Gazze’de İsrail Saldırılarında Can Kaybı 27 Bine Dayandı

Filistin – İsrail savaşının 117. günü geride kalırken Gazze Şeridi’nde, İsrail saldırılarında son 24 saatte en az 150 kişi hayatını kaybederken, toplamda can kaybı ise 26 bin 26 bin 901’e yükseldi.

Haber Merkezi / Gazze Şeridi’nde, İsrail saldırılarında yaralı sayısının ise 65 bin 949’a yükseldiği kaydedildi. İsrail saldırılarında ölenlerin yüzde 70’ini çocuklar ve kadınların oluşturduğu aktarıldı.

Saldırılar sonucu oluşan yıkımdan dolayı çok sayıda kişinin hala enkaz altında olduğu vurgulanırken, sivil savunma ve acil sağlık ekiplerinin bu kişilere ulaşmakta zorluk yaşadığı kaydedildi.

Öte yandan İsrail ordusu, Gazze Şeridi’nde Hamas’ın kullandığı tünellere su pompalamaya başladığını bildirdi. Açıklamada, bu adımın “terörle mücadelede önemli bir teknik ve teknolojik çığır” anlamına geldiği belirtilerek hedefin “yer altındaki terör altyapısını etkisiz hale getirmek” olduğu kaydedildi.

İsrail’in tünellere deniz suyu pompalamayı planladığı Aralık ayında kamuoyuna yansımış, ancak uzmanlar bunun tehlikeli olduğu ve sivillere yönelik büyük tehlike barındırdığı uyarısı yapmıştı.

Hamas’ın Gazze Şeridi’ndeki tünellerinin uzunluğunun toplam 480 kilometreyle 720 kilometre arasında olduğu tahmin ediliyor. İsrail, Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus’un altındaki tünellerde Hamas yöneticilerinin saklandığını, İsrailli rehinelerin de burada tutulduğunu tahmin ediyor.

Ateşkes görüşmeleri

Pazar günü ABD, İsrail, Mısır ve Katarlı üst düzey yetkililerin Paris’te yaptığı toplantının ardından İsrail’in elindeki Filistinli tutuklular ile Hamas’ın elindeki İsrailli rehinelerin takası ve Gazze’ye insanî yardımların artırılması için uzun süreli ateşkes çabaları sürüyor.

Hamas, Telegram kanalından yaptığı açıklamada ateşkes taslağının kendilerine ulaştığını, şu an taslağı “inceleme ve yanıt verme” aşamasında olduklarını bildirdi.

Hamas lideri İsmail Haniye de şu an taslağı incelediklerini, taslağın çerçeve koşulları üzerinde görüşmek için Mısır hükümetinin Hamas yönetimini Kahire’ye davet ettiğini kaydetti. Katar medyasında yer alan haberlere göre bir Hamas heyetinin bugün Kahire’de Mısır istihbarat şefi Abbas Kamel ile görüşmesi planlanıyor.

Katar Başbakanı Şeyh Muhammed bin Abdurrahman Al Sani, varılacak bir ön anlaşmanın kalıcı ateşkese giden yolu açacağı umudunu dile getirdi.

Katar, Kasım ayında İsrail ile Hamas arasında varılan geçici ateşkeslerde arabuluculuk rolü üstlenmişti. Al Sani, mevcut planın aşamalı ateşkes öngördüğünü, ilk etapta kadın ve çocuk rehinelerin serbest bırakılması ve Gazze’ye ulaştırılan yardımların artırılmasının hedeflendiğini bildirdi.

Gazze’de yapıların yarısından fazlası ya yıkıldı ya da zarar gördü

İsrail’in bombaladığı Gazze’de yapıların yarısından fazlası ya yıkıldı ya da zarar gördü. Gazze genelinde yerleşim yerleri, dükkanlarla dolu olan caddeler enkaz yığınına dönüşmüş durumda. Üniversiteler yok olurken tarım alanları kullanılamaz hale geldi.

Binlerce kişinin evsiz kalması nedeniyle bölgenin güneyinde çadır kentler ortaya çıkmış durumda. Gazze’de nüfusun yüzde 80’i, 1,7 milyon insan evlerini terk etmek zorunda kaldı. Birleşmiş Milletler’e göre bu sayının yaklaşık yarısı bölgenin güneyini doldurmuş durumda.

New York Üniversitesi’inden Corey Scher ve Oregon Üniversitesi’nden Jamon Van Den Hoek’in çeşitli tarihlerdeki uydu verilerine dayandırdığı ve BBC’nin de teyit ettiği analizde Gazze’de 144 bin ile 175 bin yapı ya yıkıldı ya da zarar gördü.

Bu Gazze’deki yapıların yüzde 50’si ile yüzde 61’i arasında bir orana denk geliyor. Bölgenin güneyinde İsrail’in son haftalarda özellikle sert vurduğu Han Yunus’ta 38 binden fazla bina ya yıkıldı ya da zarar gördü. Sadece son iki haftada yıkılan ya da zarar gören bina sayısı 1500’den fazla.

Uydu verileri bölgedeki tarım alanlarının da oldukça zarar gördüğünü ortaya koyuyor. Gazze, İsrail-Hamas savaşından önce de ithal ürünlere önemli oranda bağımlı olsa da gıdanın önemli bir bölümü de bölgede yetiştirilen ürünlerden geliyordu.

Yardım kuruluşları Gazze nüfusunun yarısının açlıkla karşı karşıya olduğunu belirtiyor. Bölgedeki tarımın önemli bir bölümünün yapıldığı Gazze’nin kuzeyi ve merkezindeki tarım alanları İsrail askerlerinin geçici savunma yapıları inşa ettiği yerlere dönüşmüş durumda.

Gazze’deki bir diğer önemli değişim de çadır kentlerle geçici yapıların varlığı. Evlerinden olanlar buralarda yaşıyor. 500 futbol sahasına eşit bir alanda çadır kentler dikkat çekiyor. Son verilere göre Gazze’de 7 Ekim’den bu yana yaşamını yitirenlerin sayısı yaklaşık 27 bin.

Paylaşın

İmran Han’a 14 Yıl Hapis Cezası Daha!

Eski Pakistan Başbakanı İmran Han ve eşi Büşra Bibi, yolsuzluk suçlamasıyla 14 yıl hapis cezasına çarptırıldı. İmran Han dün de devlet sırlarını sızdırmak suçlamasıyla 10 yıl hapis cezasına çarptırılmıştı.

Haber Merkezi / Mahkeme ayrıca İmran Han’ı 10 yıl süreyle kamu görevlerinden men etti. Bu son hapis cezası İmran Han’ın iktidardan indirildiği 2022 yılından sonra aldığı üçüncü hapis cezası.

Euronews Türkçe’de yer alan habere göre; Eski Pakistan Başbakanı İmran Han, 3 yıllık hapis cezasını çekerken dün aldığı 10 yıl hapis cezasına ek olarak 14 yıl daha hapisle cezalandırıldı.

Pakistan’da 8 Şubat’ta yapılacak seçime girmesi yasaklanan tutuklu eski Başbakan İmran Han ve eşi yolsuzlukla yargılandığı davada suçlu bulundu. Mahkeme, başbakanlığı döneminde aldığı hediyelerin ayrıntılarını açıklamadığı ve sattığı gerekçesiyle eski Başbakan İmran Han ve eşi Büşra Bibi’ye 14 yıl hapis cezası verdi.

Eski Başbakan Şahbaz Şerif hükümeti tarafından İmran Han’a karşı Seçim Komisyonu’na yapılan başvuruda, Han’ın 52 hediye aldığı, bu hediyelerin birçoğunu sattığı öne sürülmüştü. Söz konusu hediyelerin Ağustos 2018 ile Aralık 2021 tarihleri arasında alındığı, piyasa değerinin yaklaşık 641 bin dolar olduğu kaydediliyor.

Bu hediyelerin resmi kurumlara bildirilmediği gerekçesiyle açılan davada bugün çıkan kararla Han ve eşine hapis cezaları verildi. Pakistan yönetiminde etkili olan ordu ile gerilim yaşayan Han, hakkında açılan davaların siyasi amaçlı olduğunu savunuyor.

İktidardan düşürüldükten sonra hakkında birçok dava açılan Han, dün de “devlet sırlarını ifşa etmekten” suçlu bulunarak 10 yıl hapse mahkum edildi. Davada Han ile birlikte yargılanan eski Dışişleri Bakanı Şah Mahmud Kureyşi de 10 yıl hapis cezasına çarptırıldı.

Associated Press, İmran Han’ın avukatlarının İslamabad mahkemesinin kararına çarşamba günü itiraz edip bir üst mahkemeye başvuracaklarını duyurdu.

Eski Başbakan İmran Han, yargılandığı yolsuzluk davasında, mahkemenin hakkında verdiği tutuklama kararının ardından 5 Ağustos 2023’te polis tarafından yakalanmış ve cezaevine gönderilmişti. Han hakkında yargılandığı yolsuzluk davası kapsamında verilen 3 yıl hapis cezası, 29 Ağustos 2023’te ertelenerek eski Başbakan’ın kefaletle serbest bırakılmasına hükmedilmişti.

Ancak 30 Ağustos 2023’te hakim Abul Hasnat Zülkarneyn, savcılığın talebi üzerine “devlet sırlarını ifşa etmekle” suçlanan Han’ın tutukluluk süresini uzatmıştı. Eski Dışişleri Bakanı Şah Mahmud Kureyşi de benzer sebeple 19 Ağustos 2023’te İslamabad’daki evinde yakalanarak cezaevine gönderilmişti.

Paylaşın

Gazze’de İsrail Saldırılarında Ölü Sayısı 26 bin 751’e Yükseldi

Hamas’ın başlattığı Filistin – İsrail savaşının 116. günü geride kalırken Gazze’de, İsrail saldırılarında son 24 saatte en az 114 kişi hayatını kaybederken, toplamda can kaybı ise 26 bin 751’e yükseldi.

Haber Merkezi / Gazze Şeridi’nde, İsrail saldırılarında yaralı sayısının ise 65 bin 636’ya yükseldiği kaydedildi. İsrail saldırılarında ölenlerin yüzde 70’ini çocuklar ve kadınların oluşturduğu aktarıldı.

Saldırılar sonucu oluşan yıkımdan dolayı çok sayıda kişinin hala enkaz altında olduğu vurgulanırken, sivil savunma ve acil sağlık ekiplerinin bu kişilere ulaşmakta zorluk yaşadığı kaydedildi.

Öte yandan İsrail ordusu bazı birliklerini Gazze’nin kuzeyine yönlendirirken, Hamas militanlarının da bu bölgede yeni bir saldırı hazırlığı yaptığı bildirildi.

İsrail Savunma Bakanı Yoav Gallant, pazartesi günü yaptığı açıklamada Gazze Şeridi’ndeki bazı birliklerin güneyden kuzeydeki Lübnan sınırına kaydırıldığını belirtti.

Gallant, sınıra yönlendirilen birliklerin “yakın zamanda çatışmaya girebileceğini ve her duruma hazırlıklı olduğunu” söyledi.

İsrail’in Gazze’nin kuzeyindeki birliklerini güçlendirmesiyle Lübnan sınırında İran destekli Hizbullah militanlarıyla süren çatışmaların yoğunluğu artabilir.

8 Ekim’den beri düzenlenen karşılıklı saldırılarda toplamda 30 Lübnanlı sivil ve 176 Hizbullah militanıyla 6 İsrailli sivil ve 10 İsrail askeri öldürüldü.

Gallant, 22 Ocak’ta yaptığı açıklamada kuzeydeki İsrailli yerleşimcilerin güvenliği sağlanmadan Hizbullah’la çatışmaların sonlanmayacağını söylemişti. Hizbullah ise İsrail ordusu Gazze’deki askeri operasyonları durdurmadığı sürece saldırıları sürdüreceğini bildirmişti.

UNRWA’ya eleştiriler

Ayrıca, Birleşmiş Milletler (BM) Filistin Yardım ve Çalışma Ajansı (UNRWA) görevlilerine yönelik vahim iddiaların ardından on donör ülke, ödemelerini askıya aldı.

Bu ülkeler arasında Almanya, Amerika Birleşik Devletleri (ABD), Avustralya, Japonya, İtalya, Hollanda, Kanada, Finlandiya, İsviçre ve İngiltere de yer alıyor.

Bağışların dondurulmasının ardında ise Hamas’ın 7 Ekim 2023 tarihinde İsrail’e yaptığı saldırılara, UNRWA çalışanlarının da karışmış olabileceği iddiaları yatıyor. Yardım kuruluşu, bu iddialarla ilgili soruşturma başlattı.

UNRWA Genel Komiseri Philippe Lazzarini, bağışçılara kararlarını yeniden gözden geçirmeleri çağrısında bulundu. İtalyan asıllı İsviçreli diplomat, yaptığı resmî açıklamada, “UNRWA, Gazze’de insanî yardım konusunda en önemli aktördür” dedi.

Gazze Şeridi’ndeki iki milyondan fazla insanın, bu kuruluşun yardımları olmadan hayatta kalamayacağını belirten Lazzarini, “Bir milyondan fazla insana barınak sağlıyoruz. Halkın gıda ihtiyacını ve acil tıbbî bakımını temin ediyoruz” ifadelerini kullandı.

İsrail ve diğer devletlerden politikacıların UNRWA’ya yönelttiği eleştiriler, öncelikle Filistinli mültecilerin tanımıyla ilgili.

Filistinlilerin soyundan gelenlerin de mülteci sayılması, İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu’nun bu yardım kuruluşunu “mülteci yerleştirme ajansı” olarak adlandırmasına yol açtı. İsrailli politikacıya göre bu görev, Birleşmiş Milletler’in sorumluluğunda olmamalı.

Sürekli dile getirilen bir başka suçlama da “UNWRA bünyesindeki okullarda okutulan ders kitaplarında, nefret ve şiddetin körüklenmesi”. Almanya, İsrail, ABD ve diğer ülkeler, “Hamas terörünün UNWRA okullarındaki öğretmenler tarafından açıkça desteklendiğini ve ders kitaplarında Yahudilere karşı nefret söylemlerine yer verildiğini” öne sürüyor.

Yıllardır UNRWA ile çalışan İsrailli enstitü Impact-SE, “Yahudi devletinin gayrimeşrulaştırılması ve şeytanlaştırılmasının eğitim müfredatına hâkim olduğunu ve şiddetin yüceltildiğini” savunuyor.

En ciddi suçlama ise geçtiğimiz 7 Ekim’de İsrail’e yapılan saldırıda, on iki UNWRA çalışanının Hamas’a yardım ettiği ya da takip eden günlerde Hamas’ı desteklediği yönünde. İsrail verilerine göre, saldırı sırasında yaklaşık bin 200 İsrail vatandaşı öldü ve 240 dolayında İsrailli de kaçırılarak Gazze’ye götürüldü.

Paylaşın

ABD Dışişleri Bakanı Blinken: İran’la Savaş Peşinde Değiliz

Suriye – Ürdün sınırındaki ABD üssüne düzenlenen saldırıya ilişkin değerlendirmede bulunan ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, saldırıda hayatını kaybeden askerler için yas tuttuklarını ve bir daha böyle saldırıların olmaması için mümkün olan her tedbiri aldıklarını ifade etti.

Antony Blinken, Joe Biden yönetimi olarak askeri karşılık seçeneklerini değerlendirdiklerini hatırlattı. ABD’nin ne şekilde karşılık vereceğine ilişkin soruya, “Dün Başkan’ın da belirttiği gibi, biz (bu saldırıya) karşılık vereceğiz ve bu karşılık çok katmanlı olacak, aşamalar halinde ve uzun süreli şekilde gerçekleşecek” şeklinde yanıt verdi.

İran’la bir savaş peşinde olmadıklarını belirten Blinken, 7 Ekim’den bu yana bölgede gerilimin çok arttığını ve ABD’nin Ortadoğu’daki çıkarlarını korumaya devam edeceklerini kaydetti.

ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı’ndan (CENTCOM) yapılan açıklamada insansız hava aracıyla düzenlenen saldırıda, 34 ABD askerinin de yaralandığı ancak bu sayının da değişebileceği belirtildi.

ABD Savunma Bakanlığı, saldırıda hayatını kaybeden askerlerin kimliklerini 46 yaşındaki William Jerome Rivers, 24 yaşındaki Kennedy Ladon Sanders ve 23 yaşındaki Breonna Alexsondria Moffett olarak açıkladı.

İki askeri Amerikalı yetkiliye göre, Ekim ayı ortasından bu yana Ortadoğu’daki ABD askerleri en az 165 kez saldırıya uğradı.

Associated Press haber ajansı ve Wall Street Journal ile New York Times gazetelerinin haberine göre iki Amerikalı yetkili, saldırıyı gerçekleştiren insansız hava aracının (İHA) üsse dönen ABD’ye ait İHA ile karıştırılmış olabileceğini söyledi.

İsmini vermemek koşuluyla AP’ye konuşan iki yetkili, İHA Kule 22 olarak bilinen üsse yaklaşırken, ABD’ye ait insansız hava aracının da aynı dakikalarda havada olduğu ve üsse dönmek üzere olduğunu söyledi.

Yetkililer ilk incelemeye göre, düşmana ait İHA’nın bu nedenle ABD’nin hava savunma sistemini atlatmış olabileceği ihtimali bulunduğunu belirtti.

ABD Savunma Bakanlığı sözcüsü Sabrina Singh Pazartesi günü Pentagon’da düzenlediği basın toplantısında, saldırının Irak’ta varlık gösteren İran destekli Kataib Hizbullah (Hizbullah Tugayları) grubunun izlerini taşıdığını söyledi.

Pentagon sözcüsü, “Savaş istemiyoruz ancak adım atacağız ve askerlerimize yönelik saldırılara karşılık vereceğiz” dedi.

Savunma Bakanı Lloyd Austin, NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg ile yaptığı görüşmenin ardından saldırıya ilişkin yaptığı açıklamada, “Başkan ve ben ABD askerlerine yönelik saldırıları tolere etmeyeceğiz; ABD’yi ve kuvvetlerimizi savunmak için gereken adımları atacağız” dedi.

Biden yönetimi Ortadoğu’da ABD askerlerini hedef alan saldırılardan, İran’ın desteklediği, kaynak sağladığı ve eğittiği milis grupları sorumlu tutuyor. İran ise saldırıların arkasında olduğunu reddetti.

ABD askerlerinin hayatını kaybettiği saldırı, İsrail ve Hamas arasındaki savaşın genişlemesini engellemeye çalışan Biden yönetimini halihazırda gergin olan Ortadoğu’da hassas bir durumla karşı karşıya bırakıyor.

ABD’nin ülke dışındaki askeri varlığı

Amerika’nın Irak’ta 2500, Suriye’de 900 askeri bulunuyor. Bahreyn’de 9 bin, Kuveyt’te 13 bin, Katar’da da 8 bin askeri görev yapıyor. Ürdün, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri’nde de ABD askerinin olduğu biliniyor.

Hamas’ın İsrail saldırısı sonrası Pentagon 7,500 personel bulunan iki uçak gemisini bölgeye göndermişti. Savunma Bakanlığı Pentagon’a göre ABD’nin 150’den fazla ülkede 220 bin askeri ve 800’den fazla da üssü bulunuyor.

Paylaşın

Ürdün’de ABD Askeri Üssü’ne İHA’lı Saldırı: 3 Ölü, 34 Yaralı

Ürdün’ün Suriye sınırına yakın bir bölgede bulunan ABD askeri üssüne düzenlenen insansız hava aracı saldırısında 3 ABD askeri öldü, 34 asker de yaralandı. Saldırıyı İran destekli Irak İslami Direniş Hareketi üstlendi.

Haber Merkezi / ABD Başkanı Joe Biden, saldırının, “Suriye ve Irak’ta faaliyet gösteren İran destekli radikal militan gruplar” tarafından gerçekleştirildiğini söyledi. Biden, ABD’nin “tüm sorumlulardan hesap soracağını” da sözlerine ekledi.

İran destekli milislerin Ortadoğu’daki Amerikan güçlerine yönelik aylardır devam eden saldırılarında ABD ordusu ilk kez kayıp verdi. ABD ordusu, hayatını kaybeden askerlerin kimliklerinin ailelerine haber verildikten 24 saat sonra kamuoyuyla paylaşılacağını açıkladı.

Saldırıyı üstlenen İslami Direniş Hareketi ise, saldırıya ilişkin yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi:

“Irak ve bölgedeki Amerikan işgal güçlerine direnme ve Gazze’de halkımıza karşı Siyonist oluşumu cezalandırma planının devamı olarak, Irak’taki İslami direniş mücahitleri 28 Ocak Pazar günü şafak vaktinde dronlar aracılığıyla saldırdı.”

Irak ve Suriye’de Irak Şam İslam Devleti’ne (IŞİD) karşı ABD önderliğinde kurulan koalisyon güçlerine yönelik İran yanlısı milisler tarafından ekim ayından bu yana saldırılar artarken, Washington yönetimi aynı şekilde bunlara misilleme yaparak karşılık veriyor.

ABD’nin Irak’ta 2 bin 500, Suriye’de 900 Ürdün’de ise 3000 civarında askeri bulunuyor.

ABD Savunma Bakanlığı Pentagon’a göre İran destekli milisler, 17 Ekim’den bu yana Irak ve Suriye’deki Amerikan birliklerinin bulunduğu üslere 150’den fazla saldırı düzenledi. Roketler ve tek yönlü saldırı uçaklarıyla yapılan saldırıların büyük çoğunluğu önlendi.

“Saldırı Suriye topraklarında gerçekleşti”

Ürdün hükümeti ise, ABD kuvvetlerine yönelik saldırının ülke topraklarında değil Suriye sınırındaki El Tanf (Tenef) Üssü’nde gerçekleştiğini duyurdu.

Ürdün hükümet sözcüsü Muhenned Mubaydin, El-Memleke TV’ye 3 ABD askerinin öldüğü, 25’inin yaralandığı saldırıyla ilgili açıklamada bulundu.

Mubaydin, ABD güçlerine yönelik saldırının Ürdün topraklarında değil Suriye sınırı yakınlarında gerçekleştiğini ve Tenef Üssü’nün hedef alındığını bildirdi.

ABD askerlerinin konuşlandığı El Tanf (Tenef) Üssü, Suriye-Irak-Ürdün üçgeninde yer alıyor. ABD’nin açıklamasındaysa saldırının Ürdün’ün kuzeydoğusunda, Ürdün topraklarında gerçekleştiği bildirilmişti.

Paylaşın

Kuzey Kore’den Beş Gün İçinde İkinci Füze Denemesi

Kuzey Kore olarak bilinen Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti (KDHC), askeri teknolojisini genişletmeye devam ederken, doğu kıyısı açıklarında seyir füzeleri ateşlediğini açıkladı.

BBC Türkçe’nin aktardığına göre; deneme testi sonrası Güney Kore Genelkurmay Başkanlığı (JCS), “Ordumuz, Kuzey Kore’nin provokasyonlarını izlemek için ABD ile yakın koordinasyon içinde” dedi.

Kuzey Kore, Çarşamba günü de Pulhwasal-3-31 adlı yeni bir stratejik seyir füzesi denemesi yaptığını duyurmuştu.

Pulhwasal-3-31 adlı seyir füzesinin hala geliştirme aşamasında olduğu bildirilirken, Kuzey Kore, ilk seyir füzesi testini Eylül 2021’de gerçekleştirmişti.

Kuzey Kore lideri Kim Jong Un son aylarda politikalarında ve söylemlerinde giderek daha agresif bir tutum sergileyerek çeşitli barış anlaşmaları sona erdirdi ve askeri eylemlerini arttırdı.

Pyongyang yönetimi Ocak ayının başından bu yana yeni katı yakıtlı füzelerini ve nükleer silah taşıyabildiği iddia edilen su altı saldırı dronlarının test ettiğini öne sürdü.

Yaklaşık iki senedir aylık olarak füze denemeleri yapan ülke, silah geliştirme faaliyetleriyle BM yaptırımlarını da açıkça ihlal ediyor.

Kim Jong Un bu ayın başlarında yaptığı bir değerlendirmede Güney Kore ile yeniden birleşme yönündeki eski temel hedefinin sona erdiğini ilan etti ve Güney Kore’yi “baş düşman” olarak tanımladı.

Bu durum Kuzey Kore’nin savaşa hazırlandığı endişelerine yol açtı.

Güney Kore lideri Yoon Suk Yeol bu ay kabinesine yaptığı açıklamada, Kuzey’in bir provokasyon gerçekleştirmesi halinde Güney’in “kat kat daha güçlü bir şekilde karşılık vereceğini” söyledi ve Güney Kore ordusunun “ezici karşılık verme kabiliyetine” işaret etti.

Paylaşın

Gazze’de İsrail Saldırılarında Can Kaybı 26 bin 422’ye Yükseldi

Filistin – İsrail savaşının 114. günü geride kalırken Gazze’de, İsrail saldırılarında son 24 saatte en az 165 kişi hayatını kaybederken, toplamda can kaybı ise 26 bin 422’ye yükseldi.

Haber Merkezi / Gazze Şeridi’nde, İsrail saldırılarında yaralı sayısının ise 65 bin 087’ye yükseldiği kaydedildi. İsrail saldırılarında ölenlerin yüzde 70’ini çocuklar ve kadınların oluşturduğu aktarıldı.

Saldırılar sonucu oluşan yıkımdan dolayı çok sayıda kişinin hala enkaz altında olduğu vurgulanırken, sivil savunma ve acil sağlık ekiplerinin bu kişilere ulaşmakta zorluk yaşadığı kaydedildi.

Öte yandan Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres, BM’nin Filistinli Mültecilere Yardım Ajansı’nda (UNRWA) görevli bazı çalışanların, Hamas’ın 7 Ekim’deki saldırılarına karıştığının kanıtlanması halinde gerekli cezaları alacakları sözünü verirken, UNRWA için yapılan yardımların askıya alınmaması çağrısında bulundu.

İsrail’in suçlamalarının ardından UNRWA, konuyla ilgili soruşturma başlatırken İngiltere, İtalya, Almanya ve Hollanda’nın da aralarında bulunduğu 9 ülke UNRWA’ya yaptıkları yardımı askıya almıştı.

Antonio Guterres’in makamından yapılan açıklamada, “BM Genel Sekreterliği, normal prosedürlerine uygun olarak bireyleri kovuşturabilecek yetkili bir makamla işbirliği yapmaya hazırdır,” denildi.

UNRWA’ya yapılan yardımların askıya alınmaması istenilen açıklamada, “UNRWA için çalışan, çoğu insani yardım görevlisi olan ve hayatlarını tehlikeye atarak işlerini yapan on binlerce erkek ve kadın cezalandırılmamalı. Ayrıca bu insanları hizmet ettikleri çaresiz nüfusun acil ihtiyaçları karşılanmalı,” ifadesi kullanıldı.

Açıklamada, suçlamalara hedef olan 12 kişiden dokuzunun işine son verildiği, birinin öldüğü ve diğer ikisinin ise kimliklerinin tespit edilmeye çalışıldığı kaydedildi.

İngiltere, Almanya, İtalya, Hollanda, İsviçre ve Finlandiya’nın ardından son olarak ABD, Avustralya ve Kanada UNRWA’ya yapılan mali yardımı askıya aldı.

Guterres açıklamasında, “Onların endişelerini anlıyorum, ben de bu suçlamalar karşısında dehşete düşmüştüm. Ancak en azından UNRWA’nın operasyonlarının devamlılığını garanti altına almak için katkılarını askıya alan hükümetlere bundan vazgeçmeleri için şiddetle çağrıda bulunuyorum.” dedi.

“Tüm bir topluluğa yaptırım uygulamak son derece sorumsuzca”

UNRWA Genel Müdürü Philippe Lazzarini ise yaptığı açıklamada daha sert bir ifade kullanarak, mali yardımı kesen ülkeleri büyük bir sorumsuzlukla suçlayarak, “Özellikle savaş sırasında ve yerinden edilmeler sürerken, bölgedeki siyasi krizlerin olduğu bir dönemde, bazı kişilere karşı suç teşkil eden eylemlerde bulunulduğu iddiaları nedeniyle bir kurumu ve onun hizmet ettiği tüm bir topluluğa yaptırım uygulamak son derece sorumsuzca olacak.” dedi.

Yardımı kesen ülkelere çağrı yapan Lazzarini, “”Gazze’deki insanların yaşamları ve bölgesel istikrar bu desteğe bağlı.” dedi.

İsrail Dışişleri Bakanı Israël Katz, dün basına yaptığı açıklamada, Gazze’deki savaşın bitmesini ardından UNRWA’nın bölgede hiç bir şekilde rol almasını ve faaliyette bulunmasını istemediklerini söylemişti. UNRWA ilk kez Arap-İsrail savaşını ardından 1949 yılında kuruldu.

ABD’nin rehinelerin serbest bırakılması ve ateşkes planı

Ayrıca Washington yönetimi, ABD’li müzakerecilerin, rehinelerin serbest bırakılması karşılığında İsrail’in Gazze’de Hamas’a yönelik askeri operasyonlarına iki ay süreyle ara vereceği olası bir anlaşma üzerinde ilerleme kaydettiği görüşünde.

Associated Press’e konuşan isminin açıklanmasını istemeyen iki ABD’li yetkili, henüz imzalanmamış anlaşmanın ortaya çıkan olası şartlarının iki aşamadan oluşacağını bildirdi.

Buna göre ilk aşamada, kalan kadınların, yaşlıların ve yaralı rehinelerin Hamas tarafından serbest bırakılmasına imkan vermek için çatışmalar durdurulacak. İsrail ve Hamas daha sonra, İsrailli askerlerin ve sivil erkeklerin serbest bırakılacağı ikinci aşamaya yönelik aranın ilk 30 günü boyunca ayrıntılar üzerinde çalışacak.

Ortaya çıkan anlaşma aynı zamanda İsrail’in Gazze’ye daha fazla insani yardım yapılmasına izin vermesi yönünde çağrıyı da içerecek. Önerilen anlaşma savaşı sona erdirmeyecek olsa da ABD’li yetkililer böyle bir anlaşmanın çatışmaya kalıcı bir çözüm için zemin hazırlama ihtimali konusunda iyimserliklerini dile getiriyor.

New York Times ilk olarak cumartesi günü, geri kalan rehineler karşılığında çatışmaya ara verilmesi yönünde bir anlaşmaya varılması yönünde ilerleme kaydedildiğini duyurmuştu.

CIA Direktörü Bill Burns’ün pazar günü Fransa’nın başkenti Paris’te İsrail istihbarat teşkilatı Mossad Başkanı David Barnea, Katar Başbakanı Muhammed bin Abdulrahman Al Thani ve Mısır İstihbarat Servisi Şefi Abbas Kamel ile yapacağı görüşmelerde ortaya çıkan taslak anlaşmanın ana hatları ayrıntılı bir şekilde tartışılacak.

AP’ye konuşan ABD’li yetkililere göre, rehinelerin serbest bırakılması ve ateşkes gündemin öncelikli gündem maddesi. ABD Başkanı Joe Biden cuma günü konuyla ilgili Mısır ve Katarlı liderlerle rehinelerin serbest bırakılması konusunu görüşmüştü.

Katar ve Mısır’ın arabuluculuğunda Gazze’deki çatışmalara 24 Kasım 2023’te 4 günlüğüne verilen ve daha sonra 3 gün uzatılan “insani ara”da 81 İsrailli ve 240 Filistinli esir karşılıklı serbest bırakılmıştı.

AP’nin haberine göre Burns Paris’teki görüşmelerde ilerleme sağlandığını rapor etmesi halinde ABD Başkanı Biden Ortadoğu ve Kuzey Afrika Koordinatörü Brett McGurk’ü bu hafta rehine krizi ve ateşkesi görüşmek için yeniden bölgeye gönderecek.

Gelişmenin olumlu seyretmesi halinde ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, savaşın başlamasından bu yana 5. kez kez Ortadoğu’yu ziyaret etmek için bir kez daha gelecek hafta yola çıkacak. Hamas’ın elinde 130’a yakın rehine olduğu tahmin ediliyor.

Paylaşın

Mona Lisa Tablosu İklim Aktivistlerinin Hedefi Oldu

“Riposte Alimentaire” adlı sivil toplum örgütüne üye iki protestocu, Fransa’nın başkenti Louvre Müzesi’nde sergilenen Mona Lisa tablosuna çorba fırlatıldı. Protestocular “sağlıklı ve sürdürülebilir gıda” hakkı için çağrıda bulundu.

Haber Merkezi / Protestocular, “Hangisi daha önemli? Sanat mı ya da sağlıklı ve sürdürülebilir beslenme hakkı mı? Tarım sistemimiz hasta,” ifadelerini kullandılar.

Ülke genelinde gelirlerinin azlığından şikayet eden çiftçilerin günlerdir sürdürdüğü eylemelere atıf yapan protestocular, çiftçilerin çalışmalarının karşılığını alamadığına işaret ederek “Çiftçiler çalışmaktan ölüyor,” dedi.

Tablo kurşun geçirmez bir camla korunurken, protestonun ardından müze çalışanları Mona Lisa’nın bulunduğu cam panelin önüne siyah panolar yerleştirdi ve ziyaretçilerden eserin sergilendiği odayı boşaltmalarını istedi.

Fransa Kültür Bakanı Rachida Dati, “hiçbir nedenin” Mona Lisa’nın hedef alınmasını haklı gösteremeyeceğini söyledi.

16. yüzyılda Leonardo da Vinci tarafından yapılan ve dünyanın en ünlü sanat eserlerinden biri olarak nitelendirilen Mona Lisa tablosu, 1950’lerin başında gerçekleştirilen asitli bir saldırıdan bu yana güvenlik camıyla korunuyor.

Tablo 1911 yılında Louvre’dan çalınmış ve uluslararası bir sansasyon yaratmıştı. Dünyanın en çok ziyaret edilen müzesinin çalışanı Vincenzo Peruggia, tabloyu almak için bir gece boyunca bir dolapta saklandı.

Tablo, Peruggia’nın iki yıl sonra İtalya’nın Floransa kentinde bir antikacıya satmaya çalıştığı sırada bulundu.

Protestocular daha önce de Londra’daki National Gallery’de sergilenen Vincent Van Gogh’un “Ayçiçekleri” tablosuna domates çorbası atmış, Almanya’nın Potsdam kentindeki Barberini Müzesi’nde sergilenen Fransız ressam Claude Monet’in “Les Mueles” (Saman Yığınları) serisinde yer alan bir eserine ise patates püresi fırlatmıştı.

Londra’daki bal mumu heykel müzesi Madame Tussauds’da Kral 3. Charles’ın heykeline de prtostestocular tarafından çikolatalı kek atılmıştı.

Paylaşın

Gazze’de İsrail Saldırılarında Ölü Sayısı 26 Bin 257’ye Çıktı

Hamas’ın başlattığı Filistin – İsrail savaşının 113. günü geride kalırken Gazze’de, İsrail saldırılarında 24 saatte 174 kişi hayatını kaybederken, toplamda can kaybı ise 26 bin 257’ye yükseldi.

Haber Merkezi / Gazze Şeridi’nde, İsrail saldırılarında yaralı sayısının ise 64 bin 797’ye yükseldiği kaydedildi. İsrail saldırılarında ölenlerin yüzde 70’ini çocuklar ve kadınların oluşturduğu aktarıldı.

Saldırılar sonucu oluşan yıkımdan dolayı çok sayıda kişinin hala enkaz altında olduğu vurgulanırken, sivil savunma ve acil sağlık ekiplerinin bu kişilere ulaşmakta zorluk yaşadığı kaydedildi.

UNRWA’ya yardımların kesilme tehlikesi

Öte yandan Birleşmiş Milletler Filistin Mülteciler Yardım Kurumu’ndan (UNRWA) bazı çalışanların, Hamas’ın İsrail’e 7 Ekim’de düzenlediği saldırılara karıştığı iddiaları üzerine kuruma verilen yardımın kesilmesi tartışması büyüyor.

UNRWA Gazze’de ön saflarda yer alıyor ve bölgedeki 2 milyondan fazla Filistinli’ye yardım ulaştırıyor. UNRWA’in Gazze Şeridi’nde görev yapan 13 bin Filistinli çalışanı bulunuyor. Ekim ayında İsrail’in Gazze’ye yönelik başlattığı saldırılarda UNRWA çalışanlarından 150’den fazlası hayatını kaybetti.

UNRWA Başkanı Philippe Lazzarini konuya ilişkin açıklamasında, “Ajansın insani yardım sağlama kabiliyetini korumak için, bu personelin sözleşmelerini derhal feshetme ve gecikmeden gerçeği ortaya çıkarmak için bir soruşturma başlatma kararı aldım” dedi.

Lazzarini, “Terör eylemlerine karışan her UNRWA çalışanı, cezai kovuşturma da dâhil olmak üzere, eylemlerinden sorumlu tutulacaktır” dedi.

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres’in Sözcüsü Stephane Dujarric de yaptığı açıklamada, Lazzarini’nin son derece ciddi bu suçlamalarla ilgili olarak Genel Sekreter’e bilgi verdiğini söyledi.

Sözcü Dujarric, “Genel Sekreter bu haber karşısında dehşete düştü ve Lazzarini’den bu konuyu süratle soruşturmasını ve 7 Ekim’de meydana gelen olaylara ya da diğer suç teşkil eden faaliyetlere katıldığı ya da yardım ettiği tespit edilen tüm UNRWA çalışanlarının işine derhal son verilmesini ve olası cezai kovuşturmaya sevk edilmelerini sağlamasını istedi” dedi.

Dujarric, UNRWA’ın acil ve bağımsız bir soruşturma sürecinden geçeceğini söyledi ancak soruşturmaya dair ayrıntı vermedi.

Lazzarini ayrıca Cuma günü yaptığı açıklamada, “UNRWA, 7 Ekim’de meydana gelen menfur saldırıları mümkün olan en güçlü şekilde kınadığını yineliyor ve tüm İsrailli rehinelerin derhal ve koşulsuz olarak serbest bırakılması ve ailelerine güvenli bir şekilde geri dönmeleri çağrısında bulunuyor” ifadelerini kullandı.

Filistin Kurtuluş Örgütü (PLO) lideri Hüseyin el-Şeyh ise sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, “UNRWA’ya yapılacak yardımları durduracağını açıklayan ülkeleri, bu kararlarını derhal geri almaya çağırıyoruz” dedi ve Filistin’e yapılan BM yardımlarının durdurulmasının siyasi ve insani açıdan büyük riskleri de içinde barındırdığını kaydetti.

Biden’dan Netanyahu’ya uyarı

Öte yandan ABD’nin tanınmış haber sitelerinden Axios, ABD Başkanı Joe Biden’ın İsrail Devlet Başkanı Binyamin Netanyahu’ya Gazze’de “yıl boyunca sürecek bir savaşı destekleyemeyeceğini” söylediğini yazdı.

Kimliğinin paylaşılmasını istemeyen ABD’li yetkililer, Biden’ın 19 Ocak’ta Netanyahu’yla yaptığı telefon görüşmesinde, İsrailli lidere askeri operasyonlarda bir an evvel “düşük yoğunluklu evreye” geçilmesi için baskı yaptığını söyledi.

Yetkililer, Biden’ın yaklaşan başkanlık seçimleri öncesinde Gazze savaşına karşı çıkan genç seçmenlerin oyunu kaybetmek istemediğini belirtti. ABD Başkanı’nın maraton yoğunlaşırken Amerikan basınında Gazze’deki sivil kayıpların arttığına yönelik haberleri görmek istemediği de aktarıldı.

Paylaşın

Çin’den İran’a Gözdağı: Ticari İlişkiler Zarar Görür

Çinli yetkililerin, İranlı mevkidaşlarına Husilerin Kızıldeniz’deki gemilere yönelik saldırılarını durdurmalarını, aksi takdirde Pekin – Tahran ticari ilişkilerinin zarar göreceği uyarısında bulunduğu belirtildi.

Çin ile İran arasında, Kızıldeniz’deki saldırılar ve ticarete ilişkin görüşmelerin yakın zamanda Pekin ve Tahran’da yapılan birkaç toplantıda gerçekleştiği ancak görüşmelerin ne zaman veya kimin katıldığı konusunda ayrıntılı bilgi paylaşılmadı.

Çinli yetkililerin, İranlı mevkidaşlarıyla yaptığı görüşmede Kızıldeniz’deki Husi saldırılarının durdurulmasını istediği belirtildi.

Reuters’ın konuyla ilgili 4 İranlı kaynak ve bir diplomata dayandırdığı bugünkü haberinde, Pekin’in İran’ı iki ülke arasındaki ticari ilişkilerin tehlikeye girebileceği yönünde uyardığı aktarıldı.

İranlı bir yetkili, “Çin basitçe şunu söylüyor: ‘Eğer çıkarlarımız bir şekilde zarar görürse, bu Tahran’la ticareti de etkiler. Bu yüzden Husilerden itidal göstermelerini isteyin” ifadelerini kullandı.

İranlı kaynaklar, Çinli yetkililerin iki ülke arasındaki ticari ilişkilerin nasıl etkileneceği konusunda herhangi bir yorum yapmadığını belirtti.

Kaynaklardan biri, Çin’in Tahran için önemini hatırlattı ancak karar alma mekanizmalarında Gazze, Lübnan, Suriye ve Irak’taki vekil güçler ve bölgesel müttefiklerin daha etkili olduğunu vurguladı.

Reuters’a konuşan 4 İranlı kaynak, Tahran’ın Çin’le yapılan toplantıların ardından konuyla ilgili bir adım atıp atmayacağının belirsiz olduğunu söyledi.

Konuyla ilgili gelen yorum talebini yanıtlayan Çin Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, “Çin, Ortadoğu ülkelerinin samimi bir dostudur. Bölgesel güvenliğin ve istikrarın sağlanması ve ortak kalkınma ve refah arayışı taahhütlerimize bağlıyız” dendi.

Filistinlilere destek için Kızıldeniz’deki gemilere saldıran İran destekli Husiler’in eylemleri, bölgedeki deniz taşımacılığını sekteye uğratmış, nakliye ve sigorta masraflarının artmasına neden olmuştu.

Asya’yla Avrupa arasındaki kilit ticaret rotalarından biri olan Kızıldeniz, çoğunlukla Çinli şirketlerin gemileri tarafından kullanılıyor.

Çin, son 10 yıldır İran’ın en büyük ticari ortağı konumunda. Yaptırım baskısı altındaki İran petrol ihracatının yüzde 90’ını Çinli rafinerilere yapıyor. Pekin, yaptırımlar nedeniyle alıcı bulamayan İran’dan petrolü büyük indirimlerle satın alıyor.

Paylaşın