Köprü Ve Otoyol Geçiş Ücretlerine Yüzde 43 Zam

13 Ocak’tan itibaren geçerli olmak üzere köprü ve otoyol ücretlerine yüzde 43 zam geldiği duyuruldu. Bakan Abdulkadir Uraloğlu, geçtiğimiz günlerde köprü ve otoyol ücretlerine zam yapılacağını söylemişti.

Karayolları Genel Müdürlüğü (KGM), otoyol, köprü ve tünel geçiş ücretleriyle ilgili açıklama yaptı. Açıklamada şu ifadelere yer verildi:

“Karayolları Genel Müdürlüğünce ve Yap-İşlet-Devret (YİD) kapsamında özel şirketler tarafından işletilen otoyol ve köprülerin geçiş ücretleri, 13 Ocak 2025 Pazartesi günü saat 00.00’dan itibaren geçerli olmak üzere yeniden düzenlenmiştir.”

Karayolları Genel Müdürlüğü’nden yapılan açıklamaya göre 15 Temmuz Şehitler Köprüsü ve Fatih Sultan Mehmet Köprüsü için geçiş ücreti 47 TL, Osmangazi Köprüsü 795 TL, Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nden geçiş ise 80 TL oldu.

15 Temmuz Şehitler Köprüsü ve Fatih Sultan Mehmet Köprüsü geçiş ücretleri tarife­leri: Aks Aralığı 3,20 m’den Küçük İki Akslı Araçlar: 47,00 TL, Aks Aralığı 3,20 m ve 3,20 m’den büyük her türlü iki akslı araçlar 60 TL, 3 akslı her türlü araçlar 134 TL, 4 ve 5 akslı her türlü araçlar 265 TL, 6 ve yukarı akslı araçlar 351,00 TL ve motosikletler 20,00 TL.

Osmangazi Köprüsü geçiş ücreti tarifeleri: Birinci sınıf araçlar için 795 TL, ikinci sınıf araçlar için bin 270 TL, üçüncü sınıf araçlar için bin 510 TL, dördüncü sınıf araçlar için 2 bin 5 TL, beşinci sınıf araçlar için 2 bin 530 TL, altıncı sınıf araçlar için 555 TL olarak belirlendi.

Yavuz Sultan Selim Köprüsü geçiş ücreti tarifeleri: Birinci sınıf araçlar için 80, ikinci sınıf araçlar için 110, üçüncü sınıf araçlar için 200, dördüncü sınıf araçlar için 510, beşinci sınıf araçlar için 630 altıncı sınıf araçlar için 55 TL olarak belirlendi.

1915 Çanakkale Köprüsü geçiş ücreti tarifeleri: Birinci sınıf araçlar için 790, ikinci sınıf araçlar için 990, üçüncü sınıf araçlar için bin 780, dördüncü sınıf araçlar için bin 975, beşinci sınıf araçlar için 3 bin 755 altıncı sınıf araçlar için 200 TL olarak belirlendi.

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, geçtiğimiz günlerde yaptığı bir açıklamada köprü ve otoyol ücretlerine zam yapılacağını söylemişti.

Paylaşın

CHP’den İktidara Borçlanma Uyarısı: Beka Sorunu Haline Geliyor

İç ve dış borçlanmaya ilişkin açıklamada bulunan CHP’li Özgür Karabat, “İç ve dış borçlanma yıldan yıla artıyor. İktisadi bağımsızlığı yok eden bu durum, ülkenin gerçek anlamda beka sorunu haline geliyor” dedi.

Haber Merkezi / Özgür Karabat, açıklamasının devamında, “Türkiye’nin bağımsızlığını dahi etkileyecek bu durum, jeopolitik tavizler verilmesine neden olur. Erdoğan ve ortakları yolun sonuna geldiklerini çok iyi bildikleri için farklı gündemlerle gerçekleri gizlemeye çalışıyorlar. Halkı kandıramıyorsunuz. Borçlar ve tavizlerle gidecek yolunuz kalmadı” ifadelerini kullandı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Özgür Karabat, sosyal medya hesabından dış borçlanmaya ilişkin açıklamada bulundu. Özgür Karabat, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

“Türkiye sessiz ama çok riskli bir dönemden geçiyor. İç ve dış borçlanma yıldan yıla artıyor. İktisadi bağımsızlığı yok eden bu durum, ülkenin gerçek anlamda beka sorunu haline geliyor. Nisan 2022 tarihinden bu yana, iç borçların faiz ödemeleri, anapara ödemelerinden fazla. Bütün borçlarını bugün ödemek istese, 100 liralık anapara borcuna karşılık Hazine’nin 134 lira faiz ödemesi yapması gerekiyor.

