Artan Maliyetler Turizm Sektörünü Zorluyor!

Maliyet artışlarının ve jeopolitik risklerin turizm sektörde ciddi bir kırılmaya yol açtığı belirtiliyor. Türkiye’nin turizmde “alternatifsiz ülke” imajının zedelendiği, 2026’nın dahi kaybedilebileceği uyarıları yapılıyor.

Türkiye’de yaz turizmi sezonu beklenen canlılığı yakalayamadı. Geçtiğimiz kış aylarında yaşanan durgunluk yaz dönemine de yansırken, otellerdeki doluluk oranları ve konaklama sürelerinde dikkat çekici düşüşler yaşanıyor. Turizm profesyonelleri, ülkedeki maliyet artışları ve jeopolitik risklerin sektörde ciddi bir kırılmaya yol açtığını belirtiyor. Türkiye’nin turizmde “alternatifsiz ülke” imajının zedelendiği, 2026’nın dahi kaybedilebileceği uyarıları yapılıyor.

Ekonomim’in haberine göre, Türkiye genelinde otellerin doluluk oranlarında yaklaşık yüzde 5’lik gerileme yaşanırken, konaklama süreleri de ortalama yüzde 10 azaldı. Akdeniz Turistik Otelciler ve İşletmeciler Birliği (AKTOB) Başkanı Kaan Kavaloğlu, sadece Antalya özelinde konaklama süresinin 8 güne düştüğünü belirtti. Temmuz ve ağustos ayları için 2 milyon turist hedeflendiğini dile getiren Kavaloğlu, bu rakamın altına düşmemek için yoğun çaba harcadıklarını söyledi.

Alanya Turistik İşletmeciler Derneği (ALTİD) Başkanı Burhan Sili’ye göre, sektördeki sorunlar çok boyutlu. Savaşlar nedeniyle uçuş kapasitesinde azalma olduğunu, kaynak pazarlardan gelen talebin fiyatlara duyarlı hale geldiğini ifade eden Sili, “Küçük ve orta ölçekli işletmeler bu yılı zarar etmeden tamamlamaya çalışıyor ancak gelecek yıl için risk büyüyor” dedi. Sili ayrıca personel maliyetlerinin yüzde 50’yi aştığını da vurguladı.

İstanbul’da turizmin kalbi sayılan tarihi yarımadada da endişe hâkim. Armada Otelcilik Yönetim Kurulu Başkanı Kasım Zoto, temmuz ve ağustos aylarına dair rezervasyonların zayıf olduğunu belirtti. Siyasi ve jeopolitik gelişmelerin Batı’dan gelen turistleri de tedirgin ettiğini söyleyen Zoto, iptallerin arttığını dile getirdi.

“Türkiye’nin tanıtım stratejilerini gözden geçirmesi gerekiyor”

Profesyonel Otel Yöneticileri Derneği (POYD) Başkanı Hakan Saatçioğlu, Türkiye’nin turizmde ciddi bir algı problemi yaşadığını ve dışarıdan giderek daha pahalı bir destinasyon olarak görüldüğünü belirtti. Döviz kurundaki oynaklık ve enflasyonist ortamın maliyetleri artırdığını ifade eden Saatçioğlu, Türkiye’nin tanıtım stratejilerini gözden geçirmesi gerektiğini söyledi.

TÜRSAB Yönetim Kurulu Üyesi Hamit Kuk, Türkiye’nin turizmde artık rakiplerine göre daha az tercih edilir hale geldiğini, fiyatların yerli ve yabancı turistin bütçesini aştığını söyledi. “Yurt dışında kahve 1,5 euro iken Türkiye’de 4 euro’ya çıkmış durumda. Turist bunu sorguluyor” diyen Kuk, sadece otel fiyatlarının değil, restoran ve eğlence sektöründeki fiyatların da Türkiye’nin turizm imajını olumsuz etkilediğini kaydetti. Kuk, Türkiye’nin 40 yıllık turizm stratejisinin artık işlemediğini ve rekabet gücünü yitirmemek için köklü bir dönüşüm gerektiğini vurguladı.

Paylaşın

Zam Furyası Başladı: Akaryakıt, Sigara Ve Alkol

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) enflasyon açıklaması sonrası akaryakıt, alkol ve sigara ürünlerinin Özel Tüketim Vergisi (ÖTV) maktu tutarlarına yaklaşık yüzde 15,71 oranında otomatik zam geldi.

Haber Merkezi / AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, erteleme yetkisini kullanmaması halinde, akaryakıt, alkol ve sigara ürünlerine otomatik zam bu gece yürürlüğe girecek.

Enflasyon, ENAG’a göre yüzde 68,68, TÜİK’e göre yüzde 35,05

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), haziran ayı enflasyon verilerini açıkladı. Verilere göre haziran ayında yıllık enflasyon yüzde 35,05, aylık enflasyon yüzde 1,37 olarak hesaplandı. Bağımsız akademisyenlerin oluşturduğu Enflasyon Araştırma Grubu (ENAG) ise aylık enflasyonu yüzde 3,05, yıllık enflasyonu yüzde 68,68 olarak hesaplamıştı.

AA Finans enflasyon beklenti anketine göre ekonomistler, haziran ayında tüketici fiyat endeksinin (TÜFE) yüzde 1,53 artacağını tahmin ediyordu. 24 ekonomistin katılımıyla sonuçlanan ankette haziran ayı enflasyon beklentilerinin ortalamasına göre (yüzde 1,53), bir önceki ay yüzde 35,41 olan yıllık enflasyonun yüzde 35,26’ya ineceği öngörülmüştü.

TÜİK verilerinin yayımlanmasıyla birlikte milyonlarca memur ve memur emeklisi enflasyonun altında zamma mahkum edildi. Enflasyon farkı dahil zam oranı yüzde 15,57 olarak gerçekleşti. Buna göre 4,5 milyon memur ile 3,5 milyon memur emeklisi enflasyon altında zam alacak. Kök emekli aylığı 14 bin 469 TL’ye ulaşamayan kişilerse hiç zam almamış olacak.

TÜİK, mayıs enflasyonunu aylık yüzde 1,53, yıllıksa yüzde 35,41 olarak açıklamıştı.

Paylaşın

Üretici Enflasyonu Yüzde 24,45’e Geriledi

Yurt içi üretici enflasyonu, haziran ayında bir önceki aya göre yüzde 2,46, bir önceki yılın aralık ayına göre yüzde 15,71, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 24,45 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 28,34 arttı.

Haber Merkezi / Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Yurt Dışı Üretici Fiyat Endeksi (YD-ÜFE) Kasım 2024 verilerini açıkladı.

Buna göre; Yurt içi üretici enflasyonu, haziran ayında bir önceki aya göre yüzde 2,46, bir önceki yılın aralık ayına göre yüzde 15,71, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 24,45 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 28,34 arttı.

Sanayinin dört sektörünün yıllık değişimleri; madencilik ve taş ocakçılığında yüzde 25,66, imalatta yüzde 23,79, elektrik, gaz üretimi ve dağıtımında yüzde 28,25 ve su temininde yüzde 61,04 arttı.

Ana sanayi gruplarının yıllık değişimleri; ara mallarında yüzde 21,77, dayanıklı tüketim mallarında yüzde 29,92, dayanıksız tüketim mallarında yüzde 26,45, enerjide yüzde 24,15 artış ve sermaye mallarında yüzde 27,40 arttı.

Sanayinin dört sektörünün aylık değişimleri; madencilik ve taş ocakçılığında yüzde 0,71, imalatta yüzde 1,84, elektrik, gaz üretimi ve dağıtımında yüzde 9,94 ve su temininde yüzde 6,50 arttı.

Ana sanayi gruplarının aylık değişimleri; ara mallarında yüzde 1,77, dayanıklı tüketim mallarında yüzde 2,12, dayanıksız tüketim mallarında yüzde 1,12, enerjide yüzde 8,42 artış ve sermaye mallarında yüzde 2,26 arttı.

Paylaşın

Tütün, Alkol Ve Şekerli İçeceklere Yüzde 50 Zam Çağrısı

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), kronik hastalıkları azaltmak için 2035 yılına kadar şekerli içecekler, tütün ve alkole yüzde 50 oranında vergi artışı çağrısında bulundu.

DSÖ Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, konferansta yaptığı konuşmada, bu vergilerin hükümetlerin “yeni gerçekliğe uyum sağlamasına” ve elde edilen gelirle sağlık sistemlerini güçlendirmelerine yardımcı olabileceğini söyledi.

Birleşmiş Milletler’e (BM) bağlı Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), gelecek 10 yıl içinde şekerli içecekler, alkol ve tütün ürünlerinin fiyatlarının vergilendirme yoluyla yüzde 50 oranında artırılması için ülkelere çağrıda bulundu.

Söz konusu adım, DSÖ’nün kronik halk sağlığı sorunlarıyla mücadele etmek ve hükümetlerin sağlık bütçelerini güçlendirmek amacıyla uygulanan “günah vergilerine” şimdiye kadar verdiği en güçlü destek olma özelliğini taşıyor.

Uzun süredir tütün ürünlerine yönelik vergileri ve fiyat artışlarını destekleyen DSÖ, son yıllarda ise alkol ve şekerli içecekler konusunda da benzer çağrılarda bulunuyordu. Ancak kuruluş, üç ürün için birden fiyat artış hedefini ilk kez önerdi.

DSÖ, söz konusu adımın, diyabet ve bazı kanser türleri gibi hastalıklara neden olan ürünlerin tüketimini azaltmanın yanı sıra gelişmekte olan ülkelerde azalan kalkınma yardımları ile artan kamu borçları karşısında sağlık bütçelerini güçlendirmeye yardımcı olacağını belirtti.

DSÖ’nün Sağlığı Geliştirme ve Hastalıkların Önlenmesinden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Jeremy Farrar, “Sağlık vergileri elimizdeki en etkili araçlardan biri. Artık harekete geçme zamanı” diye konuştu.

Kuruluşun “35’e kadar 3” sloganını yakıştırdığı girişim, 2035 yılına kadar 3 üründe fiyat artışlarını öngörüyor. Söz konusu girişim, İspanya’nın Sevilla kentinde düzenlenen BM Kalkınma için Finansman Konferansı’nda başlatıldı. Kolombiya ve Güney Afrika gibi ülkelerdeki sağlık vergileri örneklerine atıfta bulunan DSÖ, bu vergi girişiminin 2035’e kadar 1 trilyon dolar gelir sağlayabileceği görüşünde.

DSÖ Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, konferansta yaptığı konuşmada, bu vergilerin hükümetlerin “yeni gerçekliğe uyum sağlamasına” ve elde edilen gelirle sağlık sistemlerini güçlendirmelerine yardımcı olabileceğini söyledi.

DSÖ’de ekonomist olarak görev yapan Guillermo Sandoval, orta gelirli bir ülkede hükümetin vergileri artırarak bir ürünün fiyatını 2035’e kadar 4 dolardan 10 dolara çıkarabileceğini söyledi. DSÖ’nün önümüzdeki aylarda ultra işlenmiş gıdaların tanımını netleştirdikten sonra bu ürünlere yönelik daha kapsamlı vergilendirme önerilerini de değerlendireceklerini kaydeden Sandoval, bu konuda ilgili sektörlerden ciddi bir direnç beklediklerini de sözlerine ekledi.

DSÖ yetkilileri ayrıca, 2012 ila 2022 yılları arasında 140’a yakın ülkede tütün fiyatlarının ortalama yüzde 50’den fazla arttığını belirtti.

DSÖ’nün söz konusu girişimi, Dünya Bankası ve Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) tarafından da destekleniyor. Program, bu alanda adım atmak isteyen ülkelere destek sağlamayı amaçlıyor.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

KİT’lerin Toplam Borcu 1 Trilyon Lirayı Aştı

Aralarında ÇAYKUR, BOTAŞ, EÜAŞ ve TMO gibi kuruluşların yer aldığı Kamu İktisadi Teşebbüslerinin (KİT) borçları ilk çeyrekte 1 trilyon 85,8 milyar lira olarak hesaplandı.

BirGün’den Havva Gümüşkaya‘nın aktardığı KİT’lere ilişkin Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın raporuna göre, 2024 yılının son çeyreğinde 932 milyar 675 milyon lira olan borçları, yılın ilk çeyreğinde 1 trilyon 85,8 milyar lira olarak hesaplandı.

Özellikle 2020 sonrasında hızla artan borçlanma, sistematik kamu zararı yarattı. 2020’de 124,8 milyar lira olan borç, yaklaşık 9 kat artışla bugünkü seviyeye ulaştı. Kuruluşların 844,8 milyar liralık iç borçlarının 338,8 milyar lirasını resmi dairelere olan, 268,9 milyar lirasını ticari bankalara, 69,7 milyar lirasını ise kamu işletmelerine olan borçlar oluşturdu.

KİT’lerin 2020’de 32 milyar 657 milyon lira olan dış borçları ise 241 milyar 85,6 milyon liraya çıktı. Bu dış borçların 125 milyar 926,8 milyon lirası Hazine garantili borçlardan kaynaklandı.

Bakanlığın raporu, enflasyonu gölgeleme görevlerinden kaynaklanan görev zararının faturasını da  ortaya koydu. Görev zararı ilk çeyrekte 402 milyar 305,1 milyon liraya ulaştı. İlk çeyrekte TMO 318,8 milyon lira, TKİ 203,3 milyon lira, EÜAŞ ise 52,7 milyar liralık görev zararı tahakkuk etti.

İktidarın politikalarıyla mali dengeleri bozulan kuruluşlar arasında bir sonraki döneme devreden en büyük görevlendirme gideri, 345,6 milyar lira ile BOTAŞ’ın oldu.

Paylaşın

2025 Yılı Dış Ticaret Açığı 41 Milyar Doları Aştı

2025 yılının ilk beş aylık döneminde, ihracat bir önceki yılın aynı dönemine göre, yüzde 3,4 artarak 110 milyar 904 milyon dolar, ithalat ise yüzde 5,8 artarak 152 milyar 160 milyon dolar oldu.

Haber Merkezi / Başka bir ifadeyle, 2025 yılının ilk beş aylık döneminde dış ticaret açığı 41 milyar 256 milyon dolar oldu.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Dış Ticaret İstatistikleri Mayıs ve Ocak – Mayıs 2025 verilerini açıkladı. Buna göre; İhracat, mayıs ayında, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 2,6 artarak 24 milyar 817 milyon dolar, ithalat yüzde 2,7 artarak 31 milyar 462 milyon dolar oldu.

İhracat 2025 yılının ilk beş aylık döneminde bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 3,4 artarak 110 milyar 904 milyon dolar, ithalat yüzde 5,8 artarak 152 milyar 160 milyon dolar oldu.

Enerji ürünleri ve parasal olmayan altın hariç ihracat, mayıs ayında yüzde 5,0 artarak 22 milyar 87 milyon dolardan, 23 milyar 197 milyon dolara yükseldi. Mayıs ayında enerji ürünleri ve parasal olmayan altın hariç ithalat yüzde 4,3 artarak 24 milyar 51 milyon dolardan, 25 milyar 90 milyon dolara yükseldi.

Enerji ürünleri ve parasal olmayan altın hariç dış ticaret açığı mayıs ayında 1 milyar 893 milyon dolar olarak gerçekleşti. Dış ticaret hacmi yüzde 4,7 artarak 48 milyar 287 milyon dolar olarak gerçekleşti. Söz konusu ayda enerji ve altın hariç ihracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 92,5 oldu.

Mayıs ayında dış ticaret açığı bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 2,7 artarak 6 milyar 468 milyon dolardan, 6 milyar 645 milyon dolara yükseldi. İhracatın ithalatı karşılama oranı geçen yılın mayıs ayında yüzde 78,9 iken, mayıs ayında yüzde 78,9 oldu.

2025 yılının ilk beş aylık döneminde dış ticaret açığı yüzde 12,7 artarak 36 milyar 615 milyon dolardan, 41 milyar 257 milyon dolara yükseldi. İhracatın ithalatı karşılama oranı geçen yılın ilk beş aylık döneminde yüzde 74,5 iken, bu yılının aynı döneminde yüzde 72,9’a geriledi.

Ekonomik faaliyetlere göre ihracatta, mayıs ayında imalat sanayinin payı yüzde 95,0, tarım, ormancılık ve balıkçılık sektörünün payı yüzde 3,0, madencilik ve taşocakçılığı sektörünün payı yüzde 1,4 oldu. 2025 yılının ilk beş aylık döneminde ekonomik faaliyetlere göre ihracatta imalat sanayinin payı yüzde 94,1, tarım, ormancılık ve balıkçılık sektörünün payı yüzde 3,7, madencilik ve taşocakçılığı sektörünün payı yüzde 1,6 oldu.

Geniş ekonomik gruplar sınıflamasına göre ithalatta, mayıs ayında ara mallarının payı yüzde 67,6, sermaye mallarının payı yüzde 14,6 ve tüketim mallarının payı yüzde 17,7 oldu. İthalatta, 2025 yılının ilk beş aylık döneminde ara mallarının payı yüzde 70,0, sermaye mallarının payı yüzde 13,7 ve tüketim mallarının payı yüzde 16,0 oldu.

İthalatta Çin ihracatta Almanya ilk sırayı aldı

Mayıs ayında ihracatta ilk sırayı Almanya aldı. Almanya’ya yapılan ihracat 2 milyar 96 milyon dolar olurken, bu ülkeyi sırasıyla; 1 milyar 523 milyon dolar ile Birleşik Krallık, 1 milyar 511 milyon dolar ile ABD, 1 milyar 221 milyon dolar ile İtalya, 1 milyar 119 milyon dolar ile Irak takip etti. İlk 5 ülkeye yapılan ihracat, toplam ihracatın yüzde 30,1’ini oluşturdu.

2025 yılının ilk beş aylık döneminde ihracatta ilk sırayı Almanya aldı. Almanya’ya yapılan ihracat 9 milyar 188 milyon dolar olurken, bu ülkeyi sırasıyla; 6 milyar 899 milyon dolar ile Birleşik Krallık, 6 milyar 641 milyon dolar ile ABD, 5 milyar 591 milyon dolar ile İtalya ve 4 milyar 874 milyon dolar ile Irak takip etti. İlk 5 ülkeye yapılan ihracat, toplam ihracatın yüzde 29,9’unu oluşturdu.

İthalatta Çin ilk sırayı aldı. Mayıs ayında Çin’den yapılan ithalat 4 milyar 315 milyon dolar olurken, bu ülkeyi sırasıyla; 3 milyar 261 milyon dolar ile Rusya Federasyonu, 2 milyar 687 milyon dolar ile Almanya, 1 milyar 670 milyon dolar ile İtalya, 1 milyar 517 milyon dolar ile İsviçre izledi. İlk 5 ülkeden yapılan ithalat, toplam ithalatın yüzde 42,8’ini oluşturdu.

2025 yılının ilk beş aylık döneminde ithalatta ilk sırayı Çin aldı. Çin’den yapılan ithalat 20 milyar 126 milyon dolar olurken, bu ülkeyi sırasıyla; 18 milyar 391 milyon dolar ile Rusya Federasyonu, 11 milyar 944 milyon dolar ile Almanya, 6 milyar 886 milyon dolar ile İtalya, 6 milyar 792 milyon dolar ile ABD izledi. İlk 5 ülkeden yapılan ithalat, toplam ithalatın yüzde 42,2’sini oluşturdu.

Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış seriye göre; Mayıs ayında bir önceki aya göre ihracat yüzde 10,3 artarken, ithalat yüzde 5,0 azaldı. Takvim etkilerinden arındırılmış seriye göre ise; Mayıs ayında bir önceki yılın aynı ayına göre ihracat yüzde 5,3, ithalat yüzde 9,2 arttı.

Teknoloji yoğunluğuna göre dış ticaret verileri, ISIC Rev.4 sınıflaması içinde yer alan imalat sanayi ürünlerini kapsamaktadır. Mayıs ayında ISIC Rev.4’e göre imalat sanayi ürünlerinin toplam ihracattaki payı yüzde 95,0’dır. Yüksek teknoloji ürünlerinin imalat sanayi ürünleri ihracatı içindeki payı yüzde 4,0’dır. 2025 yılının ilk beş aylık döneminde ISIC Rev.4’e göre imalat sanayi ürünlerinin toplam ihracattaki payı yüzde 94,1’dir. 2025 yılının ilk beş aylık döneminde yüksek teknoloji ürünlerinin imalat sanayi ürünleri ihracatı içindeki payı yüzde 3,6’dır.

Mayıs ayında imalat sanayi ürünlerinin toplam ithalattaki payı yüzde 84,2’dir. Yüksek teknoloji ürünlerinin imalat sanayi ürünleri ithalatı içindeki payı yüzde 10,0’dır. 2025 yılının ilk beş aylık döneminde imalat sanayi ürünlerinin toplam ithalattaki payı yüzde 79,9’dur. 2025 yılının ilk beş aylık döneminde yüksek teknoloji ürünlerinin imalat sanayi ürünleri ithalatı içindeki payı yüzde 11,0’dır.

Özel ticaret sistemine göre, mayıs ayında, ihracat bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 3,0 artarak 22 milyar 658 milyon dolar, ithalat yüzde 1,3 artarak 29 milyar 320 milyon dolar olarak gerçekleşti. Mayıs ayında dış ticaret açığı yüzde 4,1 azalarak 6 milyar 947 milyon dolardan, 6 milyar 662 milyon dolara geriledi. İhracatın ithalatı karşılama oranı 2024 Mayıs ayında yüzde 76,0 iken, 2025 Mayıs ayında yüzde 77,3’e yükseldi.

Özel ticaret sistemine göre ihracat, 2025 yılının ilk beş aylık döneminde, bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 4,0 artarak 100 milyar 965 milyon dolar, ithalat yüzde 5,9 artarak 142 milyar 660 milyon dolar olarak gerçekleşti.

2025 yılının ilk beş aylık döneminde dış ticaret açığı yüzde 10,9 artarak 37 milyar 608 milyon dolardan, 41 milyar 695 milyon dolara yükseldi. İhracatın ithalatı karşılama oranı aynı döneminde yüzde 72,1 iken, bu yılın aynı döneminde yüzde 70,8’e geriledi.

Paylaşın

TÜİK Açıkladı: Hizmet Enflasyonu Yüzde 38,16

Hizmet enflasyonu mayıs ayında bir önceki aya göre yüzde 2,37, bir önceki yılın aralık ayına göre yüzde 21,42, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 38,16 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 48,65 arttı.

Haber Merkezi / Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Hizmet Üretici Fiyat Endeksi (H-ÜFE) Mayıs 2025 verilerini açıkladı.

Buna göre; Hizmet enflasyonu mayıs ayında bir önceki aya göre yüzde 2,37, bir önceki yılın aralık ayına göre yüzde 21,42, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 38,16 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 48,65 arttı.

Bir önceki yılın aynı ayına göre, ulaştırma ve depolama hizmetlerinde yüzde 31,33, konaklama ve yiyecek hizmetlerinde yüzde 38,38, bilgi ve iletişim hizmetlerinde yüzde 46,69, gayrimenkul hizmetlerinde yüzde 43,04, mesleki, bilimsel ve teknik hizmetlerde yüzde 48,69, idari ve destek hizmetlerde yüzde 43,68 arttı.

Bir önceki aya göre, ulaştırma ve depolama hizmetlerinde yüzde 1,33, konaklama ve yiyecek hizmetlerinde yüzde 4,13, bilgi ve iletişim hizmetlerinde yüzde 1,02, gayrimenkul hizmetlerinde yüzde 7,41, mesleki, bilimsel ve teknik hizmetlerde yüzde 1,12, idari ve destek hizmetlerde yüzde 3,80 arttı.

Paylaşın

5 Ayda 60 Bine Yakın Şirket Ve Esnaf Kepenk İndirdi

2024’ün ilk 5 ayında kapanan şirket ve esnaf işyeri sayısı 60 bine yaklaştı. Ekonomist İris Cibre, kapanmaların temelinde uzun süredir yüksek seyreden finansman maliyetleri ve krediye erişimde yaşanan zorlukların bulunduğuna dikkat çekti.

İris Cibre, “2024’ün ilk 5 ayında konkordato, iflas ve mühlet kararlarının toplamı, geçen yılın tamamını şimdiden geride bıraktı. Bu, reel sektörde likidite krizinin boyutlarını gözler önüne seriyor” dedi.

Enflasyonla mücadele kapsamında uygulanan sıkı para politikalarının etkisiyle piyasadaki daralma, reel sektörde ciddi bir tasfiye sürecini tetikledi. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) ile Türkiye Esnaf ve Sanatkârları Konfederasyonu (TESK) verilerine göre, 2024’ün ilk 5 ayında kapanan şirket ve esnaf işyeri sayısı 60 bine yaklaştı. Aynı dönemde kurulan yeni şirket sayısı ise son 5 yılın en düşük seviyesine geriledi.

TOBB verileri, Ocak-Mayıs 2024 döneminde 44 bin 896 yeni şirket kurulduğunu, buna karşın kapanan şirket sayısının yüzde 12 artarak 11 bin 108’e ulaştığını ortaya koydu. Bu rakamlar, kapanan şirket sayısında son 10 yılın en yüksek seviyesine işaret ediyor. 2016-2025 dönemine ilişkin ilk 5 aylık ortalamalara bakıldığında, kurulan şirket sayısı yüzde 44 artarken, kapanan şirketlerdeki artış oranı yüzde 145’e ulaştı.

Dünya Gazetesi’nin haberine göre; Ekonomist İris Cibre, kapanmaların temelinde uzun süredir yüksek seyreden finansman maliyetleri ve krediye erişimde yaşanan zorlukların bulunduğuna dikkat çekerek, sistemin zorlanan firmaları hızla tasfiye ettiğini vurguladı. Cibre, “2024’ün ilk 5 ayında konkordato, iflas ve mühlet kararlarının toplamı, geçen yılın tamamını şimdiden geride bıraktı. Bu, reel sektörde likidite krizinin boyutlarını gözler önüne seriyor” dedi.

Zombi şirketlerin yıllarca yapay şekilde ayakta tutulduğunu ifade eden Cibre, “Bu şirketler şimdi sistemin dışına itiliyor ancak toplu batışlar sağlıklı firmaları da sarsabilir. Bu nedenle kredi tahsisinde çok daha seçici olunmalı” uyarısında bulundu.

TESK’in yayımladığı verilere göre ise Ocak-Mayıs 2024 döneminde 134 bin 234 esnaf işyeri açıldı. Aynı süreçte kapanan esnaf işyeri sayısı 49 bin 97’ye ulaşarak bir önceki yıla göre yüzde 1 arttı. Böylece her üç yeni esnaf işyerine karşılık birinin kapandığı dikkat çekti.

Ekonomi yönetiminin Temmuz 2023’te başlattığı dezenflasyon sürecinden bu yana 225 bini aşkın yeni şirket kurulurken, aynı dönemde yaklaşık 59 bin şirket faaliyetini sonlandırdı. Bu tablo, her dört yeni girişime karşılık bir işletmenin piyasadan çekildiğini gösteriyor.

Reel sektör temsilcileri, Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından duyurulan 500 milyar TL tutarındaki KGF paketinin de beklentileri karşılamaktan uzak kaldığı görüşünde. Finansman sorunlarının devam etmesi durumunda yılın ikinci yarısında daha fazla işletmenin kapanma riskiyle karşı karşıya kalabileceği uyarısı yapılıyor.

Paylaşın

Türkiye’de İflaslar Yüzde 23 Arttı

Türkiye’de şirket iflasları, 2024 yılında bir önceki yıla göre yüzde 23 oranında yükseldi. Uzmanlar, şirket iflaslarında artış eğiliminin önümüzdeki dönemde de sürebileceği uyarısında bulunuyor.

Türkiye’de CRIF Grubu bünyesinde faaliyet gösteren Dun & Bradstreet,  “2024 Küresel İflas Raporu”nu yayınladı. Karar’ın aktardığına göre; Rapor, pandemi sonrası dönemde sona eren devlet destekleri, yüksek faiz oranları ve küresel ekonomik yavaşlamanın şirketler üzerinde baskı yarattığını gösterdi. 2024 yılı boyunca tedarik zincirindeki aksaklıklar, jeopolitik belirsizlikler ve borçlanma maliyetlerinin artması da küresel ölçekte iflasların tırmanmasında etkili oldu.

Rapora göre, savaşın gölgesindeki Ukrayna, şirket iflaslarında yüzde 126’lık oranla başı çekerken, Singapur yüzde 40, Belarus ise yüzde 39 ile takip etti. Avrupa’nın önde gelen ekonomilerinde de ciddi artışlar kaydedildi; Almanya’da yüzde 22, İtalya’da yüzde 20, İspanya’da yüzde 26 oranında artış yaşandı. ABD’de 2023’te yüzde 79 olan iflas artışı, 2024’te yüzde 6’ya gerilese de ivmenin sürdüğü görüldü.

Türkiye’de ise Ticaret Sicil Gazetesi ve resmi sicil verileri üzerinden CRIF İzleme Servisi tarafından yapılan analizde, 2024 yılı boyunca iflas eden şirket sayısının 465 olduğu belirtildi. Bu rakam, bir önceki yıla göre yüzde 23’lük bir artışa işaret ediyor.

Dun & Bradstreet’in değerlendirmesine göre, incelenen 47 ülkeden sadece 12’sinde şirket iflaslarında azalma yaşandı. Küresel çapta ticari faaliyetin baskılandığı, finansmana erişimin zorlaştığı bir dönemde bu ülkelerin çoğunda da düşüş oranları oldukça sınırlı kaldı.

Uzmanlar, küresel ölçekte sıkı para politikalarının devam etmesi ve makroekonomik kırılganlıkların sürmesi halinde, şirket iflaslarında artış eğiliminin önümüzdeki dönemde de sürebileceği uyarısında bulunuyor. Raporda, özellikle KOBİ’lerin ekonomik dalgalanmalara karşı daha kırılgan olduğuna dikkat çekildi.

Paylaşın

Türkiye’de 18,6 Milyon Kişi Yoksulluk Sınırı Altında Yaşıyor

Eurostat’ın verilerine göre, Türkiye’de yoksulluk riski altında bulunan nüfusun oranı yüzde 22,6. Bu oran, yaklaşık 18 milyon 675 bin kişinin yoksulluk sınırında ya da altında yaşadığını ortaya koyuyor.

Avrupa İstatistik Ofisi (Eurostat), 2024 yılına ilişkin Avrupa Birliği (AB) Gelir ve Yaşam Koşulları İstatistikleri’ni yayımladı. AB üyesi ve kapsam dahilindeki toplam 29 ülkenin yer aldığı çalışmada, ülkelerde yoksulluk riski altında yaşayan nüfus oranları karşılaştırıldı. Türkiye, açıklanan verilere göre en yüksek yoksulluk riski taşıyan ülkeler arasında ilk sırada yer aldı.

Eurostat’ın verilerine göre, Türkiye’de yoksulluk riski altında bulunan nüfusun oranı yüzde 22,6 olarak hesaplandı. Bu oran, yaklaşık 18 milyon 675 bin kişinin yoksulluk sınırında ya da altında yaşadığını ortaya koyuyor. Türkiye, bu oranla Avrupa ülkeleri arasında en yüksek yoksulluk riski taşıyan ülke konumuna geldi.

Eurostat verileri, AB genelinde yoksulluk riski altında bulunan nüfus oranının ortalama yüzde 16,2 olduğunu gösterirken, Euro Bölgesi özelinde bu oran yüzde 16,6 olarak açıklandı. Türkiye’nin ardından en yüksek yoksulluk riski taşıyan ülkeler sırasıyla Bulgaristan (%21,7) ve Letonya (%21,6) oldu.

Öte yandan en düşük yoksulluk oranlarına sahip ülkeler arasında ilk sırayı yüzde 9,5 ile Çekya aldı. Onu, Belçika (%11,5) ve Danimarka (%11,6) takip etti. Bu ülkelerde sosyal refah politikalarının güçlü olması ve gelir dağılımının daha dengeli olması, yoksulluk riskinin düşük olmasında etkili faktörler olarak öne çıkıyor.

Eurostat’ın verileri, Türkiye’de yoksulluk riski altındaki milyonlarca kişinin durumunu gözler önüne sererken, Türk-İş’in Mayıs 2025 tarihli “Açlık ve Yoksulluk Sınırı Araştırması” da yoksulluğun derinliğini bir kez daha ortaya koydu.

Buna göre, dört kişilik bir ailenin açlık sınırı 25 bin 92 TL olurken, yoksulluk sınırı 81 bin 733 TL’ye ulaştı. Bu veriler, Türkiye’de yalnızca temel gıda ihtiyaçlarını karşılamak için bile bir ailenin aylık 25 bin TL’ye ihtiyaç duyduğunu, insanca yaşamak içinse 80 bin TL’nin üzerinde bir gelir gerektiğini ortaya koyuyor.

Eurostat verilerine göre Türkiye’de 15-24 yaş arası gençlerin yüzde 21,2’si yoksulluk riski altında bulunuyor. Bu oran, AB ortalaması olan yüzde 21,4 ve Euro Bölgesi ortalaması olan yüzde 21,7’nin biraz altında kalsa da dikkat çekici. Türkiye’de yoksulluk riski altındaki genç nüfus sayısı 2 milyon 870 bin olarak açıklanırken, bu grup toplam yoksul nüfusun yüzde 15,4’ünü oluşturuyor.

Paylaşın