Ekonomik Güven Endeksi Arttı

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) ağustos ayı ekonomik güven endeksini açıkladı. Buna göre, ekonomik güven endeksi temmuz ayında 93,4 iken, ağustos ayında yüzde 0,9’luk artışla 94,3 değerini aldı.

TÜİK verilerine göre bir önceki aya göre ağustos ayında tüketici güven endeksi yüzde 6,1 oranında artarak 72,2 değerini, inşaat sektörü güven endeksi yüzde 1,5 oranında artarak 86,3 değerini aldı.

Reel kesim (imalat sanayi) güven endeksi yüzde 1,1 oranında azalarak 101,4 değerini, hizmet sektörü güven endeksi yüzde 1,3 oranında azalarak 116,2 değerini, perakende ticaret sektörü güven endeksi yüzde 0,4 oranında azalarak 112,9 değerini aldı.

Endeksin 100’den büyük olması genel ekonomik duruma ilişkin iyimserliği, 100’den küçük olması ise genel ekonomik duruma ilişkin kötümserliği gösteriyor. Yüzde 93,4 değerinde veri ise piyasanın hâlâ pozitif bir bakış açısına sahip olmadığını ortaya koyuyor.

Ekonomik güven endeksi nedir ve neden önemlidir?

Ekonomik güven endeksi, tüketici ve üreticilerin genel ekonomik duruma ilişkin değerlendirme, beklenti ve eğilimlerini özetleyen bir bileşik endekstir. Endeks, mevsim etkilerinden arındırılmış tüketici güven endeksi, reel kesim, hizmet, perakende ticaret ve inşaat sektörleri güven endekslerinin alt endekslerinin ağırlıklandırılarak birleştirilmesinden oluşmaktadır.

Ekonomik güven endeksi hesaplamasında, her bir sektörün ağırlığı o sektörün normalleştirilmiş alt endekslerine eşit dağıtılarak uygulanmakta, güven endekslerine doğrudan uygulanmamaktadır. Bu kapsamda tüketici, reel kesim, hizmet, perakende ticaret ve inşaat sektörlerine ait toplam 20 alt endeks hesaplamada kullanılmaktadır.

Ekonomik güven endeksinin hesaplamasında kullanılan alt endeksler her ayın ilk iki haftasında derlenen veriler kullanılarak hesaplanmaktadır. Ekonomik güven endeksinin 100’den büyük olması genel ekonomik duruma ilişkin iyimserliği, 100’den küçük olması ise genel ekonomik duruma ilişkin kötümserliği göstermektedir.

Paylaşın

80 Milyon Nüfuslu Türkiye’de Banka Kartı Sayısı 316 Milyon

Bankalararası Kart Merkezi (BKM), temmuz ayı kartlı ödeme verilerini açıkladı. BKM’ye göre, temmuz ayı sonu itibariyle Türkiye’de 92,1 milyon adet kredi kartı, 158,6 milyon adet banka kartı ve 65,4 milyon adet ön ödemeli kart kullanılıyor.

2021 yılının temmuz ayı ile kıyaslandığında kredi kartı adedinde yüzde 15’lik, banka kartı adedinde yüzde 11’lik, ön ödemeli kart adedinde ise yüzde 28’lik artış oldu. Toplam kart sayısı ise 316,1 milyon adede ulaşarak geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 15 artış gösterdi.

Kredi kartına yüklenildi

BKM verilerine bakıldığında, kredi kartları, banka kartları ve ön ödemeli kartlar ile temmuz ayında yapılan toplam ödeme tutarı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 109 artarak 316,9 milyar TL oldu. Bu ödemelerin 248,7 milyar TL’si kredi kartları ile yapılırken 62,3 milyar TL’sinde banka kartları, 5,9 milyar TL’sinde ise ön ödemeli kartlar kullanıldı.