Dış borçlanmada da vahim bir tablo var. Aralık 2024 Kamu Borç Yönetimi Raporu, Ocak-Kasım arasındaki anapara ve faiz ödemelerinin projeksiyonlarını içeriyor. Kamu geçen yılın 11 ayında 9,7 milyar dolar anapara, 6,7 milyar dolar faiz olmak üzere 16,4 milyar dolar dış borç servisi yapmış.

Daha önce yayınlanan Kamu Borç Yönetimi raporlarına baktığımızda, çok daha düşük dış borç ödemeleri yapıldığını görüyoruz. Hazine 2003 yılında toplam 11 milyar dolar dış borç servisi (anapara + faiz ödemesi) yapmış. 2017 yılına kadar 10-11 milyar dolar civarında ödemeler yapıldı. Başkanlık sistemi sonrası dış borç servisi tırmanıyor.

2021 yılından sonra hızlı artış başladı ve o yıl 12 milyar doları aşan dış borç servisi gerçekleşti. 2024 yılı Aralık ayında sadece bir milyar dolar borç servisi yapılmış olsa, yıllık toplam 17 milyar doları geçiyor. 2025 tablosu ise daha vahim. Hazine 2025 yılı için Ocak-Kasım dönemine ait ödeme projeksiyonlarını yayınladı. Bu yılın 11 ayında 12,9 milyar dolar anapara, 6,6 milyar dolar faiz olmak üzere 19,5 milyar dolar dış borç servisi yapılacak.

2024 Aralık ayı için yaptığımız varsayımı Aralık 2025 ayı için de yapsak toplam ödeme miktarı 20,5 milyar dolara ulaşacak demektir. Sistemi sürdürebilmek için bir yandan iç borcun faizleri patlatılırken, diğer yandan dış borçlanma zirveden zirveye koşuyor. Alınan borçlar katma değer yaratan, döviz getiren yatırımlara harcanmadı. Kamu, borç geri ödemeleri için yeni borç alıyor. Carry-trade ile gelen sıcak paralar ile şişirilmiş Merkez Bankası rezervlerine güveniyorlar.

Dış borç servisinin artması ve faize gelen sıcak paranın büyüklüğü, en ufak krizde Türkiye’nin ödemeler dengesini alt üst edebilir. Türkiye’nin bağımsızlığını dahi etkileyecek bu durum, jeopolitik tavizler verilmesine neden olur. Erdoğan ve ortakları yolun sonuna geldiklerini çok iyi bildikleri için farklı gündemlerle gerçekleri gizlemeye çalışıyorlar. Halkı kandıramıyorsunuz. Borçlar ve tavizlerle gidecek yolunuz kalmadı. Uyarıyorum, yol yakınken buradan dönün.”

Paylaşın

Birleşmiş Milletler: Türkiye’de Çift Haneli Enflasyon 2025’te De Devam Edecek

Birleşmiş Milletlerin “Dünya Ekonomik Durumu ve Beklentileri 2025” raporunda, “Türkiye’de enflasyonun 2024 yılına göre 2025 yılında azalacağı ancak çift haneli rakamlarda ve yüksek oranlarda kalacağı öngörülmektedir” ifadesi kullanıldı.

Raporda, 2024’te Türkiye’de, Merkez Bankası’nın politika faizini yüzde 50’de sabit tutmasıyla sıkı para politikası duruşunu sürdürdüğü, ancak geçtiğimiz yıl enflasyondaki düşüşle birlikte 2025 yılında ılımlı bir gevşeme beklenildiği kaydedildi.

Birleşmiş Milletler Ekonomik ve Sosyal İşler Dairesi (DESA) “Dünya Ekonomik Durumu ve Beklentileri 2025” raporunu yayınladı.

VOA Türkçe’den Can Kamiloğlu’nun aktardığına göre; raporda, Türkiye’de enflasyonun 2024 yılında ortalama yüzde 60 civarında gerçekleştiği belirtilerek, “Bu oran tarihsel seviyelerin oldukça üzerinde. Türkiye’de enflasyon 2010-2019 yılları arasında yılda ortalama yüzde 10 oranında seyretmiştir. Yüksek hizmet fiyatları, jeopolitik riskler, artan gıda ve enerji fiyatları enflasyonist baskıları devam ettirmiş, yüksek enflasyon beklentilerini daha da arttırmıştır. Türkiye’de enflasyonun 2024 yılına göre 2025 yılında azalacağı ancak çift haneli rakamlarda ve yüksek oranlarda kalacağı öngörülmektedir” ifadesi kullanıldı.

Raporda, Türkiye’de hükümetin yüksek enflasyonu kontrol altına almak için bazı mali kısıtlama tedbirleri uygulamakta olduğu belirtilerek, “Yetkililer kamu harcamalarını kısmak için belirli bazı adımlar attı. Temmuz 2024’te hem yerel hem de çok uluslu şirketler için asgari kurumlar vergisi ve asgari gelir vergisi içeren kapsamlı bir vergi yasa tasarısı kabul edildi. Yeni tedbirlerin 2025 yılında mali açığın daraltılmasına yardımcı olması ve enflasyonist baskıları azaltması bekleniyor” ifadesi kullanıldı.

Raporda, Türkiye’deki ekonomik büyümenin 2023 yılında yüzde 5,1’den 2024’te tahmini yüzde 3 oranına gerilediği, 2025 yılındaysa sınırlı bir artışla yüzde 3,1 oranına yükselmesinin beklendiği kaydedildi. Türkiye’de, Haziran 2023’te başlatılan parasal sıkılaştırma ve mali konsolidasyonun 2024 yılının ikinci çeyreğinden itibaren etkisini göstermeye başladığı, özel tüketim harcamalarının büyümeye katkısı ikinci çeyrekte 1,1 puana gerileyerek son dört yılın en düşük seviyesine indiği belirtildi.

Türkiye’de geçtiğimiz yıl zayıflayan iç talep arzının ithalatın azalmasına yol açtığı, bunun da ihracatın yatay seyretmesiyle birlikte cari açığın daralmasına neden olduğu vurgulandı. 2024’te Türkiye’de, Merkez Bankası’nın politika faizini yüzde 50’de sabit tutmasıyla sıkı para politikası duruşunu sürdürdüğü, ancak geçtiğimiz yıl enflasyondaki düşüşle birlikte 2025 yılında ılımlı bir gevşeme beklenildiği kaydedildi.

“ABD ekonomisi yavaşlayabilir”

Raporda, ABD’de bu yıl tüketici harcamalarında azalma beklentisinin ülke ekonomisinde bir yavaşlama yaşanmasına neden olabileceği kaydedildi. Raporda, Çin’deki istikrarlı performansın desteğiyle nispeten güçlü büyümeyi sürdüreceği, Hindistan’ın da devam eden ekonomik büyümesi sayesinde en hızlı büyüyen bölge olmaya sürdüreceğinin tahmin edildiği belirtildi.

Raporda, 2025 yılında gıda enflasyonun birçok gelişmekte olan ülkede önemli bir sorun olmaya devam edeceği kaydedildi. Gelişmekte olan ülkelerin bu yılda enflasyonist baskılarla karşı karşıya kalmasıyla birlikte her beş ülkeden birinin enflasyonda çift haneli oranlara ulaşmasının beklendiği kaydedildi.

Gelişmekte olan ülkelerin neredeyse yarısında yüzde 5’in üzerinde seyreden gıda enflasyonunun önemli bir sorun olmaya devam ettiği, bu olumsuz durumun, özellikle aşırı hava olayları, çatışmalar ve ekonomik istikrarsızlıkla boğuşan düşük gelirli ülkelerde gıda güvensizliğini daha da derinleştirdiği kaydedildi. Raporda, bu yıl devam etmesi beklenen yüksek gıda enflasyonunun, birçok ülkedeki yavaş ekonomik büyümenin de tetikleyici etkisiyle birleştiğinde, milyonlarca kişinin daha da yoksullaşmasına neden olacağı belirtildi.

Paylaşın

En Düşük Emekli Maaşı 14 Bin 469 Liraya Yükseltilecek

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, en düşük SSK ve Bağ-Kur emekli maaşlarına yüzde 15,75 oranında zam yapılacağını açıkladı. Ancak bu artışın hayata geçebilmesi için Meclis’te bir yasal düzenlemenin kabul edilmesi gerekiyor.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, üç gün önce yaptığı açıklamada, en düşük emekli maaşına ek zam yapılacağını duyurmuştu. Yılmaz, “Burada diğer ücretler artarken en düşük maaşı sabit tutmak doğru olmaz. Bu nedenle bir düzenleme yapacağız. Çalışmaların Ocak ayı içinde tamamlanmasını bekliyoruz” ifadelerini kullanmıştı.

Türkiye’de en düşük emekli maaşı son yıllarda bir dizi düzenleme ile artırıldı. 2024 Temmuz’da son yapılan artışla 12 bin 500 liraya çıkarılan maaş, şimdi 14 bin 469 lira olacak.

3 Ocak’ta Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) Aralık verilerine göre altı aylık enflasyon oranı yüzde 15,75 olarak hesaplandı ve böylelikle emeklilerle memurların zam oranı da belli oldu. İşçi ve BAĞ-KUR (Esnaf ve sanatkârlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu) emeklileri için zam oranı yüzde 15,75 oldu. Enflasyon farkı alan memur ve memur emeklisi zammı ise yüzde 11,54.

Ancak düşük sınırdan maaş alanların durumu belirsizdi. İktidar ise konuyla ilgili çalışmaların yapıldığını belirtmişti. Taban maaş alanlara da BAĞ-KUR emeklileriyle benzer oranda zam yapıldı.

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) cuma günü açıkladığı aralık ayı enflasyon verilerine göre, Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) aralıkta aylık olarak yüzde 1,03 oranında arttı, yıllık enflasyon yüzde 44,38 olarak hesaplandı. Ayrıca bağımsız akademisyenlerden oluşan Enflasyon Araştırma Grubu’na (ENAG) göre ise aralık ayında enflasyon yüzde 2,34 arttı. ENAG’a göre 2024 yılı enflasyon oranı ise yüzde 83,40.

Paylaşın

Kulis: Emeklilere “Refah Payı” Artışı Gündemde Yok

İşçi ve Bağ-Kur ile memur emeklilerine “refah payı” artışı gündemde değil. Bu yönde bir çalışmanın olmadığı ifade edilirken, en düşük emekli aylığının ise 14 bin 500 liraya tamamlanacağı konuşuluyor.

TÜİK’in çarşı pazar fiyatlarıyla örtüşmeyen tartışmalı enflasyon hesabıyla işçi ve Bağ-Kur emekli aylığına yüzde 15,75, memur emeklisine ise yüzde 11,54 artış yapılacak. En düşük emekli aylığının ise 14 bin 500 liraya tamamlanacağı konuşuluyor.

Emekliler bu artışların zam değil, sadece enflasyon farkı olduğuna dikkat çekerek, ‘refah payı’ artışı talep ediyor. Ekonomim’den Canan Sakarya‘nın AK Parti kulislerine dayandırdığı haberine göre, işçi ve Bağ-Kur ile memur emeklilerine ‘refah payı’ artışı gündemde değil. AK Partililer bu yönde bir çalışma olmadığını da ifade ediyor. Sadece memur emeklisi maaş artışının da işçi emeklileri gibi yüzde 15,75 olabileceği ihtimali var. Ancak şu ana kadar bu yönde bir çalışma yapılmış değil.

Yaklaşık 4 milyon emekliyi ilgilendiren en düşük emekli maaşının belli bir düzeye çekilmesi yönündeki çalışmaya ise bu hafta son halinin verilmesi bekleniyor. Yapılacak artışla en düşük emekli maaşının 14 bin 500 ya da 15 bin liraya tamamlanacağı ifade ediliyor.

Paylaşın

Türkiye’de Zenginler Son 10 Yılda 13 Kat Daha Zenginleştiler

Türkiye’de 2014 yılından itibaren ortalama geliri en az artan grup en yoksul yüzde 20’lik gelir grubu olurken; ortalama geliri en fazla artan grup geliri en yüksek yüzde 20’lik grup oldu.

