Otomobil Satışları Yüzde 12 Azaldı

Otomobil ve hafif ticari araç pazarı eylül ayında geçen yılın aynı ayına göre yüzde 9,4 azalırken, otomobil pazarı yüzde 11,82 azaldı ve hafif ticari araç pazarı ise yüzde 1,6 oranında arttı.

Haber Merkezi / Otomotiv Distribütörleri ve Mobilite Derneği (ODMD), Eylül 2024 Otomobil ve Hafif Ticari Araç Pazarı verilerini yayınladı.

Buna göre; Türkiye otomobil ve hafif ticari araç toplam pazarı, bu yılın ilk dokuz aylık döneminde bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 0,9 oranında azalarak 849 bin 892 adet oldu.

Otomobil satışları, aynı dönemde geçen yıla göre yüzde 1,3 oranında artarak 675 bin 273 adet, hafif ticari araç pazarı ise yüzde 8,4 azalarak 174 bin 619 adet oldu.

Eylül ayı otomobil ve hafif ticari araç pazarı geçen yılın aynı ayına göre yüzde 9,4 azalarak 87 bin 740 adet oldu.

Eylül ayında otomobil satışları bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 11,82 azalarak 69 bin 634 adet olurken, hafif ticari araç pazarı bin 1,6 artarak 18.106 adet oldu.

Otomobil ve hafif ticari araç pazarı 10 yıllık eylül ayı ortalama satışlara göre yüzde 36,8 arttı. Otomobil pazarı, 10 yıllık eylül ayı ortalama satışlara göre yüzde 41,4 artış gösterdi. Hafif ticari araç pazarı, 10 yıllık eylül ayı ortalama satışlara göre yüzde 21,7 arttı.

Otomobil pazarı segmentlere göre; Pazarın yüzde 86,6’sını vergi oranları düşük olan A, B ve C segmentlerindeki araçlar oluşturdu. C segmenti otomobiller 374 bin 595 adetle yüzde 55,5 pay, B segmenti otomobiller 206bin 650 adetle yüzde 30,6 pay aldı.

Otomobil pazarı gövde tiplerine göre; Gövde tiplerine göre değerlendirildiğinde ise en çok tercih edilen gövde tipi SUV otomobiller ( yüzde 55,9 pay, 377 bin 448 adet) oldu. SUV otomobilleri, yüzde 25,9 pay ve 174 bin 890 adet satış ile Sedan, yüzde 17 pay ve 115 bin 133 adet satış ile H/B otomobiller takip etti.

Otomobil pazarı motor tipine göre; Benzinli otomobil satışları 427 bin 998 adetle yüzde 63,4 pay, hibrit otomobil satışları 110 bin 225 adetle yüzde 16,3 pay, dizel otomobil satışları 71 bin 326 adetle yüzde 10,6 pay, elektrikli otomobil satışları 60 bin 838 adetle yüzde 9 pay ve otogazlı otomobil satışları 4 bin 886 adetle yüzde 0,7 pay aldı.

Elektrikli otomobil pazarı elektrik motor gücüne göre; 160 kW altındaki elektrikli otomobil satışları yüzde 106,3 artarak yüzde 7,3 pay, 160 kW üstü elektrikli otomobil satışları yüzde 23,1 azalarak yüzde 1,7 pay aldı.

Otomobil pazarı motor hacmine göre; 1600cc altındaki otomobil satışları yüzde 9,4 azalarak yüzde 73,8 pay, 1600-2000cc aralığındaki otomobil satışları yüzde 2,2 azalarak yüzde 0,6 pay, 2000cc üstü otomobil satışları yüzde 19,3 azalarak yüzde 0,2 pay aldı.

Otomobil pazarı emisyon seviyelerine göre; 120-140 gr/km arasındaki otomobiller 178 bin 675 adetle yüzde 26,5 pay, 100-120 gr/km arasındaki otomobiller 171 bin 642 adetle yüzde 25,4 pay aldı.

Otomatik şanzımanlı otomobiller; 612 bin 978 adetle yüzde 90,8 pay alırken, manuel şanzımanlı otomobiller 62 bin 295 adetle yüzde 9,2 pay aldı.

Hafif ticari araç pazarı gövde tipine göre; Van gövde tipi yüzde 73,1 pay ve 127 bin 631 adet ile en çok tercih edilen gövde tipi olurken; Kamyonet gövde tipi yüzde 13,8 pay ve 24 bin 160 adetle 2. sırada yer aldı.

Paylaşın

Gıda Enflasyonu Durdurulamıyor: 23 Ürünün Fiyatı Arttı

Dünya genelinde gıda enflasyonu açısından ilk sıralarda yer alan Türkiye’de fiyat artışları durdurulamıyor. Eylül ayında markette satılan 23 üründe fiyat artışı görüldüğü kaydedildi.

Haber Merkezi / Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, eylül ayında üretici ile market arasındaki fiyat farklılıklarını, patates ve kuru soğan üreticilerinin yaşadığı sorunlar değerlendirdi.

Şemsi Bayraktar şu ifadeleri kullandı: “Eylül ayında üretici ve market arasındaki fiyat farkı en fazla yüzde 249 ile havuçta görüldü. Havuçtaki fiyat farkını yüzde 219,8 ile limon, yüzde 212,9 ile kuru kayısı, yüzde 212,2 ile kuru soğan ve yüzde 205,6 ile patates takip etti.

Havuç 3,5 kat, limon 3,2 kat, kuru kayısı, kuru soğan ve patates 3,1 kat fazlaya satıldı. Üreticide 7 lira 50 kuruş olan havuç 26 lira 18 kuruşa, 11 lira 50 kuruş olan limon 36 lira 78 kuruşa, 130 lira olan kuru kayısı 406 lira 76 kuruşa, 5 lira 60 kuruş olan kuru soğan 17 lira 48 kuruşa, 4 lira 70 kuruş olan patates 14 lira 36 kuruşa markette satıldı.

Eylül ayında fiyatı en fazla artan ürün markette kuru incir, üreticide kabak olurken, fiyatı en fazla düşen ürün ise markette limon, üreticide yeşil soğan oldu.

Eylül ayında markette 36 ürünün 23’ünde fiyat artışı, 13’ünde fiyat düşüşü görüldü.

Markette fiyatı en fazla artan ürün yüzde 32,7 ile kuru incir oldu. Kuru incirdeki fiyat artışını yüzde 20,5 ile yeşil fasulye, yüzde 14,1 ile sivri biber, yüzde 14 ile yumurta takip etti. Markette fiyatı en fazla azalan ürün ise yüzde 30 ile limon oldu. Limondaki fiyat düşüşünü yüzde 22,8 ile havuç, yüzde 21,6 ile salatalık yüzde 15,9 ile maydanoz izledi.

Eylül ayında üreticide 28 ürünün 12’sinde fiyat artışı olurken 13’ünde fiyat düşüşü görüldü. 3 üründe ise fiyat değişimi olmadı.

Üreticide en çok fiyat düşüşü yüzde 24,3 ile yeşil soğanda görüldü. Yeşil soğandaki fiyat düşüşünü yüzde 22,8 ile maydanoz, yüzde 18,2 ile marul ve kuru fasulye izledi. Üreticide en çok fiyat artışı yüzde 48,6 ile kabakta görüldü. Kabaktaki fiyat artışını yüzde 31,8 ile yeşil fasulye, yüzde 20,4 ile salatalık, yüzde 20 ile sivri biber izledi.

Yeşil soğan, maydanoz, marul ve kuru fasulye arzındaki artışlar, bu ürünlerin fiyatlarına düşüş olarak yansıdı.”

“Patates ve kuru soğana müdahale edilmeli”

Devletin patates ve kuru soğana müdahale etmesi gerektiğini belirten Bayraktar, şunları söyledi:

“Kışlık patateste hasat başladı. Türkiye İstatistik Kurumu bitkisel üretim 1. tahmin verilerine göre; patates üretiminin bir önceki yıla göre yüzde 14 oranında artarak 6,5 milyon tona çıkacağı tahmin ediliyor. Odalarımızdan edindiğimiz bilgiye göre ise bu artışın daha da fazla olacağını tahmin ediyoruz.

Geçtiğimiz yıl patateste yeterlilik derecesi yüzde 103,6 olarak gerçekleşti. Bunun yanı sıra bu yıl geçen yıla göre yaklaşık 1,5 milyon ton fazla patates üretimi olacağı tahmin ediliyor.

Geçen yıl eylül ayında patateste üretici fiyatı ortalama 9,5 lira iken, bu yıl yaklaşık yüzde 50 oranında düşüşle 4,7 lira seviyesine geriledi. Üreticilerimiz patatesi 4,7 liraya satarken tüketici marketten 3 katı fiyatına satın alıyor.

Kışlık patateste depo ve işçilik giderleri maliyetleri daha da artırıyor. Artan maliyetler nedeniyle üreticilerimiz borçlarını ödeyememe korkusu yaşamaya başladı.

Ülkemiz kuru soğan üretiminde de bir önceki yıla göre yaklaşık 200 bin ton artış olacağı tahmin ediliyor. Kuru soğan ve patates üreticilerimiz, arzda yaşanan bu artış sonucu fiyatların daha fazla düşmesi endişesini taşıyor.

Kısıtlı açılan kuru soğan ihracatının tamamen açılması, yeni pazarlar bulunması ve önceki yıllarda olduğu gibi Toprak Mahsulleri Ofisi’nin devreye girerek patates ve kuru soğana müdahale etmesi gerekiyor. Devlet eliyle yapılacak patates ve kuru soğan alımlarında, üreticilere verilecek her türlü hizmette Ziraat Odaları’na da görev verilmelidir.”

Paylaşın

Milyonlarca Vatandaş Borç Batağına Sürükleniyor!

Kredili mevduat hesaplarından çekilen para miktarı son bir yılda yüzde 142,3 oranında artarak 130 milyar liradan 315 milyar liraya ulaştı. Aynı dönemde ödenemeyen kredili mevduat hesabı borçları yüzde 169,2 oranında artarak 2,8 milyar liradan 7,7 milyar liraya yükseldi.

Kredili mevduat hesaplarının en büyük dezavantajlarından biri, yüksek faiz oranları. Bu oranlar, borçlunun ödemesi gereken toplam tutarı önemli ölçüde artırarak, borç batağına sürüklenme riskini yükseltiyor. Ayrıca, günlük faiz uygulaması da borçlunun ödeme zorluğunu artıran bir diğer faktör.

Son dönemde asgari ücretliler ve dar gelirli kesimlerin gelirleri, artan enflasyon karşısında erimeye devam ediyor. Bu durum, vatandaşları bankaların sunduğu kredili mevduat hesaplarına yöneltmeye başladı. Kredili mevduat hesapları, ihtiyaç anında nakit ihtiyacını karşılamak için cazip bir seçenek gibi görünse de, yüksek faiz oranları nedeniyle borç batağına sürüklüyor. Son bir yılda Kredili Mevduat Hesaplarından (KMH) ilk kez para çekenlerin sayısı 100 binden 121 bine yükseldi.

Verilere göre, kredili mevduat hesaplarından çekilen para miktarı son bir yılda yüzde 142,3 oranında artarak 130 milyar liradan 315 milyar liraya ulaştı. Sözcü’nün haberine göre, bu durum, vatandaşların ne kadar sıklıkla bu hesapları kullandığının bir göstergesi. Ancak bu artışın bir diğer yüzü de ödenemeyen borçların hızla yükselmesi. Aynı dönemde ödenemeyen kredili mevduat hesabı borçları yüzde 169,2 oranında artarak 2,8 milyar liradan 7,7 milyar liraya yükseldi.

Bankaların verilerine göre, kredili mevduat hesabı kullanan kişi sayısı da son bir yılda yaklaşık 1 milyon arttı. Bu durum, özellikle ilk defa bu hesapları kullananların sayısındaki artışla birlikte dikkat çekiyor. Uzmanlar, bu durumun vatandaşların ekonomik durumlarının kötüleştiğinin bir göstergesi olduğunu belirtiyor.

Kredili mevduat hesaplarının en büyük dezavantajlarından biri, yüksek faiz oranları. Bu oranlar, borçlunun ödemesi gereken toplam tutarı önemli ölçüde artırarak, borç batağına sürüklenme riskini yükseltiyor. Ayrıca, günlük faiz uygulaması da borçlunun ödeme zorluğunu artıran bir diğer faktör.

Uzmanlar, kredili mevduat hesaplarının kısa vadeli çözümler sunduğunu ancak uzun vadede daha büyük sorunlara yol açabileceğini belirtiyor. Bu nedenle, vatandaşların bu hesapları kullanmadan önce iyice düşünmeleri ve alternatif çözümleri değerlendirmeleri gerekiyor.

Uzmanlara göre, ekonomik koşulların iyileşmesi ve gelirlerin artması, kredili mevduat hesaplarına olan talebi azaltabilir. Ancak bu süreçte, devlet ve bankaların da vatandaşlara daha uygun koşullarda kredi imkanı sunması ve finansal okuryazarlığı artırıcı çalışmalar yapması gerekiyor.

Paylaşın

784 Bin Vatandaş “Kredi Kartı Borcu” Nedeniyle Yasal Takip Altında

2024 yılının ilk yedi aylık döneminde, bireysel kredi kartı borcundan dolayı yasal takibe intikal etmiş kişi sayısı, bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 70 artarak 784 bin kişi oldu.

Aynı dönemde, bireysel kredi borcundan dolayı yasal takibe intikal etmiş kişi sayısı ise bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 32 artarak 642 bin kişi oldu.

İstanbul Planlama Ajansı (İPA) yurttaşın kredi kartı kullanımına ilişkin dikkat çeken bir raporu ortaya koydu. İPA Başkanı Buğra Gökçe, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda 784 bin vatandaşın kredi kartı borcu nedeniyle yasal takip altında olduğunu belirtti.

2015 yılının Ağustos ayından 2024 yılının Ağustos ayına kadar toplam kredi kartı sayısı giderek arttı. Toplam kredi kartı sayısı geçen senenin aynı dönemine göre yüzde 13 artış göstererek 125 milyon 925 bin oldu.

Ağustos ayında İstanbulluların yüzde 36’sı kredi kartının yalnızca asgari tutarını ödeyebildiğini ifade etti. Halkın yüzde 9,3’ü kredi kartı borcunu hiç ödeyemediğini, yüzde 6,1’i asgari-tamamı arası bir tutar ödediğini ve yüzde 3,8’i ise asgari tutardan az ödeme yapabildiğini ifade etti. Kredi kartı borcunun tamamını ödeyebilenlerin oranı yüzde 44,8 oldu.

2024 yılı Ocak-Temmuz dönemleri arasında bireysel kredi kartı borcundan dolayı yasal takibe intikal etmiş kişi sayısı bir önceki döneme göre yüzde 70 artarak 784 bin kişi, bireysel kredi borcundan dolayı yasal takibe intikal etmiş kişi sayısı ise bir önceki döneme göre yüzde 32 artarak 642 bin kişi oldu.

Temel harcamaları kredi kartıyla yapılıyor

Ağustos 2024 verilerine göre, kredi kartı ile yapılan ödemelerde, en çok 205 milyar ile market ve alışveriş merkezleri harcamaları, 84 milyar ile benzin ve yakıt istasyonları harcamaları, 83 milyar ile hizmet sektörleri harcamaları ve 79 milyar ile çeşitli gıda harcamalarının öne çıktığı görüldü.

2024 yılının Haziran-Temmuz-Ağustos aylarında bir önceki döneme göre kredi kartı harcamalarında en yüksek artışın yüzde 156,4 ile eğitim/kırtasiye ödemelerinde gerçekleştiği görüldü. Eğitim/kırtasiye ödemelerindeki artışı yüzde 98 ile yemek harcamaları takip etti.

Öte yandan Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK), kredi kartı borçları ile ihtiyaç kredilerinin yeniden yapılandırmasına yönelik düzenlemeye gitti. Kararla, kredi kartı borcunu veya ihtiyaç kredisini ödeyemeyenler borçlarını 60 aya kadar vadeyle yeniden yapılandırabilecek.

Paylaşın

İstanbul’da Üniversite Öğrencisinin Aylık Maliyeti 23 Bin Liraya Çıktı

İPA’nın “Öğrenci Yaşam Maliyeti Araştırması”na göre, özel yurtta kalan bir üniversite öğrencisinin yaşam maliyeti bir sene içerisinde yüzde 57,17 oranında artış göstererek aylık 22 bin 920 liraya çıktı.

Araştırmaya göre, üç kişilik bir evde kalan bir öğrencinin aylık maliyeti bir yıl içerisinde yüzde 49,59’luk artışla 12 bin 535 liradan asgari ücretin de üstüne çıkarak 18bin 750 liraya yükseldi.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı İstanbul Planlama Ajansı’nın (İPA) “İstanbul’da Öğrenci Yaşam Maliyeti Araştırması 2024/2025” araştırması yayınlandı. Araştırmada, İstanbul’da yaşayan bir üniversite öğrencisinin aylık ve yıllık yaşam maliyetinin ne kadar değiştiği hesaplandı.

Öğrenci Yaşam Maliyeti Araştırması’na göre, özel yurtta kalan bir üniversite öğrencisinin yaşam maliyeti bir sene içerisinde yüzde 57,17 oranında artış göstererek aylık 22 bin 920 TL’ye yükseldi.