Buna göre, kredi kartı ile ödemelerde önceki yılın aynı dönemine göre büyüme oranı yüzde 103, banka kartı ile ödemelerde yüzde 132 olurken ön ödemeli kartlar ile yapılan ödemelerde ise bu oran yüzde 164 olarak gerçekleşti.

Ortalama işlem tutarı 915 lira

Öte yandan MTV’nin ikinci taksitinin ödendiği temmuz ayında, bu ödemeleri de kapsayan ‘kamu-vergi ödemeleri’ alanında, 1 Temmuz-2 Ağustos tarihleri arasında kartlarla 13,9 milyar TL’lik ödeme yapıldı. AA’nın haberine göre, geçen yılın aynı dönemine oranla büyüme yüzde 82, ortalama işlem tutarı 915 TL oldu. Kartlarla yapılan kamu-vergi ödeme tutarının yüzde 66’sında internetten ödeme tercih edildi, yani her 3 TL kartlı kamu-vergi ödemesinin 2 TL’si internetten yapıldı.

Temmuz ayında yabancı kartlarla toplam 44 milyar TL ödeme yapıldı. İşlem başına yapılan kartlı ödeme tutarının ise 965 TL’den 1.628 TL’ye çıktığı görüldü.

(Kaynak: Gazete Duvar)

Paylaşın

‘Dış Ticaret Açığı’ Yüzde 147 Arttı

Temmuz ayında, ihracat bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 13,4 artarak 18 milyar 551 milyon dolar, ithalat yüzde 41,4 artarak 29 milyar 240 milyon dolar olarak gerçekleşti. Temmuz ayında dış ticaret açığı bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 147 artarak 4 milyar 329 milyon dolardan, 10 milyar 690 milyon dolara yükseldi.

Haber Merkezi / İhracatın ithalatı karşılama oranı 2021 Temmuz ayında yüzde 79,1 iken, 2022 Temmuz ayında yüzde 63,4’e geriledi.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) ile Ticaret Bakanlığı iş birliğiyle hazırlanan “Dış Ticaret İstatistikleri Temmuz 2022” verileri yayınlandı.

Buna göre; İhracat 2022 yılı temmuz ayında, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 13,4 artarak 18 milyar 551 milyon dolar, ithalat yüzde 41,4 artarak 29 milyar 240 milyon dolar olarak gerçekleşti.

Genel ticaret sistemine göre ihracat ocak-temmuz döneminde bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 19,1 artarak 144 milyar 331 milyon dolar, ithalat yüzde 40,7 artarak 206 milyar 508 milyon dolar olarak gerçekleşti.

Enerji ürünleri ve parasal olmayan altın hariç ihracat, temmuz ayında yüzde7,4 artarak 15 milyar 665 milyon dolardan, 16 milyar 820 milyon dolara yükseldi.

Temmuz ayında enerji ürünleri ve parasal olmayan altın hariç ithalat yüzde 19,3 artarak 16 milyar 560 milyon dolardan, 19 milyar 763 milyon dolara yükseldi.

Enerji ürünleri ve parasal olmayan altın hariç dış ticaret açığı temmuz ayında 2 milyar 943 milyon dolar olarak gerçekleşti. Dış ticaret hacmi yüzde 13,5 artarak 36 milyar 582 milyon dolar olarak gerçekleşti. Söz konusu ayda enerji ve altın hariç ihracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 85,1 oldu.

Dış ticaret açığı yüzde 147,0 arttı

Temmuz ayında dış ticaret açığı bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 147,0 artarak 4 milyar 329 milyon dolardan, 10 milyar 690 milyon dolara yükseldi. İhracatın ithalatı karşılama oranı 2021 Temmuz ayında yüzde 79,1 iken, 2022 Temmuz ayında yüzde 63,4’e geriledi.

Dış ticaret açığı ocak-temmuz döneminde yüzde 143,7 arttı

Ocak-Temmuz döneminde dış ticaret açığı yüzde 143,7 artarak 25 milyar 510 milyon dolardan, 62 milyar 177 milyon dolara yükseldi. İhracatın ithalatı karşılama oranı 2021 Ocak-Temmuz döneminde yüzde 82,6 iken, 2022 yılının aynı döneminde yüzde 69,9’a geriledi.

Ekonomik faaliyetlere göre ihracatta, temmuz ayında imalat sanayinin payı yüzde 94,2, tarım, ormancılık ve balıkçılık sektörünün payı yüzde 2,5, madencilik ve taşocakçılığı sektörünün payı yüzde 2,9 oldu.

Ocak-temmuz döneminde ekonomik faaliyetlere göre ihracatta imalat sanayinin payı yüzde 94,5, tarım, ormancılık ve balıkçılık sektörünün payı yüzde 3,0, madencilik ve taşocakçılığı sektörünün payı yüzde 1,9 oldu.

Geniş ekonomik gruplar sınıflamasına göre ithalatta, temmuz ayında ara mallarının payı yüzde 80,5, sermaye mallarının payı yüzde 11,3 ve tüketim mallarının payı yüzde 8,1 oldu.

İthalatta, ocak-temmuz döneminde ara mallarının payı yüzde 81,9, sermaye mallarının payı yüzde 10,5 ve tüketim mallarının payı yüzde 7,6 oldu.

En fazla ihracat Almanya’ya

Temmuz ayında ihracatta ilk sırayı Almanya aldı. Almanya’ya yapılan ihracat 1 milyar 490 milyon dolar olurken, bu ülkeyi sırasıyla; 1 milyar 315 milyon dolar ile ABD, 1 milyar 15 milyon dolar ile Birleşik Krallık, 1 milyar 2 milyon dolar ile Irak, 850 milyon dolar ile İtalya takip etti. İlk 5 ülkeye yapılan ihracat, toplam ihracatın yüzde 30,6’sını oluşturdu.

Ocak-temmuz döneminde ihracatta ilk sırayı Almanya aldı. Almanya’ya yapılan ihracat 12 milyar 114 milyon dolar olurken, bu ülkeyi sırasıyla; 9 milyar 938 milyon dolar ile ABD, 7 milyar 501 milyon dolar ile Birleşik Krallık, 7 milyar 460 milyon dolar ile İtalya ve 7 milyar 355 milyon dolar ile Irak takip etti. İlk 5 ülkeye yapılan ihracat, toplam ihracatın yüzde 30,7’sini oluşturdu.

İthalatta ilk sıra Rusya’nın

İthalatta Rusya Federasyonu ilk sırayı aldı. Temmuz ayında Rusya Federasyonu’ndan yapılan ithalat 4 milyar 374 milyon dolar olurken, bu ülkeyi sırasıyla; 3 milyar 804 milyon dolar ile Çin, 1 milyar 779 milyon dolar ile Almanya, 1 milyar 446 milyon dolar ile İsviçre, 1 milyar 389 milyon dolar ile ABD izledi. İlk 5 ülkeden yapılan ithalat, toplam ithalatın yüzde 43,7’sini oluşturdu.

Ocak-Temmuz döneminde ithalatta ilk sırayı Rusya Federasyonu aldı. Rusya Federasyonu’ndan yapılan ithalat 32 milyar 116 milyon dolar olurken, bu ülkeyi sırasıyla; 23 milyar 887 milyon dolar ile Çin, 13 milyar 279 milyon dolar ile Almanya, 8 milyar 971 milyon dolar ile ABD, 7 milyar 956 milyon dolar ile İtalya izledi. İlk 5 ülkeden yapılan ithalat, toplam ithalatın yüzde 41,7’sini oluşturdu.

Paylaşın

İkinci El Otomobil Fiyatlarında Düşüş Sinyali

RS Oto Yöneticisi Fatih Yanık, “Mayıs, haziran ve temmuz ayları için 2020 yılında 190 bin, 2021’de 181 bin, 2022’de ise 198 bin adet binek ve hafif ticari araç satışı gerçekleştiğini görüyoruz. Yani şunu diyebiliriz; sıfır araç var ve satılmış. Ancak nihai tüketici bu araçlara ulaşamamış. Bu durum alınan kararların etkisiyle yıl sonuna doğru değişecek, nihai tüketici bayilerden sıfır kilometre araca ulaşacaktır.” dedi.

Türkiye gazetesinden Ali Çelik’in haberine göre, otomotiv sektöründe gündeme oturan sıfır araçlardaki tedarik ve stokçuluk sorunları sonucunda ortaya çıkan 6 ay/6 bin kilometre yönetmeliğiyle ilgili sektörden açıklamalar gelmeye devam ediyor.

Tüketicilerin birçok marka ve modelde sıfır kilometre araca ulaşmakta sıkıntı yaşamasına karşın, ODD verilerinde otomobil satışlarında son 2 yıla göre belirgin bir düşüş olmadığının altını çizen RS Oto Yöneticisi Fatih Yanık, “Mayıs, haziran ve temmuz ayları için 2020 yılında 190 bin, 2021’de 181 bin, 2022’de ise 198 bin adet binek ve hafif ticari araç satışı gerçekleştiğini görüyoruz. Yani şunu diyebiliriz; sıfır araç var ve satılmış. Ancak nihai tüketici bu araçlara ulaşamamış. Bu durum alınan kararların etkisiyle yıl sonuna doğru değişecek, nihai tüketici bayilerden sıfır kilometre araca ulaşacaktır.” dedi.

Yanık, sözlerini şöyle sürdürdü:

“İkinci elde ise panik satışlar dışında ÖTV söylentileri sebebiyle bir durgunluk vardı ve ekspertiz girişlerinde geçen seneye oranla yüzde 50 düşüş gözlemledik. Sıfır araç problemi ortadan tamamen kalktığı takdirde sene sonuna kadar ikinci elde fiyatlar ortalama yüzde 20 dolayında düşüş gösterebilir”

Öte yandan 6 ay 6.000 km tespitinin nasıl ve kimin tarafından yapılacağı konusunda sektörün açıklama beklediğini sözlerine ekleyen Yanık, “Tespitinin, Hizmet Yeterlilik Belgeli ekspertiz noktalarında, noter satış öncesinde yapılması daha uygun olacaktır” dedi.

Paylaşın

Kırtasiye Fiyatları Dörde Katlandı

Okulların açılmasına kısa süre kala veliler alışverişe başladı. Bu yıl kırtasiye alışverişinin yüzde 40 seviyesinde arttığını belirten uzmanlar; çanta, kalem, defter, silgi gibi harcamaların 400 ile 1.500 lira arasında olduğunu söylüyor. Kırtasiyede yüzde 8 ve yüzde 18 olarak uygulanan KDV’nin yüzde 1’e düşürülmesi isteniyor.

Okullar açılıyor, veliler kırtasiye ürünlerini nasıl temin edeceğini düşünüyor. Kurşun kalem bir liradan 4 liraya, 80 yapraklı bir defter 5 liradan 20 liraya çıktı. Okul çantası bin lira oldu.

Türkiye Gazetesi‘ne konuşan Elektronik Ticaret İşletmecileri Derneği (ETİD) Başkan Yardımcısı ve PttAVM Genel Müdürü Hakan Çevikoğlu, “Bu sene fiyat bazında harcamaların da arttığı görülüyor. Kaliteye göre tüm ihtiyaçlar eklendiğinde 400 ila 1.500 liraları bulan bir harcama yapılabiliyor” ifadelerini kullandı.

‘KDV yüzde 1’e indirilsin’

Öte yandan, kırtasiyede yüzde 8 ve yüzde 18 olarak uygulanan KDV’nin yüzde 1’e düşürülerek enflasyon altında ezilen velilerin rahatlatılması isteniyor. KDV halen kırtasiye ürünlerinde yüzde 18, defter, kalem, silgi gibi malzemelerde ise yüzde 8 olarak uygulanıyor.

