Gayrisafi Milli Hasıla Yüzde 43,5 Arttı

Gayrisafi milli hasıla (GSMH), 2021 yılında bir önceki yıla göre yüzde 43,5 artarak 7 trilyon 141 milyar 887 milyon 817 bin TL oldu. GSMH, bir ülke vatandaşlarının bir yıl için ürettikleri toplam mal ve hizmetlerin, belli bir para birimi karşılığındaki değerinin toplamıdır.

Haber Merkezi / Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2021 yılı Kurumsal Sektör Hesapları verisini açıkladı. Buna göre, Gayrisafi Milli Hasıla (GSMH) 2021 yılında bir önceki yıla göre yüzde 43,5 artarak 7 trilyon 141 milyar 887 milyon 817 bin TL oldu.

Mali olmayan şirketler, toplam ekonomide oluşturulan katma değere en fazla katkıyı yapan sektör oldu. Mali olmayan şirketlerin toplam katma değer içindeki payı yüzde 58 olarak gerçekleşti. Bu sektörü sırasıyla hanehalkı ve hanehalkına hizmet veren kar amacı olmayan kuruluşlar ile genel devlet takip etti.

Toplam gayrisafi tasarrufun Gayrisafi Yurt İçi Hasıla’ya (GSYH) oranı 2021 yılında toplam ekonomi için yüzde 30,3 oldu. Bu oran mali olmayan şirketler için yüzde 16,8, hanehalkı için yüzde 7,1, mali şirketler için yüzde 3,2 ve genel devlet için yüzde 3,2 oldu.

Hanehalkı tasarrufunun harcanabilir gelire oranı olarak tanımlanan tasarruf oranı, 2020 yılında yüzde 11,2 iken 2021 yılında yüzde 11,4 oldu. Toplam ekonomi 2020 yılında GSYH’nin yüzde 4,8’i ile net borç alan konumunda iken 2021 yılında da yüzde 1,6’sı ile net borç alan pozisyonunda oldu.

Gayrisafi milli hasıla nedir?

Gayrisafi milli hasıla (GSMH), bir ülke vatandaşlarının bir yıl için ürettikleri toplam mal ve hizmetlerin, belli bir para birimi karşılığındaki değerinin toplamıdır. Vatandaşlık ayrımının yapılmasındaki sebep, GSMH’nin gayrisafi yurt içi hasıladan (GSYİH) farklı olduğunu belirtmek içindir. GSYİH, o ülkede faaliyet gösteren yabancı ülke yurttaşlarının ürettiği nihai mal ve hizmetleri de kapsar.

Başka bir deyişle GSMH, bir ülkenin yurt dışında çalışan vatandaşlarının ülkeye gönderdikleri faktör gelirlerinin GSYİH’ye eklenip ülkede çalışan yabancıların kendi ülkelerine gönderdikleri faktör gelirlerinin GSYİH’den düşülmesi ile elde edilen değerdir.

1990’ların başından itibaren, küreselleşmenin ivme kazanıp üretim faktörlerinin ve sermayenin, ülke sınırlarının dışına taşması sonucu, makroekonomik analizlerde ilgi, bir ülkenin yurttaşlarının gelirini ifade eden GSMH yerine, bir ülkenin sınırları içerisinde yaratılan toplam geliri ifade eden GSYİH üzerine yoğunlaşmıştır. Fakat yine de ülkelerdeki kişi başına gelir ve bunların karşılaştırılması gibi konularda GSMH hâlâ önemli bir kavram ve ölçüdür. GSMH, genellikle bir yıllık zaman birimi içinde hesaplanır.

Kişi başına Millî Hasıla hesaplamalarında nüfus artışı göz önünde bulundurulur.

Paylaşın

Gıda Fiyatları Dünyada Yüzde 4; Türkiye’de Yüzde 92 Arttı

Gıda fiyatları dünya genelinde yıllık yüzde 4. Avrupa Birliği’nde yüzde 14 olurken, Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) ortalaması ise yüzde 15 gerçekleşti. Gıda fiyatları Türkiye’de son 1 yılda yüzde 92 artış gösterdi.

Euronews Türkçe‘nin aktardığına göre, Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü’nün (FAO) açıkladığı Küresel Gıda Fiyat Endeksi ise 6 aydan bu yana düşüyor.

Türkiye’de resmi yıllık enflasyon Eylül 2022’de yüzde 83’ü aşarken ulaştırmadan sonra en çok fiyat artışı gıdada oldu. Gıda fiyatları son 1 yılda yüzde 92 artış gösterdi. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü’nün (FAO) açıkladığı Küresel Gıda Fiyat Endeksi ise 6 aydan bu yana düşüyor.

Küresel gıda fiyatlarında yıllık artış oranı yüzde 4. Ağustos ayı itibariyle Avrupa Birliği’nde yıllık gıda enflasyonu yüzde 14 olurken Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) ortalaması ise yüzde 15 gerçekleşti.

Peki, gıda enflasyonunun en yüksek olduğu ülkeler hangisi? Dünyada ve Avrupa’da gıda enflasyonu ne durumda?

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı yıllık tüketici enflasyonu Eylül ayında yüzde 83,45 oldu. Gıda fiyatları aynı dönemde yüzde 92,4 yükseldi. FAO’nun Küresel Gıda Fiyat Endeksi ise aynı dönemde yıllık yüzde 3,8 artış gösterdi.

Dünyada 6 aydır düşüyor, Türkiye’de 2 seneden beri yükseliyor

Küresel gıda fiyatları 6 aydan bu yana aralıksız düşüyor. Türkiye’de ise Eylül 2020’den bu yana 2 seneden beri aralıksız yükseliyor. FAO ve TÜİK’in açıkladığı gıda fiyat endeksleri arasındaki fark Türkiye’nin “yeni ekonomik modele” geçtiği Kasım 2022’den itibaren giderek büyüyen bir makasa dönüştü. TÜİK verileri yeni ekonomik modelden sonra Türkiye’de gıda fiyatlarının nasıl hızla artmaya başladığını ortaya koyuyor.

Endeks yöntemi fiyat değişimi net bir şekilde ortaya koyuyor. TÜİK ve FAO’nun açıkladığı gıda fiyat endekslerini Ocak 2018’de 100’e eşitliyoruz. Bu şu anlama geliyor: Dünyada ve Türkiye’de gıda fiyatları Ocak 2018’de birbirine eşit. Türkiye ve küresel fiyat farkı çoğu zaman yakın seyrediyor.

Ocak 2019 dünya gıda fiyatları 99’a düşerken Türkiye’de 132’ye çıkıyor. Ocak 2020’de ise küresel gıda fiyatları 109 birime çıkarken Türkiye’de 144 birimi görüyor. Ocak 2021’de FAO Küresel Gıda Fiyat Endeksi 119 birim olurken TÜİK’in Gıda Fiyat Endeksi 170’e kadar yükseliyor.

Ocak 2022’ye gelindiğinde ise dünya ile Türkiye arasındaki makas iyice belirginleşiyor. Ocak 2018’de fiyatlar birbirine eşitken Ocak 2022’de dünyada 140 birime; Türkiye’de ise 266 birime yükseliyor. Eylül 2022 itibariyle küresel fiyatlar 140’ta kalırken Türkiye’de 374’e kadar çıkıyor.

Yeni ekonomik model sonrası fark başlıyor

FAO Gıda Fiyat Endeksi ile TÜİK Gıda Fiyat Endeksini Eylül 2021’de 100’e eşitlediğimiz ise fiyat değişimi daha net ortaya çıkıyor. Bu şu demek: Temmuz 2021’de dünya ve Türkiye’de gıda fiyatları eşit ve 100 birim. Ekim ve Kasım aylarında fiyatlar birbirine yakın seyrediyor.

Ancak bu defa Aralık 2021’den sonra fark açılmaya başlıyor. Bir sene önce dünyada ve Türkiye’de gıda fiyatları 100 iken Eylül 2022’de dünyada 103,8 birime; Türkiye’de ise 192,4 birime çıkıyor.

OECD ülkelerinde en fazla artış açık ara Türkiye’de

Öte yandan OECD ülkelerinde gıda fiyatlarının en çok arttığı ülke açık ara Türkiye. Ağustos ayı itibariyle gıda ve alkolsüz içecek fiyat endeksi Türkiye’de yüzde 90,3 artış gösterdi. Aynı dönemde fiyatlar OECD ortalamasında yüzde 15; AB’de ise yüzde 14 yükseldi.

Türkiye’ye en yakın artış yüzde 33 ile Macaristan’da yaşandı. Gıda ve alkolsüz içecek fiyatlarının en az yükseldiği ülkeler ise yüzde 3 ile İsviçre ve yüzde 4 ile İsrail oldu.

Ağustos 2022 itibariyle yıllık gıda enflasyonu Almanya’da yüzde 16, İsveç’te yüzde 14, ABD’de yüzde 14, İngiltere, Avusturya ve Hollanda’da yüzde 13; Fransa’da ise yüzde 8 gerçekleşti.

Türkiye’de 2019-2021 arasında yıllık gıda enflasyonu yüzde 15-20 civarında seyretti. Ancak 2022 yılından itibaren yüzde 80-90 civarında gerçekleşiyor.

Paylaşın

TÜİK Açıkladı: Sanayi Üretimi Ağustos Ayında Yüzde 1 Arttı

Takvim etkisinden arındırılmış sanayi üretim endeksi ağustos ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 1 arttı. Mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış sanayi üretimi ise bir önceki aya göre yüzde 2.4 arttı.

Haber Merkezi / Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Sanayi Üretim Endeksi Ağustos 2022 verilerini açıkladı.

Buna göre, Takvim etkisinden arındırılmış sanayi üretim endeksi ağustosta bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 1 arttı. Mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış sanayi üretimi bir önceki aya göre yüzde 2.4 arttı.

Sanayinin alt sektörleri incelendiğinde, ağustos ayında madencilik ve taşocakçılığı sektörü endeksi bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 12,4 azaldı. İmalat sanayi sektörü endeksi yüzde 2,2 artarken elektrik, gaz, buhar ve iklimlendirme üretimi ve dağıtımı sektörü endeksi yüzde 3,5 azaldı.

Aylık bazda bakıldığında madencilik ve taşocakçılığı sektörü endeksi bir önceki aya göre yüzde 3,9 azalırken, imalat sanayi sektörü endeksi yüzde 2,7 ve elektrik, gaz, buhar ve iklimlendirme üretimi ve dağıtımı sektörü endeksi yüzde 2,8 arttı.

Sanayi Üretim Endeksi nedir?

Sanayi üretim endeksi, sanayi sektöründe yer alan kuruluşların üretimlerindeki değişimi gösteren bir endekstir. TÜİK tarafından 2005 yılı üretimi 100 olarak alınmak suretiyle, her ay 4850 işyerinden Aylık Sanayi Üretim Anketiyle derlenen verilere dayanılarak hesaplanmaktadır. Her ay bu endeksteki değişimlere göre sanayi üretimindeki artış ve gerilemeler ölçülmektedir.

Türkiye’de sanayi sektöründeki kuruluşlar üç alt sektörde sınıflandırılmış bulunuyor. Bu alt sektörler ve toplam üretim endeksi içindeki ağırlıkları şöyledir: (1) İmalat sanayi sektörü (yüzde 85,85), (2) Elektrik, gaz, buhar ve iklimlendirme üretim ve dağıtımı alt sektörü (yüzde 10,55), (3) Madencilik ve taşocakçılığı sektörü (yüzde 3,60.) Endekste bu üç kategoride yer alan toplam 1382 madde kapsanıyor.

Her üretim biriminin hiçbir sorun yaşanmayan bir ortamda kapasitesinin tamamı kadar üretim yapması teorik olarak mümkündür. Ne var ki gerçek yaşamda tatiller, enerji kesintileri, arızalar, bakım araları, grevler gibi birçok nedenle üretim aksar. O nedenle üretim birimleri kapasitelerini yüzde 100 olarak kullanamazlar. Bir üretim biriminin 100 birimlik kapasitesini 80 birim üretim olarak kullanması halinde o üretim biriminin kapasite kullanım oranı yüzde 80’dir Bu hesaplamayı bütün üretim birimleri için yaparsak ülke sanayisindeki kapasite kullanımını ölçmüş oluruz. Bu ölçmenin önemi sanayi üretiminin ne yönde geliştiğini anlamamıza yardımcı olmasından kaynaklanır.

Örneğin bir önceki ay kapasite kullanım oranı ülke çapında yüzde 72 iken bir sonraki ay yüzde 78’e çıkmışsa, mevsimlik etkiler ve aya ilişkin özellikler ayrıca değerlendirilmek koşuluyla, sanayi üretiminde artış başladığı yorumu yapılır. Kapasite kullanım oranı hesaplanırken imalât sanayi alt sektörü esas alınır. Bunun iki nedeni vardır: (1) İmalat sanayi alt sektörü toplam imalat sanayi sektörünün yüzde 86’ya yakın büyüklüğünü temsil eder, (2) İmalat sanayi üretimi mevsim ve takvim etkilerinden daha az etkilenir.

Paylaşın

8 Ayda Kaynağı Belirsiz Para Girişi 28,3 Milyar Dolar

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) tarafından açıklanan ödemeler dengesi verilerine göre, kaynağı belirsiz para girişlerini gösteren net hata ve noksan kalemi ağustosta 3,96 milyar dolar oldu.

Bu rakam Ocak-Ağustos döneminde 28,31 milyar dolar olarak gerçekleşti. Geçtiğimiz yılın ilk 8 ayında bu rakam 13,5 milyar dolar olmuştu. Ülkeye kaynağı belirsiz para girişi 2022’nin ilk 6 ayında17,5 milyar dolarla rekor kırmıştı. Böylece kaynağı belirsiz para rekor seviyenin üstündeki seyrini sürdürdü.

Net hata ve noksan kalemi nedir?

Mahfi Eğilmez’in tanımına göre, Bir ülkenin dış dünya ile ekonomik ilişkilerini gösteren ödemeler dengesine ilişkin verilerin derlenmesinde ortaya çıkan hatalar ve eksikliklerin ödemeler dengesi tablosunda gösterildiği kaleme net hata ve noksan adı veriliyor

TCMB metinlerinde ‘net hata noksan’ kalemi içinse “Verilerin değişik kaynaklardan elde edilmesi, değerleme, ölçme ve kayıt zamanı farklılıkları yaratmakta; sonuç itibarıyla oluşan farklar Net Hata ve Noksan (NHN) kalemine ‘kalıntı’ şeklinde yansımaktadır. Bu kalem, finans hesabından, cari işlemler hesabı ve sermaye hesabının çıkarılmasıyla elde edilmektedir” ifadeleri yer alıyor.

Ödemeler dengesi istatistikleri ve dolayısıyla net hata ve noksan kalemi de, hem geçici nitelikteki verilerin zaman içinde kesinleşmesi hem de yeni bir kaynaktan veri derlenmeye başlanması nedeniyle geriye dönük olarak güncelleniyor.

İthalat ve ihracattaki gümrük ve banka kayıtlarındaki farklılıkların yanı sıra turizm gelir ve giderlerinin izlenebilmesi için yürütülen anket çalışmaları sonucunda hesaplanan gelir veya gider, bankaların döviz varlıklarına artış veya azalış olarak yansımamışsa, aradaki fark ‘net hata noksan’ kalemine yansıtılıyor.

Yastık altında saklanan para ve değerli metallerin sisteme giriş ve çıkışları da kaynağı belirsiz giriş ve çıkışlar olarak kayda geçiyor.

Net hata ve noksan kalemi neden artıyor?

Sermaye girişlerinin zayıfladığı, TL’de değer kayıplarının yaşandığı, vergi ve varlık barışı olduğu dönemlerde yerleşiklerin yurtdışı mevduat kaynaklı sermaye hareketlerinin artması da net hata ve noksan kaleminde rakamları artırıyor.

Türkiye’de yerleşik kişilerin yurtdışı mevduat verilerinin kapsanmasındaki eksiklikler ve Türk sahipli yabancı bayraklı gemiler ve navlun verileri de net hata ve noksan kaleminde etkili oluyor.

Paylaşın

IMF’den Uyarı: Henüz En Kötüsü Yaşanmadı

Rusya’nın Ukrayna’da sürdürdüğü savaşın ve Kovid 19 salgınının ekonomik görünüm üzerinde ağır bir baskı oluşturduğu kaydeden IMF, küresel ekonomideki zorluklarda “henüz en kötüsünün yaşanmadığını” ve birçok kişi için “2023 yılının durgunluk gibi hissedileceğini” söyledi.

IMF, bu yıla ilişkin küresel ekonomik büyüme beklentisini yüzde 3,2 olarak korurken, gelecek yıla dair tahmini yüzde 2,9’dan yüzde 2,7’ye düşürürken, Türkiye için bu yıla ilişkin büyüme beklentisi yüzde 5, gelecek yıl ise yüzde 3 olarak öngördü.

Uluslararası Para Fonu (IMF), Dünya Ekonomik Görünüm Raporu’nun ekim sayısını “Geçim Kriziyle Mücadele” başlığıyla yayımladı.

Küresel ekonominin bir dizi çalkantılı zorluk yaşadığının vurgulandığı raporda, yüksek enflasyonun, çoğu bölgede sıkılaşan mali koşulların, Rusya’nın Ukrayna’da sürdürdüğü savaşın ve Kovid 19 salgınının ekonomik görünüm üzerinde ağır bir baskı oluşturduğu kaydedildi.

IMF, bu yıla ilişkin küresel ekonomik büyüme beklentisini yüzde 3,2 olarak korurken, gelecek yıla dair tahmini yüzde 2,9’dan yüzde 2,7’ye düşürdü. Raporda Türkiye ekonomisinin bu yıla ilişkin büyüme beklentisi yüzde 5, gelecek yıl ise yüzde 3 olarak öngörüldü.

Raporda, Türkiye için 2022 yıllık enflasyon beklentisi yüzde 73,1 olurken, enflasyonun 2023’te yüzde 51,2’ye gerileyeceği tahmin edildi.​​​​​​​

Küresel enflasyonun ise 2021’de 4,7’den 2022 yılında yüzde 8,8’ye yükselmesi öngörülüyor.

2023 yılında 6,5’e düşmesi beklenen enflasyonun 2024 yılına kadar yüzde 4,1’e ineceği tahmin ediliyor.

IMF, küresel ekonomideki zorluklarda “henüz en kötüsünün yaşanmadığını” ve birçok kişi için “2023 yılının durgunluk gibi hissedileceğini” söyledi.

IMF’nin raporunda, “Küresel ekonominin gelecekteki sağlığı, kritik olarak para politikasının başarılı bir şekilde ayarlanmasına, Ukrayna’daki savaşın seyrine ve Çin’deki gibi salgınla ilgili arz yönlü daha fazla aksama olasılığına bağlı” denildi.

IMF, İngiltere Maliye Bakanı’nın mini bütçesini eleştirdi

IMF, İngiltere Maliye Bakanı Kwasi Kwarteng’in yüksek gelirliler için teklif ettiği vergi kesintisinin kısa vadede ekonomiyi destekleyeceğini ancak bunun uzun vadede geçim kriziyle mücadeleyi “daha karışık bir hale getireceğini” söyledi.

Bugün yayımlanan raporda İngiltere’de enflasyonun diğer büyük ekonomilere kıyasla daha uzun bir süre devam edeceğini öngördü.

İngiltere’de enflasyonun bu yılın sonunda yüzde 11,3’e ulaşarak zirve yapması bekleniyor. 2023 ve 2024 yıllarında ise enflasyonun yüzde 9 seviyesinde seyredeceği tahmin ediliyor. Bu, İngiltere Merkez Bankası’nın yüzde 2 hedefinden çok yüksek.

(Kaynak: BBC Türkçe)

Paylaşın

Cari Açık, 40 Milyar 889 Milyon Dolara Yükseldi

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) ağustos ayına ilişkin ödemeler dengesi istatistiklerini yayımladı. Cari açık bu ayda 3 milyar 112 milyon ABD doları açık verdi. On iki aylık cari işlemler açığı ise 40 milyar 889 milyon ABD dolarına çıktı. Cari hesap bir önceki yılın ağustos ayında 1 milyar 75 milyon dolar fazla vermişti. 

Haber Merkezi / Bu gelişmede, ödemeler dengesi tanımlı dış ticaret açığının bir önceki yılın aynı ayına göre 6 milyar 816 milyon dolar artarak 9 milyar 700 milyon dolara yükselmesi etkili oldu. Geçen yılın ağustos ayında 4 milyar 971 milyon dolar açık veren altın ve enerji hariç cari işlemler hesabında, bu yılın aynı döneminde 6 milyar 276 milyon dolar fazla oluştu.

Ağustosta doğrudan yatırımlardan kaynaklanan net girişler 573 milyon dolar oldu. Bu dönemde, portföy yatırımları 812 milyon dolarlık net giriş kaydetti. Resmi rezervlerde 10 milyar 786 milyon dolarlık artış kaydedildiği bildirildi.

Cari Açık nedir?

Ülkenin dış dünya ile olan mal ve hizmet ticaretinin sonucu cari denge olarak adlandırılır. Sadece mal ticaretinin sonucu ise dış ticaret dengesidir.

Eğer ülkenin sattığı mallar satın aldığı mallardan fazla ise dış ticaret fazlası, tersi geçerli ise dış ticaret açığı vardır. Mal ticaretinin sonucuna hizmet ticaretinin (en önemli kalem turizm)  sonucu eklenerek cari dengeye ulaşılır.

Örneğin dış ticaret açığı -60 milyar $ olan (yani mal ticaretinde – 60 milyar $ açık veren) bir ülkenin turizm gelirleri giderlerinden 20 milyar $ daha fazla ise (yani hizmet ticaretinde +20 milyar $ fazla vermişse)  cari açığı 40 milyar $ dolar olacaktır.

Cari açık ülkenin dış dünyadan dolar talebini gösterir. Bir başka deyişle bu açığın finansmanı için 40 milyar dolar bulunması gerekir.

Döviz bir ülkeye nasıl girer?

Dolar arzı yani ülkeye döviz girişi esas olarak üç kanaldan olur.

a-Doğrudan yabancı yatırımlar (yabancıların şirket satın almak, fabrika kurmak amacıyla ülkeye getirdikleri dövizler)

b-Portföy yatırımları (yani yabancıların özel şirket tahvil ve hisse senetleri ile devlet tahvillerini satın almak üzere ülkeye soktukları döviz)ve

c- Kısa ve uzun vadeli borçlanmalar.

Cari açığın finansmanı içinde portföy yatırımları ile kısa vadeli borçların payının artması ülke ekonomisinin kırılganlığının da artması demektir. Çünkü bu tür dövizler iç ve dış faktörlere bağlı olarak kolaylıkla her an ülkeyi terk edebilirler.

 

Paylaşın

AK Parti’nin ‘Seçim Yatırımları’ Hızlandı

2023 milletvekilliği ve cumhurbaşkanlığı seçimleri yaklaştıkça, iktidarın seçim yatımları da hız kazandı. Asgari ücrete seçim nedeniyle yıl başında yüksek oranlı bir zam yapılacağına yönelik beklentiler artarken çifte zam tahmini geldi.

Güvenlik Servisleri Organizasyon Derneği (GÜSOD) Başkanı Murat Kösereisoğlu, asgari ücrete biri yılın başında diğeri de seçimlerden önce nisan ayında olmak üzere çifte zam yapılmasını beklediklerini söyledi.

Kösereisoğlu, enflasyondaki yüksek seyrin geçmişte olduğu gibi asgari ücrete yılda iki defa zam yapılmasını kaçınılmaz hale getirdiğini belirtti. Kösereisoğlu, yıl başında asgari ücrete 6 aylık enflasyonun üzerine 10 puan eklenerek zam yapılacağı tahmininde bulundu.

Sözcü’den Erdoğan Süzer’in haberine göre; özel güvenlik şirketlerinin üye olduğu Güvenlik Servisleri Organizasyon Derneği (GÜSOD) Başkanı Murat Kösereisoğlu, asgari ücrete biri yılın başında diğeri de seçimlerden önce nisan ayında olmak üzere çifte zam yapılmasını beklediklerini söyledi. Kösereisoğlu, enflasyondaki yüksek seyrin geçmişte olduğu gibi asgari ücrete yılda iki defa zam yapılmasını kaçınılmaz hale getirdiğini belirtti.

Kösereisoğlu, “Yıllık enflasyon yüzde 30’un altına düşmediği sürece yılda 2 zam olur. İkinci zam yapılacaksa seçim sonrasına bırakılmaz, öne çekilir. Öyle zannediyorum ki asgari ücret yıl başında artar, sonra seçimlerden önce, tahminen nisan ayında bir daha artar. Çünkü nisanda zam yapılmazsa temmuzda zaten zam ihtiyacı doğacağı için kimse zammı seçim sonrasına bekletmek istemez” dedi.

Enflasyon+10 puan zam

Kösereisoğlu, yıl başında asgari ücrete 6 aylık enflasyonun üzerine 10 puan eklenerek zam yapılacağı tahmininde bulundu. Enflasyonun bu yılın ikinci 6 aylık döneminde yüzde 17-18 civarında beklendiğini ifade eden Kösereisoğlu, böyle bir durumda yılın başında yapılacak zammın yüzde 25 civarında olabileceğini söyledi. Kösereisoğlu, çalışanların asgari ücretle geçinemediği için ek iş yaptığını, ayrıca bir ailede 2-3 kişinin çalıştığını ifade etti.

Paylaşın

Dünya Bankası Ve IMF’den ‘Küresel Resesyon’ Uyarısı

Dünya Bankası Başkanı David Malpass, bazı sanayileşmiş ülkelerde ekonomik büyümenin yavaşladığına dikkat çekerken, IMF Başkanı Kristalina Georgieva da, “Dünyanın en önemli üç ekonomisinde bir yavaşlama görüyoruz” dedi. 

Uluslararası Para Fonu (IMF) ve Dünya Bankası, dünya çapında bir resesyon yaşanabileceği uyarısında bulundu.

IMF ve Dünya Bankası, Pazartesi günü ABD’nin başkenti Washington’da yıllık toplantılarını gerçekleştirmek üzere bir araya geldi. Bu vesileyle Pazartesi günü açıklamalarda bulunan Dünya Bankası Başkanı David Malpass, bazı sanayileşmiş ülkelerde ekonomik büyümenin yavaşladığına dikkat çekti. Para devalüasyonunun düşük gelirli ülkeler için bir sorun olduğunu ve bu ülkelerde borçlanmanın artış eğiliminde olduğunu ifade eden Malpass, “Faiz oranlarının artması, bu ülkelerin omzunda ekstra yük oluşturuyor. Enflasyon da önceden olduğu gibi başta yoksullar olmak üzere herkes için büyük bir sorun” diye konuştu.

IMF Başkanı Kristalina Georgieva da Malpass’a paralel olarak, “Dünyanın en önemli üç ekonomisinde bir yavaşlama görüyoruz” dedi. Euro Bölgesi’nde özellikle de yükselişte olan enerji fiyatlarının sorun teşkil ettiğini belirten Georgieva, Çin’de ise koronavirüs pandemisinin hâlâ tedarik zincirleri üzerinde olumsuz etkide bulunduğunu ve bunun da ekonomik büyümeyi frenlediğini ifade etti. ABD’de her şeye rağmen güçlü bir iş pazarının olduğunu ifade eden IMF Başkanı, ABD Merkez Bankası Fed’in sert faiz politikası nedeniyle iş pazarının da ivme kaybettiğine dikkat çekti.

IMF, gelecek Salı günü, küresel konjonktürün gidişatına ilişkin öngörülerini kamuoyuyla paylaşacak. Büyüme tahminlerinin yeniden düşeceğini açıklayan Georgieva, “Son üç yılda önemli sonuçları beraberinde getiren, tahayyül edilemez olaylara tanıklık ettik. Coronavirüs hâlâ bizimle, Rusya’nın Ukrayna’yı işgali her yerde çok önemli sonuçlara yol açtı” dedi.

IMF-Dünya Bankası yıllık görüşmeleri, 2019 yılından beri ilk kez yüz yüze düzenleniyor. Söz konusu toplantıda, maliye bakanları, finans dünyasından temsilciler, merkez bankası temsilcileri ve kalkınma işbirliği alanında çalışan temsilciler bir araya geliyor.

Paylaşın

Vatandaşların Bankalara Borcu 5 Ayda 225 Milyar Lira Arttı

Yurttaşların bankalara olan borcunun 16-23 Eylül haftasında 16,5 milyar lira arttığı, bu borcun son 5 ayda ise 225 milyar TL arttığı belirtildi. Bireysel kredi borcunu ödeyemeyenlerin sayısının 659 bini, kredi kartı borcunu ödeyemeyenlerin sayısının ise 538 bini geçtiği, 4 milyon 144 bin 303 kişinin borcunu ödeyemediği için yasal takipte olduğu ifade edildi.

Öte yandan bankacılık sektörü bu yılın ilk 8 ayında net kârını geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 420,5 artırarak 252,2 milyar TL’ye çıkardı. Kamu bankalarının kârı da önceki yıla göre yüzde 509,7, diğer bankaların kârı ise yüzde 394,1 artarak rekor kırdı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Manisa Milletvekili Bekir Başevirgen, iktidarın ekonomi politikalarını eleştirdi ve yurttaşların artan borç yüküne ilişkin verileri paylaştı. “Kredi kartı ve tüketici kredisi borçları nedeniyle bu yıl ocak-ağustos döneminde bankalara ödenen faiz 112,2 milyar TL oldu” diyen Başevirgen, “Ödenen faiz tutarı ise geçen yılın aynı dönemine göre 38 milyar TL arttı” bilgisini paylaştı.

Borçlara ilişkin detayları paylaşan Başevirgen, “Bireylerin bankalara ve finansman şirketlerine olan borcu, takiptekiler de dahil bir trilyon 337 milyar TL’ye yükseldi. Bunun 993 milyar TL’si bireysel kredilerinden, 345 milyar TL’si de kredi kartı borçlarından kaynaklanıyor. Son hafta tüketici kredilerinde 7,7 milyar TL, kredi kartı borçlarında ise 8,8 milyar TL artış yaşandı” dedi.

Sözcü’den Cem Yıldırım’ın haberine göre 36 milyon 362 bin kişinin kredi borcu olduğunu ifade eden Başevirgen, “Türkiye’de 25 milyon hane olduğu düşünüldüğünde her 100 haneden 70’i krediyle yaşıyor. Borç artık döndürülemez hale geldi” dedi.

‘Bankaların karı rekor kırdı’

Artan enflasyon ve hayat pahalılığı nedeniyle emeğiyle yaşayanlar bankalara yönelirken, CHP’li Başevirgen de bankaların altın çağını yaşadığını söyledi. Başevirgen, “Bankacılık sektörü bu yılın ilk 8 ayında net kârını geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 420,5 artırarak 252,2 milyar TL’ye çıkardı. Kamu bankalarının kârı da önceki yıla göre yüzde 509,7, diğer bankaların kârı ise yüzde 394,1 artarak rekor kırdı” diye konuştu.

Yurttaşların bankalara olan borcunun 16-23 Eylül haftasında 16,5 milyar lira arttığını kaydeden Bekir Başevirgen, bu borcun son 5 ayda ise 225 milyar TL arttığını belirtti. Bireysel kredi borcunu ödeyemeyenlerin sayısının 659 bini, kredi kartı borcunu ödeyemeyenlerin sayısının ise 538 bini geçtiğini söyleyen Başevirgen, 4 milyon 144 bin 303 kişinin borcunu ödeyemediği için yasal takipte olduğunu ifade etti.

Paylaşın

TÜİK Açıkladı: Ağustos Ayında İşsizlik Yüzde 9,6

İşsiz sayısı Ağustos ayında bir önceki aya göre 100 bin kişi azaldı ve 3 milyon 312 bin kişi olarak kayıtlara geçti. İşsizlik oranı ise 0,4 puanlık azalış ile yüzde 9,6 seviyesinde gerçekleşti. İşsizlik oranı erkeklerde yüzde 8,2 iken kadınlarda yüzde 12,5 olarak tahmin edildi.

Haber Merkezi / Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Ağustos’a ilişkin işgücü verilerini açıkladı. Buna göre işsiz sayısı Ağustos’ta bir önceki aya göre 100 bin kişi azaldı ve 3 milyon 312 bin kişi olarak kayıtlara geçti.

İşsizlik oranı ise 0,4 puanlık azalış ile yüzde 9,6 seviyesinde gerçekleşti. İşsizlik oranı erkeklerde yüzde 8,2 iken kadınlarda yüzde 12,5 olarak tahmin edildi. Bu haliyle işsizlik Mart 2014’ten bu yana en düşük seviyeyi gördü.

Zamana bağlı eksik istihdam, potansiyel işgücü ve işsizlerden oluşan atıl işgücü (geniş tanımlı işsizlik) oranı da Ağustos’ta bir önceki aya göre 2,6 puan azalarak yüzde 19,8 oldu.

İstihdam oranı yüzde 47,9 oldu

İstihdam edilenlerin sayısı Ağustos’ta bir önceki aya göre 366 bin kişi artarak 31 milyon 14 bin kişi, istihdam oranı ise 0,5 puanlık artış ile yüzde 47,9 oldu.

Bu oran erkeklerde yüzde 65,3 iken kadınlarda yüzde 30,8 olarak gerçekleşti.

İşgücüne katılma oranı yüzde 53

İşgücü Ağustos’ta bir önceki aya göre 266 bin kişi artarak 34 milyon 326 bin kişi, işgücüne katılma oranı ise 0,4 puanlık artış ile yüzde 53 olarak gerçekleşti.

İşgücüne katılma oranı erkeklerde yüzde 71,2, kadınlarda ise yüzde 35,1 oldu.

Genç nüfusta işsizlik oranı yüzde 18

15-24 yaş grubunu kapsayan genç nüfusta işsizlik oranı bir önceki aya göre 0,8 puanlık azalış ile yüzde 18 oldu. Bu yaş grubunda işsizlik oranı; erkeklerde yüzde 15,2, kadınlarda ise yüzde 23,3 olarak tahmin edildi.

Haftalık ortalama fiili çalışma süresi 44,1 saat

İstihdam edilenlerden referans döneminde işbaşında olanların, mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış haftalık ortalama fiili çalışma süresi Ağustos’ta bir önceki aya göre 0,9 saat artarak 44,1 saat olarak gerçekleşti.

Paylaşın