WSJ: İran, İsrail’e Saldırmak İçin İslami Cihad, Hizbullah, Hamas’la Görüşüyor

İran Devrim Muhafızları Ordusu’na bağlı Kudüs Gücü’nün komutanı İsmail Kaani’nin geçen hafta gizlice Lübnan’a giderek Hamas, Hizbullah ve Filistin İslami Cihad Hareketi liderleriyle görüştüğü  iddia edildi.

Kaani’nin Hizbullah, Hamas ve diğerlerini bir araya getirerek yaptığı son çalışmalar, İsrail için büyüyen bir tehdide işaret ediyor.

ABD’nin önde gelen gazetelerinden Wall Street Journal (WSJ), İran’ın İsrail’e saldırı düzenlemek için Hamas, Hizbullah ve Filistin İslami Cihad Hareketi’yle görüştüğünü öne sürdü.

WSJ’ye konuşan ve kimlikleri açıklanmayan kaynaklar, İran Devrim Muhafızları Ordusu’na bağlı Kudüs Gücü’nün komutanı İsmail Kaani’nin geçen hafta gizlice Lübnan’a giderek Hamas, Hizbullah ve PIJ liderleriyle görüştüğünü iddia etti.

Görüşmenin Lübnan’ın başkenti Beyrut’taki İran Büyükelçiliği’nde gerçekleştirildiği savunuldu.

Haberde, taraflar arasındaki görüşmenin, Lübnan’ın güneyinden İsrail’e düzenlenen füze saldırılarıyla aynı döneme denk geldiğine de dikkat çekildi.

WSJ’ye konuşan kaynaklar, Kaani’nin Hamas’ın lideri İsmail Haniye ve yardımcısı Salih Aruri’nin yanı sıra Hizbullah’ın genel sekreteri Hasan Nasrallah’la görüşüp, bu saldırıyla ilgili planlara son halini verdiğini iddia etti.

Geçen hafta İsrail’e Gazze ve Suriye’den de roket saldırıları düzenlenmişti. Tel Aviv yönetimiyse misilleme saldırıları yapmış ve hava savunma sistemlerinin güçlendirileceğini bildirmişti.

Öte yandan Tahran yönetimi, Hamas ya da Hizbullah saldırıların sorumluluğunu üstlenmemişti.

Kaani’nin Ortadoğu’daki militanları kendi yanına çekerek İsrail’e karşı tehdit oluşturduğunun savunulduğu haberde, şu değerlendirmelere yer verildi:

Kaani’nin Hizbullah, Hamas ve diğerlerini bir araya getirerek yaptığı son çalışmalar, İsrail için büyüyen bir tehdide işaret ediyor. Ayrıca Çin ve Rusya gibi diğer güçlerin Ortadoğu’da daha büyük roller kazanmaya çalıştığı bir dönemde ABD için de sorun yaratıyor.

WSJ, Tahran’ın asıl amacının bölgedeki diğer ülkelerin İsrail’le diplomatik bağlar kurmasını engellemek olduğunu savundu.

Çin arabuluculuğuyla Suudi Arabistan ve İran arasındaki diplomatik ilişkilerin 7 yıl sonra tekrar başlamasının, Riyad yönetimiyle arasını düzeltmek isteyen İsrail lideri Binyamin Netanyahu’nun dış politika stratejisine büyük darbe indirdiğine de dikkat çekildi.

WSJ’nin görüş aldığı eski İsrail Ulusal Güvenlik Danışmanı Yaakov Amidror, Tahran yönetiminin İsrail’deki iç karışıklıktan faydalanmak istediğini de savundu. Netanyahu hükümetinin tartışmalı yargı reformu nedeniyle ülkede aylardır büyük protestolar yaşanıyor.

65 yaşındaki Kaani, General Kasım Süleymani’nin ABD’nin Irak’ın başkenti Bağdat’ta 2020’de düzenlediği saldırıda öldürülmesinin ardından görevi devralmıştı.

Süleymani’ye düzenlenen suikastta İsrail istihbaratının da önemli rol oynadığı öne sürülmüştü.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın

“Havada Görülen Cisimler Uzaylı Sondası Olabilir” İddiası

Son zamanlarda ABD üzerinde görülen cisimlere ilişkin yeni bir teoriler ortaya atıldı. Teoride, cisimlerin, uzaydaki bir “ana gemiden” Dünya’yı incelemek üzere gönderilen uzaylı sondaları olabileceği öne sürüldü.

ABD, ikisi kendi, biri de Kanada hava sahasında tespit edilen üç tanımlanamayan uçan cismi art arda vurarak düşürdüğünü açıklamıştı.

Pentagon’da tanımlanamayan uçan cisimleri (UFO) inceleyen gizli bir birimin başındaki yetkili, son zamanlarda Amerika Birleşik Devletleri hava sahasında görülen cisimlerin, uzaydaki bir “ana gemiden” Dünya’yı incelemek üzere gönderilen uzaylı sondaları olabileceğini öne sürdü.

ABD Savunma Bakanlığı’nın Tüm Alanlarda Anomali Çözüm Ofisi (AARO) Başkanı Sean Kirkpatrick ve Harvard Üniversitesi’nden Profesör Avi Loeb tarafından kaleme alınan yeni bir makalede, son zamanlarda ABD üzerinde görülen cisimlere ilişkin yeni teoriler ortaya atıldı.

Kirkpatrick, “fizik kurallarına meydan okuyan” bu cisimlerin uzaydaki bir “ana gemiden” gelen “sondalar” olabileceğini söyledi.

Makalede, sondaların 2017 yılında Güneş Sistemi’nin dışından geldiği tespit edilebilen ilk yıldızlararası nesne Oumuamua gibi bir “ana gemiden” Dünya yakınlarından geçişi sırasında yollanmış olma ihtimali göz önünde tutuldu.

Kirkpatrick ve Loeb’e göre, bu sondalar yıldız ışıklarını bataryalarını şarj etmek için, Dünya’daki suyuysa yakıt olarak kullanmış olabilir.

7 Mart’ta yayımlanan ve henüz hakem denetimi yapılmayan makalede yazarlar, “Yaşanabilir gezegenler, uzay, hava ve su arasında hareket edebilen ve ortamlar arası geçiş yapabilen uzaylı sondaları için özellikle cazip olacaktır. Uzak bir mesafeden bakıldığında Venüs, Dünya ya da Mars sondalar için eşit derecede çekici gelebilir. Ancak daha yakından incelendiğinde, Dünya su ve bitki örtüsünün spektral izlerini gösterecektir.” ifadelerine yer verdi.

Yazarlar Güneş’in çekim gücüyle ana uzay aracından ayrılmış olması muhtemel bu sondaları karahindiba tohumlarına benzetti.

Yazarlar uzaylılar tarafından yapılan bu yolculuğun amacının ne olabileceği sorusunuysa şöyle cevapladı:

“Karahindiba tohumlarına benzer şekilde, bu sondalar da göndericisinin planını yayıyor olabilir. … Gezegenin yüzeyindeki hammaddeler onlar tarafından da kendilerini çoğaltmak ya da sadece bilimsel keşif yapmak için kullanılıyor olabilir.”

Pentagon UFO açılımı mı yapıyor?

Hükümet yetkililerinin dünya dışı yaşam olasılığını tartışmaları çok alışıldık bir durum değil.

Pentagon’un UFO’lara ilişkin bilimsel tartışmalara açık olduğunu gösteren bu makale, akademik dünyaya gönderilen önemli bir sinyal olabilir.

Öte yandan Los Angeles Kaliforniya Üniversitesi’nden Astronomi Profesörü David Jewitt, makaledeki bazı iddiaların “son derece tartışmalı” olduğunu söyledi ve Kirkpatrick’in yazarlardan biri olmasını “tuhaf” olarak nitelendirdi.

ABD son aylarda hava sahasına giren ve Çin’in casusluk balonları olduğu bildirilen bazı cisimleri vurarak düşürmüştü.

ABD daha sonra ikisi kendi, biri de Kanada hava sahasında tespit edilen üç tanımlanamayan uçan cismi art arda vurarak düşürdüğünü açıklamıştı.

“Casus balon” gelişmeleri, Pentagon’un havadaki diğer nesneleri daha yakından incelemeye başlamasına yol açtı.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

NATO’ya Üye Olan Finlandiya Rusya Sınırına Çit Çekmeye Başladı

Yaklaşık iki hafta önce NATO’ya (Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü) üye olan Finlandiya, Rusya sınırına tel örgü çekmeye başladı. Finlandiya, Moskova hükümetinin çok sayıda göçmeni sınırlarına yönlendirmesinden endişe ediyor.

Maliyeti 380 milyon euro olarak tahmin edilen çitler sınır boyunca bin 300 kilometre uzunluğunda bir hatta konumlandırılacak. Geçen yıl Helsinki hükümeti tarafından onaylanan üç metre yüksekliğindeki çitlerin ilk bölümü başkentin 250 kilometre kuzeydoğusundaki Imatra’da çekiliyor.

Projesinin sorumlu yöneticisi Ismo Kurki, Cuma günü yaptığı açıklamada amacın olası bir istilayı engellemek olmadığını, daha ziyade en yoğun göçmen akınının beklendiği yaklaşık 200 kilometrelik kısmın güvenliğinin sağlanmasının hedeflendiğini ifade etti.

“Finlandiya-Rusya sınırındaki durum istikrarlıydı ve şu anda da istikrarlı” ifadelerini kullanan Finlandiya Sınır Muhafızlarından Tuğgeneral Jari Tolppanen, buna rağmen herhangi bir durum değişikliği karşısında ülkesinin sınır üzerinde daha fazla kontrol sahibi olması gerektiğini vurgulayarak, “Finlandiya’nın Rus sınır kontrolüne daha az bağımlı hale gelmesi gerekiyor” diye konuştu.

Finlandiya Sınır Muhafızları’ndan yapılan açıklamada, geçen yıl Finlandiya’nın 30 yasa dışı geçiş kaydettiği, Rusya tarafında ise yaklaşık 800 geçiş girişiminin engellendiği bildirildi.

İskandinav ülkesi Finlandiya, Rusya’nın Ukrayna’ya saldırısı sonrasında NATO’ya dahil olmuştu.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

Mandırada Patlama: Yaklaşık 18 Bin İnek Öldü

Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) Texas eyaleti Dimmitt şehri yakınlarındaki South Fork Mandırası’nda yaşanan patlamada yaklaşık 18 bin inek öldü. Patlamada bir kişi de ağır yaralandı.

Olay yerine gelen polis ve acil durum ekipleri, mahsur kalan bir kişinin kurtarılarak hastaneye kaldırıldığını söyledi. Yaralı kişinin hayati tehlikesi sürüyor.

Castro İlçe Şerifi Sal Rivera, yangından sonra bazı hayvanların hayatta kaldığını söyledi. Rivera, “Ancak bazılarının durumu oldukça kötü. İtlaf edilebilirler” dedi.

İneklerden çıkan metanın “tutuşabileceğini ve ardından patlama ve yangınla yayılabileceğini” söyleyen Rivera , ahırdaki gübre sisteminin “aşırı ısınmış” olabileceğini sözlerine ekledi.

Patlamanın nedeninin henüz tespit edilemediğini belirten Teksas Tarım Komiseri Sid Miller, “Bu, Teksas tarihindeki en ölümcül hayvan çiftliği yangını. Soruşturma ve temizleme çalışmaları muhtemelen zaman alacak” dedi.

Dimmitt Belediye Başkanı Roger Malone, ineklerin ölmesine ilişkin, “Daha önce burada böyle bir olayın yaşandığını hiç sanmıyorum, tam bir trajedi.” değerlendirmesini yaptı.

Olayla ilgili soruşturma başlatıldı.

ABD’de hayvan haklarını savunan Animal Welfare Institute (AWI), Southfork Dairy Farm’da yaşanan olayda, ülkedeki en büyük inek ölümlerinin yaşandığını belirtti.

AWI, en son 2020’de New York’taki bir mandırada çıkan yangında yaklaşık 400 ineğin öldüğünü kaydetti.

Paylaşın

Çin’den Rusya’ya “Silah Desteği Sağlamayacağız” Güvencesi

Çin Dışişleri Bakanı Çin Gang, ülkesinin savaşın taraflarına silah desteği sağlamadığı ve gelecekte de sağlamayacağı güvencesi verdi. Bakan, Çin’in hem askeri hem sivil amaçlı kullanılabilen “çifte kullanımlı” malzemelerin ihracatı konusunda da Çin yasaları uyarınca gerekli kontrolleri yaptığını vurguladı.

DW Türkçe’nin aktardığına göre, Çin Gang, ülkesinin Ukrayna konusundaki rolünün, barışı teşvik ve müzakerelerin önünün açılması için çaba göstermek olduğunu kaydetti.

Almanya Dışişleri Bakanı Annalena Baerbock’un Çin ziyaretinde Ukrayna savaşının sona erdirilmesi için atılabilecek adımlar öne çıktı. Baerbock, Çinli mevkidaşı Çin Gang ile iki saate yakın süren görüşmesinde, Pekin yönetiminden savaşın sona ermesi için Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin üzerindeki nüfuzunu daha fazla kullanmasını istedi.

Baerbock, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’in geçen ay Moskova’ya yaptığı ziyaretin, Rusya üzerinde hiçbir ülkenin Çin kadar etkili olmadığını ortaya koyduğunu belirterek “Çin’in bu nüfuzu nasıl kullanacağına yönelik kararı, Avrupa’nın temel çıkarlarını doğrudan ilgilendirmektedir” dedi.

Çin’in İran ve Suudi Arabistan arasındaki ilişkilerin normalleşmesinde gösterdiği başarıya işaret eden Almanya Dışişleri Bakanı, aynı çabayı, Ukrayna’daki saldırganlığı sona erdirmesi ve barışçıl çözüm sürecine dahil olması için Rusya nezdinde de göstermesini istedi.

Çin’in Ukrayna savaşıyla ilgili olarak şimdiye kadar gerek resmi açıklamalarda gerekse Şubat ayında açıkladığı tutum belgesinde Rusya’ya doğrudan savaşı durdurma çağrısı yapmamasını anlayamadığını söyleyen Baerbock, “Bir o kadar önemli bir konu, Rusya’ya silah sevkiyatına izin verilmemesi ve çifte kullanımlı malzemelerin savaşta kullanılmasının önlenmesidir” diye konuştu.

“Silah desteği sağlamayacağız” güvencesi

Çin Dışişleri Bakanı Çin Gang ise ülkesinin savaşın taraflarına silah desteği sağlamadığı ve gelecekte de sağlamayacağı güvencesi verdi. Bakan, Çin’in hem askeri hem sivil amaçlı kullanılabilen “çifte kullanımlı” malzemelerin ihracatı konusunda da Çin yasaları uyarınca gerekli kontrolleri yaptığını vurguladı. Çin Gang, ülkesinin Ukrayna konusundaki rolünün, barışı teşvik ve müzakerelerin önünün açılması için çaba göstermek olduğunu kaydetti.

Baerbock’un Çinli mevkidaşı Çin ile görüşmesinde Tayvan konusunda yaşanan gerginlik de gündeme geldi. Tayvan’da askeri bir çatışmayı tüm dünya için bir “felaket senaryosu” olarak nitelendiren Baerbock, Almanya’nın “Tek Çin” politikasına bağlı olduğunun altını çizdi.

Tek Çin politikası, Tayvan’ın Çin’in parçası olarak kabul edilmesi ve Tayvan ile diplomatik ilişkiler kurulmaması anlamına geliyor. Anlaşmazlıkların sadece barışçıl yollarla çözülmesi gerektiğine vurgu yapan Baerbock, statükonun şiddet yoluyla değiştirilmesinin kabul edilemeyeceğini kaydetti.

“Hiçbir dış müdahaleye müsamaha göstermeyiz”

Alman Bakan, küresel ticaretin yüzde 50’sinin Tayvan Boğazı üzerinden yapıldığına işaret ederek bölgede istikrarsızlığın son derece ciddi sonuçlar doğuracağını belirtti. Baerbock, bu tür bir şok dalgasının yol açacağı ekonomik krizden Çin’in de etkileneceği uyarısında bulundu.

Çin Gang ise Tayvan’ın Çin’in bir parçası olduğunu vurgulayarak ülkesinin Tayvan konusunda hiçbir dış müdahaleye müsamaha göstermeyeceğini kaydetti. Çin, “Diğer devletler ‘Tek Çin’ ilkesine gerçekten saygı duyuyorsa Tayvan’daki ayrılıkçı faaliyetleri reddetmeleri gerekir. Sorunların temelinde bağımsızlık çabaları yatmaktadır. Çin, topraklarının tek karışından vazgeçmeyecektir” ifadelerini kullandı.

Uluslararası hukuk açısından Çin’in parçası olarak kabul edilen 23 milyon nüfuslu Tayvan, 70 yıldır demokratik yollarla seçilen bağımsız hükümetler tarafından yönetiliyor. Çin son dönemde, dış müdahale durumunda askeri güç kullanımına başvurma tehdidinde bulunurken ABD, Çin’in askeri müdahalesi durumunda Tayvan’a savunma desteği vereceğini açıklamıştı.

Paylaşın

İran, 2022 Yılında 582 Kişiyi İdam Etti

Ölüm Cezasına Karşı Hep Beraber (ECPM) isimli örgüt tarafından hazırlanan rapora göre, İran geçen yıl en az 582 kişiyi idam etti. Bu 2015’ten bu yana görülen en yüksek sayı; 2021’de gerçekleşen 333 idamın da oldukça üzerinde. Rapora göre 2022’de idam edilenler arasında 16 kadın, 3 de çocuk var.

İran İnsan Hakları Örgütü Direktörü Mahmud Amiri Moghaddam, uluslararası tepkilerin protestolarla ilgili idamları frenlediğini ancak rejimin toplumun geneline korku yaymak amacıyla diğer davalarda idam cezalarına yoğun bir şekilde devam ettiğini belirtti.

İnsan hakları örgütleri, kadın haklarına yönelik protestolara sahne olan İran’da 2022 yılında bir önceki yıla göre idamların sayısında yüzde 75 artış olduğunu bildirerek “infaz makinesi” olarak tanımladıkları Tahran yönetimini kınadı.

Norveç merkezli İran İnsan Hakları Örgütü ve (IHR) ve Paris merkezli Ölüm Cezasına Karşı Hep Beraber (ECPM) isimli örgüt tarafından hazırlanan rapora göre, İran geçen yıl en az 582 kişiyi idam etti. Bu 2015’ten bu yana görülen en yüksek sayı; 2021’de gerçekleşen 333 idamın da oldukça üzerinde. Rapora göre 2022’de idam edilenlerler arasında 16 kadın, 3 de çocuk var.

Tahran rejimi, geçen Eylül ayında kadınlara yönelik katı kıyafet kurallarını ihlal ettiği iddiasıyla tutuklanan 22 yaşındaki Jin Mahsa Amini’nin gözaltındaki ölümünün ardından ülke çapına yayılan protesto dalgasıyla karşı karşıya kalmıştı.

Protestolarla ilgili açılan davalarda 4 kişi idam edilirken, İran yönetimi uluslararası tepkilerin hedefi olmuştu.

İran İnsan Hakları Örgütü Direktörü Mahmud Amiri Moghaddam, uluslararası tepkilerin protestolarla ilgili idamları frenlediğini ancak rejimin toplumun geneline korku yaymak amacıyla diğer davalarda idam cezalarına yoğun bir şekilde devam ettiğini belirtti.

Moghaddam, “Protestoculara verilen idam cezalarına gösterilen uluslararası tepkiler İslam Cumhuriyeti’nin infazlara devam etmesini zorlaştırdı. Bunu dengelemek ve halk arasında korku yaymak için yetkililer siyasi olmayan suçlamalarla infazları yoğunlaştırdı. Bunlar İslam Cumhuriyeti’nin infaz makinesinin ‘ucuz’ kurbanlarıdır” diye konuştu.

Raporda, dört kişinin protestolarla ilgili suçlamalarla idam edilmesinin dışında, idam cezasına çaptırılmış ya da idam cezası gerektiren suçlamalarla karşı karşıya olan toplam 100 göstericinin daha olduğu kaydedildi.

Uyuşturucuyla bağlantılı idamlarda artış

Raporda, protestoların patlak vermesinin ardından uyuşturucuyla bağlantılı infazların sayısındaki keskin artıştan duyulan endişe de dile getirildi.

İran’da narkotikle mücadele yasasında 2017’de yapılan değişikliklerin etkisiyle uyuşturucuyla bağlantılı idamların sayısında düşüş yaşanıyordu. Bu durum 2021’e kadar ülkedeki toplam idam sayısındaki düşüşe de önemli ölçüde etki etti.

Protestoların başlamasından sonra infaz edilen idam cezalarının yarısında fazlası uyuşturucu suçuyla bağlantılı. Uyuşturucu suçu, 2022’deki toplam idamların ise yüzde 44’ünü oluşturdu.

Raporda uyuşturucuyla bağlantılı idamların 2021’dekinden iki kat, 2020’dekinden ise on kat daha fazla olduğu belirtildi.

Hak örgütleri, Birleşmiş Milletler Uyuşturucu ve Suç Ofisi’nin (UNODC) bu keskin artışa tepki vermemesinden yakındı.

Azınlıklara karşı baskı aracı

Raporda, İran nüfusunun sadece yüzde 2 ila 6’sını temsil ettiği belirtilen ve çoğunluğu Sünni Müslüman olan Beluç azınlıkların ülke genelindeki tüm idamların yüzde 30’unu oluşturduğu ifade edildi.

Uyuşturucu suçundan idam edilen Kürtlerin ve Arapların sayısında da benzer orantısızlık olduğu vurgulanan raporda, “Ölüm cezası, İran’daki etnik azınlıkların maruz kaldığı sistematik ayrımcılığın ve kapsamlı baskının bir parçasıdır” denildi.

2022’de en fazla idam 288 ile cinayet suçu nedeniyle infaz edildi. Bunun son 15 yılın en yüksek oranı olduğu belirtildi.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

Uzak Doğu’da Sular Durulmuyor: Kuzey Kore Uzun Menzilli Balistik Füze Fırlattı

Son dönemde sık sık yeni füze ve silah denemeleri gerçekleştiren Kuzey Kore’nin Japon Denizi (Doğu Denizi) yönüne orta ya da uzun menzilli balistik bir füze fırlattığı açıklandı.

Denemenin, Kuzey Kore lideri Kim Jong-un’un, ülkesinin askeri caydırıcılığını “daha pratik ve saldırgan” şekilde güçlendirme çağrısından sonra gelmesi dikkati çekti.

ABD, Kuzey Kore’nin uzun menzilli balistik füze denemesini şiddetle kınayarak, müzakere masasına oturması için diplomatik angajman çağrısı yaptı.

Japonya ve Güney Kore, Kuzey Kore’nin balistik füze denemesi yaptığını duyurdu. Japonya Savunma Bakanlığı, Kuzey Kore’nin, Japon Denizi (Doğu Denizi) yönüne orta ya da uzun menzilli balistik bir füze fırlattığını açıkladı.

Japonya Sahil Güvenliği, balistik füzenin ülkenin kuzeyindeki Hokkaido bölgesi içine düşebileceği mesajı yayımladı.

“J-Alert” erken uyarı sistemi, bölgedeki halka bina içlerine ya da yer altı sığınaklarına tahliye çağrısı yaptı, caddelerde sirenler çalındı.

Yerel saatle 07.50 sularındaki uyarının ardından tahliye çağrısının sehven yapıldığı bildirildi.

Bakanlık, Japonya’nın Pekin Büyükelçiliği vasıtasıyla, Kuzey Kore’ye protesto notası çekildiğini açıkladı.

Kabine Baş Sekreteri Matsuno Hirokazu, gazetecilere demecinde, J-Alert’in üstlendiği rol dolayısıyla, sehven de olsa yapılan uyarı ve tahliye çağrısının uygun olduğunu savundu.

Japonya Savunma Bakanı Hamada Yasukazu, balistik füzenin Hokkaido açıklarına ve Japon münhasır ekonomik bölgesi dışına yerel saatle 08.00 sularında düştüğünü duyurdu.

Japonya Başbakanı Kişida Fumio, tehditkar füze denemesine ilişkin Ulusal Güvenlik Konseyini toplayacağını ve J-Alert sistemine yönelik durum tespiti yapılacağını bildirdi.

Bölge genelinde hızlı tren seferleri kısa süreliğine durduruldu.

ABD, Güney Kore ve Japonya yetkilileri görüştü

Güney Kore Genelkurmay Başkanlığı, orta ya da uzun menzilli füzenin yerel saatle 07.23’te başkent Pyongyang yakınlarından Japon Denizi yönüne fırlatıldığını duyurdu.

Havada 1000 kilometre yol alan füzeye ilişkin, “Deneme yalnızca Kore Yarımadası değil, uluslararası toplumun barış ve istikrarına zarar veren ciddi bir provokatif eylem” şeklinde nitelendirildi.

Telefon görüşmesi yapan ABD, Japonya ve Güney Kore Dışişleri Bakanlığı yetkilileri, Kuzey Kore’nin tam olarak nükleersizleştirilmesine yönelik üçlü bölgesel işbirliğini güçlendireceklerini açıkladı.

Denemenin, Kuzey Kore lideri Kim Jong-un’un, ülkesinin askeri caydırıcılığını “daha pratik ve saldırgan” şekilde güçlendirme çağrısından sonra gelmesi dikkati çekti.

ABD’den açıklama

ABD, Kuzey Kore’nin uzun menzilli balistik füze denemesini şiddetle kınayarak, müzakere masasına oturması için diplomatik angajman çağrısı yaptı.

Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Konseyi Sözcüsü Adrienne Watson, konuya ilişkin yazılı açıklamasında, “ABD, Kuzey Kore’yi uzun menzilli balistik füze denemesi nedeniyle şiddetle kınıyor.” ifadesine yer verdi.

Başkan Joe Biden’ın ve ulusal güvenlik ekibinin, müttefikler ve ortaklarla yakın koordinasyon halinde durumu değerlendirdiğini belirten Watson, Kuzey Kore’nin füze fırlatma denemesinin BM Güvenlik Konseyi’nin ilgili kararlarının “küstahça ihlali” olduğu değerlendirmesinde bulundu.

Paylaşın

Rusya’dan Gözdağı: Kıtalararası Balistik Füze Denemesi

Rusya Savunma Bakanlığı, “gelişmiş” bir kıtalararası balistik füze denemesinin başarıyla gerçekleştirdiğini açıkladı. Rusya ayrıca, yeni bir kıtalararası balistik füze türünü de konuşlandırmaya hazırlanıyor.

Devlet Başkanı Vladimir Vladimir Putin, Sarmat füzesinin yıl sonunda hazır olacağını duyurmuştu.

Batılı analistler tarafından “Şeytan 2”  olarak adlandırılan Sarmat, birden fazla nükleer başlık taşıma kapasitesine sahip ve Putin’in “yenilmez” olarak tanımladığı Rusya’nın yeni nesil füzeleri arasında yer alıyor.

Rusya’nın “gelişmiş” bir kıtalararası balistik füze denemesini başarıyla gerçekleştirdiği açıklandı.

Rusya Savunma Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada Salı günü, “muharebe mürettabatının yerden mobil olarak fırlatma özelliğine sahip kıtalararası balistik füzeyi Kapustin Yar test sahasında başarıyla fırlattığı” kaydedildi. Açıklamada, eğitim başlığı takılı olan füzenin Kazakistan’da bulunan Sary-Shagan eğitim sahasındaki sahte hedefi verilen hassasiyetle vurduğu” belirtildi.

Rusya’nın füze denemesi, ABD ile aralarındaki son nükleer silah kontrol anlaşmasına katılımını askıya alması sonrasına denk geldi.

Ukrayna’nın işgal edilmesinden bu yana Devlet Başkanı Vladimir Putin, Rusya’nın tehdit edilmesi halinde nükleer silah kullanabileceğine dair üstü kapalı uyarılarda bulunuyor.

Anlaşma katılımı askıya aldı

Putin Şubat ayı sonunda, Rusya ve ABD’nin nükleer stokları sınırlamasını ve karşılıklı denetime tabi tutmasını düzenleyen Yeni Stratejik Silahların Azaltılması Antlaşması’na (New START) katılımı askıya aldığını açıklamıştı.

Putin ayrıca, komşu ve müttefik ülke Belarus’a taktik nükleer silahlar yerleştireceğini ilan etmişti. Rusya’nın her iki adımı da NATO tarafından kınanmıştı.

Salı günkü fırlatmada kullanılan füzenin türü açıklanmazken, Savunma Bakanlığı tatbikatın amacının “kıtalararası balistik füzelerin gelişmiş savaş ekipmanlarını test etmek” olduğunu kaydetti.

Açıklamada, “Bu fırlatma, yeni stratejik füze sistemlerinin geliştirilmesinde kullanılan devre tasarımının ve teknik çözümlerin uygunluğunu teyit etmeyi mümkün kıldı” denildi.

Putin’in Sarmat füzesi hazır mı?

Rusya ayrıca, yeni bir kıtalararası balistik füze türünü de konuşlandırmaya hazırlanıyor. Putin, Sarmat füzesinin yıl sonunda hazır olacağını duyurmuştu. ABD ise söz konusu füzenin yakın zamanda yapılan bir testte başarısız olduğunu açıklamıştı.

Batılı analistler tarafından “Şeytan 2” olarak adlandırılan Sarmat, birden fazla nükleer başlık taşıma kapasitesine sahip ve Putin’in “yenilmez” olarak tanımladığı Rusya’nın yeni nesil füzeleri arasında yer alıyor.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

Tahran, Depremi Fırsat Bildi; Suriye’ye Silah Gönderdi

Kahramanmaraş Pazarcık ve Elbistan merkezli 7,7 ve 7,6 şiddetindeki depremler, Türkiye’nin yanı sıra Suriye’nin kuzeyinde de binlerce can kaybına ve ağır maddi hasara neden olmuştu.

Birleşmiş Milletler’e göre, Suriye’de en az altı bin kişi 6 Şubat tarihli depremde yaşamını yitirmişti.

Kaynaklar, depremin ardından İran’dan yüzlerce uçağın Suriye’nin Halep, Şam ve Lazkiye havaalanlarına inerek malzeme getirdiğini ve bunun yedi hafta boyunca devam ettiğini aktardı.

İki bölgesel ve bir Batılı istihbarat kaynağı, malzemelerin gelişmiş iletişim ekipmanları ve radar bataryaları ile Tahran tarafından sağlanan Suriye hava savunma sisteminin güncellenmesi için gerekli yedek parçaları içerdiği bilgisini verdi.

İran’ın New York’taki BM misyonu ise Tahran’ın insani yardım uçaklarını Suriye’deki ağını güçlendirmek ve Esad’a yardım amacıyla (askeri teçhizat taşımak için) kullanıp kullanmadığı yönündeki soruya “Bu doğru değil.” cevabını verdi.

Suriye hükümeti, insani yardım uçaklarının askeri teçhizat taşımak için kullanıldığı yönündeki iddiaları yanıtsız bıraktı.

Reuters’a konuşan bölge kaynakları ise İsrail’in, Suriye’ye silah akışından kısa sürede haberdar olduğunu ve buna karşı agresif bir kampanya başlattığını söyledi.

İsrail ordusundan Tuğgeneral Yossi Kuperwasser, sevkiyatlara yönelik hava saldırılarının, İsrail ordusunun uzun bir konvoyda hangi kamyonu hedef alacağını bilecek kadar özel istihbarata dayandığını öne sürdü.

Adının açıklanmasını istemeyen İsrailli bir savunma yetkilisi, “İsrail, Suriye’ye deprem yardımı sevkiyatı kisvesi altında, İran’dan çoğunlukla parçalar halinde taşınan önemli miktarda askeri teçhizat hareketi gördü.” diye konuştu.

Yardımların daha ziyade Halep Havaalanına ulaştırıldığını söyleyen aynı isim, bu sevkiyatların İran Devrim Muhafızları’nın yabancı casusluk ve paramiliter kolu olan Kudüs Gücü’nün “18000” numaralı Suriye birimi tarafından organize edildiğini sözlerine ekledi.

Suriyeli (taraf değiştiren asker) Albay Abdulcabbar Akaidi, “İsrail saldırıları, İranlı milis komutanlarının toplantısını hedef aldı.” dedi. Akaidi toplantının nerede yapıldığına dair bilgi vermedi.

Akaidi ayrıca İsrail’in, Suriye’nin silah sistemlerini güçlendirmek için İran tarafından yapılan elektronik çip sevkiyatını vurduğunu da söyledi.

Bir başka bölgesel (Suriyeli) kaynak, Halep pistinin iki İran kargo uçağının ‘yardım bahanesiyle’ silah sevkiyatı için iniş yapmasından birkaç saat sonra İsrail tarafından vurulduğunu ve bu bilginin Batılı diğer iki istihbarat kaynağı tarafından da doğrulandığını dile getirdi.

İran’ın dini liderliğine yakın bir kaynak, Suriye’ye depremin ardından ivedilikle silah gönderildiğini belirtti.

İranlı kaynak şu ifadeleri kullandı: Deprem üzücü bir felaketti ama aynı zamanda Suriye’deki kardeşlerimize düşmanlarına karşı savaşlarında yardım etmemiz için Allah’ın bize bir yardımı oldu. Suriye’ye derhal çok sayıda silah gönderildi.

Paylaşın

Almanya’da “Keyif Amaçlı” Esrara Yeşil Işık

Kişisel tüketim amacıyla 25 grama kadar esrar (Cannabis) bulundurmak ve yine kişisel tüketim için esrar elde etmek üzere üç adet bitkiyi kendi imkanları ölçüsünde yetiştirmek Almanya’da yakın tarihte yasal olacak.

Almanya Sağlık Bakanı Karl Lauterbach tarafından Çarşamba günü Berlin’de esrarın yasallaştırılmasına yönelik revize edilmiş yasa taslağının tanıtımında duyurulacak.

Esrarın serbest satışı başlangıçta sadece örnek projeler kapsamında mümkün olacak. Ayrıca, esrar sosyal kulüpleri olarak anılan derneklerin kurulmasına da izin verileceği belirtildi.

İspanya ve Malta’da halihazırda faal olan söz konusu derneklerin üyeleri kendi yetiştirdikleri esrarı kullanabiliyor.

Avrupa Birliği’nin (AB) Almanya’da esrarın yasallaşmasını onaylaması için, başlangıçta planlandığı üzere esrar ürünleri için genel bir serbest satış izni olmaması gerekiyor.

Esrarın, lisanslı işletmelerde satışına beş yılla sınırlı bölgesel model projeler kapsamında izin verilecek. İlgili bölgelerde daha sonra yasal esrar satışlarının tüketim ve karaborsa üzerindeki etkilerini belirlemek amacıyla bilimsel çalışmalar yapılacak.

Keyif amaçlı esrar kullanımının yasallaştırılması, Sosyal Demokrat SPD, Yeşiller ve Liberal FDP tarafından oluşturulan hükümetinin koalisyon anlaşmasında da yer bulmuştu.

Anlaşmada, bu şekilde uyuşturucu üretimi ve dağıtımını yeraltı dünyasına bırakmak yerine, örneğin esrar olarak da bilinen Hint kenevirinin devlet kontrolu altında satılmasıyla, uyuşturucu amaçlı kullanılan tehlikeli maddelerin, kimyasal içeriklerin yol açtığı zararların önlenebileceği vurgulanmıştı.

Esrar Almanya’da en yaygın olarak kullanılan uyuşturucu. Yapılan anketlere göre her dört kişiden biri en az bir kez Hint keneviri kullandığını kabul ediyor.

Eski Başbakan Angela Merkel döneminde, 2017 yılında federal hükümet esrarın ağır hastaların tedavisinde kullanılmasına izin veren yasaya yeşil ışık yakmıştı.

Geçtiğimiz yıllarda da benzer uygulamalarla Hollanda’nın yanı sıra, Portekiz, İspanya ve Danimarka gibi AB üyesi bazı ülkeler ve ABD’de bazı eyaletlerde de esrarın özel lisanslı işletmelerde satışı serbest bırakılmıştı.

Amerika Birleşik Devletleri’nde 37 eyalet ve Washington tıbbi esrarı yasallaştırırken, 19 eyalette ise keyif amaçlı kullanım yasallaştırdı.

Paylaşın