CHP İzmir Milletvekili Sevda Erdan Kılıç da Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne sunduğu yasa teklifi ile kırtasiye ürünlerinde yüzde 8 ve yüzde 18 olarak uygulanan KDV’nin yüzde 1’e indirilmesini istedi.

18 milyon velinin okullar açılırken yeni masraflarla karşı karşıya olduğunu vurgulayan Kılıç, “Enflasyon ve hayat pahalılığı hızla artarken, veliler okulların açılacağı günü kara kara düşünmeye başladı. Okul kitapları ücretsiz olarak verilse de her öğrenci için okula başlamanın büyük maliyeti var” ifadelerini kullandı.

Sözcü‘nün haberine göre, Kılıç, “80 sayfalık defter 5 liradan 20 liraya çıktı. Kurşun kalem bir liraydı 4 lira oldu. 12’li sulu boya takımı 20 liradan 30 liraya yükseldi. Geçen yıl 400 liraya dolan okul çantası için bu yıl 1.000 lira oldu” dedi.

Paylaşın

Vatandaşların Tasarruf Tercihinde İlk Sırada Sürpriz

ING Türkiye, kentsel yerleşim bölgelerinde yaşayan yetişkin bireylerin tasarruf eğilimlerini izlemek amacıyla 2011 yılından bu yana IPSOS iş birliğiyle gerçekleştirdiği Türkiye’nin Tasarruf Eğilimleri Araştırması’nın (TTEA) 2022 yılı ikinci çeyrek sonuçlarını açıkladı.

Dünya gazetesinin aktardığına göre, tasarruf sahipliği oranı yüzde 19’a çıkarak 2021’in üçüncü çeyreğinden bu yana yükseliş trendini sürdürdü.

Ayrıca, tasarruf sahibi olmayan, ancak yakın gelecekte tasarruf yapmayı planlayanların arasında ise önümüzdeki 3 ay içerisinde tasarruf edeceğini belirtenlerin oranı 4 puanlık artış ile yüzde 20’ye yükseldi. Tasarruf sahipleri içinde düzenli tasarruf yapanların oranında dikkat çekici bir artış yaşandı ve ikinci çeyrekte 7 puan yükselerek yüzde 67’ye ulaştı.

Tasarruf yapanların, tasarruf yapma gerekçeleri arasında “geleceğe yatırım” unsuru yüzde 54 ile ilk sırada yer alırken, ikinci sırada yer alan “çocuklarım için” gerekçesi ise bu çeyrekte yüzde 27’ye yükseldi.

Tasarrufu olanların tasarruf araçları tercihlerine bakıldığında 2022 ikinci çeyrekte Bireysel Emeklilik Sistemi (BES) 8 puanlık artışla yüzde 24’e ulaşarak ilk sırayı aldı. BES’i yüzde 22 ile yastık altı altın ve nakit, yüzde 13 ile sistem içi altın ve yüzde 11 ile TL Vadeli Hesap takip etti. Kripto para ise bir önceki döneme göre 4 puanlık düşüş ile yüzde 6 seviyesine geriledi.

Kripto parayı büyük çoğunluk biliyor

Türkiye’nin Tasarruf Eğilimleri Araştırması’nın 2022 yılı ikinci çeyreğinde katılımcılara, internet kullanımı, kripto para, NFT, Fintech ve Metaverse gibi teknolojilerin bilinirliği soruldu. Araştırmaya göre, katılımcılarda evde ya da mobil telefonda internet kullanımı yüzde 92 oranında oldu.

Sonuçlara göre, kripto para toplumun yüzde 86’sı tarafından ismen bilinirken, bu teknoloji hakkında kısmen ya da oldukça bilgili olanların oranı ise yüzde 34 oldu. Kripto para hariç diğer yeni teknolojilerin bilinirliği ise daha düşük. Araştırma sonuçlarına göre, NFT yüzde 29, Metaverse yüzde 37, Fintech ise yüzde 35 oranında ismen biliniyor. Bu teknolojileri iyi ve kısmen bilenlerin oranı ise yüzde 15’in altında gerçekleşti.

