Trafiğe Kayıtlı Taşıt Sayısı 26 Milyon 748 Bin 508

Trafiğe kayıtlı toplam taşıt sayısı şubat ayı sonu itibarıyla 26 milyon 748 bin 508 oldu. Trafiğe kayıtlı taşıtların yüzde 53,8’ini otomobil, yüzde 16,1’ini kamyonet, yüzde 15,8’ini motosiklet, yüzde 7,9’unu traktör, yüzde 3,5’ini kamyon, yüzde 1,8’ini minibüs, yüzde 0,8’ini otobüs ve yüzde 0,3’ünü özel amaçlı taşıtlar oluşturdu.

Haber Merkezi / Trafiğe kaydı yapılan taşıt sayısı geçen yılın aynı ayına göre yüzde 63,8 artarken, kaydı yapılan taşıt sayısı motosiklette yüzde 153,8, minibüste yüzde 74,6, traktörde yüzde 61,1, kamyonette yüzde 40,4, otomobilde yüzde 36,4, otobüste yüzde 28,4, kamyonda yüzde 27,0 ve özel amaçlı taşıtlarda yüzde 10,4 arttı.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Motorlu Kara Taşıtları Şubat 2023 verilerini açıkladı.

Buna göre, Şubat ayında trafiğe kaydı yapılan taşıtların yüzde 43,0’ını otomobil, yüzde 33,7’sini motosiklet, yüzde 13,4’ünü kamyonet, yüzde 5,8’ini traktör, yüzde 2,8’ini kamyon, yüzde 0,7’sini minibüs, yüzde 0,4’ünü otobüs ve %0,2’sini özel amaçlı taşıtlar oluşturdu.

Şubat ayında trafiğe kaydı yapılan taşıt sayısı bir önceki aya göre traktörde yüzde 0,8 artarken, otomobilde yüzde 42,3, kamyonette yüzde 41,1, kamyonda yüzde 39,7, minibüste yüzde 38,1, özel amaçlı taşıtta yüzde 36,0, otobüste yüzde 17,6 ve motosiklette yüzde 9,5 azaldı.

Şubat ayında geçen yılın aynı ayına göre trafiğe kaydı yapılan taşıt sayısı motosiklette yüzde 153,8, minibüste yüzde 74,6, traktörde yüzde 61,1, kamyonette yüzde 40,4, otomobilde yüzde 36,4, otobüste yüzde 28,4, kamyonda yüzde 27,0 ve özel amaçlı taşıtlarda yüzde 10,4 arttı.

Şubat ayı sonu itibarıyla trafiğe kayıtlı taşıtların yüzde 53,8’ini otomobil, yüzde 16,1’ini kamyonet, yüzde 15,8’ini motosiklet, yüzde 7,9’unu traktör, yüzde 3,5’ini kamyon, yüzde 1,8’ini minibüs, yüzde 0,8’ini otobüs ve yüzde 0,3’ünü özel amaçlı taşıtlar oluşturdu.

Şubat ayında devri yapılan taşıtların yüzde 69,9’unu otomobil, yüzde 17,2’sini kamyonet, yüzde 5,6’sını motosiklet, yüzde 2,8’ini traktör, yüzde 2,0’ını kamyon, yüzde 1,8’ini minibüs, yüzde 0,5’ini otobüs ve yüzde 0,2’sini özel amaçlı taşıtlar oluşturdu.

Şubat ayında trafiğe kaydı yapılan otomobillerin yüzde 21,0’ı Fiat, yüzde 9,5’i Renault, yüzde 8,7’si Dacia, yüzde 8,1’i Hyundai, yüzde 6,2’si Skoda, yüzde 5,9’u Opel, yüzde 5,8’i Peugeot, yüzde 5,2’si Volkswagen, yüzde 3,9’u Citroen, yüzde 3,2’si Honda, yüzde 2,9’u Audi, yüzde 2,7’si BMW, yüzde 2,2’si Kia, yüzde 2,1’i Mercedes-Benz, yüzde 2,0’ı Toyota, yüzde 2,0’ı Ford, yüzde 1,4’ü Nissan, yüzde 1,3’ü Volvo, yüzde 1,1’i MG, yüzde 0,8’i Seat ve yüzde 4,1’i diğer markalardan oluştu.

Ocak-Şubat döneminde bir önceki yılın aynı dönemine göre trafiğe kaydı yapılan taşıt sayısı yüzde 89,0 artarak 269 bin 181 adet olurken, trafikten kaydı silinen taşıt sayısı yüzde 43,4 azalarak 3 bin 516 adet oldu. Böylece Ocak-Şubat döneminde trafikteki toplam taşıt sayısında 265 bin 665 adet artış gerçekleşti.

Ocak-Şubat döneminde trafiğe kaydı yapılan 128 bin 315 adet otomobilin yüzde 66,4’ü benzinli, yüzde 21,5’i dizel, yüzde 7,6’sı hibrit, yüzde 2,3’ü LPG’li ve yüzde 2,2’si elektriklidir. Şubat ayı sonu itibarıyla trafiğe kayıtlı 14 milyon 398 bin 349 adet otomobilin ise yüzde 36,7’si dizel, yüzde 34,8’i LPG’li, yüzde 27,0’ı benzinli, yüzde 1,0’ı hibrit ve yüzde 0,1’i elektriklidir. Yakıt türü bilinmeyen otomobillerin oranı ise yüzde 0,2’dir.

Ocak-Şubat döneminde trafiğe kaydı yapılan 128 bin 315 adet otomobilin yüzde 35,2’si 1300 ve altı, yüzde 23,7’si 1401-1500, yüzde 23,0’ı 1301-1400, yüzde 8,9’u 1501-1600, yüzde 6,2’si 1601-2000, yüzde 0,7’si 2001 ve üstü motor silindir hacmine sahiptir.

Ocak-Şubat döneminde trafiğe kaydı yapılan 128 bin 315 adet otomobilin yüzde 39,3’ü beyaz, yüzde 29,5’i gri, yüzde 10,1’i mavi, yüzde 7,6’sı siyah, yüzde 7,1’i kırmızı, yüzde 3,1’i yeşil, yüzde 2,0’ı turuncu, yüzde 0,8’i kahverengi ve yüzde 0,4’ü sarı renklidir.

Paylaşın

Bitcoin 27 Bin 500 Doların Üzerinde; Shiba Inu, Poligon Yüzde 5’e Kadar Değer Kaybetti

Kripto para birimlerinde inişli çıkışlı seyir devam ediyor. Bitcoin, Solana ve BNB yatırımcısına kazandırırken, Ethereum, Polygon ve Shiba Inu ise yatırımcısına kaybettirdi.

Haber Merkezi / Dünyanın en büyük kripto para birimi Bitcoin (BTC) yüzde 1,10 artışla 27.519 dolara yükselirken, dünyanın en büyük ikinci kripto para birimi Ethereum (ETH) ise bin 750 dolar seviyesinde işlem görüyor.

Bitcoin kısa bir süreliğine 28 bin doların üzerine yükselmişti.

Uzmanlar, Bitcoin’in çok yakında 30 bin doları test edebileceğini belirtiyor. Ancak uzmanlar, Bitcoin’in bu seviyede bir miktar dirençle karşılaşabileceğini söylüyorlar.

Küresel kripto para piyasa değeri, son 24 saatte yüzde 0,13 artarak 1,16 trilyon dolar civarında işlem görüyor.

Tüm stabilcoinlerin hacmi ise, 24 saatlik toplam kripto pazarı hacminin yüzde 86,26’sı olan 61,89 milyar dolar civarındaydı.

Bazı kripto para birimlerinde son durum ise şöyle:

Bitcoin 27.519 dolar, değer kazancı yüzde 1,10

Ethereum 1.761 dolar, değer kaybı yüzde 1,37

Tether 1 dolar, değer kazancı yüzde 0,08

BNB 335,78 dolar, değer kazancı yüzde 0,16

XRP 0,3833 dolar, değer kazancı yüzde 0,70

Cardano 0,3404 dolar, değer kaybı yüzde 0,52

Dogecoin 0,07393 dolar, değer kaybı yüzde 1,24

Solana 22,41 dolar, değer kazancı yüzde 2,32

Polkadot 6,34 dolar, değer kaybı yüzde 1,79

Tron 0,06652 dolar, değer kazancı yüzde 0,11

Shiba Inu 0,00001072 dolar, değer kaybı yüzde 2,07

Litecoin 82,16 dolar, değer kaybı yüzde 1,97

Paylaşın

TÜİK Açıkladı: Yurt Dışı Üretici Enflasyonu Yüzde 48,13

Yurt dışı üretici enflasyonu şubat ayında bir önceki aya göre yüzde 0,42, bir önceki yılın aralık ayına göre yüzde 4,44, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 48,13 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 85,79 artış gerçekleşti.

Haber Merkezi / Sanayinin iki sektörünün yıllık değişimleri; madencilik ve taş ocakçılığında yüzde 42,66, imalatta yüzde 48,24, aylık değişimleri ise; madencilik ve taş ocakçılığında yüzde 2,25, imalatta yüzde 0,39 artış olarak gerçekleşti.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) şubat ayı Yurt Dışı Üretici Fiyat Endeksi (YD-ÜFE) verilerini açıkladı.

Buna göre, 2023 yılı şubat ayında bir önceki aya göre yüzde 0.42, bir önceki yılın aralık ayına göre yüzde 4.44, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 48.13 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 85.79 arttı.

Sanayinin iki sektörünün yıllık değişimleri; madencilik ve taş ocakçılığında yüzde 42,66, imalatta yüzde 48,24 artış olarak gerçekleşti.

Enerjide artış

Ana sanayi gruplarının yıllık değişimleri; ara malında yüzde 47,78, dayanıklı tüketim malında yüzde 49,10, dayanıksız tüketim malında yüzde 46,06, enerjide yüzde 55,41, sermaye malında yüzde 49,38 artış olarak gerçekleşti.

Sanayinin iki sektörünün aylık değişimleri; madencilik ve taş ocakçılığında yüzde 2,25, imalatta yüzde 0,39 artış olarak gerçekleşti.

Ana sanayi gruplarının aylık değişimleri; ara malında yüzde 1,01 artış, dayanıklı tüketim malında yüzde 0,16 azalış, dayanıksız tüketim malında yüzde 0,80 artış, enerjide yüzde 3,98 azalış, sermaye malında yüzde 0,52 artış olarak gerçekleşti.

YD-ÜFE sektörlerinden metal cevherleri yüzde 28,40, giyim eşyası yüzde 35,70, ana metaller yüzde 38,17 ile endekslerin en az arttığı alt sektörler oldu. Buna karşılık diğer metalik olmayan mineral ürünler yüzde 70,71, bilgisayarlar ile elektronik ve optik ürünler yüzde 67,53, içecekler yüzde 67,34 ile endekslerin en fazla arttığı alt sektörler oldu.

YD-ÜFE sektörlerinden kok ve rafine petrol ürünleri yüzde 3,98, bilgisayarlar ile elektronik ve optik ürünler yüzde 2,61, motorlu kara taşıtları, römork ve yarı römork yüzde 0,37 ile endekslerin en fazla azalış gösterdiği alt sektörler oldu. Buna karşılık metal cevherleri yüzde 3,00, makine ve ekipmanlar b.y.s. yüzde 1,85, kauçuk ve plastik ürünler yüzde 1,59 ile endekslerin en fazla arttığı alt sektörler oldu.

Paylaşın

Merkez Bankası’nın Döviz Kurlarına Müdahaleleri 128 Milyar Dolara Ulaştı

Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası’nın (TCMB), Aralık 2021 yılından bu yana döviz kuru piyasalarına 128 milyar dolar büyüklüğünde müdahale edildiği, aylık ortalama müdahalelerin de 2023 yılında hız kazandığı öne sürüldü.

Bloomberg’in haberine göre Merkez Bankası, Aralık 2021’den bu yana döviz kuru piyasalarına 128 milyar dolar büyüklüğünde müdahale etti.

Bloomberg Türkiye ve İsveç Ekonomisti Selva Baziki, Twitter hesabından yaptığı paylaşımda, “TCMB’nin Aralık 2021’den bu yana döviz piyasasına arka kapıdan yaptığı müdahalelerin 128 milyar dolara ulaşmış olabileceğini tahmin ediyoruz. Bir dejavu hissi yarattı. Bu tahmin, ana muhalefet partisinin 2021’de TCMB’nin 2019-2020 döviz piyasası müdahaleleri hakkında yaptığı iddialarla eşleşiyor” dedi.

Baziki, aylık ortalama müdahalelerin de 2023 yılında hız kazandığını belirtirken, Suudi Arabistan’ın Merkez Bankası’na 5 milyar dolarlık mevduat yatırmasını ise “daha fazla müdahale için ek alan yaratabilecek başka bir hamle” olarak değerlendirdi.

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın damadı Berat Albayrak’ın ekonomi koltuğunda oturduğu dönemden bu yana dolardaki yükselişi durdurmak için piyasaya müdahale ediliyor.

Albayrak döneminden sonra başta CHP olmak üzere muhalefet partileri, Merkez Bankası’nın döviz rezervlerinden 128 milyar doların satıldığını ve bu miktarın nereye gittiğinin bilinmediğini iddia etmeye başlamıştı.

Devam eden satışlar, yine doları durdurmak için devreye sokulan kur korumalı mevduatla da sürdü.

Paylaşın

Altı Büyük Merkez Bankasından Dolar Likiditesini Artırma Kararı

Amerika Birleşik Devletleri (ABD), İngiltere, Japonya, Kanada, Avrupa, Fed ve İsviçre Merkez Bankaları, finans piyasalarına güven vermek amacıyla, ABD doları akışını artırma kararı aldı.

Haber Merkezi / Bankalar, koordine bir şekilde “likidite karşılığının artırılacağını” ortak bir açıklama ile dünya kamuoyuna duyurdu.

Devreye sokulacak sistemle bankalar, FED üzerinden borçlanabilecek. Bu sistem, 2008 finans krizi sırasında uygulanmaya başlanmıştı. Kovid 19 sürecinde de uygulamaya konulan sistemin “en azından Nisan sonuna dek” devrede olacağı belirtiliyor.

Altı büyük merkez bankası tarafından yapılan ortak açıklamada, ABD doları fonlamasını sağlamada swap hatlarının etkinliğini artırmak için halihazırda dolar işlemleri sunan merkez bankalarının 7 gün vadeli işlemlerinin sıklığını haftalıktan günlüğe çıkarma konusunda anlaştığı bildirildi.

Açıklamada, merkez bankalarının arasındaki swap hatları ağının, küresel fonlama piyasalarındaki baskıları hafifletmek için önemli bir likidite desteği işlevi gördüğü ve böylece bu tür baskıların hanehalkı ve işletmelere yönelik kredi arzının üzerindeki etkileri hafifletmeye yardımcı olduğu kaydedildi.

Büyük merkez bankalarının likiditeyi artırmaya yönelik attığı adım, İsviçre’nin en büyük bankası UBS’in kriz yaşayan Credit Suisse’i satın alacağını açıklamasının ardından geldi. Söz konusu adım, ABD ve Avrupa’da finansal sistemdeki son gelişmelere ilişkin endişelerin derinleştiği şeklinde yorumlandı.

SWAP hattı nedir?

Swap hattı, merkez bankaları arasında geçici olarak, belirli bir zaman diliminde, bir varlık ya da yükümlülüğe bağlı faiz ödemeleri ya da döviz cinsini karşılıklı olarak değiştirmek için yaptıkları anlaşmadır.

Başlangıçta merkez bankaları tarafından belirli piyasa müdahalelerini finanse etmek için kullanılan swap takas hatları; son yıllarda finansal istikrarı korumak ve piyasada oluşan panik havasının, reel ekonomiyi etkilemesini önlemek için kullanılan önemli bir araç haline gelmiştir.

Paylaşın

Kredi Ve Kredi Kartı Borçları Bir Trilyon 746 Milyar Liraya Ulaştı

İktidar ekonomide pembe tablolar çizmeye çalışsa da açıklanan her veri vatandaşın yaşadığı derine ekonomik krizi gözler önüne seriyor. Bireysel kredi ve kredi kartı borçları bir trilyon 745 milyar 807 milyon TL’ye ulaştı.

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’nun (BDDK) haftalık bülteninde yer alan verilere göre bankalara olan toplam borç içinde tüketici kredileri tutarı, bir haftada 23 milyar 317 milyon TL artışla bir trilyon 226 milyar 166 milyon TL’ye yükseldi.

Sözcü’den Deniz Bilici Göçmen’in haberine göre söz konusu kredi borçlarının 792 milyar 980 milyon TL’si ihtiyaç kredilerinden oluşurken, 374 milyar 339 milyon TL’si konut, 58 milyar 845 milyon TL’si ise taşıt kredilerinden oluştu.

Aynı dönemde bireysel kredi kartı borçları da 5 milyar 598 milyon TL artarak 519 milyar 641 milyon TL’ye çıktı. En çok artış ise ihtiyaç kredisinde görüldü. 3 Mart haftasından 10 Mart haftasına kadar ihtiyaç kredisi borcu 17 milyar 678 TL artış gösterdi.

Yaklaşık bir aylık dönemi içeren 10 Mart haftası ile 17 Şubat haftası verileri karşılaştırıldığında, bu süreçte yurttaşların bireysel kredi ve kredi kartı borçları toplamındaki artış 116 milyar 885 milyon TL oldu.

Söz konusu dönemde toplam borç içinde tüketici kredileri tutarı, bir ayda 85 milyar 376 milyon TL artışla, bir trilyon 226 milyar 166 milyon TL’ye yükseldi. Bu dönemde bireysel kredi kartı borçlarındaki artış ise 31 milyar 509 milyon TL oldu.

Paylaşın

“Kısa Vadeli Dış Borçlar Ekonominin Üzerinde Demokles’in Kılıcı Gibi”

Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası (TCMB) verilerine göre, kısa vadeli dış borç stoku, ocakta bir önceki aya kıyasla yüzde 3,5 artarak 152,8 milyar dolar düzeyinde gerçekleşti.

Bu dönemde, bankalar kaynaklı kısa vadeli dış borç stoku yüzde 4,6 artışla 62,9 milyar dolar, diğer sektörlerin kısa vadeli dış borç stoku yüzde 2,8 yükselişle 56,2 milyar dolar oldu. Bankaların yurt dışından kullandıkları kısa vadeli krediler, ocakta bir önceki ay sonuna göre yüzde 2,3 azalışla 10,5 milyar dolara geriledi.

Birgün’e kısa vadeli borç istatistiklerini değerlendiren Prof. Dr. Cem Başlevent, “Gittikçe daha kısa vadeli borçlanma daha yüksek faizlerle borçlanmak zorunda kalıyoruz” dedi.

“Geleceğe dönük riskleri ve önümüzdeki yıllarda toplumun ödeyeceği maliyeti arttıran bir durum” diyen Başlevent, şöyle devam etti: “Çok farklı kaynaklardan borçlanma imkânı olduğu için IMF’e gitmesen de borç bulabiliyorsun. Bunu da politik malzeme haline getirebiliyorsun ama aslında yapmış olduğun şey daha büyük maliyetlerle ve daha büyük miktarlarda borçlanmak. Bu da siyasal çıkarlar ön planda olduğu için hükümetin tercih ettiği bir uygulama. Yüksek maliyetli borçlanıyor olduğumuz için de toplum refahını arttıracak yatırımlara ayrılacak kaynaklar daralacaktır.

12 aylık cari açığın da 51,7 milyar dolarla 2014 yılının şubat ayından bu yana en yüksek seviyeye ulaştığını belirten Başlevent, “Cari açık verdiğimiz için ülkede döviz kıtlığı var. Döviz kıtlığı olunca borçlanma ihtiyacı da ortaya çıkıyor. Yani cari dengeyi sağlamış olsaydık mevcut borçları yeni borçlanma yapmadan da bir şekilde çevirebilirdik” ifadelerini kullandı.

Prof. Dr. Özgür Orhangazi de dünyada faizlerin yükseldiğini hatırlatarak “Daha yüksek faizlerle bu borçlar çevrilmek zorunda kalınacak” dedi.

İkinci bir riske dikkat çeken Orhangazi, “Seçim dönemine girdik” diyerek şu ifadeleri kullandı: “Seçimlerden sonra iktidara kim gelirse gelsin uluslararası kreditörlerle aralarını çok iyi tutması gerekecek. Böyle yüksek bir döviz ihtiyacının olduğu ekonomide döndürülmesi gereken borçlara her ay cari açıktan kaynaklanan döviz ihtiyacını da eklediğiniz zaman oldukça kırılgan bir dönemden geçiyoruz.”

Özel sektörün dış borçlarının kamuya transfer edildiğini söyleyen Orhangazi, borç yapısında kamu kesimin payının artmasını şöyle değerlendirdi:

“Dış borç içerisinde kamunun payının artması konusunda iki unsurdan söz edebiliriz birincisi özel sektör bir süredir yeni dış borç almamaya yahut dış borçlarını kapatmaya çalışıyor. Fakat ülkenin döviz ihtiyacı artarak devam ettiği için burada kamu devreye giriyor. Kamu dış borçlanmasında artış görüyoruz. Bir anlamda ihtiyaç olan dövizin bir kısmını oradan getiriyor diyebiliriz. Bir anlamda da aslında özel sektörün dış borçlarının kamuya transfer edilmesi demek oluyor.”

“Kısa vadeli dış borçlar ekonominin üzerinde Demokles’in kılıcı gibi sallanmaya devam ediyor”

Prof. Dr. Hayri Kozanoğlu ise şu değerlendirmeleri yaptı: “2023 itibarıyla kısa süreli borçlar 196 milyar dolar gibi çok yüksek bir düzeye yükseldi. Orta vadeli programda 2023 ihracat hedefi 265 milyar dolar. Bu hedef gerçekleşse dahi ihracat gelirlerinin dörtte üçü dış borç ödemelerine gidecek.

196 milyar dolardan yabancıların döviz ve TL mevduatlarını çıkarsak bile geriye ödenmesi gereken 152,8 milyar dolar kalıyor. 2019 sonu ile karşılaştırılınca üç yılda merkez bankası dış borçlarının 8,5 milyar dolardan 33,6 milyar dolara, ticari kredilerin ise 32,9 milyar dolardan 53,2 milyar dolara sıçraması dikkat çekiyor. TCMB borçları Suudi Arabistan, Katar, BAE, Çin gibi ‘dost’ ülkelerle yapılan swap ve döviz depo anlaşmaları sonucu artmış durumda. Bunların kısa vadeli olması ve politik niteliği hemencecik iptal edilme tehlikesi taşıyor. Ticari krediler ise ithalatın artışı dolayısıyla dış ticaretin finansmanı kaynaklı.

Son üç yılda kamunun kısa süreli borçları 20,4 milyar dolardan 31,8 milyar dolara, özel sektörün ise 64,4 milyar dolardan 87 milyar dolara yükseldi. Bankaların kısa vadeli borçları fazla değişmezken reel sektör şirketlerinin 35 milyar dolardan 55 milyar dolara sıçradı.

Ülkedeki sıcak paranın borsa ayağı 27,5 milyar dolara, devlet iç borçlanma senetleri ise 1,3 milyar dolara kadar düşerek, çıkışları halinde önemli bir tehlike olma niteliğini yitirdi. Ancak sıcak paranın diğer bir unsuru yabancı kişi ve şirketlerin 21 milyar dolar döviz tevdiat hesabı, yurt dışı bankaların 17,2 milyar dolar banka mevduatı ve 14,2 milyar toplam dolar tüm yabancıların TL cinsi mevduatı toplam 52,4 milyar dolar ülkenin altında bir saatli bomba gibi duruyor.

Ödenmesi gereken dış borç miktarı ise kısa vadeli 6,1 ve uzun vadeli 57,3 toplam 63,4 milyar dolar. Bu borçların yenilenmesinde bir sorun yaşanması ve ya mevduatların çekilmesi durumunda TCMB’nin döviz rezervleri yeterli olmaz. Özetle kısa vadeli dış borçlar Türkiye ekonomisinin üzerinde Demokles’in kılıcı gibi sallanmaya devam ediyor.”

Paylaşın

OECD’den 2024 Yılında Türkiye İçin Toparlanma Beklentisi

OECD’nin son raporunda, Türkiye’deki ekonomik faaliyetlerde, yaşanan depremlerin büyük yıkıcı etkisi nedeniyle 2023’ün ilk aylarında belirgin gerileme öngörülürken yeniden inşa sürecinde harcamaların artmasıyla toparlanma beklendiği kaydedildi.

Ekonomik büyüme 2023’ün tamamı için yüzde 2,8, 2024 için de yüzde 3,8 olarak öngörüldü. Örgütün Kasım 2022 tarihli Üçüncü Çeyrek Küresel Görünüm Raporu’nda Türkiye’nin 2023 yılı için büyüme tahmini yüzde 3, 2024 yılı için yüzde 3,4 olarak açıklanmıştı.

Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD), 2023 Mart ayı Ekonomik Görünüm raporunda küresel ekonomik büyüme tahminlerini yükseltti. Kasım ayında yüzde 2,2 olarak öngörülen büyüme, Cuma günü açıklanan raporda yüzde 2,6’ya yükseltildi. OECD’nin 2022 tahminlerinde küresel büyüme oranı yüzde 3,2 olarak öngörülmüştü.

OECD’nin “Kırılgan bir iyileşme” başlıklı raporunda, “İş dünyası ve tüketici duyarlılığının iyileşmeye başlaması, düşen gıda ve enerji fiyatları, ayrıca Çin’in tamamen yeniden açılmasıyla daha olumlu işaretlerin görülmeye başlandığı” belirtildi.

Bununla birlikte, OECD, bu gelişmenin kırılganlığına da dikkat çekti. Raporda, “Riskler bir nebze daha dengeli hale geldi, ancak aşağı yönlü eğilim devam ediyor” ifadelerine yer verildi. Raporda, Ukrayna’daki savaşın getirdiği belirsizliğe, enerji piyasaları üzerinde yeniden baskı oluşması riskine ve yükselen faiz oranlarının etkisine de değinildi.

OECD raporunda, ABD’deki bölgesel bankalar da dahil olmak üzere bankacılık sektörünün bazı bölümlerinde daha sıkı para politikasının etkisine dair işaretlerin görülmeye başlandığı da belirtildi. Parasal sıkılaştırma, geçen haftaSilikon Vadisi Bankası’nın yüksek faiz oranları nedeniyle fiyatları düşen tahvillerden 1 milyar 800 milyon dolar zarar etmesinin ardından batmasıyla ilişkilendiriliyor.

OECD’nin raporunda manşet enflasyonun düştüğü belirtilerek, buna karşın çekirdek enflasyonun “hizmet fiyatlarındaki artış, bazı sektörlerdeki yüksek marjlar ve sıkı işgücü piyasalarından kaynaklanan maliyet baskıları nedeniyle hala yüksek olduğu” kaydedildi.

Enflasyon oranlarında ülkeler arasında belirgin bir farklılaşmanın da devam ettiğine dikkat çekilerek, “Çin ve Japonya’nın da aralarında olduğu bazı Asya ekonomilerinde enflasyon hala nispeten düşük seviyelerdeyken Türkiye ve Arjantin’de çok yüksek” denildi.

Türkiye’de 2024’te toparlanma beklentisi

Raporda ayrıca Türkiye’deki ekonomik faaliyetlerde, yaşanan depremlerin büyük yıkıcı etkisi nedeniyle 2023’ün ilk aylarında belirgin gerileme öngörülürken yeniden inşa sürecinde harcamaların artmasıyla toparlanma beklendiği kaydedidi. Ekonomik büyüme 2023’ün tamamı için yüzde 2,8, 2024 için de yüzde 3,8 olarak öngörüldü.

Örgütün Kasım 2022 tarihli Üçüncü Çeyrek Küresel Görünüm Raporu’nda Türkiye’nin 2023 yılı için büyüme tahmini yüzde 3, 2024 yılı için yüzde 3,4 olarak açıklanmıştı.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

Bitcoin 25 Bin 900 Doların Üzerinde; BNB, Dogecoin Yüzde 5’e Kadar Yükseldi

Haftaya iyi başlayan ve ilk üç gün üst üste yükselen kripto para birimi perşembe günü düşüş eğilimine girmişti. Kripto para birimleri bugün ise tekrar yükseliş eğilimine girdi.

Haber Merkezi / Dünyanın en büyük kripto para birimi Bitcoin (BTC) yüzde 5,45 artışla 25 bin 906 dolara yükselirken, dünyanın en büyük ikinci kripto para birimi Ethereum (ETH) ise bin 700 dolar seviyesinin üzerinde işlem görüyor.

Diğer en iyi kripto paralarda da yükseliş gözlemlendi. BNB ve Polygon yüzde 4’ün üzerinde artarken, Dogecoin, Solana ve Shiba Inu da yatırımcısına kazandırdı.

Bitcoin (BTC) hacmi, son 24 saatte yüzde 10,73 düşüşle yaklaşık 10,73 milyar dolar oldu. Bitcoin’in piyasa değeri ise 499,16 milyar dolar civarında.

Bu arada, küresel kripto para birimi piyasa değeri ise, son 24 saatte yüzde 3,85 artarak yaklaşık 1,11 trilyon dolar civarında işlem görüyor.

Bazı kripto para birimlerinde son durum ise şöyle:

Bitcoin 25.906 dolar, değer kazancı yüzde 5,45

Ethereum 1.708 dolar, değer kazancı yüzde 3,17

Tether 1 dolar, değer kaybı yüzde 0,07

BNB 331,11 dolar, değer kazancı yüzde 5,54

XRP 0.3688 dolar, değer kazancı yüzde 0.63

Cardano 0.3312 dolar, değer kazancı yüzde 1.58

Polygon 1.17 dolar, değer kazancı yüzde 3.84

Dogecoin 0.07347 dolar, değer kazancı yüzde 4.13

Solana 20.03 dolar, değer kazancı yüzde 3.00

Polkadot 6.20 dolar, değer kazancı yüzde 3.57

Tron 0.0663 dolar, değer kazancı yüzde 0.67

Shiba Inu 0.00001067 dolar, değer kazancı yüzde 2.23

Litecoin 81.33 dolar, değer kazancı yüzde 2.93

Paylaşın

On Milyonlar İhtiyaçlarını Sosyal Yardımlarla Karşıladı

İktidar ekonomide pembe tablolar çizmeye çalışsa da gerçekler iktidarı yalanlıyor. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın 2022 yılı verilerini içeren raporları Türkiye’deki yoksullaşmayı ve giderek derinleşen ekonomik bunalımı ortaya koyuyor.

Bakanlığın verilerine göre, ekonomik krizin altında ezilen 4 milyon 419 bin 286 hane 2022 yılında sosyal yardımlardan yararlandı.

Öz ailesinin bakımını sağlayamadığı 157 bin 248 çocuğa ise sosyal ve ekonomik destek verildi. 2022 yılında 3 milyon 472 bin 393 yurttaş karnını, gıda yardımı ile doyurabildi.

Yurttaşın elektrik, doğalgaz ve kömür gibi ihtiyaçlarını dahi ancak sosyal yardımlar ile karşılayabildiğini gözler önüne serildi.

Birgün’den Mustafa Bildirici’nin haberine göre, yurttaş alım gücünün erimesiyle borçlarını ödeyemez duruma gelirken Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü’nün verileri de ekonomik krizin barınma hakkı üzerindeki dramatik etkisini gözler önüne serdi.

Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü ile Adalet Bakanlığı ortaklığıyla e-haciz işlemlerine yönelik yazılım ve entegrasyon çalışmaları 2018 yılının sonunda tamamlandı.

Tapulara yönelik ilk e-haciz uygulaması 14 Ocak 2019 tarihinde Sincan Batı Adliyesi’nde uygulanmaya başlandı. Tapuda e-haciz, 15 Mayıs 2019 tarihinde ise Türkiye çapında yaygınlaştırıldı.

Müdürlüğün verilerine göre, 2020 yılında 3 milyon 737 bin 827, 2021 yılında 5 milyon 431 bin 29 olan tapuda e-haciz tesis sayısı, 2022 yılında 5 milyon 572 bin 805’e kadar yükseldi. Müdürlüğün e-haciz, terkin ve kamu haczine yönelik istatistiklerinde şu veriler sıralandı:

Tapuda e-haciz tesis sayısı: 5 milyon 572 bin 805
Tapuda e-haciz terkin sayısı: 2 milyon 311 bin 741
Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından konulan kamu haczi: 635 bin 497

Türkiye, 14 Mayıs’ta yapılacak Cumhurbaşkanlığı ve genel seçimlere giderek derinleşen ekonomik krizin gölgesinde girmeye hazırlanıyor. Adalet Bakanlığı’nın verilerine göre, icra-iflas dairelerinde toplam 23 milyon 200 bin icra dosyası bulunuyor.

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) verilerine göre, bankacılık sektörünün takipteki alacakları 10 Mart itibarıyla 159 milyar 151 milyon liraya çıktı.

Bankaların bireysel kredi kartı alacakları da yüzde 1,1 artışla 519 milyar 641 milyon lira oldu. Bireysel kredi kartı alacaklarının 264 milyar 684 milyon lirası taksitli, 254 milyar 958 milyon lirası taksitsiz oldu.

Paylaşın