TUSİAD Başkanı Orhan Turan’dan “Büyüme Modeli’ne Eleştiri

TÜSİAD Başkanı Orhan Turan, “Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılında, refah ve istihdam yaratmakta zorlanan bir büyüme modeli, düşük teknolojili ürünlere sıkışmış, katma değeri düşük, ithalata bağımlılığı yüksek, bölgeler itibariyle dağılımı dengesiz bir üretim yapısı, kalite ve itibar sorunu yaşayan kurumsal yapılar ülkemizin uluslararası arenada rekabet gücünü destekleyici mahiyette değildir.” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Üstelik, küresel gelişmeleri dikkate aldığımızda, bunlara ilaveten yeni alanlarda da dönüşümü sağlayacak bir dizi önlemi zaman kaybetmeden hayata geçirmeliyiz.”

Yaklaşan seçimler öncesi ekonomiye ilişkinde Turan, “Seçimlerin sonucu ne olursa olsun, seçim sonrası ile öncesi arasındaki ekonomik koşulların ve politikaların farklılaşması olası. Seçimler öncesinde küresel ekonomi zayıfken ve özellikle birçok AB ülkesinde resesyon dinamikleri gündemde iken Türkiye ekonomisinde iç talebe bağlı büyüme sürecinin desteklendiği bir dönem yaşayacağız” ifadelerini kullandı.

Türk Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (TÜSİAD) Başkanı Orhan Turan, Koç Üniversitesi-TÜSİAD Ekonomik Araştırma Forumu (EAF) tarafından bugün düzenlenen “2023 Yılında Türkiye Ekonomisi” başlıklı panelin açılışında konuştu. Turan’ın konuşmasından öne çıkan bölümler şöyle:

“Yeni bir yıla başlarken tüm ekonomi dünyası o yılın ekonomik trendlerini ve öngörülerini merakla bekler. 2023 bu açıdan daha da dikkat çekici bir yıl. Küresel ekonomiye ilişkin riskler ve belirsizlikler çok yüksek; Türkiye ekonomisi açısından da 2023’e düşmekte olsa da hala çok yüksek olan bir enflasyon oranı, büyümede yavaşlama, dış açık ve kamu açığında artış ile giriyoruz.

2023’ün ilk yarısında sıkı para politikasının etkisiyle Avrupa ve birçok gelişmiş ülkede resesyon tahmin edilirken ABD’de de büyümenin çok zayıf olması bekleniyor. Yılın ikinci yarısından itibaren ise izlenen sıkı para politikasının enflasyonu düşürmekte etkili olmasına paralel olarak dünya ekonomisinde zayıf da olsa yeniden bir büyüme süreci başlayacak.

2023’ün birinci ve ikinci yarısında ekonomik koşulların ve politikanın farklı olması Türkiye için de olası. Her şeyden önce küresel dinamikler ülkemizde de etkisini gösterecek. Finansal koşullarda yıl boyunca bir gevşeme olmasa da yılın ikinci yarısında dünya ekonomisinde büyümenin bir miktar hızlanacak olması ihracat talebinde bir canlanmayı muhtemel kılıyor.

Ancak Türkiye ekonomisi açısından 2023’e iki alt dönemde bakma ihtiyacının bir nedeni de milletvekilliği ve cumhurbaşkanlığı seçimleri. Seçimlerin sonucu ne olursa olsun, seçim sonrası ile öncesi arasındaki ekonomik koşulların ve politikaların farklılaşması olası. Seçimler öncesinde küresel ekonomi zayıfken ve özellikle birçok AB ülkesinde resesyon dinamikleri gündemde iken Türkiye ekonomisinde iç talebe bağlı büyüme sürecinin desteklendiği bir dönem yaşayacağız.

Yılın ikinci yarısında ise küresel ekonomide görülecek nispi olumlu gelişme, Türkiye ekonomisinde  makroekonomik istikrarı ve yapısal reformu önceleyen politikaların uygulanması açısından nispeten olumlu bir ortam yaratacak.

2023’ün ikinci yarısında dünya gibi Türkiye’nin de normalleşme sürecine girmesi gerekecek. Bunun en önemli koşulu da enflasyonun düşürülmesi ve ekonomik istikrarın tesis edilmesi. Enflasyonun çıkmış olduğu çok yüksek seviyelerden baz etkisiyle beraber düşme sürecine girmiş olmasını bir fırsat olarak değerlendirmek mümkün. Ancak enflasyonu düşürmede makro ihtiyati tedbirlerin para politikasının ikamesi olamayacağı noktasından hareketle para politikasını enflasyonla mücadele çerçevesinde formüle etmek, maliye politikasını enflasyonla mücadeleyi destekleyici mahiyette kurgulamak gerekiyor.

2023 yılını Türkiye açısından önemli kılan bir başka boyut da bu sene cumhuriyetimizin kuruluşunun yüzüncü yılı olması. Bu durum, neredeyse ilk yüzyılın geneline damga vurmuş olan bir dizi yapısal sorunumuzu, çözme iradesiyle ele almak için bir fırsat veriyor. Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılında, refah ve istihdam yaratmakta zorlanan bir büyüme modeli, düşük teknolojili ürünlere sıkışmış, katma değeri düşük, ithalata bağımlılığı yüksek, bölgeler itibariyle dağılımı dengesiz bir üretim yapısı, kalite ve itibar sorunu yaşayan kurumsal yapılar ülkemizin uluslararası arenada rekabet gücünü destekleyici mahiyette değildir. Üstelik, küresel  gelişmeleri dikkate aldığımızda, bunlara ilaveten yeni alanlarda da dönüşümü sağlayacak bir dizi önlemi zaman kaybetmeden hayata geçirmeliyiz.

Uyum sağlamamız gereken alanların başında iklim değişimi ile mücadele geliyor. Bu çerçevede sıfır karbon hedefi doğrultusunda bir dizi adımı atmak, döngüsel ekonomiden ve yeşil üretim tekniklerinden daha fazla yararlanmak, fosil enerji kaynaklarından yenilenebilir enerji kaynaklarına geçişi hızlandırmak ve enerji tasarrufu ve enerji verimliliğini artırmak önümüzdeki dönemin ekonomi politikası öncelikleri arasında yer almalı.

