‘Sosyal Medya Fenomeni’ İmama Sınır Dışı Kararı

Fransa’da Danıştay, idari mahkemenin, ülkede “sosyal medya fenomeni” olarak bilinen imam Hassan İquioussen’in sınır dışı edilmesi işlemlerini askıya alan kararını bozdu.

Bu kararın ardından YouTube kanalında 170 bin, Facebook üzerinde ise 43 bin takipçisi bulunan Faslı imamın sınır dışı edilmesi kesinleşti.

Vaizlerini 2000 yılından bu yana sosyal medyada paylaşan ve Müslüman Kardeşlere yakınlığıyla tanınan imamın görüntülerinin yaklaşık 30 milyon kez izlendiği tahmin ediliyor.

İçişleri Bakanı Geral Darmanin, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada Danıştay’ın, Iquioussen’in sınır dışı edilmesine “yeşil ışık yaktığını” belirterek, bu durumun “Fransa Cumhuriyeti için büyük bir zafer olduğunu” savundu.

Danıştay gerekçeli kararında ne dedi?

Danıştay’ın gerekçeli kararında, Faslı imamın son yıllarda toplantılarda yaptığı ve kayıtlara da geçen konuşmalarda “anti-Semitik ifadelerinin yanı sıra kadınları aşağıladığı ve kadınların erkeklere boyun eğmesi konusunda tavsiyelerinin açık ve kasıtlı ayrımcılık oluşturduğu” belirtilerek, bu eylemlerin imamın sınır dışı edilmesini haklı çıkardığı kaydedildi.

Gerekçeli kararda, sınır dışı edilme kararının, imamın özel ve aile hayatına yönelik bir ihlal teşkil etmediği bildirildi.

İmam mahkemeye başvurmuştu

İçişleri Bakanı Darmanin, 28 Temmuz’da Twitter’dan yaptığı açıklamada, Iquioussen’in yıllardır Fransa’nın değerlerine karşı, laiklik ve kadın erkek eşitliği ilkelerine aykırı nefret söylemi sergilediğini ileri sürmüş ve Fransız topraklarından gönderileceğini ifade etmişti.

Iquioussen’in avukatı aracılığıyla başvurduğu Paris İdari Mahkemesi, Bakan Darmanin’nin imamın sınır dışı edilmesine yönelik kararını “özel ve aile hayatını orantısız şekilde ihlal ettiği” gerekçesiyle askıya almıştı.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) acil süreç başlatılarak, imamın sınır dışı edilmesi için ihtiyati tedbir kararı uygulanması talebini temmuz ayında kabul etmemişti.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

Sadr’dan Destekçilerine Çağrı: Protestolara Son Verin

Irak’ın etkin Şii din adamı Mukteda es-Sadr destekçilerine, protesto gösterilerine son vermeleri ve başkenti Bağdat’ta hükümet binalarının ve yabancı elçiliklerin bulunduğu Yeşil Bölge’den çekilmeleri çağrısı yaptı.

Irak halkından özür dileyen es-Sadr, protestoların devam etmemesi gerektiğini zira barışçıl karakterini yitirdiğini söyledi.

Destekçilerine Meclis çevresinden çekilmeleri için bir saat veren es-Sadr, “Iraklı kanı dökmek artık yasaklanmıştır” dedi. “Oturma eyleminin dahi son bulmasını istiyorum” diyen es-Sadr, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Barışçıl gösterileri dahi istemiyorum…İnsanlar bu dehşet için neyi yanlış yaptı? Evlerinde güvendeydiler ve siz yolsuzluktan kurtulmak için insanların öldürülmesi kabul edilemez.”

Es-Sadr ayrıca Şii milis gücü Haşdi Şabi’nin bazı liderlerinin de güvenlik güçleriyle çatılşmalara karışmış olabileceğini söyledi.

Dün siyasetten tamamen çekildiğini açıklayan es-Sadr’ı destekleyen Şii milisler ile güvenlik güçleri arasında çıkan çatışmalarda 30 kişi öldü, yüzlerce kişi yaralandı.

Es-Sadr’ın destekçileri Başkanlık Sarayı’nı bastı, çatışmalar Meclis çevresinde de sürdü.

Bağdat’ın yanı sıra Basra, Necef, Nasıriye ve Hille şehirlerinde de çatışmalar çıktığı bildiriliyor.

Yeşil Bölge’de bazı yabancılar da sokak çatışmalarının ortasında kaldı. Hollanda Büyükelçiliği çalışanları Almanya’nın diplomatik temsilciliğine taşındı.

Irak’ın geçici başbakanı ve es-Sadr’ın müttefiki Mustafa el-Kadhimi, çatışmaların ülke çapında sokağa çıkma yasağı ilan etti.

Es-Sadr’ın destekçileri Temmuz ayından bu yana bir süredir Meclis’in feshi için oturma eylemi yapıyordu.

Irak polisi, es-Sadr’ın destekçilerine “Iraklılarının kanının dökülmemesi için derhal Yeşil Bölge’den çekilme” çağrısı yapmıştı.

Güvenlik yetkilileri, es-Sadr’a sadık milis gücü Barış Tugayları ile Irak ordusu üyeleri arasında da çatışma çıktığını açıklamıştı.

Sosyal medyada paylaşılan videolarda, bazı savaşçıların roket güdümlü el bombaları dahil ağır silahlar kullandıkları görülüyor.

Dışişleri Bakanlığı’ndan seyahat uyarısı

Dışişleri Bakanlığı, Irak’a yönelik seyahat uyarısında bulundu. Bakanlıktan yapılan açıklamada “Bağdat’ta güvenlik durumunun bozulmaya başlaması göz önünde bulundurularak, vatandaşlarımızın zorunlu hâller dışında anılan şehre seyahat etmekten kaçınmaları tavsiye olunmaktadır” ifadeleri yer aldı.

Dışişleri Bakanlığı, halihazırda Irak’ta bulunan Türk vatandaşları için ise “kitlesel gösterilerin gerçekleştirildiği mahallerden uzak durmaları” tavsiyesinde bulundu.

İran da çatışmalar nedeniyle Irak ile sınırlarını kapattı ve Kuveyt vatandaşlarını ülkeyi derhal terk etmeye çağırdı.

BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’in sözcüsü, olaylardan endişe duyduğunu ve “durumu yatıştırmak için acil adımlar atılması” çağrısında bulundu.

İslam İşbirliği Teşkilatı ve Beyaz Saray’dan da sükunet çağrıları yapıldı.

Daha önce de defalarca siyasetten çekileceğini açıklayan ve kararından dönen es-Sadr, son açıklamasında “Son çekilme” ifadesini kullanmıştı.

Es-Sadr, destekçilerine “Bundan sonra Sadrist harekete ait sloganların ve bayrakların kullanılması yasaklanmıştır. Es-Sadr destekçileri bundan sonra medya ve sosyal medyada da aktif olmayacaktır” uyarısında bulunmuştu.

Ancak son 20 yıldır Irak politikasının en etkili isimlerinden olan es-Sadr’ın bugüne kadar yaklaşık 10 kere istifa etmiş ve ardından siyasete geri dönmüş olması, bazı uzmanlar tarafından “Bir süre sonra geri gelecektir” yorumlarına yol açmıştı.

Irak’ta 2019’dan bu yana gerilim azalmadı

2019’da hayat pahalılığı, temel ihtiyaçlara erişim zorluğu ve yolsuzluklara son verilmemesi gerekçesiyle çok geniş çaplı kitlesel gösteriler başlamış; başbakan istifa etmişti. Ardından kurulan hükümetler, yapılan seçimler de ülkede istikrarı sağlamaya yardımcı olmadı.

Irak’ta son olarak geçen yıl Ekim ayında yapılan ve katılma oranının çok düşük kaldığı seçimde es-Sadr’ın desteklediği “Anavatanı Koruma” bloğu parlamentoda çoğunluğu kazansa da tek başına hükümeti kuracak sandalye sayısına ulaşamadı. Meclisteki bloklar uzlaşamayınca yeni hükümet bir türlü kurulamadı.

Haziran ayında es-Sadr, “geniş katılımlı hükümet” müzakereleri sonuçsuz kaldığında, Meclis’te desteklediği blok için “istifa” çağrısı yaptı. Bu çağrıya uyan milletvekilleri istifa ettiğinde ise parlamento çoğunluğu es-Sadr’ın en büyük rakibi olan İşbirliği Çerçevesi Bloğu’na geçti.

Bu blok, İran destekli milis güçlerinin de bir dönem komutanlığını yapmış olan Hadi el Amiri’nin lideri olduğu Fetih İttifakı, yine İran’a yakınlığıyla bilinen eski başbakanlardan Nuri el-Maliki’nin Kanun Devleti İttifakı’nı da barındıran Şii siyasi partilerin öncülüğünde kurulmuştu.

Es-Sadr da Şii kimliğini öne çıkarmakla birlikte daha milliyetçi ve İran ve ABD başta olmak üzere yabancı ülkelerin etkisine karşı bir politika izliyor.

ABD’nin 2003’te başlayan Irak işgalinde o dönem ABD ordularına karşı savaşan silahlı güçlerin de başında olan es-Sadr’ın babası ve kayınpederi de işgalle birlikte devrilen Saddam Hüseyin devrinde idam edilmişti.

Es-Sadr’ın milletvekilleri istifa ettiğinde parlamentoda çoğunluk durumuna gelen İşbirliği Çerçevesi bloğu milletvekilleri, Temmuz ayında yeni bir başbakan seçmeye çalışınca es-Sadr’ın destekçileri parlamentonun dağılması ve yeniden seçimlere gidilmesi için oturma eylemine başlamıştı.

Es-Sadr, bugün siyasetten “son kez çekileceğini” duyurduğu açıklamasında siyasi rakiplerini “kendisinin reform çağrılarını dinlememekle” suçladı.

Irak Yüksek Federal Mahkemesi bugün Meclis’in feshedilip edilmeyeceğiyle ilgili kararını vermek için toplanacak.

(Kaynak: BBC Türkçe)

Paylaşın

Afganistan’da 6 Milyon Kişi Açlıkla Karşı Karşıya

Birleşmiş Milletler (BM) İnsani İşlerden Sorumlu Genel Sekreter Yardımcısı Martin Griffiths, 1 yıldır Taliban yönetimi altında bulunan Afganistan’daki duruma ilişkin BM Güvenlik Konseyine brifing verdi.

Griffiths, Afganistan’da derinleşen yoksulluğa dikkati çekerek, ülkedeki 6 milyon kişinin açlık tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu söyledi.

“Taliban’la kalkınma yardımları sona erdi”

Afganistan’ın ekonomik kalkınması için bağışçı ülkelere fon sağlamaları çağrısında bulunan Griffiths, Afganların önümüzdeki kışı atlatabilmesi için acilen yaklaşık 770 milyon dolara ihtiyaç olduğunu belirtti.

Griffiths, Afganistan’ın insani, ekonomik, iklim, açlık ve mali krizle karşı karşıya olduğunu vurguladı.

Ülkede çatışma, yoksulluk, şiddetli iklim değişikliği ve gıda güvensizliğinin “uzun süredir üzücü bir gerçek” olduğunu kaydeden Griffiths, ancak mevcut durumu “çok kritik” bir noktaya getiren şeyin, Taliban’ın geçen yıl yönetimi ele geçirmesinden sonra geniş kapsamlı kalkınma yardımlarına ara verilmesi olduğunu dile getirdi.

24 milyon kişinin yardıma ihtiyacı var

Griffiths, Afganistan nüfusunun yarısından fazlasına denk gelen yaklaşık 24 milyon kişinin yardıma ihtiyacı olduğunu ve neredeyse 19 milyon kişinin akut gıda güvensizliği yaşadığını ifade etti.

Söz konusu rakamların yakın zamanda daha da kötüye gitmesinden endişe duyduklarını kaydeden Griffiths, kış aylarındaki hava şartlarının halihazırda yüksek olan yakıt ve gıda fiyatlarını hızla yükselteceğine işaret etti.

Kıyafet, battaniye gibi kışlık ihtiyaçlar

Griffiths, barınakların onarılması, iyileştirilmesi veya kıyafet, battaniye gibi kışlık ihtiyaçlar için 614 milyon dolara acil; hava şartları nedeniyle belirli bölgelere erişim kesilmeden önce de gıda ve diğer ihtiyaçların karşılanması için ilave 154 milyon dolara ihtiyaç duyulduğunun altını çizdi.

Taliban’ın kendi geleceklerine yatırım yapacak bütçesi olmadığını söyleyen Griffiths, bazı kalkınma desteklerinin başlaması gerektiğini belirtti.

Ülke nüfusunun en az yüzde 70’inin kırsal alanlarda yaşadığına dikkati çeken Griffiths, tarım ve hayvancılık üretimi korunmazsa milyonlarca hayatın ve geçim kaynağının riske gireceğini dile getirdi.

Griffiths, ülkedeki bankacılık ve likidite krizinin de çözülmesi gerektiğini ifade etti.

“20 yılda uyuşturucu ağı güçlendi”

Rusya’nın BM Daimi Temsilcisi Vassily Nebenzia da yaptığı konuşmada, ABD ve NATO müttefiklerinin Afganistan’daki 20 yılına atıfta bulunarak bunu “20 yıllık rezil kampanya” olarak niteledi.

Nebenzia, ABD ve NATO müttefiklerinin ülke ekonomisini ayağa kaldırmak için hiçbir şey yapmadıklarını, Afganistan’da bulunmalarının yalnızca ülkenin “bir terörizm batağı” olan durumunu ve uyuşturucu üretim ile dağıtımını güçlendirdiğini söyledi.

Nebenzia, ABD ve müttefiklerinin, Afganları yıkım, sefalet, terörizm, açlık ve diğer zorluklarla karşı karşıya bıraktığını savundu.

ABD, Rusya ve Çin’i suçladı

ABD’nin BM Daimi Temsilcisi Linda Thomas Greenfield ise Taliban’ın uyguladığı politikaların Afgan halkını korumak yerine onları baskıladığını ve açlık çektirdiğini söyledi.

Thomas Greenfield, “Taliban El-Kaide’nin 31 Temmuz’da öldürülen lideri Eymen ez-Zevahiri’ye güvenli bölge sağlarken dünyanın geri kalanıyla nasıl ilişki kurmayı bekliyor” dedi.

ABD’nin Afganistan’a bağışçı ülkelerin başında olduğunu ve son bir yıldır 720 milyon dolardan fazla insani yardım sağladığını kaydeden Thomas Greenfield, Rusya ve Çin’in bu ülkeye sağladığı yardımların oldukça az olduğuna işaret etti.

(Kaynak: Bianet)

Paylaşın

Vegan Anneye Oğlunun Yetersiz Beslenmeden Ölümü Nedeniyle Hapis Cezası

Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) Florida eyaletinde, küçük yaştaki oğlunun yetersiz beslenmeden kaynaklı ölümü nedeniyle “cinayetten” hüküm giyen vegan bir kadın, çıkarıldığı mahkemece ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı.

Ailesi gibi katı bir vegan diyeti uygulayan 38 yaşındaki Sheila O’Leary isimli kadın, haziran ayında altı suçtan hüküm giymişti.

Ezra O’Leary’nin ölümüyle ilgili olarak yöneltilen suçlar birinci derecede cinayet, ağırlaştırılmış çocuk istismarı, ağırlaştırılmış adam öldürme, çocuk istismarı ve iki kez çocuk ihmali suçlarıydı.

Florida’daki Lee Bölge Mahkemesi’nde görülen davada annenin cezası daha önce dört kez ertelenmişti.

Eşi Ryan Patrick O’Leary de hapiste tutuluyor ve aynı suçlamalardan yargılanmayı bekliyor.

Müfettişler, ailenin sadece çiğ meyve ve sebze yediğini, ancak çiftin yürümeye başlayan çocuğun anne sütüyle beslendiğini söylediğini belirtti.

Polis raporunda ise 18 aylık erkek çocuğun 8 kilo ağırlığında ve hayatını kaybettiği Eylül 2019’da da 7 aylık bir bebek büyüklüğünde olduğu yer aldı.

Soruşturma heyeti Cape Coral kasabasında yaşatan vegan çiftin 3 ve 5 yaşlarında iki çocuğunun daha olduğunu ve onların da yetersiz beslendiğinin belirlendiğini bildirdi.

Mahkeme kayıtlarına göre Virginia’da daha önce yaşanan benzer bir yetersiz beslenme vakasında bir başka çocuk biyolojik babasına teslim edilmişti.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

Pakistan’da ‘Muson Yağmurları’ndan Kaynaklı Can Kaybı 1136’ya Yükseldi

14 Haziran’dan bu yana Pakistan’da etkili olan muson yağmurlarından kaynaklı can kaybı 1136’ya yükseldi. Yaralananların sayısı ise 1634 oldu. Yağışlar sebebiyle 1 milyon 51 bin 570 ev hasar görürken, 735 bin 375 çiftlik hayvanı da telef oldu.

Pakistan Ulusal Afet Yönetim Ajansı (NDMA) verilerine göre, ülkede son 24 saatte 75 kişi daha yaşamını yitirdi. Yağışlardan yaklaşık 33 milyon 46 bin kişi etkilenirken, 498 bin 442 kişi ise kurulan yardım kamplarında yaşıyor.

Köyler sulara gömüldü

Muson yağmurlarının en çok etkilediği Sindh bölgesinde yer alan çok sayıda köyün sulara gömüldüğü kaydedildi.

Bölgeyi ziyaret eden gördü tanıkları, toprak yapı köy evlerinin oluşan sel suları ile çamur olup aktığını katardı. Bazı köylerde ise su seviyesinin aşırı şekilde yükselmesi nedeniyle sadece ağaç tepelerinin göründüğü kaydedildi.

Evlerinden çıkmayı başaran köylülerin yüksek noktalara hareket ettiği ancak burada da temiz su ve gıda sıkıntısı yaşandığı belirtildi.

“Nüfusunun yüzde 15’i felaketten etkilendi”

Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, ülke nüfusunun yüzde 15’ine denk gelen 33 milyon kişinin felaketten etkilendiğini söyledi.

Başbakan Şerif bu yağmur sezonunda yaşanan kayıpların 2010-11 seneleri ile karşılaştırılabilir olduğunu ve kayıtlardaki en kötü yıl olduğunu ifade etti.

Ülke yetkilileri, yaşanan yıkıma iklim değişikliğinin neden olduğunu savunuyor.

Ancak yerel yönetimlerin planlama zafiyeti nedeniyle su baskını riski bulunan yerlerde yapılaşmanın devam etmesinin felaketin sonuçlarının daha da büyümesine yol açtığı belirtiliyor.

Muson yağmurları hakkında

Muson sözcüğü, Arapça “mevsim” sözcüğünden geliyor; yağışların mevsimlik olduğunu vurgulamak açısından bu adlandırma kullanılıyor.

Musonlar denildiğinde akla ilk olarak “Asya musonu” gelse de bunun dışında ABD’nin güneybatı kıyılarını ve Meksika’yı etkileyen Meksika musonu veya Arizona musonu da denilen Kuzeybatı Pasifik Musonu da bilinen mevsimsel yağışlar arasında.

Güney, güneydoğu ve doğu Asya’da etkili olan muson yağışları, temel olarak yaz mevsiminde Umman Denizi, Bengal Körfezi ve Hint Okyanusu’nda denizdeki havanın daha serin olması nedeniyle ısınan Asya kara kütlesinin alçak basınç alanı oluşturmasıyla, nemli hava kütlesinin denizden karaya doğru taşınması sonucu meydana geliyor.

Yaz mevsiminde Hint Okyanusu üzerinde ortalama sıcaklık 25 santigrat dereceyken, karalarda 45 dereceye kadar çıkabiliyor. Denizden karaya doğru esen rüzgarlarla taşınan dev bulut kütleleri Himalaya Dağları’na kadar olan bölgede mevsimsel yağışlara yol açıyor.

Yağışlar, Hint alt kıtası, Hindi Çini ve güneydoğu Asya ülkeleri ile Çin, Kore Yarımadası, Japonya’ya kadar olan bölgede etkili oluyor. Ancak yağışların en fazla etkilediği bölge, cephe kütlesinin kuzeydeki Himalaya Dağları ile karşılaşarak sıkıştığı Hindistan, Nepal, Butan, Bangladeş, Myanmar’ı içine alan bölge. Bu bölgede yağışlar zaman zaman on binlerce insanın evlerini terk etmesine neden olan sellere yol açıyor.

İklim krizi

Öte yandan, iklim krizi de söz konusu yağışların şiddetini ve yarattığı etkileri arttırabiliyor. Örneğin, çevre örgütü Germanwatch’ın Küresel İklim Riski verilerine göre, Güney Asya ülkesi Pakistan, halihazırda iklim krizinin sebep olduğu aşırı hava olaylarına karşı en kırılgan sekizinci ülke olma özelliği taşıyor.

İklim Değişikliği Bakanı Sherry Rehman da 6 Temmuz’da, yaşanan seller ile ilgili açıklamasında, “Bir gün yanıyorsunuz, ertesi sabah su baskınları bekliyorsunuz… Yani, Pakistan’daki durumun ne kadar ciddi olduğunu görebilirsiniz” demişti.

Paylaşın

Sadr Taraftarları Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nı İşgal Etti: 15 Ölü

Irak’ta aylardır süre giden siyasal kriz yeni bir evreye girdi. Mukteda es-Sadr liderliğindeki Tahran karşıtı Şiilerin Sadr Hareketinin çağrısıyla binlerce gösterici Bağdat’ta Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nı işgal etti.

Ordunun göstericileri Cumhurbaşkanlığı Sarayı’ndan çıkartmaya yönelik müdahalesinde 15 kişi öldürüldü, en az 300 kişi de yaralandı. Çatışmaların şiddetlenmesiyle İran, komşusu Irak ile sınır geçişlerini durdurdu.

Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres, gerginliğin yatıştırılması için acil adımların atılması çağrısını yaptı. BM Irak Misyon Temsilciliği’nden yapılan açıklamada da taraflara silahlı çatışma ve şiddetten uzak durmaları çağrısı yapılmıştı.

Beyaz Saray’dan açıklama

Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Konseyi Stratejik İletişim Koordinatörü John Kirby, Irak’taki olayların bir an önce yatıştırılması ve tarafların diyalog kurması çağrısında bulundu.

Kirby, Beyaz Saray muhabirlerine verdiği çevrimiçi brifingde Bağdat’taki çatışmalarla ilgili bir soruya karşılık yaşanan çatışmaları “rahatsız edici” olarak niteledi. Kirby, “Şimdi gerginlik değil, diyalog zamanı. Bu şiddet olaylarının yatıştırılması ve barışçıl göstericilere saygı duyulması çağrısı yapıyoruz.” dedi.

ABD Bağdat Büyükelçiliğinin boşaltıldığı söylentilerini de yalanlayan Kirby, bu aşamada böyle bir şeye gerek olmadığını söyledi.

Dışişleri’nden seyahat uyarısı

Dışişleri Bakanlığı, Irak’a yönelik seyahat uyarısında bulundu. Açıklamada “Bağdat’ta güvenlik durumunun bozulmaya başlaması göz önünde bulundurularak, vatandaşlarımızın zorunlu hâller dışında anılan şehre seyahat etmekten kaçınmaları tavsiye olunmaktadır” ifadeleri yer aldı.

Dışişleri Bakanlığı, halihazırda Irak’ta bulunan Türk vatandaşları için ise “kitlesel gösterilerin gerçekleştirildiği mahallerden uzak durmaları” tavsiyesinde bulundu.

Sadr siyasi işlerden çekildiğini duyurdu

Sadr yanlıları, liderlerinin  “Dünyanın siyasi işlerine müdahaleden nihai olarak istifa ettiğini ve kendisini kapattığını” ilan ettiği Twitter mesajından sonra sokaklara döküldüler.  Sadr mesajında “Babamın mezarı, tarihi eser kurumuyla Sadr ailesinin müzesi hariç tüm kurumları (da) kapatma (ya) karar verdiğini” duyurdu.

Sadr açıklamasında, İran’da yaşayan Iraklı Şii dini mercilerden Ayetullah Kazım Hairi’yi de dün “mercilik görevine son verdiğini” duyurması nedeniyle eleştirdi ve bu kararını kendi iradesiyle almadığını savundu.

Irak’ta halen hareketin şahsen Sadr’a bağlı politbürosu ve birçok siyasi, ekonomik ve askeri kurum var.

Çatışmalar

Sadr yanlıları, başkent Bağdat’ta hükümet binaları ve yabancı misyon temsilciliklerinin yer aldığı yüksek güvenlikli “Yeşil Bölge”de Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nı işgal ederken, bir başka Sadr yanlısı grup da aynı alandaki Başbakanlık Binası’na girdi. Daha sonra göstericileri Hükümet Sarayı’ndan dışarı çıkaran güvenlik güçleri, kapıları kapatarak binayı koruma altına aldı.

Yüzlerce gösterici Hükümet Sarayı’nın  bahçesinde eylemlerini sürdürüyor.

Güvenlik güçleri, Yeşil Bölge’nin farklı noktalarında havaya ateş açarak eylemcileri dağıtmaya çalışıyor.

Sadr’ın destekçileri, ülkenin güneyindeki Basra, Necef, Abadan gibi kentlerde de kitleler sokaklara dökülmeye başladı ve hükümet binalarına yöneldi.

“Yeşil Bölge”de güvenlik güçleri, Sadr yanlılarına ateş açarak  bölgeden uzaklaştırmaya çalışıyor. Bağdat’ta silah sesleri duyulduğu, Sadr yanlılarıyla İran destekli gruplar arasında çatışmalar çıktığı ve yaralıların olduğu bildirildi. Askeri güçler, eylemcileri dağıtmak için göz yaşartıcı bombalar da kullanıyor.

Bağdat’ta sokağa çıkma yasağı 

Protestolar nedeniyle Bağdat’ta sokağa çıkma yasağı ilan edildi. Irak Ortak Operasyonlar Komutanlığı’ndan yapılan açıklamada, Bağdat’ta bugün saat 15.30 itibarıyla sokağa çıkma yasağı kararı alındığı bildirildi. Komutanlık daha sonra, Bağdat için ilan edilen sokağa çıkma yasağının ülkenin tamamında 19.00’dan itibaren süresiz biçimde uygulanacağını duyurdu.

Yeşil Bölge üzerinde de Irak Hava Kuvvetleri’ne bağlı savaş uçakları uçuşa  başladı. Başbakan Mustafa el-Kazımi, Bakanlar Kurulu’nun haftalık toplantılarını askıya aldığını duyurdu.

Sadr’ın sertleşen iktidar mücadelesi 

Sadr hareketi, Ekim 2021’de yapılan federal seçimlerde Ulusal Meclis’in en büyük grubu olmuştu. Şii imam, Kürt ve Sünni müttefikleriyle birlikte, Çerçeve’yi dışlayacak bir çoğunluk hükümeti oluşturma çağrısıyla yola çıktı.

Ancak sistemin kilidini açacak olan cumhurbaşkanı seçimini başlatmak üzere milletvekillerinin 2/3’ünü Meclis’te toplamayı başaramadı. Irak Anayasası’na göre, hükümetin kurularak işe başlayabilmesi, Meclis’in Başbakana hükümeti kurma görevini verecek olan Cumhurbaşkanı’nı seçmesine bağlı.

Haziran’da, Sadr ve 73 milletvekili, tıkanıklığı kırmak amacıyla istifa etti. Bu, rakip Şii bloku İran yanlısı Koordinasyon Çerçevesi’nin yasama meclisindeki en büyük siyasi grup haline gelmesine yol açtı.

Koordinasyon Çerçevesi’nin eski kabine bakanı Muhammed Şii el-Sudani’yi başbakan olarak aday göstermesi Sadr blokunu kızdırdı ve destekçileri tarafından parlamentonun işgalini tetikledi.

Irak’taki çeşitli siyasi gruplarla bağlantılı silahlı gruplarla Birleşmiş Milletler, gerilimlerin tırmanabileceği konusunda uyardı.

5 Ağustos Çarşamba günü Sadr, parlamentonun feshedilmesi ve yeni seçimlerin yapılması çağrısında bulundu.

6 Ağustos Perşembe günü geç saatlerde yapılan Koordinasyon Çerçevesi, bu fikre açık olduklarını ve potansiyel bir gerilimi düşürmeye işaret ettiğini söyledi. Ancak bu tür müzakereler için “soru üzerinde ulusal bir konsensüs ve güvenli bir ortam sağlanması” ön koşul olduğunu belirterek, parlamento işgalinin sona ermesi gerektiğini de öne sürdü.

Koordinasyon Çerçevesi, Sadr’ın uzun süredir düşmanı olan eski başbakan Nuri el Maliki’nin partisinden ve şimdi güvenlik güçlerine entegre edilmiş İran yanlısı eski bir paramiliter ağ olan Haşdi Şabi’den milletvekillerini içeriyor.

Şii kanaat önderi ve siyasal lider Mukteda es-Sadr’ın binlerce yandaşı 12 Ağustos’ta Cuma namazında lidere bağlılıklarını ve Irak Yüksek Mahkemesi’nin önümüzdeki hafta sonuna kadar parlamentoyu feshetmesi çağrısına desteklerini göstermek için Bağdat’ta parlamento önünde bir araya geldi.

Genel seçimlerden bu yana hükümetin kurulamadığı Irak’taki siyasi liderler, 18 Ağustos’ta ülkedeki siyasi krizi görüşmek üzere bir araya geldi. Meclisin feshi ve erken seçim çağrısı yapan Şii lider Mukteda es-Sadr’ın hareketinden toplantıya katılan olmadı. Yeniden erken seçim yapılabileceği konusunda anlaşmaya varan siyasi liderler, bu sürecin anayasal çerçeveye uygun şekilde olmasını istedi. Toplantıda, anayasal çerçevede bir yol haritası çizilmesi için ulusal diyalog toplantılarına devam kararı da alındı.

23 Ağustos’ta Mukteda es-Sadr yanlılarının Irak Yüksek Yargı Konseyi önünde oturma eylemi başlatmasının ardından Konsey, yargı işlemlerini askıya aldı. Başbakan Kazımi de Mısır ziyaretini yarıda kesip ülkeye dönmeye karar verdi.

Paylaşın

Pakistan’ı Muson Yağmurları Vurdu: Can Kaybı 1000’i Aştı

Pakistan’da haziran ayı ortasında başlayan ve giderek etkisini artıran muson yağmurlarının neden olduğu can kaybı yükseliyor. Pakistan Ulusal Afet Yönetimi, son 24 saatte 119 kişinin daha muson yağmurları nedeniyle can verdiğini açıkladı. Böylece felakette yaşamını yitirenlerin sayısı 1033’e yükseldi. 

Uzun süredir ekonomik zorluklarla mücadele eden Pakistan’da yaşanan doğal felaket çok sayıda insanı yardıma muhtaç hale getirdi. Pakistanlı yetkililer, şimdiye değin ABD, İngiltere ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin yardım çağrısına karşılık verdiğini ancak daha fazlasına ihtiyaç duyulduğunu kaydetti.

Köyler sulara gömüldü

Muson yağmurlarının en çok etkilediği Sindh bölgesinde yer alan çok sayıda köyün sulara gömüldüğü kaydedildi.

Bölgeyi ziyaret eden gördü tanıkları, toprak yapı köy evlerinin oluşan sel suları ile çamur olup aktığını katardı. Bazı köylerde ise su seviyesinin aşırı şekilde yükselmesi nedeniyle sadece ağaç tepelerinin göründüğü kaydedildi.

Evlerinden çıkmayı başaran köylülerin yüksek noktalara hareket ettiği ancak burada da temiz su ve gıda sıkıntısı yaşandığı belirtildi.

“Nüfusunun yüzde 15’i felaketten etkilendi”

Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, ülke nüfusunun yüzde 15’ine denk gelen 33 milyon kişinin felaketten etkilendiğini söyledi.

Başbakan Şerif bu yağmur sezonunda yaşanan kayıpların 2010-11 seneleri ile karşılaştırılabilir olduğunu ve kayıtlardaki en kötü yıl olduğunu ifade etti.

Ülke yetkilileri, yaşanan yıkıma iklim değişikliğinin neden olduğunu savunuyor.

Ancak yerel yönetimlerin planlama zafiyeti nedeniyle su baskını riski bulunan yerlerde yapılaşmanın devam etmesinin felaketin sonuçlarının daha da büyümesine yol açtığı belirtiliyor.

Muson yağmurları hakkında

Muson sözcüğü, Arapça “mevsim” sözcüğünden geliyor; yağışların mevsimlik olduğunu vurgulamak açısından bu adlandırma kullanılıyor.

Musonlar denildiğinde akla ilk olarak “Asya musonu” gelse de bunun dışında ABD’nin güneybatı kıyılarını ve Meksika’yı etkileyen Meksika musonu veya Arizona musonu da denilen Kuzeybatı Pasifik Musonu da bilinen mevsimsel yağışlar arasında.

Güney, güneydoğu ve doğu Asya’da etkili olan muson yağışları, temel olarak yaz mevsiminde Umman Denizi, Bengal Körfezi ve Hint Okyanusu’nda denizdeki havanın daha serin olması nedeniyle ısınan Asya kara kütlesinin alçak basınç alanı oluşturmasıyla, nemli hava kütlesinin denizden karaya doğru taşınması sonucu meydana geliyor.

Yaz mevsiminde Hint Okyanusu üzerinde ortalama sıcaklık 25 santigrat dereceyken, karalarda 45 dereceye kadar çıkabiliyor. Denizden karaya doğru esen rüzgarlarla taşınan dev bulut kütleleri Himalaya Dağları’na kadar olan bölgede mevsimsel yağışlara yol açıyor.

Yağışlar, Hint alt kıtası, Hindi Çini ve güneydoğu Asya ülkeleri ile Çin, Kore Yarımadası, Japonya’ya kadar olan bölgede etkili oluyor. Ancak yağışların en fazla etkilediği bölge, cephe kütlesinin kuzeydeki Himalaya Dağları ile karşılaşarak sıkıştığı Hindistan, Nepal, Butan, Bangladeş, Myanmar’ı içine alan bölge. Bu bölgede yağışlar zaman zaman on binlerce insanın evlerini terk etmesine neden olan sellere yol açıyor.

İklim krizi

Öte yandan, iklim krizi de söz konusu yağışların şiddetini ve yarattığı etkileri arttırabiliyor. Örneğin, çevre örgütü Germanwatch’ın Küresel İklim Riski verilerine göre, Güney Asya ülkesi Pakistan, halihazırda iklim krizinin sebep olduğu aşırı hava olaylarına karşı en kırılgan sekizinci ülke olma özelliği taşıyor.

İklim Değişikliği Bakanı Sherry Rehman da 6 Temmuz’da, yaşanan seller ile ilgili açıklamasında, “Bir gün yanıyorsunuz, ertesi sabah su baskınları bekliyorsunuz… Yani, Pakistan’daki durumun ne kadar ciddi olduğunu görebilirsiniz” demişti.

Paylaşın

Mahalle Pikniğine Kamyon Daldı: 6 Ölü, 7 Yaralı

Hollanda’nın Rotterdam kenti yakınlarındaki Nieuw-Beijerland kasabasında bir kamyonun yoldan çıkıp piknik yapan mahalle sakinlerinin arasına dalması sonucu 6 kişi hayatını kaybetti, 1’si ağır 7 kişi de yaralandı.

Olay, Cumartesi akşamı Nieuw-Beijerland kasabasının birkaç kilometre dışındaki bir kavşakta meydana geldi.

İspanya’daki bir taşımacılık şirketine ait kamyon, yoldan çıkarak bir buz sporları kulübünün bahçesinde mangal yakıp piknik yapan mahalle sakinlerinin arasına daldı.

Yaklaşık 100 kişinin bulunduğu bahçede, insanlar panikle kaçmaya çalışırken birçok kişi kamyon tarafından sürüklendi.

Resmi kaynaklara göre, kamyonun çarptığı 6 mahalle sakini hayatını kaybetti. Olayda 7 kişinin de yaralandığı belirtildi.

Hollanda Polis sözcüsü Mirjam Boers, 46 yaşındaki ismi açıklanmayan İspanyol sürücünün kontrolündeki tırın, Nieuw-Beijerland köyünde yoldan çıkarak mangal partisindeki kalabalığa daldığını söyledi.

Sözcü Boers kaza sonrası gözaltına alınan İspanyol sürücünün alkolün etkisi altında olmadığını kaydetti.

Kaza sonrası tır vinç yardımı ile ile yola çekilirken, kazanın nedeninin tam olarak belirlenmesi için açılan soruşturmanın sürdüğü ifade edildi.

Paylaşın

NATO Üssünde Film Gibi Casusluk Hikayesi: Rus Ajan Yakalandı

Küresel Araştırmacı Gazeteciler Grubu “Bellingcat”, kendisini Perulu mücevher tasarımcısı olarak tanıtan bir Rus kadın askeri casusunun, Napoli’deki NATO üssünde bulunan subayları baştan çıkartarak, onlardan bilgi sızdırmaya çalıştığını iddia etti.

Etrafındakilere Alman babadan olma, Perulu anneden doğma olduğunu söyleyen ve yaklaşık 10 yıl kendisini mücevher tasarımcısı olarak tanıtan Maria Adela Kuhfeldt Rivera isimli kadının, gerçekte Rus Askeri İstihbarat (GRU) Servisi adına çalıştığı ve Napoli’deki NATO üssünde bulunan görevlilerin katıldığı partilere iştirak ettiği ortaya çıktı.

Bellingcat araştırmasına göre, Rus askeri istihbaratına çalışan kadın ajan, Napoli Müttefik Müşterek Kuvvet Komutanlığı’nın merkezi olan Napoli’de 2013 yılından “Serein” isimli mücevher mağazası açıp, bu kentteki sosyal faaliyetlere aktif olarak katılarak casusluk faaliyetlerine başladı.

Genç kadınını Napoli’ye yerleşmeden önce Roma, Mala ve Paris arasında gelip gittiği belirlendi.

Napoli’deki uluslararası Lions kulübünün sekreterliğini üstlenerek, kentteki sosyal yaşama daha aktif bir şekilde katılan Rus kadın casus, bu sayede çok sayıda NATO görevlisiyle arkadaşlık kurma imkanına sahip oldu.

Bir NATO görevlisi, araştırmacı gazetecilere, genç kadın ile “kısa süreli romantik ilişki yaşadığını” bildirdi.

Bellingcat CEO’su Christo Grozev, Belarus sınır muhafızları tarafından kaydedilen ve bu ülkedeki rejime muhalifi bir grup bilgisayar korsanı tarafından kendilerine verilen sınır geçişleri ile ilgili veri tabanını incelerken ilk kez Rus casus kadının izine rastladıklarını bildirdi.

GRU operasyonları için kullanılan Rus pasaportlarını inceleyen Grozev, burada ilk kez Maria Adela Kuhfeldt Rivera ismiyle karşılaştığını söyledi.

Daha dikkatli bir araştırma sonucu, genç kadının GRU operasyonlarında kullanılan çeşitli Rus pasaportlarıyla yolculuk yaptığı ortaya çıktı.

Grozev, 15 Eylül 2018’de Rivera’nın Napoli’den Moskova’ya uçtuğunu tespit etti.

Bellingcat ve Rusya’da iş birliği yaptığı Insider isimli site, bu tarihten bir gün önce yayınladıkları araştırmada, İngiltere’de Salisburg kentinde Sergey Skripal ve kızının zehirlenmesinden sorumlu olduğu iddia edilen kişilerin Ruslan Boshirov ve Alexander Petrov, sahte kimliğiyle yolculuk yaptığını açıklamıştı.

Bellingcat, daha sonra gerçek ismi Olga Kolobova olduğu belirtilen Rus kadın ajanın Moskova’nın deşifre olduğundan şüphe duyulduğu ve diğer casusluk operasyonlarını tehlikeye atmamak adına Moskova’ya hemen geri çekildiğini yazdı.

(Kaynak: Eurnews Türkçe)

Paylaşın

Pakistan’ı Muson Yağmurları Vurdu: 900’den Fazla Can Kaybı

Muson yağmurları sebebiyle ulusal acil durum ilan edilen Pakistan’da, şiddetli yağışlarda yaşamını yitirenlerin sayısı bine yaklaştı. 30 milyon kişinin felaketten etkilendiğini belirten yetkililer, uluslararası yardım çağrısında bulundu.

Pakistan’da haziran ayı ortasında başlayan ve halen devam eden muson yağmurları felakete dönüştü.  İklim Değişikliği Bakanı Şeri Rahman, ülkenin güneyinin neredeyse tamamen su altında kaldığını ve insanların yüksek noktalara çıktığını söyledi.

Bazı şehirlerde neredeyse 3 aydır aralıksız devam eden yağışlarda yaşamını yitirenlerin sayısı 900’ü geçti. Hayatını kaybedenlerin 343’ünü çocuklar, 198’ini ise kadınlar oluşturdu.

Yetkililer, sellerin 30 milyon kişiyi etkilediğini ve bunların çoğunun yerlerinden olduğunu belirtti.

Ülke genelinde 670 bin 328 ev hasar gördü, 145 köprü yıkıldı. Seller ayrıca 3 bin 82 kilometre kara yoluna zarar verdi.

Reuters’a konuşan Haydarbad’ta yaşayan bir kişi, “Yağmur 3 aydır durmadı..Toprak yapı ev sürekli akıttığı için çocuklarımızla çekçekte yaşamaya mecbur kaldık” dedi.

Ekonomik ve siyasi krizlerle boğuşan Pakistan’da yetkililer, acil ihtiyaçların karşılanması için uluslararası yardım çağrısında bulundu.

Güney Asya’da haziran-eylül aylarında etkili muson yağmurları her yıl büyük çaplı doğal afet ve kazalara yol açıyor.

Muson yağmurları hakkında

Muson sözcüğü, Arapça “mevsim” sözcüğünden geliyor; yağışların mevsimlik olduğunu vurgulamak açısından bu adlandırma kullanılıyor.

Musonlar denildiğinde akla ilk olarak “Asya musonu” gelse de bunun dışında ABD’nin güneybatı kıyılarını ve Meksika’yı etkileyen Meksika musonu veya Arizona musonu da denilen Kuzeybatı Pasifik Musonu da bilinen mevsimsel yağışlar arasında.

Güney, güneydoğu ve doğu Asya’da etkili olan muson yağışları, temel olarak yaz mevsiminde Umman Denizi, Bengal Körfezi ve Hint Okyanusu’nda denizdeki havanın daha serin olması nedeniyle ısınan Asya kara kütlesinin alçak basınç alanı oluşturmasıyla, nemli hava kütlesinin denizden karaya doğru taşınması sonucu meydana geliyor.

Yaz mevsiminde Hint Okyanusu üzerinde ortalama sıcaklık 25 santigrat dereceyken, karalarda 45 dereceye kadar çıkabiliyor. Denizden karaya doğru esen rüzgarlarla taşınan dev bulut kütleleri Himalaya Dağları’na kadar olan bölgede mevsimsel yağışlara yol açıyor.

Yağışlar, Hint alt kıtası, Hindi Çini ve güneydoğu Asya ülkeleri ile Çin, Kore Yarımadası, Japonya’ya kadar olan bölgede etkili oluyor. Ancak yağışların en fazla etkilediği bölge, cephe kütlesinin kuzeydeki Himalaya Dağları ile karşılaşarak sıkıştığı Hindistan, Nepal, Butan, Bangladeş, Myanmar’ı içine alan bölge. Bu bölgede yağışlar zaman zaman on binlerce insanın evlerini terk etmesine neden olan sellere yol açıyor.

İklim krizi

Öte yandan, iklim krizi de söz konusu yağışların şiddetini ve yarattığı etkileri arttırabiliyor. Örneğin, çevre örgütü Germanwatch’ın Küresel İklim Riski verilerine göre, Güney Asya ülkesi Pakistan, halihazırda iklim krizinin sebep olduğu aşırı hava olaylarına karşı en kırılgan sekizinci ülke olma özelliği taşıyor.

İklim Değişikliği Bakanı Sherry Rehman da 6 Temmuz’da, yaşanan seller ile ilgili açıklamasında, “Bir gün yanıyorsunuz, ertesi sabah su baskınları bekliyorsunuz… Yani, Pakistan’daki durumun ne kadar ciddi olduğunu görebilirsiniz” demişti.

Paylaşın