İran Milli Futbol Takımı’ndan Mahsa Amini Protestosu

İran Milli Futbol Takımı futbolcuları, 22 yaşındaki Mahsa Amini’nin ‘tesettüre uygun olmayan’ giyimi gerekçesiyle gözaltına alındıktan sonra hayatını kaybetmesini siyah giyerek protesto etti.

İran Milli Futbol Takımı, FIFA Dünya Kupası öncesinde Viyana’da, Senegal Milli Takımı ile oynadığı hazırlık maçında beyaz formalarının üzerine siyah ceket giyerek çıktı.

İran’ı yakından takip eden spor yorumcularına göre futbol, İranlılar’ın hayatında önemli bir yere sahip olduğu için protesto son derece etkili.

Bazı futbolcular milli takımdaki kariyerlerini düşünmeden protestolara destek oldu. İran futbolunun en büyük isimlerinden biri olan eski milli takım yıldızı Ali Karimi, hükümet yanlısı medyadaki sert eleştirilere rağmen ülkede devam eden protestoları sosyal medya hesaplarından yüksek sesle destekleyerek İran’daki protestocular için bir kahraman oldu.

Stadyumun dışındaki protestocular İran İslâm Cumhuriyeti karşıtı sloganların yanı sıra Ali Karimi ve ile Sardar Azmoun’un isimleriyle tezahürat da yaptı.

Almanya Birinci Futbol Ligi (Bundesliga) ekibi Bayer Leverkusen’in İranlı futbolcusu Sardar Azmoun, tıpkı Karimi gibi protestolara destek veren isimlerden biriydi.

Azmoun, sosyal medya hesabından yaptığı bir paylaşımda, “İran’ın kadınlarını bu kadar kolay öldürdüğünüz için size yazıklar olsun. Yaşasın İranlı kadınlar. Eğer bunu yapanlar müslümansa Allah beni kâfir eylesin,” demişti.

İran’da kadınlara nasıl muamele yapılıyor?

İran, Afganistan’daki Taliban rejimi dışında kamusal alanda başörtüsü takmayı zorlayan tek ülke.

İranlı kadınların eğitime tam erişimi var, ev dışında çalışıyor ve kamu görevlerinde bulunuyorlar. Ancak, başörtüsü takmanın yanı sıra uzun, bol elbiseler de dahil olmak üzere halka açık yerlerde “mütevazı” giyinmeleri gerekiyor. Evli olmayan erkek ve kadınların birbirine yakın durması ve teması yasak.

1979 İslam Devrimi’nden sonraki günlere dayanan kurallar, “devletin her kademesinde yolsuzluk ve rüşvet gibi durumların aleniyet kazandığı ülkede” ahlak polisi tarafından uygulanıyor.

Resmi olarak Rehberlik Devriyesi olarak bilinen bu birimler, halka açık alanlarda geziyor ve hem erkeklerden hem de kadınlardan oluşuyor.

Uygulama, bir noktada ahlak polisini aşırı saldırgan olmakla suçlayan ve nispeten ılımlı olan eski Cumhurbaşkanı Hassan Ruhani döneminde yumuşatıldı. 2017 yılında kadınların kıyafet kurallarını ihlal ettikleri için tutuklanmayacağı sadece uyarılacağı açıklandı.

Ancak geçen yıl seçilen sert görüşlü Reisi yönetiminde, ahlak polisinin ajanları farklı bir uygulamaya geçti.

BM insan hakları ofisi, son aylarda genç kadınların yüzlerine tokat atıldığını, coplarla dövüldüklerini ve polis araçlarına alındıklarını söylüyor.

Ne olmuştu?

İran’ın Sakız kentinden başkent Tahran’a akrabalarını ziyarete gelen genç kadın erkek kardeşinin kullandığı aracı durduran ahlak polisince gözaltına alınmıştı. Kardeşine, nasihat edilip serbest bırakılacağı söylenerek götürülen genç kadının, gözaltına alındıktan iki saat sonra komaya girdiği ve kaldırıldığı hastanede öldüğü ortaya çıktı.

Devlet televizyonu Amini’nin dövüldüğü iddialarını yalanlayarak, polisin genç kadını “nasihat etmek ve eğitmek” üzere karakola götürdüğünü ve orada kalp krizi geçirdiğini söyledi. Akrabaları, kadının herhangi bir kalp rahatsızlığı olduğunu yalanladı.

Devlet televizyonu bir polis karakolunda Amini olduğu söylenen bir kadının oturduğu koltuktan bir yetkiliyle konuşmak üzere kalktıktan sonra yere düştüğünü gösteren güvenlik kamerası kayıtları yayınladı. Ancak görüntülerden kadının Amini olduğu doğrulanamadı.

Amini’nin dövülerek öldürüldüğü yolunda sosyal medyada yayılan iddialarını reddeden Tahran emniyeti açıklamasında, “Ayrıntılı araştırmalara göre, Amini’nin araca alınması sonrasında ve tutulduğu karakolda fiziksel bir temas olduğunu” reddetti.

Ancak, İran’ın yarı resmi Fars haber ajansı, Mahsa Amini’nin ahlak polisince dövülmesi nedeniyle komaya girdiğini duyurdu.

Paylaşın

Küba’yı ‘Ian Kasırgası’ Vurdu; Ülke Karanlığa Gömüldü

Hızı saatte 200 kilometreye yaklaşan Ian kasırgası, Küba’nın batı kıyılarını vurdu. Kasırga nedeniyle adanın tamamında elektriklerin kesildiği açıklanırken, 2 kişinin de hayatını kaybettiği bildirildi.

ABD Ulusal Kasırga Merkezi kasırganın Küba’dan ayrılmadan önce Meksika Körfezi’nin güneydoğusunda güç topladığını bildirdi. Karayipleri geçen hafta da Fiona Kasırgası vurmuştu.

Kasırganın Çarşamba günü geç saatlerde Florida’nın batı kıyısına ulaşması bekleniyor.

Ian Kasırgası’nın Küba’nın batı kıyılarına vurmasıyla, adanın tamamında elektriklerin kesildiği açıklandı.

Yetkililer, başlıca elektrik santrallerinden birinin yeniden çalıştırılamaması yüzünden, elektrik dağıtım şebekesinin tamamen çöktüğünü duyurdu.

Kasırga nedeniyle iki kişinin öldüğü ve ülke genelinde hasar gören binalar olduğu bildirildi.

3. kategori kasırga saatteki hızı 200 kilometreye yaklaşar rüzgarlara yol açıyor ve şu anda Florida’ya doğru ilerliyor.

Elektrik kurumunun başı, Küba devlet televizyonunda ulusal şebekenin çökmesi nedeniyle ada çapında kesinti yaşandığını ve 11 milyon kişinin karanlıkta kaldığını duyurdu.

Devlet haber ajansından bir gazeteci ülkedeki elektrik şebekesinin yüzde 100 oranında devre dışı kaldığını bildirdi.

Başkent Havana’nın 100 kilometre doğusundaki Matanzas’taki Antonio Guiteras, ülkenin en önemli enerji santrali. Santralin kapanması, adanın hiçbir yerine elektrik verilememesi anlamına geliyor.

Ünlü Finca Robaina purosunun sahibi, sosyal medyada kasırganın tütün tarlalarına verdiği hazarı gösteren fotoğraflar paylaştı. Hirochi Robaina “Kıyamet gibiydi, gerçek bir felaketti” dedi.

Uzmanlar Küba’nın bazı bölgelerinde Ian Kasırgası nedeniyle 30 santimetreye kadar yağmur düşebileceği uyarısı yapmıştı.

Küba lideri Miguel Diaz Canel zarar gören Pinar del Rio bölgesini ziyaret etti.

Bölgede, evinin duvarları çöken 43 yaşındaki bir kadın hayatını kaybetti.

New York Times da, San Juan y Martinez kasabasında sulama için kullanılan bir rüzgar türbinini kapatmaya çalışan bir çiftçinin elektrik akımına kapılarak öldüğünü bildirdi.

ABD Ulusal Kasırga Merkezi kasırganın Küba’dan ayrılmadan önce Meksika Körfezi’nin güneydoğusunda güç topladığını bildirdi.

Kasırganın Çarşamba günü geç saatlerde Florida’nın batı kıyısına ulaşması bekleniyor. NHC, Ian’ın Florida’nın Batı kıyılarını vurana dek 4. kategori bir kasırga olabileceğini söylüyor. Eyalette 2,5 milyon kişiye tahliye emri verildi.

Florida Valisi Ron DeSantis, eyaletin tümünde acil durum ilan etti ve 5 bin Ulusal Muhafızı göreve çağırdı.

Tampa bölgesinin 1921’den bu yana ilk kez doğrudan kasırgaya maruz kalabileceği ve sahil boyunca dalga boyunun 3 metreyi bulabileceği belirtildi.

Komşu Georgia eyaletinde de acil durum ilan edildi ve 500 Ulusal Muhafız hazır bekletiliyor. Karayipleri geçen hafta da Fiona Kasırgası vurmuştu.

Paylaşın

Rusya: Ukrayna’daki Referandumlardan ‘Evet’ Çıktı

Ukrayna’nın Rusya kontrolündeki bölgelerde yapılan referanduma ilişkin açıklama yapan Rusya Seçim Komisyonu, oy sayımına başlandığı ve ilk sonuçlara göre “evet” oylarının önde olduğunu açıkladı. 

