Kuzey ve Doğu Suriye’deki Yerel Seçimler Ağustos’a Ertelendi

11 Haziran’da yapması planlanan yerel seçimlerin ağustos ayına ertelendiğini duyuran Kuzey ve Doğu Suriye Yüksek Seçim Komisyonu, kararın siyasi partilerin kampanyaları için kendilerine ek süre verilmesi yönündeki taleplerinden kaynaklandığını açıkladı.

Haber Merkezi / Amerika Birleşik Devletleri (ABD), planlanan seçimlere devam etmeme çağrısında bulunmuştu. ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Vedant Patel, “Kuzeydoğu Suriye’de şu anda böyle bir seçim için koşulların oluştuğunu düşünmüyoruz” demişti.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye’nin “Terör örgütünün seçim bahanesiyle ülkemizin ve Suriye’nin toprak bütünlüğüne yönelik saldırgan eylemlerini yakından takip ettiğini” söylemişti.

Kuzey ve Doğu Suriye’de 11 Haziran’da yapılması planlanan yerel seçimler ertelendi. Kuzey ve Doğu Suriye  Yüksek Seçim Komiserliği, ilk olarak 30 Mayıs’ta yapılması öngörülen seçimleri, “hazırlık süresinin yetersiz olması” gerekçesiyle 11 Haziran’a ertelemişti.

Komisyondan bugün yapılan açıklamada, seçimlerin ağustos ayına ertelendiği duyuruldu. Komisyon, seçim sürecine katılan siyasi parti ve ittifakların talepleri doğrultusunda ve seçim sürecinin demokratik bir şekilde yürütülmesi amacıyla seçim tarihinin ertelenmesine karar verildiğini belirtti.

Siyasi partiler ve ittifakların, seçim propaganda süresi için ayrılan sürenin sınırlı olması nedeniyle erteleme talep ettiği ifade edildi. Ayrıca, seçim sürecini izleyecek uluslararası gözlemcilerin bölgeye davet edilmesi için yeterli sürenin sağlanması da erteleme gerekçeleri arasında yer aldı.

Ağustos ayında yapılması planlanan belediye seçimlerinde yaklaşık üç milyon kişi oy kullanma hakkına sahip. Seçimlere toplam 27 parti ve 5 bin 336 aday katılırken, seçim komisyonu bölge genelinde yaklaşık 2 bin sandık kurdu.

PYD, Süryani Birlik Partisi, Demokratik Asuri Partisi, Suriye’nin Geleceği Partisi, Demokratik Yeşiller Partisi, Kürdistan Çağdaşlık Hareketi, Kürdistan Kardeşlik Partisi, Suriye Kürt Demokrat Sol Partisi, Kürdistan Emekçiler Birliği, Suriye Ulusal Demokratik İttifak Partisi bu partilerden bazıları.

Merkezi Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nde bulunan, Mesud Barzani liderliğindeki Kürdistan Demokratik Partisi’nin (KDP) siyasi çizgisindeki Suriyeli siyasi partiler ise seçimleri boykot edeceklerini açıklamıştı. Bunların başında, Ankara’ya yakınlığı ile bilinen Suriye Kürt Ulusal Konseyi (ENKS) geliyordu.

Ankara, “Suriye’nin toprak bütünlüğü ve Türkiye’nin ulusal güvenliğine tehdit” olarak gördüğü seçimlerde ısrar edilmesi halinde askeri müdahale sinyali vermişti.

Seçimleri “teröristan kurma girişimi” olarak değerlendiren Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, gerekirse “harekete geçmekten çekinmeyeceklerini” söylerken; Savunma Bakanı Yaşar Güler de “Böyle bir oldubittiye izin vermeyeceğiz” açıklamasını yapmıştı.

Paylaşın

Putin’den Batı’ya “Nükleer” Tehdit

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Batı’nın Rusya’nın asla nükleer silah kullanmayacağını varsaymasının yanlış olduğunu söyledi ve ekledi: Kremlin’in nükleer doktrini hafife alınmamalı.

Rusya’nın 2020 yılında yayınlanan nükleer doktrini hangi durumlarda nükleer silah kullanılmasının değerlendirileceğini belirliyor. Bu doktrinde koşullar, “nükleer ya da diğer kitle imha silahlarıyla yapılan bir saldırıya karşılık verileceği durumda ya da devletin varlığını tehdit edecek şekilde konvansiyonel silahların kullanılması durumunda“ ifadeleriyle sıralanıyor.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, St. Petersburg Uluslararası Ekonomik Forumu (SPIEF) kapsamında basın toplantısı düzenledi. Türkiye ile Rusya arasındaki ekonomik ilişkilere değinen Putin, Akkuyu Nükleer Güç Santrali’nin (NGS) Türkiye ekonomisi ve enerji sektörü için yeni bir alan açtığını söyledi.

Türkiye’de kurulması planlanan doğal gaz merkezinin, başta Avrupa’ya yönelik olmak üzere gaz ticareti için elektronik bir platform olmasının planlandığını belirtti:

“Türkiye, Ukrayna ile bazı alanlarda işbirliği yaparken, Ukrayna, Türkiye’ye gaz taşıyan boru hatlarını vurmaya çalışıyor. Bu bir şaka veya herhangi bir şekilde abartma değil. Rus ordusunun elektronik harp sistemleri tarafından iki insansız hava aracı düşürüldü ve Karadeniz sahilindeki gaz pompalama istasyonunun yanına düştü. Lütfen dostumuz Cumhurbaşkanı Erdoğan’a bu konu hakkındaki gerçeklerle ilgili bilgi verin. Karadeniz altındaki sevkiyat sistemini koruyan gemilere yönelik de sürekli insansız deniz araçlarıyla saldırı yapılıyor.”

