Afrin Ve Azez Yakınlarında IŞİD’e Yönelik Özel Operasyon: 20 Ölü

Rusya ve Suriye askerleri birimlerinin, Şam’da bir otobüsü havaya uçuran Irak Şam İslam Devleti (IŞİD) militanlarını ortadan kaldırmaya yönelik özel operasyon düzenlediği, operasyonda 20 IŞİD militanın etkisiz hale getirildiği duyuruldu.

Rusya’nın Suriye’deki Tarafları Uzlaştırma Merkezi Başkan Yardımcısı Oleg Yegorov, dünkü basın toplantısında Rus ve Suriyeli askerlerin geçenlerde Şam ilinde bir otobüsü havaya uçuran IŞİD militanlarını ortadan kaldırmaya yönelik özel operasyon düzenlediğini, operasyon sonucu 20 militanın etkisiz hale getirildiğini belirtti.

Sputnik Türkçe‘de yer alan habere göre; Tuğgeneral Yegorov, Rus askeri grubunun, Suriye devlet güvenlik birimleri ve silahlı kuvvetleriyle etkileşim halinde Suriye’nin güneyindeki Der’a eyaletindeki Jasim yerleşiminde, 13 Ekim’de Suriyeli askerlerin bulunduğu otobüsün havaya uçurularak gerçekleştirilen, 19 kişinin hayatını kaybettiği ve 22 kişinin yaralandığı terör saldırısından sorumlu IŞİD militanlarını ortadan kaldırmaya yönelik özel operasyon düzenlediğini, operasyon sonucu 20 militanın etkisiz hale getirildiğini aktardı.

“Rus Hava-Uzay Kuvvetleri Suriye’deki militan hazırlama kampını vurdu”

Suriye’deki Rus Hava-Uzay Kuvvetleri’nin Suriye’nin kuzeydoğusunda, Afrin ve Azez yerleşimlerinin bulunduğu bölgede militan hazırlama kampını ve yasadışı silahlı oluşumlarının komuta merkezine vurduğunu ifade eden Yegorov, şöyle konuştu:

Rus Hava-Uzay Kuvvetleri, uluslararası terör örgütlerine karşı koymak amacıyla Katma yerleşiminin 1.3 kilometre kuzeydoğusundaki bir militan eğitim kampına ve Azez yerleşiminin 2.2 kilometre batısındaki alanda yer alan yasadışı silahlı birlik komuta merkezine hava saldırısı düzenledi. 100’e kadar radikal, komuta merkezi, silah, mühimmat ve malzeme depoları, kamp karargahının yanı sıra ağır makineli tüfeklerle donatılmış 15’e yakın otomobil imha edildi.

Paylaşın

Nijerya’da Aşırı Yağışların Yol Açtığı Sellerde Can Kaybı 600’ü Aştı

Nijerya Afet Yönetimi Bakanlığı, aşırı yağışların yol açtığı sellerde hayatını kaybedenlerin sayısının 600’ü aştığını duyurdu. Nijerya’da 2012 yılında yaşanan sel felaketlerinde 2,1 milyon kişi yerlerinden olmuş 343 kişi de hayatını kaybetmişti.

Son on yılın en yağışlı dönemlerinden birini yaşayan Nijerya’da haziran ayında başlayan yağmur sezonundan bu yana meydana gelen sellerde hayatını kaybedenlerin sayısı 600’ü aştı.

Nijerya Afet Yönetimi Bakanlığı’ndan yapılan açıklamaya göre felaketler nedeniyle 1,3 milyondan fazla kişi de evlerini terk etmek zorunda kaldı.

Bakanlık daha önce ölü sayısının geçtiğimiz hafta 500 olduğunu ve can kayıplarındaki artışın uyarılara rağmen bazı eyalet yönetimlerinin sellere hazırlık yapmamasından kaynaklandığını vurguladı.

Ülkedeki 36 eyaletin 27’si sellerden etkilenirken Afet Yönetimi Bakanı Sadiya Umar Faruq, 82 bin evin ve 110 bin hektarlık tarım arazisinin de kullanılamaz hale geldiğini açıkladı.

Yaklaşık 200 milyon nüfuslu ülkede yerel üretimi desteklemek için pirinç ithalatı yasaklanmış durumda ve tarlaları zarar gören çiftçiler bu nedenle fiyat artışlarının yaşanabileceği uyarısında bulundu.

Tarım arazilerinin zarar görmesi Rusya-Ukrayna savaşından olumsuz etkileriyle birlikte ülkedeki gıda sorunun daha da zor bir duruma soktu. Birleşmiş Milletler Gıda Programı geçtiğimiz ay Nijerya’yı felaket düzeyinde açlık tehlikesiyle karşı karşıya olan altı ülke arasında saymıştı.

