Gazze’de Can Kaybı 23 Bin 210’a Yükseldi

Filistin – İsrail savaşının 95. günü geride kalırken Gazze Şeridi’nde, İsrail saldırılarında yaşamını yitirenlerin sayısı son 24 saatte 126 artarak 23 bin 210’a yükseldiği.

Haber Merkezi / İsrail saldırılarında hayatını kaybedenlerin yüzde 70’inin kadın ve çocuk olduğunu belirtilirken, yaralı sayısının ise 59 bini aştı.

Gazze Şeridi’ndeki insanların yüzde 85’inden fazlası İsrail bombardımanları ve kara saldırıları nedeniyle evlerinden oldu. Çoğu, kapasitesinin üzerinde kalabalık olan BM barınaklarında, kurulan çadır kamplarında ya da sokaklarda yaşıyor.

ABD haftalardır İsrail’e Gazze’ye daha fazla miktarda gıda, su, yakıt, ilaç ve diğer malzemelerin girişine izin verme çağrısında bulunuyor. BM Güvenlik Konseyi de 22 Aralık’ta yardım malzemeleri teslimatlarının acilen arttırılması çağrısında bulunan bir karar kabul etmişti.

İsrail üç hafta önce Kerem Şalom sınır kapısını açarak Refah’tan sonra Gazze Şeridi’ne yardım malzemeleri tedariği için ikinci bir erişim noktası oluşturdu.

Buna rağmen Gazze Şeridi’ne giren kamyon sayısında kayda değer bir artış olmadı. Birleşmiş Milletler verilerine göre bu hafta iki sınır kapısından günde ortalama 120 tır giriş yaptı. Savaştan önce ise günde ortalama 500 kamyon geçiş yapıyordu.

Yardım kuruluşları bölgeye daha fazla yardım malzemeleri nakledilmesi gerektiğini belirtiyor. Bölgede bulunan yaklaşık 2,3 milyon insanın hayatta kalabilmek için gelecek yardım malzemelerine acilen ihtiyaç duydukları belirtiliyor.

Birleşmiş Milletler’e göre Gazze Şeridi’ndeki her dört Filistinliden biri açlık çekiyor, nüfusun geri kalanı da açlık riski altında bulunuyor.

Öte yandan İsrail, insani yardım malzemelerinin geçişine izin vermek için Gazze’nin orta kesimlerindeki askeri faaliyetlere kısa bir süreliğine ara vereceğini açıkladı.

İsrail ordusu sözcüsü Avichay Adraee, “Deyr el-Balah’ın güneydoğusunda insani amaçlarla askeri faaliyetlerin yerel ve geçici olarak askıya alınacağını” söyledi.

Savaşın 3’üncü ay geride kaldı

İsrail’in, Hamas’ın 7 Ekim baskınına ‘misilleme’ diye Gazze Şeridi’ne yönelik hava, kara ve denizden başlattığı saldırılarda üçüncü ay geride kaldı.

Askeri analistlerin “yakın tarihin en tahrip edici, en kanlı ve en ölümcül saldırıları” olarak tanımladığı süreç, geride on binlerce ölü ve yaralı ve BM verilerine göre, 1,9 milyon yerinden edilmiş kişi ile hayalet kendi andıran, harabeye dönmüş bir Filistin şehri bıraktı.

Savaşın 93’üncü günü geride kalırken; Başbakan Binyamin Netanyahu liderliğindeki İsrail hükümeti, “Hamas yok edilene kadar” saldırların devam edeceğini belirtiyor.

BM Acil Yardım Koordinatörü Martin Griffiths’in değerlendirmesine göre, dördüncü ayına girerken savaş, iki milyon üç yüz bin insanın yaşadığı Gazze’yi iki milyon insanın yerinden edildiği yaşamaya elverişli olmayan bir toprak parçası haline dönüştürdü.

Çocukları Kurtarın Vakfı’nın (Save the Children) verilerine göre, Gazze’de son üç aydır devam eden bombardımanlar sırasında günde ortalama 10’dan fazla çocuk bir ya da iki bacağını kaybetti. Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF) da, Gazze Şeridi’nde 7 Ekim’den bu yana bin’den fazla çocuğun bir ya da iki bacağı kesildiği bilgisini paylaştı.

Ayrıca UNICEF, kentte artan çatışma, gıdasızlık ve hastalığın ortaya çıkardığı “ölümcül döngü”nün 1,1 milyon çocuğu tehdit ettiğini bildirdi. UNICEF Direktörü, yaptığı açıklamada, Gazze’deki çocukların “her geçen gün daha da kötüleşen bir kabusa yakalandıklarını” söyledi.

BM Sağlık Hakkı Özel Raportörü Tlaleng Mofokeng, Gazze’de “kıtlık değil kasıtlı açlık” yaşandığını bildirdi. Güney Afirkalı diplomat, “acil ateşkes” çağrısını yineledi.

BM Genel Sekreteri Antonio Guterres de, BM Güvenlik Konseyi üyelerine gönderdiği bir raporda, Gazze’de “yaygın bir kıtlığın kapıda olduğu” uyarısında bulundu.

Savaşın başlamasından bu yana İsrail saldırılarında Gazze’de en az 142 Birleşmiş Milletler çalışanı hayatını kaybetti. Filistinli kaynaklara göre, savaşın başından bu yana Gazze’de en az 109 gazeteci İsrail saldırılarında yaşamını yitirdi.

BM’de savaşın başlamasının ardından ateşkes çağrıları ve insani yardımların ulaştırılmasına yönelik çeşitli girişimler oldu.  Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin 5 daimi üyesinden biri olan ABD, özellikle ateşkes öngören tasarıları reddetti.

