Bütçe, Eylül’de 2022’nin En Yüksek Açığını Verdi

2022 yılı Eylül ayında merkezi yönetim bütçe giderleri 285,6 milyar TL, bütçe gelirleri 206,9 milyar TL ve bütçe açığı 78,6 milyar TL oldu. Ayrıca, faiz dışı bütçe giderleri 252,5 milyar TL ve faiz dışı açık ise 45,5 milyar TL olarak gerçekleşti.

Haber Merkezi / Hazine ve Maliye Bakanlığı, Eylül ayı Merkezi Yönetim Bütçe Gerçekleşmeleri Raporu’nu yayınladı. Raporda şöyle denildi:

“Merkezi yönetim bütçesi 2021 yılı Eylül ayında 23 milyar 586 milyon TL açık vermiş iken 2022 yılı Eylül ayında 78 milyar 627 milyon TL açık vermiştir.

2021 yılı Eylül ayında 9 milyar 478 milyon TL faiz dışı açık verilmiş iken 2022 yılı Eylül ayında 45 milyar 511 milyon TL faiz dışı açık verilmiştir.

Merkezi yönetim bütçe giderleri Eylül ayı itibarıyla 285 milyar 567 milyon TL olarak gerçekleşmiştir. Faiz harcamaları 33 milyar 116 milyon TL, faiz hariç harcamalar ise 252 milyar 451 milyon TL olarak gerçekleşmiştir.

2022 yılında merkezi yönetim bütçe giderleri için öngörülen 2 trilyon 831 milyar 472 milyon TL ödenekten Eylül ayında 285 milyar 567 milyon TL gider gerçekleştirilmiştir. Geçen yılın aynı ayında ise 141 milyar 507 milyon TL harcama yapılmıştır.

Eylül ayı bütçe giderleri geçen yılın aynı ayına göre yüzde 101,8 oranında artmıştır. Giderlerin bütçe ödeneklerine göre gerçekleşme oranı ise 2021 yılında yüzde 10,5 iken 2022 yılında yüzde 10,1 olmuştur. Faiz hariç bütçe giderleri geçen yılın aynı ayına göre yüzde 98,2 oranında artarak 252 milyar 451 milyon TL olarak gerçekleşmiştir. Faiz hariç giderlerin bütçe ödeneklerine göre gerçekleşme oranı ise 2021 yılında yüzde 10,9 iken 2022 yılında yüzde 10,1 olmuştur.

Merkezi yönetim bütçe gelirleri Eylül ayı itibarıyla 206 milyar 940 milyon TL olarak gerçekleşmiştir. Vergi gelirleri 173 milyar 468 milyon TL, genel bütçe vergi dışı gelirleri ise 28 milyar 529 milyon TL olmuştur.

2021 yılı Eylül ayında bütçe gelirleri 117 milyar 921 milyon TL iken 2022 yılının aynı ayında yüzde 75,5 oranında artarak 206 milyar 940 milyon TL olarak gerçekleşmiştir. Bütçe tahminine göre bütçe gelirlerinin Eylül ayı gerçekleşme oranı 2021 yılında yüzde 10,7 iken 2022 yılında yüzde 8,1 olmuştur.

2022 yılı Eylül ayı vergi gelirleri tahsilatı geçen yılın aynı ayına göre yüzde 81,4 oranında artarak 173 milyar 468 milyon TL olmuştur. Vergi gelirlerinin bütçe tahminine göre gerçekleşme oranı ise 2021 yılında yüzde 10,4 iken 2022 yılında yüzde 7,9 olmuştur.”

Paylaşın

Sigaraya Bir Zam Daha; Alkolde Sırada

Sigaraya yarından itibaren geçerli olmak üzere zam yapıldığını açıklayan Tekel Bayileri Yardımlaşma Derneği (TBYD) Başkanı Erol Dündar, alkole de 1 Kasım itibari ile zam geleceğini duyurdu.

Haber Merkezi / TBYD Başkanı Erol Dündar, sosyal medya hesabından sigaraya zam geldiğini duyurdu. Dündar, zamlı yeni listeyi de yayınlarken; sigarlara 2 lira zam geldiği görüldü.

Erol Dündar, daha sonra sosyal medya hesabından 1 Kasım tarihinde alkole zam geleceğini duyurdu.

