Bolivya’da Darbe Girişimi: Genelkurmay Başkanı Tutuklandı

Bolivya’da Genelkurmay Başkanı Juan Jose Zuniga Macias, Sosyalizme Doğru Hareketi (MAS) iktidarına karşı darbe girişiminde bulundu. Darbe girişimi başarısızlıkla sonuçlanırken Zuniga Macias tutuklandı.

Haber Merkezi / Devlet Başkanı Luis Arce, Bolivya halkının her zamankinden daha çok demokrasiye bağlı bir halk olduğunu ortaya koyduğunu belirterek darbeye kalkışan askeri birlikleri kınadı.

Zuniga Macias’ın yerine Jose Wilson Sanchez, “sokaklarda gördüğümüz görüntüleri kimsenin istemediğini” belirterek, sokaklara dökülen tüm birliklere kışlalarına dönme emri verdi.

Bolivya’da Genelkurmay Başkanı Juan Jose Zuniga Macias, beraberindeki askeri birlikler ve zırhlı araçlarla dün başkent La Paz’da devlet kurumlarının ve bakanlıkların olduğu Plaza Murillo meydanının kontrolünü ele geçirdikten sonra başkanlık sarayının etrafını sardı. Zuniga, kısa süreliğine başkanlık sarayına girdi.

Askerlerin hükümet binasına zorla girmesinin ardından Devlet Başkanı Luis Arce, askeri kalkışmaya karşı halkı demokrasiyi savunmaya çağırdı.

Ulusal seslenen Arce, halka sakin olmaları çağrısında bulunarak, “Bolivya’nın devlet başkanı ve bakanları görevlerinin başındadır ve halkı demokrasiye sahip çıkmaya davet ediyorum. Askerler, derhal çekilmeli ve görevlerinin başına dönmelidir. Demokrasiye ve anayasaya saygı duymalarını istiyorum” ifadelerini kullandı.

Hükümetini destekleyen ülkelere teşekkür eden Arce, “Bize destek olan kardeş ülke devlet başkanlarını selamlıyoruz ve onlara teşekkür ediyoruz. Demokrasiye sahip çıkan belediye başkanlarına, valilere ve polis müdürlerine teşekkür ediyoruz. Demokrasiye sahip çıkan halkımızı selamlıyoruz” diye konuştu.

Devlet başkanı Luis Arce, darbeci Zuniga ile görüşmesinin ardından genelkurmay başkanlığına General Jose Sanchez Velasquez’i atadı. Velasquez’in, Plaza Murillo’daki askerlere görev yerlerine geri dönün çağrısından kısa bir süre sonra darbeci askerler geri çekildi. Gözaltına alınan Zuniga ve darbeye katılanlar hakkında cezai soruşturma başlatıldı.

Bolivya İçişleri Bakanı Eduardo del Castillo ise ülkedeki başarısız darbe girişimi sırasında dokuz kişinin yaralandığını açıkladı.

Darbe girişimine başta Latin Amerika ve Avrupa ülkeleri olmak üzere çok sayıda tepki geldi. Darbe girişiminin ardından konuşan Arce, darbeye karşı destekte bulunan ülkelere teşekkür etti.

Askerler hükümet binasını basmadan önce meydandaki gazetecilere konuşan Genelkurmay Başkanı Zuniga Macias, Bolivya’daki ekonomik durum nedeniyle halkın öfkesinin arttığını savundu.

“Silahlı kuvvetlerin komutanları bu durumdan duydukları üzüntüyü ifade etmek için buraya geldi” diyen Zuniga Macias, yeni bir bakanlar kurulu oluşturulmasını talep etti, “Ülkemizi yok etmeyi ve yoksullaştırmayı, ordumuzu aşağılamayı bırakın” ifadelerini kullandı.

Genelkurmay Başkanı Zuniga Macias, açıklamasında ordunun demokrasiyi “yeniden yapılandırmayı” ve “gerçek bir demokrasiye” dönüştürmeyi hedeflediğini öne sürdü.

Bolivya’da 2025 yılında yapılacak devlet başkanlığı seçimleri öncesinde ülkede siyasi gerginlik yaşanıyor. Eski sosyalist Devlet Başkanı Evo Morales, 2025 yılında yapılacak başkanlık seçimlerinde yeniden aday olmayı planlıyor.

İlk kez 2006 yılında seçilen Morales, seçimlerde usulsüzlük yaptığı iddiaları üzerine 2019 yılında ordunun baskısı sonucu istifa etmek zorunda kalmıştı. General Zuniga da daha önce yaptığı bir açıklamada, aday olma planlarını gerçekleştirmesi halinde Morales’i gözaltına alacağını belirtmişti.

Paylaşın

Vergi İsyanı: Meclis Binası Ateşe Verildi

Kenya’da vergileri artırmaya yönelik yasa tasarısına karşı düzenlenen protestolarda çıkan çatışmalarda en az beş kişi hayatını kaybetti. Protestolar sırasında parlamento binasının bir kısmı ateşe verildi.

Tartışmalı vergi tasarısının bir kısmını geri çekildi ancak protestocular yasa tasarısının tamamının iptal edilmesini istiyor. Protestocular, yasa tasarısının zaten yüksek yaşam maliyetin altında ezilen sıradan vatandaşların ve işletmelerin karşılayamayacakları yeni vergi artışları getireceğini söylüyor.

Kenya’da hükümetin vergileri artırma planı ülke tarihinin en şiddetli protesto gösterilerini tetikledi. 2022’de göreve gelen Devlet Başkanı William Ruto liderliğindeki hükümet, 78 milyar dolarlık ulusal borcun faizini ödeyebilmek için vergileri artırma kararı aldı. Borç büyüklüğü ülke gayri safi yurt içi hasılasının yüzde 70’ine karşılık geliyor.

Teklif edilen plan, internet, bankacılık işlemleri, yakıt ve bebek bezi fiyatlarını artırıyor; otomobil sahipliğini zorlaştırıyordu.

18 Haziran’da hükümetin tasarıyı açıklamasıyla ülke genelinde birçok şehirde çoğunluğu gençlerden oluşan gruplar sokağa çıktı. Geçen haftadan beri süren protestolar üzerine hükümet bazı önerilerinden geri adım atsa da teklif edilen revizyon eylemcileri memnun etmedi. Başkent Nairobi’de Salı günü öğleden sonra tansiyon yükseldi, polis eylemcilere gerçek mermi ile müdahale etti.

Bazı eylemciler parlamentoya girdi, binayı kısmen ateşe verdiler. O sırada binada bulunan milletvekilleri tünelleri kullanarak kaçmak zorunda kaldı.

Saatler sonra Savunma Bakanı Aden Duale, ordunun sokağa çıkarak polise destek olacağını açıkladı. Devlet Başkanı Ruto da göstericiler için “suçlular” dedi, “anarşiye izin vermeyeceklerini” ilan etti. Çarşamba sabahı meclis binası önünde yoğun polis varlığı dikkat çekti.

İnsan hakları örgütleri polis müdahalesi sırasında en az 5 kişinin öldüğünü; 13’ü gerçek mermi kaynaklı, 30’dan fazla yaralı olduğunu açıkladı. Gösteriler Kenya’da on yıllardır yaşananların en büyüğü oldu. Birçok siyasetçi ve uzman gençlerin tepkisini “sürpriz” olarak niteledi.

Muhalefet lideri Raila Odinga, “sırf yiyecek ve iş istedikleri için Kenya’nın kendi çocuklarını öldürmeye devam edemeyeceğini” söyledi, iktidara tepki gösterdi. Dini liderlerden de vergi planından vazgeçilmesi yönünde çağrılar geldi. Ülkenin 52 milyonluk nüfusunun üçte biri yoksulluk içinde. Ruto’nun vergi düzenlemesini bu hafta içinde imzalaması bekleniyor.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

Birleşmiş Milletler: Gazze’de Yüksek Derecede Kıtlık Riski Sürüyor

Birleşmiş Milletler’in yayınladığı rapora göre; Gazze Şeridi’nde nüfusun yüzde 96’sını oluşturan 2 milyon 150 bin kişi kriz seviyesi olarak ifade edilebilecek akut gıda güvensizliği içinde bulunuyor.

Raporda, Gazze’de nüfusun yüzde 22’si oluşturan yaklaşık 500 bin kişinin gıda güvensizliği yüzünden “beşinci aşama” olarak nitelendirilen felaket koşulları içinde yaşadığı kaydedildi. Bu aşamada, hanelerde aşırı derecede yiyecek kıtlığı yaşandığı, açlıkla başa çıkma kapasitelerinin adeta tükenme noktasına geldiği kaydedildi.

Gazze nüfusunun yüzde 33’ünü oluşturan 745 bin kişinin ise felaket koşullarına yakın “dördüncü aşama” içinde olduğu belirtildi.

Birleşmiş Milletler ile küresel gıda güvenliği izleme kuruluşu Entegre Gıda Güvenliği Sınıflandırma Aşaması’nın (IPC) ortaklaşa hazırladığı son raporda, Gazze’de çatışmaların sürmesi ve insani yardıma erişimin kısıtlanmasının devam etmesi durumunda Gazze Şeridi’nin tamamında kıtlık riskinin Eylül ayına kadar en üst düzeyde olacağı tespiti yapıldı.

VOA Türkçe’den Can Kamiloğlu‘nun rapordan aktardığı son güncellemelere göre, Gazze Şeridi’nde nüfusun yüzde 96’sını oluşturan 2 milyon 150 bin kişi kriz seviyesi olarak ifade edilebilecek akut gıda güvensizliği içinde bulunuyor.

Raporda, Gazze’de nüfusun yüzde 22’si oluşturan yaklaşık 500 bin kişinin gıda güvensizliği yüzünden “beşinci aşama” olarak nitelendirilen felaket koşulları içinde yaşadığı kaydedildi. Bu aşamada, hanelerde aşırı derecede yiyecek kıtlığı yaşandığı, açlıkla başa çıkma kapasitelerinin adeta tükenme noktasına geldiği kaydedildi.

Gazze nüfusunun yüzde 33’ünü oluşturan 745 bin kişinin ise felaket koşullarına yakın “dördüncü aşama” içinde olduğu belirtildi. Raporda, İsrail’in Refah’taki operasyonları sonrasında bölgeden kaçanların sayısının bir milyonu aştığı ifade edildi. Gazze Şeridi’nde Mayıs ayı sonu itibariyle tarım üretimi yapılan toprakların yüzde 57’sinin tahrip edildiği veya ciddi şekilde hasar gördüğü belirtildi.

Gazze Şeridi’nde insani yardımın ulaştığı alanın sürekli daralmaya devam ettiği, Filistinliler’e güvenli bir şekilde yardım ulaştırma yeteneğinin azaldığı kaydedilerek, “Bu olumsuz ve son derece istikrarsız durum böyle devam ederse, Nisan ayında az da olsa görülen iyileşmeler hızla tersine çevrilebilir” ifadesi kullanıldı.

BM Ortadoğu Barış Süreci Özel Koordinatörü Tor Wennesland, Güvenlik Konseyi’nin bugün yapılan Filistin oturumunda yaptığı konuşmada, Gazze’de açlık ve gıda güvensizliğinin devam ettiğini söyledi.

Özel Koordinatör Wennesland, Gazze’nin kuzeyinde yaklaşmakta olduğu öngörülen kıtlığın gıda dağıtımlarındaki artışla önlendiğini belirterek, “Güneyde gıda güvensizliği daha da kötüleşti. Gazze nüfusunun neredeyse tamamı yüksek düzeyde gıda güvensizliğiyle karşı karşıya kalmaya devam ediyor. Yaklaşık yarım milyon insan felaket düzeyinde gıda güvensizliğiyle karşı karşıya” dedi.

“İsrail’e baskı yapmaya devam ediyoruz”

ABD’nin BM Daimi Temsilcisi Linda Thomas–Greenfield, Güvenlik Konseyi’nde yaptığı Filistin ve Gazze’deki ateşkes çabalarıyla ilgili görüşlerini aktardıktan sonra yayınlanan son raporla ilgili endişelerini dile getirdi. Thomas – Greenfield, Gazze’de insani ihtiyaçların felaket boyutlarına ulaştığını belirterek şu ifadeleri kullandı:

“Son yayınlanan IPC raporunun endişe verici bir şekilde açıkça ortaya koyduğu gibi Gazze’ye insani yardımın arttırılması ve ihtiyaç sahibi herkese ulaşması gerekiyor. Gazze nüfusunun büyük bir kısmı felaket düzeylerinde açlıkla karşı karşıyayken, yardımların ulaştırılmasında sürekli yaşanan kesintiler yüzünden durum hızla kötüleşme riski içerisinde.

Yardım ulaştırmakla görevli BM personeli ve sahada yardım için çalışanların güvenliğini de birinci öncelik olarak görüyoruz. İsrail’e, Gazze’ye yardım dağıtımını kolaylaştırmak için daha iyi koşullar yaratması konusunda baskı yapmaya devam ediyoruz.”

Paylaşın

ABD’den Hizbullah’a “İsrail’i Tutamayabiliriz” Mesajı

ABD’nin Hizbullah’a “İsrail’i kontrol altında tutamayabiliriz”, Hizbullah’ın ise Washington yönetimine, “İsrail’e ciddi darbe vurabilecek kapasitede olduğunu ancak savaş istemediği” mesajı gönderdiği bildirildi.

Hizbullah lideri Hasan Nasrallah, geçen haftaki açıklamasında topyekun savaş halinde “hiçbir kural ve sınır tanımayacaklarını” söylemişti.

Nasrallah ayrıca savaş durumunda İsrail’e destek vermeleri halinde Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’ni (GKRY) vuracaklarını da belirtmişti. Bu tehdidin ardından GKRY Dışişleri Bakanı Konstantinos Kombos, olası savaş halinde İsrail’e destek sağlamayacaklarını duyurmuştu.

Amerikan habercilik kuruluşu Axios, ABD Başkanı Joe Biden’ın Kıdemli Danışmanı Amos Hochstein’ın mesajı Lübnan’a yaptığı ziyarette ilettiğini aktardı. Hochstein, 18 Haziran’da başkent Beyrurt’ta Lübnan Temsilciler Meclisi Başkanı Nebih Berri’yle bir araya geldi.

Görüşmede Biden’ın danışmanı, Berri’den mesajı Hizbullah lideri Hasan Nasrallah’a iletmesini istedi. Hochstein, mesajında Hizbullah’dan gerginliğin daha fazla tırmanmaması için bir şekilde İsrail’le dolaylı yollardan iletişime geçerek anlaşmaya varmasını talep etti.

Danışman ayrıca ABD’nin İsrail’in karar mekanizması üzerinde yetkisi olmadığını ve savaşa giden süreci durduramayabileceğini savundu. Hochstein, bu konuda Hizbullah’ın ABD’ye güvenerek hareket etmemesi gerektiğini söyledi.

Kimliğinin paylaşılmasını istemeyen bir Batılı diplomat, Hizbullah’ın Washington yönetimine gönderdiği yanıtta, “İsrail’e ciddi darbe vurabilecek kapasitede olduğunu ancak savaş istemediğini belirttiğini” söyledi.

Hamas’ın silahlı kanadı İzzeddin Kassam Tugayları’nın 7 Ekim’de düzenlediği Aksa Tufanı’yla başlayan Gazze savaşında, Hizbullah ve İsrail arasındaki çatışmalar da son dönemde yoğunlaştı. Hizbullah lideri Hasan Nasrallah, geçen haftaki açıklamasında topyekun savaş halinde “hiçbir kural ve sınır tanımayacaklarını” söylemişti.

Nasrallah ayrıca savaş durumunda İsrail’e destek vermeleri halinde Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’ni (GKRY) vuracaklarını da belirtmişti. Bu tehdidin ardından GKRY Dışişleri Bakanı Konstantinos Kombos, olası savaş halinde İsrail’e destek sağlamayacaklarını duyurmuştu. İsrail ordusu da Lübnan’da askeri harekat düzenlenmesine yönelik operasyonel planların onaylandığını açıklamıştı.

İsrail Savunma Bakanı Yoav Gallant, dün ABD’li mevkidaşı Antony Blinken’la yaptığı görüşmenin ardından, Lübnan sınırındaki gerilimde Washington’dan tam destek istediklerini belirtmişti. Blinken ise önceliklerinin Hizbullah’la gerginliğin daha fazla tırmanmamasını sağlamak olduğunu söylemişti.

Diğer yandan Amerikan medya kuruluşu CNN, Hizbullah’la geniş çaplı savaş başlaması halinde Washington yönetiminin, özellikle İsrail’in savunma sistemi Demir Kubbe’yi ayakta tutmak için gerekli desteği sağlayacağını aktarmıştı.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın

Rusya’dan ABD’ye Uyarı: Cezasız Kalmayacak

Ukrayna’nın, Kırım Yarımadası’na düzenlediği füze saldırısı sonrası Rusya, ABD’yi misilleme konusunda uyardı. Kırım’a yapılan saldırıda 4 kişi ölmüş ve 151 kişi de yaralanmıştı.

Ukrayna, Kırım Yarımadası’nı Lockheed Martin şirketinin ürettiği ATACMS füzeleriyle vurmuştu. ATACMS füzeleri 300 kilometre (186 mil) uzaklıktaki hedefleri vurmaya olanak tanıyor.

Kırım’daki saldırıya Rusya’nın tepkisinin ne olacağı sorusuna Kremlin Sözcüsü Dimitri Peskov, Vladimir Putin’in 6 Haziran’da ABD ve müttefiklerine yakın bölgelere konvansiyonel silah tedariki konusundaki sözlerini hatırlattı.

Rusya, Ukrayna’da başlattığı savaşla Batı ile arasında, 1962 Küba Füze Krizi’nden bu yana yaşanan en büyük gerilimi tetikledi.

Ancak Rusya’nın 2014 yılında ilhak ettiği ve dünyanın büyük bir kısmı tarafından Ukrayna’nın bir parçası olarak görülmesine rağmen şu anda Rusya toprağı olarak kabul edilen Kırım’a yapılan son saldırıdan doğrudan ABD’yi sorumlu tutmak, gerilimi bir adım daha ileri götürdü.

Kremlin Sözcüsü Dimitri Peskov, gazetecilere yaptığı açıklamada, “Avrupa’daki muhataplarıma ve özellikle de Washington’daki basın sözcüsüne, hükümetlerinin neden Rus çocuklarını öldürdüğünü sormalısınız. Bu soruyu onlara sorun” dedi.

Rus yetkililere göre Pazar günü Sivastopol’a yapılan saldırıda en az iki çocuk öldürüldü. Sivastopol yakınlarındaki bir plajda insanların koşuşturduğu ve bazı yaralıların şezlonglarda taşındığı görüldü. Rusya silahları ABD’nin tedarik ettiğini, Amerikalı askeri uzmanların da silahları yönlendirdiğini ve silahlar için veri sağladığını söyledi.

Saldırının ardından ABD’nin Moskova Büyükelçisi Lynne Tracy Rusya Dışişleri Bakanlığı’na çağrıldı ve Washington’un “Rusya’ya karşı hibrid bir savaş yürüttüğü ve aslında çatışmanın bir tarafı haline geldiği” suçlamaları kendisine iletildi.

Rus yetkililer tarafından Tracy’ye, saldırının “cezasız kalmayacağının” ve misilleme tedbirlerinin kesinlikle uygulanacağının söylendiği kaydedildi.

Rusya’nın Birleşmiş Milletler Daimi Temsilcisi Vasiliy Nebenzya da Sivastopol’da sivilleri hedef alan saldırının cevapsız kalmayacağını söyledi; “Rusya Federasyonu, Batı tarafından beslenen, büyütülen ve finanse edilen Kiev’deki neo-Nazi rejimi hiçbir tehdit oluşturmayana kadar halkını ve ulusal güvenliğini korumaya devam edecek” dedi.

Rusya Federasyonu Soruşturma Komitesi’nin soruşturmaya başladığını kaydeden Nebenzya, “ABD’nin bu suça doğrudan karıştığı gerçeği her türlü şüphenin ötesinde” iddiasında bulundu.

“Kiev kararlarını kendi verir”

ABD Savunma Bakanlığı’ndan (Pentagon) yapılan açıklamada ise hedeflerle ilgili Kiev’in kendi kararlarını verdiği kaydedildi. Pentagon sözcülerinden Binbaşı Charlie Dietz, “Ukrayna kendi hedef kararlarını verir ve kendi askeri operasyonlarını yürütür” dedi.

Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Konseyi’nden bir sözcü de her türlü sivil can kaybının bir trajedi olduğunu bildirdi. Sözcü, Rus güçleri tarafından öldürülen binlerce masum Ukraynalı’nın da bu kayba dahil oldığunu hatırlattı.

ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Matthew Miller ise Pazartesi günlük basın brifinginde yaptığı açıklamada, Tracy’nin Rus yetkililere, ABD’nin sivil can kayıplarından duyduğu üzüntüyü ilettiğini açıkladı. Miller, Washington’un Ukrayna’ya topraklarını savunabilmesi için silah sağladığını ve bu topraklara Kırım’ın da dahil olduğunu söyledi.

“Rusya, egemen Ukrayna topraklarını işgal etmeyi ve sivillere yönelik saldırılarını durdurursa, bugün bu savaşı ve başlattığı savaşın neden olduğu acıları durdurabilir” diyen Miller, saldırıda kimlerin sorumlu olduğuna dair bir değerlendirme yapmayacağını kaydetti.

ABD’nin Ukrayna’nın Rusya’ya karşı bazı ABD silahlarını kullanmasına izin vermesi ve İngiltere’nin Kiev’e aynı şeyi İngiliz silahlarıyla yapabileceğini önermesinden bu yana Kremlin, bu hamleleri ciddi bir tırmanış olarak gördüğüne dair çeşitli mesajlar gönderdi.

Rusya Cumhurbaşkanı Vladimir Putin taktik nükleer silahların konuşlandırılması için tatbikat emri verdi; ABD ve müttefiklerinin vuruş mesafesine konvansiyonel füzeler yerleştirebileceğini öne sürdü ve Kuzey Kore ile karşılıklı savunma anlaşması imzaladı.

Putin Perşembe günü yaptığı açıklamada Rusya’nın Kuzey Kore’ye silah sağlayabileceğini ve bunun Batı’nın Ukrayna’yı silahlandırmasına benzer bir adım olacağını söylemişti.

Kırım’daki saldırıya Rusya’nın tepkisinin ne olacağı sorusuna Peskov, Putin’in 6 Haziran’da ABD ve müttefiklerine yakın bölgelere konvansiyonel silah tedariki konusundaki sözlerini hatırlattı. “Elbette ABD’nin barışçı Ruslar’ın ölümüne neden olan çatışmalara müdahil olmasının bazı sonuçları olacaktır” diyen Peskov, bu sonuçların ne olacağını ise zamanın göstereceğini kaydetti.

Washington, Kiev’in Rusya’yı yaklaşık 300 kilometre menzili olan ATACMS ve ABD tarafından tedarik edilen diğer uzun menzilli silahlarla vurmasını hala yasaklıyor.

(Kaynak: VOA Türkçe)

Paylaşın

Acı Bilanço: Gazze’de 21 Binden Fazla Çocuk Kayıp

Save the Children’in İnsani Politikalar Sorumlusu Alexandra Saieh, Gazze’de yaklaşık 17 bin çocuğun refakatçisiz şekilde ayrıldığını, ve 4 bin çocuğun ise muhtemelen enkaz altında kaldığını söyledi.

Haber Merkezi / Alexandra Saieh, İsrail güçlerinin bilinmeyen sayıda çocuğu gözaltına alındığını veya isimsiz mezarlara gömdüğünü vurguladı ve ekledi: Toplu mezarlar bulundu ve toplu mezarlardaki ceset sayısı bilinmiyor.

Save the Children Orta Doğu Bölge Direktörü Jeremy Stoner ise, ailelerin belirsizlik nedeniyle işkence çektiğini belirterek, “Hiçbir ebeveyn çocuğunun cesedini bulmak için enkazı ya da toplu mezarları kazmak zorunda kalmamalı. Hiçbir çocuk savaş bölgesinde yalnız, korumasız olmamalı. Hiçbir çocuk gözaltında tutulmamalı veya rehin alınmamalı,” dedi.

“Kayıp ama yaşayan çocuklar savunmasızdır, ciddi koruma riskleriyle karşı karşıyadır ve bulunmalıdır. Korunmalı ve aileleriyle yeniden birleştirilmelidir,” diyen Stoner, öldürülen çocukların ölümlerinin resmi olarak belgelenmesi ve ailelerine bilgi verilmesi gerektiğinin de altını çizdi.

“Cenaze törenleri saygıyla yapılmalı ve hesap verebilirlik sağlanmalı. Çok sayıda kişinin belirttiği üzere, Gazze çocuklar için bir mezarlığa dönüştü. Binlerce çocuk kayıp, akıbetleri bilinmiyor. Bağımsız bir soruşturma yapılmalı ve sorumlular hesap vermeli. Hayatta kalan kayıp çocukları bulmak ve desteklemek ve daha fazla ailenin yok olmasını önlemek için acilen ateşkese ihtiyacımız var,” diye ekledi.

Gazze Şeridi’nde İsrail saldırılarında hayatını kaybedenlerin sayısı ise son 24 saatte 47 artarak 37 bin 598’e yükseldi. Gazze’de İsrail saldırılarında yaralananların sayısı ise son 24 saatte 121 artarak 86 bin 32’e yükseldi.

Gazze’de İsrail saldırılarında ölenlerin yüzde 70’ini çocuklar ve kadınların oluşturduğu aktarılırken, saldırılar sonucu oluşan yıkımdan dolayı çok sayıda kişinin hala enkaz altında olduğu vurgulandı. Sivil savunma ve acil sağlık ekiplerinin bu kişilere ulaşmakta zorluk yaşadığı kaydedildi.

