Buğday Fiyatları Yüzde 40’tan Fazla Artacak

Dünya Bankası, Emtia Piyasaları Görünüm Raporu’nun Nisan 2022 sayısını dün (26 Nisan) yayınladı. “Ukrayna Savaşı’nın Emtia Piyasalarına Etkisi” alt başlığı ile yayınlanan rapor “savaş kaynaklı gıda ve enerji fiyat şoklarının yıllarca sürebileceği” uyarısında bulundu.

Rusya’nın Ukrayna’yı işgali ile başlayan savaşın emtia piyasalarında büyük bir şok yarattığını hatırlatan rapor, bu durumun küresel ticaret, üretim ve tüketim kalıplarını ve fiyatları 2024’ün sonuna kadar tarihsel olarak yüksek seviyelerde tutacak şekilde değiştirdiğini ifade etti.

Rapora ilişkin konuşan Dünya Bankası Adil Büyüme, Finans ve Kurumlardan Sorumlu Başkan Yardımcısı Indermit Gill de bunun “1970’lerden bu yana yaşanan en büyük emtia şoku” olduğunu söyledi:

“O zamanlarda da olduğu gibi, bu şok gıda, yakıt ve gübre ticaretinde kısıtlamaların artmasıyla daha da ağırlaşıyor.

“Bu gelişmeler, stagflasyon tehlikesini artırmaya başladı. Politika yapıcılar, ülke içinde ekonomik büyümeyi artırmak için her fırsatı değerlendirmeli ve küresel ekonomiye zarar verecek eylemlerden kaçınmalı.”

Savaşın da etkisiyle özellikle gıda ve enerji fiyatlarında beklenen artışların ele alındığı rapordan öne çıkanlar özetle şu şekilde…

Ham petrol fiyatları

Son 2 yılda enerji fiyatlarında yaşanan yükselişin “1973’teki petrol krizinden bu yana görülen en büyük artış” olduğunu vurgulayan rapora göre, petrol, doğalgaz ve kömürden oluşan enerji emtia fiyat endeksinin 2022 yılında bir önceki yıl ile kıyaslandığında yüzde 50,5 oranında artması, gelecek yıl ise yüzde 12,4’lük bir düşüş yaşaması bekleniyor.

Brent türü ham petrolün varil fiyatının bu yıl geçen yıla kıyasla yüzde 42 artış göstererek ortalama 100 dolar seviyesinde gerçekleşeceğini öngören Dünya Bankası raporu, bu rakamın 2013’ten bu yana Brent petrol fiyatının ulaştığı en yüksek seviyeyi teşkil edeceğinin altını çiziyor.

Aynı rapora göre, Brent petrolün varil fiyatının 2023 yılında yüzde 8 düşüşle ortalama 92 dolara gerilemesi bekleniyor.

Avrupa ve ABD özelinde de veriler paylaşan Dünya Bankası, bu yıl doğalgaz fiyatlarının Avrupa’da geçen yılın iki katı seviyesine çıkacağını, ABD’deki artışın ise yüzde 35 bandında seyredeceğini öngörüyor.

Buğday fiyatları

Birleşmiş Milletler’in (BM) 16 Nisan’da paylaştığı verilere göre, Ukrayna 24 Şubat’taki işgalden bu yana savaşta olduğu komşusu Rusya ile birlikte dünyanın buğday ve arpa ihtiyacının yüzde 30’unu, mısır ihtiyacının beşte birini, ayçiçek yağının ise yarısından fazlasını karşılıyordu.

Fakat işgalin pek çok şeyi olduğu gibi tarımsal üretimi de sekteye uğratması sebebiyle bu durumun gıda krizine yol açmasından korkuluyordu.

Dünya Bankası’nın bu bağlamda son yayınladığı raporda da, “buğday fiyatlarının yüzde 40’tan fazla artarak bu yıl nominal olarak tüm zamanların en yüksek seviyesine ulaşmasının beklendiği” ifade edildi.

Tarımsal ürünlerin fiyat endeksinin bu yıl yüzde 17,6 artmasının beklendiğine işaret eden Dünya Bankası, 2023’te yüzde 7,7’lik bir düşüş öngörüyor.

Rusya ve Ukrayna’nın büyük üreticilerinden olduğu gıda ürünleri ile üretim girdisi olarak doğalgaza bağlı gübre fiyatlarında da 2008’den bu yana en büyük artışın yaşandığını belirten Dünya Bankası raporu, çoğu emtia fiyatının 2022’de 2021’e kıyasla önemli ölçüde yüksek seyretmesinin ve orta vadede de yüksek kalmasının beklendiğini ifade ediyor.

Rapor ayrıca emtia fiyatlarının son 5 yıllık ortalamanın oldukça üzerinde kalacağının tahmin edildiğini, savaşın daha uzun sürmesi veya Rusya’ya ek yaptırımlar gelmesi halinde ise fiyatların öngörülenden daha yüksek seyredebileceğini ve daha değişken olabileceğini belirtiyor.

Afrika’daki fiyat artışları

Öte yandan, Afrika Kalkınma Bankası Başkanı Akinwumi Adesina da, Rusya-Ukrayna savaşı sonrasında Afrika kıtasındaki buğday fiyatlarının yüzde 60 oranında artış gösterdiğini açıkladı. Adesina, krizin gıda üretimini yüzde 20 azaltabileceğini ve 11 milyar dolar değerindeki gıda üretimi kaybının yaşanabileceğini dile getirdi.

Afrika kıtasındaki 25 ülke, ithal ettiği buğdayın üçte birinden fazlasını Rusya ve Ukrayna’dan karşılarken bazı ülkelerde bağımlılık oranı yüzde 90’ın üzerine çıkıyor. Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansının (UNCTAD) yayınladığı rapora göre, kıtada Rusya ve Ukrayna buğdayına bağımlı olan çok sayıda ülke gıda kriziyle karşı karşıya.

Paylaşın

Açlık Sınırı 6 Bin 170 Liraya Yükseldi

Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu’nun AR-GE birimi KAMU-AR’ın araştırmasına göre nisana ayında 4 kişilik bir ailenin açlık sınırı 6 bin 170 liraya, yoksulluk sınırı ise 18 bin 474 liraya yükseldi.

KAMU-AR, 4kişilik bir ailenin, dengeli ve sağlıklı beslenebilmesi için tüketmesi gereken gıda miktarlarını esas alarak hesapladığı açlık sınırı ile gıdanın yanı sıra diğer ihtiyaçlarını da yoksunluk hissine kapılmadan karşılayabilmesi için yapması gereken gıda dışındaki harcamaları dikkate alarak hesapladığı yoksulluk sınırı araştırmasının Nisan 2022 sonuçlarını açıkladı.

Açlık sınırı

Buna göre, dört kişilik bir ailenin dengeli ve sağlıklı beslenebilmesi için alması gereken kaloriyi sağlayacak gıda maddelerinden oluşturulan bir sepete bir ay süreyle ödenmesi gereken para nisan ayı gıda fiyatlarıyla 6 bin 170 lira olarak hesaplandı.

Ankara’da en fazla alış-veriş yapılan marketlerden derlenen fiyatlara göre sağlıklı beslenebilmek için et- balık- yumurtaya aylık olarak harcanması gereken tutar bir önceki aya göre 52 lira, son bir yılda ise 681 lira artarak bin 562 liraya kadar yükseldi.

Kuru bakliyat için yapılması gereken harcama önceki aya göre 10 lira arttı, geçen yılın aynı ayına göre ise 74 liralık artışla 159 lira oldu.

Süt, yoğurt ve peynir için yapılması gereken harcama nisanda bir önceki aya göre 220 lira artarak bin 457 liraya yükseldi. Son bir yıllık dönemde ise 539 liralık artış oldu. Meyve için harcanması gereken para nisanda 112 lira artarken, geçen yılın aynı ayına göre ise 156 lira artarak 497 lira oldu. Sebze harcamasının parasal tutarı da nisanda önceki aya göre 149 lira arttı. Sebze için ödenmesi gereken para geçen yılın aynı ayına göre ise 655 lira artarak bin 29 lira oldu.

Nisanda 581 liraya inen ekmek, un ve makarna gibi ürünler için yapılması gereken harcama son bir ayda 6 lira azalırken, son bir yıllık dönemde ise 307 lira arttı. Pirinç ve bulgur harcamaları nisanda 38 liralık, son bir yılda ise 96 lira artarak 243 liraya yükseldi. Yağ için yapılması gereken harcama nisanda 18 lira artarak 204 liraya çıktı.

Şeker, bal, pekmez, reçel gibi gıda maddelerine yapılması gereken harcama da nisanda 14 lira artarak 320 lira oldu. Aynı ailenin zeytin için yapması gereken harcama ise 15 lira artarak 118 liraya yükseldi.

Yetişkin erkek için 2 bin 800 kalori, yetişkin bir kadın için 2 bin 200 kalori, genç için 3 bin kalori ve çocuk için de 1 bin 600 kalori esas alınarak yapılan hesaplamaya göre nisanda açlık sınırı yetişkin bir erkek için bin 801 lira, yetişkin bir kadın için bin 414 lira, çocuk için bin 27 lira ve genç için de bin 928 lira oldu.

Gıda dışı harcamalar

Yoksulluk sınırının belirlenmesinde gıda dışı harcamaların fiyat artışları da esas alınarak yapılan araştırmaya göre, dört kişilik bir ailenin gıda dışındaki gereksinimlerini “yoksunluk hissi duymadan” karşılayabilmesi için gereken harcama tutarı da nisanda 693 liralık artışla 12 bin 304 liraya yükseldi.

Nisanda giyim ve ayakkabı için yapılması gereken harcama 780 lira oldu. Barınma (kira dahil) harcamaları 2 bin 635 liraya yükseldi. Ev eşyası harcamaları bin 648 lira, sağlık harcamaları 530 lira oldu. Ulaştırma harcamaları 3.404 liraya kadar çıktı, haberleşme harcamaları 590 lira, eğlence ve kültür harcamaları 471 lira oldu. Eğitim harcamaları 325 liraya yükselirken, otel harcamaları 1.087 lira, diğer mal ve hizmetlerle ilgili harcamalar 835 lira olarak hesaplandı.

Gıda dışı harcamalarda, bu yılın ilk dört aylık döneminde 3 bin 358 lira, son bir yıllık dönemde 4 bin 572 liralık artış yaşandı.

Yoksulluk sınırı

Dört kişilik bir ailenin insan onuruna yaraşır bir şekilde yoksunluk hissi çekmeden yaşayabilmesi için yapması gereken zorunlu gıda ile gıda dışı harcamaların toplam tutarını gösteren yoksulluk sınırı (içki ve sigara harcamaları hariç) ise nisanda bin 316 lira artarak 18 bin 474 liraya yükseldi. Yoksulluk sınırında bu yılın ilk dört aylık döneminde 4 bin 962 lira, son bir yılda ise toplam 7 bin 358 liralık artış oldu.

Paylaşın

OECD Ülkeleri Arasında En Fazla Çalışmayan Ve Okumayan Genç Türkiye’de

Yapılan araştırmalara göre ne çalışan ne okuyan gençlerin OECD ortalaması yüzde 12,8 iken, Türkiye’de bu oran yüzde 25 civarında. OECD verilerine göre; Türkiye’de yükseköğretim mezunlarının 75’inin istihdama katılma süresi 4-5 yıl sürüyor. 

Yurttaşlar ekonomik krizle cebelleşirken, işsizlik de en büyük sorunlardan birisi olmaya devam ediyor. AKP iktidarları döneminde Cumhuriyet tarihinin rekor seviyesine ulaşan genç işsizlik, hemen her yıl Türkiye’nin en yakıcı sorunları arasında yer aldı.

Birgün’den Mustafa Bildircin’in haberine göre, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “İsteyen herkese iş var” dese de, gerçekler bambaşka. Krizle birlikte istihdamın dışına itilen ve seçeneksiz bırakılan gençler çareyi Mesleki Eğitim Kursları’nda aramak zorunda kaldı. İŞKUR’un 2021 yılına yönelik verileri de olumsuz tabloyu ortaya koydu.

2021 yılında İŞKUR’da, 5 bin 27 mesleki eğitim kursu düzenlendi. Kurslara, yüzde 72’si kadın olmak üzere toplam 101 bin 501 kişi katıldı. 2021 yılında kursiyerler en fazla, “İstihdam Garantili” kurslardan yararlandı. İstihdam garantili mesleki eğitim kurslarına katılanların oranı toplam kursiyerlerin yüzde 56’sını oluşturdu.

2021 yılında en çok mesleki eğitim kursiyeri olan meslekler de belli oldu. Toplam 14 bin 927 kursiyer ile “Dokuma Konfeksiyon Makineci” mesleği ilk sırada yer alırken “Kadın Giyim Modelist Yardımcısı” mesleğinin 5 bin 271 kursiyerle ikinci, “Düz Dikiş Makineci” mesleğinin de 2 bin 771 kursiyer ile üçüncü sırada yer aldığı belirtildi. Müşteri hizmetlisi görevlisi olmak için İŞKUR’a başvuranların sayısının ise 2 bin 447 olduğu bildirildi.

Mesleki eğitim kurslarından yararlananların öğrenim durumları da paylaşıldı. Erdoğan’ın, “Her üniversite bitiren iş bulacak diye bir şey yok” sözlerini anımsatan verilere göre, İŞKUR’un mesleki eğitim merkezlerine 2021 yılında 17 bin 61 üniversite mezunu başvurdu.

OECD ülkeleri arasında en fazla çalışmayan ve okumayan genç sayısı Türkiye’de

Türkiye’de yaklaşık 3 milyon civarında ne çalışan ne de okuyan genç olduğu tahmin ediliyor. OECD ülkeleri arasında en fazla çalışmayan ve okumayan genç sayısı Türkiye’de. Yaşları 15-24 arasında değişen ve gelecek kaygısı yaşayan gençler, koronavirüsün patlak vermesiyle istihdamdan daha derin bir şekilde etkilendi.

Yapılan araştırmalara göre ne çalışan ne okuyan gençlerin OECD ortalaması yüzde 12,8 iken, Türkiye’de bu oran yüzde 25 civarında. OECD verilerine göre; Türkiye’de yükseköğretim mezunlarının 75’inin istihdama katılma süresi 4-5 yıl sürüyor. Bu da gençlerin iş bulmaktan ümidini kesmesine ya da yurt dışına giderek, yeni bir hayat kurmaya çalışmasına neden oluyor.

Paylaşın

En Büyük 20 Ekonomi Listesinde Yerini Kaybeden Türkiye Kaçıncı Sırada?

Uluslararası Para Fonu (IMF) ve Dünya Bankası’nın verilerine göre 2021’de, Türkiye en büyük ilk 20 ekonomi içerisinden çıkarak 21. sıraya geriledi. İlk 20’nin yeni üyesi ise İran oldu.

Ülkelerin ekonomik güçleri Gayri Safi Yurtiçi Hasıla (GSYH) büyüklüğü ve kişi başına düşen GSYH ile ölçülüyor.

Belirli bir dönem içinde üretilen bütün malların o yıla ilişkin ortalama piyasa fiyatları üzerinden toplanmasıyla GSYH, o miktarın nüfusa bölünmesi ile de kişi başına GSYH hesaplanıyor.

Gelişmeyle ilgili, ekonomist Mahfi Eğilmez kendi blog sitesindeki analizinde 2015 ve 2021 yılları karşılaştırması yaparak şunları yazdı:

“Son yedi yılda en ciddi değişiklikler olmuş, Türkiye ve Brezilya, son dönemde en fazla ivme kaybı yaşamış ülkeler olurken İran en yüksek çıkışı yakalamış ülke konumuna gelmiş görünüyor. Kişi başına gelir açısından Türkiye 2015 yılında 66’ıncı sıradayken 2021 yılında 78’inci sıraya gerilemiş görünüyor. Son 6 yılda Türkiye’nin hem GSYH hem de kişi başına gelir sıralamasındaki düşüşü son derecede çarpıcı.”

Ekonomideki bozulmayla ilgili olarak sığınılan dünyada da işlerin kötüye gittiği tezinin doğru olmadığını belirten Eğilmez tablolardaki ve kişi başına gelir sıralamasındaki düşüş ile bunun açık bir biçimde görüldüğünü kaydediyor.

Verilere göre İran, bu son yedi yılda ekonomisini üçe katladı. Eğilmez, Türk ekonomisindeki gidişatın kötü olduğunun açık olduğunu belirtirken kendisine İran ile ilgili gelen sorulara ise “İran’ın GSYH’si tartışmalı” şeklinde yanıt verdi.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

‘Yeni Ekonomi Modeli’ Dış Ticarete De Yaramadı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “yüksek kur-düşük faiz” söylemi ile hayata geçirdiği model, ihracatta rekor büyüme yaşanmasını ve cari fazla verilmesini vaat ediyordu. Ancak “yeni ekonomi modeli,” yalnızca enflasyonda değil; dış ticarette de bekleneni veremedi.

Enflasyon rekor kırarken, cari açık son yılların en yüksek seviyesini gördü. İhracat ise pandemi ile geçen son iki yıla nazaran 2022’ye iyi bir başlangıç yapmış olsa da, ithalattaki sert yükseliş, endişeleri artırdı. DW Türkçe’den Aram Ekin Duran’a konuşan iş dünyası temsilcileri ve ekonomistler, hükümetin uyguladığı modelin yalnızca iç piyasayı değil, dış ticareti de olumsuz etkilediği görüşünde.

Dış ticaret açığı büyüyor

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın hayata geçirdiği “yeni ekonomi modeli” yalnızca yüksek enflasyonun yarattığı hayat pahalılığı ile değil; Türkiye’nin dış ticaretinde de sıkıntılara neden oluyor. Ticaret Bakanlığı verilerine göre, hükümetin “düşük faiz-yüksek kur” söylemi ihracatta umulan artışı sağlamazken, ithalatta ise hızlı yükselişin önünü açtı. Merkez Bankası’nın faiz indirimlerine başladığı Eylül 2021’den bu yana geçen son 6 ayda, 125 milyar dolarlık ihracata karşılık 165 milyar dolarlık ithalat faturası ortaya çıktı. İthalat mart ayında 30 milyar dolar sınırını da aşmış oldu.

Yeni ekonomi modelinin ilk etkilerinin görüldüğü Ekim 2021 döneminde 1,5 milyar dolar seviyesinde olan dış ticaret açığı, Mart 2022 itibariyle 8,2 milyar dolara çıktı. Yeni ekonomi modelinin uygulandığı son 6 ayda ise 40 milyar dolarlık dış ticaret açığı meydana geldi. Artan döviz kurunun etkisiyle, yalnızca Ocak-Mart döneminde enerji ithalatına harcanan para, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 188 artarak 25 milyar dolara çıktı.

“Bu ekonomik yapıyla ithalatı geçemeyiz”

Uzun yıllar Türkiye İhracatçılar Meclisi’nde (TİM) birlik başkanlığı ve yönetim kurulu üyeliği görevlerinde bulunan Gelişen Markalar Derneği Başkan Yardımcısı Murat Akyüz, “Mevcut koşullarda, maalesef şu anda ihracatın ön plana çıktığını görüyoruz ama ülkemizde hala ciddi bir ithalat ihtiyacı var” diyor.

Türkiye’de ihracat amaçlı kullanılan ham maddeler ve yarı mamullerin ithalatına devam edildiğini, ithalat odaklı iç tüketimin de devam ettiğini ifade eden Akyüz, yaptığı açıklamada, “Bu ekonomik yapıyla, bu üretim yapısıyla ihracatın ithalatı geçebileceğini söylemek biraz iyimserlik olur diyebilirim” diye konuşuyor.

Merkez’e döviz satışına tepki

Ocak ayında alınan bir kararla, ihracatla elde edilen dövizin yüzde 25’inin Merkez Bankası’na satılması zorunlu hale getirilmişti. Geçen günlerde bu oran yüzde 40’a yükseltildi. 19 Nisan’da ise dövize endeksli taşıt satış sözleşmeleri dışındaki menkul satış sözleşmelerinde ödeme yükümlülüklerinin TL ile yapılması zorunluluğu getirildi. Söz konusu düzenlemeler özellikle döviz yükümlülüğü yüksek olan sektörlerde tepki çekti. İhracatçılar döviz bozdurma oranının her sektöre özel olarak belirlenmesi gerektiği görüşünde.

“Hiçbir rakibimizde böyle bir kural yok”

Merkez Bankası’na döviz satışı zorunluluğu getirilmesinin Türkiye’deki ihracatçı şirketlerin rekabet gücünü olumsuz etkilediğini vurgulayan Murat Akyüz, “Hiçbir rakibimizin bulunduğu ülkede böyle bir kural yok. İstediği şekilde istediği parayı, istediği seviyelerde kullanabiliyor, tutabiliyor. Ama bizim Merkez Bankası için yapıldığı söylenen bu destek mekanizması, maalesef ihracatçının maliyetlerini artırmaktan öteye gitmedi” değerlendirmesinde bulunuyor.

“Öz kaynaklarımız eriyor”

Akdeniz Mobilya, Kağıt ve Orman Ürünleri İhracatçıları Birliği (AKAMİB) Başkan Yardımcısı Bülent Aymen’e göre, yeni ekonomi modeli ile başlatılan faiz indirimleri ihracatçıların kredi imkanları üzerinde de olumlu etki yaratmadı.

Merkez Bankası’nın son 6 ayda faizi yüzde 19’dan yüzde 14’e indirdiğini hatırlatan Aymen, şöyle konuşuyor: “Ancak bizler özel bankalardan kredi kullanmaya kalktığımızda yüzde 14’ün iki misli faiz oranlarıyla karşılaşıyoruz. Artan maliyetler karşısında ihraç ürünlerimize ihtiyacımız oranında zam yapamıyoruz, bu da bizim öz kaynaklarımızın erimesine yol açıyor.”

“Dış ticarette 300 yıldır yerimizde sayıyoruz”

Son bir yılda Türk Lirası’nda yaşanan değer kaybı da ihracatta sıçrama yaratmaya yetmiyor. Türkiye’nin son 300 yıldır dünya ticaretinden yüzde 0,7 – yüzde 1,3 arası bir pay aldığına işaret eden Makine İmalat Sanayi Dernekleri Federasyonu (MAKFED) Başkanı Adnan Dalgakıran, “Türkiye’nin ihracatı son 20 yılda ciddi bir büyüme kat etmiş olsa da, aslında üç asırdır yerimizde sayıyoruz, ne uzuyoruz ne de kısalıyoruz” diyor.

“Değersiz TL olumlu katkı yapmıyor”

Türkiye’nin ortalama 8 bin dolarlık milli gelir seviyesi ile Avrupa Birliği ülkeleri içerisinde son sırada yer aldığını ifade eden Dalgakıran, “Yüksek katma değerli ürün ihracatı artmadan, dış ticarette ve milli gelirde kayda değer bir artış olması çok zor. Değersiz TL’nin ihracata çok olumlu katkı yapacağına inanlardan değilim. Geçmişe bakarsanız, ihracatın en iyi olduğu zamanlar, TL’nin en değerli olduğu zamanlarda gerçekleşti” şeklinde konuşuyor.

Cari fazla hayal oldu

Dış ticaret açığı ile birlikte, yeni ekonomi modelinin en büyük vaadi olan “cari fazla” hedefi de 2022 için hayal oldu. Cari fazla vermek bir yana, Ocak ayında cari açık son 4 yılın en yüksek seviyesini görürken, 12 aylık cari açık ise 22 milyar dolara çıktı. Açıktaki büyümede kurlardaki yükseliş ile birlikte artan ithalat ve enerji maliyeleri belirleyici oldu.

Türkiye’nin makro göstergelerindeki bozulmalar, uluslararası kurumların analizlerinde de kendine yer buldu. Uluslararası Para Fonu’nun (IMF) son açıklanan Küresel Ekonomik Görünüm ve Küresel Finansal İstikrar Raporu’nda, Türkiye’nin 2022 büyümesi yüzde 3,3’ten yüzde 2,7’ye revize edilirken, 2022 yılının tamamında cari açığın 45 milyar dolar seviyesine ulaşacağı tahmin edildi. IMF’e göre, yılsonu enflasyonu ise yüzde 52,4 olarak öngörüldü.

“Tarihin en yüksek cari açıklarından biri”

Ekonomist Cüneyt Akman’a göre, yüksek kurun ihracatta yarattığı avantajlar, çok kısa sürede yerini olumsuzluklara bırakmış durumda.

Akman, “Ocak-Şubat’ta iki ay içinde 12 milyar doların üzerinde cari açık verdik ve bu tarihin en yüksek cari açıklarından birisi” diyor. Döviz kurlarındaki yükselişin ilk zamanlarda ihracatçıya sağladığı avantajın dezavantaja dönmeye başladığına işaret eden Akman, “İhracatçıların bile çoğu bu modelden memnun değil” diye konuşuyor.

Türkiye’de pandemi etkisi ile geçen son iki yıla göre ihracat artışının devam edeceği öngörülse de, 2022’de cari açığın ihracat hızını gölgede bırakması bekleniyor.

“Şu anki enflasyonu arar hale gelebiliriz”

Peki Türkiye’nin dış ticaret dengesinde yaşanan bozulma, vatandaşı nasıl etkileyecek?

Türkiye’de geçmişte döviz sıkıntısı nedeniyle 70 cent’e muhtaç kalınan dönemler yaşandığına işaret eden Cüneyt Akman, şu görüşlerini dile getiriyor: “Umarım bu felaketli deneyin sonucu yine 70 cent’lere muhtaç kalmakla bitmez. Ama gidişat o tarafa doğru. Bunun sonucu şu: Birincisi piyasalarda muazzam bir kıtlık, kuyruklar ve arkasından şiddetli ama şu anda olan enflasyonun mislini, bunu arayacak şekilde enflasyon, hayat pahalılığı anlamına gelir.”

Paylaşın

‘Gıda Krizi Yüz Milyonlarca Kişiyi Yoksulluğa İtiyor’ Uyarısı

Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinin neden olduğu gıda krizinin ‘insani bir felakete’ yol açabileceği uyarısında bulunan Dünya Bankası Başkanı David Malpass, gıda krizinin tıpkı pandemi krizi gibi, en fazla dünyanın en yoksul kesimini etkileyeceğini söyledi.

BBC’ye konuşan David Malpass, gıda fiyatlarının rekor düzeyde artmasının yüz milyonlarca kişiyi yoksulluğa ittiğini ve yetersiz beslenenlerin sayısının da hızla arttığını söyledi.

Dünya Bankası’nın tahminine göre gıda fiyatları bu yıl yüzde 37 artabilir.

David Malpass ise “Dünyada herkese yetecek miktarda gıda var. Stoklar tarihte görülmemiş düzeyde. Ancak paylaşımın ihtiyaçlar doğrultusunda yapılması gerekiyor” dedi.

Gıda krizinin tıpkı pandemi krizi gibi, en fazla dünyanın en yoksul kesimini etkileyeceğini söyleyen Malpass, bu kesimin yiyecek ve eğitim gibi temel ihtiyaçlar için gelirlerinin azalacağını belirtti.

Malpass ayrıca gelişmekte olan ülkelerin pandemi döneminde biriken borçlarını ödeyememelerinin “kriz içinde krize” yol açabileceği uyarısı da yaptı.

‘Borç krizi uyarısı önemli’

BBC Ekonomi Muhabiri Faysal Islam, röportaj yaptığı Dünya Bankası Başkanı’nın gelişmekte olan ülkelerin borç krizi konusunda endişelenmemiz gerektiğini söylemesinin oldukça önemli olduğunu söylüyor.

IMF ve Dünya Bankası toplantılarında zengin ülkeler, gelişmekte olan ekonomilere, pandemi sürecini aşmalarına yardımcı olmaları için aldıkları borçların ödenmesi konusunda endişelenmemeleri gerektiği mesajı vermişti.

Borçlu ülkeler, borçlarının silinip silinmeyeceğini merak ediyor.

Çin’in tek başına “Paris Kulübü” olarak bilinen borç veren Batılı ülkelerin tamamı kadar kredi alacağı olduğu biliniyor.

Dünya Bankası Başkanı David Malpass bu konuda, “(Çin’in) sözleşmelerinde şartlarının ifşa edilmesini önleyen maddelerin olması gibi, farklı koşulları var. Bu da bu borçları yeniden yapılandırmayı çok zorlaştırıyor” dedi.

(Kaynak: BBC Türkçe)

Paylaşın

35,7 Milyon Kişinin Sırtında 1 Trilyon Liralık Borç

Türkiye Bankalar Birliği’nin (TBB) verilerine göre 35,7 milyon kişinin bankalar ve banka dışı finansal kuruluşlara olan borcu bir yılda yüzde 21 artarak 1 trilyon 65 milyon liraya çıktı.

TBB verilerine göre Şubat 2021 itibarıyla bireysel kredi kullanan kişi sayısı son bir yılda 1,3 milyon kişi arttı.

Bu kişilerin 800 bini 2022’nin Ocak-Şubat aylarında bankalara borç yaptı. Böylece konut, ihtiyaç ve taşıt kredilerinden oluşan bireysel kredilere borçlu kişi sayısı 35,7 milyona çıktı. Kişi başına düşen kredi borcu ise 29 bin 815 liraya çıktı. Bu tutar bir yıl önce 25 bin 582 lira seviyesindeydi. TBB verilerine göre 35,7 milyon kişinin bankalar ve banka dışı finansal kuruluşlara olan borcu bir yılda yüzde 21 artarak 1 trilyon 65 milyon liraya çıktı.

Sözcü’de yer alan habere göre; bireysel kredilerin yüzde 45’ini ihtiyaç kredileri, yüzde 29’unu konut kredileri, yüzde 20’sini kredi kartları ve yüzde 5’ini taşıt kredileri oluşturdu. Şubat ayında 165 bin kişi ilk defa kredi kartı, 93 bin kişi tüketici kredisi kullanırken, konut kredisi kullanan kişi sayısı 15 bin oldu. 121 bin kişi ise ilk defa kredili mevduat hesabı kullandı.

Ticari krediler yüzde 51 artışla 4,3 trilyonu aştı

Şubat 2022 itibarıyla tasfiye olunacak alacak oranı en yüksek olan sektör yüzde 7,5 ile inşaat oldu. Bu sektörü yüzde 5,3 ile enerji sektörü ve yüzde 4,9 ile turizm sektörü takip etti.

Paylaşın

Tarımsal Girdi Fiyat Endeksi Rekor Kırdı

TÜİK’in açıkladığı verilere göre, tarımsal girdi fiyat endeksi, şubat ayında hem aylık hem de yıllık bazda rekorunu egale ederek endeksin oluşturulduğu 2016 yılından bu yana zirveyi gördü.

Haber Merkezi / Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Tarımsal Girdi Fiyat Endeksi (Tarım-GFE) Şubat 2022 verilerini açıkladı.

TÜİK’in açıkladığı verilere göre, Tarım-GFE’de, 2022 yılı Şubat ayında bir önceki aya göre yüzde 16,69, bir önceki yılın aralık ayına göre yüzde 28,50, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde, 80,99 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 36,85 artış gerçekleşti. Böylece Tarım-GFE, hem aylık hem de yıllık bazda rekorunu egale ederek endeksin oluşturulduğu 2016 yılından bu yana zirveyi gördü.

Ana gruplarda bir önceki aya göre tarımsal yatırıma katkı sağlayan mal ve hizmet endeksinde yüzde 9,60, tarımda kullanılan mal ve hizmet endeksinde yüzde 17,69 artış gerçekleşti. Bir önceki yılın aynı ayına göre göre tarımsal yatırıma katkı sağlayan mal ve hizmet endeksinde yüzde 47,24, tarımda kullanılan mal ve hizmet endeksinde yüzde 86,59 artış gerçekleşti.

Yıllık artışın düşük olduğu alt gruplar sırasıyla, yüzde 23,88 ile veteriner harcamaları ve yüzde 27,91 ile malzemeler oldu. Buna karşılık, yıllık artışın yüksek olduğu alt gruplar ise sırasıyla, yüzde 138,11 ile gübre ve toprak geliştiriciler ve yüzde 121,77 ile enerji ve yağlar oldu.

Aylık artışın düşük olduğu alt gruplar sırasıyla, yüzde 3,62 ile makine bakım masrafları ve yüzde 5,50 ile diğer mal ve hizmetler oldu. Buna karşılık, aylık artışın yüksek olduğu alt gruplar ise sırasıyla, yüzde 32,75 ile tarımsal ilaçlar ve yüzde 31,15 ile hayvan yemi oldu. Bir önceki aya göre gübre ve toprak geliştiriciler yüzde 0,41 ve veteriner harcamaları yüzde 0,21 azalış gösterdi.

Paylaşın

Türkiye’de Çiftçi Sayısı 500 Binin Altına Düştü

Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı (TEPAV), ‘Ocak 2022 İstihdam İzleme Raporu’nu yayınladı. Üretim maliyetlerindeki artışın tarıma vurduğu darbeyi gözler önüne seren rapora göre; çiftçi sayısı son yılların en düşük seviyesine gerilerken, sigortalı ücretli çalışanların yüzde 52,5’ini oluşturan 3 ana sektördeki istihdam artışları da son bir yıl içinde gerçekleşen en düşük seviyelerde bulunuyor.

Haber Merkezi / Rapora göre ocak ayında sigortalı çalışan sayısı yıllık bazda yüzde 5,1 oranında (1,1 milyon) artarak, 22,2 milyon olarak gerçekleşti. SGK ocak ayı verilerine yer verilen raporda, toplam sigortalı çalışanların yüzde 71,9’unu oluşturan sigortalı ücretli çalışan grubunun (4/a/sigorta işkolu) yıllık olarak yüzde 5,9 (885 bin) oranında arttığı belirtildi. Kamu sektöründe sigortalı çalışan (4/c) sayısındaki artış ise yüzde 1,6’da kaldı.

Esnaf-çiftçi grubundaki (4/b) değişim yüzde 4,7 artış yönünde olmakla beraber alt sınıflarda eğilimler farklılaştı. Bu dönemde esnaf sayısında yüzde 9,1 (210 bin) artış, çiftçi sayısında ise yüzde 13,2 (75 bin) düşüş görüldü. Raporda söz konusu rakamlara ilişkin “Çiftçi sayısında uzun süreli düşüş eğiliminin yanı sıra, esnaf sayısında son aylardaki yüksek oranlı artışlar dikkat çekmektedir” değerlendirmesi yapıldı.

Toplam sigortalı ücretli çalışanların yüzde 27,7’sinin imalat, yüzde 15,6’sının toptan/perakende ticaret ve yüzde 9,2’sinin inşaat sektörlerinde istihdam edildiği aktarılan raporda, şu bilgiler şu bilgiler yer aldı:

“Yıllık değişimlere bakıldığında imalatta yüzde 7,4, toptan ve perakende ticaret sektöründe yüzde 3, inşaat sektöründe ise yüzde 0,2 artış gözlenmekle beraber söz konusu artışlar yılın en düşük düzeylerine işaret etmektedir. Özellikle inşaat sektöründe Nisan 2021’den itibaren gözlenen hızlı gerileme eğilimi dikkat çekmektedir. Diğer taraftan, sigortalı ücretli çalışanların yüzde 8,5’ini oluşturan dördüncü ana sektör olan idari ve destek faaliyetindeki istihdam son bir yılın 9 ayında gerilerken, kasımda başlayan sınırlı artış trendi aralık (yüzde 1,7) ve ocak (yüzde 1,2) aylarında devam etti.

Hizmet sektörleri istihdamında da artışlar göreli olarak sınırlı kaldı. İnsan sağlığı ve sosyal hizmet faaliyetlerinde yüzde 2,8, kamu yönetimi ve savunma; zorunlu sosyal güvenlikte ise yüzde 12,1 yıllık istihdam artışları gerçekleşti. Öte yandan, konaklama ve yiyecek hizmeti faaliyetlerinde (yüzde 17,1), eğitim (yüzde 14,7) ve ulaştırma ve depolama (yüzde 9,9) sektörlerinde yüksek oranlı istihdam artışları devam etti.

89 alt sektörün 12’sinde sigortalı ücretli çalışan sayısında azalış görüldü. En çok daralan sektör 17 binlik istihdam kaybı ile bina ve çevre düzenleme faaliyetleri sektörü oldu. Ev hizmetlerinde 10 günden fazla çalışanlar (14 bin), idari danışmanlık faaliyetleri (10 bin) ve bilgisayar ve kişisel ev eşyaları onarımı faaliyetleri (3 bin) de istihdamı çalışan sayısı olarak en çok daralan diğer sektörler olarak öne çıktı.

Oransal olarak bakıldığında ise istihdam en hızlı hanehalkları tarafından kendi ithalat faaliyetleri sektöründe (yüzde 28,5) geriledi. Bu sektörü yüzde 22,2’lik azalışla ev hizmetlerinde 10 günden fazla çalışanlar sektörü ile yüzde 9,8’lik azalışla kiralama ve leasing faaliyetleri sektörleri takip etti. Sinema filmi ve ses kaydı yayımcılığı, suyun toplanması arıtılması ve dağıtımı ve idari danışmanlık faaliyetleri de istihdam kaybı yaşayan diğer sektörler oldu.

Kadın çalışan sayısı geçen yıla göre yükselirken, aralık ayına göre azaldı. Ocak 2022’de sigortalı kadın çalışan sayısı bir yıl öncesine göre 490 bin artarken, aralık ayına göreyse 4,7 bin azaldı ve 5,1 milyona ulaştı. Kadın çalışanların toplam istihdam içindeki payı da yüzde 32,1’e yükseldi. Sigortalı ücretli kadın çalışan sayısında eylül ayından bu yana devam eden artış trendi son bulurken, kadın istihdamı aralık ayında ulaştığı sayı olarak en yüksek tarihsel istihdam seviyesinin altına indi. Buna rağmen, kadın istihdamı, istihdam payı olarak en yüksek tarihsel düzeyine ulaştı. Kadın istihdamının en çok arttığı sektör ise eğitim oldu.

Ocak ayında altı ilde istihdam yıllık olarak geriledi. Ocak ayı itibarıyla 15,9 milyona ulaşan sigortalı ücretli çalışanların yarısının ekonomik aktivite ve nüfus yoğunluğuna bağlı olarak 5 büyük ilde istihdam edildiği görüldü. Bu iller istihdam payına göre sırasıyla; İstanbul (yüzde 27,9), Ankara (yüzde 7,8), İzmir (yüzde 6,3), Bursa (yüzde 4,8) ve Kocaeli (yüzde 3,7)’dir.

Bu dönemde, çalışan sayısında en fazla artış 212 bin ile İstanbul’da yaşanmıştır. İstanbul’u 81 bin artışla Ankara, 60 bin artışla İzmir, 49 bin artışla Antalya ve 43 bin artışla Bursa takip etti. Sıralamalarda yüksek çalışan nüfusa sahip büyükşehirler ilk sıraları almakla beraber, Antalya’nın dördüncü sırada, Mersin’in de altıncı sırada yer alması dikkat çekti. Diğer taraftan, Ocak ayında Elazığ, Yozgat, Artvin, Karaman, Gümüşhane ve Tunceli’de istihdam geriledi.

Ocak ayında en hızlı istihdam artışı ise Batman’da gerçekleşti. Batman’ı yüzde 11 artışla Mersin takip etti. Batman ve Mersin’in ardından en hızlı istihdam artışı yaşanan iller Osmaniye (yüzde 10,8) ve Antalya (yüzde 9,8) oldu. Bitlis (yüzde 9,6) ve Van (yüzde 9,4) yüksek yıllık istihdam artışları gösteren diğer iller olarak öne çıktı. Bunun yanı sıra, Elazığ (yüzde 8,8), Gümüşhane (yüzde 2,3), Artvin (yüzde 2,2), Yozgat (yüzde 1,9), Tunceli (yüzde 1,5) ve Karaman
(yüzde 0,8) istihdamı daralan altı il olarak sıralandı.

Raporun tamamına ulaşmak için TIKLAYIN

Paylaşın

Tüketici Güven Endeksi Tarihin En Düşük Seviyesinde

Tüketici güven endeksi, nisan ayında bir önceki aya göre yüzde 7,3 oranında azaldı; mart ayında 72,5 olan endeks, nisan ayında 67,3 oldu. Böylece endeks 67,3 değeriyle veri setinin en düşük seviyesini gördü.

Haber Merkezi / Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) ve Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) işbirliği ile yürütülen tüketici eğilim anketi sonuçlarından hesaplanan mevsim etkilerinden arındırılmış tüketici güven endeksi, nisan ayı verileri yayımlandı.

Buna göre, tüketici güven endeksi, nisan ayında bir önceki aya göre yüzde 7,3 oranında azaldı; mart ayında 72,5 olan endeks, nisan ayında 67,3 oldu. Böylece endeks 67,3 değeriyle veri setinin en düşük seviyesini gördü.

Anket sonuçlarından hesaplanan tüketici güven endeksi 0-200 aralığında değer alabilmektedir. Tüketici güven endeksinin 100’den büyük olması tüketici güveninde iyimser durumu,100’den küçük olması tüketici güveninde kötümser durumu göstermektedir.

Tüketici eğilimine ilişkin endekslerden, tüketimin finansmanı amacıyla borç kullanma ihtimali endeksinin artması iyimser durumu, azalması ise kötümser durumu göstermektedir.

Benzer şekilde tüketici fiyatlarının değişimine ilişkin düşünce ve beklenti endekslerinin artması tüketici fiyatlarında düşüş düşüncesini/beklentisini, azalması ise tüketici fiyatlarında artış düşüncesini/ beklentisini göstermektedir.

İşsiz sayısı beklentisi endeksinin artması işsiz sayısında azalma beklendiğini, endeksin azalması ise işsiz sayısında artış beklendiğini ifade etmektedir.

Paylaşın