Ekonomik ve toplumsal hayatta dijital dönüşüme uyum sağlamak için de altyapıdan becerilere, bilim ve teknoloji politikalarından yatırım ortamına bir dizi alanda hızlı ve kapsamlı adımlar atmalıyız.

Kısacası çok konuştuğumuz ama şimdiye kadar ertelediğimiz yapısal reformları bir an önce tamamlamamız gerekiyor. Bu reformlar hem istikrarsızlığın adeta yeni normal haline geldiği küresel düzende rekabetçiliğimizi korumak açısından hem de özlemini çektiğimiz refah seviyesine ikinci yüzyılımızda ulaşmak açısından belirleyici önemde.”

Paylaşın

2022 Yılında 24 Bin 303 Şirket Kapandı

 

2022 aralık ayında 4 bin 891 şirket daha kapanırken, yılın genelinde ise 24 bin 303 şirket kapanmış oldu. Aralık ayında bir önceki aya göre kapanan şirket sayısı ise yüzde 177,3 artarken, yılın genelinde ise yüzde 20,1 arttı.

Haber Merkezi / Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB), aralık ayına ilişkin kurulan-kapanan şirket istatistiklerini açıkladı. Buna göre, 2022 yılında kurulan şirket sayısı, geçen yıla göre yüzde 27,8 arttı.

Aynı dönemde kurulan şirket sayısı yüzde 27,8 kurulan kooperatif sayısı yüzde 38,8 artmış olup kurulan gerçek kişi ticari işletme sayısı yüzde 1,7 azaldı.

2022 yılında, bir önceki yıla göre kapanan şirket sayısında yüzde 42,8 kapanan kooperatif sayısında yüzde 17,8 kapanan gerçek kişi ticari işletme sayısında yüzde 9,3 artış oldu.

Aralık 2022’de, bir önceki yılın aynı dönemine göre kurulan şirket sayısı yüzde 53,8 kurulan kooperatif sayısı yüzde 75,6 kurulan gerçek kişi ticari işletme sayısı yüzde 12,7 arttı.

Aralık 2022’de, kapanan şirket sayısı ise 2021 yılının aynı ayına göre yüzde 20,1 kapanan gerçek kişi ticari işletme sayısı yüzde 12,3 kapanan kooperatif sayısında yüzde 26,8 artış oldu.

Aralık ayında bir önceki aya göre kurulan şirket sayısı yüzde 14,2 kurulan gerçek kişi ticari işletme sayısı yüzde 50,2 kurulan kooperatif sayısı yüzde 12,8 arttı.

Aralık ayında bir önceki aya göre kapanan şirket sayısı ise yüzde 177,3 kapanan kooperatif sayısı yüzde 218,8 kapanan gerçek kişi ticari işletme sayısında yüzde 41,3 artış gerçekleşti.

Aralık 2022’de kurulan toplam 15.264 şirket ve kooperatifin yüzde 84,9’u limited şirket, yüzde 13,6’sı anonim şirket, yüzde 1,5’i ise kooperatif oldu. Şirket ve kooperatiflerin yüzde 35,9’u İstanbul, yüzde 9,9’u Ankara, yüzde 6,2’si Antalya’da kuruldu.

Aynı dönemde kurulan şirketlerin sermayelerinin toplamı, bir önceki aya göre yüzde 36,0 oranında arttı.

2022 yılında toplam 142.214 şirket ve kooperatif kuruldu. Bu dönemde kurulan toplam 122.409 limited şirket, toplam sermayenin yüzde 70,9’unu, 17.798 anonim şirket ise yüzde 28,9’unu oluşturdu. Aralık ayında kurulan şirketlerin sermayelerinin toplamı, bir önceki aya göre yüzde 36,0 oranında arttı.

Aralık 2022’de şirket ve kooperatiflerin 4.990’ı ticaret, 2.286’sı imalat ve 2.014’ü inşaat sektöründe, 1.318 gerçek kişi ticari işletmesi ise ticaret sektöründe kuruldu.

Aynı dönemde şirket ve kooperatiflerin 4.990’ı ticaret, 2.286’sı imalat ve 2.014’ü inşaat sektöründe kuruldu. Aralık’ta kurulan gerçek kişi ticari işletmelerinin; 1.318’i toptan ve perakende ticaret motorlu taşıtların ve motosikletlerin onarımı, 833’ü inşaat, 408’i imalat sektöründe oldu.

Aralık ayında kapanan şirket ve kooperatiflerin; 1.559’u toptan ve perakende ticaret, motorlu taşıtların ve motosikletlerin onarımı, 713’ü inşaat, 631’i imalat sektöründe gerçekleşti.

Aynı dönemde kapanan gerçek kişi ticari işletmelerinin 1.381’i toptan ve perakende ticaret, motorlu taşıtların ve motosikletlerin onarımı, 518’i inşaat, 370’i imalat sektöründe oldu.

Aralık 2022’de şirket ve kooperatiflerin 4.990’ı ticaret, 2.286’sı imalat ve 2.014’ü inşaat sektöründe, 1.318 gerçek kişi ticari işletmesi ise ticaret sektöründe kuruldu.

Aynı dönemde şirket ve kooperatiflerin 4.990’ı ticaret, 2.286’sı imalat ve 2.014’ü inşaat sektöründe kurulurken, kurulan gerçek kişi ticari işletmelerinin; 1.318’i toptan ve perakende ticaret motorlu taşıtların ve motosikletlerin onarımı, 833’ü inşaat, 408’i imalat sektöründe oldu.

Aralık’ta kapanan şirket ve kooperatiflerin; 1.559’u toptan ve perakende ticaret, motorlu taşıtların ve motosikletlerin onarımı, 713’ü inşaat, 631’i imalat sektöründe gerçekleşti.

Aynı dönemde kapanan gerçek kişi ticari işletmelerinin 1.381’i toptan ve perakende ticaret, motorlu taşıtların ve motosikletlerin onarımı, 518’i inşaat, 370’i imalat sektöründe oldu.

Paylaşın

Tarımsal Girdi Enflasyonu, Aylık Yüzde 2,38 Yıllık Yüzde 121,49 Arttı

Tarımsal girdi enflasyonu, kasım ayında bir önceki aya göre yüzde 2,38, bir önceki yılın aralık ayına göre yüzde 101,69, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 121,49 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 112,41 arttı.

