Şimşek’ten ‘Kredi Kartı’ Açıklaması: Hiçbir Habere İtibar Etmeyiniz

Kredi kartlarına taksit sınırlaması getirildiğine dair haberlerle ilgili açıklama yapan Mehmet Şimşek, “Piyasalarda tedirginlik ve güvensizlik oluşturmaya yönelik kasıtlı haberler dolaşıma sokulmaktadır” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Orta Vadeli Programımızda uygulayacağımız politikaları net bir şekilde ortaya koyduk. Kurala dayalı ve öngörülebilir politikalarımız seçim sonrası dönemde de aynen devam edecektir. Bu çerçevede vatandaşlarımızdan istirham ediyorum; lütfen bizden duymadığınız hiçbir habere itibar etmeyiniz.”

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, kredi kartlarına taksit sınırlaması getirildiğine dair haberlerle ilgili sosyal medya hesabından açıklamalarda bulundu. Şimşek, şu ifadeleri kullandı:

“Piyasalarda tedirginlik ve güvensizlik oluşturmaya yönelik kasıtlı haberler dolaşıma sokulmaktadır. Orta Vadeli Programımızda uygulayacağımız politikaları net bir şekilde ortaya koyduk. Kurala dayalı ve öngörülebilir politikalarımız seçim sonrası dönemde de aynen devam edecektir. Bu çerçevede vatandaşlarımızdan istirham ediyorum; lütfen bizden duymadığınız hiçbir habere itibar etmeyiniz.”

Öte yandan Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Dezenformasyonla Mücadele Merkezi, kredi kartı kullanımlarında taksit uygulamasının kaldırılmasına ilişkin hayata geçirilmiş herhangi bir düzenleme bulunmadığını bildirdi. Açıklamada, şunlar kaydedildi:

“Hazine ve Maliye Bakanlığı veya ilgili kuruluşlar tarafından, kredi kartı kullanımlarında taksit uygulamasının kaldırılmasına ilişkin hayata geçirilmiş herhangi bir düzenleme bulunmamaktadır. Kredi kartları konusunda doğru olmayan bilgiler üzerinden, piyasanın işleyişini bozabilecek mesnetsiz ve spekülatif açıklamalar yapıldığı tespit edilmiştir. Resmi kurum ve yetkililerin dışında yapılan açıklamalara itibar etmeyiniz.”

Paylaşın

Merkez Bankası Faiz Oranını Değiştirmedi: Ekonomistler Ne Dedi?

İktisatçı Mahfi Eğilmez, Merkez Bankası’nın (TCMB) politika faizini yüzde 45’te sabit tutma kararına ilişkin yaptığı değerlendirmede, “Asıl olan faizi değil enflasyonu önce sabit tutabilmek sonra da düşürebilmek. Keşke ona uğraşsalardı” dedi.

Haber Merkezi / Bankanın faiz kararına ilişkin ekonomist İris Cibre ise, “TCMB PPK faizini artırmadı Pivot 45% olarak resmileşti ‘Zoru başaracağız’ mantalitesi ağır bastı. ‘Enflasyon görünümünde belirgin ve kalıcı bir bozulma öngörülmesi durumunda ise para politikası duruşu sıkılaştırılacaktır’ Ocak enflasyonu 6.7% geldi Şubat da 5% civarında gelecek Sene sonu beklentileri bozuluyor, TCMB beklentisinin 7 puan üzerinde Daha nasıl bir bozulma bekleniyor ki acaba? İşimizi şansa bıraktık, yine…” ifadelerini kullandı.

Ekonomi yazarı Uğur Gürses, faiz kararına ilişkin, “Merkez Bankası, 1. Kilometre taşlarını betimlemiş: “Para politikasındaki kararlı duruş, dezenflasyonun ana unsurlarından olan Türk lirası reel değerlenme sürecine katkı vermeyi sürdürecektir. 2. Tepki fonksiyonunu biraz daha açık hale getirmiş: “Enflasyon görünümünde belirgin ve kalıcı bir bozulma öngörülmesi durumunda ise para politikası duruşu sıkılaştırılacaktır” değerlendirmesinde bulundu.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Para Politikası Kurulu (PPK), politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranının değiştirmeyerek yüzde 45’te sabit tuttu.

TCMB’den faiz oranlarına ilişkin yapılan duyuruda, “Kurul, politika kararlarını parasal sıkılaştırmanın gecikmeli etkilerini de dikkate alarak, enflasyonun ana eğilimini geriletecek ve orta vadede yüzde 5 hedefine ulaştıracak parasal ve finansal koşulları sağlayacak şekilde belirleyecektir” denildi.

Açıklamada, “Enflasyon ve enflasyonun ana eğilimine ilişkin göstergeler yakından takip edilecek ve Kurul fiyat istikrarı temel amacı doğrultusunda elindeki tüm araçları kararlılıkla kullanacaktır ifadesi kullanıldı.

