Tüketicinin Ekonomiye Güveni Yılın En Düşük Seviyesinde

Haziran ayında 78,3 olan tüketici güven endeksi temmuz ayında yüzde 3,1 oranında azalarak 75,9’a oldu. Tüketici güven endeksinin 100’den büyük olması tüketici güveninde iyimser durumu, 100’den küçük olması tüketici güveninde kötümser durumu göstermektedir.

Haber Merkezi / Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Tüketici Güven Endeksi Temmuz 2024 verilerini açıkladı.

Buna göre; Türkiye İstatistik Kurumu ve Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası işbirliği ile yürütülen tüketici eğilim anketi sonuçlarından hesaplanan tüketici güven endeksi, Haziran ayında 78,3 iken Temmuz ayında yüzde 3,1 oranında azalarak 75,9 oldu.

Alt endekslerden, mevcut dönemde hanenin maddi durumu yüzde -5,4 azalışla 60,4, gelecek 12 aylık dönemde hanenin maddi durum beklentisi yüzde -4,2 azalışla 75,9’a, gelecek 12 aylık dönemde genel ekonomik durum beklentisi yüzde -7,0 azalışla 70,8 seviyesine geriledi. Gelecek 12 aylık dönemde dayanıklı tüketim mallarına harcama yapma düşüncesi yüzde 2,6 artışla 96,5 seviyesine yükseldi.

Tüketici güven endeksi nedir ve neden önemlidir?

Tüketici güven endeksi, aylık tüketici eğilim anketi ile tüketicilerin maddi durum ve genel ekonomiye ilişkin mevcut durum değerlendirmeleri ile gelecek dönem beklentileri, harcama ve tasarruf eğilimleri ölçülmektedir.

Anket sonuçlarından hesaplanan tüketici güven endeksi 0-200 aralığında değer alabilmektedir. Tüketici güven endeksinin 100’den büyük olması tüketici güveninde iyimser durumu, 100’den küçük olması tüketici güveninde kötümser durumu göstermektedir.

Tüketici eğilimine ilişkin endekslerden, tüketimin finansmanı amacıyla borç kullanma ihtimali endeksinin artması iyimser durumu, azalması ise kötümser durumu göstermektedir.

Benzer şekilde tüketici fiyatlarının değişimine ilişkin düşünce ve beklenti endekslerinin artması tüketici fiyatlarında düşüş düşüncesini/beklentisini, azalması ise tüketici fiyatlarında artış düşüncesini/ beklentisini göstermektedir. İşsiz sayısı beklentisi endeksinin artması işsiz sayısında azalma beklendiğini, endeksin azalması ise işsiz sayısında artış beklendiğini ifade etmektedir.

Paylaşın

“Gıda Enflasyonu” Tüketicinin Cebini Yakıyor

İktidar, son dönemde ekonomide pembe tablolar çizmeye çalışsa da, özellikle gıda fiyatlarındaki durdurulamayan artış tüketicilerin ceplerini yakmaya devam ediyor.

Sağlıklı beslenmenin vazgeçilmez gıdalarından sebze ve meyve fiyatlarındaki artış, tüketicilerin cebini yakıyor. İstanbul halinin 19 Temmuz tarihli listelerine göre, son bir yılda armutun fiyatı yüzde 525, limonun fiyatı yüzde 289 ve fasulyenin fiyatı yüzde 260 oranında yükseldi.

Türkiye’de gıda fiyatlarındaki artış, geçim sıkıntısını derinleştiriyor. Haziran ayında genel gıda enflasyonu aylık yüzde 1.78, yıllık yüzde 68.2 arttı. Asgari ücrete ara zam yapılmaması, bu sorunu daha da büyütüyor. Toptancı hallerinde bazı ürünlerin fiyatları son bir yılda beşe katlanırken, dört kişilik bir ailenin günlük gıda harcamasında sebze ve meyvenin payı yüzde 26’yı aştı. Haziran ayı açlık sınırına göre bu tutar 168 lira. Bugün günlük asgari ücret ise 566 lira.

Cumhuriyet’ten Şehriban Kıraç‘ın aktardığına göre, sebze ve meyve, üreticiden tüketiciye ulaşana kadar altı defa el değiştiriyor. İstanbul Büyükşehir Belediyesi Hal Müdürlüğü’nün 19.07.2023 ve 19.07.2024 tarihleri arasındaki fiyat değişimlerine göre:

Armut: yüzde 525 artışla 50 TL/kg,
Limon: yüzde 289 artışla 70 TL/kg,
Taze fasulye: yüzde 260 artışla 90 TL/kg,
Avokado: yüzde 150 artışla 50 TL/tane,
Karpuz: yüzde 150 artışla 20 TL/kg,
Kiraz: yüzde 114 artışla 150 TL/kg,
Sarımsak: yüzde 131 artışla 150 TL/kg,
Enginarın fiyatı bir yılda yüzde 525 artışla 50 TL’ye çıktı.

Papaz eriği 60 TL’den 80 TL’ye, elma 20 TL’den 25 TL’ye, kayısı 35 TL’den 60 TL’ye, vişne 25 TL’den 60 TL’ye yükseldi. Maydanozun demeti 4 TL’den 10 TL’ye, sivri biberin kilosu 23 TL’den 45 TL’ye, domatesin kilosu 25 TL’den 35 TL’ye çıktı. Sadece patatesin fiyatı 20 TL’den 15 TL’ye düşerken, soğanın fiyatı sabit kaldı.

Türkiye’de mazot, gübre, ilaç, tohum ve yem gibi tarımsal girdilerin ithalatla sağlanması, dövizdeki artışa bağlı olarak fiyatların sürekli yükselmesine neden oluyor. TÜİK verilerine göre, tarımsal girdi fiyat endeksi mayısta yüzde 53.1 arttı, enerji grubundaki artış yüzde 75.4 oldu. Haziranda Devlet Su İşleri Sulama Birlikleri su bedeline yüzde 60-400 zam yaptı, sulamada kullanılan elektrik fiyatları ise yüzde 30 arttı. Uzmanlara göre, üretim maliyeti yükselen bir ürünün rafa düşük fiyatla gitmesi mümkün değil. Gıda fiyatlarının artmaya devam etmesi bekleniyor.

Paylaşın

Kıymanın Kilosu, Londra’da 282, İstanbul’da 420 Lira

Kıymanın kilosu, Londra’da 282, İstanbul’da 420 liraya satılırken, Londra’da yaşayan bir asgari ücretli maaşıyla 296 kilo kıyma alırken İstanbul’da yaşayan bir asgari ücretli maaşıyla sadece 40 kilo kıyma alabiliyor.

Londra’da yaşayan bir asgari ücretli maaşıyla 994 kilo tavuk kanat, 3 bin 93 litre süt, 2 bin 896 paket makarna alırken, İstanbul’da yaşayan bir asgari ücretli sadece 57 kilo tavuk kanat, 425 litre süt, 871 paket makarna alabiliyor.

İstanbul Planlama Ajansı Başkanı Buğra Gökce, İstanbul ve Londra kentlerindeki market araştırmalarını yayımladı. 20 temel ürünü esas aldıklarını açıklayan Buğra Gökce, araştırma sonucu, Londra’da 2 bin 972 lira, İstanbul’da ise 3 bin 297 lira harcandığını belirtti.

Ardından bir paylaşım daha yapan Gökce, “Londra’da yaşayan bir asgari ücretli ile İstanbul’da yaşayan asgari ücretli arasındaki fark ne?” sorusunun yanıtını açıkladı.

Gökce paylaşımında şu ifadelere yer verdi: “Londra’da yaşayan bir asgari ücreti bu 20 ürünü maaşının sadece yüzde 3’ü ile alırken, İstanbul’da yaşayan bir asgari ücretli aynı ürünler için maaşının yüzde 19’unu harcamak zorunda.

Londra’da yaşayan bir asgari ücretli maaşıyla 296 kilo kıyma alırken İstanbul’da yaşayan bir asgari ücretli maaşıyla sadece 40 kilo kıyma alabiliyor.

Londra’da yaşayan bir asgari ücretli maaşıyla 994 kilo tavuk kanat, 1070 yumurta, 3093 litre süt, 2896 paket makarna alırken, İstanbul’da yaşayan bir asgari ücretli sadece 57 kilo tavuk kanat, 425 litre süt, 871 paket makarna alabiliyor.

Türkiye’de çok ciddi bir gıda sorunu var. Bu sorun yalnızca yüksek enflasyondan kaynaklanmıyor. Üretim de yeterli değil. Yıllarca uygulanan tarım ve hayvancılık politikalarının ağır bedelini halkımız ödüyor.”

Paylaşın

İktidar, Derin Yoksulluğu Sosyal Yardımlarla Örtmeye Çalışıyor

İktidarın Türkiye’deki derin yoksulluğu sosyal yardımlarla örtmeye çalıştığını ortaya koyan mali verilere göre, 2024 yılının mayıs ayında maddi destek alan hane sayısı 3,5 milyona dayandı.

Kişi başına düşen gelirin 1.883 TL’den az olduğu hanelere yapılan sosyal yardım tutarı, Mayıs sonu itibarıyla 20 milyar 46 milyon 70 bin TL’ye yükseldi.

Birgün’den Mustafa Bildirci‘nin haberine göre; Haziran 2022’de Recep Tayyip Erdoğan tarafından tanıtılan Aile Desteği Programı’na yönelik veriler, Türkiye’deki yoksulluğun ulaştığı boyutu bir kez daha gözler önüne serdi. Program kapsamında Haziran 2024 itibarıyla maddi yardım yapılan hane sayısı 3,5 milyona dayandı.

Türkiye Aile Desteği Programı, Haziran 2022’de uygulamaya konuldu. Program kapsamında yoksul hanelere gelirlerine göre 850 TL ile 1.250 TL arasında destek verileceği bildirildi. Programın uygulamaya konulduğu Haziran 2022’de, 2,5 milyon hanenin desteklerden yararlandığı belirtildi.

Türkiye Aile Destek Programı kapsamına alınan haneler için yapılan toplam ödeme de hesaplandı. İktidarın Türkiye’deki derin yoksulluğu sosyal yardımlarla örtmeye çalıştığını ortaya koyan mali verilere göre, 2024’ün Ocak ayında yoksul hanelere 3 milyar 998 milyon 147 bin TL aktarıldı. Kişi başına düşen gelirin 1.883 TL’den az olduğu hanelere yapılan sosyal yardım tutarı, Mayıs sonu itibarıyla 20 milyar 46 milyon 70 bin TL’ye yükseldi.

Aile Destek Programı kapsamında ihtiyaç sahibi haneler, hane içindeki kişi başına düşen gelir tutarına göre en fazla 12 aylık süre boyunca maddi olarak destekleniyor. Kişi başına düşen aylık gelirin 450 TL ve altı olduğu hanelerde yardımlar, hane başına 1.250 TL olarak yapılıyor. Kişi başına gelirin 450 TL ve üzeri olduğu hanelere ise 911 TL tutarında maddi destek sağlanıyor.

İktidar eliyle yaratılan ve önlenemez hale gelen ekonomik kriz, program kapsamına alınan hane sayısında da çarpıcı artışa yol açtı. Haziran 2022’de 2,5 milyon olan programdan yararlanan hane sayısı, Aralık 2022’de 3 milyon oldu.

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın verilerine göre, Türkiye Aile Desteği Programı kapsamında yardım edilen hane sayısı, Haziran 2024 itibarıyla 3,5 milyona dayandı. Kişi başına düşen gelirin 1883 TL’den az olduğu hanelerin dahil edildiği program kapsamındaki hane sayısı, Mayıs 2024’te 480 bine yaklaştı.

Türkiye Aile Desteği Programı kapsamında yardım edilen hane sayısı:

Ocak: 3 milyon 264 bin 227
Şubat: 3 milyon 338 bin 294
Mart: 3 milyon 402 bin 305
Nisan: 3 milyon 449 bin 864
Mayıs: 3 milyon 479 bin 832

Paylaşın

Tarımsal Girdi Maliyetleri Yüzde 53,08 Arttı

Tarımsal girdi maliyetleri mayıs ayında bir önceki aya göre yüzde 0,85, bir önceki yılın aralık ayına göre yüzde 15,58, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 53,08 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 41,12 arttı.

Haber Merkezi / Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Tarımsal Girdi Fiyat Endeksi (Tarım-GFE) Mayıs 2024 verilerini açıkladı.

Buna göre, tarımsal girdi maliyetleri mayıs ayında bir önceki aya göre yüzde 0,85, bir önceki yılın aralık ayına göre yüzde 15,58, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 53,08 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 41,12 arttı.

Ana gruplarda bir önceki aya göre, tarımda kullanılan mal ve hizmetler endeksinde yüzde 0,63, tarımsal yatırıma katkı sağlayan mal ve hizmetler endeksinde yüzde 2,18 arttı. Bir önceki yılın aynı ayına göre tarımda kullanılan mal ve hizmetler endeksinde yüzde 50,35, tarımsal yatırıma katkı sağlayan mal ve hizmetler endeksinde yüzde 71,59 arttı.

Yıllık değişimin en yüksek olduğu alt grup yüzde 133,84 ile veteriner harcamaları, aylık değişimin en yüksek olduğu alt grup yüzde 3,29 ile bina bakım masrafları oldu.

Paylaşın

Reuters’tan Türkiye Ekonomisi Analizi: Karanlık Günler Bekliyor

Birleşik Krallık merkezli haber ajansı Reuters, çalışan kesimin ve emekli olanların büyük bölümünün açlık sınırı altında yaşadığı Türkiye’ye ilişkin dikkat çeken bir analiz yayınladı:

“Erdoğan sabır çağrısında bulundu ancak 2024, 2018’den beri yaşanan bir dizi döviz krizinden bu yana ekonomik talihleri hızla kötüleşen Türkler için bir neslin en zorlu dönemine dönüştü.”

Reuters, Türkiye’nin ekonomi politikalarıyla ilgili bir analiz yayımladı. Reuters muhabiri Birsen Altaylı’nın kaleme aldığı “Erdoğan ekonomik hatalarını telafi ederken Türkleri karanlık günler bekliyor” başlıklı analizde, hükümetin son dönemdeki para politikalarının iyileşme sinyali verdiği fakat halkın yaşam maliyeti sorununu bir süre daha yaşayacağı değerlendirmesi yapıldı.

Haberde, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 5 Temmuz’da yaptığı açıklamada “Biraz sabra ihtiyacımız var. Enflasyonda düşüş daha yeni başladı” sözleri hatırlatılarak şu yorumlar paylaşıldı: Erdoğan sabır çağrısında bulundu ancak 2024, 2018’den beri yaşanan bir dizi döviz krizinden bu yana ekonomik talihleri hızla kötüleşen Türkler için bir neslin en zorlu dönemine dönüştü.

Analizde, Adalet ve Kalkınma Partisi’nin (AK Parti) marttaki yerel seçimde aldığı yenilgide, para politikalarından memnun olmayan emekli kesimin de rol oynadığı değerlendirmesi paylaşıldı. Erdoğan’ın Mehmet Şimşek’i Hazine ve Maliye Bakanı olarak atadıktan sonra ekonomiyi canlandırmak için yeni bir programı devreye soktuğu ve önümüzdeki dönemde bunun sınanacağı da belirtildi.

Merkez Bankası’nın bir süre faiz artırımına gittikten sonra oranı yüzde 50’de sabitlediğine dikkat çekilerek şu yorumlar paylaşıldı: Bu durum, kendisini faizin ‘düşmanı’ diye tanımlayan Erdoğan’ın, yükselen fiyatlara rağmen ekonomik büyümeyi artırmak için kolay para politikası uyguladığı ve 5 Merkez Bankası başkanını görevden aldığı 5 yıllık sürecin şoke edici şekilde tersine dönmesi anlamına geliyor.

Derecelendirme kuruluşlarının Türk varlıklarının notunu yükselttiğine ve birçok yabancı yatırımcının geri döndüğüne işaret edilirken, para politikalarının sokağa henüz olumlu yansımadığı savunuldu. Erdoğan, salı günkü açıklamasında enflasyonun düştüğüne dikkat çekerek “Bazı kesimlerin hayat pahalılığı sebebiyle yaşadığı zorlukların bilincindeyiz” demişti.

Reuters, 73 yaşındaki emekli Fettah Deniz’in “Halen yürüyorum ama gerçekten yaşamıyorum” sözlerine de yer verdi. Ajansın görüştüğü 28 yaşındaki özel sektör çalışanı Silan ise 50 bin TL’yle İstanbul’da rahat yaşayamadığını söyledi.

Analizde, ev fiyatlarının neredeyse yüzde 50’i arttığı ve “İstanbul’daki restoran fiyatlarının Londra ve Dubai’dekilere yaklaştığı” belirtildi.

Bir finans firmasında çalıştığını söyleyen 58 yaşındaki Aynur, yaşam maliyeti sıkıntısını şöyle anlattı: Dışarıda yemek yemek ve tatil yapmak artık sözkonusu değil. İnsanların evinize gelmesini de istemiyorsunuz çünkü onları ağırlamaya gücünüz yetmiyor. Sosyal hayatım sona erdi.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın

İktidar, İsraf Harcamalarından Vazgeçmiyor

Asgari ücret ve emekli aylıkları zammına ‘kaynak yok’ açıklamasında bulunan iktidarın, israf harcamalarından vazgeçilmediği ortaya çıktı. Yılın ilk altı aylık döneminde bütçe açığı 747 milyar 183 milyon liraya ulaştı.

Erdoğan tarafından harcanabilen ve hesabı sorulamayan örtülü ödenek harcaması yılın ilk yarısında 5 milyar 966 milyon TL’ye çıktı.

Kırtasiye, yayın, baskı ve cilt giderleri başlığı altındaki harcama kaleminde Ocak-Haziran döneminde toplamda 5 milyar 318 milyon lira harcandı. Aynı dönemde temsil ve tanıtma harcamaları ise 1 milyar 375 milyon TL’ye ulaştı.

BirGün’den Havva Gümüşkaya’nın haberine göre, kamuda tasarruf ve emekli aylıklarına zam tartışmalarının yaşandığı döneme ait bütçe rakamları israf harcamalarından vazgeçilmediğini ortaya çıkardı. Asgari ücret ve emekli aylıkları zammına ‘kaynak yok’ denilerek direnildiği haziran ayında bütçeden 866 milyar 498 milyon TL harcandı. Bütçe giderleri geçen yılın aynı ayına göre yüzde 78 arttı.

Temsil ödeneği bitti: Tasarruf genelgesinde yüzde 25 oranında kesinti yapılacağı belirtilen temsil ve tanıtım harcamaları ödeneğinin yüzde 74’ü yılın ilk yarısında harcandı.

Mayıs ayında yayımlanan genelgede “Temsil ve ağırlama ödenekleri zorunlu haller dışında kullanılmayacaktır. Uluslararası toplantılar ile milli bayramlar hariç; açılış, konferans, seminer, yıldönümü ve benzeri kutlama ve organizasyonlara ilişkin faaliyetler nedeniyle, gezi, kokteyl, yemek ve benzeri faaliyetler düzenlenmeyecek, hediye verilmeyecek ve diğer adlar altında ödeme yapılmayacaktır” ifadeleriyle açıklanan temsil ve tanıtma harcamalarında tasarrufun uygulanmadığı bütçe rakamlarıyla açığa çıktı.

Haziran ayında 70 milyon 936 bin TL’lik harcamanın 51,4 milyon TL’si temsil, tanıtma ve ağırlama gideri, 19,5 milyon TL’si ise toplantı ve organizasyon gideri olarak kaydedildi. Geçen yılın Ocak-Haziran döneminde 521 milyon 274 bin TL olan temsil ve tanıtma harcamaları yaklaşık 3 kat artarak 1 milyar 375 milyon TL’ye ulaştı.

Örtülü ödenek arttı: Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan tarafından harcanabilen ve hesabı sorulamayan örtülü ödenekten haziran ayında 932 milyon TL’lik harcamaya imza atıldı. AKP iktidarlarında denetimsizliğin, israfın simgesi olarak öne çıkan örtülü ödenek harcaması yılın ilk yarısında 5 milyar 966 milyon TL’ye çıktı. 2023’ün ilk yarısında 1 milyar 951 milyon TL olan örtülü ödenek harcaması yüzde 205 arttı.

Uçak kiraları katlandı. Kamunun israf harcamaları arasında gösterilen kiralama işlemlerinin de tasarruf genelgesine rağmen devam ettiği ortaya çıktı. Yılın en büyük uçak kiralaması haziran ayında gerçekleştirildi. 573 milyon 697 bin TL hava taşıtı kiralama gideri olarak kaydedildi. Hava taşıtı kiralarına Ocak-Haziran döneminde 1 milyar 581 milyon TL harcandı. Geçen yılın aynı döneminde hava taşıtı kiralarına 727 milyon 654 bin TL aktarılmıştı.

Ocak-Mayıs döneminde geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 108 oranında artan kira ödemeleri 9 milyar 608 milyon TL’ye çıktı. Bunun 2 milyar 61 milyon TL’sini otomobil kiraları oluşturdu.

Derneklere 1,5 milyar TL: Bütçede “Kâr amacı gütmeyen kuruluşlar” ana başlığı altında belirtilen dernek, birlik, kurum, kuruluş, sandık olarak isimlendirilen kuruluşlara yılın ilk yarısında aktarılan kamu kaynaklarının tutarı 1 milyar 560 milyon TL’ye ulaştı. “Diğer” olarak tanımlanan belirsiz ‘kâr amacı gütmeyen’ kuruluşlara ise Ocak-Haziran dönemine 178 milyon 457 bin TL aktarıldı.

Baskıya 3 milyar ödeme: Kırtasiye, yayın, baskı ve cilt giderleri başlığı altındaki harcama kaleminde Ocak-Haziran döneminde toplamda 5 milyar 318 milyon TL harcandı. Bu harcamanın yüzde 62’si baskı ve cilt gideri olarak kaydedildi. Geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 48 artan baskı ve cilt gideri 3 milyar 503 milyon TL’yi buldu.

KDV yüzde 246 arttı: Vergi gelirleri tahsilatı, geçen yılın ocak-haziran dönemine göre yüzde 100,5 artarak 3 trilyon 213 milyar 365 milyon liraya ulaştı. Vergi gelirlerinin bütçe tahminine göre gerçekleşme oranı ise yüzde 43,4 olarak kayıtlara geçti.

Vergi türleri itibarıyla ocak-haziran döneminde geçen yılın aynı dönemine göre gelir vergisi yüzde 126,7, kurumlar vergisi yüzde 60,2, dâhilde alınan katma değer vergisi yüzde 246,6, özel tüketim vergisi yüzde 87,3, banka ve sigorta muameleleri vergisi yüzde 205,9, ithalde alınan katma değer vergisi yüzde 75,8, damga vergisi yüzde 85, harçlar yüzde 62,9 ve diğer vergi gelirleri yüzde 74,6 arttı.

Paylaşın

Beş Ayda 17 bin 716 Şirket Kapısına Kilit Vurdu

2024 yılının ilk 5 ayında, geçen yılın aynı dönemine göre kapanan şirket sayısı yüzde 30,1 arttı. 2024’ün ilk 5 ayında kurulan şirket sayısı, geçen yılın aynı dönemine göre ise yüzde 15,1 azaldı.

Haber Merkezi / 2024 yılının ilk 5 ayında kapanan şirket sayısı 9 bin 917 olurken, geçen yılın aynı döneminde kapanan şirket sayısı 7 bin 625 idi.

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’nin (TOBB), kurulan ve kapanan işletme istatistiklerini yayınladı.

Buna göre; 2024’ün ilk 5 ayında, 2023’ün ilk 5 ayına göre kurulan şirket sayısı yüzde 15,1 kurulan gerçek kişi ticari işletme sayısı yüzde 34,5 kurulan kooperatif sayısı yüzde 4,4 azaldı.

2024’ün ilk 5 ayında 46 bin 70 şirket kuruldu. Geçen yıl aynı dönemde 50 bin 246 şirket kurulmuştu. Bu yılın ilk beş ayında kurulan gerçek kişi ticari işletme sayısı 6 bin 150 olurken, geçen yıl aynı dönemde 9 bin 390 işletme kurulmuştu. 2024’ün ilk 5 ayında bin 163 kooperatif kurulurken, geçen yıl aynı dönemde bin 216 kooperatif kurulmuştu.

2024’ün ilk 5 ayında, 2023’ün ilk 5 ayına göre kapanan şirket sayısı yüzde 30,1 kapanan kooperatif sayısı yüzde 9,3 artmış olup, kapanan gerçek kişi ticari işletme sayısında yüzde 30,2 azaldı. Kurulan şirket sayısında geçen yılın aynı ayına göre yüzde 0,3 artış oldu.

2024 yılının ilk 5 ayında kapanan şirket sayısı 9 bin 917 olurken, geçen yılın aynı döneminde kapanan şirket sayısı 7 bin 625 idi. Bu yılın ilk beş ayında kapanan gerçek kişi ticari işletme sayısı 7 bin  483 olurken, geçen yıl aynı dönemde 10 bin 721 işletme kapanmıştı. 2024’ün ilk 5 ayında 316 kooperatif kapanırken, geçen yıl aynı dönemde bin 289 kooperatif kapanmıştı

Mayıs 2024’te, Mayıs 2023’e göre kurulan şirket sayısı yüzde 0,3 oranında artmış olup kurulan kooperatif sayısı yüzde 4,4 kurulan gerçek kişi ticari işletme sayısı yüzde 9,9 azaldı.

Mayıs ayında 10 bin 72 şirket kuruldu. Geçen yıl mayıs ayında 10 bin 40 şirket kurulmuştu. Mayıs ayında kurulan gerçek kişi ticari işletme sayısı  bin 250 olurken, geçen yıl mayıs aynı da bin 387 işletme kurulmuştu. Mayıs ayında 283 kooperatif kurulurken, geçen yıl aynı dönemde 296 kooperatif kurulmuştu.

Mayıs 2024’te, kapanan şirket sayısı 2023 yılının aynı ayına göre yüzde 37,5 oranında artmış olup kapanan kooperatif sayısı yüzde 16,7 kapanan gerçek kişi ticari işletme sayısında yüzde 60 azalış olmuştur. Mayıs 2024’te kurulan kooperatiflerin sayısında bir önceki aya göre yüzde 56,4 arttı.

Mayısayında kapanan şirket sayısı 2 bin 759 olurken, geçen yılın aynı döneminde kapanan şirket sayısı 2 bin 7 idi. Mayıs ayında kapanan gerçek kişi ticari işletme sayısı bin 114 olurken, geçen yıl mayıs aynıda 2 bin 7 işletme kapanmıştı. 2024’ünmayıs ayında 60 kooperatif kapanırken, geçen yıl mayıs ayında 72 kooperatif kapanmıştı

Mayıs 2024’te kurulan toplam 10.355 şirket ve kooperatifin yüzde 86,8’i limited şirket, yüzde 10,4’ü anonim şirket, yüzde 2,7’si ise kooperatiftir. Şirket ve kooperatiflerin yüzde 36,8’i İstanbul, yüzde 11,2’si Ankara, yüzde 6,1’i İzmir’de kurulmuştur. Bu ay tüm illerde şirket kuruluşu gerçekleşmiştir.

Mayıs 2024’te kurulan şirketlerin sermayelerinin toplamı, bir önceki aya göre yüzde 63,3 oranında arttı.

2024 yılında toplam 47.233 şirket ve kooperatif kurulmuştur. Bu dönemde kurulan toplam 40.888 limited şirket, toplam sermayenin yüzde 77,5’ini, 5.178 anonim şirket ise yüzde 22,5’ini oluşturdu. Mayıs ayında kurulan şirketlerin sermayelerinin toplamı, Nisan ayına göre yüzde 63,3 oranında arttı.

Mayıs 2024’te şirket ve kooperatiflerin 3.374’ü ticaret, 1.479’u inşaat ve 1.410’u imalat sektöründe kurulmuştur. 506 gerçek kişi ticari işletmesi ise inşaat sektöründe kuruldu.

Mayıs 2024’te şirket ve kooperatiflerin 3.374’ü ticaret, 1.479’u inşaat ve 1.410’u imalat sektöründe kuruldu. Mayıs 2024’te kurulan gerçek kişi ticari işletmelerinin; 506’sı inşaat, 353’ü toptan ve perakende ticaret motorlu taşıtların ve motosikletlerin onarımı, 119’u imalat sektöründedir.

Bu ay kapanan şirket ve kooperatiflerin; 1.075’i toptan ve perakende ticaret, motorlu taşıtların ve motosikletlerin onarımı, 391’i imalat, 282’si inşaat sektöründedir. Bu ay kapanan gerçek kişi ticari işletmelerinin 444’ü toptan ve perakende ticaret, motorlu taşıtların ve motosikletlerin onarımı, 188’i inşaat, 119’u imalat sektöründedir.

Mayıs 2024’te kurulan 283 Kooperatifin 201’i Konut Yapı Kooperatifi 49’u İşletme Kooperatifi, 8’i Motorlu Taşıyıcılar Kooperatifi olarak kuruldu. Mayıs 2024’te kurulan 748 yabancı ortak sermayeli şirketin 456’sı Türkiye, 36’sı İran, 26’sı Azerbaycan ortaklı olarak kuruldu.

Kurulan 748 yabancı ortak sermayeli şirketin 69’u anonim, 679’u limited şirkettir. 2024 yılında kurulan şirketlerin 428’i Belirli bir mala tahsis edilmemiş mağazalardaki toptan ticaret, 162’si İşletme ve diğer idari danışmanlık faaliyetleri ve 152’si İkamet amaçlı olan veya ikamet amaçlı olmayan binaların inşaatı sektöründe kuruldu.

Kurulan yabancı ortak sermayeli şirketlerin toplam sermayelerinin yüzde 67’si yabancı sermayeli ortak payını oluşturdu.

Paylaşın

Financial Times’dan Dikkat Çeken “Türkiye Ekonomisi” Analizi

Mehmet Şimşek’in ekonomi politikalarını değerlendiren Financial Times yazarı Gustavo Medeiros, “Şu anda, reformların uzun vadeli yapısal büyümeye yol açıp açmayacağını söylemek için henüz çok erken. Ancak işaretler olumlu ve Ashmore gibi yükselen piyasa yatırımcıları için geri dönmek güzel” dedi ve ekledi:

“Erdoğan’ın yabancı yatırımcıları Türkiye’nin yeniden çekici bir yatırım fırsatı olduğuna ikna etmesi, iyi bir yol olacaktır. AB ile ilişkileri normalleştirmek için adımlar atmak, hukukun üstünlüğünü uygulamak ve kurumları güçlendirmek bu konuda yardımcı olacaktır. Son zamanlarda, Türkiye, Merkez Bankası’na mevduatlarını artıran ve diğer destek kaynaklarını sağlayan Körfez yatırımcıları ile bağlantısını güçlendirdi.”

Birleşik Krallık merkezli uluslararası ekonomi gazetesi Financial Times’da, varlık yönetim şirketi Ashmore Group’un küresel araştırma başkanı Gustavo Medeiros tarafından kaleme alınan Türkiye ekonomisine ilişkin yeni bir analiz yayımlandı.

“Türkiye, yükselen piyasa yatırımcıları için geri döndü. Ankara’dan ekonomik yönetim konusunda belirgin bir sinyal değişimi oldu” denilen analizde, son yıllarda yüksek enflasyon ve kırılgan liraya yol açan düşük faiz ve devlet destekli kredi genişlemesini merkeze alan heterodoks politikalardan geri dönüldüğü ifade edildi. Bu politikalar nedeniyle Türk yerel varlıklarının, yükselen piyasa yatırımcıları için yapısal olarak düşük ağırlıklı bir pozisyon haline geldiği belirtildi.

CNBC-E’nin aktardığı habere göre, yeni politika anlayışı ve reformların “Türkiye’yi yeniden yerel para birimi varlıklarıyla yatırım yapılabilir ülkeler arasına yerleştirdi” yorumu yapıldı.

Bunu sağlayan şartların 2023 seçimlerinin ardından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın radikal politika duruşunun değişmesinin yanısıra Merkez bankasını yönetmek için teknokratların ve Mehmet Şimşek’in maliye bakanı olarak getirilmesi, para ve maliye politikasında ihtiyaç duyulan ortodoksluğa dönüşle oluştuğu ifade edildi.

‘Ekonomi politikasında atılan adımların arasında TL’nin Mart – Temmuz 2023 arasında yüzde 38 değer kaybetmesi, Merkez Bankası’nın politika faizini kademeli olarak yüzde 8,5’dan yüzde 50’ye yükseltmesi ve kredi sıkılaşması için uygulanan makro ihtiyati politikalar gösterildi.

Bu politikaların sonucunda enflasyonda gerilemenin görülmeye başlandığına değinildi ve haziran 2024 enflasyonunun aylık bazda yüzde 1,6 olarak açıklandığı ifade edildi. Bunun yıllıklandırıldığı zaman yüzde 21,6’ya eşdeğer olduğu vurgulandı. Medeiros, “Bu da bizim görüşümüze göre yeni normal haline gelebilir. Enflasyonun bu seviyelerde istikrarlı hale gelmesi, Türk reel faiz oranını yüzde 20 civarına getirecektir. Daha istikrarlı fiyatlar, lirayı istikrara kavuşturmak, yerel halkın dolarizasyonunu azaltmak ve yabancı yatırımcılardan gelen girişleri teşvik etmek için önemlidir” yorumunu yaptı.

TL’deki değer kaybının ve yüksek faiz oranlarının, 2023’ün ilk çeyreğinde GSYİH’nin yüzde 5,5’inden bu yıl aynı dönemde yüzde 2,8’e düşen cari açığı şimdiden azalttığı ifade edilirken turizm gelirlerinin de yaz boyunca ek bir destek sağlayacağı vurgulandı.

Getirilen ek kamu vergilerinin geçen yıl enflasyonu yükselttiği ve yeni önlemlerin doğrudan vergilere odaklandığı aktarıldı. Bu vergilerin genellikle dezenflasyonist olduğunu ifade eden Medeiros, “Açığın azaltılması, önümüzdeki yıllarda kamu görevlisi maaşlarının dondurulması gibi bazı zorlu önlemleri de içerecektir” dedi.

“Ortodoks politikalardan geri adım atılacak mı?”

Gustavo Medeiros yeni politika yönetiminin halen bir güven sorunu yaşadığını vurgulayarak, “Geçmişteki birçok başarısız başlangıçtan sonra, Erdoğan’ın bu ortodoks politikalardan geri adım atıp atmayacağı sorusu devam ediyor. Ancak bu sefer, reformlar sağlam temellere dayanıyor gibi görünüyor. Bizim görüşümüze göre, Erdoğan, lira istikrarının artık popülaritesi ile bağlantılı olduğunu anlamış durumda. Önceki heterodoks duruşuna rağmen, Cumhurbaşkanı Erdoğan ortodoksluğun GSYİH üzerindeki olumlu etkisine yabancı değil” ifadelerini kullandı.

AK Parti’nin ilk dönemlerine atıfta bulunularak “Erdoğan’ın iktidardaki ilk on yılı, akılcı para ve maliye politikası, yabancı yatırımlarda büyük bir artışı destekledi. Bu dönemde, ekonomi reel olarak yüzde 64 oranında büyüdü ve kişi başına düşen GSYİH yüzde 43 arttı. Bu tarih, ileriye dönük yol hakkında ipuçları sunabilir. 2002-12 büyüme patlaması, 1999 IMF liderliğindeki reformların ardından Türk ekonomisinde yapılan yapısal değişikliklerden sonra gerçekleşti. Reformlar başlangıçta başarılı oldu ve iyi bir ticaret fırsatı sundu.

Ancak dotcom balonu sırasında yükselen piyasalardan sermaye çıkışları, yerel siyasi istikrarsızlık ile birleşince, reformların tam olarak uygulanacağına olan güveni azalttı. Gerçek dönüm noktası, Türkiye’nin IMF programının genişlemesi yatırımcı güvenini artırdıktan sonra, 2001 sonunda gerçekleşti. Bu, dotcom balonunun söndüğü döneme denk geldi ve sermayeyi ABD’den uzaklaştırarak Türkiye de dahil olmak üzere yükselen piyasalara yönlendirdi.” yorumu yapıldı.

Yazar Türkiye’nin makroekonomik sorunlarının 1999 dönemine göre daha az şok yarattığını ifade etti. Bütçe açığının o dönem bütçe açığının GSYİH’nın yüzde 12’sine ulaştığı ve para birimi değer kaybının, büyük miktarda kısa vadeli dolar borcuyla birlikte ilerlediği vurgulandı. Bugün ise bütçe açığının daha yönetilebilir olduğu ve kamu borcunun çoğunun da lira cinsinden olduğu vurgulandı.

Yazar, “Şu anda, reformların uzun vadeli yapısal büyümeye yol açıp açmayacağını söylemek için henüz çok erken. Ancak işaretler olumlu ve Ashmore gibi yükselen piyasa yatırımcıları için geri dönmek güzel” yorumunu yaparken “Erdoğan’ın yabancı yatırımcıları Türkiye’nin yeniden çekici bir yatırım fırsatı olduğuna ikna etmesi, iyi bir yol olacaktır. AB ile ilişkileri normalleştirmek için adımlar atmak, hukukun üstünlüğünü uygulamak ve kurumları güçlendirmek bu konuda yardımcı olacaktır. Son zamanlarda, Türkiye, Merkez Bankası’na mevduatlarını artıran ve diğer destek kaynaklarını sağlayan Körfez yatırımcıları ile bağlantısını güçlendirdi” tespitlerinde bulundu.

Paylaşın

Zam Furyası Sürüyor: YHT Bilet Fiyatlarına Yüzde 25 Zam

31 Mart’ta yapılan yerel seçimlerin ardından başlayan zam furyası hız kesmeden devam ediyor. Son olarak Yüksek Hızlı Tren (YHT) bilet fiyatlarına yüzde 25 zam yapıldı.

Zamla birlikte Ankara – İstanbul bilet fiyatı 430 liradan 540 liraya, Ankara – Konya bilet fiyatı 200 liradan 250 liraya, Ankara – Eskişehir hattındaki bilet fiyatı 225 liradan 280 liraya yükseldi.

Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları (TCDD), Yüksek Hızlı Tren (YHT) bilet fiyatlarına yüzde 25 zam yaptı.

Zamla birlikte Ankara – İstanbul bilet fiyatı 430 liradan 540 liraya çıkarıldı. Ankara – Konya bilet fiyatı 200 liradan 250 liraya, Ankara – Eskişehir hattındaki bilet fiyatı 225 liradan 280 liraya yükseltildi.

Öte yandan, Konya – İstanbul bilet fiyatı 630 liradan 790 liraya, Konya – Eskişehir bilet fiyatı 290 liradan 390 liraya, Konya – Sivas bilet fiyatı 675 liradan 800 liraya, Konya – Karaman bilet fiyatı 110 liradan 175 liraya, Konya-İzmit hızlı tren bileti de 600 liradan 750 liraya çıkarıldı.

TCDD Taşımacılık hızlı tren fiyatlarına 2022 yılında 5 kez, 2023 yılında ise 3 kez zam yapmıştı. YHT bilet fiyatları son olarak geçtiğimiz yılın eylül ayında artış göstermişti.

Paylaşın