İşsiz Sayısı 13 Milyona Dayandı

Geniş tanımlı işsiz sayısı nisan ayında 12 milyon 996 bine yükseldi. Geniş tanımlı işsiz sayısı bir önceki yılın nisan ayında 10 milyon 767 bin olarak kayıtlara geçmişti.

Haber Merkezi / Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu Araştırma Merkezi (DİSK-AR), İşsizliğin Görünümü Raporu (Nisan 2025) yayımlandı.

Rapordan öne çıkan bölümler şöyle: DİSK-AR tarafından TÜİK verilerinden yararlanarak yapılan hesaplamaya göre mevsim etkisinden arındırılmış geniş tanımlı işsiz sayısı ise Nisan 2025’te 12 milyon 996 bin kişi olarak gerçekleşti. 13 milyon kişiyi kapsayan yüzde 32,2’lik geniş tanımlı işsizlik 2014 Ocak’tan beri en yüksek düzeyine ulaştı. Nisan 2025 döneminde yüzde 32,2 olarak açıklanan geniş tanımlı işsizlik oranı son 136 ayın rekorunu kırdı.

Pandemi döneminde geniş tanımlı işsiz sayısının en yüksek olduğu ay Ocak 2021’di. Ocak 2021’de dar tanımlı işsizlik oranı yüzde 12,3 ve işsiz sayısı 3,9 milyondu. Bu dönemde geniş tanımlı işsizlik oranı yüzde 29 ve geniş tanımlı işsiz sayısı ise 10,5 milyondu. Nisan 2025’te geniş tanımlı işsiz sayısı pandeminin en yüksek olduğu dönemden 2 milyon 527 bin kişi yüksek hesaplandı.

2025 Nisan ayında geniş tanımlı işsizlik hem aylık hem aylık olarak patlama yaşadı. Nisan 2024’te yüzde 27,4 olan geniş tanımlı işsizlik oranı Mart 2025’te yüzde 28,8’e yükseldi ve Nisan 2025’te tarihi zirvesini yaparak yüzde 32,2’ye ulaştı. Geniş tanımlı işsiz sayısı da bu dönemde artmaya devam etti. Nisan 2024’te 10,8 milyon olan geniş tanımlı işsiz sayısı Mart 2025’te 11,8’e yükselirken Nisan 2025’te 13 milyona dayandı. Böylece geniş tanımlı işsiz sayısında bir yıllık artış 2 milyon 229 bin ve aylık artış ise 1 milyon 240 bin oldu.

Uzun zamandır TÜİK tarafından düşüş eğilimi olan dar tanımlı (açık) işsizlerin sayısında artış görülüyor. Dar tanımlı işsiz sayısında son bir yılda 21 bin kişi, son bir ayda ise 200 kişilik bir artış görüldü. Dar tanımlı işsizlik oranı aylık olarak yüzde 0,6 puan artış gösterdi.

TÜİK tarafından yayımlanan HİA verilerine göre Nisan 2025’te geniş tanımlı işsizlikte (âtıl işgücü) artış devam etti. Geniş tanımlı işsiz sayısı son bir yılda 2 milyon 229 bin kişi arttı.

Geniş tanımlı işsiz sayısı Nisan 2024’te 10 milyon 767 bin ve Nisan 2025’te ise 12 milyon 996 bin olarak gerçekleşti. Geniş tanımlı işsiz sayısındaki artışın sebebi zamana bağlı eksik istihdam ve ümitsiz işsizler ile iş aramayıp çalışmaya hazır olanları, iş arayan ancak hemen çalışmaya başlayamayacak olanları kapsayan potansiyel işgücü sayısındaki artıştır.

Zamana bağlı eksik istihdam kapsamındaki artış sürüyor. Haftalık 40 saatten daha az çalışan ve imkânı olması durumunda daha çok çalışmayı isteyenlerin zamana bağlı eksik istihdam edilenlerin sayısı son bir yılda 3 milyon 982 binden 4 milyon 907 bine yükselerek 925 bin kişi arttı. Zamana bağlı eksik istihdamdaki artış geçim sıkıntısının sonucu olarak ortaya çıkıyor.

Potansiyel işgücü sayısı son bir yılda 1 milyon 284 bin kişi artarak 3 milyon 743 binden 5 milyon 27 bine yükseldi. Başka bir ifadeyle Nisan 2025 itibarıyla Türkiye’de 5 milyonu aşkın kişi, çalışmak istemesine rağmen iş bulamıyor.

TÜİK tarafından açıklanan dört ayrı işsizlik türünde de kadın işsizliği erkek işsizliğinden oldukça yüksek seyrediyor. Nisan 2025’te mevsim etkisinden arındırılmış dar tanımlı işsizlik oranı erkeklerde yüzde 7,1 iken kadınlarda yüzde 11,5 olarak gerçekleşti. Geniş tanımlı işsizlik (âtıl işgücü) erkeklerde yüzde 27,5 kadınlarda ise yüzde 40 olarak hesaplandı. Geniş tanımlı kadın işsizliği ile geniş tanımlı erkek işsizliği arasındaki fark 12,5 puandır.

Nisan 2025’te mevsim etkisinden arındırılmış dar tanımlı işsizlik (işsizlik 1) yüzde 8,6 olarak açıklanırken zamana bağlı eksik istihdam ile işsizlerin bütünleşik oranı (işsizlik 2) yüzde 22,5; işsiz ve potansiyel işgücünün bütünleşik oranı (işsizlik 3) yüzde 20 ve âtıl işgücü oranı (işsizlik 4, geniş tanımlı işsizlik) ise yüzde 32,2 olarak açıklandı.

Nisan 2025’te zamana bağlı eksik istihdam ve işsizlerin bütünleşik oranı erkeklerde yüzde 21,2 iken kadınlarda yüzde 24,9’dur. İşsiz ve potansiyel işgücünün bütünleşik oranı erkeklerde yüzde 14,5 iken kadınlarda yüzde 29,3’tür.

Nisan 2025 itibarıyla kadınlarda mevsim etkisinden arındırılmış dar tanımlı işsiz sayısı 1 milyon 403 bin ve geniş tanımlı işsiz sayısı 6 milyon 205 bindir. Erkeklerde ise dar tanımlı işsiz sayısı 1 milyon 660 bin ve geniş tanımlı işsiz sayısı 6 milyon 791 bindir.

Nisan 2025’te mevsim etkisinden arındırılmış HİA verilerine göre işsizlik türlerinin en yüksek olduğu kategori yüzde 40 ile geniş tanımlı kadın işsizliği olmaya devam ediyor. İşsizlik türlerinde ikinci yüksek işsizlik kategorisi yüzde 32,2 ile geniş tanımlı işsizliktir. Nisan 2025’te üçüncü en yüksek işsizlik kategorisi ise yüzde 23,7 ile geniş tanımlı erkek işsizliği oldu.

İşsizlerin yüzde 85’i işsizlik ödeneği alamıyor

TÜİK’in resmi dar tanımlı işsizlerin ezici çoğunluğu işsizlik ödeneğinden yararlanamıyor. İşsizlik ödeneğinden yararlanma koşullarının ağır olması ve işsizlik sigortası kaynaklarının amacı dışında kullanılması sebebiyle işsizlerin büyük çoğunluğu işsizlik ödeneğinden yararlanamıyor.

Nisan 2025’te TÜİK toplam dar tanımlı işsiz sayısını 3 milyon 63 bin kişi olarak açıkladı. İŞKUR’un Nisan 2025 İşsizlik Sigortası Bültenleri verilerine göre ise bu ayda işsizlik ödeneği alabilenlerin sayısı 469 bin 792’dir. Böylece Nisan 2025’te resmi işsizlerin sadece yüzde 15,3’ü işsizlik ödeneği alabildi. Yaklaşık 2,6 milyon işsiz işsizlik ödeneğinden yoksun kaldı. Bu da işsizlerin yüzde 84,7’sinin işsizlik ödeneği alamadığı anlamına geliyor.

Paylaşın

Türkiye’de Kayıtlı Çalışan Sayısı Son Beş Ayda 620 Bin Azaldı

TEPAV’ın raporuna göre; Eylül 2024’ten bu yana istihdam kaybı 619 bin 744 oldu. Raporda, 89 alt sektörün 39’unda çalışan sayısının azaldığı, 81 ilin 29’unda istihdamda düşüş yaşandığı vurgulandı. 

Haber Merkezi / Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı’nın (TEPAV) Şubat 2025’e ait İstihdam İzleme Raporu’nu yayınladı. Raporda, özetle şu ifadelere yer verildi:

“Şubat ayında Sosyal Güvenlik Destek Primi (SGDP) ödenen çalışanlar dahil toplam sigortalı çalışan sayısı yıllık olarak yüzde 1 (255.879) arttı, aylık olarak ise yüzde 0,3 (77.731) azaldı ve 24.972.106 olarak gerçekleşti.

Eylül 2024’ten bu yana kayıtlı sigortalı çalışan sayısında 620 bine yakın azalma yaşandı. Ayrıca, bu dönemde SGDP ödenenlerin sayısı da yıllık olarak yüzde 10,3 artarak 2.104.633’e ulaştı ve toplam sigortalı çalışanlar içindeki payı yüzde 8,4 oldu.

Şubat ayında yıllık bazda 89 alt sektörün 39’unda sigortalı ücretli çalışan sayısı geriledi; bina ve çevre düzenleme faaliyetleri 84.984’lük çalışan sayısı ile en fazla istihdam kaybeden sektör oldu. Bina çevre düzenleme faaliyetleri sektörünün çalışan sayısındaki yıllık değişimi yüzde 13,7 oranında daralmaya işaret etti. Giyim eşyaları imalatı (56.593) ve eğitim (27.135) çalışan sayısı olarak istihdamı en çok daralan diğer sektörler oldu.

Diğer taraftan, alt sektörlerde perakende ticaret 167.386 çalışan sayısı ile en fazla istihdam artışı sağlayan sektörken bu sektörü 89.107 artışla insan sağlığı hizmetleri sektörü takip etti. Ayrıca, yiyecek ve içecek hizmeti faaliyetleri (86.232) ve toptan ticaret sektörü (50.155) en çok istihdam artışı görülen diğer sektörlerden oldu.

Deprem illerinde çalışan sayısı arttı

Çalışan sayısında en fazla artış 89.255 ile Hatay’da kaydedildi. Hatay’ı 37.331 artışla Ankara, 30.625 artışla Kahramanmaraş, 24.599 ile Antalya takip etti. Çalışan sayısında yıllık bazda en fazla düşüş ise 19.748 ile Bursa’da gerçekleşti. Bursa’yı 9.664 ile Muğla, 7.553 ile Tekirdağ izledi.

Şubat ayında iş yeri sayısı en çok artan il Hatay (6.504) oldu. Hatay’ı Adıyaman (3.440), Kahramanmaraş (3.294) ve Ankara (3.025) takip etti. Diğer taraftan, İstanbul’da iş yeri sayısı 1.335, Rize’de 27 ve Ardahan’da 6 geriledi.”

Paylaşın

Türkiye’de Çalışanların Yarısı “Açlık Sınırı’nın Altında Ücret Alıyor

Türkiye’de ücretle çalışanların sayısı 15,3 milyon seviyesinde iken, bu çalışanların yaklaşık yarısı asgari ücretli. Mart 2025 itibarıyla net asgari ücret 22 bin 104 lira iken, dört kişilik bir ailenin açlık sınırı 24 bin 35 liraya ulaştı.

Ekonomist Mahfi Eğilmez, ücretlerin uzun vadede geçimlik düzeye doğru eğilim gösterdiğini savunan Tunç Kanunu’nun, günümüz Türkiye’sinde yeniden gündeme geldiğini belirtti. Eğilmez’e göre, asgari ücret düzeyi artık yalnızca geçim değil, açlık sınırının da gerisine düşmüş durumda.

Tunç Kanunu’nun 19’uncu yüzyılda Ferdinand Lassalle tarafından ortaya atıldığını hatırlatan Eğilmez, bu görüşün David Ricardo’nun rant yasası ile Thomas Malthus’un nüfus artışı üzerine yorumlarına dayandığını aktardı. Yazısında, “Tunç Kanunu’na göre ücretler geçimlik ücret düzeyinin altına düşemez, çünkü insan o düzeyin altında yaşamını sürdüremez” diyen Eğilmez, günümüzde bu sınırın da altına inilmekte olduğunu vurguladı.

Eğilmez’in değerlendirmesine göre Mart 2025 itibarıyla net asgari ücret 22.104,67 TL. Aynı tarihte TÜRK-İŞ’in dört kişilik bir aile için hesapladığı açlık sınırı ise 24.035,59 TL. Bu veriler ışığında Eğilmez, “22.104,67 liralık asgari ücret, yalnızca aile reisinin çalışması halinde 4 kişilik ailenin açlık sınırının 1.930,92 lira altında kalıyor” bilgisini paylaştı.

İki kişinin asgari ücretle çalıştığı bir hanede toplam gelir 44.209,34 TL’ye yükselse de, aynı dönemde yoksulluk sınırı 78.291,84 TL olarak belirlendi. Eğilmez’e göre, bu durumda aile açlık sınırının üzerine çıkıyor ama yoksulluk sınırının 34.082,50 lira altında kalıyor.

Türkiye’de ücretle çalışanların sayısı 15,3 milyon. Eğilmez, net bir veri bulunmamakla birlikte bu kişilerin yaklaşık yarısının, yani 7 milyonunun, asgari ücretle çalıştığının tahmin edildiğini yazdı. Ayrıca, “Bunlara, asgari ücretin üzerinde ama yoksulluk sınırının altında ücret alanları da eklersek muhtemelen on milyon kişinin üzerine çıkarız” notunu düştü.

Eğilmez, “Lassalle, Tunç Kanunu’nu ortaya attığında muhtemelen yeme içme, giyinme ve barınma maliyetleri geçinme düzeyi olarak algılanıyordu” ifadesiyle tarihsel farklara dikkat çekti. Bugün ise geçinme düzeyi, ulaşım, eğitim, kültür ve eğlence gibi giderleri de kapsıyor.

Tunç Kanunu’na karşı ileri sürülen teorilerden biri olan İçeridekiler-Dışarıdakiler yaklaşımına da değinen Eğilmez, bu modelin Türkiye’de farklı bir biçimde uygulandığını belirtti. “Şirketler, yeni elemanlar almak yerine, emeklilik hakkını elde edip emekli olanların bazılarını eski ücretleriyle bazılarını daha düşük ücretlerle çalıştırmaya devam ediyorlar” değerlendirmesini yaptı.

Eğilmez’in yazısı şu şekilde: “Tunç Kanunu, gerçek ücretlerin uzun dönemde, işçinin yaşamını sürdürmesi için gereken asgari ücrete doğru eğilim gösterdiğini öne süren bir ekonomik görüştür. 19’uncu Yüzyılda Ferdinand Lassalle tarafından ortaya atılmıştır. Lassalle bu görüşü ortaya atarken iki yaklaşımdan yararlanmıştır: David Ricardo’nun rant yasası ve Thomas Robert Malthus’un nüfus üzerine yorumları. Malthus’a göre ücretler geçimlik düzeyin üzerine çıktığında nüfus artar, geçimlik düzeye yaklaştığında nüfus azalır.

Tunç Kanunu’na göre ücretler geçimlik ücret düzeyinin altına düşemez, çünkü insan o düzeyin altında yaşamını sürdüremez. Emek piyasasındaki rekabet, ücretlerin fazla yükselmesinin önünde engel oluşturur. Bu durumda gerçek ücretler sürekli düşüş ve geçimlik ücret düzeyine yaklaşma eğiliminde olur.

Tunç Kanunu’na karşı geliştirilen argümanlar içinde en güçlüsü Assar Lindbeck ve Dennis Snower tarafından ortaya atılan İçeridekiler Dışarıdakiler Teorisidir. Buna göre şirketler, işsizleri işe alıp onları yetiştirmenin maliyetine katlanmak yerine istihdam etmekte oldukları işçileri muhafaza etmeye çalışırlar. Ve bu nedenle de onların ayrılmaması için ücretlerini artırmayı tercih ederler. Son derecede mantıklı görünse de bu teori daha ziyade kalifiye elemanlar için geçerlidir. Kalifiye olmayan emek gerektiren işlerde çalıştırılacak elemanların pek bir yetiştirme maliyeti olmaz.

Buraya kadar ortaya koyduğumuz bu konular içinde bazı meseleleri açıklığa kavuşturmamız gerekiyor. Birinci mesele ücret ve gerçek ücret arasındaki farktır. Ücret, emekçiye üretime kattığı emeği karşılığında ödenen nominal bir bedeldir. Enflasyon ortamında bu nominal ücret emekçi açısından satın alma gücünü göstermez. Gerçek satın alma gücü nominal ücretin enflasyondan arındırılmasıyla ortaya çıkar. İkinci mesele geçimlik ücret düzeyinin ne olduğu meselesidir. Lassalle, Tunç Kanunu’nu ortaya attığında muhtemelen yeme içme, giyinme ve barınma maliyetleri geçinme düzeyi olarak algılanıyordu. Bugün bu maliyetlere ek olarak geçinme düzeyine ulaştırma, eğitimi, kültür, eğlence gibi giderler eklenmiş bulunuyor.

Şimdi Tunç Kanunu’nu Türkiye’deki asgari ücrete uygulamaya çalışalım.

Türkiye’de asgari ücret brüt olarak 26.005,50 lira, net olarak da 22.104,67 lira düzeyinde bulunuyor. Bizi bu değerlendirme açısından ilgilendiren miktar net asgari ücret. Çünkü günlük geçim düzeyiyle karşılaştırılabilecek olan ücret odur.

