sorunu. Bu konuda yerel yönetimler olarak, kent dinamikleri olarak elimizi taşın altına koymamız gerekiyor. Bizim için önemli olan hep birlikte karar alıp hep birlikte uygulamak” dedi.

Akdeniz Belediyesi Eş Başkanı Hoşyar Sarıyıldız da “Amacımız en başından beri demokratik, katılımcı, şeffaf yerel yönetim anlayışıyla, kendimizi de kentimizi de kendimiz yönetiyoruz anlayışıyla çalışmaktı. Bu çalıştay ile stratejik planımızı yapmak için ortak yol haritasını örmüş olacağız” dedi.

Paylaşın

Türkiye, Yolsuzlukla Mücadelede Sınıfta Kaldı

Son on yılda yolsuzlukla mücadelede 180 ülke içinde 115. sıraya gerileyen Türkiye, hukukun üstünlüğünde ise tüm ülkelerin yüzde 65’inden daha olumsuz bir hatta kaymış durumda.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne (İBB) bağlı İstanbul Planlama Ajansı (İPA) tarafından “Şeffaf Toplum İçin Şeffaf Yönetim: Türkiye’nin Şeffaflık Karnesi” başlıklı yeni rapor yayımlandı. Raporda, Türkiye’nin şeffaflık ve hesap verebilirlik karnesini detaylı bir şekilde değerlendirildi.

İPA Başkanı Dr. Buğra Gökce raporun sonuçlarına dikkat çekerek “Türkiye yolsuzlukla mücadelede 180 ülke içinde 115. sırada.  Hukukun üstünlüğü açısından Türkiye tüm ülkelerin yüzde 65’inden daha olumsuz bir noktada. Demokrasinin güçlenmesi ve adil kamu yönetimi için hesap verebilirlik, şeffaflık ve hukukun üstünlüğünün çok daha yüksek bir seviyede uygulanması gerekiyor” dedi.

Raporda, Uluslararası Şeffaflık Örgütü’nün Yolsuzluk Algı Endeksi ve Dünya Bankası’nın Yönetişim Endeksi verilerine göre Türkiye’nin ciddi bir şeffaflık kaybı yaşadığına vurgu yapıldı.

“Sürekli değiştirilen Kamu İhale Sistemi kamu alımlarında rekabetçi-şeffaf eğilimi yüzde 50’nin de altına düşürmüş durumda. Türkiye son on yılda yolsuzlukla mücadelede 180 ülke içinde 115. sıraya geriledi” denildi.

İfade özgürlüğü alanında ülkenin 2008 yılında başlayan gerileyişin sürdüğü belirtilerek şu veriler paylaşıldı: “Hukukun üstünlüğü söz konusu olduğunda Türkiye 2022 itibariyle tüm ülkelerin yüzde 65’inden daha olumsuz bir hatta kaymış durumda.

Türkiye’de 2018 yılından bu yana vergi harcama raporları yayınlanmıyor. Kamu bankalarının reklam harcamalarındaki devasa artışlar medya finansındaki şeffaflık konusunda soru işaretleri doğuruyor.”

Paylaşın

AK Parti’den Instagram Açıklaması: Pozitif İlerlemeler Kaydediliyor

Sosyal medya platformu Instagram’a yönelik erişim engeline ilişkin konuşan AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hasan Basri Yalçın, “Pozitif ilerlemeler kaydediliyor” dedi ve ekledi:

“Kuralsız alanlarından vazgeçmek istemiyorlar. Müzakerelerin olumlu sonuçlanacağını, kurallara uyacağını taahhüt edeceğini ve böylelikle kısa sürede açılacağını düşünüyorum.”

Türkiye’de 50 milyonu aşkın kullanıcı olduğu belirtilen sosyal medya platformu Instagram’a getirilen erişim engeliyle yaşanan krizde günler sürüyor. CNN Türk canlı yayınında konuşan AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hasan Basri Yalçın, Instagram’a yönelik yasağın kısa sürede kalkmasını beklediklerini söyledi.

Şirket yetkilileri ile görüşmelerine dair konuşan Yalçın, “Pozitif ilerlemeler kaydediliyor. Kuralsız alanlarından vazgeçmek istemiyorlar. Müzakerelerin olumlu sonuçlanacağını, kurallara uyacağını taahhüt edeceğini ve böylelikle kısa sürede açılacağını düşünüyorum” dedi.

Erişim engelinin ne zaman kaldırılacağı ile ilgili ise Yalçın, “Biz uzun sürmesi kanaatinde değiliz. Beklentimiz çok açık. Türkiye’nin kurallarına uyacağına dair çeşitli açıklamalar yapmaları, taahhütleri ortaya koymaları çerçevesinde çok kısa süre içerisinde bunun açılabileceğini biliyoruz. Ben sürecin uzayacağı kanaatinde değilim” diye konuştu.

Paylaşın

Suriye’nin Doğusunda Şiddetli Çatışmalar

Suriye’nin doğusunda yer alan Deyrizor’da Arap aşiretler ile SDG arasında yaşanan çatışmalarda 6 kişinin öldüğü, en az 19 kişinin de yaralandığı duyuruldu. SDG’nin çatışma bölgesine askeri güç takviyesi yaptığı bildirildi.

Zengin petrol yataklarının bulunduğu Deyrizor bölgesinde geçen yıl eylül ayında Arap aşiretleriyle SDG arasında yaşanan çatışmalarda en az 52 kişi hayatını kaybetmişti.

Suriye’nin doğusundaki Deyrizor vilayetinde, Esad rejimi ve İran destekli Arap aşiretleri ile ABD’nin bölgedeki müttefiki Suriye Demokratik Güçleri’ne (SDG) bağlı kuvvetler arasında çıkan çatışmalarda en az altı kişinin hayatını kaybettiği bildirildi.

Londra merkezli Suriye İnsan Hakları Gözlemevi, yaşanan çatışmalarda en az 19 kişinin de yaralandığını duyurdu. Gözlemevi, ölen altı kişiden üçünün siviller, diğer üçünün ise Arap aşiret savaşçıları olduğunu kaydetti.

Anadolu Ajansı (AA) muhabirinin yerel kaynaklardan edindiği bilgilere göre ise çatışmalar Suriye’nin doğu kırsalındaki dokuz ayrı noktada yaşandı. Haberde, Arap aşiretlerinin Busayra, İbrehiyye, Elharice, Tayyane, Ebu Hammam, Gazanic, Keşkiyye, Ziban ve Ellatva köylerindeki SDG’nin yol kontrol noktaları ile karargahlarına saldırı düzenlediği aktarıldı.

Suriye İnsan Hakları Gözlemevi, çatışmaların Arap savaşçıların saldırısı ile başladığını kaydetti. SDG militanları ise, Arap aşiret savaşçılarının kontrol noktalarındaki ve askeri üslerdeki SDG’lilere ateş açtığını öne sürdü.

Çatışma noktalarından biri olan Ziban, Deyrizor’daki en zengin petrol yataklarından biri olan El Ömer petrol sahasına yalnızca birkaç kilometre mesafede yer alıyor. Söz konusu petrol sahasının içinde SDG savaşçıları ile ABD askerlerinin konuşlandığı bir üs de bulunuyor. SDG’nin bel kemiğini oluşturan Halk Savunma Birlikleri (YPG), Türkiye tarafından PKK’nın Suriye kolu olarak görülüyor ve terör örgütü listesinde yer alıyor.

Bölgede kontrolü elinde tutan SDG, Fırat Nehri’nin doğusunda süresiz sokağa çıkma yasağı kararı aldı ve yasağa uymayanların adli makamlara teslim edileceğini bildirdi. Suriye İnsan Hakları Gözlemevi, SDG’nin çatışma bölgesine askeri güç takviyesi yaptığını duyurdu.

Deyrizor bölgesinde geçen yıl Eylül ayında Arap aşiretleriyle SDG arasında yaşanan çatışmalarda en az 52 kişi hayatını kaybetmişti.

Suriye’de bugüne dek devam eden çatışma ortamı 2011 yılında Beşar Esad hükümetine karşı protestolarla başladı. Şam’ın bu protestolara şiddetle yanıt vermesinin ardından bugüne dek yaşanan iç savaş neticesinde, ülkenin çeşitli bölgelerinde farklı gruplar hüküm sürüyor.

Beşar Esad, son yıllardaki kazanımlarının ardından şu an Suriye topraklarının yaklaşık üçte ikisinde kontrolü elinde bulunduruyor.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

61 Barodan “Instagram” açıklaması: Derhal Erişime Açılmalı

BTK tarafından “katalog suçlara uymadığı” gerekçesiyle engelleme kararı verilen Instagram’a ilişkin 61 barodan ortak açıklama geldi. Açıklamada, Instagram’ın derhal erişime açılması gerektiği belirtildi.

Bilişim Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK), “katalog suçlara uymadığı gerekçesiyle” gerekçesiyle Instagram’a erişim engeli getirmişti. BTK, erişim engelinin ne kadar süreceğine dair ise herhangi bir bilgi vermemişti. Erişim engeli bir mahkeme kararı ile değil, BTK aracılığıyla uygulanmıştı.

Türkiye’de 57 milyon kullanıcısı bulunan Instagram’ın kapalı tutulmasına karşı 61 barodan ortak açıklama geldi. Artı Gerçek’in aktardığına göre; Instagram’ın ‘katalog suçlar’ iddiasıyla erişime engellenmesine karşı tepkiler devam ederken, 61 barodan yapılan ortak açıklamada sürecin hukuka uygun bir biçimde yürütülmediği vurgulandı. Yasağın ifade özgürlüğünü ihlal ettiği belirtilen açıklamada, “Biz barolar olarak, kamusal makamlardan; Instagram’ı derhal erişime açarak yurttaşların Anayasal haklarını kullanmasına engel niteliğindeki bu hukuksuz uygulamaya son vermesini bekliyoruz” denildi.

“Instagram yasağı kaldırılmalıdır” başlıklı açıklamada, “Geçtiğimiz hafta ülkemizde yaklaşık 58 milyon kullanıcıya sahip sosyal medya platformu instagram.com sitesi BTK’nin idari kararıyla erişime engellenmiştir. Instagram, aralarında Barolarımızın da bulunduğu tüm oda, dernek, vakıf ve kamu kurumlarının kullandığı, milyonlarca yurttaşımızın her gün haberleştiği, basın-yayın organlarının haber akışını sağladığı, sayısız işletmenin satış, reklam ve pazarlama faaliyeti gerçekleştirdiği bir platformdur” denildi.

Barolar, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’nın “katalog suçlarla ilgili gereklerin Instagram tarafından yerine getirilmediğini” savunduğunu ama sürecin şeffaf yönetilmediğini vurguladı:

“Ancak hangi içeriklerin çıkarılmasının istendiği, bunlarla ilgili hangi savcılık veya mahkeme tarafından içerik çıkarılma kararı verildiği, bu kapsamda Instagram’a tebliğ edilen bir karar olup olmadığı, Instagram’ın içerik çıkarma talebini reddedip reddetmediğini kamuoyuna izah etmediğinden erişim engelleme sürecinin 5651 Sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun’a uygun yürütülmediği anlaşılmaktadır.”

Açıklamanın devamında şu ifadeler kullanıldı: “Sürecin kanuna uygun yürütülmemesi yurttaşların ifade ve haberleşme özgürlüğü, basına sansür getirdiğinden de basın özgürlüğü gibi Anayasal hakların yürütme organının kanundan kaynaklanmayan bir kararıyla engellenmesi sonucuna yol açacağından bu sonucun demokratik bir hukuk devletinde kabulü mümkün değildir.

Öte yandan Elektronik Ticaret İşletmecileri Derneği’ne göre söz konusu erişim engelleme kararının ekonomiye günlük 1,9 milyar TL zararı bulunmaktadır. Dolayısıyla mevcut yasakçı tutumun, demokratik değerleri örselediği ve ülke ekonomisi açısından kaygı verici olduğu unutulmamalıdır. Biz barolar olarak, kamusal makamlardan; Instagram’ı derhal erişime açarak yurttaşların Anayasal haklarını kullanmasına engel niteliğindeki bu hukuksuz uygulamaya son vermesini bekliyoruz.”

Hangi barolar imzaladı?

Açıklamada imzası olan barolar şunlar: Adana Barosu, Bursa Barosu, Kars Barosu, Siirt Barosu, Adıyaman Barosu, Çanakkale Barosu, Kastamonu Barosu, Sinop Barosu, Ağrı Barosu, Çankırı Barosu, Kayseri Barosu, Urfa Barosu, Aksaray Barosu, Denizli Barosu, Kırıkkale Barosu, Şırnak Barosu, Amasya Barosu, Diyarbakır Barosu, Kocaeli Barosu, Tekirdağ Barosu, Tokat Barosu, Trabzon Barosu, Dêrsim Barosu Uşak Barosu, Ankara Barosu, Edirne Barosu,

Kütahya Barosu, Antalya Barosu, Erzurum Barosu, Manisa Barosu, Aydın Barosu, Eskişehir Barosu, Mardin Barosu, Balıkesir Barosu, Antep Barosu, Giresun Barosu, Mersin Barosu, Bartın Barosu, Muğla Barosu, Van Barosu, Batman Barosu, Hakkari Barosu, Muş Barosu, Yalova Barosu, Bilecik Barosu, Hatay Barosu, Nevşehir Barosu, Yozgat Barosu, Zonguldak Barosu, Bitlis Barosu, Isparta Barosu, Niğde Barosu, Bingöl Barosu, İstanbul Barosu, Ordu Barosu, Bolu Barosu, İzmir Barosu, Sakarya Barosu, Burdur Barosu, Karabük Barosu, Samsun Barosu.

Paylaşın

ABD’den Türkiye’ye Net “Rusya” Uyarısı

ABD, Türkiye’yi Rusya için hayati önem taşıyan ABD askeri bağlantılı donanımın Rusya’ya ihracatını azaltmaması halinde bunun sonuçları olacağı konusunda uyardı.

ABD’nin özellikle Türkiye’nin, işlemciler, hafıza kartları ve amplifikatörler de dahil olmak üzere batı yapımı elektronik cihazların Rusya’ya gönderilmesinden endişe duyduğu belirtildi.

Birleşik Krallık merkezli uluslararası ekonomi gazetesi Financial Times, Washington yönetiminin Türkiye’nin Rusya’ya askeri ekipman ve parça ihracatı dolayısıyla Ankara’yı uyardığını duyurdu.

Gazete, Washington yönetiminin, Türkiye’den Rusya’ya askeri ticaretini engellemek için daha fazla adım atmasını belirttiğini aktarırken, “Washington, Türkiye’yi Rusya için hayati önem taşıyan ABD askeri bağlantılı donanımın Rusya’ya ihracatını azaltmaması halinde bunun sonuçları olacağı konusunda uyardı” ifadesine yer verdi.

Gazete, Washington yönetiminin, Türkiye’den Rusya’ya askeri ticaretini engellemek için daha fazla adım atmasını belirttiğini aktarırken, “Washington, Türkiye’yi Rusya için hayati önem taşıyan ABD askeri bağlantılı donanımın Rusya’ya ihracatını azaltmaması halinde bunun sonuçları olacağı konusunda uyardı” ifadesine yer verdi.

ABD Ticaret Bakanı Yardımcısı Matthew Axelrod’un bu ticareti durdurmak için kısa bir süre önce Ankara ve İstanbul’da Türk yetkililerle ve yöneticilerle bir araya geldiğine dikkat çeken gazete, Axelrod’un söylediklerine de yer verdi. Gazeteye konuşan üst düzey bir ABD’li yetkili Axelrod’un mesajının Türkiye’nin Amerikan menşeili çiplerin ve diğer parçaların ticaretini engellemek için daha fazla çalışması gerektiği yönünde olduğunu söyledi.

Axelrod Financial Times’a yaptığı açıklamada “ABD teknolojisinin Rusya’ya yasadışı akışını durdurmak için Türkiye’nin yardımına ihtiyacımız var” dedi. Axelrod, “Türk makamları ve endüstrisinin hızlı bir şekilde ilerleme kaydettiğini görmemiz gerekiyor, aksi takdirde ihracat kontrollerimizden kaçanlara yaptırım uygulamaktan başka çaremiz kalmayacak” diye ekledi.

Financial Times, Washington’ın uyarısının Türkiye ile ABD arasındaki ilişkiyi Rusya ile olan  ticaretin bozduğuna dikkat çekerken, Türkiye’nin ABD, AB ve diğer batılı müttefikler gibi Rusya’ya yönelik yaptırımlarda bulunmadığını hatırlattı.

İngiliz medyası, ABD’nin özellikle Türkiye’nin, işlemciler, hafıza kartları ve amplifikatörler de dahil olmak üzere batı yapımı elektronik cihazların Rusya’ya gönderilmesinden endişe duyduğuna dikkat çekti.

Gazeteye konuşan bir yetkili, Axelrod’un Türk hükümetine bu ticaretin “acil bir sorun” olduğunu söylediğini ve Ankara’ya “ABD kontrolündeki ürünlerin Rusya’ya aktarılmasına yasak getirmesi ve uygulaması” çağrısında bulunduğunu söyledi. Yetkili, Moskova’nın ABD parçalarına erişmek için “Türkiye’nin ticaret politikasını istismar etmeye çalıştığını” da sözlerine ekledi.

ABD’nin bazı Türk şirketlere yaptırım uyguladığına dikkat çekilirken, Türkiye’nin Azerbaycan, Kazakistan ve Kırgızistan gibi ülkelere yaptığı ihracatın bu ülkelerin kayıtlarında gözükmediğini yazan Financial Times, Türkiye’nin son dönemde Rusya’ya ihracatının azaldığı belirtilirken yetkili, “Son dönemde bazı iyileşmeler var fakat bu yeterli değil, halen çok yüksek” dedi.

(Kaynak: Sözcü)

Paylaşın

CHP, İYİ Parti Ve DEM Parti’den “Instagram” Hamlesi

TBMM Dijital Mecralar Komisyonu’nun CHP, İYİ Parti ve DEM Partili üyeleri, BTK’nın “katalog suçlara uymadığı” gerekçesiyle engelleme kararı verdiği “Instagram” için komisyonu toplantıya çağırdı:

“Uluslararası standartlar ve insan hakları belgeleri, iletişim özgürlüğünün korunmasını ve bu özgürlüğün engellenmemesini temel bir hak olarak tanımaktadır. Instagram’ın erişime engellenmesi, ifade özgürlüğü ve bilgi paylaşım hakkını kısıtlamakta, dolayısıyla demokratik değerlere aykırı bir durum teşkil etmektedir.”

Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Dijital Mecralar Komisyonu’nun Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), İYİ Parti, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) üyeleri, Instagram’a getirilen erişim engeliyle ilgili olarak komisyonun 8 Ağustos’ta olağanüstü toplanmasını talep etti.

Artı Gerçek’in aktardığını göre; Milletvekillerinin ortak imzayla Komisyon Başkanlığı’na yaptıkları başvuruda, şu ifadelere yer verildi:

“İletişim ve bilgi paylaşımında önemli bir rol oynayan dijital mecraların özgürlüğü, demokratik toplumların vazgeçilmez bir parçasıdır. Son dönemde İnstagram sosyal medya platformunun erişime engellenmesi, bireylerin iletişim özgürlüğü ve bilgi edinme hakkını doğrudan etkileyen bir durum ortaya koymuştur. Anayasamızın herkesin düşünce ve kanaatlerini açıklama, yayma özgürlüğünü güvence altına almıştır.

Ayrıca, uluslararası standartlar ve insan hakları belgeleri, iletişim özgürlüğünün korunmasını ve bu özgürlüğün engellenmemesini temel bir hak olarak tanımaktadır. Instagram’ın erişime engellenmesi, ifade özgürlüğü ve bilgi paylaşım hakkını kısıtlamakta, dolayısıyla demokratik değerlere aykırı bir durum teşkil etmektedir.”

Paylaşın

Şimşek, Yıl Sonu Enflasyon Hedefini Açıkladı: Yüzde 40

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, “Şu an itibarıyla enflasyondaki gidişatın öngörülerimizle uyumlu olduğunu ve yüzde 40 ile yılı kapatacağımıza inanıyoruz. Piyasa beklentileri ise yüzde 43’ün biraz altında” dedi.

Mehmet Şimşek,2025 yılının dezenflasyon yılı olacağını belirterek, “Çektiğimiz sıkıntılara değecek. Milletimiz sonuçlarını görecek” ifadelerini kullandı. Dezenflasyon programının zaman aldığını belirten Şimşek, “Enflasyon düşecek, çünkü para, maliye ve gelirler politikaları ona göre tasarlandı, zamana ve sabra ihtiyacımız var,” dedi.

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, A Haber – A Para ortak yayınında yaptığı konuşmada, 2024 yılının yüzde 40’lık bir enflasyon oranıyla kapanacağını açıkladı. 2024 sonu için hedeflenen enflasyonun en fazla yüzde 42 bandında olduğunu belirten Şimşek, beklentilerde iyileşme olduğunu ifade etti.

Mehmet Şimşek, “Şu an itibarıyla enflasyondaki gidişatın öngörülerimizle uyumlu olduğunu ve yüzde 40 ile yılı kapatacağımıza inanıyoruz. Piyasa beklentileri ise yüzde 43’ün biraz altında” dedi. 2025 yılının dezenflasyon yılı olacağını söyleyen Şimşek, “Çektiğimiz sıkıntılara değecek. Milletimiz sonuçlarını görecek,” diye konuştu.

Dezenflasyon programının zaman aldığını belirten Şimşek, “Enflasyon düşecek, çünkü para, maliye ve gelirler politikaları ona göre tasarlandı, zamana ve sabra ihtiyacımız var,” dedi. 2025 Ekim ayı için enflasyon beklentisinin daha önce yüzde 25 olduğunu belirten Şimşek, şu an ise bu beklentinin yüzde 19 civarına revize edildiğini ifade etti.

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) pazartesi günü açıkladığı temmuz ayı enflasyon rakamlarına göre aylık bazda artış yüzde 3,23 olurken, yıllık bazda enflasyon yüzde 61,78’e geriledi. Bağımsız Enflasyon Araştırma Grubu’nun (ENAG) hesaplamalarına göre ise temmuzda Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) aylık yüzde 5,91 arttı. Yıllık enflasyon ise yüzde 100,88 olarak hesaplandığı açıklandı.

Katıldığı programda maliye denetimlerinin sektör farketmeksizin yoğunlaşarak artacağını belirten Şimşek, “Kayıt dışılıkla mücadele etme dışında hiçbir seçeneğimiz yok,” dedi.

Vergi oranlarındaki artışta “sınıra geldiklerini” vurgulayan Şimşek, “Kayıt dışındaki mücadelede dozu artıracağız. Hem çok kazanandan hem de kayıt dışı olandan vergi alabilmek için ne gerekiyorsa yapacağız. O sektördeki kişileri uyarıyorum. Maliye mutlaka kapınızı çalacak,” dedi.

Maliye denetimlerinin sahada daha aktif yapılması gerektiğini ifade eden Şimşek, “Üst düzey yöneticiler dahil arkadaşlara söyledim. ‘Sizi Bakanlık kampüsünde görmek, karşılaşmak istemiyorum. Siz de ekiplerin başında sahada olacaksınız,'” ifadelerini kullandı.

Paylaşın

Papa Francis: Edebiyat, Maruz Kaldığımız Kötülüklere Bir Panzehir

Katolik Hristiyanların Ruhani Lideri Papa Francis, edebiyatı, “sosyal medyaya, cep telefonlarına ve diğer cihazlara aralıksız maruz kaldığımız şu günlerde” bir tür panzehir olarak tanımladı.

Papa Francis, ayrıca, edebiyatın, hayal gücünü geliştirmesi, kelime dağarcığını genişletmesi ve okuyucuların “yaratıcı bir empati” geliştirmelerine olanak sağlaması gibi özelliklerinden de bahsetti.

Katolik Hristiyanların Ruhani Lideri ve Vatikan Devlet Başkanı Papa Francis, aday rahiplerin yetiştirilmesinde roman ve şiir okumanın teşvik edilmesini tavsiye ettiği bir metin yayımladı.

Papa Francis’in 17 Temmuz’da kaleme aldığı ve çeşitli dillerde “Formasyonda Edebiyatın Rolü Üzerine” başlığıyla yayımlanan mektup, Paul Celan, Jorge Luis Borges ve T.S. Eliot gibi şairlerin yanı sıra C.S. Lewis (“Narnia Günlükleri”) ve Marcel Proust (“Kayıp Zamanın İzinde”) gibi yazarlara da atıfta bulunuyor.

Edebiyatı “bir başkasının sesini dinlemek” olarak tanımlayan Papa, edebiyatın rahiplerin eğitiminde gereksiz görülmesini “sağlıksız” olarak nitelendirdi.

Bu tutumun rahiplerde “entelektüel ve ruhani anlamda yoksullaşmaya” yol açabileceğini dile getiren Papa Francis, “radikal bir rota değişikliği” çağrısında bulundu. Papa, önerilerini yalnızca rahip adayları için söylemedi. “Ruhanilikle ilgilenen herkesin, hatta tüm Hıristiyanların formasyonu” için de çok önemli olduğunun altını çizdi.

Papa Francis, mektubunda, 1964-1965 yılları arasında Arjantin’in Santa Fe kentindeki bir Cizvit okulunda edebiyat öğretmeni olarak yaşadığı deneyime atıfta bulundu.

“Bir lisede öğretmenlik yaptım ve öğrencilere El Cid’i okutmak zorundaydım ancak mutlu değillerdi. Yerine Garcia Lorca okuyup okuyamayacaklarını soruyorlardı. Ben de El Cid’i evde okumalarına karar verdim ve dersler sırasında öğrencilerin en çok sevdiği yazarları tartışmaya başladık” ifadelerine yer verdi.

Papa aynı zamanda tragedyalara olan ilgisini de paylaştı. Papa, “Tragedyaları kendi kişisel dramımızın ifadeleri olarak kendi eserlerimiz gibi benimseyebiliriz. Oradaki karakterlerin kaderi için ağlarken, aslında kendimiz için, kendi boşluğumuz, eksikliklerimiz ve yalnızlığımız için ağlıyoruz” ifadelerini kullandı.

Papa Francis, ayrıca, edebiyatın, hayal gücünü geliştirmesi, kelime dağarcığını genişletmesi ve okuyucuların “yaratıcı bir empati” geliştirmelerine olanak sağlaması gibi özelliklerinden de bahsetti. Papa, edebiyatı, “sosyal medyaya, cep telefonlarına ve diğer cihazlara aralıksız maruz kaldığımız şu günlerde” bir tür panzehir olarak tanımladı.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın