Akut Prostatit Nedir, Belirtileri Ve Tedavi Yöntemleri Nelerdir?

Tedavi edilmezse inanılmayacak sorunlar yaratabilecek bir hastalık olan ve çeşitli bakteriler ile prostatta meydana gelen iltihap, akut prostatit olarak adlandırılmaktadır.

Haber Merkezi / Erkeklerde üremede önemli bir işleve sahip olan prostat, kestane büyüklüğünde olup idrar kesesinin hemen altında yer almaktadır.

Kendi içinde çeşitlere ayrılan prostat iltihabında ani ve şiddetli gelişen akut prostatit mutlaka tedavi edilmesi gereken bir rahatsızlıktır.

Akut Prostatitin belirtileri nedir?

Ani, kısa sürede ortaya çıkan şikâyetleri vardır. Bunlar ani gelen şiddetli ağrı, idrar yaparken yanma, idrarın tamamını yapmada zorlanma, idrar renginde bulanıklık, orta veya yüksek ateş, halsizlik, üşüme, titreme, kas ve eklem ağrıları, cinsel isteksizlik ve sertlik kaybı, gibi belirtilerdir.

Akut Prostatitin nedenleri nedir?

  • Prostata bakterilerin ulaşması genel olarak 4 yolla olmaktadır.
  • İdrar deliğinden giren mikroorganizmanın idrar akımının tersine ilerlemesi
  • İltihaplı idrarın prostat bölümünden geçerken prostatik kanallara reflü ile girmesi
  • Barsakların son bölümünde bulunan mikroorganizmaların direk komşuluk yada lenf yoluyla ulaşması
  • Vücudun herhangi bir yerindeki mikroorganizmanın kan yoluyla taşınması

İdrar ve meni kanallarında mikroorganizmaların olması, idrar yolları darlıkları, prostat büyümesi gibi sebepler de bu olayın oluşmasını kolaylaştırır.

Akut Prostatitin risk faktörleri nedir?

Yaşla birlikte gelişebilen prostat büyümesi, idrar kanalı darlığı, idrar veya meni kanallarının enfeksiyonunun olması gibi durumlar sayılabilir.

Akut Prostatitin komplikasyonları nedir?

Oldukça tehlikeli bir hastalık olan akut prostatit tedavi edilmediğinde mikroorganizmanın kana karışması ile hayatı tehdit eden bir duruma sebep olabilir. Prostat apsesi gelişebildiği gibi yetersiz tedavi hali veya prostatitin uzun sürmesi durumunda daha zahmetli, tekrarlayan bir sürece yol açabilir.

Akut Prostatit için doktor randevusu öncesi neler yapılmalıdır?

Ortaya çıkan belirtiler idrar yolu enfeksiyonları ile benzer özellikler gösterdiği için, hastaların pek çoğu durumu ciddiye almamakta ve tedaviye geç kalınmaktadır. Hastanın kendisinde bu durumları hissettiğinde gecikmeden Üroloji uzmanına muayene olması tavsiye edilir.

Akut Prostatitin tetkik yöntemleri nelerdir?

Hasta şikayetleri ve doktorun yaptığı fizik muayene yanında idrar tahlili, kan tahlili, idrar ve prostatik sekresyonların kültürü ile tanı konulmaktadır. Makattan muayene ile prostatın büyüklüğü ve gerginliği de kontrol edilebilir.

Akut Prostatitin tedavi yöntemleri nelerdir?

Akut prostat iltihabı tedavisinde yoğun bir antibiyotik tedavisi uygulanmaktadır. Bu tedavi en az iki hafta devam etmektedir. Gerekli durumlarda damardan ilaç tedavisi de yapılmaktadır. Bunun yanında sıvı ihtiyacını karşılamak için serum verilmektedir. İdrar yapmada aşırı zorlanan hastalara göbek altından sonda takılabilmektedir.

Akut Prostatit hastaları için yaşam stili önerileri

Akut prostatit hastalarının tedavinin kısa süreli olmadığını bilip takip ve tedavisine önem vermesi gerekmektedir. Öncelikle doktorun uygun gördüğü zamana kadar antibiyotik kullanmaya devam etmelidir. Acılı, baharatlı, kabızlık oluşturabilecek yiyeceklerden ve alkolden kaçınmalıdır.

Not: Sunulan bilgilerin amacı herhangi bir hastalığı teşhis veya tedavi etmek, iyileştirmek veya önlemek değildir. Tüm bilgiler yalnızca genel bilginize yöneliktir, tıbbi tavsiye veya belirli tıbbi durumların tedavisinin yerine geçmez. Uygulamadan önce bu bilgileri doktorunuzla görüşün.

Paylaşın

Akut Eklem Romatizması Nedir, Belirtileri Ve Tedavi Yöntemleri Nelerdir?

Akut Eklem Romatizması (Romatizmal Ateş de denir) A grubu beta hemolitik streptokok adı verilen mikropların yol açtığı boğaz enfeksiyonu veya kızıl hastalığı gibi hastalıkların komplikasyonu olarak ortaya çıkan bir iltihabi eklem hastalığıdır.

Haber Merkezi / En çok 5-15 yaş arası çocuklarda görülse de daha küçük çocuklar ile yetişkinlerde de görülebilir. Gelişmiş ülkelerde bu tür mikropların sebep olduğu boğaz enfeksiyonu veya kızıl hastalığı genellikle akut eklem romatizması gelişmeden tedavi edilir, gelişmekte olan ülkelerde ise bu komplikasyon sık görülür.

Akut Eklem Romatizması belirtileri nedir?

Akut eklem romatizması ciddi hasarları kalpte oluşturur. Akut eklem romatizmasının kalpte oluşturduğu hasarlar kalıcı olabilir hatta ölüme bile sebebiyet verebilir. Ayrıca böbrekler, beyin ve deride de hastalıklar oluşturur. Boğaz enfeksiyonu ateş, boğaz ağrısı, halsizlik gibi belirtiler oluşturarak şiddetli bir şekilde geçirilebilir. Boğaz enfeksiyonundan sonra oluşan akut eklem romatizmasında çocuğun dizlerinde ve ayak bileğinde şişlikler ve kızarıklıklar olur. Bir eklemde 4-5 gün şişlik devam edip sonra diğer eklem bölgesinde ağrı, şişlik ve kızarıklık olmaktadır.

Akut Eklem Romatizması nedenleri nedir?

Akut Eklem Romatizması boğaz enfeksiyonu sonucu vücuda yerleşen beta mikrobu olarak bilinen mikrop ve bunun sebep olduğu ateş sonucu ortaya çıkar.

Akut Eklem Romatizması risk faktörleri nedir?

Çocukların 5 ile 15 yaş arasında geçirmiş oldukları boğaz enfeksiyonu eklem romatizmasını tetikleyebilir. Okullar, spor salonları gibi kalabalık yerlerde ise bu mikrobun bulaşma riski fazladır.

Akut Eklem Romatizması komplikasyonları nedir?

Akut eklem romatizması eğer kalp kapakçıklarında oluşursa kalp tabakalarını iltihaplandırır. Bu iltihaplanma kalp kapağında bozulmaya ileri dönemde kalp yetmezliğine neden olur. Hastalık tedavi sonucu geçer fakat geç bir dönemde kalbe vermiş olduğu hasar kalıcı ve tehlikeli olabilir. Ayrıca bu rahatsızlık çocuklarda istemsiz hareketler, koordinasyon bozukluğu ve kas zafiyeti gibi hastalıklara da sebep olabilir.

Doktor Randevusu öncesi neler yapılmalıdır?

Belirtilen yaş aralığındaki çocukların boğaz enfeksiyonu geçirmesi durumunda akut eklem romatizmasına yakalanma riski de vardır. Bu yüzden boğaz enfeksiyonu geçirilmesiyle birlikte çocuk akut eklem romatizması çıkma ihtimaline karşı tedavi altına alınmalıdır. Ayrıca çocukta hastalığın belirtilerini gördükten sonra doktor kontrolü aksatılmamalıdır.

Akut Eklem Romatizması tetkik yöntemleri nelerdir?

Hastalığın belirtileri doktor için yol göstericidir. Boğaz enfeksiyonu kontrolü ve muayeneden sonra basamakta ateş, eklem ağrısı, kan testlerinde lökosit artışı gibi durumlar kontrol edilerek teşhis koyulabilir.

Akut Eklem Romatizması tedavi yöntemleri nelerdir?

Akut eklem romatizmasında ilaç tedavisi uygulanır. Burada önemli olan hastalığın doğru ilaçlarla tedavi edilmesidir. Penisilin bu hastalığın tedavisinde ki en etkili ilaçtır. Ama penisilin kullanılması için çocuğa mutlaka penisilin testlerinin yapılması gerekmektedir. Alerji testleri de mutlaka yapılmalıdır. Genel olarak antibiyotikler ve penisilin iğneleri bu hastalığın tedavi yöntemleri arasındadır. Kalp kapak tutulumu olan hastalarda penisilin tedavisi uzun sürelidir. Ayrıca bu hastalar diş tedavisi sırasında koruyucu antibiyotik tedavisi alırlar.

Akut Eklem Romatizması yaşam stili önerileri

Akut eklem romatizmasının olumsuz bir özelliği de bir kere geçirilmesi durumunda hastalığın tekrar etme ihtimalinin yüksek olmasıdır. Vücut hastalığın ilk geçirildiği zamana göre tekrar etmesine karşı bağışıklık gösterip kendisini korur yani hastalığın ilk görüldüğü zamandan daha hafif olarak geçirilir. Ama hastalığın atlatılmasından sonra ki 1 yıl içinde dikkatli olmak ve kontrolleri devam ettirmekte fayda vardır.

Not: Sunulan bilgilerin amacı herhangi bir hastalığı teşhis veya tedavi etmek, iyileştirmek veya önlemek değildir. Tüm bilgiler yalnızca genel bilginize yöneliktir, tıbbi tavsiye veya belirli tıbbi durumların tedavisinin yerine geçmez. Uygulamadan önce bu bilgileri doktorunuzla görüşün.

Paylaşın

Akne Nedir, Belirtileri Ve Tedavi Yöntemleri Nelerdir?

Hayatın neredeyse tüm evrelerinde erkek, kadın, genç, orta yaşlı herkesi etkileyebilen Akne, cildin gözeneklerin tıkanması sonucu oluşan sıklıkla yüz. omuz ve sırt bölgesinde görülen sivilcelerdir.

Akne sivilce neden oluşur?

Akne cildin orta tabakasında bulunan, sebum yani cilt yağını salgılayan yağ bezlerinin cildin üst kısmına açılan kanallarının çeşitli sebeplere bağlı olarak tıkanması sonucu başlayan bir olaylar zinciri. Tıkanan gözenekler ve yağ salgısı kanalı zaten cilt dokumuzda var olan bakteriler için uygun bir üreme ortamına dönüşüyor. Sonuçta enfeksiyon ve inflamasyon gelişiyor. Şişlikle beraber kızarıklık oluşuyor ve ortaya tanıdığımız Akne görüntüsü çıkıyor.

Akne hangi hastalıkların belirtisi olabilir?

Akne çoğunlukla sadece görüntüsel, kozmetik bir sorun gibi algılansa da, bazen başka hastalıkların etkisi ile de ortaya çıkabiliyor. Bu nedenle mutlaka bir doktora danışılması ve gerekli görülürse doktorunuzun direktifleri doğrultusunda gerekli tetkik ve tedavinin yapılması büyük önem taşıyor.  Özellikle genç kızlarda ve kadınlarda Akne ile beraber aşırı tüylenme, adet düzensizlikleri ve hızlı kilo alma – verme gibi dikkat çekici değişiklikler önemsenmeli.

Akne nedenleri nedir?

Aknenin oluşmasındaki kesin neden bilinmemektedir. Normal olarak deride bulunan bazı bakterilerin fazla yağlanan ve gözenekleri tıkanan deri ile etkileşimi sonucu ortaya çıkar. Bazı hormonal değişiklikler akne gelişimini etkileyebilir. Akne oluşumun bir diğer nedeni ise genetik faktörlerdir. Beslenmeye bağlı olarak çok yağlı yiyeceklerin yenmesi, kadınların yüzlerine uyguladıkları kozmetik ürünlerinin yağlı formda olması da akne oluşumuna yol açmaktadır.

Akne risk faktörleri nedir?

Ergenlik, hormonal değişiklikler, stres ve bazı ilaçların (steroid) kullanılması gibi durumlar sıralanabilir.

Akne komplikasyonları nedir?

Şiddetli akne skar denilen ciddi ve kalıcı izler bırakabilir. Görüntüyle ilgili sorunlar hastada psikolojik rahatsızlıklara da yol açabilir.

Doktor randevusu öncesi neler yapılmalıdır?

Akne oluşumu sonrasında doktorun önermediği hiç bir ilaç kullanılmamalıdır. Hasta başka birine verilmiş bir ilacı tedavi amaçlı kendisi de kullanmamalıdır. Akne tedavisi için bir uzmana görünmeli ve uzmandan alınan tavsiyeler ve ilaçlarla tedaviye başlanmalıdır.

Akne tetkik yöntemleri nelerdir?

Akne tedavisi için öncelikle hastanın şikayetleri dinlenir. Dermatolog akneleri muayene eder. Hastada akne oluşumunun nedeni araştırılır. Hastanın kullandığı ilaçlar, beslenme tarzı, mevsimsel değişimler, genetik faktörler göz önünde bulundurulur ve tanı koyulmaya çalışılır.

Akne tedavisi nasıl yapılır?

Unutmayınız ki akne bir tıbbi hastalıktır ve tedavisi bir uzman hekim tarafından planlanmalı ve takip edilmelidir. Öncelikle dermokozmetik, kozmetik ya da takviye edici gıdaların tedavi amacı ile önerilemeyeceklerini ve tıbbi hastalıkların tedavisinin ancak doktor kontrolünde yapılabileceğini hatırlatalım. Akne sorunu yaşayanlara her zaman ilaç tedavisi gerekli olmayabilir. Doktorunuz size ilaç kullanmanız gerekip gerekmediği konusunda karar verebilecek tek yetkili kişidir.

Akneler ( Sivilceler ) sıkılmalı mı?

Kesinlikle sivilceleriniz sıkmayın, ya da üstlerini kopartmayın. Akne sıkıldığı zaman cilt dışına bulaşan iltihap ve bakteri kadar cilt altında da yayılma olur. İyileşme süreci gecikir. Ayrıca kendiliğinden patlayan ya da iyileşme aşamasındaki akneler üzerinde oluşan kabukları kopartmayın. Bu gibi yanlış uygulamalar cildinizde kalıcı yara izleri (Scar) oluşmasına ve lekelere sebep olabilir.  Doktorlar bazen özel yöntemler ve cihazlar kullanarak kistik akneleri boşaltabilirler. Ancak bu tıbbi tedavinin parçası olrak uzmanlarca yapılması gereken bir işlemdir.

Yağlı yemek sivilceye sebep olur mu?

Beslenme ile akne-sivilce oluşumu arasında kesin bir bağ gösterilememekle birlikte, son zamanlardaki araştırmalar, düzensiz beslenmenin ve özellikle fast food gıdaların, insülin direncinin ve erken Tip 2 diyabete yatkınlığın  akneye sebep olan süreçleri şiddetlendirdiğini göstermekte. Bu nedenle dengeli beslenme cilt sağlığı için olduğu kadar akne karşıtı mücadelenin de vazgeçilmez bir parçası.

Not: Sunulan bilgilerin amacı herhangi bir hastalığı teşhis veya tedavi etmek, iyileştirmek veya önlemek değildir. Tüm bilgiler yalnızca genel bilginize yöneliktir, tıbbi tavsiye veya belirli tıbbi durumların tedavisinin yerine geçmez. Uygulamadan önce bu bilgileri doktorunuzla görüşün.

Paylaşın

Akciğer Zarının Yırtılması Nedir, Belirtileri Ve Tedavi Yöntemleri Nelerdir?

Akciğer zarının kaza, saldırı ve bazı hastalıklara bağlı olarak hasar görerek kanaması Akciğer Zarının Yırtılması (Pnömotoraks) olarak adlandırılır. Bu zarların adı plevra olarak adlandırılmaktadır (visseral ve parietal plevra).

Haber Merkezi / Plevranın oluşturduğu boşluk sayesinde akciğerlerin yapısı bozulmadan işlevini yerine getirebilmektedir. Özellikle çocuklarda 12 yaşına kadar göğüs duvarı gelişimi tamamlanmadığından düşme ve kazalara bağlı yırtılmalar daha yaygın olarak görülebilir.

Akciğer zarlarının temel işlevi akciğerlerle yapılmakta olan solunum faaliyeti sırasında, soluk verildikten sonra belli bir yapıda kalmasını sağlayarak akciğerlerin işlevini yerine getirmesini sağlamaktır.

Akciğer Zarı Yırtılması’nda belirtiler ve komplikasyonlar

Belirtiler kaza durumunda farklı şekillerde, hastalıklarda farklı şekillerde ortaya çıkar. Hastalık sürecinde genelde yavaş seyirlidir. Yırtılma büyüdükçe belirtiler şiddetlenir.

Göğüs bölgesine oluşan çürükler,
Göğüs bölgesinde ağrı, batma ve doygunluk hissi,
Solunum yetmezliği (hastalıklarda nefes darlığı ile başlar gittikçe şiddetlenir.)
Hızlı solumak,
Soğuk soğuk terlemek,
Enfeksiyona bağlı durumlarda yüksek ateş,
Kalp çarpıntısı bu belirtilerden birkaçıdır.

Bu belirtilerden birkaçı birlikte görüldüğünde kişi en yakın sağlık kuruluşuna giderek gerekli tahlilleri yaptırmalıdır. Asbest gibi doğal mineraller ve silikon gibi kimyasal maddelerle çalışan kişilerde belirtiler maruziyetten 20 yıl sonra ortaya çıkabilir.

Cerrahi operasyonlar ve göğüs bölgesine alınan darbeler sonucu gelişen yaralanmalarda yırtılmalar yeniden görülebilir ya da yırtılmaya bağlı komplikasyonlar gelişebilir. Bu komplikasyonlardan bazıları;

Yaralı bölgede apse oluşması,
Bronkoplevral fistül,
Hava embolisi
Ödem
Alveoler kanama
Kalp ritim bozuklukları,
Nodül gelişimidir.

Amfizem ve kronik bronşit gibi hastalıklar hem zaman içinde yaralara neden olabilir, hem de yaralanmaların sonucunda ortaya çıkabilir. Bu açıdan hem bir belirti hem de bir komplikasyondur.

Akciğer Zarının Yırtılması (Pnömotoraks) risk faktörleri nedir?

Akciğer zarı yırtığı yeni doğmuş ve zor bir doğum süreci geçirmiş bebeklerde rastlanan bir rahatsızlıktır. Bunun yanında aşırı zayıf ve akciğer hastalıkları olan bireylerde de sıkça rastlanmakta olan bir durumdur. Sigara kullanımı akciğer hastalığı ve sonucunda pnömotoraksa yol açabilir.

Doktor randevusu öncesi neler yapılmalıdır?

Belirtilerin görüldüğü hastalar, eğer sportif aktiviteler yapıyorsa acilen bunlara muayeneye kadar ara vermesi ve istirahat etmesinde fayda bulunmaktadır. Acil servise veya göğüs cerrahisi polikliniğine başvurarak akciğer grafisi çektirmelidir. Yoğun iş temposu ve düzensiz bir yaşama sahip bireylerin bu yoğun tempodan uzaklaşması ve rahatsızlığı düzelene kadar bir süre dinlemesi gerekmektedir.

Akciğer zarının yırtılmasında tetkik ve tedavi süreci

Travmalara bağlı durumlarda ilk müdahale genellikle  yaralanmaya neden olan cismin çıkarılması, bölgenin temizlenmesi ve yaralı dokunun dikilmesini içeren cerrahi operasyonlardan oluşmaktadır. Azalmış nabız ve düşük tansiyonun eşlik ettiği durumlarda vital değerlendirme bulguları aranır. Göğüs bölgesi röntgeni, bilgisayarlı tomografi, akciğer grafisi, ultrason gibi görüntüleme testleri hem operasyon öncesi hem sonrasında yeniden tekrar edilmektedir. Tekrarların amacı gelişebilecek komplikasyonları önlemek ve yaranın iyileşme sürecini takip etmektir. İlk muayeneler sonucu küçük bir pnömotoraks klinikte saptanamayabilir.

