İTO Duyurdu: İstanbul’da Enflasyon Yüzde 99,9 Yükseldi

İstanbul’un enflasyonunda zirve ağustos ayında da devam etti. Perakende fiyatlar yıllık bazda yüzde 99.9 artış gösterdi.  Böylece endekste yıllık değişim 1998’den bu yana en yüksek seviyeye çıktı. 

Haber Merkezi / İstanbul Ticaret Odası (İTO) 2022 Ağustos’a ilişkin İstanbul Ücretliler Geçinme İndeksini açıkladı. Buna göre, İstanbul’da toptan fiyatlar ağustosta yıllık bazda yüzde 98,09 arttı.

İstanbul’da tüketici fiyatları ise ağustos ayında yıllık bazda yüzde 99,91 oranında arttı ve son 24 yılın zirvesine ulaştı.

İTO verilerine göre Ağustos ayında; İstanbul’da perakende fiyat hareketlerinin göstergesi olan İstanbul Ücretliler Geçinme İndeksi aylık yüzde 2,29, toptan fiyatlar yüzde 6,90 arttı.

Yıllık bazda Ücretliler Geçinme İndeksinde yüzde 99,91, Toptan Eşya Fiyatları İndeksinde ise yüzde 98,09 artış kaydetti.

Perakende fiyatlarda bir önceki aya göre; kültür, eğitim ve eğlence harcamalarında yüzde 13,99, sağlık ve kişisel bakım harcamalarında yüzde 3,99, ev eşyası harcamalarında yüzde 2,74, gıda harcamalarında yüzde 2,70, konut harcamalarında yüzde 0,82, diğer harcamalarında yüzde 0,06 artış, giyim harcamalarında yüzde -3,16, ulaştırma ve haberleşme harcamalar grubunda yüzde -1,17 azalış izlendi.

Toptan fiyatlarda ise bir önceki aya göre; işlenmemiş maddeler grubunda yüzde 11,97, gıda maddeleri grubunda yüzde 9,78, madenler grubunda yüzde 6, inşaat malzemeleri grubunda yüzde 3,26, mensucat grubunda yüzde 2,12, kimyevi maddeler grubunda yüzde 1,58 ve yakacak ve enerji maddeleri grubunda yüzde 0,44 artış izlendi.

Paylaşın

İktidar Yap-İşlet-Devret Projelerine Kredi Bulamıyor

CHP Genel Başkan Yardımcısı Ahmet Akın, yap-işlet-devret projelerine kredi bulmakta zorlanıldığını belirterek Mersin’deki bir otoyol projesinin sözleşmesi için fesih talebinde bulunulduğunu ifade etti.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Ahmet Akın, AKP’nin övündüğü yap-işlet-devret projelerinde maddi sıkıntılar yaşanmaya başlandığına işaret etti. Bu projelere ilişkin yurtdışından kredi bulunamadığını belirten Ahmet Akın, yaşanan sorunlara son örneğin Mersin’deki Çeşmeli – Taşucu Otoyolu olduğunu ifade etti. Akın, otoyolun 52 kilometrelik bir kesimi için Aralık 2021’de sözleşme imzalayan Kolin İnşaat’ın Karayolları Genel Müdürlüğü’ne fesih başvurusu yaptığını belirtti.

Cumhuriyet’ten Sarp Sağkal’a konuşan Ahmet Akın, “Sözleşme imzalanmasının üzerinden 10 ay geçmesine karşın henüz tek bir çivi çakılmadı. İktidara yakın şirketlerden Kolin’in tek başına katılarak aldığı ihale kapsamında euro üzerinden 45 bin araç garantisi verildiği kamuoyuna yansımıştı. 52 kilometrelik yol için günlük 45 bin araç geçmezse eksik kalan Hazine’den karşılanacaktı. İhaleyi kazanan yandaş şirket, Türkiye’nin kredi riskinin priminin yüksek olması nedeniyle yurt dışından finansman bulamadı. Bu nedenle 2023’te açılacağı duyurulan ihale için fesih süreci başlatıldı” dedi.

Yap-İşlet-Devret

Yap-İşlet-Devret (YİD) modeli, geniş anlamda bir kamu altyapı yatırım veya hizmetinin finansmanı özel bir şirket tarafından karşılanarak gerçekleştirilmesi ve kamu tarafından belirlenen bir süre için işletilmesi ve yine bu süre içinde ürettiği mal veya hizmeti, tarafların karşılıklı saptadıkları bir tarife uyarınca kamu kuruluşlarına satması ve sürenin sonunda işletmekte olduğu tesisleri bakımı yapılmış, eksiksiz ve işler durumda ilgili kamu kuruluşuna devretmesidir.

Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönemlerinde yabancı şirketlerle yapılmış olan çeşitli imtiyaz sözleşmeleri bu model ile büyük benzerlik göstermektedir. İstanbul’da Tramvay, Tünel İşletmeleri, Elektrik, Gaz İdaresi, Haydarpaşa Liman İşletmesi ve İzmir’de Liman İşletmesi, Göztepe Tramvay İşletmesi yabancı şirketlere verilen imtiyazlardır.

Nitekim günümüzde uygulama alanı bulan bu yeni model arayışlarına da, 19. yüzyıl ile 20. yüzyıl başlarında Osmanlı İmparatorluğunda ve Fransa, İngiltere, Almanya gibi ülkelerde başvurulmuş olan kamu imtiyazlarının devredilmesi yöntemi ışık tutmuştur.

Paylaşın

Son Beş Yılda 250 Bin Şirket Kapandı

Ekonomide yaşanan kötü gidişat etkisini günden güne artırırken vatandaşla birlikte ticari işletmeler de ciddi sorunlar yaşıyor. Her ay binlerce işletme, ekonomik nedenlerden dolayı kapısına kilit vurmak zorunda kalıyor.

2016 yılından bu yana başta İstanbul ve Ankara olmak üzere, 81 ilin tamamında çok sayıda şirket, iflasını açıkladı. İstanbul’da kapanan şirket sayısı, 80 ilin toplamında kapanan şirket sayısına yaklaştı.

CHP Mersin Milletvekili Alpay Antmen, Ticaret Bakanı Mehmet Muş’un yanıtlaması istemiyle hazırladığı yazılı soru önergesinde, 2016-2022 yılları arasında kapanan iş yerlerini sordu.

Bakan Muş, 2016’dan 2022’nin Mart ayına kadar 81 ilde kapanan anonim, limited, komandit ve kollektif şirket sayısının 250 bin 872 olduğunu bildirdi.

Bakan Muş’un yanıtına göre, en çok şirket kapanan iller, 107 bin 509 şirketle İstanbul, 15 bin 788 şirketle Ankara, 12 bin 720 şirketle İzmir, 9 bin 602 şirketle Bursa, 6 bin 948 şirketle Antalya, 5 bin 104 şirketle Adana, 4 bin 481 şirketle Eskişehir 4 bin 378 şirketle Tekirdağ ve 4 bin 185 şirketle Kocaeli oldu.

Ticaret Bakanı Muş’un yanıtını BirGün’den Hüseyin Şimşek’e değerlendiren CHP’li Antmen, kapanan şirket sayısının, derinleşen ekonomik krizin en büyük göstergelerinden biri olduğunu ifade etti.

“Beş yılda 250 bin şirket kapanıyorsa burada çok yanlış bir iktidar vardır” diyen Antmen, “Bugün dünya ülkelerine bakıldığında beş yılda bu kadar firmanın kapandığı devlet göremezsiniz. Orada insanlar önlerini görür, dövizler bir günde Türkiye’deki gibi oynamıyor, merkez bankalarına keyfi müdahale edilmiyor. Sonucunda da Türkiye’deki ekonomik tabloyla karşılaşmıyorlar” dedi.

Olan halka oldu

Cumhuriyet tarihinin iflas rekorunun AKP döneminde yaşandığının altını çizen Antmen, “Binlerce şirket batarken sadece birkaç şirket çok büyük kârlar etti. Halk, yolsuzluk, yoksulluk ve beceriksiz yönetim sonucunda tarihin en derin ekonomik krizini yaşıyor. Büyük bir yolsuzluk piramidi oluşturdular. Tarihin bu en büyük organize soygununda da olan halka ve esnafa oldu” diye konuştu.

Paylaşın

Moody’s Türkiye Enflasyon Beklentisini Yükseltti

ABD merkezli kredi derecelendirme kuruluşu Moody’s Türkiye’nin 2022 yıl sonu enflasyon beklentisini yüzde 70’e yükseltti. Kuruluş bir önceki tahminini yüzde 52,1 olarak açıklamıştı.

Moody’s, bugün yayınladığı “Global Marko Görünüm 2022-23 raporu Ağustos ayı güncellemesinde; Türkiye için 2022 ve 2023 büyüme ve enflasyon tahmininde değişikliğe gitti.

Moody’s yüzde 52,1 olarak öngördüğü 2022 yıl sonu enflasyon beklentisini yüzde 70’e, yüzde 30 olarak öngördüğü 2023 yılı sonu enflasyon beklentisini ise yüzde 40’a yükseltti.

Türkiye için 2022 büyüme beklentisini yüzde 3,5 olarak açıklayan kuruluş, beklentisini güncelleyerek yüzde 4,5’e çıkardı. Diğer taraftan, Moody’s 2023 için yüzde 4 olan büyüme beklentisini ise yüzde 2’ye düşürdüğümü açıkladı.

Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası’nın (TCMB) 2022 ağustos ayı piyasa katılımcıları anketi sonuçlarına göre katılımcıların cari yıl sonu tüketici enflasyonu (TÜFE) beklentisi bir önceki anket döneminde yüzde 69,94 iken, bu anket döneminde yüzde 70,60 oldu.

TÜİK göre; Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) bir önceki aya göre yüzde 2,37, bir önceki yılın Aralık ayına göre yüzde 45,72, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 79,60 ve 12 aylık ortalamalara göre yüzde 49,65 olarak gerçekleşti.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Ağustos ayı Enflasyon verilerini 5 Eylül günü saat 10.00’da açıklayacak.

Paylaşın

DİSK: İşçilerin Büyümeden Aldığı Pay Son 20 Yılın Dibinde

TÜİK’in açıkladığı büyüme rakamları sonrası Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu Araştırma Merkezi (DİSK-AR) “Gelir dağılımında büyük bozulma! Emeğin payı son 20 yılın dibinde” başlıklı bir rapor yayımladı.

Haber Merkezi / Emeğin kaybettiği sermayenin kazandığı vurgulanan raporda öne çıkan başlıklar şöyle:

  • 2020 2. çeyrekte emeğin payı yüzde 36,8 iken 2022 2. çeyrekte yüzde 25,4’e düştü.
  • Sermaye payı 2020-2022 arasında yüzde 42,8’den yüzde 54’e çıktı.
  • 2022 2. çeyrekte cari fiyatlarla sermaye gelirleri yüzde 134,7 büyürken emeğin geliri yüzde 66,4 arttı.
  • Sermaye ortalama büyümeden daha hızlı büyürken, emek ortalama büyümenin çok altında kaldı.
  • Sermaye gelirleri 2 yılda emeğin 2 katı kadar arttı.
  • 2 yıl içinde emeğin pastadaki payı 11,6 puan azaldı.
  • Covid-19, yüksek enflasyon ve ekonomik kriz bölüşüm ilişkilerini kötüleştirdi.

İşgücü ödemeleri DİSK-AR hesaplamasında GSYH içinde emeğin payı olarak, net işletme artığı ise sermayenin payı olarak ifade ediliyor.

TÜİK: Ekonomi yüzde 7,6 büyüdü

TÜİK verilerine göre Türkiye ekonomisi 2. Çeyrekte yüzde 7,6 büyüdü. Ekonomistler yüzde 7,5 büyüme bekliyordu. İlk çeyrekte büyüme yüzde 7,3 olmuştu.

Büyümeye hanehalkı harcamaları 13,6 puan katkı verirken, net ihracatın katkısı 2,7 puan, yatırım harcamalarının katkısı ise 1,2 puan oldu.

İkinci çeyrekte finans ve sigorta faaliyetleri yüzde 26,6, hizmet faaliyetleri yüzde 18,1, sanayi yüzde 7,8; artarken, inşaat sektörü yüzde 10,9 azaldı.

Paylaşın

TÜİK Duyurdu: Hizmet Enflasyonu Yüzde 90’a Yükseldi

Hizmet üretimi enflasyonu temmuzda bir önceki aya göre yüzde 7,42, bir önceki yılın aralık ayına göre yüzde 60,15, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 90,56 ve on iki aylık ortalamalara göreyse yüzde 66,53 artış gösterdi.

Haber Merkezi / Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), temmuz ayına ilişkin Hizmet Üretici Fiyat Endeksi (H-ÜFE) verilerini açıkladı.

Buna göre; hizmet üretimi enflasyonu temmuzda bir önceki aya göre yüzde 7,42, bir önceki yılın aralık ayına göre yüzde 60,15, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 90,56 ve on iki aylık ortalamalara göreyse yüzde 66,53 artış gösterdi.

Bir önceki yılın aynı ayına göre, ulaştırma ve depolama hizmetlerinde yüzde 121,28, konaklama ve yiyecek hizmetlerinde yüzde 81,72, bilgi ve iletişim hizmetlerinde yüzde 56,29, gayrimenkul hizmetlerinde yüzde 77,05, mesleki, bilimsel ve teknik hizmetlerde yüzde 60,93, idari ve destek hizmetlerde yüzde 80,34 artış gerçekleşti.

Bir önceki aya göre, ulaştırma ve depolama hizmetlerinde yüzde 4,20, konaklama ve yiyecek hizmetlerinde yüzde 6,82, bilgi ve iletişim hizmetlerinde yüzde 7,58, gayrimenkul hizmetlerinde yüzde 9,59, mesleki, bilimsel ve teknik hizmetlerde yüzde 10,23, idari ve destek hizmetlerde yüzde 17,11 artış gerçekleşti.

H-ÜFE sektörlerinden bilimsel araştırma ve geliştirme hizmetleri yüzde 21,65, hukuk ve muhasebe hizmetleri yüzde 30,46, telekomünikasyon hizmetleri yüzde 34,05 ile endekslerin en az arttığı alt sektörler oldu. Buna karşılık posta ve kurye hizmetleri yüzde 159,96, su yolu taşımacılığı hizmetleri yüzde 142,01, hava yolu taşımacılığı hizmetleri yüzde 127,90 ile endekslerin en fazla arttığı alt sektörler oldu.

Aylık azalış gösteren tek alt sektör yüzde 25,38 ile programcılık ve yayıncılık hizmetleri olarak belirlendi. Buna karşılık istihdam hizmetleri yüzde 38,23, bina ve çevre düzenleme (peyzaj) hizmetleri yüzde 20,31, posta ve kurye hizmetleri yüzde 17,38 ile endekslerin en fazla arttığı alt sektörler olarak sıralandı.

Paylaşın

TÜİK’e Göre Ekonomi Yüzde 7.6 Büyüdü

TÜİK verilerine göre, Gayrisafi Yurt içi Hasıla (GSYH) nisan-mayıs-haziran dönemini kapsayan ikinci çeyrekte yüzde 7,6 arttı. Ekonomistler, yılın 2. çeyreğinde büyümenin yüzde 7,3 olmasını bekliyordu.

Haber Merkezi / Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Dönemsel Gayrisafi Yurt İçi Hasıla, II. Çeyrek: Nisan-Haziran 2022 verilerini açıkladı. Buna göre, GSYH 2022 yılı ikinci çeyrekte bir önceki yılın aynı çeyreğine göre yüzde 7,6 arttı.

GSYH’yi oluşturan faaliyetler incelendiğinde; 2022 yılı ikinci çeyreğinde bir önceki yıla göre; finans ve sigorta faaliyetleri yüzde 26,6, hizmet faaliyetleri yüzde 18,1, mesleki, idari ve destek hizmet faaliyetleri yüzde 11,0, sanayi yüzde 7,8, bilgi ve iletişim faaliyetleri yüzde 5,3, gayrimenkul faaliyetleri yüzde 4,1, diğer hizmet faaliyetleri yüzde 1,9 ve kamu yönetimi, eğitim, insan sağlığı ve sosyal hizmet faaliyetleri yüzde 1,7 arttı. Tarım, ormancılık ve balıkçılık yüzde 2,9 ile inşaat sektörü ise yüzde 10,9 azaldı.

Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış GSYH ise, bir önceki çeyreğe göre yüzde 2,1 arttı. Takvim etkisinden arındırılmış GSYH, bir önceki yılın aynı çeyreğine göre yüzde 7,3 arttı.

Üretim yöntemiyle Gayrisafi Yurt İçi Hasıla tahmini, 2022 yılının ikinci çeyreğinde cari fiyatlarla bir önceki yılın aynı çeyreğine göre yüzde 114,6 artarak 3 trilyon 418 milyar 967 milyon TL oldu. GSYH’nin ikinci çeyrek değeri cari fiyatlarla ABD doları bazında 219 milyar 335 milyon olarak gerçekleşti.

Yerleşik hanehalklarının tüketim harcamaları, 2022 yılının ikinci çeyreğinde bir önceki yılın aynı çeyreğine göre zincirlenmiş hacim endeksi olarak yüzde 22,5 arttı. Devletin nihai tüketim harcamaları yüzde 2,3, gayrisafi sabit sermaye oluşumu yüzde 4,7 arttı.

Mal ve hizmet ihracatı, 2022 yılının ikinci çeyreğinde bir önceki yılın aynı çeyreğine göre zincirlenmiş hacim endeksi olarak yüzde 16,4, ithalatı ise yüzde 5,8 arttı.

İşgücü ödemeleri, 2022 yılının ikinci çeyreğinde bir önceki yılın aynı çeyreğine göre yüzde 66,4, net işletme artığı/karma gelir ise yüzde 134,7 arttı. İşgücü ödemelerinin cari fiyatlarla Gayrisafi Katma Değer içerisindeki payı geçen yılın ikinci çeyreğinde yüzde 32,6 iken bu oran 2022 yılında yüzde 25,4 oldu. Net işletme artığı/karma gelirin payı ise yüzde 49,2 iken yüzde 54,0 oldu.

Paylaşın

Reuters: FED’in Faiz Politikası, Türkiye Ekonomisine Hasar Verecek

Birleşik Krallık merkezli Reuters haber ajansı tarafından bugün yayımlanan bir analize göre, gelişmekte olan ülkeler, ABD Merkez Bankası (FED) Başkanı Jerome Powell’ın geçen hafta sinyalini verdiği uzun süreli yüksek faiz politikası kapsamında en kırılgan ekonomiler konumda.

Haberde, New York merkezli finansal analiz şirketi S&P Global’in, Türkiye ile birlikte Güney Afrika ve Arjantin’de finansal kurumların borç verme riskini yüksek ya da çok yüksek olarak sınıflandırdığı hatırlatıldı.

BBC Türkçe’nin aktardığına göre Cornell Üniversitesi’nden Ekonomi Profesörü Eswar Prasad, “FED’in faiz oranlarını artırması ve (oranların) yüksek kalması Sri Lanka ve Türkiye gibi sınırın eşiğindeki ekonomilere hasar verecektir” dedi.
Prasad, “İki ile üç yıllık bir zaman diliminde işler zorlaşmaya başlayacaktır…FED’in faizleri uzun süre yüksek tutacağı kesinleşirse baskılar hemen hissedilebilir” dedi.

Powell, 26 Ağustos’ta yaptığı konuşmada FED’in büyümeyi kısıtlamak için gerektiği kadar faiz artıracağını ve şu anda bankanın yüzde 2 hedefinin üç katından fazla seyreden enflasyonu düşürmek için oranları “bir süre daha” yüksek tutacağını söylemişti.

ABD’de enflasyon son 40 yılın en yüksek düzeyinde ve henüz zirveyi görmediği düşünülüyor.

S&P Global; Çin, Hindistan ve Endonezya dahil olmak üzere birçok ülkede finansal kurumların kredi riskinin yüksek veya aşırı yüksek olduğunu söylüyor.

New York Üniversitesi Stern İşletme Okulu’ndan Profesör Peter Blair Henry, “FED için kriz zamanı” yorumunu yaptı ve ekledi:
“Son 40 yılın güvenilirliği tehlikede, bu nedenle gelişmekte olan ülkelerde hasara yol açıp açmadığına bakılmadan ne olursa olsun enflasyonu düşüreceklerdir.”

Birçok gelişmekte olan ülke dolar cinsinden borçlanıyor.

FED’in faizleri yükseltmesi, borç alma maliyetlerini yükseltiyor. Buna ek olarak gelişmekte olan ülkelerin risk primini yükselterek borç almasını daha da güçleştiriyor.

‘Enflasyonist baskıyı artıracak’

Yüksek faizin, doların gelişmekte olan ekonomi para birimleri karşısındaki değerini yükselterek ithalat maliyetlerini yukarı çekeceği ve enflasyonist baskıyı artıracağı öngörülüyor.

Haberde Çin ve Hindistan gibi ülkelerin bu baskıdan etkilenmediği ancak Türkiye ve Arjantin gibi daha küçük ülkelerin açıkça bundan mağdur olduğu belirtildi.

IMF baş ekonomisti Pierre-Olivier Gourinchas, “Sınırda olan ekonomilerimiz ve düşük gelirli ekonomilerimizde halihazırda reel yatırım getirileri sorunlu ya da sorunluya yakın seviyelere yükselmiş durumda” dedi ve sözlerine şöyle devam etti:

“Düşük gelirli ülkelerin yaklaşık yüzde 60’ı ile gelişmekte ve sınırda olan 20 ülke bu durumda. Hâlâ piyasalara erişimleri var ancak borçlanma koşulları kesinlikle çok kötüleşti.”

Paylaşın

Açlık Sınırı 6 Bin 889, Yoksulluk Sınırı 22 Bin 442 Lira

Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu’nun (Türk-İş) çalışanların geçim koşullarını ortaya koymak ve temel ihtiyaç maddelerindeki fiyat değişikliğinin aile bütçesine yansımalarını belirlemek amacıyla her ay yaptığı “Açlık ve Yoksulluk Sınırı Araştırması”nın Ağustos 2022 sonuçları açıklandı.

Araştırmaya göre, bu ay 4 kişilik ailenin sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenebilmesi için yapması gereken gıda harcaması tutarını ifade eden “açlık sınırı” 6 bin 889 lira oldu.

Gıda ile giyim, konut, ulaşım, eğitim, sağlık ve benzeri ihtiyaçlar için yapılması zorunlu diğer harcamaların toplam tutarına denk gelen “yoksulluk sınırı” ise 22 bin 442 lira olarak hesaplandı. Bekar bir çalışanın “yaşama maliyeti” aylık 8 bin 999 lira olarak belirlendi.

Ankara’da yaşayan 4 kişilik ailenin gıda için yapması gereken asgari harcama tutarı, bir önceki aya göre yüzde 0,73 artarken, son 12 ay itibarıyla artış oranı yüzde 119,11 oldu.

Ağustos ayında süt ve yoğurt fiyatları arttı, peynir fiyatı geriledi. Aylık tabanda dana eti yüzde 6, yumurta yüzde 7 zamlandı. Kuzu etinin fiyatı yüzde 10, balık eti yüzde 12, tavuk eti yüzde 5 azaldı.

Nohut, kuru fasulye ve kırmızı mercimeğin fiyatları geriledi, yeşil mercimek zamlandı. Yağlı tohumlarda fiyat artışı ortalama yüzde 7 olarak tespit edildi.

Bu ay Ankara’da tahıl ürünlerinin tamamının fiyatı arttı. Makarnanın fiyatında bir önceki aya göre yüzde 10’luk artış yaşandı. Pirinç, bulgur, un ve irmik fiyatları da yükseldi, ekmek fiyatı aynı kaldı.

Semt pazarlarında maydanoz, kıvırcık gibi yeşilliklerin fiyatı yükseldi. Pazı, ıspanak gibi yeşil yapraklı sebzelerin fiyatları ile patates ve kuru soğanın fiyatı aynı kaldı. Domates, biber, salatalık, turp fiyatları düştü, şeftali, kayısı gibi çekirdekli meyvelerin ortalama fiyatı azaldı.

Ayçiçeği yağı ve zeytinyağının fiyatı artarken margarin ve tereyağının fiyatı geriledi, yeşil ve siyah zeytinin fiyatı düştü. Tuzun fiyatı sabit kaldı. Çay yüzde 6, ıhlamur yüzde 32 zamlandı. Şeker, bal, reçel, pekmez ürünlerinin fiyatları da arttı. Salça, yüzde 40 ile bu ay fiyatı en çok artan ürün oldu.

Paylaşın

Ekonomik Güven Endeksi Arttı

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) ağustos ayı ekonomik güven endeksini açıkladı. Buna göre, ekonomik güven endeksi temmuz ayında 93,4 iken, ağustos ayında yüzde 0,9’luk artışla 94,3 değerini aldı.

TÜİK verilerine göre bir önceki aya göre ağustos ayında tüketici güven endeksi yüzde 6,1 oranında artarak 72,2 değerini, inşaat sektörü güven endeksi yüzde 1,5 oranında artarak 86,3 değerini aldı.

Reel kesim (imalat sanayi) güven endeksi yüzde 1,1 oranında azalarak 101,4 değerini, hizmet sektörü güven endeksi yüzde 1,3 oranında azalarak 116,2 değerini, perakende ticaret sektörü güven endeksi yüzde 0,4 oranında azalarak 112,9 değerini aldı.

Endeksin 100’den büyük olması genel ekonomik duruma ilişkin iyimserliği, 100’den küçük olması ise genel ekonomik duruma ilişkin kötümserliği gösteriyor. Yüzde 93,4 değerinde veri ise piyasanın hâlâ pozitif bir bakış açısına sahip olmadığını ortaya koyuyor.

Ekonomik güven endeksi nedir ve neden önemlidir?

Ekonomik güven endeksi, tüketici ve üreticilerin genel ekonomik duruma ilişkin değerlendirme, beklenti ve eğilimlerini özetleyen bir bileşik endekstir. Endeks, mevsim etkilerinden arındırılmış tüketici güven endeksi, reel kesim, hizmet, perakende ticaret ve inşaat sektörleri güven endekslerinin alt endekslerinin ağırlıklandırılarak birleştirilmesinden oluşmaktadır.

Ekonomik güven endeksi hesaplamasında, her bir sektörün ağırlığı o sektörün normalleştirilmiş alt endekslerine eşit dağıtılarak uygulanmakta, güven endekslerine doğrudan uygulanmamaktadır. Bu kapsamda tüketici, reel kesim, hizmet, perakende ticaret ve inşaat sektörlerine ait toplam 20 alt endeks hesaplamada kullanılmaktadır.

Ekonomik güven endeksinin hesaplamasında kullanılan alt endeksler her ayın ilk iki haftasında derlenen veriler kullanılarak hesaplanmaktadır. Ekonomik güven endeksinin 100’den büyük olması genel ekonomik duruma ilişkin iyimserliği, 100’den küçük olması ise genel ekonomik duruma ilişkin kötümserliği göstermektedir.

Paylaşın