Mali ve askeri yardımın yanı sıra İsrail’e büyük ölçekli siyasi destek de sağlayan ABD, 1954 ile 2023 yılları arasında BM Güvenlik Konseyi’nde İsrail’i kınayan kararlara karşı 34 kez veto yetkisini kullandı.

Öte yandan Güney Afrika Cumhuriyeti, 29 Aralık’ta, İsrail’in 7 Ekim’den bu yana Gazze’de işlediği fiillerle 1948 tarihli BM Soykırımın Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi’ni ihlal ettiği gerekçesiyle Uluslararası Adalet Divanı’nda İsrail aleyhine “soykırım davası” açtı.

Paylaşın

Güney Kore Köpek Etini Yasaklıyor: Meclis Yasayı Kabul Etti

Güney Kore Meclisi, 2027 yılından sonra köpek eti yenilmesi yasaklayan kanunu onayladı. Söz konusu tarihten sonra, yasayı ihlal edenlere 3 yıl hapis cezası ile 30 milyon won (22 bin 900 dolar) para cezası verilebilecek.

300 sandalyeli Ulusal Meclis’te yapılan oylamada 208 milletvekilinin yasa tasarısı lehinde oy kullandığı öğrenildi.

Meclisten geçen yasa tasarısı, Kabine Konseyi’nin onayı ve Devlet Başkanı Yoon Suk Yeol tarafından imzalandıktan sonra resmen yürürlüğe girmiş olacak ancak bu adımlara formalite gözüyle bakılıyor.

Hayvanseverliğiyle bilinen ve çok sayıda köpek ve kedisi olan Güney Kore Devlet Başkanı Yoon Suk Yeol döneminde köpek eti tüketiminin yasaklanması yönünde hükümete çağrılar artmıştı. First Lady Kim Keon Hee de kamuoyunda yaptığı açıklamalarda köpek eti tüketimini eleştirmişti.

Hayvanlara insancıl muameleyi savunan Humane Society International örgütüne göre Asya’da her yıl kesilen 30 milyon köpek, Güney Kore dışında, Çin, Vietnam, Endonezya ve Kuzey Kore’de de yeniyor.

Örgüte göre, Asya’daki kadar olmasa da, köpek eti dünya çapında Gana, Kamerun, Demokratik Kongo Cumhuriyeti, Nijerya, Kuzey Hindistan ve listedeki tek Avrupa ülkesi olan İsviçre’nin bazı kırsal bölgelerinde de yeniyor.

Köpek eti tüketimi, insanda domuz etinde de denk gelinen trişinella hastalığı, kolera ve kuduz salgınlarıyla ilişkilendiriliyor.

Paylaşın

Üst Düzey Hizbullah Komutanı, İsrail Saldırısında Hayatını Kaybetti

İsrail tarafından gerçekleştirilen insansız hava aracı saldırısında, üst düzey Hizbullah komutanı Vissam el Tavil’in öldürüldüğü bildirildi. Tawil’in öldürüldüğünü doğrulayan Hizbullah, ayrıntılı bilgi vermedi.

Haber Merkezi / Vissam el Tavil, Hamas’ın 7 Ekim saldırısı ile başlayan Filistin – İsrail savaşında öldürülen en kıdemli Hizbullah komutanı. Lübnan sınırındaki çatışmalar geçen hafta Beyrut’ta üst düzey bir Hamas liderinin İsrail saldırısında öldürülmesinden sonra yoğunlaşmıştı.

İsrail ordusu tarafından Lübnan’ın güneyinde gerçekleştirilen bir insansız hava aracı saldırısında, üst düzey bir Hizbullah komutanının öldürüldüğü bildirildi. Öldürülen kişinin ismi resmi olarak açıklanmadı.

Ancak Reuters haber ajansına konuşan üç güvenlik kaynağı bu kişinin Hizbullah’ın Rıdvan gücünden üst düzey bir komutan olan Wissam al-Tawil olduğunu söyledi. Reuters’a konuşan güvenlik kaynaklarından birisi, “Şimdi işler daha da alevlenecek” dedi.

AFP’nin aktardığına göre saldırı, Hizbullah komutanının içinde bulunduğu araca yönelik gerçekleştirildi. Hizbullah komutanının öldürüldüğüne yönelik haber, İsrail savaş uçaklarının Lübnan’daki Hizbullah hedeflerine yönelik saldırılarının ardından geldi.

İsrail, Lübnan’dan İsrail’in kuzeyindeki Kiryat Shmona kentine bir tanksavar füzesi atılması sonrasında bu saldırılarına başladı.

Hizbullah, Rıdvan birliğine bağlı üst düzey komutanı Wissam El Tawil’in öldürüldüğünü doğruladı. Örgüt, Tawil’in ölüm nedenine ilişkin ayrıntılı bilgi vermedi.

İsrail, Gazze’nin kuzeyindeki operasyonlarını büyük ölçüde tamamladığını ve şu anda orta bölgeye ve güneydeki Han Yunus şehrine odaklandığını söylüyor. İsrailli yetkililer, ordunun Hamas’ı dağıtmaya ve 7 Ekim saldırısı sırasında alınan çok sayıda rehineyi kurtarmaya çalışması nedeniyle çatışmaların daha aylarca devam edeceğini söyledi.

İsrail’in saldırılarında 23 binden fazla Filistinli hayatını kaybetti, Gazze Şeridi’nin geniş bir bölümünü harap oldu ve 2,3 milyonluk nüfusun yaklaşık yüzde 85’i yerinden oldu. BM verilerine göre bölgedeki nüfusun dörtte biri açlıktan hayatını kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya.

