Kırım İle Rusya’yı Bağlayan Kerç Köprüsü’nde Patlama

Rusya ile Kırım arasında yer alan Kerç Köprüsü’nde patlama meydana geldi. Ukrayna Devlet Başkanlığı Ofisi Danışmanı Mihail Podolyak, patlamaya ilişkin “Kırım, köprü, başlangıç” yorumunda bulundu.

Rusya ile Kırım arasında yer alan Kerç Köprüsü’nde kamyondaki patlama sonucu hasar oluştuğu bildirildi.

Rusya Ulusal Terörle Mücadele Basın Merkezinden yapılan açıklamaya göre, Kerç Köprüsü’nde kamyondaki patlama nedeniyle yakınında yakıt taşıyan trenin vagonlarında yangın çıktığı belirtildi.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in, Kerç Köprüsü’ndeki acil durumla ilgili hükümet komisyonu kurulması talimatını verdiği duyuruldu.

Ukrayna Resmi Haber Ajansı da köprüde sabah saatlerinde patlama meydana geldiğini duyurdu.

Öte yandan Ukrayna Devlet Başkanlığı Ofisi Danışmanı Mihail Podolyak, Rusya ile Kırım arasındaki köprüde meydana gelen patlama ile ilgili “Kırım, köprü, başlangıç” yorumunda bulundu.

Podolyak, Twitter hesabından yaptığı paylaşımda, bunun sadece başlangıç olduğunu belirterek “Kırım, köprü, başlangıç. Yasadışı olan her şey yok edilmeli, çalınan her şey Ukrayna’ya iade edilmeli, Rusya işgal ettiği yerleri terk etmeli” ifadesini kullandı.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in, Kerç Köprüsü’ndeki acil durumla ilgili hükumet komisyonu kurulması talimatını verdiği duyuruldu.

Köprü trafiğe kapatıldı

Sosyal medyada paylaşılan görüntülerde Kerç Köprüsü’ndeki yolun çökmesi, raylar üzerinde yakıt bulunan vagonlardan alevlerin yükselmesi yer alıyor. Kerç Köprüsü, çift taraflı araç trafiğine kapatıldı.

Financial Times Moskova Büro Şefi Max Seddon da sosyal medya hesabından paylaştığı görüntülerde, “Bu sabahın erken saatlerinde Rusya’nın Kerç boğazını Kırım’a bağlayan köprüsünde bir patlama meydana geldi. Köprü, Ukrayna’daki Rus tedarik yolları için önemli bir kanal ve Putin’in büyük bir prestij kaynağıdır. Bu çok zarar verici bir darbedir” dedi.

Paylaşın

İsveç Ve Finlandiya’nın NATO Üyeliğinin Önünde İki Engel Kaldı

İspanya’nın başkenti Madrid’de düzenlenen Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO) Zirvesi’nden yaklaşık üç ay sonra NATO’ya üye 30 ülkenin 28’i Finlandiya ile İsveç’in üyeliklerine onay verdi. Finlandiya ile İsveç’in NATO üyeliğinin önündeki son iki engel Macaristan ve Türkiye. 

Eylül ayında Finlandiya Dışişleri Bakanı, Macar mevkidaşının Finlandiya ile İsveç’in üyeliklerine yönelik herhangi bir itirazlarının olmadığını kendilerine ilettiğini söyleyerek bu konuda güvence vermişti.

Bu tarihten birkaç hafta önce, ağustos sonunda Macaristan Bölgesel Kalkınma Bakanı (ve eski AB Komiseri) Tibor Navracsics, Helsinki’yi ziyaret etmiş ve Finlandiyalı milletvekillerine ülkesinin NATO üyelik başvurusunu gecikmeden onaylayacağını söylemişti.

Aynı tarihlerde Finlandiya hükümeti tarafından yapılan bir basın açıklamasında “Macaristan, Finlandiya’nın NATO üyeliğini destekliyor, ancak Macaristan Parlamentosu’ndaki onay süreci devam ediyor.” denilmişti.

Ancak bu hafta Başbakan Viktor Orbán’ın liderliğini yaptığı Fidesz Partisi’nden politikacılar, muhalefetin sert eleştirilerine neden olan bir adımla, hem Finlandiya hem de İsveç’in NATO’ya katılım sürecinin oylanmasını hızlandıracak bir önergenin meclise sunulmasını engelledi.

Önergeyi sunmaya çalışan Macar Milletvekili Bertalan Toth, “Bu anlaşılmaz ve gerekçesiz bir adım.” sözleriyle iktidar milletvekillerine tepkisini dile getirdi.

Toth, “Finlandiya ve İsveç, NATO’nun kararlı ortaklarıdır. 1994’ten bu yana İttifak’ın Barış için Ortaklık programı içerisinde olmuşlardır. Geçmişten günümüze NATO liderliğindeki barış destek operasyonlarında aktif rol oynadılar ve oynuyorlar.” diye konuştu.

Katılım sürecinin görüşülmesi teorik olarak halen Macaristan Parlamentosu’nun gündeminde olsa da herhangi bir tarih belirlenmiş değil. Bu da konunun şimdilik geri planda kaldığı anlamına geliyor.

Bu, Finlandiya ve İsveç için ne anlama geliyor?

Helsinki ve Stockholm’de, perde arkasında, NATO üyeliği konusunda çok hızlı yol aldıklarını düşünen yetkililer son engellere takıldıklarını düşünerek bir hayal kırıklığı yaşayacaktır.

Peki bu iki ülkenin Orban ve hükümeti üzerinde daha fazla baskı oluşturmak için yapabileceği bir şey var mı?

Helsinki merkezli Finlandiya Uluslararası İlişkiler Enstitüsü’nden araştırmacı Minna Alander, “Finlandiya’nın bu konuda yapabileceği fazla bir şey olmayabilir.” diyor.

Euronews’e konuşan Alander, “Muhtemelen Fidesz, Finlandiya ve İsveç’in NATO üyeliğini, AB Komisyonu’nun hukukun üstünlüğü kaygıları nedeniyle Macaristan’a yönelik fonları dondurma önerisiyle ilişkilendirmeyi umuyor. Orban, Finlandiya ve İsveç’in NATO üyeliği söz konusu olduğunda Türkiye’nin kervanına katılıyor gibi görünüyor. Erdoğan birkaç gün önce bu ülkelerin üyeliğini engellemeye devam edebileceklerini açıklamıştı. Bu devam ettiği sürece Macaristan’ın da harekete geçmesi pek olası görünmüyor.” ifadelerini kullandı.

Türkiye ile durum nedir?

Türkiye’nin Finlandiya ve İsveç’in NATO üyeliğini geciktirme gerekçesi Macaristan’ın durumundan daha karmaşık.

Türkiye ilk etapta bu iki ülkenin NATO üyeliklerini desteklediğinin sinyalini vermişti.

Nisan ayı başında Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Cumhurbaşkanı Niinistö arasında yapılan bir telefon görüşmesinde Finler herhangi bir sorun yaşanmayacağına dair güvence almışlardı.

Bir ay sonrasında ise Türkiye iki İskandinav ülkesinin NATO’ya katılamamasına neden olarak, bu ülkelerin Ankara’nın ‘terör örgütü’ olarak gördüğü gruplara destek verildiği iddiası da dahil olmak üzere, ortaya bir dizi neden koydu.

Madrid’de yapılan NATO zirvesine bir ay kala, kapalı kapılar ardında yürütülen yoğun diplomasinin ardından Türkiye, üyelikleri destekleme konusunda anlaşmaya vardı.

Ayrıca aradaki anlaşmazlıkları aşmak için de üçlü görüşmelerin başlatılması buna dahil edildi.

Ağustos ayında Finlandiya’da başlayan bu görüşmelerin sonbaharda da devam etmesi bekleniyordu ancak ay başında Erdoğan, tekliflerin onaylanması konusunda yine frene bastı.

Erdoğan 1 Ekim’de Ankara’da parlamentonun açılışında milletvekillerine Finlandiya ve İsveç’in güvenlik ve terör konusunda “Türkiye’ye verdikleri sözleri yerine getirmemeleri halinde” üyelik adımını bloke edeceğini söyledi.

Erdoğan, “Ülkemize verilen sözler tutulana kadar bu konudaki ilkeli ve kararlı duruşumuzu sürdüreceğiz.” dedi.

Stockholm Üniversitesi Türkiye Araştırmaları Enstitüsü Direktörü Paul Levin, İsveç Haber Ajansı TT’ye verdiği mülakatta, “İsveç’in NATO başvurusu hakkında karar vermek resmi olarak Türk Parlamentosu’na bağlı ama en nihayetinde karar verecek olan Erdoğan’dır. Erdoğan duygusal bir kişiliğe sahip ve kendisini kırılmış hissederse muhatabını cezalandırmayı seçebilir.” ifadesiyle topun doğrudan Cumhurbaşkanı Erdoğan’da olduğunu dile getirdi.

Askeri teçhizat

Türkiye, ABD’den F-16 savaş uçakları almak için yeşil ışık bekliyor. Keza Finlandiya ve İsveç’in NATO üyeliğine dair kararını da Amerikalıların bu anlaşmayı onaylaması için baskı unsuru olarak kullanmak istiyor olabilir.

Finlandiya Uluslararası İlişkiler Enstitüsü’nden Türkiye uzmanı Toni Alaranta, kısa süre önce yayınladığı bir brifingde “Türkiye’nin stratejik çıkarları ittifakın (NATO) geri kalanından giderek daha fazla ayrışıyor.” dedi.

Alaranta, “Türkiye’nin Batı ile Rusya arasında denge politikasını kararlılıkla sürdürmeye çalıştığı bir dönemde, dış politika elitlerinin NATO’nun genişlemesini desteklemenin en nihayetinde Türkiye’nin çıkarına olup olmadığı konusunda son derece şüpheli oldukları sonucundan kaçmak zor.” ifadesini kullandı.

Ayrıca Alaranta, Türkiye’nin NATO’ya daha fazla Kuzey ülkesinin üye olmasını “Batı-Rusya ilişkilerini daha da gerecek” potansiyel bir yıkıcı unsur olarak gördüğünün de ihtimal dahilinde olduğu yorumunda bulundu.

Bununla birlikte Türkiye’nin eninde sonunda Finlandiya ve İsveç’in üyeliğini onaylayacağını belirten Alaranta, “Bu sadece zaman ve baskı meselesi.” dedi.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

Tayland’da Silahlı Saldırı: Çoğu Çocuk 30’dan Fazla Can Kaybı

Tayland’da uyuşturucu madde etkisi altında olduğu iddia edilen eski bir polis tarafından, çocuk bakım evine düzenlenen silahlı saldırıda en az 32 kişiyi hayatını kaybetti. Hayatını kaybedenlerin çoğu çocuk.

Tayland’ın Nong Bua Lamphu eyaletindeki Uthaisawan Na Klang bölgesinde bulunan Çocuk Gelişim Merkezi’ne eski bir polis tarafından silahlı saldırı düzenlendi.

Başbakanlık Ofisi’nden yapılan açıklamaya göre 34 yaşındaki eski polis Panya Khamrap, en az 32 kişiyi öldürdü.
Görgü tanıklarından edinilen bilgilere göre, saldırganın uyuşturucu madde etkisi altında olduğu tahmin ediliyor.

Emniyet Müdürü Jakkapat Vijitraithaya, silahlı şahsın saldırıdan sonra evine giderek eşini ve çocuğunu öldürdükten sonra intihar ettiğini duyurdu.

Yerel medya, saldırganın geçen yıl bir uyuşturucu testinden geçemediği için emniyet teşkilatından kovulduğunu ve yarın mahkeme huzuruna çıkarılmasının planlandığını bildirildi.

Polis yetkilisi Tümgeneral Achayon Kraithong, ülkenin kuzeydoğusundaki Nong Bua Lamphu bölgesindeki bir çocuk bakımevinde gerçekleşen silahlı saldırıda çoğu çocuk 30’dan fazla kişinin hayatını kaybettiğini söyledi.

Kraithong, eski bir polis memuru olan saldırganın daha sonra intihar ettiği bilgisini paylaştı.

Saldırının gerçekleştiği sırada kreşte 30 kadar çocuğun bulunduğu belirtilirken, bir yerel yetkili de öldürülen öğretmenlerden birinin 8 aylık hamile olduğunu söyledi.

Saldırganın olayı neden yaptığına dair henüz bilgi bulunmuyor.

Tayland Başbakanı Prayuth Chan-ocha, saldırıyla ilgili açıklamasını Facebook’tan paylaştı ve kurbanların ailelerine “en derin taziyelerini” iletti.

Başbakan saldırıyı “şok edici” bir olay olarak nitelendirerek tüm acil durum ekiplerinin olay yerine gitmesini emretti.

Ülkede Şubat 2020’de de bir askerin düzenlediği silahlı saldırıda en az 29 kişi yaşamını yitirmiş, yaklaşık 60 kişi yaralanmıştı.

Tayland’da toplu katliamlar nadiren görülüyor. Buna karşın bölgede silah mülkiyetinin görece yüksek olduğu belirtiliyor.

Reuters’a göre yasa dışı silah bulundurulması da yaygın bir suç.

Paylaşın

Uzak Doğu’da Gerilim Tırmanıyor: Kuzey Kore’den Yeni Füze Denemesi

Kuzey Kore, uluslararası yaptırımlara rağmen füze denemelerine devam ediyor. Pyongyang, bir hafta içinde onuncu füze denemesini gerçekleştirdi. Kuzey Kore, bu sabah iki balistik füze daha fırlattı.

ABD ve Güney Kore’nin birlikte devam ettikleri askeri tatbikatlara cevaben yapıldığını açıklayan Kuzey Kore, salı günü Japonya üzerinden Pasifik Okyanusu’na orta menzilli bir balistik füze denemesi yapmış, bu Japonya’nın kuzeyinde büyük panik yaratmıştı.

Bunun üzerine ABD ve Güney Kore dün dört kısa menzilli füzenin Japon Denizi’ndeki hedefleri başarıyla vurduğunu söyledi.

Ancak Güney Kore yapımı daha uzun menzilli bir füze denemesi başarısız oldu.

Yetkililer bu tatbikatın, “Pyongyang’dan yapılan provokasyonları” durdurmak için yapıldığını ekledi.

Pyongyang’ın 5 yıl aradan sonra Japonya üzerinden yaptığı attığı füze nedeniyle, ABD’nin çağrısı üzerine Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi acil olarak toplandı.

Toplantıda ABD; Rusya ve Çin’i, Kuzey Kore’yi daha sert yaptırımlardan korumaya çalışmakla suçladı.

Çin ve Rus delegasyonları ise, diyaloğun cezadan daha iyi olduğunu savundu.

İki aydır ABD, Güney Kore ve Japonya, olası bir Kuzey Kore saldırısını önleme ve yenme amacıyla bir dizi ortak askeri tatbikat yapıyor.

Kuzey Kore lideri Kim Jong-un ise bu tatbikatları bir savaş hazırlığı olarak görüyor. Pyongyang’dan yapılan açıklamada ABD, “Kore yarımadasındaki askeri tansiyonu artırmakla” suçlandı.

Askeri tatbikatları sürdüren ABD ise, yasaklanmış füze denemeleri ile “güvenlik tatbikatlarının” eş değer olmadığını belirtti.

ABD ayrıca USS Ronald Reagan uçak gemisini de Kore yarımadası yakınına konuşlandırdı.

Güney Kore ve Japonya, Kuzey Kore’nin bugünkü füze denemelerinden ilkinin sabah 06:00 civarında yapıldığını; yaklaşık 350 km yol kat eden füzenin maksimum 100 km irtifada seyrettiğini belirtti.

Menzili yaklaşık 800 km olan ikinci füze de yaklaşık 50 km irtifada seyretti.

Bölgedeki son hareketlenme, Kuzey Kore’nin sonunda nükleer silah denemesi yaptığı 2017 yılında yaşananları hatırlatıyor.

O dönemde de Kuzey Kore, Japonya üzerinden iki füze denemesi yapmıştı ve Pyongyang ile Washington arasında bir diyalog yoktu.

Nükleer silah tehlikesi

Uydu görüntüleri Kuzey Kore’nin nükleer silah deneme sahalarındaki tünelleri de yenilediğini gösteriyor.

Pyongyang 2018’de, eski ABD Başkanı Donald Trump döneminde kısa süreli olarak yaşanan diyalog sırasında, buraları yıktıklarını iddia etmişti.

Buna ek olarak Kuzey Kore geçen ay da nükleer kanunlarında değişikliğe gitti ve Kim Jong-un ülkenin “tartışılmaz şekilde nükleer güç” olduğuna dair kanunu imzaladı.

Tüm bu gelişmeler Kuzey Kore’nin 7. nükleer denemesini yapacağı endişelerini beraberinde getiriyor.

Uzmanlar bu denemenin, bu ay sonunda Çin’de yapılacak Komünist Parti Kongresi ile Kasım ayı başında ABD’deki ara seçimler arasında kalan 3 haftalık süreçte yığılabileceğini tahmin ediyor.

Kuzey Kore’nin son füze denemeleri:

  • 25 Eylül, Pazar: Bir ABD donanma gemisinin Kore yarımadası çevresindeki sulara ulaşmasının ertesi günü, kısa menzilli ilk füze denemesi yapıldı. Mesafe: 600 km/ Yükseklik: 60 km
  • 28 Eylül, Çarşamba: ABD Başkan Yardımcısı Kamala Harris’in Seul’u ziyareti öncesi iki kısa menzilli füze fırlatıldı. Mesafe: 360 km/ Yükseklik: 30 km
  • 29 Eylül, Perşembe: Harris’in Güney Kore’den ayrılması sonrası iki kısa menzilli füze denemesi daha yapıldı. Mesafe: 300 km/ Yükseklik: 50 km
  • 1 Ekim, Cumartesi: ABD, Japonya, Güney Kore ortak askeri tatbikatları sürerken iki kısa menzilli füze daha fırlattı. Mesafe: 400 km / Yükseklik: 50 km
  • 4 Ekim, Salı: Orta menzilli balistik füzeyi Japonya üzerinden fırlattı. Mesafe: 4500 m/ Yükseklik 2800 km
  • 6 Ekim, Perşembe: İki kısa menzilli füze daha fırlatıldı. Mesafe: 800 km/ Yükseklik: 50 km

(Kaynak: BBC Türkçe)

Paylaşın

Avrupa Birliği, Rusya’ya Yönelik 8. Yaptırım Paketinde Anlaştı

Avrupa Birliği (AB) dönem Başkanı Çekya, üye ülke büyükelçilerinin Rusya’ya yönelik yeni yaptırımlarda siyasi anlaşma sağladıkları duyuruldu. Yaptırımların Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Ukrayna’nın bazı bölgelerini ilhakına karşı “güçlü bir yanıt” olduğu kaydedildi.

Bianet’te yer alan habere göre, Rusya’nın komşusu Ukrayna’yı işgaliyle başlayan savaş, devam ederken Avrupa Birliği (AB) Rusya’ya yönelik sekizinci yaptırım paketinde anlaşmaya vardı.

AB dönem Başkanı Çekya’nın resmi sosyal medya hesabından konuyla ilgili yapılan paylaşımda, üye ülke büyükelçilerinin Rusya’ya yönelik yeni yaptırımlarda siyasi anlaşma sağladıkları duyuruldu.

Paylaşımda, yaptırımların Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Ukrayna’nın bazı bölgelerini ilhakına karşı “güçlü bir yanıt” olduğu kaydedildi.

Açıklamaya göre, sekizinci yaptırım paketi, yazılı olarak onaylandıktan sonra AB Resmi Gazetesi’nde yayımlanarak yürürlüğe girecek.

“Hızlı ve kararlı hareket ettik”

AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen de konuyla ilgili sosyal medya hesabından, “Bugün üye ülkelerin 8. yaptırım paketi üzerinde anlaşmasını memnuniyetle karşılıyorum” paylaşımında bulundu.

Hızlı ve kararlı bir şekilde hareket ettiklerini kaydeden von der Leyen, “Putin’in düzmece referandumunu ve Ukrayna’da herhangi bir ilhakı asla kabul etmeyeceğiz” ifadesini kullandı. Von der Leyen, “Kremlin’e bedel ödetmeye devam edeceklerini” söyledi.

AB Komisyonu, 28 Eylül’de Rusya’ya karşı ticaret yasakları ve Rusya petrolüne tavan fiyat uygulamasını da içeren yeni yaptırım paketini teklif etmişti. AB üyesi 27 ülke tarafından onaylanması gereken yeni yaptırım paketi kapsamında, bazı kişi ve kuruluşlar yaptırım listesine eklenecek, ayrıca ticaret ve petrol ithalatında da bazı kısıtlamalar getirilecekti.

Pakette, Rusya petrolünün üçüncü ülkelere satışına tavan fiyat getirilmesi yer alıyordu. Anlaşma sağlanan paketin bütün içeriği ise henüz paylaşılmadı.

Putin, ilhak yasa tasarılarını imzaladı

Kremlin Sarayı’ndan yapılan açıklamaya göre, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin de Ukrayna’nın Donetsk, Luhansk, Herson ve Zaporijya bölgelerinin Rusya tarafından ilhak edilmesine ilişkin yasaları imzaladı.

Söz konusu bölgelerin Rusya’ya bağlanmasını öngören yasalara göre, bu bölgelerde yaşayanlar Rusya vatandaşı kabul edilecek. Putin, imzaladığı kararnamelerle, bölgelere geçici başkan ve vali de atadı.

Ne olmuştu?

Putin, Ukrayna’nın doğusundaki Donbas bölgesindeki Donestk ve Luhansk’ta Rusya yanlısı ayrılıkçıların bağımsızlık ilanını Şubat ayında tanımış, kısa bir süre sonra, 24 Şubat 2022’de Rusya güçleri Ukrayna’yı işgal etmişti.

Dört bölgede düzenlenen ve başta Avrupa Birliği (AB) ve ABD olmak üzere, Türkiye ve İsrail de dahil pek çok ülkenin sonuçlarını tanımayacağını açıkladığı referandumlarda, Donetsk’te kullanılan oyların yüzde 99.23’ü, Luhansk’taki oyların yüzde 98.42’si, Herson’daki oyların yüzde 87.05’i, Zaporojya’daki oyların yüzde 93.11’i Rusya’ya bağlanma yönünde olmuştu.

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski, Putin’in ilhak anlaşmalarını imzalamasının ardından NATO’ya başvuru yapacaklarını açıklamış, ABD Rusya’ya yeni yaptırımlar uygulayacaklarını duyurmuştu.

Paylaşın

Uluslararası Af Örgütü: İran’da Bağımsız Ve Tarafsız Soruşturma İmkansız

Uluslararası Af Örgütü, İran’da ‘tesettüre uygun olmayan’ giyimi gerekçesiyle gözaltına alındıktan öldürülen 22 yaşındaki Mahsa Amini’yle ilgili cezasızlık politikasına dair açıklama yayınladı.

Açıklamada, “Yetkilileri sorumluluktan muaf tutan resmi açıklamalar, delillerin gizlemesi ve Amini’nin ailesine yönelik tehditleriyle birlikte düşünüldüğünde, İran’da bağımsız ve tarafsız bir soruşturma yürütülmesinin imkansızlığını” ifade edildi.

“Yetkililerin Mahsa Amini’nin ölümüne ilişkin kapsamlı ve yeterli bir soruşturma yapmayı reddetmesi, gözaltında ölümler dahil olmak üzere İran yetkilileri tarafından işlenen uluslararası hukuk suçları ve diğer ciddi insan hakları ihlalleri konusunda uzun zamandır süregelen cezasızlık politikasıyla bağdaşıyor.”

İçişleri Bakanı: Darp ve beyin kanaması yok

Af Örgütü açıklamasında, Amini’nin ölümünün ardından işletilen cezasızlık sürecini aktardı:

“İran İçişleri Bakanı Ahmed Vahidi, Amini’nin ölümüne ilişkin soruşturmadaki son gelişmeler hakkında 24 Eylül 2022’de yayımlanan bir röportajında şunları söyledi: ‘Çeşitli soruşturmaların sonuçları, dövülmediğini ve kafatasında kırık olmadığını gösterdi. Bu soruşturmada iki husus var. Birincisi, merhumenin dayağa maruz kaldığı iddialarının doğru olup olmadığını araştırmak zorundaydık. Kamera görüntülerinin incelenmesi ve Kasra Hastanesi ile Adli Tıp Kurumu’nun verdiği raporların değerlendirilmesinin ardından, herhangi bir darp veya beyin kanaması belirtisi olmadığı tespit edildi. Adli Tıp Kurumu’ndan yapılan resmi açıklamaya göre kafatasında kırık veya iç organlarda ezilme söz konusu değildi. Bir diğer husus ise ölüm nedeni; bunun için de Adli Tıp Kurumu’nun nihai kanaatini beklememiz gerekiyor.’

“Vahidi, Amini’nin gözaltında işkence gördüğü iddialarını yayan kişilerin ‘sorumsuz, bilgisiz ve önyargılı bir tutum sergilediğini ve Birleşik Devletler ve Avrupa ülkelerinin yanı sıra münafıklar gibi karşı devrimci ve terörist gruplarla işbirliği yaptığını’ öne sürdü.”

Af Örgütü bu ve benzer açıklamaların, görgü tanıklarının baskı altına alındığı yönünde endişe uyandırdığını belirtti.

Polis teşkilatı: Polis kabahat işlemedi

Tahran’da polis teşkilatının başkanı Hüseyin Rahimi de basına yaptığı açıklamalarda, henüz soruşturmalar sonuçlanmadan yetkililerin sorumluluğunu reddeden ifadeler kullandı: “Bu olay talihsiz bir olaydır ve umarım bir daha böyle bir duruma tanık olmayız. Ölüm sebebiyle ilgili internette paylaşılan tüm açıklamalar tamamıyla asılsızdır… İnsanlardan söylentilere kulak asmamalarını istiyoruz… Bu vakada polis hiçbir kabahat işlemedi.”

Aile, kamera görüntülerine ulaşamadı

Uluslararası Af Örgütü, yetkililerin, Mahsa Amini’nin neden ve hangi koşullarda öldüğünün belirlenmesinde önemli rol oynayabilecek video görüntüleri ile sağlık ve adli tıp kayıtlarını da içeren delilleri gizlediğinden endişe duyduğunu da açıkladı:

“Amini’nin ölümünün soruşturulması için kamuya çağrı yapan yakınları, ailenin polis aracı içindeki ve Vozara gözaltı merkezindeki güvenlik kamerası görüntüleri ile Amini’yi gözaltına alan “ahlak polisi” üyelerinin vücut kameralarındaki görüntülere erişebilmesi ve bu görüntüleri inceleyebilmesi için talepte bulundu ancak bu talepler sonuçsuz kaldı.”

Açıklamada, ailenin kamera görüntülerine ulaşmak için bulunduğu talebin karşılıksız kaldığı belirtildi.

Tıbbi kayıtlar ve otopsi raporu

Af Örgütü, “Yetkililer, Mahsa Amini’nin ailesine tıbbi kayıtlarını ve otopsi raporunu da eksiksiz olarak teslim etmeyi reddetti” dedi:

“19 Eylül 2022’de, İran dışından yayın yapan bağımsız haber kuruluşu Iran International, Kasra Hastanesi’nden sızdığını açıkladığı, Mahsa Amini’nin üst gövde ve beyin tomografisinden alınmış çok sayıda kesiti yayımladı. Buna karşılık, devlete bağlı Fars Haber Ajansı kısa bir süre içinde tomografi kesitlerinin Mahsa Amini’ye ait olduğunu doğrulayan bir rapor yayımladı; fakat haber kuruluşunun danıştığı sağlık uzmanlarının yaptığı incelemeye göre kesitlerin, Amini’nin beyninde herhangi bir travma olmadığını ve daha ziyade Amini’nin daha önce beyin tümörü ameliyatı geçirdiğini gösterdiğini iddia etti.”

21 Eylül 2022’de, Tahran Adli Tıp Kurumu, Mahsa Amini’nin ölümüne ilişkin ön bulgularını yayımladı. Tahran Adli Tıp Kurumu Başkanı Mehdi Faruzeş, “Fiziksel inceleme ve otopsi sonuçlarına göre, baş ve yüzde yaralanma veya göz çevresinde morluk ya da kafatası tabanında kırık izlenmedi. Gövde ve batın otopsisinde, iç organlarda herhangi bir kanama, ezilme veya yırtılma gözlemlenmedi” şeklinde bir açıklama yaptı.

Yetkililer, Amini’nin ailesine otopsi raporunun bir kopyasını veya Adli Tıp Kurumu’nun ön bulgularını vermedi.

Aileye tehditler

Af Örgütü’nün açıklamasına göre, 16 Eylül 2022’de Amini’nin annesi basına yaptığı açıklamada, “Bunu kızıma onlar [yetkililer] yaptı. Bizi basına konuşmamamız ve sessiz olmamız için uyardılar. Güvenlik ajanları çevremizi sardı. Masum birine bunu neden yaptıklarını açıklamak zorundalar. [Kızım] bunu hak etmemişti” dedi.

“Yetkililer Amini’nin ölümüyle sonuçlanan olaylar hakkında devletin açıkladığından farklı açıklamalarda bulunan herkesin yargılanacağı uyarısında bulundu.

“İran İçişleri Bakanı’nın Amini’nin ölümüne ilişkin soruşturmaya başkanlık etmesi için atadığı İçişleri Bakanı Güvenlik ve Kolluk İşleri Yardımcısı Mecid Mirahmedi 18 Eylül 2022’de yaptığı bir açıklamada, ‘Toplumun psikolojik güvenliğini bozan, yalan haberler yayan ve halkın kafasını karıştıran herkes iddialarıyla ilgili savunma vermek zorundadır çünkü bu eylemler suçtur’ diye konuştu.”

(Kaynak: Bianet)

Paylaşın

Uzak Doğu’da Sular Isınıyor; ABD’den Kuzey Kore’ye Mesaj

Kuzey Kore, 3 Ekim 2022’de beş yılın ardından ilk defa Japonya toprakları üzerinden balistik füze denemesi yaptı. Güney Kore ve Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ise, Japon Denizi’ne fırlattıkları füzelerle yanıt verdi.

Kuzey Kore’nin balistik füze denemesine Güney Kore ve Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Japon Denizi’ne fırlattıkları füzelerle yanıt verdi.

ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) Sözcüsü Patrick Ryder, Kuzey Kore’nin Japonya hava sahasını aşan uzun menzilli balistik füze denemesi yapmasını kınayarak ABD’nin “bu denemeye yanıt olarak Japonya ve Güney Kore ile bölgede ayrı ayrı askeri tatbikat yaptığını” açıkladı.

Günlük basın toplantısında bölgedeki gelişmeleri değerlendiren Patrick Ryder, “Birleşik Devletler, Kuzey Kore’yi daha faza istikrarsızlaştırıcı ve yasadışı faaliyetlerden kaçınmaya çağırıyor” dedi.

Ryder, Pyonyang’ın füze denemesine yanıt olarak ABD Deniz Piyadeleri ile Japonya Savunma Kuvvetleri’nin Japon Denizi’nde tatbikat yaptığı bilgisini paylaştı. Sözcü, eş zamanlı olarak ABD Hint-Pasifik Kuvvetleri’nin de Güney Kore ile Batı Çin Denizi’nde tatbikat yaptığını aktardı.

“Kuzey Kore’ye mesaj”

Ryder, özetle şu açıklamada bulundu:

“Bu angajmanlar, caydırıcılık ve dinamik saldırı yeteneklerimizi sergilerken, uluslarımızın birlikte çalışabilirliğini göstermek için yapıldı.

“Bunlara ek olarak gün içinde (Savunma) Bakan [Lloyd] Austin, Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti programlarının oluşturduğu tehditleri tartışmak ve sonuçlarını ele almak üzere Japonya ve Kore Cumhuriyeti’ndeki meslektaşlarıyla görüştü.

“Bakanlar, dünkü füze denemesinin BM Güvenlik Konseyi kararlarının açık bir ihlali olduğu ve bölgesel barış ve güvenliği tehdit ettiğinde hemfikirler.”

Bölgede yapılan tatbikatların bir gövde gösterisi olup olmadığına ilişkin soruya yanıt veren Ryder, bu tatbikatların “Kuzey Kore’ye de ABD’nin, Japonya ve Güney Kore’nin yanında olduğu ve her türlü tehdide karşı birlikte hareket ettiği konusunda mesaj gönderdiğini” söyledi.

Güney Kore’nin uzun menzilli füzesi başarısız oldu

Öte yandan, Kuzey Kore’nin dünkü (4 Eylül) balistik füze denemesi karşısında Güney Kore’nin fırlattığı füzelerle ilgili bilgi veren Güney Kore ordusundan yetkililer, “dört kısa menzilli füzenin Japon Denizi’ndeki hedeflere başarıyla atıldığını” söyledi.

BBC Türkçe’nin haberine göre, Güney Kore yapımı daha uzun menzilli bir füze denemesi başarısız oldu.

Atıldıktan kısa bir süre sonra düşen füze, herhangi bir can kaybı ya da yaralanmaya neden olmadı.

Yetkililer bu tatbikatın, “Pyongyang’dan yapılan provokasyonları” durdurmak için yapıldığını ekledi.

Kuzey Kore’den 5 yıl sonra ilk deneme

Kuzey Kore, 3 Ekim 2022’de beş yılın ardından ilk defa Japonya toprakları üzerinden balistik füze denemesi yapmıştı.

Japonya Savunma Bakanı Hamada Yasukazu, konuyla ilgili bir açıklama yaparak 1000 kilometre irtifaya ulaşan balistik füzenin Japonya’nın üzerinde yaklaşık 1 dakika havada yol aldığını açıklamıştı.

Hamada, ülkenin kuzeydoğusundan geçerek yaklaşık 4 bin 600 kilometre seyreden füzenin, Japonya’nın 3 bin 200 kilometre doğusuna Pasifik Okyanusu’na (Büyük Okyanus) düştüğünü kaydetmişti.

Kuzey Kore’nin balistik füze denemesi hakkında, Japonya hükümeti de yerel saatle sabah 07:29’da “Kuzey Kore’nin bir füze fırlatmış olduğu görülüyor. Lütfen sığınaklara saklanın” uyarısında bulunan bir açıklama yapmış, Güvenlik Konseyi’ni de toplantıya çağırmıştı.

Paylaşın

İran’da Mahsa Amini Protestolara Lise Öğrencileri De Katıldı

İran’da ‘tesettüre uygun olmayan’ giyimi gerekçesiyle gözaltına alındıktan sonra hayatını kaybeden 22 yaşındaki Mahsa Amini’nin ölümü sonrası başlayan protestolar lise öğrencileri de katıldı. 

BBC’nin doğruladığı videolarda okul üniformaları içindeki liseli öğrencilerin başörtülerini çıkararak salladıkları ve dini yetkililer aleyhinde sloganlar attıkları görülüyor.

Kerec’de kaydedilen başka bir videoda da başörtülerini çıkaran kız öğrenciler yerel yetkili olduğu sanılan bir kişiyi, arkasından su şişeleri atarak ve “Utanmaz” diye bağırarak okul binasından dışarı çıkarıyor.

Yine Karaj’da çekilen bir videoda da öğrencilerin “Eğer birleşmezsek bizi teker teker öldürecekler” dediği duyuluyor.

Ülkenin güneyindeki Şiraz kentinde ise onlarca kız öğrenci bir ana yolu trafiğe kapayarak başörtülerini salladı ve “Diktatöre Ölüm” sloganları attı. Ülkede siyasi konulardaki son sözü dini lider Ayetullah Ali Hamaney söylüyor.

Bugün başkent Tahran’la ülkenin kuzey batısındaki Sakkız ve Sanandaj kentlerinde de lise öğrencilerinin benzer eylemler yaptıkları haberleri geliyor.

Bazı öğrenciler başörtüsüz fotoğraflarınırken bazı öğrencilerin Hamaney’in portresine el hareketi yaptıkları görülüyor.

İran’ın dini lideri Ayetullah Ali Hamaney, dün ülkenin her yerine yayılan protestoların arkasında ABD ve İsrail’in olduğunu savunmuştu.

Hamaney, “Bu isyan ve güvensizlik ortamı yurt dışındaki bazı İranlı hainlerin yardımıyla Amerika, işgalci sahte siyonist rejim ve onların paralı ajanları tarafından planlandı” demişti.

Mahsa Amini 13 Eylül’de İran’ın kuzey batısındaki Kürdistan eyaletine bağlı Sakız kentinden Tahran’a gelmiş ve başörtüsünü kurallara uygun takmadığı gerekçesiyle gözaltına alınmıştı.

Amini’nin polis tarafından ağır şekilde darp edildiği ve aldığı yaralar sonucu öldüğü iddia ediliyor.

Polis ise Amini’nin kalp krizinden öldüğünü savunuyor. Protestolar, geçen yıllarda yaşananların aksine ülkenin tüm kentlerine yayıldı.

Yurt dışında birçok yerde de İranlı kadınlara destek gösterileri yapılıyor.

(Kaynak: BBC Türkçe)

Paylaşın

Göç Örgütü: Akdeniz’de 9 Yılda 25 Bin Göçmen Hayatını Kaybetti

Birleşmiş Milletler (BM) Uluslararası Göç Örgütü (IOM) Akdeniz şubesi, 9 yılda Akdeniz üzerinden Avrupa’ya ulaşmaya çalışırken hayatını kaybeden mültecilerin sayısının yaklaşık 25 bin olduğunu açıkladı.

IOM, BM Mülteciler Yüksek Komiserliği (BMMYK), BM Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF) gibi uluslararası kuruluşların verilerine göre, söz konusu olaydan bu yana ölen yaklaşık 25 bin mülteciden 20 bini Orta Akdeniz güzergahındaki kazalarda yaşamını yitirdi.

İtalya’nın Lampedusa adası açıklarında bir mülteci teknesinin 3 Ekim 2013’te alabora olmasının üzerinden dokuz yıl geçti. Söz konusu olayda aralarında dokuz çocuğun da olduğu 368 mülteci hayatını kaybetmişti.

O günden bu güne geçen sürede yaklaşık 25 bin mülteci daha Akdeniz üzerinden Avrupa’ya ulaşmaya çalışırken yaşamını yitirdi.

Birleşmiş Milletler Uluslararası Göç Örgütü (IOM) Akdeniz şubesi, yaptığı açıklamada, Lampedusa’daki olayın üstünden geçen 9 yılda hayatını kaybeden mültecilerin sayısının yaklaşık 25 bin olduğunu açıkladı.

IOM, BM Mülteciler Yüksek Komiserliği (BMMYK), BM Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF) gibi uluslararası kuruluşların verilerine göre, söz konusu olaydan bu yana ölen yaklaşık 25 bin mülteciden 20 bini Orta Akdeniz güzergahındaki kazalarda yaşamını yitirdi.

IOM’un paylaştığı interaktif haritaya göre, 4 Ekim 2022 itibariyle bu yıl bin 823 mülteci Akdeniz’i geçmeye çalışırken öldü veya kayboldu.

Bu kişilerden bin 88’i Orta Afrika’da, 350’si Batı Afrika açıklarında, 236’sı Doğu Akdeniz’de, 149’u Batı Akdeniz’de kayboldu ya da yaşamını yitirdi.

Kayıpların sayısı, 2021’de 3 bin 188 iken, 2020’de 2 bin 326, 2019’da 2 bin 87, 2018’de 2 bin 380, 2017’de 3 bin 140 ve 2016’da 5 bin 305’ti.

Diğer yandan, İtalya İçişleri Bakanlığı’nın paylaştığı verilere göre, 1 Ocak – 3 Ekim 2022 tarihleri arasında İtalya’ya deniz üzerinden ulaşan mültecilerin sayısı 72 bin 252 olarak kayıtlara geçmişti. Geçen yıl aynı dönemde bu sayı 47 bin 726 olarak açıklanmıştı.

“Akdeniz daha ölümcül hale geldi”

Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (BMMYK) 10 Haziran 2022’de bir açıklama yaparak, Akdeniz üzerinden Avrupa’ya geçen mültecilerin sayısının 2015’den bu yana düşüş gösterdiğini, fakat geçişler sırasında hayatını kaybeden mültecilerin sayısının arttığını kaydetmişti.

Açıklamada özetle şu bilgiler paylaşılmıştı:

“Üç milyondan fazla mülteci ve göçmenin Akdeniz’den Avrupa’ya geçtiği ve bu açıdan zirvenin görüldüğü 2015 yılından bu yana, bu yolculukları yapanların sayısında COVID-19 pandemisinden de önce başlayan bir düşüş eğilimi var. 2021 yılında 123 bin 300 bireysel geçiş bildirildi. Bu sayı, 2020 yılında 95 bin 800, 2019’da 123 bin 700 ve 2018 yılında 141 bin 500 idi.

Düşen geçiş sayılarına rağmen ölü sayısında ciddi bir artış oldu.

Geçen yıl Akdeniz ve kuzeybatı Atlantik’te 3 bin 231 kişinin öldüğü veya kaybolduğu bildirildi. Bu sayı, 2020 yılında bin 881, 2019 yılında bin 510 ve 2018 yılından 2 bin 277’nin üzerindeydi.

Çok daha fazla sayıda kişi ise Sahra Çölü ve uzak sınır bölgelerinden karayoluyla gelirken hayatını kaybetmiş veya kaybolmuş olabilir.”

Paylaşın

Kuzey Kore’den Kıtalararası Balistik Füze Denemesi

Uluslararası yaptırımlara rağmen Kuzey Kore, balistik füze denemelerine devam ediyor. Pyongyang’ın bir hafta içinde beşinci füze denemesini gerçekleştirdi. Son olarak Kuzey Kore’nin, Japonya üzerinden orta menzilli balistik füze fırlattığı açıklandı.

Kuzey Kore lideri Kim Jong-un’un füze denemesini, Japonya ve ABD’nin ilgisini çekmek için kasıtlı olarak yaptığı tahmin ediliyor.

Füze denemesi nedeniyle Japonya’nın kuzeyindeki Hokkaido adasında yaşayanlardan sığınaklara saklanmaları istendi ve bazı tren seferleri iptal edildi.

Japonya hükümeti yerel saatle sabah 07:29’da “Kuzey Kore’nin bir füze fırlatmış olduğu görülüyor. Lütfen sığınaklara saklanın” uyarısı yaptı.

Kuzey Kore 2017’den bu yana Japonya üzerinden füze denemesi yapmıyordu.

Füze Japonya’nın doğusunda yaklaşık 3000 km açıkta Pasifik Okyanusu’na (Büyük Okyanus) düştü.

Japon yetkililer füzenin yaklaşık 1000 km irtifada seyrettiğini ve havada 22 dakika seyreden füzenin yaklaşık 4600 km mesafe kat ettiğini açıkladı.

Bu, ABD’nin Pasifik’teki toprağı Guam’ı vurmaya yetebilecek bir mesafe.

Füze denemesinde yaralanan olmadığı da belirtildi.

Kuzey Kore’nin balistik füze ve nükleer silah denemeleri yapmasını yasaklayan Birleşmiş Milletler kararı bulunuyor.

Japonya Başbakanı Fumio Kishida Pyongyang’ın bu hareketini “şiddet dolu bir eylem” olarak tanımlayarak, sert bir dille kınadı. Japonya hükümeti de Güvenlik Konseyi’ni toplantıya çağırdı.

Güney Koreli yetkililer de füzenin Kuzey Kore’nin Jagang bölgesinden fırlatıldığını duyurdu.

Ancak önceden uyarmadan ya da herhangi bir istişarede bulunmadan başka bir ülkeye doğru ya da üzerinden füze fırlatmak uluslararası normlara tamamen aykırı. Bu gibi denemeler doğrudan saldırı olarak algılanma tehlikesi barındırıyor ve provokatif eylemler olarak değerlendiriliyor.

ABD’nin en üst düzey Doğu Asya ve Pasifik diplomatı Daniel Kritenbrink, Kuzey Kore’nin bu hareketini “talihsiz” olarak yorumladı.

Japonya topraklarının üzerinden geçerek Pasifik Okyanusu’na düşen füze, Pyongyang’ın bir hafta içinde yaptığı beşinci füze denemesi.

Eylül ayında Kuzey Kore kendisini “nükleer devlet” olarak tanımlayan bir yasayı yürürlüğe sokmuş ve Kim Jong-un “nükleerden arınma” müzakerelerini ihtimal dışı bırakmıştı.

Tüm uluslararası yaptırımlara rağmen Pyongyang 2006-2017 yılları arasında altı nükleer deneme yaptı.

Paylaşın