Uzak Doğu’da Gerilim Tırmanıyor: Kuzey Kore’den Yeni Füze Denemesi

Kuzey Kore, uluslararası yaptırımlara rağmen füze denemelerine devam ediyor. Pyongyang, bir hafta içinde onuncu füze denemesini gerçekleştirdi. Kuzey Kore, bu sabah iki balistik füze daha fırlattı.

ABD ve Güney Kore’nin birlikte devam ettikleri askeri tatbikatlara cevaben yapıldığını açıklayan Kuzey Kore, salı günü Japonya üzerinden Pasifik Okyanusu’na orta menzilli bir balistik füze denemesi yapmış, bu Japonya’nın kuzeyinde büyük panik yaratmıştı.

Bunun üzerine ABD ve Güney Kore dün dört kısa menzilli füzenin Japon Denizi’ndeki hedefleri başarıyla vurduğunu söyledi.

Ancak Güney Kore yapımı daha uzun menzilli bir füze denemesi başarısız oldu.

Yetkililer bu tatbikatın, “Pyongyang’dan yapılan provokasyonları” durdurmak için yapıldığını ekledi.

Pyongyang’ın 5 yıl aradan sonra Japonya üzerinden yaptığı attığı füze nedeniyle, ABD’nin çağrısı üzerine Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi acil olarak toplandı.

Toplantıda ABD; Rusya ve Çin’i, Kuzey Kore’yi daha sert yaptırımlardan korumaya çalışmakla suçladı.

Çin ve Rus delegasyonları ise, diyaloğun cezadan daha iyi olduğunu savundu.

İki aydır ABD, Güney Kore ve Japonya, olası bir Kuzey Kore saldırısını önleme ve yenme amacıyla bir dizi ortak askeri tatbikat yapıyor.

Kuzey Kore lideri Kim Jong-un ise bu tatbikatları bir savaş hazırlığı olarak görüyor. Pyongyang’dan yapılan açıklamada ABD, “Kore yarımadasındaki askeri tansiyonu artırmakla” suçlandı.

Askeri tatbikatları sürdüren ABD ise, yasaklanmış füze denemeleri ile “güvenlik tatbikatlarının” eş değer olmadığını belirtti.

ABD ayrıca USS Ronald Reagan uçak gemisini de Kore yarımadası yakınına konuşlandırdı.

Güney Kore ve Japonya, Kuzey Kore’nin bugünkü füze denemelerinden ilkinin sabah 06:00 civarında yapıldığını; yaklaşık 350 km yol kat eden füzenin maksimum 100 km irtifada seyrettiğini belirtti.

Menzili yaklaşık 800 km olan ikinci füze de yaklaşık 50 km irtifada seyretti.

Bölgedeki son hareketlenme, Kuzey Kore’nin sonunda nükleer silah denemesi yaptığı 2017 yılında yaşananları hatırlatıyor.

O dönemde de Kuzey Kore, Japonya üzerinden iki füze denemesi yapmıştı ve Pyongyang ile Washington arasında bir diyalog yoktu.

Nükleer silah tehlikesi

Uydu görüntüleri Kuzey Kore’nin nükleer silah deneme sahalarındaki tünelleri de yenilediğini gösteriyor.

Pyongyang 2018’de, eski ABD Başkanı Donald Trump döneminde kısa süreli olarak yaşanan diyalog sırasında, buraları yıktıklarını iddia etmişti.

Buna ek olarak Kuzey Kore geçen ay da nükleer kanunlarında değişikliğe gitti ve Kim Jong-un ülkenin “tartışılmaz şekilde nükleer güç” olduğuna dair kanunu imzaladı.

Tüm bu gelişmeler Kuzey Kore’nin 7. nükleer denemesini yapacağı endişelerini beraberinde getiriyor.

Uzmanlar bu denemenin, bu ay sonunda Çin’de yapılacak Komünist Parti Kongresi ile Kasım ayı başında ABD’deki ara seçimler arasında kalan 3 haftalık süreçte yığılabileceğini tahmin ediyor.

Kuzey Kore’nin son füze denemeleri:

  • 25 Eylül, Pazar: Bir ABD donanma gemisinin Kore yarımadası çevresindeki sulara ulaşmasının ertesi günü, kısa menzilli ilk füze denemesi yapıldı. Mesafe: 600 km/ Yükseklik: 60 km
  • 28 Eylül, Çarşamba: ABD Başkan Yardımcısı Kamala Harris’in Seul’u ziyareti öncesi iki kısa menzilli füze fırlatıldı. Mesafe: 360 km/ Yükseklik: 30 km
  • 29 Eylül, Perşembe: Harris’in Güney Kore’den ayrılması sonrası iki kısa menzilli füze denemesi daha yapıldı. Mesafe: 300 km/ Yükseklik: 50 km
  • 1 Ekim, Cumartesi: ABD, Japonya, Güney Kore ortak askeri tatbikatları sürerken iki kısa menzilli füze daha fırlattı. Mesafe: 400 km / Yükseklik: 50 km
  • 4 Ekim, Salı: Orta menzilli balistik füzeyi Japonya üzerinden fırlattı. Mesafe: 4500 m/ Yükseklik 2800 km
  • 6 Ekim, Perşembe: İki kısa menzilli füze daha fırlatıldı. Mesafe: 800 km/ Yükseklik: 50 km

(Kaynak: BBC Türkçe)

Paylaşın

Avrupa Birliği, Rusya’ya Yönelik 8. Yaptırım Paketinde Anlaştı

Avrupa Birliği (AB) dönem Başkanı Çekya, üye ülke büyükelçilerinin Rusya’ya yönelik yeni yaptırımlarda siyasi anlaşma sağladıkları duyuruldu. Yaptırımların Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Ukrayna’nın bazı bölgelerini ilhakına karşı “güçlü bir yanıt” olduğu kaydedildi.

Bianet’te yer alan habere göre, Rusya’nın komşusu Ukrayna’yı işgaliyle başlayan savaş, devam ederken Avrupa Birliği (AB) Rusya’ya yönelik sekizinci yaptırım paketinde anlaşmaya vardı.

AB dönem Başkanı Çekya’nın resmi sosyal medya hesabından konuyla ilgili yapılan paylaşımda, üye ülke büyükelçilerinin Rusya’ya yönelik yeni yaptırımlarda siyasi anlaşma sağladıkları duyuruldu.

Paylaşımda, yaptırımların Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Ukrayna’nın bazı bölgelerini ilhakına karşı “güçlü bir yanıt” olduğu kaydedildi.

Açıklamaya göre, sekizinci yaptırım paketi, yazılı olarak onaylandıktan sonra AB Resmi Gazetesi’nde yayımlanarak yürürlüğe girecek.

“Hızlı ve kararlı hareket ettik”

AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen de konuyla ilgili sosyal medya hesabından, “Bugün üye ülkelerin 8. yaptırım paketi üzerinde anlaşmasını memnuniyetle karşılıyorum” paylaşımında bulundu.

Hızlı ve kararlı bir şekilde hareket ettiklerini kaydeden von der Leyen, “Putin’in düzmece referandumunu ve Ukrayna’da herhangi bir ilhakı asla kabul etmeyeceğiz” ifadesini kullandı. Von der Leyen, “Kremlin’e bedel ödetmeye devam edeceklerini” söyledi.

AB Komisyonu, 28 Eylül’de Rusya’ya karşı ticaret yasakları ve Rusya petrolüne tavan fiyat uygulamasını da içeren yeni yaptırım paketini teklif etmişti. AB üyesi 27 ülke tarafından onaylanması gereken yeni yaptırım paketi kapsamında, bazı kişi ve kuruluşlar yaptırım listesine eklenecek, ayrıca ticaret ve petrol ithalatında da bazı kısıtlamalar getirilecekti.

Pakette, Rusya petrolünün üçüncü ülkelere satışına tavan fiyat getirilmesi yer alıyordu. Anlaşma sağlanan paketin bütün içeriği ise henüz paylaşılmadı.

Putin, ilhak yasa tasarılarını imzaladı

Kremlin Sarayı’ndan yapılan açıklamaya göre, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin de Ukrayna’nın Donetsk, Luhansk, Herson ve Zaporijya bölgelerinin Rusya tarafından ilhak edilmesine ilişkin yasaları imzaladı.

Söz konusu bölgelerin Rusya’ya bağlanmasını öngören yasalara göre, bu bölgelerde yaşayanlar Rusya vatandaşı kabul edilecek. Putin, imzaladığı kararnamelerle, bölgelere geçici başkan ve vali de atadı.

Ne olmuştu?

Putin, Ukrayna’nın doğusundaki Donbas bölgesindeki Donestk ve Luhansk’ta Rusya yanlısı ayrılıkçıların bağımsızlık ilanını Şubat ayında tanımış, kısa bir süre sonra, 24 Şubat 2022’de Rusya güçleri Ukrayna’yı işgal etmişti.

Dört bölgede düzenlenen ve başta Avrupa Birliği (AB) ve ABD olmak üzere, Türkiye ve İsrail de dahil pek çok ülkenin sonuçlarını tanımayacağını açıkladığı referandumlarda, Donetsk’te kullanılan oyların yüzde 99.23’ü, Luhansk’taki oyların yüzde 98.42’si, Herson’daki oyların yüzde 87.05’i, Zaporojya’daki oyların yüzde 93.11’i Rusya’ya bağlanma yönünde olmuştu.

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski, Putin’in ilhak anlaşmalarını imzalamasının ardından NATO’ya başvuru yapacaklarını açıklamış, ABD Rusya’ya yeni yaptırımlar uygulayacaklarını duyurmuştu.

Paylaşın

Uluslararası Af Örgütü: İran’da Bağımsız Ve Tarafsız Soruşturma İmkansız

Uluslararası Af Örgütü, İran’da ‘tesettüre uygun olmayan’ giyimi gerekçesiyle gözaltına alındıktan öldürülen 22 yaşındaki Mahsa Amini’yle ilgili cezasızlık politikasına dair açıklama yayınladı.

Açıklamada, “Yetkilileri sorumluluktan muaf tutan resmi açıklamalar, delillerin gizlemesi ve Amini’nin ailesine yönelik tehditleriyle birlikte düşünüldüğünde, İran’da bağımsız ve tarafsız bir soruşturma yürütülmesinin imkansızlığını” ifade edildi.

“Yetkililerin Mahsa Amini’nin ölümüne ilişkin kapsamlı ve yeterli bir soruşturma yapmayı reddetmesi, gözaltında ölümler dahil olmak üzere İran yetkilileri tarafından işlenen uluslararası hukuk suçları ve diğer ciddi insan hakları ihlalleri konusunda uzun zamandır süregelen cezasızlık politikasıyla bağdaşıyor.”

