İsrail Ve İslami Cihad Arasındaki Ateşkes Uygulamaya Girdi

İsrail’in Gazze’ye düzenlediği saldırıların üçüncü gününde Tel Avivi ile İslami Cihat grubu arasında Mısır’ın ara buluculuğuyla varılan ateşkesin, pazar gecesi yerel saatle 23.30’dan (TSİ 23.30) itibaren yürürlüğe girdiği duyuruldu.

Bu açıklamadan kısa süre önce iki taraf arasındaki arabuluculuk görevini üstlenen Mısır’dan bir güvenlik yetkilisi AFP’ye yaptığı açıklamada “İsrail tarafı ateşkesi kabul etti” demişti.

İslami Cihat tarafından yapılan yazılı açıklamada, “Mısır’ın, İsrail hapishanelerinde açlık grevindeki Halil Avavde ve pazartesi gözaltına alınan İslami Cihad yöneticisi Bessam Saadi’nin serbest bırakılması için çalışma taahhüdü ışığında ve yapılan istişarelerden sonra ateşkesin bu gece 23.30’da başlayacağını ilan eder” ifadesine yer verildi.

Açıklamada, herhangi bir saldırıya karşılık verme hakkının saklı tutulduğu aktarıldı.

İsrail Ulusal Kamu Diplomasi Başkanlığından yapılan yazılı açıklamada da 23.30’da ateşkesin uygulanmaya başlayacağı duyuruldu.

Çabalarından dolayı Mısır’a teşekkür edilen açıklamada “ateşkesin ihlali halinde İsrail’in güçlü yanıt verme hakkını koruduğu” belirtildi.

İsrail ordu sözcülüğü ise resmi olarak ateşkesin 23.30’da uygulamaya girdiğini açıkladı ve önceden planlanmış “savaş uçakları, helikopterleri ve silahlı insansız hava araçlarının katıldığı son saldırının tamamlandığını” duyurdu.

Ateşkesin devreye girmesinin ardından Gazze sokaklarında kutlama yapıldığı bildirildi.

Ateşkese çok kısa bir süre kala, İsrail’in güneyinde bazı kentlerde Gazze’den fırlatılan roketler sonucu saldırı alarmları çaldı. İsrail ordusu da benzer şekilde roket saldırısına karşılık Gazze içindeki noktalara saldırı düzenlediğini duyurdu.

İsrail, cuma günü Gazze’deki saldırı hazırlığında olduğu gerekçesiyle İslami Cihad’a ait olduğunu iddia ettiği hedeflere saldırı başlatmıştı. İsrail’in saldırısı üzerine Gazze’den İsrail yönüne bir dizi roket atılmıştı. İsrail’in Gazze şeridine düzenlediği saldırılar sonucunda aralarında 14 çocuk ve 4 kadının yer aldığı 44 kişi hayatını kaybetmişti. Ölenler arasında İslami Cihat yöneticisi Halid Mansur ile Ziyad el-Mudallal ve Rifat Şeyh el-Eyd’in olduğu da belirtildi. İsrail tarafındaysa herhangi bir can kaybı yaşanmamıştı.

BM: Ateşkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres’in, Gazze ve İsrail arasında ilan edilen ateşkesi memnuniyetle karşıladığı bildirildi.

Genel Sekreter sözcülüğünden yapılan yazılı açıklamada, Genel Sekreterin, Gazze’deki hava saldırıları ve İsrail’e atılan roketler nedeniyle aralarında çocukların da bulunduğu can kaybı ve yaralanmalardan derin üzüntü duyduğu kaydedildi.

Açıklamada, şiddet mağdurlarına ve yakınlarına en derin taziyelerin iletildiği belirtilerek, bölgedeki düşmanlıkların insani bir acil duruma neden olduğuna dikkat çekildi.

Gazze’ye geçişlerin kapatıldığı ve elektrik kesintilerinin temel tesisleri etkilediğine işaret edilen açıklamada, yüzlerce bina ve evin yıkıldığı veya hasar gördüğü, binlerce Filistinlinin evsiz kaldığı vurgulandı.

Açıklamada, ateşkesteki çabalarından dolayı Mısır takdir edilirken, Guterres’in tüm tarafları ateşkese uymaya çağırarak, “Yalnızca müzakere edilmiş, sürdürülebilir bir siyasi çözüm, bu yıkıcı şiddet döngülerini kesin olarak sona erdirecek ve hem Filistinliler hem de İsrailliler için barışçıl bir geleceğe yol açacaktır” değerlendirmesinde bulunduğuna yer verildi.

İslami Cihat nedir?

Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa Birliği tarafından terör örgütü olarak tanımlanan Filistin İslami Cihat Örgütü, İsrail devletine karşı silahlı İslami direniş hareketi olarak 1981’de kuruldu.

Gazze İslam Üniversitesi öğrencileri tarafından kurulan grup 2007’den bu yana Gazze Şeridi’ni yöneten Hamas’ın “kardeş örgütü” olarak görülüyordu. Her iki örgüt de Mısır’da başlayan ve sonrasında Arap coğrafyasına yayılan “Müslüman Kardeşler” hareketinden doğdu.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

Politico: Çin, ABD’nin Telefonlarına Çıkmıyor

ABD Temsilciler Meclisi Başkanı Nancy Pelosi’nin Tayvan ziyaretinin ardından Pekin ve Washington arasında tansiyon yükseldi. Çıkan krizin ardından Çinli üst düzey askeri yetkililerin, ABD’li meslektaşlarının çağrılarına yanıt vermediği ileri sürüldü.

ABD’nin ünlü Politico dergisinin konu hakkında bilgisi olan üç kişiye dayandırdığı haberde, çok sayıda çağrının cevapsız kaldığı iddia edildi. Telefonları açılmayan yetkililer arasında ABD Savunma Bakanı Lloyd Austin ve ABD Genelkurmay Başkanı Mark Milley’in olduğu yazıldı.

ABD Savunma Bakanlığı’na (Pentagon) göre Milley’nin, Çinli mevkidaşı Li Zuocheng’le yaptığı son görüşmenin tarihi 7 Temmuz.

Austin ise Çin Savunma Bakanı Wei Fenghe’yle haziranda görüşmüştü.

Pelosi ziyaretine cevap vermek isteyen Pekin, ABD’li üst düzey komutanlarla yapılacak diyalogları askıya almıştı. Cuma yapılan açıklamaya göre iklim değişikliği ve deniz güvenliği gibi alanlarda da işbirliği durduruldu.

Pentagon Sözcü Vekili Todd Breasseale, Bakan Austin’in herhangi bir yanlışlığa karşı Çinli yetkililerle iletişimin açık kalmasına önem verdiğini vurguladı.

Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Konseyi Stratejik İletişim Direktörü John Kirby ise Çin’in işbirliğini durdurma açıklamasının, üst düzey askeri yetkililerin diyalog fırsatını tamamen ortadan kaldırmadığını savundu. Ancak Kirby, bu kararın kaza riskini artırdığını söyledi.

Çin-Tayvan gerginliği

II. Dünya Savaşı sonrasında Çin’de Milliyetçi Parti ve Komünist Parti arasındaki iç savaş Komünist Parti’nin zaferiyle sonuçlanmıştı. Mağlubiyetin ardından Milliyetçi Parti liderleri Tayvan’a sığınmıştı.

Soğuk Savaş nedeniyle Batı’yla ilişkilerini koparan Çin’i 1970’lerin başına kadar Birleşmiş Milletler’de (BM) Tayvan ya da resmi adıyla Çin Cumhuriyeti temsil ediyordu.

BM’nin 1971’de aldığı Çin Halk Cumhuriyeti’ni tanıma kararı gerginliği yeni bir boyuta taşımıştı. Kararın ardından Tayvan, BM’den çıkarılmıştı.

Pekin yönetimi, “tek Çin” ilkesini benimseyerek Tayvan’ın kendi topraklarının parçası olduğunu savunuyor. Buna göre Çin, boğaz ve çevresindeki askeri varlığının yanı sıra Tayvan’ın ülkelerle diplomatik ilişkiler kurmasına, BM’de ve diğer uluslararası kuruluşlarda temsil edilmesine karşı çıkıyor.

Tayvan ise o günden bu yana bağımsızlık arayışını farklı biçimlerde sürdürüyor.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın

İsrail Saldırısında Ölenlerin Sayısı 32’ye Yükseldi

İsrail’in 5 Ağustos’tan bu yana saldırı düzenlediği abluka altındaki Gazze Şeridi’nde hayatını kaybedenlerin sayısının 32’ye yükseldi. Filistin Sağlık Bakanlığı son üç günde saldırılarda 6’sı çocuk, 4’ü kadın olmak üzere 32 kişinin hayatını kaybettiğini açıkladı.

Yaralı sayısının 253’e yükseldiği belirtilen açıklamada, yaralıların sağlık durumuna ilişkin detaylı bilgi verilmedi.

BM’den toplanma çağrısı

Öte yandan Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’nin ise İsrail’in Gazze’ye saldırılarını görüşmek üzere acil gündemiyle yarın toplanacağı duyuruldu.

Filistin haber ajansı WAFA’nın haberine göre, Filistin’in BM Daimi Temsilcisi Riyad Mansur, Filistin’in “İsrail saldırılarının durdurulması ve kınanması, Filistinlilere uluslararası koruma sağlanması” yönündeki talebine olumlu dönüş yapılması için BMGK üyeleriyle iletişim kurulduğunu açıkladı.

Mansur, söz konusu talebin BM Güvenlik Konseyi geçici üyesi Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) aracılığı ile yapıldığını aktardı.

İsrail’in Gazze’ye başlattığı saldırıların ardından İsrail Savunma Bakanı Benny Gantz İle ABD’li mevkidaşı Lloyd Austin arasında telefon görüşmesi yapılmıştı.

Gantz’ın “İsrail’in Filistinli gruplara karşı kendi vatandaşlarını koruduğu” iddiasında bulunduğu aktarılmıştı.

Ne olmuştu?

İsrail askerleri, 1 Ağustos’ta işgal altındaki Batı Şeria’nın Cenin kentinde İslami Cihad Hareketi’nin yöneticisi Bessam Saadi’yi yaralayarak gözaltına almış, çıkan çatışmada 1 Filistinli ölmüştü.

İsrail ordusu, Saadi’nin gözaltına alınmasının ardından olası bir misilleme endişesiyle abluka altındaki Gazze çevresinde alarm seviyesini üst düzeye çıkarmıştı.

Bu kapsamda ordu birlikleri, Gazze Şeridi çevresindeki Yahudi yerleşim bölgelerini birbirine bağlayan ana yolları kapatmış, Gazze semalarında onlarca insansız hava aracı uçurulmuştu.

Son 5 gündür devam eden süreçte Gazze’nin kuzeyindeki Beyt Hanun (Erez) Sınır Kapısı ve Kerem Ebu Salim Sınır Kapısı da kapalı tutuluyordu.

İsrail ordusu, dün Gazze’ye hava saldırıları başlatmıştı. Saldırılarda İslami Cihad Hareketi’nin komutanlarından Teysir el-Caberi de öldürülmüştü.

Gazze’de bulunan El-Fetih dışındaki Filistinli örgütler ortak açıklama yaparak saldırılara karşılık verileceğini duyurmuştu. Akşam saatlerinde de Gazze’den İsrail’e çok sayıda roket fırlatılmıştı.

Paylaşın

Roger Waters, ABD Başkanı Biden’ı “Savaş Suçlusu” İlan Etti

Efsanevi rock grubu Pink Floyd’un solisti Roger Waters, CNN International’a verdiği röportajda ABD Başkanı Joe Biden’a “savaş suçlusu” demesiyle ilgili konuştu. Waters, dün yayımlanan röportajda Rusya-Ukrayna savaşına dair de yorumlar yaptı.

This Is Not a Drill adlı şovuyla Kuzey Amerika turnesinde olan ünlü sanatçı, sahne şovunda “savaş suçluları” damgasını vurduğu bazı kişileri gösteriyor.

Bunlar arasında Biden ve selefi Donald Trump da yer alıyor. Biden’ın “henüz yeni başladığı” yazıyor.

Waters, spiker Michael Smerconish’in, Biden’ı neden böyle gördüğü ilgili sorusuna “Ukrayna’daki yangını körüklüyor” dedi: Bu çok büyük bir suç. ABD neden Ukrayna Devlet Başkanı Volodomir Zelenski’yi müzakere etmeye, kaç Rusun ölümüne yol açtığını bilmediğimiz bu korkunç savaşı sona erdirmeye teşvik etmiyor?

Smerconish ise sanatçının yanıldığını ve istila edilen tarafı suçladığını söyledi.

Bu görüşe katılmayan Water, “Yani ‘Bu savaş bugün başladı’ diyebilirsiniz, ‘2008’de başladı’ diyebilirsiniz. Savaş neticede NATO’nun Rusya sınırlarına, Doğu Avrupa’ya dayanmasındaki aksiyon ve reaksiyonla ilgili. Sovyetler Birliği’nin son lideri Mihail Gorbaçov, ülkenin bütün Doğu Avrupa’dan çekilmesini görüşürken bunu yapmayacaklarına söz vermişlerdi” dedi.

Waters, “Kurtarıcılar olarak rolümüz ne olacak?” sorusunaysa “Kurtarıcı rolümüz yok. Neden bahsediyorsun?” yanıtını verdi.

Spiker Smerconish, II. Dünya Savaşı’ndan örnek verince Waters, ABD’nin Pearl Harbor saldırısı yüzünden savaşa girdiğini ifade etti.

Smerconish ise “Tanrı’ya şükür ABD savaşa girdi, değil mi?” diye sorunca Waters, “Tanrı’ya şükür Ruslar o vakte kadar kanlı savaşı neredeyse kazanmıştı” dedi: 23 milyon Rusun seni ve beni Nazi tehdidinden korurken öldüğünü unutma.

Bunun ardından Rusya konusu açılırken spiker “Rusların savaştan ders çıkarıp Ukrayna’yı istila etmeyeceğini sanırdınız” ifadesini kullandı.

Waters, “Michael sana biraz daha okumanı ve Çinliler Meksika ve Kanada’ya nükleer füze yerleştirirse ABD’nin ne yapacağını anlamaya çalışmanı öneriyorum” yorumunu yaptı.

Ünlü sanatçı ayrıca Smerconish’in “Biz konuşurken Çinliler, Tayvan’ı çevrelemekle bayağı meşgul” değerlendirmesineyse şu yanıtı verdi: Tayvan’ı kuşatmıyorlar, Tayvan Çin’in bir parçası ve bu 1948’den beri tüm uluslararası toplum tarafından kabul edildi. Bunu bilmiyorsan yeterince okumuyorsun, git bunun hakkında oku.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın

Rusya-Ukrayna Savaşı Yeni Bir Aşamaya Giriyor!

İngiltere Savunma Bakanlığı tarafından yayımlanan Ukrayna-Rusya savaşına dair istihbarat raporunda Rusya’nın Ukrayna’ya karşı savaşının yeni bir aşamaya girmek üzere olduğu ifade edildi.

Gazete Duvar’ın aktardığı raporda, “En ağır çatışmalar, Zaporizhzhya’dan Herson’a doğru güneybatıya uzanan ve Dinyeper Nehri’ne paralel uzanan yaklaşık 350 kilometrelik bir cephe hattına kayıyor” denildi.

İstihbarat raporunda, Rus kuvvetlerinin, Ukrayna tarafından karşı saldırı beklentisiyle veya olası bir saldırıya hazırlık olarak güneyde toplandığı belirtilerek, “Rus askeri kamyonları, tankları, çekili topçu ve diğer silahlardan oluşan uzun konvoylar, Ukrayna’nın Donbas bölgesinden uzaklaşmaya devam ediyor ve güneybatıya yöneliyor” ifadelerine yer verildi.

Raporda, ayrıca, Teçhizatın da ayrıca Rus işgali altındaki Melitopol, Berdiansk ve Mariupol’dan ve Rusya anakarasından Kerç Köprüsü üzerinden Kırım’a taşındığı bildirildi.

800 ila bin askerden oluşan Tabur Taktik Grupları’nın (BTG) Kırım’a konuşlandırıldığı ve neredeyse kesin olarak Herson bölgesindeki Rus birliklerini desteklemek için kullanılacağı belirtilen raporda, “02 Ağustos 2022’de Kırım’a yeni bir BTG konuşlandırıldı ve aynı zamanda BTG’ler Doğu Kuvvetler Grubu’ndan yeniden konuşlandırılıyor. Bunlar büyük ihtimalle önümüzdeki günlerde Herson bölgesine gönderilecek” denildi.

Raporda, Ukrayna kuvvetleri hedefini, Herson’u Rus işgali altındaki Kırım’a bağlayan stratejik olarak önemli demiryolu hattı da dahil olmak üzere Ukrayna’nın güney bölgelerinde artan sıklıkta köprüler, mühimmat depoları ve demiryolu bağlantılarına odakladığı ifade edildi.

Raporda, “Rusya’nın Ukrayna’ya karşı savaşı yeni bir aşamaya girmek üzere. En ağır çatışmalar, Zaporizhzhya’dan Herson’a doğru güneybatıya uzanan ve Dinyeper Nehri’ne paralel uzanan yaklaşık 350 kilometrelik bir cephe hattına kayıyor” ifadelerine yer verildi.

Paylaşın

İsrail’den Gazze’ye Hava Saldırıları: En Az 10 Ölü

İsrail, Gazze’de Filistin İslami Cihat Örgütü’ne bir saldırı düzenleyerek aralarında örgütün komutanlarından birinin de yer aldığı en az 10 kişiyi öldürdü. Gazze merkezli örgüt de İsrail’i bir bombalı saldırı düzenlemekle tehdit etmişti.

Yerel yetkililer, hayatını kaybedenler arasında bir kız çocuğunun da olduğunu, onlarca kişinin de yaralandığını açıkladı.

Son günlerde İslami Cihat’ın üst düzey bir yöneticisinin Batı Şeria’da gözaltına alınmasının ardından bölgede gerilim yükselmişti.

Filistinli militanlar bugün de İsrail’e çok sayıda roket fırlatmış, bunların bir kısmı İsrail’in Demir Kubbe hava savunma sistemi tarafından etkisiz hale getirilmişti.

Bir video mesaj yayınlayan İsrail Başbakanı Yair Lapid “İsrail tehdit üzerine bir terörizmle mücadele operasyonu gerçekleştirdi” dedi.

İsrail Savunma Bakanlığı da İslami Cihat’la ilişkilendirilen konumlara saldırı düzenlendiğini açıkladı.

Saldırılan noktalar arasında Gazze’deki yüksek Filistin Kulesi adlı bina da yer alıyor.

Gazze’deki sağlık yetkilileri saldırıda İslami Cihat Komutanı Teysir el-Cebari ve beş yaşında bir kızın da olduğu en az 10 kişinin öldürüldüğünü, 55 kişinin de yaralandığını belirtti.

Bir İsrail ordusu sözcüsü, “Yaklaşık 15 militanın öldürüldüğünü tahmin ettiklerini” söyledi.

Uzun ve zorlu bir çatışmaya yol açabilir

İsrael Times gazetesine göre İsrail İçişleri Bakanı Ayelet Şaked “Bunun sonuçlarının ne olacağını tam olarak bilmiyoruz, zaman alabilir… Uzun ve zorlu bir çatışmaya da yol açabilir” dedi.

İran’ın başkenti Tahran’ı ziyaret etmekte olan Filistin İslami Cihat Örgütü Genel Sekreteri Ziyad en-Nahale “Bu saldırıya güçle yanıt vereceğiz ve bu halkımızın kazanacağı bir çatışma olacak” dedi ve ekledi: Bu savaşta kırmızı bir çizgi yok ve Tel Aviv direniş roketlerinin hedefi olacak.

Gazze Şeridi’ni yöneten Hamas ise silahlı örgütlerin çatışmada birlikte hareket edeceğini belirtti.

İsrail son dönemde Filistinlilerin ve İsrailli Arapların düzenlediği, 17 İsrailli ve iki Ukraynalı’nın ölümüne yol açan saldırıların ardından, Pazartesi akşamı İslami Cihat Örgütü’nün Batı Şeria’daki lideri olduğu söylenen Bassem Saadi’yi gözaltına almıştı.

Gözaltı sonrası İsrail, sınır hattında yaşayanlar için güvenlik önlemlerini artışmış, İslami Cihat’ın siviller ve askerlere saldırı düzenlemeyi planladığını açıklamıştı.

İsrail’in yolları da kesmesi nedeniyle ülkenin güneyindeki kentlerde ve köylerde yaşam durma noktasına gelmişti.

Kasım 2019’da da İsrail ve İslami Cihat arasında bir çatışma yaşanmıştı. O çatışma da bir İslami Cihat komutanının İsrail’e saldırı düzenlemeyi planladığı istihbaratı üzerine başlamıştı.

İran’ın desteklediği ve merkezi Şam’da bulunan İslami Cihat, Gazze’deki en güçlü silahlı örgütler arasında yer alıyor.

Örgüt bugüne kadar İsrail’de çok sayıda saldırıdan sorumlu tutulmuştu.

Kasım 2019’daki çatışmalarda 34 Filistinli ölmüş, 111 Filistinli ve 63 İsrailli de yaralanmıştı.

İsrail, öldürülen Filistinlilerden 25’inin militan olduğunu, bir kısmının roket saldırısı düzenlemek üzereyken öldürüldüğünü açıklamıştı.

Paylaşın

Çin, Gizli Bir Uzay Aracı Fırlattı

Çin yörüngeye gizli bir yeniden kullanılabilen uzay aracı gönderdi. Çince yayın yapan devlete bağlı medya kuruluşu Şinhua’da yer alan habere göre, dün Jiuquan Uydu Fırlatma Merkezi’nden fırlatılan Uzun Yürüyüş 2F roketi, alçak Dünya yörüngesine “yeniden kullanılabilir bir test uzay aracı” gönderiyor.

Haberde uzay aracının testinin “uzayın barışçıl kullanımı için teknik destek sağlaması planlanan yeniden kullanılabilir ve yörüngedeki hizmetlerin teknik doğrulamasını” içerdiği belirtiliyor.

Fırlatmaya ilişkin herhangi bir fotoğraf veya ilgili bir işlem yayımlanmadı fakat test edilen aracın bir uzay uçağı olduğu tahmin ediliyor. Uzun Yürüyüş 2F roketi alçak Dünya yörüngesine yaklaşık 8 metrik ton taşıyabilir; bu da uzay uçağının ABD Hava Kuvvetleri’nin X-37B uzay uçağına benzer boyutta olduğuna işaret edebilir.

Başka bir gizli Çin uzay aracı Eylül 2020’de fırlatılmış ve Çin’e inmeden önce iki gün boyunca yörüngede kalmıştı. Bu yeni aracın o zamanki araçla aynı olup olmadığı bilinmiyor.

Çin, yeniden kullanılabilir uzay aracı kabiliyetlerini geliştirmek için hamleler yapıyor gibi görünüyor. Çin Devlet Konseyi Enformasyon Bürosu tarafından bu yıl ocakta yayımlanan uzay “resmi raporunda” ülkenin “yeniden kullanılabilir uzay taşımacılığı sistemleri için kritik teknolojiler üzerine araştırmaları güçlendirmeye ve buna uygun uçuş denemeleri yapmaya devam edeceği” belirtildi.

Raporda şöyle devam edildi:

Düzenli fırlatmalara yönelik artan ihtiyaca karşılık olarak Çin, uzaya çıkış ve uzaydan dönüş kapasitesini geliştirmek ve uzaya giriş ve uzaydan çıkışı daha verimli hale getirmek için yeni roket motorları, kombine döngü tahriki ve üst aşama teknolojileri geliştirecek.

Çin, devlete ait Çin Hava-Uzay Bilimleri ve Endüstri Şirketi (CASIC) aracılığıyla Tengyun adlı kendi uzay uçağını da geliştiriyor.

CASIC’ten Zhang Hongwen, 2018’de Çin Merkez Televizyonu’na, “SpaceX tarafından benimsenen roket geri dönüşümünün aksine, uzay uçağı sıradan bir havalimanından havalanarak uzay araçlarını yörüngeye taşıyabilir. Bu, gelecekteki uzay taşımacılığında devrim yapacak” demişti.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın

Sosyal Medya Fenomeni İmamın Sınır Dışı Kararı Askıya Alındı

Paris İdari Mahkemesi, sosyal medyada paylaştığı vaizleri milyonlarca kez izlenen Faslı imam Hassan İquioussen’in ülkeden sınır dışı edilmesi için verilen kararı iptal etti. İçişleri Bakanı Gerald Darmanin ise bu karara itiraz edip Danıştay’a başvurduğunu açıkladı.

İçişleri Bakanlığı tarafından yapılan yazılı açıklamada, “İdari Mahkeme’nin bu kararı karşısında, Yahudi aleyhtarı ve kadın erkek eşitliğine aykırı yorumlar yapan ve yayanlara karşı mücadele etmeye kararlı olan İçişleri Bakanı Darmain, Danıştay’a başvurdu. ” denildi.

Aynı açıklamada, Faslı imamın “yıllardır Fransa’nın değerlerine karşı, laiklik ve kadın erkek eşitliği ilkelerine aykırı bir nefret söylemi sergilediği” kaydedildi.

“İhvancı” olduğu belirtilen Faslı imamın avukatı Lucie Simon, mahkemenin müvekkilinin Fas’a sınır dışı edilmesini, “özel ve aile hayatına orantısız bir saldırıya nedeni olacağı gerekçesiyle askıya aldığını” duyurdu.

İçişleri Bakanı Gerald Darmanin, 28 Temmuz’da sınır dışı kararını Twitter hesabından “Bu vaiz, yıllardır Fransa’nın değerlerine karşı, laiklik ve kadın erkek eşitliği ilkelerimize aykırı nefret söylemi sergiledi. Fransız topraklarından gönderilecek.” ifadesiyle paylaşmıştı.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) ise Fransa’dan sınır dışı edilmesi kararlaştırılan Hassan İquioussen’in yürütmeyi durdurma kararı için talep ettiği ihtiyati tedbir başvurusunu dün reddetmişti.

Fransa’nın sosyal medya fenomeni imam

Müslüman Kardeşler sempatizanı olduğu belirtilen imamın sosyal medyada çok sayıda takipçisi bulunuyor. Faslı imamın YouTube kanalında 170 bin, Facebook üzerinde ise 43 bin takipçisi var.

Verdiği vaizlerini 2000 yılından bu yana sosyal medyada paylaşan Faslı imamın görüntülerinin yaklaşık 30 milyon kez izlendiği bildirildi.

Bakanlık sınır dışı genelgesinde, “kamu düzeni için tehdit” olarak görülen imamın, “paylaştığı görüntülerin bazılarında Cumhuriyet yasalarına uymamayı savunduğu, İŞİD’in gerçekleştirdiği saldırıların gerçekliğini sorguladığı” belirtilerek, “El-Kaide’nini kurucularından ve Usame bin Ladin’e sempati duyduğu laikliğe karşı çıktığı” bildirilmişti.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

8 Kadına Tecavüzle İlgili 80 Kişi Tutuklandı

Güney Afrika’da Krugersdorp kentinde bir çetenin 8 kadına tecavüz etmesinin ardından başlatılan soruşturmada 80’den fazla kişi tutuklandı. 8 kadına yönelik bir çete tarafından toplu tecavüz ülkede infial uyandırmıştı.

Güney Afrika Devlet Başkanı Cyril Ramaphosa, “tecavüzcülerin bizim toplumuzda yeri yok. Ancak bu tür suçları işleyenlerin yakalanması ve yargılanması için toplumların, suçluları aralarına almamaları ve korumamaları gerekiyor.” diyerek tepkisini dile getirdi.

Bu arada Krugersdorp kentinde tecavüzleri protesto eden göstericiler, kaçak göçmenleri sopalarla döverek, kamplarını ateşe verdi.

Bazı göstericilerin, dövdükleri kaçak göçmenlerin üzerlerindeki eşyaları çıkartarak bu kişileri cezalandırmak için soydukları görüldü. Yine sokaklara barikat kuran göstericiler, lastik yakarak tepkilerini dile getirdi.

Polis, göstericilere yatıştırmak için göz yaşı bombası kullanmak zorunda kaldı. Polis ve göstericiler arasında arbede çıktığı bildirildi.

Yerel polis şefi ise basına yaptığı açıklamada, 8 kadına yönelik tecavüzü “ulusal utanç” olarak niteledi. Güvenlik güçleri, tecavüzle ilgili olarak bölgedeki madenlerde çalışan kaçak göçmenleri suçluyor.

Tüm Siyahlar Organizasyonu lideri Lucas Misapitso, tecavüz olaylarına karşı hem yerel hem de ulusal düzeyde duyarlılık çağrısı yaparak, “Kentte 8 kadının kaçak madenciler tarafından tecavüze uğramasından sonra bugün bütün faaliyetlere ara verilecek. Bütün topluluklar, Kagiso’daki hareketlerin liderleri ve siyasi partilerle birlikte hep birlikte harekete geçip sokaklarda bunu protesto edeceğiz” dedi.

Bu arada ülkede son dönemde güvenlik güçlerinin hırsızlık, cinayet ve diğer suçlara karşı mücadele etkisiz kaldığı yolundaki eleştirilerin giderek arttığı gözleniyor.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

Uluslararası Af Örgütü, Ukrayna’yı Sivilleri Kalkan Olarak Kullanmakla Suçladı

Uluslararası Af Örgütü, Ukrayna’yı, sivilleri Rusya’ya karşı canlı kalkan olarak kullanarak uluslararası insancıl hukuku ihlal etmekle suçladı: Savunma pozisyonunda olmak, Ukrayna ordusunu uluslararası insancıl hukuka saygı duymaktan muaf tutmuyor

Independent Türkçe’de yer alan habere göre, örgüt dün yayımladığı raporda, Ukrayna ordusunun sivillerin bulunduğu yerleşim bölgelerine üs ve silah kurarak “uluslararası hukuku çiğnediğini ve insanları tehlikeye attığını” yazdı.

Rusya’nın Harkov, Donbas ve Mıkolayiv’e nisanla haziran arasında düzenlediği saldırıları araştıran örgüt, Ukrayna ordusunun en az 19 kasaba ve köydeki sivil binaları kullandığını tespit etti. Bulgular uydu görüntüleriyle de doğrulandı.

Açıklamaya göre Ukrayna’nın sivil hastanelerde en az 5 askeri tesis kurduğu belirlendi.

Ayrıca örgüt araştırmacılarının Donbas ve Mıkolayiv’de ziyaret ettiği 29 okuldan 22’sinde askeri üs kurulduğu görüldü. Rusya’nın bu okulların çoğuna saldırdığı ve çok sayıda kişinin öldüğü ya da yaralandığı vurgulandı.

Ukrayna ordusunun yıkılan okulların arından üslerini farklı bölgelerdeki okullara taşıdığı görüldü.

Örgüt, “Okullarda eğitim olmadığı için uluslararası insancıl hukukun ihlal edildiği anlamına gelmeyebilir” ifadesini kullansa da Ukrayna’nın bölge sakinlerini uyarmadan ya da tahliye etmeden binaların yakınındaki okulları kullandığına işaret edildi.

Rusya’da Devlet Başkanı Vladimir Putin dahil olmak üzere pek çok yetkili, Ukrayna’yı sivilleri kalkan olarak kullanmakla suçlamıştı. Ukrayna ise bu iddiaları reddetmişti. Kurum, yaptığı soruşturmanın “Rus saldırılarını hiçbir şekilde haklı çıkarmadığını” vurguladı.

Öte yandan Ukrayna ordusunu “askerlerle siviller arasında ayrım yapmaya, mümkün olan bütün önemleri almaya ve sivillerin olduğu bölgelerdeki operasyonları derhal durdurmaya” çağırdı.

Uluslararası Af Örgütü Genel Sekreteri Agnès Callamard, “Savunma pozisyonunda olmak, Ukrayna ordusunu uluslararası insancıl hukuka saygı duymaktan muaf tutmuyor” dedi:

Ukrayna hükümeti, güçlerini sivillerin olduğu bölgelerden derhal uzağa yerleştirilmesini sağlamalı veya ordunun faaliyet gösterdiği alanlardaki sivilleri tahliye etmeli.

162. gününe giren savaşta, Birleşmiş Milletler’in ay başında açıkladığı verilere göre 5 bin 327 sivil yaşamını yitirdi. Yaralı sayısı 7 bin 257’yi buldu. BM, sivillerin genellikle topçu ateşi, roket, füze ve patlayıcılar yüzünden zarar gördüğünü bildiriyor.

Kayıp ve yararlı sayısının daha fazla olduğu düşünülüyor.

Paylaşın