Komisyonun açıklamasında şu ana kadar oyların yüzde 27’sinin sayıldığı ve yüzde 98 ‘evet’ çıktığı bildirildi. Rusya’nın işgal altındaki Herson bölgesine atadığı Vladimir Saldo, Rus basınına yaptığı açıklamada, oylamada ‘zafer kazanıldığını’ söyledi.

Seçim Komisyonu’nun açıklamasına tepki gösteren Ukrayna Dışişleri Bakanı Dmitro Kuleba ise oyların geçerli olmadığını ileri sürdü.

Bakan Kuleba, Fransız mevkidaşı Catherine Colonna ile birlikte Kiev’de düzenlediği basın toplantısında “Bu durum politikamızı, diplomasimizi ve askeri alandaki eylemlerimizi değiştirmeyecek” dedi.

Geçen hafta Kremlin, sözde Donetsk ve Luhansk cumhuriyetleri ile Herson ve Zaporijya bölgelerinde Rusya’ya katılmayı öngören referandumların düzenleneceği ve Moskova’nın da bu referandumlardan çıkacak sonucu kabul edeceğini açıklamıştı.

5 gün süren referandumlardan Rusya’ya katılım sonucunun çıkacağı bekleniyordu. Sandıktan çıkan ‘evet’ oyu, Rus parlamentosunun her iki kanadı tarafından onaylanacak ve ardından Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in imzası ile resmileşecek.

Moskova hükümeti, bu bölgelerin ilhak edilmesinin ardından Rusya’nın bir parçası olacağını ve bu bölgelere yönelik herhangi bir saldırının Rus topraklarına yapılmış sayılacağını belirterek üstü kapalı ‘nükleer silah’ tehdidinde bulunuyor.

Avrupa Birliği (AB), “referandumun’ organizatörlerine yaptırım uygulanacağını duyurdu.

AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell’in Sözcüsü Peter Stano, basın toplantısında yaptığı açıklamada, AB’nin bu referandumu “yasa dışı” tanımladığını belirterek, referandumu organize edenlere yaptırım uygulanacağını bildirdi.

Stano, “Bu yasa dışı referandumların düzenlenmesinde görev alan ve destek veren herkes için bunun sonuçları olacak.” dedi.

İngiltere de dün yaptığı açıklamada, Rusya yanlısı ayrılıkçıların, Ukrayna’nın 4 bölgesinde sözde referandum düzenlemesi nedeniyle 92 yeni yaptırım kararı almıştı.

Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, yaptırımların, Ukrayna’nın 4 bölgesinde yasa dışı oylamaya zorlayan üst düzey Rus yetkililerin yanı sıra Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in favori PR ajansı olarak bilinen “IMA Consulting” adlı şirketi hedef aldığı belirtilmişti.

İngiltere, halihazırda tahmini küresel net değeri 130 milyar sterlinin üzerinde olan 120’den fazla oligark dahil 1200’den fazla kişi ve 120’den fazla kuruluşa yaptırım uyguladı.

Paylaşın

İran’da Mansa Amini Protestoları Devam Ediyor: BM’den ‘Endişeliyiz’ Açıklaması

Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiserliği (BMİHYK) Sözcüsü Ravina Shamdasani, İran’de başörtüsünü “düzgün bağlamadığı” gerekçesiyle “ahlak polisi” tarafından gözaltına alındıktan sonra hayatını kaybeden Mahsa Amini’nin ardından başlayan protestolara güvenlik güçlerinin müdahalesi ile ilgili açıklama yaptı.

BM’nin Cenevre binasında bir basın toplantısı düzenleyen Shamdasani, protesto gösterilerine yönelik sert müdahaleler ile ülkedeki internet ve iletişim kısıtlamalarından endişe duyduklarını söyledi.

İletişim kısıtlamaları nedeniyle ölü ve tutuklamaların kesin sayısını belirlemenin zor olduğunu ifade eden Shamdasani, 24 Eylül itibariyle sadece devlet medyasına göre 41 kişinin yaşamını yitirdiğini kaydetti.

Shamdasani, durumu izleyen hak örgütlerinin, en az 11 ilde ve aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu ölü sayılarının çok daha fazla olduğunu ve yaralı sayısının da yüzlerle ifade edildiğini belirtti.

“Liderler göstericileri hedef gösteriyor”

“Bazı liderlerin protestocuları karalayan yorumlarından ve protestoculara karşı açıkça gereksiz ve orantısız güç kullanımından son derece endişe duyuyoruz” diyen BMİHYK Sözcüsü Shamdasani, ateşli silahların gösterileri dağıtmak için kullanılamayacağını söyledi.

Bölgeden gelen raporlara göre aralarında hak savunucuları, avukatlar, sivil toplum aktivistleri ve en az 18 gazeteci de olmak üzere yüzlerce kişinin tutuklandığını belirten Shamdasani, “Hükümet toplam tutuklama sayısını açıklamıyor. Polis şefi, yalnızca Gilan ilinde, üç gün süren protestolar sırasında 60’ı kadın olmak üzere 739 kişinin tutuklandığını söyledi” dedi:

İranlı yetkililere, adil yargılanma hakkını güvence altına almaya ve keyfi olarak özgürlüklerinden yoksun bırakılan herkesi serbest bırakmaya çağırıyoruz.

