2022 Yılında 86 Gazeteci Öldürüldü

2022 yılında dünyada 86 gazetecinin öldürüldüğünü açıkladı. Öldürülen gazetecilerin yaklaşık yarısı iş başında değilken hedef alındı. Bu gazetecilerden bazıları seyahat ederken saldırıya uğrarken ya da haber takibinde değilken kamusal alanda hedef alınırken, öldürülen gazetecilerden bazıları evlerindeyken saldırıya uğradı.

Dünyada ülke çapında en ölümcül ülkeler ise 19 gazetecinin öldürüldüğü Meksika, 10 gazetecinin öldürüldüğü Ukrayna ve dokuz gazetecinin öldürüldüğü Haiti’ydi. Asya ve Pasifik ülkelerinde 16 gazeteci öldürülürken Doğu Avrupa’da 11 gazeteci öldürüldü.

Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) 2022 yılında dünyada 86 gazetecinin öldürüldüğünü açıkladı. Bu, yaklaşık her dört günde bir gazetecinin öldürülmüş olduğu anlamına geliyor.

UN News haber sitesinin aktardığına göre, dünyada öldürülen gazetecilerin sayısında son üç senede düşüş yaşanmıştı. Fakat 2021 yılı ile karşılaştırıldığında öldürülen gazetecilerin sayısı yaklaşık yüzde 50 arttı.

Buna göre, dünya çapında 2021 yılında 55 gazeteci öldürülmüştü. 2022 yılında ise tüm dünyada 86 gazeteci öldürüldü.

UNESCO, konuyla ilgili açıklamasında, raporun ortaya koyduğu bulguların “gazetecilerin çalışmaları sırasında karşı karşıya kalmaya devam ettiği büyük risk ve kırılganlıkları gözler önüne serdiğini” belirtti.

UNESCO Genel Direktörü Audrey Azoulay, raporun bulgularını “endişe verici” olarak nitelendirdi: “Yetkililerin bu suçları durdurmak için çabalarını arttırması ve bu suçların faillerinin cezalandırıldığından emin olması gerekiyor çünkü bu şiddet ikliminde kayıtsızlık önemli bir faktör.”

Cezasızlık devam ediyor

UNESCO’nun raporuna göre, 2022 yılında öldürülen gazetecilerin yaklaşık yarısı iş başında değilken hedef alındı.

Bu gazetecilerden bazıları seyahat ederken saldırıya uğrarken ya da haber takibinde değilken kamusal alanda hedef alınırken, öldürülen gazetecilerden bazıları evlerindeyken saldırıya uğradı.

UNESCO raporu, “Bu, gazeteciler için boş zamanlarında bile güvenli bir ortamın olmadığını gösteriyor” değerlendirmesinde bulundu.

Rapora göre, son beş yıl içinde bu konu hakkında bir ilerleme kaydedilmiş olsa da dünyadaki gazeteci cinayetlerinde cezasızlık oranı yüzde 86 ile “şok edici düzeyde yüksek” seyretmeye devam ediyor.

23 gazeteci çatışmada öldürüldü

Dünyadaki gazeteciler, cinayetlerin yanı sıra 2022 yılında farklı şiddet şekilleriyle de karşı karşıya kaldı. Buna göre, gazeteciler aynı zamanda zorla/ gözaltında kaybetme, kaçırma, keyfi tutukluluk, yasal taciz ve başta kadınlar olmak üzere dijital şiddet ile karşı karşıya kaldı.

Gazeteciler için en ölümcül ülkenin Meksika olduğunu ortaya koyan UNESCO raporundan öne çıkan diğer noktalar şöyle:

“2022 yılında Latin Amerika ve Karayip ülkeleri gazeteciler için en ölümcül ülkelerdi. 44 gazeteci bu bölgelerde öldürüldü.

Dünyada ülke çapında en ölümcül ülkeler ise 19 gazetecinin öldürüldüğü Meksika, 10 gazetecinin öldürüldüğü Ukrayna ve dokuz gazetecinin öldürüldüğü Haiti’ydi. Asya ve Pasifik ülkelerinde 16 gazeteci öldürülürken Doğu Avrupa’da 11 gazeteci öldürüldü.

Çatışmada öldürülen gazetecilerin sayısı 2021 yılında 20’ydi. Bu sayı, 2022 yılında 23’e yükseldi.”

(Kaynak: Bianet)

Paylaşın

Ukrayna’da Helikopter Kazası: İçişleri Bakanı Hayatını Kaybetti

Ukrayna’nın başkenti Kiev’in yaklaşık 20 kilometre kuzeydoğusundaki Brovary kasabasında meydana gelen helikopter kazasında Ukrayna içişleri bakanı Denis Monastırskiy de dahil olmak üzere en az 17 kişinin hayatını kaybettiği bildirildi.

Kazada 10’u çocuk en az 22 kişi yaralandığı ve yaralıların hastaneye kaldırıldığı açıklandı.

Ukrayna İçişleri Bakanlığı, kazaya ilişkin olası nedenler arasında sabotaj, ekipman arızası ve güvenlik kuralları ihlalinin değerlendirildiğini açıkladı.

Ukrayna içişleri bakanlığı olası nedenler olarak sabotaj, ekipman arızası ve güvenlik kurallarının ihlalini değerlendirdiğini söyledi.

Düşen helikopterin Acil Durumlar Hizmetleri’ne bağlı olduğu kaydedildi. Polis ve sağlık ekiplerinin kaza mahallinde çalışmalarını sürdürdüğü belirtildi.

Kazanın ardından kreş yakınında yangın çıktı. Kreşte bulunan çocuklarla birlikte personel binadan tahliye edildi.

Kaza sırasında havanın karanlık ve sisli olduğu bildirilirken, helikopterin önce bir apartmana ardından da kreşe çarptığı belirtildi.

Ukrayna Başkanlık Ofisi Başkan Yardımcısı Kirilo Timoşenko, “Bir uçak az önce bir sosyal altyapı tesisine düştü. Kurbanlar ve koşullar hakkında bilgi ediniyoruz. Devlet Acil Durumlar Servisi ve tüm servisler halihazırda olay yerindedir” diye belirtti.

Ukrayna First Lady’si Olena Zelenska İsviçre’nin Davos kentinde düzenlenen Dünya Ekonomik Forumu oturumuna katılmadan dakikalar önce gözyaşlarına hakim olamadı.

Forum Başkanı Borge Brende oturumu açtıktan sonra kazada ölen Ukraynalı yetkililer için 15 saniye saygı duruşunda bulunulmasını istedi.

Paylaşın

Insight Crime: 2023’te Kokain Pazarı 75 Milyar Doları Aşabilir

Kolombiya’daki Insight Crime adlı örgüt bu yıl dünya kokain üretiminin 2 bin 500 tonu, ticaretinin de 75 milyar doları aşabileceğini açıkladı. Kokainin fiyatı, üretici ülkelerden uzaklığı, taşıma ve kokaini ülkeye sokma zorluğu, cezai yaptırımlar gibi değişkenlere bağlı.

2022 Dünya Uyuşturucu Raporu’na göre 2020 yılında üretilen 1982 ton kokainin 1424 tonu ele geçirildi. 2021’de ele geçirilen kokainin yüzde 90’ının deniz yoluyla yapıldığına dikkat çekilen raporda kokain kaçakçılığındaki hedef ülkelerin Kuzey Amerika ve Avrupa’dan Asya ve Afrika ülkelerine doğru genişlediği tespiti yapılıyor.

Latin Amerika’dan Avrupa ve Ortadoğu’ya kokain ticaretinin yeni geçiş noktalarından birinin Türkiye olduğu ve Türk grupların dünya kokain ticaretindeki etkisinin arttığı iddialarıyla gündeme gelen Kolombiya’daki Insight Crime adlı örgüt bu yıl dünya kokain üretiminin 2 bin 500 tonu, ticaretinin de 75 milyar doları aşabileceğini kaydediyor.

Birleşmiş Milletler Uyuşturucu ve Suç Ofisi (UNODC), Beyaz Saray Ulusal Uyuşturucu Kontrol Politikası Ofisi (ONDCP) ve Peru resmi verilerine dayanarak yapılan araştırma, Kolombiya, Peru ve Bolivya’daki kokain üretiminin geçen yılın ilk 10 ayında 2 bin 586 ton olduğunu ortaya koyuyor.

Kokainin yapımında kullanılan koka ekiminin 204 bin hektarı bulduğu Kolombiya, yıllık 1400 ton üretimle dünyanın en büyük kokain üreticisi ülkesi konumunda. Kolombiya’yı 869 ton kokain üretimiyle Peru ve 317 tonla Bolivya takip ediyor.

Son yıllarda adı koka ekimi ve kokain üretimiyle anılan diğer Latin Amerika ülkeleriyse organize suç örgütlerinin etkin olduğu ve uyuşturucu sevkiyatında da kullanıldığı bilinen Venezuela, Ekvador, Honduras, Guatemala ve Meksika. Ancak bu ülkelerdeki koka ekimi ve kokain üretiminin sınırlı olduğu kaydediliyor.

“Kokaine olan talep artıyor”

UNODC verilerine göre 2019 yılında bir kilo kokainin toptan fiyatı Kolombiya’da 1491 dolarken bu miktar Meksika’da 12 bin 433; El Salvador’da 28 bin 873; ABD’de ise 69 bin dolar. UNODC verilerine göre kokainin kilosu Avustralya’da 150 bin; Kuveyt’te ise 200 bin doların üzerine çıkıyor.

Kokainin fiyatının üretici ülkelerden uzaklığı, taşıma ve kokaini ülkeye sokma zorluğu, cezai yaptırımlar gibi değişkenlere bağlı olduğu bildiriliyor.

2022 Dünya Uyuşturucu Raporu’na göre 2020 yılında üretilen 1982 ton kokainin 1424 tonu ele geçirildi. 2021’de ele geçirilen kokainin yüzde 90’ının deniz yoluyla yapıldığına dikkat çekilen raporda kokain kaçakçılığındaki hedef ülkelerin Kuzey Amerika ve Avrupa’dan Asya ve Afrika ülkelerine doğru genişlediği tespiti yapılıyor.

Insight Crime uzmanları Latin Amerika’da ve dünyada kokaine olan talebin artması, ekonomik kriz ve yoksullaşma, uyuşturucuyla mücadele modellerindeki değişim, yeni aktörler sayesinde kurulan alternatif rotalar gibi sebepler düşünüldüğünde bu yıl 2 bin 500 ton kokain üretiminin oldukça muhafazakâr bir tahmin olduğunu kaydediyor.

(Kaynak: VOA Türkçe)

Paylaşın

Çin’de 1961’den Bu Yana Bir İlk: Nüfus, 800 Bin Kişi Azaldı

Çin’in nüfusu 2021’de 1 milyar 412 milyon 600 bin iken, 2022’de 1 milyar 411 milyon 800 bin olarak belirlendi. Ülkede 2022’de 9,56 milyon bebek dünyaya gelirken, doğum sayısı önceki yıla göre yüzde 9,8 azaldı. Ölüm oranı binde 7,37 olurken nüfus artış hızı eksi yüzde 0,6’ya düştü.

Çin nüfusunun azalma eğilime girmesiyle, Hindistan’ın “dünyanın en büyük nüfusa sahip ülkesi” olarak Çin’i geride bırakacağı tahmin ediliyor.

Ulusal İstatistik Bürosunun (UİB) verilerine göre, Çin ana karasının nüfusu 2021’de 1 milyar 412 milyon 600 bin iken, 2022’de 1 milyar 411 milyon 800 bin olarak belirlendi.

Ülke nüfusu, 1960’ların başında Komünist yönetimin tarımda kolektifleştirme hamlesine giriştiği dönemde yaşanan kuraklık ve kıtlık yıllarından bu yana ilk kez azaldı. O dönemde 30 milyon kişinin yaşamını yitirmesi 1960 ve 1961 yıllarında ülke nüfusunun azalmasına yol açmıştı.

Doğum oranı 2022’de binde 6,77’ye gerileyerek ulusal kayıtların tutulmaya başlandığı 1949 yılından bu yana en düşük seviye olarak kayıtlara geçti. Ülkede 2022’de 9,56 milyon bebek dünyaya gelirken, doğum sayısı önceki yıla göre yüzde 9,8 azaldı.

Ölüm oranı binde 7,37 olurken nüfus artış hızı eksi yüzde 0,6’ya düştü.

Uzmanlar, son yıllarda ekonomik büyümenin yavaşlamasının, çocuk yetiştirme ve yaşam maliyetlerinin artmasının ve son 3 yılda Covid-19 salgını nedeniyle uygulanan katı kontrol tedbirlerinin nüfusta azalmayı tetiklediği değerlendirmesini yapıyor.

2016’dan beri nüfus artışı hızının azaldığı Çin’de hükümet, 1980’lerden itibaren uygulanan “tek çocuk” politikasını terk ederek önce 2016 yılında çocuk sahibi olma sınırını 2’ye çıkarmış, ardından 2021’de ailelerin 3 çocuk sahibi olmasına izin veren yasa değişikliğini kabul etmişti.

Hindistan nüfusunun bu yıl Çin’i geride bırakacağı tahmin ediliyor

Çin nüfusunun azalma eğilime girmesiyle, Hindistan’ın “dünyanın en büyük nüfusa sahip ülkesi” olarak Çin’i geride bırakacağı tahmin ediliyor.

Birleşmiş Milletler Ekonomik ve Sosyal İşler Dairesinin yayımladığı “Dünya Nüfus Beklentileri 2022” raporunda, Çin nüfusunun 2023’ün başından itibaren “mutlak azalma sürecine” gireceği, Hindistan nüfusunun ise artışını sürdürerek dünyanın en kalabalık ülkesi olarak Çin’i geride bırakacağı öngörüsüne yer verilmişti.

Raporda Çin nüfusunun 2050’de 1 milyar 317 milyona, yüzyıl sonunda ise 766 milyona kadar gerileyeceğinin tahmin edildiği belirtilmişti.

Nüfus artış hızının eksiye düşmesinin, yaşlanan nüfusla birlikte gelecekte Çin’in iş gücü potansiyelinde azalmaya yol açacağı, bunun ekonomiye etkilerinin hissedileceği öngörülüyor.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

Finlandiya: Türkiye, Güncel Bir İade Listesi Göndermedi

Finlandiya Radyosu Yle’ye konuşan Dışişleri Bakanı Pekka Haavisto, NATO (Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü) üyelikleri konusunda Türkiye’nin kendilerine güncellenmiş bir iade listesi göndermediğini söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “130 civarında teröristleri bize vermeniz lazım dedik. Maalesef yapamadılar” açıklamasını değerlendiren Haavisto, bunun ‘Stockholm’deki kuklalı Erdoğan protestosuyla’ ilgili olduğunu kaydetti. Haavisto, “Bu kesinlikle son birkaç gündür yaşanan olaylara bir tepkiydi” dedi.

Erdoğan, “(İsveç ve Finlandiya’nın NATO üyeliği) Meclis’ten bunun geçmesi için her şeyden önce 100’ü aşkın 130 civarında, listeleri de verip, bu teröristleri bize vermeniz lazım dedik. Bunlar maalesef bunu yapamadılar” ifadesini kullanmıştı.

Türkiye ve ABD arasında yapılması beklenen F-16 anlaşmasının NATO üyelik sorunun çözümünde rol oynayacağını belirten Haavisto, “Bu anlaşması gerçekleşirse, düğümün çözülmesinin bir parçası olabileceğini düşünüyorum” dedi.

Ne olmuştu?

Öte yandan İsveç’in başkenti Stockholm’de PKK destekçileri tarafından düzenlenen gösterilerde yaşananlar, iki ülke arasındaki ilişkilerde yeni bir gerilim yaratmıştı.

İsveç gazetesi Aftonbladet’e konuşan Savcı Lucas Eriksson, yapılanların İsveç yasalarına aykırı olmadığını söylemişti.

Eriksson, “Dosya, masama hakaret diye geldi, ancak ben hakaret teşkil edecek ağırlıkta bir şey göremedim. Bu yüzden de bir ön soruşturma başlatmama kararı aldım” demişti.

Stokholm’de geçen hafta PKK destekçisi oldukları belirtilen bir grup, belediye binasının önünde toplanarak, Erdoğan’a benzetilen bir kuklayı ters olarak asmıştı. Eylem, Ankara’nın tepkisini çekerken, İsveç Büyükelçisi de Dışişleri Bakanlığı’na çağrılmıştı.

İsveç Başbakanı Ulf Kristersson, eylem hakkında, “NATO üyeliği başvurusuna karşı sabotaj olarak tasarlandı” diye konuşmuştu.

İsveç ve Finlandiya’nın Türkiye ile imzaladıkları üçlü muhtırada verdikleri sözleri yerine getirdiği konusunda bir şüphesinin olmadığını belirten Kristersson, “Müzakerelerde büyük bir değişim olduğunu düşünmüyorum” demişti.

İsveç ve Finlandiya’nın NATO üyeliği için Türkiye’nin onayı gerekiyor. Finlandiya ve İsveç, Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinin ardından mayısta NATO üyeliği için başvuru yapmıştı.

Türkiye, iki kuzey ülkesinin Ankara’nın terör örgütü olarak tanımladığı gruplara tolerans gösterdiğini belirterek, üyeliğe şerh düşmüştü.

Türkiye ve Macaristan dışında tüm NATO ülkeleri, iki ülkenin katılım protokollerini ulusal meclislerinden geçirdi.

Paylaşın

NATO Üyeliği Süreci: İsveç Başbakanı Kristersson’dan Yeni Açıklama

İsveç Başbakanı Ulf Kristersson, NATO (Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü) üyeliği için Türkiye ile müzakerelerde hala iyi bir pozisyonda olduklarını söyledi. İsveç ve Finlandiya’nın NATO üyeliği için Türkiye’nin onayı gerekiyor.

Reuters’ın aktardığına göre İsveç ve Finlandiya’nın Türkiye ile imzaladıkları üçlü muhtırada verdikleri sözleri yerine getirdiği konusunda bir şüphesinin olmadığını belirten Kristersson, “Müzakerelerde büyük bir değişim olduğunu düşünmüyorum” dedi.

İsveç ve Finlandiya’nın NATO üyeliği için Türkiye’nin onayı gerekiyor. Finlandiya ve İsveç, Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinin ardından mayısta NATO üyeliği için başvuru yapmıştı.

Türkiye, iki kuzey ülkesinin Ankara’nın terör örgütü olarak tanımladığı gruplara tolerans gösterdiğini belirterek, üyeliğe şerh düşmüştü.

Türkiye ve Macaristan dışında tüm NATO ülkeleri, iki ülkenin katılım protokollerini ulusal meclislerinden geçirdi.

İsveç, kriz yaratan eylemle ilgili soruşturma açmayacak

Öte yandan İsveç’in başkenti Stockholm’de PKK destekçileri tarafından düzenlenen gösterilerde yaşananlar, iki ülke arasındaki ilişkilerde yeni bir gerilim yaratmıştı.

İsveç gazetesi Aftonbladet’e konuşan Savcı Lucas Eriksson, yapılanların İsveç yasalarına aykırı olmadığını söyledi.

Eriksson, “Dosya, masama hakaret diye geldi, ancak ben hakaret teşkil edecek ağırlıkta bir şey göremedim. Bu yüzden de bir ön soruşturma başlatmama kararı aldım” dedi.

Ne olmuştu?

Stokholm’de geçen hafta PKK destekçisi oldukları belirtilen bir grup, belediye binasının önünde toplanarak, Erdoğan’a benzetilen bir kuklayı ters olarak asmıştı. Eylem, Ankara’nın tepkisini çekerken, İsveç Büyükelçisi de Dışişleri Bakanlığı’na çağrılmıştı.

İsveç Başbakanı Ulf Kristersson, eylem hakkında, “NATO üyeliği başvurusuna karşı sabotaj olarak tasarlandı” diye konuşmuştu.

Paylaşın

Taliban Yönetimindeki Afganistan’da Başları Kapalı Plastik Mankenler Dönemi

Ağustos 2021’de Afganistan’da yönetimi ele geçirdikten kısa süre sonra, Taliban’ın İyiliği Emredip Kötülüklerden Sakındırma Bakanlığı, tüm mankenlerin vitrinlerden kaldırılması ya da kafalarının koparılması talimatını verdi.

Bakanlık bu uygulamayı, mankenlerin put gibi göründükleri gerekçesiyle yapıldığını belirtiyor. Uygulama aynı zamanda Taliban’ın kadınları toplumdan soyutlama çabalarının bir parçası olarak da görülüyor.

Afganistan’ın başkenti Kabil’de kadın giyim mağazalarında başları plastik poşetlerle kapatılmış şekilde mankenler dikkat çekiyor. Vitrindeki kadınların bile başlarının kapatılması Afgan halkı üzerindeki baskının bir işareti olarak da değerlendiriliyor.

Taliban, kız öğrencilere üniversiteyi yasakladığı için halihazırda uluslararası alanda sert eleştirilerin hedefinde.

Ağustos 2021’de yönetimi ele geçirdikten kısa süre sonra, Taliban’ın İyiliği Emredip Kötülüklerden Sakındırma Bakanlığı, tüm mankenlerin vitrinlerden kaldırılması ya da kafalarının koparılması talimatını verdi.

Bakanlık bu uygulamayı, mankenlerin put gibi göründükleri gerekçesiyle yapıldığını belirtiyor.

Uygulama aynı zamanda Taliban’ın kadınları toplumdan soyutlama çabalarının bir parçası olarak da görülüyor.

Giysi satıcılarının bazıları bu talimata uyarken bir kısmı kabul etmiyor.

Kıyafetlerini düzgün bir şekilde sergileyemeyeceklerinden ya da pahalı mankenlere zarar vermek zorunda kalacaklarından şikayetçiler.

Taliban bunun üzerine dükkan sahiplerinin mankenlerin başlarını örtmelerine izin verdi.

Dükkan sahipleri Taliban’a itaat etmekle müşteri çekmeye çalışmak arasında denge kurmak zorunda.

Bu durum özellikle kadın kıyafetleri satan Meryem Lisesi Caddesi’nde göze çarpıyor.

Mağaza vitrinleri ve showroomlar, renk ve dekorasyonla parıldayan gece elbiseleri ve elbiselerin içindeki cansız mankenlerle dolu. Hepsine de çeşitli şekillerde baş örtüleri takmış.Örneğin bir dükkanda mankenlerin başları, üzerlerindeki geleneksel elbiselerle aynı malzemeden yapılan özel çuvallarla örtülü.

Deniz kabuğuyla bezenmiş mor elbise giyen bir mankenin başında ise yine kıyafetine uygun mor bir başlık bulunuyor.

Altın işlemeli kırmızı elbiseli bir diğeri, yine başındaki altın taçla kırmızı kadifeden bir maske içinde ahenkli hale getirilmiş.

Dükkan sahibi Beşir, AP’ye yaptığı açıklamada “Mankenlerin başlarını plastik çirkin şeylerle kaplayamam çünkü bu vitrini ve dükkanı çirkin gösterir.” diyor.

Beşir, satışlarının eskisinin yarısı kadar olduğunu söylüyor:

“Düğün, abiye ve geleneksel kıyafetler satın almak artık insanlar için öncelik değil. İnsanlar daha ziyade karnını doyurmayı yiyecek bulmayı ve hayatta kalmayı düşünüyor.”

Bir başka dükkan sahibi Hakim de mankenlerinin başına alüminyum folyo geçirmiş. Bunun ürünlerine ayrı bir parlaklık kattığını düşünüyor:

“Tehdit ve yasakları fırsata çevirdim. Mankenlerin eskisinden daha da çekici olması için bunu yaptım.”

Bir başka mağazada ise kolsuz elbiseler giyen mankenlerin tamamının başına siyah plastik çuvallar geçirilmiş. Dükkan sahibi daha fazlasına maddi olarak gücünün yetmeyeceğini söylüyor.

Aziz isimli bir başka dükkan sahibi ise ahlak polisinin mankenlerin başlarının kesildiğinden ya da örtüldüğünden emin olmak için düzenli olarak dükkan ve alışveriş merkezlerinde devriye gezdiğini belirtiyor.

“Mankenler de esir alınmış durumda”

Bu arada Meryem Lisesi Caddesi’nde alışveriş yapan ve adının Rahime olduğunu söyleyen bir kadın, başları çeşitli şekillerde kapatılan mankenlere bakıp hissiyatını şu sözlerle dile getiriyor:

“Onları gördüğümde, bu mankenlerin de hapsedildiğini hissediyorum ve içimi bir korku kaplıyor. Bu vitrinlerin arkasında kendimi, tüm haklarından mahrum bırakılmış bir Afgan kadını görüyormuşum gibi hissediyorum.”

Taliban, iktidarı ele geçirdikten sonra 1990’lardaki ilk iktidarları döneminde olduğu gibi topluma aynı sert kuralları dayatmayacağı güvencesini vermişti.

Ancak aradan geçen 1,5 yılda özellikle kadınlar üzerindeki baskı arttı.

Kadınların ve kız çocuklarının altıncı sınıftan sonra okula gitmeleri yasaklanırken, dışarıdayken yüzlerini örtmeleri talimatı verildi.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

Mahsa Amini Protestoları: Hayatını Kaybedenlerin Sayısı 524’e Yükseldi

İran’da ‘tesettüre uygun olmayan’ giyimi gerekçesiyle gözaltına alındıktan sonra hayatını kaybeden Mahsa Amini’nin ölümü sonrası başlayan protestolarda şu ana kadar en az 524 kişinin hayatını kaybettiği duyuruldu.

Haber Merkezi / Tahran merkezli İnsan Hakları Aktivistleri Haber Ajansı (HRANA), Mahsa Amini protestoları sırasında hayatını kaybeden ve gözaltına alınıp tutuklanan kişilerle ilgili güncel verileri paylaştı.

Buna göre, protestoların başladığı 17 Eylül 2022’den bu yana İran’da toplam bin 255 protesto gösterisi düzenlendi. Protestolar sırasında toplam 524 kişi hayatını kaybederken, bu kişilerin 71’i çocuktu.

HRANA verileri, protestolar sırasında 68 “rejim kuvveti” mensubunun da hayatını kaybettiğini ortaya koydu.

HRANA’ya göre, 15 Ocak itibariyle protestolarla bağlantılı olarak toplam 19 bin 401 kişi gözaltına alındı ve/veya tutuklandı. Bu kişilerin 713’ü öğrenciydi.

Protestolarla bağlantılı olarak 724 kişinin mahkemelerce mahkum edildiğini ve toplam 11 bin 721 ay hapis cezası verildiğini kaydeden HRANA, şimdiye kadar dört protestocunun idam edildiğini hatırlattı.

Buna göre, 107 protestocu da idam cezası alma riskiyle karşı karşıya.

İran’da kadınlara nasıl muamele yapılıyor?

İran, Afganistan’daki Taliban rejimi dışında kamusal alanda başörtüsü takmayı zorlayan tek ülke.

İranlı kadınların eğitime tam erişimi var, ev dışında çalışıyor ve kamu görevlerinde bulunuyorlar. Ancak, başörtüsü takmanın yanı sıra uzun, bol elbiseler de dahil olmak üzere halka açık yerlerde “mütevazı” giyinmeleri gerekiyor. Evli olmayan erkek ve kadınların birbirine yakın durması ve teması yasak.

1979 İslam Devrimi’nden sonraki günlere dayanan kurallar, “devletin her kademesinde yolsuzluk ve rüşvet gibi durumların aleniyet kazandığı ülkede” ahlak polisi tarafından uygulanıyor.

Resmi olarak Rehberlik Devriyesi olarak bilinen bu birimler, halka açık alanlarda geziyor ve hem erkeklerden hem de kadınlardan oluşuyor.

Uygulama, bir noktada ahlak polisini aşırı saldırgan olmakla suçlayan ve nispeten ılımlı olan eski Cumhurbaşkanı Hassan Ruhani döneminde yumuşatıldı. 2017 yılında kadınların kıyafet kurallarını ihlal ettikleri için tutuklanmayacağı sadece uyarılacağı açıklandı.

Ancak geçen yıl seçilen sert görüşlü Reisi yönetiminde, ahlak polisinin ajanları farklı bir uygulamaya geçti.

BM insan hakları ofisi, son aylarda genç kadınların yüzlerine tokat atıldığını, coplarla dövüldüklerini ve polis araçlarına alındıklarını söylüyor.

Ne olmuştu?

İran’ın Sakız kentinden başkent Tahran’a akrabalarını ziyarete gelen Mahsa Amini erkek kardeşinin kullandığı aracı durduran ahlak polisince gözaltına alınmıştı. Kardeşine, nasihat edilip serbest bırakılacağı söylenerek götürülen genç kadının, gözaltına alındıktan iki saat sonra komaya girdiği ve kaldırıldığı hastanede öldüğü ortaya çıktı.

Devlet televizyonu Amini’nin dövüldüğü iddialarını yalanlayarak, polisin genç kadını “nasihat etmek ve eğitmek” üzere karakola götürdüğünü ve orada kalp krizi geçirdiğini söyledi. Akrabaları, kadının herhangi bir kalp rahatsızlığı olduğunu yalanladı.

Devlet televizyonu bir polis karakolunda Amini olduğu söylenen bir kadının oturduğu koltuktan bir yetkiliyle konuşmak üzere kalktıktan sonra yere düştüğünü gösteren güvenlik kamerası kayıtları yayınladı. Ancak görüntülerden kadının Amini olduğu doğrulanamadı.

Amini’nin dövülerek öldürüldüğü yolunda sosyal medyada yayılan iddialarını reddeden Tahran emniyeti açıklamasında, “Ayrıntılı araştırmalara göre, Amini’nin araca alınması sonrasında ve tutulduğu karakolda fiziksel bir temas olduğunu” reddetti.

Ancak, İran’ın yarı resmi Fars haber ajansı, Mahsa Amini’nin ahlak polisince dövülmesi nedeniyle komaya girdiğini duyurdu.

Şu ana kadar Tahran, Senendec, Kerec, Tebriz, Meşhed, Kiş, Kirman, Yezd, Reşt, Bender Abbas, Abadan, Kirmanşah, Erdebil, İsfahan, Urumiye, Kazvin, Zencan, İlam, Mazenderan, Hemedan başta olmak üzere birçok şehirde gösteriler düzenlendi. Birçok noktada eylemciler ile güvenlik güçleri arasında şiddetli arbede yaşandı.

Paylaşın

Rusya’nın Dnipro’ya Düzenlediği Füze Saldırısında Can Kaybı 35’e Yükseldi

Rusya’nın Ukrayna’nın doğusundaki Dnipro kentinde düzenlediği füze saldırısında en az 35 kişinin hayatını kaybettiği, 75 kişinin de yaralandığı açıklandı. 14’ü çocuk olmak üzere 39 kişi enkazdan kurtarılırken yaklaşık 35 kişinin enkaz altında olduğu tahmin ediliyor. 

Dnipropetrovsk Bölgesel Askeri İdaresi Başkanı Valentyn Reznichenko, Rusya güçlerinin Ukrayna’nın Dnipro kentinde dokuz katlı bir apartmana yönelik füze saldırısı hakkında son bilgileri paylaştı.

CNN International’ın aktardığına göre, saldırıda hayatını kaybedenlerin sayısı 35’e yükseldi. 14’ü çocuk olmak üzere 39 kişi enkazdan kurtarılırken yaklaşık 35 kişinin enkaz altında olduğu tahmin ediliyor.

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski de saldırıyla ilgili bir açıklama yapmış, Rusya’nın füze saldırısında hayatını kaybedenlerin sayısının 30’a yükseldiğini açıklamıştı.

Gece paylaştığı görüntülü mesajında halka seslenen Ukrayna Devlet Başkanı, kayıp 30 kişi için enkaz alanında arama-kurtarma çalışmalarının sürdüğünü söylemişti. Zelenski, “Kurtarma operasyonu, bir canı kurtarmak için en ufak bir umut olduğu sürece devam edecektir” demişti.

Dnipro Belediye Başkanı Boris Filatov, saldırının üstünden bir gün geçmişken binalarda canlı birinin bulunmasının düşük ihtimal olduğunu söylemişti.

“Donbass’ta sıcak çatışmalar sürüyor”

Dünkü mesajında savaşın ülkenin doğu ve güney bölgelerindeki gidişatı hakkında da bilgi veren Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski, Donbass bölgesinde sıcak çatışmaların sürdüğünü söyledi.

Özellikle en yoğun çatışmaların Luhansk ve Donetsk bölgelerinde yaşandığına dikkati çeken Zelenski, “Savaş, Soledar, Bahmut ve tüm Donetsk bölgesi için Luhansk bölgesi için tek bir mola vermeden, tek bir duraklama olmadan devam ediyor” dedi.

Rusya’yı sivillere yönelik saldırılar düzenlemekle suçlayan Zelenski, Rusya’ya yaptırımların arttırılması için çalışmaya devam ettiklerini kaydetti.

Rusya’dan açıklama

Rusya, saldırıda Ukrayna’ya ait askeri tesisler ve enerji altyapısının hedef alındığını açıkladı.

Polonya Başbakanı Mateusz Morawiecki ise bu tip saldırıların insanlık dışı olduğunu söyledi. Morawiecki, “Rusya bilinçli olarak savaş suçları işlemeye devam ediyor” dedi.

Rusya, Ukrayna’da Cumartesi günü Kiev, Harkiv ve Odesa’da da hava saldırıları düzenlemişti. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Ukrayna’daki operasyonlarının planlandığı gibi ilerlediğini söyledi.

Rusya ve Belarus bugün ortak tatbikata başlayacak. Belarus Savunma Bakanlığı tatbikatın savunma amaçlı olduğunda ısrarlı ancak Batı’da, Rusya’nın Ukrayna’nın işgaline katılması içine Belarus’a baskı yaptığına dair endişeler artıyor.

NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, Pazar günü yaptığı açıklamada, Batılı müttefiklerinin Ukrayna’ya daha fazla ağır silah yardımı yapacağını söyledi.

Stoltenberg, Alman basınına yaptığı açıklamada da, “Ağır savaş teçhizatı için son taahhütler önemli ve yakın gelecekte daha fazlasını bekliyorum” dedi.

İngiltere Ukrayna’ya Challenger 2 tanklarından verme kararı almış, Rusya bunun daha yoğun operasyonlara ve sivil ölümlere yol açabileceğini vurgulayarak kararı eleştirmişti.

Paylaşın

Afganistan’da En Az 20 Kişi Donarak Yaşamını Yitirdi

Dondurucu soğukların etkili olduğu Afganistan’da en az 20 kişi donarak hayatını kaybetti. Afganistan’da, ekonomik kriz nedeniyle kış mevsiminde odun ve kömür alamayan dar gelirli büyük bir kesim bulunuyor.

Özellikle kırsal kesimlerde resmi kayıt tutma konusundaki eksiklik de benzeri can kayıplarının sayısının daha yüksek olduğu ihtimalini artırıyor.

Özellikle kış mevsiminde olumsuz hava koşulları nedeniyle yaşanan ulaşım zorlukları, insani yardım kuruluşlarının muhtaç ailelere yardım götürmesini de güçleştiriyor.

TOLOnews haber kanalının haberine göre, Badgis ve diğer vilayetlerinde en az 4 bin büyükbaş hayvan da soğuk sebebiyle yaşamını yitirdi.

Kanala konuşan yurttaşlardan Herat sakini Hüseyin, İran’a geçmek üzereyken soğuk hava sebebiyle donma tehlikesi atlattığını ve bu sebeple hastaneye kaldırıldığını söyledi: “Kar yağışı başladığında dört saattir yoldaydık ve daha fazla hareket edemedik.”

Herat Bölgesel Hastanesi’nin paylaştığı verilere göre, en az 70 kişi hipotermi sebebiyle hastaneye başvurdu.

Yerel yöneticiler de Badgis vilayetinde en az beş kişinin hayatını kaybettiğini ve bu kişilerin hepsinin çoban olduğunu söyledi.

Badgis Valiliği Sözcüsü Ahmet Hanzala, “Bir çoban ve dört çocuk hipotermi sonucu hayatını kaybetti” açıklamasını yaptı.

Yerel yetkililerin açıklamasına göre, Host’ta beş kişi, Faryab vilayetinde iki kişi ve Cevzcan vilayetinde iki kişi soğuktan öldü.

Soğuk havalar ve kar yağışları sebebiyle çok sayıda vilayette binlerce hektarlık tarım alanı ve sera da zarar gördü.

Anadolu Ajansı (AA) ise Afganistan basınına dayandırdığı haberinde, ülkedeki hava koşulları sebebiyle yaşanan can kaybını 24 olarak açıkladı. Buna göre, Badgis’de 4’ü çocuk 5, Herat ve Bağlan’da 9, Host’ta 5, Faryab’da 2, Cüzcan’da 2 ve Sar-e Pol’da 1 kişi donarak yaşamını yitirdi.

Afganistan’da, ekonomik kriz nedeniyle kış mevsiminde odun ve kömür alamayan dar gelirli büyük bir kesim bulunuyor.

Özellikle kırsal kesimlerde resmi kayıt tutma konusundaki eksiklik de benzeri can kayıplarının sayısının daha yüksek olduğu ihtimalini artırıyor.

Özellikle kış mevsiminde olumsuz hava koşulları nedeniyle yaşanan ulaşım zorlukları, insani yardım kuruluşlarının muhtaç ailelere yardım götürmesini de güçleştiriyor.

Paylaşın