İçişleri Bakanı: Darp ve beyin kanaması yok

Af Örgütü açıklamasında, Amini’nin ölümünün ardından işletilen cezasızlık sürecini aktardı:

“İran İçişleri Bakanı Ahmed Vahidi, Amini’nin ölümüne ilişkin soruşturmadaki son gelişmeler hakkında 24 Eylül 2022’de yayımlanan bir röportajında şunları söyledi: ‘Çeşitli soruşturmaların sonuçları, dövülmediğini ve kafatasında kırık olmadığını gösterdi. Bu soruşturmada iki husus var. Birincisi, merhumenin dayağa maruz kaldığı iddialarının doğru olup olmadığını araştırmak zorundaydık. Kamera görüntülerinin incelenmesi ve Kasra Hastanesi ile Adli Tıp Kurumu’nun verdiği raporların değerlendirilmesinin ardından, herhangi bir darp veya beyin kanaması belirtisi olmadığı tespit edildi. Adli Tıp Kurumu’ndan yapılan resmi açıklamaya göre kafatasında kırık veya iç organlarda ezilme söz konusu değildi. Bir diğer husus ise ölüm nedeni; bunun için de Adli Tıp Kurumu’nun nihai kanaatini beklememiz gerekiyor.’

“Vahidi, Amini’nin gözaltında işkence gördüğü iddialarını yayan kişilerin ‘sorumsuz, bilgisiz ve önyargılı bir tutum sergilediğini ve Birleşik Devletler ve Avrupa ülkelerinin yanı sıra münafıklar gibi karşı devrimci ve terörist gruplarla işbirliği yaptığını’ öne sürdü.”

Af Örgütü bu ve benzer açıklamaların, görgü tanıklarının baskı altına alındığı yönünde endişe uyandırdığını belirtti.

Polis teşkilatı: Polis kabahat işlemedi

Tahran’da polis teşkilatının başkanı Hüseyin Rahimi de basına yaptığı açıklamalarda, henüz soruşturmalar sonuçlanmadan yetkililerin sorumluluğunu reddeden ifadeler kullandı: “Bu olay talihsiz bir olaydır ve umarım bir daha böyle bir duruma tanık olmayız. Ölüm sebebiyle ilgili internette paylaşılan tüm açıklamalar tamamıyla asılsızdır… İnsanlardan söylentilere kulak asmamalarını istiyoruz… Bu vakada polis hiçbir kabahat işlemedi.”

Aile, kamera görüntülerine ulaşamadı

Uluslararası Af Örgütü, yetkililerin, Mahsa Amini’nin neden ve hangi koşullarda öldüğünün belirlenmesinde önemli rol oynayabilecek video görüntüleri ile sağlık ve adli tıp kayıtlarını da içeren delilleri gizlediğinden endişe duyduğunu da açıkladı:

“Amini’nin ölümünün soruşturulması için kamuya çağrı yapan yakınları, ailenin polis aracı içindeki ve Vozara gözaltı merkezindeki güvenlik kamerası görüntüleri ile Amini’yi gözaltına alan “ahlak polisi” üyelerinin vücut kameralarındaki görüntülere erişebilmesi ve bu görüntüleri inceleyebilmesi için talepte bulundu ancak bu talepler sonuçsuz kaldı.”

Açıklamada, ailenin kamera görüntülerine ulaşmak için bulunduğu talebin karşılıksız kaldığı belirtildi.

Tıbbi kayıtlar ve otopsi raporu

Af Örgütü, “Yetkililer, Mahsa Amini’nin ailesine tıbbi kayıtlarını ve otopsi raporunu da eksiksiz olarak teslim etmeyi reddetti” dedi:

“19 Eylül 2022’de, İran dışından yayın yapan bağımsız haber kuruluşu Iran International, Kasra Hastanesi’nden sızdığını açıkladığı, Mahsa Amini’nin üst gövde ve beyin tomografisinden alınmış çok sayıda kesiti yayımladı. Buna karşılık, devlete bağlı Fars Haber Ajansı kısa bir süre içinde tomografi kesitlerinin Mahsa Amini’ye ait olduğunu doğrulayan bir rapor yayımladı; fakat haber kuruluşunun danıştığı sağlık uzmanlarının yaptığı incelemeye göre kesitlerin, Amini’nin beyninde herhangi bir travma olmadığını ve daha ziyade Amini’nin daha önce beyin tümörü ameliyatı geçirdiğini gösterdiğini iddia etti.”

21 Eylül 2022’de, Tahran Adli Tıp Kurumu, Mahsa Amini’nin ölümüne ilişkin ön bulgularını yayımladı. Tahran Adli Tıp Kurumu Başkanı Mehdi Faruzeş, “Fiziksel inceleme ve otopsi sonuçlarına göre, baş ve yüzde yaralanma veya göz çevresinde morluk ya da kafatası tabanında kırık izlenmedi. Gövde ve batın otopsisinde, iç organlarda herhangi bir kanama, ezilme veya yırtılma gözlemlenmedi” şeklinde bir açıklama yaptı.

Yetkililer, Amini’nin ailesine otopsi raporunun bir kopyasını veya Adli Tıp Kurumu’nun ön bulgularını vermedi.

Aileye tehditler

Af Örgütü’nün açıklamasına göre, 16 Eylül 2022’de Amini’nin annesi basına yaptığı açıklamada, “Bunu kızıma onlar [yetkililer] yaptı. Bizi basına konuşmamamız ve sessiz olmamız için uyardılar. Güvenlik ajanları çevremizi sardı. Masum birine bunu neden yaptıklarını açıklamak zorundalar. [Kızım] bunu hak etmemişti” dedi.

“Yetkililer Amini’nin ölümüyle sonuçlanan olaylar hakkında devletin açıkladığından farklı açıklamalarda bulunan herkesin yargılanacağı uyarısında bulundu.

“İran İçişleri Bakanı’nın Amini’nin ölümüne ilişkin soruşturmaya başkanlık etmesi için atadığı İçişleri Bakanı Güvenlik ve Kolluk İşleri Yardımcısı Mecid Mirahmedi 18 Eylül 2022’de yaptığı bir açıklamada, ‘Toplumun psikolojik güvenliğini bozan, yalan haberler yayan ve halkın kafasını karıştıran herkes iddialarıyla ilgili savunma vermek zorundadır çünkü bu eylemler suçtur’ diye konuştu.”

(Kaynak: Bianet)

Paylaşın

Uzak Doğu’da Sular Isınıyor; ABD’den Kuzey Kore’ye Mesaj

Kuzey Kore, 3 Ekim 2022’de beş yılın ardından ilk defa Japonya toprakları üzerinden balistik füze denemesi yaptı. Güney Kore ve Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ise, Japon Denizi’ne fırlattıkları füzelerle yanıt verdi.

Kuzey Kore’nin balistik füze denemesine Güney Kore ve Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Japon Denizi’ne fırlattıkları füzelerle yanıt verdi.

ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) Sözcüsü Patrick Ryder, Kuzey Kore’nin Japonya hava sahasını aşan uzun menzilli balistik füze denemesi yapmasını kınayarak ABD’nin “bu denemeye yanıt olarak Japonya ve Güney Kore ile bölgede ayrı ayrı askeri tatbikat yaptığını” açıkladı.

Günlük basın toplantısında bölgedeki gelişmeleri değerlendiren Patrick Ryder, “Birleşik Devletler, Kuzey Kore’yi daha faza istikrarsızlaştırıcı ve yasadışı faaliyetlerden kaçınmaya çağırıyor” dedi.

Ryder, Pyonyang’ın füze denemesine yanıt olarak ABD Deniz Piyadeleri ile Japonya Savunma Kuvvetleri’nin Japon Denizi’nde tatbikat yaptığı bilgisini paylaştı. Sözcü, eş zamanlı olarak ABD Hint-Pasifik Kuvvetleri’nin de Güney Kore ile Batı Çin Denizi’nde tatbikat yaptığını aktardı.

“Kuzey Kore’ye mesaj”

Ryder, özetle şu açıklamada bulundu:

“Bu angajmanlar, caydırıcılık ve dinamik saldırı yeteneklerimizi sergilerken, uluslarımızın birlikte çalışabilirliğini göstermek için yapıldı.

“Bunlara ek olarak gün içinde (Savunma) Bakan [Lloyd] Austin, Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti programlarının oluşturduğu tehditleri tartışmak ve sonuçlarını ele almak üzere Japonya ve Kore Cumhuriyeti’ndeki meslektaşlarıyla görüştü.

“Bakanlar, dünkü füze denemesinin BM Güvenlik Konseyi kararlarının açık bir ihlali olduğu ve bölgesel barış ve güvenliği tehdit ettiğinde hemfikirler.”

Bölgede yapılan tatbikatların bir gövde gösterisi olup olmadığına ilişkin soruya yanıt veren Ryder, bu tatbikatların “Kuzey Kore’ye de ABD’nin, Japonya ve Güney Kore’nin yanında olduğu ve her türlü tehdide karşı birlikte hareket ettiği konusunda mesaj gönderdiğini” söyledi.

Güney Kore’nin uzun menzilli füzesi başarısız oldu

Öte yandan, Kuzey Kore’nin dünkü (4 Eylül) balistik füze denemesi karşısında Güney Kore’nin fırlattığı füzelerle ilgili bilgi veren Güney Kore ordusundan yetkililer, “dört kısa menzilli füzenin Japon Denizi’ndeki hedeflere başarıyla atıldığını” söyledi.

BBC Türkçe’nin haberine göre, Güney Kore yapımı daha uzun menzilli bir füze denemesi başarısız oldu.

Atıldıktan kısa bir süre sonra düşen füze, herhangi bir can kaybı ya da yaralanmaya neden olmadı.

Yetkililer bu tatbikatın, “Pyongyang’dan yapılan provokasyonları” durdurmak için yapıldığını ekledi.

Kuzey Kore’den 5 yıl sonra ilk deneme

Kuzey Kore, 3 Ekim 2022’de beş yılın ardından ilk defa Japonya toprakları üzerinden balistik füze denemesi yapmıştı.

Japonya Savunma Bakanı Hamada Yasukazu, konuyla ilgili bir açıklama yaparak 1000 kilometre irtifaya ulaşan balistik füzenin Japonya’nın üzerinde yaklaşık 1 dakika havada yol aldığını açıklamıştı.

Hamada, ülkenin kuzeydoğusundan geçerek yaklaşık 4 bin 600 kilometre seyreden füzenin, Japonya’nın 3 bin 200 kilometre doğusuna Pasifik Okyanusu’na (Büyük Okyanus) düştüğünü kaydetmişti.

Kuzey Kore’nin balistik füze denemesi hakkında, Japonya hükümeti de yerel saatle sabah 07:29’da “Kuzey Kore’nin bir füze fırlatmış olduğu görülüyor. Lütfen sığınaklara saklanın” uyarısında bulunan bir açıklama yapmış, Güvenlik Konseyi’ni de toplantıya çağırmıştı.

Paylaşın

İran’da Mahsa Amini Protestolara Lise Öğrencileri De Katıldı

İran’da ‘tesettüre uygun olmayan’ giyimi gerekçesiyle gözaltına alındıktan sonra hayatını kaybeden 22 yaşındaki Mahsa Amini’nin ölümü sonrası başlayan protestolar lise öğrencileri de katıldı. 

BBC’nin doğruladığı videolarda okul üniformaları içindeki liseli öğrencilerin başörtülerini çıkararak salladıkları ve dini yetkililer aleyhinde sloganlar attıkları görülüyor.

Kerec’de kaydedilen başka bir videoda da başörtülerini çıkaran kız öğrenciler yerel yetkili olduğu sanılan bir kişiyi, arkasından su şişeleri atarak ve “Utanmaz” diye bağırarak okul binasından dışarı çıkarıyor.

Yine Karaj’da çekilen bir videoda da öğrencilerin “Eğer birleşmezsek bizi teker teker öldürecekler” dediği duyuluyor.

Ülkenin güneyindeki Şiraz kentinde ise onlarca kız öğrenci bir ana yolu trafiğe kapayarak başörtülerini salladı ve “Diktatöre Ölüm” sloganları attı. Ülkede siyasi konulardaki son sözü dini lider Ayetullah Ali Hamaney söylüyor.

Bugün başkent Tahran’la ülkenin kuzey batısındaki Sakkız ve Sanandaj kentlerinde de lise öğrencilerinin benzer eylemler yaptıkları haberleri geliyor.

Bazı öğrenciler başörtüsüz fotoğraflarınırken bazı öğrencilerin Hamaney’in portresine el hareketi yaptıkları görülüyor.

İran’ın dini lideri Ayetullah Ali Hamaney, dün ülkenin her yerine yayılan protestoların arkasında ABD ve İsrail’in olduğunu savunmuştu.

Hamaney, “Bu isyan ve güvensizlik ortamı yurt dışındaki bazı İranlı hainlerin yardımıyla Amerika, işgalci sahte siyonist rejim ve onların paralı ajanları tarafından planlandı” demişti.

Mahsa Amini 13 Eylül’de İran’ın kuzey batısındaki Kürdistan eyaletine bağlı Sakız kentinden Tahran’a gelmiş ve başörtüsünü kurallara uygun takmadığı gerekçesiyle gözaltına alınmıştı.

Amini’nin polis tarafından ağır şekilde darp edildiği ve aldığı yaralar sonucu öldüğü iddia ediliyor.

Polis ise Amini’nin kalp krizinden öldüğünü savunuyor. Protestolar, geçen yıllarda yaşananların aksine ülkenin tüm kentlerine yayıldı.

Yurt dışında birçok yerde de İranlı kadınlara destek gösterileri yapılıyor.

(Kaynak: BBC Türkçe)

Paylaşın

Göç Örgütü: Akdeniz’de 9 Yılda 25 Bin Göçmen Hayatını Kaybetti

Birleşmiş Milletler (BM) Uluslararası Göç Örgütü (IOM) Akdeniz şubesi, 9 yılda Akdeniz üzerinden Avrupa’ya ulaşmaya çalışırken hayatını kaybeden mültecilerin sayısının yaklaşık 25 bin olduğunu açıkladı.

IOM, BM Mülteciler Yüksek Komiserliği (BMMYK), BM Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF) gibi uluslararası kuruluşların verilerine göre, söz konusu olaydan bu yana ölen yaklaşık 25 bin mülteciden 20 bini Orta Akdeniz güzergahındaki kazalarda yaşamını yitirdi.

İtalya’nın Lampedusa adası açıklarında bir mülteci teknesinin 3 Ekim 2013’te alabora olmasının üzerinden dokuz yıl geçti. Söz konusu olayda aralarında dokuz çocuğun da olduğu 368 mülteci hayatını kaybetmişti.

O günden bu güne geçen sürede yaklaşık 25 bin mülteci daha Akdeniz üzerinden Avrupa’ya ulaşmaya çalışırken yaşamını yitirdi.

Birleşmiş Milletler Uluslararası Göç Örgütü (IOM) Akdeniz şubesi, yaptığı açıklamada, Lampedusa’daki olayın üstünden geçen 9 yılda hayatını kaybeden mültecilerin sayısının yaklaşık 25 bin olduğunu açıkladı.

IOM, BM Mülteciler Yüksek Komiserliği (BMMYK), BM Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF) gibi uluslararası kuruluşların verilerine göre, söz konusu olaydan bu yana ölen yaklaşık 25 bin mülteciden 20 bini Orta Akdeniz güzergahındaki kazalarda yaşamını yitirdi.

IOM’un paylaştığı interaktif haritaya göre, 4 Ekim 2022 itibariyle bu yıl bin 823 mülteci Akdeniz’i geçmeye çalışırken öldü veya kayboldu.

Bu kişilerden bin 88’i Orta Afrika’da, 350’si Batı Afrika açıklarında, 236’sı Doğu Akdeniz’de, 149’u Batı Akdeniz’de kayboldu ya da yaşamını yitirdi.

Kayıpların sayısı, 2021’de 3 bin 188 iken, 2020’de 2 bin 326, 2019’da 2 bin 87, 2018’de 2 bin 380, 2017’de 3 bin 140 ve 2016’da 5 bin 305’ti.

Diğer yandan, İtalya İçişleri Bakanlığı’nın paylaştığı verilere göre, 1 Ocak – 3 Ekim 2022 tarihleri arasında İtalya’ya deniz üzerinden ulaşan mültecilerin sayısı 72 bin 252 olarak kayıtlara geçmişti. Geçen yıl aynı dönemde bu sayı 47 bin 726 olarak açıklanmıştı.

“Akdeniz daha ölümcül hale geldi”

Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (BMMYK) 10 Haziran 2022’de bir açıklama yaparak, Akdeniz üzerinden Avrupa’ya geçen mültecilerin sayısının 2015’den bu yana düşüş gösterdiğini, fakat geçişler sırasında hayatını kaybeden mültecilerin sayısının arttığını kaydetmişti.

Açıklamada özetle şu bilgiler paylaşılmıştı:

“Üç milyondan fazla mülteci ve göçmenin Akdeniz’den Avrupa’ya geçtiği ve bu açıdan zirvenin görüldüğü 2015 yılından bu yana, bu yolculukları yapanların sayısında COVID-19 pandemisinden de önce başlayan bir düşüş eğilimi var. 2021 yılında 123 bin 300 bireysel geçiş bildirildi. Bu sayı, 2020 yılında 95 bin 800, 2019’da 123 bin 700 ve 2018 yılında 141 bin 500 idi.

Düşen geçiş sayılarına rağmen ölü sayısında ciddi bir artış oldu.

Geçen yıl Akdeniz ve kuzeybatı Atlantik’te 3 bin 231 kişinin öldüğü veya kaybolduğu bildirildi. Bu sayı, 2020 yılında bin 881, 2019 yılında bin 510 ve 2018 yılından 2 bin 277’nin üzerindeydi.

Çok daha fazla sayıda kişi ise Sahra Çölü ve uzak sınır bölgelerinden karayoluyla gelirken hayatını kaybetmiş veya kaybolmuş olabilir.”

Paylaşın

Kuzey Kore’den Kıtalararası Balistik Füze Denemesi

Uluslararası yaptırımlara rağmen Kuzey Kore, balistik füze denemelerine devam ediyor. Pyongyang’ın bir hafta içinde beşinci füze denemesini gerçekleştirdi. Son olarak Kuzey Kore’nin, Japonya üzerinden orta menzilli balistik füze fırlattığı açıklandı.

Kuzey Kore lideri Kim Jong-un’un füze denemesini, Japonya ve ABD’nin ilgisini çekmek için kasıtlı olarak yaptığı tahmin ediliyor.

Füze denemesi nedeniyle Japonya’nın kuzeyindeki Hokkaido adasında yaşayanlardan sığınaklara saklanmaları istendi ve bazı tren seferleri iptal edildi.

Japonya hükümeti yerel saatle sabah 07:29’da “Kuzey Kore’nin bir füze fırlatmış olduğu görülüyor. Lütfen sığınaklara saklanın” uyarısı yaptı.

Kuzey Kore 2017’den bu yana Japonya üzerinden füze denemesi yapmıyordu.

Füze Japonya’nın doğusunda yaklaşık 3000 km açıkta Pasifik Okyanusu’na (Büyük Okyanus) düştü.

Japon yetkililer füzenin yaklaşık 1000 km irtifada seyrettiğini ve havada 22 dakika seyreden füzenin yaklaşık 4600 km mesafe kat ettiğini açıkladı.

Bu, ABD’nin Pasifik’teki toprağı Guam’ı vurmaya yetebilecek bir mesafe.

Füze denemesinde yaralanan olmadığı da belirtildi.

Kuzey Kore’nin balistik füze ve nükleer silah denemeleri yapmasını yasaklayan Birleşmiş Milletler kararı bulunuyor.

Japonya Başbakanı Fumio Kishida Pyongyang’ın bu hareketini “şiddet dolu bir eylem” olarak tanımlayarak, sert bir dille kınadı. Japonya hükümeti de Güvenlik Konseyi’ni toplantıya çağırdı.

Güney Koreli yetkililer de füzenin Kuzey Kore’nin Jagang bölgesinden fırlatıldığını duyurdu.

Ancak önceden uyarmadan ya da herhangi bir istişarede bulunmadan başka bir ülkeye doğru ya da üzerinden füze fırlatmak uluslararası normlara tamamen aykırı. Bu gibi denemeler doğrudan saldırı olarak algılanma tehlikesi barındırıyor ve provokatif eylemler olarak değerlendiriliyor.

ABD’nin en üst düzey Doğu Asya ve Pasifik diplomatı Daniel Kritenbrink, Kuzey Kore’nin bu hareketini “talihsiz” olarak yorumladı.

Japonya topraklarının üzerinden geçerek Pasifik Okyanusu’na düşen füze, Pyongyang’ın bir hafta içinde yaptığı beşinci füze denemesi.

Eylül ayında Kuzey Kore kendisini “nükleer devlet” olarak tanımlayan bir yasayı yürürlüğe sokmuş ve Kim Jong-un “nükleerden arınma” müzakerelerini ihtimal dışı bırakmıştı.

Tüm uluslararası yaptırımlara rağmen Pyongyang 2006-2017 yılları arasında altı nükleer deneme yaptı.

Paylaşın

Brezilya’da Lula 1. Turu Önde Bitirdi; Seçim 2. Tura Kaldı

Brezilya’da cumhurbaşkanlığı seçiminin ilk turunda adaylar yüzde 50’ye ulaşamadı. Solun lideri Lula da Silva seçimi az farkla önde bitirdi. Brezilya cumhurbaşkanının kim olacağı 30 Ekim’de yapılacak 2. tur seçimin ardından belli olacak.

Haber Merkezi / Seçimlerde mevcut devlet başkanı aşırı sağcı Jair Bolsonaro ile daha önce ülkeyi yönetmiş solcu Lula da Silva yarışıyor.

Oyların yüzde 98’ine yakını sayıldı. Mevcut durumda Lula’nın oyların yüzde 47,9’unu, Bolsonaro’nunsa yüzde 43,7’sini aldığı görülüyor. Seçim öncesi yapılan anketlerde Bolsonaro’nun oy oranının daha düşük olacağı tahmin ediliyordu.

Brezilya Demokratik Hareketinin adayı Simone Tebet yüzde 4,21 oy alarak üçüncü, anketlerde 3. olması beklenen Demokratik İşçi Partisi adayı Ciro Gomes ise yüzde 3,05 oy ile seçimi dördüncü olarak bitirdi.

İlk sonuçlar, Brezilya’da her zaman tam tabloyu yansıtmayabiliyor. 2014’te Lula’nın İşçi Partisi (PT) cumhurbaşkanlığı seçimini kazandığında, üstünlüğü ancak iki saat daha süren sayımdan sonra ortaya çıkmıştı.

PT’nin geleneksel kalesi yoksul kuzeydoğu bölgelerinin sonuçları seçim kuruluna her  zaman daha geç ulaşıyor.

Sao Bernardo do Campo’da oy kullanan Lula, “Benim için önemli bir gün” dedi ve ekledi: Dört yıl önce bir yalanın kurbanı olduğum için oy kullanamadım… Ülkemin normalleşmesine yardımcı olmaya çalışmak istiyorum.

Elektronik oylama sistemini sık sık sorgulayan Jair Bolsonaro ise “temiz seçimlere” saygı gösterilmesi gerektiğini ifade etti.

Ülkede son 24 yıldır cumhurbaşkanlığı seçimleri 2. tura kalıyor. Brezilya’da 156 milyondan fazla kişi oy kullanmakla yükümlü ve oy kullanma işlemi elektronik olarak yapılıyor.

Siyasi uzmanlar yine de bunun ülkenin gördüğü en “kutuplaşmış” seçimlerden biri olduğunu belirtiyor. Seçim süreci, iki adayın da birbirlerine yönelik kullandığı sert söylemlerle oldukça kutuplaştı.

Perşembe günü yapılan televizyon münazarasında Cumhurbaşkanı Bolsonaro, Lula’yı “eski mahkum” ve “hain” olarak nitelendirdi. Lula ise rakibine “yalancı” dedi.

Brezilya’da halk, düzenlenen seçimlerde devlet başkanı ve yardımcısının yanı sıra 26 eyalet ve başkent Brasilia’yı kapsayan Federal Bölge’nin valilerini, Kongrenin 513 üyeli Temsilciler Meclisinin tamamı ile 81 üyeli Senatonun 27 üyesini seçmek için oy kullandı.

Paylaşın

Papa Francesco, Putin’e ‘Yalvardı’: Ukrayna’da Savaşı Durdur

Ukrayna’daki savaşın gidişatından, nükleer saldırı tehdidinden endişe duyduğunu belirten Katolik dünyasının ruhani lideri Papa Francesco, “Rusya Devlet Başkanı’na bu şiddet ve ölüm sarmalını durdurması için yalvarıyorum’’ dedi.

Her haftaki Pazar duasını genellikle İncil’den alıntı ve öğretilere ayıran Papa, bugün ise yalnızca Ukrayna’ya değindi.

BBC Türkçe’nin aktardığına göre, Vatikan’daki San Pietro Meydanı’nda yapılan dua öncesi Papa şunları söyledi:

“Ukrayna’daki savaşın gidişatı büyük endişe yaratacak kadar ciddi, yıkıcı ve tehdit edici bir hal almıştır… İnsanlığın bu korkunç ve akıl almaz yarası iyileşmek yerine, yayılma riskiyle daha fazla kanamaya devam ediyor.’’

İnsanlığın bir kez daha atom bombası tehdidiyle karşı karşıya olmasını ‘’absürt’’ diye niteleyen Papa, “Son günlerde uluslararası hukuk ilkelerine aykırı yeni eylemlerle ortaya çıkan vahim durumdan derin üzüntü duyuyorum. Nükleer tırmanma riski, dünya çapında kontrol edilemez ve yıkıcı sonuçlardan korkulacak kadar artıyor” dedi.