Haber Merkezi / Yıllık tarımsal girdi enflasyonuna göre, 7 alt grup daha düşük, 4 alt grup daha yüksek değişim gösterdi.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Tarımsal Girdi Fiyat Endeksi (GFE) Kasım 2022 verilerini açıkladı.

Buna göre, Tarım-GFE’de, 2022 yılı kasım ayında bir önceki aya göre yüzde 2,38, bir önceki yılın aralık ayına göre yüzde 101,69, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 121,49 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 112,41 artış gerçekleşti.

Ana gruplarda bir önceki aya göre tarımda kullanılan mal ve hizmet endeksinde yüzde 2,12, tarımsal yatırıma katkı sağlayan mal ve hizmet endeksinde yüzde 4,37 artış gerçekleşti.

Bir önceki yılın aynı ayına göre göre tarımsal yatırıma katkı sağlayan mal ve hizmet endeksinde yüzde 101,22, tarımda kullanılan mal ve hizmet endeksinde yüzde 124,51 artış gerçekleşti.

Yıllık artışın düşük olduğu alt gruplar sırasıyla, yüzde 37,93 ile veteriner harcamaları ve yüzde 65,59 ile makine bakım masrafları oldu.

Buna karşılık, yıllık artışın yüksek olduğu alt gruplar ise sırasıyla, yüzde 172,05 ile enerji ve yağlar ve yüzde 151,15 ile bina bakım masrafları oldu.

Bir önceki aya göre azalış gösteren alt gruplar sırasıyla, yüzde 1,95 ile enerji ve yağlar ve yüzde 0,53 ile gübre ve toprak geliştiriciler oldu.

Buna karşılık, aylık artışın yüksek olduğu alt gruplar ise sırasıyla, yüzde 8,77 ile diğer mal ve hizmetler ve yüzde 6,12 ile malzemeler oldu.

Paylaşın

Cumhuriyet Tarihinin En Kapsamlı Borç Yapılandırma Paketi Geliyor!

31 Aralık 2022’ye kadar devlete olan tüm borçlar yapılandırılacak. Yapılandırma paketi pazartesi günü Kabine’de masaya yatırılacak. Kabine sonrası Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın paketin ayrıntılarını açıklaması bekleniyor. 

NTV’den Ahmet Ergen’in haberine göre, paketin en geç şubat ortasında yasalaşması bekleniyor.

Cumhuriyet tarihinin en kapsamlı borç yapılandırma paketi için hükümet harekete geçti. Paket, önümüzdeki hafta başında Kabine toplantısında değerlendirilecek.

Buna göre 31 Aralık 2022’ye kadar devlete olan tüm borçlar yapılandırılacak.

Vergi, prim ve cezalar kapsamda

Vergi, sigorta primi borçlarıyla adli ve idari cezalar için yapılandırma imkanı sunulacak.

Şirketlere matrah artırımı, kasa ve stok affı imkanı sağlanacak. Belediyelere olan borçlar, su ve öğrenim kredisi borçları yapılandırma kapsamında olacak.

Taksitli ödeme imkanı

Anapara borcuna eklenen faiz ve gecikme faizi borçlarında önemli ölçüde silinme meydana gelecek. Önceki yapılandırmalarda olduğu gibi peşin ve taksitli ödeme imkanı getirilecek. Peşin ödeme halinde yüzde 90’a kadar borçların silinmesi imkanı olacak. Belirli tutarın altında olan borçların tamamının silinmesi söz konusu olabilir.

Ne zaman yasalaşacak?

Yapılandırma paketi pazartesi günü Kabine’de masaya yatırılacak. Kabine sonrası Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın paketin ayrıntılarını açıklaması bekleniyor. Paketin en geç şubat ortasında yasalaşması bekleniyor.

Hangi borçlar yapılandırılacak?

Yapılandırma işleminin vergi borçları; maliyeye olan vergi borçları henüz kesinleşmemiş veya dava sürecinde olan cezalar, Kredi Yurtlar Kurumu öğrenim kredileri, motorlu taşıt vergileri, trafik cezaları, nüfus cezaları, askerlik cezaları, otoyol ve köprülerden kaçak geçiş ücretleri ve cezaları, gümrük cezaları ve sosyal güvenlik kurumu tarafından takip edilen sigorta primlerini kapsaması bekleniyor.

Paylaşın

Vatandaş Borcunu Ödeyemiyor!

Bankacılık sektöründe takipteki alacaklar, 13 Ocak itibarıyla bir önceki haftaya göre 1 milyar 382 milyon lira artarak 161 milyar 653 milyon liraya yükseldi. Söz konusu takipteki alacakların 140 milyar 656 milyon lirasına özel karşılık ayrıldı.

Sektörün kredi hacmi 13 Ocak itibarıyla 107 milyar 813 milyon lira artarken toplam kredi hacmi 7 trilyon 681 milyar 230 milyon liraya çıktı. Bankacılık sektöründeki toplam, geçen hafta 224 milyar 314 milyon lira arttı. Söz konusu haftada bankacılık sektörü toplam mevduatı, 9 trilyon 83 milyar 302 milyon lira oldu.

Yaşanan derin ekonomik kriz Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) verilerine yansıdı.

BDDK tarafından yayımlanan haftalık bültene göre tüketici kredileri tutarı, 13 Ocak itibarıyla 13 milyar 717 milyon lira arttı. Tüketici kredileri tutarı 1 trilyon 107 milyar 477 milyon liraya yükselirken bunların 361 milyar 483 milyon lirası konut, 51 milyar 233 milyon lirası taşıt ve 694 milyar 761 milyon lirası ihtiyaç kredilerinden oluştu.

BirGün’de yer alan habere göre; söz konusu dönemde taksitli ticari kredilerin tutarı 981 milyar 435 milyon liraya çıktı. Bankaların bireysel kredi kartı alacakları da yüzde 2,8 yükselerek 463 milyar 825 milyon lira oldu. Bireysel kredi kartı alacaklarının 227 milyar 727 milyon lirası taksitli, 236 milyar 98 milyon lirası taksitsiz oldu.

Vatandaş borcunu ödeyemiyor

BDDK verilerine göre, bankacılık sektöründe takipteki alacaklar, 13 Ocak itibarıyla bir önceki haftaya göre 1 milyar 382 milyon lira artarak 161 milyar 653 milyon liraya yükseldi. Söz konusu takipteki alacakların 140 milyar 656 milyon lirasına özel karşılık ayrıldı.

Sektörün kredi hacmi 13 Ocak itibarıyla 107 milyar 813 milyon lira artarken toplam kredi hacmi 7 trilyon 681 milyar 230 milyon liraya çıktı. Bankacılık sektöründeki toplam, geçen hafta 224 milyar 314 milyon lira arttı. Söz konusu haftada bankacılık sektörü toplam mevduatı, 9 trilyon 83 milyar 302 milyon lira oldu.

Paylaşın

Et Fiyatlarındaki Artış: Canlı Hayvan İthalatı Yeniden Başlıyor

“Ramazan ayı, turizm sezonunun açılışı, yaz ayları ve Kurban bayramı gibi ette hareketin başlayacağı dönemler geliyor. Bakanlık ithalat için anlaşmalar yapmaya başladı” diyen ETBİR Başkanı Yücesan yurt içi üretim ve beraberinde yapılacak ithalatla kısa vadede piyasanın bir şekilde dengelenebileceğini, orta vadede ise tüketimdeki artışla beraber yine sıkıntının başlayacağını söyledi.

Çiftçi-Sen Genel Başkanı Ali Bülent Erdem Türkiye’de yurt içindeki ihtiyaca bakılmaksızın ihracata yönelik üretiminin teşvik edildiğini söyledi ve “Üretemediklerinizi de ithal etmek durumundasınız. Aldığımız ürünlerin nereden geldiği belli değil. Sistem küçük çiftçi ve aile üreticilerini yok ediyor” dedi.

Hayvancılıkta yüksek maliyetler nedeniyle üretimin yetersiz kalması ve son bir ayda hızla artan fiyatlar et ithalatını gündeme getirdi. Kırmızı Et Sanayicileri ve Üreticileri Birliği (ETBİR) Başkanı Vet. Dr. Ahmet Yücesan et fiyatlarının üretici açısından olması gereken düzeye çıktığını, normal fiyat çizgisine ulaştığını belirtti. Şu anda stoklarla ilgili sıkıntı bulunuyor. Fiyatlar yükseliyor ve piyasada tedirginlik var. Yücesan, bıçak sırtında giden bir piyasa olduğuna dikkat çekti. “Ramazan ayı, turizm sezonunun açılışı, yaz ayları ve Kurban bayramı gibi ette hareketin başlayacağı dönemler geliyor. Bakanlık ithalat için anlaşmalar yapmaya başladı” diyen Yücesan yurt içi üretim ve beraberinde yapılacak ithalatla kısa vadede piyasanın bir şekilde dengelenebileceğini, orta vadede ise tüketimdeki artışla beraber yine sıkıntının başlayacağını söyledi.

En çok ithalat 2018’de yapıldı

Dünya gazetesinden Emel Yiğit’in haberine göre; son 10 yıllık verilere bakıldığında dönem dönem canlı hayvan ithalatının arttığı görülüyor. Ancak özellikle 2016 yılıyla beraber yaşanan artış dikkat çekici. 2016 yılında 322,8 milyon dolar olan canlı hayvan ithalatının 2016 yılında 604 milyon dolara 2017 yılında 1 milyar 212 milyon liraya çıktığı görülüyor. 2018 ise son 10 yılın en çok ithalat yapılan yılı. Bu yıl toplam 1 milyar 768 milyon dolarlı ithalat yapıldı. Sonrasında ise alınan önlemlerle ithalat yavaş yavaş hızını kesti ve 2022 yılının 11 aylık döneminde 120 milyon liraya kadar geriledi.

Et fiyatlarında ciddi bir artış söz konusu. Ulusal Kırmızı Et Konseyi (UKON) verilerine göre 15 Aralık 2022’de 116,9 lira olan yağsız dana kilogram fiyatı 16 Ocak tarihinde 135,5 liraya kadar yükseldi. İthalatın yolunu açan da fiyatlardaki bu artış oldu.

İthalatta risk var

Ahmet Yücesan ithalatta geçmiş dönemlerde yaşanmış bir riske dikkat çekti. Bir süre sonra ithalat yapılan ülkelerin, kendi pazarlarının daraldığı gerekçesiyle satışı kesmesi söz konusu olabilir. Çiftçi-Sen Genel Başkanı Ali Bülent Erdem Türkiye’de yurt içindeki ihtiyaca bakılmaksızın ihracata yönelik üretiminin teşvik edildiğini söyledi ve “Üretemediklerinizi de ithal etmek durumundasınız. Aldığımız ürünlerin nereden geldiği belli değil. Sistem küçük çiftçi ve aile üreticilerini yok ediyor” dedi.

Erdem’in değerlendirmesine göre yem fiyatlarının bu kadar yüksek olduğu bir ortamda üreticinin hayvancılık yapması mümkün değil. Eskiden her ailenin 2-3 hayvanı olduğunu ve aynı zamanda bitkisel üretim de yaptıklarını kaydeden Erdem, bunun artık mümkün olmadığını piyasa şartlarında süt ineklerinin dahi kesildiğini söyledi. Bu şekilde ette de dışa bağımlı hale gelinebileceğini ifade eden Erdem “Çözüm tekrar hayvancılık ve bitkisel üretimin bir arada yapıldığı bir sistemde. Tarımı kendi ihtiyaçlarımıza göre organize etmek gerekiyor. Aksi halde ihtiyacımız olmayanları üretip ihtiyaçlarımızı dışarı vereceğiz” dedi.

Taze karkas et satışı yapılacak

Et ve Süt Kurumu’ndan et ve süt fiyatlarına ilişkin bir açıklama geldi. Kurum, Ramazan ayı hazırlıkları kapsamında et ve süt fiyatlarını düzenleme ve dengeleme amacıyla gerekli yetkinin alındığını duyurdu Et ve Süt Kurumu’ndan yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi: “Kırmızı ette arz güvenliğinin sağlanması ve fiyat istikrarı hususunda gerekli tedbirler alınmaktadır. Et ve Süt Kurumu satış mağazaları ve Tarım Kredi Birlik Marketlerde ekonomik fiyatlarla yeterli düzeyde ürün arzı için gerekli olan tedarik süreçleri tamamlanmıştır. Ayrıca, ihtiyaç olması durumunda üreticilerimizin üretim maliyetleri göz önünde bulundurularak piyasaya taze karkas et satışı yapılacaktır.”

Paylaşın

2022 Yılında İstanbul’un Gündeminde Ekonomik Sorunlar Vardı

İstanbul Planlama Ajansı’nın yayınladığı rapora göre, 2022 yılında İstanbul’un gündeminde de ilk sırada ekonomik sorunlar yer aldı. Ocak ve Şubat ayları dışında ekonomik sorunlar gündemi yıl boyunca değişmedi.

İstanbul’un gündeminde ikinci sırada ise Covid-19, kent yoksulluğu, akaryakıt zamları, İstanbul’daki konut satış ve kira fiyatlarındaki artış, sığınmacılara yönelik tartışmalar ve İstiklal Caddesi’nde gerçekleşen patlama yer aldı. Konut satış ve kiralama fiyatlarındaki artış ile sığınmacılara yönelik tartışmalar öne çıkan gündemler olarak görüldü.

İstanbul Planlama Ajansı (İPA) tarafından aylık olarak gerçekleştirilen İstanbul Barometresi araştırmasının yıllık raporu yayımlandı.

Raporda yıl boyunca İstanbulluların evdeki gündemi, İstanbul gündemi, ekonomik durumlarına ilişkin değerlendirmeleri ve duygu durumlarına dair veriler paylaşıldı. Rapora göre İstanbulluların 2022’de evdeki gündemi ekonomik sorunlar oldu. İstanbulluların yaklaşık %80’i ya hiç geçinemediğini ya da ancak kıt kanaat geçindiğini söyledi. Maddi yetersizliklerden dolayı tercih ettiği gıdaları alamayanların oranı ise yıl boyunca %60’ın altına inmedi.

İstanbullular 2022 yılında evde en çok ekonomik sorunları konuştu

İstanbullulara her ay evde en çok ne konuştukları soruldu. Katılımcıların cevapları aylara göre incelendiğinde, ekonomik sorunların tüm aylarda ilk sırada yer aldığı görüldü. Bir önceki yılla karşılaştırıldığında, 2021’de Covid-19 pandemisi öne çıkarken, 2022 yılında öne çıkan konu ekonomik sorunlar oldu.

Evde konuşulan konularda ikinci sıraya elektrik ve doğalgaz zamları yerleşti, diğer konular ise Covid-19, Ukrayna-Rusya savaşı, Ramazan Bayramı, konut ve kira fiyatlarındaki artış, ailevi sorunlar, okulların açılması ve terör saldırısı gibi konuların yer aldığı görüldü. Konut ve kira fiyatlarındaki artış, ikinci sırada yer alan gündemlerin üçte birini oluşturdu.

Ocak 2022’de ekonomik sorunlar, her iki İstanbulludan birinin gündemiyken faturalara gelen zamlar ve yüksek enflasyonun etkisiyle Nisan ayında evdeki gündemlerinin ekonomik sorunlar olduğunu belirtenlerin oranı %80,4’e çıktı.

2022 yılında İstanbul’un gündeminde ekonomik sorunlar vardı 

İstanbullulara göre ev içi gündemde olduğu gibi İstanbul’un gündeminde de ilk sırada ekonomik sorunlar yer aldı. Ocak ve Şubat ayları dışında ekonomik sorunlar gündemi yıl boyunca değişmedi.

İstanbul’un gündeminde ikinci sırada ise Covid-19, kent yoksulluğu, akaryakıt zamları, İstanbul’daki konut satış ve kira fiyatlarındaki artış, sığınmacılara yönelik tartışmalar ve İstiklal Caddesi’nde gerçekleşen patlama yer aldı. Konut satış ve kiralama fiyatlarındaki artış ile sığınmacılara yönelik tartışmalar öne çıkan gündemler olarak görüldü.

2022 yılında Türkiye’nin gündeminde faturalar, zamlar ve yüksek enflasyon vardı

2022 yılı elektrik ve doğalgaz faturalarına yapılan zamlarla başladı, yüksek enflasyon ve akaryakıt zamları ile devam etti. Ağustos ayına kadar Türkiye gündeminde ilk sırada fatura ve gıda ürünlerine yapılan zamlar yer aldı. Bu gündemlerin yanı sıra KPSS sorularının sızdırılması iddiası ve KPSS’nin iptal edilmesi, TOKİ’nin yürüttüğü sosyal konut projesi, Bartın’da meydana gelen maden kazası, İzmir ve Düzce merkezli iki farklı depremin yaşanması ve Asgari ücret tartışmaları da Türkiye gündeminde birinci sırada yer alan konular arasında oldu.

İstanbullular 2022 yılında ya hiç geçinemedi ya da kıt kanat geçindi

Yıl boyunca İstanbulluların geçinme durumu, araştırma içerisinde periyodik sorularla incelendi. Katılımcıların neredeyse yarısı yıl boyunca geçinemediğini belirtti. Türkiye’nin gündemiyle paralel bir şekilde Nisan ve Mayıs ayları geçimin en zor olduğunun belirtildiği aylar oldu. Şubat ve Ekim ayında diğer aylardan farklı olarak kıt kanaat geçinebildiğini belirten katılımcıların oranı, geçinemediğini belirten katılımcılardan daha yüksek oldu. Kenara ek para koyduğunu belirten katılımcıların Ocak ayındaki oranlara en çok yaklaştığı ayın Ağustos olduğu görüldü.

Katılımcıların maddi yetersizlikten dolayı tercih ettiği gıdaları alamadığını belirten katılımcıların seviyesi sorunun sorulduğu sekiz ay boyunca %60’ın üzerinde seyretti. Bu oranın en yüksek olduğu ayların Mayıs ve Kasım ayları olduğu görüldü. Her beş katılımcıdan üçü yeterli gıdaya ulaşamadığı için porsiyonlarını küçülttüğünü belirtti. Bu oranın en yüksek olduğu ayın Kasım ayı olduğu görüldü.

