Hamilelik Sonrası Kilo Verme: İşte Bilmeniz Gereken Her Şey

Hamilelik öncesi görünüme geri dönmek ve o eski kıyafetlerin içine sığmak istemeyen anne yoktur. 9 ayda aldığınız kiloları vermeniz kesinlikle zaman alsa da imkansız değil. Hamilelik sonrası kilo vermenin güvenli yollarını hevesle arayan annelerden biriyseniz, bunun için doğru yerdesiniz.

Haber Merkezi / Bebeğin ağırlığı, amniyotik sıvı ve plasenta da dahil olmak üzere yaklaşık beş ila altı kilo ağırlık, bebek doğar doğmaz hemen kaybedilir. Peki ya diğer kilolar, işte hamilelik sonrası fazla kilolardan kurtulmanıza yardımcı olacak beş basit ipucu;

Emzirme;

Emzirmenin kilo vermenize yardımcı olup olmayacağı konusundaki tartışmalar hala devam ediyor. Fakat, emzirmenin daha hızlı kilo vermenize yardımcı olabileceğini ortaya koyan çeşitli çalışmalar bulunmaktadır. Kesin olan şey, emzirmenin kalori yakmasıdır (günde yaklaşık 300), bu da kilo vermenize yardımcı olabilir. Ayrıca emzirmek bebeğinizin sağlığı için de iyidir.

Dengeli beslenme;

Yeni anne olmanın stresini yaşarken, istekleriniz kilo almanıza neden olabilir. Hamilelik öncesi yaptığınız gibi sağlıklı beslenmek kilo vermenizin temel kuraldır. Dengeli beslenme ve öğünler arasında sağlıklı atıştırmalıklar, sizi gün boyunca hareketli kılacak enerjiyi verebilir.

Besinlerle dolu tabaklar;

Özellikle bebeğinizi emziriyorsanız, vücudunuzun hamilelik sonrası maksimum beslenmeye ihtiyacı vardır. Besinlerle dolu, daha az kalori ve yağ içeren yiyecekleri seçin. Balık, yoğurt, yağsız et, tavuk gibi, bunlar omega 3, lif ve protein açısından zengin besinlerdir. Bunlar vücudunuzun çok ihtiyaç duyulan beslenmeyi sağlayacaktır.

Susuz kalmayın;

Hamilelik öncesi veya hamilelik sonrası olsun, susuz kalmamak her zaman çok önemlidir. Çalışmalar, vücudun yeterli suya sahip olduğunda, metabolizmanın hızlandığını ortaya koymuştur. Yeterli su içip içmediğinizi anlamanın bir yolu, idrarınızın rengidir. İdrarınız nispeten berraksa ve her iki-üç saatte bir gidiyorsanız, susuz değilsiniz demektir.

Hareket edin;

Ya hamilelik sonrası kilo vermek ya da genel olarak kilo vermek, sağlıklı bir beslenme ve düzenli bir egzersiz, uzun vadede ekstra kilo vermenin kesin anahtarıdır. Düzenli egzersiz yapamıyorsanız, daha fazla hareket edin. Kilo vermek için kısa yürüyüşler ve basit esneme hareketleri yapın.

 

Paylaşın

Formsuz Olduğunuzu Gösteren 6 İşaret

Pandemi, fiziksel ve zihinsel sağlığımızı kesinlikle etkiledi. Bazı insanlar bu dönemde zamanını çalışarak, egzersiz yaparak, sağlıklı beslenerek harcarken, bazı insanlarda tam tersini yönde davranışlar ortaya koydu. 

Haber Merkezi / İster çok kilo almış olun, ister kendiniz gibi hissetmiyor olun, bunların hepsi yeni bir başlangıç yapmanız gerektiğini gösterebilir.

Egzersiz yapmaktan sağlıklı beslenmeye kadar, tüm bunlar vücudunuzda ve zihninizde olumlu değişiklikler yapabilir. Ancak, önce değiştirmeniz gerekip gerekmediğini belirlemeniz gerekir. İşte o işaretlerden bazıları;

En ufak bir harekette nefesiniz kesiliyor;

Zinde ve sağlıklı bir insan asansör yerine genellikle merdivenleri kullanmayı tercih eder. Aksine, en ufak bir harekette nefes kalacağını bilenler asansöre binmeyi, merdiven kullanmaya tercih ederler; bu büyük bir sorun. Daha hareketli olmanın, egzersiz yapmanın ve sağlıklı beslemenin zamanı gelmiş demektir.

Kalp atış hızı;

Nefesinizin yanı sıra, kalp atış hızınız da size ne kadar formda olduğunuzu söyleyebilir. Hareket etmediğinizde veya dinlenirken bile nabzınızın yüksek olduğunu fark ederseniz, bu durum, vücudunuzun bir şeylere tepki geliştirdiğini gösterir.

Yaralanmaya daha yatkınsın;

Vücudunuz zayıf olduğunda veya formsuz olduğunda, yaralanmalara daha yatkın hale gelirsiniz. Sırtınızda, boyun bölgesinde, omuzlarınızda veya vücudunuzun herhangi bir yerinde sık sık ağrılar yaşamaya başlarsınız. Bu ihmal edilmeyecek kadar önemli bir durum, hemen düzenli egzersiz yapmaya başlamalısınız. Bu aynı zamanda kaslarınızı güçlendirmeye ve sağlıklı bir kiloda kalmanıza yardımcı olacaktır.

Uykusuz geceler;

Yeterince hareket etmemek, sağlıksız beslenme ve stres,  uyku kalitenizi etkileyebilir. Bu, aynı zamanda vücudunuzu en iyi şeyden mahrum bıraktığınız anlamına gelir. Uyku problemi devam ederse vücudunuz kronik sağlık risklerine maruz kalabilir. 

Sağlıksız yiyeceklere için can atıyorsun;

Hareketsiz bir yaşam tarzı sürdürdüğünüzde sağlıksız yiyeceklere başvurabilirsiniz. Abur cubur için açıklanamayan istek, sağlığınız için çok zararlı olabilir. Uzmanlara göre, hareketsiz kalmak, ghrelin adı verilen ve sürekli aç hissetmenize neden olan bir hormonu tetikleyebilir.

Obez olmak;

Formda olmamanın kesin göstergelerinden biri obez olmaktır. Doktorunuz fazla kilolu olduğunuzu söylediyse, sağlıksız ve formsuz olma ihtimaliniz yüksektir. Obez olmak sizi çeşitli hastalıklara yakalanma riskine sokar ve ayrıca günlük fonksiyonlarınızı engeller. Uzun vadede bir sorun haline gelebilse de, egzersiz ve sağlıklı beslenme ile kontrol altına alınabilir.

 

Paylaşın

Tek Bir Sosisli Sandviç Ömrünüzü 36 Dakika Kısaltabilir!

Michigan Üniversitesi’nden bilim insanlarının yaptığı yeni bir araştırmaya göre, tek bir sosisli sandviç, yüksek oranda işlenmiş gıdaların kötü etkileri nedeniyle hayatınızdan 36 dakika alabilir. Öte yandan, aynı araştırma, meyveler, kuruyemişler, baklagiller ve nişastalı olmayan sebzeler gibi yiyeceklerin, her lokması ile ömrünüze değerli anlar kattığını ortaya koydu.

Haber Merkezi / Michigan Üniversitesi’nde çevre sağlığı bilimleri profesörü Olivier Jolliet liderliğindeki bilim insanları, Amerikalıların tükettiği 5 bin 853 gıdayı analiz ettiler ve tek bir standart ölçü kullanarak ne kadar sağlıklı veya sağlıksız olduklarını karşılaştırdılar: yaşam süremize eklenen veya ömrümüzden çıkarılan zaman.

Örneğin, bir gram işlenmiş et için ömrünüzden 0.45 dakikanın kısaldığı, tersine, meyvenin gramı başına, ömrünüze 0.1 dakika eklendiği varsayıldı.

Bir porsiyon yemek başına kazanılan veya kaybedilen sağlıklı yaşam dakikaları, Sağlık Beslenme İndeksi (HENI) ile ölçülmektedir. HENI, 15 beslenme faktörünü dikkate almaktadır; süt, kabuklu yemişler, tohumlar, meyveler, kalsiyum, deniz ürünlerinden elde edilen omega-3 yağ asitleri, lifler ve çoklu doymamış yağ asitleri içeren gıdalar, işlenmiş et, kırmızı et, trans yağ asitleri içeren gıdalar, şekerli içecekler ve sodyum.

Bilim insanları, HENI’yi kullanarak, yüksek oranda işlenmiş et, sodyum ve trans yağ asitleri içeriği göz önüne alındığında, kırmızı etli sosisli sandviçin hayatınızdan 36 dakika çaldığını hesapladılar.

Hayatınızı kısaltabilecek diğer popüler işlenmiş yiyecekler arasında pastırma (porsiyon başına 6 dakika 30 saniye), pizza (7 dakika ve 8 saniye) ve duble çizburger (8 dakika ve 8 saniye) bulunur. Ömrünüzü artıran yiyecekler arasında somon (porsiyon başına 13 dakika ve 5 saniye), muz (13 dakika ve 30 saniye) ve avokado (2 dakika ve 8 saniye) bulunur.

Fıstık ezmeli ve jöleli sandviç, sağlıklı yağlar, protein ve lif açısından zengin fındık ezmesi sayesinde şaşırtıcı bir şekilde ömrünüze 33 dakika 6 saniye katar. Deniz ürünleri, yaklaşık 10 dakikadan yaklaşık 70 dakikaya kadar değişir.

Araştırmadaki amaç, tüketicilerin beslenmeleri için daha sağlıklı seçimler yapmalarına yardımcı olacak bir kılavuz görevi görmektir.

Paylaşın

Kadınların Gözden Kaçırdığı 6 Erken Tiroid Uyarısı

Aşırı yorgunluk, saç dökülmesi, adet düzensizliği mi yaşıyorsunuz? Yoksa kendinizi endişeli, terli ve aç mı hissediyorsunuz? Bunlar, farklı yaşlardaki kadınlar tarafından yaşanabilecek bazı yaygın semptomlar olsa da, tiroid bezinizle ilgi bir olumsuz durum varsa, semptomların çok daha belirgin hale gelme olasılığı vardır.

Haber Merkezi / Tiroid bezi önemli bir hormon düzenleyicidir. Dünya çapında her 8 kadından 1’i tiroid kökenli bir rahatsızlık yaşamaktadır.

Vücudun diğer organları gibi,  tiroid fonksiyonunu da kontrol etmek ve düzenlemek oldukça önemlidir. Boynumuzun önünde duran kelebek şeklinde bir organ olan tiroid organı, kilo verme, metabolizma hızı, enerji gibi hayati fonksiyonları düzenleyen triyodotironin (T3) ve tiroksinden (T4) önemli hormonların üretiminden sorumlu bir organdır.

Unutulmaması gereken nokta, tiroidin vücuttaki diğer tüm organları etkileyebilecek kadar etkili bir organ olduğu ve özellikle farkında olmadığınızda semptomları ayırt etmenin giderek zorlaşabileceğidir. Bu nedenle, kadınlar daha dikkatli bir şekilde uyarı işaretleri ve semptomları aramalı ve doğru bakımı yapmalıdır.

Bu açıklamalardan sonra, özellikle dikkat edilmesi gereken bazı yaygın belirtileri sizler için listeledik;

Açıklanamayan kilo kaybı veya artışı;

Tiroid seviyelerinin genel metabolizmanız üzerinde büyük etkisi vardır ve kilonuzu da kontrol altında tutar. Kilo vermenin veya kilo almanın birçok nedeni olsa da, kilonuzda ani veya açıklanamayan değişiklikler yaşıyorsanız, muhtemelen önce tiroidinizi kontrol ettirmeniz gerekebilir. Düşük tiroid hormon seviyeleri kilo alımına neden olabilirken, aşırı aktif bir tiroid aşırı hızlanma yapabilir ve beklenmedik bir şekilde kilo vermenize neden olabilir. Hipotiroidizme bağlı kilo kaybı, kadınlarda en sık görülen değişikliklerden biridir.

Boyun çevresindeki cilt kıvrımlarının koyulaşması;

Gözden kaçabilecek tiroid bozukluğunun yaygın bir erken belirtisi, boynunuzun etrafındaki derinin koyulaşmasıdır. Araştırmalar, boyun çevresindeki cilt kıvrımlarının koyulaşmasının genellikle hormonal yükselmeler nedeniyle olduğu bulmuştur. Ayrıca, tiroid organı cilt ve saç sağlığını korumaktan sorumludur. T3 ve T4 seviyelerinin bozulması ayrıca kuru cilt, kaşıntılı kafa derisi, yağlı cilt gibi sorunlara veya tırnaklarda kırılganlığa neden olabilir.

Yorgunluk ve zayıflık;

Yorgun hissetmek genellikle yaşlanma ve günlük stres belirtileri olarak kabul edilir. Düzensiz ve kronik yorgunluk ve bitkinlik hissi, altta yatan bir tiroid sorununun sonucu olabilir. Tiroid bezimiz metabolik işlevi önemli ölçüde etkilediğinden, yetersiz çalışan bir tiroid metabolik bir yavaşlamaya neden olabilir ve sizi düzenli olarak daha da yorgun ve uyuşuk hale getirebilir. Benzer şekilde, aşırı aktif bir troid bezi olanlar için metabolik fonksiyon potansiyel olarak alevlenebilir ve enerji kaybına neden olabilir. Tiroid ile ilişkili yorgunluk ve halsizlik ayrıca kalp çarpıntısına, kas güçsüzlüğüne ve titremelere neden olabilir.

Uyku kalitesi düşebilir;

İşte altta yatan bir tiroid sorunundan şüphelenmek için başka bir işaret; uyku güçlükleri. Bir tiroid fonksiyon bozukluğu uykunuzu çok kötü etkileyebilir. Aşırı aktif, yüksek işlevli bir tiroid ruh halinizi, sinir sisteminizi ve kaslarınızı etkileyebilir, buda iyi bir gece uykusu çekmeyi zorlaştırabilir. Ayrıca, düşük aktif tiroid, düşük kaliteli uyku ile ilişkilendirilmiştir.

Anksiyete, sinirlilik ve beyin sisi;

Zihinsel sağlığı zayıflatan veya kötüleştiren herhangi bir belirti asla hafife alınmamalıdır. Pek çok sağlık durumu nispeten ruh hali dalgalanmaları ve stresle bağlantılı olsa da, tiroidden muzdarip kadınların anksiyete sorunları, sinirlilik, titreme, sinirlilik, yoğun ruh hali değişimlerinin yanı sıra beyin sisi yaşama riskinin daha yüksek olduğu söyleniyor.

Adet düzensizlikleri ve değişiklikleri;

Kadınlarda, her türlü adet değişiklikleri veya düzensizlikleri öncelikle PCOS veya kısırlık sorunlarının uyarı işareti olarak alınır. Ancak, durum her zaman böyle olamaz. Tiroid seviyelerinin bozulması da birçok periyodik değişikliğe neden olabilir ve tiroid üreme sisteminizi doğrudan kontrol ettiği için düzenli adet akışını etkileyebilir. Çok düşük veya yüksek tiroid hormon seviyeleri, yaşlı kadınlarda (35 yaş üstü) adet dönemlerini hafif, ağır veya yetersiz yapabilirken, aynı zamanda adetlerin uzun süre durmasına veya erken menopoza neden olabilir. Bu nedenle, herhangi bir değişiklik en erken dikkate alınmalıdır.

 

Paylaşın

Şifreli Sayıların Arkasına Gizlenen Tehlike: Katkı Maddeleri

Hazır gıdalara olan talebin artmasıyla birlikte gıdaya raf ömrünü uzatmak ve lezzetini artırmak için eklenen katkı maddelerinin sayısında da artış aynı oranda görülmektedir. Tüm paketlenmiş gıdaların yüzde 85’inden fazlası katkı maddeleri içerir; ürünün tadını daha iyi yapmak, daha güzel görünmesini sağlamak ve daha uzun süre dayanması için kullanılan kimyasallar! 

Haber Merkezi / Telaffuz edilemeyen isimlerin ve şifreli sayıların arkasına gizlenmiş bu kimyasallar kanser, diyabet, kalp hastalığı, obezite ve hatta DEHB ile bağlantılıdır. Bazıları o kadar zararlı ki bir çok ülkede yasaklanmış durumda. İşte dikkat etmeniz ve içeriğinde bu maddelerin olduğu yiyecekleri tüketmekten kaçınmanız gereken bazı yaygın gıda katkı maddeleri.

Hidrojenlenmiş yağlar

Sadece kötü kolesterolü (LDL) yükseltip iltihaplanmaya neden olmakla kalmaz, aynı zamanda kalp krizi, kanser, alzheimer, diyabet ve obezite riskini de önemli ölçüde artırırlar. ‘Hidrojenlenmiş’ ile başlayan katı yağ ve margarin gibi bileşenlere dikkat edin.

Yapay renklendiriciler

Araştırmalar sonuçları, bazı yapay boyaların, hiperaktivite, ADD ve DEHB ile güçlü bağlantıları olduğunu ortaya koymuş durumda. American Chemical Society, bunlardan bazılarının kömür katranından elde edildiğini, diğerlerinin ise benzidin gibi kanserojenler içerdiğini söylüyor. Paketlerin üzerinde yazılan isimler kulağa zararsız gelebilir ancak yapay renklendiriciler, bazı ciddi yan etkiler ve hatta organ rahatsızlıkları ile ilişkilendirilmiştir. Birçok ülke, bunların, bebek, çocuk ve hatta evcil hayvan mamalarında kullanılmasını yasaklamıştır.

Antioksidanlar

Antioksidanların, hücreleri serbest radikallerden koruyan arzu edilen maddeler olduğunu düşünüyorsanız, yanılmıyorsunuz. Bununla birlikte, antioksidanlar yağlar ve katı yağların bozulmasını önlemek için gıdalarda da kullanılırlar.

ABD Sağlık ve İnsan Departmanına göre, bütillenmiş hidroksiyanisole (E320) gibi bazı antioksidanların insanlarda kanserojen etkisine sahip olduğu tahmin edilmekte. Yine, propyl gallate hayvan çalışmalarında tümörlerle ilişkilendirilmiştir. TBHQ (E319) gibi diğerleri ise yüksek dozlarda (5g veya daha fazla) alındığında ölümcül olabilir. Bu ve buna benzer antioksidanlar bazı ülkelerde yasaklanmıştır.

Potasyum bromat

Bir dahaki sefere ‘ekmek veya hamur güçlendirici’ gördüğünüzde, potasyum bromatın kullanılıp kullanılmadığını iki kez kontrol edin. Uluslararası Kanser Araştırma Ajansı, potasyum bromatı olası bir kanserojen olarak sınıflandırır. Üstelik AB, İngiltere ve Kanada bu katkı maddesini yasaklamış durumda.

Yapay tatlandırıcılar

Yapay tatlandırıcılar kalorisiz olabilir ancak obezite, metabolik sendrom ve tip 2 diyabete neden olabilir! En yaygın kullanılan tatlandırıcılardan ikisi olan asesülfam-k, aspartam ve kanser arasında bağlantı bulunmuştur. Hayvanlar üzerinde yapılan bir kaç araştırma sukralozun da bağırsak dostu bakterileri yok ettiğini göstermiştir. Diğer tatlandırıcıların olumsuz etkileri ise, aşırı yeme, artan göbek bölgesi yağı ve değişmiş metabolizma.

Her sağlıksız katkı maddesinin birkaç güvenli alternatif vardır. Yani ger sağlıksız ürün için daha iyi bir seçim var. Alışveriş yaparken yapmanız gereken paketi ters çevirmek ve önce malzemeleri okumaktır. Ürünün herhangi bir bileşeninden şüpheleniyorsanız, bunun sizin için doğru seçim olmadığını bilirsiniz. Süreci kolaylaştırmak için potansiyel kanserojenleri, yasaklanmış kimyasalları ve tehlikeli toksinleri belirleyen ve daha iyi, daha sağlıklı, daha lezzetli alternatif önerilerini araştırın.

Paylaşın

Şınavda Ustalaşmak İçin 8 Altın Kural

Şınav, her fitness tutkunu için önemli bir egzersiz şeklidir. Şınav çekmek, vücudunu mükemmel bir şekle sokmaya çalışan herkes için bir zorunluluktur. Bu tek hareket, doğru şekilde yapmanız koşuluyla tüm vücudunuzu güçlendirebilir.

Haber Merkezi / Ancak, özellikle yeni başlayan biriyseniz, şınav çekmek gerçekten zordur. Çoğu kişi, bu tür bir egzersize karşı sevgi ve nefret türünde bir ilişki yaşar, ancak ustalaşma hissi şaşırtıcı bir mutluluk verir. Mükemmel bir şınav çekmekte zorlanıyorsanız, işte uymanız gereken bazı temel kurallar:

Kaliteye odaklanın

Bir seferde kaç tane şınav çektiğiniz önemli değil, doğru şekilde yapıp yapmadığınız önemlidir. Unutmayın nitelik nicelikten daha önemlidir. Yanlış şınav yapmak sizi yaralanma riskine sokabilir ve size hiçbir şekilde faydası olmaz. Bu egzersiz şeklini yaparken duruşunuza dikkat edin.

Kalçalarınızı yukarı kaldırmayın

Şınav çekerken kalçalarınızı yukarı kaldırmayın. Bunu yapmak göbek kaslarını serbest bırakacaktır. Sırtınızı düz bir çizgide tutun ve egzersizi yaparken karın kaslarınızı çalıştırın. Kalçalarınızı yukarı hareket ettirmek omuzlarınıza çok fazla baskı uygulayacaktır.

Yerden başlayın

Şınavınıza her zaman yerden başlayın. Bu egzersizi yaparken dayanıklılığı artırmak için omurganızı düz tutun ve göbeğinizi kullanın.

Kollarınız omuz genişliğinden daha fazla aralıklı olmalıdır 

Şınav yapmaya yeni başladıysanız, basit bir şınav şekline bağlı kalmak daha iyidir. Elinizi omuz genişliğinden daha fazla açık olacak şekilde yere koyun. Başparmaklarınız ve koltuk altlarınız, aşağıdayken yanlardan 45 derecelik bir açıyla dirseklerinizle aynı hizada olmalıdır.

Başınızı düşürmeyin

Başınız vücudunuzla aynı hizada olmalıdır. Bu sizi herhangi bir yaralanmadan koruyacaktır. Çenenizin alttan yere çarpmasını önler.

Tam tekrar yapın

Yere tamamen geldiğinizden emin olun. Her aşağı indiğinizde göğsünüz zemini fırçalıyor olmalı.

Kollarınız düz olana kadar yükselin

Kollarınız düz olana kadar yükselin. Yukarı çıkarken dirseklerinizin bükülmediğinden emin olun.

Varyasyonları denemek için acele etmeyin

Yeni başlayan biriyseniz, bir varyasyonu denemek için acele etmeyin. İlk önce, temel bilgilerde uzmanlaşın ve ardından varyasyonlara gidin.

Paylaşın

Bebek Sahibi Olmak İçin İdeal Bir Yaş Var Mı?

Ne zaman bebek sahibi olunacağı, herkesin evlendikten veya yetişkinliğe girdikten sonra düşündüğü sorudur. Cevap herkes için farklıdır. Kariyer, gelecek planlaması, zaman ve en önemlisi yaş ve sağlık, bebek sahibi olmak için karar vermede önemli faktörlerden bazılarıdır.

Haber Merkezi / Çoğu kadın 20’li yaşlarında bebek sahibi olmayı planlasa da, gerçek şu ki birey hiçbir zaman bebek sahibi olmaya tam olarak hazır değildir. Soru şu: Hamile kalmak ve bebek sahibi olmak için ideal bir yaş var mı?

Hiçbir yaş mükemmel değildir, ancak gerçek şu ki, bir kadın hamile kalmaya çalışıyorsa, bazı yaşlar diğerlerine kıyasla daha iyidir. Austin’deki Texas Üniversitesi’nden bir sosyoloğa göre, ergenlik çağının başları veya yirmili yaşların sonu, biyolojik olarak hamile kalmak için en iyi yaşlardır. Çünkü vücudun üreme sistemi ve diğer tüm sistemler zirvededir.

Bir kadın adet gördüğü süre boyunca hamile kalabilir, ancak doğurganlığı 32 yaşında azalmaya başlar ve 37 yaşına geldiğinde bu süreç hızlanır. Ergenlik, bir kadının biyolojik olarak en doğurgan olduğu zamandır. hamile kalmak için en iyi yaştır. Ama hazır olan sadece kadının bedenidir, geri kalanı değil. Yirmili yaşların sonları, daha olgun olduğu için bir kadının hamile kalması için en uygun yaş olabilir.

Yeni yapılan bir araştırma, 30’lu yaşların sonundaki kadınların, 20’li yaşların başındaki kadınlara kıyasla, en doğurgan günlerinde bile hamile kalma şanslarının yüzde 50 daha düşük olduğunu ortaya koydu.

Bazıları için 30’lu yaşlarda gebe kalmak kolaydır, ancak ölü doğum ve down sendromlu bir bebeğe sahip olma riski daha fazladır. Ayrıca, geç gebe kalan kadınlarda preeklampsi, gestasyonel diyabet ve erken doğum gibi sorunlar daha sık ​​görülür.

Ancak teknolojideki ilerlemelerle, daha yaşlı olsanız bile sağlıklı bir hamilelik ve sağlıklı bir bebeğe sahip olmak artık çok kolay. 30 yaşından sonra çocuk sahibi olmanın bir yararı, bu çocukların daha genç annelerden doğanlara kıyasla daha iyi bilişsel becerilere sahip olmalarıdır. Bu durum, çocukların daha akıllı olmasının ardındaki bir faktör olabilir.

30 yaşından sonra çocuk sahibi olmayı seçmek kesinlikle iyidir. Akılda tutulması gereken tek şey, karşılaşmanız gerekebilecek olası komplikasyondur. Bunları bilmek işleri daha iyi hale getirmese de, en azından kadını gelecek sorunlara hazırlar ve böylece mücadelesini biraz daha kolaylaştırır.

50 yaşında çocuk sahibi olmak! Bu mümkün mü?

Araştırmalar, bir kadının menopoz aşamasına ulaşana kadar bebek sahibi olmak için asla çok yaşlı olmadığını söylüyor. Yani 50 yaşında olsanız bile çocuk sahibi olmanız mümkündür.

Teknolojideki gelişmeler 40’lı hatta 50’li yaşlardaki kadınların anne olmalarını mümkün kılmıştır. Bu yaşta hamile kalmak şaka değil, tüp bebek veya donör yumurta yardımı ile hamile kalınabilir. Bunun için rahminizin bebeği taşıyacak kadar sağlıklı ve güçlü olması yeterlidir.

Bebek sahibi olmak kadının hayatında önemli bir değişiklik getirir, bu nedenle kadının bunu düşünmesi ve kendisi için en iyi zamanın ne olduğunu görmesi çok önemlidir. Ancak, vücudunuz ve komplikasyonlarınız hakkında bilgi sahibi olmak kesinlikle yardımcı olabilir.

Paylaşın

Alışveriş Bozukluklarının Tedavisinde ‘İlk Adım’

Aşırı veya kontrolsüz satın alma veya alışveriş oldukça yaygın ve büyüyen bir sorundur, ancak bu önemli psikolojik ve sosyal sorunun kapsamını ve etkilerini ölçmekteki sorunlar devam etmektedir. Satın Alma-Alışveriş Bozukluğu resmi olarak ayrı bir tanı olarak kabul edilmedi, ancak bir araştırma ekibi ölçülebilir bir aşırı satın alma ölçeği geliştirdi.

Haber Merkezi / Flinders Üniversitesi’nden Profesör Mike Kyrios ve Dr Dan Fassnacht liderliğindeki bir araştırma ekibi, ölçülebilir bir aşırı satın alma ölçeği uygulayabilen tanı kriterleri geliştirdi.

Profesör Kyrios, araştırmaya ilişkin yaptığı değerlendirmede, Aşırı Satın Alma Derecelendirme Ölçeği’nin Satın Alma-Alışveriş Bozukluğunun ciddiyetini ölçmede önemli bir ilk adımı oluşturduğunu vurgulayarak, “Önerilen tanı kriterlerine dayanan aşırı satın alma veya alışverişin ciddiyetini değerlendirmek için hiçbir önlem yoktur ve bu, devam eden araştırma çabalarını sınırlandırmaktaydı” dedi.

Kadınların ve gençlerin daha yüksek aşırı satın alma eğiliminde olduğunu belirten Kyrios, açıklamasının devamında şunları ifade etti;

“Eksiklikleri gidermek için kullandığımız bir strateji”

“Satın alma, kendimizde gördüğümüz eksiklikleri gidermek için kullandığımız bir strateji gibi görünüyor. Kendi değerlerinden daha emin olmayanların aşırı satın alma veya alışverişe yenik düşmeleri ve ilgili yararsız inançlar geliştirmeleri daha olası”

“Bir dereceye kadar açıklıyor”

Satın almanın faydaları hakkında güçlü inançlara sahip olmanın aşırı satın alma ciddiyetinin önemli göstergeleri olduğunu açıklayan Dr. Dan Fassnacht ise, konuya ilişkin yaptığı değerlendirmede, “Bir nesneyi satın almanın duygusal güvenliğe yol açacağına veya nesneyi satın almamanın fırsat kaybına yol açacağına dair güçlü inançlar, insanların neden satın alma dürtülerini kontrol edemediklerini bir dereceye kadar açıklıyor” ifadelerini kullandı.

Araştırma grubu, bulguların aşırı satın alma tedavilerinin geliştirilmesi için önemli etkileri olduğunu düşünüyor.

Paylaşın

Diyabet İçin Vegan Diyeti: Avantajları Ve Dezavantajları

Sağlıklı bir diyet diyabetin yönetiminde önemli bir rol oynar. Diyebetiniz varsa, vegan bir diyetin bu rahatsızlığı yönetmenize yardımcı olup olmayacağını merak ediyor olabilirsiniz. Eğer vegan diyetiyle ilgileniyorsanız, başarılı olmak için nasıl yemek planlayacağınızı, alışveriş yapacağınızı ve kendi kendinizi nasıl izleyeceğiniz çok önemlidir.

Haber Merkezi / Vegan diyeti, diyabeti kontrol altına almada yardımcı olabilecek tek diyet olmasa da, durumu kontrol altında tutmak için iyi bir diyettir. İşte, diyabet için vegan diyeti, avantajları ve dezavantajları ve diyette nasıl başarılı olunacağı konusunda 3 günlük örnek bir yemek planı.

Vegan diyeti nedir ve nasıl yapılır?

Vegan diyeti, et, süt ve hayvansal ürünlerden tamamen arındırılmış bir diyet türüdür. Onun için, tüm beslenme ihtiyaçlarınızı karşıladığınızdan emin olmak için dikkatli bir planlama gerektirir.

Genel olarak, karbonhidratlar kan şekeri düzeylerini protein ve yağdan daha fazla etkilediğinden, diyabetli kişilerin karbonhidrat alımlarını gün boyunca tutarlı tutmaları gerekir.

Yemekler ve atıştırmalıklar, karbonhidrat, protein ve sağlıklı yağ ile dengelenmelidir, çünkü öğününüze karbonhidrat olmayan yiyecekleri dahil etmek, karbonhidratların kan şekeriniz üzerindeki etkilerini azaltmaya yardımcı olabilir.

Diyabet için vegan bir diyet uyguluyorsanız, yemek ve atıştırmalık hazırlamak için kullanabileceğiniz bazı karbonhidrat, protein ve yağ örnekleri;

  • Karbonhidratlar; Tam tahıllı un (ekmek, makarna), pirinç, patates, yulaf, irmik, kinoa, meyve (taze, dondurulmuş veya şekersiz konserve), mısır
  • Proteinler; Soya fasulyesi ve soya fasulyesi ürünleri, fasulye, mercimek, bezelye, yer fıstığı, ağaç kuruyemişleri, fındık ezmesi, tohumlar
  • Yağlar; Zeytinyağı, avokado yağı, avokado, fındık ve tohumlar, hindistancevizi, bitki bazlı sürülebilir ürünler

Ek olarak, bir tür sindirilemeyen karbonhidrat olan lif, çoğu bitki bazlı gıdada bulunur. Lif, bu gıdaların daha doyurucu olmasına ve ayrıca kan şekeri etkilerini azaltmaya yardımcı olabilir.

Sahip olduğunuz diyabet tipine, fiziksel aktivite seviyenize, yaşınıza, cinsiyetinize ve diğer bazı faktörlere bağlı olarak, bir diyetisyen, her öğünde ihtiyacınız olan en uygun karbonhidrat miktarını belirlemenize yardımcı olabilir.

Avantajları;

Bir vegan diyetinin diyabet için potansiyel avantajları, kan şekeri yönetimi, insülin duyarlılığı ve kilo yönetimini içerir.

  • Kan şekeri yönetimi; Araştırmalar, vegan bir diyetin geleneksel bir diyete göre biraz daha iyi kan şekeri yönetimi ile sonuçlandığını ortaya koymaktadır
  • İnsülin hassasiyeti; İnsülin, normal glikoz seviyelerini korumaya yardımcı olan anahtar hormondur. Araştırmalar, hayvan proteinlerinin insülin direncinin gelişimine bitki proteinlerinden daha güçlü bir şekilde katkıda bulunabileceğini öne sürüyor
  • Kilo yönetimi; Vegan beslenme, tip 2 diyabetli kişilerin kilolarını kontrol etmelerine yardımcı olarak faydalı olabilir. Kilo vermek, insülin duyarlılığını artırmaya yardımcı olabilir ve vegan diyetler, yağ ve kalorilerde omnivor diyetlerden daha düşük olma eğilimindedir, bu da kilo vermeyi kolaylaştırabilir

Dezavantajları;

Genel olarak vegan diyetinin diyabetli insanlar içi bazı potansiyel dezavantajları vardır. Dikkatli bir planlama ile bu olumsuzluklar önlenebilir.

Besin eksiklikleri; Vegan diyeti yapanlar, özellikle B12 vitamini, B6 vitamini, demir, kalsiyum, omega-3 yağları, iyot ve çinko eksiklikleri olmak üzere diğer insanlara göre belirli besin eksiklikleri riski altındadır. Bununla birlikte, tüm bu besin maddelerini, diyetinize bu besinlerin iyi kaynakları olan bitki bazlı gıdaları takviye ederek aşabilirsiniz.

İşte bu besinlerin vegan kaynaklarına bazı örnekler;

  • B12 Vitamini; Güçlendirilmiş besin mayası, güçlendirilmiş tahıllar
  • B6 Vitamini; Nohut, patates, muz, güçlendirilmiş tahıllar
  • Demir; Zenginleştirilmiş tahıllar, beyaz fasulye, bitter çikolata, mercimek, ıspanak, tofu
  • Kalsiyum; Zenginleştirilmiş portakal suyu, tofu, güçlendirilmiş tahıllar, şalgam yeşillikleri, lahana
  • Omega-3 yağları; Chia tohumları, keten tohumları, kanola yağı, soya fasulyesi yağı
  • İyot; Deniz yosunu, iyotlu tuz, soya sütü, badem sütü
  • Çinko; Güçlendirilmiş tahıl, kabak çekirdeği, kaju fıstığı, nohut, badem, barbunya fasulyesi

Yetersiz protein; Vegan diyeti yapanların optimal sağlığı korumak için yeterli protein ve doğru amino asit çeşitliliğini almaları da zor olabilir. Protein, yeni vücut dokuları oluşturmak için gereklidir ve amino asitler sağlığınızda çeşitli roller oynar.

Vegan protein kaynakları şunlardır;

  • Soya; Tofu, tempeh, soya fıstığı, siyah soya fasulyesi, soya sütü
  • Baklagiller; Nohut, siyah fasulye, barbunya, yer fıstığı, fıstık ezmesi, mercimek, bezelye
  • Kuruyemişler; Badem, fındık, macadamia fıstığı, fındık yağı, fındık sütü
  • Tohumlar: Chia tohumu, keten tohumu, ayçiçeği çekirdeği, kabak çekirdeği, ayçiçek yağı
  • Tahıllar: Kinoa, yulaf, teff, amaranth
  • Protein tozları; Bezelye proteini, soya proteini

Aşırı karbonhidrat; Özellikle diyabetli insanları etkileyebilecek vegan diyetinin son bir dezavantajı, kan şekeri seviyenizi etkileyebilecek karbonhidratlarda aşırıya kaçmanın kolay olmasıdır. Bitkisel gıdalar hayvansal gıdalardan daha fazla karbonhidrat içerir, bu nedenle vegan beslenme doğal olarak omnivor beslenmeye göre daha fazla karbonhidrat içerir. Karbonhidratlar bir bütün olarak sağlıksız değildir ve kesinlikle diyabet için sağlıklı bir diyetin parçası olabilir, ancak sağlıklı kan şekeri seviyelerini korumak için alımınızı sınırlı hale getirmek önemlidir. Sizin için en uygun karbonhidrat miktarı hakkında sağlık danışmanınızla konuşun.

İşte diyabet için üç günlük vegan yemek planı;

1.gün

  • Kahvaltı; Taze meyveli yumurtasız Fransız tostu
  • Atıştırmalık; Havuç ve kereviz ile humus
  • Öğle yemeği; Pirinç, tempeh ve sebze kasesi
  • Atıştırmalık; Fırında pişmiş çıtır lahana cipsleri ve kavrulmuş badem
  • Akşam yemeği; Nohut ve patates
  • Atıştırmalık; Çikolatalı badem ezmesi protein topları

2. gün

  • Kahvaltı; Vişne çikolatalı hindistan cevizi sütü chia pudingi
  • Atıştırmalık; Taze meyve ve ayçiçeği tohumu ile hindistan cevizi yoğurdu
  • Öğle yemeği; Fıstık miso soslu gökkuşağı kinoa salatası
  • Atıştırmalık; Çıtır kavrulmuş nohut
  • Akşam Yemeği: İtalyan usulü siyah fasulye köftesi
  • Atıştırmalık; Fıstık ezmesi proteinli kupa kek

3 gün

  • Kahvaltı; Nihai yüksek proteinli kahvaltı burritoları
  • Atıştırmalık; Vanilyalı chai latte smoothie
  • Öğle yemeği; En iyi vegan simit sandviçi
  • Atıştırmalık; Guacamole ve mini tatlı biber
  • Akşam yemeği; Brokoli ve edamame ile spagetti, tavada kızartma kabak
  • Atıştırmalık; Fıstık ezmeli muzlu kek
Paylaşın

Kilo Vermeye Çalışıyorsanız, Bu 3 Şeyi Unutmayın

Yeni tip koronavirüs (Kovid 19) salgını, son 1,5 yıldır hayatımızda yarattığı yıkımın yanı sıra birçok farklı sorunu da beraberinde getirdi. Salgının neden olduğu en büyük sorunlardan biri, hepimizin fazladan kilo almasıdır.

Haber Merkezi / Bu ekstra kiloyu kaybetmek göz korkutucu bir görev olabilir. Sorun, kilo verirken çoğu insanın sadece forma girmeye odaklanmasından kaynaklanır, bu da birçok sağlık sorununa yol açabilir. Sağlıklı bir şekilde kilo vermek için hatırlamanız gereken üç şey var.

Yeterli miktarda su tüketmek

Kilo vermeye çalışsanız da çalışmasanız da, vücudunuzu susuz bırakmamak çok önemlidir. Su genellikle açlığı bastırır (burada normal koşularda aç kalmaktan bahsediliyor), bu nedenle yeterli su tüketmek sizi aşırı yemek yemekten alıkoyar ve böylece kilo vermenize yardımcı olur. Uzmanlar günde en az 2,5 litre su içilmesi gerektiğini söylüyor.

Beslenmenize meyveleri ekleyin

Kilo vermeye çalışırken genellikle rafine şekeri kesmeniz önerilir. Meyveler, gün boyu ihtiyacınız olan enerjiyi sağlayacak doğal şekere sahiptir. Hem tok kalmak hem de enerji ihtiyacınızı karşılamak için meyve tüketiminizi maksimum orana çıkarın.

Daha fazla hareket edin

Vücut için her hareket önemlidir. Uzun süre oturmak, bazı ölümcül hastalıklara yakalanma riskinizi de artırır. Her gün bir saat özel bir antrenman yapıyor olsanız bile, gün boyu aktif kalmanız önerilir. Merdiven çıkmak, kısa yürüyüşler yapmak veya telefonda konuşurken yürümek, metabolizmanızı hızlandırabilir ve kilo vermenize yardımcı olabilir.

Paylaşın