Merkez Bankası’nın Yıl Sonu Enflasyon Beklentisi Yüzde 64,59

Merkez Bankası, TÜFE’de artış beklentisini 12 ay sonrası için yüzde 33,28’ten 37,91’e, 24 ay sonrası için de yüzde 19,54’ten 22,04’e yükseltti. Yıl sonu dolar kuru beklentisi de 18,89 TL oldu.

Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası’nın (TCMB) yaptığı Piyasa Katılımcıları Anketi’ne göre, yıl sonu Tüketici Fiyat Endeksi’ndeki (TÜFE) artış beklentisi yüzde 64,59 oldu.

Merkez Bankası, reel ve finansal sektör temsilcileri ile profesyonellerden oluşan 50 katılımcıyla gerçekleştirdiği haziran ayına ilişkin “Piyasa Katılımcıları Anketi”ni yayımladı.

Geçen ay yüzde 2,97 olan haziran ayı TÜFE artışı beklentisi, bu anket döneminde yüzde 3,77’ye yükseldi. Cari yıl sonu TÜFE’deki artış beklentisi ise yüzde 57,92’den yüzde 64,59’a çıktı.

TÜFE’de artış beklentileri 12 ay sonrası için yüzde 33,28’ten 37,91’e, 24 ay sonrası için de yüzde 19,54’ten 22,04’e yükseldi.

Yıl sonu dolar kuru 18,89 TL

Katılımcıların yıl sonu dolar/TL beklentisi 18,89 olurken, 12 ay sonrası dolar/TL beklentisi ise 18,47’den 20,70’e çıktı.

Bir önceki anket döneminde 34,4 milyar dolar olan yıl sonu cari işlemler açığı beklentisi, bu dönemde 37 milyar dolara yükselirken, gelecek yıl cari işlemler açığı beklentisi 23,1 milyar dolar oldu.

– Bir hafta vadeli repo ihale faiz oranı cari ay beklentisi yüzde 14,00

Gayrisafi Yurt içi Hasıla (GSYH) cari yıl büyüme beklentisi yüzde 3,3’ten yüzde 3,5’e yükselirken, gelecek yıl büyüme beklentisi yüzde 4’ten yüzde 3,8’e geriledi.

TCMB’nin bir hafta vadeli repo ihale faiz oranına ilişkin cari ay sonu ve 3 ay sonrasına ilişkin beklentiler ise yüzde 14,00’te sabit kaldı.

Paylaşın

1 Haftada 123 Milyar TL Daha Borçlandık

Enflasyon hızla yükseliyor, alım gücü eriyor. Bankalara olan borçluluk ise günden güne artıyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da dün yaptığı konuşmada milyonların geçim sıkıntısı içerisinde olduğunu kabul etti.

Cumhuriyet Erdoğan “İnsanlarımızın geçim sıkıntısı meselesi olabilir” dedi ve buna karşı çözümün ise kendi iktidarlarında olduğunu belirtti. Akıllara ise ekonomiden sorumu bakan Nureddin Nebati’nin 6 ay önce yaptığı konuşma geldi. Nebati “Gözlerimi kapatıp 6 ay sonra açmak istiyorum. Çok farklı noktalara geleceğiz. Enflasyon bitecek” iddialarında bulunmuştu. Ancak bu son 6 ayda takibe düşen borç tutarı da borçluluk da sert şekilde arttı.

Birgün’den Rıfat Kırcı’nın haberine göre; Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) verilerine göre ise borçlanma hızla artıyor. Son 1 haftada bankalara olan borçluluk 123,2 milyar lira arttı. 6 ayda ödenemediği için takibe düşen borç tutarı 3 milyar lira artarken bankalara olan kredi ve kredi kartı borçluğu ise 1,2 trilyon lira arttı.

BDDK, haftalık bankacılık sektörü verilerini yayımladı. Buna göre 10 Haziran haftasını kapsayan süreçte bankalara olan kredi ve kredi kartı borcu 123 milyar 283 milyon lira arttı. Toplam borç 6 trilyon 251 milyar 126 milyon liraya yükseldi.

Bireysel kredi kartlarıyla 1 haftada 4 milyar 81 milyon liralık işlem gerçekleştirildi. Böylece 10 Haziran haftasında bireysel kredi kartı borcu 269 milyar 287 milyon liraya yükseldi. Bireysel kredilerdeki artış 12 milyar 300 milyon lira olarak gerçekleşti.

3 milyar lira borç ödenemedi

Ocak ayının ilk haftasından haziran ayının ikinci haftasına kadar borçluluk 1 trilyon 288 milyar 323 milyon lira arttı. Son bir haftada 183 milyon lira daha borç takibe düştü. Son 6 ayda takibe düşen borç tutarındaki artış ise 3 milyar liranın üzerinde.

Verilere göre, tüketici kredileri tutarı, 10 Haziran itibarıyla 12 milyar 300 milyon lira artışla 890 milyar 334 milyon liraya çıktı. Söz konusu kredilerin 338 milyar 906 milyon lirası konut, 22 milyar 121 milyon lirası taşıt ve 529 milyar 307 milyon lirası ihtiyaç kredilerinden oluştu.

Söz konusu dönemde taksitli ticari kredilerin tutarı 14 milyar 231 milyon lira artarak 832 milyar 534 milyon liraya çıktı. Bankaların bireysel kredi kartı alacakları da yüzde 1,5 artışla 269 milyar 288 milyon liraya yükseldi. Bireysel kredi kartı alacaklarının 109 milyar 254 milyon lirası taksitli, 160 milyar 34 milyon lirası taksitsiz oldu.

BDDK verilerine göre Kur Korumalı Mevduat (KKM) hesaplarında da yükseliş eğilimi devam etti. 10 Haziran KKM ve katılma hesapları 931 milyar liradan 962,9 milyar liraya çıktı.

Paylaşın

Asgari Ücrete Ara Zam İçin Çalışma Başlatıldı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ücretliler dahil herkesin gelirinin artırılması yönündeki açıklaması sonrası Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ücretlerin iyileştirilmesi için ilgili kurumlarla çalışma başlattı.

Asgari ücrete ara zamda 6 aylık enflasyon oranında artırım, yıllık enflasyon farkının yansıtılması, işverenin prim yükünün hafifletilmesi formülleri üzerinde çalışılıyor.

Sabah gazetesinde yer alan habere göre; Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın teklifi üzerine Asgari Ücret Tespit Komisyonu toplanıp yeni asgari ücreti ister yıllık ister aylık belirleyebilecek. Bunun üst sınırı iki yıl olacak.

4 Temmuz Pazartesi günü açıklanacak haziran ayı enflasyon oranının ardından ilk altı aylık enflasyon oranı belirlenecek, memur ve emeklilere yapılacak zam oranı açıklanacak. Asgari ücretliye ara zamda 6 aylık zam oranı da belirleyici olacak. Yılın ilk 5 ayında enflasyon yüzde 35.64 olmuştu.

Öte yandan asgari ücrete ara zam durumda işverene prim desteği seçeneği de değerlendiriliyor. Asgari ücrette gelir vergisi kaldırılmıştı. Brüt asgari ücrette 760 lira prim kesintisi bulunuyor. İşveren açısından da 876 liralık prim maliyeti bulunuyor.

Paylaşın

Tarımda Üretici Enflasyonu Yüzde 154’e Yükseldi

Tarım-ÜFE’de mayısta bir önceki aya göre yüzde 16,18, bir önceki yılın aralık ayına göre yüzde 100,17, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 154,97 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 57,05 artış gerçekleşti.

Haber Merkezi / Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Tarım Ürünleri Üretici Fiyat Endeksi (Tarım-ÜFE) Mayıs 2022 verilerini açıkladı. Açıklanan verilere göre; Tarım-ÜFE’de mayısta bir önceki aya göre yüzde 16,18, bir önceki yılın aralık ayına göre yüzde 100,17, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 154,97 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 57,05 artış gerçekleşti. Böylelikle tarımda üretici enflasyonunda yeni rekor seviye görülmüş oldu.

Sektörlerde bir önceki aya göre ormancılık ürünleri ve ilgili hizmetlerde yüzde 6,11, balık ve diğer balıkçılık ürünlerinde yüzde 9,46 ve tarım ve avcılık ürünleri ve ilgili hizmetlerde yüzde 16,73 artış oldu. Ana gruplarda bir önceki aya göre tek yıllık bitkisel ürünlerde yüzde 4,38, canlı hayvanlar ve hayvansal ürünlerde yüzde 14,88 ve çok yıllık bitkisel ürünlerde yüzde 59,15 artış gerçekleşti.

Yıllık artışın düşük olduğu alt gruplar sırasıyla, yüzde 55,11 ile diğer çiftlik hayvanları ve hayvansal ürünler ve yüzde 61,80 ile koyun ve keçi, canlı; bunların işlenmemiş süt ve yapağıları oldu. Buna karşılık, yıllık artışın yüksek olduğu alt gruplar ise sırasıyla, yüzde 273,94 ile lifli bitkiler ve yüzde 230,22 ile sebze ve kavun-karpuz, kök ve yumrular oldu.

Aylık en yüksek süt üretiminin maliyeti arttı

Bir önceki aya göre artışın düşük olduğu alt gruplar yüzde 1,34’le diğer ağaç ve çalı meyveleri ile sert kabuklu meyveler, yüzde 2,22’yle sebze ve kavun-karpuz, kök ve yumrular şeklinde sıralandı. Buna karşılık, aylık artışın yüksek olduğu alt grup ise yüzde 18,28 ile canlı sığırlar (manda dahil), bunlardan elde edilen işlenmemiş süt oldu. Bir önceki aya göre azalış gösteren alt gruplar ise sırasıyla, yüzde 5,10 ile lifli bitkiler ve yüzde 3,97 ile canlı kümes hayvanları ve yumurtalar oldu.

Mayıs 2022’de, endekste kapsanan 82 maddeden, 18 maddenin ortalama fiyatında azalış, 48 maddenin ortalama fiyatında ise artış gerçekleşirken, 16 maddenin ortalama fiyatında değişim olmadı.

Paylaşın

TÜSİAD’dan İktidarın Ekonomi Politikalarına Tepki

Türk Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (TÜSİAD) Yüksek İstişare Konseyi toplantısına Türkiye ekonomisinin içinde bulunduğu zor durum damgasını vurdu. Toplantının açılışında konuşan TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Orhan Turan enflasyonun bir türlü kontrol altına alınamadığını, enflasyonun “üç rakamlı eşiğe doğru hızla” ilerlediğini ifade etti.

TÜSİAD Başkanı Turan, “Enflasyonla mücadelede tüm dünya faizleri artırarak frene basmayı tercih ederken biz uzun süredir hem kurun yükselmesine ve hesap yapılamamasına yol açan hem de tasarruf sahiplerini cezalandıran bir para politikası izliyoruz. Bundan dolayı vergi mükellefleri ve hazine gereksiz bir yükü taşımak durumunda kalıyorlar. Akran ülkelerle kıyasladığımızda dünyada hem en yüksek enflasyona hem de son derece yüksek risk primine sahip ülke konumundayız” dedi.

“Orta sınıfı güçlü olmayan bir ülkede demokrasi zayıflar”

Bunun sürdürülemez olduğunu ve hızla rasyonel politikalara dönülmesi gerektiğini vurgulayan Turan, Türkiye’nin iktisat bilimi ve tüm dünyadaki uygulamalarla çelişen bir yaklaşımı sürdürmemesi gerektiğini kaydetti. Türkiye’nin sorunlarının yalnızca para politikası ve dizginlenemeyen enflasyonla sınırlı olmadığını söyleyen Turan, şöyle konuştu:

“İzlenen ekonomi politikalarının yarattığı koşullarda gelirler hızla eriyor. Özellikle sabit gelirliler enflasyon baskısını en derinden hissediyor. Kentli, eğitimli orta sınıfların gelirleri de erozyona uğruyor. Unutmayalım ki, orta sınıfı güçlü olmayan bir ülkede demokrasi zayıflar. Eşitsiz gelir dağılımı demokratik sisteme yönelik inancı zedeler. Bu bağlamda ülkenin ekonomik durumu ve siyasi atmosferi nedeniyle bugüne dek görülmemiş bir ölçeğe varan beyin göçünü bir kez daha gündeme getirmek zorundayım. Bu göçü durdurmak için atılacak adımların en başta gelen önceliklerimizden sayılması gerektiğini düşünüyoruz. Bu boyutlarda bir nitelikli insan kaybına tahammülümüz olmadığına inanıyoruz.”

TÜSİAD Yüksek İstişare Konseyi Başkanı Tuncay Özilhan da yaptığı konuşmada Türkiye’nin zor bir dönemden geçtiğini söyledi. Ukrayna Savaşı’nın dünyada güvenlik dengeleri değiştirdiğini hatırlatan Özilhan, Türkiye’nin gıda fiyatlarındaki artışı önlemek ve tarım ve gıdadaki muazzam potansiyelini hayata geçirmek için yeni bir tarım politikasına ihtiyacı olduğunu belirtti. Özilhan, “TL’deki değer kaybı nedeniyle Türkiye’nin mamul mal ihracatında sağlayabileceği rekabet gücü, dünya ticaretinin hizmetlere ve hatta dijital olarak teslim edilen hizmetlere doğru kaydığı bir dünyada ne kadar sürdürülebilir olacak?” sorusunu sordu.

“Türkiye’nin risk primi yükseliyor”

Enflasyonun bütün ekonomik sorunların başı olması nedeniyle pek çok merkez bankasının enflasyon artışının önüne geçmek için sıkılaşma politikaları uyguladığını hatırlatan Özilhan, şöyle konuştu:

“Global taraf aleyhimize seyrederken, içeride uyguladığımız iktisadi politikalarla beraber ülke risk primi yükseliyor. Sıkı para politikaları ile gelişmiş ülkelerin yavaşlaması Türkiye’nin ihracatını kısıtlayarak cari açık, TL’nin değer kaybı ve enflasyon sorunlarını ağırlaştırabilir”.

Enflasyondaki artışın, daha önceki enflasyonist dönemlerle karşılaştırılamayacak kadar hızlı olduğunu söyleyen Özilhan, bu sürecin göreli fiyat yapısını bozduğunu, firmaların nasıl fiyatlama yapacaklarını bilemez hale geldiğini belirtti. “Tüketicilerin de fiyatlar konusunda algısı bozulmuş durumda” diyen Özilhan, şöyle devam etti:

“Enflasyon halkın satın alma gücünü eritiyor. Ücretlerin toplam gelir içindeki payı geriliyor. Ekonomideki en büyük öncelik enflasyonun kontrolden çıkmasını önlemek ve ardından kalıcı bir düşüş sağlamak olmalı. Aksi halde, Türkiye’nin geçmişinde olduğu gibi bir enflasyon sarmalına girmesi topluma çok yüksek bir bedel ödetir. Sorunları çözmek yerine bir süre için hafifletmek yönünde atılan adımlar geri teper.”

Ekonomik sorunların sık sık değiştirilen düzenlemelerle çözülemeyeceğini söyleyen Özilhan, bunun yol açabileceği riskleri “Sık sık değiştirilen düzenlemeler ve piyasanın işleyişine yapılan müdahaleler karar alma ufkunu daraltır ve ekonomiyi daha da bozar. Dengesizlikler tırmanmaya devam eder ve kontrol elden kaçarsa uzun yıllar büyük bedeller ödemeyi gerektiren bir sonuç kaçınılmaz olur” olarak açıkladı.

Paylaşın

KKM’nin Bütçeye 3 Aylık Maliyeti 21 Milyar Lira Oldu

Kur Korumalı Mevduat (KKM) kapsamında merkezi bütçeden ödenen kur farkları üç ayda 21,1 milyar TL’ye ulaştı. KKM 20 Aralık 2021 tarihinde dolar kurunun 18,36 ile rekor kırmasının ardından başlatılmıştı. 

Haber Merkezi / Hazine ve Maliye Bakanlığı’na bağlı Muhasebat Genel Müdürlüğü’nün bugün yayımladığı verilere göre, KKM’nin bütçeye maliyeti mayısta 4 milyar 843 milyon TL oldu.

Merkezi bütçe gider kalemlerinde ‘Mevduat ve Katılma Hesaplarının Kur Artışlarına Karşı Korunmasına İlişkin Giderler’ başlığıyla verilen KKM giderleri, martta 11 milyar 700 milyon TL, nisanda 4 milyar 555 milyon TL olmuştu. Böylelikle KKM’nin üç aylık maliyeti 21,1 milyar TL’ye ulaştı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ilk olarak 20 Aralık’ta duyurduğu KKM hesapları 22 Aralık’ta açılmaya başlandı.

KKM’de eğer kurdaki yükseliş faiz getirisinden yüksekse aradaki fark tasarruf sahibine ödeniyor. Bu hesaplamada baz alınacak kur seviyesini Merkez Bankası günlük olarak açıklıyor. İlk olarak mevduat sahiplerine ödemeler 23 Mart’ta başladı.

Söz konusu hesaplarda uygulanacak faiz oranı politika faizinin en fazla 300 baz puan üzerinde olabiliyor. Paranın vadeden önce çekilmesi durumunda kur farkı ödenmiyor.

Paylaşın

Zamlar Hız Kesmiyor: İlaca Da Bekleniyor

Ankara Eczacı Odası Başkanı Taner Ercanlı, ilaç fiyatlarına yüzde 20 civarında zam beklentisi olduğunu açıkladı. Ercanlı, “Eczaneler yaşanan krizden dolayı ciddi anlamda ekonomik darboğaza girdi” dedi.

Birçok kalemde gelen zamlara bir yenisin daha eklenmesi bekleniyor. Sözcü WEB TV’nin haberine göre, Ankara Eczacı Odası Başkanı Taner Ercanlı, “Sağlık Bakanlığının ilaçta yüzde 20 oranında fiyat artışı talebinin olduğu bilgisini aldık. Artış oranı yüzde 20’nin üzerinde de olabilir” dedi.

Eczanelerin ekonomik darboğaza girdiğini ve mesleği bırakanlar olduğunu da belirten Ercanlı, birçok ilacın üretilemediğini de vurguladı ve şunları söyledi:

‘Mesleği bırakıyorlar’

Eczaneler yaşanan krizden dolayı ciddi anlamda ekonomik darboğaza girdi. Eczanelerimizin bir kısmı süreç içerisinde kapanmaya başladı. Bu işi uzun yıllardır yapan bazı meslektaşlarımızın artık meslek yapma arzuları da ortadan kalktı ve mesleği bırakıyorlar.

Geçtiğimiz günlerde eczacıların içinde bulundukları zor durumdan kurtarılması gerektiğini aksi halde 14 bin eczacının dükkanlarını kapatma tehlikesi ile karşılaşacağını söyleyen Kayseri Eczacı Odası Başkanı Uğur Nuri Akın, “Ülkece zor zamanlardan geçiyoruz. Tabi bu da sağlık sektörünü yakından etkilemiş durumda. Bundan da en fazla etkilenen grup maalesef bizleriz çünkü bir tarafımız danışmanlık hizmeti verirken, bir tarafımız da ticari faaliyetleri sürdürmekte. Bununla birlikte de maalesef uzun zamandan beri devam eden sorunlarımızın çözülmemesi sebebiyle şu an 28 bin eczanenin yarısı kapanma tehlikesi ile karşı karşıya. Bu çok ciddi bir halk sağlığı sorunudur” diye açıklamalarda bulunmuştu.

‘İlaç yokluğu tekrar artışta’

Birçok ilaçta yokluk yaşıyoruz. Kurdaki artışla beraber ve pandemi sürecinin de bunun üzerine eklenmesiyle birlikte ilaç yokluğu maalesef tekrar artışa geçti. Elimizdeki verilere göre, yaklaşık yüzde 17 oranında bir ilaç yokluğu mevcut. Birçok ilaç yurt dışından ithal edilemiyor. Uluslararası alanda ilaç ham madde fiyatlarındaki artış da, sanayimizde birçok ilacın üretemez hale gelmesine yol açtı.

İlaç yokluğundan dolayı hastalarla karşı karşıya geliyoruz. Hastalarımız ilacın yokluğunun kaynağının eczacılar olduğu gibi bir algıya kapılıyor. İlaç üretildiği ilk andan hastaya ulaşana kadar takip edilen bir ürün. Hasta reçetesiyle geldiğinde ilacını ulaştırmak istiyoruz. Buradaki engel fiyat ise çözülmesi lazım. Biz ilaca zam isteyen tarafta değil ilacın erişilebilir olmasını isteyen taraftayız.

Paylaşın

Dikkat Çeken Araştırma: Zengin Daha Zengin Oldu

Dünyada dolar milyonerlerinin sayısı geçen yıl artış gösterdi. Zenginlerin varlıkları bir önceki yıla göre yüzde 8 artarak 86 trilyon dolar ile rekor düzeye çıktı. En fazla zengine sahip ülkeler ABD, Japonya ve Almanya.

Dünyanın her yerindeki varlık sahibi kişiler, geçen yıl artan hisse senedi fiyatları ve 2020’deki korona krizinin ardından yaşanan ekonomik toparlanmadan faydalandı.

Danışmanlık firması Capgemini’nin yaptığı hesaplamalara göre zenginlerin varlıkları toplamda bir önceki yıla göre yüzde 8 artış göstererek 86 trilyon dolar ile rekor düzeye çıktı. Aynı zamanda, en fazla zengine sahip üç ülke arasında yer alan Almanya da dahil olmak üzere, dolar milyonerleri kulübü de genişledi.

Capgemini uzmanı Klaus-Georg Meyer bu yılla ilgili olarak “2022 için tahminimiz çok daha temkinli” dedi.

Yüksek enflasyonla mücadelede merkez bankalarının faiz artırım sürecine girmesiyle hisse senedi piyasaları baskı altında bulunuyor. Capgemini tahminlerine göre en az 1 milyon dolar yatırım varlığı olan kişilerin sayısı geçen yıldan bu yılın Nisan ayına kadar yüzde 4 azaldı.

Dolar milyoneri sayısı arttı

Geçen yıl dolar milyonerleri kulübü küresel olarak yüzde 7,8 artarak 22,5 milyon üyeye ulaştı. Almanya’dan da 100 bin kişi bu kulübe katıldı ve böylece Alman milyonerlerin sayısı 1,63 milyona ulaştı.

Almanya’daki dolar milyonerlerinin servetinin toplamı da yüzde 7,4 artarak 6,3 milyar dolara yükseldi. Bu artışta borsalardaki yükseliş ve emlak fiyatlarındaki artış etkili oldu.

Bir karşılaştırma yapmak gerekirse Alman Merkez Bankası Bundesbank’ın hesaplamalarına göre hanehalkı kişisel varlığı geçen yıl sonu itibariyle 7,61 milyar euro düzeyindeydi. Bu hesaplamada nakit para, hisse senedi ve fonlar dikkate alındı ancak emlak varlığı bu hesaplamaya dahil edilmedi.

ABD birinci sırada

Almanya Capgemini hesaplamalarına göre en fazla dolar milyoner,ne sahip ülkeler arasında ön sıralarda yer alıyor.

ABD 7,46 milyon üye ile ilk sırada yer alırken, Japonya 3,65 milyon ile ikinci sırada yer alıyor. Çin 1,54 milyon milyoner ile Almanya’nın ardından dördüncü sırada yer alıyor.

Toplamda dolar milyonerlerinin yüzde 63,6’sı dört ülkede toplanmış durumda.

Araştırmaya göre süper zenginlerin sayında da geçen yıl artış kaydedildi. En az 30 milyon dolar serveti olanların varlığında toplam yüzde 8,1 artış olurken, bu kişilerin sayısı ise yüzde 9,6 büyüyerek 220 bine ulaştı.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

Cari Açık, Dokuz Ayın En Yüksek Seviyesinde

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Nisan ayına ilişkin ödemeler dengesi istatistiklerini yayımladı. Buna göre cari işlemler açığı, bir önceki yılın aynı ayına göre 1,2 milyar dolar artarak 2,7 milyar dolar olarak gerçekleşti.

Haber Merkezi / Bunun sonucunda 12 aylık cari işlemler açığı 25,7 milyar dolar oldu ve 9 ayın en yüksek seviyesine çıktı. Bunda, ödemeler dengesi tanımlı dış ticaret açığının 2.7 milyar dolar artarak 4,4 milyar dolara yükselmesi etkili oldu.

Seyahat kaleminden kaynaklanan net gelirler bir önceki yılın aynı ayına göre 933 milyon dolar artarak 1.5 milyar dolara ulaştı. Doğrudan yatırımlardan kaynaklanan net girişler 323 milyon dolarla sınırlı kaldı.

Merkez Bankası tarafından konuya ilişkin yapılan açıklama şu şekilde:

“Bu gelişmede, ödemeler dengesi tanımlı dış ticaret açığının 2.692 milyon ABD doları artarak 4.433 milyon ABD dolarına yükselmesi etkili olmuştur.

Altın ve enerji hariç cari işlemler hesabı, bir önceki yılın aynı ayında 1.132 milyon ABD doları fazla vermişken, bu ay 4.022 milyon ABD doları fazla vermiştir.

Hizmetler dengesi kaynaklı net girişler bir önceki yılın aynı ayına göre 1.482 milyon ABD doları artarak 2.699 milyon ABD dolarına yükselmiştir.

Hizmetler dengesi altında seyahat kaleminden kaynaklanan net gelirler bir önceki yılın aynı ayına göre 933 milyon ABD doları artarak 1.599 milyon ABD doları olarak gerçekleşmiştir.

Birincil gelir dengesinden kaynaklanan net çıkışlar, bir önceki yılın aynı ayına göre 328 milyon ABD doları azalarak 970 milyon ABD doları olarak gerçekleşmiştir.

Bir önceki yılın aynı ayında 307 milyon ABD doları net giriş kaydeden ikincil gelir dengesi kalemi bu ayda 33 milyon ABD doları net çıkış kaydetmiştir.

Finans hesabı

Doğrudan yatırımlardan kaynaklanan net girişler 323 milyon ABD doları olarak gerçekleşmiştir.

Portföy yatırımları 606 milyon ABD doları tutarında net çıkış kaydetmiştir. Alt kalemler itibarıyla incelendiğinde, yurt dışı yerleşiklerin hisse senedi piyasasında 139 milyon ABD doları net alış, devlet iç borçlanma senetleri piyasasında ise 136 milyon ABD doları net satış yaptığı görülmektedir.

Yurt dışındaki tahvil ihraçlarıyla ilgili olarak bankalar ve diğer sektörler sırasıyla 606 milyon ABD doları ve 26 milyon ABD doları net geri ödeme yapmışken, Genel Hükümet ise 305 milyon ABD doları tutarında yeni tahvil ihracı gerçekleştirmiştir.

Diğer yatırımlar altında, yurt içi bankaların yurt dışı muhabirlerindeki efektif ve mevduat varlıkları 1.458 milyon ABD doları net azalış kaydetmiştir.

Yurt dışı bankaların yurt içindeki mevduatları, yabancı para cinsinden 958 milyon ABD doları ve Türk Lirası cinsinden 167 milyon ABD doları net artış olmak üzere toplam 1.125 milyon ABD doları net artış kaydetmiştir.

Yurt dışından sağlanan kredilerle ilgili olarak; bankalar, Genel Hükümet ve diğer sektörler sırasıyla 280 milyon ABD doları, 34 milyon ABD doları ve 248 milyon ABD doları net kullanım gerçekleştirmiştir.

Resmi rezervlerde bu ay 3.217 milyon ABD doları net artış gözlenmiştir.”

Cari Açık nedir?

Ülkenin dış dünya ile olan mal ve hizmet ticaretinin sonucu cari denge olarak adlandırılır. Sadece mal ticaretinin sonucu ise dış ticaret dengesidir.

Eğer ülkenin sattığı mallar satın aldığı mallardan fazla ise dış ticaret fazlası, tersi geçerli ise dış ticaret açığı vardır. Mal ticaretinin sonucuna hizmet ticaretinin (en önemli kalem turizm)  sonucu eklenerek cari dengeye ulaşılır.

Örneğin dış ticaret açığı -60 milyar $ olan (yani mal ticaretinde – 60 milyar $ açık veren) bir ülkenin turizm gelirleri giderlerinden 20 milyar $ daha fazla ise (yani hizmet ticaretinde +20 milyar $ fazla vermişse)  cari açığı 40 milyar $ dolar olacaktır.

Cari açık ülkenin dış dünyadan dolar talebini gösterir. Bir başka deyişle bu açığın finansmanı için 40 milyar dolar bulunması gerekir.

Döviz bir ülkeye nasıl girer?

Dolar arzı yani ülkeye döviz girişi esas olarak üç kanaldan olur.

a-Doğrudan yabancı yatırımlar (yabancıların şirket satın almak, fabrika kurmak amacıyla ülkeye getirdikleri dövizler)

b-Portföy yatırımları (yani yabancıların özel şirket tahvil ve hisse senetleri ile devlet tahvillerini satın almak üzere ülkeye soktukları döviz)ve

c- Kısa ve uzun vadeli borçlanmalar.

Cari açığın finansmanı içinde portföy yatırımları ile kısa vadeli borçların payının artması ülke ekonomisinin kırılganlığının da artması demektir. Çünkü bu tür dövizler iç ve dış faktörlere bağlı olarak kolaylıkla her an ülkeyi terk edebilirler.

Paylaşın

Sanayi Üretimi Yıllık Yüzde 10,8 Arttı

Sanayi üretimi nisan ayında yıllık bazda yüzde 10,8 artarken, aylık bazda değişmedi. Sanayinin alt sektörleri incelendiğinde ise, yıllık bazda en fazla artış madencilik ve taş ocakçılığı ile imalat sanayinde gerçekleşti.

Haber Merkezi / Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Sanayi Üretim Endeksi Nisan 2022 verilerini yayımladı.

Açıklanan verilere göre, nisan ayında takvim etkisinden arındırılmış sanayi üretim endeksi, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 10,8 yükseldi. Arındırılmamış sanayi üretim endeksinde de yıllık bazda yüzde 10,5 artış oldu.

Sanayinin alt sektörleri incelendiğinde, nisan ayında madencilik ve taşocakçılığı sektörü endeksi bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 7,4 ve imalat sanayi sektörü endeksi yüzde 11,9 artarken, elektrik, gaz, buhar ve iklimlendirme üretimi ve dağıtımı sektörü endeksi yüzde 0,4 azaldı.

Sanayi üretimi aylık aynı kaldı

Sanayinin alt sektörleri incelendiğinde, nisan ayında madencilik ve taşocakçılığı sektörü endeksi bir önceki aya göre yüzde 3,4 ve imalat sanayi sektörü endeksi yüzde 0,1 artarken, elektrik, gaz, buhar ve iklimlendirme üretimi ve dağıtımı sektörü endeksi yüzde 3,3 azaldı.

Ekonomistler, takvim etkisinden arındırılmış sanayi üretim endeksinin nisanda geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 8,3 artmasını bekliyordu. Arındırılmamış sanayi üretim endeksinin de yıllık bazda yüzde 7,6 artacağı öngörülmüştü.

Paylaşın