Bu, TCMB’nin yeni Başkanı Fatih Karahan döneminde alınan ilk faiz kararı oldu. Karahan, bu ay başında Hafize Gaye Erkan’ın yerine TCMB Başkanlığına atanmıştı.

Karahan, göreve atanmasının ardından yaptığı ilk değerlendirmede “Merkez Bankamızın temel amacı ve önceliği fiyat istikrarını sağlamaktır” demişti. Merkez Bankası Başkanı, yılın ilk enflasyon raporunu paylaşırken yaptığı açıklamada da “Enflasyon, hedefimizle uyumlu seviyeye gerileyene kadar parasal sıkılığı korumakta kararlıyız” mesajı vermişti.

Ekonomistlerin beklentisi de Para Politikası Kurulu’nun bugünkü toplantısı sonucunda faizleri sabit tutacağı yönündeydi. Merkez Bankası, politika faizini geçen ay yüzde 42,5’ten yüzde 45’e yükseltmişti.

“Şaşırmadık.. ‘İlk fırsatta indirecek’”

Merkez Bankası’nın faizi yüzde 45’te sabit bırakmasıyla ilgili ekonomistler açıklamalarda bulundu. Karara ilişkin ekonomistlerin analizleri şöyle:

İktisatçı Mahfi Eğilmez, “TCMB politika faizini sabit tuttu. Asıl olan faizi değil enflasyonu önce sabit tutabilmek sonra da düşürebilmek. Keşke ona uğraşsalardı” yorumunu yaparken, ekonomist Emre Alkin, “Şaşırmadık.. ‘İlk fırsatta indirecek’ diye de ekliyoruz.” diye belirtti.

Dr. Barış Esen, “Merkez Bankası’nın ana senaryosu TL’de reel değerlenme. Merkez Bankası faiz metninden ‘Para politikasındaki kararlı duruş, dezenflasyonun ana unsurlarından olan Türk lirası reel değerlenme sürecine katkı vermeyi sürdürecektir’” ifadesini kullandı. Esen, Merkez Bankası’nın faizi değiştirmediğini ama mevduat faizinde düşüşe izin vermem mesajı verdiğini belirtti.

Ekonomi Yazarı Uğur Gürses, “Merkez Bankası, 1. Kilometre taşlarını betimlemiş, 2. Tepki fonksiyonunu biraz daha açık hale getirmiş” dedi. Mustafa Sönmez, “TCMB, beklendiği gibi politika faizini %45’te tuttu. Bu karar, Mart ayında da değişmez. Nisan’da ne olacağı seçim sonucuna bağlıdır. Erdoğan, seçim sonucundan bakalım nasıl bir yol haritasına yönelecek. Bu mesele, Erdoğan’ın kararına bağlıdır ne yazık ki. Şimşek, uygular; Yes man!” yorumunu yaptı.

Tunç Şatıroğlu, “Enflasyon lobisi kazandı. Şahabi para politikasına dönüşün ilk adımı atıldı” derken, ekonomist İris Cibre Merkez Bankası’nın kararını şu şekilde yorumladı:

“TCMB PPK faizini artırmadı Pivot 45% olarak resmileşti ‘Zoru başaracağız’ mantalitesi ağır bastı. ‘Enflasyon görünümünde belirgin ve kalıcı bir bozulma öngörülmesi durumunda ise para politikası duruşu sıkılaştırılacaktır’ Ocak enflasyonu 6.7% geldi Şubat da 5% civarında gelecek Sene sonu beklentileri bozuluyor, TCMB beklentisinin 7 puan üzerinde Daha nasıl bir bozulma bekleniyor ki acaba? İşimizi şansa bıraktık, yine…”

Vergi uzmanı Ozan Bingöl, 2 Şubat’ta sosyal medya hesabından faizin sabit tutulacağını “Tüm faiz artışlarını bir kişiye yaptırıp yolladılar! Artık faiz artırımı yok, yeni başkan tertemiz bir sayfa ile yoluna devam edebilir…” diyerek belirtmişti.

Paylaşın

Uzmanlardan “500, 1.000 Ve 5.000 Liralık Banknot Basılmalı” Önerisi

Ziraat Bankası Eski Genel Müdür Yardımcısı Prof. Dr. Şenol Babuşcu sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada “500 ve 1.000 TL.lik banknotlar basılması yetmez, 5.000 TL.lik banknot da basılmalı…” dedi.

200 TL banknotun basıldığı tarihte değerinin 131 dolar olduğunu belirten Babuşcu “2024 yılı içinde 131 doları karşılığı yaklaşık 5.000 TL olacağına göre 500 ve 1.000 TL.lık banknotların yanı sıra 5.000 TL.lık banknot da basılmalı…” görüşünü savundu.

Enflasyonun giderek artması ve Türk lirasının dolar karşısında hızla değer kaybetmesiyle birlikte yeni banknotların basılması sık sık gündeme geliyor. Uzmanlar da yeni banknot basılmasını öneriyor.

Türkiye’de halen kullanımdaki en yüksek banknot olan 200 TL 1 Ocak 2009’da kullanılmaya başlandı. 200 TL kullanıma girdiğinde Merkez Bankası kuruna göre 2 Ocak 2009’da 132 dolar (tam olarak 131,6) yapıyordu. 21 Şubat 2024 kuruna göre ise 200 TL 6,49 dolar ediyor. 132 doların 21 Şubat’taki Türk lirası karşılığı ise 4 bin 71 liraya kadar yükseldi.

Peki, en büyük banknot olan 200 TL’nin dolar karşılığı zaman içinde nasıl değişti? 2009 başında 132 doların Türk lirası karşılığı nasıl değişti?

Merkez Bankası aylık kur ortalamasına göre 200 TL Ocak 2009’da 126 dolar ediyordu. Bu miktar Ekim 2010’da 141 dolara kadar yükselerek tüm zamanların rekorunu kırdı. 200 liranın karşılığı ilk kez Eylül 2013’te 100 doların altına düşerek 99 dolar gerçekleşti.

Türk lirasının dolar karşısında değer kaybetmesiyle 200 TL’nin karşılığı da kademeli olarak düştü. Ancak Nisan 2016’da bu miktar hala 70 doların hemen üzerindeydi. Çok geçmeden Ağustos 2018’da bu miktar 35 dolara kadar geriledi.

Rafa kaldırılan “yeni ekonomi dönemi”nde 200 liranın satın alabildiği dolar miktarı iyice geriledi. Bu dönemde 200 liranın karşılığı 10 dolara kadar indi.

Mayıs 2023 seçimlerinden sonra ilk kez 10 liranın altına düşen bu miktar Şubat ayında 6,5 dolar civarında seyrediyor. 132 doların TL karşılığı 2014 sonuna kadar hiç 300 lirayı aşmadı. İlk kez Aralık 2014’te 302 lira olan 132 dolar 2017 sonunda 500 liraya ulaştı.

Ekim 2020’de bin lira sınırını aşan 132 dolar “yeni ekonomi modeli”nin başladığı Eylül 2021’de bin 124 lira idi. Bu tarihten sonra şaha kalkan dolar kurunun etkisiyle 132 dolar cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ardından Haziran 2023’te ilk kez 3 bin lira bandını aştı. Şubat 2024’te ise 4 bin lira sınırı aşıldı.

“5 bin liralık banknot basılmalı”

Yeni banknotlar basılacağına dair sık sık haberler çıkarken uzman ve eski yetkililer de bu yönde öneride bulunuyor.

Ziraat Bankası Eski Genel Müdür Yardımcısı Prof.Dr. Şenol Babuşcu sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada “500 ve 1.000 TL.lik banknotlar basılması yetmez, 5.000 TL.lik banknot da basılmalı…” dedi.

200 TL banknotun basıldığı tarihte değerinin 131 dolar olduğunu belirten Babuşcu “2024 yılı içinde 131 doları karşılığı yaklaşık 5.000 TL olacağına göre 500 ve 1.000 TL.lık banknotların yanı sıra 5.000 TL.lık banknot da basılmalı…” görüşünü savundu.

Merkez Bankası Eski Başekonomisti Prof. Dr. Hakan Kara da Ekim 2023’te sosyal medyadaki yorumunda “500 TL’lik banknot dediğimiz 18 dolar. Seçimler geçtikten sonra çatır çatır basılır.” ifadesini kullandı.

Öte yandan, piyasadaki 200 TL banknot oranı da artıyor. Hakan Kara’nın paylaşımına göre 2023 sonuna doğru en büyük banknot olan 200 TL’nin kullanımdaki payı yüzde 68,9’a ulaştı. Kara “Para reformu yapılmadan önce 2004 yılında en büyük kupürün (20 milyonluk banknot) payı yüzde 84,8’e ulaşmıştı” diyerek henüz rekorun görülmediğini kaydetti.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

TÜİK Açıkladı: Tarımsal Girdi Enflasyonu 51 Aydır Artıyor

Tarımsal girdi enflasyonu aralık ayında bir önceki aya göre yüzde 2,62, bir önceki yılın aralık ayına göre yüzde 41,43, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 41,43 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 43,69 arttı.

Haber Merkezi / Böylece tarımsal girdi enflasyonu aylık bazda Eylül 2019’dan bu yana 51 aydır aralıksız yükselişini sürdürüyor.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Tarımsal Girdi Fiyat Endeksi (Tarım-GFE) Aralık 2023 verilerini açıkladı. Buna göre, Tarım-GFE aralık ayında bir önceki aya göre yüzde 2,62, bir önceki yılın aralık ayına göre yüzde 41,43, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 41,43 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 43,69 artış gerçekleşti.

Ana gruplarda bir önceki aya göre, tarımda kullanılan mal ve hizmet endeksinde yüzde 2,82, tarımsal yatırıma katkı sağlayan mal ve hizmet endeksinde yüzde 1,47 artış gerçekleşti. Bir önceki yılın aynı ayına göre göre tarımda kullanılan mal ve hizmet endeksinde yüzde 37,64, tarımsal yatırıma katkı sağlayan mal ve hizmet endeksinde yüzde 68,87 artış gerçekleşti.

Bir önceki yılın aynı ayına göre artışın düşük olduğu alt gruplar yüzde 9,69 ile gübre ve toprak geliştiriciler ve yüzde 24,75 ile tarımsal ilaçlar oldu. Yıllık artışın yüksek olduğu alt gruplar ise sırasıyla, yüzde 151,60 ile veteriner harcamaları ve yüzde 89,31 ile diğer mal ve hizmetler oldu.

Bir önceki aya göre azalış gösteren alt gruplar sırasıyla, yüzde 2,26 ile enerji ve yağlar ve yüzde 0,74 ile gübre ve toprak geliştiriciler oldu. Buna karşılık, aylık artışın yüksek olduğu alt gruplar ise sırasıyla, yüzde 6,37 ile diğer mal ve hizmetler ve yüzde 5,21 ile hayvan yemi oldu.

Paylaşın

Tüketici Güven Endeksi 79,3’e Geriledi

Tüketici güven endeksi, ocak ayında bir önceki aya göre yüzde 1,3 oranında azalarak 79,3 oldu. Böylece ocak ayında 80,4 olan tüketici güven endeksi, şubat ayında 79,3’e olarak kayıtlara geçti.

Haber Merkezi / Tüketici güven endeksinin 100’den büyük olması tüketici güveninde iyimser durumu, 100’den küçük olması tüketici güveninde kötümser durumu göstermektedir.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Tüketici Güven Endeksi Şubat 2024 verilerini açıkladı. Buna göre; Türkiye İstatistik Kurumu ve Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası işbirliği ile yürütülen tüketici eğilim anketi sonuçlarından hesaplanan tüketici güven endeksi, ocak ayında 80,4 iken şubat ayında yüzde 1,3 oranında azalarak 79,3 oldu.

Alt endekslerden, mevcut dönemde hanenin maddi durumu yüzde -0,1 azalışla 67,1, gelecek 12 aylık dönemde hanenin maddi durum beklentisi yüzde -1,6 azalışla 78,2, gelecek 12 aylık dönemde genel ekonomik durum beklentisi yüzde -3,4 azalışla 74,6’a, gelecek 12 aylık dönemde dayanıklı tüketim mallarına harcama yapma düşüncesi yüzde -0,3 azalışla 97,5 seviyesine geriledi.

Tüketici güven endeksi nedir ve neden önemlidir?

Tüketici güven endeksi, aylık tüketici eğilim anketi ile tüketicilerin maddi durum ve genel ekonomiye ilişkin mevcut durum değerlendirmeleri ile gelecek dönem beklentileri, harcama ve tasarruf eğilimleri ölçülmektedir.

Anket sonuçlarından hesaplanan tüketici güven endeksi 0-200 aralığında değer alabilmektedir. Tüketici güven endeksinin 100’den büyük olması tüketici güveninde iyimser durumu, 100’den küçük olması tüketici güveninde kötümser durumu göstermektedir.

Tüketici eğilimine ilişkin endekslerden, tüketimin finansmanı amacıyla borç kullanma ihtimali endeksinin artması iyimser durumu, azalması ise kötümser durumu göstermektedir.

Benzer şekilde tüketici fiyatlarının değişimine ilişkin düşünce ve beklenti endekslerinin artması tüketici fiyatlarında düşüş düşüncesini/beklentisini, azalması ise tüketici fiyatlarında artış düşüncesini/ beklentisini göstermektedir. İşsiz sayısı beklentisi endeksinin artması işsiz sayısında azalma beklendiğini, endeksin azalması ise işsiz sayısında artış beklendiğini ifade etmektedir.

Paylaşın

Türkiye’nin Yurt Dışı Varlıkları 327 Milyar Dolara Yükseldi

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) verilerine göre, aralık ayı sonu itibarıyla, Türkiye’nin yurt dışı varlıkları, 326,9 milyar dolar, yükümlülükleri ise 612,1 milyar dolar oldu.

Haber Merkezi / Varlıklar alt kalemleri incelendiğinde, rezerv varlıklar kalemi 140,9 milyar dolar, diğer yatırımlar kalemi 121,1 milyar dolar oldu. Yükümlülükler alt kalemleri incelendiğinde, doğrudan yatırımlar (sermaye ve diğer sermaye) piyasa değeri ile döviz kurlarındaki değişimlerin de etkisiyle 158,6 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), Uluslararası Yatırım Pozisyonu Gelişmeleri Aralık 2023 verilerini açıkladı.

Buna göre; 2023 Aralık sonu itibarıyla, Uluslararası Yatırım Pozisyonu (UYP) verilerine göre, Türkiye’nin yurt dışı varlıkları, 2022 yıl sonuna göre yüzde 6,0 oranında artışla 326,9 milyar dolar, yükümlülükleri ise yüzde 2,0 oranında azalışla 612,1 milyar dolar olarak gerçekleşti.

Türkiye’nin yurt dışı varlıkları ile yurt dışına olan yükümlülüklerinin farkı olarak tanımlanan net UYP, 2022 yıl sonunda -316,1 milyar dolar iken 2023 Aralık sonunda -285,2 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti.

Varlıklar alt kalemleri incelendiğinde, rezerv varlıklar kalemi 2022 yıl sonuna göre yüzde 9,4 oranında artışla 140,9 milyar dolar, diğer yatırımlar kalemi yüzde 0,2 oranında artışla 121,1 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti. Diğer yatırımlar alt kalemlerinden bankaların Yabancı Para ve Türk Lirası cinsinden efektif ve mevduatları yüzde 3,7 oranında artışla 46,7 milyar dolar oldu.

Yükümlülükler alt kalemleri incelendiğinde, doğrudan yatırımlar (sermaye ve diğer sermaye) piyasa değeri ile döviz kurlarındaki değişimlerin de etkisiyle 2022 yıl sonuna göre yüzde 22,5 oranında azalışla 158,6 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti.

Portföy yatırımları 2022 yıl sonuna göre yüzde 2,7 oranında artışla 95,8 milyar dolar oldu. Yurt dışı yerleşiklerin hisse senedi stoku 2022 yıl sonuna göre yüzde 2,7 oranında artışla 29,5 milyar dolar olurken, yurt dışı yerleşiklerin mülkiyetindeki DİBS stoku yüzde 111,6 oranında artışla 2,6 milyar dolar, Hazine’nin tahvil stoku (yurt içi yerleşiklerce alınan tahvil stoku düşüldükten sonra) ise yüzde 1,4 artışla 42,5 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti.

Aynı dönemde, diğer yatırımlar 2022 yıl sonuna göre yüzde 9,5 oranında artarak 357,7 milyar dolar oldu. Yurt dışı yerleşiklerin yurt içi yerleşik bankalardaki Yabancı Para mevduatı, 2022 yıl sonuna göre yüzde 3,8 oranında artarak 43,2 milyar dolar olurken, TL mevduatı yüzde 20,5 oranında artarak 17,0 milyar dolar oldu.

Bankaların toplam kredi stoku yüzde 12,3 oranında artarak 63,1 milyar dolar olurken, diğer sektörlerin toplam kredi stoku yüzde 0,7 oranında artarak 101,0 milyar dolar düzeyinde gerçekleşti.

Paylaşın

Yurt Dışı Üretici Enflasyonu Yüzde 59,27

Yurt dışı üretici enflasyonu ocak ayında bir önceki aya göre yüzde 4,57, bir önceki yılın aralık ayına göre yüzde 4,57, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 59,27 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 51,72 arttı.

Haber Merkezi / Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Yurt Dışı Üretici Fiyat Endeksi (YD-ÜFE) Ocak 2024 verilerini açıkladı.

Buna göre; yurt dışı üretici enflasyonu ocak ayında bir önceki aya göre yüzde 4,57, bir önceki yılın aralık ayına göre yüzde 4,57, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 59,27 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 51,72 arttı.

Sanayinin iki sektörünün yıllık değişimleri; madencilik ve taş ocakçılığında yüzde 60,76, imalatta yüzde 59,24 arttı.

Ana sanayi gruplarının yıllık değişimleri; ara mallarında yüzde 51,36, dayanıklı tüketim mallarında yüzde 65,98, dayanıksız tüketim mallarında yüzde 65,37, enerjide yüzde 47,22, sermaye mallarında yüzde 69,03 arttı.

Sanayinin iki sektörünün aylık değişimleri; madencilik ve taş ocakçılığında yüzde 3,07, imalatta yüzde 4,60 arttı.

Ana sanayi gruplarının aylık değişimleri; ara mallarında yüzde 3,32, dayanıklı tüketim mallarında yüzde 6,03, dayanıksız tüketim mallarında yüzde 4,63, enerjide 4,52, sermaye mallarında yüzde 5,84 arttı.

Paylaşın

Kaynana Vergisine Hazır Mısınız? Hazine Ve Maliye Bakanlığı Harekete Geçti

Hazine ve Maliye Bakanlığı, sahibi oldukları konutta kira almadan kaynanalarını oturtan gelin ve damatların emsal kira bedeli üzerinden ödeyecekleri gelir vergisi ile ilgili harekete geçti.

Şu an yürürlükte olan vergiler arasında resmi olarak “Kaynana Vergisi” diye bir vergi bulunmuyor. Uzmanların koyduğu bu terim, özellikle vergi uzmanı, akademisyen ve gazeteci olan Prof. Dr. Şükrü Kızılot’un yazdığı kitaptan geliyor.

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, ev sahibi ve kiracı arasındaki sözleşmelerin büyüteç altına alındığını, kira gelirini eksik gösterenlerin tespit edileceğini açıklamıştı. Söz konusu incelemede içinde kaynanaların da oturduğu 2 milyon konut tespit edildi.

‘Kaynana vergisi’, sahibi oldukları konutta kira almadan kaynanalarını oturtan gelin ve damatların emsal kira bedeli üzerinden ödeyecekleri gelir vergisi ile ilgili. Üstelik bu düzenleme yeni değil, yıllardır yürürlükte ama adı sadece ‘kaynana vergisi’ olarak geçmiyor.

Uzmanların koyduğu bu terim, özellikle vergi uzmanı, akademisyen ve gazeteci olan Prof. Dr. Şükrü Kızılot’un yazdığı kitaptan geliyor. Tekrar gündeme gelen Kaynana vergisinin ayrıntılarını, Ekonomim yazarı Abdullah Tolu anlattı:

“Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü ile Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü’nden elde edilen veriler karşılaştırılarak, kira geliri elde edebilme potansiyeline sahip yaklaşık 4,5 milyon konut, kiracı ve ev sahipliği yönünden analiz edildi. Daha sonra,

Konutlarla mal sahiplerinin Mernis (ikametgah) adresleri karşılaştırılarak, konut adresi ile Mernis adresi aynı olanlar,

Daha sonra konutlarda oturanlar ile bu konutların mal sahipleri karşılaştırılarak, mal sahiplerinin anne ve babası, çocukları ile kardeşlerinin oturdukları konutlar,

Kira gelirleri nedeniyle yıllık gelir vergisi beyannamesi verilen konutlar düşülerek, yaklaşık 2 milyon konutun kira geliri elde edebilme potansiyeline sahip olduğu tespit edildi.”

“Bu konutlar içerisinde, kaynanaların kirasız olarak oturdukları konutlarda var. Maliye bu konuda oldukça hassas davranıyor. İlgili kurumlardan elde edilen verilerle kendisinde bulunan verileri analiz ederek, kira geliri elde edildiği halde gelir vergisi beyannamesi vermeyen mükelleflere bu yolla ulaşmaya çalışıyor.”

Maliye tespit edecek

“”Maliye, yaklaşık bu 2 milyon konuta tek tek giderek, kiralık olanları ve kimlerin oturduğunu tespit edecek. Bu konutlarda oturanlara ilk yazılar gelmeye başladı, telaş etmeye gerek yok. Kiracılardan kira sözleşmesi, hangi tarihten itibaren kiraladıkları, kira bedeli ve ödemeyi nasıl yaptıklarına dair bilgiler isteniliyor.”

Konut, kira alınmadan kaynananın kullanımına bakılamaz mı?

“”Evet, sahip olunan konutun kira alınmadan (kirasız) kaynanaların kullanımına tahsis edilmesi mümkün. Bu aslında akraba olmanın da bir gereği. Ancak, kira alınmasa dahi, kaynananın kullanımına bırakılan konutlar için gelir vergisi ödenmesi gerekiyor. Hemen şaşırmayın, bu yeni bir düzenleme değil, yıllardır yürürlükte. İşin enteresan yanı, bu husus, uygulamada en çok atlanılan veya gözardı edilen konuların başında geliyor.”

Yasa ne diyor?

“Vergi Hukukunda ‘ev kirasız, para faizsiz olmaz’ kuralı geçerli. Bu kurala göre, sahip olunan konutlar kira alınmaksızın başkalarının kullanımına bırakılamıyor. Bunu önlemek için Gelir Vergisi Kanunu’nda ’emsal kira bedeli’ düzenlemesi yapılmış bulunuyor.

Gelir Vergisi Kanunu’nun ’emsal kira bedeli’ başlıklı 73. maddesine göre; bedelsiz olarak başkalarının kullanımına bırakılan gayrimenkullerin emsal kira bedeli, bu gayrimenkullerin kirası sayılıyor. Konutlarda emsal kira bedeli, konutun emlak vergisi değerinin yüzde 5’i olarak hesaplanıyor. Bu düzenlemeye göre, örneğin, bedelsiz olarak başkalarının kullanımına bırakılan konutun emsal kira bedeli, bu konutun kirası sayılıyor. Bu emsal kira bedeli üzerinden de vergilendirme yapılıyor.

Tabi, her düzenlemenin olduğu gibi, emsal kira bedeli düzenlemesinin de istisnaları bulunuyor. Söz konusu düzenlemeye göre, mal sahiplerinin usul (anne-baba, büyükanne-büyükbaba), füruğ (çocuk, torun) veya kardeşlerinin ikametine bedelsiz olarak tahsis edilen konutlar için emsal kira bedeli beyan edilmiyor ve gelir vergisi ödenmiyor.

Geçen yıllarda Maliye tarafından yapılan kira denetimleri sırasında kaynana Maliyeci’ye; “Ev damadımın evi, iki yıldır, kira ödemeden ben oturuyorum” diyor. Tutanak tutuluyor ve damat vergi dairesine çağrılıyor. Damada, “Kendi annen olsa, kira almadan oturtabilirdin. Ancak, kayınvalide, ilgili kanun maddesinde, kira ödemeden oturabilecek akrabalar arasında yer almıyor. Bu nedenle, iki yıllık kira vergisi ödeyeceksin” deniliyor. Daha sonra da, damattan iki yıllık tarh ve tahakkuk ettirilen gelir vergisi, 1 kat vergi ziyaı cezalı olarak isteniyor. Gecikme faizi de cabası!

Bu şekilde sahibi oldukları konutlarda kira almadan kaynanalarını, amca, dayı, hala, teyze, yeğenlerini oturtanların, emsal kira bedeli üzerinden gelir vergisi ödemek zorunda olduklarını bilmelerinde fayda var. Bu atlanılacak bir şey değil, çünkü ciddi yaptırımları var!”

Paylaşın

Türkiye, Ocak Ayında Faize 121 Milyar Lira Ödedi

Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın açıkladığı verilere göre, ocak ayında merkezi bütçenin faiz giderleri geçen yılın aynı ayına göre yüzde 466,9 oranında artışla 121 milyar lira oldu.

Ayrıca faiz giderlerinin bütçe ödeneklerine göre gerçekleşme oranı geçen yıl ocak ayında yüzde 3,3 iken bu yıl ocak ayında ise oran yüzde 9,7’ye yükseldi.

Ekonomim’in aktardığı habere göre; Hazine ve Maliye Bakanlığı ocak ayına ilişkin bütçe sonuçlarını açıkladı. Buna göre yılın ilk ayında bütçe açığı 150.7 milyar lira olarak gerçekleşti. Geçen yıl ocak ayında bütçe açığı 32.2 milyar lira seviyesindeydi.

Bütçe açığında artış yüzde 367,5 oldu. Ocak ayında bütçe harcamaları geçen yılın aynı ayına göre yüzde 139 artışla 768 milyar lira, bütçe gelirleri ise yüzde 113,5 artışla 617.25 milyar lira oldu.

Hazine ve Maliye Bakanlığı verilerine göre ocakta faiz giderleri geçen yılın aynı ayına göre yüzde 466,9 oranında artışla 121 milyar liralık harcama yapıldı. Faiz harcamaları için geçen yıl ocakta 21.3 milyar lira harcama yapılmıştı. Faiz harcamalarının bütçe ödeneklerine göre gerçekleşme oranı geçen yıl ocak ayında yüzde 3,3 iken bu yıl ocak ayında ise oran yüzde 9,7’ye yükseldi.

Ocak ayında faiz dışı giderler yüzde 115,7 oranında artışla 646.8 milyar lira olarak gerçekleşti. Faiz hariç giderlerin bütçe ödeneklerine göre gerçekleşme oranı ise 2023 yılında yüzde 6,1 iken 2024 yılında yüzde 6,6 oldu.

Ocak ayında cari transferler geçen yıla göre yüzde 94,5 artışla 284.65 milyar liraya yükselirken, SGK devlet primi giderleri ise yüzde 96,9 yükseldi. Personel giderleri ise yüzde 152,1 artışla 260.25 milyar liraya çıktı. Asgari ücret zammı bu artışlarda etkili oldu.

617.25 milyar liraya çıkan bütçe gelirlerinin bütçe tahminine göre ocak ayı gerçekleşme oranı 2023 yılında yüzde 5,9 iken 2024 yılında yüzde 7,3’ye yükseldi. Hazine verilerine göre ocak ayında vergi gelirleri geçen yılın aynı ayına göre yüzde 104,6 oranında artışla 517.2 milyar lira olarak gerçekleşti. Vergi gelirlerinin bütçe tahminine göre gerçekleşme oranı ise 2023 yılında yüzde 5,9 iken 2024 yılında yüzde 7’ye çıktı.

ÖTV tahsilatı ocak ayında 100 milyar liraya yaklaştı

Ocak ayında yurtiçi mallar üzerinden alınan dahilde KDV bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 164,6 oranında artarak 108.4 milyar lira, özel tüketim vergisi tahsilatı ise yüzde 118,2 oranında artışla 97.7 milyar lira oldu. Banka ve sigorta muameleleri vergisindeki artış ise yüzde 169,8 artışla 22.8 milyar lira oldu.

Vergi gelirleri arasında gelir vergisi gelirleri yüzde 107,4 artarak 102,84 milyar liraya yükselirken, dahilde alınan KDV yüzde 164,6 yükselerek 108.4 milyar liraya çıktı. BSMV vergisi gelirleri yüzde 169,8 artarken ithalde alınan KDV’de yüzde 73,8’lik artışla 91.16 milyar lira oldu. Genel bütçe vergi dışı gelirleri ise 88 milyar 57 milyon TL hesaplandı.

Paylaşın

TÜİK: Türkiye’nin En Önemli Sorunu Hayat Pahalılığı

2023 yılında Türkiye’nin en önemli sorunu sıralamasında hayat pahalılığı yüzde 33,8 ile ilk sırada yer alırken, yüzde 16,5 ile eğitim ikinci sırada ve yoksulluk yüzde 13,4 ile üçüncü sırada yer aldı.

Haber Merkezi / Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Yaşam Memnuniyeti Araştırması 2023 verilerini açıkladı.

Buna göre; Yaşam memnuniyeti araştırması sonuçlarına göre, mutlu olduğunu beyan eden 18 ve üzeri yaştaki bireylerin oranı, 2022 yılında yüzde 49,7 iken 2023 yılında 3,0 puan artarak yüzde 52,7 oldu. Mutsuz olduğunu beyan eden bireylerin oranı ise 2022 yılında yüzde 15,9 iken 2023 yılında 2,2 puan azalarak yüzde 13,7 olarak gerçekleşti.

Mutlu olduğunu beyan eden erkeklerin oranı, 2022 yılında yüzde 46,5 iken 2023 yılında yüzde 50,3 oldu. Kadınlarda ise bu oran, 2022 yılında yüzde 52,7 iken 2023 yılında yüzde 55,1 oldu.

Evli bireylerin, evli olmayan bireylere göre daha mutlu olduğu görüldü. Mutlu olduğunu belirten evli bireylerin oranı, 2023 yılında yüzde 56,4 iken evli olmayanlarda bu oran, yüzde 45,8 olarak gerçekleşti. Evli olanların mutluluk düzeyi cinsiyete göre incelendiğinde; evli erkeklerin yüzde 53,2’sinin, evli kadınların ise yüzde 59,5’inin mutlu olduğu gözlendi.

Yaş gruplarına göre mutluluk düzeyi incelendiğinde; 18-24 yaş grubunda mutluluk oranı, 2022 yılında yüzde 47,9 iken 2023 yılında 6,1 puan artarak yüzde 54,0 oldu.

Mutluluk oranının 55 ve daha yukarı yaştaki bireylerde ise azaldığı gözlendi. Mutluluk oranı 55-64 yaş grubunda bir önceki yıla göre 2,8 puan azalarak yüzde 49,7 olarak tahmin edildi. 65 ve daha yukarı yaştaki bireylerde ise 2022 yılında yüzde 57,7 iken 2023 yılında 1,7 puan azalarak yüzde 56,0 oldu.

Bireylerin mutluluk kaynağı olan kişiler incelendiğinde; en çok ailelerinin mutlu ettiğini belirtenlerin oranı, 2023 yılında yüzde 69,9 olurken bunu sırasıyla; yüzde 15,0 ile çocukları, yüzde 5,4 ile kendisi, yüzde 3,8 ile eşi, yüzde 2,9 ile annesi/babası ve yüzde 1,8 ile torunları takip etti.

Bireylerin mutluluk kaynağı olan değerler incelendiğinde; kendilerini en çok sağlıklı olmanın mutlu ettiğini ifade edenlerin oranı, 2023 yılında yüzde 69,5 olurken bunu sırasıyla; yüzde 13,2 ile sevgi, yüzde 9,2 ile başarı, yüzde 5,3 ile para ve yüzde 2,6 ile iş takip etti.

Her 100 kişiden 67’si geleceğinden umutlu

Kendi geleceklerinden umutlu olduğunu beyan eden bireylerin oranı, 2023 yılında yüzde 67,1 oldu. Erkeklerin geleceklerinden umutlu olma oranı yüzde 67,2 iken kadınlarda bu oran yüzde 67,1 oldu.

Bireylerin hayatlarını bir bütün olarak düşündüklerinde hissettikleri yaşam memnuniyet düzeyini hesaplamak amacı ile; hiç memnun olmayanlar için “0”, çok memnun olanlar için “10” arasında bir değer alınarak ortalama hesaplandı.

Bireylerin ortalama yaşam memnuniyet düzeyi 2022 yılında 5,5 hesaplanırken 2023 yılında 0,2 puan artış ile 5,7 oldu. Erkeklerde ortalama yaşam memnuniyet düzeyi 2023 yılında 5,6, kadınlarda ise 5,8 oldu.

Kamu hizmetlerinden memnuniyet düzeyleri incelendiğinde; 2023 yılında asayiş hizmetlerinden memnun olduğunu beyan edenlerin oranı yüzde 74,6 olurken bunu sırasıyla yüzde 68,2 ile ulaştırma, yüzde 65,4 ile sağlık, yüzde 61,0 ile Sosyal Güvenlik Kurumu, yüzde 58,6 ile adli ve yüzde 57,7 ile eğitim hizmetlerinden memnuniyet takip etti.

Ülkenin en önemli sorunu incelendiğinde; 2020 yılında birinci sırada yüzde 18,5 ile işsizlik, ikinci sırada yüzde 17,3 ile hayat pahalılığı, üçüncü sırada yüzde 17,2 ile eğitim yer aldı. 2023 yılında hayat pahalılığı yüzde 33,8 ile ilk sırada yer alırken, yüzde 16,5 ile eğitim ikinci sırada ve yoksulluk yüzde 13,4 ile üçüncü sırada yer aldı.

Paylaşın