Yaşam maliyeti, belirli bir yer ve zaman diliminde barınma, gıda, vergi ve sağlık gibi temel masrafları karşılamak için gereken para miktarıdır. TÜRK-İŞ araştırmasına göre 4 kişilik bir ailenin açlık sınırı 24.035,59 lira olarak hesaplanmıştır. Açlık sınırı; dört kişilik bir ailenin, sağlıklı ve dengeli beslenebilmesi amacıyla bir ayda gıda için yapması gereken asgari harcama tutarını tanımlamaktadır.

Bir başka deyişle açlık sınırı denildiğinde; yalnızca gıda harcamaları hesaplanmakta, kira, sağlık, eğitim vb. gibi harcamalar hesaba katılmamaktadır. Buna göre 22.104,67 liralık asgari ücret, yalnızca aile reisinin çalışması halinde 4 kişilik ailenin açlık sınırının 1.930,92 lira altında kalıyor. Aynı tarih itibarıyla bu 4 kişilik ailenin yoksulluk sınırı 78.291,84 lira olarak hesaplanmıştır. Yoksulluk sınırı; zorunlu ihtiyaçlar için yapılması gereken toplam harcama tutarını ifade ediyor.

Bir başka deyişle yoksulluk sınırının içinde gıda harcaması yanında giyim, konut, ulaşım ve diğer ihtiyaçlar da asgari ölçülerle yer alıyor. Söz konusu 4 kişilik ailede baba ve anne asgari ücretle çalışıyor olsa haneye giren gelir 44.209,34 lira eder. Bu durumda bu aile açlık sınırının üzerine çıkar ama yoksulluk sınırının hala 34.082,50 lira altında kalır.

Mart 2025 itibarıyla Türkiye’de ücretle çalışanların sayısı 15,3 milyon kişidir. Buna karşılık asgari ücret alan ücretli çalışanların sayısı konusunda net bir veri bulunmuyor. Tahminlerimize göre ücretle çalışanların yarısına yakını (kabaca 7 milyonu) asgari ücretle çalışıyor. Bunlara, asgari ücretin üzerinde ama yoksulluk sınırının altında ücret alanları da eklersek muhtemelen on milyon kişinin üzerine çıkarız.

Bu durum bize Türkiye’de Tunç Kanunu’nun da ötesine geçildiğini gösteriyor. Öte yandan içeridekiler dışarıdakiler teorisi Türkiye’de değişik bir uygulama şekline bürünmüş görünüyor. Şirketler, yeni elemanlar almak yerine, emeklilik hakkını elde edip emekli olanların bazılarını eski ücretleriyle bazılarını daha düşük ücretlerle çalıştırmaya devam ediyorlar.”

Paylaşın

Son On Üç Yılda 2 Bin 728 Genç İş Kazalarında Hayatını Kaybetti

2013 – 2025 yılları arasında en az 2 bin 728 genç işçi iş kazalarında hayatını kaybetti. Yasalar, 15 yaşını tamamlamış, ancak 18 yaşını tamamlamamış kişi “genç işçi” olarak tanımlanır.

Haber Merkezi / İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi (İSİG Meclisi) Genç İşçiler İş Cinayetleri Raporu’nu yayınladı. Buna göre, 2013 – 2025 yılları arasında en az 2 bin 728 genç işçi iş kazalarında hayatını kaybetti.

2013 yılında en az 193 genç işçi, 2014 yılında en az 226 genç işçi, 2015 yılında en az 222 genç işçi, 2016 yılında en az 233 genç işçi, 2017 yılında en az 232 genç işçi, 2018 yılında en az 225 genç işçi, 2019 yılında en az 206 genç işçi, 2020 yılında en az 202 genç işçi, 2021 yılında en az 174 genç işçi, 2022 yılında en az 252 genç işçi, 2023 yılında en az 260 genç işçi, 2024 yılında en az 239 genç işçi ve 2025 yılının ilk dört ayında en az 64 genç işçi olmak üzere; 2013-2025 yılları döneminde “en az” 2728 genç işçi hayatını kaybetti.

2013 – 2024 yılları döneminde “Genç İşçi” iş cinayetlerinin işkollarına göre dağılımı şöyle: İnşaat, Yol işkolunda 718 genç; Tarım, Orman işkolunda 455 genç (320 işçi ve 135 çiftçi); Konaklama, Eğlence işkolunda 241 genç; Taşımacılık işkolunda 180 genç; Metal işkolunda 164 genç; Madencilik işkolunda 152 genç; Ticaret, Büro, Eğitim, Sinema işkolunda 125 genç; Belediye, Genel İşler işkolunda 95 genç; Enerji işkolunda 88 genç; Gıda, Şeker işkolunda 72 genç; Tekstil, Deri işkolunda 60 genç; Sağlık, Sosyal Hizmetler işkolunda 59 genç; Savunma, Güvenlik işkolunda 56 genç; Petro-Kimya, Lastik işkolunda 53 genç; Gemi, Tersane, Deniz, Liman işkolunda 46 genç; Ağaç, Kağıt işkolunda 29 genç; Çimento, Toprak, Cam işkolunda 29 genç; Basın, Gazetecilik işkolunda 16 genç; İletişim işkolunda 4 genç; Banka, Finans, Sigorta işkolunda 1 genç; elimizdeki veriler ışığında çalıştığı işkolunu belirleyemediğimiz 85 genç işçi hayatını kaybetti…

2013 – 2024 yılları döneminde “Genç İşçi” iş cinayetlerinin nedenlerine göre dağılımı şöyle:Trafik, Servis Kazası nedeniyle 650 genç; Yüksekten Düşme nedeniyle 448 genç; Ezilme, Göçük nedeniyle 414 genç; Elektrik Çarpması nedeniyle 242 genç; Zehirlenme, Boğulma nedeniyle 209 genç; Şiddet nedeniyle 171 genç; Patlama, Yanma nedeniyle 128 genç; İntihar nedeniyle 110 genç; Kalp Krizi, Beyin Kanaması nedeniyle 79 genç; Nesne Çarpması, Düşmesi nedeniyle 63 genç; Kesilme, Kopma nedeniyle 32 genç; diğer nedenlerden dolayı 182 genç işçi hayatını kaybetti…

2013 – 2024 yılları döneminde “Genç İşçi” iş cinayetlerinin yaşlara göre dağılımı şöyle:18 yaşında 222 genç, 19 yaşında 305 genç, 20 yaşında 312 genç, 21 yaşında 253 genç, 22 yaşında 344 genç, 23 yaşında 385 genç, 24 yaşında 368 genç ve 25 yaşında 539 genç işçi hayatını kaybetti…

2013 – 2024 yılları döneminde “Genç İşçi” iş cinayetlerinin cinsiyetlere göre dağılımı şöyle: 235 genç kadın ve 2493 genç erkek işçi hayatını kaybetti…

2013 – 2024 yılları döneminde 280 göçmen “Genç İşçi” hayatını kaybetti: 144 genç Suriyeli, 85 genç Afganistanlı, 11 genç Türkmenistanlı, 7 genç Özbekistanlı, 7 genç İranlı, 5 genç Iraklı, 3 genç Azerbaycanlı, 3 genç Ukraynalı, 2 genç Gürcistanlı, 2 genç Kırgızistanlı, 2 genç Pakistanlı, 2 genç Rusyalı, 1 genç Cezayirli, 1 genç Filistinli, 1 genç Kolombiyalı, 1 genç Macaristanlı, 1 genç Moldovyalı, 1 genç Nepalli, 1 genç Nijeryalı, 1 genç Sudanlı, 1 genç Venezuelalı, 1 genç Zimbabveli…

2013-2025 yılları döneminde iş cinayetlerinde ölen Genç İşçilerin 87’si (yüzde 3,18) sendikalı işçi, 2641’i ise (yüzde 96,82) sendikasız. Sendikalı işçilerin 63 genç maden, 11 genç metal, 3 genç kimya, 3 genç güvenlik, 1 genç gıda, 1 genç tekstil, 1 genç eğitim, 1 genç inşaat, 1 genç enerji, 1 genç sağlık ve 1 genç belediye işkolunda çalışıyordu…

NOT: İSİG Meclisi, iş kazalarını iş cinayetleri olarak tanımlıyor.

Paylaşın

Yılın İlk Çeyreğinde İşsizlik Oranı Yüzde 28,5

Geniş tanımlı işsizlik oranı 2025 yılının ilk çeyreğinde bir önceki çeyreğe göre 0,4 puanlık artış ile yüzde 28,5 oldu. Zamana bağlı eksik istihdam ve işsizlerin bütünleşik oranı yüzde 18,4 iken potansiyel işgücü ve işsizlerin bütünleşik oranı yüzde 19,6 olarak tahmin edildi.

Haber Merkezi / Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), İşgücü İstatistikleri I. Çeyrek: Ocak – Mart 2025 verilerini açıkladı.

Buna göre; Hanehalkı İşgücü Araştırması sonuçlarına göre; 15 ve daha yukarı yaştaki kişilerde işsiz sayısı 2025 yılı I. çeyreğinde bir önceki çeyreğe göre 183 bin kişi azalarak 2 milyon 884 bin kişi oldu. İşsizlik oranı ise 0,4 puanlık azalış ile yüzde 8,2 seviyesinde gerçekleşti. İşsizlik oranı erkeklerde yüzde 6,6, kadınlarda yüzde 11,2 olarak tahmin edildi.

İstihdam edilenlerin sayısı 2025 yılı I. çeyreğinde bir önceki çeyreğe göre 266 bin kişi azalarak 32 milyon 389 bin kişi, istihdam oranı ise 0,5 puanlık azalış ile yüzde 48,9 oldu. Bu oran erkeklerde yüzde 66,3 iken kadınlarda yüzde 31,9 olarak gerçekleşti.

İşgücü 2025 yılı I. çeyreğinde bir önceki çeyreğe göre 449 bin kişi azalarak 35 milyon 273 bin kişi, işgücüne katılma oranı ise 0,8 puanlık azalış ile yüzde 53,3 olarak gerçekleşti. İşgücüne katılma oranı erkeklerde yüzde 71,0, kadınlarda ise yüzde 36,0 oldu.

15-24 yaş grubunu kapsayan genç nüfusta işsizlik oranı bir önceki çeyreğe göre 0,9 puanlık azalış ile yüzde 15,0 oldu. Bu yaş grubunda işsizlik oranı; erkeklerde yüzde 10,8, kadınlarda ise yüzde 22,7 olarak tahmin edildi.

Mevsim etkisinden arındırılmış istihdam edilenlerin sayısı 2025 yılı I. çeyreğinde bir önceki çeyreğe göre tarım sektöründe 171 bin kişi, sanayi sektöründe 61 bin kişi, hizmet sektöründe 37 bin kişi azalırken inşaat sektöründe 3 bin kişi arttı. İstihdam edilenlerin yüzde 14,3’ü tarım, yüzde 20,8’i sanayi, yüzde 6,6’sı inşaat, yüzde 58,2’si ise hizmet sektöründe yer aldı.

İstihdam edilenlerden referans döneminde işbaşında olanların, mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış haftalık ortalama fiili çalışma süresi 2025 yılı I. çeyreğinde bir önceki çeyreğe göre 0,6 saat artarak 43,5 saat olarak gerçekleşti.

Zamana bağlı eksik istihdam, potansiyel işgücü ve işsizlerden oluşan atıl işgücü oranı 2025 yılı I. çeyreğinde bir önceki çeyreğe göre 0,4 puanlık artış ile yüzde 28,5 oldu. Zamana bağlı eksik istihdam ve işsizlerin bütünleşik oranı yüzde 18,4 iken potansiyel işgücü ve işsizlerin bütünleşik oranı yüzde 19,6 olarak tahmin edildi.