Paylaşın

Gazze’de, İsrail Saldırılarında Can Kaybı 23 Bini Aştı

Hamas’ın askeri kanadı Kassam Tugaylarının başlattığı Filistin – İsrail savaşının 94. günü geride kalırken Gazze’de, İsrail saldırılarında yaşamını yitirenlerin sayısı 23 bin 84’e yükseldi.

Haber Merkezi / İsrail saldırılarında hayatını kaybedenlerin yüzde 70’inin kadın ve çocuk olduğunu belirtilirken, yaralı sayısının ise 59 bine dayandı.

Gazze’de 1,9 milyon insan yerinden edilirken, yerinden edilenler, gıda, temiz içme suyu ve temizlik için gerekli su dahil yaşamsal ihtiyaçların eksikliğini çekiyor.

İsrail ordu sözcüsü Hagari, Gazze’nin kuzeyinde dağınık çatışmaların sürmesinin beklendiğini, bölgeden İsrail’e doğru gelişigüzel şekilde roketlerin fırlatıldığını söyledi. Hagari, Hamas militanlarının, “iskeleti ve komutanları olmasa” da bölgede hala varlık gösterdiğini belirtti.

İsrail ordusu, herhangi bir kanıt ortaya koymadan, 8 binin üzerinde Hamas militanını öldürdüğünü kaydediyor. Hagari, İsrail güçlerinin, yoğun bombardıman ve kara muharebelerinin mahalleleri yerle bir ettiği Gazze’nin kuzeyine göre güneyde daha farklı bir eylem tarzı izleyeceğini söyledi.

Üst düzey Hizbullah komutanı öldürüldü

İsrail ordusu tarafından Lübnan’ın güneyinde gerçekleştirilen bir insansız hava aracı saldırısında, üst düzey bir Hizbullah komutanının öldürüldüğü bildirildi.

Öldürülen kişinin ismi henüz resmi olarak açıklanmadı. Ancak Reuters haber ajansına konuşan üç güvenlik kaynağı bu kişinin Hizbullah’ın Rıdvan gücünden üst düzey bir komutan olan Wissam al-Tawil olduğunu söyledi.

Reuters’a konuşan güvenlik kaynaklarından birisi, “Şimdi işler daha da alevlenecek” dedi. AFP’nin aktardığına göre saldırı, Hizbullah komutanının içinde bulunduğu araca yönelik gerçekleştirildi.

Hizbullah komutanının öldürüldüğüne yönelik haber, İsrail savaş uçaklarının Lübnan’daki Hizbullah hedeflerine yönelik saldırılarının ardından geldi.

Hizbullah, Rıdvan birliğine bağlı üst düzey komutanı Wissam Tawil’in öldürüldüğünü doğruladı. Örgüt, Tawil’in ölüm nedenine ilişkin ayrıntılı bilgi vermedi.

ABD: İsrail-Hamas savaşı kolayca yayılabilir

Amerika Birleşik Devletleri Dışişleri Bakanı Antony Blinken, Arap ortaklarıyla bir araya gelerek İsrail’in Gazze’de Hamas’a karşı yürüttüğü savaşın yayılabileceği yönündeki endişelerin yatıştırılmasını istedi.

Doha’da Katar Emiri Şeyh Tamim bin Hamad Al Thani ve Dışişleri Bakanı Şeyh Muhammed bin Abdülrahman Al Thani ile görüşen Blinken, İsrail’in askeri operasyonlarını sivil kayıpları azaltacak şekilde ayarlaması gerektiğinden bahsetti.

Blinken ayrıca İsrail bombardımanlarıyla yerle bir olan Filistin topraklarının çatışma sonrası geleceği için ayrıntılı planlar hazırlanmasının önemini vurguladı.

Blinken, Şeyh Muhammed ile düzenlediği ortak basın toplantısında gazetecilere “Bu çatışma kolayca metastaz yapabilecek, daha fazla güvensizliğe ve daha fazla acıya neden olabilecek bir çatışma” dedi: Bu nedenle ilk günden itibaren, diğer önceliklerimizin yanı sıra, yoğun bir şekilde çatışmanın yayılmasını önlemek için çalışmaya odaklandık.

Gazze’deki felaket boyutundaki insani duruma da değinen Blinken, önceliğinin çatışmanın yayılmasını önlemek ve Gazze’ye ulaşan insani yardım miktarını arttırmak olduğunu söyledi: Çok sayıda Filistinli sivil gıda, su, ilaç ve diğer temel ihtiyaç maddelerine yeterince erişemediği için acı çekiyor. En çok da çocuklar.

Washington’a dönmeden önce Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan, İsrail, Batı Şeria ve Mısır’ı da ziyaret edecek olan Blinken, savaşın başlamasından bu yana bölgeye yaptığı dördüncü ziyaret.

Paylaşın

Türkiye İstemişti: Almanya’dan S. Arabistan’a Eurofighter Satışına Yeşil Işık

Suudi Arabistan’ın İsrail’in güvenliğine ve çatışmaların bölgede yayılmasının engellenmesine katkıda bulunduğunu söyleyen Almanya Dışişleri Bakanı Annalena Baerbock, hükümetin Suudi Arabistan’a Eurofighter satışını engellemeyeceğini söyledi.

Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın geçen yıl 17 Kasım’daki Berlin ziyareti öncesinde Türkiye’nin Eurofighter satın alma niyetini açıklamıştı. Bakan Güler, Eurofighter satın almak istediklerini, İngiltere ve İspanya’nın bu talebe olumlu baktıklarını ancak Almanya’nın ikna edilmesi gerekeceğini söylemişti.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan konuyu Almanya Başbakanı Olaf Scholz ile Berlin’deki ortak basın toplantısında da gündeme getirmiş ve Almanya’nın NATO müttefik olarak Türkiye’ye savunma sanayii ihracatında kısıtlama uygulamaması gerektiğini vurgulamıştı.

Almanya, Türkiye’nin 2019’da Suriye’nin kuzeyine başlattığı askeri operasyonlar ve 2020 yılında Doğu Akdeniz’de tırmanan gerilimlerle birlikte savunma sanayii ihracatını büyük ölçüde sınırlandırmıştı.

DW Türkçe’nin aktardığına göre; Kudüs’te İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog ve Dışişleri Bakanı Israel Katz’le yaptığı görüşmeler sonrasında açıklama yapan Almanya Dışişleri Bakanı, Suudi Hava Kuvvetlerinin Yemen’deki Husi isyancıların İsrail’e karşı fırlattığı füzeleri etkisiz hale getirdiğini belirtti.

Suudi Arabistan’ın bu sayede İsrail’in güvenliğine ve çatışmaların bölgede yayılmasının engellenmesine katkıda bulunduğunu söyleyen Baerbock, “bu nedenle Alman hükümeti olarak İngiltere’nin Suudi Arabistan’a Eurofighter verme planlarının karşısında durmayacaklarını” belirtti.

Alman hükümeti Temmuz ayında İngiltere’nin Suudi Arabistan’a Eurofighter satışına izin vermemişti. Eurofighter Typhoon savaş uçakları Almanya, İngiltere, İtalya ve İspanya’nın oluşturduğu konsorsiyum tarafından üretiliyor. Bu nedenle bir ülkenin Eurofighter satın alma isteği dört ülkenin de onayına bağlı.

Suudi Arabistan hem insan hakları karnesi hem de Yemen’deki çatışmalara müdahil olması sebebiyle uzun süredir eleştiriliyor. Riyad Yemen’deki iç savaşta Husi isyancıların mücadele ettiği hükümeti destekliyor. Husiler, İsrail-Hamas savaşında Hamas’ı destekliyor. Yemen’in kuzeyini kontrol eden ve Gazze Şeridi’ndeki Filistinlilere destek olmayı amaçladığını duyuran Husi milisleri haftalardır Kızıldeniz’de İsrail’e giden ticari gemilere saldırılar düzenliyor.

Geçen yıl Aralık ayında Sol Parti’nin soru önergesine yanıt veren Alman Ekonomi Bakanlığının verilerine göre Alman hükümeti 2023 yılında Suudi Arabistan’a 7,41 milyonu muharebe silahı olmak üzere yaklaşık 13 milyon 260 bin euro değerinde silah ihracatına izin verdi.

Almanya, Yemen savaşındaki rolü, insan hakları karnesi ve Cemal Kaşıkçı cinayeti nedeniyle 2018’de Suudi Arabistan’a da ihracat kısıtlamaları getirmişti. Hükümet bu nedenle Suudi Arabistan’ın talep ettiği Eurofighter’ların satışına izin vermemişti.

Paylaşın

İran’da Bir Kadına 74 Kırbaç Cezası: Başı Açık Fotoğraf Çektirdi

İran’ın başkenti Tahran’da yaşayan 33 yaşındaki Kürt aktivist Roya Heshmati, zorunlu başörtüsü olmadan fotoğraf çektirdiği için 74 kez kırbaçlandı. Norveçli sivil toplum kuruluşu “Hengaw”, cezanın 3 Ocak’ta Tahran’ın 7. bölgesindeki savcılıkta infaz edildiğini açıkladı.

Kırbaç işkencesi sırasında baş örtüsü düştüğü için yeni bir ceza ile tehdit edilen Heshmati, sırasında Jîna Mahsa Amini eylemlerinin simgesi haline gelen “‘Jin, Jîyan, Azadî” (Kadın, Yaşam, Özgürlük) sloganı attı.

İran’da tüm kadınların, 1979 İslam Devrimi’nden kısa bir süre sonra kanunen boyunlarını ve başlarını örtmeleri zorunlu kılındı.

İran’da kıyafet kurallarının ihlali nedeniyle kırbaçlama nadir görülen bir durum ancak yetkililer, 2022 yılında Mahsa Amini’nin gözaltındayken öldürülmesinin tetiklediği protestoların ardından sert önlemler alındı.

Bianet’in aktardığına göre; Heshmati, yaşadıklarını insan hakları kuruluşu Hengaw’a yazdığı mektupta anlattı. Mektupta şunları söyledi:

“Bu sabah cezaların infazı için avukatımla iletişime geçtim ve birlikte 7. Bölge adliyesine gittik. Ancak giriş kapısında geri çevrildik ve infaz şubesine giderken başörtümü çıkardım.

Şubedeki yetkili ‘Başınızı belaya sokmamak için başörtünüzü takın’ dedi ama ben ‘Bu kırbaç için geldim, takmayacağım’ diye cevap verdim. Bir yere seslendiler, infazdan sorumlu görevli üst kata çıkıp ‘Başörtünüzü takın ve beni takip edin’ dedi. Ben ‘takmayacağım’ dedim.

‘O zaman ne yapacaksın? Seni nerede olduğunu bilecek şekilde kırbaçlayacağım ve sana yeni bir dosya açacağım, tekrar misafirimiz olman için yetmiş dört kırbaç daha atacağım’ dedi.

Yine takmadım. Aşağıya indik ve alkol içtikleri için birkaç adam daha getirildi. Görevli adam ‘Giymeyecek misin?’ diyerek otoriteyle tekrarladı ama ben yapmadım. İki peçeli kadın gelip defalarca peçemi taktı ama her seferinde başörtümü çıkardım. Arkamdan kelepçeleyip atkıyı üzerime taktılar, ben de birkaç kez peçemi açtım.

Bodruma indik; sonunda demir yataklı bir oda vardı. Yatağın her iki yanında demir kelepçeler ve ayak bileği kelepçeleri vardı ve bu tarafa biraz daha yakın bir yerde şövaleyi andıran demir bir yapıyla tutturulmuştu. Burası bir ortaçağ işkence odasıydı.

Hakim ‘Hanımefendi iyi misiniz? Bir sorununuz var mı?’ diye sordu. Sanki ben yokmuşum gibi cevap vermedim. ‘Hanımefendi, yanınızdayım’ dedi ama cevap vermedim. İnfazdan sorumlu olan adam ‘Ceketinizi getirin’ dedi. Ceketimi ve eşarbımı işkence odasının demir iskeletine astım. ‘Eşarbını tak’ dedi. Ben de ‘Yapmayacağım. Kuran’ı koltuk altına koy, sonra vur’ dedim.

Kadın gelip ‘Lütfen inat etmeyin’ dedi ve atkıyı başıma çekti. Hakim ‘Çok sert vurmayın’ dedi. Adam kararlılıkla omuzlarıma, sırtıma, kalçalarıma ve baldırlarıma vurmaya başladı. Kırbaçların sayısını unuttum ve fısıldadım: ‘Kadın adına, hayat adına: Esaret elbisesi yırtılmıştır. Esaretimizin kara gecesi şafak vakti olacak, bütün taze yaralar iyileşecek, bütün prangalar baltaya dönüşecek.’

Bitti ve dışarı çıktık. Acı çektiğimi düşünmelerine izin vermedim. Hakimin karşısına çıktık. Kapının önünde başımı açtım. Kadın ‘Lütfen şunu giyin’ dedi. Takmadım, hakim odasında yine eşarbı başıma çekti. ‘Biz de bu durumdan memnun değiliz ama bu bir cezadır ve infaz edilmesi gerekiyor’ dedi. Cevap vermedim.

‘Farklı yaşamak istiyorsan ülke dışında olabilirsin’ dedi. ‘Bu ülke herkesindir’ dedim. ‘Evet ama kanunlara saygı duymalısınız’ dedi. ‘Bırakın hukuk işini yapsın, biz direnişimizi sürdüreceğiz’ dedim. Odadan çıktık ve eşarbımı geri attım.”

Avukatı Maziar Tatai ise Heshmati’nin, önce başı açık bir fotoğrafını paylaştığı gerekçesiyle tutuklanıp telefonu ile bilgisayarına el konduğunu, sonrasında İran yargısının suçlamaları birkaç kez değiştirdiğini anlattı.

Avukat, suçlamalar arasında “rejim karşıtı propaganda yapmak”, “dini başörtüsü takmadan sokakta bulunmak”, “ahlaka zarar vermek”, “edebe aykırı içerik paylaşmak” ve “insanları yozlaşmaya teşvik etmek” olduğunu söyledi.

Heshmati’ni önce cezaevinde birkaç gün tutulduğu, sonrasında ise ceza indirimine gidildiğini belirtildi.

Zorunlu başörtüsü dayatmasının uygulanması için ülke çapında güvenlik kameraları yerleştirilirken, cezaların artırılmasını amaçlayan yeni bir yasanın da kabul edilmesi bekleniyor.

İran Ocak 2023’de belgesel yönetmeni Müjgan İlanlu’ya 9 yıl 9 ay hapis ve 74 kırbaç cezası verilmişti.

Tahran İnşaat Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu toplantısında protesto amacıyla başörtüsünü sahneye atan kadın mühendis Zeynep Kazemi’ye 74 kırbaç cezası verilmişti.

Paylaşın

Çin’den ABD Merkezli Savunma Şirketlerine Yaptırım

Çin, ABD’nin Tayvan’a silah satışı ve Çinli şirketlere ve bireylere uyguladığı yaptırımlara yanıt olarak, ABD merkezli beş savunma şirketine yaptırım uygulanacağını duyurdu.

Haber Merkezi / Çin Dışişleri Bakanlığı, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, uygulamaya konulan yaptırımlarla birlikte şirketlerin Çin’deki mal varlıklarının dondurulacağı, şirketlerle ilişkili kurum ve kişilerin ülkede iş yapmasının yasaklanacağını belirtti.

Dışişleri Bakanlığı, açıklamasının devamında, ABD’nin Çin’in egemenlik ve güvenlik çıkarlarına zarar verdiğini, Tayvan Boğazı’ndaki barış ve istikrarı baltaladığını ve Çinli şirketlerin ve bireylerin hak ve çıkarlarını ihlal ettiğini vurguladı.

Bakanlık açıklamasının sonunda, Çin hükümetinin, ulusal egemenlik, güvenlik, toprak bütünlüğünün korunmasında ve Çinli şirketlerin ve vatandaşların yasal hak ve çıkarlarının korunmasında taviz verilmeyeceğini belirtti.

Yaptırım uygulanan şirketler arasında BAE Systems Land and Armament, Alliant Techsystems Operation, AeroVironment, ViaSat ve Data Link Solutions yer alıyor.

Çin, ülkenin doğu kıyısı açıklarında yer alan Tayvan’ı, gelecekte bir noktada Pekin’in kontrolü altına girmesi gereken bir eyalet olarak görüyor.

Paylaşın

Gazze’de İsrail Saldırılarında Ölü Sayısı 22 Bin 835’e Yükseldi

Filistin – İsrail savaşının 93. günü geride kalırken Gazze’de, İsrail saldırılarında yaşamını yitirenlerin sayısının son 24 saatte 113 artarak 22 bin 835’e yükseldi.

Haber Merkezi / İsrail saldırılarında hayatını kaybedenlerin yüzde 70’inin kadın ve çocuk olduğunu belirten Gazze’deki Filistin Sağlık Bakanlığı, yaralı sayısının ise 58 bin 416’ya çıktığını duyurdu.

Öte yandan Bakanlar kurulu toplantısında konuşan İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu, Hizbullah’la çatışmaların devam ettiği Lübnan sınırında savaş ihtimalinin giderek arttığı bir dönemde siyasi çözüm mesajı verdi.

“Hizbullah’a, Hamas’ın son aylarda çıkardığı dersi öğrenmesini öneriyorum. Bu ders, hiçbir teröristin güvende olmadığıdır. Vatandaşlarımızı koruma ve kuzeydeki sakinleri güvenli bir şekilde evlerine döndürme konusunda tamamen kararlıyız” diyen Netanyahu, bunun herkesin paylaştığı ulusal bir hedef olduğunu ve buna ulaşmak için sorumlu bir şekilde hareket ettiklerini belirtti.

İsrail ordusu ile Hizbullah arasında 8 Ekim’den bu yana sınırda zaman zaman çatışmalar yaşanıyor. Bu çatışmalarda, 28 Lübnanlı sivil ve 129 Hizbullah mensubu ile İsrail güçlerinin açıklamasına göre ise 5 İsrailli sivil ve 9 İsrail askeri öldü.

Gazze’de açlık uyarısı

Bu arada Birleşmiş Milletler acil durum şefi Martin Griffiths Gazze’de açlığın çok yakında olduğunu söyledi. Griffiths, Gazze’de yaşayanların en yüksek seviyede gıda yetersizliğiyle karşı karşıya olduğunu belirtti.

Binlerce kişinin öldüğüne, sağlık tesislerine yönelik saldırılara ve hizmet dışı kalan hastanelere dikkat çeken Griffiths, Gazze’nin ölüm ve çaresizlik yerine dönüştüğünü söyledi. Griffiths, “Umut daha önce hiç bu kadar bulunmaz olmamıştı” ifadesini kullandı.

Bölgedeki bulaşıcı hastalıklara dikkat çeken Martin Griffiths, böyle bir kaos ortamında yaklaşık 180 kadının her gün doğum yaptığını da kaydetti. Gazze’nin yaşanmaz bir yere geldiğini belirten Griffiths, halkın her gün yaşamlarıyla ilgili tehditle karşı karşıya olduğunu kaydetti, “dünya izlemeye devam ediyor” dedi.

AB’den İsrail’e uyarı

Ayrıca Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, İsrail’in Hamas’la savaşının Lübnan’ı bölgesel bir çatışmanın içine sürükleyebileceği uyarısında bulundu.

Lübnan’a yaptığı bir ziyaret sırasında Lübnan Dışişleri Bakanı Abdallah Buhabib ile görüşmesinin ardından ortak basın toplantısında konuşan Borrell, Orta Doğu’da bölgesel bir tırmanıştan kaçınmanın zorunlu olduğunu söyledi ve İsrail’i “bölgesel bir çatışmada kimsenin kazançlı çıkamayacağı” konusunda uyardı.

“Orta Doğu’da bölgesel tırmanıştan kaçınmak zorunludur. Lübnan’ın bölgesel bir çatışmaya sürüklenmesini önlemek kesinlikle gereklidir.” diyen Borrell, “Bu mesajı İsrail’e de gönderiyorum: Bölgesel bir çatışmadan kimse kazançlı çıkmayacak.” açıklamasında bulundu.

“Bu zor zamanlarda” desteğini göstermek üzere Lübnan’da bulunduğunu belirten Borrell,  bölgesel gerilimin tırmanmasını önlemek ve hem Gazze’de hem de bölgede adil ve kalıcı bir barışa ulaşılmasını sağlayacak koşulları yaratmak amacıyla diplomatik çabaları ilerletmek için yaptığı temaslar sırasında üst düzey hükümet yetkilileriyle görüştü.

Lübnan Başbakanı Necip Mikati ile bir araya gelen Borrell, Güney Lübnan’daki durum, Gazze savaşının etkileri ve Suriye’deki durum Başbakan ile yapılan görüşmelerin merkezinde yer aldığını belirtti ve “Herkesin çıkarına olan gerilimin azaltılması ve uzun vadeli istikrar için diplomasi yoluyla birlikte çalışma konusunda mutabık kaldık.” dedi.

Meclis Başkanı Nebih Berri ile de görüşen AB’nin dış politika şefi, Berri ile Lübnan’ın iç meselelerine de değindiklerini ifade etti ve “Bu zor zamanlarda Lübnan için güçlü işleyen kurumlara sahip olmak çok önemli.” mesajını verdi.

Gazze’de iki gazeteci hava saldırısında öldü

Bu arada Gazze Şeridi’nin güneyindeki Refah kenti yakınlarında düzenlenen hava saldırısında, El Cezire’nin Gazze’deki baş muhabiri Wael Dahdouh’un en büyük oğlu Hamza Dahdouh dahil iki gazeteci hayatını kaybetti.

El Cezire gazetecilerin ölümünü ve İsrail güçleri tarafından “gazeteciler ve ailelerine karşı diğer acımasızca saldırıları” şiddetle kınadı. Kanal, Uluslararası Ceza Mahkemesi, hükümetler ve insan hakları örgütlerine İsrail’den hesap sormaları çağrısında bulundu.

Dahdouh 26 Ekim’deki bir hava saldırısında da eşini, iki çocuğunu ve bir torununu yitirmişti. Kendisi de geçen ay bir çalışma arkadaşının hayatını kaybettiği bir İsrail saldırısında yaralanmıştı. Dahdouh gözyaşları içinde, “Dünya Gazze Şeridi’nde yaşananları görmüyor” ifadesini kullandı.

Gazze Şeridi’nin güneyindeki bir diğer kent Han Yunus’la Refah arasındaki bir evin isabet aldığı bir diğer hava saldırısında da en az 7 kişi hayatını kaybetti.
Han Yunus’taki Nasır Hastanesi yetkilileri, Cumartesi geç saatlerde İsrail’in bir saldırısında yaşamını yitiren 12’si çocuk 18 kişinin cesedini teslim aldıklarını belirtti. Han Yunus mülteci kampındaki bir evin vurulması sonucu 50’nin üzerinde kişi yaralandı.

Sınır Tanımayan Doktorlar Örgütü: Gerçek bir felaketin eşiğindeyiz

Sınır Tanımayan Doktorlar örgütü (MSF), Deyr ül Balah’taki El Aksa Şehitleri Hastanesi’nden örgüte mensup sağlık çalışanlarını tahliye ettiklerini açıkladı. MSF’in bir yetkilisi, bir kurşunun hastanenin yoğun bakım ünitesinin duvarını deldiğini ve son birkaç günde hastaneye sadece birkaç yüz metre mesafede drone saldırıları ve keskin nişancı ateşinin olduğunu aktardı.

BM’den bir heyeti ağırlayan hastanenin müdürü, “Bugün, gerçek bir felaketin eşiğindeyiz” derken, tedavilerinin yapılamaması halinde hastaların “caddelerde ölümleriyle yüzleşme” durumuyla karşı karşıya kalacaklarını söyledi.

İsrail ordu sözcüsü Hagari, Gazze’nin kuzeyinde dağınık çatışmaların sürmesinin beklendiğini, bölgeden İsrail’e doğru gelişigüzel şekilde roketlerin fırlatıldığını söyledi. Hagari, Hamas militanlarının, “iskeleti ve komutanları olmasa” da bölgede hala varlık gösterdiğini belirtti.

İsrail ordusu, herhangi bir kanıt ortaya koymadan, 8 binin üzerinde Hamas militanını öldürdüğünü kaydediyor. Hagari, İsrail güçlerinin, yoğun bombardıman ve kara muharebelerinin mahalleleri yerle bir ettiği Gazze’nin kuzeyine göre güneyde daha farklı bir eylem tarzı izleyeceğini söyledi.

Ordunun hedef aldığı mülteci kamplarının silahlı militanlarla dolu olduğunu ve Han Yunus’un altında “tünellerle dolu bir yer altı kenti” bulduklarını bildiren Hagari, çatışmaların 2024 boyunca da devam edeceği mesajını verdi.

Paylaşın

Gazze’de Can Kaybı 22 Bin 722’e Yükseldi

Hamas’ın askeri kanadı Kassam Tugaylarının başlattığı Filistin – İsrail savaşının 92. günü geride kalırken Gazze’de, İsrail saldırılarında hayatını kaybedenlerin sayısının son 24 saatte 122 artarak 22 bin 722’e yükseldi.

Haber Merkezi / Gazze’deki Filistin Sağlık Bakanlığı, İsrail saldırılarında yaralananların sayısının ise 58 bin 166’ya çıktığını duyurdu. Gazze’de İsrail saldırılarında hayatını kaybedenlerin yüzde 70’inin kadın ve çocuklar olduğu belirtiliyor.

Bu arada Birleşmiş Milletler acil durum şefi Martin Griffiths Gazze’de açlığın çok yakında olduğunu söyledi. Griffiths, Gazze’de yaşayanların en yüksek seviyede gıda yetersizliğiyle karşı karşıya olduğunu belirtti.

Binlerce kişinin öldüğüne, sağlık tesislerine yönelik saldırılara ve hizmet dışı kalan hastanelere dikkat çeken Griffiths, Gazze’nin ölüm ve çaresizlik yerine dönüştüğünü söyledi. Griffiths, “Umut daha önce hiç bu kadar bulunmaz olmamıştı” ifadesini kullandı.

Bölgedeki bulaşıcı hastalıklara dikkat çeken Martin Griffiths, böyle bir kaos ortamında yaklaşık 180 kadının her gün doğum yaptığını da kaydetti. Gazze’nin yaşanmaz bir yere geldiğini belirten Griffiths, halkın her gün yaşamlarıyla ilgili tehditle karşı karşıya olduğunu kaydetti, “dünya izlemeye devam ediyor” dedi.

Hizbullah’tan İsrail’in kuzeyinde yer alan bir askeri üsse roketli saldırı

Öte yandan Hamas liderlerinden Salih el Aruri’nin Lübnan’da öldürüldüğü suikastın ardından Hizbullah ile İsrail arasındaki gerilim tırmanmaya devam ediyor.

Lübnan’daki silahlı grup Hizbullah, İsrail’in kuzeyinde yer alan bir askeri üsse roket saldırısı düzenledi. Şii Müslüman gruptan yapılan açıklamada, “İslami direniş (Hizbullah) yüce lider Şeyh Salih el Aruri’ye yönelik suikast suçuna verilen ilk yanıt kapsamında Meron hava kontrol üssünü farklı tipte 62 füzeyle hedef almıştır” denildi.

İsrail ordusu ise bu sabah Lübnan’dan Meron bölgesine doğru fırlatılan yaklaşık 40 roket tespit edildiğini ve akabinde bu saldırılarda yer alan bir “terör hücresinin” vurulduğunu duyurdu.

Hamas’ın üst düzey isimlerinden Aruri, 2 Ocak’ta Lübnan’ın başkenti Beyrut’ta, Hizbullah’ın kalelerinden biri olarak görülen bir banliyöde insansız hava aracı saldırısıyla öldürülmüş, Hizbullah da bu saldırının “cezasız” kalmayacağını duyurmuştu.

AB’den İsrail’e uyarı

Ayrıca Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, İsrail’in Hamas’la savaşının Lübnan’ı bölgesel bir çatışmanın içine sürükleyebileceği uyarısında bulundu.

Lübnan’a yaptığı bir ziyaret sırasında Lübnan Dışişleri Bakanı Abdallah Buhabib ile görüşmesinin ardından ortak basın toplantısında konuşan Borrell, Orta Doğu’da bölgesel bir tırmanıştan kaçınmanın zorunlu olduğunu söyledi ve İsrail’i “bölgesel bir çatışmada kimsenin kazançlı çıkamayacağı” konusunda uyardı.

“Orta Doğu’da bölgesel tırmanıştan kaçınmak zorunludur. Lübnan’ın bölgesel bir çatışmaya sürüklenmesini önlemek kesinlikle gereklidir.” diyen Borrell, “Bu mesajı İsrail’e de gönderiyorum: Bölgesel bir çatışmadan kimse kazançlı çıkmayacak.” açıklamasında bulundu.

“Bu zor zamanlarda” desteğini göstermek üzere Lübnan’da bulunduğunu belirten Borrell,  bölgesel gerilimin tırmanmasını önlemek ve hem Gazze’de hem de bölgede adil ve kalıcı bir barışa ulaşılmasını sağlayacak koşulları yaratmak amacıyla diplomatik çabaları ilerletmek için yaptığı temaslar sırasında üst düzey hükümet yetkilileriyle görüştü.

Lübnan Başbakanı Necip Mikati ile bir araya gelen Borrell, Güney Lübnan’daki durum, Gazze savaşının etkileri ve Suriye’deki durum Başbakan ile yapılan görüşmelerin merkezinde yer aldığını belirtti ve “Herkesin çıkarına olan gerilimin azaltılması ve uzun vadeli istikrar için diplomasi yoluyla birlikte çalışma konusunda mutabık kaldık.” dedi.

Meclis Başkanı Nebih Berri ile de görüşen AB’nin dış politika şefi, Berri ile Lübnan’ın iç meselelerine de değindiklerini ifade etti ve “Bu zor zamanlarda Lübnan için güçlü işleyen kurumlara sahip olmak çok önemli.” mesajını verdi.

Paylaşın

Ukrayna’da Seferberlik Tartışmaları: Milletvekilleri Cepheye Çağrıldı

Ukrayna Genelkurmay Başkanı Valeri Zalujni, milletvekillerine, “İnsana ihtiyacım var. Ruslar, 400 bin kişiyi daha askere aldı ve birkaç yüz bin kişiyi daha çağırmak için hazırlanıyorlar. Bizim elimizde ne var? Ya dünyaya dönüp sorun ya da kendiniz savaşmaya gelin” dedi.

Ukrayna Parlamentosu Ulusal Güvenlik Komitesi toplantısında konuşan Genelkurmay Başkanı Zalujni, daha sert seferberlik kuralları uygulanmadığı takdirde, “devleti savunacak kimsenin kalmayacağını” söyledi.

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski geçen ay yaptığı açıklamada, Zalujni’nin kendisinden 500 bin asker daha istediğini açıklamıştı.

Ukrayna Genelkurmay Başkanı Valeri Zalujni, Ukraynalı milletvekillerinin yeni bir seferberlik yasasında anlaşamaması durumunda cepheye kendilerinin gelmesi gerektiğini söyledi.

Ukrayna merkezli yayın kuruluşu New Voice’ta yer alan habere göre; Genelkurmay Başkanı Zalujni, perşembe günü Ukrayna Parlamentosu Ulusal Güvenlik Komitesi toplantısına katıldı.

Toplantıda yer alan bir kaynağın aktardığına göre Valeri Zalujni milletvekillerine, “İnsana ihtiyacım var. Ruslar, 400 bin kişiyi daha askere aldı ve birkaç yüz bin kişiyi daha çağırmak için hazırlanıyorlar. Bizim elimizde ne var? Ya dünyaya dönüp sorun ya da kendiniz savaşmaya gelin” dedi.

İddiaya göre Genelkurmay Başkanı Zalujni, daha sert seferberlik kuralları uygulanmadığı takdirde, “devleti savunacak kimsenin kalmayacağını” söyledi.

Toplantıda gündeme gelen hükümlüleri askere alma fikrine karşı çıkan Ukraynalı general, bunun askerlik hizmetinin bir ceza olarak algılanmasına neden olacağını savundu. Valeri Zalujni ayrıca, askere alınacak her kişi için 80 günlük bir eğitim sürecinin gerekli olacağını vurguladı.

Ukrayna Genelkurmay Başkanı Valeri Zalujni’yle milletvekillerinin toplantısı, ülkede seferberlik tartışmalarının hız kazandığı bir dönemde geldi.

Kiev’in Şubat 2022’de başlayan savaşta şu ana kadar 200 bine yakın zayiat verdiği düşünülüyor. Bu rakama çatışmalarda yaralanan askerler de dahil.

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski geçen ay yaptığı açıklamada, Zalujni’nin kendisinden 500 bin asker daha istediğini açıklamıştı.

Geçen ay konuyu parlamento gündemine taşıyan Zelenski’nin partisinden milletvekili Mariana Bezuglaya, kadınların da askere alınmasının yolunu açan bir yasa tasarısı teklifi sunmuştu.

Bezuglaya’nın kendi Facebook sayfasında yaptığı ankete katılan erkeklerin yüzde 74’ü, kadınlarınsa yüzde 65’i askere alınmaktansa vatandaşlıktan çıkmayı kabul edeceklerini belirtmişti.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın