Enflasyon Hangi Sektörlerin Ve Şirketlerin İşine Geliyor?

Mal ve hizmetlere dair fiyat düzeyinin yükselmesi sebebi ile paranın satın alma gücünde meydana gelen düşüşü ifade eden enflasyondan Çoğu kişi şikayet etse de bu sayede daha fazla para kazananlar da var.

Bazı sektörler enflasyonun yüksek seyrettiği son dönemde kârını büyük oranda artırdı. İşte, karlarının artıran sektörler ve şirketler;

Enerji devleri

Fosil yakıt çıkaran ve onları rafine eden şirketlerin kârlarının nasıl rekor kırdığı son aylarda sık sık manşetlere taşındı.

Uluslararası piyasalarda toptan gaz fiyatları rekor kırdı, petrol fiyatları ise varil başına 100 doları aştı.

Bunda Covid sonrası artan talebin yanı sıra Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinin etkisi de vardık.

BP’nin kârı 6,9 milyar sterline, Shell’inki ise 9 milyar sterline çıktı.

British Gas’ın sahibi Centrica’nın kârı da önceki yılın aynı döneminin beş katına çıktı.

İngiltere hükümeti bu şirketlere, ülkedeki çıkardıkları petrol ve gazdan ettikleri kâr için yüzde 25 vergi uygulayacak.

Bu kaynağın, hanelere yardım olarak kullanılması hedefleniyor.

Maden şirketleri

Çok sayıda ülke Rus gazına alternatif aramaya girişince kömür beklenmedik bir şekilde tekrar rağbet görmeye başladı.

Bu, en kirletici fosil yakıt olan kömürün çıkarılması alanında uzmanlaşan şirketler için büyük bir fırsat yarattı.

Örneğin Glencore şirketi 2022’nin ilk yarısında 15 milyar sterlin kâr açıkladı.

Almanya’daki Uniper şirketi de bu hafta, Rusya’nın gaz akışını kesmesi nedeniyle Heyden 4 Termik Kömür Santrali’nde tekrar üretime başlayacakların duyurdu.

Gıda toptancıları

Archer Daniels Midland (ADM), Bunge, Cargill ve Louis Dreyfus evlerin mutfaklarında göreceğiniz markalar değillerdir.

Fakat o mutfağa giren çoğu ürün, bu şirketlerin elinden geçmiştir.

ABCD olarak kısaltılan bu gıda devleri, gıda toptancılığının en büyük oyuncuları.

Özellikle küresel çalkantıların gerçekleştiği dönemlerde bu aracılar, gıdaları ihtiyaç duyan ülkelere göndermekte kilit bir rol oynuyor.

Örneğin bugüne kadar ürünlerini Rusya ve Ukrayna’dan alan ülkelerin farklı kaynaklara erişmesine aracılık ediyor.

Fakat fiyatlar geçen yıla göre yüzde 25 ve üzerine artmış durumda.

ADM’in son açıkladığı çeyreklik kâr miktarı geçen yılın aynı dönemindekinin yüzde 60 üzerinde.

Cargill’in cirosu ise yüzde 23 artışla tüm zamanların rekoru olan 165 milyar dolara çıktı.

Şirket bunun binde birini insani yardım olarak bağışladığını duyurdu.

Deniz taşımacılığı

Pandemi ekonomileri ve tedarik zincirlerini sarsarken deniz taşımacılığına talebi ise artırdı.

Dahası Covid-19 kısıtlamaları limanlarda büyük tıkanmalara ve gecikmelere yol açtı.

Sokağa çıkma kısıtlamaları döneminde artan tüketici ürünleri talebiyle birlikte yükselen deniz taşımacılığı talebi hâlâ yüksek seviyelerde.

Bu sektördeki en büyük ikinci şirket olan AP Møller-Maersk bu yılki kâr beklentisini üçüncü kere artırdı, limanlardaki sorunların fiyatları artırdığını ve bu yıl sonuna kadar bir normalleşme beklenmediğini belirtti.

Lüks saat ve şarap üreticileri

Elinde savuracak parası olanlar için yüksek enflasyon, düşük faiz ve düşük ekonomik büyüme beklentisi, parayı geleneksel yatırım araçlarındansa farklı yerlere harcamak için bir motivasyon sağlıyor.

Knight Frank danışmanlık şirketi, geçen yıl kaliteli şarap ve lüks saatlerin fiyatlarının yüzde 16 yükseldiğini sanat eserlerinin yüzde 13, viskiler ve sikkelerin de yüzde 19’luk bir artış yaşadığını paylaştı.

Yatırımcılar bu nesnelerin fiyatlarının enflasyon döneminde arzuladıkları kârı sağlayacak oranda artacağı görüşünde.

Dünyanın en büyük kaliteli şarap tüccarı olan Bordeaux Index, Haziran ayında yıllık satışlarının yüzde 37 oranında arttığını duyurdu.

Elinde savuracak parası olmayan bizler için ise enflasyonun etkileri çok daha tatsız.

(Kaynak: BBC Türkçe)

Paylaşın

Hükümet, Vatandaşın İcradaki Borcunun Birazını Üstüne Alıyor

Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati hükümetin iki bölümden oluşan bir “Dar Gelirlilere Destek Paketi”yle 6 milyona yakın yurttaşın icra takibine düşen 30 milyar lira civarındaki borcunun tasfiye edileceğini söyledi.

Hazine ve Maliye Bakanı Nurettin Nebati, paketle ilgili gelişmeleri NTV’de açıkladı. Nebati, paketin esasının yurttaşların elektrik, su, doğalgaz, telefon gibi temel ihtiyaç bedellerini ödeyememelerinden doğan borcun kamu tarafından üstlenilmesine dayandığını aktardı.

Bakan Nebati, “Kamu maliyesine önemli bir yük getirmeden bu borçların tasfiyesini amaçlıyoruz.” dedi. Nebati, “[Böylece] vatandaşlar 30 milyar liraya yakın icra borç yükünden kurtulacak. Bu sayede küresel ekonomik kriz ve salgının en fazla etkilediği alt gelir düzeyindeki vatandaşların icralık borçlarının tasfiyesi gerçekleşecek.” dedi.

Nasıl olacak?

Buna göre, paket kapsamında ilk olarak 5 milyona yakın hanenin 2 bin TL’ye  kadar olan borcu icra kapsamından çıkarılacak. Bu amaçla hanelerin abone bedellerini borçlu oldukları şirketler, icraya verdikleri alacaklarını muhasebe kayıtlarında gider olarak gösterecek ve vergiden düşecekler. Kamu bu borcu vergi gelirlerinin bir bölümünden feragat ederek karşılamış olacak.

İkinci olarak, icra takibi varlık yönetim şirketleri eliyle sürdürülen 2 bin 500 TL’ye kadar borçların varlık yönetim şirketlerine ödenmesini kamu üstlenecek.

Nebati, düzenlemenin bir kararnameyle değil, TBMM’den geçirilecek bir yasayla yapılacağını söyledi.

Herkes borçlu

Bankalararası Kart Merkezi’nin verilerine göre ocakta kredi kartı sayısı bir önceki yıla göre yüzde 13 oranında arttı. Kullanımda olan kredi kartı sayısı ocak itibarıyla 86 milyon 209 bine ulaştı.

Son bir yılda bireysel kredi kullanan kişi sayısı 1,3 milyon kişi artarak 35,6 milyon kişi olurken, ortalama kredi borcu 30 bin TL düzeyinde gerçekleşti.

Bankalara borç yüzde 361 arttı

Bireylerin bankalara ve finansman şirketlerine olan konut, taşıt, ihtiyaç ve kredi kartı borcu martın son haftası itibarıyla takibe düşen kredilerle birlikte 1 trilyon 62 milyar liraya ulaştı. Bireysel kredilerin yaklaşık yüzde 45’ini ise ihtiyaç kredileri oluşturdu.

Son 10 yılda yurttaşın bankalara olan borcu yüzde 361 oranında artmış durumda.

Bankalara olan borcunun 832 milyar lirası bireysel kredilerinden, 231 milyar lirası da kredi kartlarından kaynaklanıyor. Martın son haftasında tüketici kredilerinde 5,7 milyar liralık, kredi kartı borçlarında ise 6 milyar liralık artış yaşandı.

Vadesi geldiği halde ödenemediği için bankalar tarafından icraya verilen takipteki borçları ise 148 milyon lira daha artarak toplam 28 milyar lira düzeyine çıktı.

Paylaşın

Hazine’nin İç Borç Faiz Yükü Tam 1.7 Trilyon Lira Arttı

Hazine’nin iç borç anapara yükü son bir yılda 524 milyar artarken, faiz yükü tam 1.7 trilyon lira arttı. Hazine ağustos başındaki duruma göre bundan sonra 100 lira anaparaya karşılık 143 lira faiz ödeyecek.

Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası (TCMB), faizi aylarca sabit tuttuktan sonra sürpriz bir kararla bir puan indirmişti.

Dünya gazetesi yazarı Alaattin Aktaş, “İktidar geçen yıl eylülde bir tercihte bulundu. Kendince getirisi olan ve seçim kazandıracağı umulan bir tercih. Bu doğrultuda temelde bir karar alındı ve Merkez Bankası faizi indirilerek piyasa canlı tutulmaya çalışıldı. Ama çok maliyetli bir tercihti bu. Öyle birlerinin ezbere söylediği gibi Merkez Bankası faizi indirilince diğer faizler inmedi; hele hele kredi faizleri hiç inmedi” dedi.

Aktaş, yazısında özetle şu bilgileri aktardı:

“Bir yıl öncesi, ağustos ayı… Hazine’nin iç borç anapara stoku 1.2 trilyon, bu borç için ödenecek toplam faiz de 699 milyar lira. Anapara-faiz dengesi makul…

Bu yıl ağustos ayı… Hazine’nin iç borç anapara stoku 1.7 trilyon, bu borç için ödenecek toplam faiz ise 2.4 trilyon lira…

Anapara-faiz dengesi geçen yıl makul ise bu yılkinin tanımı yok. Eğer bu yılki makul ise geçen yıl şahane bir durumdaymışız da fark edememişiz.

İç borcun anaparası bir yılda yüzde 45 oranında 524 milyar lira artarken, bu borcun faiz yükünde ortaya çıkan yüzde 243 oranındaki 1.7 trilyonluk artışı nasıl izah edeceğiz?

Ya da bu artışı izah edebilecek biri var mı? Artışın niye bu boyutlara vardığı tabii ki belli de önemli olan bunu mantık çerçevesinde izah edebilmek…

Hazine’nin iç borç yükü anlamında nereden nereye geldiği, daha doğrusu savrulduğu ortada. Veriler Hazine ve Maliye Bakanlığı’na ait. Hazinecilerin kendilerinin bile tahayyül edemeyecekleri bir duruma gelinmiş. Düşünsenize, hep borç harç idare etmek zorundasınız; son bir yılda borcunuz 500 lira civarında artmış ama bu borç için ödeyeceğiniz faiz 1.700 lira artış göstermiş. Hiç kendinizi sorgulamaz mısınız, benim borcum 500 lira artarken faiz yüküm niye 1.700 lira arttı, diye…

Paylaşın

Gıda Krizi Sürerken Tahıl Şirketleri Rekor Gelir Elde Etti

Rusya’nın Ukrayna’yı işgali ve kuraklık yüzünden dünyanın dört bir yanında gıda krizi yaşanırken, önde gelen tahıl şirketlerinin gelirlerini katlayarak artırması “vurgun ve spekülasyon” tartışmalarına yol açıyor.

Dünyanın dört bir yanında fakir ülkelerde gıda güvenliği konusunda riskler her geçen gün artarken, gelirlerini katlayan önde gelen tahıl şirketlerine olağanüstü vergiler dayatılması da tartışılan öneriler arasında.

İngiliz The Guardian gazetesinin araştırmasına göre, dünya tahıl piyasasını yıllardır kontrol eden 4 büyük şirket, gelirlerinde son dönemde rekor artış sağladı.

En az 2024 yılına kadar talebin arzı geçmesini öngören bu şirketler, önümüzdeki iki yıl içinde daha da yüksek satışlara ve gelirler elde etmeyi planlıyor.

BM’nin Gıda ve Tarım Örgütü (FAO), bu yıl içinde gıda fiyatlarında yüzde 20 artış öngörürken, Dünya Gıda Programına göre dünyada 345 milyon kişi gıda güvenliğinden yoksun yaşıyor.

Dünya Gıda Programı, Covid-19 salgını öncesi bu rakamı 135 milyon kişi olarak açıklamıştı.

Uluslararası Sürdürülebilir Gıda Sistemleri Uzmanlar Paneli Eş-Başkanı ve aynı zamanda BM yoksullukla mücadele özel raportörü olan Olivier De Schutter, küresel tahıl şirketlerine yönelik sert eleştirilerini şu şekilde dile getirdi: “Açlığın bu kadar arttığı bir dönemde küresel emtia devlerinin rekor karlar elde etmesi açıkça adaletsiz bir durum. Bu gıda sistemlerimizin korkunç bir suçu. Daha da kötüsü, bu şirketler ilk etapta açlık krizini önlemek için daha fazlasını yapabilirdi.”

Küresel tahıl piyasasını kim elinde tutuyor?

The Archer-Daniels, Midland Company, Bunge, Cargill ve Louis Dreyfus isimli şirketler küresel tahıl ticaretinin yüzde 70 ila 90’ını kontrol ediyor.

Bu şirketleri suçlamayı sürdüren De Schutter, “Küresel tahıl piyasaları, enerji piyasalarından bile daha yoğun ve daha az şeffaf. Bu nedenle sektörde büyük bir vurgunculuk riski bulunuyor.” ifadesini kullandı.

Bu yılki gıda fiyatlarındaki artışın, küresel tahıl rezervlerinin bol olduğu tahmin edilmesine rağmen gerçekleştiğini, ancak şirketlerin ne kadar tahıl bulundurduklarını göstermek için yeterli şeffaflık olmadığını, bu şirketleri zamanında stoklarını boşaltmaya zorlamanın hiçbir yolu bulunmadığına dikkat çeken De Schutter, “Tahıl devlerinin ne yaptığına bakmalıyız. Krizi önlemek için ne yaptıklarını ve şimdi ne yapabilecekleri konusunda onları sorgulamalıyız.” dedi.

Küresel tahıl şirketleri krizde ne kazandı?

Cargill, 31 Mayıs’ta sona eren yıl için gelirlerinde yüzde 23 artırarak, 165 milyar dolara çıkardı. Archer-Daniels-Midland şirketi, yılın ikinci çeyreğinde tarihinin en yüksek karına ulaştı. Sales, Bunge şirketi, yılın ikinci çeyreğinde geçen yılın ikinci çeyreğine oranla gelirlerini yüzde 17 artırdı. Louis Dreyfus ise 2021 yılında bir önceki yıla oranla karını yüzde 80 artırdığını açıkladı.

Derecelendirme kuruluşu Moody’s şirketinde analizci olarak çalışan John Rogers, arz kısıtlamalarının ve talebin yeniden canlanmasının gıda fiyatlarını artırmasının ve daha yüksek karlara yol açmasının şaşırtıcı olmadığını belirterek şu görüşleri dile getirdi: “Aşırı büyüklükteki karlar için bu şirketlerin gizlice anlaştıklarını düşünmüyorum. Çok daha fazla şirket küresel tahıl pazarlarından artan oranda bir pay alıyor. Ben bu şirketlerin ahlaksız davrandıkları inancında değilim. Onlar kasıtlı olarak fiyatları artırmıyor.”

Tahıl şirketlerinin karlarının genel olarak arttığını, ancak marjlarının yüzde olarak belirgin bir şekilde artmadığını kaydeden Rogers, “Bu nispeten verimli bir pazar, bu insanların fiyatları artırabileceğini düşünmüyorum.” dedi.

Bununla birlikte yayınlanmamış Sivil Toplum Kuruluşu (STK) raporlarına atıfta bulunan The Guardian, bu şirketlerin kar marjlarını da artırdığını yazdı.

Bu raporlara göre, Archers,Daniels, Midland şirketleri yılın ilk çeyreğinde kar marjlarını, geçen yılın ilik çeyreğine oranla yüzde 3,36’dan yüzde 4,46’ya çıkardı. Cargill ise kar marjını yüzde 2,5’tan yüzde 3,2’ye yükseltti.

Tahıl şirketlerine küresel vergi uygulanmalı mı?

Uluslararası hayır kuruluşu Bond’un politika müdürü Sandra Martinsone, fakirlere daha iyi yardım edebilmek ve gıda pazarındaki dengesizliği giderebilmek için küresel tahıl şirketlerine vergi konulmasını gerektiğini bildirdi.

Sandra Martinsone, ”Büyük tarımsal gıda şirketleri, emtia ticaretinde, azalan arz ve artan talepten açıkça yararlanıyor. Arz, talepten önemli ölçüde düşük olduğunda, fiyat artışı için alan imkan sağlıyor. Buğday ve diğer emtialar borsalarda işlem gördüğü ve bu nedenle fiyatlar dalgalandığından spekülatif borsalarda bu durum daha da kötüleşiyor.” diyerek endişelerini dile getirdi.

Uluslararası hayır kuruluşu Oxfam; yine tahıl şirketlerine kazandıkları yüksek karlar yüzünden vergi kesilmesini isteyen kurumlar arasında yer alıyor.

Oxfam danışmanı Alex Maitland, “Spekülasyonun gıda fiyatlarındaki artışlarda bir itici güç olabileceğine dair endişeler var. Bence açlığa ve açlığa neden olan her şey ahlak dışı.” diyerek tepkisini dile getirdi.

Aşırı kazanç elde ettiği düşünülen şirketlere vergi koyulmasını destekleyen İngiltere’deki Yeşil Parti temsilcisi Natalie Bennett, “Kısa vadeli bir önlem olarak, gıda tekelini elinde bulunduranlara bu vergiyi koymak için ortada güçlü gerekçeler var.” dedi.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

Kriz Ve Dönüm Noktalarında Dolar Kuru Ve Enflasyon Nasıl Değişti?

3 Kasım 2002 seçimlerinde tek başına iktidara gelen AK Parti hükümetteki 20. yılını tamamlamak üzere. AK Parti son 20 yılda “e-muhtıra”dan kapatma davasına, Gezi Parkı olaylarından 17-25 Aralık yolsuzluk soruşturmalarına ve 15 Temmuz darbe girişiminden Kovid 19 salgınına kadar ciddi krizlerle karşı karşıya kaldı.

Recep Tayyip Erdoğan liderliğindeki AK Parti bu dönüm noktalarında ekonomide istikrarı büyük ölçüde korumayı başardı. Ancak Merkez Bankası’nın faiz indirmeye başlamasından ve “yeni ekonomi modeli”ne geçilmesinden bu yana ekonomik göstergeler iyice kötüleşti. Dolar kuru 18 liraya kadar çıkarken Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı yıllık enflasyon da yüzde 80’e ulaştı. Peki, son 20 senede kriz ve dönüm noktalarında Dolar kuru ve enflasyon nasıl değişti?

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası ve TÜİK verilerinden yararlanarak AK Parti dönemindeki krizlerde Amerikan Doları kuru ve enflasyonunun seyrine baktık. Dolar kuru Merkez Bankası’nın aylık ortalama verisini yansıtıyor. Buna göre AK Parti’nin iktidara geldiği Kasım 2002’de 1 dolar 1,61 TL ediyordu. Dolar kuru uzun yıllar istikrarlı seyretti. Yıllık enflasyon ise Kasım 2002’de yüzde 31,8 idi. Aralık 2021’e kadar enflasyon bir daha yüzde 30’ları görmemişti.

Kur Ekim 2016’ya kadar 3 lirayı görmedi. Bu süreçte AK Parti hükümetleri ciddi krizlerle mücadele etti. 2007 yılında “367 krizi” olarak bilinen Anayasa Mahkemesi’nin cumhurbaşkanlığı seçimine dair kararı ve “e-muhtıra” olarak anılan Genelkurmay’ın gece yarısı açıklaması bu süreçlerden biriydi. Bu dönemde Dolar kuru 1,36 TL idi. AK Parti’ye kapatma davası açıldığında ise Dolar kuru 1,24 iken enflasyon yüzde 9,2 idi.

2008 küresel ekonomik krizi Türkiye’yi “teğet geçerken” Dolar kuru ve enflasyon mevcut seviyelerini korudu. 2013 ortasında Gezi Parkı olayları yaşandığında da Dolar kuru hala 2 liranın altındaydı. Yıllık enflasyon ise sadece yüzde 8,3 idi.

AK Parti iktidarının en zor dönemlerinden olan hükümetin ‘kumpas’ olarak nitelendirdiği 17-25 Aralık soruşturmaları döneminde Dolar kuru 2,06; enflasyon ise yüzde 7,4 idi. AK Parti’nin meclis çoğunluğunu kaybettiği 7 Haziran 2015 seçimlerinde Dolar kuru 2,71; enflasyon yüzde 7,2 seviyesindeydi.

15 Temmuz’da Dolar kuru 3 liranın altındaydı

15 Temmuz 2016’daki darbe girişimi döneminde Dolar kuru hâlâ 3 liranın altındaydı. Dolar kuru 2,96 iken enflasyon yüzde 8,8 idi. Dolar kuru ancak Ekim 2016’da 3 lira barajını aştı.

“Başkanlık sistemi”nin başlangıcı olarak kabul edilen 24 Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı seçimleri döneminde Dolar kuru 4,64 olurken enflasyon yüzde 15,4 idi. Amerikalı rahip Brunson’un tahliye olduğu Ekim 2018’de ise dolar kuru 5,87 lirayı görmüştü. Kur, Covid-19 salgınının başladığı Mart 2020’de ise 6,33 lira; enflasyon ise yüzde 11,9 idi.

Merkez Bankası’nın faiz indirimine başladığı Eylül 2021’de ise Dolar kuru 8,53; enflasyon ise yüzde 19,6 idi.

Yeni ekonomi modeli: Dolar ve enflasyon uçtu

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 30 Kasım 2021’de ilan ettiği “yeni ekonomi modeli” sonrası ise Dolar kuru uçarken enflasyon da rekor üstüne rekor kırdı. Kasım 2021’de Dolar kuru 10,54; enflasyon ise yüzde 21,3 idi. Ancak 22 Ağustos itibariyle Ağustos 2022 Dolar kuru ortalaması 17,99 lira olurken; son açıklanan Temmuz 2022 yıllık enflasyon yüzde 79,6 oldu.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

TÜİK Açıkladı: Tüketici Güven Endeksi Ağustosta Arttı

Tüketici Güven Endeksi ağustos ayında 4,2 puan artışla 72,2 oldu. Endeks Haziran’da 63 ile, tarihin en düşük seviyesine gerilemişti. Türkiye’de tüketiciler en son Nisan 2006’da iyimser olmuş, endeks 100,7’yi görmüştü. O tarihten sonra endeks bir daha 100’ü geçemedi.

Haber Merkezi / Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Tüketici Güven Endeksi Ağustos 2022 verilerini açıkladı. Buna göre, tüketici güven endeksi, ağustosta geçen aya göre yüzde 6,1 arttı. Temmuzda 68 olan endeks, ağustosta 72,2 olarak kayıtlara geçti.

Mevcut dönemde hanenin maddi durumu endeksi temmuzda 46,4 iken ağustosta yüzde 16 artışla 53,8 oldu. Gelecek 12 aylık dönemde hanenin maddi durum beklentisi endeksi ise temmuzda 67,2 iken ağustosta 72,2’ye çıktı.

Temmuzda 70,9 olan gelecek 12 aylık dönemde genel ekonomik durum beklentisi endeksi yüzde 2,7 yükselişle bu ay 72,8 olarak gerçekleşti. Gelecek 12 aylık dönemde dayanıklı tüketim mallarına harcama yapma düşüncesi endeksi de temmuzda 87,7 iken ağustosta yüzde 2,4 artışla 89,8’e yükseldi.

Endeksin 100’den büyük olması genel ekonomik duruma ilişkin iyimserliği, 100’den küçük olması ise genel ekonomik duruma ilişkin kötümserliği gösteriyor. Yüzde 93,4 değerinde veri ise piyasanın hâlâ pozitif bir bakış açısına sahip olmadığını ortaya koyuyor.

Ekonomik güven endeksi nedir ve neden önemlidir?

Ekonomik güven endeksi, tüketici ve üreticilerin genel ekonomik duruma ilişkin değerlendirme, beklenti ve eğilimlerini özetleyen bir bileşik endekstir. Endeks, mevsim etkilerinden arındırılmış tüketici güven endeksi, reel kesim, hizmet, perakende ticaret ve inşaat sektörleri güven endekslerinin alt endekslerinin ağırlıklandırılarak birleştirilmesinden oluşmaktadır.

Ekonomik güven endeksi hesaplamasında, her bir sektörün ağırlığı o sektörün normalleştirilmiş alt endekslerine eşit dağıtılarak uygulanmakta, güven endekslerine doğrudan uygulanmamaktadır. Bu kapsamda tüketici, reel kesim, hizmet, perakende ticaret ve inşaat sektörlerine ait toplam 20 alt endeks hesaplamada kullanılmaktadır.

Ekonomik güven endeksinin hesaplamasında kullanılan alt endeksler her ayın ilk iki haftasında derlenen veriler kullanılarak hesaplanmaktadır. Ekonomik güven endeksinin 100’den büyük olması genel ekonomik duruma ilişkin iyimserliği, 100’den küçük olması ise genel ekonomik duruma ilişkin kötümserliği göstermektedir.

Paylaşın

İcra Dosyalarında Patlama: 25 Milyona Yaklaştı

2021 sonunda 22 milyon 571 bin olan icra dosyası sayısı, bu ay itibarıyla 24 milyon 77 bin 828’e yükselirken, 1 Ocak’tan bu yana icra dosyası sayısı 1.5 milyondan fazla arttı. Günlük icra dosyası sayısı ortalama 6 bin 700.

Ekonomik kriz, yüksek enflasyon ve işsizlik yurttaşı zora soktu. Ay sonunu güçlükle getiren yurttaş borç ödeme sıkıntısı da yaşamaya başladı. Yurttaşın artan borçları muhtarlıklara ulaşan icra bildirimlerine de yansıdı. Muhtarlıklar da icra evraklarıyla doldu taştı.

CHP Hatay Milletvekili Mehmet Güzelmansur’un açıkladığı verilere göre, 2021 sonunda 22 milyon 571 bin olan icra dosyası sayısı, bu ay itibarıyla 24 milyon 77 bin 828’e çıktı. 1 Ocak’tan bu yana geçen 225 günde icra dosyası sayısı 1.5 milyondan fazla arttı. Günlük icra dosyası sayısı ortalama 6 bin 700’e geliyor.

Görünen de fazla

İstanbul’daki muhtarlar icra dosyalarındaki artışa ilişkin Cumhuriyet’ten Cengiz Karagöz’e konuştu.

Küçükçekmece’ye bağlı Atakent Mahallesi Muhtarı Halime Toktanlı, sene başından beri icra evrakları sayısının giderek yükseldiğine dikkat çekti. Toktanlı şunları söyledi:

“Normal zamanda muhtarlığa gelen evrak sayısı ayda 200-400 arasında değişiyor. Aralarında trafik cezaları, ihtarnameler ve icra evrakları bulunuyor. Özellikle icra evraklarında ciddi bir artış söz konusu. Günde yaklaşık 30 icra evrakı geliyor. Bu sayı da postacıların adresinde bulamadığı kişilerin evrakı. Onları biz teslim alıyoruz, normal sayı daha fazla.”

Yardım başvurusu arttı

Beyoğlu’na bağlı Ömer Avni Mahallesi Muhtarı Ayşen Bingöl, “Üç dönemdir bu mahallede muhtarlık yapıyorum. Burası hem nüfusu az  hem de gelir düzeyi belli bir seviyenin üzerinde olan kişilerin yaşadığı bir mahalle. Buna karşın günde yaklaşık 10 icra evrakı geliyor” dedi.

Beykoz’a bağlı Göztepe Mahallesi Muhtarı Arzu Kuşdili ise sene başından beri 200’e yakın icra evrakı geldiğini belirtti. Kuşdili, “İcra evraklarında son aylarda ciddi bir artış söz konusu. Sosyal yardım almak için başvurular da arttı. İlk muhtar olduğum dönemde yaklaşık 35 kişi sosyal yardım talebinde bulunmuştu. Şimdi neredeyse 140 kişi sosyal yardım talebinde bulunmuş” diye konuştu.

Paylaşın

‘Tarımsal Girdi Enflasyonu’ Rekor Tazeledi

Tarımsal girdi fiyat endeksi (Tarım-GFE), Haziran’da aylık bazda yüzde 7,92 artarken, yıllık bazda yüzde 134.96 yükseldi. Endekste, bir önceki yılın Aralık ayına göre yüzde 81,07 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 70,89 artış gerçekleşti. Böylece endeks, yıllık bazda yeni bir rekor kırdı.

Haber Merkezi / Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Tarımsal Girdi Fiyat Endeksi Haziran 2022 verilerini açıkladı.

Buna göre, Tarımsal Girdi Fiyat Endeksi (Tarım-GFE), Haziran ayında aylık bazda yüzde 7,92 artarken, yıllık bazda yüzde 134.96 yükseldi. Yıllık artışın yüksek olduğu gruplar yüzde 233,89 ile gübre ve toprak geliştiriciler, yüzde 228,03 ile enerji ve yağlar oldu.

Endekste, bir önceki yılın Aralık ayına göre yüzde 81,07 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 70,89 artış gerçekleşti. Böylece endeks, yıllık bazda yeni bir rekor kırdı.

Ana gruplarda bir önceki aya göre tarımsal yatırıma katkı sağlayan mal ve hizmet endeksinde yüzde 4,57, tarımda kullanılan mal ve hizmet endeksinde yüzde 8,33 artış gerçekleşti. Bir önceki yılın aynı ayına göre göre tarımsal yatırıma katkı sağlayan mal ve hizmet endeksinde yüzde 72,30, tarımda kullanılan mal ve hizmet endeksinde yüzde 145,32 artış gerçekleşti.

Yıllık Tarım-GFE’ye göre 7 alt grup daha düşük, 4 alt grup daha yüksek değişim gösterdi. Yıllık artışın düşük olduğu alt gruplar sırasıyla, yüzde 31,88 ile veteriner harcamaları ve yüzde 46,04 ile tohum ve dikim materyali oldu. Buna karşılık, yıllık artışın yüksek olduğu alt gruplar ise sırasıyla, yüzde 233,89 ile gübre ve toprak geliştiriciler ve yüzde 228,03 ile enerji ve yağlar oldu.

Aylık Tarım-GFE’ye göre 10 alt grup daha düşük, 1 alt grup daha yüksek değişim gösterdi. Aylık artışın düşük olduğu alt gruplar sırasıyla, yüzde 0,13 ile veteriner harcamaları ve yüzde 0,50 ile tohum ve dikim materyali oldu. Buna karşılık, aylık artışın yüksek olduğu alt gruplar ise sırasıyla, yüzde 20,71 ile enerji ve yağlar ve yüzde 7,26 ile hayvan yemi oldu. Bir önceki aya göre azalış gösteren tek alt grup ise yüzde 0,27 ile makine bakım masrafları oldu.

Paylaşın

TÜİK’ten Dikkat Çeken Veriler: Emekçi Enflasyonun Altında Ezildi

TÜİK’in açıkladığı işgücü girdi endeksleri verileri, saatlik ücretlerin resmi enflasyonun çok altında kaldığını gösteriyor. Yüksek enflasyon ücretlerin erimesine yol açarken, resmi gıda enflasyonu haziran ayında yüzde 94 olarak açıklanmıştı.

Haber Merkezi / Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), İşgücü Girdi Endeksleri II. Çeyrek: Nisan-Haziran 2022 verilerini açıkladı.

Buna göre, Sanayi, inşaat ve ticaret-hizmet sektörleri toplamında istihdam endeksi, 2022 yılı ikinci çeyreğinde bir önceki yılın aynı çeyreğine göre yüzde 5,4 arttı. Alt sektörler incelendiğinde, endeks; sanayi sektöründe yüzde 4,4 arttı, inşaat sektöründe yüzde 6,3 azaldı, ticaret-hizmet sektörlerinde ise yüzde 8,4 arttı.

Sanayi, inşaat ve ticaret-hizmet sektörleri toplamında çalışılan saat endeksi, 2022 yılı ikinci çeyreğinde bir önceki yılın aynı çeyreğine göre yüzde 11,5 arttı. Alt sektörler incelendiğinde, endeks; sanayi sektöründe yüzde 7,6 arttı, inşaat sektöründe yüzde 2,5 azaldı ve ticaret-hizmet sektörlerinde yüzde 17,3 arttı.

Sanayi, inşaat ve ticaret-hizmet sektörleri toplamında brüt ücret-maaş endeksi, 2022 yılı ikinci çeyreğinde bir önceki yılın aynı çeyreğine göre yüzde 74,2 arttı. Alt sektörler incelendiğinde, endeks; sanayi sektöründe yüzde 69,7, inşaat sektöründe yüzde 53,9 ve ticaret-hizmet sektörlerinde yüzde 80,6 arttı.

İstihdam yüzde 1,7 arttı

Sanayi, inşaat ve ticaret-hizmet sektörleri toplamında istihdam endeksi, 2022 yılı ikinci çeyreğinde bir önceki çeyreğe göre yüzde 1,7 arttı. Alt sektörler incelendiğinde, endeks; sanayi sektöründe yüzde 1,3 arttı, inşaat sektöründe yüzde 1,3 azaldı ve ticaret-hizmet sektörlerinde yüzde 2,5 arttı.

Sanayi, inşaat ve ticaret-hizmet sektörleri toplamında çalışılan saat endeksi, 2022 yılı ikinci çeyreğinde bir önceki çeyreğe göre yüzde 2,1 arttı. Alt sektörler incelendiğinde, endeks; sanayi sektöründe yüzde 1,2 arttı, inşaat sektöründe yüzde 0,2 azaldı ve ticaret-hizmet sektörlerinde yüzde 3,1 arttı.

Sanayi, inşaat ve ticaret-hizmet sektörleri toplamında brüt ücret-maaş endeksi, 2022 yılı ikinci çeyreğinde bir önceki çeyreğe göre yüzde 12,4 arttı. Alt sektörler incelendiğinde, endeks; sanayi sektöründe yüzde 12,9, inşaat sektöründe yüzde 9,4 ve ticaret-hizmet sektörlerinde yüzde 12,4 arttı.

Saatlik işgücü maliyeti endeksi yıllık yüzde 56,9 arttı

Sanayi, inşaat ve ticaret-hizmet sektörleri toplamında saatlik işgücü maliyeti endeksi, 2022 yılı ikinci çeyreğinde bir önceki yılın aynı çeyreğine göre yüzde 56,9 arttı. Alt sektörler incelendiğinde, endeks; sanayi sektöründe yüzde 58,8, inşaat sektöründe yüzde 58,9 ve ticaret-hizmet sektörlerinde yüzde 54,3 arttı.

Sanayi, inşaat ve ticaret-hizmet sektörleri toplamında saatlik kazanç endeksi, 2022 yılı ikinci çeyreğinde bir önceki yılın aynı çeyreğine göre yüzde 56,2 arttı. Alt sektörler incelendiğinde, endeks; sanayi sektöründe yüzde 57,7, inşaat sektöründe yüzde 57,9 ve ticaret-hizmet sektörlerinde yüzde 53,9 arttı.

Sanayi, inşaat ve ticaret-hizmet sektörleri toplamında saatlik kazanç dışı işgücü maliyeti endeksi, 2022 yılı ikinci çeyreğinde bir önceki yılın aynı çeyreğine göre yüzde 60,7 arttı. Alt sektörler incelendiğinde, endeks; sanayi sektöründe yüzde 65,4, inşaat sektöründe yüzde 64,2, ticaret-hizmet sektörlerinde yüzde 56,2 arttı.

Sanayi, inşaat ve ticaret-hizmet sektörleri toplamında saatlik işgücü maliyeti endeksi, 2022 yılı ikinci çeyreğinde bir önceki çeyreğe göre yüzde 9,9 arttı. Alt sektörler incelendiğinde, endeks; sanayi sektöründe yüzde 11,5, inşaat sektöründe yüzde 9,5 ve ticaret-hizmet sektörlerinde yüzde 8,9 arttı.

Saatlik kazanç yüzde 10,1 arttı

Sanayi, inşaat ve ticaret-hizmet sektörleri toplamında saatlik kazanç endeksi, 2022 yılı ikinci çeyreğinde bir önceki çeyreğe göre yüzde 10,1 arttı. Alt sektörler incelendiğinde, endeks; sanayi sektöründe yüzde 11,5, inşaat sektöründe yüzde 9,7 ve ticaret-hizmet sektörlerinde yüzde 9,0 arttı.

Sanayi, inşaat ve ticaret-hizmet sektörleri toplamında saatlik kazanç dışı işgücü maliyeti endeksi, 2022 yılı ikinci çeyreğinde bir önceki çeyreğe göre yüzde 9,3 arttı. Alt sektörler incelendiğinde, endeks; sanayi sektöründe yüzde 11,1, inşaat sektöründe yüzde 8,9 ve ticaret-hizmet sektörlerinde yüzde 8,1 arttı.

Paylaşın

Türkiye Ekonomisi ‘Stagflasyona’ Gidiyor

Ekonomist Mahfi Eğilmez, “Türkiye de bu noktada. Büyüme yüzde 7’lerde görünüyor ama belli ki üçüncü çeyrekte yavaşladık. Büyük ölçüde böyle giderse ki, bu faiz indirimine böyle bakmak lazım, dördüncü çeyrekte veya önümüzdeki yılın ilk çeyreğinde Türkiye stagflasyona (Enflasyon artışıyla ekonomik durgunluğun aynı anda yaşanması) doğru gidecek” dedi.

Ekonomi Yazarı Güngör Uras’ın ölüm yıldönümü nedeniyle yapılan anma töreninde ekonominin de durumu masaya yatırıldı. Sözcü’den Sayime Başçı’nın haberine göre düzenlenen panelde konuşan ekonomist Mahfi Eğilmez, tüm dünyanın resesyon ve enflasyon arasında ciddi bir dalgalanma yaşadığını belirterek şöyle dedi:

“Türkiye de bu noktada. Büyüme yüzde 7’lerde görünüyor ama belli ki üçüncü çeyrekte yavaşladık. Büyük ölçüde böyle giderse ki, bu faiz indirimine böyle bakmak lazım, dördüncü çeyrekte veya önümüzdeki yılın ilk çeyreğinde Türkiye stagflasyona (Enflasyon artışıyla ekonomik durgunluğun aynı anda yaşanması) doğru gidecek. Eğer yeniden kredi canlanması olup da yeni bir atılım olmazsa oraya doğru gidiyoruz” dedi.

Merkez Bankası’nın faiz indirimine başladığı dönemde enflasyonun yüzde 19’lar seviyesinde olduğuna dikkat çeken Eğilmez, “TCMB hiç dokunmasaydı büyük bir ihtimalle enflasyon yüzde 25’lerde kur da 12 TL gibi bir yerlerde dengelenmiş olacaktı” diye konuştu. Eğilmez, bu dönemden çıkışın anahtarının beklentilerdeki iyileşme olduğunu belirterek, “Şu anda değerleme hesabına baktığınızda TCMB 250 milyar TL zarar ediyor. KKM ile adına faiz demek için her yönüyle yanlış bir politikanın içine girdik” dedi.

İktisatçı Ege Cansen, Türkiye’nin dış borçkolik olduğuna ve çift para birimli bir ekonomi olduğuna dikkat çekerek şu değerlendirmeyi yaptı: “Biz bu cari açık belasını ne pahasına olursa olsun ortadan kaldırmaya mecburuz. Bunu kaldırmadığımız sürece bize bu dünyada rahat yok. Ne pahasına olursa olursun; kan kusarak, irin kusarak, Türkiye cari açıktan kurtulmadığı sürece bu konuşmalar devam eder. Benim bir önerim var. Türkiye’de enflasyonu dolarla ölçelim. Çünkü TL ölçü birimi olmaktan çıkmış. Lastik metre gibi. Lastik metre ile ölçüm yapılmaz.”

Paylaşın