Cezasızlık

“İletişim hizmetlerindeki kesintinin, insanların bilgi alışverişinde bulunma, ekonomik faaliyetlerde bulunma ve kamu hizmetlerine erişim hakları üzerinde ciddi etkileri olduğunu” kaydeden Shamdasani, bu durumun başta ifade özgürlüğü olmak üzere birçok hakkı ihlal ettiğini söyledi.

Shamdasani, yetkililere internet erişimini tamamen eski haline getirme çağrısında bulundu.

Kasım 2019, Temmuz 2021 ve Mayıs 2022’de de güvenlik güçlerinin yapılan gösterilere karşı öldürücü güç kullandığını hatırlatan Shamdasani, tekrarlanan ihlaller göz önüne alındığında İran’da hak ihlalleri konusunda kalıcı anlamda bir cezasızlığın uygulandığı endişesi taşıdıklarını söyledi.

Shamdasani, Uluslararası Medeni ve Siyasi Haklar Sözleşmesi’ne taraf bir devlet olan İran’ı düşünce, ifade, barışçıl toplanma ve örgütlenme özgürlüğü haklarına tam olarak saygı göstermeye çağırdı.

Dünyada protestolar

İran’da 13 Eylül’de “başörtüsünü kurallara uygun biçimde takmadığı” gerekçesiyle “ahlak polisi” tarafından gözaltına alınan Mahsa Amini’nin gözaltında gözaltında hayatını kaybetmesi sonrası başlayan protestolar İran’da ve dünyanın pek çok kentinde devam ediyor.

Dün (26 Eylül) de İngiltere, Fransa, Kanada, Şili, Polonya ve Irak’ta destek yürüyüşleri yapıldı.

İngiltere’nin başkenti Londra’nın farklı noktalarında düzenlenen protestolarda eylemciler ve polis arasında çatışmalar yaşandı.

Polis, İran Büyükelçiliği önünden Marble Arch ve İngiltere İslam Merkezi’nin bulunduğu Maida Vale’ye doğru yürüyen eylemcilere saldırdı.

Londra polisi, Knightsbridge’de “eylemcilerin polise yabancı cisimler attığını ve polis barikatını aştığını, atılan şişeler nedeniyle beş polisin yaralandığını, 20 kişinin de gözaltına alındığını” açıkladı.

Fransa’nın başkenti Paris’te bir araya gelen göstericiler, Mahsa Amini’nin ölümü nedeniyle İran hükümetini protesto ederek hükümetin kadınlara karşı olan tutumunu kınadı. İran’ın dini lideri Ali Hamaney aleyhine sloganlar da atan eylemciler, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’u “Hamaney’in otokratik rejimine karşı tavır almaya” çağırdı.

Chatelet Meydanı’nda toplanan eylemciler de daha sonra Eyfel Kulesi’nin karşısında bulunan Trocadero Meydanı’nda bir araya geldi.

Trocadero Meydanı’nda toplanan yüzlerce eylemci, İran’ın Paris Büyükelçiliği’ne yürüdü. Polis, İran Büyükelçiliği’ne 200 metre kala kitleyi durdururken, polis ile eylemciler arasında çatışma yaşandı.

Kanada’nın en büyük kenti olan Toronto’da binlerce kişi Amini adına düzenlenen protestolarda yer aldı. Katılımın yoğun olduğu protestolarda, “dünyanın en uzun caddesi” olarak anılan Yonge Caddesi trafiğe kapatıldı. Başkent Ottawa’da ise İranlılar parlamento binası önünde toplandı.

Amini’nin 17 Eylül’de düzenlenen cenazesinin ardından kadınların başlattığı saç kesme eylemi, söz konusu eylemlerde de devam etti.

(Kaynak: Bianet)

Paylaşın

Yunanistan’dan AB’ye Mülteci Tepkisi: Akdeniz Ülkelerini Otoparkı Gibi Kullanıyor

Yunanistan Göç İşlerinden Sorumlu Bakan Notis Mitarachi, gazetecilere yaptığı açıklamada, Avrupa Birliği (AB) ülkelerini Ukraynalı mültecilerle diğer mülteciler arasında çifte standart uygulamakla suçladı. Bakan Mitarachi, Brüksel’i Akdeniz ülkelerini mülteci ‘otoparkı’ gibi kullanmakla itham etti.

Euronews Türkçe‘nin aktardığına göre, 27 ülkeden oluşan birlikte “dayanışma eksikliğinin” bulunduğunun altını çizen Bakan Mitarachi, bu eksikliğin göç kurallarının kapsamlı bir şekilde reforme edilmesi çabalarını engellendiğini söyledi.

