Laparotomi nedir, ne için yapılır? Detaylar

Tıbbi literatürde abdominal explorasyon olarak tanımlan Laparotomi, sorunun kaynağını bulmak için karın boşluğunun tamamının açılarak keşif yapma durumudur. Sorunun kaynağını belirleyen cerrah, gerekli tedaviyi hemen gerçekleştirir.

Farklı bir tanımla; Laparotomi, tanısal amaçlı ya da terapötik amaçlı olarak yapılabilir. Tanısal amaçlı olarak yapılan laparotomi, karnın içerisini gözlemlemek amacıyla yapılır. Terapötik laparotomi ise ameliyat amacıyla karnın açılması işlemidir.

Laparotomi hangi durumlarda uygulanır?

  • Apendisit
  • Karın içi abseler
  • Endometriozis (Çikolata Kisti)
  • Kanserler
  • Mide veya barsak delinmesi
  • Dış (ektopik) gebelik
  • Yumurtalık (over) kistleri
  • Myomlar ve diğer rahim hastalıkları
  • Laparotomi aşamasında karna uygulanan kesinin alanı, ameliyatın neden yapıldığına ya da teşhise göre değişkenlik gösterebilmektedir.

En yaygın olarak yapılan kesi ise kanın ortasına uygulanan kesidir. Laparotomi çoğunlukla genel anestezi altında uygulanmaktadır. Ancak nadir olarak spinal anestezi ile de uygulanabilir.

Karın boşluğuna uygulanan kesiye laparotomi denilmektedir. Hastanın şikayetlerinin sebebini öğrenmek adına uygulanan cerrahi bir girişim olan laparotomi,röntgen ya da kan tahlilleri gibi araştırma yöntemlerinin teşhis koymakta yetersiz olduğu durumlarda uygulanmaktadır.

Laparotomi aşamasında, iç organlar açılmaktadır. Bu organlar araştırılır ve problemin kaynağı tespit edilir. Bu sayede sorun tespitinden sonra aynı uygulamada hasta ameliyat edilerek tedavide olabilir. Bu sayede iki kez ameliyat olunmaz.

Laparotomi ne zaman gereklidir?

Laparotomi işlemine gerek duyulan sorun genellikle geçmeyen karın ağrısıdır. Karın ağrısı, herhangi basit ağrı kesiciler ile geçmez. Bunun yanında bulantı, kusma ve barsak problemleri de meydana gelebilir. Bu belirtilere ek olarak karın şişliği de görülebilmektedir.

Bu gibi durumlarda laparotominin yapılması gerekir. Bu sayede sorunun kaynağı tespit edilebilir.

Karın bölgesinde ortaya çıkabilecek acil durumlardan en yaygını ise; Karın bölgesine alınan darbelerdir. Bu darbelere örnek olarak trafik kazası verilebilir. Trafik kazası sebebiyle damarların yırtılmış olma riski ya da iç kanama riski söz konusudur ve acil laparatomi yapılması gerekmektedir.

Hastanın şiddetli karın ağrısının olması durumunda ise şayet apandisit ya da jinekolojik farklı bir sorun mevcut değilse, teşhis koyabilmek adına ve şikayetler daha da şiddetlenmeden önce tedavinin yapılması gerekmektedir.

Laparotomi kimi zaman yalnızca küçük bir operasyon olarak uygulanabilir. Ancak bazı zamanlarda hastanın yoğun bakımda kalmasını gerektirebilecek kadar ciddi bir operasyona dönüşebilir.

Karın duvarı, laparotominin hangi amaçla yapıldığına göre farklı alanlarda ve farklı boyutlarda uygulanabilir. Bu farklılıklara örnek olarak; misal olarak apandisit operasyonu yapılacak ise karnın sağ alt bölümüne açılmaktadır. Bu kesi küçük boyutlardadır. Ancak safra kesesi ameliyatı yapılacak ise, karnın sağ üst kaburgasına ufak bir kesi açılır.

Şayet kesiler orta hattan uygulanır ise kas, sinir ve diğer dokuların daha az tahrip olması sağlanır. Ameliyat tamamlandıktan sonra kesinin açıldığı alandaki dokuların karşı karşıya gelmesi sağlanarak dikiş atılır. Bunun dışında gereksinim duyulan alanlara iltihabı ve kanı dışarı atacak drenler uygulanır.

Kısacası; laparotomi uygulanırken sindirim sistemi organları, mesane, üreme sistemi, karaciğer, pankreas, dalak, böbrekleri ilgilendiren sorunların tanısı ve tedavisi yapılabilir.

Hastalık teşhis edilmişken yapılan ya da teşhis edilmeden önce yapılan laparotomi uygulaması ise ikiye ayrılabilir. İşlem aşamasında yaygın olarak tercih edilen kesi ise: alt ya da üst yerine, orta hattan dik olarak açılan kesidir. Bu kesiye midline adı verilmektedir.

Dikkat: Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır.

Paylaşın

Lameze yöntemi nedir? Detaylar

Lamaze yöntemi, 1950’lerin başında Fransız kadın doğum uzmanı Ferdinand Lamaze tarafından geliştirilmiştir ve günümüzün en yaygın doğum programlarından biridir. Bu yöntemi bir dizi ders alarak öğrenebilirsiniz. Bu derslerin amacı, doğuma hazırlanmanıza yardımcı olmak ve hamilelik ve doğum süreci hakkındaki olumsuz önyargıları olumlu duygularla değiştirmektir.

Bu dersler ayrıca doğumla başa çıkma ve ağrı yönetimi becerilerini öğrenmenize yardımcı olacaktır. Katılımcılara ve onların partnerlerine doğum ve doğumdan kaynaklanan rahatsızlığı hafifletmek için gevşeme teknikleri ve nefes alma modelleri öğretilir. Bu beceriler altı ila sekiz hafta boyunca sınıflarda öğretilir. Hamile kadınlar seçtikleri partneri ile katılabilirler.

Birinci sınıf: Üçüncü üç aylık dönem

İlk Lamaze dersiniz, hamileliğin bir parçası olan anatomik, fizyolojik ve duygusal değişikliklere genel bir bakış sağlayacaktır. Üçüncü üç aylık dönemdeki değişikliklere odaklanılacaktır. Birinci sınıftaki ortak konular ve etkinlikler şunları içerir:

Beklentileriniz; Siz ve partneriniz düşüncelerinizi, korkularınızı ve duygularınızı paylaşmanız için teşvik edilirsiniz. Birbirinize güvenmeniz ve birlikte çalışmanız öğretiliyor.

Hamileliğin normal rahatsızlıkları; Size ve eşinize, sırtınızın alt kısmını sürekli iterek bel ağrıları ve ağrıları için karşı baskı sağlamanız öğretiliyor. İkiniz de yaşadığınız herhangi bir rahatsızlığı tartışmanız için teşvik ediliyorsunuz. Eğitmeniniz size farklı çözümler öğretecek.

Emzirmenin faydaları; Emzirmek, doğumdan sonra rahminizin kasılmasına yardımcı olur. Bu kasılmalar ayrıca doğumdan sonra kan kaybını da azaltır. Anne sütü, bebeği çocukluk hastalıklarından korur. Emzirme deneyimi anne-bebek bağını güçlendirir.

Beslenme ihtiyaçları; Sağlıklı bir bebek için ek besleyici kalorilere ihtiyacınız devam ediyor. Beyin hücresi gelişimi, son üç aylık dönemde ve doğumdan sonraki 18 aya kadar gerçekleşir ve bu süre zarfında doğru beslenme çok önemlidir.

Üçüncü üç aylık dönemdeki değişiklikler; Vücudunuz büyüyen bebeğe uyum sağlamak için büyüdükçe, aşağıdaki değişiklikleri yaşamaya başlayabilirsiniz:

  • Enerji eksikliği veya yorgunluk hissedebilirsiniz
  • Kolayca gülebilir veya ağlayabilirsiniz
  • Kan hacminde bir artış olacak
  • Genel bir şişlik fark edebilirsiniz
  • Sık sık idrara çıkmanız gerekebilir

Faaliyetler; Birinci sınıf için aktivite seansı, aşamalı gevşeme, olumlu onaylamalar ve olumlu imgeler içerebilir. Siz ve eşiniz aşamalı gevşeme çalışması yapabilirsiniz. Kademeli gevşeme sırasında, önce ayaklarınızdan başlayarak her vücut parçanızı kasılır ve sonra gevşetirsiniz. Bu süreç, vücudunuzun rahat ve gergin olmadığında nasıl hissettiğini anlamanıza yardımcı olur. Doğum sırasında, rahatsanız rahim ağzınız daha kolay açılır.

Ayrıca, olumsuz düşünceleri olumlu imgelerle değiştirerek olumlu onaylamalar yapacaksınız. Bir örnek, ağrının başladığını hissederken kasılmayı memnuniyetle karşılamaktır. Pozitif imgeler kullanarak kasılma işini de görselleştirebilirsiniz.

İkinci sınıf: Özel yer görüntüleri

İkinci sınıfta şunları tartışacaksınız:

  • Fetal büyüme
  • Fetüs gelişimi
  • Fetal hareket sayımı
  • Bebeklerin uyanma ve uyku döngüleri

Birinci sınıfta keşfettiğiniz doğum ve doğum hakkındaki duyguların tartışacaksınız. Ayrıca doğum sırasında  anatomik ve fizyolojik değişiklikleri de gözden geçireceksiniz. Bazı eğitmenler, katılımcılara doğum filmlerini gösterme zamanı olarak ikinci sınıfı seçerler.

Özel yer görüntüleri; Sınıfın aktivite bölümünde ikinci bir gevşeme dizisi öğretilir. Özel yer görüntülerini kullanmak, kendinizi hoş bir yerde hayal etmeyi ve özel yerin manzaralarına, seslerine ve kokularına odaklanmayı içerir. Bu teknik, kendinizi acıdan uzaklaştırmanıza ve olumlu duygulara odaklanmanıza yardımcı olur.

Üçüncü sınıf: Lamaze teorisi

Muhtemelen üçüncü sınıfta fetal gelişim ve bazı nefes alma teknikleri hakkında daha fazla şey öğreneceksiniz.

Lamaze teorisi; Eğitmeniniz ağrı algısını sunacak ve tartışacaktır. Doğumla ilgili olarak size söylenen veya inandıklarınız şeyleri paylaşmanız teşvik edilebilirsiniz. Doğum sırasında neler olduğu hakkında ayrıntılı bir tartışma, doğum sürecini aydınlatmaya yardımcı olabilir.

Doğumun doğasını daha çok anladıkça, onu normal bir olay olarak görmeye başlayabilirsiniz. Doğuma hazırlık, sizin ve eşinizin bebeğinizin doğumunu olumlu bir şekilde deneyimleme becerisine vücudunuzun daha fazla güvenmesine yardımcı olabilir. Aynı zamanda sizin ve eşinizin bu deneyime daha tam olarak katılmanıza yardımcı olabilir.

Fetüs gelişimi; Üçüncü sınıfın bir diğer odak noktası ise gelişen fetüs ve yeni doğmuş bir bebeğe geçişidir.

  • Gelişmekte olan bebeğiniz nasıl nefes alıyor?
  • Bebeğiniz kaslarını nasıl güçlendiriyor ve çalıştırıyor
  • Bebeğinizin ses duymaya başlaması
  • Bebeğinizin görme yetisini geliştirmeye başlaması

Ayrıca yeni doğmuş bir bebeğin hayatının ilk 30 dakikasında ne kadar uyanık ve reaktif olacağını ve bebek aktifken emzirmeye başlamanın en iyisi olduğunu da tartışacaksınız.

Solunum teknikleri; Ağızdan nefes alma teknikleri, hissettiğiniz ağrıyı azaltmak için nefesinizi modellemenizi öğretir. Her kasılma başladığında, derin veya arındırıcı bir nefes alırsınız. Bu derin nefesi, burundan içeri ve büzülmüş dudaklardan yavaş, derin nefes alma takip eder. Dikkatli nefes almaya odaklanmak dikkatinizi dağıtır ve rahatsızlık duyduğunuzu azaltır.

Başka bir nefes alma rejimi de “hee, hee, hee” seslerini tekrar ederken yavaşça nefes almaktır. Partneriniz size yardımcı olacak, sizinle birlikte nefes alacak ve sizi cesaretlendirecektir. Serviksiniz tamamen açılmadan önce itme dürtüsü hissederseniz, daha hızlı, kısa nefesler vermeniz gerekebilir. Doğum sırasında en yararlı bulduklarınızı bularak, bu nefes alma tekniklerini önceden öğrenmeye ve uygulamaya teşvik edilirsiniz.

Dördüncü sınıf: Aktif emek

Dördüncü sınıfın odak noktası, serviks yaklaşık 4 santimetre (cm) genişlediğinde başlayan aktif doğumdur. Partneriniz, aktif doğum sırasında size destek olacak teknikleri öğrenecek. Ayrıca doğum sırasında kaslarınızı gevşetmeye yardımcı olacak bir strateji olan dokunarak gevşeme hakkında bilgi edineceksiniz.

Aktif emek; Rahim tekrar tekrar kasıldıkça rahim ağzı giderek genişler. Erken doğum sırasında kasılmalar kısadır ve her 20-30 dakikada bir ortaya çıkar. Erken doğum genellikle yavaş ilerler. Serviks yaklaşık 6 cm açıldığında aktif doğum başlar. Kasılmalar birbirine daha yakın ve daha yoğun bir şekilde gerçekleşecektir. Doğum genellikle daha hızlı ilerler. Odaklanmak ve ağrıyla başa çıkmak için yardıma ihtiyacınız olabilir.

Rahim ağzı 6 ila 8 cm genişlediğinden doğum yoğunlaşır. Bu genişleme seviyesine bazen geçiş aşaması denir. Bu süre zarfında siz ve eşiniz doğum sancısı ile başa çıkmak için çok çalışacaksınız. Bir jetli küvet, sallanan sandalye veya doğum topu daha rahat etmenize yardımcı olabilir.

Serviksiniz tamamen açıldığında doğum eyleminin ilk aşaması tamamlanmış olur. Doğumun ikinci aşamasında, bebek doğum kanalına inerken genellikle itme dürtüsü hissedersiniz. Her kasılmada bir nefes almaya ve bebeği aşağı ve kasık kemiğinizin altına itmeye teşvik edilirsiniz. Bebeğin başı vajinal açıklığı esnetip görünür hale geldikçe, odaklanmanıza yardımcı olması için uzanıp bebeğin başına dokunabilirsiniz.

Partnerinizin şunları yapması önerilir:

  • Seninle nefes alması
  • Sana harika bir iş çıkardığını hatırlatması
  • Sırtınıza, uyluklarınıza veya karnınızın alt kısmına mesaj yapması
  • Sana içmen için sıvılar verilmesi
  • Yanında olduğunu hatırlatması

Dokunma rahatlaması; Dokunarak gevşetme, doğum sancılarıyla başa çıkmanıza yardımcı olmak için öğretilecek bir tekniktir. Partneriniz dokundukça her kas grubunu gevşetmek için kendinizi şartlandırmayı öğrenirsiniz. Partneriniz gergin olduğunuzda nasıl göründüğünüzü belirlemeyi ve kasları gevşetmenize yardımcı olmak için gergin bölgeye dokunmayı öğrenir.

Beşinci sınıf: İtme teknikleri

Beşinci sınıfta, doğum sırasında sırt ağrısını hafifletmek için itme teknikleri ve stratejileri öğreneceksiniz. Ayrıca doğum yaptıktan sonraki ilk birkaç haftaya nasıl hazırlanacağınızı da tartışacaksınız.

İtme teknikleri; Bebeğiniz doğum kanalından aşağı doğru ilerlerken, kendinizi istemeden iterken bulabilirsiniz. Bu doğal dürtüye yardımcı olacak çeşitli teknikler vardır. Kasılmanın başlangıcında bir nefes alabilir ve iterken havayı yavaşça serbest bırakabilirsiniz. Bu, açık glottis yöntemi olarak bilinir. Ayrıca derin bir nefes alabilir, nefesi tutabilir ve toplayabildiğiniz tüm güçle aşağı inebilirsiniz.

Geri emek; Bazı kadınlar doğum sancılarının çoğunu sırtlarında hissederler. Elleriniz ve dizleriniz üzerinde pelvik sallanma veya çömelme bu rahatsızlığı hafifletebilir. Sırtın alt kısmında sıcak paket veya buz torbası da yardımcı olabilir. Partnerinizin belinize uyguladığı sert karşı baskı da biraz rahatlık sağlayabilir.

Doğum sonrası başa çıkma; Siz ve eşiniz, kendinizi ve evinizi yeni bir bebeğin gelişine hazırlamanız teşvik edilir. Bu süre zarfında düzeltilmesi kolay, besleyici yiyecekler yardımcı olur. Arkadaşlarınızdan ve ailenizden yardım almayı öğrenmelisiniz. Yeni bir bebeğe ebeveynlik yapma becerilerini öğrenirken mizah anlayışınızı geliştirmeye teşvik edilirsiniz.

Altıncı ve son sınıf, program boyunca kapsanan materyallerin bir incelemesinden oluşacaktır. Son sınıfın önemli bir amacı, doğum sürecinin normal bir süreç olduğunu anlamanıza yardımcı olmaktır.

Lamaze yöntemi, doğuma hazırlanmanıza yardımcı olabilecek sadece bir programdır. Birçok kişi öğrettiği strateji ve teknikleri büyük gün ve sonrasında faydalı buluyor. Küçük bir hazırlık, doğum eylemine olumlu ve ne olacağından emin hissetmenize yardımcı olabilir.

Dikkat: Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır.

Paylaşın

Laktoz intoleransı nedir? Belirtileri, Tedavisi

Laktoz intoleransı, süt ürünlerindeki ana karbonhidrat olan laktozu sindirememekten kaynaklanan sindirim bozukluğudur. Laktoz anne sütünde de bulunur ve hemen hemen herkes onu sindirme yeteneği ile doğar. Beş yaşın altındaki çocuklarda laktoz intoleransı görülmesi çok nadirdir.

Laktoz doğada sadece sütte bulunan disakkarit formunda bir şekerdir. Süt şekeri olarak da isimlendirilebilir. Bağırsaklardan salgılanan laktaz isimli bir enzim tarafından parçalanır. Bağırsaklarda bu enzim yeteri kadar bulunmadığında ya da yetersiz çalıştığında laktoz intoleransı denilen bir hastalık tablosu oluşur. Laktoz intoleransına sahip hastalar süt ve süt ürünleri tükettiklerinde ciddi sindirim problemleriyle karşılaşırlar. Bu durum da hastaların yaşam kalitesini ileri düzeyde bozar.

Nedenleri;

Süt ve süt ürünleri içeren tüm gıdalar laktoz intoleransına sebep olur. Süt, yoğurt, peynir, tereyağ, dondurma, süt tozu, işlenmiş gıdalar, sucuk, sosis, patates cipsi, çikolata, pasta, krema, bisküvi, kurabiye gibi gıdaların hepsinde süt ve süt ürünleri bulunmaktadır. Dolayısıyla tüm bu gıdalar tüketildiğinde laktoz intoleransı ortaya çıkabilir. Şiddetli intoleransı olan bireylerde yenilen yemeğin içerisine bir damla bile süt karışmış olsa ciddi semptomlar ortaya çıkabilir. Dolayısıyla bu hastaların yemek açısından hayat kaliteleri oldukça düşüktür.

Ayrıca süt ve süt ürünleri Kalsium, B12, A ve D vitaminleri ve protein açısından da oldukça zengin gıdalardır. Bu ürünleri tüketememek bireylerde ciddi eksikliklere sebep olur. Bu hastaların muhakkak doktor kontrolünde, diğer protein kaynaklarından bol miktarda tüketmeleri ve eksik olan vitaminleri takviye şeklinde almaları gerekmektedir. Laktoz intoleransı olan hastalara bol miktarda meyve, tofu, soya fasulyesi, kale, brokoli tüketmeleri önerilmektedir.

Belirtileri;

  • Karın ağrısı ve kramplar
  • Şişkinlik
  • Gaz
  • İshal
  • Mide bulantısı
  • İştahsızlık

Bu belirtiler genellikle laktoz içeren gıdalar yedikten veya içtikten sonra 30 dakika ila 2 saat içinde görülmeye başlar. Çocuklarda laktoz sindiriminde sorun olup olmadığının kontrolü için, en az 2 hafta boyunca çocuğun beslenmesinde yer alan tüm süt ve süt ürünleri çıkarılarak belirtilerin olup olmadığının gözlemlenmesi önerilir.

Birçok süt ürünü olmayan hazır gıdalar da laktoz (ör: peynir altı suyu) içerdiğinden, çocukların beslenmesinde bu düzenlemeyi yapmak çoğu zaman zordur. Bu gibi durumlar için, yiyeceklerin etiketinde yer alan maddelerin içeriği okunmalı ve buna göre önlem alınmalıdır. Eğer bu şekilde değerlendirmenize güvenemiyor ama çocuğunuzun laktoz intoleransı olduğunu düşünüyorsanız, çocuk doktoru ile görüşmenizi tavsiye ederiz.

Tanısı;

Laktoz intoleransı için en yaygın test, laktoz nefes testi diğer bir adıyla “hidrojen nefes testi” dir. Bu testle kişiye belirli miktarda laktoz verilmesinden sonra, nefesteki hidrojen seviyeleri ölçümlenir. Laktoz sindirimi normal olan kişilerde hidrojen, kişinin nefesinde düşük seviyelerde bulunur.  Ancak, bağırsaklarda laktoz sindirim süreci bozuk olan kişilerde ise tam tersine nefeste hidrojen seviyeleri yükselir.

Tedavisi;

Test sonucuna bağlı olarak, doktorunuz sizi bir çocuk gastroenteroloji uzmanına sevk edebilir. Gastroenteroloji uzmanı, endoskopi ile alınan ince bağırsak örneğinden laktaz ve diğer enzimleri ölçebilir. Bu prosedürle dokudan örnekler alınarak, bağırsak içinin görüntülenmesi sağlanır.

Laktoz intoleransı olan çocuklar için diyet uygulamalarında birçok seçenek bulunuyor. Başlangıç olarak market alışverişleri ve diyet uygulamalarında aileler zorlanabilir. Ancak laktoz intoleransı bulunan çocuklu ailelerin hayatı, çocuk doktoru ve diyetisyen desteği ile kolaylaşır. Aileler günlük yaşamlarına kolaylıkla devam edebilir.

Dikkat edilmesi gerekenler;

  • Süt ürünlerini tamamen diyetinizden çıkarmak, önemli besin maddelerinde eksikliğe sebep olmaktadır. Tolerasyon durumuna göre tamamen kaçınmak gerekli olmayabilir
  • Laktoz içermeyen kalsiyumdan zengin besinler tüketebilirsiniz. (Soya sütü, badem sütü, laktozsuz süt )
  • Laktoz içeriği daha az olan yoğurt tolere edilebiliyorsa tercih edilebilir
  • Peynir ve çeşitleri rahatsız ediyorsa tüketimi azaltılmalıdır
  • Süt ile hazırlanan çorbalar ve tatlılar tolerasyon durumuna göre kısıtlanabilir
  • İçerisinde süt bulunan gıdalar etiket okunarak tespit edilmeli ve diyetten çıkarılmalıdır. Market alışverişlerinde süt alınacağı zaman laktozsuz olmasına dikkat edilmelidir.

Dikkat: Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır. Tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.

 

Paylaşın

Lagoftalmi nedir? Nedenleri, Tanısı, Tedavisi

Lagoftalmi, gözlerin tamamen kapanmasını engelleyen bir rahatsızlık durumdur. Sorun sadece uyuduğunuzda ortaya çıkıyorsa, buna gece lagoftalmi denir. Bu durum genellikle zararsızdır, ancak gözlerinizi hasara karşı savunmasız bırakır.

Lagoftalmi aynı zamanda daha ciddi rahatsızlığın belirtisi olabilir, bu nedenle gözlerinizi kırpmakta veya kapamakta sorun yaşıyorsanız doktorunuza başvurmalısınız.

Belirtileri;

Lagoftalminin ana belirtisi gözleri kapatamamaktır. Gece lagoftalminiz varsa, bunu bilmiyor olabilirsiniz. Lagoftalmi olduğunu düşünüyorsanız bir veya iki gözde bu ek belirtileri arayın:

  • Artan gözyaşları
  • Göze yabancı bir cisim sürtünme hissi
  • Özellikle sabahları ağrı veya tahriş

Nedenleri;

Lagoftalmiye farklı şeyler neden olabilir, ancak çoğunlukla iki kategoriye ayrılırlar.

Birincisi, göz kapağınızdaki kasları kontrol eden yedinci kraniyal sinire verilen hasardır. Bu aynı zamanda yüz siniri olarak da bilinir. Birçok şey yüz sinirine zarar verebilir:

  • Künt travma veya derin bir kesikten kaynaklı yaralanma
  • İnme
  • Bell felci
  • Tümörler, özellikle akustik nöromlar
  • Möbius sendromu
  • Guillain-Barre sendromu gibi otoimmün koşullar

İkincisi ise;

  • Yanıklardan, yaralanmalardan veya Stevens-Johnson sendromu gibi belirli tıbbi durumlardan kaynaklanan
  • Yara izi
  • Göz kapağı ameliyatı
  • Sarkık göz kapağı sendromu

Çıkıntılı ve çökmüş gözler de lagoftalmiye yol açabilir…

Tanısı;

Doktorunuz  tıbbi geçmişinizi ve fizik muayeneyi kullanarak lagoftalminin altında yatan nedeni bulmaya çalışacaktır. Doktorunuza bilmedikleri herhangi bir yeni yaralanma veya enfeksiyon hakkında bilgi verdiğinizden emin olun.

Doktorunuz da muhtemelen bazı testler yapacaktır. Gözlerinizi kapatmaya çalışırken aşağı bakmanız istenebilir. Doktorunuz bir cetvelle göz kapaklarınız arasındaki boşluğu ölçecektir. Ayrıca ne sıklıkta göz kırptığınızı ve yaptığınızda gözünüzün ne kadar kapandığını da kaydedebilir. Gözlerinizi kapatmak için kullandığınız kuvvet miktarı, doktorunuzun yüz sinirinin dahil olup olmadığını anlamasına da yardımcı olabilir.

Muhtemelen , gözlerinize daha iyi bakmak için mikroskop ve parlak ışık kullanmayı içeren bir yarık lamba muayenesi yapacaklar . Doktorunuz ayrıca, gözünüzde herhangi bir hasar belirtisi olup olmadığını görmek için bir floresan göz lekesi testi yapabilir .

Tedavisi;

Cerrahi tedavi; Üst veya alt göz kapağının pozisyonunu değiştirmek, lagoftalmi semptomlarını tedavi edebilir veya iyileştirebilir. Diğer bir prosedür, üst göz kapağına altın ağırlıkların yerleştirilmesidir, bu da gözlerin yerçekimi ile kapanmasına izin verir.

Lagoftalmi geçici bir durumdan kaynaklanıyorsa, doktorunuz tarsorafi önerebilir. Bu, göz kapaklarınızı tamamen veya kısmen geçici olarak dikmeyi içerir. Gözün kapalı tutulması, altta yatan durumdan kurtulurken gözünüze herhangi bir ek zarar gelmesini önlemeye yardımcı olur.

Altta yatan durumun iyileşmesi biraz zaman alacaksa, doktorunuz kalıcı bir tarsorafi yapabilir. Hala görebilmeniz için büyük olasılıkla küçük bir açıklık bırakacaklar. İyileştikten sonra, doktorunuz açıklığı büyütecektir.

Felçli bir yüz siniriyle ilişkili şiddetli lagoftalmi için, doktorunuz göz kapağı için daha fazla destek sağlayan bir prosedür önerebilir. Bunlar arasında sinir ve kas transferleri, implantlar ve yüz reanimasyon prosedürleri bulunur.

Cerrahi olmayan tedavi; Cerrahi olmayan tedavi seçenekleri, durumun kendisinden ziyade lagoftalmi semptomlarını tedavi etmeye odaklanma eğilimindedir. Gün boyunca yapay gözyaşı (Visine Pure Tears, Refresh) uygulamak gözlerinizin kurumasını ve kaşınmasını önlemeye yardımcı olabilir. Çizilmeleri önlemek için gün boyunca korneanıza koruyucu bir merhem de sürebilirsiniz.

Gece lagoftalminiz varsa, gözlerinizi korumaya ve nemlendirmeye yardımcı olabilir. Daha fazla nem için uyurken yakınınızda bir nemlendirici bulundurabilirsiniz . Doktorunuz, göz kapaklarınızı kapalı tutmak için dış taraflarına küçük ağırlıklar koymanızı önerebilir. Cerrahi bant aynı etkiyi sağlayabilir.

Komplikasyonları;

Tedavi edilmeyen lagoftalmi, göz kapaklarınız tarafından korunmadıkları için gözlerinizi çiziklere ve diğer yaralanmalara karşı savunmasız bırakır.

Gözlerinizin sürekli olarak maruz kalması, lagoftalmi ile aynı semptomlara sahip olan keratopatiye de yol açabilir. Keratopatiye maruz kalma, sonunda gözünüzün açık ön kısmı olan korneanızın şişmesine veya incelmesine neden olabilir. Ayrıca kornea ülserine de neden olabilir.

Lagoftalmi tedavi etmek için yapılan ameliyatın da komplikasyonları olabilir. Tarsorrhaphy kalıcı yara izi bırakabilirken, altın ağırlıklı implantlar orijinal yerlerinden uzaklaşmaya başlayabilir. Ek sorunları önlemek için doktorunuzun ameliyat sonrası talimatlarını izlediğinizden emin olun.

Lagoftalmi ile yaşamak;

Lagoftalmi tehlikeli bir durum değildir, ancak sonunda göz problemlerine yol açabilir. Altta yatan nedeni bulmak için doktorunuzla birlikte çalışın. Sebebe bağlı olarak lagoftalmi, gözlerinizi nemli tutmaya ve korumaya yardımcı olmak için ameliyat veya ürünlerle tedavi edebilirsiniz.

Dikkat: Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır. Tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.

Paylaşın

Labial (sineşi) yapışıklık nedir? Tedavisi

Genital dudak yapışması anlamına gelen Labial (Sineşi) Yapışıklık; Genelde bebeğin bezli olduğu 1-2 ay dönemlerinde başlar, 5-6 ay dolaylarında en çok görülür. Bazen de bezden kurtulduğu oyun çağında bile görülebilir. Farklı bir tanımla; Kız çocukların cinsel organlarındaki küçük dudaklar olarak tanımlanan ve iki yanda bulunan yapıların birbirlerine yapışarak giriş kısmının, hatta bazen idrar çıkış deliğinin de önünün beyaz-mavimsi, ince bir doku ile kapanması durumudur.

Belirli bir teşhis konulmasa da labial (sineşi) yapışıklık bazı durumlarda meydana çıkar. Bu durumlar; mantar enfeksiyonları, idrar yolu enfeksiyonları, östrojen eksikliği gibi durumlardan kaynaklı olarak labial (sineşi) yapışıklık görülme olasılığı da artar. Ailelerin kız çocuklarında ki bu durumu soğukkanlılıkla karşılamaları gerekmektedir. Belirli bir tedavisi vardır ve bu tedavinin dışına çıkılacak bir hareket yapılmamalıdır. Hijyen, labial (sineşi) yapışıklık için en önemli faktördür.

Bebeğin altını ıslak mendille iyice temizlenmesi çok önemlidir. Bebeğin her tuvaletini yaptıktan sonra banyoda su ve sabunla elle yıkanmalıdır. Ailelerin asla yapmayacakları durumlar da vardır. Bu yapılmayacak durumları yaparlarsa kız çocuğuna daha çok zarar vereceklerdir.

Östrojen kremleri ve kortizon içeren kremler kesinlikle kullanmayınız. Kız çocuğunuzun altını çok uzun süre kapalı bir şekilde bırakmayınız. Labial (sineşi) yapışıklık olan bölgeyi kendi elinizle dokunmayın ve o yapışıklığın kendiliğinden geçmesini bekleyin. Bu yapışıklık zaten çok kolay bir cerrahi operasyon ile açılmaktadır. Cerrahi operasyon olduktan sonra doktorunuzun verdiği kremleri kullanabilirsiniz.

Belirtileri;

Bebekler banyo yaptırılırken ya da alt bezi değiştirilirken farkedilebiliyor. Bazen de idrar yapma zorluğana veya işeme sonrası vajen içinde idrar kalmasına neden olarak idrar yolu enfeksiyonuna sebebiyet verebiliyor. İdrar yolu enfeksiyonunu araştırma sırasında fark edilebiliyor.

Labial (sineşi) yapışıklık sonucu hangi problemler ortaya çıkabilir?

  • Kapanma sebebiyle tam olarak dışarıya atılamayan idrar sonucu, idrar yolu enfeksiyonu görülebilir
  • Tekrarlayan mesane enfeksiyonları görülebilir
  • Tuvalet eğitimi konusu sorunlu olabilir
  • Labianın müdahale ile ayrılması (kremler ya da cerrahi yöntem) ağrılı olabilir ve tekrarlama riski olabilir

Tedavisi;

Tedavide ilk basamak ailenin endişesini gidermektir. Labial yapışıklık tedavisinde öncelikle tahriş ya da enfeksiyon durumunun ortadan kaldırılması gereklidir. Tedavi olarak hormon kremleri uygulayan vardır. Östrojen krem kullanma sıklığı ve süresi ile ilgili kesin bir fikir birliği olmamasına karşın çoğu çalışmada günde bir-iki kez birkaç hafta uygulandığı görülmüştür. Açılmayan veya tekrarlayan olgularda cerrahi olarak ayrılması gerekir.

Cerrahi işlem yapışıklığın mekanik (künt) olarak ayrılmasıdır. Cerrahiden sonra sık bölgesel bakım ve kontrol ile 2-3 haftalık yakın takip önemlidir. Bu işlem bebeklerde lokal anestetik kremlerle yapılırken, büyük çocuklarda ameliyathane şartlarında, sedasyon altında yapılması önerilir.

Önemli notlar;

  • Kız bebeklerin rutin kontrollerinde genital bölge incelemesinin yapıldığından emin olmak gerekir
  • Labial (sineşi) yapışıklık yaygındır ve genellikle başka semptomlara neden olmaz. Paniğe kapılmayın
  • Labial (sineşi) yapışıklık genellikle çocuğunuzun erken ergenliğinde doğal olarak ayrılır
  • Labial (sineşi) yapışıklık ile diğer tıbbi durumlar arasında bir ilişki yoktur
  • Labial (sineşi) yapışıklığın çocuğunuzun gelecekteki cinsel ilişkiye girme veya bebek sahibi olma yeteneği üzerinde hiçbir etkisi olmayacaktır
  • Eğer bir sağlık problemi oluşturmuyorsa, çocuğunuzun psikolojik yönden etkilenmemesi adına tedavi önerilmez

Dikkat: Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır. Tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.

 

Paylaşın

Kuvaşiorkor nedir? Nedenleri, Belirtileri, Tedavisi

Kıtlık yaşanan bölgelerde görülen bir beslenme bozukluğu olan Kuvaşiorkor (Kwashiorkor), protein eksikliğinden kaynaklanan yetersiz beslenme durumudur. Memeden kesilen çocuklarda 6. aydan sonra görülen ve genel olarak 18. ay ile 3 yaş arasında seyreden bir hastalıktır.

Kwashiorkor’dan etkilenen çoğu insan, erken tedavi edilirse tamamen iyileşir. Kwashiorkor görülen çocuklar düzgün bir şekilde büyüyemeyebilir veya gelişmeyebilir ve hayatlarının geri kalanında bodur kalabilir. Kwashiorkorun tedavisi ertelendiğinde zihinsel ve fiziksel yapıda ciddi komplikasyonlar gelişebilir.

Nedenleri;

Gelişmekte olan ülkelerde Kuvaşiorkor un nedeni sosyoekonomiktir. Memeden kesilen kwashiorkorlu çocukların beslenme öykülerini incelediğimizde yalnızca şeker, nişasta, sulu ve unlu mamalar ile beslenildiğini, listenin saf ve safa yakın karbonhidrat içeren besinler içerdiğini görmekteyiz. Yani enerji alımı gereken düzeyde alınsa da protein alımı oldukça yetersizdir. Kuvaşiorkor da beslenme hatalarının nedeni genellikle ekonomik durumdan kaynaklanmaktadır.

Bunlara ek olarak sosyoekonomik sebepleri alt başlıklarda inceleyecek olursak ilk maddeyi aile yapısı gösterebiliriz. Örneğin yetersiz ve dengesiz beslenen çocuklar genellikle büyük ailelerde bulunmaktadır. Büyük ailelerde yetişen çocukların ağırlık ölçümlerinde genele nazaran daha düşük ağırlıkta oldukları saptanmıştır. Bu, evde birden fazla okul öncesi çocuğu bulunan annelerin çocuklarına gerekli ve yeterli bakımı sağlayamadıklarını gösterir.

Sosyoekonomik sebeplerden bir diğeri olan anneye ait özelliklere bakacak olursak annenin çalışması bebeğin beslenme durumunu kötü yönde etkileyebilmektedir. Özellikle kırsal kesimde büyüyen çocuklar hasat zamanlarında annelerinden uzun saatler ayrı kaldığı için beslenmesi ya diğer kardeşlere ya da yaşlılara bırakılmaktadır. Ki iki yaşta da beslenme konusunda bilgisizlik görülmektedir.

Belirtileri;

  • Cilt ve saç renginde (pas rengine) ve dokudaki değişim
  • Yorgunluk
  • İshal
  • Kas kaybı
  • Büyümek veya kilo almamak
  • Ayak bilekleri, ayaklar ve göbek ödemi (şişlik)
  • Daha sık ve şiddetli enfeksiyonlara yol açabilen hasarlı bağışıklık sistemi
  • Sinirlilik
  • Pul pul döküntü
  • Şok

Tanısı;

Kwashiorkor’dan şüpheleniliyorsa, doktorunuz öncelikle genişlemiş bir karaciğer ( hepatomegali ) ve şişlik olup olmadığını kontrol etmek için sizi muayene edecektir . Daha sonra, kanınızdaki protein ve şeker seviyesini ölçmek için kan ve idrar testleri istenebilir.

Yetersiz beslenme ve protein eksikliği belirtilerini ölçmek için kanınız ve idrarınız üzerinde başka testlerde yapılabilir. Bu testler kas kayıplarını, böbrek fonksiyonunu, genel sağlığı ve büyümeyi değerlendirebilir. Bu testler şunları içerir:

  • Arteryel kan gazı
  • Kan üre nitrojen (BUN
  • Kkandaki kreatinin seviyeleri
  • Kandaki potasyum seviyeleri
  • İdrar tahlili
  • Tam kan sayımı (CBC)

Tedavisi;

Tedavinin ilk adımında çocuğun Kwashiorkor olmasına sebep olan etmenler tespit edilir ve çocuğun anne sütü alıp almadığı, gerekli ek besinleri tüketme durumu öğrenilir.

Ailenin geliri ve beslenme olanakları göz önüne alınarak çocuğun doğru beslenmesi için anneye gerekli eğitim verilir. Yiyeceklerin nasıl en az besin kaybıyla hazırlanıp pişirileceğinin de anneye öğretilmesi önem arz etmektedir. Amacımız zaten ortalama gelir düzeyine sahip aileye pahalı mama veya besinler aldırmak değil ailenin olanaklarının ve yöresel besinlerin değerlendirilmesidir.

Kwashiorkor tanısı konmuş çocuğa doktor evde tedaviyi uygun gördüyse beslenme önerileri diyetisyen tarafından verilmelidir. Sonraki süreçte çocuk izlenmeye alınmalıdır. Ailenin beslenme ile ilgili eğitimine de dikkat etmek önemlidir. Hastalığa eşlik eden enfeksiyon, ishal gibi hastalıkların olup olmadığı tespit edilir ve varlığı durumunda tedavi altına alınır.

Dikkat: Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır. Tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.

Paylaşın

Kuru göz hastalığı nedir? Belirtileri, Tedavisi

Hiçbir zaman kalıcı görme kaybına neden olmayan Kuru Göz Hastalığı (Keratoconjunctivitis Sicca), gözün yeteri kadar gözyaşı üretmediği durumlara ya da gözyaşının normal kimyasal içeriğe sahip olmadığı durumlara denir.

Sağlıklı bir bedene sahip olmanın en önemli koşullarından biri sağlıklı gözlere sahip olmaktır. Bu nedenle göz sağlığının korunması için gerekli tedbirlerin alınması ve göz kontrollerinin aksatılmadan yaptırılması gerekir. Böylece oluşabilecek olan göz hastalıkları önceden tespit edilebilir ve tespit edilen hastalıkların tedavisi hızlıca yapılabilir. Sağlıklı ve güçlü gözler için insanların günlük yaşamda da dikkat etmesi gereken hususlar vardır. Düzenli göz muayenesi olmak bunların başında gelir.

Bunun yanında göz sağlığına iyi gelen havuç, portakal suyu, kavun vs. gibi gıdaların tüketimine de özen gösterilmelidir. Göz sağlığı için gerekli özeni göstermek hayat kalitesinin yüksek olmasını sağlar ve daha kaliteli bir yaşam sürülmesine ön ayak olur. Tüm bunlar göz önüne alınarak göz sağlığının daima korunması gerektiğini unutmamak gerekir. Çünkü halk arasında basit denilebilecek göz kuruluğunun bile ciddi sorunlara yol açma ihtimali vardır.

Nedenleri;

Normalde, yaşlandıkça zaten gözyaşı miktarımız azalır. Menapoz sonrası ve yaşlı kadınlarda kuru göz görülme sıklığı daha artar. Bununla birlikte erkeklerde ve kadınlarda her yaşta görülmesi mümkündür. A vitamini eksikliğine bağlı kuru göz çok nadirdir ve özellikle de gelişmemiş ülkelerde gözlenir.

Kuru göz, başka problemlerle de ilişkili olarak da ortaya çıkabilir. Örneğin göz kuruluğu ile birlikte ağız kuruluğu ve eklem ağrıları mevcut ise Sjögren sendromundan süphelenilebilir. Bazı romatizmal hastalıklar gözyaşı salgısında azalmaya yol açabilir. Bazı ilaçlar da gözyaşı salınımını azaltarak kuru göz neden olabilirler.

Belirtileri;

  • Yabancı cisim hissi: göz içindeki bir kum veya kirpik gibi
  • Kaşınma
  • Yanma
  • Tahriş, kızarıklık
  • Gözlerde sulanma: kuru alanlar gözyaşı kanallarını uyarırlar
  • Okuma, TV izleme veya bilgisayarda çalıştıktan sonra artan bir rahatsızlık
  • Göz kırpma ile düzelen bulanık görüş
  • Salgılar: uzayan yapışkan lifler
  • Göz kapaklarını açmada zorluk; ağır göz kapakları

Tanısı;

Kişi, yanma batma ve gözlerde kuruma hissinden yakınıyorsa bu sorunu ihmal etmemeli ve mutlaka bir göz muayenesi yaptırmalıdır.

Göz kuruluğu tanısı için bir dizi tetkik gereklidir. Gözyaşının özel boyalarla boyanması olarak tanımlanabilecek, “fluorescein gözyaşı testi” veya “lissameine green streep gözyaşı şeritleri” ile gözyaşı miktarının ölçümünü de gerçekleştirebilir.

Gözyaşı miktarı ve gözyaşı kırma zamanının belirlenmesinden sonra gözde iltihap olup olmadığı da bir testle saptanmalıdır. Gözyaşı osmolarite testi göz kuruluğu tanısında çok yardımcı olabilmektedir.

Kornea topografisi çekilerek kuruluk adacıklarının değerlendirilmesi, kapakta salgı yapan meibomium bezleriningörüntülenmesi karar vermede büyük yarar sağlamaktadır. Gözyaşının oluşumunda eksik olan parametrenin tespit edilmesinin ardından tedavi yöntemi belirlenir.

Tedavisi;

Göz kuruluğunun tedavisindeki amaç öncelikle göz yüzeyinin nemli kalmasını sağlayacak düzeyde gözyaşı tabakasının yeniden oluşturulmasıdır. Bu amaç doğrultusunda tedavi yöntemlerinin başında göz damlaları gelir.

Göz damlalarının birçok çeşidi bulunur. Bazı göz damlalarının içeriğinde yer alan çeşitli mineraller görme ile ilgili diğer problemlerin de iyileşmesine katkı sağlayabileceği için göz hekimleri tarafından önerilebilir.

Yapay gözyaşı bulunduran damlalar koruyucu içeren ve içermeyen olmak üzere temel olarak 2 çeşit olarak bulunur. Koruyucu maddeler yapay gözyaşı içerisinde bakteriler gibi çeşitli mikroorganizmaların üremesini engelleyici etki yapar. Ancak bazı kişilerde koruyucu maddelerin gözde meydana gelen tahrişi arttırıcı etki yapması nedeniyle koruyucu içermeyen yapay gözyaşı damlaları tercih edilebilir. Yapay gözyaşı damlaları göz yüzeyindeki stresin azalmasına ve görme kalitesine katkı sağlayabilir.

Göz damlaları dışında altta yatan nedenin gözyaşı üreten bezlerde bir iltihaplanma durumu olması halinde ilgili hekim tarafından antiinflamatuar ilaçlar göz kuruluğu tedavisinde reçetelendirilebilen ilaçlardır. Bakteriyel bir enfeksiyon sonucunda göz kuruluğu oluştuğunun tespit edilmesi halinde ise göz için kullanılacak antibiyotik ilaçlar kullanılabilir.

Dikkat: Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır. Tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.

Paylaşın

Kulak ağrısı nedir? Nedenleri, Tedavisi

Genellikle çocuklarda görülen kulak ağrıları, yetişkinlerde de görülebilmektedir. Çoğu zaman tek kulakta olan kulak ağrısı, bazen iki kulakta da olmaktadır. Sürekli olabileceği gibi gelip olabilir. Ağrı, keskin, ağır ve zonklar gibidir. Kulakta enfeksiyon varsa ateş ve geçici işitme kaybı meydana gelebilir.

Dış, orta ve iç kulak olmak üzere üç ayrı bölümden oluşan kulak, bu bölümlerde yaşanması olası olan enfeksiyonlar sebebi ile ağrıyabilir. Mide bulantısı, baş dönmesi, kusma, iştahsızlık, kulak çınlaması, kaşıntı ve şişlik gibi birbirinden farklı sorunlar yaratabilir. Çocuk yaştaki bireylerde oldukça sık gözlemlenen kulak ağrısı, yetişkinlerde de yüksek oranlarda görülebilir. Kulak ağrısı çeken bireylerin şikayetlerini belirterek en kısa sürede uzman görüşü almaları, ileriki aşamalarda sağlıkları konusunda daha rahat etmelerine olanak tanır. Etkili bir tedavi sürecinin ardından kulak ağrısından tamamen kurtulmak mümkündür.

Sebepleri;

Kulak kiri birikmesi: Kulak kiri normal olarak, kulakta salgılanan fizyolojik bir salgıdır. Bu salgı aşırı salgılandığında ya da yanlış temizlendiğinde, birikme yapıp sertleşerek kulak yolunu tıkar. Bu durum kulak ağrısına neden olabilmektedir. Gliserin damlatılarak kulak yolu temizlenebilir. Kulak temizlenmesi için kesinlikle kulak çubuğu ya da sivri, delici maddeler kullanılmaması gerekmektedir.

Basınç değişimi: Özellikle uçakların yüksek irtifalara ulaştığı süreçte yaşanan basınç değişiminden dolayı kulakta bir ağrı hissedilir. Bu ağrı barotravma olarak adlandırılır. Kısa süreli de olsa, yetişkin ve çocuklar için acı verici olabilir. Orta kulakta, östaki borusu denen bir kanal orta kulak ile dış basıncın dengelenmesini sağlar. Bu boru tıkandığında basınç dengelenemez ve zarda bir gerilim hissedilir. Yutkunma, sakız çiğneme veya burun deliklerini kapatıp genze doğru üflenme hareketlerinin yapılması östaki borusunu açabileceğinden, bu tür durumlarda uygulanabilen bir yöntemdir. Aynı şekilde bebeklerin emmesi sağlanarak ağrı hafifletilmeye çalışılmalıdır.

  • Kulak yolunda yabancı bir madde bulunması: İstemli ya da istemsiz bir şekilde kulak yoluna yabancı bir madde sokulması bireyde ağrıya neden olmaktadır
  • Boğaz enfeksiyonları: Kulaktan kaynaklanmasa da boğaz enfeksiyonları kulak ağrısı yapabilmektedir
  • Sinüs enfeksiyonları: Boğaz enfeksiyonları gibi sinüs enfeksiyonları da kulak ağrısına neden olabilmektedir

Belirtileri;

Yetişkinlerde;

  • Kulak ağrısı
  • Duyma bozukluğu
  • Kulaktan sıvı tahliyesi

Çocuklarda;

Paylaşın

Kronik böbrek yetmezliği nedir? Tedavisi

Kronik Böbrek Yetmezliği; İleri yaşlarda, kanınızdaki fazla sıvıları ve atık ürünleri filtrelemekten sorumlu böbreklerin fonksiyonlarını tam anlamıyla yerine getirememe durumudur. Bu durumda, vücutta tehlikeli olabilecek seviyelerde atık ve sıvı birikir. Bu duruma aynı zamanda kronik böbrek hastalığı da denir.

Ülkemizde her 6-7 erişkinden birinde kronik böbrek hastalığı bulunuyor. Dünya nüfusunun yüzde 6-12’si değişen derecelerde bu hastalığa sahip.

Nedenleri;

  • Kronik böbrek yetmezliği nedenlerinden, en sık karşılaşılanlar şöyle sıralanabilir
  • Diyabet (şeker hastalığı)
  • Hipertansiyon (yüksek kan basıncı)
  • Kronik glomerulonefrit
  • Polikistik böbrek hastalığı
  • Kronik taşlı piyolelonefrit
  • Uzun süreli böbreğe zarar veren ilaç kullanımı (non-steroidantienflamatuar ilaçlar gibi)
  • Bunların yanı sıra; sigara kullanımı ve aşırı kilo da kronik böbrek yetmezliği riskini artıran faktörler arasındadır

Belirtileri;

Kronik böbrek yetmezliğinin yıllar içinde ilerlemesi ve böbrek işlevlerinin giderek azalması sonucunda, bazı şikâyetler ve bulgular ortaya çıkar. Böbreklerin atılması gerekli zararlı maddeleri vücuttan uzaklaştıramaması ve bu maddelerin kanda birikmesi ile halsizlik, iştahsızlık, bulantı, kusma, kaşıntı ve uykuya meyil gibi şikâyetler görülebilir.

Kronik böbrek yetersizliğinin daha ileri aşamalarında ise, vücudumuza alınan su ve tuz yeteri kadar atılamaz. Bunun sonucunda; göz kapaklarında, ayaklarda ve bacaklarda şişmeler olabilir. Buna, tansiyon yüksekliği eşlik edebilir. Akciğerlerde sıvı birikerek, nefes darlığına yol açabilir. Ayrıca, vücuttaki potasyumun atılamamasına bağlı olarak; halsizlik, felçler ve kalp durmasına kadar gidebilen ölümcül bir tablo ortaya çıkabilir.

Kronik böbrek yetmezliği olan hastalarda böbreklerin işlevlerini yerine getirememesi sonucunda oluşabilecek önemli sorunlardan biri de anemi (kansızlık) gelişmesidir. Anemi; halsizlik, çabuk yorulma, baş dönmesi, konsantrasyon güçlüğü, çarpıntı ve nefes darlığına neden olabilir.

Ayrıca kronik böbrek yetmezliği hastalarında, D vitamininin yapılamaması ve fosforun vücuttan atılamamasına bağlı olarak, kalsiyum ve fosfor dengesinde bozukluk ortaya çıkar. Bunun sonucunda, boyundaki tiroid bezinin arkasında yer alan ve kalsiyum-fosfor dengesini düzenleyen paratiroidi bezlerinin fazla çalışması ile ortaya çıkan bir tablo gelişir. Buna, ikincil hiperparatiroidi adı verilir. Tüm bunlara bağlı olarak; kemik yapımında bozulma, kemiklerin direncinde azalma ve kolay kırılmalarla karşılaşılabilir.

Tanısı;

Böbrek yetmezliğinin teşhisinde ilk adım nefroloji doktorunun muayenesidir. Nefroloji doktoru böbrek yetmezliğine neden olabilecek hipertansiyon veya diyabet gibi hastalıklar, böbrek yetmezliğine neden olabilecek ilaçlar veya idrar alışkanlığındaki değişikliklerin sorgulamasını yaptıktan sonra böbrek yetmezliğinin teşhisini koyabilmek için ek tetkikler isteyebilir.

  • Kan testleri; Tam kan sayımı kronik böbrek yetmezliğinin teşhisinde önemli ipuçları verebilir. Kandaki kreatinin ve üre oranı kronik böbrek yetmezliğinin varlığı hakkında doktora fikir verebilir. Bununla birlikte nefroloji doktoru daha detaylı kan testleri de isteyebilir. GFR denilen Glomerular Filtration Rate(Glomerüler Filtrasyon Hızı) böbreklerin süzme kapasitesini belirler. Böbreklerin süzme kapasitesinin belirli bir oranın altına düşmesi böbrek fonksiyonlarındaki sorunu belirleyebilir
  • İdrar testi; İdrardaki kan veya protein varlığı böbrek fonksiyonlarında sorun olduğunu belirleyebilir.
  • İdrar hacminin ölçümü; İdrar çıkışının belirlenmesi böbrek yetmezliğini teşhis etmeye yardımcı olan en basit testlerden biridir
  • Görüntüleme yöntemleri; Böbreklerin ve idrar yollarının yapısını ve boyutunu değerlendirmek için ultrason veya farklı görüntüleme yöntemleri kullanılabilir
  • Biyopsi; Böbrek biyopsisi genellikle ciltten uzun ve ince bir iğne ile girilerek lokal anestezi altında yapılır

Tedavisi;

Böbrek yetmezliğinin tedavisi için birkaç yöntem kullanılır. Bireyin ihtiyacı olan tedavi türü böbrek yetmezliğinin sebebine bağlı olacaktır. Böbrek yetmezliğinde kullanılan yöntemlerden birisi diyalizdir. Diyaliz, bir makine kullanarak kanı filtreler ve toksik öğelerden arındırarak böbreklerin işlevini yerine getirir.Kullanılan diyaliz tipine bağlı olarak, büyük bir makine veya portatif kateter torbası kullanılabilir. Diyalizle birlikte düşük potasyumlu, düşük tuzlu bir diyet takip edilmelidir. Diyaliz böbrek yetmezliğini tedavi etmez, ancak seanslara düzenli katılmak yaşam süresini uzatır.

Böbrek yetmezliğinde bir başka tedavi seçeneği de böbrek naklidir. Nakledilen bir böbrek normal çalışacaktır ve diyaliz ihtiyacını ortadan kaldıracaktır. Ancak hastanın vücuduyla uyumlu bir böbrek bağışı bulunması için beklenilen süre genellikle uzundur.

Yaşayan bir bağışçı varsa süreç daha hızlı ilerleyebilir. Vücudun yeni böbreği reddetmesini önlemek için ameliyattan sonra bağışıklık baskılayıcı ilaçlar kullanılır. Bu ilaçların kendine has ve bazen ağır yan etkileri vardır. Nakil ameliyatı her vaka için doğru tedavi seçeneği olmayabilir. Ameliyatın başarısız olması da mümkündür.

Dikkat: Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır. Tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.

Paylaşın

Kök kanal tedavisi nedir? Detaylar

Çürümüş ya da enfekte olmuş dişi kurtarmak amacıyla yapılan Kök Kanal Tedavisi (Endodonti Tedavisi), pulpadaki damar ve sinirlerin uzaklaştırılması, pulpa boşluğunun dezenfekte edilmesi, kanalların genişletilmesi ve kanalların kanal dolgu malzemesi ile doldurulması aşamalarından oluşuyor.

Kök kanal tedavisini anlamak için dişin yapısı hakkında genel bir bilgiye sahip olmak gerekir. Diş, dıştan içe doğru; mine, dentin ve pulpa olmak üzere 3 ana tabakadan oluşur. Dişin merkezindeki doğal boşluğa da kök kanalı denir. Pulpa kök kanalı içindeki yumuşak dokudur. Bu doku, dişi besleyen kan damarları ve sinirler açısından zengindir.

Eski zamanlarda bir enfeksiyon ya da enflamasyon pulpa tabakasına ilerlediğinde, diş artık kurtarılamaz hale gelip çekilmekteydi. Günümüzdeki son gelişmeler, dişin pulpa tabakasının temizlenip tekrar doldurulmasına olanak sağlamaktadır. Pulpa ve içerisindeki sinirler alınsa da, diş temel işlevini yerine getirir. Bunun nedeni, dişler dişetlerinden çıkıp son halini aldıktan sonra, diş sinirlerinin hayati bir önem taşımamasıdır. Diş sinirlerinin yetişkinlerdeki tek görevi sıcak ve soğuk hissini hissetmek gibi duyusal işlevlerdir.

Bir dişin sinir dokusu veya pulpası hasar gördüğünde, parçalanır ve bakteri burada çoğalmaya başlar. Bakteriler yoğun bir enfeksiyona veya apseye yol açabilir. Apse, diş köklerininin sonunda oluşan irin dolu bir şişliktir. Diş çürükleri tedavi edilmediğinde, kök çevresinde kemik kaybı gibi ciddi durumlara yol açabilir.

Nedenleri;

  • Uyumsuz restorasyonlar, eski dolguların çevresinde oluşan yeni çürükler, derin çürükler veya kaza sonucu dişin sinir ve damar dokusu canlılığını kaybediyor veya enfekte oluyor
  • Hiç çürük olmadan da bazı nedenler diş iltihaplanmasıyla sonuçlanabiliyor. Bunların başında da travmaya maruz kalma geliyor: Şiddetle gelen bir darbe, dişin dolaşımını kesebiliyor ve böylelikle diş beslenemediğinden zamanla canlılığını kaybediyor
  • Diş sıkma/gıcırdatma, yüksek yapılan dolgular ve restorasyonlar da kronik travma nedenleri arasında yer alıyor ve iltihaplanmaya neden olabiliyor
  • Bununla birlikte uzun süre tedavi edilmeyen periodontal (dişeti ve çevresi) hastalıkları da dişin iltihaplanmasında etken faktörler arasında yer alıyor. Bu durumlarda da tedavi olarak kanal tedavisi gündeme geliyor

Belirtileri;

  • Çiğneme veya baskı uygulama durumunda şiddetli diş ağrısı
  • Sıcak veya soğuğa hassasiyet (ağrı)
  • Diş renginin kararması
  • Yakındaki diş etlerinde şişme ve hassasiyet
  • Diş etlerinde kalıcı veya tekrarlayan sivilce benzeri beyaz kabarcıklar

Ağrıyan veya çürüyen her dişe kanal tedavisi yapılmıyor. Tedavi yapılabilmesi için bakterilerden kaynaklı ve hafif ağrı ile sinyal veren ya da hiç ağrı yapmayan bu çürükler sadece dolguyla tedavi edilebiliyor. Diş bu aşamada tedavi edilmezse bakteriler dişin özüne İlerleyerek iltihaplanmaya neden oluyor ve bu durumda kanal tedavisi uygulanması gerekiyor.

Nasıl yapılır ve ne kadar sürer?

  • Lokal anestezi yapılması: diş ve çevre dokuların uyuşturulması
  • Diş çürüğünün temizlenerek kök kanallarının açılması
  • Radyografi (röntgen) çekilerek kanal uzunluğunun tespit edilmesi
  • Kök kanallarının içeriğinin (pulpa dokusunun) çıkarılarak temizlenmesi
  • Çeşitli el aletleri ve döner aletler kullanarak kök kanallarının şekillendirilmesi
  • Kök kanallarının dezenfeksiyonu: mikroorganizmalardan arındırılması
  • Kök kanallarının doldurulması

Kanal tedavisi sonrası dikkat edilmesi gerekenler;

  • Kanal tedavisi ilk seansta bitmezse, tedavi bitinceye kadar ilgili dişi kullanmaktan kaçınılmalıdır
  • Kanal tedavisi tamamen bitse bile işlemden sonra en az iki saat bir şeyler yenip içilmemelidir
  • Bir iki gün boyunca hassasiyet olabileceğinden aşırı sıcak ve soğuk içeceklerden kaçınmak hastaya rahatlık sağlar
  • Ağız sağlığı bakımı söz konusu olduğunda, düzenli aralıklarla yapılan diş fırçalama, diş ipi ve antiseptik bir gargara kullanma gibi genel bakım kurallarının yanında, diş hekimini düzenli aralıklarla ziyaret etmek de önemlidir

Kanal tedavisi başarı oranları ve komplikasyonları;

Kök kanal tedavisi %95’ten fazla başarı oranına sahip bir prosedürdür. Kanal tedavisi görmüş birçok diş ömür boyu kullanılabilir. Bununla beraber, diş hekiminizin bir dişi temizleme ve dolgu konusundaki en iyi çabalarına rağmen, bir kök kanalında yeni enfeksiyonlar ortaya çıkabilir. Bunun olası nedenleri:

  • Bir dişte normal olarak öngörülenden daha fazla kök kanalı bulunması sonucunda bunlardan birinin temizlenmemiş halde kalması
  • Diş kökünde saptanamayan bir çatlak
  • Bakterilerin restorasyonu geçerek dişin iç taraflarına ulaşması ve bölgeyi enfekte etmesi
  • Sızdırmanın engellenmesi için kullanılan malzemenin zamanla parçalanması ve bakterilerin dişin iç kısımlarına tekrar yerleşmesi olarak sıralanabilir

Kök kanal tedavisine alternatifler;

Doğal dişlerinizi kurtarmak, mümkün olan en iyi tedavi seçeneğidir. Doğal dişleriniz, doğru beslenmeyi sağlamak için gereken çok çeşitli gıdaları etkili bir şekilde sindirmenizi sağlar.

Kök kanalı prosedürünün tek alternatifi, çiğneme işlevini eski haline getirmek ve bitişik dişlerin kaymasını önlemek için dişin çıkarılması ve yerine köprü, implant veya çıkarılabilir kısmi takma diş ile değiştirilmesidir. Bu çok daha uzun süren seanslara neden olup hastaya maddi ve manevi açıdan daha fazla yük olur.

Dikkat: Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır. Tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.

Paylaşın