Putin, Türkiye ile ticari ilişkilerin ve iki ülke ticaret hacminin geliştiğine işaret ederek, “Bana öyle geliyor ki Türkiye’de hükümetin ekonomik bloğu son zamanlarda kredi almaya, yatırım yapmaya, Batılı finans kuruluşlarından hibe almaya ağırlık veriyor. Bu muhtemelen kötü bir şey değil ama eğer Rusya ile ticari ve ekonomik ilişkilerin kısıtlanmasıyla bağlantılı olursa, o zaman Türk ekonomisinin kazancından çok kaybı olur. Bana göre böyle bir tehdit var” değerlendirmesinde bulundu.

“Nükleer tehdit”

Putin, Batılı ülkelerin Rusya’yı sürekli nükleer tehditler kullanmakla suçladığını belirterek, bunu yanlış bulduğunu ve ABD’nin 2. Dünya Savaşı’nda Japonya’da nükleer bomba kullanan ülke olduğunu vurguladı.

Ukrayna savaşının nükleer savaş riski yaratacak bir duruma evrilmemesi gerektiğinin altını çizen Putin, “Nedense Batılı ülkeler, Rusya’nın bunu (nükleer silah) asla kullanmayacağına inanıyor. Bizim nükleer doktrinimiz var. Birisinin eylemi egemenliğimizi ve toprak bütünlüğümüzü tehdit ediyorsa, elimizdeki tüm imkanları kullanmamızın mümkün olduğunu düşünüyoruz. Bu hafife alınmamalıdır” dedi.

ABD ve Avrupa’dan bazı ülkelerin, Ukrayna’ya verdikleri silahları Rusya topraklarında kullanmasına izin vermesini şöyle değerlendirdi: “Burada Ukrayna ordusunun rolü nedir? Hedefleri belirliyorlar. Ancak bu hedeflerin vurulup vurulmayacağının kararını onlar vermiyor. Bunu ATACMS’lar için Pentagon, Storm Shadow’lar için de İngilizler yapıyor.”

Putin, Rusya’nın NATO’ya saldıracağına yönelik söylemleri “aptallık” şeklinde niteleyerek, “Hepiniz aklınızı mı kaçırdınız? Kim uydurdu bunu? Bu tam bir saçmalık, anlıyor musunuz?” diye konuştu.

Filistin ve Gazze Şeridi

Putin, Gazze’de yaşananlarla ilgili soruya, “Şu anda Gazze’de olanlar savaşa benzemiyor, bu sivil nüfusun tümden yok edilmesine benziyor” yanıtını verdi. ABD’yi suçlayan Putin, “Bunun ABD’nin politikasının bir sonucu olduğuna inanıyoruz. Çözüm sürecini tekeline aldı. Bu son derece zorlu sorunu çözmeye yönelik toplu girişimlere yönelik önceden oluşturulmuş tüm araçları bir kenara ittiler” dedi.

Putin, ABD yönetiminin Gazze konusunda “daha az görüş, daha hızlı çözüm” şeklinde bir yaklaşım sergilemiş olabileceğine işaret ederek, “Ancak uygulamada durumun böyle olmadığı görüldü. Bazı maddi sadakaların yardımıyla sorunu çözmek de mümkün değil. İşin aslını, siyasi meseleleri çözmek lazım. Bu, Birleşmiş Milletler’in bu topraklarda iki devlet kurma kararında öngörüldüğü gibi iki devletin yaratılmasıdır. Bir Filistin devleti ve bir Yahudi devleti” şeklinde konuştu.

Bu temel sorunlara değinmeden, durumu çözüme kavuşturmanın mümkün olmadığını vurgulayan Putin, “Filistin devletini Sovyetler Birliği döneminden beri uzun zamandır tanımış durumdayız. Bu bağlamda yaklaşımımız değişmedi” dedi.

Paylaşın

181 Milyon Çocuk Gıda Kıtlığıyla Karşı Karşıya

Çocuklara Yardım Fonu’nun (UNICEF) son raporunda, dünya genelinde 5 yaş altı yaklaşık 181 milyon çocuğun ciddi gıda kıtlığıyla karşı karşıya olduğu belirtildi.

Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF), Gazze’de 10 çocuktan 9’unun ciddi gıda kıtlığıyla mücadele ettiği, yetersiz beslenmenin ise hayati tehlike riskini artırdığını vurguladı.

Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF), “Çocuklarda Gıda Kıtlığı” raporunu yayımladı.

Bianet’in aktardığına göre; Raporda, dünya genelinde 5 yaş altı 181 milyon çocuğun ciddi gıda kıtlığıyla karşı karşıya olduğu bildirilirken, söz konusu çocukların, hayati tehlikeye yol açan aşırı zayıflığa yakalanma riskinin yüzde 50 daha fazla olduğu kaydedildi.

Bu çocukların yüzde 65’inin 20 ülkede yaşadığı aktarılan raporda, ciddi gıda kıtlığından etkilenen 64 milyon çocuğun Güney Asya, 59 milyon çocuğun ise Sahra altı Afrika’da yaşadığı ifade edildi.

Vakaların hemen hemen yarısının yoksul ailelerde boy gösterdiğine dikkati çekilen raporda, aynı zamanda çocuklara besleyici ürünler sağlayamayan gıda sistemlerinin de etken olduğu belirtildi.

Gazze Şeridi

Raporda, 7 Ekim’in ardından ortaya çıkan tabloya göre, Gazze’de 10 çocuktan 9’unun ciddi gıda kıtlığıyla mücadele ettiği, yetersiz beslenmenin ise hayati tehlike riskini artırdığı vurgulandı.

Gazze’deki durumun, ailelerin çocuklarının gıda ihtiyaçlarını karşılayamadığını gösterdiğine işaret edilen raporda, durumun çocuklar için korkunç sonuçlar doğurduğunun altı çizildi. Raporda, hükümetlere çocuklarda gıda kıtlığını engellemek için adım atma çağrısı yapıldı.

Paylaşın

İsrail’den Savaş Suçu: Yerleşim Yerlerini Beyaz Fosforla Vuruyor

İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW), İsrail’in Lübnan’da kullanımı yasak olan beyaz fosfor bombası ile sivil yerleşim yerlerini hedef aldığını duyurdu. İsrail ise beyaz fosforun sadece sis perdesi olarak kullanıldığını iddia etti.

Beyaz fosfor bombası, savaş suçu kapsamına giren kimyasal bir silah. Beyaz fosfor olarak da anılan patlayıcı, infilak ettikten sonra yanarak havadan yere doğru iniyor. Dumanıyla perdeleme işlevi gören fosfor bombası, 155 milimetrelik top mermisi patladığında oksijenle temas kurarak ateş alıyor. Bu ateş, geniş bir alanı kaplıyor.

Yerde de patlamalar meydana geliyor. Fosfor bombasının çıkardığı dumana maruz kalanlar boğuluyor. Vücut, cilt altından içten dışa doğru yanıyor ve yanma durdurulamıyor. Beyaz fosfor yalnızca yakıcı değil, böbreği ve karaciğeri de etkiliyor. Organ yetmezliğine neden oluyor ve ölüme yol açıyor.

İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW) İsrail’in 2023 yılının Ekim ayından bu yana Güney Lübnan’daki en az 17 şehirde yanıcı bir madde olan beyaz fosforlu mühimmat kullandığını doğruladıklarını açıkladı. Associated Press News’de (AP) yer alan habere göre ise İsrail durumu reddederek beyaz fosforun sadece sis perdesi olarak kullanıldığını iddia etti.

Açıklamada, İnsan Hakları İzleme Örgütü’nün Lübnan araştırmacısı Ramzi Kaiss ,”İsrail’in kalabalık bölgelerde püskürtmeli beyaz fosfor mühimmat kullanması ayrım gözetmeksizin sivillere zarar veriyor ve birçok kişinin evlerini terk etmesine yol açıyor” diyerek İsrail’in yanıcı madde olan beyaz fosforlu mühimmatlar kullanmayı derhal bırakması çağrısında bulundu.

HRW raporunda, çatışmaların vurduğu Güney Lübnan’da sekiz kişi ile yapılan görüşmeleri içerirken; beyaz fosfor mermilerinin Lübnan’ın beş sınır kasabası ve köyündeki konut binalarına düştüğünü gösteren yaklaşık 47 fotoğraf ve videodan elde edilen görüntülerin olduğunu belirtti.

Uluslararası Af Örgütü’nün yanı sıra New York merkezli insan hakları grubu da, İsrail ordusu ile Hizbullah grubu arasında güney Lübnan-İsrail sınırında çatışmaların başlamasından sonra İsrail’i yerleşim bölgelerinde beyaz fosfor kullanmakla suçlamıştı. Ayrıca HRW’nin raporunda Lübnan hükümetine, Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin Ekim 2023’ten bu yana Lübnan’daki “ağır uluslararası suçları” soruşturmasına ve kovuşturmasına izin vermesi çağrısında bulunuldu.

Lübnan’da Ekim ayından bu yana 70’ten fazlası sivil olmak üzere 400’den fazla kişi hayatını kaybetti. On binlerce insan yerinden edildi.

(Kaynak: MA)

Paylaşın

Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov’dan Fransa’ya Gözdağı

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, halihazırda Ukrayna topraklarında bulunan Fransız eğitmenlerin, “Statüleri ne olursa olsun, askeri yetkililer ya da paralı askerler silahlı kuvvetlerimiz için meşru bir hedeftir” dedi.

Ukrayna Genelkurmay Başkanı, Fransız askeri eğitmenlerin ülkesindeki eğitim merkezlerine girmesine izin veren evrakları imzaladığını bildirmişti. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, ülkesinin Ukrayna’da asker bulundurduğuna dair “söylentiler” hakkında yorum yapmayacağını söylemişti.

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Kongo Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Jean Claude Gakosso ile yaptığı görüşmenin ardından ortak basın toplantısı düzenledi.

Euronews Türkçe’nin aktardığına göre; Fransız eğitmenlerin birlikleri eğitmek üzere halihazırda Ukrayna topraklarında bulunduğunu kaydeden Lavrov, “Statüleri ne olursa olsun, askeri yetkililer ya da paralı askerler silahlı kuvvetlerimiz için meşru bir hedeftir.” dedi.

Ukrayna Genelkurmay Başkanı, Fransız askeri eğitmenlerin ülkesindeki eğitim merkezlerine girmesine izin veren evrakları imzaladığını bildirmişti.

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron geçen hafta yaptığı açıklamada ülkesinin Ukrayna’da asker bulundurduğuna dair “söylentiler” hakkında yorum yapmayacağını söylemişti. Macron’un makamı, Lavrov’un açıklamaları hakkında yorum yapmayı reddetti.

Geçen yıl basına sızan belgelerde, Batı’dan özel kuvvetlerin Ukrayna’da sahada olduğunu, İngiltere, ABD ve Baltık Devletleri’nin yanı sıra Fransa’dan da büyük birliklerin de bu ülke topraklarında bulunduğu iddia edilmişti. Bu birliklerin tam olarak ne yaptığı ya da sayılarının sürekli olarak hangi seviyede olduğu şu ana kadar açıklık kazanmadı.

Lavrov’un Kongo Cumhuriyeti’ne yaptığı ziyaret Afrika turundaki ikinci durağı oldu. Lavrov pazartesi günü de Gine’yi ziyaret etmiş ve ülkenin Dışişleri Bakanı ile bir araya gelmişti. Lavrov, Moskova’nın Ukrayna’yı işgali sırasında Rusya’nın desteğini arttırmaya çalıştığı Afrika kıtasını son iki yıl içinde birkaç kez ziyaret etti.

Rusya’dan İsviçre toplantısına tepki

Lavrov, gezisi sırasında temmuz ayında İsviçre’de yapılması planlanan Ukrayna barış konferansını reddetti. Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy,Rusya’nın davet edilmediği konferansa destek sağlamak amacıyla şu anda Asya’da bulunuyor.

Lavrov “İsviçre’deki bu konferansın hiçbir anlamı yok” dedi. “Sahip olabileceği tek anlam, parçalanma sürecinde olan bu Rusya karşıtı bloğu korumaya çalışmak.” dedi.

Paylaşın

Slovenya, Filistin’i Resmen Tanıdı

Avrupa’da Filistin’in uluslararası diplomasi sahnesindeki konumunu güçlendirecek kritik adımlar atılmaya devam ediyor. Slovenya, Filistin devletini resmen tanıdı.

Haber Merkezi / 28 Mayıs’ta Filistin’i resmen tanıma kararı alan Slovenya hükümeti, tasarıyı parlamentoya sundu. Parlamentoda oylanan tasarı oy çokluğuyla kabul edildi.

Konuya ilişkin daha önce açıklama yapan Slovenya Başbakanı Robert Golob, hükümetin, Filistin’in bağımsızlığı ve egemenliğinin tanınmasına ilişkin kararı kabul ettiğini ve kararnamenin onay için Ulusal Meclis’e gönderildiğini belirtmişti.

İspanya, İrlanda ve Norveç Filistin’i 28 Mayıs itibariyle resmen tanımıştı. AB içinden yeni devletlerin benzer yönde adım atması bekleniyor. İngiltere ve Avustralya’nın yanı sıra Malta’nın da benzer bir adım atabileceği belirtiliyor.

Öte yandan Almanya ve Fransa ise Filistin’in tanınması fikrine mesafeli yaklaşıyor. Fransa Filistin devletini tanımak için doğru zaman olmadığını ifade ederken Almanya da iki devletli çözümün yalnızca diyalog yoluyla sağlanabileceği konusunda ısrar ediyor.

Aralarında Rusya, Çin ve Hindistan’ın da bulunduğu, Birleşmiş Milletler’e üye 193 ülkeden 144’ü Filistin’in bağımsızlığını tanıyor. 2014 yılında İsveç, Filistin’i bir devlet olarak tanıyan ilk AB üyesi olmuştu. Bulgaristan, Kıbrıs, Çek Cumhuriyeti, Macaristan, Polonya ve Romanya Filistin’i tanıyan diğer birlik üyeleri.

Gazze Şeridi’nde İsrail saldırılarında hayatını kaybedenlerin sayısı ise son 24 saatte 71 artarak 36 bin 550’ye yükseldi. Gazze’de İsrail saldırılarında yaralananların sayısı ise son 24 saatte 182 artarak 82 bin 959’a yükseldi.

Gazze’de İsrail saldırılarında ölenlerin yüzde 70’ini çocuklar ve kadınların oluşturduğu aktarılırken, saldırılar sonucu oluşan yıkımdan dolayı çok sayıda kişinin hala enkaz altında olduğu vurgulandı. Sivil savunma ve acil sağlık ekiplerinin bu kişilere ulaşmakta zorluk yaşadığı kaydedildi.

Paylaşın

Çin’in Uzay Aracı Ay’ın Karanlık Yüzüne ‘Yumuşak İniş’ Yaptı

Çin’e ait keşif aracı Chang’e-6 Ay’ın uzak yüzündeki Güney Kutbu – Aitken Çanağı içindeki bir krater olan Apollo Çanağı’na yumuşak iniş yaptı. Keşif aracı, robotik koluyla toprak ve kaya örneklerini toplayacak.

Chang’e-6, bugüne dek Ay’ın karanlık yüzeyinden kaya ve toprak örneği toplayan ilk keşif görevi olacak.

Çin, Ay’daki keşif faaliyetini gelecek yıllarda yeni görevlerle sürdürmeyi planlıyor. Bu kapsamda “Chang’e-6″nın ardından, 2026’da Ay’ın güney kutbunda keşif yapmak üzere “Chang’e-7” ve 2027’de doğal kaynak kapasitesini ve kullanılabilirliğini doğrulamak ve Ay yüzeyindeki uzay üssü inşası için testler yapmak üzere “Chang’e-8” görevleri planlanıyor.

Ülke, 2030’dan itibaren Ay’a insanlı seferler düzenlemeyi, Uluslararası Ay Araştırma Üssü kurarak daha ileri keşif faaliyetlerine zemin hazırlamayı hedefliyor.

Pekin, iddialı uzay programında bir başarıya daha imza attı. Çin’e ait keşif aracı Chang’e-6’nın Ay’ın uzak yüzündeki devasa krater Güney Kutbu-Aitken Havzası’na iniş yaptığı belirtildi. Sonda, Ay’ın karanlık yüzünden taş ve toprak örnekleri toplayarak yeryüzüne getiren ilk uzay aracı olacak. Çin, bilim insanlarının lav akışının daha az olması nedeniyle büyük umutlar beslediği Ay’ın uzak yüzünden alınan örnekleri analiz eden ilk ülke olmak istiyor.

Devlet televizyonu CCTV’ye konuşan bir Çin uzay ajansı çalışanı, sondanın Pazar günü Dünya’nın uydu yüzeyinde bir iniş alanı aramak üzere Ay’ın yaklaşık 200 kilometre üzerindeki yörüngesinden ayrıldı. Çalışan, sondanın daha sonra 15 dakika içinde hızını Ay’ın hızına göre sıfıra düşürmek için araçtaki yakıtın yaklaşık yarısının büyük bir miktarını kullandığını kaydetti.

Çin Devlet Haber ajansı Xinhua, inişten sonraki iki gün boyunca sondanın, Ay’daki toprağın altından malzeme almak üzere bir matkap ve toprak örnekleri toplamak için bir robotik kol kullanacağını, ayrıca iniş alanında başka deneylerin de hedeflendiğini bildirdi.

Çin, Ay’ın uzak yüzeyini keşfetmeye yönelik misyonu Mayıs ayı başında başlatmıştı. Chang’e-6’yı taşıyan roket 3 Mayıs’ta Çin’in güneyindeki Hainan adasında bulunan Wenchang uzay üssünden fırlatılmıştı. Teknik açıdan oldukça karmaşık olan misyonun 53 gün sürmesi planlanıyor.

Sovyetler Birliği ve ABD’den sonra Çin, kendi bağımsız misyonuyla uzaya insan gönderen üçüncü ülke olma özelliğini taşıyor. Ay yüzeyinde kalıcı bir üs kurmayı hedefleyen Pekin, 2030’a kadar Ay’a mürettebatlı misyonu planlıyor. ABD ise, Çin’in iddialı uzay programının, uzaydan askeri hedeflere ulaşma çabasına yönelik şüphelerini ifade ediyor.

Ay’ın karanlık yüzü

Dünya’nın etrafı ile kendi etrafındaki dönüş hızı eşit olduğundan Ay’ın hep aynı yüzü Dünya’ya dönük oluyor. Ay’ın Dünya’dan görünmeyen uzaktaki yüzüne “karanlık yüzü” adı veriliyor. “Karanlık” ifadesi, ışık yokluğunu değil bu bölgenin Ay’ın yakındaki yüzüne göre daha az bilinmesini ifade ediyor.

İlk kez Sovyetler Birliği’nin “Luna” uydusu, 1959’da Ay’ın karanlık yüzünü fotoğraflamış, Sovyetler Birliği Bilimler Akademisi de 1960’ta Ay’ın karanlık yüzünü anlatan detaylı atlas yayımlamıştı. ABD’nin 1968’deki insanlı ay seferi “Apollo 8” görevine katılan astronotlar, Ay’ın karanlık yüzünü bizzat gören ilk insanlar olmuştu.

Paylaşın

Hamas’tan Biden’ın Açıkladığı İsrail’in Ateşkes Önerisine Olumlu Yanıt

ABD Başkanı Joe Biden, İsrail’in yeni ateşkes teklifini açıklamasının ardından Hamas, İsrail’in ateşkes anlaşmasına yönelik yol haritasının “olumlu değerlendirdiğini” belirten bir bildiri yayınladı.

Haber Merkezi / ABD Başkanı Joe Biden, İsrailli rehinelerin serbest bırakılması karşılığında Gazze’de ateşkes için İsrail’in üç aşamalı önerisini açıklamış ve “bu savaşın sona ermesinin zamanı geldi” demişti.

Anlaşmanın ilk aşaması, İsrail güçlerinin Gazze’nin “nüfuslu bölgelerinden” çekileceği altı haftalık bir ateşkesi içeriyor. Bu aşamada Hamas’ın elinde bulunan yaşlı ve kadın rehineler, Filistinli mahkumlar karşılığında serbest bırakılacak. Yine bu aşamada Filistinli siviller geri dönecek ve bölgeye günde 600 kamyon insani yardım yapılacak.

Anlaşmanın ikinci aşamasında, Hamas ve İsrail, kalıcı barış şartlarını müzakere edecek, bu aşama müzakereler devam ettiği sürece sürecek. Anlaşmanın üçüncü aşamasında ise Gazze’nin yeniden imar planı ele alınacak.

Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres’in, ABD Başkanı Joe Biden’ın açıkladığı Gazze Şeridi’nde ateşkes taslağıyla ilgili, “Kalıcı barış sağlanması için anlaşmaya yol açmasını umuyorum.” açıklamasında bulunduğu bildirildi.

AB Konseyi Başkanı Charles Michel, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, “(Öneri) Bu, başta çatışmaların kalıcı durdurulması ve İsrail güçlerinin geri çekilmesinin yanı sıra Gazze’nin yeniden inşası olmak üzere uzun vadeli çözüme yönelik görüşmelere alan açması açısından çok önemli” ifadesine yer verdi.

Gazze’de ateşkes, esirlerin serbest bırakılması ve Gazze’nin yeniden inşasını içeren öneriyi memnuniyetle karşıladığını belirten Michel, Katar, Mısır ve ABD’ye çabaları için teşekkür etti. Michel, “Acı sona ermelidir. Tüm tarafları barış için bu fırsatı değerlendirmeye çağırıyorum” ifadelerini kullandı.

AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, X’ten yaptığı paylaşımda, Biden’ın duyurduğu ateşkes önerisine tüm kalbiyle katıldığını ifade ederek, bunun Gazze’deki savaşın ve sivillerin çektiği acıların sona erdirilmesi için önemli bir fırsat olduğunu kaydetti. Von der Leyen, ateşkes taslağına ilişkin dengeli ve gerçekçi olduğu yorumunu yaparak, “Şimdi önerinin tüm tarafların desteğine ihtiyacı var” mesajını paylaştı.

AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell de sosyal medya paylaşımında öneriye desteğine dikkati çekerek, savaşın artık sona ermesinin gerektiğini vurguladı.

Gazze Şeridi’nde İsrail saldırılarında hayatını kaybedenlerin sayısı ise son 24 saatte 60 artarak 36 bin 284’e yükseldi. Gazze’de İsrail saldırılarında yaralananların sayısı ise son 24 saatte 280 artarak 82 bin 57’ye yükseldi.

Gazze’de İsrail saldırılarında ölenlerin yüzde 70’ini çocuklar ve kadınların oluşturduğu aktarılırken, saldırılar sonucu oluşan yıkımdan dolayı çok sayıda kişinin hala enkaz altında olduğu vurgulandı. Sivil savunma ve acil sağlık ekiplerinin bu kişilere ulaşmakta zorluk yaşadığı kaydedildi.

Paylaşın

Biden’dan Hamas’a İsrail’in Planını Kabul Et Çağrısı

Gazze Şeridi’ndeki savaşa kalıcı bir son vermek için ateşkese odaklandıklarını kaydeden ABD Başkanı Joe Biden, Hamas’a İsrail’in yeni teklifini kabul etmesi çağrısında bulundu.

Gazze Şeridi’nde İsrail saldırılarında hayatını kaybedenlerin sayısı ise son 24 saatte 60 artarak 36 bin 284’e yükseldi. Gazze’de İsrail saldırılarında yaralananların sayısı ise son 24 saatte 280 artarak 82 bin 57’ye yükseldi.

Gazze’de İsrail saldırılarında ölenlerin yüzde 70’ini çocuklar ve kadınların oluşturduğu aktarılırken, saldırılar sonucu oluşan yıkımdan dolayı çok sayıda kişinin hala enkaz altında olduğu vurgulandı. Sivil savunma ve acil sağlık ekiplerinin bu kişilere ulaşmakta zorluk yaşadığı kaydedildi.

ABD Başkanı Joe Biden Cuma günü Hamas militanlarına, İsrail’in Gazze’de ateşkes karşılığında rehinelerin serbest bırakılması konusundaki yeni teklifini kabul etmeleri çağrısında bulundu ve bunun, kanlı çatışmayı sona erdirmeye başlamanın en iyi yolu olduğunu söyledi.

Biden, “Ateşkesle birlikte yardımlar ihtiyacı olan herkese güvenli ve etkin bir şekilde dağıtılabilir” dedi. Biden’a göre önerinin ilk aşaması tam ateşkes içerecek ve altı hafta sürecek. İlk aşamada ayrıca İsrail kuvvetleri, Gazze’de nüfusun yoğun olduğu bölgelerden çekilecek. Altı hafta içinde İsrail ve Hamas, çatışmalara kalıcı olarak son verecek olan ikinci aşamaya geçmek için müzakerelerde bulunacak.

Bu süre zarfında aralarında yaşlılar ve kadınların da bulunduğu rehineler yüzlerce Filistinli mahkumla takas edilecek. Biden, Filistinli sivillerin kuzey Gazze dahil Gazze’ye geri döneceğini ve her gün 600 TIR’ın Gazze’ye insani yardım getireceğini söyledi.

İsrail’in önerisinin Katar ve Hamas’a iletildiğini söyleyen Biden, müzakerelerin altı haftayı aşması durumunda ateşkesin, görüşmeler devam ettiği sürece yürürlükte olacağını belirtti.

Joe Biden, İsrail önerisinin ikinci aşamasının, sağ olan tüm rehinelerin serbest bırakılması ve İsrail kuvvetlerinin geri çekilmesini kapsayacağını, üçüncü aşamadaysa Gazze için kapsamlı bir yeniden yapılanma ve inşa sürecinin başlayacağını söyledi. Biden, Hamas’ın yeni bir 7 Ekim baskını düzenleme becerisine sahip olmadığını da belirtti.

İsrail’de “süresiz” savaş için baskı yapanlara fikirlerini değiştirmeleri çağrısında bulunan Biden, “İsrail’de bu planı kabul etmeyecek olanlar olduğunu biliyorum. Ve savaşın süresiz olarak devam etmesi çağrısında bulunacaklar. Hatta bazıları hükümet koalisyonunda yer alıyor. Bunu açıkça belirttiler. Gazze’yi işgal etmek istiyorlar. Yıllarca savaşmaya devam etmek istiyorlar ve rehineler onlar için bir öncelik değil. Ben de İsrail’deki liderleri her türlü baskıya rağmen bu anlaşmanın arkasında durmaya çağırdım” dedi.

“İsrail’e yaşamı boyunca bağlılık duymuş biri olarak, savaş zamanında İsrail’e giden tek Amerikan başkanı olarak, İran tarafından saldırıya uğradığında İsrail’i doğrudan savunmak üzere ABD kuvvetlerini gönderen biri olarak, sizden bir adım geri atmanızı ve bu fırsat kaçırılırsa ne olacağını düşünmenizi istiyorum” diyen Biden, “Bu fırsatı kaçıramayız” şeklinde konuştu.

İsrail için küresel arenadan daha fazla tecrit edilme riski bulunduğunu söyleyen Biden, böylesine kapsamlı bir yaklaşımın daha güvenli bir İsrail sağlayacağını, Suudi Arabistan dahil İsrail’in bölgeyle daha fazla bütünleşmesine yardımcı olacağını belirtti.

Filistin halkının kendi kaderini tayin edeceği daha iyi bir geleceği olacağını söyleyen Biden, Amerika’nın, İsrail’in kendini savunması için her türlü gereksinime sahip olacağından emin olacağını kaydetti.

Mısır ve Katar’ın, Hamas’ın İsrail’e karşı askeri operasyonlara yeniden başlamamasını garanti etmek için çalıştığını söyleyen Biden, Filistinliler’in cehennemi yaşadığını, çok fazla sayıda sivilin hayatını kaybettiğini, Hamas’ın da bu anlaşmaya yeşil ışık yakması gerektiğini belirtti, “Bu savaş bitmeli” dedi.

Bazı İsrail medya kuruluşları Biden’ın konuşmasını “etkileyici” olarak nitelendirdi ve doğrudan İsrail halkına hitap etme girişimi olarak yorumladı. Televizyon yayıncısı Kanal 12, Biden’ın konuşmasını canlı yayınlamak için akşam haber programını yarıda kesti. Sunucu Danny Kushmaro, İsrail sansürünün daha önce teklifin ayrıntılarının yayınlanmasını yasakladığını söyledi.

Bu yılın başlarında gündeme getirilen bir rehine anlaşması önerisinde Gazze’deki hasta, yaşlı ve yaralı rehinelerin serbest bırakılması karşılığında bölgeye daha fazla insani yardım ulaştırılabilmesi için altı haftalık ateşkesin uzatılması öngörülüyordu.

Önerilen anlaşma, İsrail’in müzakerelerin bir parçası olarak savaşa kalıcı bir son vermeyi kabul etmemesi ve Gazze’nin güneyindeki Refah kentine yönelik saldırılarını arttırması üzerine bu ayın başlarında gündemden düşmüştü.

Hamas Perşembe günü yaptığı açıklamada, saldırılar devam ederken müzakerelerde yer almayacağını, ancak İsrail’in savaşı durdurması halinde rehine ve esir değişimi dahil “tam bir anlaşmaya” hazır olduğunu söylemişti.

Gazze savaşında İsrail ile İslamcı hareket arasında ateşkes sağlanması için Mısır, Katar ve diğerlerinin arabuluculuğunda yürütülen görüşmeler defalarca duraksamış ve her iki taraf da ilerleme kaydedilmemesinden birbirini sorumlu tutmuştu.

Adının açıklanmaması kaydıyla konuşan ABD’li bir yetkili, Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Danışmanı Jake Sullivan’ın Cuma günü Gazze’de Hamas tarafından rehin tutulan vatandaşları bulunan 17 ülkenin diplomatlarıyla biraraya geleceğini söyledi.

Üst düzey bir İsrailli güvenlik yetkilisi Cuma günü yaptığı açıklamada, İsrail’in hayatta kalan rehinelerin iadesini de içeren bir anlaşmanın parçası olmayan herhangi bir çatışmayı durdurmayı kabul etmeyeceğini kaydetti.

Pazar günü Refah’ta 45 Filistinli’nin ölümüne yol açan İsrail hava saldırısının Biden’ın açıklamasını gölgede bırakır nitelikte olduğu dile getiriliyor. Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Sözcüsü John Kirby Salı günü yaptığı açıklamada İsrail’in Refah’taki son kara operasyonlarının ABD’nin daha fazla askeri yardımı geri çekmesine neden olmayacağını söyledi.

(Kaynak: VOA Türkçe)

Paylaşın

Trump, Suçlu Bulunan İlk Eski ABD Başkanı Oldu

Eski ABD Başkanı ve 2024 başkanlık seçimlerinin Cumhuriyetçi adayı Donald Trump, yargılandığı sus payı davasında jüri üyeleri tarafından hakkındaki 34 suçlamanın tamamından suçlu bulundu.

Haber Merkezi / Hakkındaki suçlamaları reddeden 77 yaşındaki Donald Trump, ABD’nin yaklaşık 250 yıllık tarihinde suçlu bulunan ilk eski başkan oldu. Trump’ın kararı temyize götürmesi bekleniyor.

Kararın açıklanmasının ardından gazetecilere konuşan Donald Trump, “Bu bir rezalet. Bu, yolsuz ve çelişkili bir yargıç tarafından görülen hileli bir duruşmaydı” dedi ve ekledi: Gerçek kararı 5 Kasım’da halk verecek. Ben çok masum bir adamım.

Mevcut Başkan ve Kasım seçimlerinde Demokratların başkan adayı Joe Biden’ın kampanya ekibi ise “Bugün New York’ta hiç kimsenin hukukun üstünde olmadığını gördük” açıklamasını yaptı.

ABD Anayasası’na göre başkan adayı olan kişinin en az 35 yaşında olması, “doğuştan” ABD vatandaşı olması ve en az 14 yıldır ABD’de yaşaması gibi kurallar bulunuyor. Hüküm giymiş adayları engelleyen herhangi bir kural yok. Bir kişi hapiste olsa bile başkanlığa aday olabiliyor.

Davaya bakan Hakim Juan Merchan, jürinin kararı bildirmesinden sonra Trump’a verilecek ceza için 11 Temmuz 2024 tarihini belirledi. ABD’de bir suçtan dolayı suçlu bulunan ilk başkan olarak tarihe geçen Trump’ın herhangi bir mahkumiyet alıp almayacağı, 11 Temmuz’da yapılacak duruşmada belli olacak.

Donald Trump en fazla 4 yıl hapis cezasıyla karşı karşıya kalabilir. Bu suçtan hüküm giyen kişiler genellikle daha kısa cezalar, para cezaları ya da şartlı tahliye alıyorlar.

Trump’ın hapse girmesi, 5 Kasım seçimleri için kampanya yapmasını ya da kazanması halinde göreve gelmesini engellemeyecek. Trump cezanın açıklanmasından önce hapse girmeyecek. Anketler, 77 yaşındaki Trump ile 81 yaşındaki Başkan Biden’ı başa baş gösteriyor.

Aynı ankette bağımsızların yüzde 60’ı da Trump’ın bir suçtan hüküm giymesi halinde ona oy vermeyeceklerini belirtti.

Buna karşılık Trump’a gönülden bağlı olan Cumhuriyetçi tabanın önemli bir bölümü de söz konusu yargılamanın “hileli” olduğuna ve Demokratlar tarafından organize edildiğine inanıyor. Anketler, söz konusu Cumhuriyetçi seçmenlerin, Trump’a desteklerini belli ölçüde artıracağını gösteriyor.

Kongre’deki Cumhuriyetçiler ise Trump hakkında verilen “suçlu” kararını kınadı. Temsilciler Meclisi Başkanı Mike Johnson, “Bugün Amerikan tarihinde utanç verici bir gün” açıklamasını yaptı.

Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham de, kararın temyizde tersine çevrileceğini düşündüğünü belirtti. Kararın beklenen bir netice olduğunu ifade eden Graham, mevcut koşullarda Trump’ın adil yargılanmasının mümkün olmadığını savundu.

Senatör Graham, kararın siyasi güdümlü ve adil olmayan bir karar olarak görüleceğini ve “siyasi Sol üzerinde büyük bir biçimde ters tepeceğini” kaydetti.

Diğer bir Cumhuriyetçi senatör Ted Cruz da, bugünün Amerika için “karanlık bir gün” olduğunu belirterek, “Bu davanın tamamı düzmeceydi, siyasi zulümden başka bir şey değil. Donald Trump’ı yargılamalarının tek nedeni, Demokratlar’ın, Trump’ın tekrar seçileceğinden korku duymaları. Bu utanç verici kararın hukuki zemini yok ve temyizde sürekli geri çevrilmeli” dedi.

Demokrat Senatör Sheldon Whitehouse ise, “34 suçtan mahkum olan ve hukukun üstünlüğüne sıfır saygı gösteren bir kişi dünyanın en büyük ulusuna liderlik etmeye ehil değildir” açıklamasını yaptı.

Trump’ın “sus payı” davası

Donald ABD Başkanı Trump, 18 Mart 2023’te Manhattan Bölge Savcılığınca yetişkin filmlerinde oyunculuk yapan Stormy Daniels’e 2016 başkanlık seçimleri sırasında yasa dışı “sus payı” ödenmesiyle ilgili yürütülen soruşturma kapsamında büyük jüri tarafından suçlanmıştı.

Trump, “sus payı” ve bununla ilgili kayıtlarda sahtekarlık yapmaktan 4 Nisan 2023’te New York’ta hakim karşısına çıkmıştı. Kendisine yöneltilen 34 ayrı suçlamayı reddeden Trump, hakkındaki iddiaları “siyasi cadı avı” olarak nitelemiş ve suçlamaları “seçimlere müdahale” olarak gördüğünü belirtmişti.

Paylaşın