Üç kişilik bir evde kalan bir öğrencinin aylık maliyeti bir yıl içerisinde yüzde 49,59’luk artışla 12 bin 535 TL’den asgari ücretin de üstüne çıkarak 18 bin 750 TL’ye yükseldi. En yüksek artış kültür sanat ve kırtasiyede gözlenirken en düşük artış ulaşım ve teknoloji harcamalarında gözlendi.

İPA’nın araştırmasına göre, barınma, büyük kentlerde öğrenci olanların en büyük gider kalemi olmakla birlikte; yükseköğrenim gören gençlerin pek çok ihtiyacı artan enflasyon oranları ile birlikte daha maliyetli hale geldi.

Hesaplamada, öğrencilik durumuna özgü yaşam maliyetini oluşturan unsurlar olarak tanımlanabilecek barınma, market ve dışarıdan yemek gideri, fatura ödemeleri, kültür sanat, kırtasiye, kişisel bakım, ulaşım harcamaları gibi temel harcama kalemlerine yönelik veriler kullanıldı.

Barınma, market ve dışarıdan yemek harcaması, fatura ödemeleri gibi kalemler aylık harcama düzeyinde hesaplanırken; kıyafet ve teknoloji giderleri gibi düzenli olmayan harcamalar yıllık hesaplandı. Harcama kalemleri içerisinde en yüksek artış kültür sanat ve kırtasiyede olurken, en düşük artış ulaşım ve teknoloji harcamalarında oldu.

Üniversite öğrencilerinin yaşam maliyetleri içerisinde yer alan barınma ve fatura ödemelerinin payını doğru tespit edebilmek amacıyla hane tiplerine göre farklı hesaplamalar yapılırken, üniversite öğrencileri; özel yurtlarda ve öğrenci evinde yaşama durumlarına göre farklı kategorilerde değerlendirildi.

Özel yurtlarda kalan gençlerin barınma masrafı yapılan saha araştırmasından elde edilen değerlerin ortalaması üzerinden değerlendirilirken, öğrenci evi ücretleri için ise İstanbul’da mahalle düzeyinde elde edilen kira birim fiyatları üzerinden gerçekleştirilen kümeleme yöntemi sonucu İstanbul’da üniversite öğrencilerinin sıklıkla ev kiraladığı mahalleler üzerinden ortalama kira birim fiyatı belirlenerek; ortalama 120 metrekare, 3+1 odalı, 3 öğrencinin barınacağı bir ev için kişi başına düşen kira maliyeti hesaplandı.

2023-2024 yılında özel yurtta kalan bir öğrencinin İstanbul’da aylık yaşam maliyeti 14 bin 583 lira olurken, 2024-2025 öğretim döneminde bu maliyet yüzde 57,17 oranında artışla 22 bin 920 liraya çıktı. Aynı hesaplama, kiralık bir evde 3 kişi yaşayan öğrenciler için 12 bin 535 liradan 18 bin 750 liraya çıktı.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın

“Türk Telekom” Kaynaklı “Varlık Fonu” Borçları 53 Milyar Lirayı Aştı

Türkiye Varlık Fonu’nun (TVF) 2023 yılı faaliyet raporunda, kurumun Türk Telekom için çektiği kredinin Türk Lirası cinsinden karşılığının 53 milyar 754 milyon liraya ulaştığı belirtildi.

2005 yılında özelleştirilen Türk Telekom kötü yönetim nedeniyle uçurumun kenarına sürüklendi. Türkiye Varlık Fonu (TVF), şirketin çoğunluk hisselerini Mart 2022’de aldı. 2024 itibarıyla borca saplanan kurumun kaderi adeta bankaların eline terk edildi.

CHP Milletvekili ve TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu Üyesi Cevdet Akay, Türkiye Varlık Fonu Raporu’na mercek tutarak Türk Telekom’un içinde bulunduğu batağı ortaya koydu. Türk Telekom’un hisselerinin alınması için Varlık Fonu tarafından 11 bankadan çekilen kredinin yalnızca sekiz ayda 5 milyar TL’nin üzerinde artarak 53 milyar TL’yi aştığı öğrenildi.

CHP’li Akay’ın çalışmasından edinilen bilgiye göre, Varlık Fonu, Türk Telekom’un hisselerinin alabilmek için 2022 yılında, toplam 11 bankadan 1 milyar 581 milyon 790 bin ABD Doları tutarında kredi çekti. 31 Aralık 2022 itibarıyla toplam 184 milyar 878 milyon TL olan Varlık Fonu’nun finansal borcunun 32 milyar 715 milyon TL’sinin Türk Telekom paylarının alımı amacıyla bankalardan çekilen kredilere ilişkin anapara, faiz ve kur farkı giderlerinden oluştuğu bildirildi.

Varlık Fonu’nun gecikmeli olarak yayımlanan 2023 yılı faaliyet raporu ise kredi borcunun katlanarak arttığını ortaya koydu. Varlık Fonu’nun Türk Telekom için çektiği kredinin Türk Lirası cinsinden karşılığının, ocak-ağustos döneminde artarak 53 milyar 754 milyon TL’ye ulaştığı belirtildi.

BirGün’den Mustafa Bildirci’nin aktardığına göre; İktidarın hatalı uygulamalarının faturasının yurttaşın omuzlarına yüklendiğinin altını çizen CHP Milletvekili Cevdet Akay, Türk Telekom kaynaklı Varlık Fonu borçlarına yönelik şu değerlendirmelerde bulundu:

“TVF’nin Türk Telekom’u satın almak için 11 bankadan aldığı 1 milyar 581 milyon dolarlık kredinin çekildiği tarihteki karşılığı 32 milyar TL’ye tekabül ederken, bugün bu tutar tahakkuk edecek olan faiz giderleri hariç 53 milyar 754 milyon TL’ye tekabül etmektedir. Bu durum, öngörüsüz politikaların ekonomimize verdiği zararı, yönetilemeyen kurumların devleti nasıl borç batağına sapladığının en büyük kanıtıdır.”

Paylaşın

Emeklilik Sistemi Kökten Değişiyor: Yeni Formül Belli Oldu

Emeklilik sisteminde köklü değişiklikleri içeren bir paketin hazırlığına devam eden ekonomi yönetimi, tüm seçeneklerin ayrı ayrı bütçeye getirisi ve götürüsünü hesaplıyor.

Ortaya konulacak çözüm yöntemlerinden hangisi için kanuni düzenleme hangisi için ikincil mevzuat düzenlemesi yapılacağı konusunda bir rapor hazırlanarak siyasilere sunulacak.

Hem maaş farkı, hem en düşük emekli aylığı sorunu aynı pakette gündeme gelebilir. Hesaplama yöntemi kaynaklı 2024 yılında emekli olacakların aylıklarının 2025’te emekli olacaklara göre yüzde 30 daha yüksek olması sebebiyle yığılmaların önlenmesine yönelik çalışmalar sürüyor.

Ekonomim’de yer alan bilgilere göre, ekonomi yönetimi şu anda uygulamanın etki analizi üzerinde çalışıyor. Bir yandan uygulamanın bütçeye getirisi ve götürüsüne bakılırken, diğer yandan da düzenlemenin hangi yöntemle yapılacağı yönünde çalışmalar yapılıyor. Çalışmanın sonucuna göre yönetmelik gibi ikincil mevzuat yeterliyse, sorun yasal düzenleme yapılmadan çözülecek.

Aylıklarda hesaplama yöntemi kaynaklı 2024 yılında emekli olacakların, takip eden yıllara göre yüzde 30 daha yüksek aylık alacak olmaları bu yıl emekli olacakların sayısında ciddi artış yaşatacak.

Halen sigortalı olarak çalışanlardan hem prim hem de gelir vergisi alınmayacağı gibi bunlara SGK tarafından aylık ödenecek olmasının bütçeye büyük yük getireceği bekleniyor.

Ekonomi yönetimi bunun önüne geçmek için emeklilik hakkı kazananların, hangi yıl emekli olursa olsun en yüksek hangi yıla karşılık geliyorsa o yıl için hesaplanan aylığı almasına yönelik bir çalışma başlatıldı.

Ancak bu çalışma ile birlikte genel emeklilik sistemini de bir anlamda kökünden değiştirebilecek başka bir düzenleme üzerinde çalışılıyor. Halen en düşük emekli aylığı 12 bin 500 lira düzeyinde ve kök aylığı bunun altında olan yüzbinlerce emeklinin aylığı bu rakama tamamlanıyor.

Aylıkların tamamlanması uygulamasından vazgeçilerek, bu tutara karşılık gelen sosyal destek verilmesi yöntemi üzerinde çalışma yapıldığı, daha önce gündeme gelmişti. Çalışmada aylık bağlama esaslarında da bir değişiklik yapılarak, prim günü ile aylıklar arasındaki dengesizliğin de giderilmesi amaçlanıyor.

Yani 7 bin gün prim ödeyen ile 9 bin gün prim ödeyen kişiler aynı aylığı almayacak. Edinilen bilgilere göre yeni yapılacak çalışmada bu iki konu bir arada gündeme getirilecek.

Bununla ilgili genel bir paket hazırlanacak. Şu anda bürokratlar ve ekonomi yönetimi, yapılacak çalışmaların etki analizi üzerinde duruyor. Tüm seçeneklerin ayrı ayrı bütçeye getirisi ve götürüsü hesaplanıyor. Etki analizi uyarınca ortaya konulacak çözüm yöntemlerinden hangisi için kanuni düzenleme hangisi için ikincil mevzuat düzenlemesi yapılacağı konusunda da bir rapor hazırlanarak siyasilere sunulacak.

Paylaşın

Vatandaşın Yıllık Enflasyon Beklentisi Yüzde 71,6

12 ay sonrası yıllık enflasyon beklentileri, piyasa katılımcıları için 1,2 puan azalarak yüzde 27,5, reel sektör için 2,7 puan azalarak yüzde 51,1, hanehalkı için 1,5 puan azalarak yüzde 71,6 seviyesine geriledi.

Haber Merkezi / Gelecek 12 aylık dönemde enflasyonun düşeceğini bekleyen hanehalkı oranı bir önceki aya göre 0,6 puan azalarak yüzde 29,0 seviyesinde gerçekleşti.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), Sektörel Enflasyon Beklentileri Eylül 2024 verilerini açıkladı.

Buna göre; 2024 yılı Eylül ayında 12 ay sonrası yıllık enflasyon beklentileri, piyasa katılımcıları için 1,2 puan azalarak yüzde 27,5 seviyesine, reel sektör için 2,7 puan azalarak yüzde 51,1 seviyesine, hanehalkı için 1,5 puan azalarak yüzde 71,6 seviyesine geriledi.

Gelecek 12 aylık dönemde enflasyonun düşeceğini bekleyen hanehalkı oranı bir önceki aya göre 0,6 puan azalarak yüzde 29,0 seviyesinde gerçekleşti.

Sektörel Enflasyon Beklentileri, Piyasa Katılımcıları Anketi, İktisadi Yönelim Anketi ve Türkiye İstatistik Kurumu iş birliğiyle yürütülen Tüketici Eğilim Anketi ile finansal ve reel sektör uzmanlarının, imalat sanayi firmalarının ve hanehalkının 12 ay sonrası yıllık tüketici enflasyonu beklentileri derlenerek elde edildi.

Paylaşın

Allianz Raporu: Türkiye’de Orta Sınıf Eriyor

Allianz’ın Küresel Varlık Raporu’nda, Türkiye, Brezilya, Hindistan, Rusya, Endonezya ve ABD’nin de aralarında olduğu 15 ülkede “orta sınıfın küçüldüğü” belirtildi.

Rapora göre, dünyanın özel hanelerin sahip olduğu servete göre en zengin ülkeler sıralamasında ise Türkiye kişi başına ortalama 3 bin 240 euroluk maddi varlık ile 46. sırada bulunuyor.

Dünyanin en büyük sigorta şirketlerinden Allianz tarafından yaynlanan Küresel Varlık Raporu’na göre özel hanelerin dünya genelinde sahip olduğu servet, 2023 yılında bir önceki yıla oranla yüzde 7,6 artarak 239 trilyon euroya yükseldi.

Rapora göre, geçen sene hisse senetlerinin borsalarda yükselişe geçmesi sebebiyle 2024’te de servet artışı tahminen yüzde 6,5 oranında devam edecek.

Allianz’ın raporu Türkiye’de geçen yıl özel hanelerin servetinde yüzde 68,7’lik bir artış yaşandığını ve bu servetin toplamda 381 milyar euroya yükseldiğini ortaya koyuyor.

Ancak dünya genelinde yüzde 64,6 enflasyona sahip Kolombiya ile birlikte Türkiye de, resmi rakamlara göre yüzde 68’lik enflasyonla bir hiperenflasyon ülkesi olarak değerlendiriliyor. Bu da yaşanan servet artışının enflasyondan arındırıldığında kayda değer bir oranda olmadığını gösteriyor.

Raporun dikkat çekici bir başka noktası ise, Türkiye’nin aralarında Brezilya, Hindistan, Rusya, Endonezya ve ABD’nin de olduğu 15 ülke ile birlikte “orta sınıfın küçüldüğü” ülkeler arasında gösteriliyor olması.

Dünyanın özel hanelerin sahip olduğu servete göre en zengin ülkeler sıralamasında ise Türkiye kişi başına ortalama 3 bin 240 euroluk maddi varlık ile 46. sırada bulunuyor.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

Mehmet Şimşek: Kayıt Dışı Kazançların Peşindeyiz

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, “Kayıt dışılığın neden olduğu haksız rekabeti ve vergi kaybını gidermek için sektörel saha denetimlerimizi yoğun şekilde sürdürüyoruz” dedi ve ekledi:

“Vergilendirilmeyen kazançla çok harcayanları, lüks harcama yapan ancak vergi matrahını düşük gösterenleri yakından izlemeyi sürdüreceğiz. Kayıt dışı kazançların peşindeyiz. Vergide adaleti ve etkinliği artırmak amacıyla kayıt dışılıkla mücadelemiz hız kesmiyor.”

Hazine ve Maliye Bakanlığı, “çok kazanan ancak az vergi veren” mükelleflere yönelik incelemeleri kapsamında lüks yat ve tekne satışlarını takibe alırken, bu kapsamda 2021-2023 yıllarındaki satışlardan 1,4 milyar liralık vergi kaybı saptadı.

AA muhabirinin bakanlıktan edindiği bilgilere göre, Gelir İdaresi Başkanlığı, yüksek gelir elde eden, lüks tüketimde bulunan ancak buna uygun vergi ödemeyen mükellefleri yakından izliyor.

Kayıt dışı ekonomiyle mücadele kapsamında turizm bölgelerindeki lüks harcamaları yakından takip eden Gelir İdaresi, özel yat ve tekne satışlarını inceleme altına aldı.

Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığından elde edilen verilerle uluslararası bilgi değişimi kapsamında elde edilen bilgileri kendi verileriyle çapraz kontrole tabi tutan Başkanlık, 2021-2023 yıllarındaki satışların büyük kısmında yüksek miktarda vergi kaybı tespit etti. Riskli mükelleflere odaklanan Başkanlık, söz konusu 3 yılda 45 binin üzerinde özel tekne ve yat satışı yapıldığını belirledi.

Söz konusu lüks taşıtların sigorta verileriyle kasko değerlerini de inceleyen Başkanlık, yaptığı bu analizlerle yürüttüğü saha çalışmalarıyla satışların gerçek bedelle beyanlara yansımadığını saptadı.

Analizlerde 15 bin gerçek kişi ve 1527 şirketin özel tekne ve yat satışlarında beyan edilen satış bedeliyle gerçek satış fiyatı arasında büyük fark bulundu. Bu mükelleflerin para transferleri inceleme altına alınırken, ilk tespitlere göre 1,4 milyar liralık kayıt dışı hasılat tespit edildi.

Bu arada, Gelir Vergisi Kanunu’na göre, gemi ve yat gibi taşıtların 5 yıl içinde elden çıkarılmasından doğan kazançlar, değer artışı kazancı sayılıyor. Yat ve tekneleri aldıkları tarihten başlayarak 5 yıl içinde elden çıkaranların alış maliyetleri ve satış bedeli arasında oluşan fark üzerinden vergilendirme yapılıyor. Bu satışların ticari kazanç sayılması durumunda ise hem gelir veya kurumlar vergisi hem de satış bedeli üzerinden ayrıca KDV alınması gerekiyor.

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, konuya ilişkin değerlendirmesinde, “Çok kazanan ancak az vergi verenlerin kapısını çalmaya devam ediyoruz. Kayıt dışı ekonomiyle mücadelemiz sektör sektör genişliyor. İncelemeler sonucunda, satış bedellerini düşük gösterenlerden gerekli vergi ve cezalar talep edilecek.” dedi.

Gelir İdaresince bu alanda yapılan çalışmalara devam edileceğini ve yeni denetim yöntemlerinin de devreye alınacağını bildiren Şimşek, şunları kaydetti:

Kayıt dışılığın neden olduğu haksız rekabeti ve vergi kaybını gidermek için sektörel saha denetimlerimizi yoğun şekilde sürdürüyoruz. Vergilendirilmeyen kazançla çok harcayanları, lüks harcama yapan ancak vergi matrahını düşük gösterenleri yakından izlemeyi sürdüreceğiz. Kayıt dışı kazançların peşindeyiz. Vergide adaleti ve etkinliği artırmak amacıyla kayıt dışılıkla mücadelemiz hız kesmiyor.

Paylaşın