Ekmek Zammı Kapıda: 8 Lira Olabilir

TMO fırıncılara verdiği ucuz un desteğini kesti. Tohum Platformu Kurucusu Mine Ataman, desteğe devam edilmemesi halinde 5 liraya satılan 200 gram ekmeğin 8 liraya çıkabileceğini açıkladı.

Türkiye Fırıncılar Federasyonu Başkanı Halil İbrahim Balcı, un fiyatlarının yanı sıra temmuzda zamlanacak asgari ücretle birlikte ekmek maliyetinin daha da artacağını, ekmek zammı için önümüzdeki günlerde odaların resmi başvuru yapacağını söyledi.

Türkiye Un Sanayicileri Federasyonu (TUSAF) Başkanı Haluk Tezcan, 5 liralık ekmeğin içindeki unun maliyetinin 2 lirayı geçmeyeceğini, bu nedenle desteğin kesilmesinin ekmekte çok büyük zam baskısına yol açmayacağını ileri sürdü.

Sözcü’den Erdoğan Süzer’in haberine göre; Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) yoksul ekmek yiyebilsin diye uygulanan ucuz un desteğine seçimlerin hemen ardından son verdi. Türkiye Fırıncılar Federasyonu Başkanı Halil İbrahim Balcı, desteğin kaldırılmasıyla birlikte 50 kilogramlık bir çuval ekmeklik unun fiyatının 350 liradan 500-550 lira bandına yükseldiğini bildirdi.

Balcı, un fiyatlarının yanı sıra temmuzda zamlanacak asgari ücretle birlikte ekmek maliyetinin daha da artacağını, ekmek zammı için önümüzdeki günlerde odaların resmi başvuru yapacağını söyledi.

Tohum Platformu Kurucusu Mine Ataman, desteğe devam edilmemesi halinde 5 liraya satılan 200 gram ekmeğin 8 liraya çıkabileceğini açıkladı. 2021 sonunda doların aşırı yükselmesi, akaryakıt fiyatlarının 3 katına çıkması, doğalgaz ve elektrik zamları ile buğday fiyatlarının tavan yapması üzerine ekmekte olağanüstü zam baskısı oluşmuş, ekmeği ucuzlatmak için Hazine üzerinden fırıncılara ucuz un desteği sağlanmaya başlamıştı.

Bu destek sayesinde TMO 7.5 liralık 1 kilo buğdayı un fabrikalarına 4.5 liradan verdi. Fabrikalar da 500-550 liralık 1 çuval unu fırınlara 325-360 liradan sattı. Böylece ekmek fiyatlarının 5 lira civarında kalması devlet desteğiyle sağlanabildi.

Ancak ucuz un desteği, seçimlerden hemen sonra, 31 Mayıs itibarıyla sona erdi. Yeni ekonomi yönetimi, Hazine’ye önemli yük getiren desteğe devam konusunda şu ana kadar herhangi bir adım atmadı. Federasyon Başkanı Balcı, “Un desteği yine olur mu, olmaz mı bilemiyoruz. Yeni ekonomi yönetiminin vereceği karara göre ekmek fiyatında önümüzü görebileceğiz” dedi.

Unculara göre zam gerekmez

Fırıncılar ekmeğe yüzde 50 ile 60 arasında zam beklerken Türkiye Un Sanayicileri Federasyonu (TUSAF) Başkanı Haluk Tezcan, 5 liralık ekmeğin içindeki unun maliyetinin 2 lirayı geçmeyeceğini, bu nedenle desteğin kesilmesinin ekmekte çok büyük zam baskısına yol açmayacağını ileri sürdü.

325 liraya sattıkları un fiyatının desteğin kesilmesiyle ortalama 480 liraya çıktığını belirten Tezcan, ekmek üretiminde işçilik, nakliye, kira ve enerji maliyetlerinin undan çok daha fazla etki ettiğini, ekmeğe un kaynaklı yüksek bir zam olmayabileceğini söyledi.

Paylaşın

TÜSİAD: Mehmet Şimşek’in Rasyonel Politikalara Dönüş Vurgusu Çok Önemli Bir Adım

TÜSİAD Yüksek İstişare Konseyi toplantısında konuşan Başkan Orhan Turan, “Hazine ve Maliye Bakanımız Sayın Mehmet Şimşek’in rasyonel politikalara dönüş vurgusunun bu doğrultuda çok önemli bir adım olduğunu düşünüyoruz” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Sayın Bakan’ın da ifade etmiş olduğu gibi kolay çözümler ya da hızlı sonuç verecek yöntemler bulunmuyor olsa da şeffaflık, hesap verilebilirlik ve öngörülebilirlik prensipleri doğrultusunda, kural temelli politika yapımına bağlı kalınması, ekonomideki bu zor durumun aşılmasını sağlayacaktır.”

Orhan Turan, açıklamasının devamında, “Sayın Bakan’la az önce son derece faydalı ve yapıcı bir toplantı gerçekleştirdik. Ekonomimize ilişkin görüşlerimizi ve önerilerimizi Sayın Bakan’la paylaştık. Ekonomimizin çok daha iyi bir noktaya evrildiğini görmek, hepimizin ortak arzusu.

Bu çerçevede Ekonomik ve Sosyal Konseyin geniş bir yelpazede, toplumun çeşitli kesimlerinin temsilcilerinin katılımıyla ekonomik ve sosyal sorunlar ile bunlara ilişkin çözüm yolları hakkında görüş üretilmesinde önemli bir katkısı olabileceğini de değerlendirmekteyiz.

Sayın Bakan’la az önce son derece faydalı ve yapıcı bir toplantı gerçekleştirdik. Ekonomimize ilişkin görüşlerimizi ve önerilerimizi Sayın Bakan’la paylaştık. Ekonomimizin çok daha iyi bir noktaya evrildiğini görmek, hepimizin ortak arzusu.

Bu çerçevede Ekonomik ve Sosyal Konseyin geniş bir yelpazede, toplumun çeşitli kesimlerinin temsilcilerinin katılımıyla ekonomik ve sosyal sorunlar ile bunlara ilişkin çözüm yolları hakkında görüş üretilmesinde önemli bir katkısı olabileceğini de değerlendirmekteyiz” ifadelerini kullandı.

Türk Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (TÜSİAD) Yüksek İstişare Konseyi (YİK) toplantısı, İstanbul Sabancı Center’da gerçekleştirildi.

TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Orhan Turan ve TÜSİAD Yüksek İstişare Konseyi Başkanı Tuncay Özilhan Toplantının açılış konuşmalarını yaptı. Orhan Turan, şunları söyledi:

“Geçtiğimiz ay yapılan seçimlerle, ülkemizi ikinci yüzyılına taşıyacak yönetimi ve parlamentoyu seçtik. 13. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ı, kabinesini ve tüm vekillerimizi yeniden tebrik ediyorum.

Şimdi hepimizin birinci vazifesi, ülkemizi ortak gayemiz olan muasır medeniyetler seviyesine taşımak için çalışmak. Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılındaki kazanımları korumalı, güçlendirmeli ve eksiklerini gidermeliyiz. İkinci yüzyılımızda ulaşmak istediğimiz hedefimiz için bu parlamento döneminde elde edeceğimiz kazanımlar çok önemli olacak. Ben de bugünkü konuşmamda ülkemizin çok hak ettiği konuma süratle ulaşabilmesi için yapılması gerekenlere odaklanmak istiyorum. Önümüzde uzun bir yapılacak listesi olabilir.

Çünkü ülkemizin potansiyelinin bugünkü konumuna kıyasla çok daha yüksek olduğuna inanıyoruz. Güçlü bir tarihsel mirasımız, köklü bir kültürümüz var. Jeostratejik açıdan çok önemli bir coğrafyadayız. Dinamik, genç nüfusumuz, dünya çapında uzmanlarımız ve bilim insanlarımız var. Ülkemizin demokrasi geçmişi köklü. Ekonomik yapımız, sanayimizle bulunduğumuz coğrafyada öne çıkıyor. Dünyaya entegre, her yerle güçlü bir ekonomik etkisi olan bir iş dünyamız var.

Bürokratik kadrolarımızın sorunları çözme kabiliyeti yüksek. Nice tecrübeli devlet ve siyaset insanımız var. Sivil toplum geleneğimiz var canlı. Bu potansiyellerimiz ülkemizi çok daha yukarılara taşıyabileceğini gösteriyor. Uluslararası rekabet gücümüzü daha da artırmamız gerekiyor. Bölgesel ve küresel sorunların çözümünde çok daha etkin olabiliriz. Bilim, teknoloji ve sanatta uluslararası kıyaslamalardaki yerimizi çok daha yukarılara taşıyabiliriz. Mevcut sorunları el birliğiyle aşıp ülkemizi, Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılında bir üst lige taşıyabiliriz.

Bunun için de konuşmak, söyleşmek gerekiyor. Arzumuz ülkemizin barış, huzur, istikrar ve refah toplumu olma yolunda en ileri seviyeye ulaşması. Türkiye, coğrafya ve nüfus olarak büyük. Bölgesel, etnik, ekonomik, sosyal, kültürel açılardan farklılıklar sergileyen bir ülke. Hâliyle demokratik uzlaşma mekanizmasına ihtiyaç duyan bir ülke. Cumhuriyet yönetimi, toplumun tüm vatandaşlarının eşit katılımı üzerine kuruludur.

Bu Meclis döneminden temel beklentilerimiz demokrasi ve eşit vatandaşlık doğrultusunda ileriye gitmek. En ağır sorunları bile meşru zeminlerde tartışarak çözüm üretebiliriz. TÜSİAD olarak bir süredir toplumun farklı kesimleriyle söyleşme toplantıları düzenliyoruz. Yüzüncü yılımız vesilesiyle ‘Cumhuriyetimizin İkinci Yüzyılına Girerken’ adlı projemizi başlatmıştık. İnanç, etnik kimlik, cinsiyet, toplumsal grup, sınıf farkı gözetmeden Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılı için Türkiye hayalimizi konuşmaya başladık. Cumhuriyeti ve demokrasiyi birlikte nasıl güçlendireceğiz? Refahı artırırken bölüşümü daha adil nasıl yaparız? Çevreyi koruyan bir kalkınma nasıl olmalı? Küresel dönüşümlerde ulusal stratejimizi nasıl konumlandıracağız?

Bu sorulara cevap aradığımız toplantılar, farklı kesimlerin birbiriyle konuşabilmesinin, diyalog kurabilmesinin mümkün olduğunu gösteriyor. Bu toplantılar bize, söyleşme kavramının ne kadar kıymetli olduğunu gösterdi. Bu hafta sonu da iki çalıştayı farklı illerde düzenleyeceğiz. Toplantılarımıza sonbahara kadar devam edeceğiz. Daha önce de sizlerle paylaştığım gibi bu çalıştayların çıktılarını yine sonbaharda kamuoyu ile paylaşmayı planlıyoruz. TÜSİAD olarak biz de bu dönemde çözümün bir parçası olmaya, diyalog kanallarını hep açık tutmaya ve ülkemizi hak ettiği yere çıkaracak tüm çabalara katkı vermeye hazırız.

Toplumun yarısını oluşturan kadınların hâlâ şiddet görmesi, iş hayatında ve toplumsal hayatta ayrımcılığa uğraması Türkiye’nin ikinci yüzyılına yakışır özellikler değil. Bu nedenle ikinci yüzyılımızın ilk parlamentosundan beklentilerimizden birisi de 2021’de ayrılmış olduğumuz İstanbul Sözleşmesi’ne geri dönülmesi. Ayrıca ulusal düzeyde elimizdeki en güçlü yasal düzenleme olan 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesi Kanunu’na daha sıkı sarılmak ve en etkili şekilde uygulamak zorundayız. TÜSİAD olarak uzun yıllardır toplumsal cinsiyet eşitliği alanında çalışmalar yürütüyoruz. Çünkü ülkemizin hak ettiği demokrasi ve kalkınma düzeyine ulaşmak için bunu önemli buluyoruz.

Kadınların ve erkeklerin ekonomik yaşama, karar alma mekanizmalarına, siyasete ve toplumsal hayata eşit katılımı olması gerektiğine inanıyoruz. Parlamentodaki kadın oranının yüzde 20’ye yükselmesine rağmen toplumun yarısının temsili açısından maalesef yetersiz düzeyde olması, eşitlik yönünde daha fazla çaba gösterme konusundaki sorumluluğumuzu artırıyor. İkinci yüzyılımıza girerken toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlama konusunu tartışma dışı bırakmalıyız. Eğitime erişim, iş gücüne katılım, siyasette ve çalışma hayatında karar alıcı pozisyonlarda yer alma ve bakım sorumlulukları alanlarındaki kadın-erkek eşitsizliklerini ortadan kaldırmalıyız.

Yeni döneme ilişkin bir başka beklentimiz ise kapsamlı bir eğitim reformu. Küresel rekabet giderek yoğunlaşıyor. Yapay zeka uygulamaları başta olmak üzere dijital teknolojilerde baş döndürücü gelişmeler yaşanıyor. Böyle bir çağda eğitim sistemimiz çocuklarımızı ve gençlerimizi ezberciliğe değil; özgür, eleştirel ve yaratıcı düşünceye yöneltmeli. Gençlerimizin teknik ve sosyal becerilerini yükseltmeliyiz. İyi yabancı dil konuşmalarını sağlamalıyız. Gençlerimiz dünyadaki gelişmeleri takip edebilmeli.

Eğitim sistemimiz tüm çocuklarımıza fırsat eşitliği sağlamalı. Tüm çocuklarımıza kreşlerden başlayarak kaliteli eğitim vermeliyiz. Büyümenin nimetlerinden sadece iyi bir eğitimi finanse edebilenler yararlanmamalı, herkes yararlanmalı. Bu unsurları hayata geçirecek bir eğitim reformunu hızla gündeme almalıyız. Önce pandemi, ardından depremin etkilerinin eğitimde daha fazla fırsat eşitsizliğine yol açmaması için de el birliğiyle çalışmaya devam etmeliyiz.

Demokratikleşme, hukukun üstünlüğü, toplumsal cinsiyet eşitliği ve eğitim reformu gündemimizin önemli başlıkları. Bu başlıkların yanına değişen küresel sistemin etkin bir aktörü olmak, iklim değişikliği ile mücadele ve dijital dönüşüme hazır olmayı da eklemeliyim. Bu başlıklar, bugünümüzü olduğu kadar yarınımızı da doğrudan belirleyecek olsa da gündemi daha acil konular dolduruyor. Bunların en başında ekonomi geliyor. Göstergeler, ekonomide ciddi bir tabloya işaret ediyor. Artık hem cari açık hem bütçe açığı veriyoruz. Çifte açık, çözülmesi zor bir denklem yaratıyor.

Finansal sektörün temel işlevi olan kaynakların rasyonel dağılımını yerine getirmekte zorlanmaya başlamasının sonuçlarını hepimiz yaşadık. Gösterge faiz oranının sürekli olarak düşürülmesine rağmen reel sektörün krediye erişimi giderek zorlaştı. Ticari kredilerin artış hızı enflasyonun bir hayli altına indi. Finansmana erişim sorunu yatırımları baskıladı. Fiyatların, ekonominin gerçeğini yansıtmaz hâle gelmesi, özel sektörün risk ve getiri hesaplamalarını güçleştirdi. Bu da yatırım kararlarının ertelenmesine, yeni istihdam yaratma kapasitesinin azalmasına ve büyümenin zayıflamasına yol açtı.

“Mehmet Şimşek’in rasyonel politikalara dönüş vurgusunun bu doğrultuda çok önemli bir adım”

Tüketim artışı, yurt içi üretim artışı yerine ithalat ile karşılandı. Nitekim büyüme rakamları ve ardından gelmiş olan sanayi üretimi ve dış ticaret verileri bu durumu gösteriyor. 2021’in ilk çeyreğinden bu yana üretim-tüketim makası açılıyor. 2023 ilk çeyrek büyüme rakamlarında yıllık olarak sanayi yüzde 0,8 gerilerken tüketim yüzde 16,2 arttı. Bu durumun aşılabilmesi için para ve finans politikalarının değişmesi gerekiyor. Finansal kesimin iyi çalışması çok önemli. Finansal kesim sağlıklı olduğu, kendi fiyatlamalarını yapabildiği ölçüde, reel kesim de sağlıklı olur. İzlenecek olan politikalar, reel kesimin olağan yollardan finansmana ulaşabilmesini sağlamalı; üretim ve yatırımın önünü açmalı.

Bu çerçevede Cumhurbaşkanı Yardımcısı Sayın Cevdet Yılmaz, Hazine ve Maliye Bakanı Sayın Mehmet Şimşek ve Merkez Bankası Başkanı Sayın Hafize Gaye Erkan’a görevlerinde başarılar diliyorum. Hazine ve Maliye Bakanımız Sayın Mehmet Şimşek’in rasyonel politikalara dönüş vurgusunun bu doğrultuda çok önemli bir adım olduğunu düşünüyoruz. Sayın Bakan’ın da ifade etmiş olduğu gibi kolay çözümler ya da hızlı sonuç verecek yöntemler bulunmuyor olsa da şeffaflık, hesap verilebilirlik ve öngörülebilirlik prensipleri doğrultusunda, kural temelli politika yapımına bağlı kalınması, ekonomideki bu zor durumun aşılmasını sağlayacaktır.

Sayın Bakan’la az önce son derece faydalı ve yapıcı bir toplantı gerçekleştirdik. Ekonomimize ilişkin görüşlerimizi ve önerilerimizi Sayın Bakan’la paylaştık. Ekonomimizin çok daha iyi bir noktaya evrildiğini görmek, hepimizin ortak arzusu. Bu çerçevede Ekonomik ve Sosyal Konseyin geniş bir yelpazede, toplumun çeşitli kesimlerinin temsilcilerinin katılımıyla ekonomik ve sosyal sorunlar ile bunlara ilişkin çözüm yolları hakkında görüş üretilmesinde önemli bir katkısı olabileceğini de değerlendirmekteyiz. Enflasyon bu ay için biraz gerilemiş gözüküyor ancak devam eden zamlar ve TL’de yaşadığımız hızlı değer kaybı, bu sorunun bir süre daha bizimle kalacağını gösteriyor.

Oysaki sağlıklı bir büyüme ortamının ilk şartı, fiyat istikrarı. Paranın değerini korumak, parasal ve finansal istikrarı sağlamak görevi Merkez Bankaları’na verilmiştir. Merkez Bankaları, ekonomi yönetiminin merkezinde yer alırlar. Fiyat istikrarını sağlamak, mali sistemin sistemik risklerini kontrol altında tutmak ve ödeme sistemlerinin kesintisiz işleyişini gözetmek üzere çalışırlar. Merkez Bankaları’nın bu fonksiyonları büyüme, istihdam ve refah artışı için yaşamsal önemdedir. Önümüzdeki dönemde Merkez Bankamızın, kurumsal bağımsızlıkla birlikte bu misyonunu yerine getireceğini görmek en büyük dileğimiz.

Fiyat istikrarının acilen sağlanması konusu, Türkiye’nin rekabet gücünün artırılması ihtiyacının ihmal edilmesine yol açmamalı. Türkiye ekonomisinin tek meselesi, enflasyon ve faiz politikası değil. Ülkemiz uzun yıllardır ekonomik yapısında gerekli dönüşümü sağlayamadı. Ekonomi politikası olarak hep para ve finans politikalarına biraz da dış ticaret politikasına başvuruldu ama ekonomi deyince sadece konjonktürü hedefleyen politikaları anlamamalıyız. Umuyorum ki para politikalarında başarıyı yakalarız.

Makroekonomik istikrarı kısa sürede sağlayıp artık para politikasını konuşmaktan vazgeçeriz. Böylece asıl konuşmamız gereken konuya yoğunlaşabiliriz. Ekonomik yapıyı dönüştürmeye ve rekabet gücünü artırmaya başlayabiliriz. Gelir dağılımının iyileştirilmesi, büyümenin kapsayıcı olması ve hiçbir toplumsal kesimi geride bırakmama ilkelerini de unutmamalıyız. Bu çerçevede vergi sistemini daha adil hâle getirmeliyiz. Yoksullukla mücadeleyi güçlendirmeliyiz. Sosyal koruma yardımlarını daha etkin ve kurumsal yapmalıyız. Refah devletini derinleştirmeliyiz. 21’inci yüzyılın ikinci çeyreğine ilerlerken mevcut üretim yapımızı güncellemeliyiz.

Geleneksel yöntemlerle geleneksel üretime devam ederek küresel piyasalarda var olamayız. Dünya ticaretinde yüksek teknolojili ürün ve hizmetlerin payı artarken düşük ücret, düşük beceri, düşük teknoloji ile üretilenlerin payı azalıyor. Rekabet gücümüzü artırmak için ileri teknolojili ürün ve hizmetlere yönelmeliyiz. Daha fazla katma değer yaratmalıyız. Girişimcilerimizi ve KOBİ’lerimizi kurumsallaştırmalıyız. Çalışanlarımızın becerilerini çağa uydurmalıyız. Yeşil dönüşümü bütün bunlarla eş anlı olarak başarmalıyız. Bu dönüşüm tarımdan sanayiye, inşaattan hizmetlere tüm sektörleri ilgilendiriyor.

Bu dönüşüm için bir dizi alanda çok sayıda reforma bir an önce başlamalıyız. Bu reformlarla finansmana erişimi iyileştirmeliyiz. Kayıtlı çalışmayı teşvik etmeliyiz. Sadece son iki ayda sanayi, verimlilik, yüksek teknoloji alanlarında raporlar yayınladık. Verimliliği artırmalıyız. Sanayide yapısal değişimin duraklamasına paralel olarak verimlilik artışının da sınırlı olduğunu gördük. Her firmanın daha verimli olmasını sağlamamız gerektiği gibi kaynakların girişimler arası dağılımını da iyileştirmeliyiz. Verimliliği yüksek olan işletmeleri sanayi portföyümüzde artırmalıyız. Rekabet koşullarını daha adil hâle getirmeliyiz. Piyasa engellerini kaldırmalıyız. İş dünyasının ihtiyaç duyduğu nitelikli iş gücünün geliştirilmesini teşvik etmeliyiz.

“Temel öncelik rekabetçiliğin artırılması”

Eğitim-istihdam bağlantısını güçlendirerek vasıf uyumsuzluğunu gidermeliyiz. Beyin göçünü durdurmalıyız. Aksi hâlde global trendleri kaçırırız. Dijital dönüşüm ve yeşil dönüşüm Avrupa’nın da geleceğini şekillendiren iki temel dinamik. Geçtiğimiz hafta Avrupa İş Dünyası Konfederasyonu BusinessEurope Başkanlar Konseyi Madrid Zirvesi’ndeydik. Avrupa iş dünyası açısından da temel öncelik rekabetçiliğin artırılması. TÜSİAD olarak misyonlarımızdan birisi de ülkemizin iş dünyasını yurt dışında temsil etmek. Dünya piyasalarında ülkemizin ekonomik çıkarlarını korumak için çalışıyoruz.

Seçimler sonrası dönemde Türkiye-AB ilişkilerinin canlandırılması ve somut bir zeminde ilerlemesi hem bizim hem de Avrupa’nın ortak menfaatini oluşturuyor. Türkiye doğu-batı aksında Çin’den Almanya’ya kadar; kuzey-güney aksında ise Rusya’dan Suudi Arabistan’a geniş bir coğrafyadaki en etkili bölgesel güç. Bu özelliğiyle tüm Avrupa’nın rekabetçiliğine ve açık stratejik özerkliğine katkı sağlama potansiyeline sahip. Net-sıfır sanayi yapılanmasından Gümrük Birliği’nin güncellenmesine kadar gelecek odaklı pek çok başlıkta zaman kaybetmeden harekete geçilmeli. Stratejik alanlarda Türkiye-AB iş birliği ortak menfaatler doğrultusunda derinleştirilmeli.

İstikrarlı, dirençli ve sürdürülebilir yeni dünya düzeni için AB ile entegrasyon perspektifini koruyarak ortak yol haritası belirlenmeli. Üyesi olduğumuz BusinessEurope zirvesinde ve bu zirve çerçevesinde yaptığımız temaslarda tüm bu noktaları vurguladık. BusinessEurope, Avrupa’nın açık stratejik özerkliğinin ve ekonomik direncinin artırılması için yaptığı öneriler arasına Türkiye-AB Gümrük Birliği’nin, yeşil ve dijital dönüşüm politikalarını da kapsayarak güncellenmesini de almış bulunuyor.

Avrupa’da yeşil ve dijital dönüşüm gündemi Türkiye için çok önemli. Tedarik zincirlerinin kısaltılması, çeşitlendirilmesi, yakın coğrafyaya ve ortak değerlerin paylaşıldığı ülkelere taşınması, ülkemiz için birçok fırsat barındırıyor. Uluslararası güç dengelerinin ne yönde değişeceği konusunda farklı görüşler var. Tüm bu unsurları bir arada ele aldığımızda ilkeler ve kurallar bazlı dış politika önemli hâle geliyor. AB bir siyasi ve ekonomik istikrar, barış ve güvenlik projesi. Gümrük Birliği’nin güncellenmesi, AB ile vize serbestisinin hayata geçirilmesi gibi alanların, yeni hükümetin icraatında yer bulacağına inanıyoruz.

Hepimizi derinden sarsan deprem felaketini konuşmamda en sona bırakmış olmam, konunun öncelik sıralamasında sonda yer almasından kaynaklanmıyor. Tam tersine en çok aklımızda bu konu kalmalı. Seçim süreci deprem gündemini geri plana itmişti. Şimdi dikkatlerimizi yeniden bu konuya çevirmeliyiz. Gerek yaşadığımız depremin yaralarını sararak bölgenin eskisinden de daha iyi bir biçimde ayağa kaldırılması, gerekse de İstanbul depremine hazırlanmamız açısından deprem en hayati konumuz.

Deprem görev gücümüz iki senedir Marmara depremine dönük olarak iş dünyasının bilinçlendirilmesi konusunda çalışmalar yapıyor. Anladık ki gerçek beka sorunu, deprem. Hem merkezi hem de yerel yönetim düzeyinde birçok konuyu yeniden ele almamız gerekiyor. Deprem öncesinde kentleri depreme dirençli hâle getirmeliyiz. Gerçekleşmesi kaçınılmaz olan depremler sonrasında da yardımları hızlı ve etkin biçimde yapabilmeliyiz. Bunun için yeni bir yaklaşıma ihtiyacımız var. Bu yaklaşımın ana unsurunu da yönetişim konuları oluşturuyor. Kurumlarımızı ve kurallarımızı güçlendirerek afet yönetiminde planlı ve katılımcı bir süreci hayata geçirelim.

“Elimizden gelenin en iyisini yapmaya; üretime, yatırıma, ihracata, ülkemiz için değer yaratmaya devam edeceğiz”

Bu nedenle siyasi kutuplaşmanın ve kısa vadeli önceliklerin, bu gerçek beka sorununu gölgelemesine izin vermeyelim. Deprem bölgesinin yaralarını sarmak için var gücümüzle çalışmaya devam edelim. Marmara bölgesi için hazırlıklarımızı da süratle tamamlayalım. Deprem deyince aklıma Voltaire’in ‘Candide’ ya da ‘İyimserlik’ başlıklı kitabı geliyor. Aydınlanma çağının en önemli isimlerinden olan Voltaire bu kitabı 1755 yılındaki Lizbon depreminin ilhamı ile yazar. Candide, bir felaketten diğerine savrulurken iyimserliğini hep korumaya çalışır.

Sonunda Candide, İstanbul’da bir bahçıvanla yaptığı konuşmadan, insanın dünyasını iyileştirmesinin, herkesin elinden gelen işin en iyisini yapması ve üretmesiyle mümkün olduğunu anlar. Biz de yurdunu çok seven iş insanları olarak üretiyoruz, yatırım yapıyoruz, istihdam yaratıyoruz, iş ve aş sağlıyoruz. Elimizden gelenin en iyisini yapmaya; üretime, yatırıma, ihracata, ülkemiz için değer yaratmaya devam edeceğiz. El birliğiyle ülkemizi ikinci yüzyılında hak ettiği yere taşıyacağız. Bizim iyimserliğimiz, ülkemizin geleceğine duyduğumuz güvenden geliyor. Bu memleket bizim, hepimizin.”

Paylaşın

Bitcoin 25 Bin 400 Doların Üzerinde; Poligon Ve Polkadot Sert Düştü

Bitcoin (BTC) 25 bin 472 dolara yükselirken, Ethereum (ETH) ise bin 650 dolar seviyesinin üzerinde işlem görüyor. Poligon ve Polkadot ise yatırımcısına kaybettiren kripto paralar arasında yer aldılar.

Haber Merkezi / Kripto para piyasaları, haftanın son işlem günü karışık seyrini sürdürdü.

Dünyanın en büyük kripto para birimi Bitcoin (BTC) yüzde 1.90 artışla 25 bin 472 dolara, dünyanın en büyük ikinci kripto para birimi Ethereum (ETH) ise yüzde 1.51 artışla bin 668 dolara yükseldi.

Bitcoin (BTC), dün yüzde 3,7 düşüşle 24 bin 918 dolara, Ethereum (ETH) ise yüzde 5,81 düşüşle bin 638 dolara gerilemişti.

Bitcoin’in (BTC) hacmi, son 24 saatte yaklaşık yüzde 4 artışla 15,42 dolar olurken, piyasa değeri ise  494 milyar dolar civarında. Bitcoin’in piyasa değeri dün 483 milyar dolar civarındaydı.

Küresel kripto para piyasalarının değeri, son 24 saatte yüzde 1,22 artarak 1,04 trilyon dolar civarında işlem görüyor. Küresel kripto para piyasalarının değeri, dün yaklaşık 1,02 trilyon dolar seviyesindeydi.

Poligon ve Polkadot ise yatırımcısına kaybettiren kripto paralar arasında yer aldılar. Tüm stabilcoinlerin hacmi 37 milyar dolar ve bu, toplam kripto pazarının 24 saatlik hacminin yüzde 104’ü.

Bazı kripto para birimlerinde son durum ise şöyle:

Bitcoin 25,472 dolar, değer kazancı yüzde 1.90
Ethereum 1,668 dolar, değer kazancı yüzde 1.51
Tether 0.999 dolar, değer kazancı yüzde 0.01
BNB 237 dolar, değer kazancı yüzde 0.79
XRP 0.48 dolar, değer kaybı yüzde 0.78

Cardano 0.263 dolar, değer kazancı yüzde 0.90
Dogecoin 0.06179 dolar, değer kazancı yüzde 2.91
Polygon 0.5892 dolar, değer kaybı yüzde 5.08
Solana 14.84 dolar, değer kazancı yüzde 0.47

Litecoin 74.99 dolar, değer kazancı yüzde 2.95
Polkadot 4.37 dolar, değer kaybı yüzde 3.46
Tron 0.07032 dolar, değer kaybı yüzde 2.10
Avalanche 11.46 dolar, değer kazancı yüzde 0.21
Shiba Inu 0.00000676 dolar, değer kazancı yüzde 2.03

Paylaşın

Merkez Bankası’nın Yıl Sonu Enflasyon Beklentisi Yüzde 38,55’e Yükseldi

Merkez Bankası’nın yıl sonu enflasyon beklentisi yüzde 37,17’den yüzde 38,55’e yükseldi, 12 ay sonrası için enflasyon beklentisi ise yüzde 29,84’ten 30,65’e yükseldi. Banka’nın 24 ay sonrası için enflasyon beklentisi ise yüzde 17,74’ten yüzde 18,12’ye yükseldi.

Haber Merkezi / Merkez Bankası’nın yıl sonu dolar kuru beklentisi 23,09’dan 26,18 yükseldi. 12 ay sonrası döviz kuru beklentisi ise bir önceki anket döneminde 24,61 lira iken, bu anket döneminde 28,99 lira olarak gerçekleşti.

Merkez Bankası’nın 2023 büyüme tahmini ise 3,7’den 3,8’e yükseldi. Banka 2024 büyüme beklentisi de yüzde 4,6’dan yüzde 4,5’e düşürdü.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) Piyasa Katılımcıları Anketi’nin Nisan ayı sonuçlarını yayımlandı.

Buna göre, katılımcıların cari yıl sonu tüketici enflasyonu (TÜFE) beklentisi bir önceki anket döneminde yüzde 37,17 iken, bu anket döneminde yüzde 38,55, 12 ay sonrası TÜFE beklentisi bir önceki anket döneminde yüzde 29,84 iken, bu anket döneminde yüzde 30,65, 24 ay sonrası TÜFE beklentisi ise aynı anket dönemlerinde sırasıyla yüzde 17,74 ve yüzde 18,12 oldu.

Katılımcıların BİST Repo ve Ters-Repo Pazarı’nda oluşan cari ay sonu gecelik faiz oranı beklentisi bir önceki anket döneminde yüzde 9,21 iken, bu anket döneminde yüzde 18,13 oldu. TCMB bir hafta vadeli repo ihale faiz oranı cari ay sonu beklentisi ise bir önceki anket döneminde yüzde 8,50 iken, bu anket döneminde yüzde 17,56 olarak gerçekleşti.

Katılımcıların cari yıl sonu döviz kuru (ABD Doları/TL) beklentisi bir önceki anket döneminde 23,09 TL iken, bu anket döneminde 26,18 TL oldu. 12 ay sonrası döviz kuru beklentisi ise bir önceki anket döneminde 24,61 TL iken, bu anket döneminde 28,99 TL olarak gerçekleşti.

Katılımcıların GSYH 2023 yılı büyüme beklentisi bir önceki anket döneminde yüzde 3,7 iken, bu anket döneminde yüzde 3,8, GSYH 2024 yılı büyüme beklentisi ise bir önceki anket döneminde yüzde 4,6 iken, bu anket döneminde yüzde 4,5 olarak gerçekleşti.

Paylaşın

Yıl Sonu Büyüme Beklentisi Belli Oldu: Yüzde 3,8

Merkez Bankası’nın 2023 yılı Gayri Safi Yurt İçi Hasıla (GSYH) beklentisi bir önceki anket döneminde yüzde 3,7 iken, bu anket döneminde yüzde 3,8, GSYH 2024 yılı büyüme beklentisi ise bir önceki anket döneminde yüzde 4,6 iken, bu anket döneminde yüzde 4,5 oldu.

Haber Merkezi / Merkez Bankası’nın yıl sonu dolar kuru beklentisi 23,09’dan 26,18’e yükseldi. 12 ay sonrası döviz kuru beklentisi ise bir önceki anket döneminde 24,61 lira iken, bu anket döneminde 28,99 lira olarak gerçekleşti.

Merkez Bankası’nın yıl sonu enflasyon beklentisi ise yüzde 37,17’den yüzde 38,55’e yükseldi, 12 ay sonrası için enflasyon beklentisi ise yüzde 29,84’ten 30,65’e yükseldi. Banka’nın 24 ay sonrası için enflasyon beklentisi ise yüzde 17,74’ten yüzde 18,12’ye yükseldi.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) Piyasa Katılımcıları Anketi’nin Nisan ayı sonuçlarını yayımlandı.

Buna göre, katılımcıların cari yıl sonu tüketici enflasyonu (TÜFE) beklentisi bir önceki anket döneminde yüzde 37,17 iken, bu anket döneminde yüzde 38,55, 12 ay sonrası TÜFE beklentisi bir önceki anket döneminde yüzde 29,84 iken, bu anket döneminde yüzde 30,65, 24 ay sonrası TÜFE beklentisi ise aynı anket dönemlerinde sırasıyla yüzde 17,74 ve yüzde 18,12 oldu.

Katılımcıların BİST Repo ve Ters-Repo Pazarı’nda oluşan cari ay sonu gecelik faiz oranı beklentisi bir önceki anket döneminde yüzde 9,21 iken, bu anket döneminde yüzde 18,13 oldu. TCMB bir hafta vadeli repo ihale faiz oranı cari ay sonu beklentisi ise bir önceki anket döneminde yüzde 8,50 iken, bu anket döneminde yüzde 17,56 olarak gerçekleşti.

Katılımcıların cari yıl sonu döviz kuru (ABD Doları/TL) beklentisi bir önceki anket döneminde 23,09 TL iken, bu anket döneminde 26,18 TL oldu. 12 ay sonrası döviz kuru beklentisi ise bir önceki anket döneminde 24,61 TL iken, bu anket döneminde 28,99 TL olarak gerçekleşti.

Katılımcıların GSYH 2023 yılı büyüme beklentisi bir önceki anket döneminde yüzde 3,7 iken, bu anket döneminde yüzde 3,8, GSYH 2024 yılı büyüme beklentisi ise bir önceki anket döneminde yüzde 4,6 iken, bu anket döneminde yüzde 4,5 olarak gerçekleşti.

Paylaşın

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz’dan “Enflasyon” Mesajı

Ekonomi Koordinasyon Kurulu toplantısı sonrası açıklama yapan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, “Enflasyonla mücadele konusunda etkin ve kararlı adımlar atacağız! 12. kalkınma planını Ekim ayında meclise sunacağız. Eylül ayında paylaşacağımız orta vadeli programla kaynakları yönlendireceğiz” dedi ve ekledi:

“Türkiye Yüzyılı vizyonuyla ekonomik yapımızı güçlendireceğiz. Mali alanımızı sosyal harcamalar ve nitelikli yatırımlar için kullanacağız. İlgili taraflarla istişare içinde ortak akılla hareket edecek, akademi ve sektörlerdeki diğer paydaşların katkı vereceği şekilde hızlı ve etkin çalışma imkanlarından yararlanarak yolumuza devam edeceğiz.”

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde düzenlenen “Ekonomi Koordinasyon Kurulu Toplantısı”na ilişkin konuştu. NTV’nin haberine göre; Yılmaz açıklamasında özetle şunları söyledi:

“Gündemde öncelikli başlık enflasyonla mücadele olacak. Ekonomik gelişmelerin de ele alınacağı toplantıda yeni yol haritası masaya yatırılacak. İhracatın ithalata bağımlılığının azaltılması noktasından ilgili kurumların yol haritası da konuşulacak. Son toplantı geçen yıl 27 Aralık’ta yapılmıştı. Bu toplantı yeni dönemin ilk toplantısı olacak.

Toplantıda ilgili kurumların sunumları sonrasında makro ekonomik görünüm ile bütçe detaylı değerlendirildi. Temel politika dokümanları konusunda çalışmalar gözden geçirilmiştir. Serbest piyasa kuralları içinde ekonomimizin rekabet gücü ve verimliliğini artırmaya kararlılıkla devam edeceğiz. İstikrar ve güven içinde büyümek, büyümenin nimetlerini adaletle paylaşmak temel amaçtır.

Yatırım istihdam üretim ihracat hedeflerimizi gerçekleştirirken cari açığı bir engel olmaktan çıkarmaya kararlıyız. Teknolojik atılımları devam ettirecek, ihracat ve turizm gelirlerimizi artıracağız. İstikrar ve güven içinde güçlü liderlik, tutarlı politika setiyle zorlukları aşacağız. Enflasyonla mücadele konusunda etkin ve kararlı adımlar atacağız.

12. kalkınma planını ekim ayında Meclis’e sunmaya planlıyoruz. Eylül’de OVP ile kamu politikaları ve uygulamalarını gözden geçirecek ve kaynak tahsisini bu çerçevede yönlendireceğiz. Türkiye Yüzyılı vizyonuyla ekonomik yapımızı güçlendireceğiz. Mali alanımızı sosyal harcamalar ve nitelikli yatırımlar için kullanacağız. İlgili taraflarla istişare içinde ortak akılla hareket edecek, akademi ve sektörlerdeki diğer paydaşların katkı vereceği şekilde hızlı ve etkin çalışma imkanlarından yararlanarak yolumuza devam edeceğiz.”

Toplantıya; Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Ticaret Bakanı Ömer Bolat ile Strateji ve Bütçe Başkanı İbrahim Şenel katıldı. Merkez Bankası Başkanı Hafize Gaye Erkan’nın da kurul üyesi olmamasına rağmen davet edildiği öğrenildi.

Paylaşın

Hazine ve Maliye Bakanlığı Açıkladı: Bütçe Beş Ayda 263,6 Milyar TL Açık Verdi

Merkezi yönetim bütçesi, mayıs ayında 118 milyar 906 milyon TL fazla verirken, Ocak-Mayıs döneminde bütçe açığı 263 milyar 590 milyon TL oldu. Bütçe, nisan ayında 132,5 milyar TL, ocak-nisan döneminde 382,5 milyar TL açık vermişti.

Haber Merkezi / Ocak-Mayıs döneminde merkezi yönetim bütçe giderleri 1 trilyon 875,7 milyar TL, bütçe gelirleri 1 trilyon 612,1 milyar TL ve bütçe açığı 263,6 milyar TL oldu. Ayrıca, faiz dışı bütçe giderleri 1 trilyon 637,8 milyar TL ve faiz dışı açık ise 25,7 milyar TL oldu.

Hazine ve Maliye Bakanlığı, “Mayıs 2023 Merkezi Yönetim Bütçe Gerçekleşmeleri” raporunu yayınladı.

Buna göre, mayıs ayında merkezi yönetim bütçe giderleri 430,5 milyar TL, bütçe gelirleri 549,4 milyar TL ve bütçe fazlası 118,9 milyar TL oldu. Ayrıca, faiz dışı bütçe giderleri 327,8 milyar TL ve faiz dışı fazla ise 221,6 milyar TL oldu.

Merkezi yönetim bütçesi geçen yılın mayıs ayında 143 milyar 977 milyon TL fazla vermiş iken mayıs ayında 118 milyar 906 milyon TL fazla verdi. 2022 yılı mayıs ayında 161 milyar 888 milyon TL faiz dışı fazla verilmiş iken mayıs ayında 221 milyar 620 milyon TL faiz dışı fazla verildi.

Merkezi yönetim bütçe giderleri mayıs ayı itibarıyla 430 milyar 518 milyon TL olarak gerçekleşti. Faiz harcamaları 102 milyar 714 milyon TL, faiz hariç harcamalar ise 327 milyar 804 milyon TL oldu.

2023 yılında merkezi yönetim bütçe giderleri için öngörülen 4 trilyon 469 milyar 570 milyon TL ödenekten mayıs ayında 430 milyar 518 milyon TL gider gerçekleştirildi. Geçen yılın aynı ayında ise 173 milyar 777 milyon TL harcama yapılmıştı.

Mayıs ayı bütçe giderleri geçen yılın aynı ayına göre yüzde 147,7 oranında arttı. Giderlerin bütçe ödeneklerine göre gerçekleşme oranı ise 2022 yılında yüzde 6,1 iken 2023 yılında yüzde 9,6 oldu.

Faiz hariç bütçe giderleri geçen yılın aynı ayına göre yüzde 110,3 oranında artarak 327 milyar 804 milyon TL olurken, faiz hariç giderlerin bütçe ödeneklerine göre gerçekleşme oranı ise 2022 yılında yüzde 6,2 iken 2023 yılında yüzde 8,4 oldu.

Merkezi yönetim bütçe gelirleri mayıs ayı itibarıyla 549 milyar 424 milyon TL olurken, vergi gelirleri 507 milyar 414 milyon TL, genel bütçe vergi dışı gelirleri ise 34 milyar 752 milyon TL oldu.

Geçen yıl mayıs ayında bütçe gelirleri 317 milyar 753 milyon TL iken bu yılının aynı ayında yüzde 72,9 oranında artarak 549 milyar 424 milyon TL oldu. Bütçe tahminine göre bütçe gelirlerinin mayıs ayı gerçekleşme oranı 2022 yılında yüzde 12,4 iken 2023 yılında yüzde 14,4 oldu.

Mayıs ayı vergi gelirleri tahsilatı geçen yılın aynı ayına göre yüzde 75,1 oranında artarak 507 milyar 414 milyon TL oldu. Vergi gelirlerinin bütçe tahminine göre gerçekleşme oranı ise 2022 yılında yüzde 13,3 iken 2023 yılında yüzde 15,9 oldu.

Ocak-Mayıs dönemi merkezi yönetim bütçe gerçekleşmeleri

Ocak-Mayıs döneminde merkezi yönetim bütçe giderleri 1 trilyon 875,7 milyar TL, bütçe gelirleri 1 trilyon 612,1 milyar TL ve bütçe açığı 263,6 milyar TL oldu. Ayrıca, faiz dışı bütçe giderleri 1 trilyon 637,8 milyar TL ve faiz dışı açık ise 25,7 milyar TL olarak gerçekleşti.

Merkezi yönetim bütçesi geçen yılın Ocak-Mayıs döneminde 124 milyar 618 milyon TL fazla vermiş iken bu yılın Ocak-Mayıs döneminde 263 milyar 590 milyon TL açık verdi. 2022 yılı Ocak-Mayıs döneminde 246 milyar 504 milyon TL faiz dışı fazla verilmiş iken bu yıl Ocak-Mayıs döneminde 25 milyar 722 milyon TL faiz dışı açık verildi.

Merkezi yönetim bütçe giderleri Ocak-Mayıs dönemi itibarıyla 1 trilyon 875 milyar 715 milyon TL olarak gerçekleşti. Faiz harcamaları 237 milyar 869 milyon TL, faiz hariç harcamalar ise 1 trilyon 637 milyar 846 milyon TL oldu.

Ocak-Mayıs döneminde merkezi yönetim bütçe giderleri geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 95,4 oranında artarak 1 trilyon 875 milyar 715 milyon TL olurken, faiz hariç bütçe giderleri geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 95,5 oranında artarak 1 trilyon 637 milyar 846 milyon TL oldu.

Merkezi yönetim bütçe gelirleri Ocak-Mayıs dönemi itibarıyla 1 trilyon 612 milyar 124 milyon TL olarak gerçekleşti. Vergi gelirleri 1 trilyon 371 milyar 153 milyon TL, genel bütçe vergi dışı gelirleri ise 195 milyar 120 milyon TL oldu.

Geçen yılın Ocak-Mayıs döneminde bütçe gelirleri 1 trilyon 84 milyar 391 milyon TL iken 2023 yılının aynı döneminde yüzde 48,7 oranında artarak 1 trilyon 612 milyar 124 milyon TL olarak gerçekleşmişti. Bu yılın Ocak-Mayıs dönemi vergi gelirleri tahsilatı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 55,6 oranında artarak 1 trilyon 371 milyar 153 milyon TL oldu.

Paylaşın

Bitcoin 25 Bin Doların Altına Geriledi; XRP Ve Litecoin Sert Düştü

Bitcoin (BTC) 25 bin doların altına gerilerken, Ethereum (ETH) ise bin 650 dolar seviyesinin hemen altında işlem görüyor. XRP ve Litecoin de yüzde 6’ya varan düşüşle yatırımcısına kaybettiren kripto paralar arasında yer aldılar.

Haber Merkezi / Kripto para piyasaları, ABD Merkez Bankası Fed’in faiz kararını açıklamasının ardından sert düştü.

Dünyanın en büyük kripto para birimi Bitcoin (BTC) yüzde 3,7 düşüşle 24 bin 918 dolara, dünyanın en büyük ikinci kripto para birimi Ethereum (ETH) ise yüzde 5,81 düşüşle bin 638 dolara geriledi.

Bitcoin (BTC), dün yüzde 0,88 düşüşle 25 bin 881 dolara, Ethereum (ETH) ise 0.72 düşüşle bin 740 dolara gerilemişti.

Bitcoin’in (BTC) hacmi, son 24 saatte yüzde 17,54 artarak yaklaşık 15,28 milyar dolar olurken, piyasa değeri ise 483 milyar dolar civarında. Bitcoin’in piyasa değeri dün 502 milyar dolar civarındaydı.

Küresel kripto para piyasa değeri, son 24 saatte yüzde 3,24 düşerek yaklaşık 1,02 trilyon dolar daha düşük işlem görüyor. Küresel kripto para piyasalarının değeri, dün yaklaşık 1,06 trilyon dolar civarındaydı.

XRP ve Litecoin de yüzde 6’ya varan düşüşle yatırımcısına kaybettiren kripto para birimleri arasında yer aldılar.

Bazı kripto para birimlerinde son durum ise şöyle:

Bitcoin 24,918 dolar, değer kaybı yüzde 3.7
Ethereum 1,638 dolar, değer kaybı yüzde 5.81
Tether 0.998 dolar, değer kaybı yüzde 0.19
BNB 235 dolar, değer kaybı yüzde 5.33
XRP 0.4786 dolar, değer kaybı yüzde 6.55

Cardano 0.2579 dolar, değer kaybı yüzde 5.9
Dogecoin 0.05991 dolar, değer kaybı yüzde 3.05
Polygon 0.6171 dolar, değer kaybı yüzde 4.74
Solana 14.78 dolar, değer kaybı yüzde 2.24
Litecoin 72.64 dolar, değer kaybı yüzde 6.40

Polkadot 4.50 dolar, değer kaybı yüzde 2.86
Tron 0.07192 dolar, değer kaybı yüzde 0.49
Avalanche 11.32 dolar, değer kaybı yüzde 4.23
Shiba Inu 0.00000659 dolar, değer kaybı yüzde 3.16

Paylaşın

Tarım Üretici Enflasyonu Yüzde 50,79

Tarım üretici enflasyonu mayıs ayında bir önceki aya göre yüzde 2,14 artış, bir önceki yılın aralık ayına göre yüzde 20,24 artış, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 50,79 artış ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 120,64 arttı.

Haber Merkezi / Tarım üretici enflasyonu, nisan ayında da bir önceki aya göre yüzde 2,32 azalış, bir önceki yılın aralık ayına göre yüzde 17,72, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 71,52 artış ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 134,06 artış göstermişti.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Tarım Ürünleri Üretici Fiyat Endeksi (Tarım-ÜFE) Mayıs 2023 verilerini açıkladı.

Buna göre; Tarım-ÜFE’de mayıs ayında bir önceki aya göre yüzde 2,14 artış, bir önceki yılın aralık ayına göre yüzde 20,24 artış, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 50,79 artış ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 120,64 artış gerçekleşti.

Sektörlerde bir önceki aya göre, ormancılık ürünleri ve ilgili hizmetlerde yüzde 1,22 artış, tarım ve avcılık ürünleri ve ilgili hizmetlerde yüzde 2,01 artış ve balık ve diğer balıkçılık ürünlerinde yüzde 8,95 artış gerçekleşti.

Ana gruplarda bir önceki aya göre çok yıllık bitkisel ürünlerde yüzde 6,72 azalış, canlı hayvanlar ve hayvansal ürünlerde yüzde 2,51 artış ve tek yıllık bitkisel ürünlerde yüzde 5,82 artış gerçekleşti.

Yıllık artışın düşük olduğu alt gruplar sırasıyla, yüzde 0,87 ile lifli bitkiler ve yüzde 39,57 ile sebze ve kavun-karpuz kök ve yumrular oldu. Buna karşılık, yıllık artışın yüksek olduğu alt gruplar ise sırasıyla, yüzde 129,64 ile yağlı meyveler ve yüzde 115,00 ile çeltik oldu.

Bir önceki aya göre azalış gösteren alt gruplar sırasıyla, yüzde 7,68 ile canlı kümes hayvanları ve yumurtalar ve %0,08 ile diğer çiftlik hayvanları ve hayvansal ürünler oldu.

Buna karşılık, aylık artışın yüksek olduğu alt gruplar ise yüzde 18,67 ile diğer ağaç ve çalı meyveleri ile sert kabuklu meyveler ve yüzde 10,91 ile lifli bitkiler oldu.

Mayıs’ta, endekste kapsanan 82 maddeden, 24 maddenin ortalama fiyatında azalış, 50 maddenin ortalama fiyatında ise artış gerçekleşti.

Paylaşın

Fed’den Politika Faizini Sabit Tutma Kararı

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Merkez Bankası (Fed) 5 aylık faiz artırım döngüsünü sonlandırarak bu ay politika faizini yüzde 5,00 – yüzde 5,25 aralığında sabit tuttu. Kararın oybirliğiyle alındığı duyuruldu.

Fed, Mayıs ayında politika faizini 25 baz puan artırarak yüzde 5-5.25 aralığına çekmişti. Böylece Fed’in politika faizi son 16 yılın en yüksek seviyesine çıkmıştı. Fed, mayıs ayındaki kararla faiz oranlarında artışa ara verebileceğinin sinyalini de vermişti.

Fed Başkanı Jerome Powell, “Neredeyse tüm Fed yetkilileri, enflasyonu zamanla yüzde 2’ye düşürmek için bu yıl bazı ek faiz artışlarının uygun olacağını düşünüyor.” açıklamasında bulundu.

Jerome Powell’ın daha önce Haziran ayına ilişkin yönlendirmeleriyle de paralel gerçekleşti. Powell, geçmiş faiz artışlarının etkilerini görmek için Haziran ayında durma sinyali vermişti.

Opsiyon piyasasında da Haziran için Fed faizinin sabit kalması ihtimali güçlü bir şekilde fiyatlanmıştı. Bununla birlikte piyasa aktörlerinin kısa vadeli faiz opsiyon piyasasında 2023 Fed faiz indirimi pozisyonlarını terk ettiği dikkat çekmişti.

Fed’in karar metninde faizin sabit tutulmasının ilave bilgiler ve para politikası üzerindeki etkilerini değerlendirme olanağı verdiğine dikkat çekildi. Karar metninde enflasyonla ilgili olarak “Enflasyon yüksek seyretmeye devam ediyor, Komite enflasyon risklerine karşı yüksek şekilde hassas” ifadeleri kullanıldı.

Noktasal grafiğe yansıyan beklentiler ise önümüzdeki dönemde faiz artışlarının masada olduğuna işaret etti. Sene sonu için Fed yetkililerinin faiz beklentisi yüzde 5,6 olarak belirlendi. Bir önceki tahminde bu yüzde 5,1 olarak kaydedilmişti.

Fed, Haziran döneminde ekonomiye ilişkin beklentilerini de yayımladı.

Buna göre 2023 büyüme beklentisi yüzde 1 oldu. Mart döneminde bu veriye ilişkin beklenti yüzde 0,4 olmuştu. 2024 büyüme beklentisi ise yüzde 1,2’den yüzde 1,1’e düşürüldü. 2025 büyüme beklentisi de yüzde 1,9’dan yüzde 1,8’e çekildi.

Büyüme beklentileriyle paralel olarak işsizlik beklentilerinde de aşağı yönlü revizyonlar yapıldı. Buna göre 2023 işsizlik beklentisi yüzde 4,5’ten yüzde 4,1’e çekildi. 2024 ve 2025 işsizlik beklentileri yüzde 4,6’dan yüzde 4,5’e düşürüldü.

Fed’in yakından izlediği enflasyon göstergesi çekirdek PCE tarafında 2023 beklentisi yüzde 3,6’dan yüzde 3,9’a çıktı. 2024 beklentisi yüzde 2,6’da sabit kalırken, çekirdek PCE’de 2025 beklentisi yüzde 2,1’den yüzde 2,2’ye yükseltildi.

ABD’de yüksek enflasyon karşısında geçen yıl varlık alım operasyonunu tamamlayarak faiz artışlarına başlayan Fed, Mart 2022’de 25 baz puan artışla 2018’den itibaren ilk kez faiz artırımına gitme kararı almıştı.

Fed, geçen yıl mayıs toplantısında 50 baz puan ile 2000 yılından itibaren en hızlı faiz artışını gerçekleştirmesinin ardından haziran toplantısında 75 baz puanla 1994’ten itibaren en güçlü faiz artırımına gitmiş, temmuz, eylül ve kasım toplantılarında da politika faizini aynı oranda artırmıştı.

Geçen yıl art arda 4 toplantısında 75 baz puanlık faiz artırımına giden Fed, geçen yılın son toplantısında 50 baz puanlık artışa giderek faiz artış hızını yavaşlatmaya başlamıştı. Banka, 2023’ün ilk toplantısında 25 baz puanlık artışla faiz artış hızını yavaşlatmaya devam etmişti.

Fed, mart ve mayıs toplantılarında da faiz oranını yine 25’er baz puan yükselterek 16 yılın en yüksek seviyesi olan yüzde 5-5,25 aralığına çıkarmıştı. Mayıs toplantısında, geçen yılın mart ayından bu yana 10’uncu faiz artırımını gerçekleştiren Banka, faiz oranını toplamda 500 baz puan yükseltti.

Fed’in Haziran toplantısı öncesinde gelen son enflasyon verileri fiyat dinamiklerinde gevşemeye işaret etmişti.

Bu hafta gelen Mayıs ayında yıllık tüketici enflasyonu yüzde 4’e geriledi. Böylelikle ABD’de yıllık enflasyon 2 yılın en düşük seviyesine düşmüştü. Aylık enflasyon ise yüzde 0,1 ile beklentileri paralel gerçekleşmişti. Çekirdek enflasyon tarafında ise beklentilerin biraz üzerinde bir gerçekleşme söz konusu olmuştu.

Powell kararlılık mesajı vermişti

FED Başkanı Jerome Powell, mayıs ayı faiz kararının ardından yaptığı açıklamada, bankacılık sektöründe koşulların iyileştiğini, ABD’de bankacılık sektörünün sağlam ve dayanıklı olduğunu, bu süreçten doğru dersleri çıkarma konusunda da kararlı olduklarını vurgulamıştı.

Enflasyon baskısının sürdüğünü belirten Powell, enflasyonun yüzde 2’ye çekilmesi konusunda kararlı olduklarının altını çizmişti.

FED Başkanı Powell, fiyat istikrarı olmadan güçlü ve sürdürülebilir bir iş gücü piyasası sağlanamayacağını belirtmişti.

Önümüzdeki dönemde hangi para politikalarının benimseneceğinin gelişmelere bağlı olacağını vurgulayan Powell, faiz oranı konusundaki kararların da her toplantıda bu gelişmelere göre değerlendirilerek alınacağının altını çizmişti.

Paylaşın