Papa, ‘’Savaşın asla bir çözüm olmadığını, sadece yıkım olduğunu anlamamız için daha ne kadar kan akması gerekiyor?’’ diye sorarak, ‘’Tanrı adına ve her yürekte yaşayan insanlık duygusu adına, derhal ateşkes çağrımı yineliyorum. Silahlar sussun’’ çağrısı yaptı.

Öncelikle Rusya lideri Vladimir Putin’e seslenen Papa şunları söyledi:

“Rusya Federasyonu Devlet Başkanı’na, kendi halkının iyiliği için de bu şiddet ve ölüm sarmalını durdurması için yalvarıyorum.

“Öte yandan, Ukrayna halkının maruz kaldığı saldırılar sonucunda çektiği büyük acılardan dolayı üzüntü duyarak, Ukrayna Devlet Başkanı’na ciddi barış önerilerine açık olması çağrısında bulunuyorum.

“Uluslararası toplumun tüm baş aktörlerine ve ulusların siyasi liderlerine, savaşa son vermek için ellerinden gelen her şeyi yapmaları ve diyalog girişimlerini teşvik edip desteklemeleri çağrısında bulunuyorum.”

Papa konuşmasında savaşı ‘hata’, ‘dehşet’ ve ‘çılgınlık’ diye niteledi ve ‘’Lütfen genç nesillerin savaşın kirli havasını değil, barışın sağlıklı havasını solumasına izin verin’’ dedi.

‘Moskova ile diyalog kanallarını açık tutmak istiyor’

Papa Francesco daha önce de Ukrayna’daki de dahil olmak üzere dünyanın birçok yerinde süren savaş ve çatışmaların durması yönünde defalarca çağrı yapmıştı.

Ancak Ukrayna konusunda Rusya yönetimine yönelik sert ifadelerden kaçınması bazı kesimler tarafından eleştirilirken, Vatikan’a yakın kaynaklarca Moskova ile diyalog kanallarını açık tutma niyetinin göstergesi olarak yorumlanıyordu.

Papa, Ukrayna işgali başladıktan hemen sonra protokollerin dışına çıkarak Rusya’nın Vatikan Büyükelçiliği’ne gitmiş ve kaygılarını şahsen iletmişti.

İlerleyen haftalarda da Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Rus Ortodoks Kilisesi Patriği Kirill ile görüşmek için girişimlerde bulunmuş, ancak Rusya tarafından bu görüşmelere onay gelmemişti.

Son olarak da geçen ay Papa Francesco ile Patrik Kirill’in Kazakistan’da bir araya gelmesi beklenirken Kirill bu geziye katılmaktan vazgeçmişti.

Papa Kazakistan gezisinde de, Ukrayna işgaline destek veren açıklamalar yapan Rus Ortodoks Kilisesi Patriği Kirill’e gönderme olarak yorumlanan bir konuşma yapmış ve ‘şunları söylemişti:

“Şiddeti asla haklı göstermemeliyiz! Kutsalların, kutsal olmayanlar tarafından sömürülmesine izin vermemeliyiz! Tanrı barıştır ve her zaman barışa götürür, asla savaşa götürmez.”

Paylaşın

Futbol Maçında Çıkan Olaylarda En Az 174 Kişi Öldü

Endonezya’da  Persebaya Surabaya’nın Arema Malang’ı 3-2 yendiği lig maçının ardından çıkan izdihamda 174 kişi hayatını kaybetti. İzdihamda yaklaşık 180 kişi de yaralandı. Yaralılar içinde durumu ağır olanların olduğu bildirildi.

Haber Merkezi / Futbol tarihinin en büyük felaketlerinden biri Endonezya’da yaşandı.

Persebaya Surabaya ile Arema Malanga arasında oynana karşılaşmanın ardından iki grup arasında çıkan kavgaların ardından polis, sahaya giren taraftarlara biber gazıyla müdahale etti. Yaşanan paniğin ardından binlerce kişi aynı anda çıkış kapılarına yöneldi.

Ülkede yayın yapan Kompas web sitesine konuşan Dwi isimli bir görgü tanığı, binlerce insanın stattan çıkmak isterken birbirlerini ezdiğini söyledi.

İlk olarak olayda 130 kişinin öldüğü açıklansa da, yetkililer ölü sayısının 174’e yükseldiğini duyurdu. İzdihamda yaklaşık 180 kişi de yaralandı. Yaralılar içinde durumu ağır olanların olduğu bildirildi.

Hayatını kaybedenlerin bir kısmı da havasızlıktan etkilenerek öldü.

Devlet Başkanı Joko Wibodo, olayla ilgili soruşturmanın tamamlanmasına kadar ülkede üst düzey tüm futbol müsabakalarının durdurulmasına karar verdi.

Doğu Java Polis Şefi Nico Afinta, yaptığı açıklamada, gece geç saatlerde maçın sona ermesinden hemen sonra taraftar grupları arasında çıkan kavgaların çevik kuvvet polisinin göz yaşartıcı gaz kullanmasına neden olduğunu ve sıkılan gazın taraftarları paniğe sevk ettiğini söyledi.

Afinta, 300’den fazla kişinin tedavi için bölgedeki hastanelere götürüldüğünü, ancak birçoğunun yolda ve tedavi sırasında öldüğünü kaydetti. Yaklaşık 180 yaralı arasında durumu ağır olanların bulunduğunu anlatan Afinta, ölü sayısının artabileceğini ifade etti.

Paylaşın