İsrail, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun (BMGK) derhal ateşkes ilan edilmesini öngören kararına rağmen Gazze’ye yönelik saldırılarını ve sivil katliamlarını sürdürürken, uluslararası kınamalarla karşı karşıya kaldı. Harabeye dönüşen Gazze’nin pek çok bölgesinde gıdaya, temiz suya ve ilaca ulaşmak hala çok zor.

Güney Afrika’nın açtığı bir dava kapsamında İsrail, Uluslararası Adalet Divanı’nda soykırımla suçlanıyor. Mahkeme, Başbakan Binyamin Netanyahu yönetiminin, 6 Mayıs tarihinde işgal edilmeden önce bir milyondan fazla Filistinlinin sığındığı güneydeki Refah kentindeki faaliyetlerini derhal durdurmasına hükmetmişti.

İsrail ordusu, Gazze Şeridi’ne saldırılarının başladığı 7 Ekim’den bu yana 311’i karadan işgal sürecinde olmak üzere 662 askerinin öldüğünü duyurdu. 24 Kasım 2023’te başlatılan 7 günlük insani arada 81 İsrailli ve 240 Filistinli esir karşılıklı serbest bırakıldı.

İşgal altındaki Batı Şeria ve Doğu Kudüs’te İsrail askerleriyle Filistin topraklarını gasp eden yerleşimcilerin saldırılarında 7 Ekim’den beri 553 Filistinli hayatını kaybetti.

“Gazze savaşında yoğun aşama yakında bitecek”

Öte yandan İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu, Gazze Şeridinde çatışmaların “yoğun” aşamasının çok yakında bitebileceğini söyledi. Ancak Hamas bölgeden tamamen uzaklaştırılana kadar savaşın süreceğini ekledi. Netanyahu, “Yoğun aşama bittikten sonra güçlerin bir kısmını kuzeye kaydırma imkanımız olacak ve bunu yapacağız” dedi.

İran destekli Hizbullah ve İsrail arasında çatışmalar, Gazze savaşının başladığı 7 Ekim’den beri neredeyse aralıksız sürüyor. Karşılıklı saldırılarda 400’den fazla Lübnanlı yaşamını yitirdi. Lübnan’da 90 bin, İsrail’in kuzeyindeki köylerde ise 60 bin kişinin çatışmalar sebebiyle yerinden olduğu değerlendiriliyor.

Netanyahu, daha fazla birliğin kuzeye konuşlandırılmasıyla İsrailli köylülerin evlerine dönebileceğini söyledi. İsrail Başbakanı, Hizbullah’la topyekun savaş ihtimaline karşı diplomatik çözümden yana olduğunu ancak bunun olmama ihtimaline hazırlandıklarını ifade etti. Kuzey sınırında Hizbullah ile aralarına “fiziki mesafe koyacaklarını” söyledi.

Kanal 14’e verdiği mülakatta Netanyahu, bazı rehinelerin serbest bırakılması karşılığında Gazze’de çatışmalara “kısmi ara” vermeyi teklif ettiklerini de açıkladı.

Hamas’la “savaşı bitirmeye yönelik bir anlaşma olup olmayacağı” sorusu üzerine ise “Hayır. Savaşı bitirip Hamas’ı orada bırakmayacağız” dedi, bazı rehinelerin dönüşüne imkan tanıyacak kısmi bir anlaşma teklif ettiklerini söyledi.

Paylaşın

Gazze’de Yüz Binlerce Çocuk Eğitim Haklarından Mahrum

İsrail saldırılarında harabeye dönen Gazze Şeridi’nde insani durumun giderek kötüleşirken, Birleşmiş Milletler, yarım milyonu aşkın çocuğun 8 aydır eğitim hakkından mahrum olduğunu açıkladı.

Haber Merkezi / Gazze’deki Filistin hükümeti ise, İsrail’in Gazze’de yürüttüğü savaş nedeniyle, 7 Ekim’den bu yana 800 bin öğrencinin eğitim haklarından mahrum bırakıldığını duyurdu.

Birleşmiş Milletler Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansı (UNRWA) Planlama Direktörü Sam Rose’un, Al Jazeera English’e yaptığı açıklama, Ajansın sosyal medya hesabından yayımlandı.

Rose, “Gazze genelinde 39 bin lise öğrencisinin üniversite sınavlarına girememesi hüznümüzü bir kat daha artırdı. Gazze’de yarım milyonu aşkın çocuk da 8 aydır eğitim hakkından mahrum. Bu çocukların, her şey bir yana eğitim imkanı bulamaması korkunç” dedi.

Gazze’deki Filistin hükümetinden önceki gün yapılan açıklamada, “İsrail’in Gazze’de yürüttüğü savaş nedeniyle, 7 Ekim’den bu yana 800 bin öğrencinin eğitim haklarından mahrum bırakıldığı” kaydedildi. Açıklamada ayrıca Gazze’de yaklaşık 40 bin lise öğrencisinin de üniversite sınavlarına giremediği belirtildi.

Öte yandan Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, Avrupa Kriz Yönetimi Komiseri Janez Lenarčič ile Pazar günü akşam saatlerinde yayınladığı ortak açıklamada, Gazze’deki insani durumun giderek kötüleştiğini vurguladı ve bölgeye yardımların ulaştırılmasının “imkansız hale” geldiğini açıkladı.

“Gazze’deki kriz bir kırılma noktasına daha ulaştı. Gazze’ye anlamlı bir insani yardımın ulaştırılması neredeyse imkansız hale geldi ve sivil toplumun yapısı çözülüyor,” diyen Borrell, sivillerin açlıktan ölmek üzere olduğunu ve bölgeye gelen “sınırlı yardıma” da ulaşamadıklarını belirtti.

İsrail’in Gazze’de devam eden askeri operasyonlarına ve “kanun ve düzenin çökmesine” de değinen Borrell, yardım kuruluşlarında çalışanların “kabul edilemeyecek derecede güvensiz bir ortamda faaliyet göstermek zorunda kaldığını” da belirtti.

“Taktiksel ateşkeslerin” Gazze’deki hayatta hiçbir iyileşmeye yol açmadığını vurgulayan Borrell, ayrıca insani yardım kuruluşlarından gelen raporların da “ciddi şekilde endişe verici olduğunu” belirtti ve yardım faaliyetlerinin “herhangi bir adım atılmadığı takdirde çökme riskinde olduğunu” sözlerine ekledi.

“Bir kez daha, çatışmaya dahil olan tüm taraflara uluslararası yasal sorumluluklarını yerine getirmeleri çağrısında bulunuyoruz: sivilleri korumak, temel hizmetlere erişimlerini sağlamak, insani operasyonlar için güvenli bir ortam sağlamak ve insani yardımlara engelsiz erişim sağlamak,” diyen Borrell, rehinelerin “derhal ve koşulsuz serbest bırakılması” çağrısında da bulundu.

“AB tarafından finanse edilen önemli yardımlar da dahil olmak üzere, Mısır ve Ürdün sınırlarında insani yardım birikiyor,” diyen Borrell, bekleyen gıda maddelerinin bozulma riskine de dikkat çekti.

“Geçtiğimiz Ekim ayından bu yana Gazze’ye 56 insani hava köprüsü uçuşu düzenledik ve en sonuncusu geçen hafta tamamlandı. Yardım ulaştırmak için mümkün olan her yolu kullandık,” ifadelerini de kullanan Borrell, “Gazze’ye ve Gazze’nin iç bölgelerine erişimimiz olmadan, Gazze‘ye yardım göndermek boşunadır,” diye ekledi.

“Tüm tarafları derhal ateşkes ilan etmeye, rehineleri koşulsuz olarak serbest bırakmaya, insani yardım çalışanları dahil sivilleri korumaya ve Gazze halkına hayat kurtaran yardımların ulaştırılmasını kolaylaştırmak için ortak eylemde bulunmaya çağırıyoruz.”

Gazze Şeridi’nde İsrail saldırılarında hayatını kaybedenlerin sayısı ise son 24 saatte 47 artarak 37 bin 598’e yükseldi. Gazze’de İsrail saldırılarında yaralananların sayısı ise son 24 saatte 121 artarak 86 bin 32’e yükseldi.

Gazze’de İsrail saldırılarında ölenlerin yüzde 70’ini çocuklar ve kadınların oluşturduğu aktarılırken, saldırılar sonucu oluşan yıkımdan dolayı çok sayıda kişinin hala enkaz altında olduğu vurgulandı. Sivil savunma ve acil sağlık ekiplerinin bu kişilere ulaşmakta zorluk yaşadığı kaydedildi.

İsrail, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun (BMGK) derhal ateşkes ilan edilmesini öngören kararına rağmen Gazze’ye yönelik saldırılarını ve sivil katliamlarını sürdürürken, uluslararası kınamalarla karşı karşıya kaldı. Harabeye dönüşen Gazze’nin pek çok bölgesinde gıdaya, temiz suya ve ilaca ulaşmak hala çok zor.

Güney Afrika’nın açtığı bir dava kapsamında İsrail, Uluslararası Adalet Divanı’nda soykırımla suçlanıyor. Mahkeme, Başbakan Binyamin Netanyahu yönetiminin, 6 Mayıs tarihinde işgal edilmeden önce bir milyondan fazla Filistinlinin sığındığı güneydeki Refah kentindeki faaliyetlerini derhal durdurmasına hükmetmişti.

İsrail ordusu, Gazze Şeridi’ne saldırılarının başladığı 7 Ekim’den bu yana 311’i karadan işgal sürecinde olmak üzere 662 askerinin öldüğünü duyurdu. 24 Kasım 2023’te başlatılan 7 günlük insani arada 81 İsrailli ve 240 Filistinli esir karşılıklı serbest bırakıldı.

İşgal altındaki Batı Şeria ve Doğu Kudüs’te İsrail askerleriyle Filistin topraklarını gasp eden yerleşimcilerin saldırılarında 7 Ekim’den beri 553 Filistinli hayatını kaybetti.

Paylaşın

Rusya’nın Dağıstan Bölgesi’nde Sinagog Ve Kiliselere Saldırı: 15 Polis Öldü

Rusya’nın Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti Dağıstan’da sinagog ve kiliselere yönelik eş zamanlı saldırılarda 15 polis memuru, bir rahip ve bir güvenlik görevlisi hayatını kaybetti. Saldırıyı henüz üstlenen olmadı.

Haber Merkezi / Rusya Soruşturma Komitesinden yapılan açıklamada, saldırıların terör eylemi olarak değerlendirildiği ve olayla ilgili soruşturma başlatıldığı ifade edildi.

Rusya’nın en fakir bölgelerinden biri olan Dağıstan’da çoğunluğu Müslümanlar oluşturuyor. Saldırılar, IŞİD’in ve Moskova yakınlarındaki bir konser salonuna düzenlediği ve 145 kişinin öldüğü saldırıdan üç ay sonra meydana geldi.

Rusya’nın Dağıstan bölgesinde iki ayrı şehirde eş zamanlı terör saldırıları meydana geldi.

Pazar günü bir grup silahlı saldırgan, Mahaçkale ve Derbent şehirlerinde kilise ve sinagoglar ile polis kontrol noktasına saldırdı. Her iki kentte de ibadethaneler ateşe verilirken, çıkan çatışmada en az 15 polis memuru öldü. Rus Ortodoks Kilisesi, kurbanlar arasında rahip Nikolai Kotelnikov’un da olduğunu açıkladı.

Saldırının gerçekleştiği Pazar günü Ortodoks Kilisesi için Pentekost Bayramının kutlandığı özel bir gündü.

Polis, Mahaçkale’de dört, Derbent’te ise iki silahlı saldırganın öldürüldüğünü açıkladı. Saldırganlardan kaçmayı başaranlar olup olmadığı ise bilinmiyor. Rus güvenlik servisleri saldırının ardından terör soruşturması başlattı.

Olay sonrası bölgede 3 gün yas ilan edilirken, saldırıyı henüz üstlenen olmadı.

Dağıstan Valisi Sergey Melikov Melikov Telegram mesajlaşma uygulamasından bu sabah paylaştığı bir videoda, 15’ten fazla polisin saldırılar sonucu hayatını kaybettiğini kaydetti ancak kaç kişinin yaralandığına dair bilgi paylaşmadı.

Melikov ayrıca, “Saldırıları düzenleyen altı militan etkisiz hale getirildi. Dış güçler tarafından hazırlanan tüm oyunların ve terör hücrelerinin tespit edilmesi yönünde gerekli çalışmalar gerçekleştirilecek. Durum, devletin kurumları tarafından kontrol altında bulunuyor” dedi.

Saldırıları üstlenen olmazken, Sergey Melikov saldırganların kimliklerinin tespit edilmeye çalışıldığını belirterek, ölenler arasında 40 yılı aşkın süredir Derbent’te görev yapan bir Ortodoks rahibin de bulunduğunu söyledi.