Metaverse’te yatırım hevesi öne çıkıyor

Metaverse konusunda çok iyi ve kısmen bilgili olanların yarısı Metaverse’ü kullanma eğilimi taşımıyor. Bu teknolojiyi bugüne kadar en az bir defa kullanmış ve kullanmaya da devam edecek olan bireylerin oranı yüzde 11 olurken, bu grubun yüzde 5’i daha önce kullandığını, ama kullanmaya devam etmeyeceğini belirtiyor. yüzde 32’lik bir kesim ise henüz kullanmamış ama gelecekte kullanma niyetinde.

Metaverse’ün kullanım nedenleri arasında ise en çok öne çıkan başlık “yatırım yapmak”. Metaverse kullanan ya da kullanma niyetinde olan her iki kişiden biri Metaverse üzerinden yatırım yapma niyeti taşırken, ardından yüzde 23 ile alışveriş, yüzde 22 ile sosyalleşmek, yüzde 19 ile oyun geliyor. NFT konusunda bilgisi olan bireylerin ise yüzde 7’si bugüne kadar NFT yatırımı yapmış durumda. NFT konusunda bilgisi olanların yüzde 10’u ise şu anda sahip olmasa da NFT yatırımı yapma niyetinde olduğunu belirtti.

Paylaşın

Fed Başkanı: Enflasyonla Mücadele Acı Verecek

Fed Başkanı Jerome Powell, enflasyonun kontrol altına alınması için sıkı para politikasına ihtiyaç duyulacağını bunun da daha yavaş büyüme, daha zayıf bir istihdam piyasası anlamına geldiğini söyledi.

ABD Merkez Bankası (FED) Başkanı Jerome Powell, bugün Wyoming’deki Jackson Hole merkez bankacılığı konferansında bir konuşma yaptı.

VoA’nın haberine göre enflasyon sorunu çözülene kadar sürecin sancılı geçeceğini söyleyen Powell’ın konuşmasından bazı satır başları şöyle:

“Enflasyonun düşürülmesi için muhtemelen trendin altında bir büyüme döneminin devam etmesi gerekecek. Ayrıca, işgücü piyasası koşullarında bir miktar yumuşama olması da muhtemel.

Daha yüksek faiz oranları, daha yavaş büyüme ve daha yumuşak işgücü piyasası koşulları enflasyonu aşağı çekerken, hane halkları ile işletmelere de bir miktar sancı getirecek.

Bunlar enflasyonu düşürmenin talihsiz maliyetleri. Ancak fiyat istikrarının yeniden sağlanamaması çok daha büyük bir sıkıntı anlamına gelecektir.

Tarihsel kayıtlar, politikayı zamanından önce gevşetmeye karşı güçlü bir uyarı içeriyor. Hedefe ulaşana kadar devam etmeliyiz. Tarih, enflasyonu düşürmenin istihdam maliyetlerinin, gecikmeyle birlikte artacağını ortaya koyuyor.”

Powell’ın konuşmasının ardından S&P 500 endeksinde aralarında bilgi sistemleri, internet ve iletişim hizmetlerinin de bulunduğu 11 ana sektöre ait hisselerde düşüşler görüldü.

Paylaşın

Alkollü İçeceklere Zam Geliyor!

Derinleşen ekonomik kriz zam olarak fiyatlara yansımaya devam ediyor. Rakı ve şaraba 2 Eylül 2022 itibarıyla yüzde 15-20 zam geleceği duyuruldu. Ağustos ayı içerisinde sigara ve alkole zam gelmişti.

Haber Merkezi / Türkiye Tekel Bayileri Platformu Başkanı Özgür Aybaş, Mey Diego grubunda yer alan rakı ve şaraplara 2 Eylül itibarıyla zam geleceğini açıkladı.

Bira çeşitlerine de eylül ayının ilk haftasında zam geleceğini söyleyen Aybaş, beklenen zam oranını yüzde 15-20 olarak duyurdu.