Zammında yüzde 15 ile 18 arası olacağını söyleyen Dündar, paylaşımında, “Alkole zam gelmeye devam ediyor bu şekilde devam ederse yasal tüketim dibi görecek kaçak tavan yapacak bizler işimizi devlete vergi kaybı yaşayacak buna bir dur denmeli artık” ifadelerini kullandı.

Paylaşın

Tarım Üretici Enflasyonu Zirve Yaptı

Tarım üretici enflasyonu, eylül ayında bir önceki aya göre yüzde 7.14, bir önceki yılın aralık ayına göre yüzde 113.98, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 156 arttı. Tarım üretici enflasyonu, ağustos ayında yıllık yüzde 142.42’lik artış kaydedilmişti.

Haber Merkezi / Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Tarım Ürünleri Üretici Fiyat Endeksi (Tarım-ÜFE) Eylül 2022 verilerini açıkladı.

Buna göre Tarım-ÜFE’de, eylülde bir önceki aya göre yüzde 7.14, bir önceki yılın aralık ayına göre yüzde 113.98, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 156’lık artış yaşandı. Tarım-ÜFE’de ağustosta yıllık yüzde 142.42’lik artış kaydedilmişti.

Sektörlerde bir önceki aya göre, balık ve diğer balıkçılık ürünlerinde yüzde 9.32 ve ormancılık ürünleri ve ilgili hizmetlerde yüzde 2.30 azalış yaşanırken, tarım ve avcılık ürünleri ve ilgili hizmetlerde yüzde 7.94 artış gerçekleşti. Ana gruplarda bir önceki aya göre canlı hayvanlar ve hayvansal ürünlerde yüzde 2.16, tek yıllık bitkisel ürünlerde yüzde 6.90 ve çok yıllık bitkisel ürünlerde yüzde 20.36 artış kaydedildi.

Yıllık artışın düşük olduğu alt gruplar sırasıyla, yüzde 78,80 ile koyun ve keçi, canlı; bunların işlenmemiş süt ve yapağıları ve yüzde 94,80 ile yumuşak çekirdekli meyveler ve sert çekirdekli meyveler oldu. Buna karşılık, yıllık artışın yüksek olduğu alt gruplar ise sırasıyla, yüzde 297,29 ile lifli bitkiler ve yüzde 215,70 ile çeltik oldu.

Bir önceki aya göre azalış gösteren alt gruplar sırasıyla, yüzde 1,36 ile üzüm ve yüzde 1,33 ile tahıllar (pirinç hariç), baklagiller ve yağlı tohumlar oldu. Buna karşılık, aylık artışın yüksek olduğu alt grup ise yüzde 29,45 ile lifli bitkiler ve yüzde 21,05 ile tropikal ve subtropikal meyveler oldu.

Eylül 2022’de, endekste kapsanan 84 maddeden, 31 maddenin ortalama fiyatında azalış, 48 maddenin ortalama fiyatında ise artış gerçekleşti.

Paylaşın

Merkez Bankası, Yıl Sonu Enflasyon Beklentisini Yükseltti

Merkez Bankası, yıl sonu tüketici enflasyonu beklentisini yüzde 67,73’ten yüzde 67,78’e yükseltti. Banka, yıl sonu dolar beklentisini 19,51 liradan 19,82 liraya çekti. Merkez Bankası, yıl sonu faiz beklentisini ise 12,83’ten 11,25’e indirdi.

Haber Merkezi / Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası (TCMB) Ekim ayı Piyasa Katılımcıları Anketi sonuçlarını açıkladı.

Buna göre, katılımcıların cari yıl sonu dolar/TL beklentisi bir önceki anket döneminde 19,51 TL iken, bu anket döneminde 19,82 TL oldu. 12 ay sonrası döviz kuru beklentisi ise aynı anket dönemlerinde sırasıyla 22,07 TL ve 23,61 TL olarak gerçekleşti.

Faiz beklentisi düştü

Katılımcıların BİST Repo ve Ters-Repo Pazarı’nda oluşan cari ay sonu gecelik faiz oranı beklentisi bir önceki anket döneminde yüzde 12,83 iken, bu anket döneminde yüzde 11,25 oldu.

TCMB bir hafta vadeli repo ihale faiz oranı cari ay sonu beklentisi de bir önceki anket döneminde yüzde 13,00 iken, bu anket döneminde yüzde 11,22 olarak gerçekleşti.

Enflasyon beklentisi arttı

Katılımcıların cari yıl sonu tüketici enflasyonu (TÜFE) beklentisi bir önceki anket döneminde yüzde 67,73 iken, bu anket döneminde yüzde 67,78 oldu.

12 ay sonrası TÜFE beklentisi bir önceki anket döneminde yüzde 36,74 iken, bu anket döneminde yüzde 37,34 oldu. 24 ay sonrası TÜFE beklentisi ise aynı anket dönemlerinde sırasıyla yüzde 20,63 ve yüzde 21,17 olarak gerçekleşti.

Büyüme beklentisi arttı

Katılımcıların GSYH 2022 yılı büyüme beklentisi bir önceki anket döneminde yüzde 4,8 iken, bu anket döneminde yüzde 5,1 olarak gerçekleşti.

GSYH 2023 yılı büyüme beklentisi ise bir önceki anket döneminde yüzde 4,5 iken, bu anket döneminde yüzde 4,2 olarak gerçekleşti.

Anket katılımcıları değişmişti

TCMB’nin piyasa katılımcıları anketindeki “katılımcılar”, geçen ay değişmiş ve değişiklik sonrasında dolar ve enflasyon beklentisi düşmüştü.

TCMB’nin bu hamlesi, anketin güvenilirliğine dair şüpheleri artırırken, büyük bankalar ve işveren örgütleri dahil bir dizi katılımcının TCMB’nin yüksek bulduğu beklentileri nedeniyle anketten çıkarıldıkları ortaya çıkmıştı.

Paylaşın

Gayrisafi Milli Hasıla Yüzde 43,5 Arttı

Gayrisafi milli hasıla (GSMH), 2021 yılında bir önceki yıla göre yüzde 43,5 artarak 7 trilyon 141 milyar 887 milyon 817 bin TL oldu. GSMH, bir ülke vatandaşlarının bir yıl için ürettikleri toplam mal ve hizmetlerin, belli bir para birimi karşılığındaki değerinin toplamıdır.

Haber Merkezi / Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2021 yılı Kurumsal Sektör Hesapları verisini açıkladı. Buna göre, Gayrisafi Milli Hasıla (GSMH) 2021 yılında bir önceki yıla göre yüzde 43,5 artarak 7 trilyon 141 milyar 887 milyon 817 bin TL oldu.

Mali olmayan şirketler, toplam ekonomide oluşturulan katma değere en fazla katkıyı yapan sektör oldu. Mali olmayan şirketlerin toplam katma değer içindeki payı yüzde 58 olarak gerçekleşti. Bu sektörü sırasıyla hanehalkı ve hanehalkına hizmet veren kar amacı olmayan kuruluşlar ile genel devlet takip etti.

Toplam gayrisafi tasarrufun Gayrisafi Yurt İçi Hasıla’ya (GSYH) oranı 2021 yılında toplam ekonomi için yüzde 30,3 oldu. Bu oran mali olmayan şirketler için yüzde 16,8, hanehalkı için yüzde 7,1, mali şirketler için yüzde 3,2 ve genel devlet için yüzde 3,2 oldu.

Hanehalkı tasarrufunun harcanabilir gelire oranı olarak tanımlanan tasarruf oranı, 2020 yılında yüzde 11,2 iken 2021 yılında yüzde 11,4 oldu. Toplam ekonomi 2020 yılında GSYH’nin yüzde 4,8’i ile net borç alan konumunda iken 2021 yılında da yüzde 1,6’sı ile net borç alan pozisyonunda oldu.

Gayrisafi milli hasıla nedir?

Gayrisafi milli hasıla (GSMH), bir ülke vatandaşlarının bir yıl için ürettikleri toplam mal ve hizmetlerin, belli bir para birimi karşılığındaki değerinin toplamıdır. Vatandaşlık ayrımının yapılmasındaki sebep, GSMH’nin gayrisafi yurt içi hasıladan (GSYİH) farklı olduğunu belirtmek içindir. GSYİH, o ülkede faaliyet gösteren yabancı ülke yurttaşlarının ürettiği nihai mal ve hizmetleri de kapsar.