Katılımcılara on iki ay boyunca İstanbul’un en önemli üç sorunu soruldu. Sığınmacılara yönelik tartışmalar yılın on ayında en önemli sorun olarak gösterildi. İkinci sorun olarak ekonomik sorunlar gösterildi. Ocak ve Mart aylarında ekonomik sorunların ilk sırada geldiği görüldü.

İstanbulluların stres seviyesi yıl boyunca 10 üzerinden 7’nin altına düşmedi

İstanbullulardan her ay stres, mutluluk ve yaşam memnuniyetleri için 0 ve 10 arasında bir puan vermeleri istendi. Stres puanının yıl boyunca 7’nin altına düşmediği görüldü. Kadınların stres seviyesi yıllık ortalama 7,9 iken erkeklerde bu seviye 7,1 olarak hesaplandı.

Katılımcıların kaygı durumları incelendiğinde genel ortalamanın 7,4 olduğu görüldü. Çalışmayan katılımcıların ortalama kaygı puanı 7,9 olarak ölçüldü. İş arayan katılımcıların kaygı seviyesinin ise 8,2 olduğu görüldü. Ev kadınlarının kaygısı ise 8,0 oldu.

İstanbullular 2022 yılında bir önceki yıla göre daha çok tartıştı. Katılımcıların en çok Temmuz ayında tartıştığı görüldü. Yaş gruplarına göre incelendiğinde, en çok tartışma yaşayanların 18-34 yaş grubu arasında olduğu görüldü. Tartışmalar en çok aile ortamında gerçekleşti.

Kadınların daha çok aile ortamında erkeklerin ise iş ortamında tartışmaya girdiği görüldü. Sosyoekonomik statüye göre değerlendirildiğinde, sosyoekonomik seviye düştükçe aile ortamındaki tartışmaların arttığı görüldü.

Raporun tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın

Ekonomistler: 2023 Yılında Küresel Resesyon Bekleniyor

Dünya Ekonomik Forumu (WEF) İsviçre’nin Davos kasabasında bugün başladı. WEF tarafından düzenlenen ankete katılan özel ve kamu sektörü baş ekonomistlerinin üçte ikisi, 2023 yılında küresel resesyon beklediklerini kaydetti.

Ankete katılanların yüzde 18’i küresel resesyon olasılığını “son derece yüksek” görürken sadece üçte birlik kesim, resesyonun bu yıl olması olasılığını düşük gördüklerini söyledi.

Dünya Ekonomik Forumu Müdürü Saadia Zahidi, anket sonuçlarına eşlik eden açıklamasında, “Mevcut yüksek enflasyon, yavaş büyüme, yüksek borç ve parçalanmanın fazla olduğu bu ortam, büyümeyi rayına oturtmak ve dünyanın en savunmasız nüfuslarının yaşam standartlarını yükseltmek için gereken yatırımlara yönelik teşviki azaltıyor” dedi.

Ankete Uluslararası Para Fonu (IMF), yatırım bankaları, çok uluslu şirketler ve sigorta grupları gibi uluslararası kurumlardan kıdemli ekonomistler katıldı.

Dünya Ekonomik Forumu anketinin sonuçları, merkez bankalarının faiz oranlarını yükseltmesinin, Rusya’nın Ukrayna’daki savaşının sürmesinin ve dünyanın ana ekonomi motorlarının tökezlemesini etkisiyle Dünya Bankası’nın geçen hafta 2023 yılına ilişkin büyüme tahminlerini birçok ülke için resesyon seviyelerine kadar çekmesinden sonra geldi.

Anket, enflasyona ilişkin geniş çaplı bölgesel farklılıkları ortaya koydu. 2023 yılında enflasyon Çin’de yüzde 5, geçen yılki enerji fiyatları krizinin etkilerinin ekonominin farklı alanlarına yayıldığı Avrupa’daysa yüzde 57 olarak öngörülüyor.

Ekonomistlerin büyük çoğunluğu, Avrupa ve Amerika’da para politikasının daha da sıkılaştırılacağı tahmini yürütüyor.

Küresel ekonomik yavaşlama; eğitimden sağlığa, yoksullukla mücadeleden iklime birçok alanda yatırımların darbe alması riskini beraberinde getirmesine rağmen kimileri, bu yavaşlamanın enflasyonu aşağıya çekeceği ve ABD Merkez Bankası (FED) ve diğer merkez bankalarının gelecekteki faiz artışlarından kaçınacağı anlamına gelebileceği görüşünde.

Kimilerine göre varlıklı kişiler ekonomik resesyonun en ağır etkilerinden büyük olasılıkla kaçınacak, ancak orta gelir düzeyindeki gruplar resesyonun etkisini şiddetli şekilde hissedecek.

Dünya Ekonomik Forumu anketine katılan her 10 kişiden 9’u zayıf talep ve yüksek borçlanma maliyetlerinin firmaları olumsuz yönde etkileyeceğini bildirdi. Katılımcıların yüzde 60’ına göreyse girdi maliyetleri artacak.

Bu zorlukların çok uluslu şirketlerin maliyetleri azaltma yoluna girmesine bekleniyor. Bu şirketler işletme giderlerini azaltmaktan eleman çıkarmaya kadar çeşitli yollara başvurabilir.

Öte yandan 2023 yılında tedarik zincirinde yaşanabilecek aksaklıkların iş faaliyetleri üzerinde ciddi bir külfet oluşturması beklenmiyor. Ankete göre hayat pahalılığı krizi ise zirve noktasına yaklaşıyor olabilir. Katılımcıların yüzde 68’i, bu krizin 2023 yılı sonunda azalmasını bekledikleri yönünde görüş bildirdi.

Davos’ta Avrupa ve NATO’dan Ukrayna’da birlik adımı

Ukrayna’da Rusya’nın Belarus üzerinden olası yeni bir saldırı dalgasına ilişkin korkular artarken Kiev’in Batılı müttefikleri, İsviçre’nin Davos kasabasında düzenlenen ve siyasetle iş dünyasının liderlerini biraraya getiren Dünya Ekonomik Forumu’nda Ukrayna için daha geniş kapsamlı bir birlik oluşturmayı amaçlıyor. Bu yılki Dünya Ekonomik Forumu toplantılarında Rusya’nın eksikliğiyse gözlerden kaçmıyor.

İsviçre’nin kayak merkezlerinden Davos’ta düzenlenen Dünya Ekonomik Forumu toplantıları bir zamanlar Moskova’nın güçlü isimlerinin anlaşmalar yaptığı bir mekandı. Ancak Rusya’nın Ukrayna işgalinden bu yana gösterişli partiler, Rus siyasetçileri, şirket yöneticileri ve akademisyenleriyle yapılan yatırım toplantıları geçmişte kaldı.

Ukrayna’nın Baltık, Kuzey ve Doğu Avrupa ülkelerinden en yakın müttefikleri, Avrupa Birliği ve NATO liderleriyle bu Cuma Amerika’nın Almanya’daki Ramstein Hava Üssü’nde Ukrayna’ya gelişmiş silah sağlama konusunu ele alacak.

Öte yandan Rusya ve Belarus’un bugün ortak hava tatbikatlarına başlaması, Kiev ve Batılı ülkelerin Moskova’nın yakın müttefiki Belarus’u Ukrayna’ya düzenlenecek yeni bir kara harekatı için kullanabileceği korkularını arttırdı.

Litvanya Dışişleri Bakanı Gabrielius Landsbergis, Twitter mesajında, “Litvanya’dan konuşmak için davet edildiğim Davos’a gidiyorum. Litvanta Ukrayna’nın çok iyi bir dostu, o nedenle ne söyleyeceğimi biliyorsunuz” dedi ve #ArmUkraineNow (Şimdi Ukrayna’yı silahlandırın) hashtag’ini paylaştı.

G7 ülkeleri içinde sadece Almanya Başbakanı Olaf Scholz katılımcılara hitap edecek. Almanya, gelişmiş Leopard muharebe tanklarının Ukrayna’ya tedarik edilmesi için giderek daha büyük baskı altına alınıyor.

Avrupalı bir diplomat, “Dünya Ekonomik Forumu’nda büyük güçlerin olmaması, meydanın, Rusya’nın saldırganlık sergilediği bu ortamda seslerini çıkarıp kendilerine kulak verilmesini isteyen orta büyüklükte ve küçük ülkelere kalması anlamına geliyor” dedi.

Dünya Ekonomik Forumu’nun Mayıs ayındaki son büyük toplantısına damgasını vuran Ukrayna, Davos’a bu sefer de yüksek seviyeli yetkililerden oluşan bir heyet gönderdi. Bu heyetin ülkenin ilerideki yeniden yapılanma sürecinin yapı taşlarını yerine oturtmaya odaklanması bekleniyor.

Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenski, geçen yılın sonlarına doğru dünyanın en büyük yatırım fonu BlackRock’ın CEO’su Larry Fink’le yaptığı görüşmeden sonra, şirketlerin Ukrayna’nın toparlanma sürecine yatırım yapmaya hazır olduklarını ve bunun temellerinin Davos’ta atılacağını dile getirmişti.

Zelenski, Aralık ayında, “Ukrayna’nın duruşu ve beklentileri orada sunulacak” demişti.

Davos’un ana caddesinde kurulan Ukrayna Evi, Ukraynalı kuvvetlerin Rus işgalinden kurtardığı Herson kentinin yaşadığı tahribatı gösteren bir sergiye evsahipliği yapıyor.

Barış ve ekonomik entegrasyonu teşvik etmek için tasarlanan bir forum olan Dünya Ekonomik Forumu için bu amaca ulaşmak ve tarafsız kalmak, zor bir hedef olabilir. Forum kapsamında Rusya’nın izlediği yola ilişkin bir panelde Rus katılımcı bulunmaması dikkat çekiyor.

(Kaynak: VOA Türkçe)

Paylaşın

Dikkat Çeken Rapor: Krizler Zenginlere Yaradı

Birleşik Krallık merkezli uluslararası yardım kuruluşu Oxfam, iki yılda dünyada yaratılan 26 trilyon dolarlık yeni zenginliğin yüzde 63’ünün dünyanın “süper zengin” yüzde 1’lik kesimine gittiğini açıkladı.

Oxfam, dünyadaki milyarderlerin servetinin her gün ortalama 2,7 milyar dolar arttığını ortaya koydu. Oxfam, bu bağlamda dünyadaki en zenginlere yönelik yeni vergiler getirilmesi çağrısında bulundu.

Oxfam, Dünya Ekonomik Forumu’nun (WEF) İsviçre’nin Davos kasabasında bugün başlayacak zirvesi öncesinde, “En Zenginlerin Hayatta Kalması” başlıklı bir politika belgesi yayınladı.

Oxfam’ın politika belgesi, dünyanın en zengin yüzde birinin 2 sene içinde dünyada yaratılan tüm yeni zenginliğin üçte ikisine sahip olduğunu gösterdi.

Buna göre, COVID-19’un pandemi ilan edildiği 2020’den 2021 yılının sonuna kadar dünyada 26 trilyon ABD doları değerinde yeni zenginlik yaratıldı. Bu zenginliğin yüzde 63’ü dünyanın en zengin yüzde birine gitti.

Oxfam verileri ayrıca dünyadaki milyarderlerin servetinin her gün ortalama 2,7 milyar dolar arttığını ortaya koydu.

Oxfam’ın politika belgesine göre, dünyanın en az kazanan yüzde 90’ına mensup bir kişinin küresel yeni servetten elde ettiği her 1 ABD dolarına karşılık her bir milyarder yaklaşık 1,7 milyon dolar servet elde etti.

“Zenginlerden daha çok vergi alın” çağrısı

Politika belgesinde dünyadaki durumla ilgili değerlendirmelerini de paylaşan Oxfam, ilk defa bir çeyrek yüzyılda hem aşırı servette hem de aşırı yoksullukta dünya çapında bir artış yaşandığı uyarısını yaptı.

Oxfam, bu bağlamda dünyadaki en zenginlere yönelik yeni vergiler getirilmesi çağrısında bulundu.

The Guardian’ın aktardığına göre, Oxfam Büyük Britanya Genel Müdürü Danny Sriskandarajah, “Mevcut ekonomik gerçeklik, temel insan hakları değerlerine bir hakaret. Aşırı yoksulluk, 25 yılda ilk defa artıyor ve bir milyara yakın kişi açlık çekiyor. Ancak, milyarderler için her gün bir bolluk” dedi:

“Çoklu krizler, milyonlarca insanı uçurumun kenarına iterken liderlerimiz problemlere çözüm bulmakta başarısız oluyor. Hükümetler, azınlığın kazanılmış hakları için hareket etmeyi bırakmalı.

“Pek çok ülkede en fakir insanların süper zenginlerden çok daha fazla vergi verdiği bir sistemi nasıl kabul edebiliriz? Hükümetlerin süper zenginlerden artık daha fazla vergi alması gerekiyor.”

Davos zirvesi öncesi iklim protestoları

Öte yandan, Davos’ta bugün başlayacak zirve öncesinde dün (15 Ocak) Dünya Ekonomik Forumu (WEF) ve iklim krizi protestoları vardı.

Davos’taki Postane Meydanı’nda düzenlenen protestolarda ellerinde WEF ve iklim krizine yönelik farklı dillerde eleştirel pankart ve dövizler taşıyan aktivistler, bu konuda adım atmayan hükümetleri eleştirdi.

Davos zirvesini eleştiren “Strike WEF” isimli oluşumun üyesi Gianna Catrina, Anadolu Ajansı (AA) muhabirine yaptığı açıklamada, WEF’i son iki yıldır olduğu gibi bu yıl da protesto ettiklerini anlattı:

“Biz, küresel ekonominin elitlerini protesto etmek için buradayız. Çünkü şu anda bir ekolojik kriz yaşanıyor ve bu da mevcut ekonomik sistem tarafından körükleniyor.”

Strike WEF oluşumunun bir diğer üyesi Claudio Bernard da dünkü protestoyu WEF ile ilgili sorunları ortaya koymak ve bu organizasyona neden karşı olduklarını göstermek için düzenlediklerini aktardı.

Bernard, “WEF, güçlü ve zengin insanlarca oluşturulmuş bir yapı. Geri kalan insanlar dışarıda kalıyor” dedi.

“Parçalanmış Bir Dünyada İşbirliği”

Bu yıl “Parçalanmış Bir Dünyada İşbirliği” temasıyla 53.’sü düzenlenecek WEF’te liderlere “dünyanın karşı karşıya olduğu krizleri birlikte ele alma ve koordineli eylem planı geliştirme” çağrısı yapılacak.

İsviçre’nin Davos kasabasında bugün başlayıp 20 Ocak’a kadar sürecek olan, birçok ülkenin ve uluslararası organizasyonun lideri ile iş dünyası temsilcilerinin yer alacağı forum, 130 ülkeden 50’si devlet/hükümet başkanı olmak üzere 2 bin 700’den fazla katılımcıyı bir araya getirecek.

Forum kapsamında ekonomi başta olmak üzere Rusya-Ukrayna Savaşı, COVID-19 salgını, teknoloji, enerji, iklim değişikliği, sağlık, göç ve uluslararası kriz konuları oturumlarda öne çıkacak başlıklar olacak.

(Kaynak: Bianet)

Paylaşın

Açlık Sınırı 8 Bin, Yoksulluk Sınırı 28 Bin Lirayı Aştı

Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu’na (DİSK) bağlı Birleşik Metal-İş Araştırma Merkezi (BİSAM), aralık ayında açlık sınırının 8 bin 167 liraya, yoksulluk sınırının ise 28 bin 249 liraya yükseldiğini duyurdu.

Sağlıklı beslenmenin günlük maliyetinin 270 lirayı aştığı, sadece süt ve süt ürünleri için ise günlük 100 lira harcama yapılması gerektiği belirtilen BİSAM raporunda şunlar kaydedildi:

“TÜİK, Aralık 2022 harcama gruplarına göre endeks rakamları, 2003 madde fiyatları ile İstanbul Halk Ekmek, zincir market internet fiyatları ve BİSAM Beslenme Kalıbı üzerinden yapılan hesaplamaya göre, dört kişilik bir ailenin sağlıklı ve dengeli beslenmesi için aylık yapması gereken harcama tutarı Aralık 2022 için 8 bin 167 liradır.

Bu harcama tutarı sadece gıda için yapılması gereken minimum tutardır. Açlık sınırı üzerinden hanehalkı tüketim harcamaları esas alınarak yapılan hesaplama sonuçlarına göre ise yoksulluk sınırı 28 bin 249 lira olarak gerçekleşmiştir.

‘Sağlıklı beslenmenin aile bütçesine maliyeti 7 bin 552 lira’

Yetişkin bir erkeğin sağlıklı ve dengeli beslenmesi için tüketmesi gereken gıdaların aylık karşılığı 2 bin 66 liradır. Bu değer yetişkin bir kadın için bin 953, 15-18 yaş bir genç için 2 bin 129, 4-6 yaş arası bir çocuk için bin 405 liradır.

Sağlıklı bir biçimde beslenmenin toplam aile bütçesine maliyeti ise 7 bin 552 lira olarak tespit edilmiştir. Bu tutar, söz konusu ailenin sadece gıda için yapması gereken zorunlu harcama tutardır. Eğitim, sağlık, barınma, eğlence, ısınma, ulaşım gibi giderler ile birlikte bir ailenin yapması gereken harcama tutarı 26 bin 123 liraya ulaşmaktadır.”

‘En yüksek maliyet grubu süt ve süt ürünleri’

BİSAM raporuna göre, Aralık 2022’de günlük harcamalarda en yüksek maliyet grubunu, 99,91 liralık harcama gereksinimi ile süt ve süt ürünleri grubu oluşturdu. Et, tavuk ve balık grubu için yapılması gereken minimum harcama tutarı 41,76 lira olarak kaydedilirken, sebze ve meyve için yapılması gereken günlük harcama tutarı ise 47,26 liraya ulaştı.

Raporda, ekmek için yapılması gereken harcama tutarının günlük 23,41 lira olarak tespit edildiği, katı yağ ve sıvı yağ için 18,37 lira, yumurta için 6,92 lira, şeker, bal, reçel ve pekmez için ise 8,51 lira harcama yapılması gerektiği belirtildi.

Paylaşın