Papatya Çayı Uykuyu Nasıl Etkiler?

Uyumakta zorluk çekiyorsanız ve daha dinlenmiş bir şekilde uyanmak istiyorsanız, uyku kalitenizi artırmanıza yardımcı olabilecek bazı yiyecek ve içecekler bulunmaktadır.

Haber Merkezi / Beslenme uzmanları, rahatlatan, stresi azaltan ve daha iyi uyku sağlayan çeşitli doğal seçenekler önermektedirler.

Papatya çayı da, rahatlatıcı özellikleriyle bilinen popüler bir seçenektir. Papatya çayı kaygıyı azaltabilir, bedeni ve zihni rahatlatabilir ve uykuya dalmayı kolaylaştırabilir.

Papatya çayı ayrıca, stresi azaltmaya yardımcı olan ve daha iyi uykuya katkıda bulunan sakinleştirici etki sağlayabilen antioksidanlar içerir.

Papatya çayı dışında ceviz ve muz da uyku kalitesini artırmaya yardımcı olabilir.

Ceviz, uyku döngüsünü düzenleyen bir hormon olan melatonin içeriğinin yüksek olması nedeniyle son derece faydalıdır. Yatmadan önce küçük bir avuç ceviz yemek, uykunun doğal dengesini destekleyebilir, daha hızlı uykuya dalmanıza ve daha derin uyumanıza yardımcı olabilir.

Muz, kasları gevşeten ve vücuttaki gerginliği azaltan mineraller olan potasyum ve magnezyum bakımından zengin olduğu için bir başka seçenektir. Muz ayrıca, uyku kalitesinde önemli rol oynayan bir hormon olan, serotonin ve melatonin üretimini uyaran, triptofan içerirler.

Bu gıdaları tüketmek, uykunuzun kalitesini önemli ölçüde artırabilir, yeni bir güne tazelenmiş ve dinlenmiş uyanmanıza yardımcı olabilir.

Paylaşın

Kışın Formda Kalmak İçin Evde Yapabileceğiniz Beş Egzersiz

Kışın, soğuk hava nedeniyle açık havada egzersiz yapmak zor olabilir, bu nedenle evde egzersiz yapmayı tercih edebilirsiniz. Evde yapacağınız egzersiz de açık hava da yapacağınız egzersiz kadar faydalı olabilir.

Haber Merkezi / İşte kışın formda ve sağlıklı kalmak için evde yapabileceğiniz bazı egzersizler.

Bisikleti sürmek: Kapalı alanda bisiklet sürmek, kalori yakmanıza, kaslarınızı güçlendirmenize ve kalp sağlığınızı korumanıza yardımcı olabilecek düşük etkili bir egzersizdir.

Yürüyüş yapmak: Kapalı alanda yürüyüş yapmak, kışın evde yapabileceğiniz bir diğer etkili egzersizdir. Evin belirli bir yerinde veya evin etrafında yürüyebilirsiniz. Ayrıca koşu bandı da kullanabilirsiniz.

Ağırlık egzersizleri: Ağırlık egzersizleri, evde çok kolay bir şekilde yapabileceğiniz egzersizlerdendir. Şınav, squat, lunge ve leg raise gibi egzersizler yapabilirsiniz. Ağırlık egzersizleri, kardiyovasküler sağlığınızı iyileştirmeye, esnekliğinizi ve gücünüzü artırmaya yardımcı olabilir.

Yoga: Yoga, birçok faydası olduğu bilinen düşük etkili bir egzersizdir. Yoga, yalnızca fiziksel sağlığınızı değil aynı zamanda zihinsel sağlığınızı da iyileştirmeye yardımcı olur.

Dans: Zumba, hip-hop veya herhangi hareketli bir dans stilini egzersiz olarak yapabilirsiniz. Bu danslar, kalp sağlığını iyileştirmeye, kalori yakmaya ve ayrıca zihinsel sağlığınızı da iyileştirmeye yardımcı olabilecek egzersizlerdir.

Paylaşın

Demans Tanısı Konmuş Kişiler Ne Kadar Daha Yaşar?

Dünya genelinde milyonlarca kişiyi etkileyen demansın (bunama) yaşam beklentisini önemli ölçüde etkilediği bilinmektedir. Demans tanısı konulan kişiler için hayatta kalma tahminleri sıklıkla değişmektedir.

Haber Merkezi / Yeni yayınlanan bir araştırma, “Demans tanısı konmuş kişiler ne kadar daha yaşar?” sorusuna cevap arıyor.

Hollandalı bilim insanları, 1984 ile 2024 yılları arasında gerçekleştirilen ve ortalama 79 yaşında olan çoğu kadın 5 milyondan fazla demans hastasının yer aldığı 261 çalışmayı yeniden inceledi.

Araştırmanın sonuçları, demans teşhisi konulduktan sonraki yaşam beklentisinin büyük ölçüde yaşa ve cinsiyete bağlı olduğunu ortaya koyuyor.

60 yaşında demans teşhisi konulan kadınlar, yaklaşık 9 yıl yaşarken, 85 yaşında demans teşhisi konulan kadınlar ise 4,5 yıl daha yaşıyor. 60 yaşında demans teşhisi konulan erkekler, yaklaşık 6,5 yıl yaşarken, 85 yaşında demans teşhisi konulan erkekler 2 yıldan biraz daha fazla yaşıyor.

Ayrıca, en yaygın demans türü olan Alzheimer teşhisi konulan kişilerin ortalama hayatta kalma süresi, diğer demans türleri teşhisi konulanlardan 1,4 yıl daha uzundu.

Araştırmayı yapan bilim insanları, demans hastalığı hakkında önemli öngörüler sunan araştırmaya ilişkin birkaç sınırlamaya dikkat çekiyor: Sosyoekonomik statü, hastalığın şiddeti, önceden var olan durumlar ve diğer faktörlerdeki farklılıklar.

Demans (bunama) Nedir?

Demans tek bir hastalık ismi olmayıp, bellek ve benzeri zihinsel yeteneklerin bozukluğu ile tarif edilebilecek bir bulgudur.

Demans; hafıza ve düşünme yeteneği, dikkat ve karar alma, dil ve konuşma merkezindeki bozulmalarla kendini gösterebilir. Bu hastalıkların hepsi beyinde bir takım değişikliklere neden olarak hastalıklara ait özgü bulguları ortaya çıkarır.

Demans ile seyreden bazı hastalıklar kesin tedavisi olmayan ve bir daha eski hale dönmeyi imkansız kılan hastalıklar iken (Alzheimer gibi), bazıları tedavi ile düzelebilen hastalıklardır (Tiroid hastalıkları, vitamin eksikliği gibi).

Paylaşın

Beyin Çürümesi Nedir Ve Nasıl Önlenebilir?

Beyin çürümesi terimi, aşırı ekran süresinden kaynaklanan zihinsel bulanıklık, uyuşukluk, dikkat süresinin azalması ve bilişsel gerileme durumu olarak tanımlanır.

Haber Merkezi / Beyin çürümesi diğer bilişsel gerileme biçimlerinden farklıdır. Yaşa bağlı bilişsel gerileme, yaşlandıkça belirli bilişsel işlevlerin yavaşladığı doğal bir süreçtir. Bu tür bilişsel gerilemeler genellikle tıbbi müdahale gerektirir ve tamamen geri döndürülemez.

Öte yandan beyin çürümesi davranışsal ve yaşam tarzı kaynaklıdır, bu durum bilinçli çabayla tersine çevrilebilir.

Beyin çürümesi nasıl önlenir?

Ekran süresini azaltın: Ekran sürenizi takip edin ve sınırlayın. 20 – 20 – 20 kuralını izleyin, her 20 dakikada bir 20 saniye sizden 20 metre uzaktaki bir şeye bakın.

İçeriklere dikkat edin: Yalnızca size ilham veren veya zihninizi harekete geçiren değerli, olumlu, bilgilendirici içerikler sağlayan kişileri veya sayfaları takip edin.

Zihinsel aktiviteleri tercih edin: Can sıkıntısıyla mücadele ediyorsanız, bulmaca, sudoku veya problem çözme ve eleştirel düşünme gerektiren uyarıcı aktiviteleri tercih edin.

Düzenli fiziksel egzersiz yapın: Her gün 20 – 30 dakika orta düzeyde egzersiz yapmayı hedefleyin. Yürüme, koşma, bisiklete binme veya yüzme gibi…

Dengeli beslenmeye özen gösterin: Beslenmenize bol miktarda meyve, sebze, tam tahıllar ve yağsız proteinler ekleyin (elbette atıştırmalıklarla birlikte).

Antioksidanlar, sağlıklı yağlar ve vitaminler açısından zengin besinler, beyin sağlığını desteklemede özellikle faydalı olabilir. Ayrıca su, şekersiz çay ve elektrolitler gibi içeceklerle de susuzluğunuzu gidermeyi unutmayın.

Farkındalık: Her gün birkaç dakikanızı nefesinize odaklanarak geçirin. Derin nefes almak zihninizi sakinleştirebilir ve stresinizi azaltabilir.

Medyayı bilinçli bir şekilde tüketin: Her gün sosyal medyada ne kadar zaman geçireceğinize karar vererek sınırlar koyun ve bunu uygulayın.

Zihinsel yorgunluğu azaltmak için molalar verin: Zihinsel yorgunluk oldukça gerçektir, çevrimiçi alışkanlıklarınız, iş ve sosyal hayatınız ile dengeli olmalıdır. Zihinsel yorgunluğunuzu azaltmak için kısa molalar verin.

İhtiyacınız varsa destek alın: Sağlık uzmanları, beyin çürümesine neden olabilecek temel sorunları ele almanıza yardımcı olabilirler.

Paylaşın

Yalnızlık, Kalp Krizi, Felç Ve Diyabet Riskini Artırabilir

Yakın zamanda yapılan bir araştırma, sosyal izolasyonun ve yalnızlığın, kalp krizi, felç ve tip 2 diyabet gibi hastalıklar riskini artırabileceğini ortaya koydu.

Haber Merkezi / Profesör Barbara Sahakian, her yaş grubunda giderek daha fazla dile getirilen yalnızlık ve sosyal izolasyon sorununun acilen ele alınması gerektiğini vurguladı.

Sosyal izolasyon, yalnız yaşamak veya seyrek sosyal temas kurmak gibi nesnel faktörleri ifade ederken, yalnızlık öznel yalnız olma hissini ölçer.

İngiltere ve Çin’den araştırmacılar, 40 ila 69 yaş aralığındaki 42 binden fazla yetişkinden alınan kan örneklerindeki proteinleri analiz ederek sosyal ilişkiler ve sağlık arasındaki olası bağlantıları araştırdılar.

Nature Human Behaviour’da yayınlanan araştırmanın bulguları, sosyal izolasyonun ve yalnızlığın genel sağlık üzerindeki olumsuz etkilerine yönelik önemli fikirler veriyor.

Ancak araştırmadaki bağlantıların ardındaki biyolojik nedenler henüz netlik kazanmadı. Araştırma, kandaki proteinlerin bağlantıyı nasıl açıklayabileceğine ışık tutuyor.

Vücutta önemli roller oynayan proteinler, genlerin çeşitli durumlara nasıl yanıt verdiğini yansıtabilir ve genellikle hastalıkların belirteci olarak kullanılır.

Araştırma, sosyal izolasyonla bağlantılı 175 protein ve yalnızlıkla bağlantılı 26 protein buldu ve iki grup arasında önemli bir örtüşme vardı. Bu proteinlerin birçoğu, iltihaplanma, kalp krizi, diyabet, felç gibi rahatsızlıklarda rol oynuyorlar.

Cambridge Üniversitesi’nden Profesör Barbara Sahakian, her yaş grubunda giderek daha fazla dile getirilen yalnızlık ve izolasyon sorununun acilen ele alınması gerektiğini vurguladı.

Sahakian, “Dünya Sağlık Örgütü sosyal izolasyonu ve yalnızlığı küresel bir halk sağlığı endişesi olarak kabul etti. İnsanları ilişkide tutmanın yollarını bulmak, sağlıklarını korumak için hayati önem taşıyor” dedi.

Paylaşın

Yüksek Tansiyonu Düşürmeye Yardımcı Olabilecek İçecekler

Yüksek tansiyon olarak da bilinen hipertansiyonu yönetmek, kalp hastalığı ve felç gibi sağlık sorunları riskini azaltmak için oldukça önemlidir. Yüksek tansiyon veya hipertansiyon, dünya çapında milyonlarca kişiyi etkileyen yaygın bir sağlık sorunudur.

Haber Merkezi / Sağlıklı beslenmenin yanı sıra bazı içeceklerin de yüksek tansiyonu kontrol altında tutmaya yardımcı olduğu tespit edilmiş durumda. Yüksek tansiyonu yönetmek için bilimsel kanıtlarla da desteklenen en iyi içeceklerden bazılarını sizler için araştırdık.

Kalp sağlığı için en bilinen içeceklerden biri yeşil çaydır. Kan damarlarını gevşeten yeşil çay, kan akışını iyileştiren kateşinler adı verilen antioksidanlarla doludur.

Circulation dergisinde yayınlanan bir araştırma, düzenli bir şekilde yeşil çay tüketiminin hem sistolik (en üst sayı) hem de diyastolik (en alt sayı) kan basıncında bir azalmaya neden olduğunu ortaya koydu. Günde iki ila üç fincan yeşil çay, sağlıklı kan basıncı seviyesini desteklemenin basit ve keyifli bir yolu olabilir.

Pancar suyu, kan basıncını düşürücü etkileri nedeniyle ilgi gören bir diğer içecektir. Pancar, vücudun nitrik okside dönüştürdüğü nitratlar açısından zengindir. Nitrik oksit, kan damarlarının gevşemesine yardımcı olarak kanın daha kolay akmasını ve kan basıncının düşmesini sağlar.

Hypertension dergisinde yayınlanan bir araştırma da dahil olmak üzere yapılan araştırmalar, pancar suyunun kan basıncını önemli ölçüde düşürebileceğini göstermiştir.

Ebegümeci çayı, keskin bir tada ve parlak kırmızı bir renge sahip bitkisel bir içecektir. Bazı tansiyon ilaçlarına benzer şekilde ACE inhibitörleri gibi davranan doğal bileşikler içerir. Journal of Nutrition dergisinde yayınlanan bir araştırma, ebegümeci çayının sistolik kan basıncını önemli ölçüde azalttığını ortaya koydu.

Genellikle günde üç fincan ebegümeci çayı önerilir, ancak tansiyon ilacı kullanıyorsanız etkileşimlerden kaçınmak için doktorunuza danışmanız en iyisidir.

Az yağlı veya yağsız süt, düşünülmesi gereken bir diğer içecektir. Süt ürünleri, sağlıklı kan basıncını korumada önemli rol oynayan kalsiyum ve potasyumun iyi bir kaynağıdır. Kalsiyum kan damarlarının gevşemesine yardımcı olurken, potasyum ise kan basıncını yükseltebilen sodyumun etkilerini dengeler.

Araştırmalar, daha az yağlı süt ürünleri tüketen kişilerin daha düşük kan basıncına sahip olma eğiliminde olduğunu göstermektedir. Dengeli bir beslenmenin parçası olarak günde bir ila iki porsiyon az yağlı süt veya yoğurt tüketmeyi hedefleyin.

Meyve sularını sevenler için nar suyu harika bir seçimdir. Nar, özellikle polifenoller olmak üzere antioksidanlar açısından zengindir ve bu da kan damarı fonksiyonunu iyileştirmeye ve iltihabı azaltmaya yardımcı olur.

Plant Foods for Human Nutrition’da yayınlanan bir araştırma, hipertansiyonu olan katılımcılarda günlük bir bardak nar suyunun sistolik kan basıncını düşürdüğünü buldu.

Son olarak, su genellikle göz ardı edilir ancak kan basıncı yönetimi için en önemli içeceklerden biridir. Su, kalbin kanı daha verimli bir şekilde pompalamasına yardımcı olur ve kan damarlarını zorlayabilecek dehidratasyonu önler.

Su tek başına doğrudan kan basıncını düşürmese de kalp ve böbrek sağlığını destekler ve bu da suyu sağlıklı bir yaşam tarzının önemli bir parçası haline getirir.

Yeşil çay, pancar suyu, ebegümeci çayı, yağsız süt ve nar suyu gibi içecekleri tercih ederek ve bol su içerek yüksek tansiyonunuzu doğal yollarla kontrol altına alabilirsiniz. Bu içecekler, meyve, sebze, tam tahıllar ve yağsız proteinleri içeren daha geniş bir kalp sağlığı beslenmenin parçası olarak en iyi şekilde fayda verir.

Özellikle ilaç kullanıyorsanız, beslenmenizde önemli değişiklikler yapmadan önce daima doktorunuza danışın. Bu sağlıklı içeceklerin tadını çıkarmak gibi küçük günlük alışkanlıklar, kan basıncınızda ve genel sağlığınızda büyük iyileşmelere yol açabilir.

Paylaşın

Saç Derisi Enfeksiyonları: Nedenleri, Belirtileri Ve Tedavileri

Saç derisi enfeksiyonları, günlük hayatınızı ve öz saygınızı ciddi şekilde etkileyebilir. Bu enfeksiyonların tedavisi, yalnızca türlerini bilmeye değil, aynı zamanda tekrarlamalarını önlemeye de bağlı olabilir.

Haber Merkezi / Yağ bezleri ve saç kökleri açısından zengin olan saç derisi, bakımsız durumda olduğunda bakteriyel, fungal veya viral enfeksiyonları destekleyebilen özel bir yaşam alanı sunar. Zayıf bir bağışıklık sistemi, çevresel tahriş ediciler veya kötü hijyen, bu hoş olmayan enfeksiyonları edinme olasılığını daha da artırabilir.

Saç derisi enfeksiyonlarının nedenleri:

Mantar enfeksiyonları: Tinea capitise (saçlı deri mantarı) neden olan dermatofit mantarlar sıcak ve nemli ortamlarda gelişir. Mantar enfeksiyonları, enfekte kişilerle veya havlu, şapka, saç fırçası gibi kirli nesnelerle doğrudan temas yoluyla yayılır. Saçtaki keratini yiyen mantarlar nedeniyle saç dökülmesi, kaşıntı ve pullu lekeler gibi belirtiler ortaya çıkar.

Bakteriyel enfeksiyonlar: Yaygın bakteriler arasında Staphylococcus ve Streptococcus bulunur. Kötü hijyen veya önceden var olan cilt rahatsızlıkları, küçük kesikleri veya sıyrıkları daha da kötüleştirerek bakterilerin kafa derisine girmesine olanak tanıyabilir. Bu durum, tedavi edilmediği takdirde ciddi sonuçlara yol açabilen, ağrılı, irin dolu sivilcelere veya çıbanlara neden olabilir.

Viral enfeksiyonlar: Zona hastalığı ağrılı kabarcıklara ve geri dönüşü olmayan saç dökülmesine neden olabilir.

Çevresel ve kişisel faktörler: Saç bakım ürünlerinin aşırı kullanımı, düzensiz yıkama ve kirli suya maruz kalma enfeksiyon riskini artırır. Seboreik dermatit gibi cilt rahatsızlıkları olan kişiler, tahriş ve cilt bozulması nedeniyle ikincil enfeksiyonlara karşı daha hassastır.

Saç derisi enfeksiyonlarının türleri:

Mantar enfeksiyonları: Saçlı deride mantar hastalığı olarak da bilinen tinea capitis gibi rahatsızlıklar, sıcak ve nemli ortamlarda çoğalarak kaşıntılı, pullu bölgelere neden olur.

Bakteriyel enfeksiyonlar: Bunlar kafa derisinde ağrılı, şişkin, sızıntılı veya kabuklu noktalara yol açabilir.

Viral enfeksiyonlar: Zona (herpes zoster) gibi rahatsızlıklar, saç derisini etkileyerek ağrılı kabarcıklara ve geçici saç dökülmesine neden olabilir.

Saç derisi enfeksiyonlarının belirtileri:

Kafa derisinde kaşıntı
Kepekli veya pullu kafa derisi
Kırmızı lekeler
Ağrılı yaralar veya kabarcıklar
Saç dökülmesi veya incelmesi

Saç derisi enfeksiyonları nasıl tedavi edilir?

Tıbbi şampuanlar ve kremler: Bunlar genellikle mantar ve bakteri enfeksiyonlarını tedavi etmek için kullanılır. Kepek şampuanı ayrıca mantar enfeksiyonlarının daha hafif semptomlarını yönetmeye yardımcı olabilir.

Antibiyotikler veya antifungal ilaçlar: Bunlar daha ciddi vakalarda enfeksiyonun ortadan kaldırılmasına yardımcı olmak için gereklidir.

Işık tedavisi: Topikal tedavilere cevap vermeyen bazı cilt rahatsızlıkları için kullanılır.

Saç derisi enfeksiyonları hakkında sıkça sorulan sorular:

Saç derisinde mantar enfeksiyonundan sonra saç nasıl tekrar uzar?

Enfeksiyon sonrası saçların yeniden uzaması, saç derisini beslemeye ve saç köklerini canlandırmaya odaklanan tedavilerle desteklenebilir.

Saç derisi enfeksiyonları ne kadar sürer?

Saç derisi enfeksiyonunun kaynağı, tedavinin süresini belirler. Çoğu enfeksiyon, uygun tedaviye birkaç hafta içinde cevap verir.

Saç derimi nasıl normale döndürebilirim?

Saç derinizi normale döndürmek, ilaçlı ürünler ve saç derisi masajı gibi uzman terapileri içeren bir tedavi programını takip etmeyi gerektirir.

Saç derime her gün masaj yapabilir miyim?

Saç derisine düzenli masajlar kan akışını artırmaya ve kafa derisi durumunu desteklemeye yardımcı olabilir. Özellikle saç derisi sorunlarınız varsa, nazik saç derisi masajları oldukça faydalı olabilir.

Paylaşın

Esneme, Beyindeki Oksijen Eksikliğinin Sonucu Mu Oluşur?

Yataktan uyanırsınız ve esnersiniz, uykuya daldığınızda esnersiniz, mideniz dolu olduğunda esnersiniz, yorucu bir günün ardından esnersiniz. Hatta, birinin esnediğini gördüğünüzde de esnersiniz.

Haber Merkezi / Peki esneme tam olarak nedir? Esneme, ağzı açarak derin bir nefes alma ve ardından kısa bir nefes verme ile karakterize edilen refleksif bir eylemdir. Hepimizin ara sıra karşılaştığı istemsiz bir süreçtir.

Esnemenin kesin nedeni hala tam olarak anlaşılmamış olsa da, genellikle uyku hali veya yorgunluktan kaynakladığı düşünülür.

Esneme nedir?

Esneme, çenenizi maksimum şekilde genişleterek ağzınızı açtığınız, ağız ve burundan uzun ve derin bir nefes alıp ardından hızla verdiğiniz, genellikle yaklaşık 4 – 7 saniye süre istemsiz bir reflekstir.

Esnemeyi genellikle yorgunluk ve uyku hali ilişkilendirsek de, daha dünyaya gelmeden önce başlar. Bir fetüs, hamileliğin 11. haftası gibi rahimde esnemeye başlar.

Esneme aynı zamanda bulaşıcıdır. Hepimiz gördüğümüzde, duyduğumuzda veya bazen düşündüğümüzde bile esnemeye eğiliminde oluruz.

Esnememizin nedeni beynimizin oksijensiz kalması mıdır?

Esnemenin arkasındaki nedenin oksijen eksikliği olduğunu sık sık duymuş olmalısınız. Ancak bu oldukça yaygın bir yanlış anlamadır.

Neden esneriz?

Esnemenin en yaygın uyarıcısının uyuşukluk olduğu öne sürülüyor. Araştırmalar, can sıkıntısının, bir kişinin çevresindeki ana uyarım kaynağının artık dikkatini sürdürememesi durumunda ortaya çıktığını söylüyor.

Bu durum, uyku üreten sistemi uyararak uyuşukluğa neden oluyor. Bu nedenle, zihin artık dış çevreyle temas kurarak uyanıklığı sürdürmek için çaba sarf etmek zorunda kalıyor ve bu da esnemeye neden olabiliyor.

Esnemenin ısınan beynin soğumasına yardımcı olduğu öne sürüyor. Esnerken derin bir nefes almak kan akışını artırıyor ve daha soğuk havayı ağza ve sinüs boşluklarına taşıyor; bunun da beyin sıcaklığını düzenlemeye yardımcı olduğu söyleniyor.

Bir araştırma, “İnsanlarda ve bazı diğer memelilerde esneme, gelişmiş empatik ve sosyal becerilerin eylem repertuarının bir parçasıdır” diyor.

Esnemenin aynı zamanda bir iletişim yöntemi olduğu, nasıl hissettiğiniz, yorgun, sıkılmış veya hafif stres altında olup olmadığınızı gösterdiği öne sürülüyor.

Paylaşın

Ebegümeci Çayının Beş Önemli Faydası

Ebegümecinin sadece bir bahçe çiçeği olduğunu mu düşünüyorsunuz? Belki de tekrar düşünmenin zamanı geldi. Tropikal bir çiçek çalısı olan Ebegümeci Sabdariffa’nın da bazı faydaları olabilir.

Haber Merkezi / Ebegümecinin tohumları, yaprakları, taç yaprakları ve sapları uzun yıllardır geleneksel tıpta ve yemek hazırlamada kullanılmaktadır. Ebegümeci, çay için ideal olan tatlı, ekşi bir tada sahiptir.

İşte ebegümeci çayının sağlıklı bir yaşamı desteklemesinin birkaç yolu:

Kalbi güçlendirir: Araştırmalar, ebegümeci çayı ve ebegümeci takviyelerinin hem yüksek tansiyonlu hem de yüksek tansiyonu olmayan kişilerde kan basıncını düşürdüğünü ortaya koymuştur.

Kolesterolü düşürür: Günümüzde yüksek kolesterol, en büyük sağlık sorunlarından biridir. Eğer bu sizin de sorununuzsa, ebegümeci çayını tercih edebilirsiniz.

Genç kalmanızı sağlar: Serbest radikaller, özellikle ciltte yaşlanma sürecini hızlandırmada önemli bir rol oynar.

Antioksidanlar açısından zengin olan ebegümeci çayını düzenli olarak içmek, vücudunuza serbest radikallerle savaşmak ve oksidatif stresi ve hasarı azaltmak için ihtiyaç duyduğu mühimmatı sağlamaya yardımcı olabilir.

Diyabeti önler: Araştırmalar, ebegümeci çayının yüksek kan şekeri seviyesini önemli ölçüde düşürebileceğini göstermektedir. Bu nedenle, şekersiz ebegümeci çayı diyabet, prediyabet veya yüksek kan şekeri olan kişiler için harika bir içecektir.

Kilo kaybına yardımcı olur: Araştırmalar, ebegümeci çayının kilo vermeye ve obeziteyi önlemeye yardımcı olabileceğini ortaya koymuştur.

Paylaşın

Mantar Aknesi Nedir? Nedenleri, Belirtileri Ve Tedavisi

Mantar aknesi, kıl köklerinin malassezia mayası adı verilen bir mantarla enfekte olmasıyla oluşan yaygın bir cilt rahatsızlığıdır. Bu rahatsızlığa malassezia foliküliti veya pityrosporum foliküliti de denir.

Haber Merkezi / Mantar aknesi, cildinizde küçük, kaşıntılı, kırmızı şişliklerin (papüller) kümelenmesine neden olur. Bazen şişlikler biraz daha büyür ve beyaz noktalara, küçük beyaz veya sarı irin ceplerine (püstüller) dönüşür.

Mantar aknesinin nasıl tedavi edileceğini öğrenerek temiz, parlak ve genç bir cilde kavuşabilirsiniz.

Mantar aknesi ile normal akne arasındaki fark nedir?

Mantar ve normal akne, küçük, kırmızı, kaşıntılı şişlikleriyle benzer görünse de, farklı nedenleri ve belirtileri vardır.

Nedenleri: Normal akne, öncelikle aşırı sebum üretimi, tıkalı gözenekler ve bakterilerden kaynaklanır. Buna karşılık, mantar aknesi, genellikle nem, ter ve bazı ilaçlarla daha da kötüleşen cildin doğal florasındaki dengesizlikten kaynaklanır.

Görünüş: Mantar kaynaklı akne, genellikle akneye benzeyen, ancak normal aknede görülen siyah noktalar veya beyaz noktalardan yoksun, tek tip, kaşıntılı püstüller şeklinde görünür.

Tedavi: Mantar kaynaklı akne, antifungal ilaçlarla tedavi edilirken, normal akne genellikle topikal retinoidler, benzoil peroksit veya antibiyotiklerle tedavi edilir.

Mantar aknesinin nedenleri: Mantar aknesi birçok nedenden dolayı oluşur. Bunlardan bazıları:

Nem ve ter: Sıcak ve nemli ortamlar maya oluşumunu teşvik ederek aşırı terleyen kişileri daha duyarlı hale getirir.

Antibiyotikler: Ciltteki bakteri dengesini ve mayaları etkileyerek aşırı üremelerine neden olurlar.

Yağlı cilt ürünleri: Ağır kremler ve yağlar mantar oluşumuna elverişli ortam yaratabilir.

Mantar aknesi belirtileri: Mantar aknesinin çeşitli görünür belirtileri vardır, bunlar:

Kaşıntılı kırmızı kabarcıklar: Küçük, kırmızı, kaşıntılı püstüller genellikle göğüste, sırtta, omuzlarda ve bazen de yüzde görülür.

Aknelerin homojenliği: Bakteriyel aknede görülen boyut çeşitliliğinin aksine, şişlikler genellikle boyut ve şekil olarak benzer olma eğilimindedir.

Püstüller: Sivilceye benzeyebilirler ancak genellikle tipik komedonları içermezler.

Mantar aknesi nasıl tedavi edilir?

Mantar aknesi, oral ve topikal ilaçlar dahil olmak üzere profesyonel konsültasyon ve özel tedaviler gerektirir. Dermatologlar, komedojenik olmayan ve antifungal seçeneklere odaklanarak bireysel ihtiyaçlara göre uyarlanmış belirli cilt bakım ürünleri önerebilirler.

Mantar aknesi hakkında sık sorulan sorular:

Mantar aknesi kimlerde görülür?

Aşırı terleyen, bağışıklık sistemi zayıf olan kişilerde mantar aknesi görülme olasılığı daha yüksektir, hatta nemli iklimlerde yaşayanlarda bile mantar aknesi görülebilir, ancak sadece bununla sınırlı değildir, herkeste görülebilir.

Mantar aknesi nasıl önlenir?

Mantar aknesini önlemek için kişisel hijyene dikkat edilmeli ve şu koruyucu önlemler alınmalıdır:

Cilt hijyenini sağlayın: Özellikle terleme sonrasında cildinizi düzenli olarak temizleyin.

Doğru ürünleri seçmek: Komedojenik olmayan ve yağsız cilt bakım ürünlerini tercih edin.

Nefes alabilen kumaşlar giyinmek: Ter birikimini azaltmak için nefes alabilen malzemelerden yapılmış, bol giysiler seçin.

Mantar aknesinde nelere dikkat edilmelidir?

Mantar aknesi riskini en aza indirmek için yüksek yağ içerikli ağır kremler kullanmaktan kaçının. Nem ve ısının hapsolmamasını sağlamak için dar giysilerden kaçınılmalıdır.

Paylaşın