Mitarachi, “Dayanışma konusunda ilerleme kaydedilmezse, önümüzdeki birkaç yıl içinde (yeni bir anlaşma) AB Konseyi’nden ya da kanun yapıcılardan geçemeyecektir” ifadelerini kullandı.

AB ülkeleri tarafından uluslararası koruma sağlanan mülteciler bloğun serbest dolaşım hükümlerinden tam olarak yararlanamıyor. Ancak Rus işgalinden kaçan Ukraynalılar daha az kısıtlamayla karşılaşıyor.

Bu durumun “adil olmadığının” altını çizen Bakan Mitarachi, “Ukrayna düzenlemesi, resmi olarak tanındıkları sürece tüm mülteciler için geçerli olmalı. Ne yazık ki AB bir noktada giriş ülkelerinin Avrupa’ya gelmek isteyen mülteciler için bir park yeri gibi kullanılmasına karar verdi” ifadelerini kullandı.

Gelecek yıl yeni bir göç anlaşması yapılmasını hedefleyen AB’de müzakereler, birçok Doğu Avrupa ülkesinin reddettiği yeniden yerleştirme kotalarından, önerilen gönüllü bir mekanizmaya doğru kaymış durumda.

Mültecilere üç yıllık bir bekleme süresinin ardından serbest dolaşım hakkı tanınabileceğine ilişkin bir öneriyi memnuniyetle karşılayacaklarını belirten Yunan Göç İşleri Bakanı, bununla birlikte yeniden yerleştirme konusunun önemli bir tıkanma noktası olmaya devam edebileceği konusunda uyardı.

Yunanistan 2015-16 yıllarında, çoğu Irak ve Suriye’deki savaşlardan kaçan yüz binlerce göçmen ve mültecinin AB’ye girişinde kilit bir geçiş noktasıydı. O zamandan bu yana sınırlarındaki kontrolleri artıran Atina yönetimi Türkiye ile olan kara sınırı boyunca çelik bir duvar inşa etti.

Paylaşın

NASA’nın DART Uzay Aracı, Dimorphos Asteroidine Tam İsabetle Çarptı

ABD Havacılık ve Uzay Ajansı’na (NASA) ait Çift Asteroid Yönlendirme Testi (DART), misyonu kapsamında fırlattığı uzay aracı, Dünyadan yaklaşık 11 milyon kilometre uzaktaki Dimorphos adlı bir asteroide tam isabetle çarptı.

Haber Merkezi / Çarpma anı ile birlikte DART aracının tüm sinyalleri de durdu. Çarpmanın amacı dünyanın potansiyel asteroit veya kuyruklu yıldız tehlikelerine karşı savunma teknolojisini test etmek.

Uzmanlar, bu görevle söz konusu gök cisminin yörüngesinin değişip değişmediğini anlamak için birkaç aylık bir süre gerektiğini belirtiliyor.

NASA, Dimorphos’un Dünya için herhangi bir tehlike oluşturmadığını ve bu denemenin de asteroidi bize doğru yönlendirmeyeceğini belirtti.

Dart’ın üzerindeki kamera, 160 metre genişliğindeki Dimorphos’a çarptığı ana kadar her saniye bir fotoğraf yolladı.

Gelecekteki potansiyel tehdit oluşturabilecek gök cisimlerini ölçümlemek ve önlemek için ilk defa gerçekleştirilen deneme amaçlı çarpışma, DART’ın üzerine yerleştirilen kamera ile Hubble, Webb ve Lucy teleskopları tarafından da kayda alınırken, çarpışmayı canlı takip edenler görüntüleri yaklaşık 45 saniye gecikmeli olarak seyredebildi.

Aynı zamanda Dart aracılığıyla taşınan ve birkaç gün önce uzaya bırakılan 14 kilogram ağırlığında, İtalya yapımı LiciaCube adlı bir nano uydu da uzay aracının Dimorphos’ta oluşturduğu krateri fotoğraflayacak.

LiciaCube’un çektiği fotoğraflar önümüzdeki günlerde dünyaya ulaşacak.

Uzmanlar gökyüzü araştırmaları ve istatistiksel analizler sayesinde Dünya’ya çarpması durumunda tüm yaşamı yok edebilecek asteroidlerin yüzde 95’inin tespit edildiğini ve bunların herhangi bir tehlike oluşturmadığını söylüyor.

Ancak insanlık üzerinde çok büyük etkileri olabilecek ve henüz tespit edilmemiş daha küçük asteroidler olabilir.

Dimorphos gibi bir asteroidin Dünya’ya çarpması durumunda 1 kilometre çapında ve yüzlerce metre derinliğinde bir krater oluşabilir ve bunun etkisi oldukça büyük olur.

Bundan dört yıl sonra Avrupa Uzay Ajansı’na ait üç uzay aracı, Hera adlı bir misyonla Didymos ve Dimorphos’ta takip çalışmaları gerçekleştirecek.

DART’ı geliştiren Maryland’deki Johns Hopkins Uygulamalı Fizik Laboratuvarı’ndan yönetilen planlı çarpışma sonrası, NASA yetkilisinin canlı yayında, “Bu, insanlığın bir gök cisminin rotasını değiştirmek üzere yaptığı ilk girişimdi.” şeklindeki sevinç ifadeleri duyuldu.

Başarılı deneme sonucu bir uzay aracının, yörüngesini yer tabanlı teleskoplar kullanılarak ölçülebilecek şekilde değiştirmek için kasıtlı olarak, hedeflenen bir asteroidle çarpışabileceği ispatlanmış oldu.

Paylaşın

Küresel Tahıl Stokları Son On Yılın En Düşük Seviyesinde!

Uluslararası Hububat Konseyi’nin derlediği rakamlara göre, 2022/23 mahsul yılının sonunda, dünyanın tampon mısır stokları beş yıl öncesine göre yüzde 28 geriledi. 80 gün yetecek miktara gerileyen mahsul 2010/2011 yıllarından bu yana en düşük seviyeyi gördü. 

Küresel çapta tahıl arzı ve mahsul verileri, dünyanın son yılların en düşük tahıl stokuna doğru ilerlediğini gösteriyor.

Amerika Birleşik Devletleri’nden (ABD) Fransa ve Çin’e, önemli tarım bölgelerinde yaşanan kötü hava koşulları hasattaki verimi düşürüyor. Ukrayna’da ihracatın yeniden başlamasına rağmen dünyanın en yoksul ülkelerinden bazılarında kıtlık riski de artmış durumda.

Ukrayna’nın bu yaz Karadeniz limanlarından sevkiyatlara yeniden başlaması ve ABD’li çiftçilerin büyük miktarlarda gerçekleştirdiği ekimler umutları artırmıştı.

Fakat dünyanın en büyük mısır üreticisi ABD’den son üç yılın en düşük mısır hasadının yapılacağının anlaşılması ve kuraklığın Avrupa hasadını da olumsuz etkilemesi bu umutları suya düşürdü.

Hükümetler arası bir kuruluş olan Uluslararası Hububat Konseyi’nin derlediği rakamlara göre, 2022/23 mahsul yılının sonunda, dünyanın tampon mısır stokları beş yıl öncesine göre yüzde 28 geriledi.

80 gün yetecek miktara gerileyen mahsul 2010/2011 yıllarından bu yana en düşük seviyeyi gördü.

Bu rakam, son küresel gıda krizinin yaşandığı 2012’de dünyanın sahip olduğundan daha az günlük mısır stoku anlamına geliyor. Uluslararası Hububat Konseyi de açıklamasında, dünya genelinde hasat edilmiş tüm tahıl stoklarının bu sene son sekiz yılın en düşük seviyesine ineceğini duyurdu.

Özellikle Güney Amerika’daki mevcut kurak hava koşullarının, ekim sezonunda da devam etmesi halinde küresel stokların daha da azalması söz konusu.

Dünyanın üç numaralı mısır ihracatçısı Arjantin’de kuru hava nedeniyle mahsul tahminleri şimdiden düşürülüyor.

Arjantin hükümeti, 2021/22 mısır sezonundaki 36 milyon tona kıyasla, önümüzdeki haftalarda ekilecek olan ürün ihracatını da başlangıçta 10 milyon tonla sınırladı.

Bu arada Çin’deki çiftçiler, mahsulleri tehdit eden kuraklıkla boğuşurken, Hindistan kötü hava koşulları nedeniyle pirinç ihracatını sınırladı.

Strategie Grains danışmanlık şirketi, üretiminin son 15 yılın en düşük seviyesine inmesini beklediği Avrupa Birliği’nin (AB) Ukrayna’dan yaptığı ithalatı yaklaşık yüzde 30 artırarak 10,4 milyon tona çıkarmak zorunda kalacağını açıkladı.

Avrupa’nın daha büyük ithalat talebi, kuraklıktan etkilenen Afrika Boynuzu gibi yerler için daha az talep anlamına geliyor. Birleşmiş Milletler’e (BM) göre, Afrika Boynuzu’nu etkisi altına alan şiddetli kuraklık nedeniyle yarım milyon Somalili çocuk bu yüzyılın en kötü kıtlığında açlıkla karşı karşıya.

“Ukrayna’nın mevcut açığı kapatması boş bir umut”

Ukrayna’nın mısır ve buğday ihracatı, BM’nin Rusya ile vardığı anlaşmanın savaşın başlamasından bu yana abluka altında tutulan limanlardan sevkiyatların yeniden başlamasına izin vermesinden bu yana artış gösterdi.

Ancak Ukrayna’nın, özellikle de savaşın uzaması halinde ne kadar ihracat yapabileceği henüz belli değil.

Washington merkezli tarımsal danışmanlık şirketi World Perspectives’in başkanı Gary Blumenthal, “Ukrayna’nın arz ve talepteki mevcut açığı kapatacağına dair boş bir umut bulunuyor” dedi.

Resmi tahminlere göre, Rusya’nın işgalinin ardından Ukrayna’nın 2021’de 42,1 milyon ton olan mısır hasadının 2022’de 25 ila 27 milyon tona düşmesi bekleniyor.

Ayrıca savaşla ilgili uygulanan yaptırımlar nedeniyle Rusya’nın rekor büyüklükte olması beklenen buğday mahsulünün ambarlarda kalacağı düşünülüyor.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

Küba, Eşcinsel Evliliğe ‘Evet’ Dedi

Küba Yüksek Seçim Kurulu, yaptığı açıklamada, Kübalıların eşcinsel evlilik ve evlat edinmenin yasallaştırılması, taşıyıcı gebeliklere izin verilmesi ve biyolojik olmayan anne-babalara daha fazla hak verilmesi doğrultusunda için oy kullandığını söyledi.

Küba Komünist Partisi’nin organı Granma, Yüksek Seçim Kurulu (CEN) Başkanı Alina Balseiro’nun devlet televizyonunda yaptığı açıklamada, hafta sonu düzenlenen referandumun ilk sonuçlarının “geri dönüşü olmayan bir eğilim” gösterdiğini ve yüzde 66,9’a yüzde 33,1 çoğunlukla yasa tasarısı lehinde sonuçlandığını söylediğini bildirdi. Balseiro “Aile Yasası halk tarafından onaylandı” dedi.

Pazar sabahı 07:00’de başlayan halk oylamasında kayıtlı yaklaşık 8,5 milyon Kübalı’nın yüzde 68,91’i 23 binden fazla sandıkta oy kullandı. Ulusal Seçim Konseyi Başkanı (CEN) Alina Balseiro, halk oylamasında yaklaşık 200 bin görevlinin bin 400’den fazla yönetici ve 28 bin yardımcının görev aldığını açıkladı.

Küba Komünist Partisi liderleri, onlarca yıllık ayrımcılığı sona erdiren ülke çapında bir referandum sonucunu alkışlarken Katolik ve Evanjelik kiliselere bağlı muhafazakar Hıristiyanlar yasaya karşı çıktı.

Küba Devlet Başkanlığı tarafından Twitter’da yayınlanan bir videoda Küba Devlet Başkanı Miguel Diaz-Canel’in referandumun sonucu hakkında bilgilendirildiği zaman alkışladığı görüldü.

Yasalaşma süreci 

Yasa paketi, eşcinsel evliliklerin ve birlikte yaşamanın yasallaştırılması, eşcinsel çiftlerin evlat edinmesine izin verilmesi ve kadın ve erkek arasında ev içi hak ve sorumlulukların eşit paylaşımını teşvik de dahil olmak üzere 400’den fazla madde içeriyor.

Kanun 25 taslak, yaklaşık 80 bin belediye meclisi toplantısı ve halktan gelen 300 bin önerinin değerlendirilmesiyle biçilendi ve  milyonlarca Kübalıyı sandık başına çekti.

Başkan Diaz-Canel, oylamayla ilgili olarak habericlerin sorularını yanıtlarken “İnsanlarımızın çoğu yasa lehinde oy kullanacak, ancak yine de toplumumuzun bir bütün olarak anlamadığı sorunları var” dedi.

Eşcinselliğe yönelik resmi tutum, onlarca yıl süren baskıların ardından son 20 yılda önemli ölçüde değişti. 2019’da hükümet, eşcinsel evliliği  yeni Küba anayasasına içermeye gayret etmekle birlikte kiliseden gelen eleştirilerin ardından geri adım atmıştı. Katolik Piskoposlar Konferansı bu kez de yeni yasaya karşı olduğunu açıkladı.

(Kaynak: Bianet)

Paylaşın

İran’daki Protestoların Simgesi Haline Gelen Kadın: Ölmedim, Hayattayım

İran’da 22 yaşındaki Mahsa Amini’nin ölümü sonrası başlayan protestoların simge isimlerinden kadın, ölmediğini hayata olduğunu ve Hedis ve Mahsa uğruna savaştığını söyledi.

Mahsa Amini’nin “başörtüsü kurallarına uymadığı” gerekçesiyle gözaltına alındıktan sonra ölmesiyle yoğunlaşan protestolardan gelen bir haber, yalan çıktı. Saçlarını bağlayarak protestolara katılan kadın videosunda yer alan kişinin 20 yaşındaki Hedis Necefi olduğu iddia ediliyordu.

Ancak BBC Farsça’ya bağlanan bir kadın, yayılarak viralleşen videodaki kişinin Necefi değil, kendisi olduğunu söyledi. Protestocu, gönderdiği yeni bir videoda aynı hareketi tekrarladı ve “Hedis ve Mahsa uğruna savaşıyorum” dedi.

Bu videoyla İran’daki kadınlara sokaklara çıkmaları için cesaret vermeye çalıştığını vurgulayan eylemci, öldüğünü öne süren yalan haberlerin göstericileri korkutmasından çekindiğini ifade etti.

ABD’de yaşayan İranlı gazeteci Masih Alinejad gibi pek çok muhalifin, videodaki kişinin Hedis Necefi olduğunu belirten paylaşımlar yapması üzerine bazı basın kuruluşları bu yalan haberi yaymıştı.

Diğer yandan videoda yer almadığı artık netleşse de Hedis Necefi’nin öldüğü de kesinleşmiş durumda. 21 Eylül’deki gösteriler sırasında Kerec ilçesinde güvenlik güçlerinin ateş açması sonucu vücudunun çeşitli yerlerinden yaralanan 20 yaşındaki Hedis Necefi, ilçedeki Kaim Hastanesi’ne kaldırıldıktan sonra hayatını kaybetti.

İran’da kadınlara nasıl muamele yapılıyor?

İran, Afganistan’daki Taliban rejimi dışında kamusal alanda başörtüsü takmayı zorlayan tek ülke.

İranlı kadınların eğitime tam erişimi var, ev dışında çalışıyor ve kamu görevlerinde bulunuyorlar. Ancak, başörtüsü takmanın yanı sıra uzun, bol elbiseler de dahil olmak üzere halka açık yerlerde “mütevazı” giyinmeleri gerekiyor. Evli olmayan erkek ve kadınların birbirine yakın durması ve teması yasak.

1979 İslam Devrimi’nden sonraki günlere dayanan kurallar, “devletin her kademesinde yolsuzluk ve rüşvet gibi durumların aleniyet kazandığı ülkede” ahlak polisi tarafından uygulanıyor.

Resmi olarak Rehberlik Devriyesi olarak bilinen bu birimler, halka açık alanlarda geziyor ve hem erkeklerden hem de kadınlardan oluşuyor.

Uygulama, bir noktada ahlak polisini aşırı saldırgan olmakla suçlayan ve nispeten ılımlı olan eski Cumhurbaşkanı Hassan Ruhani döneminde yumuşatıldı. 2017 yılında kadınların kıyafet kurallarını ihlal ettikleri için tutuklanmayacağı sadece uyarılacağı açıklandı.

Ancak geçen yıl seçilen sert görüşlü Reisi yönetiminde, ahlak polisinin ajanları farklı bir uygulamaya geçti.

BM insan hakları ofisi, son aylarda genç kadınların yüzlerine tokat atıldığını, coplarla dövüldüklerini ve polis araçlarına alındıklarını söylüyor.

Paylaşın

Yakalanmaktan Paçayı Kurtaran Fok, Karakola ‘Teslim Oldu’

Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) Massachusetts eyaletinde ilginç bir olay yaşandı. Eyalette yer alan bir gölette gezinen ve yakalanmaktan paçayı kurtaran fok, karakola giderek “teslim oldu”. Shoe Göleti’ne girdiği için Shoebert adı verilen boz fok, cuma günü yakalandı.

Hayvan ilk kez iki hafta önce Beverly’deki gölette görüldü. Fokun denizden nehir ve drenaj boruları sayesinde gölete geldiği düşünülüyor.

Hızla bölge sakinlerinin gözdesi olan fok için göletten uzak durulması istendi: Shoebert çok sevimli ama yine de yabani bir hayvan ve boş alana ihtiyacı var.

Bununla birlikte hayvanı yakalamak için itfaiyeciler ve yaban hayatı uzmanları 22 Eylül’de bir operasyon düzenledi. Ancak tekne ve dev ağlarla yapılan birkaç saatlik çalışma başarısız oldu.

Shobert bir sonraki gün göletten çıkıp bir otoparkın içinden geçerek Beverly Polis Teşkilatı binasının yanına geldi ve “teslim oldu.”

Polis tarafından yapılan açıklamada, Shobert’ün “yardım için karakola geldiği” ifade edildi. Yaban hayatı uzmanları, itfaiyeciler ve “gece vardiyasındaki bütün polisler”, hayvanla ilgilendi.

Sağlık durumunun iyi olduğu açıklanan boz fok, Connecticut eyaletindeki Mystic Aquarium’a gönderildi. Akvaryumun hayvan kurtarmak programının müdürü Sarah Callan, Shobert’ün muayene edileceğini ve daha sonra doğaya salınacağını bildirdi:

Tipik enerjik, 4 yaşındaki bir boz fok gibi davranıyor. Shoebert’ü diğer fokların yakınında, sessiz ve tenha bir yere bırakmayı planlıyoruz.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın