Ukrayna İlerliyor, Rusya: Taktik Geri Çekilme

Cumartesi günü, Ukrayna birlikleri Rusya’nın elindeki hayati önemdeki ikmal kasabaları İzyum ve Kupiansk’a girdi. Kiev’deki yetkililer Ukrayna güçlerinin İzyum çevresindeki bazı yerleşim yerlerinin kontrolünü ele geçirmek için savaşmaya devam ettiğini söyledi.

Rusya Savunma Bakanlığı, Cumartesi günü askeri birliklerin Ukrayna’nın doğusundaki İzyum, Balakliya ve Kupiansk kasabalarından geri çekildiğini duyurmuştu. Bakanlık, Izyum’daki askerlerin “yeniden toparlanmak” için; Balakliya’daki askerlerin ise Donetsk cephesine destek oluşturmak için çekildiğini belirtti.

Ukrayna ordusu, ülkenin doğusunda gerçekleştirdiği karşı taarruzda 3.000 kilometrekareden fazla alanı Rusya’dan geri aldığını açıkladı.

Bu ilerleme, doğrulanması halinde, Kiev güçlerinin Rusya karşısında daha önce açıkladığı kazanımlarını birkaç gün içinde üç katına çıkardığı anlamına geliyor.

Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, Perşembe akşamı geri alınan bölgelerin alanını bin kilometrekare, Cumartesi akşamı ise iki bin kilometrekare olarak açıklamıştı.

BBC, Ukraynalı yetkililerin verdiği rakamları doğrulayamıyor, çünkü gazetecilerin cephe hatlarına erişimine izin verilmiyor.

Cephe gerisindeki Harkov’a ise Rusya saldırısı geldi.

Harkov Belediye Başkanı, Rusya’nın kentteki su ve elektrik altyapısına büyük zarar veren saldırılar düzenlediği söyledi.

Kentte bulunan BBC muhabiri Orla Guerin, gece saatlerinde füze saldırısı sesi duyulduğunu aktarıyor.

Karşı saldırı ile gelen ilerleyiş, Ukrayna ordusunun işgal altındaki bölgeleri geri alma kapasitesini göstermesi açısından da önemli olarak niteleniyor. Bu Kiev’in Batılı müttefiklerinden daha fazla askeri yardım istemesi açısından önemli görülüyor.

Ukrayna Dışişleri Bakanı Dimitro Kuleba da bunun altını çizerek, son gelişmelerin daha fazla Batılı askeri malzeme ile savaşın daha hızlı sonlanabileceğini gösterdiğini söyledi.

Rusya taktik geri çekilme diyor

Cumartesi günü doğudaki karşı saldırıda Ukrayna birlikleri Rusya’nın elindeki hayati önemdeki ikmal kasabaları İzyum ve Kupiansk’a girdi.

İngiltere savunma bakanlığı yetkilileri ise çatışmaların bu kasabaların dışında devam ettiği uyarısında bulundu. Kiev’deki yetkililer de Ukrayna güçlerinin İzyum çevresindeki bazı yerleşim yerlerinin kontrolünü ele geçirmek için savaşmaya devam ettiğini söyledi.

Rusya Savunma Bakanlığı, Cumartesi günü askeri birliklerin Ukrayna’nın doğusundaki İzyum, Balakliya ve Kupiansk kasabalarından geri çekildiğini duyurmuştu.

Bakanlık, Izyum’daki askerlerin “yeniden toparlanmak” için; Balakliya’daki askerlerin ise Donetsk cephesine destek oluşturmak için çekildiği belirtildi.

Harkov’dan Rusya’ya tahliyeler

Harkov bölgesinde Rusya tarafından kurulan yönetimin başkanı, halkın “hayatlarını kurtarmak için” Rusya’ya tahliye edilmesi tavsiyesinde bulundu.

Karşı saldırının hızlı olmasının Rusları hazırlıksız yakaladığı değerlendirmesi yapılırken, Devlet Başkanı Vladimir Putin’in sadık destekçisi olan Çeçen lider Ramazan Kadirov, Rusların geri çekilmesini sorgular ifadeler kullandı.

Telegram’da paylaştığı mesajda Kadirov, Rusya’nın talihi dönmezse, durumu açıklaması için ülke liderliğini sorgulamak zorunda kalacağını söyledi. Kadirov “Rusya kazanacak” ve “NATO silahları ezilecek” ifadelerini paylaştı.

Ruslar hala Ukrayna’nın yaklaşık beşte birini elinde tutuyor ve savaşın yakında sona ereceği düşünülmüyor.

“Rus kuvvetleri büyük ölçüde gafil avlandı.”

Ukraynalı yetkililer ise birliklerin, ülkenin doğusunda Ruslar için hayati bir ikmal merkezi olan Kupiansk’a girdiğini söyledi.

Ukraynalı birliklerin ilerleyişi, devam etmesi durumunda, Nisan ayında Rusların başkent Kiev’den çekilmesinin ardından yaşanan en büyük gelişme olacak.

Rusya çekilmenin taktiksel olduğunu kaydediyor.

Moskova, “İzyum-Balaklıya birliklerinin geri çekilmesi ve organize bir şekilde Donetsk Halk Cumhuriyeti topraklarına sevkine yönelik üç günlük operasyon gerçekleştirildi.” açıklamasını yaptı.

Rus devlet haber ajansı TASS’ın aktardığına göre, bu açıklamadan kısa bir süre sonra Harkov’un Rusya tarafından kontrol edilen bölgesinin baş yöneticisi, bölgede halkın Rusya’ya tahliye edilmesini önerdi.

İngiliz savunma yetkilileri, Ukrayna’nın Rus kontrolündeki topraklara doğru 50km ilerlediğini söyledi.

İngiltere Savunma Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, “Rus kuvvetleri büyük ölçüde gafil avlandı. Ukrayna birlikleri birkaç kasabayı ya ele geçirdi ya da kuşattı” dendi.

Zaporijya Nükleer Santrali tamamen durdu

Ukrayna Devlet Nükleer Enerji Şirketi Energoatom, Zaporijya Nükleer Santrali’nde çalışan son reaktörün faaliyetinin durdurulduğunu bildirdi.

Kurumdan yapılan yazılı açıklamada, Zaporijya Nükleer Santrali’nin Ukrayna şebekesiyle tüm bağlantılarının bölgedeki çatışmalar nedeniyle hasar gördüğüne işaret edildi.

11 Eylül’ün erken saatlerinde santrale tekrar elektrik sağlandığı belirtilerek, “Böylelikle santralde çalışan tek reaktörün faaliyetinin durdurulmasına ve soğutma işleminne geçirilmesine karar verildi” denildi.

Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (IAEA) Pazar günü yaptığı açıklamada, santraldeki son reaktörün durduğunu teyit etti.

Avrupa’nın en büyüğü olan nükleer santral Rusya’nın kontrolüne geçmişti ve Ukraynalı ve Rus yetkililer santrale yöneltilen saldırılarda karşılıklı suçlamalarda bulunuyordu.

Güneydeki ilerleyiş

Bu hafta başlarında Ukrayna, doğu bölgelerine, karşı taarruz başlattı.

Uluslararası kamuoyu da güneydeki Herson şehri yakınlarında beklenen ilerlemeye odaklanmıştı.

Uzmanlara göre, Rusya bazı deneyimli askerlerini Herson’u savunmak için yönlendirdi.

Ukrayna ordusunun güney komutanlığının sözcüsü Nataliya Gumenyuk, Ukrayna’nın doğuda toprak kazanmanın yanı sıra benzer şekilde güneyde de kazanımlar elde ettiğini söyledi.

Gumenyuk, güneyde “iki ila onlarca kilometre arasında” ilerlediklerini ifade etti.

(Kaynak: BBC Türkçe)

Paylaşın

İran’dan Almanya, Fransa Ve İngiltere’nin ‘Nükleer Bildirisi’ne Sert Tepki

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Nasır Kenani, Almanya, Fransa ve İngiltere’nin, ülkesinin Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı ile ilgili duruşunun müzakereleri tehlikeye attığına ilişkin ortak bildirisinin iyi niyete aykırı olduğunu ve yapıcı olmadığını ifade etti.

Dışişleri Bakanlığından yapılan yazılı açıklamaya göre, Kenani, Almanya, Fransa ve İngiltere’nin ortak bildiriyle İran’ın Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı ile ilgili duruşunu eleştirmesi ve söz konusu duruşun müzakereleri tehlikeye attığını öne sürmesine tepki gösterdi.

Kenani, ortak bildirinin yapıcı olmadığını ve “üç Avrupa ülkesinin yaptırımları kaldırmaya yönelik müzakerelerle ilgili iyi niyetine aykırı” olduğunu belirtti.

Müzakerelerin sonuca ulaşması için müzakere eden taraflar ile müzakerelerin koordinatörü arasında diplomatik etkileşimlerin ve mesaj alışverişinin devam ettiğini bildiren Kenani, müzakerelerin birçok aşamada ilerlediğini, bunun, İran’ın iyi niyetinin, girişimlerinin ve fikirlerinin bir sonucu olduğunu savundu.

Avrupalı tarafları, müzakere sürecine başından beri karşı çıkan ve şimdi tüm güçleriyle İran’ı yenmeye çalışan üçüncü tarafların etkisi konusunda dikkatli olmaya çağıran Kenani, yaptıkları ortak açıklama nedeniyle üç Avrupa ülkesini İsrail çizgisine uymakla suçladı.

Kenani, bu ülkelerin, nükleer anlaşmayı yeniden canlandırma müzakerelerinin başarısız olması durumunda sorumlu tutulacaklarını ifade etti.

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, Almanya, Fransa ve İngiltere’ye, “kalan birkaç anlaşmazlığın sona erdirilmesine yönelik çözüm sağlamak için diplomatik süreci yok etme noktasına gelmek yerine daha aktif rol oynama” tavsiyesinde bulundu.

Ne olmuştu?

Fransa, Almanya ve İngiltere, yayınladıkları ortak bildiride, nükleer anlaşmanın diğer üyeleri ve ABD ile birlikte Nisan 2021’den bu yana İran ile anlaşmayı yeniden canlandırmak ve uygulamak için müzakere ettiklerini belirtmişti.

Ağustos ayının başlarında Kapsamlı Ortak Eylem Planı (KOEP) Koordinatörü, Avrupa Birliği Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell’in İran’a KOEP yükümlülüklerine geri dönmesine izin verecek ve aynı zamanda ABD’nin anlaşmaya dönmesi için zemin sağlayacak nihai metni sunduğu bildirilmişti.

Bildiride, müzakereye sunulan son metinde koordinatörün, sınırlarını zorlayan değişiklikler de yaptığı belirtilerek, “Ne yazık ki İran bu kritik diplomatik fırsatı kullanmamayı tercih etti. Bunun yerine, nükleer programını kabul edilebilir sivil gerekçelerin sınırlarının ötesine taşımaya devam etti.” ifadeleri kullanılmıştı.

Bildiride, İran’ın konumunun yasal olarak bağlayıcı yükümlülükleriyle çeliştiği ve KOEP’i yeniden canlandırma olasılığını tehlikeye attığı kaydedilmişti.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

Ukrayna, Bazı Önemli Kasabaları Rusya’dan Geri Aldı

Rusya Savunma Bakanlığı, askeri birliklerin Ukrayna’nın doğusundaki Izyum ve Balakliya kasabalarından geri çekildiğini duyurdu. Bu hafta başlarında Ukrayna, doğu bölgelerine, karşı taarruz başlatmıştı.

Bakanlıktan yapılan açıklamada, Izyum’daki askerlerin “yeniden toparlanmak” için; Balakliya’daki askerlerin ise Donetsk cephesine destek oluşturmak için çekildiği belirtildi.

Ukraynalı yetkililer ise birliklerin, ülkenin doğusunda Ruslar için hayati bir ikmal merkezi olan Kupiansk’a girdiğini söyledi.

Cumartesi günü bir konuşma yapan Ukrayna lideri Volodimir Zelenskiy de ülkenin güneyi ve doğusunda son bir haftada iki bin kilometrekarelik bir alanı Rusya’dan geri aldıklarını söyledi. Buna Harkov bölgesindeki 30 yerleşim yerinin de dahil olduğu açıklandı.

Ukraynalı birliklerin ilerleyişi, devam etmesi durumunda, Nisan ayında Rusların başkent Kiev’den çekilmesinin ardından yaşanan en büyük gelişme olacak.

Izyum, işgalin başlamasının ardından yoğun çatışmalara sahne oldu. Bölge, aynı zamanda Ruslar için önemli bir askeri birlik konumunda.

Rusya tarafından yapılan açıklamada, “İzyum-Balaklıya birliklerinin geri çekilmesi ve organize bir şekilde Donetsk Halk Cumhuriyeti topraklarına sevkine yönelik üç günlük operasyon gerçekleştirildi. Rus birliklerinin zarar görmesini önlemek üzere, düşman ağır bir topçu atışına maruz bırakıldı” ifadelerine yer verildi.

Rus devlet haber ajansı TASS’ın aktardığına göre, bu açıklamadan kısa bir süre sonra Harkov’un Rusya tarafından kontrol edilen bölgesinin baş yöneticisi, bölgede halkın Rusya’ya tahliye edilmesini önerdi.

Rusya tarafındaki Belgorod bölgesinin valisi de, sınırı geçmek için bekleyen insanlar için gıda, ısıtma ve tıbbi yardımın sağlanacağını söyledi.

İngiliz savunma yetkilileri, Ukrayna’nın Rus kontrolündeki topraklara doğru 50km ilerlediğini söyledi.

İngiltere Savunma Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, “Rus kuvvetleri büyük ölçüde gafil avlandı. Ukrayna birlikleri birkaç kasabayı ya ele geçirdi ya da kuşattı” dendi.

Güneydeki ilerleyiş

Bu hafta başlarında Ukrayna, doğu bölgelerine, karşı taarruz başlattı.

Uluslararası kamuoyu da güneydeki Herson şehri yakınlarında beklenen ilerlemeye odaklanmıştı.

Uzmanlara göre, Rusya bazı deneyimli askerlerini Herson’u savunmak için yönlendirdi.

Ukrayna ordusunun güney komutanlığının sözcüsü Nataliya Gumenyuk, Ukrayna’nın doğuda toprak kazanmanın yanı sıra benzer şekilde güneyde de kazanımlar elde ettiğini söyledi.

Gumenyuk, güneyde “iki ila onlarca kilometre arasında” ilerlediklerini ifade etti.

‘Harkov’da bir kişi öldü’

Yerel yetkililere göre, Cumartesi günü Rus roketlerinin Harkov’a isabet etmesi sonucu bir kişi öldü ve birkaç ev de hasar gördü.

Ukraynalı yetkililerin sosyal medyada paylaştığı bir fotoğrafta ise, doğudaki Kupiansk’ta vilayet binası önünde Rusya bayrağını çiğneyen Ukrayna birliklere bağlı askerler, Ukrayna bayrağı açtığı görüldü.

Cuma günü Facebook’ta bir paylaşım yapan Ukrayna Silahlı Kkuvvetleri Komutanı General Valeriy Zaluzhnyi de “İlerleyişimizi sürdürüyoruz. Ne için savaştığımızı ve sonunda kazanacağımızı biliyoruz” diye yazdı.

Rusya’nın Harkov etrafında işgal ettiği bölgelere atadığı yönetici Vitali Gançev de Cumartesi günü, Ukrayna’nın “önemli bir zafer kazandığını” söyledi.

Rus televizyonuna konuşan Gançev, Ukrayna birliklerinin Rus savunma hattını aştığını belirtti, Harkov’un Rus işgali altındaki kısmında en büyük kentlerden Kupyansk ve iki diğer kentteki sivillerin tahliye edildiğini duyurdu.

ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken da, Cuma günü Brüksel’de, “saldırının gerçek bir ilerleme kaydettiği” yönünde bir değerlendirme yaptı:

“Ukrayna’nın güçlü bir planla, çok temkinli bir şekilde ilerlediğini söyleyebiliriz.”

Öte yandan Zelensky, konuşmasında polis güçlerinin de yeniden ele geçirilen bölgelere geri döndüğünü söyledi; sivilleri de Rusların şüpheli savaş suçlarını kendilerine bildirmeye çağırdı.

Almanya Dışişleri Bakanı Annalena Baerbock da Cumartesi günü Kiev’e sürpriz bir ziyaret gerçekleştirdi. Baerbock, ziyaretin Berlin yönetiminin Ukrayna’nın savunmasına olan bağlılığını gösterme amacını taşıdığını dile getirdi:

“Bugün bize güvenmeye devam etmelerini göstermek için Kiev’i ziyaret ettim.”

Cuma günü de Zelenskiy, Ukrayna’ya insansız hava aracı tedarik eden Bayraktar şirketinin genel müdürü Haluk Bayraktar’a Liyakat Nişanı taktı.

Şirket tarafından üretilen TB2 isimli insansız hava aracı, Ukrayna direnişinin sembolü haline geldi.

(Kaynak: BBC Türkçe)

Paylaşın

‘Çocukların Beynini Yıkayan Çizgi Romanlar’ İçin 19 Ay Hapis Cezası

Hong Kong’da beş konuşma terapisti, hükümet karşıtı olarak görülen çizgi diziler içeren çocuk kitapları basmaktan dolayı 19 ay hapis cezasına çarptırıldı. Çizgi romanlarda çocukların kışkırtıldığı ve beyninin yıkandığı ileri sürüldü.

Hong Kong’un İngiliz sömürgesi olduğu dönemden kalan isyana tahrik yasası doğrultusunda hüküm verilen dava için insan hakkı grupları “küstah bir baskı hareketi” olarak tanımladı. Hükümet ise bu iddiayı reddediyor.

Suçsuz olduklarını dile getiren terapistler kuzuların kurtlara karşı savaşına dair çizgi diziler içeren üç kitap yayınlamıştı.

Sanıkların yalnızca kitaplar ve içindeki sözcükler için değil, çocukların ya da başkalarının zihnine zarar verebileceği riskine karşı cezalandırılması gerektiğini belirten bölge yargıcı Kwok Wai Kin “istikrarsızlığın tohumunu ekmek” ifadelerini kullandı.

Yargıç “Sanıkların yaptığı 4 yaş ve üzerini çocuklara yaptığı aslında kendi görüş ve değerlerini kabul ettirmek için çok genç çocukları yönlendirmek üzere beyin yıkama egzersizidir” dedi.

Kitaplarda ne anlatılıyor?

Yaşları 26 ile 29 arasında değişen terapistler Lorie Lai, Melody Yeung, Sidney Ng, Samuel Chan ve Marco Fong’un yayınladıkları kitaplarda kentin 2019 yılındaki kitlesel demokrasi yanlısı protestoları sırasındaki olaylara atıfta bulunuluyor.

Bahse konu olan olaylardan birinde 12 demokrasi protestocusunun 2020 yılında Hong Kong’dan sürat teknesiyle kaçış ve daha sonra Çinli sahil güvenlik ekiplerince yakalanmıştı.

Kitaplardan birinde de köyü işgal etmeye çalışan kurtlar kuzuları yiyor ve kuzular da savaşmaya başlıyor.

Yargıç kararında kitapların “çocukların Çin Halk Cumhuriyeti hükümetinin evlerini ellerinden alarak mutlu hayatlarını hiç hakları olmadığı halde bozmak gibi kötü bir niyetle Hong Kong’a gelmekte olduğu inancına yönelteceğini” ifade etti.

Yargıç Kwok ayrıca sanıkların Hong Kong  Konuşma Terapistleri Genel Birliği’ne üye olduklarını belirterek birliğin “açıkça siyasi amaçlarla kurulduğunu” söyledi.

Sanıklar ifade özgürlüğünü savundu

Sanıklardan Melody Yeung savunmasında ABD’li sivil haklar lideri Martin Luther King’in “İsyan duyulmayanın sesidir” sözlerini yineleyerek seçiminden pişmanlık duymadığını ve “her zaman kuzuların yanında olabilmeyi umduğunu” belirtti.

Diğer bir sanık Lorie Lai’nin ifade özgürlüklerinin ellerinden alındığını dile getirdiği savunması ise yargıç tarafından “mahkeme siyasi konuşma yeri değildir” diyerek kesti. Yargıç “Herkesin ifade özgürlüğü var ama bu mutlak eşit bir özgürlük değildir” diye konuştu.

2019 protestoları ve 2020’de Pekin’in Hong Kong’a ulusal güvenlik yasasını kabul ettirmesinden bu yana kışkırtıcı yayınlarla ilgili görülen ilk dava oldu.

Avukatlar sanıkların 13 aydır mahkeme beklerken geçirdikleri sürenin dahil edilmesi ve diğer ceza indirimleri düşürüldükten sonra 31 gün içinde hapisten çıkabileceği tahmininde bulundu.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

Pakistan’da Manchar Gölü Taştı; 100 Bin Kişi Risk Altında

ABD Havacılık ve Uzay Ajansı (NASA), Manchar Gölü’nün 25 Temmuz, 28 Ağustos ve 5 Eylül’deki fotoğraflarını paylaştı. Fotoğraflarda 25 Temmuz’da gölde bir farklılık göze çarpmazken 28 Ağustos ve 5 Eylül’dekilerde ise gölün yüzölçümünün genişlediği görüldü.

Haber Merkezi / NASA yetkilileri, taşan gölde suyun akış yolu üzerindeki yüzlerce köyde yaşayan yaklaşık 100 bin kişinin, sel riskiyle karşı karşıya olduğunu bildirdi.

14 Haziran’dan bu yana Pakistan’da etkili olan muson yağmurlarından kaynaklı 1.396 kişi hayatını kaybederken, 12 bin 728 kişi de yaralandı. Bununla birlikte, sel felaketinin ülkeye maliyetinin 10-12,5 milyar dolar olduğu tahmin ediliyor.

Pakistan İklim Değişikliği Bakanı Şeri Rahman, daha önce sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, Pakistan’ın ciddi bir iklim faciası yaşadığını ve bunun son 10 yılda karşılaşılan en zor afetlerden biri olduğunu söylemişti.

“Nüfusunun yüzde 15’i felaketten etkilendi”

Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, ülke nüfusunun yüzde 15’ine denk gelen 33 milyon kişinin felaketten etkilendiğini belirtmişti.

Başbakan Şerif bu yağmur sezonunda yaşanan kayıpların 2010-11 seneleri ile karşılaştırılabilir olduğunu ve kayıtlardaki en kötü yıl olduğunu ifade etmişti.

Ülke yetkilileri, yaşanan yıkıma iklim değişikliğinin neden olduğunu savunuyor.

Ancak yerel yönetimlerin planlama zafiyeti nedeniyle su baskını riski bulunan yerlerde yapılaşmanın devam etmesinin felaketin sonuçlarının daha da büyümesine yol açtığı belirtiliyor.

Muson yağmurları hakkında

Muson sözcüğü, Arapça “mevsim” sözcüğünden geliyor; yağışların mevsimlik olduğunu vurgulamak açısından bu adlandırma kullanılıyor.

Musonlar denildiğinde akla ilk olarak “Asya musonu” gelse de bunun dışında ABD’nin güneybatı kıyılarını ve Meksika’yı etkileyen Meksika musonu veya Arizona musonu da denilen Kuzeybatı Pasifik Musonu da bilinen mevsimsel yağışlar arasında.

Güney, güneydoğu ve doğu Asya’da etkili olan muson yağışları, temel olarak yaz mevsiminde Umman Denizi, Bengal Körfezi ve Hint Okyanusu’nda denizdeki havanın daha serin olması nedeniyle ısınan Asya kara kütlesinin alçak basınç alanı oluşturmasıyla, nemli hava kütlesinin denizden karaya doğru taşınması sonucu meydana geliyor.

Yaz mevsiminde Hint Okyanusu üzerinde ortalama sıcaklık 25 santigrat dereceyken, karalarda 45 dereceye kadar çıkabiliyor. Denizden karaya doğru esen rüzgarlarla taşınan dev bulut kütleleri Himalaya Dağları’na kadar olan bölgede mevsimsel yağışlara yol açıyor.

Yağışlar, Hint alt kıtası, Hindi Çini ve güneydoğu Asya ülkeleri ile Çin, Kore Yarımadası, Japonya’ya kadar olan bölgede etkili oluyor. Ancak yağışların en fazla etkilediği bölge, cephe kütlesinin kuzeydeki Himalaya Dağları ile karşılaşarak sıkıştığı Hindistan, Nepal, Butan, Bangladeş, Myanmar’ı içine alan bölge. Bu bölgede yağışlar zaman zaman on binlerce insanın evlerini terk etmesine neden olan sellere yol açıyor.

İklim krizi

Öte yandan, iklim krizi de söz konusu yağışların şiddetini ve yarattığı etkileri arttırabiliyor. Örneğin, çevre örgütü Germanwatch’ın Küresel İklim Riski verilerine göre, Güney Asya ülkesi Pakistan, halihazırda iklim krizinin sebep olduğu aşırı hava olaylarına karşı en kırılgan sekizinci ülke olma özelliği taşıyor.

İklim Değişikliği Bakanı Sherry Rehman da 6 Temmuz’da, yaşanan seller ile ilgili açıklamasında, “Bir gün yanıyorsunuz, ertesi sabah su baskınları bekliyorsunuz… Yani, Pakistan’daki durumun ne kadar ciddi olduğunu görebilirsiniz” demişti.

Paylaşın

Avrupa Birliği, Enerji Krizine Çare Arıyor

Avrupa Birliği (AB) üyesi 27 ülkenin enerji bakanları Cuma günü Brüksel’de düzenledikleri olağanüstü toplantıda kış mevsimi öncesi artan enerji fiyatlarıyla mücadele konusunu ele aldı.

Rusya’nın Ukrayna işgali sonrasında doğal gaz fiyatları rekor düzeylere yükselirken, AB ülkeleri Rusya lideri Vladimir Putin’in doğal gaz akışını tamamen kesme tehlikesi karşısında büyük bir belirsizlik içinde bulunuyor.

Savaş öncesi çoğunluğu Almanya’ya olmak üzere gaz ithalatının yüzde 40’ını Rusya’dan yapan AB, enerji ihtiyacının kesintisiz bir şekilde karşılanabilmesi için çare arıyor.

AB dönem başkanlığını yürüten Çek Cumhuriyeti tarafından yayınlanan toplantı özetine göre, yükselen tüketici faturalarına çare arayan bakanlar AB’nin yürütme organı AB Komisyonu’ndan doğrudan Rusya’yı hedef almayan ancak gazda tavan fiyat da dahil olmak üzere acil durum önlemleri almasını istedi.

Rusya Devlet Başkanı Putin bu hafta yaptığı açıklamada Rusya’ya gazda tavan fiyat uygulanırsa Moskova’nın Avrupa’ya tüm gaz arzını keseceğini açıklamıştı.

AB’nin henüz kesinleşmemiş olan planına göre hükümetler gaz dışı enerji üreticilerinin yüksek fiyatlar nedeniyle elde ettiği fazla geliri kısmen tırpanlayarak bu parayı tüketici faturalarını düşürmek için kullanacak.

Toplantı özetine göre fosil yakıt şirketlerinin “dayanışma vergisi” ödemesi de öngörülüyor.

Toplantıda, elektrik üreticilerinin fazla gelirlerinin zor durumdaki hane halkları ve işletmeler için kullanılabilir hale getirmek; talep azaltımının teşvik edilmesi; gaz fiyatı üst sınırı oluşturulması ve mali zorluklar yaşayan kamu hizmeti şirketlerini desteklemek gündeme gelen tedbirler oldu.

AB Komisyonu’nun Rus gazına fiyat üst sınırı teklifinin ise toplantıda geniş bir destek bulamadığını gösterdi.

Habeck: Top AB Komisyonu’nda

Çek Sanayi Bakanı Jozef Sikela toplantı sonrasındaki açıklamasında, “Vatandaşlarımızı ve işletmeleri hayal kırıklığına uğratmayacağımızdan emin olmalıyız” dedi.

Sikela “Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin enerji savaşını başlattığında, bizi bölmeyi ve demokratik toplumlarımıza ve ekonomilerimize zarar vermeyi umuyordu. Bunu başaramadı ve başaramayacak da” ifadelerini kullandı.

Başkan yardımcısı ve Almanya Ekonomi Bakanı Robert Habeck, “Fiyatları düşürmemiz gerekiyor” dedi ve bu nedenle elektrik piyasasındaki kuralların değişmesi gerektiğini kaydederek “Top Avrupa Komisyonu’nda” dedi.

AB Komisyonu’nun ilk yasa taslağını önümüzdeki hafta içinde sunması öngörülüyor. Taslak onaylanmadan önce AB başkentleri tarafından değiştirilebilecek. Komisyon’un Eylül ayı ortasına kadar uygulanabilir teklifler içeren bir plan hazırlaması gerekiyor.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

Kuzey Kore Nükleer Silahlardan Vazgeçmeyecek

Kore Merkezi Haber Ajansına göre, Devlet Başkanı Kim Yong-un, Kuzey Kore Parlamentosunun nükleer silahların kullanımını düzenleyen yasanın kabul edildiği dünkü oturumunda konuştu.

Ülkesinin nükleer silahlardan asla vazgeçmeyeceğini belirten Kim, Güney Kore ve ABD’yi ortaklaşa yürüttükleri “tehlikeli” askeri tatbikatlar nedeniyle eleştirdi.

Anadolu Ajansı haberine göre, Kim, “ABD’nin sadece Kuzey Kore’nin nükleer gücünü ortadan kaldırma değil aynı zamanda ülkenin meşru müdafaa haklarını zayıflatarak hükümeti çökertme eğilimi” içinde olduğunu ileri sürdü.

Kabul edilen yasa, Kuzey Kore’nin “nükleer veya nükleer olmayan bir tehdit” ile karşı karşıya gelmesi durumunda orduya düşmanın komuta merkezlerine “otomatik” olarak nükleer saldırıları başlatma yetkisi veriyor.

Bunun yanı sıra, yasa ile ülkenin ve halkın bir “felaket krizi” yaşaması halinde nükleer silahları kullanılabileceği belirtiliyor.

Kuzey Kore’nin nükleer santral kronolojisi 

Beş ülke – Amerika Birleşik Devletleri, Güney Kore, Rusya, Çin ve Japonya, Piyongyang yönetimine nükleer silah gelişimi yönündeki hırsından vazgeçmesi için baskılarını artırıyor.

Kuzey Kore’nin nükleer santral kronolojisi şöyle:

1993

Kuzey Kore yetkilileri yaptıkları açıklamada Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme Antlaşmasından çekildiklerini açıkladılar; ancak daha sonra bu karardan geri adım attılar.

1994

Kuzey Kore ve ABD, Piyongyang’ın nükleer silah programını dondurması karşılığında uluslararası yardımla iki adet elektrik gücü sağlayan nükleer santralin inşa edilmesini öngören bir anlaşma imzaladılar.

1998

Ağustos

Kuzey Kore, Japonya’nın istediği herhangi bir şehrini ve bölgesini vurabilme kapasitesine sahip olduğunu kanıtlamak için Japonya üzerinden Pasifik Okyanusuna iki adet füzeyi ateşledi.

Kasım

ABD ve Kuzey Kore, Kuzey Kore’nin geliştirmekte olduğu şüpheli yeraltı nükleer faaliyetlerle ilgili ilk üst düzey yuvarlak masa görüşmelerini Pyongyang’da gerçekleştirdiler. ABD konuyla ilgili Kuzey Kore’de müfettişlerin konuşlandırılması talebinde bulundu.

1999

Mayıs

Eski Savunma Bakanı William Perry, Kuzey Kore resmi gezisi sırasında silahsızlanma önerisinde bulundu.

Eylül

13 Eylül: Kuzey Kore uzun menzilli füze denemelerini donduracağının güvencesini verdi.

17 Eylül: Başkan Clinton Kuzey Kore’ye karşı gerçekleştirilen ekonomik yaptırımları gevşettiğini açıkladı.

Aralık

ABD denetimindeki bir konsorsiyum, daha güvenli batı tipi iki hafif su nükleer santralinin Kuzey Kore’de inşa edilmesi için 4,6 miyar dolarlık bir antlaşma imzaladı.

2000

Temmuz

Kuzey Kore, nükleer tesislerin inşasının ertelenmesinden kaynaklanan elektrik kaybının ABD tarafından karşılanmaması durumunda yeniden nükleer programını başlatacağını açıkladı.

2001

Haziran

Kuzey Kore yönetimi, Bush yönetimi ikili ilişkileri normale dönüştürmezse moratoryum kararını gözden geçireceğini ve füze denemelerine devam edeceğini açıkladı.

Temmuz

ABD Dışişleri Bakanlığının raporunda Kuzey Kore’nin uzun-menzilli füze sistemini geliştirmeye devam ettiği açıklandı. Bush yönetiminden bir resmi yetkilinin söylediğine göre Kuzey Kore yönetimi Taepodong-1 adında bir füzenin geliştirilmesine devam etmektedir.

Aralık

Bush, Irak ve Kuzey Kore’nin “ulusları terörize etmede kullanılabilecek” kitle imha silahları üretmekten sorumlu tutulabileceğini belirtti.

2002

Ocak

29 Ocak: Bush ulusa seslenişinde yaptığı konuşmasında Kuzey Kore, İran ve Irak’ı “şer ekseni” olarak tanımladı ve bu ülkelerin dünya için ciddi anlamda bir tehlike ve mezar oluşturduklarını beyan etti.

Ekim

Bush yönetimi, 1994 yılında Kuzey Kore ile yapılan antlaşmanın bozulduğunu, buna sebep olarak da Kuzey Kore’nin nükleer silah programını açıklamasını söylediler. Diğer taraftan Amerikalı yetkililerin olayı kanıtlamalarından sonra Kuzey Koreli yetkililer haberi doğruladılar.

Kasım

1994 yılında yapılan anlaşmaya göre Kuzey Kore’ye sağlanan petrol yardımı, ABD, Japonya ve Güney Kore tarafından durduruldu.

Aralık

Kuzey Kore, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (IAEA) müfettişlerini ülkeden çıkarıp nükleer tesislerde yerleştirmiş oldukları kamera ve diğer denetleyici araçları yerlerinden söktü.

2003

Ocak

10 Ocak: Kuzey Kore, Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme Atlaşması’ndan (NPT) geri çekildi.

Şubat

5 Şubat: Kore Merkezi Haber Ajansı’nın bir haberine göre nükleer güç imkânları yeniden harekete geçirildi.

12 Şubat: 35 üyeli Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (IAEA) idare heyeti Kuzey Kore’nin atom şemsiyesinde olduğunu açıklayarak durumu Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ne rapor etti.

24 Şubat: Kore yarımadası ve Japon Denizi arasında bulunan bölgede Kuzey Kore karadan – denize füze sisteminin deneme atışını gerçekleştirdi.

26 Şubat: ABD Kuzey Kore’nin Yongbyon’da bulunan beş megavatlık nükleer reaktörünü yeniden aktif hale getirdiğini açıkladı.

Mart

Kuzey Kore karadan-denize füze sistemini Japon denizinde denedi.

Temmuz

Kıdemli ABD yetkilisinin haberine göre komünist ülkenin nükleer silah geliştirme yönündeki çabalarının, zayıflatılmış nükleer çubukların yeniden geliştirmeye başlayarak devam etmekte olduğunu açıklandı.

Ağustos

Kuzey Kore krizine yönelik görüşmelerde, ABD, Güney Kore, Kuzey Kore, Çin, Japonya ve Rusya devletleri yer almaktadırlar .

2004

Şubat

Altı-ulus görüşmeleri devam etmekte ancak bir sonraki görüşmenin dışında mutabakata ulaşılamadı.

Haziran

Kuzey Kore krizine yönelik görüşmelerde, ABD, Güney Kore, Kuzey Kore, Çin, Japonya ve Rusya devletleri yer almaktadırlar .

Ağustos

Kuzey Kore, Eylül ayında gerçekleştirilmesi öngörülen altı-ulus görüşmeleri çalışma toplantılarına katılmayacağını bildirdi. Yardımın devam etmesi, yaptırımların kaldırılması ve ABD’nin terör örgütlerine destek veren ülkeler listesinden çıkartılmasından sonra nükleer programını donduracağını belirtti. ABD ise Kuzey Kore’den tüm nükleer aktivitelerini bildirmesini ve denetleyicilerin çalışmalarına izin vermesini istedi.

Eylül

Eylül ayında gerçekleştirilmesi öngörülen alt-ulus görüşmeleri, ABD ve Kuzey Kore’nin birbirini suçlamasından dolayı ileri bir tarihe ertelendi.

2005

Şubat

Piyongyang ilk defa nükleer silah varlığı hakkındaki kamuya yönelik yaptığı açıklamada, Nükleer Silah Geliştirme programının olduğunu itiraf etti ve bunu da geliştireceğini söyledi. Bu tutumu ABD’nin Kuzey Kore yönetimini devirme çabasından dolayı olduğunu da açıkladılar.

Mart

ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice’ın demecine göre Kuzey Kore’nin nükleer programını sona erdirme yönündeki çabalarının sona erdiğini bu yüzden de uluslararası toplumun ve ABD’nin bu konuya dair “başka yollar” izleyeceğini söyledi.

Bu arada Birleşmiş Milletlere bağlı Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (IAEA) başkanı Muhammed El Baradey bir demecinde, Kuzey Kore’nin bulundurduğu nükleer silah programından dolayı İran’dan da tehlikeli olduğunu açıkladı. Çünkü bulundurduğu nükleer maddelerle şimdiden savaşa girebilme yeteneğinin olduğunu söyledi.

Mayıs

Kuzey Kore iki yıl önceki bir demecine benzer demeçte, bir ay önce kapatılan Yongbyon reaktöründen 8.000 yakıt çubuğu çıkarmasını sona erdirdiğini bildirdiler.

Haziran

Görüşmelere katılacağını söylemesinin ardından da Kuzey Kore Yetkilileri yaptıkları açıklamalarda nükleer silah varlığına sahip olduklarını ve bunları da daha fazla geliştireceklerini açıkladılar.

Temmuz

Kore yarım adasının nükleersizleşme doğrultusundaki isteğini belirterek, Kuzey Kore heyeti dördüncüsü düzenlenen altı-grup görüşmelerine katıldılar.

25 Temmuz’da görüşülmesi beklenen altı-grup toplantılarının zamanında başlaması için Kuzey Kore nükleer programı hakkındaki toplantılara katılacağını belirtti.

Ağustos

ABD’nin görüşmelerdeki diplomatik temsilcisi Christopher Hill’in demecine göre, ABD, Kuzey ve Güney Kore, Çin Japonya ve Rus diplomatlarının birbiri ardına 13 günlük süren görüşmelerinden sonra görüşmelere ara verme kararı aldıkları ve Kuzey Kore’nin nükleer programı hakkındaki görüşmelerinde ve pazarlıklarda da belirsizliğin devam ettiğini belirttiği söylendi.

Eylül

ABD’nin görüşmelerdeki temsilcisi Christopher Hill Kuzey Kore’ye ziyaretinin olduğunu belirtti. Yeni görüşmelerin Kasım ayında başlaması beklenmekteydi.

Kuzey Koreli yetkililerin açıklamalarına göre, Kuzey Kore tam olarak nükleer silah geliştirme programına son vermesini kabul ediyor, fakat bunun için de ABD’den nükleer reaktörünü sivil enerji kullanımını sağlamasını talep etmekte. ABD ve Rusya bu talebi reddetmekteler.

ABD Kuzey Kore’ye karşı eğer Kuzey Kore görüşmelerde nükleer programını sürdürme konusunu devam ettirmek isterse, varlığını ve her türlü ilişkilerini sona erdirme tehdidiyle gözdağı vermekte.

(Kaynak: Bianet)

Paylaşın

İngiltere Kraliçesi 2. Elizabeth Hayatını Kaybetti

İngiltere’nin en uzun süre tahtta kalan hükümdarı Kraliçe 2. Elizabet, 96 yaşında hayatını kaybetti. Londra Buckingham’daki Kraliyet Sarayı’nda bayraklar yarıya indirildi.

Haber Merkezi / Kraliyet ailesinin sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, Kraliçe Elizabeth’in, İskoçya’daki Balmoral Kalesi’nde hayatını kaybettiği belirtildi.

Açıklamada, “Kraliçe bu öğleden sonra Balmoral’da huzur içinde yaşamını yitirdi.” ifadesi kullanıldı. Açıklamada, ayrıca, Kraliçenin naaşının yarın başkent Londra’ya götürüleceği belirtildi.

Kraliçe 2. Elizabeth’in ölümüyle, en büyük oğlu eski Galler Prensi Charles İngiltere’nin yeni kralı ve devlet başkanı oldu.

Buckingham Sarayı’nın açıklamasında Kral ve eşinin bu gece Balmoral’da kalacakları, yarın Londra’ya dönecekleri ifade edildi.

Kralice 2. Elizabeth 21 Nisan 1926 Kral VI. George ve Kraliçe Elizabeth olacak olan York Dükü ve Düşesi’nin büyük kızı olarak Londra’da dünyaya geldi. Çocukluğu boyunca evde özel eğitim gördü.

Babası, ağabeyi VIII. Edward’ın tahttan çekilmesiyle 1936’da kral oldu ve kendisi o tarihten itibaren olası varis konumuna geldi.

II. Dünya Savaşı sırasında orduda görev almaya başladı. 1947’de Edinburgh Dükü Philip ile evlendi ve Charles, Anne, Andrew ve Edward adlarını verdikleri dört çocukları oldu.

Paylaşın

Orta Ve Batı Afrika’da 57 Milyon Çocuk Okula Gidemiyor

NRC ile UNICEF’in birlikte hazırladığı ortak rapora göre Orta ve Batı Afrika’da 57 milyon çocuk okula gidemiyor. NRC’nin Orta ve Batı Afrika Direktörü Maureen Magee yaptığı açıklamada, “Orta ve Batı Afrika’daki ülkelerin devlet ve hükümet başkanları her çocuğun okula gidebilmesini sağlamak için elinden geleni yapmak zorundadır” dedi.

Bugün açıklanan iki farklı rapor, Afrika kıtasında yaşam koşullarının giderek zorlaştığını ortaya koydu.

Norveç Mülteci Konseyi’nin (NRC) Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF) ile birlikte hazırladığı ortak rapora göre Orta ve Batı Afrika’da 57 milyon çocuk okula gidemiyor. NRC’nin Orta ve Batı Afrika Direktörü Maureen Magee yaptığı açıklamada, “Ortave Batı Afrika’daki ülkelerin devlet ve hükümet başkanları her çocuğun okula gidebilmesini sağlamak için elinden geleni yapmak zorundadır” dedi.

Rapora göre Orta ve Batı Afrika’da geçen yıl 12 bin 400 okul kapandı. Burkino Faso, Çad, Mali ve Nijer’de çocuk ve gençlerin yarısından fazlası okula gidemiyor. Bu bölgelerde okullar ya silahlı grupların doğrudan hedefi oluyor ya da çatışmalar yüzünden kapatılıyor.

İklim değişikliği nedeniyle göç

Afrika kıtasında eğitimin yanı sıra iklim değişikliğinin sonuçları da ciddi sorunlara neden oluyor. WMO’nun (Dünya Meteoroloji Teşkilatı) açıkladığı iklim raporuna göre geçen yıl Afrika’da 2 milyon 500 bin insan seller, kuraklık ve deniz seviyesindeki yükselme nedeniyle yerini yurdunu terketmek zorunda kaldı. Rapora göre Afrika’da son 30 yılda sıcaklık 0,3 derece arttı. Böylece küresel ısınma 1961-1990 yılları döneme kıyasla 0,1 derece hızlandı.

İklim değişikliğinin etkileri Afrika’da son yıllarda daha somut görülüyor. Etiyopya, Somali, Kenya’nın bir bölümü ve Madagaskar’ın güneyinde kuraklık yaşanırken, Sudan’ın güneyi, Nijerya, Kongo ve Burundi’de sık sık seller oldu.

Sıcaklığın artması, gıda konusunda sıkıntı yaşanmasınında en önemli sebeplerinden biri. 1961 yılından bu yana Afrika’da tarımsal üretim üçte bir oranında azaldı. Küresel ısınmanın 1,5 derece ile sınırlandırılması başarılsa dahi Kuzey ve Güney Afrika’daki bölgelerde tarım ürünlerinde yüzde 60 oranında kayıp yaşanacak. Afrika’da 58 milyon insan gıdaya erişimde sıkıntı çekiyor.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

Pentagon, Çin Malzemesi Kullanıldığı İçin F-35’lerin Teslimatını Askıya Aldı

ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon), üretici firma Lockheed Martin’in Çin malzemesi kullanıldığını tespit etmesinin ardından hem Amerikan ordusuna hem de yurt dışındaki müşterilere F-35 uçaklarının teslimatlarının geçici olarak askıya alınmasını kararlaştırdı.

POLITICO sitesinde yer alan haberde, Lockheed Martin şirketi, savaş uçağı motorunda kullanılan metal bir bileşenin Çin’den geldiğini keşfetti.

Savunma İhaleleri Yönetimi Ajansı, 19 Ağustos’ta Pentagon’daki F-35 Ortak Üretim Programı Dairesine, F-35’in uçaklarının turbo makine pompalarında bulunan mıknatıslarda kullanılan bir alaşımın Çin’den geldiği uyarısında bulundu.

F-35 savaş uçaklarının önemli bir kısmı Lockheed Martin şirketi tarafından üretilirken, bu uçaklardan kullanılan turbo makineleri Honeywell şirketi tarafından temin ediliyor.

Pentagon’daki F-35 Ortak Üretim Programı Dairesi, Çin’den gelen parçalarını kullanılmasının şu anda envanterlerde bulunana F-35 uçaklarının uçuş operasyonlarını etkilemeyeceğini duyurdu.

“Hizmet içi F-35 filosunun uçuş operasyonlarının normal şekilde devam edecek”

Ortak Üretim Programı Dairesi Sözcüsü Russell Goemaere, POLITICO’ya yaptığı açıklamada, “Turbo makine pompalarında bulunan mıknatıslar bilgi aktarmadığını veya uçağın bütünlüğüne zarar vermediğini, bu konuyla ilgili herhangi bir performans, kalite, emniyet veya güvenlik riski bulunmadığını ve hizmet içi F-35 filosunun uçuş operasyonlarının normal şekilde devam edeceğini teyit ettik.” dedi.

Goemaere, üretimi yapan şirketlerin gerekli bilgilerini kendileriyle paylaştığını belirterek, yine bu şirketlerin turbo makinalarında kullanılacak alternatif parçalar için gerekli kaynağı bulduklarını bildirdi.

F-35 uçağındaki turbo makine ne işe yarıyor?

Turbo makine, bir yardımcı güç ünitesini ve bir hava döngü makinesini tek bir ekipman parçasına entegre ediyor. Turbo makine ayrıca, yer bakımı, ana motor çalıştırma ve acil durum gücü için elektrik tedarik ederken, yer bakımı sırasında termal yönetim sistemi için basınçlı hava sağlıyor.

Honeywell Sözcüsü Adam Kress ise yaptığı yazılı açıklamada, şirketin tüm müşteri sözleşme gereksinimlerini karşılayan, yüksek kaliteli ürünler sağlama konusunda kararlı olduğunu belirtti.

Üretime katılan diğer şirketlerle birlikte istişare içinde çalıştıklarını belirten Kress, F-35’te kullanılmak üzere tedarik edilen ürünlerde verilen taahhütleri yerine getirmek için yine bu şirketlerle yakın işbirliği içinde çalıştıklarını vurguladı.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın