Ekonomik Kriz: Şirketler, Kamu İhalelerine Katılmıyor

Ekonomik krizin etkisi her geçen gün daha da derinleşiyor. Döviz kurundaki yükselişin önüne geçilemiyor, enflasyon ise her geçen gün daha da tırmanıyor. Halkın alım gücü ise sürekli azalıyor. Ekonomideki tepe taklak gidişatı kamu kurumlarının ihaleleri çarpıcı bir şekilde gözler önüne seriyor.

BirGün’den İsmail Arı’nın haberine göre, kamu kurumları artık hastane ve okul inşa edemiyor. Çünkü düzenlenen ihalelere hiçbir firma katılarak teklif vermiyor. İhalelere firmalar katılmadığı için de inşaatlar başlayamıyor. Ekonomideki kötü gidişat ile inşaat maliyetlerindeki artış nedeniyle müteahhitlerin önünü göremediği ve bu nedenle ihalelere katılmadığı belirtiliyor.

Paylaşın

‘Kışlık Madde Sepeti’nde Yüzde 400’ü Aşan Zam

Emeğiyle yaşayan yurttaşlar yüksek enflasyon ve hayat pahalılığı ile mücade ederken, enerji fiyatlarına ay başında yeniden zam yapıldı. Enerji zamları tüm sektörlerdeki zamların da yolunu açarken, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Adıyaman Milletvekili Abdurrahman Tutdere de kış öncesi fiyat artışlarına ilişkin veriler paylaştı. 

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) madde sepetinden yola çıkarak odun, kömür, doğal gaz ve giysi başta olmak üzere “Vatandaşın Kışlık Madde Sepeti” adıyla fiyatları kıyaslayan Tutdere, “Zam üstüne zam gelen doğal gaz, odun, kömür gibi kış aylarının temel gider kalemlerinde bir yılda yüzde 400’ü aşkın artış yaşandı” dedi.

Sözcü’den Deniz Ayhan’ın haberine göre “Uçucu bir madde olan gazı andıran AKP’nin enerji politikası vatandaşlarımızı bu sene de çok üşütecek” diyen Tutdere, “AKP’nin hemen her ‘Gaz bulduk’ açıklaması zam olup vatandaşın faturasına yansıdı. AKP’nin beceriksizliğinin faturası yine gariban vatandaşımıza kesildi” ifadelerini kullandı.

‘Soba kurmanın maliyeti 3 bin TL’yi aşıyor’

Zamlanan doğal gaz ve elektrik ücretlerinin ardından sobaya yönelimin arttığını kaydede ancak sona kurmanın da lüks haline geldiğini belirten Tutdere, “Son bir yılda doğal gaz ücretlerinde yaşanan yüzde 111’lik artış sonrası vatandaşlarımız sobaya mecburi dönüş yaptı. Soba borusu takımı da eklenince soba kurmanın maliyeti 3 bin TL’yi aşıyor” diye konuştu.

Yakacak fiyatlarının da fahiş biçimde arttığını vurgulayan Tutdere, “Sobayla ısınmaya çalışan bir ailenin bu kış için yakacak masrafı şimdilik ortalama 22 bin 500 TL ile 31 bin 900 TL’yi bulacak. Vatandaş nasıl ısınacak?” dedi.

‘4 çocuklu ailenin kışlık giysi alışverişi 10 bin TL’

CHP’li Tutdere, “TÜİK madde sepetinde Eylül 2021’de 893,87 TL olan odunun tonu bugün 2 bin 500 TL, 137 TL olan 12 kilogramlık mutfak tüpü bugün 335 TL, 119 TL olan çocuk botu bugün ortalama 375 TL’ye yükseldi” bilgisini paylaşırlen, “4 çocuklu bir ailenin sadece birer adet mont, bot, kazak, kışlık pantolon, kaban, çoraptan oluşacak kışlık giysi alışverişi 10 bin TL’ye dayandı” ifadelerini kullandı.

Paylaşın

İktidardan Yeni Kredi Paketi Hazırlığı

Hükümet, ihtiyaç sahibi firmalar için yeni bir Kredi Garanti Fonu paketi açmaya hazırlanıyor. İlk etapta 50 milyar lira olması planlanan paketten, ihracatçı ve imalatçı KOBİ’ler öncelikli olarak yararlanacak.

Sabah gazetesinden Barış Şimşek’in haberine göre makro ihtiyatı tedbirler kapsamında kredi genişlemesini kontrol altına almayı ve kullanılan TL kredilerin döviz alımına gitmesini önlemeyi hedefleyen hükümet, ihtiyaç sahibi firmalar için yeni bir Kredi Garanti Fonu (KGF) paketi açmaya hazırlanıyor.

Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati’nin sinyalini verdiği KGF destekli kredi paketinin ayrıntıları belli olmaya başladı. Başlangıçta 50 milyar lira tahsis edilmesi planlanan kredi garanti programı ile doğrudan ihtiyaç sahibi firmalara ulaşılacak.

Önceki uygulamalardan farklı olarak, işletmeler A, B ve C olmak üzere 3 ayrı kategoriye ayrılacak. Kredi limitinden KOBİ’ler ile imalatçı ve ihracatçı firmalar öncelikle yararlanacak.

Kimler yararlanabilecek?

Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın yaptığı çalışmaya göre, kredibilitesi A grubunda bulunan ve krediye erişimi her zaman mümkün olan şirketler yakında açıklanacak KGF’nin kapsamına alınmayacak. Bu gruptaki firmalar, önceden olduğu gibi bankalara yönlendirilecek.

B grubunda bulunan ama sadece öz kaynakları ile idare eden, işletme ve yatırım sermayesine ihtiyaç duyan firmalar ise yeni KGF paketinin yüzde 70’inden yani 35 milyar liralık kredi limitinden yararlanacak.

Teminat engeline takılan buna karşın üretimi ve istihdamı devam eden C grubu şirketlere de KGF imkânı sağlanacak. Bu şirketlere, 50 milyar liralık paketin yüzde 30’una karşılık gelen 15 milyar liralık limit tanımlanacak.
KGF paketine başvuracak firmalarda; istihdamlarını korumaları, imalat ve ihracat taahhütlerinin bulunması özellikle gözetilecek. Kredi, nakit olarak ilgili firmaya ödenmeyecek.

Üretim ve ihracat için gereksinim duyduğu ara malı ve makine yatırımı için proforma fatura karşılığı satıcı firmalara aktarılacak. Böylece, ticari kredilerin tahsis amacına uygun kullanımı ile döviz, altın veya gayrimenkul piyasasına kaymasına da geçit verilmemiş olacak.

Paylaşın

Bazı Banka Hisselerinde Kazançlar Yüzde 200’e Yaklaştı

Son 1 ayda resmen ‘uyuyan dev’ uyandı. Uzun zamandır borsadaki yükselişi kenardan izleyen bankacılık sektörü tam anlamıyla uçtu. Bankacılık Endeksi 1 ayda yüzde 87 artarken bazı bankalarda kazançlar yüzde 200’e yaklaştı.

Dünya gazetesinden Ufuk Korcan’ın aktardığına göre hisse senetleriyle ilgilenenlerin son günlerde en fazla konuştuğu konu kesinlikle bankacılık hisselerinde yaşanan sert yükseliş. . Sanayi sektörü hisselerinde tarihi zirveler görülürken banka hisseleri borsadaki tarihi yükselişi kenardan izliyordu. Habere göre bir ay önce banka hisseleri bir anda ‘bir daha bulunamayacakmış’ gibi talep akınına uğradı. Sanki küçük tahtalar gibi dev banka hisseleri peş peşe tavan oldu. Haberde şu bilgiler verildi:

“Son 1 aylık süreçte BİST 100 Endeksi yüzde 29 artarken Bankacılık Endeksi’ndeki yükseliş yüzde 87’ye ulaştı. Hisse bazında bakıldığında ise 1 ayda yüzde 200’e varan değer artışları yaşandı.

Akbank hisseleri 1 ayda yüzde 66, İş Bankası C hisseleri yüzde 105, Vakıfb ank hisseleri yüzde 198, Halkbank hisseleri yüzde 158 prim yaptı. Peki bu yükselişin altında yatan nedenler neler?

Piyasa değeri/Defter Değeri 0.40-0.50, Fiyat/Kazanç oranları 1-1.5 civarı olan banka hisseleri hem Borsa İstanbul’daki rallinin oldukça gerisinde kalmış hem de yurtdışındaki rakiplerine göre ‘ucuz’ fiyatlanıyordu.

Gelişmekte olan ülkelerdeki banka hisselerinin PD/DD rasyosu ortalama 0.90 seviyelerindeydi. Banka hisselerindeki yükselişin fitilini ilk yabancı alımları ateşledi diyebiliriz. Ancak yabancı alımları son 1 ayında tamamında hakim değildi. Piyasada konuştuğum uzmanlar son haftalarda banka tahtalarında yabancı işlemlerinin oldukça azaldığını, yerli yatırımcıların ağırlıkta olduğunu söylüyor.

BİST 100 Endeksi 4 Ekim 2021 haftasında 1.371 puan seviyesinden bir yükseliş trendi başlattı. Ancak şu an etkin olan ve daha agresif olan trend, 18 Temmuz 2022 haftasında başlayan yükseliş trendi. Bu trendin destek noktası bu hafta için 3.191 dolar seviyesine denk geliyor.

Yani inişli çıkışlı bir seyir de olsa bu trendin destek noktasının altına gelinmedikçe ana trendin yukarı olduğu söylenebilir. Olumsuz senaryoda bu destek noktasının altına gelinmesi endekste kademeli olarak 2.849 puan seviyesine kadar bir geri çekilme riskini ortaya çıkarabilir. Olası yukarı hareketlerin devamı durumunda ise bu hafta için kanalın direnç noktası olması açısından 3.636 puan seviyesine dikkat edilmeli.”

Yazının tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın

Tarımsal Sulamaya 9 Ayda Yüzde 143 Zam!

CHP’li Ahmet Akın, “Son 9 ayda tarımsal sulamaya yapılan toplam zam oranı yüzde 143’e çıkarken çiftçilerimiz artık yeterli sulama yapamadığı için verim kaybı yaşıyor. Tüm bunlar bu projeye hız kazandırmamıza neden oldu. Çiftçinin vakti kalmadı” dedi.

Enerji fiyatlarındaki artıştan en çok etkilenen kesimler arasında yer alan çiftçiler için muhalefet harekete geçti. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun “Çiftçilere ücretsiz elektrik” vaadi kapsamında Genel Başkan Yardımcısı Ahmet Akın, gelecek yıl kurulması planlanan güneş enerji santralının alanının belirlenmesi amacıyla Urfa’da saha çalışması yapacak.

BirGün’den Hüseyin Şimşek’in haberine göre; CHP Genel Başkan Yardımcısı Akın, “Genel Başkanımızın çiftçilere ücretsiz elektrik vaadinin ardından biz çalışmalarımıza başlarken AKP ise elektrikte tarımsal sulama tarifesine tam üç defa zam yaptı. Son 9 ayda tarımsal sulamaya yapılan toplam zam oranı yüzde 143’e çıkarken çiftçilerimiz artık yeterli sulama yapamadığı için verim kaybı yaşıyor. Tüm bunlar bu projeye hız kazandırmamıza neden oldu. Çiftçinin vakti kalmadı” dedi.

“Tarla sulamanın maliyeti 2,5 kat arttı”

Akın, son bir yılda enerji fiyatlarının yüksek oranda arttığını ve çiftçilerin tükenme noktasına geldiğini bildirerek şunları söyledi:

“AKP, tarımsal sulama tarifesine 1 Ocak’ta yüzde 90 oranında zam, 1 Mart’ta göstermelik KDV indiriminin ardından 1 Haziran’da yüzde 15 zam ve son olarak 1 Eylül’de tekrar yüzde 20 oranında zam yaptı. Yani çiftçimizin tarlasını sulamasının maliyeti neredeyse 2,5 kat arttı.”

Paylaşın

Satılık Konut Sayısı Arttı, Talep Azaldı

Temmuz ayında satılık konutlarda yaşanan talep gerilemesinin ağustos ayına da yansıması bekleniyor. Sektör otoritelerine göre daralma, fiyatlarda yaşanan aşırı artış, kamu bankalarının kredileri kısması ve yabancı yatırımcının piyasadan çekilmesinden kaynaklanıyor. Nakit paranın kur korumalı mevduata kayması da talebi etkiledi.

Türkiye’de satılık konuta olan yüksek talep temmuz ayında geriledi. Dünya Gazetesi’nden Leyla İlhan’ın haberine göre, benzer tablonun yakın zamanda açıklanacak ağustos ayı konut satış verilerinde de yaşanması bekleniyor. Azalan talepten dolayı konutta satış süreleri günlerden 2 ila 3 aya varan sürelere uzarken, satış için bekleyen ev sayısında artışa neden oldu.

Yıllık 1,5 milyon yeni konuta ihtiyaç duyulan Türkiye’de verilere göre 2022 yılı Temmuz, Ağustos ve Eylül aylarında her 3 gayrimenkul arzından 1’i bir sonraki aya kadar yayında kalıyor. Temmuz ayında satışa çıkan gayrimenkullerin yüzde 41’den fazlası ağustos ayına kadar yayında kalırken, temmuz ayında satışa çıkan gayrimenkullerin yüzde 18’inden fazlası eylül ayına kadar yayında kaldı. Sektöre göre talepteki daralma fiyatların çok fazla yükselmesi, kamu bankalarını kredi musluklarını kısması ve yabancının piyasadan çekilmesinden kaynaklanıyor.

Yabancılar çekildi mi?

Sektördeki daralmayı değerlendiren Emlakjet CEO’su Tolga İdikat, alım tarafında iki aydan bu yana daralma yaşandığını, bu durumun da bekleyen satılık konut sayısında artışa neden olduğunu söyledi. İdikat nedenlerini şöyle açıkladı:

“Çünkü yabancı piyasadan çekildi. 400 bin dolar ve Türkiye’de yabancıya oluşan antipati bunda etkili oldu. Ayrıca ev sahiplerinin enflasyonu yakalamak için fiyatları çok hızlı artırması nedeniyle insanların bunu karşılayacak durumda olmamaları konut satışlarını düşürdü. Bir diğer etken ise hem konut kredilerinin yüksek olması hem de kredi verilmemesi oldu. Kredi çıkmayınca peşin para ile almak gerekiyor. Ancak peşin parası olanda Kur Korumalı Kredi’ye (KKM) ya da şu aralar yeniden hareketlenen dövize yöneliyor. Buna yaz sezonundaki durgunluk da eklenince satışlar yavaşladı.”

Özel bankalara göre daha düşük faizle konut imkanı sağlayan kamu bankalarının neredeyse konut kredi pazarından çekildiğini dile getiren İstanbul Gayrimenkul Değerleme ve Danışmanlık AŞ Kurucu ve Yönetici Ortağı Ahmet Büyükduman da, “ Verilen krediden 220 bin ila 500 bin TL sınırından bahsediyorlar. Kamu tarafından kredi yok. Böyle olunca 1.29’la kamu bankasından kredi alamayan özelden 2.30’a kredi almak zorunda kalıyor. Bu da faizlerin yükselmesi anlamına geliyor ki faizlerin düştüğü bir ortam da talep düşer” diye konuştu.

Satışlarda bir zayıflama olduğunu, muhtemelen 2020 hariç son beş yılın gün bazında en düşük satış adedi bu ağustosta olacağını dile getiren Büyükduman, bunda takvim ve yaz etkisinin olup olmadığının ise sonbahar aylarında ortaya çıkacağını kaydetti.

Paylaşın

Altın, Euro, Sterlin, Yen: Hepsi Birden Neden Düşüyor?

Avrupa Birliği’nin parası Euro, dolar karşısında 1’in altına gerileyerek son 20 yılın en düşük seviyesine indi. İngiliz parası Sterlin de eriyor, dolar karşısında 1985 yılından bu yana en düşük seviyesine geriledi. Japon parası Yen de dolar karşısında son 24 yılın en düşük seviyesinde. Bu arada ons altın da Mart ayında gördüğü 2070 dolar seviyesinden 1700 dolara düştü.

Halk Tv yazarı Barış Soydan, bugünkü yazasında Euro, Sterlin, altın ve Yen’in düşüşünün arkasındaki ana sebebin, Amerikan Merkez Bankası FED’in faiz artırımları olduğunu yazdı. “Ama sadece bu değil. Hepsinin kendi dertleri de var” diyen Soydan şöyle devam etti:”

“Pandemide dünyanın her yerinde merkez bankaları ekonomileri desteklemek için gevşek para politikası uygulamıştı. Bunun için politika faizini 0’a, hattan 0’ın da altına indirdiler, bu arada ekonomilerine para pompaladılar.

Ama gevşek para politikasının bir yan etkisi var: Enflasyon. Enflasyon geçen yıl bütün dünyada yükselişe geçti. Amerika ve Avrupa’da son 40 yılın en yüksek seviyesine çıktı. Merkez bankaları enflasyonu bastırabilmek için faiz artırımlarına gittiler. (Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası dışında.)

Faiz artırımında en cesur davranan Amerikan Merkez Bankası FED’di. Mart’ta 25 baz puanlık (0.25) faiz artırımıyla başladı, daha sonra bir tane 50 (0.50), iki tane 75 (0.75) baz puanlık artırım yaptı. Bu ay 75 baz puanlık bir artırım daha yapacak. Ondan sonra da durmayacak, Kasım’da büyük ihtimalle bir 50 baz puanlık artırım daha gelecek.

FED faizi bu kadar çok artırınca geçmişte yüksek getiri peşinde başka varlıklara yönelen küresel sermayenin bir kısmı dolara geçti. Bu arada FED’in faiz artırımları sonrasında Amerikan devlet tahvillerinin getirilerinde de sert artışlar yaşandı. Bu da dolara yönelimi güçlendirdi.

Buna karşılık Avrupa Merkez Bankası ilk faiz artırımını ancak bu yaz yapabildi. Temmuzdaki artırım oranı hepi topu 50 baz puandı. Dün 75 baz puanlık bir artırım daha yaptı ama toplamda FED’in ciddi oranda gerisinde kalmış durumda.

Avrupa Merkez Bankası’nın ürkek davranmasının sebebi, AB’nin derin bir ekonomik durgunluğun eşiğinde bulunması. Rusya-Ukrayna savaşı Avrupa ekonomisine ağır darbe oldu. Rusya gazı kesince Avrupa’da bazı fabrikalar üretime ara vermek zorunda kaldı. Bu koşullarda faizi çok fazla artırmak Avrupa ülkelerindeki ekonomik durgunluğu daha da derinleştirmek demek. Avrupa Merkez Bankası’nın faiz artırımlarına ne kadar devam edebileceği tartışmalı.

Ayrıca bir para birimi sadece faiz politikasından değil, ödemeler dengesi, geleceğe dair beklentiler, siyasi ve ekonomik istikrar veya istikrarsızlık gibi faktörlerden de etkilenir. Avrupa’da bunların hepsi baş aşağı gidiyor. Geleceğe dair beklentiler karamsar, ihracat rekortmeni Almanya bile cari açık vermeye başladı ve İtalya, Portekiz gibi ülkelerin dev ölçülerde kamu borçları var. Bunların üzerine popülist ve aşırı sağ partilerin yükselişiyle gelen siyasi istikrarsızlığı da ekleyin… Euro’nın dolar karşısında son 20 yılın en düşük seviyesine inmesinde şaşıracak bir şey yok.

Aynı şey İngiliz Sterlini için de geçerli. İngiltere aynı anda hem yüksek enflasyonu hem ekonomik daralmayı yaşıyor. Sterlin’deki sert değer kaybı da sürpriz değil.

Japon parası Yen’in dertleri daha eskiye uzanıyor. Japonya 1990’lı yıllardan bu yana bir türlü içinden çıkamadığı inatçı bir ekonomik durgunluğun pençesinde. Japon Merkez Bankası ekonomiyi canlandırabilmek için çok uzun zamandır ultra gevşek para politikası uyguluyor. (Ama kâr etmiyor.) Bu politika Yen’i zayıflatıyor.

Altına gelince… Onun hikayesi biraz farklı. Normalde enflasyonun yükseldiği, jeopolitik ve siyasi istikrarsızlığın arttığı dönemlerde ons altının yükselmesi gerekir. Nitekim Rusya-Ukrayna savaşının patladığı günlerde tarihi zirvesi olan 2070 dolara çıkmıştı. Ama altının bir rakibi var: Dolar. İkisi de riskli dönemlerde tasarruf sahiplerine ve yatırımcılara güvenli bir liman sunuyorlar. Ama doların bir artısı var: Faiz veriyor. Doların güçlendiği, Amerikan devlet tahvillerinin getirisinin yükseldiği dönemlerde ons altında durmaya devam edenler faiz getirisinden oluyorlar. Bu yıl altında yaşanan sert düşüşün sebebi işte bu. FED’in faiz artırımları doları güçlendirince küresel sermayenin bir kısmı altından çıkıp Amerika’ya yöneldi.”

Yazının tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın

Çocuğuna Bakamayan Aile Sayısı Artıyor

Ekonomideki olumsuz gidişat toplumun her kesimini etkilemeye devam ediyor. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın 2022 yılının ilk yarısına yönelik verileri, Türkiye’de giderek derinleşen yoksulluğun ulaştığı çarpıcı boyutu gözler önüne serdi.

Bakanlığın verileri, oturulamayacak derecede bakımsız ve sağlıksız hane sayısının 16 bin 424’e ulaştığını, 10 bin 498 hanenin çocuklarının öz bakımını kendi imkanları ile sağlayamadığını, 2 milyon 345 bin hanenin elektrik faturasını, 330 bin 804 hanenin ise doğalgaz faturasını ancak sosyal yardım ile ödeyebildiğini ortaya koydu.

BirGün’den Mustafa Bildircin’in haberine göre; Türkiye genelindeki 16 bin 424 hane, “Oturulamayacak derecede eski, bakımsız ve sağlıksız” olarak sınıflandırıldı. Bakımsız ve sağlıksız 16 bin 424 hanenin bakım ve onarımı ile ev eşyası ve kirası için 52 milyon 246 bin TL’lik barınma yardımı gerçekleştirildi.

İktidarın ekonomi politikaları ile artık önlenemez hale gelen yoksulluk, milyonlarca haneyi elektrik tüketim desteğine de muhtaç bıraktı. 2022 yılının ilk altı ayında, 2 milyon 345 bin 939 hane elektrik faturasını ancak elektrik tüketim desteği ile ödeyebildi. Benzer bir tablo, doğalgazda da yaşandı. Toplam 330 bin 804 hane, doğalgaz faturasını ödeyebilmek için sosyal yardım almak zorunda kaldı.

Sosyal Yardımlar Genel Müdürlüğü’nce paylaşılan en çarpıcı veri ise çocuklarının beslenme ve öz bakımını kendi imkanları ile sağlayamayan aileler yönelik veri oldu. Verilere göre, çoklu doğum ile dünyaya gelen çocukların bulunduğu muhtaç hanelerin sayısı 10 bin 408 ile ifade edildi. Bu hanelerde yaşayan 21 bin 130 çocuk için 17,2 milyon TL ödeme yapıldı.

Yüzde 62 arttı

Bakanlığın, “Yoksullukla Mücadele” programı kapsamında harcadığı paradaki artış da dikkati çekti. Yoksulluğun boyutunu gözler önüne seren ve “İktidar seçimler öncesi, siyasi ikbali için kesenin ağzını açıyor” iddialarını anımsatan verilere göre, 2022 yılının ilk yarısında yoksullukla mücadele için bakanlığın kasasından 24 milyar 206 milyon 99 bin TL çıktı. Yoksullukla mücadele için 2022’nin ilk yarısında harcanan para, 14 milyar 906 milyon 985 bin TL harcanan 2021 yılının ilk yarısına oranla yüzde 62 arttı.

Paylaşın

Milyonlarca Vatandaş Elektriğe Muhtaç!

İktidar, ekonominin iyiye gittiğini savunsa da Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın verileri bunu yalanlıyor. Bakanlığın 2022 yılının ilk altı ayı kapsayan mali raporuna göre, Elektrik Tüketim Desteği alan 2 milyon 345 bin 939 haneye, 1 milyar 860 milyon 415 bin 498 TL yardım yapıldı.

Sözcü’den Deniz Ayhan’ın haberine göre; 2019 yılında 1 milyon 343 bin 109 haneye, 2020’de 1 milyon 659 bin 448 haneye, 2021 yılında ise 1 milyon 801 bin 835 haneye elektrik yardımında bulunuldu.

Yalnızca 3 yılda elektrik yardımına muhtaç hane sayısı 1 milyon arttı. Bu yılın şubat ayında başlayan ve yıllık 450- 1.150 TL arasında verilen Doğal Gaz Tüketim Desteği’nden yararlanan 330 bin 804 haneye, 114 milyon 182 bin 199 TL kaynak aktarıldı.

Oturulamayacak derecede eski, bakımsız ve sağlıksız evlerde yaşayan muhtaç 16 bin 424 hane olduğu tespit edildi. Ocak-Haziran 2022 döneminde bu evlerde oturan kişilere 52 milyon 246 bin 119 TL barınma yardımı yapıldı.

Gıda yardımları da arttı

“Muhtaç Asker Çocuğu” yardımı kapsamında 2022 yılının ilk altı ayı itibarıyla 2 bin 447 kişiye toplamda 1 milyon 495 bin 600 TL verildi. Sosyal güvencesi olmayan ve ihtiyaç sahibi asker ailelerine (41 bin 454 hane) 66 milyon 59 bin 300 TL ödendi.

Yoksulluk riski altındaki ailelerin çocuklarını düzenli okula göndermeleri ve düzenli sağlık kontrollerini yaptırmaları koşuluyla ödenen ‘Şartlı Eğitim’ ve ‘Şartlı Sağlık’ yardımları kapsamında bu yılın haziran ayı sonu itibarıyla 2 milyon 888 bin 10 kişiye, 828 milyon 423 bin 554 TL kaynak aktarıldı.

65 yaş üstü ‘muhtaç, güçsüz ve kimsesiz Türk vatandaşlarına’ yönelik programla, 1 milyon 470 bin 71 kişiye 8 milyar 929 milyon 469 bin 435 TL ödendi.

2021’de yapılan gıda yardımı toplam 752 milyon 604 bin TL olurken, 2022’nin altı ayında yapılan gıda yardımının maliyeti 676 milyon 856 bin 434 TL oldu. Bakanlık gıda yardımı yapılan hane sayısını ise açıklamadı. Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıfları’na da ihtiyaç sahibi vatandaşlar için 1 milyar 861 milyon TL ödendi.

Paylaşın

Asgari Ücret Yılbaşında Ne Kadar Olacak? Üç Formül Ortaya Çıktı

Milyonlarca vatandaşın geliri her yıl Ocak ve Temmuz aylarında değişiyor. Emekliler ve memurlar her yıl Ocak ve Temmuz aylarında 6 aylık enflasyona göre maaş artışı alıyor.

SSK ve Bağ-Kur emeklileri bir önceki 6 aylık enflasyon oranı kadar enflasyon artışı alırken memurlar ve memur emeklileri toplu sözleşme artışına ilaveten enflasyon farkı da alıyor.

Ocak ve Temmuz aylarında bu artışlara ilaveten memur emeklilerine yüzde 2,5 oranında ilave bir zam yapılmış SSK ve Bağ-Kur emeklileri için de taban maaş önce 2.500 TL’ye sonra da 3.500 TL’ye çıkartılmıştı.

Asgari ücret temmuz zammı ile arttı

İşçiler için belirlenen asgari ücret ise her yıl Aralık ayında belirleniyor ve Ocak ayından itibaren de uygulanıyor. Ancak 2022 yılında bir değişiklik yapılarak asgari ücret Temmuz ayında ilave bir artış ile yükseltildi. Böylece 4.253 lira olan net asgari ücret Temmuz ayında yüzde 30 artışla 5.500 liraya çıkartıldı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan dünkü kabine toplantısı sonrasında Asgari ücret, memur maaşı ve emekli aylıklarında artış yapılacağını ve vatandaşı destekleyecek düzenlemelerin devam edeceğini duyurdu.

Enflasyon ayarı yapılıyor

Bugüne kadar yapılan asgari ücret artışlarına bakıldığında bir önceki yılın enflasyon oranının üzerinde artış yapıldığı görülüyor. 10 yıllık rakamlar incelendiğinde hemen hemen her yıl asgari ücret artışının enflasyonun 3 ila 5 puan üzerinde yapıldığı ortaya çıkıyor.

Son olarak yapılan artış ise verginin de kaldırılmasıyla yüzde 51’i bulmuş ve enflasyonun çok daha üzerine çıkmıştı.

Asgari ücret 2023 ne kadar kaç TL olacak

  • Formül 1: Bu yılda yine enflasyonun üzerinde bir artış olması bekleniyor. Buna göre eğer yıllık enflasyon baz alınırsa Orta Vadeli Programa göre yüzde 65 hedefine göre yeni asgari ücret, yıllık olarak 4.253 liradan bakıldığında 7 bin 17 liraya ulaşacak.
  • Formül 2: Yine Temmuz’daki rakam dikkate alınır ancak bu kez 6 aylık enflasyon baz alınırsa yani temmuz artışı olan yüzde 30’un üzerine yıllık enflasyon tamamlanırsa bu kez rakam 7 bin 425 lirayı görecek.
  • Formül 3: Ancak yüzde 65 hedefi üzerinden 6 aylık enflasyon kadar artış yapılması düşünülürse bu kez rakam 6 bin 600 lira civarında olabilecek.

Ancak burada geçmiş yıllarda olduğu gibi yıllık enflasyonun baz alınması ve hatta bunun üzerinde bir artış yapılması daha kuvvetli bir ihtimal olarak görülüyor. Bu durumda net asgari ücret 7.500 liranın üzerine çıkabilecek.

Memur ve emekliye ek artış

Memurlar ve emekliler ise son iki zam döneminde enflasyonun dışında ek artışlar da aldılar. Bu yıl Ocak ayında da benzer bir artışın olmasını bekliyoruz. Buna göre SSK ve Bağ-kur emeklileri için enflasyon artışının yanında bir de taban maaş zammı gelecek.

Sabah’tan Faruk Erdem’in haberine göre Ocak’ta 2500 TL’ye çıkartılan taban maaş Temmuz’da 3.500 TL olmuştu. Yeni yılla birlikte taban maaşında artırılması ve en düşük emekli maaşının asgari ücrete yaklaştırılması söz konusu olacak.

Ayrıca memur ve memur emeklilerinin yüzde 8 olan toplu sözleşme artışının da ilave puanla yükseltilmesi bekleniyor.

İşte beklentilere göre hesaplanan asgari ücret tabloları:

Mevcut asgari ücret hesabı

  • Brüt asgari ücret 6.471
  • SGK primi % 14 905,94
  • İşsizlik primi % 1 64,71
  • Net asgari ücret 5.500,35

2022 ocak ayı asgari ücret hesabı

  • Brüt asgari ücret 5.004
  • SGK Primi %14 700,56
  • İşsizlik primi %1 50,04
  • Net asgari ücret 4.253,40

Enflasyon artışıyla yeni asgari ücret hesabı

  • Brüt asgari ücret 8.256,60
  • SGK primi % 14 1.155,93
  • İşsizlik primi % 1 82,56
  • Net asgari ücret 7.018,10

Yıllık enflasyona tamamlanırsa asgari ücret hesabı

  • Brüt asgari ücret 8.735,85
  • SGK primi % 14 1.223,10
  • İşsizlik primi 87.36
  • Net asgari ücret 7.425,40

Net 7500 TL olursa asgari ücret hesabı

  • Brüt asgari ücret: 8.824,35
  • SGK primi % 14: 1.235,41
  • İşsizlik primi: 88,24
  • Net asgari ücret: 7.500,69

Net 8000 TL olursa asgari ücret hesabı

  • Brüt asgari ücret: 9.412,52
  • SGK primi % 14: 1.317,75
  • İşsizlik primi: 94,12
  • Net asgari ücret: 8.000,64
Paylaşın