Rus Ortodoks Kilisesi sözcüsü Telegram üzerinden yaptığı açıklamada, rahip Nikolai Kotelnikov’un “vahşice öldürüldüğünü” söyledi.

Olayların ardından İsrail Dışişleri Bakanlığı bir açıklama yayınlayarak, “Dağıstan Cumhuriyeti’ndeki iki şehir olan Mahaçkale ve Derbent’e ortak saldırı” düzenlendiğini doğruladı.

Açıklamada, “Derbent’teki sinagog ateşe verildi ve yakıldı. Yerel muhafızlar öldürüldü. Mahaçkale’deki sinagoga silahlı saldırı düzenlendi, daha fazla ayrıntı yok” denildi: Aynı zamanda Mahaçkale’de kiliselere saldırı düzenlendi ve Derbent’te bir rahip öldürüldü.

Açıklamada, “Bilindiği kadarıyla saldırı sırasında sinagoglarda ibadet eden kimse yoktu ve Yahudi cemaatinden bilinen bir kayıp da yok” denildi: Moskova’daki İsrail büyükelçiliği bölgedeki Yahudi cemaatinin liderleriyle temas halinde.

Avrupa medyasına yansıyan haberlerde, saldırıların arkasında IŞİD terör örgütünün olduğu öne sürüldü.

Mart ayında IŞİD, Moskova yakınlarında “Crocus City Hall” adlı konser salonuna saldırı düzenlemiş, olayda 145 kişi yaşamını yitirmişti. Saldırıyı IŞİD’in üstlenmesine rağmen Rus yetkililer, bir kanıt göstermeden Ukrayna’yı suçladı. Kiev yönetimi saldırıyla ilgisi olduğu iddiasını reddediyor.

Paylaşın

ABD Ve Avrupa Birliği’nden İsrail’e “Hizbullah” Uyarısı

ABD ve Avrupa Birliği (AB), Hizbullah’a saldırı başlatması ihtimaline karşı İsrail’e uyarılarda bulunuyor. İsrail, Lübnan sınırı boyunca Hizbullah’la günlük çatışmalara giriyor.

Gazze Şeridi’nde İsrail saldırılarında hayatını kaybedenlerin sayısı ise son 24 saatte 47 artarak 37 bin 598’e yükseldi. Gazze’de İsrail saldırılarında yaralananların sayısı ise son 24 saatte 121 artarak 86 bin 32’e yükseldi.

Gazze’de İsrail saldırılarında ölenlerin yüzde 70’ini çocuklar ve kadınların oluşturduğu aktarılırken, saldırılar sonucu oluşan yıkımdan dolayı çok sayıda kişinin hala enkaz altında olduğu vurgulandı. Sivil savunma ve acil sağlık ekiplerinin bu kişilere ulaşmakta zorluk yaşadığı kaydedildi.

İşgal altındaki Batı Şeria ve Doğu Kudüs’te İsrail askerleriyle Filistin topraklarını gasp eden yerleşimcilerin saldırılarında 7 Ekim’den beri 553 Filistinli hayatını kaybetti.

ABD’li Avrupalı yetkililer, Gazze’deki savaşın genişlemesi ve İsrail’in İran destekli Hizbullah militan grubuna karşı Lübnan’da bir saldırı başlatması ihtimali konusunda uyarıda bulunuyor.

AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell bugün Lüksemburg’da gazetecilere, savaşın yayılma riskinin her geçen gün arttığını söyledi. Borrell, “Maalesef savaşın genişlemesinin arifesinde olduğumuzu düşünüyorum” dedi.

Borrell ayrıca insani yardım akışını kolaylaştırmak için Gazze’de ateşkese ihtiyaç olduğunu belirterek, “Gazze’ye insani yardım ulaştırmak imkânsız hale geldi” ifadesini kullandı.

Borrell’in açıklamaları, ABD’nin en üst düzey askeri yetkilisinin İsrail’in Lübnan’a saldırmasının, Hizbullah’a yardım için İran’ı da içine çekecek daha geniş bir çatışma riskini arttıracağı uyarısında bulunmasından saatler sonra geldi.

Genelkurmay Başkanı Orgeneral Charles Q. Brown gazetecilere yaptığı açıklamada, “İran’ın Hizbullah’a daha fazla destek vermeye meyilli olacağını” söyledi.

İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu dün Gazze’de Hamas’a karşı yürütülen savaşın “yoğun aşamasının çok yakında sona ereceğini” söyledi. Ancak İsrail’in muhtemelen Lübnan sınırına asker kaydıracağını da ekledi.

İsrail’in Kanal 14 televizyonuna verdiği mülakatta Netanyahu, birliklerin kuzeye kaymasının ülkenin Hizbullah’a karşı savunma pozisyonunu güçlendireceğini ve Lübnan-İsrail sınırı yakınlarındaki çatışmalardan kaçan İsrailliler’in evlerine dönmelerine olanak sağlayacağını söyledi.

Netanyahu, Hizbullah’la çatışmaya diplomatik bir çözüm bulunmasını ümit ettiğini ancak İsrail’in “birkaç cephede birden savaşabileceğini ve bunun için de hazırlandıklarını” sözlerine ekledi.

Gazze’deki savaş ve daha geniş bir çatışma riski, İsrail Savunma Bakanı Yoav Gallant’ın ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken ve Savunma Bakanı Lloyd Austin ile bugün Washington’da yapacağı görüşmelerin odak noktası olacak.

Gallant dün Washington’a hareket etmeden önce “Gazze’de, Lübnan’da ve daha fazla bölgede gerekli olabilecek her türlü eyleme hazırız” demişti.

Netanyahu, İsrail güçlerinin Refah’taki saldırılarını tamamlamasıyla birlikte Gazze’deki çatışmaların azalmasını beklerken, İsrail’in öngörülebilir bir gelecekte orada askeri bir varlığa sahip olmayı beklediğini vurguladı.

“Ayrıca mümkünse yerel Filistinliler’le ve belki de bölge ülkelerinin dış desteğiyle, Gazze Şeridi’nde insani yardımları ve daha sonra da sivil işleri yönetecek sivil bir yönetim oluşturmak istiyoruz” dedi.

Netanyahu, Hamas’ın ya da Batı Şeria merkezli Filistin Yönetimi’nin Gazze’nin yönetiminde rol almasına karşı olduğunu yineledi. ABD daha önce İsrail’i bölgedeki askeri işgalin uzun sürmemesi yönünde uyarmıştı.

İsrail Başbakanı ayrıca, Gazze’de Hamas’la savaşan İsrail güçlerine silah sevkiyatının hızı konusunda ABD ile yaşanan anlaşmazlığın yakında çözüleceğine inandığını söyledi.

Netanyahu, “Yaklaşık dört ay önce, ABD’den İsrail’e gelen silah tedarikinde dramatik bir düşüş yaşandı. Her türlü açıklamayı aldık ama temel durum değişmedi. Son günlerde duyduklarım ışığında, bu sorunun yakın gelecekte çözüleceğini umuyor ve buna inanıyorum” diye konuştu.

ABD’li üst düzey yetkililer geçen hafta Netanyahu’nun iddiası karşısında şaşkınlıklarını dile getirmişlerdi. İsrailli yetkililer silah teslimatının hızlandırılması için Amerikalı muhataplarıyla “en üst düzeyde ve her seviyede” lobi yaptıklarını söylemiş, Netanyahu da “Aylardır bu durumda bir değişiklik olmayınca bunu kamuoyuna açıklamaya karar verdim” diyerek Washington’u kızdırmıştı.

ABD’li yetkililer ise Netanyahu’nun neyi kastettiğinden haberdar olmadıklarını söylediler. ABD, İsrail’in Hamas’a karşı yürüttüğü ve dokuzuncu ayına giren savaşta İsrail’in başlıca silah tedarikçisi konumunda.

(Kaynak: VOA Türkçe)

Paylaşın

Mahsa Amini Protestolarında Destek Veren Rapçinin İdam Cezası Bozuldu

İran’da ‘tesettüre uygun olmayan’ giyimi gerekçesiyle gözaltına alındıktan sonra hayatını kaybeden “Mahsa Amini” protestolara şarkılarıyla destek veren Toomaj Salehi hakkındaki idam cezası bozuldu.

Haber Merkezi / Toomaj Salehi ilk olarak Ekim 2022’de protestolara kamu önünde destek veren açıklamalarından sonra gözaltına alınmış ve birçok suçla itham edilmişti. 2022’deki protestolardan önce de konser vermesi yasak olan Toomaj Salehi, şarkılarını sosyal medyadan paylaşıyordu.

Toomaj Salehi’nin avukatı Amir Raesian, İran Yüksek Mahkemesi’nin Salihi’nin idam kararını bozduğunu ve yeniden yargılanmasına karar verdiğini duyurdu.

Salehi, CBC News adlı haber kanalıyla yaptığı bir röportajda düzeni eleştiren videolar yayımlamanın “zor olduğunu ve kendisini rejim güçleri için bir hedef haline getirdiğini” söylemişti. Salehi, İranlıların “korkunç bir yerde yaşadığını” ve “gücüne, parasına ve silahlarına tutunmak için tüm ülkeyi öldürmeye hazır olan bir mafya ile baş etmeye çalıştığını” belirtmişti.

Ne olmuştu?

İran’ın Sakız kentinden başkent Tahran’a akrabalarını ziyarete giden 22 yaşındaki Jîna Mahsa Amini, erkek kardeşinin kullandığı aracı durduran ahlâk polisince gözaltına alınmıştı. Kardeşine, nasihat edilip serbest bırakılacağı söylenerek götürülen genç kadının, gözaltına alındıktan iki saat sonra komaya girdiği ve kaldırıldığı hastanede öldüğü ortaya çıktı.

İran devlet televizyonu Amini’nin dövüldüğü iddialarını yalanlayarak, polisin genç kadını “nasihat etmek ve eğitmek” üzere karakola götürdüğünü ve orada kalp krizi geçirdiğini söyledi. Amini’nin akrabaları, kadının herhangi bir kalp rahatsızlığı olmadığını açıkladı.

Devlet televizyonu bir polis karakolunda Amini olduğu söylenen bir kadının oturduğu koltuktan bir yetkiliyle konuşmak üzere kalktıktan sonra yere düştüğünü gösteren güvenlik kamerası kayıtları yayınladı. Ancak, görüntülerden kadının Amini olduğu doğrulanamadı.

Amini’nin dövülerek öldürüldüğü yolunda sosyal medyada yayılan iddialarını reddeden Tahran emniyeti ise konuyla ilgili açıklamasında, “Ayrıntılı araştırmalara göre, Amini’nin araca alınması sonrasında ve tutulduğu karakolda fiziksel bir temas olduğunu” reddetti.

Ancak, İran’ın yarı resmi Fars haber ajansı, Amini’nin ahlâk polisince dövülmesi nedeniyle komaya girdiğini duyurmuştu.

Amini’nin gözaltında hayatını kaybetmesinin ardından başlayan ve kent kent yayılan  protestolar kısa süre içerisinde ülkenin her yerine yayılmıştı. Aylar süren protestolarda 71’i çocuk en az 600 kişi İran polisi tarafından öldürülmüş, onlarca kişi idam edilmiş, en az 20 bin kişi gözaltına alınmıştı.

İran’da kadınlara nasıl muamele yapılıyor?

İran, Afganistan’daki Taliban rejimi dışında kamusal alanda başörtüsü takmayı zorlayan tek ülke.

İranlı kadınların eğitime tam erişimi var, ev dışında çalışıyor ve kamu görevlerinde bulunuyorlar. Ancak, başörtüsü takmanın yanı sıra uzun, bol elbiseler de dahil olmak üzere halka açık yerlerde “mütevazı” giyinmeleri gerekiyor. Evli olmayan erkek ve kadınların birbirine yakın durması ve teması yasak.

1979 İslam Devrimi’nden sonraki günlere dayanan kurallar, “devletin her kademesinde yolsuzluk ve rüşvet gibi durumların aleniyet kazandığı ülkede” ahlak polisi tarafından uygulanıyor.

Resmi olarak Rehberlik Devriyesi olarak bilinen bu birimler, halka açık alanlarda geziyor ve hem erkeklerden hem de kadınlardan oluşuyor.

Uygulama, bir noktada ahlak polisini aşırı saldırgan olmakla suçlayan ve nispeten ılımlı olan eski Cumhurbaşkanı Hassan Ruhani döneminde yumuşatıldı. 2017 yılında kadınların kıyafet kurallarını ihlal ettikleri için tutuklanmayacağı sadece uyarılacağı açıklandı.

Ancak geçen yıl seçilen sert görüşlü Reisi yönetiminde, ahlak polisinin ajanları farklı bir uygulamaya geçti.

BM insan hakları ofisi, son aylarda genç kadınların yüzlerine tokat atıldığını, coplarla dövüldüklerini ve polis araçlarına alındıklarını söylüyor.

Paylaşın