Kamu Bankaları, Rusya’nın Mir Ödeme Sisteminden Çıktı

ABD, Rusya’nın Mir ödeme sisteminin Rusya dışında yayılmasına yardım edenlere yaptırım uygulamaya hazır olduğunu duyurmasının ardından, Halkbank, Ziraat Bankası, İş Bankası ve Türkiye Vakıflar Bankası, sistemden ayrılmaya karar verdi.

Bloomberg’in üst düzey bir Türk yetkiliye dayandırdığı haberine göre, kuruluşların Rus ödeme sisteminden çıkma kararını Salı günü erken saatlerde aldığını ve kararın da henüz kamuya açıklanmadığını bildirdi.

Habere göre, söz konusu gelişmeyle ilgili Hazine ve Maliye Bakanlığı yorum yapmaktan kaçındı.

Karar, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın geçen hafta MİR’e alternatifleri görüşmek üzere Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati ile yaptığı görüşme sonrasında geldi.

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Hazinesi Yabancı Varlıklar Kontrol Dairesi (OFAC) de, bu ayın başlarında finans kurumlarını MİR ile yeni anlaşmalara girmemeleri veya mevcut anlaşmaları genişletmemeleri konusunda uyardı.

Rusya Merkez Bankası tarafından Visa ve Mastercard dışında bir alternatif olarak geliştirilen MiR’e Vakıfbank, Ziraat Bank, İş Bankası, Denizbank ve Halkbank dahil olmuştu.

Mir Ödeme Sistemi nedir?

Mir, Rusya Merkez Bankası tarafından 1 Mayıs 2017’de kabul edilen yasa ile kurulan bir ulusal ödeme sistemidir. Şu anda çoğunlukla Aeroflot ve Rus Demiryolları gibi Rusya merkezli şirketler tarafından kabul edilmektedir, ancak Rus iştirakleri olan yabancı şirketler arasında yavaş yavaş kabul görmektedir. Sistem, Rusya Ulusal Kart Ödeme Sistemi tarafından işletilmektedir ve Rusya Merkez Bankası’nın yüzde yüz iştirakidir.

Sistem, 2016 yılında, birkaç Rus bankasının ABD merkezli Visa ve MasterCard tarafından onlara uygulanan yaptırımlar nedeniyle hizmetleri reddedilmesinin ardından potansiyel elektronik ödeme bloklarının üstesinden gelmenin bir yolu olarak tasarlandı.

Mir sisteminde çalışan ilk kartlar Aralık 2015’te piyasaya sürüldü. Rusya’nın önde gelen bankası Sberbank tarafından da Ekim 2016’da kullanılmaya başlandı. 2016 yılı sonunda 64 banka tarafından 1.76 milyon Mir kartı çıkarıldı ve Kasım 2019’a kadar bu sayı 69.8 milyona yükseldi.

Mir esas olarak Rus hükümeti tarafından desteklenir ve tüm vergi ve emeklilik ödemelerinin 1 Mayıs 2017’de yürürlüğe giren mevzuatla Ocak 2018’e kadar sistem üzerinden uygulanmaya başlanmasını zorunlu tuttu. Bankalar, daha yerleşik ödeme sistemlerine ait kartlara kıyasla maliyetlerinin daha yüksek olabileceğinden korktukları için Mir kartları kullanmak konusunda isteksizdi.

Paylaşın

‘Nas’ Gitti, ‘Kur korumalı Mevduat Farkı’ Geldi

Dünya genelinde Merkez Bankaları yaşanan ekonomik krizi hafifletmek için faiz yükseltirken, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) politika faizini yüzde 13’ten yüzde 12’ye çekmesinin tartışmaları devam ediyor. 

Çok değil bir yıl öncesine kadar birçok Batı ülkesinde faizler – 0,25 ile – 0,75 arasında seyrediyordu.

Pandemi ve 24 Şubat’ta başlayan Rusya-Ukrayna savaşı nedeniyle enerji ve gıda fiyatlarındaki artışla beraber enflasyon oranlarının artması üzerine birçok ülkenin merkez bankası arka arkaya faiz artırmaya başladı.

Bunların başında ise Amerika Birleşik Devletleri geldi. FED 5 defa faiz artırdı. Artık ABD’de politika faizinin oranı 3,25.

Benzer faiz artışları sürerken Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) ise ısrarlı bir şekilde faiz indirimi yapıyor.

“Nas ortada olduğuna göre, sana bana ne oluyor” demişti

İlk başlarda faizi düşürmenin nedeni Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ortaya koyduğu tavırdı.

Erdoğan 19 Aralık 2021’de Dolmabahçe Sarayı’nda düzenlenen “İlim Yayma Akademi Ödülleri Töreni”nde yaptığı açıklamada, “Neymiş efendim, faizleri düşürüyormuşuz. Benden başka bir şey beklemeyin. Bir Müslüman olarak naslar neyi gerektiriyorsa onu yapmaya devam edeceğim. Hüküm bu” dedi.

İki gün sonra bu sefer de partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda, faiz oranlarına dair tartışmalara yorum yapan Erdoğan, “Faizle mücadelemi sonuna kadar sürdüreceğim ve enflasyonla mücadelemi de sürdüreceğim. Şunu bir defa bilmemiz lâzım: Bu konuda nas ortada. Nas ortada olduğuna göre, sana bana ne oluyor?” ifadelerini kullandı.

Önce “nas” talimatı şimdi de KKM farkı

Erdoğan’ın açıklamaları “talimat” olarak algılandı. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası da politika faizini düşürmeye başladı.

Faiz düşürüldükçe döviz yükseldi. “Düşecek” denilen enflasyon ise artış trendine girdi.

Ağustos 2021’de yüzde 19 olan politika faizi önce 18’e ardından da Aralık 2021’de 14’e düşürüldü.

Ocak 2022’ye gelindiğinde faiz oranı 14’e çekilirken enflasyon oranı ise yüzde 48,69’a çıktı.

Ocak ile temmuza kadar 14’te tutulan politika faizi ağustosta 13, eylülde ise 12’ye çekildi.

Daha önce faiz indirilirken “nas”ı dikkate alanların artık yeni bir gerekçesi var gibi.

Zira 21 Aralık 2021’de dövize yapılan müdahaleden sonra bilindiği gibi vatandaş “kur korumalı TL vadeli mevduat” hesaplarına yönlendirilmişti.

Vatandaşı dövizdeki artış karşısında zarara uğramaması için ise aradaki farkın hazine tarafından karşılanacağı belirtilmişti.

Bunun üzerine birçok mevduat sahibi, birikimlerini açılan KKM hesaplarına yatırmaya başladılar.

Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati’nin verdiği bilgiye göre ise bugüne kadar KKM hesaplarında biriken para miktarı 1 trilyon 307 milyar 6 milyon lirayı buldu.

Aralıktan bu yana ise faiz + kur farkı nedeniyle hazineden milyarlar ödendiği ifade ediliyor.

Tüm müdahalelere rağmen dövizdeki yükseliş durmayınca hazineden daha fazla para çıkmaması için artık faiz indirimine gidilerek ödenecek farkın düşürülmesi amaçlandığı ifade ediliyor.

Ekonomistler bu konuda Independent Türkçe’den Adem Demir’e değerlendirmelerde bulundu.

“Kurdaki artış nedeniyle kayıpları olmuyor” 

Ekonomist Doç. Dr. Oğuz Demir’e göre faiz indiriminin rasyonel bir açıklaması yok artık. Ayrıca bunun nedenini de ekonomistler de artık bilmiyor olabilir.

Faiz düştükçe KKM hesaplarında birikimi olanların hak kaybına uğramadıklarını hatırlatan Demir, “Çünkü, eğer kurda bir değişiklik olmazsa politika faizinin 3 puan üstün kadar faiz ödeniyor” dedi.

“Diyelim faiz yüzde 15. Yüzde 15 + kur farkı. Kur artarsa hesap sahipleri fark alır” diyen Demir, “Kur hiç değişmezse elde ettikleri faiz düşmüş olur. Ancak şu ana kadar hep kur artışı kadar aldıkları için gelir elde etmiş oldular” ifadelerini kullandı.

Doç. Dr. Oğuz Demir, şunları kaydetti: “Örneğin bir vatandaş parasını 3 aylık mevduata koyuyor. Normalde kur değişmezse 3 ayda alacağı faiz yüzde 4,5’tu. Şimdi ise yüzde 3,5’a indi. Ama kur yükseldiği için değişim kadar, fark almış oluyor. Bu yüzden kur korumalı mevduat faizinin bir önemi kalmamış oluyor. Kur sabit kalırsa kayıp olabilir ancak kur şu an istikrarlı bir yere oturmuş gibi gözükmüyor.”

“KKM öyle bir tezgah ki zenginler, servetlerine servet katıyor” 

İktisatçı Serkan Özcan ise “kur korumalı TL vadeli mevduat hesabı tam bir tezgah.

Özcan, bu konudaki savını şöyle açıkladı: “Bu hesaba para yatıranların kayıpları olmuyor. Sürekli kazanıyorlar. KKM öyle bir tezgah ki kur düşerse kaybetmiyor, yükselirse ki yükseliyor daha fazla kazanıyorlar.”

“Ülke hazinesi yanlış uygulanan para politikaları sonuçlarını hafifletebilmek için öyle bir şey oluşturdu ki parası olanlar hiçbir şekilde kaybetmiyor” diyen Özcan “Kur düştüğü zaman faizlerini alıyorlar, yükseldiğinde de döviz farklarını alıyorlar. Öyle bir sistem oluşturmuşlar ki zenginin hiç kaybetmiyor. Bu sistemde ülkenin bir avuç zengini, servetine servet katıyor” değerlendirmesinde bulundu.

“Hayallerin çok olumsuz sonuçlarıyla karşı karıyayız” 

Serkan Özcan, mevcut iktidarın enflasyonla mücadele etmediği görüşünde. Özcan’a göre bütün dünyanın enflasyonu; üretim, yatırım ve istihdamın önündeki en büyük engel görüp olana göre mücadele ediyor.

Özcan, şunları kaydetti: Bizde ise maalesef bir inat ve ısrar uğruna sonuçları anlaşılamayacak bir biçimde bir cari ekonomik politikası takip ediliyor. Faizlerin indirilmesine devam edilmesi konusunda hükümetin son günlerde kaynağı açıklanamayan yurtdışından para girişlerine umut bağladığını düşünüyorum. Ama bu umut ve hayallerin çok olumsuz sonuçlarını yaşama riskiyle karşı karşıyayız.

“MB faizi alet çantasından çıkarıp attı”

Ekonomist Mustafa Sönmez, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın faizi ekonomik bir araç olmaktan çıkardığını söyledi.

Diğer ülkelerde merkez bankalarının faizleri ekonomik dengeler aracı olarak kullandığını vurgulayan Sönmez, “Öncelikle de enflasyonu önlemede bir araçtır” dedi.

Türkiye’de enflasyon yükselirken faizin düşürüldüğünü dünyadaki diğer ülkelerin ise bunun tersini yaptığını anımsatan Sönmez, “Türkiye’de enflasyonu önlemek gibi bit kaygı yok. Daha çok seçimlere doğru ekonomiyi canlı götürme kaygısı ön planda. Bunun için faizleri, düşürdüler” diye konuştu.

Enflasyonla faiz arasında şu anda 68 puanlık bir fark olduğuna dikkati çeken Mustafa Sönmez, şunları ifade etti: MB faizi alet çantasından çıkarıp attı. Artık işe yaramıyor. Enflasyon yüksekken faizi indirmek birazda siyasi bir mesaj. KKM hesaplarında birikimleri olan vatandaşların kayıplarına gelinde, çok zarar etmiş olmuyorlar. Hatta birikimler artıyor.  Çünkü KKM’de taban MB faizi + 3 puandır. KKM başladığında faiz 14 idi. + 3 daha toplamda 17 yapıyordu. Bu 12’ye indirildiği için 12 + 3 olunca 15’e düşmüş oldu. Yani bir azalma oldu denilebilir ama dövizdeki artış sürdüğü için zarar etmiyorlar.

Paylaşın

İhtiyaç Kredilerinde Faizler Yüzde 60’ı Buldu

Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası (TCMB), faiz indirimine devam ederken, krediye ulaşım sorunları devam ediyor. Vatandaşların kullandığı ihtiyaç kredilerinde faizler yüzde 60’ı buluyor.

Merkez Bankası (TCMB) politika faizini yüzde 12’ye çekti ancak kredi faizleri ile arasında açılan makas yine kapanmadı. Merkez Bankası’nın geçen ay zorunlu karşılıklar ile yaptığı düzenleme ticari kredi faizlerinin düşmesine yol açtı fakat aynı durum tüketici kredilerine yansımadı.

Yüzde 60 faiz

Kârlarını katlayarak artıran bankalarda tüketici kredi faizleri yüzde 60 bandına kadar çıkmış durumda. Yurttaşlar, ihtiyaç kredilerinde yıllık yüzde 27 ile yüzde 60’a varan oranlarda maliyetle karşı karşıya kalırken, bu oran konut kredilerinde yüzde 15’den başlayıp yüzde 49’lara kadar çıkmış durumda.

Sözcü’den Mehtap Özcan Ertürk’ün haberine göre; kamu bankalarında sıfır konuta yüzde 1,20, ikinci el konutta yüzde 1,29 olan krediler “zor” onaylanırken, bazı kamu bankaları da 200 bin TL üzeri konut kredisi vermiyor. Bu durumda kamu bankalarında uygulanan düşük faiz, kredi kullandırım hacmine aynı ölçüde yansımıyor. KOBİ’ler ise yüzde 50’leri bulan yıllık maliyetlerle kredi bulabiliyor. Üstelik bankalar kredi verme konusunda da oldukça isteksiz davranıyor.

Bileşik referans oranı

20 Ağustos itibarıyla bankalar kredi faizinde, TCMB tarafından belirlenen ve son olarak yüzde 16,32 olan yıllık bileşik referans oranının 1,4 katı olarak uyguladıkları krediler için yüzde 20 menkul kıymet tesisi yapmak zorundalar.

TCMB’nin bu kararı ticari kredi faizlerinin yüzde 30’u aşmasını neredeyse imkansız hale getirince bankalar bu kez kredi tahsis ücreti ve yüksek komisyonlar uygulamaya başladı. Bu uygulama ile rotatif krediler kamuda 18,50-19 seviyelerine, özel bankalarda ise yüzde 20-21 seviyelerine geriledi. Son olarak bankaların ticari krediler için müşterilerinden bloke mevduat teminatı da talep ettikleri belirtiliyor.

Paylaşın

Konut Ve Tüketici Kredilerine Sigorta Düzenlemesi

Tüketici kredisi sözleşmeleri ile konut finansmanı sözleşmeleri yönetmeliklerine hizmet ile kredi bağlantılı sigorta hariç olmak üzere sigortayı tanımlayan maddeler eklendi. 1 Ocak 20223 tarihinde başlayacak düzenlemeye ilişkin karar Resmi Gazete’de yayınlandı.

Tüketici kredisi sözleşmeleri ile konut finansmanı sözleşmeleri, sigortalı ve sigortasız olarak hazırlanacak karşılaştırmalı ödeme planıyla teklif edilebilecek. Uygulama 1 Ocak 20223 tarihinde başlayacak.

Tüketici kredisi sözleşmeleri ile konut finansmanı sözleşmeleri yönetmeliklerine “yan finansal ürün” başlığıyla tüketiciye sunulan her türlü ürün veya hizmet ile kredi bağlantılı sigorta hariç olmak üzere sigortayı tanımlayan maddeler eklendi.

Resmi Gazete’nin bugünkü sayısında yayımlanan ve her iki yönetmelikte de bu yönde düzenlemeler içeren yönetmeliklere göre, kredi verenler; tüketicinin talep ettiği kredi tutarı ve süresi esas alınarak hazırlanacak örnek ödeme planı ile sigortalı ve sigortasız kredi teklifleri sunulması halinde, her iki teklife ilişkin örnek ödeme planları, kredi taksit tutarlarının eşit olması halinde örnek ödeme planı yerine taksit tutarı ve toplam geri ödeme tutarına ilişkin karşılaştırmalı bilgiyi sunmak zorunda olacaklar.

Tüketicinin yazılı olarak veya kalıcı veri saklayıcısı ile açık talebi olmaksızın kredi bağlantılı sigorta yaptırılamayacak. Kredi veren, kredi bağlantılı sigorta içermeyen bir sözleşmeyi de tüketiciye teklif etmek koşuluyla kredi bağlantılı sigorta yaptırılmasını içeren bir kredi sözleşmesini tüketiciye sunabilecek.

Tüketicinin istediği sigorta şirketinden sağladığı, kredi tutarı ve süresi ile uyumlu, dain-i mürtehini kredi veren olan sigorta poliçesi, tüketiciye önerilen kredinin koşullarında değişikliğe sebep olmaksızın kredi veren tarafından kabul edilmek zorunda olacak.

Tüketici kredisi sözleşmesi, kredi ile ilgili olanlar hariç yan finansal ürün ve hizmetlerin satın alınması şartına bağlanamayacak.

Kredi bağlantılı sigortanın kredi konusu ile uyumlu olması zorunlu tutuldu. Krediye ilişkin aynı teminatı içeren birden fazla sigorta ve kredi tutarını aşan sigorta yapılamayacak.

Yapılan düzenlemeye göre, belirsiz süreli tüketici kredilerinde akdi faiz oranının düşürülmesi durumunda bu değişiklik, bildirimin yapıldığı döneme ilişkin son ödeme tarihinden itibaren hüküm ifade edecek.

Tüketici kredisi sözleşmeleri yönetmeliğinin; 14 gün içinde herhangi bir gerekçe göstermeksizin ve cezai şart ödemeksizin tüketici kredisi sözleşmesinden cayma hakkına ilişkin maddesinde yapılan düzenlemeye göre, cayma hakkı süresi içinde kredi borcunun tamamının erken ödenmesi halinde bildirim aranmaksızın bu madde hükümleri uygulanacak.

(Kaynak: Reuters)

Paylaşın

Merkez Bankası Faizi Yüzde 12’ye Çekti

Merkez Bankası, politika faizini yüzde 13’ten yüzde 12’ye indirildiğini bildirdi. Karara ilişkin yapılan açıklamada, “Temmuz başından bu yana öncü göstergeler zayıflayan dış talebin etkisiyle büyümede bir yavaşlamaya işaret etmektedir” ifadelerine yer verildi.

Haber Merkezi / Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Para Politikası Kurulu (PPK) faiz kararını açıkladı. Merkez Bankası politika faizini 100 baz puan indirerek yüzde 13’ten 12’ye çekti.

Merkez Bankası geçen ay politika faizini 100 baz puan indirerek yüzde 13’e düşürmüştü. TCMB böylece 2022 yılında yüzde 14 seviyesinde tuttuğu politika faizini ikinci kez değiştirdi.

Kurul tarafından yapılan açıklamada büyüme vurgusu ve istihdam kazanımları şu ifadelerle paylaşıldı: “2022’nin ilk yarısında güçlü bir büyüme gözlemlenmiştir. Temmuz başından bu yana öncü göstergeler zayıflayan dış talebin etkisiyle büyümede bir yavaşlamaya işaret etmektedir.

İstihdam kazanımları benzer ekonomilere göre daha olumlu seyretmektedir. Özellikle istihdam artışına katkı veren sektörler dikkate alındığında büyüme dinamiklerinin yapısal kazanımlarla desteklenmekte olduğu görülmektedir. Büyümenin kompozisyonunda sürdürülebilir bileşenlerin payı artarken, turizmin cari işlemler dengesine beklentileri aşan güçlü katkısı devam etmektedir…

Ayrıca, son dönemde belirgin şekilde açılan politika-kredi faizi makasının ilan edilen makroihtiyati tedbirlerin katkısı ile geldiği denge yakından takip edilmektedir. Kurul, parasal aktarım mekanizmasının etkinliğini destekleyecek araçlarını güçlendirmeye devam edecektir.

Bununla birlikte, üçüncü çeyreğe ilişkin öncü göstergeler azalan dış talebin etkisiyle iktisadi faaliyette ivme kaybının devam ettiğine işaret etmektedir. Küresel büyümeye yönelik belirsizliklerin ve jeopolitik risklerin arttığı bir dönemde sanayi üretiminde yakalanan ivmenin ve istihdamdaki artış trendinin sürdürülmesi açısından finansal koşulların destekleyici olması önem arz etmektedir.

Bu çerçevede Kurul, politika faizinin 100 baz puan düşürülmesine karar vermiş, mevcut görünüm altında güncellenen politika faiz düzeyinin yeterli olduğunu değerlendirmiştir.

Fiyat istikrarının sürdürülebilir bir şekilde kurumsallaşması amacıyla TCMB’nin tüm politika araçlarında kalıcı ve güçlendirilmiş liralaşmayı teşvik eden geniş kapsamlı bir politika çerçevesi gözden geçirme süreci devam etmektedir. Değerlendirme süreçleri tamamlanan kredi, teminat ve likidite politika adımları para politikası aktarım mekanizmasının etkinliğinin güçlendirilmesi için kullanılmaya devam edilecektir. “

TCMB’nin kararı öncesinde dolar/TL kuru Aralık 2021’deki tarihi zirvesini geçti ve gün içinde 18,40 seviyesini aştı.

Reuters anketine katılanların çoğu, TCMB’nin faizleri sabit tutmasını bekliyordu. Ankete katılan 14 ekonomistin 11’i TCMB’nin faizleri değiştirmeyeceğini öngörüyor, biri 50 baz puan; ikisi 100 baz puan indirime gideceğini tahmin ediyordu.

Reuters’ın aktardığına göre Londra merkezli bağımsız ekonomik araştırma şirketi Capital Economics’ten kıdemli ekonomist Liam Peach, TCMB’nin bu ay büyümenin önünü açmak gerekçesiyle faizleri indirebileceğini söylüyor ve Temmuz ayında endüstriyel üretimin aylık bazda düştüğünü hatırlatıyor.

Bloomberg HT Araştırma Birimi tarafından gerçekleştirilen ankete katılan17 kurumun ortalama beklentisiyse faizin 50 baz puanla yüzde 12,50 seviyesine indirileceği yönündeydi.

Buna göre 9 kurum faizlerde indirime gidilmesini beklerken, bunların 8’i 100 baz, biri ise 50 baz puanlık faiz indirimi beklentisi açıklamıştı.

Paylaşın

Fed, Piyasaların Merakla Beklediği Faiz Kararını Açıkladı

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Merkez Bankası (Fed), politika faizini 75 baz puan artırarak yüzde 3-3,25 aralığına yükseltti. Faiz artırma kararı oybirliği ile alındı. Fed, bundan önceki iki toplantısında da faiz artışına gitmişti.

Haber Merkezi / Piyasalarda, Fed’in enflasyonun 1980’lerden bu yana en yüksek düzeye çıktığı ülkede fiyat artışlarını dizginleyebilmek amacıyla faizleri bu yıl beşinci kez artıracağı ve bu artışın yüzde 0,75 olacağı tahminleri yaygındı.

Karar metninde önümüzdeki toplantılarda faiz artışlarının devam etmesinin uygun olacağı yönündeki yönlendirme yeniden kullanıldı.

Enflasyon hedefinin yüzde 2 olduğu tekrar edildi. Ağustos ayında ise enflasyon yıllık yüzde 8,3 olarak kaydedilmişti.

Banka faizlerin artmasıyla birlikte tüketimin azalmasını ve talebin düşmesiyle de fiyatların aşağı çekilmesini umuyor. Ancak ekonomide faizlerdeki değişikliklerin etkilerini göstermesi zaman alıyor.

Bir yandan da Fed faiz artışlarında fazla ileri giderse, bu kez de tam tersine ekonomik büyümeyi boğması ve işsizliği daha da artırarak, resesyon kaygılarını körüklemesi riski dile getiriliyor.

Fed, son faiz artışıyla enflasyonu aşağı çekme konusunda kararlı olduğunu gösterdi. Fed yönetim kurulu üyesi Christopher Waller geçtiğimiz günlerde yaptığı bir açıklamada bunu “Enflasyonu indiremezsek sıkıntıya gireriz. O nedenle birinci önceliğimiz enflasyon olacak” sözleriyle anlatmıştı.

Waller işsizlik oranı yüzde 5’in altında kaldığı sürece faizler konusunda agresif olabileceklerini yüzde 5’i aştığı durumda bazı tavizlerin gündeme gelebileceğini vurgulamıştı.

Fakat Fed, borçlanma maliyetlerini bu kadar hızlı artırmasına rağmen fiyatlardaki artışı dizginleme konusunda henüz başarılı olabilmiş gibi görünmüyor.

Ağustos ayındaki yıllık enflasyon yüzde 8,3 ile bir önceki aydan biraz daha az gelse de beklentilerin üzerinde kalmıştı.

Petrol fiyatlarındaki gerilemeyle ikinci el otomobil ve uçak bileti gibi doğrudan etkilenen ürün ve hizmetlerin fiyatları düşerken gıda, kira ve elektrik faturaları gibi diğer temel harcama kalemlerindeki artış sürdü.

Paylaşın

Denizbank Ve İş Bankası Rusya Ödeme Sistemi ‘Mir’den Çıktı

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Hazinesi Yabancı Varlıklar Kontrol Dairesi’nin (OFAC), Rusya Merkez Bankası tarafından 1 Mayıs 2017’de kurulan Mir ödeme sisteminin kullanımının Rusya dışında yayılmasına yardım edenlere yaptırım uygulamaya hazır olduğunu duyurmasının ardından, Denizbank ve İş Bankası sistemden çıktı.

Şu anda çoğunlukla Aeroflot ve Rus Demiryolları gibi şirketler tarafından kabul gören Mir ödeme sistemi, Türkiye’yi ziyaret eden onbinlerce Rus turist arasında popüler popülerdi.

İş Bankası’nın hisseleri Mir ödeme sistemini askıya aldığını açıklamasının ardından yüzde 10 değer kaybederken, banka ulusal ve uluslararası kanunlar, düzenlemeler ve ticari iş prensiplerine bağlı olduğunu açıkladı.

Denizbank ise “Şu anda Mir’de hizmet sağlayamıyoruz” dedi ve bankanın uluslararası ambargo kurallarına uygun hareket ettiğini” belirtti.

Ankara, prensipte Rusya’ya uygulanan Batı ambargolarına ilke olarak karşı çıkıyor ve hem Moskove hem de Kiev ile yakın ilişkileri bulunuyor.

Ancak Amerika’da diplomatlar özellikle geçen hafta Özbekistan’da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Rusya lideri Vladimir Putin’in görüşmelerinin ardından Türkiye ve Rusya arasında gelişen ekonomik ilişkilerden kaygı duyuyor.

Amerikan Hazine Bakanlığı geçen ay büyük Türk işletmelerine bir mektup yollayıp, ambargo uygulanan Ruslarla ticari ilişkilerini devam ettirmeleri durumunda ceza uygulanacağı uyarısında bulunmuştu.

Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati ise bu kaygıların “anlamsız” olduğunu söylemişti.

Nebati Nisan ayında da, Türkiye ekonomisi açısından kritik önemdeki Rus turistlerin Mir sistemiyle kolayca ödeme yapabileceklerini belirtmişti.

İş Bankası ve Denizbank’n Mir ödeme sisteminden çıkmasına karşın, Halkbank, Vakıfbank ve Ziraat Bankası gibi devlet bankaları hala sistemi kullanıyor.

Mir Ödeme Sistemi nedir?

Mir, Rusya Merkez Bankası tarafından 1 Mayıs 2017’de kabul edilen yasa ile kurulan bir ulusal ödeme sistemidir. Şu anda çoğunlukla Aeroflot ve Rus Demiryolları gibi Rusya merkezli şirketler tarafından kabul edilmektedir, ancak Rus iştirakleri olan yabancı şirketler arasında yavaş yavaş kabul görmektedir. Sistem, Rusya Ulusal Kart Ödeme Sistemi tarafından işletilmektedir ve Rusya Merkez Bankası’nın yüzde yüz iştirakidir.

Sistem, 2016 yılında, birkaç Rus bankasının ABD merkezli Visa ve MasterCard tarafından onlara uygulanan yaptırımlar nedeniyle hizmetleri reddedilmesinin ardından potansiyel elektronik ödeme bloklarının üstesinden gelmenin bir yolu olarak tasarlandı.

Mir sisteminde çalışan ilk kartlar Aralık 2015’te piyasaya sürüldü. Rusya’nın önde gelen bankası Sberbank tarafından da Ekim 2016’da kullanılmaya başlandı. 2016 yılı sonunda 64 banka tarafından 1.76 milyon Mir kartı çıkarıldı ve Kasım 2019’a kadar bu sayı 69.8 milyona yükseldi.

Mir esas olarak Rus hükümeti tarafından desteklenir ve tüm vergi ve emeklilik ödemelerinin 1 Mayıs 2017’de yürürlüğe giren mevzuatla Ocak 2018’e kadar sistem üzerinden uygulanmaya başlanmasını zorunlu tuttu. Bankalar, daha yerleşik ödeme sistemlerine ait kartlara kıyasla maliyetlerinin daha yüksek olabileceğinden korktukları için Mir kartları kullanmak konusunda isteksizdi.

Paylaşın

Merkez Bankası Açıkladı: Net UYP’de 217 Milyar Dolarlık Açık

Merkez Bankası verilerine göre, Türkiye’nin yurt dışı varlıkları ile yükümlülüklerinin farkı olarak tanımlanan net uluslararası yatırım pozisyonu temmuz ayında eksi 217,3 milyar dolar oldu.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), Temmuz 2022 dönemine ilişkin net uluslararası yatırım pozisyonu (UYP) verilerini açıkladı.

Temmuz sonu itibarıyla, UYP verilerine göre, Türkiye’nin yurt dışı varlıkları, 2021 yıl sonuna göre yüzde 0,3 oranında azalışla 287,3 milyar dolar, yükümlülükleri ise yüzde 7,3 oranında azalışla 504,6 milyar dolar oldu.

Böylece, Türkiye’nin yurt dışı varlıkları ile yurt dışına olan yükümlülüklerinin farkı olarak tanımlanan net UYP, 2021 yıl sonunda eksi 256 milyar dolar iken 2022 Temmuz sonunda eksi 217,3 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti.

Varlıklar alt kalemleri incelendiğinde, rezerv varlıklar kalemi 2021 yıl sonuna göre yüzde 8,9 oranında azalışla 101,3 milyar dolar, diğer yatırımlar kalemi yüzde 4,9 oranında artışla 127,6 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti.

Diğer yatırımlar alt kalemlerinden bankaların Yabancı Para ve Türk Lirası cinsinden efektif ve mevduatları yüzde 3,6 oranında artışla 53,4 milyar dolar oldu.

Yükümlülükler alt kalemleri incelendiğinde, doğrudan yatırımlar (sermaye ve diğer sermaye) piyasa değeri ile döviz kurlarındaki değişimlerin de etkisiyle 2021 yıl sonuna göre yüzde 22,9 oranında azalışla 109,5 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti.

Paylaşın

Türkiye’nin ‘Kısa Vadeli Dış Borç’ Stoku 182 Milyar Dolara Yükseldi

Türkiye’nin kısa vadeli dış borç stoku zirve seviyelerdeki seyrini sürdürdü. Orijinal vadesine bakılmaksızın vadesine bir yıl ya da daha az kalmış dış borç verisi kullanılarak hesaplanan kalan vadeye göre, kısa vadeli dış borç stoku 182 milyar dolar oldu.

Haziran ayında bu kalemde 182,5 milyar dolarla rekor kaydedilmişti. Türkiye’de kısa vadeli dış borç stoku 2021 yıl sonuna göre yüzde 10,7 oranında artışla 134,6 milyar dolara çıktı.

Bankalar kaynaklı kısa vadeli dış borç stoku yüzde 7,6 oranında artarak 55,3 milyar dolar olurken, diğer sektörlerin kısa vadeli dış borç stoku yüzde 12,2 oranında artarak 49,5 milyar dolar düzeyinde gerçekleşti.

Özel sektörün yurtdışı kredi borcu 162 milyar dolar

Öte yandan Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası (TCMB), dün özel sektörün yurtdışı kredi borçlarına ilişkin verilerini yayınlamıştı. Buna göre;

Temmuz sonu itibarıyla, özel sektörün yurtdışından sağladığı toplam kredi borcu, 2021 yıl sonuna göre 7 milyar dolar azalarak 162 milyar dolar oldu. Vadeye göre incelendiğinde, 2021 yıl sonuna göre, uzun vadeli kredi borcunun 7,1 milyar dolar azalarak 154,5 milyar dolar; kısa vadeli kredi borcunun (ticari krediler hariç) ise 85 milyon dolar artarak 7,6 milyar dolar düzeyinde gerçekleştiği gözlendi.

Borçluya göre dağılıma bakıldığında, uzun vadeli kredi borcuna ilişkin olarak, bir önceki yıl sonuna göre bankaların kredi biçimindeki borçlanmaları 2,9 milyar dolar, tahvil ihracı biçimindeki borçlanmaları ise 2,9 milyar dolar azalarak 17,1 milyar dolar seviyesine indi. Aynı dönemde, bankacılık dışı finansal kuruluşların kredi biçimindeki borçlanmaları 435 milyon dolar, tahvil stoku da 7 milyon doları azalarak 1,8 milyar dolar oldu. Söz konusu dönemde, finansal olmayan kuruluşların kredi biçimindeki borçlanmaları 10,3 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti. Kısa vadeli kredi borcuna ilişkin olaraksa, 2021 yıl sonuna göre bankaların kredi biçimindeki borçlanmaları 142 milyon dolar artışla 4,9 milyar dolara; finansal olmayan kuruluşların kredi biçimindeki borçlanmaları ise 319 milyon dolar artışla 1 milyar 196 milyon dolar seviyesine yükseldi.

Alacaklıya göre dağılım incelendiğinde, uzun vadeli kredi borcuna ilişkin olarak, temmuz sonu itibarıyla tahvil hariç özel alacaklılara olan borç, bir önceki yıl sonuna göre 2,8 milyar dolar azalarak 104,7 milyar dolar olarak gerçekleşti. Kısa vadeli kredi borcuna ilişkin olarak ise, tahvil hariç özel alacaklılara olan borcun bir önceki yıl sonuna göre 169 milyon dolar artarak 7,3 milyar dolar seviyesinde gerçekleştiği gözlendi.

Döviz kompozisyonuna bakıldığında, 154,5 milyar dolar tutarındaki uzun vadeli kredi borcunun yüzde 65,0’ının ABD doları, yüzde 31,6’sının euro, yüzde 1,5’inin Türk Lirası ve yüzde 1,9’unun ise diğer döviz cinslerinden oluştuğu görüldü. 7,6 milyar dolar tutarındaki kısa vadeli kredi borcunun ise yüzde 41,7’sinin ABD doları, yüzde 37,3’ünün euro, yüzde 17,5’inin Türk Lirası ve yüzde 3,5’inin diğer döviz cinslerinden oluştuğu belirlendi.

Sektör dağılımı incelendiğinde, temmuz sonu itibarıyla, 154,5 milyar dolar tutarındaki uzun vadeli toplam kredi borcunun yüzde 37,7’sini finansal kuruluşların, yüzde 62,3’ünü ise finansal olmayan kuruluşların borcu oluşturtu. Aynı dönemde, 7,6 milyar dolar tutarındaki kısa vadeli toplam kredi borcunun yüzde 79,9’unu finansal kuruluşların, yüzde 20,1’ini ise finansal olmayan kuruluşların borcu meydana getirdi.

Özel sektörün yurt dışından sağladığı toplam kredi borcu, temmuz sonu itibarıyla kalan vadeye göre incelendiğinde, 1 yıl içinde gerçekleştirilecek olan anapara geri ödemelerinin toplam 44,2 milyar dolar tutarında olduğu gözlendi.

Paylaşın

Piyasaların Yıl Sonu Enflasyon, Dolar Ve Faiz Beklentisi Belli Oldu

Merkez Bankası, eylül ayı piyasa katılımcıları anketini sonuçlarına göre, yıl sonu enflasyon beklentisi yüzde 70,60’tan yüzde 67,73 seviyesine geriledi. Ankete katılan piyasa katılımcıları 12 ay sonra enflasyonun yüzde 36,74 seviyesinde olacağını tahmin ediyor. Bir önceki dönemde bu tahmin yüzde 41,99’du.

Haber Merkezi / Katılımcıların cari yıl sonu döviz kuru (Dolar/TL) beklentisi bir önceki anket döneminde 19,65 TL iken, bu anket döneminde 19,51 TL oldu. 12 ay sonrası döviz kuru beklentisi ise aynı anket dönemlerinde sırasıyla 22,03 TL ve 22,07 TL olarak gerçekleşti.

Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası (TCMB) eylül ayına ilişkin Piyasa Katılımcıları Anketini yayımladı.

Buna göre, katılımcıların cari yıl sonu tüketici enflasyonu (TÜFE) beklentisi yüzde 70,6’dan yüzde 67,73’e geriledi. 12 ay sonrası TÜFE beklentisi bir önceki anket döneminde yüzde 41,99 iken, bu anket döneminde yüzde 36,74 oldu. 24 ay sonrası TÜFE beklentisi ise yüzde 24,35’ten yüzde 20,63 seviyesine indi.

Katılımcıların cari yıl sonu döviz kuru (ABD Doları/TL) beklentisi 19,65’ten 19,51 seviyesine geriledi. 12 ay sonrası döviz kuru beklentisi ise 22,03 seviyesinden 22,07’ye yükseldi.

Katılımcıların BİST Repo ve Ters-Repo Pazarı’nda oluşan cari ay sonu gecelik faiz oranı beklentisi bir önceki anket döneminde yüzde 14,00 iken, bu anket döneminde yüzde 12,83’e geriledi. TCMB bir hafta vadeli repo ihale faiz oranı cari ay sonu beklentisi de bir önceki anket döneminde yüzde 14,00 iken, bu anket döneminde yüzde 13,00 olarak gerçekleşmiştir.

Büyüme tahmini yükseldi

Katılımcıların GSYH 2022 yılı büyüme beklentisi bir önceki anket döneminde yüzde 3,7 iken, bu anket döneminde yüzde 4,8 olarak gerçekleşti. GSYH 2023 yılı büyüme beklentisi ise bir önceki anket döneminde yüzde 3,8 iken, bu anket döneminde yüzde 4,5’e çıktı.

Paylaşın