Haber Merkezi / En yoksul yüzde 20’lik grubun ortalama geliri son 10 senede 10,7 katına çıkarken; geliri en yüksek yüzde 20’lik grubun ortalama geliri 12,6 katına çıktı.

İstanbul Planlama Ajansı (İPA), Gelir Dağılımı İstatistikleri 2024 Raporu’nu yayınladı. Rapordan öne çıkan bölümler şöyle: “Türkiye’de 2009 ile 2024 yılları arasında emekli  sayısı yüzde 85,3 oranında artarken; tüm gelir içerisinde emekli aylığının payı yüzde 2,7 azalarak yüzde 18,3’ten yüzde 15,6’ya geriledi.

Hanehalkı Kullanılabilir gelire göre bakıldığında; Türkiye için Gini Katsayısı 2014 yılında 0,379 iken; 2024 yılında bu gösterge 0,039 puan yükselerek 0,418’e yükselmiştir. İstanbul için Gini Katsayısı 2014 yılında 0,357 iken; 2024 yılında bu gösterge 0,071 puan yükselerek 0,428’e yükselmiştir. Gini katsayısı, sıfıra yaklaştıkça gelir dağılımında eşitliği, bire yaklaştıkça gelir dağılımında bozulmayı ifade etmektedir.

İstanbul’da hanehalkı kullanılabilir gelire göre sıralı yüzde 20’lik gruplar itibariyle bakıldığında; 2014 yılından itibaren ortalama geliri en az artan grup en yoksul yüzde 20’lik gelir grubu olurken; ortalama geliri en fazla artan grup geliri en yüksek yüzde 20’lik grup oldu. En yoksul yüzde 20’lik grubun ortalama geliri son 10 senede 10,8 katına çıkarken; geliri en yüksek yüzde 20’lik grubun ortalama geliri 14,5 katına çıktı.

Türkiye’de 2014 yılından itibaren ortalama geliri en az artan grup en yoksul yüzde 20’lik gelir grubu olurken; ortalama geliri en fazla artan grup geliri en yüksek yüzde 20’lik grup oldu. En yoksul yüzde 20’lik grubun ortalama geliri son 10 senede 10,7 katına çıkarken; geliri en yüksek yüzde 20’lik grubun ortalama geliri 12,6 katına çıktı.

İstanbul’da en yüksek gelire sahip yüzde 10’luk kesimin payının en yoksul yüzde 10’luk kesimin payına oranı son 10 yılda 9 kattan 14 kata yükseldi. Toplumun en yüksek gelir elde eden yüzde 10’unun elde ettiği payın en düşük gelir elde eden yüzde 10’unun elde ettiği paya oranı şeklinde hesaplanan P90/P10 oranı; İstanbul’da 2014 yılında 9,25 iken; 2024 yılında bu oran 13,91’e yükseldi.

İstanbul’daki yoksul sayısı 2 milyon 756 bin olarak hesaplandı. TÜİK 2024 yılı ‘Yoksulluk ve Yaşam Koşulları İstatistikleri’ bültenine göre bölgesel düzeyde eşdeğer hanehalkı kullanılabilir fert medyan gelirinin yüzde 60’ı dikkate alınarak belirlenen yoksulluk sınırına göre; İstanbul’daki yoksul sayısı 2 milyon 756 bin kişi olarak hesaplandı.

Konut masrafları yoksul bireylere yük getiriyor. TÜİK Gelir Dağılımı ve Yaşam Koşulları Araştırması’na göre, eşdeğer hanehalkı kullanılabilir fert medyan gelirinin yüzde 60’ı dikkate alınarak belirlenen yoksulluk sınırının altında olan bireylerden konut masraflarının yük getirdiğini belirtenlerin oranı 2021-2024 yılları arasında yüzde 88,9’dan yüzde 93,8’e yükseldi. Aynı dönem dikkate alındığında; 2021 yılının başından itibaren Tüketici Fiyat Endeksinin ‘Konut’ kalemindeki artışın yüzde 423,7 olduğu görüldü.

Yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altında olanların oranı yüzde 29,3 olduğu görülürken; 2021-2024 yılları arasında bu oranın 0-17, 18-64 yaş grupları için azaldığı; 65 Yaş Üstü nüfus için arttığı gözlemlendi. 2021 yılında Türkiye’de 100 yaşlıdan 17’si yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altındayken; 2024 yılında 100 yaşlıdan 23’ü riski altındadır.”

Paylaşın

Konkordato Başvuruları: Tekstil Ve Hazır Giyim İlk Sırada

Konkordato başvurularının sektörel dağılımında tekstil ve hazır giyim sektörü 130 başvuruyla ilk sırada yer aldı. 96’sı doğrudan tekstil, giyim, ayakkabı, halı ve iplik imalatı gibi alt sektörleri kapsadı.

İnşaat sektörü 91 başvuruyla ikinci sırada yer alırken, metal ürün imalatı (48 başvuru), mobilya (40 başvuru) ve gıda sektörü (35 başvuru) konkordato süreçlerinde dikkat çeken diğer alanlar oldu.

Son yıllarda reel sektörün en büyük sorunlarından biri haline gelen konkordatolarda 2024 yılına ait veriler netleşti. Konkordatotakip.com tarafından Basın İlan Kurumu’ndan derlenen verilere göre, Aralık 2024’te mahkemeler 219 dosya için konkordato geçici mühlet kararı vererek aylık bazda son yılların en yüksek seviyesini kaydetti. Yıl boyunca toplamda 1723 dosyada geçici mühlet kararı verilirken, 132 iflas kararıyla da yıllık bazda en yüksek rakamlara ulaşıldı.

Konkordato başvurularının sektörel dağılımında tekstil ve hazır giyim sektörü 130 başvuruyla ilk sırada yer aldı. 96’sı doğrudan tekstil, giyim, ayakkabı, halı ve iplik imalatı gibi alt sektörleri kapsadı. İnşaat sektörü 91 başvuruyla ikinci sırada yer alırken, metal ürün imalatı (48 başvuru), mobilya (40 başvuru) ve gıda sektörü (35 başvuru) konkordato süreçlerinde dikkat çeken diğer alanlar oldu.

Mahkemelerden alınan verilere göre, konkordato süreçleri ortalama 3 yıl sürebiliyor. Tasdik kararı ortalaması 700 gün, iflas kararı ortalaması ise 423 gün olarak kaydedildi. 2024 yılında alınan 132 iflas kararı, yaklaşık 1,5-2 yıl önce başvurusu yapılan dosyalardan oluştu.

TOBB Hazır Giyim ve Konfeksiyon Sanayi Meclisi Başkanı Şeref Fayat, konkordato sürecinin sadece başvuran firmayı değil, tedarikçilerini de koruması gerektiğine dikkat çekti. “Eğer tedarikçi korunmazsa, bu durum zincirleme etkiler yaratıyor ve piyasadaki birçok firma sıkıntıya düşüyor” diyen Fayat, konkordatoların kötüye kullanımının önlenmesi gerektiğini vurguladı.

Benzer bir kaygıyı dile getiren TİM Başkan Vekili ve MOSFED Başkanı Ahmet Güleç ise, “Konkordatoyu kötüye kullanan firmalar, tedarikçilerine ciddi zararlar veriyor. Bu süreçlerin daha şeffaf ve adil bir yapıya kavuşturulması gerekiyor” dedi.

Konkordato süreçlerinin artışındaki en büyük nedenlerden biri olarak finansmana erişim sorunları gösteriliyor. Fayat, 2024’ün ilk yarısında konkordatoların aynı hızla devam edeceğini öngörürken, kur politikasındaki belirsizliklerin de etkili olduğunu belirtti. İstanbul Demir ve Demir Dışı Metaller İhracatçıları Birliği Başkanı Çetin Tecdelioğlu ise, bankalara çağrıda bulunarak, köklü firmaların korunması için daha hassas davranmaları gerektiğini ifade etti.

Uzmanlar, 2024’ün ikinci yarısında dış pazarlardaki toparlanmanın etkisiyle ayakta kalmayı başaran firmaların işlerinin hızlanabileceğini, finansman koşullarındaki iyileşmenin ise konkordatoların azalmasına katkı sağlayacağını belirtiyor.

(Kaynak: Karar)

Paylaşın

Şimşek’ten “Enflasyon” Açıklaması: Düşüş Sürecek

TÜİK’in açıkladığı verileri değerlendiren Mehmet Şimşek, “2024 yılında enflasyon 2022 ve 2023 yıl sonuna göre 20 puan düştü. Enflasyondaki düşüş sürecek” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Maliye politikasının artan desteğinin yanı sıra hizmet enflasyonundaki katılığın azalması ve beklentilerdeki iyileşme ile 2025 yılında enflasyonun hedefimiz doğrultusunda gerçekleşmesini bekliyoruz.”

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, sosyal medya hesabı üzerinden TÜİK’in açıkladığı enflasyon verilerini yorumladı. Mehmet Şimşek, şu ifadeleri kullandı:

“Vatandaşımızın geçim sıkıntısını çözmek en büyük önceliğimizdir. Bu doğrultuda gerekli politika çerçevesini oluşturduk ve dezenflasyon programını kararlılıkla uygulamaya devam ediyoruz.

Aralık ayında enflasyon son 19 ayın en düşük seviyesinde yüzde 1 oldu. Yıllık enflasyon yüzde 44,4’e gerileyerek 2023 yılı Kasım ayında açıklanan Merkez Bankası tahmin aralığının 2,4 puan üzerinde gerçekleşti. Böylece 2024 yılında enflasyon 2022 ve 2023 yıl sonuna göre 20 puan düştü.

Enflasyondaki düşüş sürecek. Maliye politikasının artan desteğinin yanı sıra hizmet enflasyonundaki katılığın azalması ve beklentilerdeki iyileşme ile 2025 yılında enflasyonun hedefimiz doğrultusunda gerçekleşmesini bekliyoruz.”

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre enflasyon, Aralık 2024’te aylık bazda yüzde 1,03 olurken, yıllık bazda yüzde 44,38’e geriledi.

Enflasyon Araştırma Grubu (ENAG) ise tüketici fiyatlarında artışı aylık 2,34; yıllık yüzde 83,40 olarak hesapladı.

TÜİK’e göre yıllık bazda en hızlı fiyat artışı yüzde 91,64 ile eğitimde kaydedildi. Fiyat değişimi en az, yüzde 25,88 artışla ulaştırmada görüldü. Aylık bazda giyim ve ayakkabı kategorisinde eksi yönlü fiyat hareketi görülürken ev eşyası yüzde 2,78 ile artışın en yüksek yaşandığı grup oldu.

TÜİK Kasım ayında enflasyonun aylık yüzde 2,24; yıllık yüzde 47,09 oranında arttığını hesaplamıştı.

Aralık verisiyle birlikte emekli zamlarına etki eden altı aylık enflasyon farkı da belli oldu. Altı aylık enflasyon oranı yüzde 15,75 olarak hesaplanırken SSK ve Bağ-Kur emeklilerinin aylıklarında bu oranda artış yapılacak.

Paylaşın

Türkiye’de Her 10 Kişiden 7’si Ete Hasret!

TÜİK’in yoksulluk ve yaşam koşulları istatistiklerini değerlendiren CHP’li Erhan Adem, “Vatandaşların yüzde 39,3’ü iki günde bir et, tavuk veya balık içeren yemek masrafını karşılayamıyor. Gelirin yüzde 60’ının altında kalan hanelerde bu oran yüzde 68,4’e yükseliyor. Yani, neredeyse her 10 kişiden 7’si ete hasret!” dedi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Tarım ve Orman Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Erhan Adem, Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) 2024 yılına ilişkin Yoksulluk ve Yaşam Koşulları İstatistiklerini değerlendirdi. Cumhuriyet’in aktardığına göre; Adem, yoksulluğun arttığını ve yurttaşların temel gıda ürünlerine dahi erişmekte zorlandığını belirterek, hükümeti halkın yaşadığı sefaleti görmezden gelmekle suçladı.

TÜİK’in verilerinin, ülkenin içinde bulunduğu ekonomik buhranı gözler önüne serdiğini ifade eden Adem, “Yoksulluk oranı yüzde 13,6’ya yükseldi ve bu yalnızca TÜİK’in makyajlanmış rakamlarıdır. Ancak daha çarpıcı olan, TÜİK’in verilerine göre, medyan gelirin yüzde 60’ının altında gelire sahip 16 milyon 739 bin vatandaşımızın yoksul olduğunun kabul edilmesidir” ifadelerinde bulundu.

Adem, şunları söyledi: “TÜİK’in açıkladığı verilere göre, vatandaşların yüzde 39,3’ü iki günde bir et, tavuk veya balık içeren yemek masrafını karşılayamıyor. Gelirin yüzde 60’ının altında kalan hanelerde bu oran yüzde 68,4’e yükseliyor. Yani, neredeyse her 10 kişiden 7’si ete hasret! Bu durum, hükümetin uyguladığı ekonomik politikaların iflasının açık kanıtıdır.”

TÜİK verilerine göre, vatandaşların yüzde 15,1’i evinin ısınma ihtiyacını dahi karşılayamıyor. Ayrıca, yüzde 26,8’i beklenmedik harcamalarını karşılayacak durumda olmadığını belirtiyor. Adem, “Bunlar, insanların temel ihtiyaçlarını bile karşılayamadığı bir ülkenin gerçekleri. Yoksulluğun en yüksek olduğu iller arasında Kırıkkale, Aksaray, Niğde, Nevşehir ve Kırşehir’in yer alması tesadüf mü? Hayır, bu, uyguladığınız ekonomik politikaların iflasıdır” ifadelerinde bulundu.

Adem, TÜİK’in verilerini makyajlamakla eleştirilen hükümetin, gerçek yoksulluk tablosunu gizlemeye çalıştığını belirterek, “Gerçekler gizlenemez. İnsanlar eti bırakın, ekmek bulamıyor” dedi.

Paylaşın

TÜİK Duyurdu: Ekonomiye Güven Arttı

Ekonomik güven endeksi kasım ayında 97,1 iken, kasım ayında yüzde 1,8 oranında azalarak 98,8 değerini aldı. Endeksin 100’den büyük olması genel ekonomik duruma ilişkin iyimserliği, 100’den küçük olması ise genel ekonomik duruma ilişkin kötümserliği gösteriyor.

Haber Merkezi / Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Ekonomik Güven Endeksi Aralık 2024 verilerini açıkladı. Buna göre; Ekonomik güven endeksi kasım ayında 97,1 iken, aralık ayında yüzde 1,8 oranında artarak 98,8 değerini aldı.

Bir önceki aya göre Aralık ayında tüketici güven endeksi yüzde 1,9 oranında artarak 81,3 değerini, reel kesim (imalat sanayi) güven endeksi yüzde 0,7 oranında azalarak 102,7 değerini, hizmet sektörü güven endeksi yüzde 2,4 oranında artarak 113,6 değerini, perakende ticaret sektörü güven endeksi yüzde 1,2 oranında artarak 113,0 değerini, inşaat sektörü güven endeksi yüzde 1,9 oranında artarak 89,4 değerini aldı.

Ekonomik güven endeksi nedir ve neden önemlidir?

Ekonomik güven endeksi, tüketici ve üreticilerin genel ekonomik duruma ilişkin değerlendirme, beklenti ve eğilimlerini özetleyen bir bileşik endekstir. Endeks, mevsim etkilerinden arındırılmış tüketici güven endeksi, reel kesim, hizmet, perakende ticaret ve inşaat sektörleri güven endekslerinin alt endekslerinin ağırlıklandırılarak birleştirilmesinden oluşmaktadır.

Ekonomik güven endeksi hesaplamasında, her bir sektörün ağırlığı o sektörün normalleştirilmiş alt endekslerine eşit dağıtılarak uygulanmakta, güven endekslerine doğrudan uygulanmamaktadır. Bu kapsamda tüketici, reel kesim, hizmet, perakende ticaret ve inşaat sektörlerine ait toplam 20 alt endeks hesaplamada kullanılmaktadır.

Ekonomik güven endeksinin hesaplamasında kullanılan alt endeksler her ayın ilk iki haftasında derlenen veriler kullanılarak hesaplanmaktadır. Ekonomik güven endeksinin 100’den büyük olması genel ekonomik duruma ilişkin iyimserliği, 100’den küçük olması ise genel ekonomik duruma ilişkin kötümserliği göstermektedir.

Paylaşın