Tedavi süreci, oksidasyon, yaralanmaların iltihaplanmasını önlemek için antibiyotikler ve ödem söktürücü ilaçları da kapsayan bir süreçtir. Travma sonrası rehabilitasyon, nefes egzersizleri ve solunum destekleyiciler iyileşme sürecine katkı sağlar. Bazı hastalarda ihtiyaç duyulması halinde göğüs tüpü yerleştirilebilir. Operasyondan 6 saat kadar sonra homotoraks ve pnömotoraks gelişimi gözlenebilir.

Yırtılmanın, hastalıklara bağlı olarak ortaya çıktığı durumlarda ise tedavi süreci altta yatan hastalığın teşhis ve tedavi sürecini kapsar.

Akciğer yırtılması, hem yırtılma anında hem de sonrasında gelişebilecek komplikasyonlar yüzünden tehlikeli bir süreçtir. Erken müdahale hayati önem taşır.

Akciğer Zarının Yırtılması (Pnömotoraks) yaşam stili önerileri

Akciğer zarı yırtığının tedavi edildiği hastaların sakin bir hayat sürmeleri önerilmektedir. Ağır sportif aktivitelerinden ve basınç farkları yaratacak etkinliklerden kaçınmak da uzmanlar tarafından önerilmektedir. Ayrıca sigara kesinlikle bırakılmalıdır.

Not: Sunulan bilgilerin amacı herhangi bir hastalığı teşhis veya tedavi etmek, iyileştirmek veya önlemek değildir. Tüm bilgiler yalnızca genel bilginize yöneliktir, tıbbi tavsiye veya belirli tıbbi durumların tedavisinin yerine geçmez. Uygulamadan önce bu bilgileri doktorunuzla görüşün.

Paylaşın

Akciğer Zarı Kanseri Nedir, Belirtileri Ve Tedavi Yöntemleri Nelerdir?

Çevre faktörleriyle direkt ilgili bir hastalık olan Akciğer Zarı Kanseri (Mezotelyoma), akciğer zarlarının habis hastalığıdır. Akciğer ile göğüs kafesi arasındaki boşlukta sıvı birikintilerinin oluşmasıyla veya zarların kalınlaşmasıyla başlar.

Haber Merkezi / Akciğer Zarı Kanseri’nin ortaya çıkmasındaki en büyük rol ise sanayide kullanılan asbesttir. Türkiye’ de yılda en az 500 kişide görülmektedir. Bu sıklığın sebebi de asbestin Anadolu’ nun birçok yöresinde bulunması ve halkımız tarafından bilinçsizce kullanılmasına bağlanılabilir.

Asbest köylerde evleri badana yapmak için veya küçük çocuklarda pudra yerine kullanılırlar. Bazı yörelerde ise bebekler, höllük toprağı olarak bilinen ısıtılmış asbestle sarılmaktadır. Bu da bebeklerin Mezotelyoma ve solunum rahatsızlıklarına yakalanmalarına yol açmaktadır.

Birçok hastada ise herhangi bir asbest veya erionit maruziyeti bulunmaz. Ailesel yatkınlık bildirilmiştir.

Asbest maruziyeti çeşitli meslek dallarında da ( fren balataları, ısı yalıtımında, tesktil sanayisi…) görülmektedir. Asbestin sanayide kullanılması yasaklandıktan sonra hastalıkta belirgin azalma görülmüştür.

İlginç olan bir nokta ise Mezotelyomaya ait beliti ve bulguların asbest maruziyetinden sonra 20 ila 50 yıl içinde ortaya çıkabilmesidir.

Mezotelyoma (Akciğer Zarı Kanseri) belirtileri neler?

Akciğer zarı tümörleri; göğüs ağrısı ve nefes darlığı ile belirti verir. Olguların yüzde 95’inde başlangıçta akciğer zarında sıvı mevcuttur. Öksürük, kilo kaybı ve ateş görülebilir.

Tümörün büyümesi ile plevral zar arasındaki boşluk tamamen kaybolur. Akciğer tamamen tümöral doku ile çevrelenir ve çalışamaz duruma gelir.

Yutma güçlüğü, tümörün sinirler üzerine baskı yapması nedeniyle ses kısıklığı, kalp zarında sıvı toplanması, kafada ödem ve ağır nefes darlığı oluşması durumunda acil müdahale gerekir.

Hastalık belirtileri dayanılmaz ağrılara neden olur. Tümörün ilerlemesi ile nefes darlığı ve ağrının dozu artar. Akciğer zarını zırh gibi saran tümör, akciğerin hareketlerini sınırlar.

Akciğer Zarı Kanseri (Mezotelyoma) risk faktörleri nedir?

Akciğer zarı kanseri ile ilgili yapılan araştırmalara göre en önemli risk faktörü asbeste maruz kalınmasıdır. Asbest günümüzde izolasyon malzemeleri, ses ve ısı yalıtım malzemeleri gibi birçok yerde kullanılan yaygın maddelerin başında geldiği için bu işlerde çalışan kişilerin gerekli önlemleri almaması beraberinde bu hastalığı getirebilir. Son zamanlarda yapılan araştırmalar sonucunda SV ismi verilen virüsün de bu hastalığa sebep olabileceği saptanmıştır.

Akciğer Zarı Kanseri (Mezotelyoma) komplikasyonları nedir?

Akciğer zarı kanseriyle birlikte akciğer zarlarının aşırı kalınlaşması ve bası ile boğazda ağrı, yutkunma güçlüğü, boyun ve yüzde şişkinlik oluşmaya başlar. Malin etki ile katabolik süreç artar ve vücut tüm enfeksiyonlara karşı kendini koruyamaz.

Doktor randevusu öncesi neler yapılmalıdır?

Akciğer zarı kanseri belirtilerini uzun yıllar saklayabilen bir hastalıktır. Ama bu hastalığın tedavisinde erken teşhis çok önemlidir. Bu yüzden belirtilerin sıklaşması ve geçici olmaması durumunda hemen bir doktora görünmekte fayda vardır.

Akciğer Zarı Kanseri (Mezotelyoma) tetkik yöntemleri nelerdir?

Belirtiler sonucu kontrol için hastaneye gelen hastanın göğsünün hasta tarafının diğerine göre küçülmüş olduğu ve omuz tarafınında düşük durduğu saptanmıştır. Sıvının toplandığı akciğer zarı akciğeri sararak kalınlaşmasına neden olur. Oluşmuş olan sıvı enjektör yardımı ile alınarak incelenir. Sıvıda tümör hücrelerinin görülmesi durumunda akciğer zarı kanseri tanısı konulabilir ancak kesin sonuç için biyopsiye ihtiyaç vardır.

Akciğer Zarı Kanseri (Mezotelyoma) tedavi yöntemleri nelerdir?

Biyopsinin ve akciğer zarı kanseri tanısının konulmasının ardından tedavi planlaması yapılmalıdır. Hastalığın türüne göre tedavi şeklide değişiklik göstermektedir. Sarkomatöz ve mixt görülen hastalarda kemoterapi ve radyoterapi uygulanırken, epitelyal görülen hastalarda cerrahi tedavi seçeneği uygulanabilir. Fakat sonrasında hastaya kemoterapi ve radyoterapi de uygulanmalıdır.

Akciğer Zarı Kanseri (Mezotelyoma) yaşam stili önerileri

Akciğer zarı kanseri tedavisinden sonra akciğer için faydalı besinler ile kaliteli ve sağlam bir şekilde beslenerek vücudun bağışıklık sistemi güçlü tutulmalıdır. Sigara kesinlikle kullanılmamalıdır. Hastalık süresince ve sonrasında hastanın moralinin yüksek tutulması tedavi süreci kadar önemlidir.

Not: Sunulan bilgilerin amacı herhangi bir hastalığı teşhis veya tedavi etmek, iyileştirmek veya önlemek değildir. Tüm bilgiler yalnızca genel bilginize yöneliktir, tıbbi tavsiye veya belirli tıbbi durumların tedavisinin yerine geçmez. Uygulamadan önce bu bilgileri doktorunuzla görüşün.

Paylaşın

Akciğer Nodülleri Nedir, Belirtileri Ve Tedavi Yöntemleri Nelerdir?

Genç yaş grubunda da görülebilen ve daha çok yuvarlak ya da oval görünümde, akciğer içerisinde yer alan, leke olarak da bilinen lezyonlara Akciğer Nodülleri denir. İyi huylu ve kötü huylu nodüller olmak üzere ikiye ayrılır. 

Haber Merkezi / Akciğer Nodülleri genellikle göğüs grafisinde görülebilmek için en az bir santimetre büyüklüğünde olmalıdır. Akciğer Nodülleri oldukça yaygındır. Sigara içen 50 yaşın üzerindeki insanların yaklaşık yarısında Akciğer Nodülü’ne rastlanır.

Akciğer Nodülleri belirtileri nedir?

Nodüller daha çok geçmeyen uzun süreli öksürük ve kanlı balgam halleriyle kendini gösterebilir. Ayrıca geçmişe dayalı verem öyküsü durumlarından sonra da oluşabilir (tüberkülom). Hastalık kimi zamanda hiç belirti göstermeyebilir. Bu nedenle en az 6 ayda bir uzman kontrolüne gitmek gerekir.

Akciğer Nodülleri nedenleri nedir?

Habis nodüllerin en büyük nedenlerinden biri sigara kullanımıdır. Ancak sigara içmeyen hastalarda da görülebilir. Nodüllerin başka bir organdan sıçrayarak oluşması da en çok bilinen sebeplerdendir. Mesleki koşullar, seyahat ve daha önce yaşanmış olan tüberküloz hastalıkları da tetikleyici olabilir.

Akciğer Nodülleri risk faktörleri nedir?

Hastanın yaşı, daha önce geçirmiş olduğu hastalıklar, aile ve yakın akrabalarından daha önce bu akciğer kanseri ya da benzeri akciğer hastalıkları öyküsü olanlar, sigara, alkol, stres, psikolojik travmalar, kalp damar hastalıkları olanlar, kronik rahatsızlıkları olup ilaç kullananlar, kan damarlarında anormallikler bulunanlar, romatoid artrit durumu olanlar risk grubunda yer almaktadır.

Akciğer Nodülleri komplikasyonları nedir?

İyi huylu olanlarda, uzman tarafından antibiyotik tedavisi yapılabilir ve ameliyata gerek görülmeyebilir. Ancak kötü huylu olanlarda mutlaka patalojik inceleme yapılmalı ve gerekli durumlarda cerrahi tedavi gerçekleştirilmelidir. Sonrasında yaşam koşulları, sigara kullanımı ve farklı risk faktörlerine bağlı olarak, hastalık tekrar devam edebilir ya da başka organlara sıçrayabilir.

Doktor Randevusu öncesi neler yapılmalıdır?

Sürekli devam eden öksürük hali, kanlı balgam ya da nefes darlığı gibi durumlarda vakit kaybetmeden mutlaka bir uzmana başvurulması gerekmektedir. Hastalığın teşhis ve tedavisi için erken tanı çok önemlidir.

Akciğer Nodülleri tetkik yöntemleri nelerdir?

Akciğerde oluşan nodülün kesin tanısı bronkoskopi veya transtorasik biyopsi yapılarak anlaşılır. Kötü huylu olduğu düşünülen nodüller, ameliyatla alındıktan sonra patalojik incelemeye gönderilir. Buna göre kesin bir sonuç elde edilir. Ayrıca muayene sırasında hastanın yaşı, sigara kullanıyorsa ne kadar süredir kullandığı, aile veya akrabalar arasında nodül yada akciğer kanseri vakasının yaşanıp yaşanmadığı da araştırılmalıdır.

Akciğer Nodülleri tedavi yöntemleri nelerdir?

İyi huylu nodüllerde genel olarak herhangi bir tedaviye gerek görülmeyebilir ya da uzman tarafından ilaç tedavisi uygulanabilir. Ancak kanser yani kötü huylu olduğu düşünülen nodüller operasyon ile alınıp patolojik incelemeye gönderilir, sonuca göre uzman tarafından bir tedavi yöntemi belirlenir ve belli periyotlarla hastanın kontrolleri yapılır.

Akciğer Nodülleri yaşam stili önerileri

Mümkün olduğunca sigara ve alkolden uzak durmak, egzersiz, yürüyüş, spor yapmak, stresten uzak durmak, sağlıklı beslenmek ve bağışıklık sistemini güçlü tutmak, yoğun üzüntü halinden uzak durmak, akciğer nodüllerinin oluşma riskini azaltır.

Paylaşın

Akalazya Nedir, Belirtileri Ve Tedavi Yöntemleri Nelerdir?

Akalazya (Achalasia), yeme işlemi sırasında yemek borusunun kasılamaması ile ortaya çıkan hastalıktır. Bu hastalık ortalama olarak 2-3 yıl içerisinde gelişmektedir.

Akalazyalı hastalar yutma sırasında yemek borusu ile mide arasındaki kapağın  açılamaması nedeniyle lokmanın takıldığını hissederler. Yutulan lokmalar yemek borusunda birikir, miktarı ve ağırlığı artınca kapağı zorla açarak mideye geçer. Bolca su içerek yutmaya çalışırlar. Hastalık genellikle yavaş ilerler, belirtiler başlangıçta hafiftir. Hastalar zaman geçtikçe yavaş yavaş bu durumlarına alışırlar,  bu hallerini normal zannedebilirler. Çoğunlukla doktora gecikmeli başvururlar. Akalazya ilerlediğinde yemek borusunun yapısını bozarak genişlemesine neden olur.

Akalazya hastalığının belirtileri:

Yutma güçlüğü (disfaji, dysphagia) akalazyanın en önemli belirtisidir. Regürjitasyon ikinci sıklıkta karşılaşılan belirtidir. Mideye geçemeyip yemek borusunda birikmiş gıda artıkları ve sıvılar geriye ağıza doğru gelir. Reflü hastalığında da benzer bir şey olduğu için akalazya hastaları yanlışlıkla reflü hastası zannedilebilir. Regürjitasyon gece olursa geri  kaçan şeyler uyurken nefes borusuna kaçabilir. Göğüs ağrısı akalazyada sık görülen bir başka önemli belirtidir. Daha çok genç akalazyalı hastalarda görülür. Çoğu hastada zamanla kendiliğinden azalıp kaybolur. Bazılarında bir kaç yıl devam edebilir. Yemek borusunda uzun süre bekleyen besin artıkları bakterilerin etkisiyle bozularak kokuşmaya, mukozada tahrişe ve reflü hastalığındakine benzer şekilde yanma hissine yol açabilir.

Akalazyanın Nedenleri Nedir?

Akalazya, yemek borusunda (özofagus) bulunan kasların sinirlerinde meydana gelen hasarla ortaya çıkmaktadır. Çeşitli hastalıklarla veya ortada sebep yokken bile yemek borusundaki kapakçığı besleyen sinirlerin ölmesiyle hastalık ortaya çıkmaktadır. Hastalıkta genetik yatkınlığında etkili olduğu düşünülmektedir.

Akalazyanın Risk Faktörleri Nedir?

Genetik yatkınlık, mide rahatsızlıkları, 20-30 yaşlar ve kadınlar akalazyada risk oluşturmaktadır.

Yemek yerken oldukça fazla zorlanan akalazya hastaları toplum içinde yemek yemekten çekinirler. Bir süre sonra hastalarda utangaçlık ve depresyon baş göstermektedir. Bunun yanında yemek borusunda kanamalar meydana gelmektedir. Yemek borusunda tahriş ve yırtılmalar söz konusudur.

Akalazya için Doktor Randevusu Öncesi Neler Yapılmalıdır?

Yutma zorluğu, göğüste tıkanma ve geğirme belirtilerinde vakit kaybetmeden doktor randevusu oluşturmalısınız. İlk evrelerde belirti vermeyen akalazyada hastalığa karşı düzenli olarak doktor kontrolüne gitmenizde fayda var. Randevu öncesinde belirtileri ve süresini not edebilirsiniz.

Akalazyanın Tetkik Yöntemleri Nelerdir?

Akalazya hastalığında vakaların pek çoğu ileri evrelerde doktora gitmekteler. Akalazya hastalığında, çekilen filmlerle yemek borusundaki genişleme incelenmektedir. Tanı koymak için ne yazık ki yeterli bir yöntem bulunmamaktadır. Bu yüzden hasta radyolojik, endoskopik ve manometrik olarak incelenmektedir. Bu testlerde özofagusun yapısı incelenerek tanı konulmaktadır.

Akalazyanın Tedavi Yöntemleri Nelerdir?

Akalazyada yutma işlevini kolaylaştırmak için tedaviler uygulanmaktadır. Ölen ve hasar gören sinirler ne yazık ki tedavi edilememektedir. Buna bağlı olarak ilaç tedavisi, botoks enjeksiyonu, dilatasyon ve miyotomi olarak farklı tedavi seçenekleri uygulanmaktadır. İlaç tedavisinde kasları gevşeten ve basıncı düşüren nitrat ve kalsiyum bazlı ilaçlar kullanılmaktadır. Dilatasyon yönteminde balon dilatörler kullanılarak genişletme işlevi yapılmaktadır. Bu tedavi yönteminden sonra hastaların 5 yıl sonra tekrar dilatasyon yaptırması gerekmektedir ve işlem tekrarı arttıkça başarı oranı düşmektedir. Bunun yanında yemek borusunda delinme, kanama, sırt ve göğüs ağrısı gibi komplikasyonların ortaya çıkmasına neden olmaktadır.

Akalazya Hastaları için Yaşam Stili Önerileri

Akalazya hastalarının yemeklerini yavaş yemeleri, iyice çiğnemeleri ve su ile tüketmeleri faydalı olacaktır. Bunun yanında çikolata, asitli gıdalar, sos ve alkol gibi reflüyü artıran gıdalardan uzak durmaları gerekmektedir.

Not: Sunulan bilgilerin amacı herhangi bir hastalığı teşhis veya tedavi etmek, iyileştirmek veya önlemek değildir. Tüm bilgiler yalnızca genel bilginize yöneliktir, tıbbi tavsiye veya belirli tıbbi durumların tedavisinin yerine geçmez. Uygulamadan önce bu bilgileri doktorunuzla görüşün.

Paylaşın

Ailevi Akdeniz Ateşi Nedir, Belirtileri Ve Tedavi Yöntemleri Nelerdir?

Özellikle Akdeniz’e kıyısı bulunan ülkelerde sıklıkla görülen Ailevi Akdeniz Ateşi, ataklar halinde karın ağrısı, ateş şikayetleri ile kendini belli eden ve akut apandisit ile karıştırılabilen otozomal resesif (çekinik) geçişli kalıtsal bir hastalıktır.

Genel olarak Familial Mediterranean  Fever (FMF) adı ile bilinmektedir.

Ailevi Akdeniz Ateşinin belirtileri nedir?

Tekrarlayan ateş ve karın ağrılarıyla gelen ataklar Ailevi Akdeniz Ateşi’nde en karakteristik belirtiler arasında gelmektedir. Ataklar 3-4 gün sürmektedir. Orta ve yüksek seyreden ateş 40 C’ye kadar yükselmektedir. Şiddetli karın ağrısı, diz ve ayaklarda ağrılar, ağrı oluşan yerlerde meydana gelen kızarıklıklar, şişlikler, iltihaplanmalar, bulantı ve kusma diğer belirtiler arasında gelmektedir.

Ailevi Akdeniz Ateşinin nedenleri nedir?

Nedeni tam olarak bilinemeyen hastalıkta genetik önemli bir rol oynamaktadır. Ailesinde Ailevi Akdeniz Ateşi olan kişilerde hastalığın görülme olasılığı çok yüksektir.

Ailevi Akdeniz Ateşinin risk faktörleri nedir?

Ailesinde Ailevi Akdeniz Ateşi olanlar hastalıkta risk faktörü oluşturmaktadır.

Ailevi Akdeniz Ateşinin komplikasyonları nedir?

Ailevi Akdeniz Ateşi, çeşitli organlarda protein bazlı olan amiloid maddesinin birikmesine neden olmaktadır. Oldukça tehlikeli olan bu madde, organlara ve damarlara zarar vermekte ve hastanın hayatını tehlikeye atmaktadır. Sebep olduğu hastalıklar arasında böbrek yetmezliği, düşük ve kısırlık gelmektedir.

Ailevi Akdeniz Ateşi için doktor randevusu öncesi neler yapılmalıdır?

Düzenli kontrol gerektiren bir hastalık olan Ailevi Akdeniz Ateşi hastalığında doktor randevusu öncesinde atakların geldiği dönemler, süresi, ortaya çıkan semptomlar ve diğer bilgiler kaydedilmeli ve doktorla paylaşılmalıdır.

Ailevi Akdeniz Ateşinin tetkik yöntemleri nelerdir?

Genetik kaynaklı olan hastalıkta yapılan laboratuvar incelemeleri sonucunda ilgili genlere rastlandığında teşhis kesin olarak konulmaktadır. Genetik inceleme oldukça maliyetli olduğu için doktor kontrolleri, ortaya çıkan belirtiler ve ailedeki hastalık hikayesi ile de tanı konulmaktadır.

Ailevi Akdeniz Ateşinin tedavi yöntemleri nelerdir?

Ailevi Akdeniz Ateşi hastalığında Kolşisin adlı ilaç ile tedavi uygulanmaktadır. Uygulanan ilaç tedavisi hastalığı ortadan kaldırmaya yönelik değil; atakların gelme süresini uzatmak, ağrı şiddetini düşürmek ve atak süresinin kısaltmak için uygulanmaktadır. Uygulanan ilaç tedavisi ile protein bazlı amiloid birikmesi de engellenmektedir.

Ailevi Akdeniz Ateşi hastaları için yaşam stili önerileri

Ailevi Akdeniz Ateşi olan hastaların doktor kontrollerini düzenli olarak yapmaları gerekmektedir. Düzenli ilaç kullanımı gerektiren hastalıkta, ilacın dozu iyi ayarlanmalı ve kontrolsüz tüketilmemelidir.

Paylaşın

Ağız Kokusu Nedir, Belirtileri Ve Tedavi Yöntemleri Nelerdir?

Ağız kokusu (Halitosis) ağızdan veya burundan gelen, hem kişiyi hem de çevresindekileri rahatsız eden nefesteki çirkin kokudur. Kötü ağız kokusu kişiler arası iletişimi olumsuz etkilediği gibi, kişide sosyal baskı, psikososyal stres ve özgüven problemleri olusmasına yol açmaktadır. Hatta Ağız Kokusu (Halitosis) bu problemden ötürü sosyal ve bireysel izolasyonlar da görülebilmektedir.

Ağız kokusu bir hastalık değildir, ancak pek çok hastalığın habercisi de olabilir. Bu yüzden patolojik ve fizyolojik olarak ikiye ayrılmaktadır.

Fizyolojik ağız kokusu; diş aralarında, diş ve dil yüzeylerinde birikmiş ancak temizlenmemiş bakteri plağı ile sindirim kanalındaki gazların, ağzımızın gece boyu kapalı kalmasına bağlı olarak sabah hissedilen kokularıdır. Bazı yiyeceklere bağlı oluşan oluşan kokular da fizyolojiktir. 

Ağız kokusu herkeste görülür mü?

Kötü ağız kokusu toplumda sıkça ve her yaşta görülmektedir. Yetişkinlerin en az %50’sinde hayatlarının bir döneminde, özellikle sabah kalktıktan sonra sosyal olarak kabul edilemeyecek derecede ağız kokusu vardır.

Yapılan araştırmalar, erkeklerde kadınlara oranla 3 kat daha fazla ağız kokusu olduğunu ortaya koymaktadır. Ayrıca, 20 yaş üzeri bireylerde de gençlere oranla 3 kat fazla gözlemlenmektedir.

Ağız kokusunun nedenleri nedir?

Ağız, vücudumuzda en yoğun şekilde bakteri bulunduran yerdir. Gıda artıklarının gün be gün diş aralarında, diş ve dil yüzeylerinde birikmelerine rağmen doğru şekilde temizlenememesi sonucu oluşan bakteri plağında yer alan bu bakterilerin oluşturduğu kükürt salınımı ve bazen de tükrük akış hızının ve temizleme kapasitesinin azalması sonucu ağız kokusu ortaya çıkmaktadır. Bunun yanında sigara kullanımı, mide problemleri, bademcik iltihabı, şeker hastalığı ve sinüzit gibi pek çok hastalık da ağız kokusuna sebep olmaktadır.

Ağız kokusunun risk faktörleri nedir?

Ağız kokusu, esasen ve çok büyük oranda, doğru teknikle diş fırçalamadıkları ve diş ipi veya diş arası fırçasıyla diş arası temizliği yapmadıkları için ağız hijyeni bozuk olan pek çok kişinin yaşadığı bir problemdir. Şeker hastalığı, sigara kullanımı, ağız kuruluğu, ağızdaki enfeksiyonlar, reflü gibi mide rahatsızlıkları, bademcik iltihabı, sinüzit ve öz bakımın bozulduğu ciddi nörolojik veya psikiyatrik hastalıklar ağız kokusu için risk faktörleridir.

Ağız kokusunun komplikasyonları nedir?

Ağız kokusunun özellikle psikolojik komplikasyonları bulunmaktadır. Evli bireylerde sorun büyüktür, mutlaka tedavisi gerekir. Yine kişinin iş ve sosyal hayatına etkisi de yüksek düzeydedir. Ağız kokusu varlığında, sosyal ortamlardan kaçınma, beraberinde sosyal dışlanma, özgüven kaybı ve içe kapanıklık gibi sosyal fobi bulguları görülebilir.

Ağız kokusu için doktor randevusu öncesi neler yapılmalıdır?

Ağız kokusu için pek çok kişi doktora gitmeye gerek duymaz, zira durumun farkında değillerdir veya bu sorunu iyice yadsımışlardır. Ancak ağız kokusunun sebebi ciddi hastalıklar da olabilir veya zaten kişinin sosyal hayatını bozmaktadır. Bu yüzden vakit kaybedilmeden doktor randevusunun alınması ve doktora şikâyetlerin doğru aktarılması gerekmektedir.

Ağız kokusunun tetkik yöntemleri nelerdir?

Ağız kokusunda tanı koymak için doktor muayenesini yeterlidir.

Ağız kokusunun tedavi yöntemleri nelerdir?

Ağız kokusu toplumun çok büyük bölümünde görülen bir problemdir. Ağız kokularında dişlerin, diş aralarının ve dilin doğru teknikle temizlenmesi ağız kokusunun önüne geçmede oldukça etkili olmaktadır. Özellikle dil yüzeylerinde oluşan , “dil pası” diye adlandırılan ve elbette bakteri içeren tabaka da ağız kokusuna neden olmaktadır. Bu yüzden dişler fırçalandıktan sonra dil yüzeylerinin de ara taraftan öne doğru süpürme hareketiyle, macunla veya macunsuz, 6-7 defa fırçalanması gerekmektedir. Gargara kullanımıyla da temizlik desteklenebilir. Patalojik ağız kokusunda ise öncelikle çürükler tedavi edilmeli, diş taşları temizlenerek ağız kokusuna sebep olan durumlar ortadan kaldırılmalıdır.

Ağız kokusu olan hastalar için yaşam stili önerileri

Ağız kokusu olan kişiler öncelikle mutlaka diş hekimine muayene olup diş eti hastalığı olup olmadığını öğrenmeli ve gerekiyorsa diş taşı temizliği de denen başlangıç düzey diş eti tedavisini yaptırmalıdır. Bu tedavi sırasında, ağız hijyenini tam olarak nasıl temin edeceğini öğrenmesi şarttır. Aldığı ağız hijyen eğitimini de uygulamalıdır. Kısacası, dişler doğru teknikle özenle fırçalanmalı, dişlerle beraber dil de fırçalanmalı, diş ipi mutlaka kullanılmalı ve bazen de ağız çalkalama sularıyla temizlik tamamlanmalıdır. Ağız kokusuna neden olan sigara gibi etkenlerden elbette uzak durulmalıdır.

Paylaşın

Ağız Kanseri Nedir, Belirtileri Ve Tedavi Yöntemleri Nelerdir?

Kanser vücuttaki anormal yapılı hücrelerin kontrolsüz bölünmesi sonucu ortaya çıkan bir hastalıktır. Bu hücreler kanserojen veya kötü huylu hücreler olarak tanımlanır.

Ağız kanseri dudaklarda (genelde alt dudakta), ağız içinde, tükürük bezlerinde, gırtlağın arkasında, yemek borusunda, dilde veya ağızdaki yumuşak dokularda görülebilir.

Kadınlardan ziyade erkeklerde daha sık görülmekle birlikte 40 yaşın üzerindeki bireylerde daha çok karşılaşılabilen bir durumdur. Yoğun alkol kullanımı ile birlikte sigara, en önemli risk faktörüdür.

Erken teşhis edilmezse, ağız kanseri ameliyat, radyasyon terapisi ve/veya kemoterapiyi gerektirebilir. Toplam beş yıl boyunca hayatta kalma oranı yüzde 50 olmakla birlikte, ölümcül de olabilir. Bu zayıf tahminin sebebi, erken belirtilerin fark edilememesidir. Bu yüzden ağız kanserinin erken teşhis edilmesi başarılı bir tedavi için çok önemlidir.

Ağız Kanserinin Belirtileri Nelerdir?

Dudaklarda, diş etlerinde veya ağzınızın içinde kolaylıkla kanayan ve iyileşmeyen bir yara
Yanakta dilinizle hissedebileceğiniz bir şişkinlik veya kalınlaşma
Ağzınızın herhangi bir bölümünde his kaybı veya uyuşukluk
Diş etlerinde, dilde veya ağız içindeki beyaz veya kırmızı benekler
Çiğneme veya yutma güçlüğü
Ağzınızda acı veya tarifsiz bir ağrı veya bilinen bir sebep olmaksızın boğazınıza bir şey takılma hissi
Takma dişlerin kötü bir şekilde yerleşmesine neden olan çene şişkinliği
Ses değişikliği

Her zaman ağız kanserinin en erken uyarı işaretlerini fark edemeyebilirsiniz, bu yüzden hem diş hekiminiz hem de doktorunuzun yaptığı düzenli muayeneler çok önemlidir. Diş hekiminiz, ağız kanserin erken uyarı işaretlerini teşhis edecek şekilde eğitilmiştir. Ancak diş muayenesine ek olarak aşağıdakilerden herhangi birini fark ederseniz, diş hekiminize başvurmalısınız:

Ağız kanserinin risk faktörleri nedir?

Sigara, tütün ve alkol kullananlar, ailesinde ağız kanseri hikayesi olanlar, güneş ışınlarına korumasız maruz kalanlar, sağlıklız beslenme ve sağlık problemleri ağız kanserinde risk faktörü oluşturmaktadır.

Ağız kanserinin komplikasyonları nedir?

Ağız kanserinde tedavi sırasında birtakım komplikasyonlar meydana gelmektedir. Baş ve boyun bölgesine uygulanan radyasyon ağızda tahrişe sebep olmaktadır. Bunun yanında ağız kuruluğu, yutmada problemler, tat alma duyusunda problemler, diş çürükleri ve dişeti problemleri gibi komplikasyonlara neden olmaktadır.

Ağız kanseri için doktor randevusu öncesi neler yapılmalıdır?

Ağızda ortaya çıkan ve bir ay boyunca iyileşmeyen yaralarda vakit kaybetmeden doktor randevunuzu oluşturmalısınız. Bunun yanında şikayetlerinizi detaylı şekilde not alabilir ve doktorunuz ile paylaşabilirsiniz.

Ağız kanserinin tetkik yöntemleri nelerdir?

Yapılan detaylı ağız ve diş muayenesi kanser teşhisinde önem taşımaktadır. İlk şüpheler yapılan fizik muayene ile oluşmaktadır. Kesin tanı koymak için ağızda meydana gelen yara veya hasarlı dokulardan örnek alınarak incelemeye gönderilir. Sonucun pozitif çıkması ile kesin olarak tanı konulmaktadır.

Ağız kanserinin tedavi yöntemleri nelerdir?

Ağız kanseri tedavisinde kemoterapi, radyoterapi ve cerrahi tedavi olmak üzere 3 yöntem yer almaktadır. cerrahi tedavide kanserli dokular cerrahi operasyon ile tamamen çıkarılmaktadır. Bunun yanında kanserli hücreleri yok etmek için ışın tedavisi, ilaç tedavi ve her iki yöntemin bir arada kullanıldığı kompleks tedaviler de uygulanmaktadır.

Ağız kanseri hastaları için yaşam stili önerileri

Ağız kanseri hastalarının tedaviyle birlikte hayatlarında birtakım değişikliklere gitmeleri gerekmektedir. Diş fırçası olarak yumuşak fırçalar tercih edilmeli; baharatlı, kuru ve çiğ yiyeceklerden uzak durulmalıdır. Ağız kuruluğuna karşı doktorun önerdiği ilaçlar ya da sakız kullanılabilir.

Paylaşın