Ülkede yağmur sezonu Haziran ayında başlasa da Acil Durum Ajansı aşırı yağışların özellikle ağustos ayından itibaren etkili olduğunu duyurdu.

2012 yılında yaşanan sel felaketlerinde 2,1 milyon kişi yerlerinden olmuş 343 kişi de hayatını kaybetmişti.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

Birleşmiş Milletler’den Yemen İçin İnsani Yardım Çağrısı

Dünyanın en fakir ülkeleri arasında yer alan Yemen’de 2015 yılından beri süren iç savaşın yol açtığı insani kriz giderek büyüyor. Birleşmiş Milletler (BM), Yemen için acil insani yardım çağrısında bulundu.

Birleşmiş Milletler (BM) İnsani İşlerden Sorumlu Genel Sekreter Yardımcısı Joyce Msuya, Yemen’e insani yardımların yoğunlaştırılması çağrısı yaparak, ülkede açlığın milyonlarca insanı etkileyebileceği uyarısında bulundu.

BM Yetkilisi Msuya, dokuz gün süren Yemen ziyaretinin ardından yaptığı yazılı açıklamada, Yemen’de 23,4 milyon kişinin insani yardıma muhtaç, 17 milyon insanın da gıda güvenliğinden yoksun olduğunu söyledi.

Yemen’de kadın ve çocukların yetersiz beslenme konusunda dünya sıralamasında üstlerde yer aldığını kaydeden Msuya, 1,3 milyon hamile veya emziren kadın ile 5 yaş altı 2,2 milyon çocuğun akut yetersiz beslenme nedeniyle tedaviye ihtiyaç duyduğunu belirtti.

Msuya, bağışçıların yükümlülüklerini yerine getirmemesi durumunda milyonlarca insanın açlık tehlikesiyle yüz yüze olduğuna işaret ederek, Yemen’e insani yardımların yoğunlaştırılması çağrısı yaptı.

Yemen İç Savaşı

Yemen iç savaşı, 2015 yılının Mart ayından beri ülkedeki pek çok grup arasında devam eden çatışmalardır.

Arap Baharı sonrası devrilen eski cumhurbaşkanı Ali Abdullah Salih, Şii Ensarullah Hareketine destek vermeye başlamıştır. Yemen’de bir türlü sağlanamayan istikrar sonucu bir hükûmet krizi oluşmuştur ve Husilerin başkent San’a’yı ele geçirerek, yönetimi devralmasıyla sonuçlanmıştır.

Husiler, kısa sürede Taiz gibi büyük güney kentlerini ele geçirmeye başlamıştır. Yemen Ordusu dağılmıştır. Husiler ikinci büyük kent olan Aden’i kuşatmıştır. Bunun üzerine Suudi Arabistan öncülüğünde koalisyon oluşturulmuştur.

Koalisyon güçlerinin bombardımanları Husilerin ilerleyişini durdurmuştur. Ne var ki, bu durum Husileri geriletmeye de yetmemiştir. Öte yandan Arap Yarımadası el-Kaidesi ve diğer radikal gruplar ülkenin doğu bölgelerini ele geçirmeye başlamışlardır. Çatışmalar devam etmektedir.

Ülkede halen devam eden iç savaşta 377 bin kişi yaşamını yitirdi. Dünyanın en fakir ülkeleri arasında yer alan Yemen’de çatışmaların yol açtığı insani kriz giderek büyüyor.

Paylaşın

Rusya, Ukrayna’nın Başkenti Kiev’i Kamikaze İHA’larıyla Vurdu

Rusya, Ukrayna’nın başkenti Kiev’i sabah saatlerinde kamikaze İHA’larıyla vurdu. Saldırılarda ölen ya da yaralanan olup olmadığına dair henüz bilgilendirme yapılmadı. Rusya geçtiğimiz haftalarda da İHA’larla Ukrayna’nın sivil altyapısını hedef alan saldırılar düzenlemişti. Geçen hafta Kiev’e yönelik saldırılarda en az 19 kişi ölmüştü.

Haber Merkezi / Rusya, 24 Şubat’ta işgal ettiği Ukrayna’nın başkenti Kiev’e erken saatlerde yeniden saldırı düzenledi. Kiev Belediye Başkanı Vitaly Kliçko sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, başkentin Şevçenski bölgesinde iki ayrı patlama yaşandığını belirtti. Kliçko, yurttaşlara sığınaklarda kalma çağrısı yaptı.

Kiev Bölgesel Askeri İdaresi Başkanı Oleksiy Kuleba, Kiev sakinlerinden hava alarmlarını dikkate almaları uyarısında bulundu.

Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenskiy’nin özel kalem müdürü Andry Yermak ise Kiev’in merkezine Rus kamikaze İHA’larıyla saldırılar düzenlendiğini söyledi. Bu silahları Rusya’ya İran’ın verdiğini belirten Yermak, ülkesinin acilen daha fazla hava savunma sistemine ihtiyaç duyduğunu vurguladı.

İngiltere’nin The Guardian gazetesi, muhabirleri Charlotte Higgins’in bu sabah şehirde en az üç patlama duyduğunu yazdı.

Higgins’in ardından sosyal medya hesabından paylaşım yapan The Guardian baş muhabiri Daniel Boffey, şehre yönelik bugün gerçekleştirilen saldırıların toplam sayısının sekiz olduğunu kaydetti. Boffey, ardından dokuzuncu insansız hava aracı saldırısının da yapıldığını yazdı.

Saldırıların neyle gerçekleştirildiğine veya can kaybı olup olmadığına ilişkin henüz açıklama yapılmazken Kiev Belediye Başkanı Kliçko, Twitter’dan bir fotoğraf paylaşarak “Bu sabah Kiev’i vuran kamikaze insansız hava araçlarından birinin enkazı” yazdı.

Donbas’da şiddetli çatışmalar

Rusya’nın ilhak ettiğini açıkladığı Donbas bölgesinde yer alan iki kent yakınlarında şiddetli çatışmalar yaşandığı açıklandı.

Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy, Donetsk and Luhansk civarlarında çatışmaların şiddetlenerek sürdüğünü duyurdu. Rusya Savunma Bakanlığı ise güneye doğru ilerlemek için saldırı başlatan Ukrayna güçlerinin püskürtüldüğünü ifade etti.

Kamikaze İHA’ları hedeflerini vurmadan önce saatlerce havada kalabiliyor. Ukrayna yetkilileri, Rusya’nın bu İHA’ları daha önce de kullandığını söylüyor.

İran, Rusya’ya İHA tedarik ettiğine yönelik iddiaları reddediyor. Rus yetkililer ise iddialara ilişkin yorum yapmadı.

Kamikaze İHA’ları

  • Hedefi vurduktan sonra imha olan ve “hareketli mühimmat” olarak da bilinen küçük hava silahları.
  • Füze atabilen ve ardından da kalktığı yere geri dönen diğer silahlı hava araçlarının aksine, tek kullanımlık silahlar.
  • Adı, İkinci Dünya Savaşı’nda hedeflerini kullandıkları savaş uçaklarıyla vuran Japon pilotlardan geliyor.
  • Ukrayna lideri Zelenskiy daha önce, bu İHA’ların İran yapımı olduğunu söylemişti.
Paylaşın

Dikkat Çeken Rapor: Latin Amerika’da Haftada 3 Çevreci Öldürülüyor

Çevreciler ve yaşam alanlarını savunan yerli halklar için dünyanın en tehlikeli bölge konumundaki Latin Amerika’da 2021 yılında aralarında yaşam alanlarını savunan yerliler ve çevre örgütleri üyelerinin de bulunduğu 150’den fazla çevre savunucusu öldürüldü.

Meksika, Kolombiya ve Brezilya’da doğanın tahribatına karşı çıktığı için öldürülenlerin sayısı, dünyadaki toplam çevreci cinayetlerinin yarısından daha fazlasına denk geliyor.

Doğal kaynaklarla bağlantılı çatışmaları, yolsuzluğu ve buna bağlantılı olarak insan hakları ihlallerini araştıran Global Witness’in raporuna göre 2021 yılında Latin Amerika’da aralarında yaşam alanlarını savunan yerliler ve çevre örgütleri üyelerinin de bulunduğu 150’den fazla çevre savunucusu öldürüldü.

Son 10 yılda doğal yaşam alanlarının ekolojik yıkımına karşı mücadele eden 1200’e yakın kişinin öldürüldüğü Latin Amerika, çevreciler ve yaşam alanlarını savunan yerli halklar için dünyanın en tehlikeli bölgesi konumunda.

Yirmi milyon kilometre kareye yakın yüzölçümüyle zengin yer altı ve yer üstü kaynaklarına sahip Latin Amerika’da ağaç kesimi, tarım ve madencilik gibi yasal ya da yasadışı faaliyetlere karşı doğal yaşam alanlarını savunduklarından dolayı haftada yaklaşık üç kişi öldürülüyor.

Rapora göre organize şiddet, rüşvet, yargı sisteminde yaşanan aksaklıklar, otorite boşluğu ve yetersiz çevre politikaları gibi sorunların yaşandığı Meksika, Kolombiya ve Brezilya’da doğanın tahribatına karşı çıktığı için öldürülenlerin sayısı, dünyadaki toplam çevreci cinayetlerinin yarısından daha fazlasına denk geliyor.

Rapora göre geçen yıl yarısı yerli halklar olmak üzere toplamda 54 kişinin öldürüldüğü Meksika, en çok çevreci cinayetinin işlendiği ülke olmasıyla dikkat çekiyor.

“Doğal kaynaklar azaldıkça çevrecilere yönelik şiddet artıyor”

VOA Türkçe’ye konuşan Greenpeace Meksika Direktörü Gustavo Ampugnani, çevreci cinayetlerinin bölgede bu kadar yüksek olmasının en önemli nedeninin suçluların cezalandırılamaması olduğunu, örneğin Meksika’da işlenen cinayetlerin yüzde 95’inin faili meçhul olduğunu söylüyor.

Greenpeace yetkilisi “Latin Amerika’da birçok ülke ekonomik kalkınma için doğal kaynakların sınırsız bir şekilde kullanılabileceğini düşünürken; doğal alanlarda yaşayan yerlilerse kendi yaşam alanlarında yapılmak istenen (ağaç kesimi, tarım ve madencilik gibi) faaliyetlere karşı çıkıyor. Çatışmanın temel nedeni de bu” diyor.

Dünyada doğal kaynaklar azaldıkça doğal yaşam alanlarını savunan kişi ve gruplara yönelik şiddetin arttığına dikkat çeken direktör, cinayet mahallerinin çoğu zaman şehre uzak, iletişim ve ulaşım sorunları yaşanan ve devlet otoritesinin zafiyet gösterdiği küçük yerleşim birimlerinde olmasının saldırıların daha da pervasızlaşmasına yol açtığını söylüyor.

Cinayet vakalarının olası faillerinin çoğu zaman bölgede faaliyet gösteren yasadışı çetelerle doğrudan ya da dolaylı olarak ilişkili olduklarını belirten Ampugnani, “Şiddetin dozu arttıkça ekolojik yıkıma karşı biyoçeşitliliği, doğayı ve yaşam alanlarını savunan kişiler daha savunmasız hale geliyor” diyor.

Rapor, hükümetleri çevre savunucularının yaşamlarını güvence altına almaya, şirketlerin yasal hesap verebilirliğini teşvik etmeye ve çevreci cinayetlerini aydınlatmaya çağırıyor.

(Kaynak: VOA Türkçe)

Paylaşın

‘Mahsa Amini’ Protestolarında Can Kaybı 233’e Yükseldi

İran’da ‘tesettüre uygun olmayan’ giyimi gerekçesiyle gözaltına alındıktan sonra hayatını kaybeden 22 yaşındaki Mahsa Amini’nin ölümü sonrası başlayan protestolarda en az 233 kişi hayatını kaybetti.

Haber Merkezi / ABD Merkezli İnsan Hakları Aktivistleri Haber Ajansı (Human Rights Activists News Agency, HRANA), İran’da Mahsa Amini’nin gözaltına alındıktan sonra hayatını kaybetmesi üzerine başlayan prtotestolarda en az 233 kişinin hayatını kaybettiğini açıkladı.

HRANA, açıklamasında, ölenlerin 32’sinin 18 yaşın altında olduğunu belirtti. Oslo merkezli İran İnsan Hakları Örgütü ise, protestolarda 201 kişinin öldürüldüğünü duyurmuştu.

İran’da kadınlara nasıl muamele yapılıyor?

İran, Afganistan’daki Taliban rejimi dışında kamusal alanda başörtüsü takmayı zorlayan tek ülke.

İranlı kadınların eğitime tam erişimi var, ev dışında çalışıyor ve kamu görevlerinde bulunuyorlar. Ancak, başörtüsü takmanın yanı sıra uzun, bol elbiseler de dahil olmak üzere halka açık yerlerde “mütevazı” giyinmeleri gerekiyor. Evli olmayan erkek ve kadınların birbirine yakın durması ve teması yasak.

1979 İslam Devrimi’nden sonraki günlere dayanan kurallar, “devletin her kademesinde yolsuzluk ve rüşvet gibi durumların aleniyet kazandığı ülkede” ahlak polisi tarafından uygulanıyor.

Resmi olarak Rehberlik Devriyesi olarak bilinen bu birimler, halka açık alanlarda geziyor ve hem erkeklerden hem de kadınlardan oluşuyor.

Uygulama, bir noktada ahlak polisini aşırı saldırgan olmakla suçlayan ve nispeten ılımlı olan eski Cumhurbaşkanı Hassan Ruhani döneminde yumuşatıldı. 2017 yılında kadınların kıyafet kurallarını ihlal ettikleri için tutuklanmayacağı sadece uyarılacağı açıklandı.

Ancak geçen yıl seçilen sert görüşlü Reisi yönetiminde, ahlak polisinin ajanları farklı bir uygulamaya geçti.

BM insan hakları ofisi, son aylarda genç kadınların yüzlerine tokat atıldığını, coplarla dövüldüklerini ve polis araçlarına alındıklarını söylüyor.

Ne olmuştu?

İran’ın Sakız kentinden başkent Tahran’a akrabalarını ziyarete gelen Mahsa Amini erkek kardeşinin kullandığı aracı durduran ahlak polisince gözaltına alınmıştı. Kardeşine, nasihat edilip serbest bırakılacağı söylenerek götürülen genç kadının, gözaltına alındıktan iki saat sonra komaya girdiği ve kaldırıldığı hastanede öldüğü ortaya çıktı.

Devlet televizyonu Amini’nin dövüldüğü iddialarını yalanlayarak, polisin genç kadını “nasihat etmek ve eğitmek” üzere karakola götürdüğünü ve orada kalp krizi geçirdiğini söyledi. Akrabaları, kadının herhangi bir kalp rahatsızlığı olduğunu yalanladı.

Devlet televizyonu bir polis karakolunda Amini olduğu söylenen bir kadının oturduğu koltuktan bir yetkiliyle konuşmak üzere kalktıktan sonra yere düştüğünü gösteren güvenlik kamerası kayıtları yayınladı. Ancak görüntülerden kadının Amini olduğu doğrulanamadı.

Amini’nin dövülerek öldürüldüğü yolunda sosyal medyada yayılan iddialarını reddeden Tahran emniyeti açıklamasında, “Ayrıntılı araştırmalara göre, Amini’nin araca alınması sonrasında ve tutulduğu karakolda fiziksel bir temas olduğunu” reddetti.

Ancak, İran’ın yarı resmi Fars haber ajansı, Mahsa Amini’nin ahlak polisince dövülmesi nedeniyle komaya girdiğini duyurdu.

Şu ana kadar Tahran, Senendec, Kerec, Tebriz, Meşhed, Kiş, Kirman, Yezd, Reşt, Bender Abbas, Abadan, Kirmanşah, Erdebil, İsfahan, Urumiye, Kazvin, Zencan, İlam, Mazenderan, Hemedan başta olmak üzere birçok şehirde gösteriler düzenlendi. Birçok noktada eylemciler ile güvenlik güçleri arasında şiddetli arbede yaşandı.

Paylaşın

Rusya’da Askeri Eğitim Alanında Silahlı Saldırı: 11 Ölü 15 Yaralı

Rusya’nın güneybatısında Ukrayna sınırındaki Belgorod bölgesinde yer alan askeri bir eğitim alanında düzenlenen silahlı saldırıda 11 kişi hayatını kaybetti, 15 kişi ise yaralandı. 

Belgorod’daki yetkililer daha önce defalarca Ukrayna’yı elektrik hatları, akaryakıt ve mühimmat depoları dahil kentteki hedeflere saldırmakla suçlamıştı. Ukrayna saldırının sorumluluğunu üstlenmedi.

Rusya’da askeri bir eğitim alanında silahlı saldırı düzenlendi. İki saldırgan, Ukrayna’da savaşmak isteyen bir gönüllü grubuna ateş açtı. RIA haber ajansı, olayda ilk belirlemelere göre 11 kişinin öldüğünü, 15’inin yaralandığını bildirdi.

RIA, Rusya Savunma Bakanlığı’na dayandırdığı haberinde, ülkenin güneybatısında Ukrayna sınırındaki Belgorod bölgesinde düzenlenen saldırının ardından iki saldırganın vurularak öldürüldüğünü belirtti.

Haberde, saldırganların eski bir Sovyet cumhuriyetinin vatandaşı oldukları bilgisi yer aldı ancak daha fazla ayrıntı verilmedi.

RIA’nın atıf yaptığı Savunma Bakanlığı’nın bir açıklamasında, “Ukrayna’ya karşı özel askeri operasyona katılma arzusunu gönüllü olarak ifade eden kişilerle atış eğitimi sırasında, teröristler birimin personeline küçük silahlarla ateş açtı” denildi.

Açıklamada, “Olayda 11 kişi öldü. Farklı derecelerde yaralanan 15 kişi de bir tıbbi tesise kaldırıldı” ifadesi kullanıldı.

RIA, saldırının nerede olduğunu söylemedi. Belgorod’daki yetkililer daha önce defalarca Ukrayna’yı elektrik hatları, akaryakıt ve mühimmat depoları dahil kentteki hedeflere saldırmakla suçlamıştı. Ukrayna saldırının sorumluluğunu üstlenmedi.

Rusya güvenlik güçleri önüne geleni askere alıyor

Öte yandan Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Ukrayna savaşı nedeniyle seferberlik ilan etmesinin ardından polis ve askeri inzibat, başkent Moskova başta olmak üzere büyük şehirlerde devriyeleri sıklaştırarak yetişkin erkekleri zorla askere alma merkezlerine götürmeye başladı.

Moskova ve St. Petersburg’da yoğunlaşan askere alma kampanyası kapsamında, alışveriş merkezleri ve metro istasyonlarından aralarında sokak müzisyenlerinin, evsizlerin ve emeklilerin olduğu çok sayıda erkek silah altına alınmak üzere araçlara bindirildi.

Şimdiye kadar Ukrayna savaşı için ağırlıklı olarak kırsal bölgelerde yaşayan Ruslar ile Kafkasya ve Orta Asya etnik kökenliler askere alınıyordu. Kentlerde yoğunlaşan zorla askere alma faaliyetleri, Putin’in partisi içinde bile tepki çekti.

Paylaşın

Tahran’daki ‘Evin Cezaevi’nde Çatışma: 4 Kişi Hayatını Kaybetti

İran’ın başkenti Tahran’da yer alan ve siyasi tutuklular, hükümet karşıtı aktivistler ve çifte vatandaşların bulunduğu Evin Cezaevi’nde dün gece yaşanan olaylarda 4 mahkumun hayatını kaybettiği bildirildi.

İran resmi haber ajansı IRNA ise, olayda en az 8 kişinin yaralandığını bildirdi. Sosyal medyada paylaşılan görüntülerde, Evin Hapishanesinde yangın çıktığı görülürken, silah ve patlama sesleri de duyulmuştu.

Devlet medyasında yer alan haberlere göre, bir güvenlik yetkilisi çatışmadan “suç unsurlarını” sorumlu tuttu. Evin cezaevindeki olay, İran’da geçen ay 22 yaşındaki Mahsa Amini’nin İran ahlak polisi tarafından gözaltına alındıktan sonra ölümüyle başlayan hükümet karşıtı protestoların beşinci haftasına girdiği sırada patlak verdi.

IRNA, üst düzey bir güvenlik yetkilisine dayanarak, koğuşlardan birinde tutuklularla personel arasında çatışmaların çıktığını belirtti. Yetkili, tutukluların personel üniformalarıyla dolu olan bir depoyu ateşe verdiğini söyledi. Güvenlik yetkilisi, gerilimi dindirmek için “isyancıların”, diğer tutuklulardan ayrı bir yere alındığı bilgisini verdi.

Yetkili, durumun tamamen kontrol altına alındığını ve yangını söndürme çalışmalarının yürütüldüğünü söylese de bir görgü tanığı silah seslerinin hala duyulduğunu belirtti.

Reuters’a konuşan görgü tanığı, “Evin cezaevine açılan yollar trafiğe kapatıldı, burada çok sayıda ambulans var” dedi.

Bir başka görgü tanığı da, tutukluların ailelerinin cezaevinin ana girişi önünde toplandığını anlattı.

Aktivistlere ait web sitesi 1500tasvir, motorsikletli özel güçler olarak tarif ettiği birlikleri cezaevine giderken gösteren görüntüler paylaştı.

Cezaevinde çoğunlukla, çifte vatandaş İranlılar dahil güvenlik suçlamalarına maruz kalan mahkumlar kalıyor.

İşkence tehditleri, süresiz tutukluluk, uzun sorgular ve tutukluları sağlık hizmetlerinden mahrum bırakmak gibi uygulamalara sahne olduğu gerekçesiyle Batılı insan hakları gruplarınca uzun zamandır eleştirilen cezaevi, ABD yönetimi tarafından 2018 yılında “ciddi insan hakları suistimallerinden” dolayı kara listeye alınmıştı.

İran Yargı Erki Enformasyon Ofisinden siyasi tutuklularıyla öne çıkan Evin Hapishanesindeki olaylara ilişkin yazılı açıklama yapıldı.

Açıklamada, “Dün gece, adi suçluların bulunduğu bölümde mahkumlar arasında yaşanan kavga esnasında, hapishanenin dikiş atölyesinde çıkan yangın sonucu 4 mahkum dumandan zehirlenerek hayatını kaybetti, 61 mahkum da yaralandı.” ifadelerine yer verildi.

Olaylar sırasında kaçmaya teşebbüs eden mahkumların yakalandığı belirtilen açıklamada, yaralıların çoğunun ayakta tedavi edildiği, hastanede tedavi gören 10 mahkumdan 4’ünün ise durumunun ağır olduğu kaydedildi.

Paylaşın

İki İklim Aktivisti, Van Gogh’un Ayçiçekleri Tablosuna Çorba Fırlattı

İngiltere’nin başkenti Londra’da yer alan National Gallery’de sergilenen Vincent Van Gogh’un ‘Ayçiçekleri’ tablosuna, ‘Just Stop Oil (Sadece Petrolü Durdurun)’ adlı çevreci grubun iki üyesi tarafından domates çorbası fırlatıldı.

Eylemciler, daha sonra yapıştırıcıyla ellerini tablonun altındaki duvara yapıştırdılar. Londra Metropolitan Polisi, iki kişinin gözaltına alındığını bildirdi. Galeriden yetkililer ise resmin camla kaplı olduğu için zarar görmediğini söyledi.

Olaya tanıklık edenlerin çektiği videolar protestoculardan birinin “Hangisi daha değerli? Sanat mı, hayat mı? Sanat gıdadan daha mı değerli? Adaletten daha mı değerli? Bir resmin korunmasını mı yoksa insanların ve gezegenimizin korunmasını mı daha çok önemsiyorsunuz?” diye haykırdığını gösteriyor. Videolarda aynı protestocu, “Milyonlarca aile üşüyor ve çorba bile alamıyor,” diyor.

Sadece Petrolü Durdurun grubu üç ay önce aynı galeride John Constable’ın Hay Wain tablosunun üzerine kağıt parçaları yapıştırmıştı.

Bu grup, özellikle eylemlerini gerçekleştirirken, müzelerdeki sanat eserlerine zarar verdikleri gerekçesiyle yoğun eleştirilere hedef oluyor.

Bu grubun üyeleri ayrıca iki hafta süren protestolar sırasında Londra genelinde köprüler ve kavşaklarda barikat kurarak trafiği engelleme girişiminde bulunmuştu.

İngiltere hükümetinin son olarak geçen hafta Kuzey Denizi’nde petrol ve gaz araştırmaları için yeni ihaleler açması, Londra’nın küresel ısınmayla ilgili hedefleri ihlal ettiği gerekçesiyle çevreci grupların sert eleştirilere hedef oluyor.

Van Gogh’un galerideki Ayçiçekleri tablosu sanatçının 1888 ve 89 yıllarında yarattığı yedi resimlik seride yer alıyor. Bu resimlerin beşi dünyanın çeşitli galeri ve müzelerinde sergileniyor.

Van Gogh, arkadaşı ve sanatçı Paul Gauguin’in ziyaretinden hemen önce bu resimleri Fransa’daki evini süslemek için yaptı. Ulusal Galeri, resimleri “Van Gogh’un en ikonik ve en çok sevilen çalışmaları” diye nitelendiriyor.

Paylaşın

‘Mahsa Amini’ Protestolarında En Az 23 Çocuk Hayatını Kaybetti

İran’da ‘tesettüre uygun olmayan’ giyimi gerekçesiyle gözaltına alındıktan sonra hayatını kaybeden 22 yaşındaki Mahsa Amini’nin ölümü sonrası başlayan protestolarda en az 23 çocuğun öldüğü bildirildi: 20’si erkek ve 3’de kız.

Birleşik Krallık merkezli Uluslararası Af Örgütü, 13 Ekim’de yayımladığı raporda, hükümet karşıtı eylemlerde öldürülen çocukların neredeyse yarısının protestoların en kanlı günü olarak kabul edilen 30 Eylül’de yaşamlarını yitirdikleri savunuldu.

Gösterilerde güvenlik güçlerinin müdahalesi nedeniyle ölen çocukların sayısının aslında çok daha fazla olduğu iddia edilirken, incelemelerin sürdüğü belirtildi.

Raporda, protestoların başladığı 17 Eylül’den 3 Ekim’e kadar hayatını kaybeden toplam erkek, kadın ve çocuk sayısının 144 olduğu ifade edildi.

Merkezi Norveç’te yer alan İran İnsan Hakları Grubu, en az 201 kişinin öldüğünü bildirirken, İranlı yetkililer en az 20 güvenlik görevlisinin hayatını kaybettiğini duyurmuştu.

Ülkenin 19 şehrinde devam eden, kadınlar ve öğrencilerin yanı sıra gazeteci ve işçilerin de katıldığı protestolarda ölü ve yaralı sayıları henüz net olarak bilinmiyor.

ABD’nin önde gelen haber kuruluşlarından CNN, Af Örgütü’nün çalışmasında 9 Ekim’de güvenlik güçlerinin müdahalesi sonucu hayatını kaybeden 7 yaşındaki bir çocuğun yer almadığını bildirdi. Çocuğun ölümü, Norveç merkezli Kürt insan hakları örgütü Hengaw tarafından aktarılmıştı.

Öte yandan, protestolardaki can kaybının ise en az 185’e yükseldiği duyuruldu. Binlerce kişinin çeşitli şekillerde yaralandığı protestolarda çok sayıda kişi de gözaltına alındı.

İran’da kadınlara nasıl muamele yapılıyor?

İran, Afganistan’daki Taliban rejimi dışında kamusal alanda başörtüsü takmayı zorlayan tek ülke.

İranlı kadınların eğitime tam erişimi var, ev dışında çalışıyor ve kamu görevlerinde bulunuyorlar. Ancak, başörtüsü takmanın yanı sıra uzun, bol elbiseler de dahil olmak üzere halka açık yerlerde “mütevazı” giyinmeleri gerekiyor. Evli olmayan erkek ve kadınların birbirine yakın durması ve teması yasak.

1979 İslam Devrimi’nden sonraki günlere dayanan kurallar, “devletin her kademesinde yolsuzluk ve rüşvet gibi durumların aleniyet kazandığı ülkede” ahlak polisi tarafından uygulanıyor.

Resmi olarak Rehberlik Devriyesi olarak bilinen bu birimler, halka açık alanlarda geziyor ve hem erkeklerden hem de kadınlardan oluşuyor.

Uygulama, bir noktada ahlak polisini aşırı saldırgan olmakla suçlayan ve nispeten ılımlı olan eski Cumhurbaşkanı Hassan Ruhani döneminde yumuşatıldı. 2017 yılında kadınların kıyafet kurallarını ihlal ettikleri için tutuklanmayacağı sadece uyarılacağı açıklandı.

Ancak geçen yıl seçilen sert görüşlü Reisi yönetiminde, ahlak polisinin ajanları farklı bir uygulamaya geçti.

BM insan hakları ofisi, son aylarda genç kadınların yüzlerine tokat atıldığını, coplarla dövüldüklerini ve polis araçlarına alındıklarını söylüyor.

Ne olmuştu?

İran’ın Sakız kentinden başkent Tahran’a akrabalarını ziyarete gelen Mahsa Amini erkek kardeşinin kullandığı aracı durduran ahlak polisince gözaltına alınmıştı. Kardeşine, nasihat edilip serbest bırakılacağı söylenerek götürülen genç kadının, gözaltına alındıktan iki saat sonra komaya girdiği ve kaldırıldığı hastanede öldüğü ortaya çıktı.

Devlet televizyonu Amini’nin dövüldüğü iddialarını yalanlayarak, polisin genç kadını “nasihat etmek ve eğitmek” üzere karakola götürdüğünü ve orada kalp krizi geçirdiğini söyledi. Akrabaları, kadının herhangi bir kalp rahatsızlığı olduğunu yalanladı.

Devlet televizyonu bir polis karakolunda Amini olduğu söylenen bir kadının oturduğu koltuktan bir yetkiliyle konuşmak üzere kalktıktan sonra yere düştüğünü gösteren güvenlik kamerası kayıtları yayınladı. Ancak görüntülerden kadının Amini olduğu doğrulanamadı.

Amini’nin dövülerek öldürüldüğü yolunda sosyal medyada yayılan iddialarını reddeden Tahran emniyeti açıklamasında, “Ayrıntılı araştırmalara göre, Amini’nin araca alınması sonrasında ve tutulduğu karakolda fiziksel bir temas olduğunu” reddetti.

Ancak, İran’ın yarı resmi Fars haber ajansı, Mahsa Amini’nin ahlak polisince dövülmesi nedeniyle komaya girdiğini duyurdu.

Şu ana kadar Tahran, Senendec, Kerec, Tebriz, Meşhed, Kiş, Kirman, Yezd, Reşt, Bender Abbas, Abadan, Kirmanşah, Erdebil, İsfahan, Urumiye, Kazvin, Zencan, İlam, Mazenderan, Hemedan başta olmak üzere birçok şehirde gösteriler düzenlendi. Birçok noktada eylemciler ile güvenlik güçleri arasında şiddetli arbede yaşandı.

Paylaşın