Paylaşın

TÜİK’e Göre Ücretli Çalışan Sayısı Yüzde 0,6 Arttı

Sanayi, inşaat ve ticaret-hizmet sektörleri toplamında ücretli çalışan sayısı mart ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 0,6 arttı. Ücretli çalışan sayısı bir önceki yılın mart ayında 15 milyon 224 bin 973 kişi iken, mart ayında 15 milyon 320 bin 987 kişi oldu.

Haber Merkezi / Ücretli çalışanların alt detaylarına bakıldığında; Mart ayında ücretli çalışan sayısı yıllık olarak sanayi sektöründe yüzde 2,6 azaldı, inşaat sektöründe aynı kaldı ve ticaret-hizmet sektöründe yüzde 2,7 arttı.

Sanayi, inşaat ve ticaret-hizmet sektörleri toplamında ücretli çalışan sayısı mart ayında bir önceki aya göre yüzde 0,2 azaldı. Ücretli çalışanların alt detaylarına bakıldığında; Mart ayında ücretli çalışanlar aylık olarak sanayi sektöründe yüzde 0,7, inşaat sektöründe yüzde 0,7 azaldı ve ticaret-hizmet sektöründe yüzde 0,1 arttı.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Ücretli Çalışan İstatistikleri Mart 2025 verilerini açıkladı.

Buna göre; Sanayi, inşaat ve ticaret-hizmet sektörleri toplamında ücretli çalışan sayısı mart ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 0,6 arttı. Ücretli çalışan sayısı bir önceki yılın mart ayında 15 milyon 224 bin 973 kişi iken, mart ayında 15 milyon 320 bin 987 kişi oldu.

Ücretli çalışanların alt detaylarına bakıldığında; Mart ayında ücretli çalışan sayısı yıllık olarak sanayi sektöründe yüzde 2,6 azaldı, inşaat sektöründe aynı kaldı ve ticaret-hizmet sektöründe yüzde 2,7 arttı.

Sanayi, inşaat ve ticaret-hizmet sektörleri toplamında ücretli çalışan sayısı mart ayında bir önceki aya göre yüzde 0,2 azaldı. Ücretli çalışanların alt detaylarına bakıldığında; Mart ayında ücretli çalışanlar aylık olarak sanayi sektöründe yüzde 0,7, inşaat sektöründe yüzde 0,7 azaldı ve ticaret-hizmet sektöründe yüzde 0,1 arttı.

Paylaşın

Açlık Sınırı 23 Bin 590 Liraya Çıktı

Nisan ayında, dört kişilik bir ailenin sağlıklı ve dengeli beslenmesi için aylık yapması gereken harcama tutarı yani açlık sınırı 23 bin 590 liraya yükseldi. Açlık sınırı üzerinden hanehalkı tüketim harcamaları esas alınarak yapılan hesaplama sonuçlarına göre ise yoksulluk sınırı ise 81 bin 599 liraya çıktı.

Haber Merkezi / Tek başına yaşayan bir bireyin hem sağlıklı beslenebilmesi hem de barınma, ulaşım, sağlık gibi zorunlu giderlerini karşılayabilmesi için aylık en az 37 bin 813 liraya çıktı.

Bu veriler, Türkiye’de artan yaşam maliyetlerinin ve giderek derinleşen ekonomik krizlerin aile bütçeleri üzerindeki ağır baskısını bir kez daha ortaya koyuyor.

Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu’na (DİSK) bağlı Birleşik Metal-İş Sınıf Araştırmaları Merkezi (BİSAM) tarafından hazırlanan Nisan 2025 dönemine ait ‘Açlık ve Yoksulluk Sınırı Araştırması’ sonuçları yayımlandı.

Verilere göre, dört kişilik bir ailenin sağlıklı ve dengeli beslenmesi için aylık yapması gereken harcama tutarı Nisan 2025 için 23 bin 590 lira oldu. Açlık sınırı üzerinden hanehalkı tüketim harcamaları esas alınarak yapılan hesaplama sonuçlarına göre ise yoksulluk sınırı 81 bin 599 lira olarak gerçekleşti.

Yetişkin bir erkeğin sağlıklı ve dengeli beslenmesi için tüketmesi gereken gıdaların aylık karşılığı 6 bin 578, bu değer yetişkin bir kadın için 6 bin 240, 15-18 yaş bir genç için 6 bin 594, 4-6 yaş arası bir çocuk için 4.179 lira oldu. Sağlıklı bir biçimde beslenmenin toplam aile bütçesine maliyeti ise 23 bin 590 lira olarak tespit edildi.

Eğitim, sağlık, barınma, eğlence, ısınma, ulaşım gibi giderler ile birlikte bir ailenin yapması gereken harcama tutarı 81 bin 599 liraya ulaştı. Tek başına yaşayan bir kişinin sağlıklı ve dengeli beslenmesi için yapması gereken mutfak harcamaları ile yaşamını idame ettirmek için yapması gereken barınma, ulaşım, eğitim, sağlık vb. harcamalarının toplam tutarı ise en az 37 bin 813 lira oldu. Buna göre tek başına yaşayan bir kişi için yoksulluk sınırı 37 bin 813 lira olarak tespit edildi.

Günlük harcamalarda Nisan 2025 dönemi için en yüksek maliyet grubunu 211.82 liralık harcama gereksinimi ile süt ve süt ürünleri grubu oluşturdu. İkinci en yüksek maliyetli harcama grubu 210,57 liralık harcama gereksinimi ile meyve ve sebze oldu. Et, tavuk ve balık grubu için yapılması gereken minimum harcama tutarı ise 161.50, ekmek için yapılması gereken harcama tutarı günlük 69.83, katı yağ ve sıvı yağ ise 40.44 lira masraf yapılması gereken ürün grubu oldu. Yumurta için 18.74, şeker, bal, reçel ve pekmez için ise 19.04 lira harcama yapılması gerekmekte.

Et, yumurta ve kurubaklagil en maliyetli grup

Daha dar bir gruplandırmaya göre harcamalarda Et, yumurta ve kurubaklagil yüzde 27.6 ile ilk sıradayken, süt ve süt ürünleri grubunun payı yüzde 26.94. Meyve ve sebze grubunun payı ise yüzde 26.78 olarak tespit edildi. Ekmek, makarna vb.’nin toplam içindeki payı yüzde 11.11, diğer gıda harcamalarının toplam içindeki payı ise yüzde 7.57 oldu.

Her bir aile ferdinin sağlıklı beslenmesi için gereksinim duyduğu gıda grubu ve alması gereken kalori miktarı farklılık göstermektedir. Örneğin tüketilmesi gereken ekmek miktarı kadın ve erkek açısından anlamlı düzeyde farklıdır. Süt ve süt ürünleri tüketiminde 10-18 yaş arasındaki bir gencin harcama gereksinimi, yetişkin erkek ve kadından fazlayken, yumurta 4-6 yaş grubu için daha önemlidir. 4-6 yaş arası bir çocuğun tüketmesi gereken yumurta miktarı yetişkinlerden fazladır.

Paylaşın

İşsizlik Fonu Patron Fonuna Dönüştü!

Nisan ayında, İşsizlik Fonu’ndan patronlara 12,8 milyar lira ödenirken, işsizlere 2,7 milyar liralık ödeme yapıldı. Başka bir ifadeyle patronlara ödenen teşvik tutarı, işsizlere yapılan ödemenin 4,66 katı oldu.

İşçilerin ücretlerinden yapılan kesintilerle oluşan İŞKUR bünyesinde bulunan İşsizlik Sigortası Fonunda yağma büyüdü.

Bu yılın ilk 4 ayında İşsizlik Fonundan patronlara verilen teşvik tutarı (İşbaşı eğitim programı ve aktif iş gücü programı dahil) ocak-nisan döneminde 51,3 milyar TL oldu. Buna göre şirketlere verilen teşvik tutarı aynı dönemde işçilere ödenen işsizlik tutarının iki katını aştı.

Türkiye’de 12,5 milyon geniş tanımlı işsiz bulunurken, İşsizlik Fonundan yararlanabilen işçi sayısı oldukça sınırlı kaldı.

Nisan ayında işsizlere 2,7 milyar TL ödeme yapıldı. Mart 2002 tarihinden 30 Nisan 2025 tarihine kadar işsizlik ödeneğine 21 milyon 332 bin 762 kişi başvururken, 11 milyon 505 bin 313 kişi ödenek aldı. İşsizlere ödenen ortalama işsizlik maaşı aylık 10 bin 895 TL oldu.

Nisan ayında patronlara ödenen teşvik tutarı ise 12,8 milyar TL oldu. Nisan ayında patronlara ödenen teşvik tutarı, işsizlere yapılan ödemenin 4,66 katı oldu.

İşsizlik Sigortası Fonunun toplam varlığı nisan ayında bir önceki aya göre 25 milyar 463 milyon 435 TL artış göstererek 427,5 milyar TL seviyesine ulaştı.

İŞKUR’un “İşsizlik Sigortası Fonu bülteni”nde yer alan verilere göre, mart sonu itibarıyla 402 milyar 19 milyon 578 bin TL olan Fonun menkul kıymet ve nakit varlığı, nisan sonunda 427 milyar 483 milyon 13 bin TL seviyesine yükseldi.

Bültende verilen bilgiye göre, 9 Mayıs 2025 tarihi itibarıyla Fon varlığı 420 milyar 729 milyon 351 bin TL oldu. Fon varlığının yüzde 75,60’ı tahvilde, yüzde 22,85’i mevduatta ve yüzde 1,55’i Takasbank para piyasasında değerlendirildi.

(Kaynak: Evrensel)

Paylaşın

Nisan Ayında 152 İşçi İş Kazalarında Hayatını Kaybetti

2025 yılının dördüncü ayında en az 152 işçi iş cinayetlerinde hayatını kaybetti. İnşaat, tarım, taşımacılık, hizmet ve metal işkolları en fazla ölümün meydana geldiği işkolları oldu.

Haber Merkezi / İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi’nin (İSİG) Nisan 2025 İş Cinayetleri Raporu’nu yayınladı. Buna göre; Nisan ayında en az 152 işçi iş cinayetlerinde hayatını kaybetti.. Böylece 2025 yılının ilk üç ayında iş cinayeti sayısı 611’e ulaştı.

Nisan ayında inşaat, tarım, taşımacılık, ticaret/büro/eğitim/sinema ve metal işkollarındaki ölümler ilk sıralarda yer alıyor. İş cinayetlerine sektörel olarak baktığımızda ise sanayide 49 işçi, hizmette 37 işçi, inşaatta 35 işçi ve tarımda 31 işçi hayatını kaybetti.

Tarımda orman işçileri, sanayide ve inşaatta kayıtdışı çalışanlar, uzun yol şoförleri; yatay kesen olarak güvencesiz çalışanlar en çok iş cinayetlerinde ölen işçilerdir.

İnşaatlardaki yüksekten düşmeler işkolundaki ölümlerin yüzde 33’ünü, trafik kazası taşımacılık işkolundaki ölümlerin yüzde 90’ını, ezilmeler tarımdaki ölümlerin yüzde 48’ini oluştururken, kalp krizi/beyin kanaması nedenli ölümler hemen hemen her sektörde meydana geldi.

Nisan ayında iş cinayetlerinin işkollarına göre dağılımı şöyle: İnşaat, Yol işkolunda 34 işçi; Tarım, Orman işkolunda 30 emekçi (15 işçi ve 15 çiftçi); Taşımacılık işkolunda 13 işçi; Ticaret, Büro, Eğitim, Sinema işkolunda 11 işçi; Metal işkolunda 9 işçi; Belediye, Genel İşler işkolunda 7 işçi; Konaklama, Eğlence işkolunda 6 işçi; Savunma, Güvenlik işkolunda 6 işçi; Madencilik işkolunda 5 işçi; Tekstil, Deri işkolunda 5 işçi; Petro-Kimya, Lastik işkolunda 3 işçi; Enerji işkolunda 3 işçi; Sağlık, Sosyal Hizmetler işkolunda 3 işçi; Gıda, Şeker işkolunda 2 işçi; Ağaç, Kâğıt işkolunda 1 işçi; İletişim işkolunda 1 işçi; Gemi, Tersane, Deniz, Liman işkolunda 1 işçi; Eldeki veriler ışığında çalıştığı işkolu belirlenemeyen 12 işçi.

Nisan ayında iş cinayetlerinin nedenlerine göre dağılımı şöyle: Ezilme, Göçük nedeniyle 29 işçi; Trafik, Servis Kazası nedeniyle 28 işçi; Yüksekten Düşme nedeniyle 26 işçi; Kalp Krizi, Beyin Kanaması nedeniyle 23 işçi; İntihar nedeniyle 8 işçi; Elektrik Çarpması nedeniyle 5 işçi; Nesne Çarpması, Düşmesi nedeniyle 4 işçi; Şiddet nedeniyle 3 işçi; Patlama, Yanma nedeniyle 2 işçi; Zehirlenme, Boğulma nedeniyle 2 işçi; Kesilme, Kopma nedeniyle 1 işçi; Diğer nedenlerden dolayı 21 işçi.

Nisan ayında iş cinayetlerinin yaş gruplarına göre dağılımı şöyle: 14 yaş ve altı 3 çocuk işçi, 15-17 yaş arası 5 çocuk/genç işçi, 18-29 yaş arası 20 işçi, 30-49 yaş arası 70 işçi, 50-64 yaş arası 38 işçi, 65 yaş ve üstü 9 işçi, Yaşı bilinmeyen 7 işçi.

Nisan ayında Türkiye’nin 52 şehrinde ve yurtdışında beş ülkede (kısa vadeli çalışmak için gidilen veya Türkiye menşeili şirketlerde çalışan) iş cinayeti gerçekleştiği tespit edildi: 19 ölüm İstanbul’da; 7’şer ölüm Ankara ve İzmir’de; 6’şar ölüm Antalya ve Sakarya’da; 5 ölüm Şanlıurfa’da; 4’er ölüm Balıkesir, Kocaeli, Konya, Muğla ve Şırnak’ta; 3’er ölüm Aksaray, Aydın, Denizli, Gaziantep, Hatay, Kahramanmaraş, Malatya, Rize ve Sivas’ta; 2’şer ölüm Adana, Adıyaman, Bolu, Bursa, Çanakkale, Erzurum, Hakkari, Karabük, Kayseri, Manisa, Nevşehir, Niğde, Ordu, Osmaniye, Samsun, Tekirdağ ve Van’da; 1’er ölüm Bilecik, Burdur, Çankırı, Çorum, Diyarbakır, Düzce, Eskişehir, Isparta, Karaman, Kars, Kastamonu, Kütahya, Mardin, Siirt, Tokat, Trabzon, Zonguldak, Burkina Faso, Kuzey Kıbrıs, Slovakya ve Suudi Arabistan’da meydana geldi

NOT: İSİG, iş kazalarını iş cinayetleri olarak tanımlıyor.

Paylaşın

Türkiye’de Çocuklar En Temel Giysilere Erişemiyor

Derin ekonomik krizin yaşandığı Türkiye’de çocukların ayakkabı, pantolon ve tişört gibi en temel giyim ihtiyaçlarını karşılamada ciddi güçlükler yaşadığı tespit edildi.

Derin Yoksulluk Ağı, Türkiye’de çocuk yoksulluğunun boyutlarını ortaya koyan dikkat çekici bir araştırma yayımladı.

Çoğunluğu asgari ücretle çalışan ya da sosyal yardımlarla geçinen 90 hanede, 0-18 yaş arası 234 çocukla yapılan saha çalışmasında, çocukların giyim ihtiyaçlarını karşılamada ciddi güçlükler yaşadığı tespit edildi.

Araştırmaya göre, 129 çocuk yeterli iç çamaşırına sahip değil; 192 çocuk ayakkabı, 158 çocuk pantolon, 148 çocuk ise tişört ihtiyacını karşılayamıyor.

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) 2024 verileri de tabloyu destekliyor. TÜİK’e göre, 15 yaş altı çocukların yüzde 9,2’si maddi yetersizlikler nedeniyle yeni bir giysiye sahip olamıyor. İki çift düzgün ayakkabıya ulaşamayan çocukların oranı ise yüzde 9,4.

Derin Yoksulluk Ağı Kurucusu Hacer Foggo, çocukların yaşadığı bu durumun yalnızca bir fiziksel eksiklik değil, daha geniş bir sosyal eşitsizlik meselesi olduğunu vurguladı.

Cumhuriyet gazetesine konuşan Foggo, yoksulluğun çocukların eğitim hakkı ve sosyal hayata katılımı üzerinde de derin yaralar açtığını belirterek şu örneği paylaştı:

“Dün bir anne, çocuğunun 23 Nisan etkinliğine katılması için gerekli olan beyaz gömleği alamadığını söyledi. Bu, yalnızca bir eksiklik değil; çocuklar arasında bir eşitsizliktir.”

Foggo, araştırmada görüşülen çocukların yüzde 18,7’sinin maddi nedenlerle okul etkinliklerine katılamadığını da sözlerine ekledi.

Araştırma bulguları, giysi eksikliğinin çocuklarda sosyal dışlanma, özgüven kaybı ve okuldan uzaklaşma gibi sonuçlara yol açtığını gösteriyor.

Özellikle ergenlik çağındaki kız çocuklarının, uygun kıyafetleri olmadığı için okuldan geri kalmak istemedikleri, bu durumun eğitim hayatlarını olumsuz etkilediği kaydedildi.

Bir çocuk, “Ayakkabım yoktu, ablamın kadın terliğini giydim. Artık mahallede utanıyorum” sözleriyle yaşadığı sıkıntıyı anlatırken; bir anne ise, “Çocuklarımın bedenini bilmiyorum, yıllardır yeni kıyafet alamadım” ifadeleriyle durumu özetledi.

Bu ailelerin giysi ihtiyaçları, çoğunlukla çöpten, bağışlardan ya da belediye yardımlarından karşılanıyor.

Paylaşın