Faizin Faturasını Vatandaş Ödüyor

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) para­sal sıkılaştırmanın dozunu giderek artırırken, faturası ise düşen alım gücü karşısında borçlanarak ge­çinmeye çalışan vatandaşa çıkıyor.

TCMB’den daha yüksek maliyetle borçlanan bankalar ihtiyaç kredisi faizinde geçen hafta 13 puanlık artışa imza attı. TCMB verilerine göre ortalama İhtiyaç kredisi faizi geçen hafta yüzde 76’ya yükselerek son 22 yılın zirvesine ulaştı. İhtiyaç kredi faizleri aylık yüzde 7’ye dayanırken; örneğin 10 bin liralık 12 ay vadeli bir ihtiyaç kredisinin geri ödemesi 16.832 li­raya, yıllık bileşik maliyeti de yüzde 187.58’e kadar çıkıyor.

Sözcü’den Mehtap Özcan Ertürk’ün haberine göre, iktidarın tutarsız faiz politikası 2019’dan bu ya­na sık sık Merkez Bankası başkanlarının görevden alınmasına neden olurken, Türkiye’yi de derin bir kri­ze sürükledi. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın “faize rıza” gösterdiği için ya da “nas ne diyorsa o” sözleriyle değişen faiz politikası her seferinde Merkez Bankası Başkanı’nın da gö­revden alınmasına neden oldu.

Son 8 yılda 6 Merkez Bankası Başkanı göreve gelirken, 5 başkan da görevden alındı. Her başkan; ya düşük faiz ısrarının bir sonucu olan yüksek enflasyonun sorumlusu gös­terilerek ya da enflasyonu kontrol altına almak için devreye alınan yüksek faiz politikasının ardından faiz lobileri işaret edilerek görevden alındı.

Yasal olarak görevi enflasyon hedeflemesi yapmak olan Merkez Bankası başkanlarını görevden alan Erdoğan bu süreçte ne söylediyse tersi yaşandı. “Ben ekonomistim” diyen Erdoğan’ın ‘faiz sebep, enf­lasyon neticedir’ iddiası Türkiye’yi Cumhuriyet tarihinin en derin krizi ile baş başa bıraktı. Son olarak Ma­yıs 2023’teki seçimlerinin ardından keskin bir ‘U dönüşü’ ile şimdilik faiz tartışması sona erdi. Yaşanan süre­cin bedelini ise vatandaşlar ödüyor. Türkiye yüzde 50 faiz oranı ile dün­yada 4’üncü, yüzde 67.07 enflasyon oranı ile dünyada 5’inci ülke oldu.

İktidarın U dönüşünden önceki Mart 2021-Haziran 2023 tarihleri aralı­ğında TCMB’nin kaptan koltuğunda oturan Şahap Kavcıoğlu, enflasyon yüzde 16 iken görevi devraldı, yüzde 85.51’i görerek yüzde 39.59’a gerile­diğinde ise görevi devretti. Kavcıoğ­lu’nun görevde kaldığı 26 ayda faiz yüzde 19’dan yüzde 8.5’e indi ama döviz kurları kontrol edilemez hale geldi, enflasyon 22 yıllık AKP iktidar­larının zirvesine ulaştı.

Merkez Bankası (TCMB) para­sal sıkılaştırmanın dozunu giderek artırırken, faturası ise düşen alım gücü karşısında borçlanarak ge­çinmeye çalışan vatandaşa çıkıyor. TCMB’den daha yüksek maliyetle borçlanan bankalar ihtiyaç kredisi faizinde geçen hafta 13 puanlık artışa imza attı. TCMB verilerine göre ortalama İhtiyaç kredisi faizi geçen hafta yüzde 76’ya yükselerek son 22 yılın zirvesine ulaştı. İhtiyaç kredi faizleri aylık yüzde 7’ye dayanırken; örneğin 10 bin liralık 12 ay vadeli bir ihtiyaç kredisinin geri ödemesi 16.832 li­raya, yıllık bileşik maliyeti de yüzde 187.58’e kadar çıkıyor.

Erdoğan ne demişti?

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın, 21 Nisan 2023’te İstanbul’da Gaziosmanpaşa Meydanı’ndaki mitingde “Bu kardeşiniz iktidarda olduğu sürece, faiz yükselemez, faiz devamlı düşecektir. Amerika’da faiz yükselebilir, Avrupa’da yükselebilir ama Türkiye’de faiz düşecek. Ve göreceksiniz enflasyon da faizle beraber düşecek. Ni­tekim, milletim 21 yıldır bize güvendi, inandı, hep arkamız­da durdu” demişti. Erdoğan, bu konuşmayı yaptığı sırada enflasyon yüzde 43.68, TCM­B’nin politika faizi ise yüzde 8.5’ti. Bugün enflasyon yüzde 67.07, faiz ise yüzde 50 düzeyinde bulunuyor.

