ABD’den Ukrayna’ya “Ağır Silah” Yardımı

ABD, Ukrayna’ya zırhlı araçlar ve hava savunma sistemlerini de içeren toplam 2,5 milyar dolarlık yeni paket açıkladı. ABD, Rusya’nın Ukrayna’yı geçen yıl Şubat ayında işgal etmesinden bu yana bu ülkeye toplamda 27 milyar 400 milyon dolar güvenlik desteği yaptı.

ABD Savunma Bakanlığı’nın açıklamasına göre Washington’un Ukrayna’ya son askeri yardım paketi içinde 59 Bradley Savaş Aracı ve 90 Stryker Zırhlı Personel Taşıyıcı yer alıyor.

Son yardıma ayrıca HIMARS roket sistemi için mühimmat, sekiz Avenger hava savunma sistemi, binlerce topçu mermisi ve yaklaşık 2 bin tanksavar roketi için ek mühimmat dahil.

Kış mevsiminin Rus güçlerine yeniden organize olma ve büyük bir saldırı başlatma fırsatı verebileceği kaygıları nedeniyle Ukrayna batıdan daha fazla silah talep ediyor.

Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenski Aralık ayında Washington’da ABD Kongresi’ne hitaben yaptığı konuşmada Ukrayna’ya yapılan desteğin, “hayır işi” olmadığını, “demokrasiye yatırım” olduğunu söylemiş, ABD’den güvenlik alanındaki desteğini sürdürmesini istemişti.

Öte yandan Reuters haber ajansına konuşan Amerikalı bir yetkili CIA Başkanı William Burns’un yakın zamanda Ukrayna’ya gizli bir ziyaret yaptığını ve Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenski’yle biraraya geldiğini belirtti.

Haberi ilk veren Washington Post gazetesine göre ziyaret geçen haftanın sonunda gerçekleşti. Haberde Burns’un, Zelenski’yi Rusya’nın gelecek askeri planlarıyla ilgili beklentileri konusunda bilgilendirdiği belirtildi. Ayrıca Burns’un, ABD’nin desteğinin ulaşmasının bir noktada zorlaşacağını belirttiği kaydedildi.

Washington Post’un kaynaklarına dayandırdığı habere göre Zelenski ve üst düzey istihbarat yetkilileri Cumhuriyetçiler’in ABD Temsilciler Meclisi’nde az farkla çoğunluğu elde etmesinin ardından Ukrayna’nın ABD ve Batı yardımının daha ne kadar devam etmesini bekleyebileceğini tartıştı.

Öte yandan aralarında İngiltere ve Hollanda’nın da olduğu bir dizi ülke de yeni yardım paketi sözü verdi. Açıklama, Almanya’da bugün gerçekleşecek ve 50 ülkenin silah yardımlarını koordine edeceği toplantı öncesinde yapıldı.

Estonya’daki bir askeri üste bir araya gelen 11 ülkenin temsilcileri, Ukrayna’nın yeni bölgelerde hakimiyet kurması ve Rusya’nın ilerlemesinin durdurulması hedefiyle silah yardımlarını artırmaya karar verdi.

İngiltere, Polonya, Letonya, Litvanya, Danimarka, Çek Cumhuriyeti, Estonya, Hollanda ve Slovakya, daha çok destek sözü verdi.

Ortak açıklamayla duyurulan yardım paketleri şunları içeriyor:

  • İngiltere: 600 Brimstone füzesi
  • Danimarka: 19 Fransız yapımı Caesar tipi obüs
  • Estonya: Havan topları, cephane, destek araçları ve tanksavar bomba atarlar
  • Letonya: Stinger hava savunma sistemleri, iki helikopter, İHA’lar
  • Litvanya: Uçaksavar ve iki helikopter
  • Polonya: : S-60 uçaksavar ve 70 bin mermi
  • Çek Cumhuriyeti: Cephanelik, havan topları ve zırhlı personel taşıyıcılar.
  • Hollanda: Yardım paketini Cuma günü duyuracak.

İngiltere Savunma Bakanı Ben Wallace, Estonya’daki ziyareti sırasında yaptığı konuşmada, “2023’te, Ukraynalıların Rusya’yı püskürtüp Ukrayna dışına çıkararak ülkede egemenliklerini yeniden tesis etmelerinin zamanı geldi” dedi.

Paylaşın

Yunanistan Başbakanı Miçotakis: Türkiye İle Savaşmayacağız

Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis, Türkiye ile savaşa girmeyeceklerini, ancak son üç yılda birçok konuda gerginlik yaşadıklarını belirterek, “Türkiye ile makul yetişkinler olarak masaya oturabilmeli, Ege ve Doğu Akdeniz’deki deniz alanlarının sınırlandırılması gibi temel farklılıklarımızı çözebilmeliyiz. İtalya ve Mısır’la bunu başardık. Arnavutluk’la da Lahey’e giderek yapacağız” dedi.

‘Türkiye’ye atıfla ‘zor’ bir komşularının olduğunu söyleyen Miçotakis, Yunanistan Silahlı Kuvvetleri’nin on yıllar boyunca güçlendirilmediğini belirterek ordunun güçlendirilmesi gerektiğini belirtti. Cumhurbaşkanı Erdoğan’la “zor zamanlar” yaşandığını söyleyen Miçotakis, bununla birlikte bir çözüm bulmanın imkansız olmadığını kaydetti.

Dünya Ekonomik Forumu kapsamında Davos’ta bulunan Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis, Ankara – Atina ilişkilerine dair değerlendirmelerde bulundu.

Kiryakos Miçotakis, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile konuşarak sorunların çözülebileceğine inandığını söyleyen Miçotakis iki komşu ülkenin savaşmayacağını belirtti. Başta Cumhurbaşkanı Erdoğan olmak üzere üst düzey Türk yetkililerin Yunanistan’ı Ege’deki adaları silahlandırmakla suçlayarak “Bir gece ansızın gelebiliriz” söylemiyle dile getirdikleri askeri operasyon tehditleri, Yunan kamuoyunda büyük yankı uyandırmıştı.

“Yetişkinler gibi oturup konuşabilmeliyiz”

“Türkiye ile savaşmayacağız” diyen Miçotakis “Makul yetişkinler olarak Türkiye ile oturabilmeli ve başlıca anlaşmazlığımız olan Ege’de ve Doğu Akdeniz’de deniz yetki alanlarının sınırları konusundaki anlaşmazlığımızı çözüme kavuşturabilmeliyiz” diye konuştu.

“Ege’nin coğrafyası nedeniyle bunun karmaşık bir konu olduğunu” belirten Miçotakis, Yunanistan’ın benzer anlaşmazlıkları İtalya ve Mısır ile çözüme kavuşturabildiğini söyledi. Arnavutluk ile de benzer bir anlaşmazlığı Lahey’deki Uluslararası Adalet Divanı’na taşımayı düşündüklerini ekledi.

“Oyunun kitabı konusunda anlaşmışsanız ve oyunun kitabı, sorunu uluslararası hukuka göre çözmenizi söylüyorsa komşularınızı gereksiz yere provoke etmezsiniz, iletişim kanallarını açık tutarsınız” diyen Miçotakis, “Dış politikayı iç gerekçelerle silahlandırmanın yararı olmaz. Bu genellikle iyi bir yaklaşım değildir çünkü bu şekilde kendi kamuoyunuzu zehirlemiş olursunuz” ifadelerini kullandı.

“Erdoğan ile çözüm imkansız değil”

Türkiye’de 14 Mayıs’ta cumhurbaşkanlığı ve parlamento seçimleri düzenlenecek. Yunanistan’da ise halk temmuz ayında parlamento seçimlerine gidecek. Miçotakis, Türkiye’deki seçimlerle ilgili “Türkiye’den nasıl bir hükümet çıkacak bilmiyorum ama gerilimi düşürmek için yollar olduğuna, ortak çıkar bulunan konularda çalışabileceğimize, anlaşamadığımız konuların ne olduğu konusunda anlaşabileceğimize kesinlikle inanıyorum. Anlaşamadığımız konuların ne olduğu konusunda anlaştığımız takdirde dahi bunu medeni bir tarzda yapabiliriz” diye konuştu. Kiryakos Miçotakis, “Erdoğan ile çok, çok zor anlar yaşandığını” söylemekle beraber “Cumhurbaşkanı Erdoğan ile bir çözüm bulmanın imkansız olduğunu düşünmüyorum” ifadesini kullandı.

Yunanistan ile Türkiye arasındaki sorunlar arasında Ege ve Doğu Akdeniz’deki deniz yetki alanları konusundaki anlaşmazlığın yanı sıra Atina’nın Ege’deki adalara asker ve silah konuşlandırması da yer alıyor. Ankara adalardaki Yunan askerî varlığının uluslararası anlaşmaları ihlal ettiğini belirtirken Yunanistan ise anlaşmaların adalarda asgari bir askeri varlığa izin verdiğini ileri sürüyor ve Türkiye’nin ana karasında ciddi bir askeri varlığı olduğuna işaret ediyor.

Davos’ta yaptığı konuşmada da bu konuya değinen Kiryakos Miçotakis, “Soruyorum, Yunan adalarının Türk anakarasına bir tehdit olduğuna makul bir şekilde inanan var mı yoksa Türk anakarasının Yunan adalarına bir tehdit oluşturduğuna inanmak mı daha gerçekçi?” dedi. Yunan Başbakan, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin 1974’te Kıbrıs’a harekat düzenleyerek Ada’nın kuzeyini “işgal ettiğini” ve bu harekat sonucunda Ada’nın bölündüğünü kaydetti.

Paylaşın

Almanya’dan Dikkat Çeken Karar; Ezidilere Yönelik Suçlar ‘Soykırım’ Olarak Tanındı

Almanya Federal Meclisi, Irak Şam İslam Devleti’nin (IŞİD) Ezidilere yönelik suçlarını “soykırım” olarak tanıma kararı aldı. Karar oy birliği ile kabul edilerek yasalaştı. Ezidiler’e yönelik katliamlar Birleşmiş Milletlerce soykırım olarak kabul edilmişti.

Almanya Dışişleri Bakanı Annalena Baerbock, kararı sosyal medya hesabından paylaştığı Kürtçe mesajlarla duyurdu:

“Üç yıl önce kuzey Irak’ta Ezidi kadınlarla tanıştım: Kaçırılmış, köleleştirilmiş ve tecavüz edilmişlerdi. Onların bu acısı beni bırakmadı.

Almanya Federal Meclisi bugün IŞİD’in Ezidilere karşı işlediği suçları soykırım olarak tanıma kararı aldı.

Dünyadaki herhangi bir meclisin alacağı herhangi bir kararın acılarını dindiremeyeceğini biliyoruz. Ama bu kararın bir fark yaratacağına inanıyorum: Bu, acılarını dindirme yolunda olduğu kadar hayatta kalanlar için adalet sağlama yolunda da önemli bir adım.

Ülkemiz şu anda dünyanın en büyük Ezidi diasporası durumunda. Bugünkü oylama onların yorulmak bilmez çabaları sayesinde.”

Taslakta ne vardı?

Rudaw haber sitesinin haberine göre, Almanya Federal Meclisi’nin kabul ettiği taslak metinde, “Alman Parlamentosu, IŞİD adlı örgütün Irak ve Suriye’de işlediği suçların kurbanlarını saygıyla anıyor. Ayrıca, IŞİD terör örgütünün yüz binlerce insana çektirdiği acıları kabul ediyor” deniliyordu.

IŞİD’in Ezidilere saldırma amacına değinen taslakta, “IŞİD’in amacı Ezidi toplumunu yok etmekti. Özellikle 2014 yılında 5 bini aşkın Ezidi IŞİD işkencesine maruz kaldı ve vahşice öldürüldü” ifadelerine yer veriliyordu.

IŞİD’in Ağustos 2014’te Şengal’e yaptığı saldırıya değinilen taslakta, “Ezidilerin dinlerini değiştirmeye zorlandığına, buna direndiklerinde ise idam edildiklerine veya zorla köleleştirildiklerine, erkek çocukların Kuran okullarında eğitildiğine, çocuk asker olarak alındıklarına veya intihar bombacısı olarak kullanıldıklarına” atıfta bulunuluyordu.

Ezidi kadınların durumuna ve yaşadıklarına da değinilen taslak metinde, “Kadın, sadece Ezidi kadın ve erkekleri arasında savunulduğundan, aynı şekilde Ezidi toplumu Ezidi bir anne ve babadan olmayan çocukları kabul etmediğinden IŞİD, Ezidi toplumunu küçük düşürmek amacıyla, Kürt Ezidi kadınlara kasıtlı olarak cinsel şiddet uyguladı” deniliyordu:

“Kadınların kaçırılması, köleleştirilmesi ve onlara tecavüz edilmesi IŞİD tarafından en başından beri Ezidilerin bütünlüğünü nesiller boyunca yok etmek için sistematik olarak kullanıldı.”

Ezidi Soykırımı

Irak ve Şam İslam Devleti’nin (IŞİD) Irak’taki Ezidiler’e yönelik 3 Ağustos 2014’te gerçekleştirmiş olduğu katliamlar silsilesi (Ezidilerin deyimiyle 73. Ferman) Birleşmiş Milletlerce soykırım olarak kabul edildi.

Soykırımda Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi’ndeki Ezidi kadınlar ve kız çocukları IŞİD mensupları tarafından cinsel köleliğe zorlandı, erkekler sürgün edildi ve binlercesi topluca infaz edildi.

Birçoğu Sincar’da olmak üzere toplamda yaklaşık 5 bin kişinin öldürüldüğü 10 bine yakın kişinin ise esir düştüğü biliniyor.

Ezidi Kürtleri Kurtarma Ofisi verilerine göre, 1500 Ezidi Kürt kurşuna dizildi.

Şu ana kadar örgüt tarafından kaçırılan 3 bin 100 kişi kurtarıldı. Hala yaklaşık 2 bin 700 kişiden hiçbir haber alınamıyor.

Soykırım 2014’te Peşmerge’nin IŞİD saldırıları sonucunda geri çekilmesinden sonra başladı. IŞİD’in Ezidilere yönelik katliamı uluslararası toplumda geniş yer buldu ve tepki olarak ABD, IŞİD’e yönelik hava saldırılarına başladı.

Amerika Birleşik Devletleri (ABD), İngiltere ve Avustralya, Sincar Dağları’na kaçan Ezîdîlere uçaklarla acil yardımlar yaptı ve Ezidileri savunmaya giden Peşmerge, PKK ve YPG güçlerine silah desteği sağladı.

IŞİD’in Ezidi nüfusa yönelik eylemleri yaklaşık 500 bin mülteciye ve binlerce kişinin ölümüne veya kaçırılmasına sebep oldu. Soykırım özellikle Almanya’daki diğer Ezidi topluluklarını da etkiledi.

Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi 2019’da 3 Ağustos’u “Ezidi Soykırım Günü” ilan etti.

(Kaynak: Bianet)

Paylaşın

Peru’daki Protestolarda Can Kaybı 53’e Yükseldi

Peru’da Cumhurbaşkanı Castillo’nun görevinden azledilip hapishaneye gönderilmesinin ardından başlayan protestolarda hayatını kaybedenlerin sayısı 53’e çıktı, yaralı sayısı ise 700’ü geçti.

Peru’da Cumhurbaşkanı Pedro Castillo’nun görevden alınıp hapishaneye gönderilmesiyle başlayan protestolar devam ediyor.

Castillo’nun 8 Aralık 2022’de görevden alınmasının ardından göreve getirilen Peru Cumhurbaşkanı Dina Boluarte’nin istifa etmesini ve erken seçime gidilmesini talep eden protestocular ile polis arasında çıkan çatışmalarda hayatını kaybedenlerin sayısı 53’e yükseldi.

Carabaya eyaletine bağlı Macusani kasabasında sağlık yetkilisi Dr. Ivan Fernandez, protestolarda yaşanan şiddet olaylarında iki kişinin hayatını kaybettiğini, bir kişinin de yaralandığını açıkladı.

Olayın ardından protestocular, polis karakolunu ve mahkeme binasını ateşe verdi. Macusani Polisi, ateşe verilen karakoldan güvenlik güçlerinin helikopterle ayrılmak zorunda kaldığını açıkladı.

Hükümet karşıtı gösterilerde 11 Aralık 2022’den bu yana hayatını kaybedenlerin sayısı 53’e çıktı, yaralı sayısı ise 700’ü geçmiş durumda.

Ombudsman Ofisi verilerine göre, eylemlerde ölen 53 kişiden en az 42’si doğrudan güvenlik güçlerinin saldırısı sonucu yaşamını yitirdi.

Cumhurbaşkanı Dina Boluarte, göstericilere 10 Ocak’ta bir kez daha diyalog çağrısında bulunmuş, eylemlerin son bulmasını istemişti.

Protestocular sınır kapısına giden yolu kapattı

Öte yandan, protestocular, Peru-Bolivya sınır kapısının olduğu Desaguadero bölgesinde, Boluarte’nin istifası, gözaltında bulunan eski Castillo’nun serbest bırakılması, Kongre’nin kapatılması ve erken seçime gidilmesi talebiyle yaptıkları gösteride sınır kapısına giden yolları kapattı.

Göstericilerin sınır kapısına giden yolları ablukaya alması sebebiyle yüzlerce tır otoyolda sıralandı.

Ne olmuştu?

Peru Cumhurbaşkanı Pedro Castillo, hükümeti devirmekle suçladığı Kongre tarafından “kalıcı ahlaki yetersizlik” suçlamasıyla görevinden azledildi. Castillo’nun görevinden alınması yönündeki karar, 7 Aralık’taki genel kurul toplantısında altı aleyhte, 10 çekimser oya karşı 101 lehte oyla alındı.

Kongrede Castillo’nun görevden azledilmesi kararına gerekçe olarak “kamu fonksiyonlarını gasp etmeye, devlet yetkilerinin işleyişini engellemeye ve siyasi anayasa tarafından kurulan düzeni ihlal etmeye çalışmak” gösterildi.

Pedro Castillo, Kongreyi feshetme ve ulusal acil durum hükümeti kurma kararının ardından polis tarafından gözaltına alındı. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Boluarte, Castillo’nun görevinden alınmasının ardından ülkenin yeni cumhurbaşkanı olarak 8 Aralık’ta yemin etti.

Castillo’nun 7 Aralık’ta azledilmesinin ardından göreve gelen Dina Boluarte, 11 Aralık’ta yaptığı açıklamada, “ülke için sağlıklı olmayan siyasi bir çatışma olduğunu” söylemiş, erken seçim önerisinde bulundu: Birkaç gün içinde Kongreye erken seçim önerisini getireceğim, cumhurbaşkanı olarak görevim çoğunluğun iradesine uymaktır.

Boluarte’nin seçimlerin 2026 yerine Aralık 2023’te yapılması önerisi Kongre’de yapılan oylamada reddedildi. Eski Cumhurbaşkanı Pedro Castillo, 18 ay süreyle “önleyici” bir tedbir olarak tutuklu yargılanıyor.

(Kaynak: Bianet)

Paylaşın

Yeni Zelanda Başbakanı Jacinda Ardern’den Sürpriz İstifa Kararı

Başbakanlığın “ülkenin en ayrıcalıklı” görevlerinden biri olduğunu söyleyen Yeni Zelanda Başbakanı Jacinda Ardern sürpriz bir kararla en geç 7 Şubat’ta görevinden ayrılacağını duyurdu. Ardern başbakanlık görevinin yanı sıra İşçi Partisi liderliğini de bırakacak.

Yeni Zelanda Başbakanı Jacinda Ardern sürpriz bir kararla en geç 7 Şubat’ta görevinden ayrılacağını duyurdu. Ardern Wellington’da gazetecilere yaptığı açıklamada, “Bu işin ne gerektirdiğini biliyorum. Ve bunun gereğini yerine getirmek için yeterli gücüm kalmadığını da” dedi.

Başbakanlığın “ülkenin en ayrıcalıklı” görevlerinden biri olduğunu söyleyen Ardern, “Ama aynı zamanda en zorlarından biri” ifadesini kullandı. Sonbaharda yapılacak seçimlere atfen “Önümüzdeki dört yıl için yeterli gücü kalmadığını” söyleyen Ardern, “Ben bir insanım. Yapabileceğimizin en iyisini yapmaya çalışıyoruz. Ne kadar yapabilirsek. Ama benim için için gitme zamanı” dedi.

Yeni Zelanda’da seçimler 14 Ekim’de yapılacak. Ardern seçimler yapılana dek milletvekili olarak görev yapmaya devam edecek. Çocuğuyla daha uzun süre vakit geçireceği için mutlu olduğunu söyleyen Ardern, hayat arkadaşı ile de artık evlenmek istediğini vurguladı.

Ardern başbakanlık görevinin yanı sıra İşçi Partisi liderliğini de bırakacak. Ancak istifa kararının kendisi ve partisi ile ilgili kamuoyu anketlerinden çıkan olumsuz sonuçların etkili olduğu iddialarını reddeden Ardern, “Gelecek seçimleri kazanamayacağımız için gitmiyorum. Çünkü kazanabiliriz ve kazanacağız da” dedi.

Ardern 2017 Ekim ayından bu yana Başkanlık görevini yürütüyor. 37 yaşında göreve geldiğinde hem ülkesinin hem de dünyanın “en genç kadın başbakanı” sıfatını almıştı. Ülkesinin pandemi döneminde sert kısıtlamalar ve kapanma önlemleriyle mümkün olduğunca az zarar görmesini sağlayan siyasetçi, 2020 yılı Ekim ayında yapılan seçimlerde yeniden bu göreve seçilmişti.

Ardern görev süresi içinde pandemide kriz yönetiminin yanı sıra 2019 yılında Christchurch’te iki camiye düzenlenen, 51 kişinin yaşamını yitirdiği terör saldırıları sonrasında başörtüsü takarak yaptığı konuşma ile de övgü almıştı. Konuşmasında saldırıyı kınayarak dünya genelinde Müslümanlarla dayanışma mesajı vermişti.

Ardern, Nanaia Mahuta’yı kabinesine alarak, ilk kez yerli halk Maori’den bir kadını dışişleri bakanlığı görevine getirmişti. Jacinda Ardern dünya genelinde başbakanlık görevini yürütürken anne olan ikinci siyasetçi. Bu unvanı ilk alan siyasetçi Pakistan’da 1990 yılında görevdeyken anne olan Benazir Butto’ydu.

Paylaşın

İsveç Ve Finlandiya’nın NATO Üyelikleri Süreci: ABD’den Türkiye’ye Onaylama Çağrısı

Beyaz Saray Sözcüsü Karine Jean-Pierre, İsveç ve Finlandiya’nın NATO üyelik başvurularının güçlü destekçisi olduklarını ve iki ülkenin NATO üyeliklerinin müttefikler tarafından hızla onaylanmasından duydukları memnuniyeti dile getirdi.

Sözcü Jean-Pierre, iki ülkenin NATO üyeliklerini henüz onaylamamış olan müttefiklere de onay sürecini en kısa sürede tamamlamaları çağrısında bulundu.

Beyaz Saray’da düzenlenen günlük basın toplantısında İsveç ve Finlandiya’nın NATO üyelikleri ve henüz iki ülkenin NATO’ya katılım sürecini onaylamamış olan Türkiye’nin tutumu gündeme geldi.

Beyaz Saray Sözcüsü Karine Jean-Pierre bir soru üzerine Türkiye’yi güvenilir bir müttefik olarak gördüklerini belirtti, müttefiklerin iki ülkenin NATO’ya katılımına ilişkin onay süreçlerini en kısa sürede tamamlama çağrısında bulundu.

Beyaz Saray Sözcüsü Karine Jean-Pierre’e , İsveç ve Finlandiya’nın NATO üyeliklerine ilişkin süreç bağlamında, “ABD Başkanı Joe Biden’ın Türkiye’yi güvenilir bir NATO müttefiki olarak görüp görmediği” sorusu yöneltildi.

Sözcü Karine Jean-Pierre, Türkiye’yi güvenilir bir müttefik olarak gördüklerini belirterek söze girdi.

İsveç ve Finlandiya’nın NATO üyelik başvurularının güçlü destekçisi olduklarını ve üyelik başvurularını onaylamak üzere hızla harekete geçmek için Senato ile çalıştıklarını vurgulayan Jean-Pierre, iki ülkenin NATO üyeliklerinin müttefikler tarafından hızla onaylanmasından duydukları memnuniyeti dile getirdi.

Karine Jean-Pierre, ‘’Geri kalan müttefiklerin de onay süreçlerini en kısa sürede tamamlama çağrısında bulunuyoruz” ifadelerini kullandı.

Türkiye ile bu iki ülke arasında devam eden görüşmeler ve olası anlaşma konusunda yorum yapmamayı tercih eden Beyaz Saray sözcüsü, bu konudaki soruları Türk hükümetine yönlendirdi.

Sözcü Jean-Pierre, iki ülkenin NATO üyeliklerini henüz onaylamamış olan müttefiklere de onay sürecini en kısa sürede tamamlamaları çağrısında bulundu.

Macaristan Şubat ayında onaylayacağını açıklamıştı

NATO’nun 30 üyesinden 28’i Rusya’nın Ukrayna işgalinden sonra NATO üyeliği başvurusunda bulunan İsveç ve Finlandiya’nın ittifaka katılımına kendi parlamentolarında onay vermiş durumda.

Türkiye ve Macaristan henüz onay sürecini tamamlamamış olan iki NATO üyesi. Macaristan Dışişleri Bakanı Peter Szijjarto, Şubat ayında Meclis toplandığında İsveç ve Finlandiya’nın NATO üyeliklerini onaylayacaklarını belirtmişti.

(Kaynak: VOA Türkçe)

Paylaşın

Brezilya’da 39 Kişiye “Darbe” Suçlaması

Brezilya Başsavcılığı, eski Brezilya Devlet Başkanı Jair Bolsonaro yanlılarının baskınına yönelik soruşturma kapsamında 39 kişiye “darbe yapmak”, “silahlı bir suç örgütü ile iltisak”, “kamu malına zarar” ve “demokratik hukuk devletini şiddet yoluyla yıkma girişimi” suçlaması yöneltti.

Brezilya’da 8 Ocak’ta Ulusal Kongre, Devlet Başkanlığı Sarayı ve Yüksek Mahkeme binalarına yönelik baskınlara ilişkin soruşturma devam ediyor.

Brezilya Başsavcılığı, eski Brezilya Devlet Başkanı Jair Bolsonaro yanlılarının baskınına yönelik soruşturma kapsamında 39 kişiye “darbe yapmak”, “silahlı bir suç örgütü ile iltisak”, “kamu malına zarar” ve “demokratik hukuk devletini şiddet yoluyla yıkma girişimi” suçlaması yöneltti.

The Guardian’ın haberine göre, Başsavcılık ayrıca Kongre’yi basıp yağmalamak ile suçlanan 39 kişinin “önleyici bir tedbir olarak” tutuklanmasını ve binada meydana gelen hasarın tazmini için 7,7 milyon dolar değerindeki mal varlıklarının dondurulmasını talep etti.

Brezilya Başsavcılığının konuyla ilgili dün (17 Ocak) yaptığı yazılı açıklamada sanıkların kimliği açıklanmadı.

Savcılığın açıklamasına göre, Kongre binasını basan sanıklar “şiddet ve ciddi tehdit kullanarak demokratik hukuk devletini ortadan kaldırmaya, anayasal yetki kullanımını önleme veya kısıtlamaya” çalıştı: “Saldırının nihai amacı (…) alternatif bir hükümet rejimi kurmaktı.”

Öte yandan, saldırganlara “terör” suçlaması yöneltilmedi. Brezilya kanunlarına göre, bu suçlamanın yöneltilebilmesi için ırk, etnisite veya din temelli bir yabancı düşmanlığı veya önyargı durumunun olması gerek.

Brezilya Başsavcılığı suçlamalara ilişkin dosyayı Yüksek Mahkeme’ye gönderirken, binlerce kişinin katıldığı Kongre baskınıyla bağlantılı olarak başka şüphelilere de suçlama yöneltilmesi bekleniyor.

Ne olmuştu?

Ordudan müdahale talebiyle slogan atan Bolsonaro yanlısı gruplar, polis bariyerini aşarak 8 Ocak’ta Kongre binasına girmişti.

Aşırı sağcı Bolsonaro yanlısı protestocuları dağıtmak için göz yaşartıcı gaz ile müdahale eden polis, grupların daha sonra devlet başkanlığı ve Yüksek Mahkeme binasına zorla girmesine engel olamamıştı.

Güney Amerika’nın en büyük ülkesi olan ve nüfusu 212 milyonu aşan Brezilya’da 30 Ekim 2022’de düzenlenen ikinci tur devlet başkanlığı seçiminde ülkeyi iki dönem yöneten sol görüşlü eski Devlet Başkanı Lula yüzde 50,9, aşırı sağcı Bolsonaro ise yüzde 49,1 oy almıştı.

Seçim sonuçlarının açıklanmasının ardından Bolsonaro destekçileri önce ülkede günlerce süren otoyol kapatma eylemleri yapmış, ardından da ordu karargahları önünde düzenledikleri gösterilerde silahlı kuvvetleri Lula’nın devlet başkanlığı görevini devralmasına karşı müdahaleye çağırmıştı.

Ülkede Cumhuriyetin ilanının 123. yıl dönümü olan 15 Kasım’da Bolsonaro yanlıları, başkent Brasilia, Sao Paulo, Rio de Janeiro, Recife ve Belen şehirlerinde orduyu Lula da Silva’ya karşı müdahaleye çağırıp askeri karargahların yakınında gösteriler düzenlemişti.

Brezilya’da devlet başkanlığı seçiminin ikinci turunu kazanan eski Devlet Başkanı Lula da Silva, 1 Ocak 2023’te parlamentoda yemin etmişti.

(Kaynak: Bianet)

Paylaşın

2022 Yılında 86 Gazeteci Öldürüldü

2022 yılında dünyada 86 gazetecinin öldürüldüğünü açıkladı. Öldürülen gazetecilerin yaklaşık yarısı iş başında değilken hedef alındı. Bu gazetecilerden bazıları seyahat ederken saldırıya uğrarken ya da haber takibinde değilken kamusal alanda hedef alınırken, öldürülen gazetecilerden bazıları evlerindeyken saldırıya uğradı.

Dünyada ülke çapında en ölümcül ülkeler ise 19 gazetecinin öldürüldüğü Meksika, 10 gazetecinin öldürüldüğü Ukrayna ve dokuz gazetecinin öldürüldüğü Haiti’ydi. Asya ve Pasifik ülkelerinde 16 gazeteci öldürülürken Doğu Avrupa’da 11 gazeteci öldürüldü.

Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) 2022 yılında dünyada 86 gazetecinin öldürüldüğünü açıkladı. Bu, yaklaşık her dört günde bir gazetecinin öldürülmüş olduğu anlamına geliyor.

UN News haber sitesinin aktardığına göre, dünyada öldürülen gazetecilerin sayısında son üç senede düşüş yaşanmıştı. Fakat 2021 yılı ile karşılaştırıldığında öldürülen gazetecilerin sayısı yaklaşık yüzde 50 arttı.

Buna göre, dünya çapında 2021 yılında 55 gazeteci öldürülmüştü. 2022 yılında ise tüm dünyada 86 gazeteci öldürüldü.

UNESCO, konuyla ilgili açıklamasında, raporun ortaya koyduğu bulguların “gazetecilerin çalışmaları sırasında karşı karşıya kalmaya devam ettiği büyük risk ve kırılganlıkları gözler önüne serdiğini” belirtti.

UNESCO Genel Direktörü Audrey Azoulay, raporun bulgularını “endişe verici” olarak nitelendirdi: “Yetkililerin bu suçları durdurmak için çabalarını arttırması ve bu suçların faillerinin cezalandırıldığından emin olması gerekiyor çünkü bu şiddet ikliminde kayıtsızlık önemli bir faktör.”

Cezasızlık devam ediyor

UNESCO’nun raporuna göre, 2022 yılında öldürülen gazetecilerin yaklaşık yarısı iş başında değilken hedef alındı.

Bu gazetecilerden bazıları seyahat ederken saldırıya uğrarken ya da haber takibinde değilken kamusal alanda hedef alınırken, öldürülen gazetecilerden bazıları evlerindeyken saldırıya uğradı.

UNESCO raporu, “Bu, gazeteciler için boş zamanlarında bile güvenli bir ortamın olmadığını gösteriyor” değerlendirmesinde bulundu.

Rapora göre, son beş yıl içinde bu konu hakkında bir ilerleme kaydedilmiş olsa da dünyadaki gazeteci cinayetlerinde cezasızlık oranı yüzde 86 ile “şok edici düzeyde yüksek” seyretmeye devam ediyor.

23 gazeteci çatışmada öldürüldü

Dünyadaki gazeteciler, cinayetlerin yanı sıra 2022 yılında farklı şiddet şekilleriyle de karşı karşıya kaldı. Buna göre, gazeteciler aynı zamanda zorla/ gözaltında kaybetme, kaçırma, keyfi tutukluluk, yasal taciz ve başta kadınlar olmak üzere dijital şiddet ile karşı karşıya kaldı.

Gazeteciler için en ölümcül ülkenin Meksika olduğunu ortaya koyan UNESCO raporundan öne çıkan diğer noktalar şöyle:

“2022 yılında Latin Amerika ve Karayip ülkeleri gazeteciler için en ölümcül ülkelerdi. 44 gazeteci bu bölgelerde öldürüldü.

Dünyada ülke çapında en ölümcül ülkeler ise 19 gazetecinin öldürüldüğü Meksika, 10 gazetecinin öldürüldüğü Ukrayna ve dokuz gazetecinin öldürüldüğü Haiti’ydi. Asya ve Pasifik ülkelerinde 16 gazeteci öldürülürken Doğu Avrupa’da 11 gazeteci öldürüldü.

Çatışmada öldürülen gazetecilerin sayısı 2021 yılında 20’ydi. Bu sayı, 2022 yılında 23’e yükseldi.”

(Kaynak: Bianet)

Paylaşın

Ukrayna’da Helikopter Kazası: İçişleri Bakanı Hayatını Kaybetti

Ukrayna’nın başkenti Kiev’in yaklaşık 20 kilometre kuzeydoğusundaki Brovary kasabasında meydana gelen helikopter kazasında Ukrayna içişleri bakanı Denis Monastırskiy de dahil olmak üzere en az 17 kişinin hayatını kaybettiği bildirildi.

Kazada 10’u çocuk en az 22 kişi yaralandığı ve yaralıların hastaneye kaldırıldığı açıklandı.

Ukrayna İçişleri Bakanlığı, kazaya ilişkin olası nedenler arasında sabotaj, ekipman arızası ve güvenlik kuralları ihlalinin değerlendirildiğini açıkladı.

Ukrayna içişleri bakanlığı olası nedenler olarak sabotaj, ekipman arızası ve güvenlik kurallarının ihlalini değerlendirdiğini söyledi.

Düşen helikopterin Acil Durumlar Hizmetleri’ne bağlı olduğu kaydedildi. Polis ve sağlık ekiplerinin kaza mahallinde çalışmalarını sürdürdüğü belirtildi.

Kazanın ardından kreş yakınında yangın çıktı. Kreşte bulunan çocuklarla birlikte personel binadan tahliye edildi.

Kaza sırasında havanın karanlık ve sisli olduğu bildirilirken, helikopterin önce bir apartmana ardından da kreşe çarptığı belirtildi.

Ukrayna Başkanlık Ofisi Başkan Yardımcısı Kirilo Timoşenko, “Bir uçak az önce bir sosyal altyapı tesisine düştü. Kurbanlar ve koşullar hakkında bilgi ediniyoruz. Devlet Acil Durumlar Servisi ve tüm servisler halihazırda olay yerindedir” diye belirtti.

Ukrayna First Lady’si Olena Zelenska İsviçre’nin Davos kentinde düzenlenen Dünya Ekonomik Forumu oturumuna katılmadan dakikalar önce gözyaşlarına hakim olamadı.

Forum Başkanı Borge Brende oturumu açtıktan sonra kazada ölen Ukraynalı yetkililer için 15 saniye saygı duruşunda bulunulmasını istedi.

Paylaşın

Insight Crime: 2023’te Kokain Pazarı 75 Milyar Doları Aşabilir

Kolombiya’daki Insight Crime adlı örgüt bu yıl dünya kokain üretiminin 2 bin 500 tonu, ticaretinin de 75 milyar doları aşabileceğini açıkladı. Kokainin fiyatı, üretici ülkelerden uzaklığı, taşıma ve kokaini ülkeye sokma zorluğu, cezai yaptırımlar gibi değişkenlere bağlı.

2022 Dünya Uyuşturucu Raporu’na göre 2020 yılında üretilen 1982 ton kokainin 1424 tonu ele geçirildi. 2021’de ele geçirilen kokainin yüzde 90’ının deniz yoluyla yapıldığına dikkat çekilen raporda kokain kaçakçılığındaki hedef ülkelerin Kuzey Amerika ve Avrupa’dan Asya ve Afrika ülkelerine doğru genişlediği tespiti yapılıyor.

Latin Amerika’dan Avrupa ve Ortadoğu’ya kokain ticaretinin yeni geçiş noktalarından birinin Türkiye olduğu ve Türk grupların dünya kokain ticaretindeki etkisinin arttığı iddialarıyla gündeme gelen Kolombiya’daki Insight Crime adlı örgüt bu yıl dünya kokain üretiminin 2 bin 500 tonu, ticaretinin de 75 milyar doları aşabileceğini kaydediyor.

Birleşmiş Milletler Uyuşturucu ve Suç Ofisi (UNODC), Beyaz Saray Ulusal Uyuşturucu Kontrol Politikası Ofisi (ONDCP) ve Peru resmi verilerine dayanarak yapılan araştırma, Kolombiya, Peru ve Bolivya’daki kokain üretiminin geçen yılın ilk 10 ayında 2 bin 586 ton olduğunu ortaya koyuyor.

Kokainin yapımında kullanılan koka ekiminin 204 bin hektarı bulduğu Kolombiya, yıllık 1400 ton üretimle dünyanın en büyük kokain üreticisi ülkesi konumunda. Kolombiya’yı 869 ton kokain üretimiyle Peru ve 317 tonla Bolivya takip ediyor.

Son yıllarda adı koka ekimi ve kokain üretimiyle anılan diğer Latin Amerika ülkeleriyse organize suç örgütlerinin etkin olduğu ve uyuşturucu sevkiyatında da kullanıldığı bilinen Venezuela, Ekvador, Honduras, Guatemala ve Meksika. Ancak bu ülkelerdeki koka ekimi ve kokain üretiminin sınırlı olduğu kaydediliyor.

“Kokaine olan talep artıyor”

UNODC verilerine göre 2019 yılında bir kilo kokainin toptan fiyatı Kolombiya’da 1491 dolarken bu miktar Meksika’da 12 bin 433; El Salvador’da 28 bin 873; ABD’de ise 69 bin dolar. UNODC verilerine göre kokainin kilosu Avustralya’da 150 bin; Kuveyt’te ise 200 bin doların üzerine çıkıyor.

Kokainin fiyatının üretici ülkelerden uzaklığı, taşıma ve kokaini ülkeye sokma zorluğu, cezai yaptırımlar gibi değişkenlere bağlı olduğu bildiriliyor.

2022 Dünya Uyuşturucu Raporu’na göre 2020 yılında üretilen 1982 ton kokainin 1424 tonu ele geçirildi. 2021’de ele geçirilen kokainin yüzde 90’ının deniz yoluyla yapıldığına dikkat çekilen raporda kokain kaçakçılığındaki hedef ülkelerin Kuzey Amerika ve Avrupa’dan Asya ve Afrika ülkelerine doğru genişlediği tespiti yapılıyor.

Insight Crime uzmanları Latin Amerika’da ve dünyada kokaine olan talebin artması, ekonomik kriz ve yoksullaşma, uyuşturucuyla mücadele modellerindeki değişim, yeni aktörler sayesinde kurulan alternatif rotalar gibi sebepler düşünüldüğünde bu yıl 2 bin 500 ton kokain üretiminin oldukça muhafazakâr bir tahmin olduğunu kaydediyor.

(Kaynak: VOA Türkçe)

Paylaşın