Tekel bayilere gelen uyarı mesajını sosyal medya hesabından paylaşan Aybaş, şu ifadelere yer verdi: “Mey Diego grubu bayilere zam geçişi mesajı atıyor. Muhtemelen bira çeşitlerinde de eylülün ilk haftası zam geçişi olacak. Beklenen zam oranı % 15-20 aralığı umarım gelmez.”

Paylaşın

Nebati’den ABD’nin Mektubu Hakkında Açıklama: Endişe Yaratması Anlamsız

Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati, ABD’den Türk Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği’ne (TÜSİAD) yapılan “Rusya” uyarısı hakkında değerlendirmede bulundu. Nebati’ye göre mektubun endişe yaratması anlamsız.

Bakan Nebati, sosyal medya hesabı Twitter’dan yaptığı paylaşımlarda şu ifadeleri kullandı:

“Türk iş dünyası örgütlerine iletilen mektubun iş çevrelerimizde bir endişe yaratması anlamsızdır. Türkiye dünyanın en önemli siyasi ve ekonomik güç merkezlerinden biridir. İş dünyamız devletinin gücünü her zaman yanında hissetmelidir.

Müttefikimiz ve ticaret ortağımız ABD’nin, işletmelerini, ekonomimize yatırım yapmaya davet ettiğini görmekten memnuniyet duyuyoruz. Ülkemiz, müttefikleriyle birlikte küresel ve bölgesel zorluklara karşı, ortak çaba sarf etmeye ve işbirliğini güçlendirmeye önem veriyor.

Ayrıca komşularımızla, başta turizm olmak üzere çeşitli sektörlerde, yaptırımlara konu olmayan çerçevede, ticari ve ekonomik ilişkilerimizi geliştirmeye kararlıyız.

Türkiye ekonomisinin tüm aktörleri, serbest piyasa ekonomisi ilkelerine bağlıdır. Küresel ticarette daha fazla pay sahibi olmaya çalışmaktadır. Türkiye Cumhuriyeti hükümeti bu yolda iş dünyasının yanındadır.

Barışı ve daha fazla ticareti hedefleyen diplomasimizle iş insanlarımızın küresel ekonomide daha önemli bir rol oynaması için güçlü bir inisiyatif ortaya koyuyoruz.

Türk iş dünyası gerek iş ahlakı gerekse hızlı çözüm üretme yeteneği ve esnekliğiyle nice başarılara imza attı ve atmaya da devam edecek.

ABD Hazine Bakanlığı’nın Türk iş dünyası örgütlerine gönderdiği mektupta da belirtildiği üzere, Türk işletmeleri dünyadaki en yenilikçi şirketler arasında yer alıyor ve önemli zorlukların üstesinden gelerek büyümeye devam ediyor.”

Ne olmuştu?

Wall Street Journal’da yayımlanan bir haberde ABD Hazine Bakanı Yardımcısı Wally Adeyemo’nun TÜSİAD’a gönderdiği mektupta, yaptırım uygulanan Ruslarla çalışmama konusunda uyardığı aktarıldı.

WSJ, mektup ile ilgili olarak Ankara’ya danıştığını fakat Dışişleri Bakanlığı’ndan konuya ilişkin açıklama gelmediğini ifade etti.

TÜSİAD daha sonra yazılı bir açıklama yaparak haberi doğruladı.

Açıklamada, “Bugün çeşitli basın organlarında yer aldığı üzere, ABD Hazine Bakanı Yardımcısı Adewale Adeyemo’nun, Rusya’ya yönelik yaptırımlar kapsamında, yaptırım uygulanan kişi ve kuruluşlar ile kurulabilecek ilişkilerin Türkiye’de faaliyet gösteren şirketlere de yaptırım riski olarak yansıyabileceğine yönelik mektubu TÜSİAD’a da iletilmiştir” denildi.

TÜSİAD, mektubun Dışişleri Bakanlığı, Hazine ve Maliye Bakanlığı ve Ticaret Bakanlığı ile paylaşıldığını kaydetti.

Gazeteye göre, TÜSİAD’a da gönderilen mektupta şu ifadeler yer alıyor: ABD tarafından yaptırım uygulanan kişilere maddi destek sağlayan her kişi veya kuruluş, ABD yaptırımları riski altındadır.

WSJ’ye göre Adeyemo mektupta, Türk bankalarının, ABD bankalarıyla bağlarını sürdürürken, yaptırım uygulanan Rus bankalarıyla muhabir banka ilişkisi kuramayacaklarını da belirtti: Yaptırım uygulanan Ruslarla ilişkilerin Türk finans kurumlarını ve işletmelerini yaptırım riskine maruz bırakabileceğini lütfen unutmayın.

Paylaşın

Vatandaşların Bankalara Borcu 1,2 Trilyon Liraya Ulaştı

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’nun (BDDK) verilerine göre yurttaşların bankalara olan kredi ve kredi kartı borcu; temmuz ayının son haftasındaki 14.1 milyar liralık artışla 1,2 trilyon liraya ulaştı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, önceki gün yaptığı video paylaşımda, bankaların borçlarını komisyon karşılığı devralıp tahsilat için yurttaşın peşine düşen Varlık Yönetim Şirketleri’ni (VYŞ) gündeme getirerek “borçları ödemeyin” çağrısı yaptı.

Kılıçdaroğlu’nun çağrısından kısa süre sonra ise Hazine ve Maliye Bakanı Nurettin Nebati ise “Dar Gelirliye Destek Paketi” açıkladı.

Emeğiyle yaşayan yurttaşlar ise iktidar ve muhalefetten gelen karşılıklı açıklamalar arasında yüksek enflasyon ve hayat pahalığına karşı ihtiyaçlarını gidermek üzere bankalara yönelirken, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’nun (BDDK) yayımladığı veriler de ekonomik krizinin boyutunu bir kez daha ortaya koydu.

Borç, bir haftada 14,1 milyar lira arttı

BDDK’nin verilerine göre; yurttaşların bankalara olan kredi ve kartı borçları, temmuz ayının son haftasında 14,1 milyar lira daha arttı.

Cumhuriyet’ten Kader Çukay’ın haberine göre, yalnızca bir haftalık sürede yaşanan bu artışla birlikte yurttaşların toplam borcu ise 1,2 trilyon liraya yükseldi.

“Dar Gelirliye Destek Paketi” nasıl olacak?

Buna göre, paket kapsamında ilk olarak 5 milyona yakın hanenin 2 bin TL’ye  kadar olan borcu icra kapsamından çıkarılacak. Bu amaçla hanelerin abone bedellerini borçlu oldukları şirketler, icraya verdikleri alacaklarını muhasebe kayıtlarında gider olarak gösterecek ve vergiden düşecekler. Kamu bu borcu vergi gelirlerinin bir bölümünden feragat ederek karşılamış olacak.

İkinci olarak, icra takibi varlık yönetim şirketleri eliyle sürdürülen 2 bin 500 TL’ye kadar borçların varlık yönetim şirketlerine ödenmesini kamu üstlenecek.

Nebati, düzenlemenin bir kararnameyle değil, TBMM’den geçirilecek bir yasayla yapılacağını söyledi.

Herkes borçlu

Bankalararası Kart Merkezi’nin verilerine göre ocakta kredi kartı sayısı bir önceki yıla göre yüzde 13 oranında arttı. Kullanımda olan kredi kartı sayısı ocak itibarıyla 86 milyon 209 bine ulaştı.

Son bir yılda bireysel kredi kullanan kişi sayısı 1,3 milyon kişi artarak 35,6 milyon kişi olurken, ortalama kredi borcu 30 bin TL düzeyinde gerçekleşti. Son 10 yılda yurttaşın bankalara olan borcu yüzde 361 oranında artmış durumda.

Paylaşın