İran’da Mahsa Amini Protestolara Lise Öğrencileri De Katıldı

İran’da ‘tesettüre uygun olmayan’ giyimi gerekçesiyle gözaltına alındıktan sonra hayatını kaybeden 22 yaşındaki Mahsa Amini’nin ölümü sonrası başlayan protestolar lise öğrencileri de katıldı. 

BBC’nin doğruladığı videolarda okul üniformaları içindeki liseli öğrencilerin başörtülerini çıkararak salladıkları ve dini yetkililer aleyhinde sloganlar attıkları görülüyor.

Kerec’de kaydedilen başka bir videoda da başörtülerini çıkaran kız öğrenciler yerel yetkili olduğu sanılan bir kişiyi, arkasından su şişeleri atarak ve “Utanmaz” diye bağırarak okul binasından dışarı çıkarıyor.

Yine Karaj’da çekilen bir videoda da öğrencilerin “Eğer birleşmezsek bizi teker teker öldürecekler” dediği duyuluyor.

Ülkenin güneyindeki Şiraz kentinde ise onlarca kız öğrenci bir ana yolu trafiğe kapayarak başörtülerini salladı ve “Diktatöre Ölüm” sloganları attı. Ülkede siyasi konulardaki son sözü dini lider Ayetullah Ali Hamaney söylüyor.

Bugün başkent Tahran’la ülkenin kuzey batısındaki Sakkız ve Sanandaj kentlerinde de lise öğrencilerinin benzer eylemler yaptıkları haberleri geliyor.

Bazı öğrenciler başörtüsüz fotoğraflarınırken bazı öğrencilerin Hamaney’in portresine el hareketi yaptıkları görülüyor.

İran’ın dini lideri Ayetullah Ali Hamaney, dün ülkenin her yerine yayılan protestoların arkasında ABD ve İsrail’in olduğunu savunmuştu.

Hamaney, “Bu isyan ve güvensizlik ortamı yurt dışındaki bazı İranlı hainlerin yardımıyla Amerika, işgalci sahte siyonist rejim ve onların paralı ajanları tarafından planlandı” demişti.

Mahsa Amini 13 Eylül’de İran’ın kuzey batısındaki Kürdistan eyaletine bağlı Sakız kentinden Tahran’a gelmiş ve başörtüsünü kurallara uygun takmadığı gerekçesiyle gözaltına alınmıştı.

Amini’nin polis tarafından ağır şekilde darp edildiği ve aldığı yaralar sonucu öldüğü iddia ediliyor.

Polis ise Amini’nin kalp krizinden öldüğünü savunuyor. Protestolar, geçen yıllarda yaşananların aksine ülkenin tüm kentlerine yayıldı.

Yurt dışında birçok yerde de İranlı kadınlara destek gösterileri yapılıyor.

(Kaynak: BBC Türkçe)

Paylaşın

Göç Örgütü: Akdeniz’de 9 Yılda 25 Bin Göçmen Hayatını Kaybetti

Birleşmiş Milletler (BM) Uluslararası Göç Örgütü (IOM) Akdeniz şubesi, 9 yılda Akdeniz üzerinden Avrupa’ya ulaşmaya çalışırken hayatını kaybeden mültecilerin sayısının yaklaşık 25 bin olduğunu açıkladı.

IOM, BM Mülteciler Yüksek Komiserliği (BMMYK), BM Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF) gibi uluslararası kuruluşların verilerine göre, söz konusu olaydan bu yana ölen yaklaşık 25 bin mülteciden 20 bini Orta Akdeniz güzergahındaki kazalarda yaşamını yitirdi.

İtalya’nın Lampedusa adası açıklarında bir mülteci teknesinin 3 Ekim 2013’te alabora olmasının üzerinden dokuz yıl geçti. Söz konusu olayda aralarında dokuz çocuğun da olduğu 368 mülteci hayatını kaybetmişti.

O günden bu güne geçen sürede yaklaşık 25 bin mülteci daha Akdeniz üzerinden Avrupa’ya ulaşmaya çalışırken yaşamını yitirdi.

Birleşmiş Milletler Uluslararası Göç Örgütü (IOM) Akdeniz şubesi, yaptığı açıklamada, Lampedusa’daki olayın üstünden geçen 9 yılda hayatını kaybeden mültecilerin sayısının yaklaşık 25 bin olduğunu açıkladı.

IOM, BM Mülteciler Yüksek Komiserliği (BMMYK), BM Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF) gibi uluslararası kuruluşların verilerine göre, söz konusu olaydan bu yana ölen yaklaşık 25 bin mülteciden 20 bini Orta Akdeniz güzergahındaki kazalarda yaşamını yitirdi.

IOM’un paylaştığı interaktif haritaya göre, 4 Ekim 2022 itibariyle bu yıl bin 823 mülteci Akdeniz’i geçmeye çalışırken öldü veya kayboldu.

Bu kişilerden bin 88’i Orta Afrika’da, 350’si Batı Afrika açıklarında, 236’sı Doğu Akdeniz’de, 149’u Batı Akdeniz’de kayboldu ya da yaşamını yitirdi.

Kayıpların sayısı, 2021’de 3 bin 188 iken, 2020’de 2 bin 326, 2019’da 2 bin 87, 2018’de 2 bin 380, 2017’de 3 bin 140 ve 2016’da 5 bin 305’ti.

Diğer yandan, İtalya İçişleri Bakanlığı’nın paylaştığı verilere göre, 1 Ocak – 3 Ekim 2022 tarihleri arasında İtalya’ya deniz üzerinden ulaşan mültecilerin sayısı 72 bin 252 olarak kayıtlara geçmişti. Geçen yıl aynı dönemde bu sayı 47 bin 726 olarak açıklanmıştı.

“Akdeniz daha ölümcül hale geldi”

Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (BMMYK) 10 Haziran 2022’de bir açıklama yaparak, Akdeniz üzerinden Avrupa’ya geçen mültecilerin sayısının 2015’den bu yana düşüş gösterdiğini, fakat geçişler sırasında hayatını kaybeden mültecilerin sayısının arttığını kaydetmişti.

Açıklamada özetle şu bilgiler paylaşılmıştı:

“Üç milyondan fazla mülteci ve göçmenin Akdeniz’den Avrupa’ya geçtiği ve bu açıdan zirvenin görüldüğü 2015 yılından bu yana, bu yolculukları yapanların sayısında COVID-19 pandemisinden de önce başlayan bir düşüş eğilimi var. 2021 yılında 123 bin 300 bireysel geçiş bildirildi. Bu sayı, 2020 yılında 95 bin 800, 2019’da 123 bin 700 ve 2018 yılında 141 bin 500 idi.

Düşen geçiş sayılarına rağmen ölü sayısında ciddi bir artış oldu.

Geçen yıl Akdeniz ve kuzeybatı Atlantik’te 3 bin 231 kişinin öldüğü veya kaybolduğu bildirildi. Bu sayı, 2020 yılında bin 881, 2019 yılında bin 510 ve 2018 yılından 2 bin 277’nin üzerindeydi.

Çok daha fazla sayıda kişi ise Sahra Çölü ve uzak sınır bölgelerinden karayoluyla gelirken hayatını kaybetmiş veya kaybolmuş olabilir.”

Paylaşın

Kuzey Kore’den Kıtalararası Balistik Füze Denemesi

Uluslararası yaptırımlara rağmen Kuzey Kore, balistik füze denemelerine devam ediyor. Pyongyang’ın bir hafta içinde beşinci füze denemesini gerçekleştirdi. Son olarak Kuzey Kore’nin, Japonya üzerinden orta menzilli balistik füze fırlattığı açıklandı.

Kuzey Kore lideri Kim Jong-un’un füze denemesini, Japonya ve ABD’nin ilgisini çekmek için kasıtlı olarak yaptığı tahmin ediliyor.

Füze denemesi nedeniyle Japonya’nın kuzeyindeki Hokkaido adasında yaşayanlardan sığınaklara saklanmaları istendi ve bazı tren seferleri iptal edildi.

Japonya hükümeti yerel saatle sabah 07:29’da “Kuzey Kore’nin bir füze fırlatmış olduğu görülüyor. Lütfen sığınaklara saklanın” uyarısı yaptı.

Kuzey Kore 2017’den bu yana Japonya üzerinden füze denemesi yapmıyordu.

Füze Japonya’nın doğusunda yaklaşık 3000 km açıkta Pasifik Okyanusu’na (Büyük Okyanus) düştü.

Japon yetkililer füzenin yaklaşık 1000 km irtifada seyrettiğini ve havada 22 dakika seyreden füzenin yaklaşık 4600 km mesafe kat ettiğini açıkladı.

Bu, ABD’nin Pasifik’teki toprağı Guam’ı vurmaya yetebilecek bir mesafe.

Füze denemesinde yaralanan olmadığı da belirtildi.

Kuzey Kore’nin balistik füze ve nükleer silah denemeleri yapmasını yasaklayan Birleşmiş Milletler kararı bulunuyor.

Japonya Başbakanı Fumio Kishida Pyongyang’ın bu hareketini “şiddet dolu bir eylem” olarak tanımlayarak, sert bir dille kınadı. Japonya hükümeti de Güvenlik Konseyi’ni toplantıya çağırdı.

Güney Koreli yetkililer de füzenin Kuzey Kore’nin Jagang bölgesinden fırlatıldığını duyurdu.

Ancak önceden uyarmadan ya da herhangi bir istişarede bulunmadan başka bir ülkeye doğru ya da üzerinden füze fırlatmak uluslararası normlara tamamen aykırı. Bu gibi denemeler doğrudan saldırı olarak algılanma tehlikesi barındırıyor ve provokatif eylemler olarak değerlendiriliyor.

ABD’nin en üst düzey Doğu Asya ve Pasifik diplomatı Daniel Kritenbrink, Kuzey Kore’nin bu hareketini “talihsiz” olarak yorumladı.

Japonya topraklarının üzerinden geçerek Pasifik Okyanusu’na düşen füze, Pyongyang’ın bir hafta içinde yaptığı beşinci füze denemesi.

Eylül ayında Kuzey Kore kendisini “nükleer devlet” olarak tanımlayan bir yasayı yürürlüğe sokmuş ve Kim Jong-un “nükleerden arınma” müzakerelerini ihtimal dışı bırakmıştı.

Tüm uluslararası yaptırımlara rağmen Pyongyang 2006-2017 yılları arasında altı nükleer deneme yaptı.

Paylaşın

Brezilya’da Lula 1. Turu Önde Bitirdi; Seçim 2. Tura Kaldı

Brezilya’da cumhurbaşkanlığı seçiminin ilk turunda adaylar yüzde 50’ye ulaşamadı. Solun lideri Lula da Silva seçimi az farkla önde bitirdi. Brezilya cumhurbaşkanının kim olacağı 30 Ekim’de yapılacak 2. tur seçimin ardından belli olacak.

Haber Merkezi / Seçimlerde mevcut devlet başkanı aşırı sağcı Jair Bolsonaro ile daha önce ülkeyi yönetmiş solcu Lula da Silva yarışıyor.

Oyların yüzde 98’ine yakını sayıldı. Mevcut durumda Lula’nın oyların yüzde 47,9’unu, Bolsonaro’nunsa yüzde 43,7’sini aldığı görülüyor. Seçim öncesi yapılan anketlerde Bolsonaro’nun oy oranının daha düşük olacağı tahmin ediliyordu.

Brezilya Demokratik Hareketinin adayı Simone Tebet yüzde 4,21 oy alarak üçüncü, anketlerde 3. olması beklenen Demokratik İşçi Partisi adayı Ciro Gomes ise yüzde 3,05 oy ile seçimi dördüncü olarak bitirdi.

İlk sonuçlar, Brezilya’da her zaman tam tabloyu yansıtmayabiliyor. 2014’te Lula’nın İşçi Partisi (PT) cumhurbaşkanlığı seçimini kazandığında, üstünlüğü ancak iki saat daha süren sayımdan sonra ortaya çıkmıştı.

PT’nin geleneksel kalesi yoksul kuzeydoğu bölgelerinin sonuçları seçim kuruluna her  zaman daha geç ulaşıyor.

Sao Bernardo do Campo’da oy kullanan Lula, “Benim için önemli bir gün” dedi ve ekledi: Dört yıl önce bir yalanın kurbanı olduğum için oy kullanamadım… Ülkemin normalleşmesine yardımcı olmaya çalışmak istiyorum.

Elektronik oylama sistemini sık sık sorgulayan Jair Bolsonaro ise “temiz seçimlere” saygı gösterilmesi gerektiğini ifade etti.

Ülkede son 24 yıldır cumhurbaşkanlığı seçimleri 2. tura kalıyor. Brezilya’da 156 milyondan fazla kişi oy kullanmakla yükümlü ve oy kullanma işlemi elektronik olarak yapılıyor.

Siyasi uzmanlar yine de bunun ülkenin gördüğü en “kutuplaşmış” seçimlerden biri olduğunu belirtiyor. Seçim süreci, iki adayın da birbirlerine yönelik kullandığı sert söylemlerle oldukça kutuplaştı.

Perşembe günü yapılan televizyon münazarasında Cumhurbaşkanı Bolsonaro, Lula’yı “eski mahkum” ve “hain” olarak nitelendirdi. Lula ise rakibine “yalancı” dedi.

Brezilya’da halk, düzenlenen seçimlerde devlet başkanı ve yardımcısının yanı sıra 26 eyalet ve başkent Brasilia’yı kapsayan Federal Bölge’nin valilerini, Kongrenin 513 üyeli Temsilciler Meclisinin tamamı ile 81 üyeli Senatonun 27 üyesini seçmek için oy kullandı.

Paylaşın

Papa Francesco, Putin’e ‘Yalvardı’: Ukrayna’da Savaşı Durdur

Ukrayna’daki savaşın gidişatından, nükleer saldırı tehdidinden endişe duyduğunu belirten Katolik dünyasının ruhani lideri Papa Francesco, “Rusya Devlet Başkanı’na bu şiddet ve ölüm sarmalını durdurması için yalvarıyorum’’ dedi.

Her haftaki Pazar duasını genellikle İncil’den alıntı ve öğretilere ayıran Papa, bugün ise yalnızca Ukrayna’ya değindi.

BBC Türkçe’nin aktardığına göre, Vatikan’daki San Pietro Meydanı’nda yapılan dua öncesi Papa şunları söyledi:

“Ukrayna’daki savaşın gidişatı büyük endişe yaratacak kadar ciddi, yıkıcı ve tehdit edici bir hal almıştır… İnsanlığın bu korkunç ve akıl almaz yarası iyileşmek yerine, yayılma riskiyle daha fazla kanamaya devam ediyor.’’

İnsanlığın bir kez daha atom bombası tehdidiyle karşı karşıya olmasını ‘’absürt’’ diye niteleyen Papa, “Son günlerde uluslararası hukuk ilkelerine aykırı yeni eylemlerle ortaya çıkan vahim durumdan derin üzüntü duyuyorum. Nükleer tırmanma riski, dünya çapında kontrol edilemez ve yıkıcı sonuçlardan korkulacak kadar artıyor” dedi.

Papa, ‘’Savaşın asla bir çözüm olmadığını, sadece yıkım olduğunu anlamamız için daha ne kadar kan akması gerekiyor?’’ diye sorarak, ‘’Tanrı adına ve her yürekte yaşayan insanlık duygusu adına, derhal ateşkes çağrımı yineliyorum. Silahlar sussun’’ çağrısı yaptı.

Öncelikle Rusya lideri Vladimir Putin’e seslenen Papa şunları söyledi:

“Rusya Federasyonu Devlet Başkanı’na, kendi halkının iyiliği için de bu şiddet ve ölüm sarmalını durdurması için yalvarıyorum.

“Öte yandan, Ukrayna halkının maruz kaldığı saldırılar sonucunda çektiği büyük acılardan dolayı üzüntü duyarak, Ukrayna Devlet Başkanı’na ciddi barış önerilerine açık olması çağrısında bulunuyorum.

“Uluslararası toplumun tüm baş aktörlerine ve ulusların siyasi liderlerine, savaşa son vermek için ellerinden gelen her şeyi yapmaları ve diyalog girişimlerini teşvik edip desteklemeleri çağrısında bulunuyorum.”

Papa konuşmasında savaşı ‘hata’, ‘dehşet’ ve ‘çılgınlık’ diye niteledi ve ‘’Lütfen genç nesillerin savaşın kirli havasını değil, barışın sağlıklı havasını solumasına izin verin’’ dedi.

‘Moskova ile diyalog kanallarını açık tutmak istiyor’

Papa Francesco daha önce de Ukrayna’daki de dahil olmak üzere dünyanın birçok yerinde süren savaş ve çatışmaların durması yönünde defalarca çağrı yapmıştı.

Ancak Ukrayna konusunda Rusya yönetimine yönelik sert ifadelerden kaçınması bazı kesimler tarafından eleştirilirken, Vatikan’a yakın kaynaklarca Moskova ile diyalog kanallarını açık tutma niyetinin göstergesi olarak yorumlanıyordu.

Papa, Ukrayna işgali başladıktan hemen sonra protokollerin dışına çıkarak Rusya’nın Vatikan Büyükelçiliği’ne gitmiş ve kaygılarını şahsen iletmişti.

İlerleyen haftalarda da Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Rus Ortodoks Kilisesi Patriği Kirill ile görüşmek için girişimlerde bulunmuş, ancak Rusya tarafından bu görüşmelere onay gelmemişti.

Son olarak da geçen ay Papa Francesco ile Patrik Kirill’in Kazakistan’da bir araya gelmesi beklenirken Kirill bu geziye katılmaktan vazgeçmişti.

Papa Kazakistan gezisinde de, Ukrayna işgaline destek veren açıklamalar yapan Rus Ortodoks Kilisesi Patriği Kirill’e gönderme olarak yorumlanan bir konuşma yapmış ve ‘şunları söylemişti:

“Şiddeti asla haklı göstermemeliyiz! Kutsalların, kutsal olmayanlar tarafından sömürülmesine izin vermemeliyiz! Tanrı barıştır ve her zaman barışa götürür, asla savaşa götürmez.”

Paylaşın

Futbol Maçında Çıkan Olaylarda En Az 174 Kişi Öldü

Endonezya’da  Persebaya Surabaya’nın Arema Malang’ı 3-2 yendiği lig maçının ardından çıkan izdihamda 174 kişi hayatını kaybetti. İzdihamda yaklaşık 180 kişi de yaralandı. Yaralılar içinde durumu ağır olanların olduğu bildirildi.

Haber Merkezi / Futbol tarihinin en büyük felaketlerinden biri Endonezya’da yaşandı.

Persebaya Surabaya ile Arema Malanga arasında oynana karşılaşmanın ardından iki grup arasında çıkan kavgaların ardından polis, sahaya giren taraftarlara biber gazıyla müdahale etti. Yaşanan paniğin ardından binlerce kişi aynı anda çıkış kapılarına yöneldi.

Ülkede yayın yapan Kompas web sitesine konuşan Dwi isimli bir görgü tanığı, binlerce insanın stattan çıkmak isterken birbirlerini ezdiğini söyledi.

İlk olarak olayda 130 kişinin öldüğü açıklansa da, yetkililer ölü sayısının 174’e yükseldiğini duyurdu. İzdihamda yaklaşık 180 kişi de yaralandı. Yaralılar içinde durumu ağır olanların olduğu bildirildi.

Hayatını kaybedenlerin bir kısmı da havasızlıktan etkilenerek öldü.

Devlet Başkanı Joko Wibodo, olayla ilgili soruşturmanın tamamlanmasına kadar ülkede üst düzey tüm futbol müsabakalarının durdurulmasına karar verdi.

Doğu Java Polis Şefi Nico Afinta, yaptığı açıklamada, gece geç saatlerde maçın sona ermesinden hemen sonra taraftar grupları arasında çıkan kavgaların çevik kuvvet polisinin göz yaşartıcı gaz kullanmasına neden olduğunu ve sıkılan gazın taraftarları paniğe sevk ettiğini söyledi.

Afinta, 300’den fazla kişinin tedavi için bölgedeki hastanelere götürüldüğünü, ancak birçoğunun yolda ve tedavi sırasında öldüğünü kaydetti. Yaklaşık 180 yaralı arasında durumu ağır olanların bulunduğunu anlatan Afinta, ölü sayısının artabileceğini ifade etti.

Paylaşın

İran’da Başörtüsüz Fotoğrafı Sosyal Medyada Viral Olan Kadın Tutuklandı

İran’da 22 yaşındaki Mahsa Amini’nin gözaltına alındıktan sonra hayatını kaybetmesiyle başlayan protestolarda yaşamını yitirenlerin sayısı 100’ü aşarken, başörtüsüz fotoğrafı sosyal medyada viral olan bir kadın tutuklandı.

Haber Merkezi / Mahsa Amini, 13 Eylül’de başkent Tahran’da “ahlak polisi” olarak bilinen İrşad Devriyesi tarafından gözaltına alınmış, daha sonra komaya girerek hastaneye kaldırılmıştı. 22 yaşındaki kadın, 16 Eylül’de hastanede yaşamını yitirmişti.

Polislerin gözaltındaki kadını döverek komaya soktuğu öne sürülürken, Tahran Polisi iddiaları yalanlayarak kadının “aniden bilincini kaybedip kalp rahatsızlığı yaşadığını” savunmuştu.

Bunun üzerine hem İran’da hem de dünyanın pek çok yerinde hükümet karşıtı protestolar başladı. Protestolara destek verdiği için eski milli futbolcu Hüseyin Mahini ve gazeteci Elahe Muhammedi gibi çok sayıda İranlı gözaltına alındı.

Yanındaki bir kadınla, Tahran’da bir restoranda başı açık şekilde kahvaltı yapan Dünya Rad’ın fotoğrafı da sosyal medyada viral oldu.

Dina Rad, bunun ardından kolluk kuvvetlerinin kız kardeşiyle temasa geçip açıklama istediğini söyledi: Kendisine söylenen yere gittikten sonra tutuklandı… Sağlığına dair endişeliyiz.

ABD’de yaşayan İran analisti Omid Memarian, “Başörtüsüz kahvaltıya gittiler. Tutuklandılar. İran’da başörtüsü politikası bu kadar acımasız/hastalıklı” dedi.

İran’da kadınlara nasıl muamele yapılıyor?

İran, Afganistan’daki Taliban rejimi dışında kamusal alanda başörtüsü takmayı zorlayan tek ülke.

İranlı kadınların eğitime tam erişimi var, ev dışında çalışıyor ve kamu görevlerinde bulunuyorlar. Ancak, başörtüsü takmanın yanı sıra uzun, bol elbiseler de dahil olmak üzere halka açık yerlerde “mütevazı” giyinmeleri gerekiyor. Evli olmayan erkek ve kadınların birbirine yakın durması ve teması yasak.

1979 İslam Devrimi’nden sonraki günlere dayanan kurallar, “devletin her kademesinde yolsuzluk ve rüşvet gibi durumların aleniyet kazandığı ülkede” ahlak polisi tarafından uygulanıyor.

Resmi olarak Rehberlik Devriyesi olarak bilinen bu birimler, halka açık alanlarda geziyor ve hem erkeklerden hem de kadınlardan oluşuyor.

Uygulama, bir noktada ahlak polisini aşırı saldırgan olmakla suçlayan ve nispeten ılımlı olan eski Cumhurbaşkanı Hassan Ruhani döneminde yumuşatıldı. 2017 yılında kadınların kıyafet kurallarını ihlal ettikleri için tutuklanmayacağı sadece uyarılacağı açıklandı.

Ancak geçen yıl seçilen sert görüşlü Reisi yönetiminde, ahlak polisinin ajanları farklı bir uygulamaya geçti.

BM insan hakları ofisi, son aylarda genç kadınların yüzlerine tokat atıldığını, coplarla dövüldüklerini ve polis araçlarına alındıklarını söylüyor.

Paylaşın

İşçi Partili Lula, Brezilya’da İktidara Yürüyor

Brezilya’da yarın yapılacak seçimlerde, milliyetçi Devlet Başkanı Jair Bolsonaro ve İşçi Partili eski Başkan Lula da Silva’nın yarışması bekleniyor. Sağı ve solu bir kez daha karşı karşıya getirecek olan seçimler, Latin Amerika’nın en dikkatle izlenen seçimlerinden biri olacak gibi görünüyor.

Oylama yarın Brezilya saatiyle sabah 8’den akşam 5’e kadar (TSİ 14:00-23:00). Kongre ve yerel yönetim seçimleri için de oy kullanılacak. Sonuçlar, elektronik oylama sisteminin hızı sayesinde Brezilya’da saat 21’de (TSİ Pazartesi 03:00) belli olabilir. İlk oylamada hiç bir adayın yüzde 50’yi geçememesi halinde en çok oy alan ikinci turda yarışacak.

Sağda, Amazon ormanlarının yıkımını hızlandırması, Brezilya’nın Kovid 19’la mücadelesini zayıflattığı ve seçimler arifesinde ülkenin seçim sistemi üzerinde kuşkular uyandırdığı için yaygın olarak eleştirilen saldırgan milliyetçi Devlet Başkanı Jair Bolsonaro var.

Bolsonaro Brezilya Başkanlarından ve Latin Amerika’nın en saygın solcularından Lula da Silva’nın zorlu mücadelesiyle karşı karşıya. Halk arasında sevgiyle Lula olarak anılan da Silva, anketlerin çoğunda Bolsonaro’nun 10 puan önünde. Ancak, işbaşında kaldığı iki dönem boyunca büyük yolsuzluk skandalları yüzünden cezaevine girip çıkmış olmasının seçmende doğurduğu kuşkuların da üstesinden gelmek zorunda.

Başlıca adaylar

Seçim pusulasında on bir başkan adayı var, ancak tüm gözler Bolsonaro ve Lula’da. Bolsonaro’nun puanları son zamanlarda yükselse de çoğu ankette seçmenin kendisine dönük tercihinin yüzde 30’larda kaldığını gösteriyor. Brezilyalıların çoğu, 67 yaşındaki başkanın yönetiminden memnun değil. Datafolha kamuoyu araştırma şirketinin Eylül ortalarında gerçekleştirdiği ankete katılanların yüzde 44’ü Bolsonaro’ya görev onayı vermedi.

Lula’nın kazanması etkileyici bir siyasal geri dönüş olacak. Brezilya’yı 2003’ten 2010’a kadar yöneten 76 yaşındaki eski metal işçisi ekonomik büyüme ve emtia fiyatlarındaki patlama döneminde milyonlarca insanın yoksulluktan kurtulmasına yardımcı olan sosyal refah programlarını ülkeye yaymıştı.

Görevden ayrıldığında dünyanın en popüler politikacılarından biri olarak kabul ediliyordu. Ancak 2017’de, sonraki yıl cezaevine girmesine yol açan “Araba Yıkama Operasyonu” adı verilen kapsamlı bir yolsuzluk soruşturmasına dahil edildi. Soruşturma boyunca suçsuzluğunu savunan Lula 580 gün hapiste kaldıktan sonra 2019’da aklandı, serbest bırakıldı ve hakkındaki mahkumiyet kararı iptal edildi.

Brezilya’nın yakıcı sorunu

Brezilya, dünyanın kişi başına en yüksek doğrulanmış koronavirüs ölümlerinin gerçekleştiği ülkeler arasında yer alıyor. Salgından ve Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinin etkileriyle körüklenen küresel ekonomik kargaşadan kurtulmak için çırpınıyor. Ekonomik sıkıntılar, yüksek enflasyon ve eşitsizlik ve yolsuzluğun yol açtığı hoşnutsuzluk, aralarında Şili ve Kolombiya’nın da olduğu bölgenin diğer ülkelerinin sola kayışlarına yol açtı .

Ekonomi, seçim sonrasının en zorlu meselesi. Bolsonaro, geçtiğimiz günlerde Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’ndaki konuşmasında Brezilya ekonomisinin tamamen toparlandığını söyleyerek övünüyordu. Ancak ekonomik büyüme çok güdük ve enflasyon yoksulları ezmeye devam ediyor. Siyaset bilimci Guilherme Casarões, Brezilya seçmenlerinin Bolsonaro’nun dört yıllık başkanlığı ve aşırı sağcı söyleminin ardından şimdi oldukça kutuplaşmış olduğunu söyledi.

Görevdeki Başkan, aile değerlerinin savunuculuğunu üstleniyor ve sayıca çoğalan muhafazakar Evanjelik nüfusun desteğini alıyor. Bolsonaro pandemi boyunca karantinaya ve maske takma zorunluluğuna karşı koydu, hükümet kararnameleriyle Brezilya’nın silah yasalarını gevşetmekle kalmadı, aynı zamanda Amazon’daki çevre koruma uygulamalarını da ciddi ölçüde tasfiye etti.

Bölge ve dünyanın geri kalanı için yakıcı sorun

Bolsonaro’nun tarım şirketlerine verdiği destek ve çevre savunucularını hor gören yaklaşımı, Brezilya’nın Amazon’a yönelik korumasının çok zayıflamasına yol açtı. Başkanlığı sırasında, dünyanın en büyük biyolojik çeşitliliğe sahip orman alanlarındaki ormansızlaşma son 15 yılın en yüksek düzeyine yükseldi ve orman yangınları patladı. Gezegenin en önemli karbon emicilerden biri olan Amazon yağmur ormanları, şimdi emdiğinden çoğunu atmosfere salıyor.

Bazı bilim adamları, daha da sert koruma önlemleri olmaksıın Amazon’un geri dönüşsüz bir çevresel yıkıma uğrayabileceğini söylüyor. Kendisine takılan “Kaptan Motorlu Testere” lakabıyla dalga geçen Bolsonaro, birçok yangının kasıtlı olarak sırf kendisini itibarsızlaştırmak için çıkarıldığını iddia ediyor. Lula döneminde, ormansızlaşma oranları düşmüştü ve önceki cumhurbaşkanı seçilirse Amazonu yeniden korum altına alacağına söz verdi.

Bolsonaro seçimler öncesinde de demokratik kurumlara yönelik saldırısını tırmandırdı. Bir yılı aşkın bi zamandır, kendi gözünde büyük bir kahraman olan eski ABD Başkanı Donald Trump’ın uydurma iddialarını çok andırır bir biçimde, dindar tabanını olası kaybını oy hırsızlığıyla ilişkilendirmeye hazırlamak için çaba harcadı.

Bolsonaro sonuçları kabul etmezse şiddet patlak verir mi? 

Bolsonaro, anketlerde geride kalmasına rağmen, ısrarla seçimleri ilk turda doğrudan kazanacağı ve sonucu ikinci tura bırakmayacağını ileri sürüyor. Uzunca bir süredir seçimler böyle sonuçlanmazsa -tıpkı 2018’de hiçbir mesnet sunmadan iddia ettiği gibi- bunun yalnızca yaygın seçim hileleri nedeniyle olacağını iddia ediyor. Trump gibi, Bolsonaro da tamamen yanlış bir şekilde, ülkesinin elektronik oylama makinelerinin kolayca kurcalanabileceğini iddia ediyor.

Eski bir ordu komutanı olarak, ordunun yanından konuşarak askeriyenin seçimleri izlemesi gerektiğini söylüyor. Son zamanlarda, Bolsonaro, söylemini biraz sakinleştirse de seçim günü ordunun oylama aygıt örneğinden seçimleri izlemesine yönelik bir mutabakat manevrası yaptı. Oysa, 1996’dan beri seçimlerinde elektronik oylama makineleri kullanılan Brezilya’da hiçbir zaman önemli bir seçim yolsuzluğu kaydetmedi.

(Kaynak: Bianet)

Paylaşın

‘Mahsa Amini’ Protestolarında Bilanço Ağırlaşıyor: 83 Can Kaybı

İran’da ‘tesettüre uygun olmayan’ giyimi gerekçesiyle gözaltına alındıktan sonra hayatını kaybeden 22 yaşındaki Mahsa Amini’nin ölümü sonrası başlayan protestolarda yaşamını yitirenlerin sayısı 83’e yükseldi.

İran İnsan Hakları Örgütü, Mahsa Amini’nin “ahlak polisleri”nce öldürülmesinin ardından İran genelinde gerçekleşen protesto gösterileriyle ilgili bir açıklama yaptı.

İran rejiminin baskı ve saldırılarının kınandığı açıklamada, uluslararası toplumdan bir kez daha İran rejiminin göstericilere karşı eylemlerinin durdurulmasını talep etti.

İnsan Hakları Örgütü, açıklamasında İran genelindeki gösterilerde şimdiye kadar İran güvenlik güçleri tarafından İran’ın farklı kentlerinde 83 kişinin öldürüldüğünü duyurdu.

Örgüt, İran rejim güçlerince gösterilerde şimdiye kadar Mazenderan’da 26, Gilan’da 11, Doğu Azerbaycan’da 11, Kirmaşan’da 6, Sine’de 6, Elburz’da 5, Tahran’da 4, Kuhgiloye ve Buyar Ehmed’de 2, Esfehan’da 2, Xoresana Rezewi’de 2, Zencan’da 2, Qezwin’de 2, Simnan’da 1, İlam’da 1 ve Buşêhr’de 1 kişinin öldürüldüğünü açıkladı.

Açıklamada ayrıca birçok gösterici ve sivil toplum aktivistinin gözaltına alındığı ve gözaltı dalgasının devam ettiği bildirildi.

İran’da kadınlara nasıl muamele yapılıyor?

İran, Afganistan’daki Taliban rejimi dışında kamusal alanda başörtüsü takmayı zorlayan tek ülke.

İranlı kadınların eğitime tam erişimi var, ev dışında çalışıyor ve kamu görevlerinde bulunuyorlar. Ancak, başörtüsü takmanın yanı sıra uzun, bol elbiseler de dahil olmak üzere halka açık yerlerde “mütevazı” giyinmeleri gerekiyor. Evli olmayan erkek ve kadınların birbirine yakın durması ve teması yasak.

1979 İslam Devrimi’nden sonraki günlere dayanan kurallar, “devletin her kademesinde yolsuzluk ve rüşvet gibi durumların aleniyet kazandığı ülkede” ahlak polisi tarafından uygulanıyor.

Resmi olarak Rehberlik Devriyesi olarak bilinen bu birimler, halka açık alanlarda geziyor ve hem erkeklerden hem de kadınlardan oluşuyor.

Uygulama, bir noktada ahlak polisini aşırı saldırgan olmakla suçlayan ve nispeten ılımlı olan eski Cumhurbaşkanı Hassan Ruhani döneminde yumuşatıldı. 2017 yılında kadınların kıyafet kurallarını ihlal ettikleri için tutuklanmayacağı sadece uyarılacağı açıklandı.

Ancak geçen yıl seçilen sert görüşlü Reisi yönetiminde, ahlak polisinin ajanları farklı bir uygulamaya geçti.

BM insan hakları ofisi, son aylarda genç kadınların yüzlerine tokat atıldığını, coplarla dövüldüklerini ve polis araçlarına alındıklarını söylüyor.

Ne olmuştu?

İran’ın Sakız kentinden başkent Tahran’a akrabalarını ziyarete gelen genç kadın erkek kardeşinin kullandığı aracı durduran ahlak polisince gözaltına alınmıştı. Kardeşine, nasihat edilip serbest bırakılacağı söylenerek götürülen genç kadının, gözaltına alındıktan iki saat sonra komaya girdiği ve kaldırıldığı hastanede öldüğü ortaya çıktı.

Devlet televizyonu Amini’nin dövüldüğü iddialarını yalanlayarak, polisin genç kadını “nasihat etmek ve eğitmek” üzere karakola götürdüğünü ve orada kalp krizi geçirdiğini söyledi. Akrabaları, kadının herhangi bir kalp rahatsızlığı olduğunu yalanladı.

Devlet televizyonu bir polis karakolunda Amini olduğu söylenen bir kadının oturduğu koltuktan bir yetkiliyle konuşmak üzere kalktıktan sonra yere düştüğünü gösteren güvenlik kamerası kayıtları yayınladı. Ancak görüntülerden kadının Amini olduğu doğrulanamadı.

Amini’nin dövülerek öldürüldüğü yolunda sosyal medyada yayılan iddialarını reddeden Tahran emniyeti açıklamasında, “Ayrıntılı araştırmalara göre, Amini’nin araca alınması sonrasında ve tutulduğu karakolda fiziksel bir temas olduğunu” reddetti.

Ancak, İran’ın yarı resmi Fars haber ajansı, Mahsa Amini’nin ahlak polisince dövülmesi nedeniyle komaya girdiğini duyurdu.

Şu ana kadar Tahran, Senendec, Kerec, Tebriz, Meşhed, Kiş, Kirman, Yezd, Reşt, Bender Abbas, Abadan, Kirmanşah, Erdebil, İsfahan, Urumiye, Kazvin, Zencan, İlam, Mazenderan, Hemedan başta olmak üzere birçok şehirde gösteriler düzenlendi. Birçok noktada eylemciler ile güvenlik güçleri arasında şiddetli arbede yaşandı.

Paylaşın

Ukrayna’na Zaporijya’da Sivil Araç Konvoyuna Saldırı: 23 Ölü

Avrupa’nın en büyük nükleer santralinin bulunduğu Ukrayna’nın Zaporijya bölgesinde sivil araçların bulunduğu konvoya düzenlenen füze saldırısında en az 23 kişinin hayatını kaybettiği, 35 sivilin de yaralandığı duyuruldu.

The Guardian gazetesinin aktardığına göre, Rusya’nın kontrolü altında bulunan bölgeden ayrılmak isteyen yakınlarını almak için yola çıkan araç konvoyu füzelerin hedefi oldu.

Saldırıyla ilgili Telegram hesabından açıklama yapan Zaporijya Valisi Oleksandr Starukh, Rusya güçlerin Zaporijya’dan çıkan sivil konvoyu füzelerle vurduğunu söyledi. Olayda ölü ve yaralıların olduğunu kaydeden Starukh, acil yardım ekiplerinin bölgeye sevk edildiğini açıkladı.

Ukrayna İçişleri Bakanı Danışmanı Anton Geraşenko saldırıda 23 can kaybının yanı sıra 35 sivilin de yaralandığını duyurdu.

Ukrayna Devlet Başkanlığı Ofisi Başkan Yardımcısı Kiril Timoşenko ise konvoya S-300 füze sistemleriyle 16 füze atıldığını söyledi.

Rusya, Ukrayna’yı suçladı

Saldırıyla ilgili açıklama yapan Rusya ise Zaporijya’da sivillerin yer aldığı araç konvoyunun Ukraynalı güçlerce vurulduğunu belirtti.

Anadolu Ajansı’nın (AA) haberine göre, Zaporijya’daki Rusya yanlısı yönetimden yapılan açıklamada, Ukrayna ordusunun Zaporijya’dan çıkan sivil konvoyu füzelerle hedef aldığı ifade edildi.

Açıklamada, konvoyun Rusya ordusu tarafından kontrol edilen bölgeye geçmeye hazırlandığı sırada saldırının hedefi olduğu ve saldırıda 23 sivilin hayatını kaybettiği, 34 sivilin ise yaralandığı kaydedildi.

Referandumda “Rusya’ya bağlanma” kararı çıkmıştı

Ukrayna’yı 24 Şubat 2022’de işgal eden Rusya, Zaporijya’nın Avrupa’nın en büyük nükleer santrali olan Zaporijya Nükleer Santrali de dahil olmak üzere bir bölümünü kontrolü altında bulunduruyor.

Ukrayna’nın doğusundaki Donbas bölgesindeki ayrılıkçı Luhansk ve Donetsk bölgeleri ile işgal sonrasında Rusya’nın kontrolüne geçen Zaporijya ve Herson’da 20 Eylül’de referandumlar yapılmış ve yapılan referandumlarda Rusya’ya bağlanma kararı çıktığı açıklanmıştı.

Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, dün (29 Eylül) bir açıklama yaparak söz konusu dört bölgenin bugün Türkiye saatiyle 15:00’te yapılacak bir törenle Rusya’ya bağlanacağını, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in de Kremlin’deki törende bir konuşma yapacağını açıklamıştı.

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski, konuyla ilgili açıklamasında, “Ukrayna, Rusya’nın topraklarımızın herhangi bir bölümünü ele geçirme girişimlerine hoşgörü gösteremez ve göstermeyecektir” dedi.

Rusya Devlet Başkanı Putin, Herson ve Zaporijya bölgelerinin bağımsızlıklarını tanıyan kararnameleri 30 Eylül’de imzaladı.

Paylaşın