Başka bir deyişle GSMH, bir ülkenin yurt dışında çalışan vatandaşlarının ülkeye gönderdikleri faktör gelirlerinin GSYİH’ye eklenip ülkede çalışan yabancıların kendi ülkelerine gönderdikleri faktör gelirlerinin GSYİH’den düşülmesi ile elde edilen değerdir.

1990’ların başından itibaren, küreselleşmenin ivme kazanıp üretim faktörlerinin ve sermayenin, ülke sınırlarının dışına taşması sonucu, makroekonomik analizlerde ilgi, bir ülkenin yurttaşlarının gelirini ifade eden GSMH yerine, bir ülkenin sınırları içerisinde yaratılan toplam geliri ifade eden GSYİH üzerine yoğunlaşmıştır. Fakat yine de ülkelerdeki kişi başına gelir ve bunların karşılaştırılması gibi konularda GSMH hâlâ önemli bir kavram ve ölçüdür. GSMH, genellikle bir yıllık zaman birimi içinde hesaplanır.

Kişi başına Millî Hasıla hesaplamalarında nüfus artışı göz önünde bulundurulur.

Paylaşın

Gıda Fiyatları Dünyada Yüzde 4; Türkiye’de Yüzde 92 Arttı

Gıda fiyatları dünya genelinde yıllık yüzde 4. Avrupa Birliği’nde yüzde 14 olurken, Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) ortalaması ise yüzde 15 gerçekleşti. Gıda fiyatları Türkiye’de son 1 yılda yüzde 92 artış gösterdi.

Euronews Türkçe‘nin aktardığına göre, Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü’nün (FAO) açıkladığı Küresel Gıda Fiyat Endeksi ise 6 aydan bu yana düşüyor.

Türkiye’de resmi yıllık enflasyon Eylül 2022’de yüzde 83’ü aşarken ulaştırmadan sonra en çok fiyat artışı gıdada oldu. Gıda fiyatları son 1 yılda yüzde 92 artış gösterdi. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü’nün (FAO) açıkladığı Küresel Gıda Fiyat Endeksi ise 6 aydan bu yana düşüyor.

Küresel gıda fiyatlarında yıllık artış oranı yüzde 4. Ağustos ayı itibariyle Avrupa Birliği’nde yıllık gıda enflasyonu yüzde 14 olurken Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) ortalaması ise yüzde 15 gerçekleşti.

Peki, gıda enflasyonunun en yüksek olduğu ülkeler hangisi? Dünyada ve Avrupa’da gıda enflasyonu ne durumda?

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı yıllık tüketici enflasyonu Eylül ayında yüzde 83,45 oldu. Gıda fiyatları aynı dönemde yüzde 92,4 yükseldi. FAO’nun Küresel Gıda Fiyat Endeksi ise aynı dönemde yıllık yüzde 3,8 artış gösterdi.

Dünyada 6 aydır düşüyor, Türkiye’de 2 seneden beri yükseliyor

Küresel gıda fiyatları 6 aydan bu yana aralıksız düşüyor. Türkiye’de ise Eylül 2020’den bu yana 2 seneden beri aralıksız yükseliyor. FAO ve TÜİK’in açıkladığı gıda fiyat endeksleri arasındaki fark Türkiye’nin “yeni ekonomik modele” geçtiği Kasım 2022’den itibaren giderek büyüyen bir makasa dönüştü. TÜİK verileri yeni ekonomik modelden sonra Türkiye’de gıda fiyatlarının nasıl hızla artmaya başladığını ortaya koyuyor.

Endeks yöntemi fiyat değişimi net bir şekilde ortaya koyuyor. TÜİK ve FAO’nun açıkladığı gıda fiyat endekslerini Ocak 2018’de 100’e eşitliyoruz. Bu şu anlama geliyor: Dünyada ve Türkiye’de gıda fiyatları Ocak 2018’de birbirine eşit. Türkiye ve küresel fiyat farkı çoğu zaman yakın seyrediyor.

Ocak 2019 dünya gıda fiyatları 99’a düşerken Türkiye’de 132’ye çıkıyor. Ocak 2020’de ise küresel gıda fiyatları 109 birime çıkarken Türkiye’de 144 birimi görüyor. Ocak 2021’de FAO Küresel Gıda Fiyat Endeksi 119 birim olurken TÜİK’in Gıda Fiyat Endeksi 170’e kadar yükseliyor.

Ocak 2022’ye gelindiğinde ise dünya ile Türkiye arasındaki makas iyice belirginleşiyor. Ocak 2018’de fiyatlar birbirine eşitken Ocak 2022’de dünyada 140 birime; Türkiye’de ise 266 birime yükseliyor. Eylül 2022 itibariyle küresel fiyatlar 140’ta kalırken Türkiye’de 374’e kadar çıkıyor.

Yeni ekonomik model sonrası fark başlıyor

FAO Gıda Fiyat Endeksi ile TÜİK Gıda Fiyat Endeksini Eylül 2021’de 100’e eşitlediğimiz ise fiyat değişimi daha net ortaya çıkıyor. Bu şu demek: Temmuz 2021’de dünya ve Türkiye’de gıda fiyatları eşit ve 100 birim. Ekim ve Kasım aylarında fiyatlar birbirine yakın seyrediyor.

Ancak bu defa Aralık 2021’den sonra fark açılmaya başlıyor. Bir sene önce dünyada ve Türkiye’de gıda fiyatları 100 iken Eylül 2022’de dünyada 103,8 birime; Türkiye’de ise 192,4 birime çıkıyor.

OECD ülkelerinde en fazla artış açık ara Türkiye’de

Öte yandan OECD ülkelerinde gıda fiyatlarının en çok arttığı ülke açık ara Türkiye. Ağustos ayı itibariyle gıda ve alkolsüz içecek fiyat endeksi Türkiye’de yüzde 90,3 artış gösterdi. Aynı dönemde fiyatlar OECD ortalamasında yüzde 15; AB’de ise yüzde 14 yükseldi.

Türkiye’ye en yakın artış yüzde 33 ile Macaristan’da yaşandı. Gıda ve alkolsüz içecek fiyatlarının en az yükseldiği ülkeler ise yüzde 3 ile İsviçre ve yüzde 4 ile İsrail oldu.

Ağustos 2022 itibariyle yıllık gıda enflasyonu Almanya’da yüzde 16, İsveç’te yüzde 14, ABD’de yüzde 14, İngiltere, Avusturya ve Hollanda’da yüzde 13; Fransa’da ise yüzde 8 gerçekleşti.

Türkiye’de 2019-2021 arasında yıllık gıda enflasyonu yüzde 15-20 civarında seyretti. Ancak 2022 yılından itibaren yüzde 80-90 civarında gerçekleşiyor.

Paylaşın

TÜİK Açıkladı: Sanayi Üretimi Ağustos Ayında Yüzde 1 Arttı

Takvim etkisinden arındırılmış sanayi üretim endeksi ağustos ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 1 arttı. Mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış sanayi üretimi ise bir önceki aya göre yüzde 2.4 arttı.

Haber Merkezi / Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Sanayi Üretim Endeksi Ağustos 2022 verilerini açıkladı.

Buna göre, Takvim etkisinden arındırılmış sanayi üretim endeksi ağustosta bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 1 arttı. Mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış sanayi üretimi bir önceki aya göre yüzde 2.4 arttı.

Sanayinin alt sektörleri incelendiğinde, ağustos ayında madencilik ve taşocakçılığı sektörü endeksi bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 12,4 azaldı. İmalat sanayi sektörü endeksi yüzde 2,2 artarken elektrik, gaz, buhar ve iklimlendirme üretimi ve dağıtımı sektörü endeksi yüzde 3,5 azaldı.

Aylık bazda bakıldığında madencilik ve taşocakçılığı sektörü endeksi bir önceki aya göre yüzde 3,9 azalırken, imalat sanayi sektörü endeksi yüzde 2,7 ve elektrik, gaz, buhar ve iklimlendirme üretimi ve dağıtımı sektörü endeksi yüzde 2,8 arttı.

Sanayi Üretim Endeksi nedir?

Sanayi üretim endeksi, sanayi sektöründe yer alan kuruluşların üretimlerindeki değişimi gösteren bir endekstir. TÜİK tarafından 2005 yılı üretimi 100 olarak alınmak suretiyle, her ay 4850 işyerinden Aylık Sanayi Üretim Anketiyle derlenen verilere dayanılarak hesaplanmaktadır. Her ay bu endeksteki değişimlere göre sanayi üretimindeki artış ve gerilemeler ölçülmektedir.

Türkiye’de sanayi sektöründeki kuruluşlar üç alt sektörde sınıflandırılmış bulunuyor. Bu alt sektörler ve toplam üretim endeksi içindeki ağırlıkları şöyledir: (1) İmalat sanayi sektörü (yüzde 85,85), (2) Elektrik, gaz, buhar ve iklimlendirme üretim ve dağıtımı alt sektörü (yüzde 10,55), (3) Madencilik ve taşocakçılığı sektörü (yüzde 3,60.) Endekste bu üç kategoride yer alan toplam 1382 madde kapsanıyor.

Her üretim biriminin hiçbir sorun yaşanmayan bir ortamda kapasitesinin tamamı kadar üretim yapması teorik olarak mümkündür. Ne var ki gerçek yaşamda tatiller, enerji kesintileri, arızalar, bakım araları, grevler gibi birçok nedenle üretim aksar. O nedenle üretim birimleri kapasitelerini yüzde 100 olarak kullanamazlar. Bir üretim biriminin 100 birimlik kapasitesini 80 birim üretim olarak kullanması halinde o üretim biriminin kapasite kullanım oranı yüzde 80’dir Bu hesaplamayı bütün üretim birimleri için yaparsak ülke sanayisindeki kapasite kullanımını ölçmüş oluruz. Bu ölçmenin önemi sanayi üretiminin ne yönde geliştiğini anlamamıza yardımcı olmasından kaynaklanır.

Örneğin bir önceki ay kapasite kullanım oranı ülke çapında yüzde 72 iken bir sonraki ay yüzde 78’e çıkmışsa, mevsimlik etkiler ve aya ilişkin özellikler ayrıca değerlendirilmek koşuluyla, sanayi üretiminde artış başladığı yorumu yapılır. Kapasite kullanım oranı hesaplanırken imalât sanayi alt sektörü esas alınır. Bunun iki nedeni vardır: (1) İmalat sanayi alt sektörü toplam imalat sanayi sektörünün yüzde 86’ya yakın büyüklüğünü temsil eder, (2) İmalat sanayi üretimi mevsim ve takvim etkilerinden daha az etkilenir.

Paylaşın

8 Ayda Kaynağı Belirsiz Para Girişi 28,3 Milyar Dolar

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) tarafından açıklanan ödemeler dengesi verilerine göre, kaynağı belirsiz para girişlerini gösteren net hata ve noksan kalemi ağustosta 3,96 milyar dolar oldu.

Bu rakam Ocak-Ağustos döneminde 28,31 milyar dolar olarak gerçekleşti. Geçtiğimiz yılın ilk 8 ayında bu rakam 13,5 milyar dolar olmuştu. Ülkeye kaynağı belirsiz para girişi 2022’nin ilk 6 ayında17,5 milyar dolarla rekor kırmıştı. Böylece kaynağı belirsiz para rekor seviyenin üstündeki seyrini sürdürdü.

Net hata ve noksan kalemi nedir?

Mahfi Eğilmez’in tanımına göre, Bir ülkenin dış dünya ile ekonomik ilişkilerini gösteren ödemeler dengesine ilişkin verilerin derlenmesinde ortaya çıkan hatalar ve eksikliklerin ödemeler dengesi tablosunda gösterildiği kaleme net hata ve noksan adı veriliyor

TCMB metinlerinde ‘net hata noksan’ kalemi içinse “Verilerin değişik kaynaklardan elde edilmesi, değerleme, ölçme ve kayıt zamanı farklılıkları yaratmakta; sonuç itibarıyla oluşan farklar Net Hata ve Noksan (NHN) kalemine ‘kalıntı’ şeklinde yansımaktadır. Bu kalem, finans hesabından, cari işlemler hesabı ve sermaye hesabının çıkarılmasıyla elde edilmektedir” ifadeleri yer alıyor.

Ödemeler dengesi istatistikleri ve dolayısıyla net hata ve noksan kalemi de, hem geçici nitelikteki verilerin zaman içinde kesinleşmesi hem de yeni bir kaynaktan veri derlenmeye başlanması nedeniyle geriye dönük olarak güncelleniyor.

İthalat ve ihracattaki gümrük ve banka kayıtlarındaki farklılıkların yanı sıra turizm gelir ve giderlerinin izlenebilmesi için yürütülen anket çalışmaları sonucunda hesaplanan gelir veya gider, bankaların döviz varlıklarına artış veya azalış olarak yansımamışsa, aradaki fark ‘net hata noksan’ kalemine yansıtılıyor.

Yastık altında saklanan para ve değerli metallerin sisteme giriş ve çıkışları da kaynağı belirsiz giriş ve çıkışlar olarak kayda geçiyor.

Net hata ve noksan kalemi neden artıyor?

Sermaye girişlerinin zayıfladığı, TL’de değer kayıplarının yaşandığı, vergi ve varlık barışı olduğu dönemlerde yerleşiklerin yurtdışı mevduat kaynaklı sermaye hareketlerinin artması da net hata ve noksan kaleminde rakamları artırıyor.

Türkiye’de yerleşik kişilerin yurtdışı mevduat verilerinin kapsanmasındaki eksiklikler ve Türk sahipli yabancı bayraklı gemiler ve navlun verileri de net hata ve noksan kaleminde etkili oluyor.

Paylaşın

IMF’den Uyarı: Henüz En Kötüsü Yaşanmadı

Rusya’nın Ukrayna’da sürdürdüğü savaşın ve Kovid 19 salgınının ekonomik görünüm üzerinde ağır bir baskı oluşturduğu kaydeden IMF, küresel ekonomideki zorluklarda “henüz en kötüsünün yaşanmadığını” ve birçok kişi için “2023 yılının durgunluk gibi hissedileceğini” söyledi.

IMF, bu yıla ilişkin küresel ekonomik büyüme beklentisini yüzde 3,2 olarak korurken, gelecek yıla dair tahmini yüzde 2,9’dan yüzde 2,7’ye düşürürken, Türkiye için bu yıla ilişkin büyüme beklentisi yüzde 5, gelecek yıl ise yüzde 3 olarak öngördü.

Uluslararası Para Fonu (IMF), Dünya Ekonomik Görünüm Raporu’nun ekim sayısını “Geçim Kriziyle Mücadele” başlığıyla yayımladı.

Küresel ekonominin bir dizi çalkantılı zorluk yaşadığının vurgulandığı raporda, yüksek enflasyonun, çoğu bölgede sıkılaşan mali koşulların, Rusya’nın Ukrayna’da sürdürdüğü savaşın ve Kovid 19 salgınının ekonomik görünüm üzerinde ağır bir baskı oluşturduğu kaydedildi.

IMF, bu yıla ilişkin küresel ekonomik büyüme beklentisini yüzde 3,2 olarak korurken, gelecek yıla dair tahmini yüzde 2,9’dan yüzde 2,7’ye düşürdü. Raporda Türkiye ekonomisinin bu yıla ilişkin büyüme beklentisi yüzde 5, gelecek yıl ise yüzde 3 olarak öngörüldü.

Raporda, Türkiye için 2022 yıllık enflasyon beklentisi yüzde 73,1 olurken, enflasyonun 2023’te yüzde 51,2’ye gerileyeceği tahmin edildi.​​​​​​​

Küresel enflasyonun ise 2021’de 4,7’den 2022 yılında yüzde 8,8’ye yükselmesi öngörülüyor.

2023 yılında 6,5’e düşmesi beklenen enflasyonun 2024 yılına kadar yüzde 4,1’e ineceği tahmin ediliyor.

IMF, küresel ekonomideki zorluklarda “henüz en kötüsünün yaşanmadığını” ve birçok kişi için “2023 yılının durgunluk gibi hissedileceğini” söyledi.

IMF’nin raporunda, “Küresel ekonominin gelecekteki sağlığı, kritik olarak para politikasının başarılı bir şekilde ayarlanmasına, Ukrayna’daki savaşın seyrine ve Çin’deki gibi salgınla ilgili arz yönlü daha fazla aksama olasılığına bağlı” denildi.

IMF, İngiltere Maliye Bakanı’nın mini bütçesini eleştirdi

IMF, İngiltere Maliye Bakanı Kwasi Kwarteng’in yüksek gelirliler için teklif ettiği vergi kesintisinin kısa vadede ekonomiyi destekleyeceğini ancak bunun uzun vadede geçim kriziyle mücadeleyi “daha karışık bir hale getireceğini” söyledi.

Bugün yayımlanan raporda İngiltere’de enflasyonun diğer büyük ekonomilere kıyasla daha uzun bir süre devam edeceğini öngördü.

İngiltere’de enflasyonun bu yılın sonunda yüzde 11,3’e ulaşarak zirve yapması bekleniyor. 2023 ve 2024 yıllarında ise enflasyonun yüzde 9 seviyesinde seyredeceği tahmin ediliyor. Bu, İngiltere Merkez Bankası’nın yüzde 2 hedefinden çok yüksek.

(Kaynak: BBC Türkçe)

Paylaşın

Cari Açık, 40 Milyar 889 Milyon Dolara Yükseldi

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) ağustos ayına ilişkin ödemeler dengesi istatistiklerini yayımladı. Cari açık bu ayda 3 milyar 112 milyon ABD doları açık verdi. On iki aylık cari işlemler açığı ise 40 milyar 889 milyon ABD dolarına çıktı. Cari hesap bir önceki yılın ağustos ayında 1 milyar 75 milyon dolar fazla vermişti. 

Haber Merkezi / Bu gelişmede, ödemeler dengesi tanımlı dış ticaret açığının bir önceki yılın aynı ayına göre 6 milyar 816 milyon dolar artarak 9 milyar 700 milyon dolara yükselmesi etkili oldu. Geçen yılın ağustos ayında 4 milyar 971 milyon dolar açık veren altın ve enerji hariç cari işlemler hesabında, bu yılın aynı döneminde 6 milyar 276 milyon dolar fazla oluştu.

Ağustosta doğrudan yatırımlardan kaynaklanan net girişler 573 milyon dolar oldu. Bu dönemde, portföy yatırımları 812 milyon dolarlık net giriş kaydetti. Resmi rezervlerde 10 milyar 786 milyon dolarlık artış kaydedildiği bildirildi.

Cari Açık nedir?

Ülkenin dış dünya ile olan mal ve hizmet ticaretinin sonucu cari denge olarak adlandırılır. Sadece mal ticaretinin sonucu ise dış ticaret dengesidir.

Eğer ülkenin sattığı mallar satın aldığı mallardan fazla ise dış ticaret fazlası, tersi geçerli ise dış ticaret açığı vardır. Mal ticaretinin sonucuna hizmet ticaretinin (en önemli kalem turizm)  sonucu eklenerek cari dengeye ulaşılır.

Örneğin dış ticaret açığı -60 milyar $ olan (yani mal ticaretinde – 60 milyar $ açık veren) bir ülkenin turizm gelirleri giderlerinden 20 milyar $ daha fazla ise (yani hizmet ticaretinde +20 milyar $ fazla vermişse)  cari açığı 40 milyar $ dolar olacaktır.

Cari açık ülkenin dış dünyadan dolar talebini gösterir. Bir başka deyişle bu açığın finansmanı için 40 milyar dolar bulunması gerekir.

Döviz bir ülkeye nasıl girer?

Dolar arzı yani ülkeye döviz girişi esas olarak üç kanaldan olur.

a-Doğrudan yabancı yatırımlar (yabancıların şirket satın almak, fabrika kurmak amacıyla ülkeye getirdikleri dövizler)

b-Portföy yatırımları (yani yabancıların özel şirket tahvil ve hisse senetleri ile devlet tahvillerini satın almak üzere ülkeye soktukları döviz)ve

c- Kısa ve uzun vadeli borçlanmalar.

Cari açığın finansmanı içinde portföy yatırımları ile kısa vadeli borçların payının artması ülke ekonomisinin kırılganlığının da artması demektir. Çünkü bu tür dövizler iç ve dış faktörlere bağlı olarak kolaylıkla her an ülkeyi terk edebilirler.

 

Paylaşın