Paylaşın

Tarımsal Girdi Enflasyonu Yüzde 45,11

Tarımsal girdi enflasyonu, ocak ayında bir önceki aya göre yüzde 7,51, bir önceki yılın aralık ayına göre yüzde 7,51, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 45,11 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 36,81 arttı.

Haber Merkezi / Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Tarımsal Girdi Fiyat Endeksi (Tarım-GFE) Ocak 2024 verilerini açıkladı.

Buna göre; Tarım-GFE, ocak ayında bir önceki aya göre yüzde 7,51, bir önceki yılın aralık ayına göre yüzde 7,51, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 45,11 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 36,81 arttı.

Ana gruplarda bir önceki aya göre, tarımda kullanılan mal ve hizmetler endeksinde yüzde 7,27, tarımsal yatırıma katkı sağlayan mal ve hizmetler endeksinde yüzde 9,07 arttı. Bir önceki yılın aynı ayına göre göre tarımda kullanılan mal ve hizmetler endeksinde yüzde 41,22, tarımsal yatırıma katkı sağlayan mal ve hizmetler endeksinde yüzde 74,88 arttı.

Yıllık değişimin en yüksek olduğu alt grup yüzde 167,95 ile veteriner harcamaları oldu. Aylık değişimin en yüksek olduğu alt grup yüzde 29,35 ile veteriner harcamaları oldu.

Paylaşın

Hazine’nin Borcu 7 Trilyon 238 Milyar Liraya Yükseldi

Merkezi yönetim brüt borç stoku, şubat sonu itibarıyla 7 trilyon 238,1 milyar lira oldu. Borç stokunun 2 trilyon 642,3 milyar lira tutarındaki kısmı Türk Lirası, 4 trilyon 595,8 milyar lira tutarındaki bölümü ise döviz cinsi borçlardan oluştu.

Haber Merkezi / Ayrıca, hazine alacakları, şubat sonu itibarıyla 28,4 milyar lira oldu. Alacak stoku içindeki en yüksek payı 10,6 milyar lirayla mahalli idareler oluşturdu.

Hazine ve Maliye Bakanlığı, 30 Eylül itibarıyla merkezi yönetim brüt borç stoku verilerini açıkladı. Bakanlıktan yapılan açıklamada şu ifadeler kullanıldı:

“Merkezi yönetim borç stoku 29 Şubat 2024 tarihi itibarıyla 7.238,1 milyar TL olarak gerçekleşmiştir. Borç stokunun 2.642,3 milyar TL tutarındaki kısmı Türk Lirası cinsi, 4.595,8 milyar TL tutarındaki kısmı döviz cinsi borçlardan oluşmaktadır.

Hazine Alacak stoku 29 Şubat 2024 tarihi itibarıyla 28,4 milyar TL olarak gerçekleşmiştir. Hazine alacak stoku içerisinde en yüksek pay 10,6 milyar TL ile Mahalli İdareler’e aittir. 2024 Şubat ayı sonu itibarıyla Hazine alacaklarından toplam 0,5 milyar TL tahsilat gerçekleştirilmiştir.”

Paylaşın

Yurt Dışı Üretici Enflasyonu Yüzde 62,38

Yurt dışı üretici enflasyonu, şubat ayında bir önceki aya göre yüzde 2,38 artış, bir önceki yılın aralık ayına göre yüzde 7,06 artış, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 62,38 artış ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 52,96 arttı.

Haber Merkezi / Sanayinin iki sektörünün aylık ve yıllık değişimleri incelendiğinde, aylık madencilik ve taş ocakçılığında yüzde 2,20, imalatta yüzde 2,39, yıllık madencilik ve taş ocakçılığında yüzde 60,69, imalatta yüzde 62,41 artış oldu.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Yurt Dışı Üretici Fiyat Endeksi (YD-ÜFE) Şubat 2024 verilerini açıkladı.

Buna göre; YD-ÜFE, şubat ayında bir önceki aya göre yüzde 2,38 artış, bir önceki yılın aralık ayına göre yüzde 7,06 artış, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 62,38 artış ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 52,96 arttı.

Sanayinin iki sektörünün yıllık değişimleri; madencilik ve taş ocakçılığında yüzde 60,69, imalatta yüzde 62,41 artış gerçekleşti. Ana sanayi gruplarının yıllık değişimleri; ara mallarında yüzde 53,62, dayanıklı tüketim mallarında yüzde 70,60, dayanıksız tüketim mallarında yüzde 67,20, enerjide yüzde 68,64, sermaye mallarında yüzde 70,30 artış gerçekleşti.

Sanayinin iki sektörünün aylık değişimleri; madencilik ve taş ocakçılığında yüzde 2,20, imalatta yüzde 2,39 artış gerçekleşti. Ana sanayi gruplarının aylık değişimleri; ara mallarında yüzde 2,52, dayanıklı tüketim mallarında yüzde 2,62, dayanıksız tüketim mallarında yüzde 1,91, enerjide yüzde 9,99, sermaye mallarında yüzde 1,28 artış gerçekleşti.

Paylaşın

TÜİK Açıkladı: Tüketici Güven Endeksi 79,4’e Yükseldi

Tüketici güven endeksi, mart ayında bir önceki aya göre yüzde 0,02 oranında artarak 79,4 oldu. Böylece şubat ayında 79,3 olan tüketici güven endeksi, mart ayında 79,4 olarak kayıtlara geçti.

Haber Merkezi / Tüketici güven endeksinin 100’den büyük olması tüketici güveninde iyimser durumu, 100’den küçük olması tüketici güveninde kötümser durumu göstermektedir.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Tüketici Güven Endeksi Mart 2024 verilerini açıkladı. Buna göre; Türkiye İstatistik Kurumu ve Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası işbirliği ile yürütülen tüketici eğilim anketi sonuçlarından hesaplanan tüketici güven endeksi, Şubat ayında 79,3 iken Mart ayında yüzde 0,02 oranında artarak 79,4 oldu.

Alt endekslerden, mevcut dönemde hanenin maddi durumu yüzde -0,7 azalışla 66,6 gerilerken, gelecek 12 aylık dönemde hanenin maddi durum beklentisi yüzde 0,9 artışla 78,9, gelecek 12 aylık dönemde genel ekonomik durum beklentisi yüzde 0,4 artışla 74,9’a yükseldi. Gelecek 12 aylık dönemde dayanıklı tüketim mallarına harcama yapma düşüncesi yüzde -0,5 azalışla 97,0 seviyesine geriledi.

Tüketici güven endeksi nedir ve neden önemlidir?

Tüketici güven endeksi, aylık tüketici eğilim anketi ile tüketicilerin maddi durum ve genel ekonomiye ilişkin mevcut durum değerlendirmeleri ile gelecek dönem beklentileri, harcama ve tasarruf eğilimleri ölçülmektedir.

Anket sonuçlarından hesaplanan tüketici güven endeksi 0-200 aralığında değer alabilmektedir. Tüketici güven endeksinin 100’den büyük olması tüketici güveninde iyimser durumu, 100’den küçük olması tüketici güveninde kötümser durumu göstermektedir.

Tüketici eğilimine ilişkin endekslerden, tüketimin finansmanı amacıyla borç kullanma ihtimali endeksinin artması iyimser durumu, azalması ise kötümser durumu göstermektedir.

Benzer şekilde tüketici fiyatlarının değişimine ilişkin düşünce ve beklenti endekslerinin artması tüketici fiyatlarında düşüş düşüncesini/beklentisini, azalması ise tüketici fiyatlarında artış düşüncesini/ beklentisini göstermektedir. İşsiz sayısı beklentisi endeksinin artması işsiz sayısında azalma beklendiğini, endeksin azalması ise işsiz sayısında artış beklendiğini ifade etmektedir.

Paylaşın

Türkiye’nin Yurt Dışı Varlıkları 324,5 Milyar Dolara Geriledi

Ocak sonu itibarıyla, Türkiye’nin yurt dışı varlıkları 324,5 milyar dolar, yükümlülükleri ise 624,5 milyar dolar oldu. Varlıklar alt kalemleri incelendiğinde, rezerv varlıklar kalemi 133,9 milyar dolar, diğer yatırımlar kalemi 125,5 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti.

Haber Merkezi / Yükümlülükler alt kalemleri incelendiğinde, doğrudan yatırımlar (sermaye ve diğer sermaye) piyasa değeri ile döviz kurlarındaki değişimlerin de etkisiyle 168,5 milyar doları seviyesinde gerçekleşti. Portföy yatırımları 100,4 milyar dolar oldu.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), Uluslararası Yatırım Pozisyonu Gelişmeleri Ocak 2024 raporunu açıkladı.

Buna göre; 2024 Ocak sonu itibarıyla, Uluslararası Yatırım Pozisyonu (UYP) verilerine göre, Türkiye’nin yurt dışı varlıkları, 2023 yıl sonuna göre yüzde 1,1 oranında azalışla 324,5 milyar dolar, yükümlülükleri ise yüzde 1,9 oranında artışla 624,5 milyar dolar olarak gerçekleşti.

Türkiye’nin yurt dışı varlıkları ile yurt dışına olan yükümlülüklerinin farkı olarak tanımlanan net UYP, 2023 yıl sonunda -284,7 milyar dolar iken ocak sonunda -300,0 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti.

Varlıklar alt kalemleri incelendiğinde, rezerv varlıklar kalemi 2023 yıl sonuna göre yüzde 5,0 oranında azalışla 133,9 milyar dolar, diğer yatırımlar kalemi yüzde 2,7 oranında artışla 125,5 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti. Diğer yatırımlar alt kalemlerinden bankaların Yabancı Para ve Türk Lirası cinsinden efektif ve mevduatları yüzde 6,7 oranında artışla 49,7 milyar dolar oldu.

Yükümlülükler alt kalemleri incelendiğinde, doğrudan yatırımlar (sermaye ve diğer sermaye) piyasa değeri ile döviz kurlarındaki değişimlerin de etkisiyle 2023 yıl sonuna göre yüzde 6,4 oranında artışla 168,5 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti.

Portföy yatırımları 2023 yıl sonuna göre yüzde 4,7 oranında artışla 100,4 milyar dolar olmuştur. Yurt dışı yerleşiklerin hisse senedi stoku 2023 yıl sonuna göre yüzde 12,0 oranında artışla 33,1 milyar dolar olurken, yurt dışı yerleşiklerin mülkiyetindeki DİBS stoku yüzde 5,9 oranında artışla 2,8 milyar dolar, Hazine’nin tahvil stoku (yurt içi yerleşiklerce alınan tahvil stoku düşüldükten sonra) ise yüzde 1,7 artışla 43,2 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti.

Aynı dönemde, diğer yatırımlar 2023 yıl sonuna göre yüzde 0,8 oranında azalarak 355,5 milyar dolar oldu. Yurt dışı yerleşiklerin yurt içi yerleşik bankalardaki Yabancı Para mevduatı, 2023 yıl sonuna göre yüzde 1,9 oranında azalarak 42,4 milyar dolar olurken, TL mevduatı yüzde 10,2 oranında artarak 18,8 milyar dolar oldu.

Bankaların toplam kredi stoku yüzde 0,7 oranında artarak 63,7 milyar dolar olurken, diğer sektörlerin toplam kredi stoku yüzde 2,1 oranında azalarak 98,3 milyar dolar düzeyinde gerçekleşti.

Paylaşın

Enflasyon Ne Zaman Düşecek? Bakan Şimşek Açıkladı

Ekonomideki son duruma ilişkin açıklamalarda bulunan Mehmet Şimşek, “Enflasyon 3 Temmuz’dan itibaren düşmeye başlayacak. Çünkü çıktı açığı Temmuz’da eksiye dönüyor” dedi ve ekledi:

“Baz etkisi var. Para politikası gecikmeli çalışıyor. Başından beri enflasyon yılın ikinci yarısından itibaren düşmeye başlayacak diyoruz. Enlasyonda düşüş trendi başlamış durumda. Bir program var sabırla kararlılıkla uygulayacağız.”

Bakan Şimşek, vergi istisnaları, muafiyatleri ve indirim oranlarını yeniden gözden geçireceklerini açıkladı. Merkez Bankası’nın kur hedefi olmadığını söyleyen Mehmet Şimşek, TL’ye ilişkin ortaya atılan iddiaların amacının seçim öncesiz güvensizlik yaratmak olduğunu ifade etti.

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Kanal 7 televizyonuna ekonomideki son duruma ilişkin açıklamalarda bulundu. Şimşek’in açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

“Orta Vadeli Program nedir? Öncelikle onu açıklayalım; bu program üç yıllık bir program. Programın özü dezenflasyon yani enflasyonu tek haneye indirmek. Yani üç yıllık bir program yaptık. Para politikalarını işlevsel hale getirmek için yaptık. Orta Vadeli Programın üç temeli vardır. Sıkı para politikası, sıkı maliye politikası dolayısıyla enflasyon düşecek.

Orta Vadeli Program’da şunu bir şekilde ortaya koymuşuz demişiz ki; istisnaları gözden geçireceğiz. İndirimli KDV oranlarını gözden eçireceğiz, muafiyetleri gözden geçireceğiz. Çok net çizmişiz. Hiçbir ülke siyasi sahiplenme olmadan başarıya ulaşamaz. Cumhurbaşkanımızın liderliğinde bu program hazırlandı.

Bu program Eylül’de açıklandı. 3 temel bileşeni var. 1. Bileşen dezenflasyon yani fiyat istikrarı. Şu an yüksek enflasyon sorunuyla karşı karşıyayız. Dünyada da yüksek ama bizde dalga boy yüksek. İlk olarak tek haneye düşürmeye yönelik bir program.

Bunun için sıkı bir para politikası var. Merkez Bankası’ndaki arkadaşlar işlerini yapıyorlar. Merkez Bankası enflasyonu çapalayacak çerçevede parasal sıkılaşmaya gitti. Şartlar neyi gerektiriyorsa onu yaparlar. Merkez Bankası enflasyonu düşürmek için ne gerekiyorsa yapacak.

Bütçede deprem hariç muazzam bir disiplin sağlandı. Gelirler politikası da bundan sonra beklenen enflasyona göre şekillendirilecek?

Biz bunu programı açıklarlarken söyledik. Enflasyondaki düşüş 2024 yılının ikinci yarısında başlayacak. Enflasyona mayıs ayı dahi yükselmeye devam edecek. Çünkü şubat ayı enflasyonunu hedef alalım. Yüzde 67. Bu şubat 2023 ve 2024 arası enflasyon. Yani son 12 ayın enflasyonu.

Birincisi geçen sene bu ülkede asrın felaketi yaşandı. İnşaat girdilerinde çok büyük bir artış oldu. Aynı sektörde İşçilik maliyetlerinde ciddi bir artış oldu. İnsanlar büyük şehirlere göç etti ve kira fiyatları yükseldi. Bunlar bir kerelik bir şey ama geçen sene temmuz ağustos eylül aylarında yaşandı. Bu önümüzdeki temmuz ağustosta yaşanmayacak.

Geçen sene bir seçim vardı. Gelirler politikası oldukça cömert belirlendi. Bunun da etkisi var. Önümüzde 4 yıl seçim olmayan bir dönem var. Biz burada sadece para politikası üzerinden değil. Enflasyonu kalıcı olarak bir şekilde aşağı çekmek istiyoruz. Enflasyondan en çok etkilenenler sabit gelirliler.

Geçen sene deprem nedeniyle çok büyük bir açıkla karşı karşıyaydık. Dışardan borçlanmak yerine açığı azaltmaya gittik. Bundan dolayı vergi artışlarına gittik. Bunlar doğrudan doğruya enflasyon. 2024’te bunlar olmayacak. Bunlar da tek seferlik etkiler. Enflasyonist yeni vergi olmayacak.

OVP’de çok net bir şekilde vergiler için çerçeve çizdik. Biz KDV genel oranını artırmayacağız, yüzde 20 üst limit. Kurumlar vergisini artırmayacağız. Gelir vergisini artırmayacağız. Çok netiz bu konuda. Ancak istisna muafiyetleri gözden geçireceğiz.

Verimlilik ne durumda bakacağız. Bu sene de bunun için ne gerekiyorsa yapacağız. Sıkılaştırma ise sıkılaştırma, kamu harcamalarını kısma mı… Hepsi yapılacak. Milletimizin bu geçiş döneminde bir fedalardık yapıyor. Kamu da bunu yapacak. Hiçbir bakanlığa personel noktasında emekli olanların harici personel alımına izin vermiyoruz.

“Müdahaleci olacağız”

Kredi politikasında çok net bir şekilde kaynakların tüketime değil üretken alanlara yönlendirme olacak. Müdahaleci olacağız. Altını çiziyorum. Biz kredi politikasında kaynağın tüketime değil kaynağın önce arz yönünü üretime gitmesini sağlayacağız. Bunun için ilave tedbirler alacağız.

Enflasyon 3 Temmuz’dan itibaren düşmeye başlayacak. Çünkü çıktı açığı Temmuz’da eksiye dönüyor. Baz etkisi var. Para politikası gecikmeli çalışıyor. Başından beri enflasyon yılın ikinci yarısından itibaren düşmeye başlayacak diyoruz. Enlasyonda düşüş trendi başlamış durumda. Bir program var sabırla kararlılıkla uygulayacağız.

Çok açık bir şekilde karamsarlık pompalanıyor. Muhalefet oturup projeleriyle, vizyonlarıyla bu yarışı sürdüreceklerine bu türden toplumun geleceğe ilişkin ümitlerini olumsuz etkileyecek yaklaşımlarla seçimi götürmeye çalışıyorlar.

Bu program çalışıyor. Kötümserliğe hiçbir şekilde zemin yoktur. Programın başarısını açıklayayım: Birincisi; ‘bu program uygulamaya geçtikten sonra büyümede dengelenme olacak’ dedik. Geçen sene ikinci çeyreğe gidelim yani program öncesine gittiğimizde iç talip çok hızlı büyüyor.

Büyümeye iç talep yüzde 10 katkı verirken net ihracat -6.3 puan etkiliyor. Yüzde 4’lük büyüme enflasyonist bir büyüme. Üçüncü çeyreğe geldiğimizde iç talebin etkisi 8.6’ya düşüyor. Net ihracat ise -2.3’e düşüyor. Son çeyreğe geldiğimizde iç talebin etkisi 4.6’ya düşüyor.

Net ihracat ise -0.6’ya düşüyor. Yılık ilk çeyreğindeyiz şuanda, elimizde rakam yok. Çok net bir şekilde net ihracatın etkisi artıya döndü. Artık Türkiye dışarıya satarak kısmen büyüyor. İç talep hala iyi ve düzeyde ama giderek daha ılımlı hale gelecek.

Şuanda Ocak ayına kadar olan süreçte 100 dolar borç ödediklerinde program sonrasında 113 dolar bulabiliyorlar. Dolayısıyla; Türkiye’ye para girişi çok ciddi bir şekilde artmış durumda. Özel sektörün bankaların dış kaynağa erişiminde hiçbir sorun yok.

Dış kaynağın maliyeti azaldı. Hazinenin dış kaynak bulmada hiçbir sorunu yok. Daha yeni Euro cinsinden bu sene piyasalara çıktı. 2017’den beri en düşük faiz farkıyla Hazine borçlandı. Bakan ‘borçlanma ile övünüyor’ diyorlar. Ben borçlanma ile niye övüneyim?

Şu anda ilave döviz talebinin bir ekonomik talebi yok ama “Seçim sonrasında kur yükselir para kazanırım” yönlendirmesiyle hareket eden bir kesim var. İhracatçı yurtdışından yüzde 40’lık ihracat gelirini bozdurma kuralı var, onu da geciktiriyor.

Biz kuru tutmuyoruz ki kazanasın. Son 1 yıl içinde dolar kuru enflasyondan daha çok artmış. Türkiye’nin döviz ihracatı artmıyor. Mayıs 2023’e giderseniz yıllık cari açığımız yaklaşık 60 milyar dolar. Şu anda cari açık 37 buçuk milyar dolara inmiş. Mayıs’ta 30 milyar doların altına inecek. Bir yıl sonra Türkiye’nin döviz ihtiyacı yarı yarıya azalacak.”

Paylaşın

Yoksul Sayısında Patlama: Sosyal Yardım Alanlar 5 Yılda 7 Katına Çıktı

2023 yılı sonu itibarıyla Türkiye’de 4 milyon 989 bin 456 hane, yani 19 milyon 957 bin 824 kişi sosyal yardımdan yararlanıyor. Böylelikle ülke nüfusunun 4’te 1’i sosyal yardımlarla ayakta duruyor.

2018’de sosyal yardımlara 43 milyar lira ödenirken, 2019’da bu tutar 55 milyar, 2020’de 69 milyar, 2021’de 97.8 milyar lira oldu. 2022’de 151.9 milyar, 2023’te ise 305.9 milyar TL’ye yükseldi.

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı 2023 yılı faaliyet raporu yayınlandı. Rapora göre son beş yılda sosyal yardım alan kişi sayısında patlama oldu. 2018’de sosyal yardımlara 43 milyar lira ödenirken, beşinci yılın sonunda rakam yedi katına çıktı.

2019’da bu tutar 55 milyar, 2020’de 69 milyar, 2021’de 97.8 milyar lira oldu. 2022’de 151.9 milyar, 2023’te ise 305.9 milyar TL’ye yükseldi.

Sosyal yardım alan hane sayısı da 2018’de 3 milyon 494 bin 932 oldu. 2021’de ise 4 milyon 419 bin 286 hane sosyal yardım aldı.

Sözcü’de yer alan habere göre; 2023 yılı sonu itibarıyla Türkiye’de 4 milyon 989 bin 456 hane, yani 19 milyon 957 bin 824 kişi sosyal yardımdan yararlanıyor. Böylelikle ülke nüfusunun 4’te 1’i sosyal yardımlarla ayakta duruyor.

2023’de gıda yardımı yapılan 957 bin 164 hane ve burada yaşayan 3 milyon 509 bin 427 kişi vardı. 1.21 milyar TL gıda yardımı yapıldı. Bu sayı 2022’de 3 milyon 472 bin 939 kişi ve 936 bin 683 haneye çıktı.

Yoksul vatandaşlara yapılan elektrik tüketim desteğinde de artış oldu. 2019’da 1 milyon 343 bin 109 hane elektrik yardımı aldı. Bu sayı 2020’de 1 milyon 659 bin 448 haneye çıktı. 2021 yılında 1 milyon 792 bin 200 oldu.

2022’de ise hane sayısı 2 milyon 719 bin 745’e yükseldi. 2023 sonu itibarıyla 4 milyon 378 bin 839 haneye elektrik desteği verildi ve 8,67 milyar lira kaynak aktarıldı.

Paylaşın

Mahfi Eğilmez’den Uyarı: Hiperenflasyona Gidebiliriz

Enflasyon verilerine ilişkin değerlendirmede bulunan Ekonomist Mahfi Eğilmez, “Türkiye’de hiperenflasyon var demek yanlıştır. Türkiye’de olan çok yüksek enflasyondur. Biraz daha gayret edersek hiperenflasyona gidebiliriz orası ayrı” dedi.

Haber Merkezi / Ekonomist Mahfi Eğilmez, sosyal medya hesabı üzerinden hiperenflasyon değerlendirmelerine ilişkin açıklamalarda bulundu. Eğilmez, açıklamasında, şu ifadeleri kullandı:

“Hiperenflasyona girip girmediğimizi soran, hatta hiperenflasyon içinde olduğumuz halde bunu yazmaktan çekindiğimizi ileri süren arkadaşlar var. Arkadaşlar, teknik tanımları istediğiniz gibi değiştiremezsiniz. Hiperenflasyon yıllık enflasyon oranının yüzde 200 sınırını aştığı enflasyon oranına verilen addır.

Türkiye’de TÜİK’in açıkladığı enflasyon yüzde 67, ENAG’ın açıkladığı enflasyon ise yüzde 127’dir. Enflasyonu bu çapta ölçen başka bir kurum ya da şirket yok. İTO da ölçüyor ama yalnızca İstanbul için ücretliler geçinme endeksi olarak ölçüyor. Sadece kendi çevremizdeki gıda fiyatlarına ya da kiralara bakarak Türkiye’de hiperenflasyon var demek yanlıştır.

Fiyatları bütün Türkiye’den ve TÜFE endeksinde olduğu gibi 400’den fazla mal ve hizmetten her ay toplayıp , ağırlıklandırıp öyle bakmak lazım. Türkiye’de olan çok yüksek enflasyondur. Biraz daha gayret edersek hiperenflasyona gidebiliriz orası ayrı.”

Hiperenflasyon nedir? Nedenleri, çözümleri

Dörtnala enflasyon olarak da adlandırılan hiperenflasyon, enflasyonun yılda yüzde 200 sınırını aştığı anlardaki halidir. Paranın değerini yitirdiği en şiddetli enflasyon biçimi olan hiperenflasyonun en önemli nedeni aşırı parasal genişlemedir.

Merkez Bankası bağımsız olmayan devletlerde para politikasını da hükûmet yönetir. İşte bu noktada hükûmetin maaşların ödenmesi, yatırım ya da bütçe açığının kapatılması için kontrolsüzce para basma kararı alması çok yüksek enflasyona neden olur.

İkincil olarak, ülkede siyasi istikrarın olmadığı, hükûmetlerin ortalama ömürlerinin 1-2 yıl olduğu durumlarda iktidar partisi, seçimlerin tekrarlanacağı ve halkın kendilerini cezalandırıp tekrar iktidara taşımayacağı beklentisi taşımaları durumunda kendilerinden sonra gelecek partinin iktisadi planlarını bilerek ve isteyerek bozacak kısa vadeli gayrı-iktisadi kararlar alabilirler.

Özellikle gelişmemiş ve yeni gelişmekte olan ülkelerde gözlemlenen bu durum, ileride arz ve talep yönlü daralmalara yol açacak derin ekonomik krizlere sebep olabilir.

Hiperenflasyon durumlarında görülen bazı özel durumlar vardır. Örneğin hiperenflasyon dönemlerinde kredi talebi olağanüstü şekilde artar. Bunun da en temel nedeni kredi taksitlerini ödemenin zorluğunun dönemler içerisinde enflasyon oranına bağlı olarak gitgide azalacak olmasıdır. Bunun yanı sıra hiperenflasyon durumlarında elde para tutmanın fırsat maliyeti çok pahalıdır.

Bu durumda ülkedeki finansal okuryazarlık oranına bağlı olarak kişiler yerli parayı ya yüksek faizde değerlendirme ya da bir an evvel ellerinden çıkarma eğilimi gösterirler. İkinci durumun yoğun olduğu ülkelerde yüksek enflasyon düzeyine rağmen ekonomide suni bir canlılık görünebilir.

Düşünülenin aksine kısa vadede yüzde 400’lük enflasyonu düşürmek yüzde 40’lık enflasyonu düşürmekten daha kolaydır. Çünkü böyle durumlarda daha önce siyasi maliyet yüzünden alınamamış tedbirler daha kolay alınabilmektedir.

Üstelik %400’lük bir enflasyonu yüzde 200’e indirmenin siyasi kazancı, yüzde 40’lık enflasyonu %20’ye indirmekten daha fazla olabilir. İkincil olarak, çoğu zaman hiperenflasyona neden olan aşırı parasal genişlemeyi kontrol altına almak bile enflasyonu daha makul düzeylere indirmek için yeterli olabilmektedir.

Uzun vadeli çözümler için bütçe disiplinini sağlayacak reformların yapılması ön koşuldur. Bunun için de kararlı bir finansal istikrar programı uygulanmalıdır. Bu program dahilinde kurumsal açıdan yapılanma, vergilendirilmeyen tabanı vergilendirmeye çalışma, vergi idaresinin iyileştirilmesi ve harcama önceliklerinin kesin olarak belirlendiği bir mali reform önşarttır.

Paylaşın

İktidar, İki Ayda Faize 176 Milyar Lira Ödedi

2024 yılının ilk iki ayında merkezi yönetim bütçe giderleri 1 trilyon 457 milyar 873 milyon lira olarak kayıtlara geçti. Faiz harcamaları 175 milyar 923 milyon lira, faiz hariç harcamalar ise 1 trilyon 281 milyar 950 milyon lira oldu.

Birgün’den Havva Gümüşkaya’nın haberine göre; Emekliye kaynak bulamayan iktidar, kaynakları savurmaya devam etti. Vergi gelirlerindeki devasa artışa rağmen bütçe açığı şubat ayında 153,8 milyar TL olarak kaydedildi. Yılın ilk 2 ayında toplam bütçe açığı ise 304,5 milyar liraya ulaştı. İki ayda faize ödenen tutar 176 milyar TL oldu. Böylece Orta Vadeli Program’da 2024 yılı için belirlenmiş olan 2 trilyon 652 milyar TL’lik bütçe açığının yüzde 11,5’i yılın ilk iki ayında gerçekleşti.

Şubat’ta bütçe gelirleri yüzde 145 artışla 536,1 milyar TL olarak gerçekleşirken giderler yıllık yüzde 77,2 artışla 689,9 milyar TL oldu. Vergi gelirleri ise bir önceki aya göre yüzde 21,1 oranında artarak 406,3 milyar TL’ye ulaştı. Ocak-Şubat döneminde ise vergi tahsilatı 923,5 milyar TL’yi buldu. Toplanan tüm vergilerin yüzde 59,63’ünü KDV ve ÖTV tahsilatı oluşturdu.

Şubat ayında ÖTV ve KDV adı altında toplamda 253,5 milyar lira Hazine’nin kasasına gelir olarak kaydedildi. Geçen yılın aynı ayında ÖTV ve KDV adı altında toplanan tutar 113,7 milyar TL’ydi. Geçen yıl 103,9 milyar TL olan ithalattan alınan KDV ise 191,2 milyar TL’ye ulaştı. Böylece geçen yılın ilk ayında ÖTV ve KDV’den 253 milyar 511 milyon TL toplanırken bu yılın ilk ayında bu rakam 550,7 milyar TL’ye yükseldi.

Seçim dönemi kamu teşebbüslerine yapılan fiyat baskısı, görevlendirme giderine yansıdı. Zarar eden kuruluşlara bütçeden transferler gerçekleşti. Görevlendirme gideri kaleminden şubatta 97,8 milyar TL çıkış olurken iki aylık tutar 169,7 milyar lirayı buldu. Böylece görevlendirme giderine ayrılan bütçenin yüzde 13’ü harcanmış oldu. Ocak-Şubat döneminde Elektrik Üretim Anonim Şirketi’ne toplamda 36,9 milyar lira aktarıldı.

Toprak Mahsulleri Ofisi’ne 12,5 milyar TL, Türkiye Şeker Fabrikaları A.Ş.’ye 7,2 milyar TL ve Türk Eximbank’a 11,8 milyar TL verilen borçlar nedeniyle borç verme kalemi geçen ay yıllık bazda 3,7 katına çıkarak 38,2 milyar TL seviyesinde gerçekleşti.

Kamunun israf harcamaları arasında gösterilen ve seçim dönemi yaklaştıkça artış gösteren kiralama işlemleri de bütçe giderleri arasında dikkat çekti. Kamu harcamaları arasında en tartışmalı kalemlerden biri olan ve Ocak’ta 622,5 milyon TL gider kaydedilen kiralamalara Şubat’ta 1 milyar 762 milyon TL harcandı.

Kiralama harcamalarındaki artışta uçak ve taşıt kiraları için ödenen tutarlar etkili oldu. Taşıt kiralarına 330,4 milyon TL, uçak kiralarına ise 316,9 milyon TL ödendi. Seçim hareketliliğinin arttığı Şubat’ta taşıt kiraları için ödenen para bir önceki aya göre yüzde 87, uçak kiralarına ödenen para ise yüzde 123 arttı.

Örtülü ödenek 7 kat arttı

Cumhurbaşkanı tarafından harcanabilen ve hesabı sorulamayan gizli hizmet giderlerinde şubat ayında adeta patladı. Ocak ayındaki 285,5 milyonluk örtülü ödenek harcaması Şubat’ta yaklaşık 7 kat arttı ve 1 milyar 896 milyon TL olarak kaydedildi. Bu kalemden yapılan harcama Ocak-Şubat döneminde 2 milyar 182 milyon TL’yi buldu. 2023 yılının Ocak-Şubat döneminde örtülü ödenekten yapılan harcamanın toplamı 561,9 milyon TL’ydi.

İktidarın seçim dönemleri propaganda kampanyası için kamu kaynaklarını kullanma alışkanlığının sonuçları temsil ve tanıtım giderlerindeki artışla görüldü. Ocak ayında 18,8 milyon lira olan temsil ve tanıtım giderleri şubat ayında 92,3 milyon liraya ulaştı. Bu harcamanın 52,9 milyon lirası toplantı ve organizasyon gideri olurken 39,4’ü temsil ve ağırlama gideri olarak kaydedildi.

Ocak-Şubat dönemi bütçe açıkları:

2018: 200 milyon lira
2019: 11,7 milyar lira
2020: +14,1 milyar lira
2021: 984 milyon lira
2022: +99,8 milyar lira
2023: 202,8 milyar lira
2024: 304,5 milyar lira.

Paylaşın